31 Ocak 2024 Çarşamba

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, “TÜRSAB’ın bölünmesi düşünülemez” dedi.

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SEYAHAT ACENTALARINDAN TÜRSAB’I BÖLECEK YASA TASLAĞINA KARŞI GÜÇLÜ “BİRLİK” MESAJI

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde 2 bin seyahat acentası temsilcisiyle bir araya gelerek Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hazırladığı yeni yasa taslağına karşı “TÜRSAB Bölünemez” mesajı verdi. Toplantıda konuşan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, “TÜRSAB’ın bölünmesi düşünülemez” dedi.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB), 31 Ocak 2024 tarihinde, Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1618 sayılı Seyahat Acentaları Kanunu’nun yerine getirilecek olan ve Birliğin bölünmesini içeren yasa taslağına karşı tek ses olmak amacıyla İstanbul Lütfi Kırdar Kongre Merkezi’nde “Seyahat Acentaları Buluşması” gerçekleştirdi.

TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Başkan Yardımcıları Davut Günaydın ve Hasan Eker, Yönetim Kurulu Üyeleri, Bölge Temsil Kurulu ve İhtisas Başkanları ile TÜRSAB’ın eski Başkanlarının yer aldığı buluşmaya yaklaşık 2 bin seyahat acentası temsilcisi ve basın mensupları da katıldı.



“SEYAHAT ACENTALARI OLMAZSA TURİZM OLMAZ”

Konuşmasına seyahat acentalarının turizm sektörüne yaptığı katkıyı anlatarak başlayan Firuz Bağlıkaya, “Turizm sektörünün var oluşunu seyahat acentaları sağlıyor. Turisti bulan da biziz, getiren de gezdiren de. Turizm adına başarı diye anılan ne varsa hepsinin sebebi biziz. 'Seyahat acentaları olmazsa turizm olmaz' gerçeğine gözlerini kapatanlar, Türkiye'nin turizm tarihine bakarlarsa her şeyin seyahat acentalarının çalışmalarıyla başladığını da göreceklerdir. Turizm Bakanlığı kurulmadan 20 yıl önce de seyahat acentaları vardı, turizm olduğu sürece de var olacaklar” ifadelerini kullandı.

“TÜRSAB 100 YILLIK CUMHURİYETİMİZİN 51 YILLIK MEDAR-I İFTİHARIDIR”

Konuşmasında TÜRSAB'ın 1972 yılında nasıl kurulduğuna değinen Bağlıkaya, "1930'lardan itibaren seyahat acentalarını kuran büyüklerimizin her birinin bilgileri, cesaretleri, heyecanları ve gayretleriyle, Türkiye'de turizmin var olması, büyümesi ve gelişmesi sağlandı. Hepsi 1972 yılında bir araya gelerek TÜRSAB'ı kurdular. Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, 100 yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nin 51 yıllık medar-ı iftiharıdır. Turizm sektörü bugün Türkiye'nin geleceği için kurtarıcı sektör olarak görülüyorsa bu, seyahat acentaları, tur operatörleri ve onların Birliği TÜRSAB'ın büyük pay sahibi olduğu 51 yıllık çalışmanın ürünüdür" dedi.

"SAYIN CUMHURBAŞKANIMIZIN YAPILAN YANLIŞI GÖRECEĞİNE İNANIYORUZ"

TÜRSAB’ın bölünmeyeceğine ve yapılan yanlışın Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan’dan görüleceğini dile getiren Bağlıkaya, "Henüz hiçbir şey bitmedi. Ülkemizde bu taslağı hazırlayanlara, yapmaya çalışılanın yanlış olduğunu söyleyecek başta Sayın Cumhurbaşkanımız olmak üzere sağ duyulu devlet adamları var, bunu biliyoruz. Sayın Cumhurbaşkanımızın sektöre desteği ve hassasiyetini biliyoruz ve yapılan yanlışı göreceğine inanıyoruz. TÜRSAB, hükümetle uyumlu çalışan, Sayın Cumhurbaşkanımızın vizyonuna uygun, aynı zamanda Türkiye Yüzyılı hedefleri ile uyumlu çalışmalar yürüten bir kurumdur. Bu yanlışların doğrusunu söyleyecek devlet adamlarımıza da parlamentomuza da güveniyoruz" diye konuştu.

YENİ YASA TASLAĞININ DETAYLARI MADDE MADDE ANLATILDI

Bağlıkaya, konuşmasının devamında Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 1618 sayılı Kanun’un yerine getirilmesi planlanan yeni yasa taslağının detaylarını ve önemli maddelerini toplantıya katılan seyahat acentalarına aktararak, yeni yasanın geçmesi durumunda seyahat acentalarının ve turizm sektörünün büyük yara alacağını söyledi.

“BAKANLIK TÜRSAB’I YOK ETME İSTEĞİNDEN VAZGEÇMEDİ”

Bakanlığın geçtiğimiz Kasım ayından bu yana defalarca değiştirerek diğer Bakanlıkların görüşüne sunduğu yasa taslağında, TÜRSAB'ın kapatılmasından seyahat acentalarının mesleki ticari işletme olmaktan çıkartılmasına kadar birçok madde içerdiğine dikkat çeken Bağlıkaya, "Bu yasa taslağından, diğer bakanlıkların Anayasa'ya aykırılık itirazları sayesinde vazgeçtiler. Vazgeçemedikleri şey ise TÜRSAB'ı bölmek, büyük sermaye sahibi seyahat acentalarının önünü açmak, kendi yağında kavrulmaya çalışanları yok etme istekleri. Bu maddeler, elimizde bulunan dört taslakta da aynen yer alıyor" şeklinde konuştu.

“HER KAFADAN SES ÇIKARSA BU SESE KİMSE KULAK VERMEZ”

TÜRSAB'ın bölünmesi durumunda mesleki yapıların siyasileşeceğine, bu durumun ülkemiz için doğru bir yol olmadığına işaret eden Bağlıkaya, Birliğin bölünmesi durumunda turizm sektöründe seyahat acentalarının temsil gücünün kaybolacağını vurguladı. Yeni yasa taslağında her bin seyahat acentasının kendi birliğini kurabilecek olması maddesini eleştiren Bağlıkaya, "Böyle bölünmüş olan yapıyı, adı birlik olsa da kim ciddiye alır? Uluslararası örgütler mi? Devletin kademeleri mi? Her kafadan bir ses çıkarsa bu sese kulak veren olur mu?" diye konuştu.

“SEYAHAT ACENTALARINI BÖLMEK MESLEKİ DAYANIŞMANIN GÜCÜNÜ ORTADAN KALDIRIR”

Bağlıkaya, seyahat acentalarının faaliyet alanlarına göre bölünebilmesini içeren maddeyi de eleştirdi. "Seyahat acentalarını faaliyet alanlarına göre bölmek, ticaret odalarını ticari faaliyet türlerine göre ayrı odalara bölmek gibi bir şeydir" diyen Bağlıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

"TOBB'u bölmek, TESK'i ortadan kaldırmak ne ise TÜRSAB'ı bölmek de aynı anlama gelir, aynı sonucu verir. Bunlar nasıl düşünülmüyorsa, TÜRSAB'ın bölünmesi de düşünülemez. Unutmayalım ki TÜRSAB Birliktir. Yani Birliği oluşturan seçilmiş BTK'lar var. Sağlık, Hac-Umre, MICE gibi her branş için ayrı ihtisas başkanlıkları var. Yasaya bunları yerleştirip yasayla düzenlemek varken, Birliği parçalamak nasıl bir akıldır, anlamak mümkün değil. Seyahat acentalarını küçük birlikçiklere bölmek, mesleki dayanışmanın gücünü de ortadan kaldırmayı beraberinde getirir. Mesleki dayanışma ortadan kalkarsa yerine 'Birlikler' arası çekişmeler gelir. Bu da Türk turizmini olumsuz etkiler.”

“SAYIN BAKAN SERMAYE GÜCÜ BÜYÜK OLANLARI DİĞERLERİNDEN AYIRMAK İSTİYOR”

Yeni kurulacak Birliklerden birinin de Tur Operatörleri Birliği olduğunu ifade eden Firuz Bağlıkaya şunları kaydetti: “Bu yasa taslağı ile Sayın Bakanın ulaşmak istediği önemli sonuçlardan biri de tur operatörü adı altında sermaye gücü olan büyükleri diğerlerinden ayırmak. Taslakta cirosu yıllık 250 milyon lirayı aşan seyahat acentalarının Tur Operatörleri Birliği'ne üye olacağı yazıyor. Büyükleri diğerlerinden ayırıyor. Ancak ne hikmetse 'Büyüklere' hiçbir mükellefiyet; yani sigorta, teminat, nitelikli personel gibi sorumluluklar yüklenmiyor. Aynı aidatı, aynı teminatı veriyor ve aynı koşullarda çalışıyorlar ama sadece cirosu yüksek diye adına tur operatörü deniliyor. Tur operatörlerine kendi şube-bayi acenta ağını ücretsiz kurma hakkı veriliyor. Bu taslak bu şekilde geçerse bayilik yapan, tabela acentası olan seyahat acentaları yok olacak. Buna müsaade etmeyeceğiz. "

“YANLIŞTAN DÖNÜLENE KADAR HAYKIRMAYA DEVAM EDECEĞİZ”

Bağlıkaya, TÜRSAB’ın eski başkanları ile birlikte hareket edeceklerini ve dağıtılmasına seyirci kalmayacaklarını vurgulayarak, “Sesimizi duyurmak, hakkımızı savunmak için bir aradayız. Yarın Ankara'daki meslektaşlarımızla toplanacağız. Yanlıştan dönülene kadar haykırmaya devam edeceğiz” dedi.

Seyahat acentalarından büyük destek gören Bağlıkaya, sözlerini "Birliğimiz dirliğimizdir. TÜRSAB bölünemez" diyerek sonlandırdı.

Toplantıda, yeni yasa taslağının turizm sektöründe neden olacağı karmaşayı ve açacağı derin yaraları ele alan ve sektör temsilcilerinin yasaya karşı görüşlerini de içeren kısa film, seyahat acentaları ile paylaşıldı.


‘Yılın itibarlısı ödülü’ bir kez daha Tatilsepeti’nin oldu





HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Turizm ve seyahatte iki kez üst üste yılın itibarlısı: Tatilsepeti

Marketing Türkiye’nin tüketici ve pazar araştırmalarına dayanarak, 70 kategoride yaptığı itibar ve marka değer ölçümleri açıklandı. “The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri”nin turizm ve seyahat kategorisinde ‘yılın itibarlısı ödülü’ bir kez daha Tatilsepeti’nin oldu

Online turizm ve seyahat alanında Türkiye’nin öncü markası olan Tatilsepeti, ödüllerine bir yenisini daha ekleyerek marka itibarını güçlendirdi. Pazar ve tüketici araştırmaları ko¬nusundaki yetkinliğiyle öne çıkan Akademetre Researchand Strategic Planning’in Marketing Türkiye adına gerçekleştirdiği “İtibar ve Marka Değer Performans Ölçümü” araştırmasının sonuçlarına dayanarak düzenlenen “The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri” sahiplerini buldu. Temsili  12 ilde toplam bin 200 kişiyle yüz yüze gerçekleştirilen görüşmeler sonucunda 70’in üstünde kategoride yıl içinde itibarını en çok artıran markalar, Hilton İstanbul Bomonti’de gerçekleştirilen törenle ödüllerine kavuştu.10.’su düzenlenen “The ONE Awards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri”nde Tatilsepeti, ikisi üst üste olmak üzere üçüncü kez turizm ve seyahat kategorisinde ‘’yılın itibarlısı’’ seçildi. 

Tatilsepeti’nin2023 içinde aldığı diğer ödüller ise şöyle: TheOneAwards Bütünleşik Pazarlama Ödülleri’nde ‘’Yılın İtibarlısı Ödülü’’, Marketing Türkiye 2023’te ‘’Adressable TV Kullanımı Gümüş Ödülü’’, 8. Şikayetvar ACE Awards 2023’te ‘’Mükemmel Müşteri Memnuiyeti Başarısı Gold Ödülü’’ Uzak Rota Global’23’te ‘’Otel Rezervasyonunda Dünyanın Önde Gelen Web Sitesi Ödülü’’


Doğu Akdeniz'deki enerjinin geleceği ve güncel jeopolitik gelişmeler Doğu Akdeniz Enerji Zirvesi’nde tartışıldı.




