5 Ocak 2026 Pazartesi

Thomas Krooswijk, FourSeasons Hotel Bosphorus ve FourSeasons Hotel Sultanahmet’in Genel Müdürü olarak atandı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



FOUR SEASONS HOTELS ISTANBUL’UN YENİ GENEL MÜDÜRÜ THOMAS KROOSWIJK OLDU

Küresel lüks otelcilik alanında uzun yıllara dayanan deneyimi ve vizyoner liderlik yaklaşımıyla öne çıkan Thomas Krooswijk, FourSeasons Hotel Bosphorus ve FourSeasons Hotel Sultanahmet’in Genel Müdürü olarak atandı.

Fransa’da doğan; Afrika, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’da yaşamış ve çalışmış olan Thomas Krooswijk, farklı kültürlerde edindiği deneyimlerle şekillenen insan odaklı yönetim anlayışı ve küresel bakış açısıyla tanınıyor. Gerçek anlamda bir dünya vatandaşı olan Krooswijk, çeşitliliği ve kültürel zenginliği liderlik yaklaşımının merkezine alıyor.

FourSeasons kariyerine 2001 yılında New York’taki The Pierre’de başlayan Krooswijk’in yiyecek & içecek alanındaki deneyimi; misafirperverlik anlayışını, detaylara verdiği önemi ve güçlü misafir ilişkileri kurma yaklaşımını şekillendirdi.

Kariyeri boyunca Amerika’dan Orta Doğu’ya, Avrupa’dan Kuzey Afrika’ya uzanan farklı coğrafyalarda görev alan Thomas Krooswijk; Los Angeles’taki Beverly Wilshire, A FourSeasonsHotel’de Yiyecek & İçecek Direktörü, Kanada’da FourSeasons Hotel Toronto ve Ürdün’de FourSeasons Hotel Amman’da Otel Müdürü olarak görev yaptı. Son olarak Fas’ta FourSeasonsResortMarrakech’te Genel Müdürlük görevini üstlendi.

Bugün ise İstanbul’un iki simge yapısı olan FourSeasons otellerinin yönetimini devralarak, Doğu ile Batı’nın kesişim noktasındaki bu benzersiz şehrin köklü tarihini çağdaş bir lüks anlayışıyla buluşturmayı hedefliyor.

Boğaz kıyısındaki FourSeasons Hotel Bosphorus’un zarif siluetinden, FourSeasons Hotel Sultanahmet’in zamansız mimarisine uzanan bu iki seçkin otel, Thomas’ın liderliğinde İstanbul’un ruhunu yansıtan, samimi, içten ve unutulmaz deneyimler sunmaya devam edecek. Yeni göreviyle ilgili heyecanını paylaşan Krooswijk şöyle diyor:

“İstanbul, ilk andan itibaren büyülüyor çok katmanlı ve capcanlı. Yüzyıllar boyunca kültürleri bir araya getirdi ve ilham vermeye devam ediyor. Misyonumuz, İstanbul’un bu eşsiz ruhunu; özenle kurgulanmış mekânlar, özgün deneyimler ve samimi insan ilişkileriyle bir araya getirmek. Her misafirimizin kendini kusursuz biçimde ağırlanmış hissetmesini ve şehrin zamansız hikâyesinin bir parçası olmasını istiyoruz.”

Sıcak ve kapsayıcı liderlik tarzıyla bilinen Thomas Krooswijk, ekip çalışmasını teşvik eden, empatiye dayalı karar alma yaklaşımını benimseyen ve misafir deneyimini sürekli geliştirmeyi hedefleyen bir yönetim anlayışıyla öne çıkıyor. Farklı ülkelerde edindiği uluslararası deneyim hem ekiplerle hem de misafirlerle güçlü ve kalıcı ilişkiler kurmasına olanak sağlıyor.

Thomas Krooswijk’in liderliğinde FourSeasonsHotelsIstanbul, hizmet anlayışını daha da ileriye taşımayı ve misafirlerine yüksek standartlarda, samimi ve kültürlerarası bir deneyim sunmayı hedefliyor.


Divan Grubu’nun Genel Müdürü Ziya Alper Önder Oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



DİVAN GRUBU’NDA ÜST DÜZEY ATAMA:

Divan Grubu’nun Genel Müdürü Ziya Alper Önder Oldu

70 yıla yaklaşan köklü mirası ve deneyimiyle turizm, otelcilik ve yeme–içme sektöründe ve misafirlerinin gönlünde ayrıcalıklı yere sahip olan Divan Grubu’nda üst düzey bir atama gerçekleşti.

