27 Ağustos 2021 Cuma

NEVRA EKER GÜRYEL, J/70 DÜNYA ŞAMPİYONASI TARİHİNİN İLK TÜRK KADIN DÜMENCİSİ OLDU...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



NEVRA EKER GÜRYEL, J/70 DÜNYA ŞAMPİYONASI TARİHİNİN İLK TÜRK KADIN DÜMENCİSİ OLDU

Katıldığı uluslararası yarışlarda elde ettiği derecelerle Türk yelkenciliğini gururlandıran ve genç yelkencilerimiz için yeni ufuklar açan Eker Yelken Takımı, J/70 Dünya Şampiyonası’nda ülkemizi temsil eden tek takım oldu.

California Yacht Club’ın ev sahipliğinde düzenlenen ve 61 teknelik filonun yer aldığı yarışa Burak Zengin’in koçluğunda katılan takımda;Nevra Eker Güryel, Doğa Arıbaş, Kerem Özkan ve Burak Baran yer aldı. Eker Yelken Takımı, yarışı 37. sırada tamamladı. 

Bu şampiyonaya ilk kez katılan Eker Yelken Takımı dümencisi Nevra Eker Güryel, aynı zamanda J/70 Dünya Şampiyonası tarihinin ilk Türk kadın dümencisi de oldu. Eker Süt Ürünleri Genel Müdür Yardımcısı Nevra Eker Güryel, yarış sonrasındaki düşüncelerini şu şekilde aktardı: 

“Organizasyon tarihine geçmek, benim için büyük bir onurdu”

“Eker Yelken Takımı, uzun zamandır saygın yarışlara katılan, uluslararası yelken yarışlarında önemli başarılar elde eden bir oluşum. Dümenci sıfatıyla kendileriyle ilk kez yarışma fırsatı buldum. Yarıştan önce bazı çekincelerim olsa da takım arkadaşlarım bana çok yardımcı oldular. Benim için müthiş ve çok öğretici bir tecrübe oldu.

Bir Türk kadın dümenci olarak bu yarışın bir parçası olmak gurur vericiydi. J/70 Dünya Şampiyonası tarihindeki ilk Türk kadın dümenci olmak ise büyük bir onurdu. Bana destek olan herkese çok teşekkür ediyorum.

J/70 Dünya Şampiyonası, daha önce deneyimlemediğim kadar kapsamlı bir yarıştı. Çeşitli ulusal yarışlarda yelkenci ya da dümenci olarak yer alsam da J/70 Dünya Şampiyonası’nda çok farklı boyutta bir mücadele ile karşılaştım. Öncelikle 61 takımlık bir filoyla yarışmak bambaşka bir dinamikti.

Hem fiziksel hem de psikolojik olarak yarışın her saniyesinde %100’ünüz ile yarışmanız gerekiyor. Gerçekten her saniyeniz çok kritik. Yaptığınız minik bir hata ya da milisaniyeler içerisinde aldığınız doğru bir karar, tüm filo içerisindeki yerinizi dramatik şekilde değiştiriyor. Sonuç ne olursa olsun çok keyifli bir süreç yaşıyorsunuz. Eker Yelken Takımı olarak bu yarışta yer almaktan ve yarış boyunca sergilediğimiz performanstan gurur duyuyoruz.”

Eker Süt Ürünleri, ülkemizi uluslararası yelken yarışlarında temsil etmeye ve yelken sevgisini genç nesillere aktarmaya önümüzdeki dönemde de devam edecek. 


AFYONKARAHİSAR, DÜNYA MOTOKROS ŞAMPİYONASI’NA HAZIR ..


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türkiye'nin ve dünyanın motokrosun yıldızlarını motosiklet tutkunlarıyla buluşturacak MXGP OF TURKEY ve MXGP OF AFYON yarışları  Afyonkarahisar Motor Sporları Merkezi'nde düzenlenecek. Şampiyona öncesi Afyonkarahisar Belediye Başkanı Mehmet Zeybek ve AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven ile birlikte şampiyonanın yapılacağı alanda incelemelerde bulundu. Basın mensuplarına şampiyonayla öncesi bilgiler aktaran Zeybek, şampiyonanın düzenleneceği alanda çalışmaların tamamlandığını açıkladı. 


ŞEHİT YAKINLARI, GAZİLER VE ENGELLİ BİREYLERE GİRİŞLER ÜCRETSİZ

Şampiyonaya 100 binin üzerinde ziyaretçi beklemelerine rağmen bu sayının 100 bini de aşacağını aktaran Zeybek, şehit yakınlarımızın, gazilerimizin ve engelli bireylerin şampiyonaya girişlerinin ücretsiz olacağının müjdesini verdi. 

AK Parti Afyonkarahisar Milletvekili İbrahim Yurdunuseven ise Afyonkarahisar’ın artık sporun şehri olduğunu vurguladı. Alanda çalışmaların tamamlanmasından duyduğu memnuniyeti ifade eden Yurdunuseven, emeği geçen herkese teşekkür etti.

Tüm dünyaya sporun merkezi Afyonkarahisar’ı tanıtmayı hedeflediklerini dile getiren Yurdunuseven, “Afyonkarahisar Türkiye’nin odak noktası oldu” diye konuştu.


EMEĞİ GEÇEN HERKESE TEŞEKKÜR EDERİM

Türkiye Motorsporları Asbaşkanı Mahmut Nedim Akülke ise, hazırlıklarda finale doğru yaklaşmanın heyecanını yaşadığını ifade etti. Parkurdaki çalışmaların tamamlandığını söyleyen Akülke, padok alanında çadırların kurulmaya başlandığını kaydetti. Dünya standartlarında bir karavan ve kamp alanı oluşturduklarını dile getiren Akülke, an itibariyle 25 karavan kamp alanın online olarak rezerve edildiğini, kalan bölgelerin de dolacağını söyledi. 


TÜRKİYE’NİN İLK VE TEK TERMAL ALTYAPISINA SAHİP ‘KAMP ve KARAVAN ALANI'

Yarışların yanında Türkiye MotoFest’de bu yıl nefes kesecek. 40'tan fazla spor aktivitesi ve eğlencenin tavan yapacağı organizasyon için her şey en ince ayrıntısına kadar düşünüldü. Ayrıca dünyanın dört bir tarafından misafirlerin geleceği Afyon Motorsporları Merkezi’nde Türkiye’nin ilk ve tek termal altyapısına sahip ‘Kamp ve Karavan Alanı' oluşturuldu. 


Dünya ve uluslararası standartlara uygun şekilde yapılan alanda özel ihtiyaçlara cevap verecek çalışmalar tamamlandı. Karavan ve kamp merkezi içerisinde bulunan çamaşırhane, bulaşıkhane, mutfak ve ihtiyaç alanları gibi bölümler kullanıma hazır hale getirildi. Ayrıca 40’dan fazla karavana ev sahipliği yapacak alanda kamp yapmak isteyenler için de oluşturulan özel bölgede çimlenme çalışmaları da tamamlandı. Kampseverler çimlendirme çalışması yapılan sahada uygun koşullarda konaklayabilecek.


26 Ağustos 2021 Perşembe

Robbie Maddison, İstanbul Boğazı’nın güçlü akıntısına meydan okudu...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Algida Big Bold'dan İstanbul Boğazı’nda bir ilk! 

Robbie Maddison, motosikletiyle deniz üzerinde Avrupa’dan Asya’ya geçerek İstanbul Boğazı’nda sıradışı bir gösteriye imza attı. Dünyaca ünlü Avustralyalı motokros efsanesi Robbie Maddison, İstanbul Boğazı’nın güçlü akıntısına meydan okudu.

Hayatı büyük yaşayanlara “Ya Big Ya Hiç” diyerek sınırlarından kurtulup harekete geçmenin altını çizen Algida Big Bold dondurma, İstanbul Boğazı’nda nefesleri kesen bir gösteriye ev sahipliği yaptı. Dünyaca ünlü Avustralyalı motokros efsanesi ve motosikletiyle su üzerinde gidebilen tek isim Robbie Maddison’ı Türkiye’de ağırlayan Big Bold, Maddison’un İstanbul Boğazı’nda Avrupa Kıtası’ndan Asya Kıtası’na denizden geçişiyle herkesi “büyük yaşamanın”heyecanına davet etti.

Maddison, kendi tasarladığı özel motosikletiyle Ortaköy Meydanı’nda hazırlanan platformdan start aldı. Boğazın akıntısını hiçe sayarak, saatte 70 km hızla sürdüğü motorsikletiyle 1.5 dakikada Beylerbeyi’ne ulaştı.  Maddison, Algida Big Bold dondurması erimeden karşı kıtaya geçmiş oldu.Ardından Beylerbeyi’nden hareket ederek gittiği yolu yine 1.5 dakikada geri döndü. Bu muhteşem  performans, gidiş dönüş toplam 3 dakika sürdü.  

Maddison: “İstanbul Boğazı’nı gördüğüm anmotosikletimle geçmeyi hayal ettim. Başardım”

Mart ayında Algida Big Bold’un reklam filmi çekimi ve bu performansı için İstanbul’a keşfe gelen Maddison, “İstanbul Boğazı’nın derin akıntıve sularında motosikletimi ilk kez kıtalararası sürdüğüm için çok heyecanlıyım. İstanbul Boğazı, dünyanın en yoğun trafiğine sahip kanallardan biri. İstanbul Boğaz sularından bugüne kadar her türlü deniz aracı geçmişti, ancak bir motosiklet geçmemişti. Bugün burada Algida Big Bold’la sınırlara meydan okuduk. Aylarca hazırlandık ve korkusuzca nasıl yapabileceğimizi araştırdık. Büyük ve dikkat çekici bir hikayenin altına ismimizi yazdırdık. Tam bir dakika gibi bir sürede, martılar eşliğinde ve boğazın sularının üzerinde Big Bold dondurmam erimeden Avrupa’dan Asya’ya geçtim. Zaman zaman akıntının 13 mile çıktığı boğazdaki bu performansımın verdiği keyfi hiçbir zaman unutmayacağım. Toplam performansım 3 dakika sürdü. Ancak performansım 1 senelik bir çalışmanın sonucu. Bu sebeple 1 sene 3 dakikadır da diyebilirim” dedi.

Altı ay boyunca, 150 kişilik bir ekip, özel bir deniz operasyonuyla çalıştı. 

Bir dakikalık kısa bir sürede Avrupa’dan Asya kıtasına geçen Robbie Maddison’ın performansı için 150 kişilik bir ekip, özel bir deniz operasyonuyla çalıştı. İstanbul Boğazı, Maddison’ın heyecan verici performansı için gerekli tüm izinler alınarak deniz trafiğine kapatıldı. Maddison’ın performansını, 20 kişilik bir kamera ekibi ile ikisi ekstrem sporlarda kullanılan FPV drone olmak üzere toplamda dört drone kaydetti. Kariyerinde sayısız rekora sahip Robbie Maddison’ın özel motosikleti için, tamamen geri dönüşümlü malzemeler kullanılarak özel iki rampa tasarlandı, Ortaköy Meydanı ve Beylerbeyi Parkı’na kuruldu. Ortaköy Meydanı’ndan start alan Maddison, deniz üzerinden karşıya geçerek Beylerbeyi Parkı’na uğradı, sonra Ortaköy Meydanı’na geri döndü.


Robbie Maddison kimdir? 

1981 doğumlu, Avustralyalı motosiklet performans sanatçısı Robbie Maddison, kendi tasarladığı özel motosikletiyle su üzerinde gidebilen dünyadaki tek isim. Lakabı “Maddo” olan Robbie’nin kariyerinde,dünyanın motosikletle en uzun atlama rekoru dahil birçok dünya rekoru var. X Games ve X Fighters’taki başarılarının yanı sıra James Bond filmi Skyfall’da  Daniel Craig’in dublörlüğünü yapmak için Türkiye’ye geldi, tehlikeli motosiklet sahnelerinde performans sergiledi. Bu performans ona Screen Actors Guild Ödülleri’nde “En İyi Dublör” ödülünü kazandırdı. Aynı zamanda 2013’de Taurus World Stunt Ödülleri’nde “Araçla En İyi Dublör” ödülünün de sahibidir.


Kolaysoft ile alışkanlıkları değiştirmeden e-fatura’ya geçiş ...

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Kolaysoft AŞ ile firmalar alışkanlıklarını değiştirmeden e-fatura’ya geçiş yapıyor

Dijital dönüşümün en önemli basamaklarından bir tanesini olan e-fatura, 2013 yılından itibaren firmaların hayatına girmeye başladı. e-fatura’ya geçen firmaların, fatura süreç yönetimindeki hata riski de oldukça azaldı. Çünkü, dışarıdan bir müdahale gerek olmadan sistem kendi içinde e-fatura oluşturma ve gönderme yapıyor, aynı zamanda saklama süreçleri de tamamlanıyor.   

Sektörel bazda firmalara özel portallar geliştirdiklerini açıklayan Kolaysoft Teknoloji AŞ Dijital Dönüşüm Uzmanı Sıla Gül Ottan, şunları söyledi: 

“Kolaysoft olarak, sektörel bazda firmalara özel portallar geliştirdik. Böylece firmalar, kullandıkları muhasebe programları ile entegre çalışmamız sayesinde, alışkanlıklarını değiştirmeden e-faturaya kolay ve hızlı bir şekilde geçiş yapıyorlar. Farklı sektörlerden mükellefler, kendilerine ait hissedecekleri Kolaysoft e-fatura portalından, konforlu şekilde e-fatura kesmenin keyfini çıkarıyorlar.”