Doğu Akdeniz'deki enerjinin geleceği ve güncel jeopolitik gelişmeler Doğu Akdeniz Enerji Zirvesi’nde tartışıldı.

KKTC'den Avrupa-Akdeniz Araştırmaları Merkezi (ASEMEDS) ile Türkiye'den Tüm Bürokratlar ve İş İnsanları Federasyonu (TÜMBİFED) iş birliğiyle düzenlenen "Doğu Akdeniz Enerji Zirvesi” 25 Ocak 2024 Perşembe günü Lefkoşa’da gerçekleştirildi. 

Doğu Akdeniz'de devam eden enerji tartışmaları, bölgesel aktörlerle, büyük güçlerin Doğu Akdeniz'deki enerji politikaları ve son dönemde İsrail-Filistin savaşı ile birlikte yaşanan gelişmelerin masaya yatırıldığı zirvede, alanında uzman akademisyenler, bürokrat ve siyasetçiler görüş ve önerilerini kamuoyu ile paylaştılar. 

Moderatörlüğünü TÜMBİKON Genel Başkan  Vekili Can Çobanoğlu'nun yaptığı zirve, 25 Ocak Perşembe günü saat 09:30’da Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Ticaret Odası, Mustafa Çağatay Konferans Salonun'da başladı. Açılış konuşmalarını TÜMBİFED Genel Başkanı Mehmet Hüsrev, ASAMEDS Genel Başkanı Doç.Dr. Murat Tüzünkan, Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası  Başkanı Turgay Deniz,  KKTC Dışişleri Bakanı Tahsin Ertuğruloğlu ve KKTC Cumhurbaşkanı Ersin Tatar  gerçekleştirdi. Açılış konuşmalarının ardından zirve sunum ve üç farklı oturumla devam etti.

Birinci Oturum: 

Avrupa ve Ortadoğu’da Enerji Arz ve Güvenliği 

Londra Enerji Kulübü İcra Başkanı Mehmet Öğütçü’nün yaptığı “Küresel Enerji Güvenliği, Enerji Yatırımları ve Jeopolitik Güç Mücadelesi” başlıklı sunumu ve Türk Denizcilik ve Global Stratejiler Merkezi Başkanı Müstafi Amiral Doç. Dr. Cihat Yaycı’nın “Mavi Vatan ve Kıbrıs” başlıklı sunumunun ardından başlayan birinci oturumda “Avrupa ve Ortadoğu’da Enerji Arz ve Güvenliği” ile ilgili konular tartışıldı. Oturum başkanlığını ASEMEDS Genel Başkanı ve Yakın Doğu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Doç. Dr. Murat Tüzünkan’ın yaptığı oturumda, Kadir Has Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mitat Çelikpala, Dış Politika Enstitüsü Başkanı Prof. Dr. Hüseyin Bağcı ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi-Kuzey Kıbrıs Kampüsü Rektör Danışmanı Yrd. Doç. Dr. Hayriye Kahveci konuşmacı olarak yer aldılar.



İkinci Oturum: Doğu Akdeniz’in Yeni Enerji Jeopolitigi 

Oturum Başkanlığını ASEMEDS Yönetim Kurulu Üyesi ve Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Sait Akşit’in yap
tığı “Doğu Akdeniz’in Yeni Enerji Jeopolitiği” başlıklı oturumda ise Ankara Politikalar Merkezi Başkanı Emekli Büyükelçi M. Fatih Ceylan, Uluslararası Kıbrıs Üniversitesi Petrol ve Doğal Gaz Mühendisliği Bölümü Kıdemli Öğretim görevlisi A. Necdet Pamir, Dış Politika Enstitüsü Küresel ve Türkiye Ekonomik Araştırmalar Direktörü Dr. Gülsüm Akbulut ile Ufuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekan Vekili Prof. Dr. Sertaç Hami Başeren konuşmacı olarak yer aldılar.



Üçüncü Oturum: Doğu Akdeniz Enerji Uyuşmazlıkları ve Türkiye ile KKTC’nin Pozisyonu zirvenin son panelinde “Doğu Akdeniz Enerji Uyuşmazlıkları ve Türkiye ile KKTC’nin Pozisyonu” ASEMEDS Genel Sekreteri ve Yakın Doğu Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Mustafa Çıraklı’nın moderatörlüğünde masaya yatırıldı. Oturumda, Kuzey Kıbrıs Türk Ticaret Odası Başkan Vekili Aziz Limasollu, Enerji Hukuku Araştırma Enstitüsü Başkanı Av. Süleyman Boşça, Başkent Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hasan Ünal ile KKTC Cumhurbaşkanı Uluslararası İlişkiler ve Diplomasi Özel Danışmanı Prof. Dr. Hüseyin Işıksal konuşmacı olarak yer aldılar.

TÜMBİFED Genel Başkanı Mehmet Hüsrev, tüm konuşmacı, katılımcılar ve emeği geçen herkese teşekkür ederek zirveyi sonlandırdı.

30 Ocak 2024 Salı

CAPPADOX 5. EDİSYONU İLE 23-26 MAYIS 2024 TARİHLERİNDE GERİ DÖNÜYOR






HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


CAPPADOX 5. EDİSYONU İLE 23-26 MAYIS 2024 TARİHLERİNDE GERİ DÖNÜYOR


En eski yerleşimlere ev sahipliği yapmış olan Kapadokya’da; ilham veren, rutini kıran, zihin açıcı ve özgün deneyimler sunan Türkiye’nin ilk destinasyon festivali Cappadox, 5. edisyonu ile Volkswagen ana sponsorluğunda, Yapı Kredi ve +1 katkılarıyla, Uçhisar-Göreme’yi merkezine alan ve çevredeki vadilere yayılan geniş bir coğrafyada 23-26 Mayıs 2024 tarihleri arasında dönüyor. 


İlki 2015’te Kapadokya Çarpması başlığı altında gerçekleşen Cappadox, 2016’da Gelin Bahçemizi Ekelim, 2017’de Dünyadan Çıkış Yolları ve 2018’de ise Sessizlik temasıyla izleyicilerle buluştu. Yerel ve ulusal sanatçıları, tüm dünyadan katılımcılarıyla buluşturmaya hazırlanan disiplinlerarası kültür festivali Cappadox’un yeni programı ilerleyen günlerde açıklanacak.


TÜRSAB KAPATILAMAZ!..

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




TÜRSAB KAPATILAMAZ!..

19 sene TÜRSAB TOAR (Tüketici şikayetleri) komisyonunda görev aldım. Başvuru yapmak isteyenlere derdim ki; “%100 haklı olduğunuz ana sorunlar neyse onu dile getirin. Yanına eklediğiniz her farklı konu, sizin haklılık oranınızı düşürür” 

Ana sorun otelin yeri ama inatla dilekçe şöyle gelirdi; “Havaalanına geldik, yarım saat rehberi bulamadık. Uçak yarım saat geç kalktı, transfer arabası da….”

Sonra karar verici olarak bu müşterinin iyi niyetini sorgulardık.

TÜRSAB yönetimi de böyle. İyiyi kötüyü ayırt etmeden kanunun tüm maddelerini kötü ilan ediyor.

Yahu, şapkanı önüne koyup, kanundaki iyiyi kötüyü ayırt edip fikrini öyle söyle. Sen hepsine “tüü kaka” dersen, karşındaki de kanunun iyi yönlerini öne çıkarıp seni haksız duruma düşürüyor. Bilmeyenlerin gözünde haklıyken haksız duruma düşüyorsun. Yapma, etme…

TÜRSAB BÖLÜNMESİN

Bölünmesin ama sadece Tatil Organizasyonu yapanların birliği olsun. Hac-Umre, Rent A Car, Mice, Transfer gibi Tatil Organizasyonları yapmayan şirketlerin TÜRSAB’tan ayrılması bölünme değil AYIKLAMA’dır… Alt katımdaki İthalatçı, Bilgisayarcı da Otel, Uçak rezervasyonu yapıyor. Onları da mı TÜRSAB’a alalım? TÜRSAB’ın bu ayıklamalarla üye sayısı azalsın ama bize faydalı bir kurum olsun.

En başta Başkan ve Bakan, yüz yüze görüşmelerle kanundaki eğrileri-doğruları başbaşa tartışmalıydı. Testi kırıldıktan sonra yani iş işten geçtikten sonra feryat figan bağırıyoruz. 

Peki bundan sonra ne yapmalı?

BAŞKAN İSTİFA ETMELİ

Elbette hepimiz 52 senelik birliğimize sahip çıkacağız ve TÜRSAB KAPATTIRMAYACAĞIZ. Bunun için mücadele edeceğiz. Bu işin yanlısı, yansızı, muhalifi yok. Ancak kamuoyuna anlatmamız gereken kanunun sadece kötü yönleri. Örneğin, yarın üye sayısı 1000’in altına düşerse TÜRSAB kapatılacak mı? Farklı bir iş kolu olan Rent A Car firmalarına herhangi bir ayrım yokken aynı işi yaptığı halde neden Tur Operatörleri ayrı birlik kuruyor? Tur da satan bilet acentaları neden TÜRSAB’tan ayrılsın vs. Bunlar kanunda net olarak belirtilmemiş. Anlatmaya buralardan başla.

TÜRSAB’ın daha fazla zarar görmemesi için Başkan inadından vazgeçip, iş işten geçmeden Bakandan randevu alıp yüz yüze görüşmeli. Aksi takdirde istifa etmeli ve derhal Genel Kurula gidilmeli. Bakanla yani Devletle görüşmeleri seçime kadar 2. Başkan yürütmeli.  

Son sözümüz; TÜRSAB KAPATILAMAZ.  


 Saygılarımla

Cem Polatoğlu

(ETİK) üyesi turizmciler 2024'ün ilk Uluslararası Turizm Fuarı olan Hollanda Vakantiebeurs Utrecht Turizm Fuarına katıldılar.





HOLLANDA TURİZM FUARINDAN TÜRK TURİZMİNE UYARI “AVRUPA BİZİ OYUNUN DIŞINDA BIRAKABİLİR”

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) üyesi turizmciler 2024'ün ilk Uluslararası Turizm Fuarı olan Hollanda Vakantiebeurs Utrecht Turizm Fuarına katıldılar. Fuarda açtıkları stantlarla tanıtım faaliyetlerini sürdürürken Benelüks ülkeleri başta olmak üzere Avrupalı tur operatörleri ve turizm bileşenleriyle görüşmeler yaptılar. Avrupa pazarının nabzını önemli ölçüde tutan Hollanda Turizm Fuarında Türk turizminin geleceğine olumsuz etki edecek önemli konuların varlığını tespit ederek kamuoyunun ve karar vericilerin dikkatine sundular.  

Fuara katılan ETİK heyetinde Başkan Mehmet İşler ile birlikte yönetim kurulu üyeleri Orhan Belge, Bilge Durdu İşler ve Halil Yeni'de yer aldı. Bölge turizminin 2024 sezonu hedefleri doğrultusunda tanıtım ve talep oluşturma faaliyetleri gerçekleştiren heyet, yetkililer ve turizm bileşenlerinin yanı sıra Hollanda Türk Kültür ve Turizm Ofisi Müdürü Pınar Bilgen Ermiş ile de görüştü.