Divan Grubu’nun Genel Müdürlük görevine sektörün önemli isimlerinden Ziya Alper Önder getirildi. Divan Grubu, bu stratejik atama ile hizmet mükemmeliyeti ve çok sektörlü değer yaratma vizyonunu güçlendirmeyi hedefliyor.

İstanbul Erkek Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi Ekonomi Bölümü’nden mezun olan ve iyi derecede İngilizce ve Almanca bilen Ziya Alper Önder, profesyonel kariyerine 1995 yılında PwC’de başladı. Şirket bünyesinde farklı kademelerde görev alarak 2006 yılında ortaklığa kabul edildi. Denetim, finansal analiz ve kurumsal dönüşüm alanlarında önemli bir uzmanlık geliştiren Önder, 2012 yılından itibaren Doğuş Holding ve Doğuş Yeme-İçme, Turizm ve Perakende Grubu çatıları altında iç denetim, bilgi teknolojileri, finans, satın alma, tedarik zinciri, operasyon, teknik ve yatırım süreçleri gibi kritik fonksiyonların yönetiminden sorumlu üst düzey rollerde görev aldı.Çok fonksiyonlu operasyon yapılarının optimizasyonu, organizasyonel dönüşüm, finansal yapılanma ve operasyonel verimlilik gibi alanlarda geniş ölçekli projelere liderlik etti.

Divan Grubu’nun gelecek vizyonunda önemli katkı sunacak olan Önder, uzun yıllara dayanan yurt içi ve yurt dışı yönetim ve kurumsal deneyimi; finans, operasyon, tedarik zinciri ve kurumsal dönüşüm alanlarındaki uzmanlığıyla grubun hedeflerini ileriye taşıyacak.


Shangri-La, Türkiye’deki varlığını Bodrum’daki yeni lüks resort projesiyle genişletiyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SHANGRI-LA’NIN TÜRKİYE’DEKİ İKİNCİ OTELİ 2029 YILINDA BODRUM’DA AÇILACAK 

Shangri-La, Türkiye’deki varlığını Bodrum’daki yeni lüks resort projesiyle genişletiyor. Dünyanın en prestijli lüks destinasyonlarından birinde, Shangri-La’nın küresel ayak izini genişletecek ikonik resort projesi için imzalar atıldı. Shangri-La Bodrum’un 2029 yılında açılması planlanıyor. 

Shangri-La Group, United Bodrum Turizm A.Ş. ile Bodrum’da yeni bir lüks resort’un yönetimi için anlaşma imzaladığını duyurdu. Bu proje, Grubun Türkiye’deki ikinci oteli olurken, Avrupa ve Akdeniz’deki seçkin tatil destinasyonlarına yönelik uzun vadeli büyüme vizyonunun önemli bir parçasını oluşturuyor.

İmza töreni Hong Kong’daki Island Shangri-La’da gerçekleştirildi. Törene Shangri-La Group Yönetim Kurulu Başkanı ve Grup CEO’su Sayın Hui Kuok, İcra Kurulu Üyesi ve Grup CFO’su Sayın Chee Wui Chua ile Grup Yatırım ve Varlık Yönetimi Başkanı Sayın Chris Phong katıldı. United Bodrum Turizm A.Ş. adına ise Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Güngör Çepni, Ortak Sayın Kamil Uğurlu ve Mülk Sahibi Temsilcisi Sayın Ferzan Çelikkanat törende yer aldı.

Akdeniz’in en prestijli ve uluslararası ölçekte en çok tercih edilen destinasyonlarından biri olan Bodrum; doğal güzellikleri, kozmopolit yaşam tarzı, köklü kültürel mirası ve dünya standartlarındaki marinalarıyla seçkin gezginlerin buluşma noktası konumunda bulunuyor. Son yıllarda çağdaş lüks yaşamın küresel adreslerinden biri olarak öne çıkan Bodrum, nitelikli resort yatırımları için stratejik bir merkez haline gelmiş durumda.

