30 Aralık 2025 Salı

Tailwind Havayolları, kapsamlı bir yenilenme ve yeniden yapılanma sürecini başarıyla tamamladı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Geçtiğimiz ay kuruluşunun 20. yılını kutlayan Tailwind Havayolları, 2025 yılında kapsamlı bir yenilenme ve yeniden yapılanma sürecini başarıyla tamamladı. Şirket, bu dönüşümün ardından 2026 yılında operasyonel verimlilik, filo dönüşümü ve sürdürülebilir büyüme odağında yeni bir döneme giriyor.

Kuruluş vizyonu ve temel değerlerini referans alarak yürütülen yeniden yapılanma sürecinde, mali disiplinin güçlendirilmesi, yalın yönetim anlayışının organizasyon geneline yayılması ve operasyonel çevikliğin artırılması önceliklendirildi. Bu süreçte Tailwind Havayolları, Doğu Avrupa başta olmak üzere yeni pazarlarda bilinirliğini artırırken, sadık iş ortaklarıyla ilişkilerini daha da pekiştirdi.

“Mali disiplini güçlendirdik, yalın ve çevik bir organizasyon oluşturduk”

2025 yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan Tailwind Havayolları Genel Müdürü Efe Erten, şirketin kuruluşunun 20. yılında hayata geçirilen dönüşüm sürecini şu sözlerle değerlendirdi: “Bize verilen en önemli görev, havayolumuzun mali yapısını güçlendirmek ve kuruluş vizyonumuz ile değerlerimizi referans alarak şirketimizi yeniden yapılandırmaktı. Havacılıkta tecrübeli genç ekiplerimizin üstün gayreti ve üst yönetimimizle tam uyum içinde çalışmamız sayesinde, mali disiplinden ödün vermeden hedeflerimizi gerçekleştirdik. Yıl sonunda elde ettiğimiz pozitif sonuçlar ve göstergeler, 2025 yılının Tailwind için çok başarılı bir yıl olduğunu net biçimde ortaya koyuyor.”

2026’da operasyonel verimlilik odaklı büyüme

2026 yılı için ana temayı operasyonel verimlilik olarak belirlediklerini ifade eden Erten, planlarına ilişkin şu bilgileri paylaştı: “2026 yılında önceliklerimizden biri uçuş ağımızı genişletmek olacak. Şirketimizi optimum kaynak kullanımı ve yüksek verimlilikle yönetmeyi hedefliyoruz. İş ortaklarımız için yürüttüğümüz uçuş operasyonlarını, grubumuzun sağladığı sürekli bakım ve teknik destek avantajını da kullanarak, zamanında ve beklenen kalitede sunmaya devam edeceğiz.”

Yeni sezon başında üçüncü Boeing 737-800 uçağını filoya katmayı planladıklarını belirten Erten, bugüne kadar yer alınmayan pazarlar da dahil olmak üzere operasyon ağını genişletmeyi hedeflediklerini ifade etti. Bu kapsamda filodaki dönüşüm süreci doğrultusunda üçüncü Boeing 737-800’ün aktif edilmesinin ardından, her yıl aynı uçak tipinden bir veya iki uçak eklenerek 2027 yılı sonunda en az yedi uçaklık bir filoya ulaşılması hedefleniyor.



2026’da Türkiye’ye taşıdığı turist sayısını iki katına çıkaracak

2026 yılında yoğun bir operasyon dönemine hazırlanan Tailwind Havayolları, 23 farklı şehirden Türkiye’ye uçuşlar gerçekleştirmeyi hedefliyor. Mevcut ve yeni iş ortakları için yapılacak full charter seferlerle, 2026 yılında Tailwind ile Türkiye’ye seyahat edecek yolcu sayısının iki katına çıkarılması amaçlanıyor. Bu genişleme, uçuş ağının dengeli ve sürdürülebilir biçimde büyütülmesi stratejisinin önemli bir parçası olarak ele alınıyor.

AMAC Aerospace Grubu çatısı altında yeni dönem

Tailwind Havayolları’nın 2026 yol haritasında heyecan verici başlıklardan birini, yakın zamanda Grup İcra Kurulu Başkanı Kadri Muhiddin tarafından İsviçre'de duyurusu yapılan AMAC Aerospace Grubuna katılım süreci oluşturuyor.

Bu sürecin tamamlanması ile Tailwind Havayolları’nın küresel ölçekte bakım, onarım ve uçak modifikasyonu alanında güçlü bir konuma sahip olan AMAC Aerospace Grubunun teknik uzmanlığı ve kurumsal know-how’ını da referans alarak grup çatısı altında önemli bir vizyon değişikliği yapılması planlanıyor.


29 Aralık 2025 Pazartesi

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nınT1’in, yapımı tamamlanan Faz-1 bölümü düzenlenen törenle hizmete açıldı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı büyümeye devam ediyor

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nın 25 yıl önce ilk yolcularını ağırladığı, doğduğu yer olan ilk terminal binası, “Terminal 1 Renovasyon Projesi” kapsamında 1. Fazı yeni vizyonuyla hizmete açıldı.

Türkiye'nin 2'nci, Avrupa'nın 9'uncu en yoğun havalimanı İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın hızlı büyümesine paralel olarak ek kapasite sağlayacak olan Terminal 1’in, yapımı tamamlanan Faz-1 bölümü düzenlenen törenle hizmete açıldı. 

Yenilenen Terminal 1’de düzenlenen açılış törenine, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün, İstanbul Valisi Davut Gül, Sabiha Gökçen Havalimanı Mülki İdare Amiri Halil Avşar, AK Parti İl Başkanı Abdullah Özdemir, HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın (ISG) terminal işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato' Mohd Izani Ghani, havalimanı ekosistemindeki paydaş kurumların üst düzey yöneticileri ile çok sayıda davetli katıldı.

T.C. Cumhurbaşkanlığı Savunma Sanayii Başkanlığı iştiraki Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ ile İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Yatırım, Yapım ve İşletme A.Ş. (ISG) iş birliğinde toplam 70 milyon euro yatırımla hayata geçirilen Terminal 1 Renovasyon Projesi’nin Faz-1’i açılırken, tüm hızıyla devam eden Faz-2 ve Faz-3 çalışmaları ise 2026 yılı içerisinde tamamlanması hedefleniyor.

Havalimanının ilk terminal binası olan ve 16 yıldır operasyon dışında olan Terminal 1’in tam kapasite hizmete girmesiyle birlikte Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunmakla kalmayıp, ülkemizin uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak küresel havacılık arenasındaki konumunun daha da güçlenmesine önemli katkılar sağlayacak.


Bakan Uraloğlu: Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı yalnızca bir altyapı projesi değil

Çağımızda ulaşımın sadece bir ihtiyaç değil aynı zamanda bir medeniyet göstergesi, bir kalkınma dinamosu olduğunu belirten Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, havacılığın insanları, kültürleri ve ekonomileri birbirine bağlayan güçlü bir köprü olduğunu söyledi. Bakan Uraloğlu konuşmasını şöyle sürdürdü: 

“Ülkemiz, Asya, Avrupa ve Afrika’nın kesişim noktasında, Afro-Avrasya coğrafyasının tam ortasındaki stratejik konumuyla dünyanın en avantajlı coğrafyalarından birine sahip. Dört saatlik uçuş mesafesinde, 1,5 milyar insanın yaşadığı ve toplam ekonomik büyüklüğü 55 trilyon doları aşan 67 ülkenin merkezinde yer alıyoruz. Bu avantajı doğru okuyarak da son 23 yılda hayata geçirdiğimiz cesur ve vizyoner politikalarla, Türkiye’yi havacılıkta dünyanın parlayan yıldızı haline getirdik.  2002’de 26 olan aktif havalimanı sayımızı 58’e çıkardık. Yani her yıl ortalama 1,4 havalimanını hizmete açarak, gökyüzünde sınır tanımayan bir Türkiye inşa ettik. Yapım çalışmaları devam eden Yozgat Havalimanı ve Bayburt–Gümüşhane Bölgesel havalimanı ile bu sayıyı 60’a çıkaracağız. Yine iç ve dış hatlarda toplam yolcu trafiğimiz yaklaşık 34 milyon seviyesindeydi; 2024 yılı sonunda 231 milyon yolcuya çıkarak Avrupa’da 3’üncü, dünyada 7’nci sıraya yükseldik. Bu yılın ilk 11 ayı içinde 229,7 milyon yolcuya hizmet sunduk.”

Bugün dış hat uçuş noktasının 132 ülkede 355’e ulaştığını söyleyen Bakan Uraloğlu, “Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde “Dünyada ulaşamadığımız hiçbir nokta kalmayacak” hedefiyle ülkemizi dünyanın en geniş uçuş ağına sahip ülkelerinden birine dönüştürdük. Dış hat uçuş ağımızda; 2003’te 50 ülkede 60 noktaya uçabiliyorduk. Hava Ulaştırma Anlaşması yaptığımız ülke sayısını da 81’den 175’e çıkardık. Bu alanda dünyada en çok anlaşma bulunan ülkelerin başında geliyoruz.” dedi.  

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, sadece bir havalimanı değil; İstanbul’un büyüyen ulaşım ihtiyaçlarına çözüm sunan, uluslararası hava trafiğindeki payını artırarak Türkiye’nin küresel havacılık arenasındaki konumunu güçlendiren, sınırları zorlayan stratejik bir merkez olduğunu söyleyen Bakan Uraloğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

“Avrupa’da “Major Havalimanları” kategorisinde en hızlı büyüyen havalimanı unvanını taşıyan bu eşsiz tesis, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltmeye de devam etmektedir. Bildiğiniz üzere neredeyse tam iki yıl önce, 25 Aralık 2023’te Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan’ın açılışını yaptığı ikinci pistin devreye alınmasıyla, Sabiha Gökçen daha hızlı, daha güçlü bir ivme kazandı. 3 bin 540 metre uzunluğundaki bu pist, geniş gövdeli uçakların inişine imkan sağladı; yeni taksi yolları, yüksek kapasiteli apronlar, trafik kontrol kulesi ve son teknoloji üstyapılarla hava trafik kapasitesi büyük ölçüde arttı. Havalimanımız, bu yatırımla gerçek potansiyelini ortaya koydu. Bu gelişimin katkıları rakamlara çarpıcı biçimde yansıdı: 2023’ün ilk 11 ayında 33 milyon 716 bin yolcuya hizmet verilirken, 2025’in aynı döneminde yolcu sayısı yüzde 31 artarak 44 milyon 217 bine ulaştı. Sadece 11 ayda, 2024 yılının tamamında kırılan 41 milyon 449 bin yolcu rekorunu geride bıraktık. Hatta, Aralık ayının ortası itibarıyla yolcu sayımız 46 milyonun üzerine çıktı. Yıl sonuna kadar ise bu rakamın 48 milyona ulaşmasını bekliyoruz. Bu rakamlar, ikinci pistin Sabiha Gökçen’e ve Türk havacılığına ne kadar büyük bir doping etkisi yaptığını, sınırları nasıl zorladığını açıkça gösteriyor.”

Bakan Uraloğlu, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, yalnızca bir altyapı projesi değil; İstanbul’un ve ülkemizin havacılık vizyonuna adanmış, geleceğe uzanan bir miras olduğunu kaydetti.

Doğal olarak artan yolcu trafiğini karşılamak, daha hızlı, daha güçlü ve daha konforlu hizmet sunmak için Terminal 1 Renovasyon Projesi’ni hayata geçirdiklerini kaydeden Bakan Abdulkadir Uraloğlu, “Bugün açılışını yaptığımız 1. fazı ile havalimanımız hem kapasite hem konfor açısından büyük bir ivme kazanacak. Yeni yapılan çalışmalarla, ilk terminal binası T1 modern mimarisi, gelişmiş teknolojik altyapısı, yolcu konforuna yönelik çözümleri ve sürdürülebilir yapısıyla yeniden hayat buldu. Yapılan düzenlemelerle yolcularımızın metro–otobüs–terminal geçişleri daha hızlı ve konforlu hale getirildi.

Eşsiz ve kesintisiz hizmet için her detay titizlikle tamamlandı. Faz 2 ve Faz 3’teki çalışmalar da tamamlandığında Terminal 1, havalimanımıza yıllık ilave 5,5 milyon yolcu kapasitesi kazandıracak. Terminal 1 Renovasyon Projesi 1. Fazının İstanbul’umuza, ülkemize ve havacılık sektörümüze hayırlı, uğurlu olmasını diliyorum.”  