İsteğe bağlı e-fatura’ya geçişler artıyor

Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), farklı dönemlerde firmaların cirosuna göre ya da sektörlere özel olarak, e-fatura geçişlerini zorunlu kılıyor. 2018 yılı ve 2019 yılında cirosu 5 milyon TL ve üzerinde olan firmaların 1 Temmuz 2020 tarihinde e-fatura’ya zorunlu geçişleri gerçekleşti. İşletmeler, e-fatura sayesinde zaman, para ve insan kaynaklarından tasarruf ederken, faturalaşma süreçlerini internet üzerinden yönettikleri için faturaların postada gecikme veya kaybolma riski tarihe karışmış oldu. 

Firmaların isteğe bağlı e-faturaya geçişlerinde artışların devam ettiğini kaydeden Sıla Gül Ottan, şunları anlattı: 

“Dijital dönüşüm geleceğimizi şekillendiren ve hayatımızın her alanında bizlere kolaylık sağlayan bir süreç. e-fatura, bunlardan sadece bir tanesi.  e-fatura ile mükellefler, en azından fatura süreçlerinde teknolojinin getirdiği kolaylıklardan faydalanarak, süreç yönetimlerini sistemlerine entegre hale getirdiler. e-faturanın sağladığı avantajları gören ve henüz mükellef olmayan işletmeler de, isteğe bağlı olarak e-fatura’ya geçmeye devam ediyorlar.”  


24 Ağustos 2021 Salı

Ayak tabanındaki basış problemleri ciddi sorunlara yol açabilir...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Dikkat! Yere sağlam basılmazsa, bel fıtığı, skolyoz veya kireçlenmeye neden olabilir


Ayak tabanındaki basış problemleri ciddi sorunlara yol açabilir

Yürümede, koşmada veya en basitinden ayakta durmada, en fazla yük binen vücut bölümü ayaklarımızdır. Vücudumuz, belirli biyomekaniksel kurallara göre hareket ediyor ve bu hareketlerin başlangıç noktası ise yine ayaklarımızdır.

Vücut ağırlığını taşımada ayakların önemini anlatan Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezi’nden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları söyledi:

“Yere nasıl basarsak, yukarıya doğru diz, kalça, bel, sırt ve hatta boynumuza yansıması da ona göre değişiyor. Ayakta normal basma durumunda, vücut ağırlığının yarısını sağ ayak, diğer yarısını sol ayak taşımalıdır. Ön ve arka dağılımına bakacak olursak, bunun da yarısını ayağın ön tarafı, diğer yarısını ayağın arka tarafı taşımalıdır. Yani kısacası, vücudumuzu sağ ön, sağ arka, sol ön ve sol arka olacak şekilde dört parçaya ayırırsak, her parça vücut ağırlığının %25’ini taşımalıdır” dedi.

Yere basarken dengesizlik olursa, yukarıya iletilen yük dağılımı dengesiz olur

Yere sağlam basıyor olmanın önemini vurgulayarak konuşmasına devam eden Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, şunları kaydetti:

“Yere basma esnasında, eğer bu dağılımda bir dengesizlik oluşursa, yukarıya doğru iletilen yük dağılımı da dengesiz olacaktır. Kişi, eğer vücut ağırlığını ayaklarının arka bölümünde daha yoğun olarak taşıyorsa, vücut dengeyi sağlamak için bel boşluğunu arttıracak ve ilerleyen dönemde bel fıtığı riskiyle karşı karşıya kalabilecektir. Vücut ağırlığını ayaklarının ön bölümünde daha yoğun taşıyorsa, bu sefer dizlere daha fazla yük binecek ve dizde kıkırdak problemleri ve ilerleyen dönemde kireçlenme sorunlarıyla karşı karşıya kalabilecektir. Aynı şekilde, vücut ağırlığını sağda ya da solda daha yoğun olacak şekilde taşıyorsa da, omurganın yana doğru eğriliği olan skolyoza neden olabilecektir” diye konuştu.

Ayak tabanındaki basış probleminin nedeni ikiye ayrılıyor

Ayak tabanındaki basış probleminin nedenlerini anlatan Uzman Fizyoterapist Leyla Altıntaş, konuşmasına şöyle devam etti:

“Ayaktaki basma problemini ikiye ayırıyoruz. Birincisinde, ayak bileğinin ayağa göre olan açısına bakılır ve burada yürüme esnasında topuk kemiğinin içe ya da dışa kayması olabilir. İkincisi ise, ayak uzun arkı dediğimiz topuk kemiğinden başlayıp parmak köklerine kadar uzanan ayak kavisinin artması (pescavus) ya da azalması (pesplanus – düz taban) durumudur. Ayak tabanındaki bu problemler, genetik olabileceği gibi yanlış ayakkabı kullanımına bağlı sonradan edinilmiş de olabilir. Burada, ayakkabı seçiminde, en az 2 cm dolgu topuk olmasına, topuk kemiğini kavrayan bölümünün sert olmasına, ayak taban bölümünün mümkün olduğunca geniş olmasına, tabanın iyi desteklemesine ve ön kısmının dar olmamasına dikkat edilmelidir. Günümüzde bu problemlerin teşhisi için “Bilgisayarlı Yürüme Analizi” yapılmaktadır. Bu analiz yönteminde, kişi basınç sensörleriyle donatılmış düz bir platform üzerinde yürüyor. Bu sensörler vasıtasıyla, ayak tabanının basınç haritası çıkarılıyor ve bilgisayar ekranına yönlendirilmiş oluyor. 3 boyutlu yapılan bu analizler sayesinde, ayakta sabit dururken (statik) ya da yürüme esnasında (dinamik) ayağın hangi bölümüne ne kadar yük verildiği ve yürüme sırasında ayak tabanının hangi bölümünün yer ile ne kadar süreyle temas ettiği ölçümlenmiş oluyor. Analiz sonuçlarına göre de, kişiye uygun egzersiz programları oluşturulur ve gerekli görülen durumlarda kişiye özel tabanlıklar ya da özel ayakkabılar yapılıyor” şeklinde konuştu. 


Restoran ve kafeler için e-Adisyon dönemi başlıyor...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR 





Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından, e-Belge uygulamalarına yenileri eklenmeye devam ediyor. Kağıt kullanımının azaltılması ve dijitalleşmenin yaygınlaştırılması olan e-Belge e-Uyum (e-fatura, e-arşiv fatura, e-defter, e-irsaliye, e-SMM gibi) uygulamaları sayesinde, işletmeler zaman, para ve iş yükünden tasarruf elde ederken, ticari iş süreçlerini etkin ve verimli bir şekilde yönetiyorlar. 

e-Dönüşüm sürecinde sıradaki belge olarak e-Adisyon geliyor. e-Adisyon yeni bir belge türü olmayıp, masada servis yapan hizmet işletmelerinin, kağıt ortamda düzenledikleri adisyon belgelerinin, elektronik ortamda “e-Adisyon” olarak düzenlenmesidir. 185, 200, 298 ve 299 Sıra No.lu Vergi Usul Kanunu Genel Tebliği uyarınca, masada servis yapılan ve gerçek usulde (bilanço veya işletme hesabı esasına göre) vergilendirilen; lokanta, kafeterya, pastane, bar, gazino gibi masada servis yapan hizmet işletmelerinin, önümüzdeki dönemde e-Adisyon’a geçmeleri planlanıyor. Uygulama, hizmet sektörünün iş süreçlerini kolaylaştırmayı hedefliyor. Diğer e-Belge e-Uyum uygulamalarında olduğu gibi, e-Adisyon’da da belgenin elektronik ortamda düzenlenmesi, muhafaza ve ibraz edilebilmesi, belgenin GİB’e elektronik ortamda iletilmesi ve yine elektronik ortamda arşivlenmesi gibi süreçler yer alıyor. 

e-Adisyon’a geçme aşamaları nelerdir?

e-Adisyona geçecek olan bir hizmet işletmesinin, öncelikle e-Fatura ve e-Arşiv Fatura’ya dahil olması gerekiyor. Ardından, Tebliğ’deki usul ve esaslara uygun olarak gerekli hazırlıkların yapılması gerekiyor. Sonrasında, e-Adisyon uygulamasına geçebilmek için başvuru aşamasına geçiliyor. İşletmeler, e-Belge e-Uyum uygulamalarına genellikle özel entegratör yöntemi ile geçiyorlar. Dijital dönüşüm lideri özel entegratör Uyumsoft, 25 yıllık tecrübesi ile 50 binin üzerindeki müşterilerine katma değerli servisler sunarak, onların uçtan uca tüm iş süreçlerini mekan bağımsız yönetmelerini sağlıyor. Müşteri memnuniyetini, kesintisiz hizmet, 7/24 destek, hızlı aktivasyon, ücretsiz eğitimleri ve zengin ürün çeşitliliği ile sağlamaya devam ediyor. Uyumsoft’un dijital dönüşüm uzmanları tarafından e-Adisyon hakkında detaylı bilgiler veriliyor.  

Covid-19 önlemleri kapsamında, birçok lokanta, kafeterya, bar vd işletmelerde, tablet uygulaması kapsamında, karekod ile ürün seçimi ve mobil cihazlarla menü sunumu gibi dijitalleşme çalışmalarına başlandı. Tebliğ kapsamında, işletmeler e-Adisyon belgelerini de bu cihazlar üzerinden gerçekleştirebilecek.  

Ayrıca, 30 Temmuz 2021 tarihinde GİB tarafından e-Adisyon belgesi teknik kılavuzu yayınlandı. Burada, e-Adisyon belgesinin oluşturulması, mali mühür ile zaman damgalı imzalanması, oluşturulan raporların GİB sistemine aktarılması gibi süreçlere dair, yazılım geliştirecek olan kişi ve kurumların çalışmalarını yaparken ihtiyaç duyacakları teknik bilgiler detaylı şekilde yer alıyor. 

e-Adisyon belgesinde hangi bilgiler bulunuyor? 

Gerçek usulde vergilendirilen hizmet işletmeleri tarafından sunulan hizmetin veya emtianın cins ve miktarını göstermek amacıyla düzenlenen adisyon belgeleri, e-Adisyon uygulamasına dahil olan mükellefler tarafından müşteriden sipariş alınırken Gelir İdaresi Başkanlığı tarafından belirlenen asgari bilgileri ihtiva edecek içerikte ve belirlenen belge formatında elektronik ortamda düzenlenecektir. 

Lokanta, pastane, kafeterya, bar, gazino gibi bir hizmet işletmesine, müşteri geldiğinde, açılacak olan e-Adisyon belgesinin, müşterinin masasında kağıt çıktısının bulundurulması zorunlu olmayıp müşteri ödemesinin yapılması sırasında, eş zamanlı olarak, e-Fatura’ya veya e-Arşiv Fatura’ya veya yeni nesil ÖKC’lerde düzenlenecek perakende satış fişine dönüştürülmesi gerekiyor. 

e-Adisyon belgesinin üzerinde yer alması gereken bilgilere baktığımızda şunları söyleyebiliriz; öncelikle hizmet işletmesinin unvanı, TCKN/VKN‘si, vergi dairesi ve adresi yer alıyor. Belgenin düzenlenme tarihi, saat ve dakika olarak zamanı ve e-belge numarası bulunuyor. Müşteriye sunulacak olan hizmetin veya ürünün adı ve miktarı yazılıyor. Hizmetin tamamlanması ile birlikte, e-Fatura, e-Arşiv Fatura veya ökc’lerde düzenlenecek satış fişinde kdv hariç ve dahil toplam hizmet tutarı bulunuyor. Düzenlenecek e-Adisyon belgesinin ilintili olacağı e-Fatura ve e-Arşiv Faturası’nın tekil numarası veya perakende satış fişinin düzenlendiği ökc’nin cihaz sicil numarası yer alıyor.


Üç Öğün artık bir “Lezzet Fabrikası”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Mresco Türkiye Group bünyesinde 2000 yılından bu yana catering hizmeti veren Üç Öğün, sürdürülebilirliği temel alan, iyi, temiz ve adil gıda bakış açısıyla şekillendirdiği iş modeli doğrultusunda kurumsal kimliğinde bir yeniliğe imza attı. Üç Öğün, bundan böyle endüstrinin getirdiği standartlaşmaya karşı el emeği, deneyim, beceri ve ustalığın ön plana çıktığı artizan hizmet anlayışını Lezzet Fabrikası markası altında devam ettirecek. 

2000 yılından bu yana taşıma yemek hizmetinin yanı sıra yerinde üretim ve ziyafet catering hizmetleri deveren Üç Öğün Catering, yatırımlarını ve dönüşüm sürecini yeni marka ismiyle taçlandırdı. Endüstrinin getirdiği standartlaşmaya karşı el emeği, deneyim, beceri ve ustalığın ön plana çıktığı artizan hizmet anlayışını Lezzet Fabrikası markası altında devam ettirecek olan firma, yeni ismiyle müşteri ihtiyaçlarına göre, butik anlayışla üreten ve sürekli gelişime odaklı bir yapıya vurgu yapıyor.

2018 yılından bu yana Murabahat Real Estate Solutions (Mresco Türkiye) bünyesinde hizmet veren Üç Öğün, yepyeni ve büyük hedeflerine doğru yolculuğunu bundan böyle Lezzet Fabrikası markası altında sürdürecek.