Bodrum Yarımadası’nın kuzeybatısında, Yalıkavak Marina’ya yalnızca on dakika mesafede konumlanacak olan Shangri-La Bodrum; ödüllü The One Bodrum projesine komşu ayrıcalıklı bir lokasyonda yer alacak. Resort; 70 misafir odası, 10 özel villa, özel plaj, Ege Denizi’ne hâkim panoramik manzaralar ve özenle tasarlanmış yaşam alanlarıyla, markanın imza niteliğindeki resort deneyimini Ege kıyılarına taşıyacak. Otelin 2029 yılının ilk yarısında açılması planlanıyor.

Bu stratejik yatırım, Shangri-La’nın Avrupa ve Orta Doğu’daki seçkin lüks deneyim portföyünü uzun vadeli bir vizyonla büyütme yaklaşımını yansıtıyor. Boğaz’a nazır Shangri-La Bosphorus, İstanbul’un yarattığı güçlü marka mirasının ardından Bodrum’da hayata geçirilecek bu yeni resort, markanın kalpten gelen, dünyaca ünlü Asya misafirperverliğini; rafine tasarım anlayışı ve yüksek hizmet kalitesiyle Ege kıyılarının kalbinde buluşturarak, Bodrum’un küresel lüks sahnesindeki konumunu daha da ileri taşıyacak.

Shangri-La Group İcra Kurulu Üyesi ve CFO’su Sayın Chee Wui Chua, projeye ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Bodrum’un etkileyici doğal dokusu, uluslararası cazibesi ve küresel ölçekte yükselen lüks destinasyon kimliği, bu projeyi portföyümüz için son derece değerli kılıyor. Shangri-La’nın zamansız misafirperverliğini ve çağdaş zarafetini dünyanın bu ayrıcalıklı köşesine taşımaktan büyük memnuniyet duyuyoruz.”

United Bodrum Turizm A.Ş. Yönetim Kurulu Başkanı Sayın Güngör Çepni ise şunları söyledi:

“Shangri-La Group ile birlikte Bodrum’da lüks resort anlayışını yeniden tanımlayacak bir projeye imza atmaktan gurur duyuyoruz. Bu resort, rafine yaşam standartları için yeni bir referans noktası oluştururken, Bodrum’un küresel ölçekte seçkin bir destinasyon olarak konumunu daha da ileri taşıyacaktır.”


Bilgili Holding ve Serdar Bilgili’den Gerçek Dışı İddialara Karşı Suç Duyurusu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Bilgili Holding ve Serdar Bilgili’den Gerçek Dışı İddialara Karşı Suç Duyurusu

Bilgili Holding ve Yönetim Kurulu Başkanı Serdar Bilgili, 28 Aralık 2025 tarihinde asılsız bir haberle başlayan ve “gündem fırsatçılığı” niteliği taşıyan mesnetsiz iddialar hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.Başvuru dilekçesinde, henüz yapılmamış bir suç duyurusu varmış gibi gösterilerek Bilgili Holding’e yönelik bilinçli bir itibar saldırısı başlatıldığı ifade edildi. Bilgili Holding ve Serdar Bilgili, suç duyurusuna konu kişiler hakkında ayrıca maddi ve manevi tazminat davası da açtı.

Bilgili Holding, iddialara karşı kamuoyuna yazılı bir açıklama da yaptı. Açıklamada, Holding’in 73 yıllık köklü geçmişi, Türkiye’de ve uluslararası alanda hayata geçirdiği prestijli projeler vurgulanırken, Türkiye’ye yatırıma ve değer yaratmaya kararlılıkla devam edileceği belirtildi. Asılsız iddialarla itibar suikastı gerçekleştirmeye çalışanlara karşı hukuki açıdan en güçlü şekilde cevap verileceği ifade edildi.

Gayrimenkul ve turizm alanlarında Türkiye’nin önde gelen gruplarından biri olan Bilgili Holding, dünya çapında gerçekleştirdiği projeler, tarihi restorasyonlardaki uzmanlığı ve sanata verdiği destekle öne çıkıyor. Ulusal ve uluslararası başarılı projeleri ile küresel prestije sahip Bilgili Holding, itibar saldırısı niteliği taşıyan bazı iddiaları ortaya atan kişiler ve bunları haberleştiren muhabir hakkında İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulundu.