“ISG, savunma sanayiimizin kritik altyapı ihtiyaçlarını destekleyen stratejik bir platform”


Savunma Sanayii Başkanı Prof. Dr. Haluk Görgün ise konuşmasında, Sabiha Gökçen Havalimanı'nın, sadece sivil havacılığa yönelik bir yatırım olmanın ötesinde; savunma sanayiimizin kritik altyapı ihtiyaçlarını destekleyen stratejik bir hamle olarak şekillendiğini söyledi. Prof.Dr. Görgün, “Bugün burada yalnızca bir terminal binasının açılışını gerçekleştirmiyoruz. Aynı zamanda; artan yolcu talebine cevap veren, erişilebilirliği güçlendiren, şehirle, ülkeyle ve dünyayla kurduğumuz bağlantıları daha sağlam bir zemine taşıyan bütüncül bir vizyonunönemli bir adımına hep birlikte şahitlik ediyoruz.” dedi. 

Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın, Savunma Sanayii Başkanlığı tarafından yürütülen “İleri Teknoloji Endüstri Parkı ve Havaalanı Projesi – İTEP” kapsamında, havacılık, savunma ve ileri teknoloji ekosistemlerinin entegre biçimde gelişmesini hedefleyen özgün bir modelin ilk adımı olarak planlandığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün sözlerine şöyle devam etti: 

“Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan elde edilen gelirlerin, Savunma Sanayii Destekleme Fonu’na aktarılarak ülkemiz savunma sanayiinin teknolojik altyapısının geliştirilmesine ve Türk Silahlı Kuvvetlerimizin ihtiyaçlarının karşılanmasına yönelik kritik projelerde kullanılması, projenin ülkemiz ve savunma sanayii açısından önemini daha da artırmaktadır. Havalimanı, bünyesinde barındırdığı Havacılık Bakım Onarım Merkezleri, Teknopark İstanbul ile organik bağlantısı ve sunduğu entegre altyapı ile Başkanlığımızın savunma sanayiinde sürdürülebilirlik, teknoloji derinliği ve küresel rekabet gücü oluşturma hedeflerinin, havaalanı ölçeğinde hayata geçirildiği stratejik bir platformdur.”

Yolcu deneyimini önceliklendiren, teknolojiyi stratejik bir araç olarak kullanan ve operasyonel verimliliği sürekli ileriye taşıyan güçlü dönüşüm vizyonuyla atılan her adımın, Sabiha Gökçen’i modern havalimanı işletmeciliğinin güçlü örneklerinden biri hâline getirdiğini söyleyen Prof. Dr. Haluk Görgün, “Ulaştığımız yolcu trafiği seviyesi, havalimanlarımızda pist ve hava tarafının yanı sıra terminal altyapılarının da bütüncül bir anlayışla geliştirilmesini beraberinde getirmiştir. Bu anlayış doğrultusunda, uzun yıllar hizmet verdikten sonra farklı amaçlarla kullanılan Terminal-1 binası; Başkanlığımızın öncülüğünde, HEAŞ Meydan Otoritesi ve terminal işletmecisinin iş birliğiyle yeniden değerlendirilmiş ve “Terminal-2 – Terminal-1 Entegrasyon Projesi”hayata geçirilmiştir. Bu yapı, yolcu akışının terminal geneline dengeli biçimde yayılmasını sağlayarak hem operasyonel verimliliği hem de yolcu deneyimini ileri bir seviyeye taşıyacaktır.” dedi.

HEAŞ tarafından yürütülen çalışmaların yalnızca mevcut kapasiteyi artırmakla sınırlı olmadığını vurgulayan Prof. Dr. Haluk Görgün, Terminal-3 ve Mütemmimleri Projesi ve Kuzey Hava Sahası Gelişim Projesi gibi yatırımların, önümüzdeki dönemde havalimanının uzun vadeli ihtiyaçlarına cevap verecek şekilde planlandığını açıkladı.

HEAŞ Genel Müdürü: Sabiha Gökçen Türkiye’nin dünyaya açılan güçlü bir kapısı haline geldi

Sabiha Gökçen Havalimanı Meydan Otoritesi HEAŞ Genel Müdürü Faruk Kacır, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın yıllar içerisinde yalnızca uçakların iniş kalkış yaptığı bir meydan olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin dünyaya açılan en güçlü kapılarından biri hâline geldiğini söyledi.

Genel Müdür Kacır sözlerine şöyle devam etti: “HEAŞ olarak bizler; bu büyük ve dinamik yapının güvenli, kesintisiz ve sürdürülebilir şekilde işletilmesinden sorumlu meydan otoritesiyiz. Pistlerden aprona, hava sahasından enerji altyapısına; kar ve buzla mücadeleden taksi yollarına, acil durum yönetiminden çevresel sürdürülebilirliğe kadar her alanda 7 gün 24 saat görev başındayız. Çünkü havalimanı dediğimiz yapı; durağan değil, her an yaşayan ve anlık kararlar gerektiren bir ekosistemdir. Sabiha Gökçen, 2001 yılında sivil havacılığa açıldığında 44 bin yolcuya ev sahipliği yapıyordu. 44 binden 44 milyona ulaştığımız bir ekosistemden bahsediyoruz.” 

Havacılığın; ticaretten turizme, yatırımdan istihdama kadar pek çok alanı doğrudan etkileyen stratejik bir sektör olduğunu vurgulayan Faruk Kacır, bu alandaki her kapasite artışının, Türkiye’nin küresel rekabet gücünü bir adım daha ileri taşıdığını belirtti.

Avrupa’daki birçok köklü havalimanının tek haneli büyüme oranlarıyla ilerlediği bir dönemde, Sabiha Gökçen’in çift haneli artışlarla zirvede yer aldığını hatırlatan Kacır, bu sonuçların Türkiye’nin havacılıktaki rekabet gücünün açık bir göstergesi olduğunu söyledi.

HEAŞ Genel Müdürü Kacır, açılışı yapılan Terminal 1’in, Sabiha Gökçen Havalimanı’nın hafızası olduğuna dikkat çekerek “İlk yolcuları karşılayan, ilk uçuşlara ev sahipliği yapan bu yapı; operasyon dışı kaldığı dönemlerde dahi bu meydanın ruhundan hiçbir zaman kopmamıştır. Bugün Terminal 1’i yeniden hayata geçirirken, aslında geçmişle geleceği aynı çatı altında buluşturuyoruz.” ifadelerini kullandı.

İkinci pistin tam kapasiteyle devreye alınması, apron park pozisyonlarının artırılması, yeni hangarlar, bakım tesisleri, akaryakıt çiftlikleri ve hava sahası gelişim projelerinin, meydanın operasyonel dayanıklılığını güçlendiren stratejik adımlar olduğunu dile getiren Faruk Kacır, “Bugün açılışını gerçekleştirdiğimiz bu yeni kapının, Türkiye’nin geleceğine açılan daha büyük kapılara vesile olmasını temenni ediyorum.” dedi.

“Türkiye-Malezya iş birliğinin gücünü yansıtıyor”

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nın (ISG) işletmecisi Malezya Havalimanları Holdings Berhad (MAHB) Yönetici Direktörü Dato' Mohd Izani Ghani, Türkiye – Malezya dostluk ilişkilerine dikkat çekerek ISG’nin en önemli yatırımlarının başında geldiğini söyledi. İstanbul’da bulunmaktan büyük mutluluk duyduğunu ifade eden Dato İzani, “Bugünkü tören, Sabiha Gökçen Havalimanı için önemli bir altyapı dönüm noktasının ötesinde bir anlam taşımaktadır. Aynı zamanda güvene, ortak hedeflere ve uzun vadeli büyüme vizyonuna dayanan bir iş birliğinin gücünü yansıtmaktadır. Bu yatırım, her iki ülke açısından da stratejik bir önem taşımaktadır. Türkiye için, ulusal havacılık hedeflerini ileriye taşımakta ve İstanbul’un küresel ölçekte lider bir merkez olma konumunu daha da güçlendirmektedir. Malezya açısından ise bu proje; güçlü ortaklıklar, karşılıklı güven ve paylaşılan uzun vadeli vizyon temelinde hayata geçirilen önemli bir yurt dışı havalimanı yatırımının başarısını yansıtmaktadır. Türkiye’de bize duyulan güven için tüm ilgili kurum ve kuruluşlara en içten teşekkürlerimizi sunuyorum. Bu güven sayesinde havalimanı, küresel havacılığın en dinamik başarı hikâyelerinden biri hâline gelmiştir.” ifadelerini kullandı.

Konuşmaların ardından kurdele kesimi gerçekleştirilerek yenilenen vizyonuyla Terminal 1’in Faz-1 bölümü hizmete açıldı.

Terminal 1 Özellikleri ve İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Hakkında:

2024 yılını 41,5 milyon yolcu ile tamamlayan Sabiha Gökçen, Avrupa Havalimanları Konseyi (ACI Europe) verilerine göre geçen yıla kıyasla yüzde 27,7’lik yolcu büyümesiyle Ekim ayında Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanı oldu.  

Açılışı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından gerçekleştirilen 2. pistin devreye alınmasıyla Türkiye genelindeki uçuş trafiğinin yaklaşık yüzde 15’ini karşılayan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın kapasitesini artırmak, yolculara konforlu bir seyahat deneyimi yaşatmak amacıyla yenilenen T1 terminalinde 5,5 milyona kadar yolcuya hizmet verilecek.

2025 Kasım ayı itibarıyla toplam yolcu sayısı geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 17’lik artışla 44,2 milyona ulaşan Sabiha Gökçen’de bu trafiğin 19,4 milyonu iç hat, 24,8 milyonu dış hat yolcularından oluştu. Toplam yolcu trafiğinin yüzde 56’sının dış hatlardan gelmesi, Sabiha Gökçen’in artık net biçimde uluslararası ağırlığı olan bir havalimanı haline geldiğini gösteriyor.

11 aylık sonuçlara göre, iç hat yolcu trafiğinde yüzde 21’lik pay ile birinci sırada yer alan Sabiha Gökçen Havalimanı, dış hatlarda da ülke toplamının yüzde 18’ini karşılıyor.

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı'nda Kasım ayında iniş-kalkış yapan uçak trafiği iç hatlarda 9 bin 409, dış hatlarda 13 bin 680 olmak üzere toplamda 23 bin 89 olarak gerçekleşti. Yolcu trafiği ise iç hatlarda 1 milyon 758 bin 618, dış hatlarda 2 milyon 387 bin 864 olmak üzere toplamda 4 milyon 146 bin 482 oldu. 

Sabiha Gökçen Havalimanı'nda bu süreçte, iç hatlarda 105 bin 978, dış hatlarda 144 bin 560 olmak üzere toplamda 250 bin 538 uçak trafiği gerçekleşti.

Bu ivmeyle birlikte toplam yolcu sayısının hedeflenenin üzerine çıkarak 2025 yılında yaklaşık 48 milyona ulaşması bekleniyor.

Bugün yenilenerek hizmete açılan T1 terminali ile mevcut terminal T2’nin toplam kapasitesi böylece 50 milyonu aşacak.

2025 yılı içerisinde toplam 23 dış hat, 2 iç hat olmak üzere toplam 25 hat açılışı gerçekleştiren İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, bugün 54 ülkede 39 iç hat, 115 dış hat olmak üzere toplam 154 destinasyonu İstanbul’a bağlıyor. 

İstanbul ve çevresindeki destinasyonlara yakınlığıyla “Şehrin Havalimanı” olan İSG, kara, deniz ve raylı sistem bağlantılarıyla ideal bir transfer noktası olarak öne çıkarken, kapasiteyi arttıracak T1 terminali ile daha fazla sayıda uçuşu çatısı altında toplayacak.


24 bin m²’lik T1, özel bir köprü sistemiyle T2’ye bağlandı

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı’nda titizlikle yürütülen T1 yenileme ve aktivasyon projesinin bel kemiğini özel bağlantı köprüsü oluşturuyor. 

T1 ve T2 terminal binaları, Türkiye’de ilk kez uygulanan iki ayak açıklığı arası 80 mt olan, 240 metre uzunluğunda çelik bir köprüyle birbirine bağlandı.

Yapımında 1100 ton çelik kullanılan köprü, pistleri ve apronu gören özel manzarasıyla da havalimanları arasında benzersiz noktalardan biri olmaya aday.

Toplam 24 bin m²’lik büyüklüğe sahip olan uydu terminal T1, mevcut terminal T2’nin Dış Hatlar 201 no’lu kapısından köprüyle bağlanarak havalimanına mevcut kapılara ek olarak 9 noktada toplam 18 biniş kapısı kazandıracak. 