Türkiye Otelciler Federasyonu(TÜROFED) Başkan yardımcısı ve ETİK Başkanı Mehmet İşler Hollanda Turizm Fuarında klasik fuar işlevlerini yerine getirmenin yanısıra Türk Turizminin geleceği için büyük dersler çıkarma olanağı bulduklarını, Avrupa’nın ulaşım ve seyahat edilecek ülke tercihlerinde büyük değişime gittiğini, gereken yapılmazsa bunun ülkemiz için ağır sonuçlar doğurabileceğini söyledi

TÜRK TURİZMİNİN ÖNÜNDE AŞILMASI GEREKEN EN ÖNEMLİ

Mehmet İşler ; “ Hollanda Turizm Fuarı ezberlerimizi bozmamız konusunda bize büyük yön verdi. Avrupa'nın önemli pazarlarından ve o pazarında önemli dinamiklerinden olan Hollanda Fuarında şunu gördük ki Avrupa Birliği ülkeleri artık birlik üyesi ülkeler arasındaki seyahatleri desteklemek istiyor.  Mevcut mali kaynaklarının birlik ülkeleri arasında dağılımını temine çalışıyor. Bunun haklı sebeplere dayandığını dikte ederek, son tüketici dediğimiz vatandaşlarını ikna edebilecek söylemler geliştirmişler. Çevreci ve doğaya saygılı turizm modellemesini desteklemek gibi bir tez üzerine yoğunlaşmışlar. Plastik kullanımının önlenmesiyle başlayan bu tez çevreye zararlı gazların salınımının sıfırlanmasıyla zirve yapmış durumda. Dikkatimizi en çok, uçakla seyahat edilen ülkelerin gözden düşeceği, elektrikli tren veya elektrikli araç kullanımının yaygın olduğu ülkelere çok daha fazla seyahat yapılacağı konusu çekti. Turizmde Sürdürülebilirliği isterken, aslında kendi ülkelerinde bu konuda ne kadar çok mesafe kat ettiklerine de şahit olduk. Buna dayanarak bir hukuk oluşturmaya, haklı bir sebebe dayandırarak vatandaşlarını birlik dışındaki ülkelere göndermemeye kararlı olduklarını gördük. Bu Türk Turizminin önünde aşılması gereken çok önemli va hayati bir eşiktir. Turizm paydaşlarımız bir an önce Turizmde Sürdürülebilirlik Belgeleri’ni almalıdır. Bununla yetinmemeli, ülkemizin karar vericileri de tüm diğer sektörlerde bir an önce çevreci, doğaya saygılı, emisyon oranlarının sıfıra indiği uygulamalara dönülmesini sağlayacak tedbirleri almalıdır. Elektrikli araçlara  dönüşüm bunlardan biridir. Demiryolu taşımacılığı, özellikle elektrikli hızlı trenlerle ulaşım, bu süreçte çok önemli ve belirleyici bir unsur olacaktır. Uçakla ilgili destinasyonların gözden düşeceği ve hatta satılamayacağı göz önüne alınarak yeniden kendimize bir format atmamız gerekiyor.Kültür ve Turizm Bakanlığı bu formatı erken görüp, turistik tesislere bu kriterleri getirmesine rağmen, değişim sadece turizm sektörüyle sağlanamaz. Tüm sektörlerin buna özen göstermesi gerekir.  Aksi halde; Avrupa’nın kendisine haklı bir sebep çıkarmak ve alan açmak amacında olduğunu bile bile, oyunun dışında tutulacağımızı görmemiz lazım. Bunu doğru planlamalı, gerekeni yapmalı, turizm ve diğer sektörlerde kazandığımız mevzileri kaybetmemeli ve geri gitmemeliyiz. Bu gerçeklik üzerinden hareket etmek, ülkemiz, sektörümüz ve sektör bileşenlerimizin yararına olacaktır.”dedi.  


Dedeman Hotels & Resorts International ve Özyeğin Üniversitesi, kapsamlı bir iş birliğine imza attı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



DEDEMAN VE ÖZYEĞİN ÜNİVERSİTESİ’NDEN TURİZMLE İÇ MİMARİYİ BULUŞTURAN İŞ BİRLİĞİ

Dedeman Hotels & Resorts International ve Özyeğin Üniversitesi, genç iç mimar adaylarının ilham verici ve yaratıcı fikirlerini turizm sektörüyle buluşturmak amacıyla kapsamlı bir iş birliğine imza attı.

İş birliği kapsamında Özyeğin Üniversitesi İç Mimarlık ve Çevre Tasarımı Bölümü 4. sınıf öğrencileri; proje oteli olması için talep edilen “Dedeman Palandöken Ski Lodge” otelini, ders programlarıyla eş zamanlı olarak yeniden tasarladı. Turizm sektörüyle iç mimari akademi dünyasını bir araya getirmeyi amaçlayan ve mimarinin sektördeki önemli yerinin altını çizen iş birliğinde Özyeğin Üniversitesi öğrencileri, bir dönem boyunca çalışarak yaratıcılıkta sınır tanımayan tasarımlarını kapsamlı birer proje haline getirdiler.

Projenin Detayları Gençlerle Paylaşıldı

İş birliğinin başlangıç aşaması olarak, projeye dahil olan Özyeğin Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyeleri Park Dedeman Bostancı Otel’de ağırlandı. Markanın üst düzey yöneticileri ve mimarlık ekibi, Dedeman kurumsal kimliği ve standartlarına ilişkin bilgileri içeren sunumlar gerçekleştirerek, Dedeman markasının tasarım yaklaşımlarını öğrencilerle paylaştı. Öğrenciler daha sonra Park Dedeman Bostancı otelinde keşifte bulunarak bu yaklaşımları yerinde inceleme fırsatı da buldu. Dedeman Hotels & Resorts International yöneticileri, Özyeğin Üniversitesi öğrencileri ve öğretim üyeleriyle bir araya gelinen bu keyifli günde, iç mimarinin turizm sektörüne ait dinamikleri ve sektördeki yeri ile önemine de değinildi.

Vize ve Final Jürilerinde Dedeman Yöneticileri de Yer Aldı

İş birliği kapsamında 1. ve 2. vize jürilerinde Dedeman’ın mimari ekip liderleri de yer aldı.

Proje sunumları kapsamında yapılan değerlendirme ve geri bildirimler doğrultusunda projeye dahil olan 28 öğrenci, çalışmaları üzerinde gerekli düzenlemeleri yaparak 2023 – 2024 güz dönemi final jürisi sunumuna hazırlandılar.

9 Ocak 2023 tarihinde gerçekleşen final jürisinde Dedeman Ailesi’nin dördüncü kuşak temsilcisi ve Dedeman Hotels & Resorts International Yönetim Kurulu Üyesi Murat Özmestçi de yer alarak, proje sunumlarını izledi. Özmestçi daha sonra Dedeman Holding Yönetim Kurulu Başkanı Rıfat Dedeman’ın sözcülüğündeki teşekkür mektubunu öğrencilere takdim etti.

Final jürisinin ardından uygulamaya uygun görülen bir proje seçilmesi durumunda, çalışmanın fikri mülkiyet hakları satın alınarak seçilen bir Dedeman oteline uygulanacak.

Bir dönem boyunca ders programı dahilinde projeye dahil olan öğrencilere her bir öğrenci için seçili 4 otelde geçerli olacak olan hediyeleri verildi. Öğrenciler, iş birliği ile birlikte turizm sektörünü kapsayan gerçek bir yapıyı tasarlama şansını elde ederken, kariyer hedeflerine yönelik gelecek vaat eden bir girişimde bulunma fırsatına kavuştular.


29 Ocak 2024 Pazartesi

BENTOUR Yönetim Kurulu Kadir Uğur'dan TÜRSAB açıklamaları...


HABER-TALİN ŞİRİNPINAR



BENTOUR Yönetim Kurulu Kadir Uğur'dan TÜRSAB açıklamaları

Ben olaya yabancı Tur operatörü ve incoming acentesi açısından bakıyorum. Düşünüyorum kurucularından olduğum TÜRSAB ın bize ne faydası oldu ? Cevabım: şimdiye kadar faydalarını göremedik. Yanılıyormuyum acaba?

Kesinlikle hayır. TÜRSAB önceki ve şimdiki yönetimlerde bizim problemlerimize çare olmadı. Çağırıp dinlemedeki problemlerimizi öğrenip çare olsun.

Oysa bu işin başındaki Tur Operatörleri ve incoming Acentelerin fikir ve önerilerini alarak yurt dışından misafir sayımızı tüm bölgelere dağıtarak ve böylelikle Türkiye'nin geneline nasıl artış sağlayabiliriz derinlemesine tartışılmalıydı.

Tur Operatörlerin gelecek misafirlerin ülkelere göre değişkenlik arz eden tüketim alışkanlıkları ve beklentilerini otelcilerimize doğru yansıtarak uzun soluklu sezon planlamalarında ortak müşterekte buluşulmasını sağlayabilirdi.

Evet bakanlığın önerdiği standartlara göre birliklerin kurulması herkesin derdine çare olur diye düşünüyorum  54 senedir turizm yapan bir turizmci olarak.

Ümid ederim hepimizin istihdama katkıda bulunduğu bu önemli sektörde geleceğe yönelik gerekli adımlar atılır.

Hayırlı bir Turizm sezonu diliyorum.

Bentour Yönetim kurulu başkanı.

Kadir Uğur

e-ticarette 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç bulunuyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


e-ticarette 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç bulunuyor 

Pandemiden itibaren dünyada ve ülkemizde e-ticaret yoğun ilgi görüyor ve gelişiyor. Konvansiyonel (klasik) perakendeciler, mağazalarına ilave olarak e-ticaret ile satış da yaparken, daha önce hiç perakende satışı yapmamış Kobi’ler ve hatta hiç ticari deneyimi olmayan bireysel kişiler, e-ticaret ile satış yapmaya başladılar. e-ticaretin hızlı büyümesi, dolayısıyla e-ticaret lojistiğine ve depolama alanına olan ihtiyacı artırıyor. 

e-ticaretin klasik perakendeye göre 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç duyduğunun altını çizen DepOrtak Kurucu Ortağı Oruç Kaya, şunları söyledi: 

“Ülkemizde şu an 16 milyon m2 civarında toplam ticari depolama alanı bulunuyor. e-ticaretin hızlı büyümesinin etkisiyle, önümüzdeki 10 yıl içinden en az 25 milyon m2 daha ilave depolama alanına ihtiyaç duyulacak. Lojistik gayrimenkulü geliştirmede önemli firmalar arasında yer alan Prologis’in çalışmasına göre, 1 milyar Dolarlık satışı olan klasik bir perakendeci yaklaşık 30 bin m2 lojistik alana ihtiyaç duyarken, 1 milyar Dolarlık e-ticaret satışı yapan bir firmanın ise 93 bin m2 lojistik alana ihtiyacı vardır. Buna göre e-ticarette, klasik perakendeye göre 3 kat daha fazla depolama alanına ihtiyaç bulunuyor.” dedi. 

Depolama sorununa DepOrtak çare olacak 

Dünyada depolama arzında yaşanan sorunlara işaret eden Oruç Kaya, şunları kaydetti: 

“Lojistik gayrimenkulü konusunda uzman CBRE tarafından yapılan bir çalışmaya göre, dünyada yaşanan depolama alanı arzındaki yetersizlik sorunu, e-ticaretteki depolama alanı içinde geçerlidir. e-ticaret şirketleri, ihtiyaçlarını kısa ve yakın dönemde karşılamak için ya alternatif depolama alanları bulmalı ya depolama alanı olabilecek gayrimenkul alternatiflerini çeşitlendirmeli ya da ellerindeki depolama alanlarını daha doğru ve verimli bir şekilde kullanmalıdır. DepOrtak tarafından geliştirilen “Gri Depolama” çözümü, alternatif depolama alanlarının bulunmasını ve depolama alanı olarak kullanılabilecek gayrimenkul yerlerinin çeşitlendirilmesini sağlamaktadır. Knight Frank’ın bir raporuna göre, şehir dışındaki büyük depolardan müşteriye çok daha yakın olmaya yönelik dağıtım modelini tercih edecek olan ticaret firmaları, 1 milyar Euroluk e-ticaret satış için 24 bin m2’lik şehir içi depolama alanını kullanabilir. DepOrtak, bunu “Son Kilometre Depolama” çözümü ile hayata geçirebiliyor. e-ticaret için lojistik ve lojistiğin özelinde depolama, sanal ticaretin yani e-ticaretin gerçeğe dönüştüğü süreçtir.” diye konuştu. 

Ticaretin sanalı (e-ticaret) olur, ama lojistiğin sanalı olmaz 

e-ticaret lojistiğinin, envanterlerin yönetimi, kontrolü ve depolama işlemlerinin yönetildiği bir süreç olduğunun altını çizen Oruç Kaya, konuşmasına şöyle devam etti: 

“e-ticaret için lojistik, müşterinin sipariş vermesiyle başlar, depoda mal kabul, stoklama, toplama, paketleme, katma değerli işlemler gibi fulfillment operasyonları ile devam eder ve nihayetinde depodan direkt müşteriye veya tüketiciye, dağıtım ile biten bir süreçtir ve gerektiğinde iadeyi de içerir. Bilindiği gibi e-ticaretin yüzde 90’ı, lojistik ve özellikle depolarda yapılan “fulfillment” işlemleridir. Ticaretin sanalı (e-ticaret) olur, ama lojistiğin sanalı olmaz. e-ticaret için lojistik, sanal ticaretin
yani e-ticaretin gerçeğe dönüştüğü bir süreçtir. Bu yüzden depoda yapılan “fulfillment” işlemler ve dağıtım, sanal satışın gerçeğe dönüşmesini sağlar. Bir diğer konu, daha önce evinin odasını depolama amaçlı kullanan birçok bireysel kişi veya atölyesinde küçük bir yeri depolama amaçlı kullanan birçok Kobi, artık daha fazla depolama alanı ihtiyacı duyuyor ve hatta bunlar, kendisi yaptığı paketleme ve kargoya hazırlama gibi işlemleri de üçüncü şahıslara yaptırmak istiyor. Ürünler, doğru depolanmalı ki hasarlanmasın, eksilmesin ve kaybolmasın. Stok yönetimi, doğru yapılmalı ki, satış kaybına yol açan “stokta kalmadı” denilmesin. Ürünler, doğru paketlenmeli ki, depodan müşteriye giderken hasarlanma olmasın. Ürünler, doğru toplanmalı ki müşteriye yanlış ürün (farklı renk, farklı ölçü, farklı özellik, az miktar vs.) gitmesin. Kısaca, sanal (e-ticaret) olarak verilen bir sipariş, ürün alıcısına teslim edildiğinde sürecini tamamlamış olacaktır.” şeklinde konuştu. 