Olmayan Bir Suç Duyurusu Üzerinden Algı Yaratıldı

Bilgili Holding ve Serdar Bilgili’nin avukatı Doğukan Bora Savaş tarafından 29 Aralık 2025 tarihinde savcılığa sunulan dilekçede; herhangi bir resmî başvuru bulunmamasına rağmen, gerçek dışı ve ağır ithamların “suç duyurusu yapılmış” izlenimi yaratacak şekilde haberleştirildiğine dikkat çekildi.

Dilekçede, Bilgili Holding’in tüm faaliyetlerini şeffaflık, denetlenebilirlik ve hukuka tam uyum ilkeleri doğrultusunda yürüttüğü vurgulanarak, iddialarla örtüşen herhangi bir soruşturma ya da resmî tespitin bulunmadığı belirtildi.

Hukuki Süreç Sonrası Karalama Kampanyası

Savcılığa sunulan dilekçede, Bilgili Holding’in bir kiracı ile yaşadığı ve Holding lehine sonuçlanan hukuki süreçlerin ardından asılsız haberlerin yoğunlaştığına dikkat çekildi. Kiracının; kira borçlarını ödememe, tarihi esere izinsiz müdahalede bulunma ve kaçak tesisat gibi çok sayıda hukuka aykırı fiiline karşı yasal yollara başvurulduğu belirtildi.

2023 yılından bu yana devam eden kira süresi boyunca borçlarını dahi ödemediği ifade edilen kiracı hakkında, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi tarafından 10.12.2025 tarihinde verilen kesin tahliye kararının 26.12.2025 tarihinde taraflara tebliğ edildiği kaydedildi.

Amaç: Gündem Fırsatçılığıyla Kamuoyu Baskısı Oluşturmak

Tahliye kararının ardından, başvurusu dahi bulunmayan ağır ithamların 28.12.2025 tarihinde haberleştirildiğine dikkat çekilen dilekçede, bu durumun; hukuki zeminde sonuç alamayan tarafların kamuoyu baskısı yaratmaya yönelik bilinçli bir girişimi olduğu vurgulandı.

Avukat Doğukan Bora Savaş, kamuoyunun hassasiyetlerinden yararlanılarak Bilgili Holding’in baskı altına alınmaya çalışıldığını, bu nedenle ilgili kişiler hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu açıkladı.

Bilgili Holding: “Türkiye’ye Yatırıma ve Değer Yaratmaya Devam”

Bilgili Holding, yaptığı yazılı açıklamada; dün olduğu gibi bugün ve yarın da Türkiye’ye yatırım yapmaya, ülkesine ve toplumuna değer kazandırmaya devam edeceğini vurguladı.Holding, itibarına yönelik her türlü hukuka aykırı girişime karşı tüm yasal haklarını kararlılıkla ve tavizsiz şekilde kullanacağını kamuoyu ile paylaştı.

Bilgili Holding’in kamuoyuna yaptığı yazılı açıklamada şöyle denildi: 

"TÜRKİYE’YE YATIRIMA, DEĞER YARATMAYA DEVAM

73 yıllık köklü geçmişi ile Bilgili Holding, gayrimenkul, turizm, gıda, karton ve tekstil sektörlerindeki faaliyetleri ile ülkesine ve topluma katma değer üretmiştir ve bu işlevini başarıyla sürdürmeye devam etmektedir. 

Bilgili Holding 2000’li yıllar itibari ile gayrimenkul ve turizm sektörlerine odaklanarak, ulusal ve uluslararası arenada imza attığı büyük ve nitelikli projelerle, Türkiye’nin alanındaki en önemli, en saygın kuruluşlarından biri olarak kabul görmektedir. 

Türkiye’nin uluslararası kurumsal yabancı yatırımcı sermayesini yöneten ilk özel gayrimenkul fon yönetim şirketi BLG Capital’in de kurucusu olan Bilgili Holding, güçlü uluslararası kurumsal ortaklıklarıyla ABD ve İtalya’nın farklı şehirlerindeki aktif projeleri ile küresel arenada Türkiye’yi başarılı bir şekilde temsil etmektedir. 