Açılan Faz1 bölümünde 5 noktada 10 biniş kapısı bugün itibarıyla hizmete alındı. Önümüzdeki günlerde uçuş planlamalarına bu kapılar dahil edilecek.

Yenilenen T1 terminalinde 1300 kişilik oturma kapasitesinin yanı sıra çocuk oyun alanları, yeme – içme - alışveriş kioskları, hac ve umre yolcusu misafirler için ihram giyinme odası ve mescit bulunuyor.

Yolcular ana terminal binasından (T2) check-in, bagaj ve pasaport işlemlerini tamamladıktan sonra T1’e yürüyen bantlar sayesinde kolaylıkla geçiş yapabilecek. 

Afet durumlarında kesintisiz hizmet verilebilmesi için ileri seviye sismik izolatör teknolojileriyle inşa edilen ve dünyada depreme en dayanıklı yapılar arasında yer alan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın mevcut terminal binasına uyumlu olarak T1 terminali de sondaj ve jeofizik araştırmalar; zemin iyileştirme-iksa-veri ve geoteknik proje uygulamalarıyla güçlendirildi.

Proje kapsamında sürdürülebilirlik açısından mevcut bina yapısı yeni ihtiyaçlara hizmet edecek biçimde olabildiğince korunarak yenilendi.

Sökümü yapılan tüm birincil ve ikincil çelikler, MKE’ne (MKE Geri Dönüşüm İşletme Müdürlüğü) teslim edilerek geri dönüşüme kazandırıldı.

Mevcut T2 terminalimizde yer alan fakat kullanımda yer almayan yürüyen yollarımızın tüm parça değişimleri ve bakımlarını yaparak T1&T2 bağlantı köprüsünde kullanıldı.

Gün ışığından mümkün oldukça yararlanmak adına, aydınlatma otomasyonu sistemi kurularak, enerji tüketiminin minimuma indirilmesi hedeflendi. Tüm elektrik ve mekanik ekipmanlar, en yüksek enerji sınıfı olan IE5 verimlilik standardına göre seçildi.

Yaklaşık 8 ay gibi kısa bir sürede yapımı fazlı olarak tamamlanan projede, ortalama günde 400 ve maksimumda da 550 kişi sınırlı alanda çalıştı. Bu süreçte herhangi bir iş kazası yaşanmadan açılış safhasına ulaşıldı.

Projenin ilerleyen safhasında, ISG Ofisleri’nin Terminal 1’de konumlandırılması ve mevcut ofislerin bulunduğu asma kat alanlarının tamamen yolcu trafiğine açılması planlanıyor. Ofislerden boşalan alanların dahil edilmesiyle kara ve hava tarafında yolcular için ek alanlar oluşturularak misafirlerin seyahat konforunun artırılması hedefleniyor.

Türkiye ve Avrupa havacılık sektöründe önemli rekor ve başarılara imza atan; 40 milyonun üzerinde yolcuya hizmet veren “Major Havalimanları” kategorisinde Avrupa’da en hızlı büyüyen havalimanı olan Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, operasyonel verimlilik, müşteri deneyimi ve sürdürülebilirlik alanlarında sektör standartlarını yükseltme ve en yenilikçi havalimanı olma hedefine uyumlu adımlar atmayı kararlılıkla sürdürecek.


Pazarama Tatil, Yurt Dışı Tur ve Gemi Turu Satışlarına Başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Pazarama Tatil, Yurt Dışı Tur ve Gemi Turu Satışlarına Başladı

Pazarama Tatil, hizmet portföyünü genişleterek yurt dışı tur ve gemi turları satışını başlattı. Avrupa’dan Uzak Doğu’ya, Afrika’dan kruvaziyer gemi turlarına uzanan geniş ürün yelpazesiyle kullanıcılar, artık dünyanın dört bir yanına seyahat planlarını miller, puanlar ve farklı ödeme yöntemleriyle kolayca gerçekleştirebiliyor.

İş Bankası’nın %100 yerli pazaryeri iştiraki Pazarama’nın tatil hizmeti sunan platformu Pazarama Tatil, hizmet portföyünü genişleterek yurt dışı tur ve gemi turları satışını başlattı. PazaramaTatil.com, Pazarama, İşCep, Maximum Mobil ve Maximiles.com.tr üzerinden erişilebilen Pazarama Tatil, kullanıcılarına otel rezervasyonu, uçak bileti ve araç kiralama hizmetlerine ek olarak, yeni açılan “Yurt Dışı Tur” paketiyle dünyanın dört bir yanına uzanan kapsamlı tur seçenekleri sunuyor.

Yeni paket kapsamında misafirler; Avrupa Turları, Uzak Doğu ve Afrika destinasyonları ile Cruise seçenekleri arasından diledikleri turu seçerek rezervasyonlarını kolayca tamamlayabiliyor. Ödemeler ise miller, hediye puanlar, Zip gibi alternatif ödeme yöntemlerinin yanı sıra kredi kartı ile gerçekleştirilebiliyor. Böylece Pazarama Tatil’de sunulan tüm ödeme avantajları, yurt dışı turlarında da geçerli oluyor.

Platformda satışa sunulan gemi turları, dünya genelinde farklı rotalarda benzersiz bir seyahat deneyimi vadediyor. Gemi turlarında da yurt dışı turlarla aynı ödeme esnekliği sunulurken, kullanıcılar rezervasyonlarını çeşitli ödeme seçenekleriyle güvenle gerçekleştirebiliyor.

Pazarama Tatil, geniş ürün gamı, güvenilir rezervasyon altyapısı ve esnek ödeme seçenekleriyle tatil planlamasını daha erişilebilir, pratik ve kolay hâle getirmeye devam ediyor.


Argos in Cappadocia, The Leading Hotels of the World (LHW) Üyeleri Arasına Katıldı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Argos in Cappadocia, The Leading Hotels of the World (LHW) Üyeleri Arasına Katıldı

Kapadokya’nın büyülü coğrafyasıyla bütünleşen, yurt dışı ve yurt içinde elde ettiği başarı ve ödüllerle adından söz ettiren Argos in Cappadocia, dünyanın en prestijli bağımsız lüks otel koleksiyonlarından The Leading Hotels of the World (LHW) topluluğunun bir parçası oldu.

Bulunduğu bölgenin benzersiz dokusunda unutulmaz bir deneyim sunan Argos in Cappadocia, dünyanın en prestijli otel koleksiyonlarından The Leading Hotels of the World (LHW) üyeleri arasına katıldı. Yalnızca karakteri ve kalite standartlarıyla fark yaratan otellerin kabul edildiği bu seçkin toplulukta yerini alan Argos in Cappadocia, bu adımla Türkiye’nin yerel değerlerini küresel lüks segmentinde yeniden tescilledi. Misafirlerine bölgenin ruhunu hissettiren yaşayan bir deneyim sunan otel, uluslararası turizm dünyasındaki yerini daha da güçlendirdi.

Küresel Lüks Ağında Türkiye İmzası

Yaklaşık bir asırlık geçmişiyle “remarkably uncommon” seyahat deneyimleri sunmayı misyon edinen The Leading Hotels of the World (LHW), bünyesine katacağı her oteli oldukça titiz bir değerlendirme sürecinden geçiriyor. Doğuş Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu portföyündeki lüks destinasyonların küresel görünürlüğü, D Maris Bay’in ardından Argos in Cappadocia’nın da The Leading Hotels of the World koleksiyonuna katılmasıyla güçlenirken; Argos in Cappadocia’nın bu seçkin toplulukta yer alması, Türkiye’nin kültürel mirasını ve yerel değerlerini küresel lüks sahnesinde temsil eden güçlü bir referans niteliği taşıyor.

Argos in Cappadocia’nın LHW ailesine katılımına ilişkin olarak The Leading Hotels of the World (LHW), Member Success & Development Başkan Yardımcısı Dean Bannon, şu açıklamalarda bulundu: “Argos in Cappadocia’yı The Leading Hotels of the World koleksiyonunda görmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Bulunduğu coğrafyayla kurduğu güçlü bağ, yerel değerleri merkeze alan yaklaşımı ve özgün karakteriyle Argos in Cappadocia, bize anlamlı bir derinlik katıyor. Sürdürülebilirlik, yerel üretim ve samimi misafirperverliğin bir araya gelerek hem misafirler hem de yerel topluluk için daha zengin ve değerli bir deneyim yaratabileceğini etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor.”

Kapadokya’nın Kalbinde Bütünsel Bir Yaşam Deneyimi

Binlerce yıllık bir manastır yerleşkesi, buna bağlı mağaralar, yer altı tünelleri ve tarihi evlerden oluşan kalıntıların restorasyonuyla hayata geçirilen Argos in Cappadocia, misafirlerine Kapadokya’nın ruhunu derinlemesine hissettiriyor. Bu eşsiz deneyim, otelin bünyesinde yer alan ve MICHELIN Rehberi 2026 Türkiye seçkisine giren Nahita restoranı ile taçlanıyor. Yerel üreticilerle kurduğu güçlü bağlar ve sürdürülebilir gastronomi yaklaşımıyla fark yaratan otel; bilinçli, keşfetmeyi seven ve nitelikli deneyim arayan gezginler için ilham verici bir durak olmayı sürdürüyor.


28 Aralık 2025 Pazar

Tatilsepeti’nde gelenekselleşen Dilek Ağacı etkinliği bu yıl LÖSEV işbirliğiyle gerçekleştirildi.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Tatilsepeti’nden yeni yıla iyilik dokunuşu, bir ağaçtan daha fazlası

Tatilsepeti’nde gelenekselleşen Dilek Ağacı etkinliği bu yıl LÖSEV işbirliğiyle gerçekleştirildi. Kurum çalışanlarının, tam bir ekip ruhu ile çocukların hayallerine dokunduğu etkinlik, kurumsal kültürün vazgeçilmez bir parçası haline gelen gönüllülük ve dayanışmanın en içten halini yansıttı. Tatilsepeti İnsan Kaynakları Direktörü Murat Vardar, ‘’Ofisimizde kurduğumuz dilek ağacı, LÖSEV çocuklarının hayallerini gerçeğe dönüştürürken çalışanlarımız arasında da güçlü bir aidiyet ve bağ yaratıyor. Dayanışma, empati ve sürdürülebilir değer üretimi odağında ilerleyen bu yaklaşımın, yalnızca bugüne değil geleceğe de katkı sağladığına inanıyoruz. Sosyal etkimizi büyüten, birlikte değer üreten projeleri kararlılıkla yeni yılda da sürdürmeye devam edeceğiz’’ dedi

Tatilsepeti, yeni yıla yalnızca iyi dileklerle değil, anlamlı bir dayanışmayla giriyor. Kurumun gelenekselleşen ‘Dilek Ağacı’ etkinliği, bu yıl Lösemili Çocuklar Vakfı (LÖSEV) ile gerçekleştirildi. Etkinlik, çalışanların tam katılımı ve destekleriyle çocukların hayallerini gerçeğe dönüştüren ve şirket kültürüne değer katan bir deneyim olarak öne çıktı.

Ofiste iki yıldır olduğu gibi bu yıl da kurulan dev dilek ağacına LÖSEV çocuklarının hayalleri asıldı. Yıldızlara yazılmış olan dilekler, Tatilsepeti çalışanları tarafından tek tek seçilerek hayata geçirildi. Çocukların dilekleri sadece bugünü değil; yarınlarına dair umutlarını, vizyonlarını da yansıtıyordu… Polis kostümü, oyuncak robot, bisiklet gibi dilekler arasında, anatomi maketi gibi gelecek vizyonlarına hitap eden hayaller de bulunuyordu. Dilekler tek tek seçildi, ekip ruhuyla hediyeler alındı, paketlenip çocuklara ulaştırılmak üzere hazırlandı. Ortaya çıkan tablo gönüllülüğün, paylaşmanın ve kurumsal dayanışmanın en içten halini yansıttı.

Türkiye’nin online seyahat platformu Tatilsepeti’nde gelenekselleşen ‘’Dilek Ağacı’’, 2 yıldır çocuklar için kuruluyor. İnsanların tatil hayallerini gerçeğe dönüştüren Tatilsepeti çalışanları, bu yılbaşı ağacı ile çocukların hayallerine dokunuyor. Ofiste iki yıldır gerçekleştirilen bu sosyal sorumluluk projesiyle çalışanlaradanmışlık ve gönüllülük bilinciyle çocukların hayallerini gerçeğe dönüştürmenin heyecanını yaşıyor. Birbirleriyle hediyeleşmek yerine, vakitlerini çocukların hayallerini gerçekleştirmek için değerlendiren Tatilsepeti çalışanları geleceği ümitli yarınlara dönüştürerek dayanışmanın verdiği mutluluk ve iyilik halini yansıtıyorlar. 