28 Ocak 2024 Pazar

Prof. Dr. Ahmet Cem Dural,tiroid hastalığı hakkında merak edilen 9 soruyu yanıtladı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



KİLO DEĞİŞİMİNİZDE TEK SORUMLU TİROİDLER Mİ?

TİROİDLERLE İLGİLİ MERAK EDİLEN 9 SORU

ALINAN KİLO VE ÖDEM TİROİD HASTALIĞININ HABERCİSİ OLABİLİR!

YORGUNLUK VE UYKU HALİNDEYSENİZ TİROİDLERİNİZE BAKTIRIN

Bu aralar kilo alışverişi konusunda gözle görülür farklar mı yaşıyorsunuz? Belki de bu kilo artışı ya da azalışınızın sebebi az yemenizden veya akşamları ekran karşısında dizi izlerken yediğiniz yiyeceklerden değildir. Hatta altta yatan birçok sebep de olabilir. Akla ilk gelecekler arasında tiroid hastalığı da olmalıdır. Peki, tiroid bezi hastalıklarının kilo alımı ile ilişkisi nedir? Tiroid ilacını kullanmamak sorun oluşturur mu? Liv Hospital Endokrin Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ahmet Cem Dural,tiroid hastalığı hakkında merak edilen 9 soruyu yanıtladı.

1-Tiroid bezi hastalıkları kilo alımı ile ilişkili midir?

Tiroid bezinin az çalışması yani hipotiroidi olarak adlandırılan tabloda ciddi kilo alımı söz konusu olabilmektedir. Ülkemizde yaygın olarak görülen otoimmün lenfositik tiroidit, yani Hashimoto hastalığı nedeni ile eğer dolaşımda olan tiroid hormonu (serbest T4) yetersiz ve TSH seviyesi yüksek ise buna bağlı gelişen hipotiroidinin şiddetine bağlı olarak kilo alımı, ödem, yorgunluk, uyku hali görülecektir. 

2- Peki tanı konulamadığında durum nasıl ilerliyor?

Tanı konulmadığında veya ihmal edildiğinde miksödem adı verilen ölümcül bir klinik tabloya varabilen bu durumun düzeltilmesi için hastaların tiroid hormonu kullanmaları ve hormon tetkiklerini düzenli yaptırmaları gerekmektedir. İdeal ilaç dozunun sağlanması için doktor kontrolünde doz değişikliklerine gidilebilmektedir. 

3- Tiroid ameliyatı olmuş olmak kilo alımı yapar mı?

Tiroid bezinin cerrahi olarak çıkarılması sonrası hormon üretilmediğinden hipotiroidi geliştiğinden ameliyat olmuş tiroid hastalarına tiroid hormonu verilmektedir, günlük olarak alınması gereken “Levotiroksin Sodyum” son derece güvenli bir ilaç olmakla birlikte, insanın ürettiği tiroid hormonu ile %99 oranında aynıdır.

4- Tiroid ilacını kullanmamak sorun oluşturur mu?

Bu ilacı kullanmayı ihmal etmek, düzenli kullanmamak, uygun olmayan dozda kullanmak veya doktor kontrollerini atlamak hipotiroidi tablosu gelişmesine neden olacağından istenmeyen kilo alımlarına sebep olabilmektedir. Kilo alımı ve kontrolsüz kilo kaybı hormon seviyesindeki değişimin veya ilacın uygun olmayan dozda kullanıldığının bir belirtisidir.

5- Herhangi bir vitamin takviyesi gerekli mi?

Eğer düzenli ve dengeli beslenme söz konusu ise zaten vücudumuza az miktarda gereken veya depolanmayan vitamin ve minerallerin alınması elzem değildir. Ancak tiroid hastalıkları ile ilgili olarak birkaç element için takviye önerilebilir. 

6- Selenyum eksikliği hastalığın seyrini nasıl etkiler?

Selenyum tiroid hormonlarının metabolizmasında yer alan önemli bir bileşendir; tiroid hormonlarından olan T4’ün T3’e dönüşümünde görevli 5-deiyonidaz enziminin çalışması için selenyum gereklidir. Selenyum eksikliğinde bu enzimin aktivitesi bozulur, kanda T4 ve TSH hormonu yükselir, T3 hormonu düşer. 

7- Eğer iyot ve selenyum eksikliği birlikte görülürse tehlike mi demek olur?

Hastalığın şiddeti artabilmektedir. Balık, karides, dana karaciğeri, hindi ve dana eti, mercimek, mantar, susam, ceviz, ay çekirdeği ile tam tahıllar selenyum kaynağı açısından zengin besinlerdendir. 

8- Çinko eksikliğinde hangi besinleri tüketmeli?

Çinkonun da tıpkı selenyum gibi eksikliği görüldüğünde, tiroid metabolizması bozulur. Bu nedenle çinkodan zengin olan; peynir, süt ve süt ürünleri, balık, sığır eti, tavuk, yumurta, kepekli ekmek, patates, ceviz ve badem gibi besinlerin tüketilmesi yeterlidir. 

9-Demir eksikliği ile tiroid bezi hastalıkları ilişkili midir?

Çeşitli bilimsel kaynaklarda demir eksikliğine bağlı anemide demire bağımlı olarak görev yapan Tiroid Peroksidaz enziminin işlev görememesine bağlı olarak hipotiroidi gelişebileceği gösterilmiştir. Dolayısı ile tüm hastalarda olduğu gibi hipotiroidili hastalarda da demir eksikliği anemisinin nedenlerinin araştırılması ve düzeltilmesi gereklidir.


ESET, Canalys tarafından hazırlanan Siber Güvenlik Liderlik Matrisi'nde üst üste beşinci kez “Şampiyon” oldu.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Üst üste beşinci kez Siber güvenlik şampiyonu ESET  

Dijital güvenlik alanında dünya lideri olan ESET, Canalys tarafından hazırlanan Siber Güvenlik Liderlik Matrisi'nde üst üste beşinci kez “Şampiyon” oldu. Bu sonuç ile ESET, dünyaca ünlü dijital güvenlik satıcısı ve küresel iş ortağı ağları için en iyi güvenlik sağlayıcısı konumunu daha da  sağlamlaştırdı.

Dünyanın önde gelen teknoloji pazarı analiz firması Canalys, 29 siber güvenlik tedarikçisini son 12 aylık dönemdeki küresel kanal ve pazar performansları açısından değerlendirerek 2023 Siber Güvenlik Liderlik Matrisi’ni açıkladı. Canalys'e göre ESET, "tüketici, KOBİ, kurumsal ve MSP segmentlerini kapsayan ve kapsamlı tehdit istihbaratına erişim sağlayan birkaç tam spektrumlu siber güvenlik tedarikçisinden biri. 

ESET Küresel Satış Başkanı Miroslav Mikuš yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Bu şirketi kurduğumuzdan bu yana, ortaklarımızın siber güvenlik işlerini geliştirmelerine yardımcı olmaya gayret ediyoruz. Çok katmanlı teknolojimizin sunduğu korumaları sürekli olarak yenileyip güçlendirerek müşterilerimizi her türlü tehdide karşı korumak için çalışmaya odaklanıyoruz. Sunduğumuz hizmetleri derinlemesine geliştirmemiz ve üst üste beşinci kez “Şampiyon” seçilmemiz gösterdiğimiz çabaları ortaya koyuyor. Platformlarımıza ve sistemlerimize yaptığımız yatırımları değerli bulup takdir eden iş ortaklarımız tarafından yüksek puanla değerlendirilmekten memnuniyet duyuyoruz.”

ESET'in Şampiyon statüsünü destekleyen temel unsurlar arasında pazara açılma stratejilerini merkezi olarak planlama ve koordine etme becerisi, hem iş ortaklarını hem de ülke ofislerini uygun yerel kampanyalar ve satış uygulamaları yürütme konusunda yetkilendirme politikası yer alıyor. ESET'in iş ortakları arasında yüksek puanları koruyan diğer önemli alanlar, hesap yönetimi ve teknik desteğin kalitesi ile genel iş yapma kolaylığı olarak öne çıkıyor.



ESET'in ağı şu anda 10.000'den fazla aktif MSP ve 24.000 aktif bayiden oluşuyor. MSP segmenti, yüzde 30'luk gelir artışıyla ESET'in stratejisinin temel bir parçası olmaya devam ediyor. Şirket, durum kontrolleri ve MDR dahil olmak üzere hem ESET Profesyonel hem de ESET Güvenlik Hizmetleri portföylerini MSP’lerin Inspect ve Inspect Cloud XDR çözümleri ile sunmasını sağlayarak çalışmalarını güçlendiriyor. 

Canalys, Liderlik Matrisi ölçümü kapsamında siber güvenlik hizmet sağlayıcılarının genel bir değerlendirmesini yapıyor. Müşterilerini teknoloji endüstrisinin geleceği konusunda yönlendirmeye ve geçmişin iş modellerinin ötesine geçecek şekilde düşündürmeye çabalıyor. Canalys tarafından yapılan ölçümleme kapsamında kurumların yatırımları, stratejileri, pazardaki performansları, iş yapma biçimleri değerlendiriliyor. Matris üç ana girdi türünü bir araya getiriyor: Canalys'in Satıcı Kıyaslama derecelendirmelerinden alınan iş ortağı geri bildirimleri; her bir satıcının yatırımlarına, stratejisine, uygulamasına ve pazar performansı ölçütlerine dayalı olarak kanaldaki ivmesinin bağımsız bir analizi ve satıcının akran grupları içindeki büyümesi ve pazar payı.


İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Türk Telekom Opera Salonunda müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



İSTANBUL DEVLET SENFONİ ORKESTRASI VE KONUK SANATÇILAR, MUHTEŞEM BİR KONSERLE DİNLEYİCİLERİ BÜYÜLEDİ

İtalyan şef Alessandro Cedrone ve Alman çellist Daniel Müller-Schott, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Denizbank Konserleri kapsamında, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonunda sergiledikleri performans ile sanatseverler tarafından dakikalarca ayakta alkışlandı.

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası Denizbank Konserleri kapsamında, Semiha Berksoy Opera Vakfı ‘Türkiye’nin En İyi Opera Orkestrası Şefi Ödülü’ sahibi olan İtalyan şef Alessandro Cedrone ve Alman çellist Daniel Müller-Schott Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonunda müzikseverlere unutulmaz bir akşam yaşattı.

26 Ocak, Cuma akşamı gerçekleşen İstanbul Devlet Senfoni Orkestrasının eşlik ettiği konserin ilk bölümünde, ünlü Çek besteci Antonín Dvořák'ın ‘Viyolonsel Konçertosu, Op. 104’ seslendirildi. Daniel Müller-Schott, A. Dvořák’ın en sevilen eserlerinden olan ‘Viyolonsel Konçertosu’nu (No.2)’ yorumladı. Sanatçının çellodaki virtüozitesiyle yorumladığı eser seyircilerden büyük alkış aldı.

Konserin ikinci bölümünde ise orkestra, Felix Mendelssohn'un 3 yıl süren Avrupa gezisi sırasında çok etkilendiği İtalya’nın sonsuz neşesini yansıtan "Dördüncü Senfoni" adlı eserini seslendirdi.


Antalya, Tour of Antalya dünya bisikletinin önemli destinasyonlarından biri olmaya aday oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Bisiklet dünyası Antalya’yı keşfetti!

Antalya, Tour of Antalya başta olmak üzere profesyonel ve amatör farklı bisiklet yarışları ile dünya bisikletinin önemli destinasyonlarından biri olmaya aday oldu

2023 yılında yaklaşık 3 bin bisiklet sporcusu Antalya’da kamp yaptı.