Sürdürülebilirliği temel alan,iyi, temiz ve adil gıda bakış açısıyla hareket eden iş modelleri doğrultusunda kurumsal kimliklerinde dönüşüme gittiklerini belirten Mresco TürkiyeGroup CEO’su Oya Zingal, çağdaş yönetim anlayışının benimsendiği, mutlu ve motivasyonu yüksek çalışanlarla hizmet üreten Lezzet Fabrikası’nın sektöre yepyeni bir soluk getireceğini söylüyor. Oya Zingal, yüksek tempodaki yaşam hızında huzurlu ve konforlu bir işletme yapısı çerçevesinde, lezzetli ve sağlıklı yemeği üreten, adil fiyat politikası uygulayan, işini tutkuyla yapan personeliyle öne çıkan bir işletme olarak sektörde birçok yeniliğe imza atacaklarını belirtiyor. 

Event catering’te hedef büyüttü

Üç Öğün, bugün İçdaş, Eczacıbaşı, Cengiz Makina, Piri Reis Üniversitesi gibi referanslarıyla geniş bir sektörel yelpazeye yılda 10 milyon öğün yemek sunuyor. İstanbul’da son teknolojiyle donatılmış, günlük 50 bin kişi kapasiteli yemek fabrikasında 550 personeliyle çalışmalarını yürüten firma, Ankara, Bilecik, Eskişehir, Denizli’de bulunan butik mutfaklarıyla da kurumsal müşterilerine taze, lezzetli ve sağlıklı ürünler kullanarak yemekler hazırlıyor.


Oya Zingal, hem toplu yemek hem de evet catering anlamında hedef büyüttükleri bir dönüşüm süreci içerisinde olduklarını söylüyor. Event catering alanında fark yaratan, alışılmışın dışında lezzetler ve sunumlar için hazırlıklarını sürdürdüklerini belirten Oya Zingal, Anadolu’nun nitelikli yerel ürünlerinin modern bir anlayışla sentezlendiği, lezzet çıtası yüksek, hikayesi ve derinliği olan menüler oluşturdukları müjdesini veriyor.

Anadolu’nun ilham veren kadın üreticilerine destek!

İş faaliyetlerinde sosyal ve çevresel hassasiyetleri gözeten Üç Öğün, çok sayıda sosyal sorumluluk projesine de destek oluyor. Üretim modellerinin mutfakta sıfır atık felsefesi olduğunun ve tüm lokasyonlarında Atık Yönetim Sistemi uyguladıklarının altını çizen Oya Zingal, atık gıdaları miktar ve atık çeşidine göre sınıflandırarak değerlendirdiklerini, hayvan barınaklarına veya çeşitli hayır kurumlarına yardım olarak gönderdiklerini belirtiyor.

Bir yandan da üretimde kullandıkları malzemelerin tedariki ile Anadolu’nun ilham veren kadın üreticilerine destek sağlanıyor. “Mutlu Cuma” adı verilen uygulama kapsamında her ayın son cuma günü, seçilen  “nitelikli” bir gıda ürünü ile toplu yemek menülerinde rastlanmayan çok  özel bir menü oluşturuluyor. Oya Zingal, tabldot yemek hizmeti verdikleri kurumsal firmaların çalışanlarına rutinin dışında, keyifli bir yemek deneyimi sunulurken, menüdeki ana ürünü kadın kooperatiflerinden temin ederek kadın üreticilere destek sağladıklarını söylüyor. Projenin hey ay farklı bir ürünü odağına alarak ve kadın üreticiler ile devam edeceğinin altını çizen Zingal, pandemi sürecinden oldukça olumsuz etkilenen küçük üreticiler ve tarımsal üretimin en değerli parçalarından kadın kooperatifleri ile bu sıkıntılı süreçte güç birliği yapmaktan büyük mutluluk duyduklarını belirtiyor.


PANDEMİ, KAMP/KARAVAN TATİLİ TERCİHİNİ 4. SIRAYA YERLEŞTİRDİ...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



PANDEMİ, KAMP/KARAVAN TATİLİ TERCİHİNİ 4. SIRAYA YERLEŞTİRDİ


TÜRSAB, Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu ile Kuantum Araştırma şirketi ortaklığında yapılan “360° Kamp / Karavan Araştırması” tatil anlayışındaki pandemi etkisinin çarpıcı sonuçlarını ortaya koydu. Araştırmaya göre, yurtiçi tatil yüzde 35 arttı, yurtdışı talepleri ise yüzde 44 azaldı. Tatile özel araçları ile çıkanların oranı 2020 yılına göre yüzde 21 arttı.

Tüm dünyayı etkisi altına alan Covid-19 pandemisi pek çok alanda olduğu gibi turizmde de önemli değişimleri ve yeni trendleri gündeme getirmiştir. Hijyen ve güvenliğin ön plana çıktığı pandemi süreci tüketicilerin seyahat ve tatil alışkanlıklarında önemli değişimlere neden olmuştur. İnsanların kalabalık yerlerden uzak durma eğilimi eko turizm, yani doğa turizmine ilgiyi artırmıştır. Konaklama açısından küçük ve butik otelleri tercih edenlerin oranı yükselirken ev turizmi, villa kiralamalar, küçük gruplarla yat turları ve kamp-karavan gibi konaklama üniteleri de yoğun ilgi görmektedir.

Bu gelişmenin bir sonucu olarak son zamanlarda kamp-karavan turizmine artan talepten hareketle bu alandaki mevcut durumun iyi anlaşılması ve önümüzdeki süreçte daha da geliştirilmesi için TÜRSAB, Ulusal Kamp ve Karavan Federasyonu ile Kuantum Araştırma şirketi ortaklığında “360° Kamp / Karavan Araştırması” başlıklı bir araştırma yapılmıştır.

Hedef

“360° Kamp / Karavan Araştırması” kapsamında ülkemizde ve dünyada kamp karavan konusundaki mevcut durum, kişilerin tatil kararları ve tercihlerindeki değişim, çadır kamp/karavan, tinyhouse benzeri ürünlerin nasıl şekillendiği, bu tatil ürünlerinde demografik yapının ortaya çıkarıldığı ve Covid-19’un etkisi ve değişiminin ortaya konulması hedeflenmiştir.

Metodoloji

Kişilerin kamp / karavan yaşam şekillerini, tercihlerini ve beklentilerini belirlemek amacıyla Mayıs-Haziran 2021 döneminde gerçekleştirilen araştırma kapsamında toplam kamp/karavan turizminden geçmiş 2 yıl içinde yararlanan ve gelecek 1 yıl içinde yararlanmayı düşünen toplam 1072 kişi ile görüşülmüştür.

Genel Sonuçlar

Araştırma sonuçlarına göre;

Covid-19 ile birlikte tatil tercihlerinde değişiklik olmuştur. Yurt içi tatil tercihinde %39 artış gözlenirken, yurt dışı tatil tercihinde %44 azalma görülmüştür.

Covid-19'un kamp yapma isteği üzerinde etkili olma oranı %54,1. En çok öne çıkan nedenler ise "Yasaklar/kapanmaların etkisi ile doğayla buluşma isteği” ve "Kalabalık olmayan/sosyal mesafeye uyan alanlar/kalabalıktan kaçma isteği" olarak belirtilmiştir.

Yaşanılan yerden çok uzaklaşmadan gidilebilecek tatil yerleri artık daha güvenli bulunmaktadır.

Yurt içi tatilin popülerliği artmaktadır. (Yurt içi tatil tercihi %39)

Araştırmaya göre yurt dışı tatil planı yapanların oranı %44, tatil planını son anda yapacakların oranı %45’tir.

Özel araçla tatile gitme tercihi ise 2020’de %51 iken bu oran 2021 yılında %72’ye yükselmiştir.

Tercih edilen tatil türleri sıralamasında “kamp/karavan” tatilinin; otel, ev/villa ve pansiyonun ardından 4’üncü sırada yer aldığı görülmektedir.

Kamp/Karavan Tatilindeki Gelişim Potansiyeli

Mevcut çadır kullanıcılarının %48.2’si kadar potansiyel çadır kullanıcısını varken bu oran karavan kullanıcıları için %63.1’dir. Buna göre sektördeki potansiyel artış %56.7’dir.

Kullanıcıların aksine potansiyel çadır kullanıcılarının kullanım alanı tercihi “Tesis” yerine “Yaban” olacaktır.

Kullanıcıların aksine potansiyel karavan kullanıcılarının kullanım alanı tercihi “Yaban”dır.

Potansiyel karavan kullanıcısının karavan tipi tercih oranları mevcut karavan kullanıcısı ile benzeşmektedir.

Mevcut ve potansiyel çadır kullanıcılarının kamp yapmaya başlamaları üzerindeki en etkili nedenler; “arkadaş etkisi” ve “uzun süredir istemeleri”dir. Kovid-19’un da potansiyel çadır kullanıcılarının kamp yapmaya başlaması konusunda etkisi yüksektir.

Seyahat / Tatil Alışkanlıkları

2020 yılında Türkiye’de kamp alanlarında konaklama yapılan geceleme sayısı yerli ve yabancı turist olmak üzere 221.807’dir. 27 AB ülkesinde 2019 yılında bu sayı 362 milyondur.

Potansiyel çadır ve kamp kullanıcıları mevcut kullanıcılara göre daha yüksek oranda “Doğa” seyahatlerini tercih etmektedir.

Potansiyel çadır kullanıcılarında “Rota Takip Etme” tercihi daha yüksektir.

Rota takip eden mevcut çadır kullanıcılarının %47,5’i gittikleri noktalarda geceleme sayısı 1-2 gün iken karavan kullanıcılarında 1-2 gün için bu oran %22,5’tir. Buna karşın rota takip eden karavan kullanıcılarının %23,9’u 2-3 günlük konaklama sürelerinde konaklamakta, çadırda bu oran %22,5 seviyesinde bulunmaktadır.

Rota takip etmek yerine “Bir Yere Giden” çadır ve karavan kullanıcılarının konaklama sürelerinde ise daha belirgin bir ayrışma yaşanmaktadır. Çadır kullanıcılarının %45,2’lük çoğunluğu 2-3 günlük kamplar tercih ederken karavan kullanıcılarının %37,5’i 15 günlük kamplar yapmaktadır. 

Bu veriler dikkate alındığında karavan kullanıcılarının genel olarak daha uzun tatillere çıktığı ortaya çıkmaktadır.

Çadır kullanıcılarında tek noktada yapılan harcama %15,9’luk bir kesimde 500 TL iken %14,5’lik bir kesim 2.000 TL harcadığını ifade etmektedir. %2 ile %6 arasında değişen oranlarda çadır kullanıcıları ise tek noktada 750 TL’den 4 bin TL ve üzerinde bir aralıkta harcama yaptıklarını beyan etmektedirler. Karavan kullanıcılarının ise %15,3’ü tek noktada 1.000 TL harcamaktadır. Karavan kullanıcıları arasında %2,8 ile %4 arasında değişen oranlarda farklı kullanıcı kesimleri ise tek noktada 1.000 TL ve 4.000 TL ve üzerinde bir aralıkta harcama yaptıklarını ifade etmektedir.

Çadır ve karavan kullanıcılarının kamp alanlarından beklentileri sıralamasında kamp alanının “Temiz Olması” %21,7 ile ilk sırada yer almaktadır. İkinci sırada %10,1 ile “Sessiz-Sakin-Huzurlu Olması” tercihi yer alırken “Su-Elektrik-Duş Gibi İmkanlara Sahip Olması” (%9,9) ve “Güvenli Olması” (%6) diğer en önemli beklentilerdir.

Özellikle beyaz yakalı kesimde giderek yaygınlaşan doğada küçük ev (tiny house) tercihinin kamp/karavan tatili üzerinde de etkili olduğu görülmektedir. Tiny House deneyimi öncesinde kamp/karavan tatili yapma isteği %33 seviyesinde iken bu oranın Tiny House deneyimi sonrasında %50’ye yükseldiği göze çarpmaktadır.

Araştırma sonuçlarından hareketle; ülkemizdeki kamp/karavan tatili olanaklarının gelişimi için  ciddi bir potansiyel bulunduğu, bu potansiyeli gerçeğe dönüştürmek ve geliştirmek için altyapı konusundaki yatırımlarla birlikte bu alandaki tanıtım ve pazarlama faaliyetlerinin artırılmasının faydalı olabileceği değerlendirilebilir.


23 Ağustos 2021 Pazartesi

Accor Otel Grubu, Türkiye’deki güçlü yatırımlarına yenilerini ekledi...



HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Dünyanın öncü otel gruplarından Accor Otel Grubu, Türkiye’deki güçlü yatırımlarına yenilerini ekledi. Türkiye’de ve dünyada organik büyümesini devam ettiren Accor, Mövenpick Hotel Trabzon, Mövenpick Bursa Hotel &Thermal Spa, MercureTrabzon ve ibis Styles İstanbul Merter otellerini hizmete soktu. 

Avrupa’nın en önde gelen otel zinciri Accor Otel Grubu, dünya lideri bir konaklama grubu olarak global düzeyde güçlü yatırımlarını sürdürüyor. Türkiye’de 13 markası bulunan Accor, Türkiye’deki otel sayısını 57 otele yükseltti. Accor, Mövenpick Hotel Trabzon, Mövenpick Bursa Hotel And Thermal Spa, Mercure Trabzon ve ibis Styles İstanbul Merter otellerini hizmete de soktu. 