Rakamlarla ifade edecek olursak: Kurumumuz, ülkemizin büyük kentlerinin yanı sıra Erzurum, Çanakkale, Muğla, Kahramanmaraş gibi 10 farklı şehrimizde de 40’ın üzerinde aktif yatırımı gerçekleştirmiştir. Bugüne kadar hayata geçirilen projelerin toplamı, 7 milyon metrekareye ulaşmıştır. Yurtdışında yönettiğimiz kurumsal yabancı sermaye miktarı, 1.8 milyar Doları aşmıştır. Türkiye’ye getirtilen kurumsal yabancı sermaye girişi ise 500 milyon Dolardır. Yaklaşık 4.000 kişiye istihdam, 10.000’i aşkın kişiye geçim kaynağı sağlamıştır. 

Bu arada küresel markalarla iş birliklerimizi de belirtelim: Aman Resorts, Mandarin Oriental Residences, Marriott International, W Hotel, The Peninsula, Soho House, The Ritz Carlton Residences, Rosewood Hotels 

Büyük gurur duyduğumuz Tarihi & Kültürel restorasyon ve sosyal sorumluluk projelerimize gelince, saymakla bitecek gibi değildir.Avrupa’nın en büyük ikinci karma tarihi restorasyon projesi: Akaretler Sıraevler Dünyadaki ilk yer altı kruvaziyer terminali: Galataport, Avrupa’daki ilk Ritz-Carlton markalı bağımsız rezidans: The Ritz-Carlton Residences Istanbul, Türkiye’deki ilk The Peninsula Istanbul, Soho House Istanbul, Sosyal sorumluluk: Atatürk Evi (İstanbul), Atatürk Evi (Selanik), Topkapı Sarayı Alay Köşkü. 

Türkiye’de sanata en büyük destek veren gruplar arasında yer alan holding olarak Artweeks Istanbul, ADA Show gibi etkinliklerle 1 milyonun üzerinde insanı sanatla ücretsiz buluşturduk, İstanbul Modern, BASE Istanbul, 212 Photography Festival’in de ana sponsorluğunu üstlendik. 

Holding ve bağlı kuruluşlarımızın tüm finansal ve operasyonel süreçleri dünyanın en saygın denetim kuruluşları tarafından düzenli olarak denetlenmekte , uluslararası kurumsal yabancı ortaklar ve küresel finans kuruluşlarına düzenli, şeffaf raporlama yapılmaktadır. 

Son dönemde medya ve sosyal medyada, Bilgili Holding’i hedef alan ve açıkça gündem fırsatçılığı amacı taşıyan, gerçek dışı ve mesnetsiz iddialar sistematik biçimde dolaşıma sokulmaktadır. Bu iddialar, geçmişte Bilgili Holding ile olan hukuki ihtilaflarını kaybetmiş ve daha önce de karalama girişimlerinde bulunmuş kişiler tarafından üretilmektedir. 

Türkiye’nin 73 yıllık bir değerine ve uluslararası ölçekte temsil edilen bir kuruma yönelik bu itibar suikastı girişimleri kabul edilemez niteliktedir. Bu kapsamda, söz konusu kişiler hakkında gerekli suç duyuruları yapılmış, maddi ve manevi tazminat davalarıda açılmıştır. Bilgili Holding, itibarına yönelen her türlü hukuka aykırı eylemin karşısında, bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da tüm yasal haklarını kararlılıkla, tavizsiz ve sonuna kadar kullanacaktır. 

Bilgili Holding; dün olduğu gibi bugün de, yarın da her koşulda Türkiye’ye yatırım yapmaya, ülkesine ve toplumuna değer kazandırmaya devam edecektir. 

Hiçbir mesnetsiz iddia veya organize saldırı, bu vizyonu ve kararlılığı saptıramayacaktır. 

Saygılarımızla,”

Elite World Hotels & Resorts, Güneydoğu Anadolu’daki İlk Otelini Diyarbakır’da Açtı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Elite World Hotels & Resorts, Güneydoğu Anadolu’daki İlk Otelini Diyarbakır’da Açtı

Elite World Hotels & Resorts, Güneydoğu Anadolu’daki ilk otelini Diyarbakır’da açarak bölgedeki varlığını güçlendirdi.77 odadan oluşan otel, hem iş hem de turistik seyahatler için şehirde modern ve erişilebilir bir konaklama alternatifi sunuyor.

Türkiye ve dünyada franchise iş modeliyle büyümesini sürdüren Elite World Hotels & Resorts, Anadolu’daki yatırımlarına bir yenisini daha ekledi. Zincirin Güneydoğu Anadolu Bölgesi’ndeki ilk oteli olan Elite World Comfy Diyarbakır misafirlerini ağırlamaya başladı. 4 yıldızlı konseptiyle hizmet veren Elite World Comfy Diyarbakır, modern konfor anlayışını şehrin tarihi ve kültürel dokusuyla buluşturuyor.