Antalya’daki otellerde 84 bin geceleme yapan sporcular 17 milyon Euro’nun üzerinde harcama yaptı.

Antalya’da “Bisiklet Dostu Otel” sayısı 25’e ulaştı.  

Deniz, kum ve güneşi ile dünyanın en önemli turizm kentleri içine girmeyi başaran Antalya, turizmini çeşitlendirmeye devam ediyor, sürdürülebilir turizm için adımlar atıyor. Özellikle spor turizminde golf ve futbol ile adından söz ettiren Antalya, düzenlediği profesyonel ve amatör bisiklet yarışları ile bisiklet dünyasının dikkatini çekmeyi başardı. Turizmin başkenti, şimdi bisiklet takımlarına kamp imkânı sunarak dünyanın dört bir yanından gelen bisiklet takımları ve sporcuları ağırlıyor.

Turizmini çeşitlendiriyor

Denizi ve iklimi ile turizme adım atan, daha sonrasında hızlı bir gelişim ile dünyanın en önemli tatil duraklarından biri haline gelen Antalya, turizmi 12 aya yaymak için farklı turizm çeşitlerini de hayata geçiriyor. Tarih, kültür, gastronomi, MICE, sağlık ve spor gibi turizm çeşitlerinde de uzmanlaşan Antalya, sunduğu imkanlarla turizmdeki gelişimine devam ediyor. 

Dikkatler Antalya’da 

Turizm çeşitliliği noktasında Antalya için sporun önemi ise çok farklı. Golf ve futbol ile öne çıkan Antalya spor turizmi, farklı branşlardaki organizasyon ve etkinliklerle spor turizmini de çeşitlendiriyor. Antalya, son yıllarda bisiklet turizmi ile de dikkat çekici bir gelişim gösteriyor. Cumhurbaşkanlığı Bisiklet Turu, Tour of Antalya, AKRA Gran Fondo Antalya ve Cycyling Races in Türkiye gibi yarışlar bisiklet dünyasının dikkatini Antalya’ya çekerken yapılan amatör yarışlar da farklı sürüş deneyimi yaşamak isteyenleri bölgeye çekiyor. 

Yaklaşık 3 bin bisikletçi kamp yaptı

Bisiklet Turizmi Derneği’nin yaptığı araştırmaya göre 2023 yılında yaklaşık 3 bin bisiklet sporcusu Antalya’da kamp yaptı. 2023 yılında Antalya’daki otellerde 84 bin geceleme yapan sporcular 17 milyon Euro’nun üzerinde harcama yaptı. Organize edilen yarışlar ve kamplara katılan sporcuların sosyal medya hesaplarından yaptığı paylaşımlar ve basın kuruluşlarında yer alan haberler Antalya’nın tanıtımına katkısı ise çok daha değerli olduğu belirtiliyor.  

“Bisiklet turizmi gelişiyor”

Daha önce Spor Turizmi Derneği başkanlığı yapan sonrasında da Bisiklet Turizmi Derneği’ni kuran mevcut başkan Recep Şamil Yaşacan, “Ülkemizin en büyük gelir kaynağı olan turizmde bisiklet turizminin gelişimi oldukça önem taşımaktadır. Yapılan organizasyonlar ve tanıtımlar dünya ortalamasının üzerinde harcama yapan bu grubun ülkemize olan ilgisini her geçen yıl artırıyor. İlerleyen yıllarda Antalya’da bisiklet turizmi ile ilgili çok farklı rakamlar konuşacağımıza eminiz” dedi. 

Milyonlar takip ediyor

Başkan Yaşacan, Antalya’da bisiklet turizmi ile ilgili rakamların rakip ülke ve şehirlere göre az olduğunu ancak bu takımların Türkiye ve Antalya bisiklet turizminin tanıtıma katkısının ise çok büyük olduğunu söyledi. Yaşacan: “Bisiklet turizminde yolun başında değiliz ama kat etmemiz gereken çok yol var. Antalya’da yapılan bisiklet organizasyonları bisiklet dünyanın ilgisini çekmeyi başardı. Çünkü sorunsuz organizasyon yapısı ve Antalya’nın sunduğu imkanların yanı sıra buraya gelen sporcu ve takımların milyonlarca takipçisi var. Yapılan bir paylaşım tanıtım anlamında çok etkili olabiliyor” şeklinde konuştu. 

“Antalya başarabilir”

Antalya’da bisiklet turizminin ilerleyen yıllarda daha çok büyüyeceğini söyleyen Recep Şamil Yaşacan, “Antalya’da iklim ve konaklama imkanlarının yanında çok güzel rotalar mevcut. Hem yarış hem de kamp yapmak isteyen takım ve sporcuların her geçen sene artın ilgisini görüyoruz. Önümüzde İspanya’nın Mallorca adası gibi bir örnek var. Mallorca, bisiklet turizminden her sene yüz milyonlarca Euro gelir elde ediyor. Antalya da bunu başarabilir” diye konuştu.

“Tour of Antalya”nın Antalya’nın tanıtımına ve bisiklet turizmine katkısı büyük 

Argeus Travel & Events ile Yedi İletişim tarafından 2018 yılından bu yana düzenlenen Tour Of Antalya powered by AKRA, beşinci yılında yeniden yapılanarak bisiklet yarışı heyecanının yanı sıra tarihin içinde geçen eşsiz rotası ile doğal, tarihi, kültürel, gastronomi gibi öne çıkan değerleri ile Antalya’nın tanıtımına ve bisiklet turizmine odaklandı. Antalya’nın doğal ve tarihi güzelliklerini dünyaya tanıtma misyonu ile Tour Of Antalya powered by AKRA bisiklet yarışı Antalya’yı tarihin ve doğanın içinde rüya gibi bisiklet rotaları, dünyaca takımlara ev sahipliği yapan bisiklet kampları, bisiklet dostu otelleri, Akdeniz’e eşlik eden bisiklet yolları, bisiklet grupları, bisiklet mağazaları ve “Bisiklet Cenneti” vurgusu ile “Bisiklet Şehri” olarak konumlandı. 

TOUR OF ANTALYA, 2024 yılından itibaren Antalya’nın birbirinden farklı ve özel değerlerini iletişime taşıyarak “Beyond Antalya / Antalya’nın Ötesi” stratejisi ile Antalya’nın bir kültür kenti olarak görünen yüzünün arkasını göstermeyi hedefleniyor. 

Tour of Antalya çok büyük bir marka oldu

Tour of Antalya Organizasyon Direktörü Aydın Ayhan Güney, Tour of Antalya'nın Türkiye'nin önemli bir değeri haline geldiğini söyledi. “Kamu ve özel sektörün el birliğiyle büyüttüğü organizasyonun dünyadaki tanınırlığının arttığına da değinen Güney, "Tour of Antalya çok büyük bir marka oldu. En büyük özelliği yerel güçlerin düzenlemesi. Bu organizasyonun devlete hiçbir maliyeti yok. Tabii polis, jandarma, belediyelerle yapılan iş birliği çok önemli. Antalya Valiliği bu organizasyona çok sıcak bakıyor. Her gelen valimiz de aynı şekilde yaklaşıyor. Bu da önümüzü açıyor. Antalyalılar, iş insanları, gençler, yerel yönetimler, organizatörler ve kamu kurumları el birliğiyle çok güzel bir değer oluşturdu. Bu ülkemizin bir değeri. Biz, Avrupa'ya çok güzel organizasyon yapabildiğimizi gösteriyoruz Türkiye'nin bisiklet ve spor turizmi ile ilgili yaptığı yatırımların karşılığını kısa sürede almaya başlıyor. TGA'nın çalışmaları, artan bisiklet yarışları ve bunların televizyonlarda yayımlanmasının sonucunda Türkiye'ye bisiklet binmek için gelen kişi sayısı 10 kat arttı” dedi. 

“Başvuru patlaması yaşanıyor”

Tour of Antalya Proje Direktörü A.Haluk Özsevim de bisiklet takımları ve sporcuların artan ilgisini doğruluyor. Tour of Antalya’nın ilk yıllarında takım ve sporcuları Antalya’ya gelmeleri için yoğun çaba harcıyorduk. Bu sene 5. kez gerçekleştireceğimiz yarışımız için ise 60 ülkeden 80 takım başvurdu. 2’si World Tour takımı, kalanlarda Pro ve Kıta takımları olmak üzere 16 ülkeden 25 takım ve 175 sporcu yarışacak. 7 yıl önce bu yarışı ilk kez düzenlediğimiz zaman bisiklet turizmi ile ilgili konuşamazdık. Şimdi ise Antalya’ya 30 gün kamp yapmaya gelen takımları konuşuyoruz” dedi. 

“Turizmciler inanıyor”

Tour of Antalya ile amaçlarının hem Antalya’yı hem Türkiye’yi bisiklet destinasyonu haline getirmek olduğunu söyleyen Haluk Özsevim, “Tour of Antalya’nın en önemli destekçileri Akra Hotels, Corendon Airlines, Fraport TAV Antalya Havalimanı ve Diana Travel gibi markalardır. Çünkü turizmcilerimiz bisiklet turizmine inanıyor. Kamu - özel sektör işbirliği de çok önemli. Antalya’da bunu başarıyoruz. Günümüzde ise Manavgat ve Alanya bölgesi bütün dünya takımlarının kamp için tercih ettiği bir nokta oldu. Gençlik ve Spor Bakanlığı, Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Türkiye Turizm Tanıtım Geliştirme Ajansı’na (TGA) teşekkür etmek lazım. TGA, bisiklet rotalarının belirlenmesinde, Turizm Bakanlığı bisiklet dostu otel projesiyle bu işin gelişmesinde çok katkı sağladı. Amacımız sadece profesyonel takımların değil, bireysel sporcuların da gelip ülkemizde kamp yapmalarını sağlamak” diye konuştu. 

Antalyalılar da bisikleti sevdi

Antalyalıların da bisiklete ilgisi her geçen sene artıyor. Bisiklet satışları ve bisiklet gruplarındaki artış bu ilgiyi doğruluyor. 12 ay boyunca Antalya’nın farklı noktalarında kaskı ve ekipmanları ile bisiklet süren amatör bisikletçileri görmek mümkün. Bisiklet yolları, bisiklet kafeleri, bisiklet ekipmanı sağlayan mağazalardaki artış sporun daha da sevilmesini sağlıyor. Güneşli gün sayısı ve yaz ayları dışındaki ılıman iklimi ile 12 ay boyunca bisiklet sürmeye imkân tanıyan Antalya, bisiklet dostu otelleri ile de şehir dışından gelen bisiklet severleri en iyi şekilde ağırlıyor. 

Antalya’da bisiklet dostu otel sayısı artıyor 

Sürdürülebilir turizm kapsamında, bisiklet turizminin teşvik edilmesi için, bisiklet dostu konaklama tesisi belgesi verilmesine ilişkin usul ve esasları düzenlemek üzere “Turizm İşletmesi Belgeli Konaklama Tesislerine Bisiklet Dostu Konaklama Tesisi Belgesi veriliyor. Antalya’da 2023 yılı itibarı ile “Bisiklet Dostu Otel” sayısı 25’e ulaştı.  

Konaklama Tesisleri; 

Bisikletler için güvenli bir park yeri imkânı sağlama

Bisiklet yıkama ve tamir alanı bulundurma

Bölgedeki rotalar hakkında bilgi sahibi personel istihdam etme

Bisikletçilere özel beslenme menüleri sunma

Bisikletçiler için 24 saat açık çamaşır yıkama alanı ve temel bakım/tamirat aletlerine sahip olma

gibi şartları yerine getirmesi durumunda söz konusu belgeyi almaya hak kazanıyor.

Antalya Bisiklet Rotaları: 

https://cycling.goturkiye.com/tr/antalya

Kültür ve Turizm Bakanlığı, Türkiye Turizm Tanıtım Geliştirme Ajansı’na (TGA) tarafından hazırlanan cycling.goturkiye.com web sitesinde Antalya Bisiklet Rotaları turkuaz sahil boyunca bol manzara ve keşif eşliğinde birbirinden keyifli rotalar sunuyor.  Antalya'da, Akdeniz kıyılarına paralel uzanan Toros Dağları, eşsiz doğası ile bisikletçiler için bir cennet. Sık sedir ve çam ormanları arasında gizlenen antik kentleri de keşfedebilme olanağı sunuyor. 