Cennet köşesinde bir otel 

Accor çatısı altında yeni hizmet veren 4 otelden biri olan Mövenpick Hotel Trabzon, adeta masmavi Karadeniz'in heybetli dağlarla buluştuğu bir cennet köşesinde yer alıyor. Trabzon Havalimanı'na 5 dakika uzaklıkta bulunan otel, Karadeniz kültürüyle bütünleşen modern dekorasyonu, eşsiz sahili, kusursuz servisi, muhteşem lezzetleri, güler yüzlü personeli ve zarif ve şık odalarıyla misafirlerine harika bir deneyim sunuyor. Mövenpick Hotel Trabzon 149 oda, 29 süit ve 1 “Presidential Suit” ile hizmet veriyor.Otelde ayrıca sırasıyla 20, 50 ve 150 kişi kapasiteli olmak üzere 3 adet toplantı odası bulunuyor.Mövenpick Hotel Trabzon, konukların Mövenpick markasına ait özel yemeklerin yanı sıra yöresel spesiyalitelerin de tadını çıkarabilecekleri 1 ana restoran ve 1 spesiyal restoranla karşımıza çıkıyor. 

Panoramik Bursa manzarası eşliğinde eşsiz konfor 

Accor’un yatırımlarına eklediği bir diğer otel olan Mövenpick Hotel & Thermal Spa Bursa, şehrin kalbinde yer alırken, misafirlerine hem iş hem de tatil amaçlı seyahatlerinde unutulmaz bir deneyim sunuyor. Mövenpick Hotel & Thermal SpaBursa, 12 premium oda, 6 süit ve 2 “Presidential Suit” olmak üzere özel olarak dekore edilmiş 136 zarif oda ile hizmet veriyor. Konuklarına en üst düzeyde konfor sunan odalarının yanı sıra, misafirlerinin enfes kokteyllerin tadını çıkarabilecekleri “Olympos Roof Restaurant & Bar”ın sıcacık atmosferinde, muhteşem panoramik bir Bursa manzarası sunuyor. 


Mövenpick Hotel & Thermal Spa Bursa, konuklarının kendilerini şımartabilecekleri Thermal SPA ve Fitness Center'da unutulmaz bir deneyim vadediyor. Otelde; termal havuzu, saunası, buhar odası, terapötik masaj uygulamaları veya akuarobik, pilates ve grup dersleri gibi aktivitelerle eşi bulunmaz bir SPA tesisi bulunuyor. 

Muhteşem Karadeniz manzarası 

Accor’un hizmete giren yeni otellerinden biri de MercureTrabzon. Trabzon Karadeniz'in ana yolu üzerinde Yomra Kaşüstü'nde yer alan Mercure Trabzon’da, 32'si şık ve zarif bir şekilde dekore edilmiş 50-75 m2'lik süitler dahil olmak üzere, muhteşem Karadeniz manzarasına bakan 213 adet 29 m2’lik deluxe oda bulunuyor. Çok özel tasarlanmış Lobby Lounge alanı, M'Cuisine Restaurant & Terası ve salonlarında da şık mobilyalar, kültürel dokunuşlar bulunan Mercure Trabzon, aynı zamanda modern ve çağdaş bir konsept sunan odalarla yenilikçi bir atmosfer yakalıyor. Mercure Trabzon, konuklarına ayrıca büyüleyici panoramik manzarasıyla, üst düzey hijyen standartlarıyla, otelin 9. katında sıra dışı bir fitness salonu olan “Roof Fitness Center”deneyimi ile birlikte sauna ve açık yüzme havuzu da sunuyor.

Moda dünyasının kalbinde sofistike, şık ve sıcak 

İstanbul'un moda, tasarım ve tekstil dünyasının kalbi olan Merter’de yer alan, ibis Styles İstanbul Merter, tıpkı moda dünyasında olduğu gibi sofistike ve modern dokunuşlarla, sıcak bir aile ortamını harmanlıyor. ibis Styles İstanbul Merter, 181 standart, 24 üst düzey, 6 aile, 4 engelli odası olmak üzere toplam 211 konforlu ve modern odası ile misafirlerimizin hizmet veriyor. Merter'in dinamik ortamında yer alan otel, rengarenk ve şık bir atmosfere sahip lobi alanıyla misafirleri karşılıyor. Otelde ayrıca dilerseniz spor yaparak dilerseniz rahatlayarak vakit geçirebileceğiniz yüzme havuzu, Türk Hamamı, buhar odası, fitness salonu, masaj ve sauna da bulunuyor. 


ACCOR HAKKINDA

Accor, 110 destinasyonda yaklaşık 5100'den fazla otel, resort, rezidans ve 10.000 restoranda benzersiz ve anlamlı deneyimler sunan, dünya lideri bir artırılmış misafirperverlik grubudur. 50 yılı aşkın bir süredir konukseverlik uzmanlığı edinen grup, lüksten ekonomiye kadar uzanan tam entegre marka sistemlerinden oluşan rakipsiz bir portföye sahiptir. Grup ayrıca dağıtımı en üst düzeye çıkaran, otel operasyonlarını optimize eden ve müşteri deneyimini geliştiren dijital çözümler de sunmaktadır. Dünya çapında 300.000’i aşkın bir çalışan portföyü ile profesyonel arttırılmış konukseverlik hizmeti sunmaktadır.

ALL - Accor Live Limitless ile yeni günlük yaşam tarzı dostu hizmetleri sayesinde grup müşterileri, üyeleri ve ortakları arasındaki ilişki işlem odaklılıktan duygusallığa doğru evrilmekte ve yaşama, çalışma ve eğlenme (live, work, and play) potansiyelini ortaya çıkarmaktadır. ALL, konaklamanın ötesinde, yiyecek ve içecekleri gece hayatı, sağlık ve ortak çalışma ile harmanlayarak yaşamanın, çalışmanın ve eğlenmenin yeni yollarını mümkün kılmaktadır. 

Accor, sürdürülebilir değer yaratmaya da büyük önem vermektedir. Planet 21 - Acting Here, Accor Solidarity, RiiSE ve ALL Heartist Fund girişimleri aracılığıyla grup, iş etiği, sorumlu turizm, çevresel sürdürülebilirlik, topluluk katılımı, çeşitlilik ve kapsayıcılık yoluyla pozitif eylemi teşvik etmeye odaklanmıştır.

Accor SA, Euronext Paris Menkul Kıymetler Borsası'nda (ISIN kodu: FR0000120404) ve ABD'deki OTC Piyasasında (Ticker: ACRFY) halka açık olarak listelenmiştir. Daha fazla bilgi için group.accor.com adresini ziyaret edebilir ya da bizi Twitter ve Facebook, Linkedin ve Instagram’da takip edebilirsiniz.


‘’Yangın sonrası arılar açlık tehlikesi ile karşı karşıya!

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



‘’Yangın sonrası arılar açlık tehlikesi ile karşı karşıya! 100 milyon dolarlık maddi kayıp var.’’

28 Temmuz’da Manavgat’ta başlayıp Marmaris, Bodrum, Köyceğiz gibi Türkiye’nin biyoçeşitlilik açısından en zengin bölgelerinde etkili olan yangınlar, arıcılık faaliyetlerini derinden etkiledi. Dünya çam balı ihtiyacının yüzde 92’sini sağlayan Muğla ve ilçelerinde arıcılık durdu. 150 bin ailenin geçimini arıcılıktan sağladığı ülkemizde, yangından etkilenen bölgelerde11 bin kovanla birlikte arıcıların üretimde kullandıkları malzemeler de büyük zarar gördü. Arıcılık sektörünün önde gelen profesyonelleri yangınlardan dolayı oluşan hasarı ortaya koymak ve sorunlara çözüm önerileri için Muğla’da buluştu. 


"Sözleşmeli Arıcılık" modeliyle binlerce arıcıyla çalışan BEE'O Propolis firmasının Genel Müdürü Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, “Muğla ve ilçelerinde doğa kendini iyileştirene kadar çam balı üretimi mümkün olamayacak. Yangından hasar gören arıcılarımızın yaralarını hep beraber saracağız, bölgenin orman varlığının tekrar zenginleştirilmesi için hep birlikte çalışacağız.” dedi.


ARICILIK SEKTÖRÜ MUĞLA’DA BULUŞTU

Ülkemizde çıkan ve zaman zaman yeniden alevlenen orman yangınları hem insanları hem hayvanları hem de biyolojik çeşitliliği yok etmeye devam ediyor. Halen tehdit altında olan ve bu durumdan en çok etkilenen gruplardan biri de arıcılar oldu. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği, Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği ve Güvenilir Ürün Platformu’nun BEE’O Propolis’in destekleri ile ortak düzenlediği panel 21 Ağustos Cumartesi Hilton Dalaman Sarıgerme Otel’de gerçekleştirildi. Panel öncesi Muğla’nın Marmaris ilçesindeki yangından çok büyük hasar gören Osmaniye köyündeki arıcılar ziyaret edildi. Ziyaret sırasında durum tespiti yapılırken, gelecekte hasarın giderilmesi için yapılması gerekenler de bölge arıcıları ile görüşüldü.


Mevcut durumun konuşulduğu ve çözüm önerilerinin paylaşıldığı panelin açılış konuşmalarını Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Veli Türk, Ahbap Derneği Başkan Yrd. Emrah Aydoğdu ve Dalaman Belediye Başkanı Muhammet Karakuş yaptı. 


Panelde Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği Başkanı Ziya Şahin, hasarın boyutlarını anlatırken, yangının çam balı üretimine etkilerine dikkat çekti. Arıcılara destek olmak için hazır olduklarını belirten Şahin, şöyle konuştu: “Geleceğimiz için ormanların çok daha değerli olduğu günümüzde, yaşanan bu feci olay bitki çeşitliliğine, canlı hayatına ve arıcıların geçim faaliyetlerine büyük zarar verdi. Tek tesellimiz şu ki bu olay 15 gün sonra gerçekleşseydi, mevsim faaliyetleri dolayısıyla bölgeye getirilen 3,5 milyon arı daha yaşamını kaybedecekti. Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği’nin 72.000 üye arıcısı ve görevlileri olarak il birliklerimize, bölge halkımıza ve arıcılarımıza destek olmaya hazırız. Acımız büyük ve birlikte aşacağız.”


ÇAM BALINI KURTARACAK ÖNERİLER PAYLAŞILDI

Şahin, çam balı üretim alanları ile ilgili acil önerilerini ise şöyle sıraladı: “Çam balı üretiminde kızılçam üzerinde bulunan basralı böceği çok önemli. Son yıllarda yanan veya kaybedilen alanların tekrar basralı saha haline gelmesi 35-40 yılı bulacak. Arıcımızın meslekten kopmadan bu süreyi geçirecek tahammülü yok. Bakanlığımızca acil olarak çam balı üretimine uygun Basra olabilecek alanlar belirlenmeli, bu alanlar 3 yıllık plantasyon programına alınarak ülke arıcılarının kullanımına sunulmalı. 


Acil eylem planı hazırlamak üzere; Tarım ve Orman Bakanlığımız başta olmak üzere üniversiteler, ilgili kamu kuruluşları ve Arı Yetiştirici Birlikleri ile beraber çalıştay yapılmalı. Yanan orman alanlarında; yeşil aksamı bulunan ağaçlar kesilmemeli, tahribatın tam olarak tespit edilebilmesi için 1 yıl beklenmeli.


Basralı orman alanlarının tespiti ve bu alanlarda ormancılık faaliyetlerinin belirlenen/belirlenecek esaslara göre işletilmesi hususu böceğin doğal olarak yayılış yaptığı Antalya, İzmir, Denizli, Balıkesir, Çanakkale ve İstanbul Orman Bölge Müdürlükleri içinde plan yenileme dönemlerinde yapılmalı. Böylelikle ülkemiz çam balı üretim alanlarının (Basralı) envanteri çıkartılmalı ve bu alanlardan yararlanma düzeyi artırılmalı. Çam Koşnilinin zararlı böcek kategorisinden çıkartılması için yapılacak saha çalışmaları ile basra böceğinin adapte olabileceği bölgeler belirlenmeli ve buradaki kızılçam ağaçlarına böceğin transplantasyonu yani aşılanması yapılmalı. Üretim gerçekleşmeyen birçok bölge göz önüne alınınca, arıcılarımızın bu yıl ödemesi gelen Tarım Kredi Kooperatifleri ve Ziraat Bankası’na olan borçları, ülke genelini kapsayacak şekilde ertelenmeli veya affedilmeli.”


1,2 MİLYON ARI KOVANINA ACİL YEM DESTEĞİ ŞART

Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği Başkanı Veli Türk ise Muğla’nın arıcılığın merkezi olduğunu ilettikten sonra “Arıcılık böyle bir acı görmedi. Küresel ısınmayı en çok hisseden kesim arıcılar oldu. 3 yıldır etkisini hissettiğimiz küresel ısınma sonucu yangın öyle bir geldi ki tüm umutlarımız tükendi. Umutlar tükenirse arıcılık yok olur. El ele verip çıkış yolu bulma zamanı. Derdimiz var. Tarım ve Orman Bakanlığının yangından etkilenenler için açıkladığı desteklerin tüm Muğlalı arıcılar için uygulanmasını istiyoruz. 10 bin dekar çam sahamız yandı. Bu yangın tüm arıcıları etkiledi. Dolayısıyla bu sorun Muğla’nın sorunu değil, tüm Türkiye’nin acısı ve sorunudur. 200 yıllık çam ormanlarımız yandı. Çam balı üretiminde elzem olan ve ağaçlarda yaşayan basralı çam pamuklu koşnilini de kaybettik. Önemli bir ekosistem kaybımız var. Arıcılığın yaşaması için acilen bölgeye arılar için yem tedarik edilmeli, şu anda 1,2 milyon arı kovanı açlık tehlikesi ile karşı karşıya. Bölgeye her yıl ziyaretçi olarak gelen kovanlar da dikkate alınırsa toplamda 40 bin ailenin baktığı 3,5 milyon arıyı kurtarmalıyız” diye konuştu.