Tatilsepeti çalışanlarının bir çocuğun doktor olma hayaline katkıda bulunması hissi sayesinde, proje ile daha güçlü bir bağ kurulduğuna dikkat çeken Tatilsepeti İnsan Kaynakları Direktörü Murat Vardar, ‘’Tatilsepeti’nde gönüllülüğü bir yan faaliyet değil, kurum kültürümüzün temel yapı taşlarından biri olarak görüyoruz. Çalışanlarımızın gönüllü katılımıyla hayata geçirilen dilek ağacı, LÖSEV çocuklarının hayallerine somut katkı sağlarken, kurum içinde aidiyet ve ortak değer bilincini güçlendiriyor. Dayanışmayı uzun vadeli bir kurumsal sorumluluk alanı olarak görüyoruz. Dayanışma, empati ve sürdürülebilir değer üretimi odağında ilerleyen bu yaklaşımın, yalnızca bugüne değil geleceğe de katkı sağladığına inanıyoruz. Yeni yılda da sosyal etkimizi büyüten, birlikte değer üreten projeleri kararlılıkla sürdürmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. 


Conrad Istanbul Bosphorus’a Yeni İnsan Kaynakları Direktörü


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Conrad Istanbul Bosphorus’a Yeni İnsan Kaynakları Direktörü 

Boğaz’ın eşsiz manzarası, çağdaş tasarımı ve lüks konaklama deneyimiyle İstanbul’un prestijli otellerinden Conrad Istanbul Bosphorus, yönetim ekibini güçlendirmeye devam ediyor. 

Uzun yıllara dayanan insan kaynakları deneyimiyle öne çıkan Kaya Kankaya, Conrad Istanbul Bosphorus’un yeni İnsan Kaynakları Direktörü oldu.

İnsan kaynakları alanında 15 yılı aşkın deneyime sahip olan Kaya Kankaya, kariyeri boyunca uluslararası otel zincirleri ve büyük ölçekli şirketlerde insan kaynakları süreçlerini yöneterek güçlü bir uzmanlık alanı oluşturdu.

İş hayatına otelcilik sektöründe, Hilton Istanbul Bosphorus ve Hilton Parksa’dabaşlayanKankaya, Conrad Istanbul Bosphorus’ta insan kaynakları sorumlusu ve koordinatör pozisyonlarında görev alarak kapsamlı bir operasyon deneyimi kazandı. Ardından Raffles İstanbul, ISS Turkey, Emaar Hospitality, Address İstanbul, Parfois Türkiye ve Crowne Plaza Hotel Bosphorus gibi önemli kurumlarda çeşitli üst düzey yöneticilik görevleri üstlenerek, stratejik insan kaynakları yönetimi, organizasyonel yapılandırma, performans sistemleri ve çalışan bağlılığı projelerine liderlik etti. 

Yeni görevi kapsamında Kaya Kankaya, Conrad Istanbul Bosphorus’un tüm insan kaynakları süreçlerinin stratejik yönetiminden sorumlu olacak; işe alım, eğitim ve gelişim, çalışan memnuniyeti, kurum kültürü, performans sistemleri ve Hilton global standartlarının uygulanması gibi alanlarda liderlik edecek.


Conrad Istanbul Bosphorus Hakkında:

Beşiktaş’ın kalbinde, Taksim’e yürüme mesafesinde yer alan Conrad Istanbul Bosphorus, özel teraslı süitleri, kalabalıktan uzak, kaliteli ve seçkin bir konaklama deneyimi yaşamak isteyen misafirler için ideal bir ortam sunuyor. Benzersiz bir konaklama deneyimi için dokuz farklı tipte toplamda 75 süit ve misafirlerin her türlü ihtiyacı göz önüne alınarak hazırlanan misafir odalarıyla lüksü ve kaliteyi her zaman ön planda tutuyor.


TURİZMCİLERDEN BİSİKLET TAKSİYE TAM DESTEK

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



TURİZMCİLERDEN BİSİKLET TAKSİYE TAM DESTEK

İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Cemil Tugay’ın, 2025 yılının son Turizm Konseyi toplantısında yaptığı, elektrikli bisiklet taksi uygulamasının İzmir’de hayata geçirileceği açıklamasına turizmcilerden tam destek geldi. Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler yaptığı açıklamada, kararı sektör adına umut verici ve vizyoner bir adım olarak niteledi.

Turizmciler olarak bu yaklaşımın, sadece bir ulaşım projesi değil; İzmir’in yaşam tarzını, çevreci kimliğini ve turizm vizyonunu bir bütün olarak ele alan yenilikçi bir bakış açısının somut bir yansıması olarak değerlendirdiklerini belirten İşler, özellikle kruvaziyer gemileriyle İzmir’e gelen yolcuların, gemiden indikten sonra şehri keşfetme biçimlerine çok ciddi bir değer katacağına inandıklarını söyledi.

KENTİN YAŞAM KALİTESİNİ YUKARI TAŞIR

Mehmet İşler; “Kordon boyunca, denizi, tarihi dokuyu ve kentin ruhunu adım adım, yudum yudum yaşayarak gezebilecekleri, sessiz ve çevreye duyarlı bir ulaşım alternatifi sunulmuş olacaktır. Elektrikli bisiklet taksiler; gürültüsüz, karbon salınımı olmayan, çevreyi kirletmeyen yapısıyla hem kentliler hem de ziyaretçiler için son derece konforlu bir deneyim sunacaktır. Bu sistem, kısa mesafelerde fosil yakıtlı araç kullanımını azaltarak İzmir’in yeşil ve sürdürülebilir şehir kimliğini daha da güçlendirecektir. Bugün birçok Avrupa kentinde başarıyla uygulanan bu modelin, ilklerin ve öncü şehirlerin başında gelen İzmir’de hayata geçiriliyor olması gurur vericidir. İzmir; her zaman yenilikçi, çağdaş ve vizyoner adımlarla Türkiye’ye örnek olmuş bir şehirdir. Bu uygulamanın başarılı olması halinde; ilk başta Kordon ve Karşıyaka Yalı hattı olmak üzere, yaz aylarında yoğunluk yaşayan Çeşme, Foça, Seferihisar, Selçuk, Urla, Dikili, Karaburun gibi turistik ilçelerde de çok verimli şekilde kullanılabileceğine inanıyoruz. Özellikle yaşlılar, çocuklu aileler ve şehri sindirerek gezmek isteyen ziyaretçiler için bu sistem, turizme bambaşka bir deneyim katacaktır. Biz turizmciler olarak bu projeyi gönülden destekliyoruz. İzmir turizmine yeni bir perspektif kazandıracağına ve kentin yaşam kalitesini daha da yukarı taşıyacağına inanıyoruz. Sayın Cemil Tugay’ın, turizm sektörüyle kurduğu açık, samimi ve katılımcı diyalog; İzmir’in önümüzdeki dönemde turizmde yeni bir değişim ve dönüşüm sürecine gireceğinin de güçlü bir göstergesidir. Bu vizyoner yaklaşımı sonuna kadar destekliyoruz ve İzmir adına buna benzer yenilikçi ve çevreci projelerin artarak devam etmesini diliyoruz”dedi.


Güvenlik, Tesis Seçiminde Belirleyici Rol Oynuyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Turizmde Güvenlik Uzmanlık İster

Türkiye’nin turizm potansiyeli artmaya devam ederken, güvenlik tesis tercihinde giderek daha belirleyici bir unsur oluyor. Securitas, turizm sektörüne özel geliştirdiği teknoloji destekli çözümleri ile misafirlerin kendilerini güvende hissetmelerini sağlarken işletmelerin operasyonel sürdürülebilirliğini de destekliyor.

Securitas Güvenlik, turizm sektöründeki güvenlik risklerini değerlendirmek üzere bir grup basın mensubuyla bir araya geldi. Toplantıda konuşan Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim, turizmde güvenliğin uzmanlık gerektirdiğine dikkat çekerek, “En önemli kriter, misafirleri rahatsız etmeden kendilerini güvende hissetmelerini sağlamak. Güvenlik görünmez olmalı ancak her an hissedilmelidir” dedi.

Güvenlik, Tesis Seçiminde Belirleyici Rol Oynuyor

Küresel ölçekte yaşanan savaşlar, jeopolitik gerginlikler, salgınlar, sağlık riskleri ve siber tehditler, güvenliği turistler için tesis seçiminde kritik bir başlık haline getirdi. Yapılan araştırmalar, ziyaretçilerin tesis tercihinde maliyet ve konum kadar güvenliği de önceliklendirdiğini ortaya koyuyor.

Bu noktada Securitas Güvenlik Süreçleri ve Kalite Koordinatörü Hüseyin Erim, tesis seçiminde tüketicilere bazı önerilerde bulunuyor. Erim, misafirlerin rezervasyon öncesinde tesis yorumlarını incelemelerini, hırsızlık ve izinsiz giriş gibi anahtar kelimelere göre değerlendirme yapmalarını; güvenlik sertifikaları ile iş sağlığı, güvenliği ve bilgi güvenliği uygulamalarını mutlaka araştırmalarını öneriyor. Erim, “Bu bağlamda tesise ilk girişte araç ve geçiş kontrol sistemlerinin varlığı, profesyonel karşılama yaklaşımı, kartlı oda girişleri, acil durum yönlendirmeleri ve personelin görünür şekilde kimliklendirilmesi, tesisin güvenlik anlayışı hakkında önemli ipuçları sunuyor” diyor.

Turizmde Güvenlik Profesyonellere Bırakılmalı

Turizm tesislerinde güvenliğin mutlaka uzman ekipler tarafından ve profesyonel bir yaklaşımla yönetilmesi gerektiğini vurgulayan Erim, şunları söyledi:

“Risklerin doğru analiz edilmesiyle hem güvenlik seviyesi artırılabilir hem de maliyetler optimize edilebilir. Yapılan risk analizleri doğrultusunda bazı tehditler basit bir giriş kontrolüyle, bazıları fiziki güvenlik personeliyle, bazıları ise teknoloji destekli çözümlerle etkin biçimde yönetilebiliyor. Güvenlik hizmeti alınan şirketin düzenli raporlama yapabilmesi, risk değerlendirmelerini güncellemesi ve tatbikatlar ile denetimlerle süreci sürekli iyileştirmesi kritik önem taşıyor.”

Eğitim, İmaj ve Kriz Yönetimi Bir Bütün

Turizm sektöründe görev yapan güvenlik personelinin yalnızca operasyonel değil, sektöre özel eğitimlerden geçmesi gerektiğine dikkat çeken Hüseyin Erim, şu değerlendirmede bulundu:“Karşılama esnasındaki misafirperverlik, potansiyel risklerin doğru şekilde değerlendirilmesi (profiling) ile acil durumlarda doğru iletişim ve yönlendirme becerileri bu eğitimlerin temelini oluşturuyor. Özellikle yangın gibi acil durumlarda; ilk tespit, alarm süreçlerinin başlatılması, misafirlerin güvenli alanlara yönlendirilmesi ve ilgili ekiplerle koordinasyon hayati rol oynuyor. İmaj eğitimleri de en önemli başlıklardan biri. Misafir geldiğinde ilk karşılama, yaklaşım ve görünüm gibi detaylar markanın imajını doğrudan destekliyor.”

Securitas’ın global verilerine göre turizm segmentinde öne çıkan riskler arasında; hırsızlık ve izinsiz girişler, yangın riskleri, iş sağlığı ve güvenliği kaynaklı sorunlar, misafir kaynaklı riskler ve siber tehditler yer alıyor. Küresel veriler, hırsızlık riskinin ilk sırada yer aldığını; bunu misafir kaynaklı riskler ve yangınların izlediğini gösteriyor.

Securitas, risk analizlerinde Securitas Güvenlik Metodolojisini kullanarak bilgi, insan ve teknolojiyi bir araya getiriyor. Dijital altyapı ve teknoloji destekli çözümlerle riskleri minimize ederken etkin maliyet kontrolü sağlıyor. “Tek çözüm, tek sözleşme, tek muhatap” yaklaşımıyla; uzman güvenlik hizmetleri, itfaiye hizmetleri, risk danışmanlığı, uzaktan izleme ve alarm sistemlerini entegre biçimde sunuyor.