Yol Bisikleti

Kemer - Beldibi - Kemer

Likya Sahil Şeridi - Çıralı

Kemer - Tahtalı Dağı Zirvesi

Çıralı - Beycik - Kemer

Kemer - Ovacık – Kemer


Gravel Bisiklet

Yaylakuzdere - Gedelme

Kemer - Tahtalı Dağı Zirvesi

Likya Yolu - Çıralı Sahili

Sedir Rotası

Maden Plajı - Likya Rotası

Dağ Bisikleti

Ovacık - Yaylakuzdere - Gedelme

Kemer - Gedelme - Kemer

Sedir Rotası

Maden Plajı - Likya Yolu

Beycik - Altınkaya - Beycik

Çalıştepe - Kemer

Tahtalı Dağı - Kemer

Kemer - Çukuryayla - Beycik

Elektrikli Bisiklet

Maden Plajı - Likya Rotası

Likya Yolu - Çıralı Sahili

Kemer - Tahtalı Dağı Zirvesi

Ovacık - Yaylakuzdere - Gedelme

Sedir Rotası


26 Ocak 2024 Cuma

The Peninsula Istanbul,misafirlerine hep hatırlanacak romantik ve lezzet dolu bir deneyime davet ediyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


THE PENINSULA ISTANBUL’DA EŞSİZ SEVGİLİLER GÜNÜ KUTLAMASI

Boğaz’ın en göz alıcı noktalarından birinde konumlanan The Peninsula Istanbul, The Lobby’nin sıcak atmosferinde 14 Şubat’a özel hazırlanan menüsünün yanı sıra alternatif müzik sahnesinin başarılı isimlerinden Su Sonia’nın güçlü sesi eşliğinde misafirlerine hep hatırlanacak romantik ve lezzet dolu bir deneyime davet ediyor.

Misafirlere ayrıca kahvaltı ve Sevgililer Günü akşam yemeği dahil konaklama teklifi ile bu aşk dolu günü eşsiz The Peninsula tarzında kutlama fırsatı sunuluyor.

Dünyanın en köklü lüks otel gruplarının başında gelen The Peninsula Hotels’in Istanbul'un eşsiz tarihi dokusunda konumlanan, Boğaz’daki göz kamaştıran oteli The Peninsula Istanbul’un ana restoranı The Lobby, leziz ve romantik bir akşam yemeği menüsü ile çiftlere lezzet dolu bir akşam yaşatıyor. The Peninsula şeflerinin damaklarda iz bırakan lezzetlerinin enfes tatları, yabancı ve Türkçe şarkılardan oluşan Su Sonia’nın zengin repertuvarı eşliğinde romantizmi doruğa taşıyor.

The Peninsula SPA ve Wellness Merkezi; 14 Şubat Sevgililer Günü’nde sevdiklerini mutlu etmek isteyenlere hediye seçenekleri sunuyor. Sevgililer Gününü The Peninsula Istanbul’un kusursuz hizmet anlayışıyla deneyimlemek isteyenler için The Peninsula SPA’nın masaj, hamam, vücut ve cilt bakımı hediye sertifikaları birbirlerini şımartmak isteyen çiftleri bekliyor.

The Peninsula Istanbul sunduğu benzersiz deneyimlerle, dikkat çeken şık atmosferinde misafirlerini mükemmel konfor anlayışı ile ağırlamayı bekliyor.

TZL SUITES hotel sahibi Murat Tüzel'den çarpıcı açıklamalar...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR





TURİZMDE SON DURUM

2023-2024 ve SONRASINDA ,TURİZMDE İLERLEMEK  SÖZ SAHİBİ BİR ÜLKE OLMAMIZ İÇİN YAPILACAKLAR :

TZL SUITES hotel sahibi ünlü turizm ve otelci Murat Tüzel'den çarpıcı açıklamalar...

1983-1984 yılında Güney Antalya Projesiyle ülkemiz, turizmde bir devrim başlattı. Yaşım itibarıyla o dönemi hatırlıyorum. Rahmetli Turgut Özal’ın verdiği büyük teşviklerle turizm büyük atağa geçti. Benim de o dönemlerden beri turizme olan ilgim günbegün arttı. Hatırladığım kadarıyla Türkiye turizm de 1980-1984 tarihleri arasında 400 bin civarı yatak kapasitesine ulaştı. Turizm bir devlet politikasına maalesef ulaşamadı. Turizme artık siyasal bir yapı müdahale etmektedir. Özal zamanında güzel bir başlangıç oldu, ama sonrası maalesef pek iyi olmadı. Halbuki ülkemiz dünyada turizm yapılacak en iyi yerlerden birisidir. Gerek üç tarafımızın denizlerle kaplı olmasının bize getirdiği deniz kum güneş turizmi, gerek milattan öncesine dayanan yıllardan beri ev sahipliği yaptığımız medeniyetlerin bize bıraktıkları tarihi ve kültürel miras, gerekse her yöreye ait zengin mutfak çeşitleri ile gastronomi. Dünyanın neredeyse hiçbir ülkesinde bizim kadar gastronomik zenginlik yok fakat bir türlü mutfağımızı dünyanın ünlü mutfakları arasına sokup markalaştıramıyoruz ve gastronomi turizmi pastasından hak ettiğimiz payı alamıyoruz. Vizyon eksikliğimiz var, vizyoner yöneticiler işi devralmalılar. Vizyon sahibi olmayanlarda arenadan çekilmelidir . 1984 yılında Güney Antalya Turizm turizm bölgesi ilan edildi. Fiziki altyapısı o zaman turizm bakanlığı tarafından karşılandı. Bu sebepten dolayı şu an Antalya’da altyapı sorunu yok. Antalya dolunca turizm Güney Ege’ye kaydı. Ayriyeten bunların içinde Anadolu ve İstanbul da var. Her bölge için farklı değerlendirmeler yapılmalı, farklı projeler üretilmeli. Fiziki altyapı ve insan altyapısı çok önemli. Acenteler ve tur operatörleri sadece Antalya’yı kabul etmişler, o yüzden oraya daha çok turist gidiyor. Güney Ege sorunlu, özellikle Bodrum. Ayrıca Antalya golf turizminden de para kazanıyor. Belek harici Antalya’nın geri kalan kısımları da dönem dönem kan ağlıyor. Ülkedeki turizm son zamanlarda 10-15 yılda kademeli olarak Orta Doğulu turistlere kaydı, onlar da ağırlıklı olarak alışveriş yapmaya geliyorlar. Düşünün ki Ayasofya, Efes, Göbeklitepe gibi, dünya tarihi için çok önemli eserleriniz var ama size gelen turist profili sadece nargile içip, dünya markalarından alışveriş yapmaya geliyor. Tabii ki bunlar da olmalı ama sahip olduğumuz potansiyeli daha çok kullanmamız gerek. Turistlerin lehine olan yüksek kurun da etkisiyle sağlık turizminde iyi sayılırız. Hem iyi seviyedeki sağlık tesislerimiz hem de kaliteli otellerimizle sağlık turizmi için çok elverişli bir ülkeyiz. Fakat nitelikli sağlık turizmi personeli çok az . Bu alanda gençlere eğitim verilmelidir .  Konuya hakim olmayan ticari simsarlar yüzünden başarılı olabileceğimiz bir alan lekeleniyor.  Özellikle cumhuriyetimizin yüzüncü yılında bize yakışacak şekilde turizmde atak yapmalıyız. Bu çok önemli. Türkiye artık maalesef güvenli bir ülke olarak anılmıyor, bu da ilk olarak turizm sektörünü etkiliyor, bedelini de çok ağır ödüyoruz.  Şu an ülkemizden Yunanistan ve Mısır’a tatil amaçlı yönelme var. Sebebi ise buraların daha ucuz olması , hizmetin daha iyi olması. Dubai’ye de bir kayma oldu ancak onun sebebi, Dubai’nin son yıllarda yaptığı doğru turizm hamleleri. Türkiye pandemide turizmi fırsata çeviremedi. Pandemide turizmdeki rakiplerimiz İtalya, Yunanistan ve Almanya otellere ciddi destek verdiler. Türkiye’nin verdiği destekler sembolik kaldı. Personeller işten çıkarıldı. Genel Müdürler dahil sektör değiştirmek durumunda kaldılar. Pandemi de tek yapılan Konaklama vergisine yapılan indirim. Zaten borçlu olan otellere kredi vererek daha da borçlandırdı. Şu anda otellerin bankalara 8.5 milyar dolar kredi borcu var. Ayrıca ülkemizdeki ihracatın en önemli kaynaklarından biri turizm. Yetkili kurumlar tarafından açıklanan döviz girdileri doğru değil, yüksek miktarlarla belirtilen döviz girdileri gerçeği yansıtmamakta. Bunu cari açığımıza baktığımızda zaten anlıyoruz. Fazlasıyla cari açığımız var. 1983-1984 Özal döneminde yatak sayımız ve tesis sayımız ciddi seviyelere ulaştı. Ülkenin turizm altyapısıyla ilgili çoğu şey o zaman yapıldı. Turizm bakanlığı da yeterli değil. Ülkenin diğer kurumları gibi, siyasetin liyakatin önüne geçtiği bir yapıya dönmüş durumda. Ellerinde bulunan ciddi kadro ve imkanı kullanamıyorlar. Ve kendini bir üst seviyeye çıkaramadı. Yukarıda da bahsettiğim gibi Allah’ın bize verdiği turizm açısında onlarca nimet var. Buna ek olarak kültürel ve tarihi onca emanete ve esere sahibiz. Bizans,Roma, Osmanlı, Selçuklu gibi dünya tarihine damgasını vurmuş medeniyetlere ev sahipliği yapmış bir ülkeyiz. Bunun en iyi ispatı bizi 12 bin yıl önceye götüren Göbeklitepe. Gastronomide bir numarayız. Yiyecek ve içecek servis konularında iyiyiz ama bunu dünyaya tanıtıp gastronomi konusundaki bilgimizi gastronomi turizmine yeterince çeviremedik. Bunu yurtdışı gezilerimde kendim de gözlemledim. Enflasyonun etkisiyle otelcilere binen maliyetler yüzünden Türkiye’deki turislerin bir kısmı Dubai ve Mısır’a kaydı. Türkiye Arap turizmine bağlı kalmamalı. Arapların olduğu yere Avrupalı gelmiyor, Avrupalı olan yere de Arap gelmiyor. Türkiye Arap ülkelerinden  yüz yıl ileride, Avrupa da bizden  yüz yıl ileride. Bunu gezdiğim ülkelerde gözlerimle gördüm. Arap turizmi Türkiye için tehlikeli onlara mahkum olmamalıyız. Yaklaşık 100 ülkede reklam veriyoruz, bu paraları pandemide turizme destek olarak kullanabilirdik ama onun yerine kredi verdik. Ben de bu krediden yararlandım. Şu anda Dubai ve Mısır turizmde büyük adım attılar. Reklam vermekle bu işler olmuyor. Ayrıyeten Türk kültürü de Türk milletinin hayat tarzını ifade eder. Tarihi süreç içinde farklı medeniyetlerle buluşan Türk kültürü tarihin en zengin kültürlerinden biri haline gelmiştir. Türk kültürü Türklerin devlet kurduğu coğrafyanın etkisiyle bozkır kültürü olarak adlandırılmaktadır. Türkiye kültüründe ise etkileşim kaynakları değişir, dörtlü bir sentez görülür. Bunlar özgün Orta Asya kültürü, islam kültürü, yani Arap-İran kültürü Anadolu yerli kültürleri ve Avrupa kültürüdür. MÖ 8 7 VE 6. binden itibaren Çayönü ve Çatalhöyük ile dünyada öncü durumda olan Anadolu Hattiler, Hititler, Helenler, Urartular, Frigler, Likyalılar, Romalılar, Bizanslılar, Selçuklular, Osmanlı ve en son Cumhuriyet gibi önemli kültürlere ve medeniyetlere ev sahipliği yapmış. Hepsinden bize kalan çeşitli sanat eserleri, gelenekler, hayat tarzları varken böyle bir kültür birikimini neredeyse yok sayarak Kültür ve Turizm Bakanlığı’na bağlamaktansa ayrı ayrı ele alınıp Kültür Bakanlığı ve Turizm Bakanlığı olarak iki ayrı bakanlığa bölünmesi gerektiğini düşünüyorum. Ancak o zaman hem turizm hem de kültür camiası hak ettiği özeni ve değeri alır. Türkiye’deki otellere gelince Avrupa’da kaldığım otellere kıyasla Türkiye bir numara. Temizlik, servis ve hizmet konusunda Avrupa’dan çok iyiyiz. Avupa’da kaldığım bazı otellerde oda servisi bile yok. En son gittiğim yer olan Londra’daki Holiday Inn Hotel çok kötüydü. Fakat o kadar turist geliyor ki onlar bunları önemsemiyorlar bile. Genellikle yabancı çalıştırıyorlar. Bizde yabancı çalıştıracak kim var ?Bell boy ve güvenlik çoğu otelde yok. Buradan ne kadar kaliteli turist geldiğini anlayabiliriz. Bizde güvenlik hemen hemen her otelde var, çünkü güvenli bir ülke değiliz. Avrupa’daki gözlemlerimde bir turizmci olarak gördüğüm kadarıyla Türklere bir güven sorunu var. Hatta Türkiye güvenli bir ülke mi diye soranı bile gördüm. Bu bahsettiğim konular Türkiye turizmine ve imajına büyük darbe vuruyor. Önümüzdeki Harmony By Tüzel sayısında Londra WTM Turizm Fuarını anlatacağım. Oradaki farklılıkları siz de göreceksiniz. Yalnız ülkemizde düzenlenen ve daha önce katıldığım EMITT İstanbul’la Londra’da katıldığım fuarı kıyasladığımda ne kadar büyük organizasyon eksikliğimiz olduğunu gördüm. Reklamlara harcadığımız kadar organizasyona da para harcayıp bu konuda gelişmemiz gerekiyor. Sadece turizmde değil birçok alanda organizasyon eksikliğimiz var. Berlin’de katıldığım ITB Berlin Turizm Fuarı da çok çok iyiydi. Allah bize üç tarafı denizlerle çevrili bir Türkiye, Atatürk’ün zorluklarla kurduğu bir cumhuriyet vermiş. Bugün nefes alıp bu topraklar üzerinde turizm yapıyorsak, yüz yıl önce ülkemizi işgal etmeye gelen yabancılar şu an turist olarak geliyorsa bunlar Mustafa Kemal Atatürk’ün sayesinde. Ben bunları yazabiliyorsam bu da Atatürk’ün sayesinde. Bu yüzden tüm yurttaşlar olarak bu vatanı koruyup Cumhuriyetimize ve turizmimize sahip çıkmalıyız. Bu ülke hepimizin.  