100 MİLYON DOLARLIK EKONONOMİK KAYIP VAR

Sözleşmeli Arıcılık modeliyle propolis, ham bal, polen, arı ekmeği ve arı sütü üretimi için binlerce arıcıyla çalışan BEE'O Propolis firması Genel Müdürü Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif TanuğurSamancı, “Yangının Arıcılık Sektörüne ve Çam Balı Üretimine Etkileri ve Yapılması Gerekenler” konulu sunumundaarıcılık sektörünün yangınlardan nasıl etkilendiğini çarpıcı rakamlarla ortaya koydu. Samancı, “Öncelikle yangından zarar gören tüm vatandaşlarımıza geçmiş olsun. Bölge, artık arıcılık faaliyetleri için uygun koşullara sahip değil, ormanlarımız kül oldu. Bu bölgenin en kıymetli ürünlerinden olan çam balının üretimi için uygun ekosistem yok oldu. Birçok arıcımızın evlerini, kovanlarını, arılarını, bal depolarını, bal sağım makinelerini kaybettiği bu yangınlar bizleri son derece üzdü. Hem doğanın hem vatandaşlarımızın büyük zarar gördüğü bu olayın ardından en hızlı şekilde toparlanmak için hep birlikte el birliğiyle çalışacağız. Yangın bölgesinde resmi rakamlara göre 11 bin kovan kaybedildi.”dedi.

Çam balı ihracatının önemine dikkat çeken Samancı, yanan ormanlar nedeniyle çam balı üretiminden ve ihracatından kaybın yaklaşık 100 milyon dolar olduğunu ifade etti.Samancı; ‘’Bölgede çam ağaçlarının tekrar nektar verecek olgunluğa gelmesi 30-40 yıllık bir süreç alacağından bölgedeki arıcıların propolis, arı sütü, polen, arı ekmeği ve arı zehri gibi diğer katma değerli arı ürünlerinin üretimine yönelmesi gerekiyor. Bu amaçla bölgedeki arıcılara sözleşmeli arıcılık modeliyle bu ürünlerin üretimini sağlayacak projeleri başlatıyoruz.  Uygun ekipman, malzeme ve eğitimleri de vererek önümüzdeki yıl katma değerli bu ürünlerde gelir elde etmelerini hedefliyoruz’’ dedi. 

BÖLGE ARICILARININ ÜRETTİĞİ ÜRÜNLERE PEŞİN ALIM GARANTİSİ

BEE'O Propolis Genel Müdürü Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, bölgedeki zarar gören arıcıların hali hazırda üretmiş oldukları arı ürünlerinin tamamını peşin olarak alacaklarını belirtti. Ayrıca Türkiye’de arıcılıkta birinci olan bölgede, arıcılığın devamlılığını sağlamak için 5 farklı projeyi sivil toplum örgütleri ile birlikte hayata geçireceklerini açıkladı. 


ÇAM KOZALAKLARI KIZIL ÇAM AĞAÇLARININ YENİDEN YEŞERMESİNİ SAĞLAYACAK

Karabük Üniversitesi Orman Fakültesi’nden Prof. Dr. Ali Kavgacı ise konuşmasında yangın sonrası restorasyon çalışmalarının önemine değindi. Bölgede evin sahibinin, kızılçam olduğunu söyleyen Kavgacı, “Ormanlar bahçe değildir ayrıca kozalak da patlamaz” dedi. Kavgacı ‘’Yanan alanların içinde 30 yaş ve üstü kızılçam ormanları varsa, yanmış ağaçlardan toplanan kozalaklı dalların araziye serilerek bırakılması yeterli. Daha genç kızılçam ağaçlarında ise yeterince kozalak ve tohum olmayabilir. Bu alanlarda ise çevrede yanmamış ormanlardan tohum ve kozalak toplanıp yangından zarar gören alanlara sermek yeterli olacaktır. ‘’diye belirtti.


19 Ağustos 2021 Perşembe

Dünyada, dijital yük yönetimi 10,1 milyar dolara ulaştı ...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Pandemi sonrası, 5.5 trilyon dolarlık global lojistik sektörü hızla dijitalleşiyor

Pandemi ile birlikte dünya yeniden şekilleniyor ve 6 trilyon dolara ulaşan global lojistik sektörü hızla dijitalleşiyor. Dünya lojistik pazarı, 2020 sonu itibariyle 5 trilyon dolar büyüklüğün üzerine çıktı. Önde gelen global pazar araştırma şirketlerinden IMARC Group’un lojistik sektörüne ilişkin 2021-2026 büyüme tahminleri ve eğilimlerini paylaştığı raporunda, 2020 sonu itibariyle sektörün büyüklüğü 5,2 trilyon doları geçti. 2021 yılının sonunda, 5,5 trilyon dolar civarında gerçekleşmesi bekleniyor. 2026 yılında ise, 6,9 trilyon dolara ulaşması öngörülüyor. Lojistik sektörü bir yandan büyürken, diğer yandan hızla dijitalleşiyor. 

e-Ticaret ve pandemi kaynaklı stok bulundurma talebi sektöre hız kattı 

Lojistik sektöründeki büyümenin ve dijital dönüşümün hızlanmasının iki önemli nedenine değinen Tırport Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Kale, şunları söyledi:

“Bunlardan birincisi pandemi ile globaldeki e-ticaret kullanımı hızla artmaya başladı. Ülkeler, e-ticarette 5 yılda gelmeyi hedefledikleri yere, sadece 1,5 yıl içinde ulaştılar. Çin’de %45’lere koşan e-ticaret oranı, Avrupa ve ABD’de %25’lere ulaştı ve Türkiye’de %15’i geçti. İç pazarın yanı sıra, ülkeler arası ticarette de e-ticaret hacmi hızla artmaya devam ediyor. İkincisi ise pandemi sürecinde, ülke, kurum, aile, kişi bazında gıda odaklı stoklu bulunma kavramı ön plana çıktı. İnsanlar, ihtiyaçlarından daha fazlasını ellerinde stok olarak bulundurma eğilimine girdiler. Bu durumda, gıda ve hızlı tüketim grubunda ciddi bir talep patlaması yarattı. Diğer taraftan, dondurulmuş ve bozulabilir gıdaların depolanması, taşınması ve muhafazası gibi çözülmesi gereken konular da karşımıza çıktı” dedi. 

Dünyada, dijital yük yönetimi 10,1 milyar dolara ulaştı 

Global lojistik sektöründe “dijital dönüşümün” yüksek ivme ile yoluna devam ettiğini kaydeden Burcu Kale, şunları anlattı: 

“Taşınan ürünlerin izlenebilirliği, lojistik operasyonun cep telefonlarındaki uygulamalardan anbean takip edilebilirliği, gerçek-zamanlı, konum-tabanlı teslimat raporlaması vb. konular ön plana çıktı. Markets Insider’ın Ağustos başında yayınladığı verilere göre, 2020 sonunda 10,1 milyar dolara ulaşan dijital yük yönetim platformların ürettiği işin büyüklüğü katlanarak artıyor.  Benzer büyümeye Gartner’da 2020 yılı Ekim ayında yayınladığı Karayolu Taşımacılığında Dijital Yük Taşıma Modelleri (Market Guide for Digital Freight Models for Road Transportation) raporunda yer vermiştir ve bu alandaki büyümeye işaret ederek, ABD, Çin ve Avrupa’daki önde gelen dijital aktörleri kategorize etmiştir. Söz konusu raporda; ABD’de Uber Fireight, Convoy, Coyote, Fourkites, Flock Freight gibi lojistik startupları öne çıkarken, Çin’den Full Truck Alliance (FTA), Hindistan’da Rivigo, Blackbuck, Delhivery, Avrupa’da  Sennder, Ontruck, Shippeo, Saloodo, Instrafeight ve Türkiye’den Tırport öne çıkıyor. Ülkemizden Tırport’un yanında, yeni nesil depoculuk ve e-ticaret lojistiğinde farkı yaratan OpLog raporda yer alıyor” diye konuştu. 

Türkiye’nin 100 milyar dolarlık lojistik sektörü Tırport ile dijitalleşecek

Türkiye’nin, bulunduğu coğrafyanın uçtan uca lojistik ve üretim üssü olabileceğini ifade eden Burcu Kale, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Dünyada iş yapma ve yönetme tarzları, pandemi nedeniyle, kalıcı olarak değiştirmeye devam ediyor. Eğitim, lojistik, sağlık gibi birçok sektör uçtan uca dijitalleşmesini hızla sürdürüyor. Artık, günlük hayatta ihtiyaç duyduğumuz birçok hizmet, akıllı algoritmalarla desteklenen yeni nesil dijital platformlar sayesinde, konum tabanlı ve gerçek zamanlı olarak yönetilmeye başladı. Bu değişim ve dönüşümde Tırport, lojistiğin cepten yönetilerek, yükün de cepten bulunmasını sağlayan uçtan uca dijitalleşmeye imkan sağlıyor. Türkiye’nin 100 milyar dolarlık lojistik sektörü Tırport ile dijitalleşecektir. Nitekim, ülkemizin önünü açacak çıkış noktalarından birisi “lojistik sektörü”dür. Lojistik sektörü, doğru yatırımla desteklenirse, Türk lojistik pazarı 2030 yılında 1 trilyon dolara koşabilir. Gelecek 10 yıl içinde sektör, 2.5 milyon doğrudan yeni istihdam yaratma potansiyeline sahiptir” şeklinde konuştu. 


MetropolCard, e-Dönüşüm çözümlerinde partner olarak Uyumsoft’u seçti...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Türkiye’nin dijital dönüşüm lideri Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ ile yemek kartı sektörünün öncü şirketlerinden Metropol Kurumsal Hizmetler AŞ arasında, e-Dönüşüm çözümlerinde iş birliği anlaşması imzalandı. 

Metropol Kurumsal Hizmetler AŞ’nin markası olan MetropolCard’ın bünyesinde bulunan 35 bin üye iş yerleri, e-dönüşüm çözümlerinde (e-Fatura, e-Arşiv Fatura) Uyumsoft’un sunduğu avantajlı paketlerden faydalanacak. MetropolCard, pandemi sürecinde değişen iş koşullarına uyum sağlayan restoran ve işletmelerin dijital dönüşümüne destek olmak için Uyumsoft ile iş birliğine giderek müşteri ve üye işyerlerine avantajlar sunuyor. 


Yapılan iş birliği ile MetropolCard üyesi olan iş yerlerinin e-Dönüşüm sürecine geçişlerinin kolaylaştırılması sağlanırken, Uyumsoft’un kaliteli ve hızlı hizmet anlayışı sayesinde mali süreçlerdeki operasyonel yükler azaltılıp, verimliliğin artırılması hedefleniyor. İş birliği kapsamında MetrpolCard üye işyerleri %55 indirim ile e-Fatura ve e-Arşiv Fatura uygulamasına geçebiliyor.


Uyumsoft, e-Dönüşüm uygulamalarında uçtan uca hizmet veriyor 

Ülkemizin özel entegratörleri arasında ilk sıralarda yer alan Uyumsoft, işletmelerin uçtan uca tüm e-Dönüşüm süreçlerini kapsayan bir hizmet veriyor. Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) ve ilgili kurumlar ile entegrasyonu sağlıyor. GİB’in teknik ve mevzuata ilişkin kriterlerine göre; bilgi güvenliği, iş sürekliliği ve 10 yıl saklama hizmeti sunuyor. İşletmeler, bulut tabanlı e-Uyum altyapısı sayesinde mekan bağımsız çalışarak bilgisayarlarından veya telefonlarından e-belge oluşturmanın kolaylığını yaşıyor. Uyumsoft’un dijital dönüşüm uzmanları 7/24 firmalara destek verirken, UyumAkademi’nin düzenlediği ücretsiz webinarlar ile güncel tebliğler hakkında bilgi sahibi oluyorlar ve uzmanlara sorularını sorma imkanı yakalıyorlar.


e-Dönüşüm uygulamaları büyümeye devam ediyor 


Türkiye’de, 2014 yılı Nisan ayında zorunluluğu bulunan işletmelerin e-Fatura uygulamasına geçmesiyle başlayan e-Dönüşüm süreci, aradan geçen 7 yılda global ölçekte başarıya imza atarak, önemli bir yol aldı. Bu yılın Temmuz ayı itibariyle, ülkemizde e-Fatura kullanan firma sayısı 450 bine ulaştı. e-Dönüşüm uygulamaları kapsamında olan e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-Defter, e-İrsaliye, e-SMM, e-MM, e-Mutabakat, e-Bilet, e-Adisyon gibi e-Belge ürünlerine, önümüzdeki günlerde ekleyecek olan yeni e-Belge ürünleri nedeniyle, dijital dönüşüm uygulamaları sektörü katlanarak büyümeye devam ediyor. 


Uyumsoft hakkında: www.uyumsoft.com    

Ülkemizin inovasyon lideri Uyumsoft AŞ, 25.’nci yılında 50 binin üzerindeki yerli ve global müşterisinin uçtan uca dijital dönüşümünü sağlıyor. Türkiye’nin dijital dönüşüm lideri Uyumsoft A.Ş.’nin ürün ailesinde; Kurumsal Kaynak Planlama uyumERP (bulut, mobil), Müşteri İlişkileri Yönetimi uyumCRM (bulut, mobil), İnsan Kaynakları Yönetimi uyumHRM (bulut, mobil), e-Belge e-Uyum (e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-SMM, e-Defter, e-İrsaliye ve diğer tüm e-Belgeler) uygulamaları, Ticari Paket Yazılımlar, ekoTicari (Kobi’lerin ERP’si), ekoHR, ekoSMMM (Mali Müşavir Yazılımı), ekoCari (Ön Muhasebe Ticari Paket Programı), Banka Bakiyem, uyumYEDEK, uyumİYS dahil 30’u aşkın yazılım ürünü bulunuyor.