26 Aralık 2025 Cuma

NG Hotels, kişiselleştirilmiş tatil anlayışını Ege kıyılarına taşıyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

NG HOTELS’TEN YENİ YATIRIM: NG SİGN BODRUM

Konaklama sektöründe Türkiye’nin öncü markalarından NG Hotels, kişiselleştirilmiş tatil anlayışını Ege kıyılarına taşıyor.

Grubun yeni yatırımı NG Sign Bodrum, 2026 yaz sezonunda Ortakent-Yahşi’de misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.

Markanın “sessiz lüks” ve “TailoredExperiences – Kişiye Özel Deneyimler” vizyonunu temsil eden NG Sign Bodrum, doğanın dinginliğiyle çağdaş estetiği bir araya getiriyor.

Türkiye’de sadece villa yaşamı üzerine kurgulanmış seçkin bir konsept olarak öne çıkan proje, Bodrum’un doğal güzellikleriyle uyumlu mimarisi, kişisel hizmet yaklaşımı ve zarif atmosferiyle Ege’de lüks konaklama kültürünü yeniden tanımlıyor.

NG Hotels’in doğayla iç içe yaşam felsefesini ve yüksek hizmet standartlarını Ege ruhuyla harmanlayan NG Sign Bodrum, yalnızca bir otel değil, yeni bir yaşam biçiminin ifadesi.

Villa Yaşamı: Kişisel Alan, Sessiz Lüks ve Doğal Zarafet

Bodrum’un eşsiz manzarasıyla çevrili bir konumda yükselen NG Sign Bodrum, 40 özel villadan oluşan bir mimari bütünlüğe sahip.

Villalar, 290 ila 750 metrekare arasında değişen geniş yaşam alanlarıyla misafirlerine dört mevsim boyunca kişisel bir konfor alanı sunuyor.

Isıtmalı infinity havuzları, deniz manzaralı terasları, özel bahçeleri ve akıllı otomasyon sistemleriyle her villa, misafirinin temposuna göre şekillenen bir deneyim alanı yaratıyor.

Modern mimarinin yalın çizgileri, doğal taş ve ahşap dokularla bütünleşerek Ege’nin ışığını ve doğasını içeriye taşıyor.

NG Sign Bodrum villaları, yalnızca konaklama için değil; doğayla uyum içinde kişisel bir ritim yakalamak, kendi sessizliğini bulmak isteyenler için tasarlandı.

Ege Lezzetlerinden Dünyanın Mutfaklarına

NG Sign Bodrum’un gastronomi anlayışı, Ege’nin zarafetini dünya mutfaklarının yaratıcılığıyla harmanlıyor. Otelin üç ayrı a la carte restoranın her biri farklı bir duygu ve lezzet deneyimini temsil ediyor.

NG Sign Bodrum’un öne çıkan gastronomi konsepti “Sign& Brunch”, klasik sabah – öğle ayrımını ortadan kaldırıyor. Sabahın erken saatlerinden öğleden sonraya kadar devam eden bu esnek sistem, EGIO restoranında misafirlere kendi temposuna göre bir deneyim yaşama özgürlüğü tanıyor. Zengin kahvaltı konseptiyle güne taze bir başlangıç yapılırken, öğle saatlerinde hafif menüler ve taze tabaklar ön plana çıkıyor.

Akşamları ise dünya mutfaklarından ilham alan rafine lezzetler,  şef dokunuşlarıyla misafirlere ulaşıyor.

EGIO’nun atmosferi; ferah ve zamandan bağımsız bir lezzet deneyimi yaratıyor.

SIGNIO, NG Sign Bodrum’un gastronomideki imzasını taşıyor.

Pan-Asya mutfağının derin baharatlarını ve izakaya kültürünün paylaşım geleneğini modern bir yorumla bir araya getiriyor. Burada her tabak, farklı kültürlerin diyalog kurduğu bir hikâye gibi sunuluyor. Zarif tasarımı, sakin atmosferi ve finedining anlayışıyla SIGNIO, Bodrum’un gastronomi sahnesinde yeni bir standardın temsilcisi olacak.

Yemek, burada duyuların ve duyguların eşsiz bir deneyime dönüştüğü bir yolculuk haline geliyor.

Ayrıca SIGNIO, yalnızca otel konuklarına değil, dışarıdan gelen misafirlere de açıktır.

Bodrum’un en seçkin lezzet deneyimlerinden birini yaşamak isteyen herkes, bu özel atmosfere rezervasyonla katılabilecek.

KeiaDay&BeachClub’ta gün boyu ferah menülerle hizmet veren ILIOS, akşam olduğunda Ege’nin iki yakasından ilham alan özel bir restoran kimliğine bürünüyor.

Bir yanda Anadolu kıyılarının deniz ürünleri ve otları, diğer yanda Ege adalarının zeytinyağlıları ve mezeleri… Her akşam, kıyıdan kıyıya uzanan bu lezzetler aynı sofrada buluşarak Ege’nin birleştirici ruhunu temsil ediyor.

ILIOS, denizin kokusu, zeytinyağının lezzeti ve şarabın zarafetiyle, misafirlere sahilde geçen her anı unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor. Ve bu deneyim de yine dışarıdan gelen misafirlere açık olacak.

RosettaPatisserie, Bodrum’un dingin ruhuna tatlı bir dokunuş katıyor. Fransız pastacılığının inceliklerinden ilham alan el yapımı tatlılar, taze kruvasanlar ve makaronlar, günün her anına eşlik ediyor. Kahve ve çay eşliğinde sakin bir mola sunan Rosetta, Bodrum’da zarif bir molanın adresi.

KeiaDay&Beach Club: Bodrum’un Yeni Yaşam Kültürü

Bodrum’un en özel koylarından Yahşi Koyu’nda konumlanan KeiaDay&Beach Club, Ege’nin yaşam kültürüne yeni bir soluk getiriyor.

Keia, sadece bir beachclub değil; sabahın huzurundan akşamın enerjisine uzanan bir gün boyu deneyim alanı.

Gün batımı yaklaştıkça Keia, Bodrum’un ışıltılı enerjisini taşıyan sofistike bir buluşma noktasına dönüşüyor. Gastronomi, müzik, tasarım ve duygular burada aynı çizgide buluşuyor, her an zarafetle enerjinin dengelendiği, gün boyunca ritmi değişen bir sahne.

Seçkin müzik performansları, denizle iç içe tasarlanmış alanlar, kişisel servis anlayışı ve özel bar menüleriyle Keia, Bodrum’un yeni dayclub kültürünün simgesi olmaya aday.

Ayrıca yalnızca otel misafirlerine değil, dışarıdan gelen konuklara da açık yapısıyla, Ege’nin bu seçkin deneyimini paylaşmak isteyen herkese kapılarını aralıyor.

AlivaSpa: Yenilenmenin En Zarif Hali

NG Hotels’in uluslararası ödüllü spa markası AlivaSpa, NG Sign Bodrum’da deniz manzaralı alanlarıyla yenilenmeyi estetik bir deneyime dönüştürüyor.

Ritüellerinde doğallığı ve bilimsel yaklaşımı birleştiren AlivaSpa, fiziksel ve zihinsel dengeyi yeniden kazandıran bütünsel bir bakım anlayışını benimsiyor. Profesyonel terapist ekibi, cilt ve vücut bakım kürleri, sauna, buhar odaları ve özel dinlenme alanlarıyla misafirlere beden ve zihin arasında mükemmel bir uyum sunuyor.

Burası yalnızca bir spa değil; dinginliğin, zarafetin ve huzurun yeniden tanımlandığı bir kaçış noktası.

Alice Kids Club: Hayal Gücü ve Teknolojinin Buluştuğu Bir Evrende

NG Sign Bodrum’un en yenilikçi alanlarından biri olan Alice Kids Club, klasik çocuk kulübü anlayışını geride bırakıyor.Burada her şey, hayal gücüyle teknolojinin buluştuğu bir “miniverse” ve “metaverse” deneyimi etrafında şekilleniyor.

Çocuklar yalnızca eğlenmiyor; aynı zamanda öğreniyor, keşfediyor ve yaratıcılıklarını farklı atölye alanlarında ortaya koyuyor.


İnteraktif oyunlar, sanal keşif alanları ve yaratıcı tasarım istasyonları sayesinde minik misafirler kendi evrenlerini inşa ediyor.

Alice, geleceğin oyun alanını bugüne taşıyor; çocuklara ilham veren, eğitici ve unutulmaz bir tatil deneyimi yaşatıyor.


Ayrıcalıklarla Tanımlanan Bir Konaklama Deneyimi

NG Sign Bodrum’da her detay, misafirin ihtiyaçlarına göre şekilleniyor. Villa asistanı hizmetinden özel transfer seçeneklerine, CIP Lounge ayrıcalığından helikopter ve jet hizmetlerine kadar her unsur, “kişisel bir yolculuk” anlayışıyla tasarlandı. Misafirler dilerse tüm seyahat planlarını tek adımda yaparak konaklamalarını, ulaşımı ve özel hizmetleri aynı anda organize edebiliyor.

Bu yaklaşım, NG Sign Bodrum’u yalnızca bir tatil destinasyonu olmaktan çıkarıp, bütünsel bir yaşam deneyimine dönüştürüyor.

NG Sign Bodrum, NG Hotels’in yıllardır geliştirdiği misafir deneyimi kültürünü, Ege’nin ruhuyla yeniden yorumluyor.

Doğanın dinginliği, modern tasarımın zarafeti ve kişisel hizmet anlayışıyla birleşerek Bodrum’un yeni cazibe merkezi olmaya hazırlanıyor.

Yahşi Koyu’nun doğal güzelliğini çağdaş bir mimariyle buluşturan otel, “sessiz lüks” kavramını Ege’nin kalbine yerleştiriyor.

2026 yazında kapılarını açacak olan NG Sign Bodrum, kişisel, zarif, özgün ve tamamen misafir odaklı bir yaşam biçimi ile Türkiye’nin lüks konaklama vizyonuna yeni bir yön verecek.

DOF Robotics’ten Kapadokya’ya 20 milyon dolarlık yatırım

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DOF Robotics’ten Kapadokya’ya 20 milyon dolarlık yatırım

Dünyanın 6 kıtasında 60’tan fazla ülkeye ihracat gerçekleştirirken, ABD ve Çin başta olmak üzere Universal Studios, Marvel gibi devlerle çalışan, AngryBirds, Transformers, Monster Jam, Smurfs gibi dünya markalarıyla iş birliği yapan DOF Robotics, Kapadokya’ya NeoCappadocia projesi ile 20 milyon dolarlık yatırım yapıyor. Bölgede ileri teknoloji, canlı performans ve tematik misafirperverliği tek bir çatı altında buluşturmak için harekete geçtiklerini söyleyen DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan, “Yılın 12 ayı boyunca hizmet verecek şekilde tasarlanan NeoCappadocia’nın yıllık 500 binin üzerinde misafir ağırlamasını bekliyoruz” dedi.

Robotik sistemler, sürükleyici eğitim ve eğlence teknolojileri, hareketli simülatörler, oyun ve içerik geliştirme ile görüntü yorumlama yazılım teknolojilerinde dünyanın önde gelen markalarından DOF Robotics, dünyanın en ikonik destinasyonlarından biri olan Kapadokya’ya 20 milyon dolarlık dev bir yatırım için harekete geçti. Şirket, NeoCappadocia ile turizm merkezine yeni nesil ve deneyim odaklı bir eğlence projesi kazandıracak.

Avanos’ta 5.000 m² kapalı alanda kurulacak olan NeoCappadocia, ileri teknoloji, canlı performans ve tematik misafirperverliği tek bir çatı altında buluşturmayı hedefliyor. NeoCappadocia bünyesinde FlyOverCappadocia / Türkiye temalı flyingtheatre, balon simülatörü, tamamen tematik bir restoran, konsept odalardan oluşan butik temalı otel ile teknoloji, estetik ve hikaye anlatımının birleştiği canlı show deneyimleri yer alacak. Yılın 12 ayı boyunca hizmet verecek şekilde tasarlanan NeoCappadocia, bölge turizmine sürdürülebilir bir ivme kazandırmayı ve Türkiye’yi deneyim, teknoloji ve inovasyon turizminin küresel merkezlerinden biri haline getirmeyi amaçlıyor.