TURİZMDE İLERLEMEK  SÖZ SAHİBİ BİR ÜLKE OLMAMIZ İÇİN YAPILACAKLAR :


Otellerde deprem sertifikası zorunluluğu getirilmelidir.

En kısa sürede kentsel dönüşüme acil olarak dönmeliyiz 

Güvenli bir ülke haline gelmemiz için, terörü bitirmeliyiz

 • Fuarlarımız Avrupa standartlarında değil, wtmlondon ve ıtbberlini örnek almalıyız

 • Alt yapımızı düzeltmeliyiz, bodrum özelikle havaalanı girişinden bodrum merkeze kadar karanlık ışıl ışıl olmalı, örnek Dubai

 • Yenilenebilir enerji tüm otellerde olmalı, karbon ayak izi salınımı doğru adlandırılmalı, doğru ve etik uygulanmalıdır.

 • Hollanda turizm bakanlığını örnek almalıyız ayriyeten turizm bakanlığını kontrol eden bir ekipleri var.

 , • Türkiye de enflasyonu durdurmalıyız, otellere yansıması çok büyük

 • Turizmin ekonomideki rolü çok büyük . İhracatın 3 te 1 döviz girdisi turizmden gelmekte

Turist sayımız söylendiğinin aksine çok düşük (averagedaily rate )

Mülteciler dahi turist olarak sayılmakta sonrasında nüfusa geçirilerek ülkenin turizm kaderini belirlemede olumsuz rol oynamaktalar. 

“gotürkiye” reklam kampanyası cümlesi derhal değiştirilmelidir. 

Yabancı turist için çekici değil iticidir.   

 • Türkiye’ye fakir turist geliyor, zengin buraya gelmiyor, yabancı ülkeleri tercih ediyor. Zengin turisti getirticek ve alışveriş yaptıracak stratejiler ve argümanlar geliştirmeliyiz. 

 • Orta doğulu turiste mahkum olduk, bana gelen orta doğulu ve 3 ve 5 Dünya ülkeleri

 • Alt yapımız düzelmediği sürece turist sayımızda azalma olacak insan faktörü burada çok önemli

 • Taksiler özellikle İstanbul için, başlı başına bir sorun

 • İstanbul trafiği için, otoparkları çoğaltmamız gerekir

 • Son yıllarda teröre bir de mülteci sorunu eklendi ve güven sorunu çok büyük. Özellikle ‘de avrupalı için güvenli bir ülke değiliz .

 • İstanbul daha da büyüyor küçültmeye gitmemiz lazım ve İstanbul nüfusunu azaltmalıyız. İstanbul nüfusu nicelık değil, nitelik ön planda olmalıdır. 

 • Asgari ücretin yükselmesiyle istihdam veren turizm turizm bakanlığının desteğini almalı , kişi başına 500-750 tl ile bu iş çözülmez 

 • Turizm ve kültür bakanlığının birbirinden ayrılmalı

 • Depremden zarar gören kültürel mirasların yeniden yapılanması çok önemli bu konuyu harmonyby tüzel dergimde de yazdım. Bu konuyu çok önemsiyorum.

 • Dünyanın hiç bir ülkesi 4 mevsime sahip değil, allah bize bu nimetleri vermiş biz kullanmasını bilmiyoruz. Hatta uygulanan kötü politikalar yüzünden (çarpık kentleşme ve doğa tahribatı gibi) mevsimleri yok etmekteyiz. Kar yağacak mevsimde kar yağmadığı için kayak yapılamıyor, deniz mevsiminde iklim değişikliği yüzünden deniz ve güneşten eskisi gibi faydalanamıyoruz.

 • Arap ve avrupalı ilişkisi - arapların olduğu yerlere avrupalı gelmiyor  bu sebeple ülkemizde araplara mahkum kaldık. Strateji bir an önce değiştirilmelidir

Elini kolunu sallayıp giren bir ülke olduk bazı ülkelere vize koymamız şart 10 milyon mülteci niye ülkemizde ?

 • Terörün kökünü kazımadığımız sürece turizm geriye düşecek  örnek taksimde patlayan bomba, deprem

 • Yurt dışında yabancı televizyonlarında devamlı ülkemize yönelik saldırılar var.

 • Orta doğunun en kuvvetli ülkesiyiz, fakat benim ülkemin insanı kendi ülkesinde bir orta doğulu kadar rahat dolaşamıyor, tatil yapamıyor ve para harcayamıyor. 

 • Otellerde personel sorunu çok önemli;  sektör yöneticileri, asgari ücretin yükselmesiyle eğitimli ve tecrübeli alaylıları ücret yüzünden tercih edemiyor,  asgari ücretle çalışanları tercih ediyorlar bu durum kaliteyi düşürüyor.

Donanımlı gençlerimiz, çalışma koşulları çalışma sürelerinin fazla olması ücret yetersizliği ve özellikle Ege ve Akdeniz bölgesinde sektörün sezonluk çalıştırma politikasından dolayı turizm sektöründe çalışmak istemiyorlar. Türkiye’nin refahı ve geleceği gençlerimizin elinde şekillenecek dijital çağın bu çocuklarımıza gereken önemi ve desteği vermeliyiz yarınlar onlarla şekillenecek.


25 Ocak 2024 Perşembe

CELESTYAL’DEN YENİ BİR ROTA: BASRA KÖRFEZİ

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



CELESTYAL’DEN YENİ BİR ROTA: BASRA KÖRFEZİ 

Yunan Adaları ve ötesine seyahat edenlerin öncelikli tercihi olan ödüllü Celestyal, Journey gemisi ile Kasım 2024'ten itibaren Basra Körfezi'nde 4 yeni ülkeyi ve 6 yeni uğrak limanını ziyaret edeceğini duyurdu.

Celestyal Journey, yeni 7 gecelik "Desert Days’’turu için 9 Kasım’da Katar Doha’dan yola çıkacak ve ilk kez Bahreyn, Dubai, Khasab (Umman), Sir Bani Yas Adası ve Abu Dabi'ye uğrayacak. 1.260 yolcu kapasiteli Journey geçen yıl Eylül ayında filoya katılmıştı.Yeni rota 18 Ocak 2025 tarihine kadar devam edecek ve daha sonra gemi kış aylarında aynı bölgede konumlandırılmaya devam edecek. 

Celestyal ayrıca, iki gemiden oluşan filosu ile yıl boyunca seferler düzenleyeceğini ve mevsimlik seferlerin de olacağını teyit etti. Buna göre gerçekleştirilecek program şöyle olacak:


Celestyal Journey Kasım ayından Nisan'a kadar sürecek kış programında, 3-4-5 ve 7 gecelik seçeneklerle yeni rota "Desert Days’’programını sunarken; filoya bu yıl katılan 1.266 yolcu kapasiteli Celestyal Discovery ise Kasım-Mart 2025 tarihleri arasında Yunanistan, Türkiye, Kıbrıs, İsrail ve Mısır'ı kapsayan "Üç Kıta" seyahatini gerçekleştirecek.

Celestyal'in Nisan'dan Ekim'e kadar devam edecek olan programı “Heavenly Adriatic”; YUnanistan’dan hareketle, Karadağ, Hırvatistan ve İtalya olmak üzere 4 ülkeyi kapsayacak. Celestyal Journey bu rotada Kefalonya, Dubrovnik, Kotor, Korfu, Bari ve Katakolo'ya uğrayacak."Heavenly Adriatic Yaz Programı"nda Karadağ, Hırvatistan, İtalya ve Yunanistan'ı kapsayacak; turlar Venedik’den başlayacak. 

Bir Ege klasiği olarak Yunan Adaları ve Türkiye'yi kapsayan "Idyllic Aegean" turları ve Mart-Kasım ayları arasında Celestyal Discovery ile 3, 4 gecelik "Iconic Aegean" seferleri de devam edecek. Hat daha önce Mart-Aralık ayları arasında sefer yapıyordu.  2024 ve 2025 yılları için bu seferler misafirlerin rezervasyonuna açıldı.

Celestyal'den Kış Promosyonu: Yüzde 70'e Varan Tasarruf

Yeni güzergahlar da dahil olmak üzere tüm destinasyonlar Celestyal'ın kış indirimi promosyonunun bir parçasını oluşturuyor. Kuşadası’ndan hareketle Avrupa, Afrika ve Asya'daki limanları kapsayan 7 gecelik 'Üç Kıta' gemi seyahati kişibaşı 649$’dan; Doha'dan Bahreyn, Dubai, Umman, Sir Bani Yas Adası ve Abu Dabi'ye uzanan 7 gecelik "Desert Days" gemi seyahati ise kişi başı 609$'dan başlıyor.

Celestyal ayrıca tüm Celestyal Plus+ Experience paketlerinde yüzde 50 indirimin yanı sıra yüzde 30 indirimli tek kişilik ek ücretler ve çocuklu aileler için bir kabindeki üçüncü veya dördüncü konuk için yüzde 70'e varan indirimle düşük fiyatlar sunuyor.

Celestyal Ticaret Direktörü Lee Haslett şunları söyledi: "2024 yılına, çok sevilen Yunanistan ve Akdeniz kruvaziyer programımıza ek olarak, tamamen yenilenmiş bir filo, 7 yeni ülke ve 12 yeni küresel limanla giriyoruz.  Yunan adaları ve ötesinde başka hiçbir yerde yapmadığımızı yapıyoruz, ancak misafirlerimizden daha fazla destinasyon, daha sağlam güzergahlar ve Celestyal ile daha fazlasını keşfetme şansı istediklerini duyduk. Celestyal küresel bir marka haline gelirken, misafirlerimizi yeni ve heyecan verici destinasyonlara götürmek için Ege ve Akdeniz'in ötesindeki denizlere doğru yeni bir rota çizmekten memnuniyet duyuyoruz. Basra Körfezi gemi turları, Doha'daki ana liman, Dubai, Bahreyn ve Abu Dabi gibi önemli destinasyonlardaki duraklarının yanı sıra Umman ve Sir Bani Yas adasındaki özel keşifleri de sağlıyor. Yıla güçlü bir şekilde başlıyoruz ve 2024 yılı boyunca büyümeye ve müşterilerimizi memnun etmeye devam etmeyi amaçlıyoruz." 