Diyarbakır’ın artan iş ve kültür turizmi potansiyeline yanıt vermek üzere hayata geçirilen otel; 77 oda, restoran, kafe ve SPA alanından oluşuyor. 4 yıldızlı konfor anlayışıyla hizmet veren Elite World Comfy Diyarbakır, hem iş hem de turistik seyahatler için şehirde modern ve erişilebilir bir konaklama alternatifi sunuyor. Otel, Diyarbakır Havalimanı’na 6 kilometre, şehir merkezine ise 8 kilometre mesafede konumlanıyor.


“Elite World misafirperverliğini Diyarbakır’a taşıdık”


Elite World Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, açılışa ilişkin yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Elite World Hotels & Resorts olarak Türkiye’nin farklı bölgelerinde büyümeye ve markamızı yeni şehirlerle buluşturmaya devam ediyoruz. Diyarbakır; tarihi, kültürel mirası ve çok katmanlı yapısıyla ülkemizin en değerli şehirlerinden biri. Elite World Comfy Diyarbakır ile misafirlerimize, şehrin bu eşsiz atmosferini modern konfor ve kaliteli hizmet anlayışıyla deneyimleme imkânı sunuyoruz. Bölgenin turizm ve konaklama altyapısına uzun vadeli bir değer kattığımıza inanıyoruz.”


Elite World Hotels & Resorts CEO’su Orkun Petekçi ise açılışla ilgili şu açıklamayı yaptı:

“2030 yılına kadar büyüme hedeflerimizi franchise iş modelimizle kararlılıkla sürdürüyoruz. Anadolu şehirleri, özellikle de turizm ve ticaret potansiyeli yüksek merkezler stratejik önceliklerimiz arasında yer alıyor. Elite World Comfy Diyarbakır, bu vizyonun önemli bir adımı. Markamızın hizmet kalitesini Diyarbakır’a taşıyarak hem yerli hem de yabancı misafirler için güçlü bir konaklama alternatifi oluşturduk.”


Ademar Gayrimenkul Genel Müdürü, açılışa ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti: “Diyarbakır; tarihi, kültürü ve gastronomisiyle Türkiye’nin en köklü şehirlerinden biri. Elite World gibi güçlü ve deneyimli bir marka ile hayata geçirdiğimiz Elite World Comfy Diyarbakır’ın, şehrin turizm potansiyeline ve istihdamına önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu yatırımın Diyarbakır için kalıcı bir değer yaratmasını hedefliyor.


THE WINGS HOTELS KARAKÖY’ÜN YENİ GENEL MÜDÜRÜ, ALPER TÜRKMEN

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


THE WINGS HOTELS KARAKÖY’ÜN YENİ GENEL MÜDÜRÜ, ALPER TÜRKMEN 

The Wings Hotels, Karaköy’de yer alan otelinin Genel Müdürlük görevine, uluslararası zincir otellerde uzun yıllara dayanan deneyimiyle öne çıkan Alper Türkmen’in atandığını duyurmaktan memnuniyet duyar.

Turizm ve otelcilik sektöründe 20 yılı aşkın deneyime sahip olan Alper Türkmen, kariyerinin önemli bir bölümünü dünyanın önde gelen zincirlerinden Marriott International bünyesinde geçirdi. Romanya’daki JW Marriott Bucharest Grand Hotel ile İstanbul’daki Marriott Hotel Şişli ve JW Marriott Hotel Istanbul Marmara Sea gibi prestijli otellerde üst düzey yöneticilik görevleri üstlenen Türkmen; operasyonel dönüşüm, renovasyon süreçleri, yüksek profilli etkinlik yönetimi ve ileri seviye otelcilik sistemlerinin hayata geçirilmesi konularında uzmanlığıyla öne çıkıyor.

Türkmen, ayrıca Bakü’de faaliyet gösteren TABIA Group bünyesinde Grup Odalar Bölümü Direktörü olarak görev yapmış; 14 otelin ön büro, kat hizmetleri, Spa, güvenlik ve misafir ilişkileri operasyonlarını yönetmiştir. Bu süreçte yeni otel açılışları, bütçe yönetimi, organizasyonel yapılanma ve kurum kültürünü güçlendirmeye yönelik projelere liderlik etmiştir.