Yıllık 500 binin üzerinde misafir hedefleniyor

Yatırıma ilişkin değerlendirmede bulunan DOF Robotics Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Mertcan,“Kapadokya’yı eşsiz doğal mirasının ötesinde teknoloji, hikaye anlatımı ve duygusal deneyimin iç içe geçtiği, yeni bir deneyim evreni olarak konumlandırıyoruz. Doğa ve kültür turizmi tutkunlarının listesinde her zaman üst sıralarda yer alan Kapadokya’ya, NeoCappadocia ile yeni ve güçlü bir ziyaret nedeni ekliyoruz. Faaliyete geçmesiyle birlikte yıllık 500 binin üzerinde ziyaretçiyi ağırlayarak Kapadokya’nın çekim gücünü dört mevsime yaymayı hedefliyoruz. Deneyim turizmi alanında dünyada türünün ilk örneklerinden biri olan NeoCappadocia, Türkiye’nin yaratıcı teknoloji gücünü küresel sahneye taşıyan stratejik bir proje olarak da önem taşıyor” dedi.

“Türkiye’yi yüksek teknoloji deneyim ülkesi olarak konumlandıracağız”

Kapadokya’da hayata geçirilecek projenin benzerlerinin İstanbul  ve Antalya’da da hayata geçirilmesinin hedeflendiğini belirten Mustafa Mertcan, “Güçlü mühendislik altyapımız, Ar-Ge odaklı büyüme vizyonumuz ve küresel bakış açımızla, Türkiye’nin turizm destinasyonu olmasının yanı sıra yüksek teknoloji üreten ve ihraç eden bir deneyim ülkesi olarak konumlanmasına katkı sağlıyoruz. Bu projeler ile Türk mühendisliğinin, yaratıcılığının ve inovasyon kabiliyetinin dünya sahnesindeki marka değerini kalıcı biçimde yükseltmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.


Özen Kuzu’dan Cesur Hamle! Yönetimi Tek Başına Üstlendi!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Özen Kuzu’dan Cesur Hamle! Yönetimi Tek Başına Üstlendi!

Özen Kuzu, Kuzu GYO’daki A Grubu imtiyazlı payların tamamını devralarak şirketin kontrolünü tek başına üstlendi. Kanun gereği yatırımcılara zorunlu pay alım teklifi sunulacak; hisse başına fiyat 22,89 TL olarak belirlendi

Özen Kuzu, Kuzu Toplu Konut İnşaat A.Ş. içindeki diğer iki ortağı olan kardeşleri Gökçen Kuzu ve Güven Kuzu’nun paylarını satın aldığını Kamuoyu Aydınlatma Platformu (KAP)’ta duyurdu. Kuzugrup GYO’nun yönetimini sağlayan A Grubu imtiyazlı payların tamamına dolaylı olarak sahip olan Özen Kuzu, Kuzugrup GYO’nun kontrolünü tek başına üstlendi.

A Grubu imtiyazlı paylar yönetim kontrolünü sağlayan Özen Kuzu, bu payların dolaylı devri için Sermaye Piyasası Kurulu’ndan (SPK) izin süreci başvurusunda bulunduğunu açıkladı.

Hisse başına: 22,89 TL Pay Alım Hakkı!

 Kuzugrup GYO’da kontrol tek kişiye geçtiği için kanun gereği Özen Kuzu’nun diğer tüm ortaklara, yani borsadaki yatırımcılara zorunlu pay alım teklifi yapma yükümlülüğü doğuyor. İsteyen yatırımcı elindeki Kuzu Grup GYO hisselerini belirlenen fiyattan satabilecek. Hisse başına fiyat: 22,89 TL olarak belirlendi.

Yönetimde yapılan değişiklikle birlikte B Grubu, yani yatırımcıların ortaklık yapısı artık mevcut değil; isteyen yatırımcı oyundan çıkabilir güvencesi veriliyor.

Liderlik Demek, Cesaret Demek

 Özen Kuzu sadece yetkileri tek eline almadı; halka açık bir şirket olarak sorumluluğu tek başına üstlenmek, yatırımcıya karşı şeffaf olmak anlamına geliyor. Özen Kuzu bir alkışı hak ediyor.

İşte Özen Kuzu’nun KAP’a Yaptığı Açıklamanın Tam Metni:

 “Şirketimizin hakim ortağı Kuzu Toplu Konut İnşaat A.Ş.'nin ortağı Özen Kuzu'nun şirketimize ilettiği 26.12.2025 tarihli açıklaması aşağıdadır:

‘Kuzu Toplu Konut İnşaat A.Ş. pay sahipleri olarak 23.10.2025 tarihinde aramızda yaptığımız pay devir sözleşmesi uyarınca, Gökçen Kuzu ve Güven Kuzu’nun Kuzu Toplu Konut İnşaat A.Ş.’de sahip olduğu payların tarafımca devralınması konusunda anlaşmaya varıldığı, devralma işleminin gerçekleşmesi sonucunda Kuzugrup Gayrimenkul Yatırım Ortaklığı A.Ş.'nin (Kuzugrup GYO) imtiyazlı A grubu paylarına dolaylı yoldan %100 sahip hale geleceğimden, imtiyazlı payların dolaylı yoldan devrine izin verilmesi için Sermaye Piyasası Kurulu’na 30.10.2025 tarihinde başvuruda bulunulduğu ve 31.10.2025 tarihinde Kamuyu Aydınlatma Platformu’nda kamuya açıklandığı bilgisi verilmiştir.

Pay devrine izin verilmesi talebimizin olumlu karşılandığı, Sermaye Piyasası Kurulu’nun 25.12.2025 tarih ve 2025/66 sayılı bülteniyle açıklanmıştır. Pay devir işlemleri 26.12.2025 tarihinde yapılmıştır. Devir işlemi sonucunda Kuzugrup GYO’nun yönetim kontrolünü sağlayan A Grubu imtiyazlı payların tamamına dolaylı yoldan sahip hale geldiğimden diğer ortaklara pay alım teklifi yapma zorunluluğu doğmuştur. Zorunlu pay alım teklifinin kullanım fiyatı, 23.10.2025 tarihli açıklamadan önceki altı aylık dönemde Kuzugrup GYO paylarında oluşan günlük düzeltilmiş ağırlıklı ortalama borsa fiyatlarının aritmetik ortalaması olan 22,89 TL’dir. Zorunlu pay alım teklifi için yasal süresi içinde Sermaye Piyasası Kurulu’na gerekli başvuru yapılacaktır.’

Kamuya saygıyla duyurulur.

ÖZEN KUZU KİMDİR?

Özen Kuzu, 1970 yılında Siirt’te doğdu. 1943 yılında kurulan aile firmaları Kuzu Grubu’nun Yönetim Kurulu’nda yer almakta ve hâlihazırda Yönetim Kurulu Başkanlığı görevini yürütmektedir. Özen Kuzu, aile şirketleri Kuzu Grubu’nun 2000’li yıllardaki büyük atılımına, altyapı ve üstyapı inşaat müteahhitliği dışındaki farklı sektörlerdeki istikrarlı büyümesine önemli katkılar sağlamıştır.

Özen Kuzu, sivil toplum örgütlerinde de yoğun faaliyetlerini sürdürmekte ve KonutDER, GYODER ve İMKON gibi farklı meslek örgütlerinde Yönetim Kurulu üyeliklerini yürütmektedir. Özen Kuzu, evli ve dört çocuk babasıdır.


2026 tatil sezonu erken açıldı: Yüzde 50’ye varan indirim!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


2026 tatil sezonu erken açıldı: Yüzde 50’ye varan indirim!

Turizm sektörü, tatil açısından son yılların en avantajlı dönemlerinden biri olan 2026 sezonu için planlamalara hız verdi. Tatilsepeti 2026 sezonu için erken rezervasyon kampanyasını yüzde 50’ye varan indirim, yüzde 50 ön ödeme fırsatı, 72 saat öncesine kadar iptal hakkı ve avantajlı ödeme seçenekleri ile sürdürüyor. En çok ilgi gören bölgeler arasında yurt içinde Antalya, Bodrum, Marmaris yurt dışında ise Kıbrıs, Mısır, İtalya, Yunanistan başı çekiyor

Her bütçeye ve her bölgeye uygun tatil alternatifini geniş ürün envanteriyle seyahatseverlere sunan Tatilsepeti, erken rezervasyon kampanyasıyla birlikte online platformlarında yılın en yoğun dönemlerinden birini yaşamaya başladı.Yurt içinde en çok tercih edilen bölgeler Antalya,Bodrum, Kıbrıs, Kuşadası oldu. 

Türkiye’nin önde gelen online seyahat platformlarından Tatilsepeti, 2026 erken rezervasyon dönemi için indirim ve ödeme avantajlarını paylaştı. Kampanya kapsamında misafirler, yüzde 50’ye varan indirimler, yüzde 50 ön ödeme, konaklama başlamadan 72 saat öncesine kadar ücretsiz iptal hakkı, Axess’e özel yüzde 5 ek indirim, vade farksız 9 aya varan taksit, ayrıca Juzdan ile Öde’ye özel 7.500 TL chip-para fırsatlarından yararlanabiliyor.

Tatilsepeti, erken rezervasyon döneminde markayı tercih eden veya bu yıl sepetine otel ekleyip süreci tamamlamayan misafirlerine ise 2026 erken rezervasyonu için seçili otellerde 4.500 TL’ye varan kişiye özel kupon imkânı sunuyor.

2026, planlı ve avantajlı tatilin yılı olacak

Çalışanlar için 15 gün izinle 45 gün tatil şansı yaratan 2026 yılı resmi tatil takviminin erken planlamalara fırsat verdiğine dikkat çeken Tatilsepeti Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Karayal ‘’Tatilcilerin rekor tatil hakkı veren 2026 yılını iyi değerlendireceğini öngörüyoruz. Erken planlayan hem avantajlı şekilde tatil satın alıyor, hem de bütçesini planlamış oluyor. Yurt dışı tercih edenlerin ise vize gereken yerlerde vize süreçlerini erkenden ve sorunsuz yönetmesi de mümkün oluyor. 2026 planlı ve avantajlı tatilin yılı olacak’’ dedi.  

Erken rezervasyonda doğru fiyat politikasının kritik rol oynadığını vurgulayan Tatilsepeti Yönetim Kurulu Başkanı Kaan Karayal, tüketici davranışlarına da dikkat çekerek şunları söyledi: “Dijital çağda tüketici bilgiye çok hızlı ulaşıyor ve fiyat konusunda yanılma payı yok denecek kadar az. Eğer bir otelde istediği fiyatı bulamazsa alternatifine rahatlıkla yöneliyor. Tüketici artık bilinçli; iyi fiyatı yakaladığında rezervasyon yapıyor, ancak erken dönemde yüksek fiyat ödemek istemiyor. Tatilsepeti platformunda tüketicinin bu farkındalığını görmek mümkün; zengin otel envanterimizde avantajlı fiyat veren yerler öncelikli tercih ediliyor ve hemen rezerve ediliyor.”


Ne diyelim, bir sonraki seçimde inşallah.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



TGA (Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı) seyahat acenteleri temsilciliği için seçimler bu sene ilk defa TÜRSAB Genel Kurulundan farklı bir tarihte ve yedi coğrafi bölgede, yüzlerce sandıkta yapıldı. Onlarca mekan tutuldu, yüzlerce sandık kuruldu, yüzlerce görevli bu iş için mesai yaptı.


Ben de vazifemi yerine getirmek için Beyoğlu’nda bulunan sandığıma gittim. Tatil günü olmasına rağmen ilgi yok denecek kadar azdı. Binlerce Seyahat acentesinden yüzde bir kadarı oy kullandı. Başka bir deyişle acentelerin %99’u seçimlere ilgi göstermedi. Oysa TGA seçimleri genel kurulda başka bir salonda yapılsa ve mevcut 5000 acente oy kullansa daha sağlıklı bir seçim olmaz mıydı?


Ne diyelim, bir sonraki seçimde inşallah.

Bu vesile ile seçimleri kazanan meslektaşımız Hüseyin Kurt'u tebrik eder, başarılar dileriz.


BEE’O PROPOLİS’E SON 2 AYDA 6 ÖDÜL BİRDEN!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ANADOLU’NUN GÜCÜ YENİDEN ÖDÜLLERLE TAÇLANDI: BEE’O PROPOLİS’E SON 2 AYDA 6 ÖDÜL BİRDEN!

Türkiye’nin ilk ve tek patentli propolis üreticisi BEE’O, doğal içeriklere dayalı ürünleri ve bilimsel Ar-Ge yaklaşımıyla ulusal ve uluslararası arenada elde ettiği başarılara yenilerini eklemeye devam ediyor! Sürdürülebilirlik vizyonu, çevreye duyarlılığı ve yenilikçi formülasyonlarıyla bugüne dek 100’ü aşkın ödüle sahip olan marka, yalnızca son iki ay içinde ulusal ve uluslararası platformlarda altı prestijli ödüle birden değer görülerek alanındaki liderliğini bir kez daha kanıtladı.