Celestyal'ın seyahat programlarıyla ilgili ayrıntılı bilgiye celestyalcruises.com.tr adresinden veya 0850 70 70 550 numaralı telefondan ulaşılabilir.


Four Seasons Hotel Bosphorus başarılarına bir yenisini ekleyerek ’50 Best Discovery’ platformuna girdi.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



FOUR SEASONS HOTEL BOSPHORUS, ‘50 BEST DISCOVERY’ PLATFORMUNDA YER ALDI 

Four Seasons Hotel Bosphorus başarılarına bir yenisini ekleyerek ’50 Best Discovery’ platformuna girdi. Sektörün uzmanlarından oluşan ’50 Best’ Akademisinden aldığı oylarla dünyadaki en iyi restoranlar, barlar ve otellerin yer aldığı ’50 Best Discovery’ platformunda yer almaya hak kazandı. Otel, Boğaz’ın maviliklerine bakan eşsiz konumu, hizmet kalitesi ve yaşattığı benzersiz misafirperverlik ile alanındaki başarısını bir kez daha vurgulamış oldu.

’50 Best Discovery’, dünya genelinde en heyecan verici konaklama deneyimleri için global referans noktası olan ‘50 Best’in bir parçası olarak uzmanların oylarıyla en iyi yeme, içme ve seyahat rotalarına platformunda yer veriyor. Yıllık restoranlar, barlar ve oteller sıralamalarının bir uzantısı olarak faaliyet gösteren “50 Best Discovery”, 24 Ocak Çarşamba günü Four Seasons Hotel Bosphorus’u platformuna taşıdığını duyurarak, sektörün dikkatle takip edilen markaları arasında yer verdi. Four Seasons Hotel Bosphorus, Boğaz’ın eşsiz atmosferindeki özel konumu, konaklama deneyimi, özgün lezzetleri ve yetenekli ekibi tarafından sunulan benzersiz hizmet kalitesi ile dünyanın farklı ülkelerinden gelen misafirlerine Türk konukseverliğini yaşatıyor.

Four Seasons Hotels Istanbul Genel Müdürü Reto Moser, "Sektörün önemli platformlarından biri olan ve İstanbul’daki otelimizi tüm dünyaya duyurmaya ve tanıtmaya büyük etkisi olacağına inandığım bu değerli oluşumda yer almaktan mutluluk duyuyoruz. ’50 Best Discovery’ de yer alan özel markalar arasında bulunmak bizi gururlandırıyor. Özellikle sektörün en önemli uzmanlarından oluşan ’50 Best’ Akademisi tarafından verilen oylarla belirlenmesi bizim için çok değerli, oy veren sektör profesyonellerine teşekkür ediyoruz. İşimize olan sevgimizle, misafirlerimize en iyi deneyimi sunmak için ekip olarak büyük bir istekle çalışıyoruz. Bunu mümkün kılan deneyimli ve mesleğine tutkuyla bağlı ekibimize yürekten teşekkür ediyorum, en büyük başarı onlara ait. Her zaman hedef olarak belirlediğimiz en iyi kalite standartlarını karşılamaya ve aşmaya, misafirlerimizin en mutlu hikayelerinde ev sahipliği yapmaya, Boğaz’ın incisi Four Seasons Hotel Bosphorus ile dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerimiz için fark yaratmaya devam edeceğiz” dedi.



‘50 Best Discovery’ daha geniş bir mekan seçkisini keşfetmeyi ve uluslararası alanda duyurmayı hedefliyor. Bu seçkide yer alan restoranlar, barlar ve oteller, dünya genelinde ‘50 Best’ uzmanları tarafından belirli seviyede oy almayı başarmış özellikli markalardan oluşuyor. 50 Best Akademisi tarafından önerilen ve belli bir oy oranına sahip olabilen mekanlar, ’50 Best Discovery’ platformunda yer almaya hak kazanıyor. ’50 Best Discovery’ tüketicilere seyahat etmeleri, yeni deneyimler keşfetmeleri ve konaklama sektöründeki mükemmelliği vurgulamaları için ilham vermeyi amaçlayan bir platform olma özelliği taşıyor.


50 Best Discovery Hakkında

50 Best Discovery, 3,200'den fazla mekanı içeren 50 Best'in daha geniş kapsamlı şehir rehberi koleksiyonudur. Dünya çapında 600'den fazla şehri kapsayan 50 Best Discovery, tanınmış mekanların yanı sıra daha az bilinen mekanları ve şehirleri sergilemek ve hak ettikleri ilgiyi sağlamak için tasarlanmıştır. Bu platform, dünya genelinde uzmanlar tarafından önerilen restoranlardan, bar ve otellere kadar geniş bir yelpaze içerisinde yükselen yeteneklerden yerel favorilere, özel yemek sunan mekanlardan sofistike deneyim yaşatan yerlere kadar geniş bir seçenek sunar. 50 Best Discovery, yıllık 50 Best restoranlar, barlar ve oteller sıralamalarının bir uzantısı olarak işlev görür, ancak kendisi bir sıralama değildir.


Adıyaman’da Dayanışma Buluşması Yerel ürünler görücüye çıktı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Dev markalar yerel üreticilere Umut oldu

Adıyaman’da Dayanışma Buluşması Yerel ürünler görücüye çıktı

Deprem bölgesindeki üreticiye ses olmak ve üreticilerin pazara erişimini desteklemek amacıyla Güvenilir Ürün Platformu tarafından hayata geçirilen Üreten Yöre Üreten Türkiye projesinin ikinci buluşması Adıyaman’da gerçekleştirildi. Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odasıve Sosyal Zincirişbirliğiyle düzenlenen buluşmada yerel üreticilere Türkiye’nin önde gelen satış kanallarıyla buluşma imkanı sağlandı.

Deprem bölgesindeki yerel üreticiyi potansiyel alıcılarla buluşturarak üretimi geliştirme ve bölge ekonomisine katkı sağlamak için Güvenilir Ürün Platformu tarafından hayata geçirilen ‘Üreten Yöre Üreten Türkiye’nin’ ikinci buluşması Adıyaman’da yapıldı.Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TBMM Tarım Komisyonu, Güvenilir Ürün Platformu, Sosyal Zincir ve Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası iş birliğinde gerçekleştirilen Adıyaman buluşmasında yerel üreticilere Türkiye’nin önde gelen satış kanallarıyla buluşma imkanı sağlandı. Heyette yer alarak programa katılan Migros, CarrefourSA, BİM, A101, Onur Marketler, Trendyol, Hepsiburada, ShopSA, Getir, Oğuz Holding, Em Group, Muratbey, Ahsaf Gıda, Arnica, Türkiye İş Bankası, WOW İstanbul, BEE’O Propolis ve daha bir çok firmanın üst düzey yetkilisi üreticilerle gün boyu ticari görüşmeler yaptı. 

Etkinliğin açılışından konuşan Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Mehmet Torunoğlu, “6 Şubat’ta ülkemiz büyük bir yıkıma uğradı. Bu yıkımdan nasibini alan iller arasında da Adıyaman vardı. Adıyaman’da yapı stoğunun yüzde 60’ından fazlasını kaybettik. Yaklaşık bir yıldır tekrardan ayağa kalkmanın mücadelesi içerisindeyiz. Bugünde o mücadelenin en önemli günlerinden birindeyiz. Bugün aramızda çok kıymetli misafirlerimiz var. Hepsi birbirinden değerli kurumların başındalar. Adıyaman’a ne yapabilirizi konuşmak için buradalar. Duyarlılıklarından dolayı kendilerine teşekkür ediyorum. Adıyaman 650 bin nüfusa sahip. Türkiye’nin suç oranının en düşük olduğu ilden bahsediyoruz. Huzurun ve barışın şehri olarak adlandırılan aslında tam kabuğunu kırmak üzereyken büyük bir felaketle karşılaşıp şu anda tekrardan ayağa kalkmaya çalışan bir il. Çok sayıda üreticimiz var. Bugün onlara destek olmak için hem zincir marketlerimizin hem e-ticaret platformlarımızın çok ciddi kurumlarımızın inşallah stantlarında sanal mağazalarında Adıyaman’ın ürünlerini görmek için buradayız. Biz Adıyaman Ticaret ve Sanayi Odası olarak bütün misafirlerimize iletişim bilgilerimizi vereceğiz. Her konuda bizler sizin emrinizdeyiz. Sizler nasıl bugün en kötü günümüzde yanımızdaysanız Adıyamanlı hiçbir zaman kendisine yapılan iyiliği unutmaz. Bizler her zaman sizin yanınızda olmaya çalışacağız” dedi.



UNUTMADIK, UNUTTURMAYACAĞIZ

Deprem bölgesinin dayanışma ile ayağa kalkacağını söyleyen Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak “Güvenilir Ürün Platformu çok sayıda sivil toplum liderinin desteklediği bir platform. Yapmak istediği şey farkındalık oluşturmak. Üreten Yöre Üreten Türkiye toplantısının ikincisini Adıyaman’da yapmak istedik. Biz sıkıntılı süreçte dayanışmayı çok iyi başarıyoruz. Burada bir üretim var ve bu üretimin satışa dönüşmesi mümkün. Dayanışma, üretim, üretimin satışa dönüşmesi gerek. Başka türlü ayağa kalkmamız mümkün değil. Onun için daha sıkı dayanışma içerisinde olmamız gerekiyor. Bu etkinliğe destek veren bütün kurum ve kuruluşların yöneticilerine teşekkür ediyorum. Buradaki üreten insanlara moral veriyorsunuz. Onların üretmelerini teşvik ediyorsunuz. Biz deprem bölgesini unutmadık ve sizlerin de desteği ile unutturmayacağız.” 

BEREKET: “ADIYAMAN POTANSİYELİ ÇOK YÜKSEK BİR ŞEHİR”

ATSO Meclis Başkanı Abdulgani Bereket; “Bildiğiniz üzere 6 Şubat depreminde çok sıkıntılı günler geçirdik. O dönemki ihtiyaçlarımız çok farklıydı şimdiki ihtiyaçlarımız çok farklı olmaya başladı. Tabi konumuz gıda, üretim. O dönemde biz o gıda zinciri o gün tamamen kaybolmuştu. Sağ olsun Ticaret ve Sanayi Odamız ikinci günden sonra o zinciri bir nebze de olsa kendi çapında halletmeye başladı. Çünkü biz depremin ilk günü bir bisküvi bile bulamadık. Zincir kırıldı derken bunu demek istiyordum. Belki sıcak bir çorbaya dördüncü gün ulaştık. Dolayısıyla öyle kötü günlerden geldik ki bir sloganımız vardı ‘Konuşacak kimse yok.’ Hakikaten konuşacak kimse bile yoktu. Şimdi çok şükür sizler varsınız iyi ki buradasınız tekrar hoş geldiniz şeref verdiniz. Tabi Adıyaman gerçekten biraz ihmal edilmiş ama potansiyeli çok yüksek olan bir şehrimiz. Tarımsal üretimi marka değeri çok yüksek ürünlerimiz var. Ben önce yerel ve yöresel olmadan evrensel olunmayacağına inanıyorum. Önce yerel ve yöresel olacağız. Özellikle alıcılardan bir ricam var. Adıyaman’ın içinde bulunduğu durumu biraz daha dikkate alalım. Üreten insanlar gerçekten çok zor şartlarda üretmeye başladılar. Bu coğrafyada üretmek çok zor satmak daha da zor. Çok şükür üreten ve satanı bir araya getirdik” dedi.

Daha sonra söz alan Sosyal Zincir Yetkilisi Hülya Demirbaş Yelmen, Sosyal Zincirin 6 Şubat depremlerinden etkilenen üretici ve KOBİ’leri desteklemeyi amaçladığını ifade ederek sivil toplum, özel sektör ve kamu kuruluşlarını deprem bölgesinden satın alma çerçevesinde işbirliğine davet ettiğini söyledi

Tarım ve Orman Bakanlığı Hayvancılık Genel Müdürü Salih Çelik ise, 6 Şubat depremlerinden sonra Bakanlık olarak çiftçilerin kayıplarını telafi ettiklerini belirterek çiftçilerin yanında olduklarını belirtti. 

. ATSO’yu ziyaret eden heyet, ATSO Başkanı Mehmet Torunoğlu ve Meclis Başkanı Abdulgani Bereket ile bir süre görüşerek yeni proje ve işbirlikleri üzerine istişareler gerçekleştirdi.Program öncesi ikili iş görüşmeleri ve stant ziyaretleri gerçekleştirilirken, program sonrası yöresel ürün üreticilerine teşekkür sertifikası verildi.