 

Metropol Kurumsal Hizmetler hakkında: www.metropolcard.com 

Metropol Kurumsal Hizmetler AŞ, sektöründe bir ilk olarak online çalışan, ön ödemeli sistemlerle şirketlerin maaş dışı personel ödeneklerini farklı harcama bütçelerini tek bir kart üzerinden yönetilmesini sağlayan, iş ortaklarının ihtiyaçları doğrultusunda çözümler üreten ve bu konuda faaliyet gösteren bir şirkettir. 35 bin üye iş yeri ile faaliyetine devam eden MetropolCard, aynı zamanda sektördeki en yaygın market ağı ile geçerlilik sunuyor. İşletmelere iş yükü getiren birçok konuya çözümler sağlayan MetropolCard, yemek giderlerinden konaklama ihtiyaçlarına, ayni yardım ödeneklerinden yakıt harcamalarına kadar birçok konuyu tek kartta toplayarak, butik çözümler getiriyor. 


5. Uluslararası Bodrum Caz Festivali Programı Açıklandı...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Bodrum’un bir uluslararası marka olmasında önemli adımlardan biri de 5 yıl önce Bodrum Caz Festivali ile atıldı. European Jazz Network üyesi olan festival, Muğla Büyükşehir Belediyesi’nin yanı sıra Bodrum Belediyesi, işletmecileri ve sanatseverleri tarafından destek görüyor ve yurt içinden ve dışından her yıl artan bir ilgiyle izleniyor. 

Bu sene ülkemizde ve bölgemizde yaşanan zor günlerin etkilerini biraz da olsa azaltmak amacıyla festivalin zor şartlar altında da olsa gerçekleştirilmesine karar verildi. Caz Derneği Bodrum’un yaralarını sarmaya destek olmak amacıyla satılan her bir biletin 10TL’sini Bodrum Belediyesi’nin ilgili fonuna devredecek. Ayrıca etkileri süren Covid-19 pandemisi dolayısıyla festival, sosyal mesafe kurallarına uygun düzenlemeler yapılarak gerçekleşecek. 

Caz Derneği tarafından düzenlenen festivalin teması Akdeniz Kardeşliği olarak belirlendi. Aynı zamanda Rodos Caz Festivali ile Kardeş Festival olarak karşılıklı sanatçı değişimi gerçekleşecek.

5. Bodrum Caz Festivali 1 -11 Eylül 2021 tarihleri arasında çeşitli mekanlarda müzikseverlerle buluşacak. 11 gün sürecek festivalde, Bodrum Kalesi Kuzey Hendeği, Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü, Anthaven Aspat, Erkan Oğur Müzik Okulu, Mine Sanat Galerisi gibi mekanlarda birbirinden özel konserler, sergiler, caz atölyeleri yer alacak. 


Festival, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Telif Hakları Genel Müdürlüğü, Muğla Büyükşehir Belediyesi, Bodrum Belediyesi, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarımı Bölümü, İtalya Büyükelçiliği, Europe Jazz Network ve Redwood Entertainment Inc. kurumsal destekleriyle gerçekleşiyor. Konserlere destek sağlayanlar arasında Renault MAIS, Anthaven Aspat ve Radisson Collection Bodrum yer alıyor. Festivale TAV Passport, Bodfad, Idecon, The Nature Love, Özlen Ayata Tasarım Atölyesi, Mine Art Galery, Prep_Bodrum, Körfez Restoran gibi kuruluşlar da çeşitli destekler veriyor. Festivale basın desteği verenler arasında T24, Jazz Dergisi, Cazkolik, Radyo ODTÜ, Bodrum Kent TV, Bodrum’da Yaşam ve Mag Dergisi yer alıyor.

Kimi etkinliklerin ücretsiz izlenebileceği festivalde konser ücretleri 55TL’den başlıyor ve aynı gün aynı mekanda olacak etkinlikler tek biletle izlenebilecek. Festival programı https://www.cazdernegi.org/festivals/bodrumcazfestivali adresinden takip edilebilir.

Biletler için : https://www.biletix.com/etkinlik-grup/257880481/IZMIR/tr


Festival boyunca T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ve ilgili bakanlıklarım yayımladıkları genelgelere uygun olarak gerekli tüm önlemler alınmaktadır. Konserler, hem sahnede hem de seyirci alanlarında, gerekli mesafe ve hijyen kurallarına uygun olarak gerçekleştirilecektir. 

 5. Uluslararası Bodrum Caz Festivali Programı:

1 Eylül 2021 Çarşamba 21:00- Açılış Konseri - Bodrum Kalesi

Kerem Görsev Trio ve Muğla Büyükşehir Belediyesi Orkestrası 

Şef: Münif Akalın

5. Bodrum Caz Festivali’nin Açılış Konserinde özel bir proje ile Kerem Görsev Trio ile Muğla Büyükşehir Belediye Orkestrası sahne alıyor. Konser Bodrum Kalesi’nde Münif Akalın’ın şefliğinde gerçekleşiyor. Konserin gerçekleşmesinde katkılarından dolayı T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı, T.C. Muğla Büyükşehir Belediyesi ve desteklerinden dolayı Renault MAIS’e teşekkür ederiz.

Sergi Açılışı:

3 Eylül 2021 Cuma 18:00 Mine Sanat Galerisi - Yalıkavak 

Jazz Fragile – Open Design Studio: İrfan Aydın, Rana Aydın

Mine Sanat Galerisi ve Open Design Studio iş birliğinde sanatçılar İrfan Aydın ve Rana Aydın’ın çalışmalarının yer alacağı porselen heykel ve resim sergisi izleyiciler ile buluşacak. 30 Eylül’e kadar sürecek serginin Açılış Resepsiyonunda Murat Arkan ile caz dinletisi ile birlikte PREP_Bodrum’un özel ikramları sunulacak.  


Bir Bilet 2 Konser:

5 Eylül 2021 Pazar Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü 

Murat Arkan 19:00

Deneyimli gitarist Murat Arkan, caz standartları ve kendi bestelerinden oluşan repertuarı ile cazın keyifli tınılarını dinleyicilerle Dibeklihan sahnesinde buluşturuyor.

 Elif Sanchez 21:00

Önümüzdeki günlerde adını daha sık duyacağımız, müzisyen bir aileden gelen ödüllü ve başarılı vokal Elif Sanchez. 5.Uluslararası Bodrum Caz Festivali’nde ilk kez sahne alıyor. 

Sergi ve Ödül Töreni:

5 Eylül’de yine Dibeklihan’da yer alacak etkinlikler arasında geleneksel olarak gerçekleştirilen Festival Tasarım Yarışması ödül töreni yapılacak. Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Tasarım Bölümü ile gerçekleştirilen işbirliği kapsamında dereceye giren yarışmacılara ödülleri takdim edilecek ve eserleri sergilenecek. Ayrıca tüm eserler dijital ortamda sergilenecek. 

Caz Atölyeleri:

6 Eylül 2021 Pazartesi Erkan Oğur Müzik Okulu

Neşet Ruacan ile Caz Atölyesi 14:00

Erkan Oğur ile Perdesiz Gitarda Makamsal Bilgi Paylaşımı 16:00


Bir Bilet 2 Konser:

7 Eylül 2021 Salı Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü

Eylül Çekirge | Electronic Live 19:00  

Tek kişilik sahne performansıyla dikkat çeken Eylül, canlı elektronik altyapıları, özgün şarkıları ve vokal tavrıyla etnik-elektronik tınıları buluşturuyor.


Süreyya Soyak ve Jülide Alpergin | Hay'dan Gelip Hu'ya Giden Şarkılar 21:00  

5. Uluslararası Bodrum Caz Festivali ‘Hay’dan  Gelip Hu’ya Giden Şarkılar’ projesiyle iki yetenekli müzisyen, Süreyya Soyak ve Jülide Alpergin’i ağırlıyor. 


8 Eylül  2021, Çarşamba 21:00 - Anthaven Aspat 

Ayhan Sicimoğlu & Latin All Stars  

Çok yönlü bir sanatçı, anlatıcı ve bir perküsyon üstadı olan Ayhan Sicimoğlu, Latin All Stars grubuyla vereceği konserde dinleyenleri eğlenceli bir yolculuğa çıkartıyor. Her yaştan müziksevere Latin Caz ritimleri ve sohbeti ile keyifli bir gün vadediyor. Konserin gerçekleşmesinde katkılarından dolayı ANTHAVEN’a teşekkür ederiz.  

9 Eylül 2021, Perşembe 21:00  Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü  

Mauro Sigura Quartet

5. Uluslararası Bodrum Caz Festivali kapsamında İtalya’dan Mauro Sigura Quartet dinleyicileriyle buluşuyor. Akdeniz Kardeşliği temamız kapsamında Türkiye’ye gelen grubun müziği evrensel ve kültürlerarası boyutuyla da ilgi çekiyor. 

Bu güzel yaz akşamında gerçekleşecek konsere katkılarından dolayı İtalya Büyükelçiliği’ne teşekkür ederiz. 

Bir Bilet 2 Konser:

10 Eylül 2021, Cuma Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü 

Tanini Trio| Burçin Büke, Bilgin Canaz, Tahir Aydoğdu 21:00 

Her biri kendi enstrumanında bir duayen sayılan üç büyük ustanın caz ile heyecan verici 

buluşmasına davetliyiz. Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü; Tanini Trio ile ney, piyano ve kanun buluşmasına ev sahipliği yapacak. 

10 Eylül 2021, Cuma Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü  

Petros Klampanis Trio | Dijital Konser  22.30

Kardeş Festival: Rhodes Jazz Fest 

5. Uluslararası Bodrum Caz Festivali ile Rhodes Jazz Festival Kardeş Festival projesi kapsamında Petros Klampanis, Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü’nde ve Youtube kanalımızda dijital olarak izleyicisiyle buluşacak.   

11 Eylül 2021, Cumartesi 21:00  Dibeklihan Kültür ve Sanat Köyü  

Acoustic Latin Project | Sibel Köse, Kamil Erdem, Serdar Barçın 

Sibel Köse, Kamil Erdem ve Serdar Barçın, 5. Bodrum Caz Festivali’ne Acoustic Latin Project projesi ile katılıyor. Kapanışta Festivale ve yaza veda ederken güzel bir caz gecesini sizlerle paylaşmak üzere bekliyoruz. 


16 Ağustos 2021 Pazartesi

Emirates Türkiye’deki Yolcularına Verdiği Hizmetlerin 34. Yılını Kutluyor!

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Emirates Türkiye’deki Yolcularına Verdiği Hizmetlerin 34. Yılını Kutluyor!

Emirates, Türkiye'ye ve Türkiye'den 23.000'den fazla uçuşta altı milyon yolcu taşıdı.

Türkiye’den dünyaya seyahat ve ticareti güçlendirmek için ilham kaynağı olan Emirates, Türkiye ile Dubai ilişkilerinde önemli rol oynuyor. 

İlk olarak 31 Temmuz 1987 tarihinde İstanbul seferlerine başlayan Emirates, 374 koltuk kapasiteli Boeing 727 tipi uçaklarıyla haftada iki defa gerçekleştirdiği operasyonlarla, sadece bir senede 15.600’dan fazla yolcu taşıdı. O günden bu yana Emirates, Türkiye'ye ve Türkiye'den 23.000'den fazla uçuşta altı milyon yolcu taşıdı. Emirates şu anda Boeing 777-300 tipi uçaklarla İstanbul Havalimanı’ndan haftada 18 sefer gerçekleştiriyor.

Emirates, Türkiye’deki 34 yılı boyunca, Türkiye’deki ticaretin, turizmin ve ekonominin uzun vadeli bir ortağı olarak, dünya standartlarındaki servis hizmeti ile pazarda yüksek talep gördü. İstikrarlı şekilde uçuşlarını artıran Emirates, yolcular tarafından çok sevilen A380 de dahil kullandığı uçak tiplerini sürekli geliştiriyor. İş ve seyahat için yolculuk yapanlar, Emirates'in geniş çaplı güzergah seçeneğiyle Dubai'den dünyanın birçok noktasına ulaşabiliyor. Emirates uçuş ortaklarıyla gerçekleştirdiği uçuşlarla da altı kıtada yolcularına sunduğu uçuş sayısını artırıp,uçuş ağını genişletti.

Kargo Hizmeti

Emirates SkyCargo, 31 Temmuz 1987'den beri Türkiye'nin güvenilir ve lider hava kargo taşıyıcılarından biri olarak Türkiye ile dünya arasında önemli bir ticaret hacmi sağlarken, 34 yıllık tecrübesi, verimli ve geniş gövdeli filosu ile Türk hava kargo pazarına çözüm odaklı hizmet ve yadsınamaz bir kargo kapasitesi sunuyor. 


Türkiye'nin ihracatı, Emirates SkyCargo aracılığıyla dünya çapında önemli katkılar sağlıyor. Çabuk bozulan meyveler, hazır giyim, tekstil ve aksesuarları, kumaş, otomotiv parçaları, kimyasallar, endüstriyel ürünler ve kuruyemiş gibi ihracatın yanı sıra Türkiye, dünyanın Covid-19 ile mücadelesine destek olacak ürünlerin ihracatında da önemli bir üs haline geldi. Emirates SkyCargo uçuşları, dokunmasız kumaşlar, koruyucu önlükler, tıbbi maskeler, sterilize edilmiş el jeli ürünleri ve tıbbi ilaçlar dahil olmak üzere kişisel koruyucu ekipmana yönelik hammaddelerin dünyanın birçok yerine taşınmasına yardımcı olarak bu ürünlerin tesliminde önemli bir rol oynamaktadır.