1 Ekim’de gerçekleştirilen Güvenilir Ürün Zirvesi’nde BEE’O Arı Sütü Shot, arı ürünleri kategorisinde, BEE&YOU PhenoliX-B Sprey ise takviye edici gıda kategorisinde birincilik ödüllerine layık görüldü. 14 Ekim’de Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen 4. Gıda İnovasyon Zirvesi Gıda Plus Ödülleri’nde BEE&YOU PhenoliX Energy-X Shot “En Yenilikçi Arı Ürünü” seçildi. Atina’daki FCEM Dünya Kongresi’nde BEE’O Propolis / BEE&YOU CEO’su ve Kurucusu Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı “Sürdürülebilirlik Ödülü” ile onurlandırıldı. Birleşik Krallık’ın köklü platformu Quality Food Awards’ta BEE&YOU Propolis Probiyotik Shot finale yükselirken, İngiltere’nin Manchester kentinde düzenlenen Gama Innovation Conference & Awards (GICA) organizasyonunda BEE&YOU “Health & Wellness” kategorisinde birincilik ödülü kazandı.

Güvenilir Ürün Zirvesi’nde Çifte Birincilik

1 Ekim 2025 tarihinde Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenen ve bu yıl dördüncüsü gerçekleştirilen Güvenilir Ürün Zirvesi’nde BEE’O ve BEE&YOU iki farklı kategoride birincilik elde etti. Arı ürünleri kategorisinde BEE’O Arı Sütü Shot, doğal içeriği ve standardize formülüyle birincilik ödülüne değer görüldü. Takviye edici gıda kategorisinde ise BEE&YOU PhenoliX-B Sprey, doğal bileşenleri ve standardize propolis içeriğiyle birincilik ödülüne layık görüldü.

Gıda Plus Ödülleri’nde “En Yenilikçi Arı Ürünü”

14 Ekim 2025’te Boğaziçi Üniversitesi’nde düzenlenen 4. Gıda İnovasyon Zirvesi – Gıda Plus Ödülleri’nde BEE&YOU PhenoliX Energy-X Shot, “En Yenilikçi Arı Ürünü” seçilerek markanın inovasyon gücünü bir kez daha ortaya koydu. Nar suyu, kırmızı ginseng, arı sütü, taurin ve Anadolu Propolisi Ekstraktı (A.P.E.®) içeren güçlü formülüyle doğal enerji desteği sağlayan ürün, kısa sürede yoğun ilgi gördü.


GICA’da Health & Wellness Kategorisinde Birincilik

22 Ekim 2025’te İngiltere’nin Manchester kentinde düzenlenen Gama Innovation Conference & Awards (GICA) organizasyonunda BEE&YOU, “Health & Wellness” kategorisinde birincilik ödülü kazandı. FMCG sektörünün global oyuncularını bir araya getiren bu prestijli platformda elde edilen başarı, markanın bilimsel Ar-Ge gücüne ve doğal içerik odaklı inovasyon vizyonuna duyulan uluslararası güveni pekiştirdi. Ödül, Business Growth Hub Genel Müdürü Janine Smith tarafından takdim edildi.

Quality Food Awards Bronz Ödülü: BEE&YOU Propolis Probiyotik Shot

Birleşik Krallık’ın köklü ve saygın gıda ödülleri organizasyonu Quality Food Awards 2025’te BEE&YOU Propolis Probiyotik Shot, “Yıl Boyu Tüketilen Güçlendirilmiş ve Zenginleştirilmiş Gıdalar” kategorisinde Bronz Ödüle layık görüldü. Bu ödül, ürünün doğal içeriği, standardize propolis yapısı ve fonksiyonel formülünün uluslararası düzeyde takdir edildiğini gösteriyor.

Formülünde Patentli Anadolu Propolisi, 10 milyar CFU L. rhamnosus, C vitamini, D3 vitamini, çinko, ham bal ve zencefil özü bulunan ürün; sindirim ve bağışıklık sisteminin normal fonksiyonlarının korunmasına katkıda bulunur. Oda sıcaklığında stabilitesini koruyacak şekilde geliştirilmiştir.

Kadın Girişimciliğine Uluslararası Takdir

Atina’da gerçekleştirilen FCEM Dünya Kongresi’nde, BEE’O Propolis / BEE&YOU CEO’su ve Kurucusu Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, sürdürülebilirlik ve kadın girişimciliği alanındaki örnek çalışmalarıyla “Sürdürülebilirlik Ödülü”ne layık görüldü. Bu ödül, markanın doğaya saygılı üretim yaklaşımının uluslararası düzeyde takdir edildiğinin önemli bir göstergesi oldu.

İnovasyonun Kalbi: Patentli Anadolu Propolisi (A.P.E.®)

Ürünlerin merkezinde yer alan A.P.E.®, Türkiye’nin ilk ve tek patentli Anadolu Propolisi Ekstraktı olup; fenolik ve flavonoid içeriği standardize edilmiş, etkinliği 40’tan fazla klinik çalışma ile gösterilmiş özel bir ekstrakttır. Sözleşmeli Arıcılık Modeli ile elde edilen bu propolis, sürdürülebilir ve izlenebilir üretim zincirinin ürünüdür.

BEE’O CEO’su Dr. Aslı Elif Tanuğur Samancı, elde edilen bu başarıları şöyle değerlendirdi: “Anadolu’nun eşsiz bitki örtüsünden elde ettiğimiz arı ürünlerini bilimsel yöntemlerle formüle ederek tüm dünyaya ulaştırmak için arı gibi çalışıyoruz. Patentli özütleme teknolojimizle propolisin fenolik içeriğini koruyor, doğallıktan ödün vermeden etkili formülasyonlar geliştiriyoruz. Sözleşmeli arıcılık modelimizle arıcılarımıza destek olurken sürdürülebilir üretimi güçlendiriyoruz. Bu ödüller, doğaya duyduğumuz saygının, bilime verdiğimiz önemin ve etik üretim anlayışımızın bir yansımasıdır.”

BEE’O’nun Güçlü Üretim Altyapısı ve Global Başarısı

2013 yılında İTÜ ARI Teknokent’te bir Ar-Ge projesi olarak kurulan BEE’O, bugün uluslararası sertifikalı 10.500 m²’lik üretim tesislerinde faaliyet göstermekte; 10.000’den fazla arıcı ve 750.000 kovanla iş birliği yürütmektedir. Gıda, takviye edici gıda, dermokozmetik ve tıbbi cihaz kategorilerinde geliştirilen ürünler; GMP, ISO, FDA, BRC, IFS, COSMOS Organic, Helal ve TSE gibi global kalite sertifikaları ile güvence altındadır.

BEE’O, Anadolu Propolisi’ni ABD’den Avrupa’ya 37 ülkeye ulaştırmakta; ürünleri ABD’de CVS, Walmart, Trader Joe’s, Avrupa’da ise Holland & Barrett gibi perakende zincirlerinde BEE&YOU markasıyla tüketicilerle buluşturmaktadır.

24 Aralık 2025 Çarşamba

Dünya Gastronomi Sektörü İstanbul’da Buluştu!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Dünya Gastronomi Sektörü İstanbul’da Buluştu!

Türkiye gastronomi dünyasının en köklü organizasyonlarından biri olan 22. Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, 17–20 Aralık 2025 tarihleri arasında Bahçelievler Kongre Merkezi’nde gerçekleştirildi; Dört gün boyunca yaklaşık 10 bin ziyaretçiyi ağırlayan organizasyonda, 30’dan fazla ülkeden 1.500 yarışmacı şef, 70’in üzerinde kategoride kıyasıya mücadele etti.

Genç şefler ve ustalar kıyasıya mücadele etti

Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu (TAŞFED) tarafından düzenlenen organizasyon, dünyanın dört bir yanından şefleri, gastronomi profesyonellerini ve sektör temsilcilerini İstanbul’da buluştururken; Türk mutfağının uluslararası gastronomi sahnesindeki güçlü konumunu bir kez daha gözler önüne serdi.

ABD’den Fransa’ya, Güney Kore’den İtalya’ya, Azerbaycan’dan Brezilya’ya kadar 30’dan fazla ülkeden katılımcının yer aldığı organizasyonda, Türk ve dünya mutfaklarının en seçkin örnekleri sergilendi; genç şefler ve ustalar 70’in üzerinde kategoride kıyasıya mücadele etti. Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, yalnızca bir yarışma organizasyonu olmanın ötesinde; gastronomi, kültür, turizm ve mesleki gelişimi aynı çatı altında buluşturan çok katmanlı bir platform olarak öne çıktı.

Bayram Özrek: “Türk mutfağının marka değerini ve standartlarını yükseltiyoruz”

Dünya gastronomi sahnesinde mutfağın artık yalnızca lezzetle değil; kültürel kimlik, teknik disiplin, sürdürülebilirlik ve profesyonel standartlar üzerinden değerlendirildiğine dikkat çeken Türkiye Aşçılar ve Şefler Federasyonu (TAŞFED) Başkanı Bayram Özrek, Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri’nin bu dönüşümde stratejik bir rol üstlendiğini vurguladı.

Özrek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Türk mutfağı; tarihi, coğrafi çeşitliliği ve kültürel birikimiyle dünyanın en zengin mutfaklarından biri. Ancak bu zenginliğin uluslara rası alanda kalıcı ve güçlü bir karşılık bulabilmesi, mutfağımızın doğru standartlarla, tutarlı bir anlatıyla ve profesyonel bir sistemle temsil edilmesine bağlı.

22’ncisini düzenlediğimiz Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, Türk mutfağını yalnızca tarifleriyle değil; tekniği, disiplini ve kalite anlayışıyla dünya sahnesine taşıyan önemli bir platform. Amacımız, Türk mutfağının marka değerini yükseltirken, uluslararası ölçekte kabul gören standartlarla daha sürdürülebilir bir temsil modeli oluşturmak.”

Özrek ayrıca, genç şeflerin bu vizyonun merkezinde yer aldığını belirterek, eğitimli, donanımlı ve uluslararası standartlarda yetişmiş şeflerin, Türk mutfağının küresel algısını güçlendiren en önemli unsur olduğuna dikkat çekti.

“Genç şefler için gerçek bir uluslararası vitrin”

Bayram Özrek, Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri’nin genç şefler için yalnızca bir yarışma alanı değil, uluslararası mutfak kültürüyle birebir temas kurabilecekleri stratejik bir gelişim platformu olduğunu vurguladı. Özrek, bu tür organizasyonların genç şeflere teknik yeterlilik kazandırmanın yanı sıra; disiplin, vizyon ve mesleki duruş açısından da önemli bir katkı sunduğunu ifade etti.

Özrek değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi: “Bugün dünya mutfakları, yetiştirdikleri şeflerle konuşuluyor. Genç şeflerimizi uluslararası standartlarla, doğru eğitimle ve gerçek sahnelerde yetiştirdiğimizde; Türk mutfağının anlatısı da doğal olarak güçleniyor. Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, bu anlamda Türk mutfağının geleceğine yapılan uzun vadeli bir yatırım. Buradan yetişen şefler, yalnızca mutfaklarda değil; Türk mutfağının küresel temsilinde de söz sahibi olacak.”

Ödüller sahiplerini buldu, Türk şefler sunumlarıyla kendilerine hayran bıraktı!

Festival kapsamında gerçekleştirilen bireysel ve ekip yarışmalarında, pratik ve display kategorilerinde yarışan şefler; teknik yeterlilik, yaratıcılık, hijyen, sunum ve lezzet kriterleri doğrultusunda titizlikle değerlendirildi. Sergilenen sunumlar ve yüksek teknik seviye, uluslararası jüri ve izleyicilerden büyük beğeni aldı. Ödül alan şefler, uluslararası arenada Türk mutfağını ve ülkelerini başarıyla temsil ederken; özellikle genç şeflerin elde ettiği dereceler, Türk mutfağının geleceği adına umut verdi.

22 yılı aşkın süredir aralıksız olarak düzenlenen Uluslararası İstanbul Mutfak Günleri, gastronomi turizmine sağladığı katkının yanı sıra; ülkeler arası kültürel etkileşimi güçlendiren ve İstanbul’u uluslararası gastronomi buluşmalarının önemli merkezlerinden biri haline getiren prestijli bir organizasyon olma özelliğini sürdürüyor.

Festival; sektör temsilcileri, markalar, eğitim kurumları ve genç şefler arasında kurulan iş birlikleriyle, Türk mutfağının küresel ölçekte daha güçlü, daha görünür ve daha sürdürülebilir bir konuma taşınmasına katkı sağlamayı amaçlıyor.