 

Emirates’in Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Bölge Müdürü Bahar Birinci; “Emirates olarak Türkiye’de sunduğumuz ürün ve hizmetlerimizle yolcularımıza benzersiz deneyimler yaşatıyoruz. 34 yıldır ve Dubai üzerinden hem iş hem de tatil amaçlı seyahat eden yolcular için küresel bağlantı sağlamada oynadığımız rolden büyük gurur duyuyoruz.  Bir havayolunun en önemli görevlerinden biri uçtuğu ülkeler ile kendi ülkesi arasında ticari ve turistik bağlantıları ve ilişkileri kuvvetlendirmektir. Emirates Türkiye’ye uçuşlarının başladığı günden bu yana yaptığı çalışmalar ile Dubai’yi Türkiye’nin gündemine, Türkiye’yi de Dubai’nin gündemine taşıdı.’’ 

‘’Özellikle pandeminin etkilerinin hala devam ettiği bu değişken dönemde de yolcularımızın ihtiyaçlarını karşılayarak, teması azaltan ve en yüksek hijyen seviyesini koruyan yenilikçi ürün ve hizmetlerimizle sektöre liderlik etmeye devam ediyoruz. Yolcularımızın seyahatini güvenli ve kolay hale getiren en son politika güncellemelerimizle yolcularımız, Emirates’in sektörde bir ilk olma özelliği taşıyan ve ücretsiz olarak sunduğu ‘Çoklu Risk İçeren Seyahat Sigortası’ sayesinde dünyanın neresinde olursa olsun ekstra güvenli bir seyahat deneyimi yaşıyor. Ayrıca seyahatlerini planlarken rezervasyon iptallerinde daha fazla seçenek ve esnekliğin de keyfini çıkarabiliyorlar. Her durumda en iyi hizmeti sağlama taahhüdümüzü yerine getirerek, Türk yolcuların dünyayı güvenle keşfetmelerine yardımcı olmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.’’ şeklinde konuştu.


GTD Gastronominin Geleceği için 'Artık gezegeni besleme vakti…! dedi...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GASTRONOMİ’NİN GELECEĞİ İKLİM KRİZİNDEN NASIL ETKİLENECEK?

Yemek, tarihin her döneminde taşıdığı özel ve farklı anlamlarla sosyal yaşamın önemli bir unsurudur. Kültürel etkileşime sebep olarak, uygarlaşma adına evrensel bir bütünleştirici özelliği vardır. Yemek kültürü, toplumun içinde bulunduğu dönemin ekonomik ve kültürel yapısındaki değişimlerden etkilendiği gibi artık son dönemlerde iklim değişikliğinden de etkilenmektedir. Dünya üzerindeki nüfus arttıkça, üretim biçimleri ve tüketim alışkanlıkları da değişmeye başladı.

Doğal kaynakları bolca tüketen ve karbon emisyonu oluşumuna sebep olan sektörlerden biri de Gıda Endüstrisi. Tarımsal açıdan bakıldığında da, küresel sera gazı salınımında tarımın ortalama %24’lük bir payı vardır ve son verilere göre bu sektörden kaynaklanan salınım 2050 yılına kadar %50-90 artacaktır. Gıda üretimi karbondioksit emisyonlarının da üçte birini oluşturuyor. Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) verilerine göre hayvancılık ise sera gazı emisyonlarının yüzde 15'ini oluşturuyor. İnsanların beslenme alışkanlıklarını değiştirmediği sürece, Paris İklim Zirvesi hedeflerini tutturmanın mümkün olmadığı belirtilerek, beslenme alışkanlıklarında değişim çağrısı yapılıyor.
Sürdürülebilir gastronomi, bu noktada ihtiyaç duyulan tarım ve gıda devriminin yaratıcılarından biri haline geliyor.

Sürdürülebilir gastronomi, yemeğin hazırlanma aşamasında hiçbir doğal kaynağın boşa harcanmamasını, bilinçli ürün seçimini ve üretimin gelecekte de çevreye ve sağlığa zararlı olmayacak şekilde devam ettirilmesini vurguluyor. Doğaya saygılı yollarla üretilen, sağlıklı ve yerel kültüre uygun gıdayı tercih etmeyi teşvik ediyor. Bu maddeleri hayata geçirebilecek noktaya gelmemiz için de geleneksel gastronomi mirasını koruyup yöresel ürünleri gün yüzüne çıkarmamız gerekiyor. 

Beslenme alışkanlığımızın, iklim değişikliği üzerinde ne kadar etkili olduğunu rakamlarla değerlendirecek olursak çarpıcı bilgiler ortaya çıkıyor.

Örneğin; su kullanımı açısından bakacak olursak 1 fincan kahve için harcanan su miktarı 140 litre, 1 kg muz 860 litre, 100 gramlık çikolata için 1700 litre, 1 dilim ekmek 40 litre, Bir adet sade pizza için 1260 litre, 1kg sığır eti için 15500litre su harcanıyor. 

Bütün bu üretim sonuçlarında, bir de tüketilmeden israf olan gıdalar sebebiyle de doğal kaynaklarımız boşa harcanmaktadır. BM’nin raporuna göre 2019 yılında 931 milyon ton gıda çöpe giderken 690 milyon insan açlıktan etkilenmiştir. BM'nin 2030 yılına kadar kişi başına düşen küresel gıda atığını yarıya indirmeyi hedefliyor. 

Son günlerde yaşanan orman yangınları, sel felaketleri, kuraklık, aşırı sıcak hava dalgaları iklim krizinin insanlık için kırmızı alarm verdiğini gösteriyor. Orman yangınları, kuraklık ve sıcaklıklar önümüzdeki 10 yıl içerisinde bugünkünden çok daha fazla olacak.

Güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşmak, sürdürülebilir gastronomi ile coğrafi işaretli ürünlerimizi kültürümüzü gelecek nesillere taşımak için önlem almak ve iklim değişikliğine karşı dirençli hale zorundayız. Gastronomi Turizmi Derneği olarak, sektörel farkındalık çalışmaları yapmayı önemsiyor ve tüm paydaşlarla işbirliği yaparak gerek ülkemizin turizminde lokomotif görevi gören gastronomi turizmini gerekse sürdürülebilir doğa anlayışını geliştirmek için göreve hazır olduğumuzu bir kez daha kamuoyu ile paylaşıyoruz.

Sonuç olarak, tüketeceğimiz kadar ürünü almak ve alırken de gezegenimize ne kadar etki ettiğini düşünerek seçim yapmak iklim değişikliğini tabağımızda kontrol edebileceğimizi gösteriyor. Artık gezegeni besleme vakti…!


Doğanlar Holding Sel Felaketinde Zarar Gören 1000 Ailenin Yarasını Sarıyor...



HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Doğanlar Holding grup şirketlerinden Doğtaş Kelebek AŞ bünyesinde bulunan 5 ayrı mobilya markasıyla sel felaketinde zarar gören ailelere 1000 aileye mobilya yardımı yapıyor.


Kastamonu, Sinop ve Bartın'da etkili olan yoğun yağışlar sonrasında yaşanan sel felaketinin ardından yurdun dört bir yanından gönderilen yardımlara Doğanlar Holding de destek oldu. Holding yönetim kurulu üyeleri, iştiraklerinden Doğtaş Kelebek AŞ bünyesinde bulunan Doğtaş ve Kelebek markalarından mobilya ve Lova’dan yatak yardımlarını ihtiyaç sahibi ailelere ulaştırılmak için düğmeye bastı.


Doğanlar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Davut Doğan: “Son haftalarda ülkemizde yaşanan ve büyük acılara sebep olan afetler nedeniyle derin bir üzüntü yaşıyoruz. Bu bölgelerde hayatını kaybeden tüm vatandaşlarımıza Allahtan rahmet ve sevdiklerine yürekten sabır diliyorum. Bu zorlu zamanlarda, ülke olarak dayanışma içerisinde tüm yaralarımızı birlik olarak saracağız. Sel felaketinde evleri zarar gören vatandaşlarımıza ufak da olsa destek olmak adına mobilya ve yatak bağışlarımızı hazırlamaya başladık. Yatak dahil 1000 aileye mobilyayı hızla yola çıkarmak için tüm ilgili ekiplerimiz çalışıyor. Dileriz bu desteklerimizle biraz da olsa yaralarımızı sarmaya başlayabiliriz” dedi.


12 Ağustos 2021 Perşembe

Özlem Öktem Shangri- La Bosphorus, Istanbul’un yeni Genel Müdür Yardımcısı oldu...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Shangri- La Bosphorus, Istanbul’un yeni Genel Müdür Yardımcısı Özlem Öktem oldu

Kalpten gelen Asya Misafirperverliği ile hizmet veren ve  bu sene 50. yılını kutlayan  Shangri-La Hotels and Resorts’un, Boğaz’ın kalbinde zamansız zarafeti simgeleyen oteli Shangri- La Bosphorus, Istanbul’un Genel Müdür Yardımclığı görevine turizm sektöründe uzun yıllardır sürdürdüğü başarılı kariyeri ile bilinen Özlem Öktem getirildi.

İstanbul’un kalbi Beşiktaş’taki Boğaz’a nazır konumunda, Asya ve Türk Misafirperverliği’nin mükemmel birleşimini sunan Shangri-La Bosphorus, Istanbul; üst düzey kadrosunda değişiklik yaparak Genel Müdür Yardımcılığı görevine sektörün deneyimli ismi Özlem Öktem’i atadı.

Turizm sektöründe uzun yıllardır sürdürdüğü başarılı kariyeri ile Shangri-La Bosphorus, Istanbul’un Genel Müdür Yardımcılığı görevine getirilen Özlem Öktem, İzmir Özel Türk Koleji Anadolu Lisesi ve Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği’nden mezun.  İş hayatına 2005 yılında Anemon Oteller zincirinde Satış Yetkilisi olarak başlayan Özlem Öktem, daha sonra Swissôtel Grand Efes’in açılış ekibinde yer aldı. 2009 yılında Çırağan Palace Kempinski’ye geçerek uzun yıllar otelin Satış ve Pazarlama ekibinde Kurumsal Satış, Grup ve Acenta Satış bölümlerinde çeşitli görevlerde bulundu. Çırağan Palace Kempinski’deki Satış Direktörlüğü görevinin ardından, Kempinski zincirinin Bodrum’daki oteli Kempinski Hotel Barbaros Bay’in Satış ve Pazarlama Direktörlüğü görevini üstlendi.  Ardından The Ritz-Carlton, Istanbul’un Satış ve Pazarlama Direktörü olarak görev alan Öktem, The Grand Tarabya Hotel’in ve son iki buçuk yıldır Shangri-La Bosphorus, Istanbul’un Satış ve Pazarlama Direktörlüğü görevini başarıyla yürütüyordu.

Shangri-La Cares, Geliştirilmiş Sağlık ve Güvenlik Protokolleri

Shangri-La Bosphorus, Istanbul; Shangri-La Group’un global sağlık ve güvenlik programı Shangri-La Cares ile, misafirlerine güvenli bir ortam sunmayı taahhüt ediyor. Misafirlerin keyifli anların tadını gönül rahatlığı ile çıkarması ve ekip arkadaşlarının huzur ve güvenle çalışması için oluşturulan program, geliştirilmiş protokol ve tedbirlerden oluşuyor.

Shangri-La, Dünya Sağlık Örgütü tavsiyeleri ve yerel otoritelerin genelgeleri uyarınca, operasyon standartlarını tüm gerekli tedbir ve uygulamaları kapsayacak şekilde geliştirdi. Dünya genelindeki tüm otel ve resort’larda konaklayan ya da tesisi ziyaret eden misafirlerin sağlık ve güvenliği için, virüs ve bakterilere karşı yeni sıkı tedbirler hayata geçirildi. Bu önleyici protokoller; sık temas edilen yerlerde ve misafirlerin kullandığı tüm alanlarda arttırılmış hijyen önlemleri, derin temizlik uygulamaları, tıbbi olarak uygun dezenfektanlar ile hijyen sağlanması, ekstra tedbirler ve sosyal mesafe gözetilerek güvenli yemek, toplantı ve etkinliklerin düzenlenmesi gibi uygulamaları kapsıyor. Detaylı daha detaylı bilgiye websitesi linki üzerinden ulaşabilir.


MarriottHotels, en yeni otelini İzmir’de açtı.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



MARRIOTT HOTELS MARKASININ EN YENİ OTELİ İZMİR MARRIOTT AÇILDI

Dünya çapında 60'tan fazla ülke ve bölgede 580'den fazla otel ve resort ile hizmet veren MarriottHotels, en yeni otelini İzmir’de açtı. Denize sıfır konumda, Alsancak ve tarihi Kemeraltı’na yürüme mesafesinde yer alan İzmir Marriott, günümüz modern gezginlerinin ihtiyaçlarına hitap eden birinci sınıf bir deneyim sunmayı hedefliyor.

İzmir’in kalbi Alsancak’ta, iş ve lüks alışveriş merkezlerine çok yakın bir konumda bulunan İzmir Marriott, misafirlerini yeni bir misafirperverlik deneyimine davet ediyor. 9 Ağustos 2021 tarihinde kapılarını açan otel, sahil şeridinde, Pasaport İskelesi’ne birkaç adım uzaklıkta yer alıyor ve şehrin içinde resort konseptiyle konuklarını ağırlıyor. MarriottHotels'in en yeni küresel tasarım vizyonunu yansıtacak şekilde tasarlanan İzmir Marriott günümüz modern gezginleri için sofistike ve sezgisel olarak tasarlanmış alanlar sunarak misafirlerinin konaklamaları boyunca dinlenmelerini, çalışmalarını ve ilham bulmalarını sağlıyor.