Robotlar sahada, Dijital çalışanlar çağı başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Robotlar sahada, AI Agent’lar masada ve 2035’e kadar şirketlerde insan kadar dijital çalışan olacak

Dijital çalışanlar çağı başladı

Robotların üretim hatlarını ve depoları dönüştürürken, AI Agent’ların ofislerde sessizce binlerce beyaz yaka rolünü devraldığına işaret eden AB Plus Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları söyledi: 

“Küresel veriler, bunun bir öngörü değil, hızlanan ve geri dönülmez bir ekonomik dönüşüm olduğunu gösteriyor.Bu dönüşüm durdurulamaz. Hazırlananlar için tarihsel bir sıçrama, hazırlanmayanlar için sessiz bir rekabet kaybı bekliyor olacak. Bu dönüşümün bir parçası olamayanlar, ne kadar büyük olurlarsa olsunlar, oyundan hızla düşecekler. Muhtelemen 21 yüzyılın sonuna yaklaştığımızda, 2100 yılına girerken, birçok insan artık para kazanmak için bir işte kadrolu çalışmak zorunda da kalmayacak. En ayırt edici yetkinlikler ve performanslar, yapay genel zeka’nın eğitimine katkı verme seviyeleri ile ölçülecek” dedi. 

Artık Sadece Robotlar Yok: Yeni iş gücü: Robot + AI Agent (Dijital çalışan)

Sessiz, görünmeyen, karanlık fabrikalara ve dijital çalışanlara döneminin geldiği anlatan AB Plus Kurucusu Dr. Akın Arslan, son yıllarda “robot çalışanlar” manşetleri dikkat çekti, ancak asıl kırılma noktası görünmeyen dijital çalışanlar olan AI Agent’lar olacak diyerek açıklamada bulundu. 


*Bugün AI Agent’lar:

-ERP, CRM, WMS, TMS,  MES, muhasebe ve İK sistemlerine doğrudan bağlı;

-Hedef bazlı çalışıyor, KPI’larla ölçülüyor.

-Birden fazla agent birlikte görev alabiliyor.

-7/24, sıfıra yakın marjinal maliyetle üretim yapıyor. Bu ve benzeri özellikler ile, bu artık bir otomasyon değil, yeni bir iş gücü mimarisidir.


A)Rakamlar net: Dijital iş gücü patlayacağı bir 10 yıllık döneme giriliyor 


*Küresel robotik pazarı:

McKinsey ve Bain & Co. global raporlarına göre;

-2030 yılında Robot Pazarı büyüklüğünün 350–400 milyar USD’a ulaşması bekleniyor.

-Robotik + AI + yazılım ekosistemi ise2 trilyon USD etki alanının üzerine çıkmış olacak.

*2025 yılı itibariyle dünyada robot yoğunluğu (10.000 çalışana düşen robot):

-ABD: 320

-Almanya: 415

-Güney Kore: 1.000+ civarında. 


*Aktif robot sayısı:

-2024: 11 milyon

-2030: 45–50 milyon

-2035 projeksiyonu: 80–100 milyon robot + AI Agent

Bu büyüme, nüfusu yaşlanan ve iş gücü daralan ekonomiler için zorunlu bir adaptasyon.


B)Hangi pozisyonlar dijitalleşiyor?


Beyaz Yaka ve Ofis işlerinin çok büyük kısmı hızla dijital Agent’lara dönüşecek. 

Üretim, operasyon, teknoloji ve yaratıcı alanlar hızla dijitalleşecek. Aslın roller yok olmuyor; insan başına düşen çıktı katlanıyor.

*İnsan–AI Agent oranı nasıl değişecek?

-2025: 1 insan

-2030: 5 insan →1  robot +  5–10 AI Agent

-2035: 1 insan → 1  robot + Bazı fonksiyonlarda 1:20 oranında AI Agent

Yönetici sayısı azalırken; karar kalitesi, doğruluğu ve hızı artacak.

*Yapay Genel Zeka (AGI) Neden Oyunu Değiştirecek?

*AGI’ye yaklaştıkça AI Agent’lar:

-Bağlamı daha derin anlayacak

-Disiplinler arası karar verecek

-“Öneren” değil, alternatif strateji üreten yapılar olacak

Bu da klasik orta kademe yönetim fonksiyonlarını kökten dönüştürecek.


C-Yeni rekabet alanı: Hibrit organizasyonlar olacak


Kazanan şirketler:

-Robotu ve AI Agent’ı ayrı ayrı değil, tek bir yürütme ve karar katmanında yönetenler olacak.

*Kritik sorular şunlar olacak:

-Hangi karar insanda, hangisi AI’da?

-Eskalasyon sınırı nerede?

-Dijital çalışan performansı nasıl ölçülüyor?

TGA Doğu Anadolu Bölgesi Temsilciliğine Elite World Van Otel Genel Müdürü Oktay Aksoy, Seçildi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Elite World Van Otel Genel Müdürü Oktay Aksoy, TGA Doğu Anadolu Bölgesi Temsilciliğine Seçildi

Elite World Van Otel Genel Müdürü Oktay Aksoy, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın Yönetim Kurulu seçimleri kapsamında Doğu Anadolu Bölgesi’ni temsilen Yönetim Kurulu’na seçildi.

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın (TGA) Yönetim Kurulu seçimleri kapsamında, Elite World Van Otel Genel Müdürü Oktay Aksoy, Doğu Anadolu Bölgesi’ni temsilen Yönetim Kurulu üyeliğine seçildi.

Aksoy, kamu ve özel sektör iş birliğiyle Türkiye’nin yurt içi ve yurt dışındaki turizm tanıtım ve pazarlama faaliyetlerini yürüten TGA’da Doğu Anadolu Bölgesi’ni temsil edecek. Turizm sektöründeki deneyimi, bölgesel dinamiklere hâkimiyeti ve sürdürülebilir turizm yaklaşımıyla öne çıkan Aksoy’un, TGA Yönetim Kurulu’ndaki temsiliyetiyle Doğu Anadolu’nun turizm potansiyelinin daha güçlü bir şekilde ulusal ve uluslararası platformlarda anlatılmasına katkı sağlaması hedefleniyor.

Temelleri Van’da atılan Elite World Hotels & Resorts zinciri Doğu Anadolu’nun kültürel mirası, doğal zenginlikleri ve turizm çeşitliliğinin görünürlüğünü artırmaya devam edecek. Aksoy, TGA çatısı altında bölge adına önemli projelere katkı sunmayı hedefliyor.

Aksoy görevi, 2022-2026 döneminde Doğu Anadolu Bölgesi Yönetim Kurulu’nda görev yapan Elite Word Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu’ndan devralacak. 


23 Aralık 2025 Salı

Elite World, Ankara’daki İlk Elite World INN Oteli İçin Anlaşma İmzaladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Elite World, Ankara’daki İlk Elite World INN Oteli İçin Anlaşma İmzaladı

Elite World Hotels & Resorts, Ankara Ulus’ta hayata geçireceği Elite World INN Ankara Ulus için Karis Otelcilik ile anlaşma imzaladı. 46 odadan oluşacak otel 2026’nın ikinci çeyreğinde kapılarını açacak. 

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, franchise iş modeliyle büyüme stratejisi kapsamında büyümeye devam ediyor. Zincir, Ankara’daki yeni oteli Elite World INN Ankara Ulus için Karis Otelcilik A.Ş. ile anlaşma imzaladı. 

Başkent Ankara’nın tarihî ve ticari merkezlerinden biri olan Ulus’ta konumlanacak otel, 45 standart oda ve 1 engelli odası olmak üzere toplam 46 odası ve restoranı ile iş seyahatleri ve kültür turizmine yönelik konaklama ihtiyacına yanıt verecek. Konforu odaları ve seçkin lezzetler sunan restoranıyla “ulaşılabilir konfor” konseptini başkentte hayata geçirecek. Merkezi konumuyla hem iş dünyasının hem de Ankara’yı keşfetmek isteyen ziyaretçilerin ilk tercihlerinden biri olması hedefleyen Elite World INN Ankara Ulus, 2026 yılının ikinci çeyreğinde misafirlerini ağırlamaya başlayacak.

Ankara’nın Kalbinde Yeni Nesil Konaklama Deneyimi

Elite World Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, anlaşmaya ilişkin yaptığı açıklamada şunları kaydetti: “Elite World INN markamız, şehir otelciliğinde konforu, pratikliği ve erişilebilirliği bir arada sunan yeni nesil bir konsepti temsil ediyor. Ankara, iş ve kültür turizminin en yoğun yaşandığı şehirlerimizden biri. Bu nedenle markamızın başkentteki varlığını başlatacak olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Zincirin CEO’su Orkun Petekçi ise “Franchise iş modelimizle Türkiye’nin dört bir yanında büyümeye ve Türk turizmine değer katan yatırımlarına hız kesmeden devam ediyoruz. 2030 yılına kadar 70 otele ulaşma hedefimiz doğrultusunda emin adımlarla ilerliyoruz. Elite World INN Ankara Ulus, bu hedefte önemli bir halkayı temsil ediyor. Başkentimizin konaklama kapasitesine katkı sağlamasının yanı sıra yeni nesil bir konaklama deneyimi sunmayı hedefliyoruz.” dedi. 

 “Otelcilik Sektörüne Güçlü Bir Adım Atıyoruz”

Karis Otelcilik A.Ş. Yönetim Kurulu Üyesi İbrahim Kalko ise “Elite World Hotels & Resorts ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliği, otelcilik sektöründeki ilk yatırımımız olması bakımından bizim için büyük bir önem taşıyor. Elite World markasının güvenilir hizmet anlayışı, uluslararası standartları ve güçlü marka bilinirliği bizim için belirleyici oldu.

Yatırımımızın konumu, imkânları ve Elite World’ün sağladığı hizmet kalitesi ile bölgenin örnek tesislerinden biri olacağına inanıyor, gelecekte bu alandaki yatırımlarımızı artırmayı hedefliyoruz.” dedi.

Elite World INN markası, şehir otelciliğinde modern, fonksiyonel ve fiyat-performans odaklı bir konsept sunuyor. Kısa ve uzun süreli konaklamalara uygun olarak tasarlanan marka, iş seyahatlerinden kültür turlarına kadar geniş bir misafir kitlesine hitap ediyor.


İstanbul Turizm Derneği’nde Murtaza Kalender Güven Tazeledi


HABER-TALİN ŞİRİNPINAR


İstanbul Turizm Derneği’nde Murtaza Kalender Güven Tazeledi

İstanbul Turizm Derneği, 7. Olağan Genel Kurulu’nu La Quinta by Wyndham Güneşli Hotel’de gerçekleştirdi. Dernek üyelerinin yoğun katılımıyla düzenlenen genel kurulda, mevcut başkan Murtaza Kalender güven tazeleyerek yeniden başkanlığa seçildi.

Genel kurulda bir konuşma yapan Başkan Kalender, İstanbul gibi dünyanın önde gelen metropol şehirlerinden birinde yeniden bu göreve layık görülmekten duyduğu memnuniyeti dile getirerek, dernek üyelerine teşekkür etti. Kalender, derneğin temel misyonunun İstanbul’u uluslararası turizm arenasında hak ettiği konuma taşımak olduğunu vurguladı.


İstanbul turizmini 12 aya yayarak sürdürülebilir bir yapı oluşturmayı ve katma değerini artırmayı hedeflediklerini ifade eden Kalender, bu doğrultuda yurt dışında çok sayıda uluslararası etkinlikte aktif rol alacaklarını belirtti. İlk etkinliklerini EMITT Turizm Fuarı ile başlatacaklarını kaydeden Kalender, fuara ISTTA çatısı altında yaklaşık 600 tur operatörünün katılımının sağlanacağını açıkladı.

Başkan Kalender ayrıca, Hindistan’ın başkenti Yeni Delhi’de düzenlenecek SATTE Turizm Fuarı’na katılım sağlayacaklarını; devamında Mumbai, Ahmedabad, Kolkata, Chennai, Bangalore ve Hyderabad gibi Hindistan’ın önemli potansiyel şehirlerinde Türkiye Destination Roadshow etkinlikleri düzenleyeceklerini ifade etti.

Bir yıl içerisinde en az 15 uluslararası organizasyonda yer almayı hedeflediklerini belirten Kalender, söz konusu çalışmalarla İstanbul’un uluslararası tanıtımına ve turizmde marka değerinin güçlendirilmesine önemli katkılar sunmayı amaçladıklarını sözlerine ekledi