Misafirlerine ilham verici anlar sunmayı hedefleyen İzmir Marriott, Ege Denizi’nin nefes kesen manzarasına karşı, konfor ve zarafeti bir arada sunan tasarımıyla dikkat çekiyor. Deniz ve panoramik şehir manzarası sunan 7’si süit, 149 odası bulunan otelin, ailelerin ve arkadaş gruplarının konaklamaları esnasında kendilerine ait özel bir alan oluşturmalarına imkân sağlayan birbiri ile bağlantılı odaları ve junior süitleri de bulunuyor. Otelde ayrıca, İzmir Körfezi'ne bakan özel bir terasın yanı sıra ekstra konfor ve mahremiyet sunan 80 metrekarelik bir Kral Dairesi de yer alıyor.

Pasaport sahil şeridine bakan İzmir Marriott, denizin hemen yanı başında yer alan açık oturum alanı ile tüm gün yemek servisi sunan restoranı Lima; Alcedo lobi barı ve İzmir Körfezi'nin gün batımı manzaralarını hayranlıkla izlemek için mükemmel bir imkân sunan çatı barı Pagos ile şehre yeni bir yaşam tarzı katıyor.

Elit üyeler ve Club misafirleri gün boyu, ücretsiz kahvaltı, akşam içecekleri, ordövrler ve premium içecekleri M Club’ın özel alanından temin edebiliyor. M Club ayrıca, zihni ve bedeni geliştirmek için aktif içerikli lezzetli atıştırmalıklar ve içeceklerden oluşan ve markanın imzasını taşıyan Mind Menü ile konuklarını ağırlıyor. Haftanın yedi günü, günde 24 saat erişilebilen M Club, iş seyahatinde olanlara kesintisiz üretkenlik sağlayan ücretsiz Wi-Fi, baskı hizmetleri ve güç kaynakları gibi hizmetleri de sunuyor.

Otel, suyun besleyici gücü ile doğal dünya arasındaki dengeye inanan felsefesi ile QuanSpa’da doğanın en saf onarıcı unsurlarından biri olan kaynak suyunu kucaklayan bir deneyim yaşatıyor. Spa uygulamaları, süit ve çiftler için masaj odalarının yanı sıra, QuanSpa’da ayrıca konukların geleneksel Türk masajının ve hamamının, saunanın ve buhar odalarının keyfini çıkarabilecekleri otantik bir Türk hamamı bulunuyor. Kaldıkları süre boyunca zinde kalmak isteyen konuklar, Fitness Center'ın keyfini çıkarabilir; kapalı havuzdan yararlanabilir veya çatı katındaki sonsuzluk havuzunda gün batımı manzarasının keyfini çıkarabilir.

İzmir Marriott, 750 m²’lik açık ve kapalı alana yayılan son teknoloji ekipmanlarla donatılmış etkinlik alanlarıyla misafirlerine ilham verici bir etkinlik deneyimi vadediyor. Toplantı, konferans ve özel etkinlikler için ideal bir ortama sahip olan otelin 6 esnek toplantı odası ve çatı katındaki sonsuzluk havuzunun yanı başında yer alan büyüleyici İzmir Körfezi manzarasına sahip açık hava etkinlik alanı bulunuyor. İzmir Marriott’ın son derece yetenekli mutfak ekibi, her türlü etkinlik ve toplantının ihtiyaçlarını karşılayarak unutulmaz bir lezzet deneyimi yaşatıyor. Ayrıca, konukların sosyalleşmesi, dinlenmesi ve çalışması için tasarlanmış olan TheGreatroom otelin kalbinde yer alıyor.

Ege'nin incisi olarak bilinen İzmir, keyifli ambiyansı, eşsiz doğası, sahil kasabaları, otantik köyleri ve marinaları ile misafirlerini ağırlıyor. Şehrin kalbinde mükemmel bir konuma sahip olan otel, iş merkezlerine, Alsancak'a, alışveriş ve yaşam merkezlerine, Agora ve Kemeraltı gibi tarihi yerlere yürüme mesafesinde yer alıyor. Pasaport İskelesi'ne birkaç adım uzaklıkta yer alan İzmir Marriott, üzüm bağları ile ünlü gastronomi destinasyonu Urla’ya, dünyanın yedi harikasından biri olan Efes Antik Kenti’ne ve Meryem Ana Evi’ne 50 km uzaklıkta bulunuyor. 

Misafirlere özel TED Talks içerikleri

Seyahatin düşünme biçimlerini değiştirebileceği ve yenilikçi fikirleri ateşleyebileceği ilkesinden ilham alan MarriottHotels’in TED partnerliği, İzmir Marriott’da hayata geçiyor. İzmir Marriott, TED iş birliği ile konuklarına ilham verici, yaratıcı ve merak uyandırıcı içerikler sunuyor. Güncel konularla alakalı 30 farklı içeriğin yer aldığı TED Talks’lara konuklar Guestroom Entertainment Platform’unda yer alan TED kanalı aracılığı ile ulaşabiliyor. 



Marriott Otelleri hakkında

Dünya çapında 60'tan fazla ülke ve bölgede, 580'den fazla otel ve resort ile hizmet veren MarriottHotels, misafirlerini rahatlatmak, zihinlerini berraklaştırmak, yeni fikirlere teşvik etmek gezginlerin ihtiyaçlarını tahmin ederek yardımcı olmak ve konaklamalarının her alanında seyahatlerini geliştirmek için çalışıyor. İş ve eğlenceyi harmanlayan yapısıyla mobil gezginler için de kendini dönüştüren otel, stili tasarım ve teknolojiyi buluşturan Mobil Misafir Hizmetleri gibi yeniliklerle sektöre öncülük ediyor. Daha fazla bilgi için www.MarriottHotels.com adresini ziyaret edebilir; Facebook'ta MarriottHotels, Twitter'da @marriott ve Instagram'da @marriotthotels ile bağlantıda kalabilirsiniz. MarriottInternational'ın küresel seyahat programı MarriottBonvoy üyesi olan İzmir Marriott, üyelerine çok özel deneyimler, ücretsiz konaklama fırsatı ve Elite statüsü tanıma gibi benzersiz avantajlar sunuyor. Ücretsiz kayıt olmak veya program hakkında daha fazla bilgi almak için MarriottBonvoy.marriott.com adresini ziyaret edebilirsiniz. 


11 Ağustos 2021 Çarşamba

Keyifli açık hava etkinlik ve toplantılarının adresi Elite World Sapanca ...

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Keyifli açık hava etkinlik ve toplantılarının adresi Elite World Sapanca 

Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort; konaklamanın yanı sıra açık ve kapalı alan etkinlikleri için çok cazip mekanlar sunarken çok tercih edilen oteller arasında yer alıyor. İstanbul ve Ankara’ya olan yakınlığının yanı sıra, toplam 2 bin 200 metrekarelik sütunsuz ve 8 metre tavan yüksekliği olan, üç parçaya bölünebilir kongre salonu ile aynı anda yaklaşık 3 bin kişiyi her türlü organizasyon için bir araya getirebiliyor. Ayrıca Adventure Park alanında yer alan ATV, paintball, bisiklet, hazine avı, ormanda trekking gibi dış aktiviteleri sayesinde toplantılar çok daha eğlenceli ve keyifli bir atmosfere dönüşüyor. 

Doğanın huzur veren atmosferinde ayrıcalıklı hizmetleri ile dikkat çeken Elite World Sapanca Convention&Wellness Resort, 136 bini kapalı, 44 dönümlük arazisi üzerinde faaliyet gösteriyor. 

Bölgenin en büyük toplantı ve konaklama kapasitesine sahip olan, doğayı ve teknolojiyi mükemmel bir denge ile kurgulayan Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort, tamamı balkonlu toplam 500 odası ve 1000 yatak kapasitesinin yanı sıra, kongre ve toplantı gruplarına da ev sahipliği yapabiliyor. Kongre turizmi için de iddialı bir yapıya sahip olan  Elite World Sapanca Convention&Wellness Resort’un toplam 2 bin 200 metrekarelik sütunsuz kongre salonu ile aynı anda yaklaşık 3 bin kişi her türlü organizasyon için bir araya getirilebiliyor. 

Kapalı toplantı salonlarının dışında,etki nliklerini açık alanda yapmak isteyenler ise Elite World Sapanca’nın bin 200 metrekarelik yeşil alanında toplantı ve organizasyonlarını gerçekleştirebiliyor. Ayrıca otelin açık alanında gerçekleştirilecek takım aktiviteleri ile  katılımcıların motivasyonları daha da artıyor. 

Hem verimli hem de keyifli toplantılar

Elite World Sapanca Convention & Wellness Resort’ta iş amaçlı toplantıları mutlu bir atmosfere çevirmek amacıyla Elite World Hotels tarafından tasarlanan zengin içerikli Business to Happiness (BtoH) konsepti sayesinde firmalar hem verimli hem de keyifli toplantılar ve kongreler düzenleyebiliyorlar.

Konsept içinde toplantı arasında yoga dersleri, motivasyon yükseltmek amaçlı özel masaj seansları, otel dışındaki alanlarda outdoor aktiviteler, workshop çalışmaları gibi birçok seçenek bulunuyor. Ayrıca otelde, game arena, bowling, biyolojik gölet, tenis kortları, basketbol sahası, açık havuz, aqua park, macera parktaki aktiviteler, spa ve masaj uygulamaları, akşamları yıldızları seyrederken havuz başında alınan aperatifler ile toplantı dışında keyifli zamanlar geçirilebiliyor

Hijyenik ve güvenli bir tatil için Elite World CARE

Elite World Hotels zincirinde yer alan tüm oteller, güvenli turizm sertifikasına sahip olup, yüksek önlem ve güvenlik tedbirleriyle hizmetlerini sürdürüyor. Elite World CARE (Covid-19 Anti Risk Ekibi) adındaki uzman ekiplerle aktif bir şekilde denetleme ve değerlendirmeler sürekli devam ediyor. Konforlu ve güvenli bir tatil için her detayın titizlikle düşünüldüğü Elite World Otelleri’nde misafirler yüzde 50 doluluğu aşmayacak şekilde geniş ve hijyenik alanlarda sosyal mesafeye dikkat ederek ağırlanıyor. 


6. Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası 4 Eylül 2021’dekadın yelkencileri buluşturacak ...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



 6. Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası 4 Eylül 2021’dekadın yelkencileri buluşturacak 

Kurumların ve bireysel takımların katılımıyla her yıl daha fazla kadına yelkeni sevdiren Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası’na başvurular başladı

Türkiye’de kadınlara yönelik ilk yelken yarışı olma özelliğini taşıyan “Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası”, her geçen sene daha fazla kadına ulaşmaya devam ediyor.

Türkiye Yelken Federasyonu’nun himayesinde, İstanbul Yelken Kulübü’nün işbirliği ile 4 Eylül 2021, Cumartesi günü İstanbul Caddebostan - Adalar parkurunda gerçekleştirilecek olan 6. Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası’nın kayıtları başladı. Pandemi nedeniyle geçtiğimiz yıl 3 günden 1 güne indirilen yarış, bu sene de tek günde yapılacak. 

Diana Misim, Arzu Çekirge Paksoy ve Serap Gökçebay’dan oluşan Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası Organizasyon Komitesi, bu yıl da kupaya büyük ilgi bekliyor. Kupa’nın yelken tutkusunu yarış heyecanıyla birleştirerek kadınların yelken sporuna olan ilgisini arttırması, ülkemizdeki kadın yelkenciliğini desteklemesi, yeni sporcular yetişmesine fırsat sağlaması hedefleniyor. Ayrıca iş hayatındaki kadının takım olma, hedefe ulaşma, zor koşullarla mücadele etme ve doğa ile bütünleşme yeteneğini  de geliştirerek, kurumların insan kaynakları ile iç iletişim çalışmalarına katkı sağlaması amaçlanıyor.

Deniz KızıKadın Yelken Kupası’na geçtiğimiz yıllarda Arçelik A.Ş.,Doğuş Grubu, Mercedes Benz Türk, Borusan Otomotiv, Borusan Holding, Eker, ETİ, FibaFaktoring, Ford Otosan, Garanti BBVA, Burgan Bank, Garanti Emeklilik, GlaxoSmithKline, AkpaChemicals, MSI Sailing Team, Innova, Sahibinden.com, Türk Telekom, Pegasus, DunapackPackaging, Edenred, TWRE WomanEmpowering Kadın Platformu, Şenpiliç RC GirlsSailing Team, Permolit Team Ladies First, Atak Akademi, Sultans of theSea, Bahçeşehir Üniversitesi Pupa Doğuş Üniversitesi, White AngelsSailing Team, Kadın Yelkenciler SKD, Kupa Kızları, Alize Kadın Yelken Takımı ve AÇEV gibi kurumsal ve bireysel kadın yelken takımları katıldı. 

Sosyal sorumluluk boyutu ile de fark yaratan Deniz Kızı Kadın Yelken Kupası’nda bu sene elde edilecekgelirin bir bölümü ile SosyalBen Vakfı’na destek olunacak. 

Kupa ile ilgili detaylı bilgi ve katılım koşullarına ARPR İletişim’in 0216 418 33 34 nolu telefonundan ya da  www.denizkiziyelkenkupasi.com adresinden ulaşılabilir.