Marmara Üniversitesi Turizm ve İşletme Yönetimi lisans mezunu olan Alper Türkmen, Türkçe ve İngilizce dillerine hâkimdir. Marriott International bünyesinde “Manager of the Quarter” ve “Spirit toServe” gibi prestijli ödüllere layık görülmüştür.

The Wings Hotels Karaköy’deki yeni görevinde Alper Türkmen’in, grubun Lüks Butik Otel vizyonunu güçlendirmesi, markaya özgü deneyimi derinleştirmesi ve The Wings Hotels’in Karaköy’deki konumunu daha da ileriye taşıması hedeflenmektedir.


4 Ocak 2026 Pazar

İzmir’li turizmciler; Alsancak limanının sadece kruvaziyer ve yolcu taşımacılığına ayrılsın

  HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İZMİRİN YAŞAM KALİTESİ İÇİN TURİZMCİLERİN TALEBİ  

“ALSANCAK LİMANI KRUVAZİYER VE YOLCU TAŞIMACILIĞINA AYRILSIN”

İzmir’li turizmciler; Alsancak Limanı’nın, kent merkezinde konteyner sahaları, ağır lojistik faaliyetler, trafik yoğunluğu ve çevresel etkilerle yaşam kalitesini düşürdüğünü, bu haliyle şehrin ve turizmin geleceğini olumsuz etkilediğini savunarak hizmet karakterinin değiştirilmesini istediler. Sektörün konuyla ilgili görüşlerini açıklayan Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği (ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu(TÜROFED) Başkan Yardımcısı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı(TGA) Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet İşler, yük taşımacılığına dayalı faaliyetlerin kent dışında bulunan ve yeni yapılan limanlara verilmesini, Alsancak limanının sadece kruvaziyer ve yolcu taşımacılığı hizmetlerinde değerlendirilmesini talep ettiklerini dile getirdi.


İZMİRİ AĞIR YÜK TAŞIMACILIĞI BASKISINDAN KURTARALIM

Alsancak Limanı’nın geleceğine ilişkin tartışmaların kentin uzun vadeli ihtiyaçları, yaşam kalitesi ve turizm potansiyeli çerçevesinde ele alınmasının önemine dikkat çeken İşler, şehir merkezinde yoğun yük taşımacılığına dayalı liman faaliyetlerinin, modern kent planlaması ve turizm vizyonu ile uyumlu olmadığını söyledi.

Mehmet İşler; “İşler, İzmir gibi tarihi, kültürel ve turistik kimliği güçlü bir kentte, kıyı alanlarının daha çok yolcu odaklı ve kente değer katan kullanımlarla değerlendirilmelidir. Şehrin merkezinde yer alan yük limanı faaliyetleri, trafik yoğunluğu, kentsel hareketlilik ve çevresel etkiler açısından çeşitli sorunlar oluşturmaktadır. Bu sorunlar kentin büyümesine paralel olarak her geçen zaman diliminde daha da büyümektedir. İzmir Akdeniz çanağında kruvaziyer turizminden daha fazla pay alabilecek şehirler arasında yer almaktadır ve bu anlamda önemli bir potansiyele sahiptir. Turizm sektörü açısından bakarsak, şehir merkezindeki kıyı alanlarının; konteyner sahaları ve ağır lojistik faaliyetler yerine, yolcu trafiğini destekleyen, kentle bütünleşen ve İzmir’in marka değerini yükselten işlevlerle değerlendirilmesi daha uygun olacaktır.  Yük limanı faaliyetleri açısından ise İzmir çevresinde güçlü ve uygun alternatifler bulunmaktadır. Aliağa, Nemport ve Çandarlı Limanları lojistik altyapı, kara ve demiryolu bağlantıları ile şehir trafiğinden bağımsız çalışma imkânları sayesinde yük taşımacılığı için daha elverişli alanlardır. Turizm sektörü olarak beklentimiz, İzmir kent merkezinin ağır yük taşımacılığı baskısından arındırılması, kıyı alanlarının turizm ve sosyal yaşamla daha fazla bütünleşmesidir. Hedef, İzmir’e değer katan bir liman modelidir. Talebimizin, bir karşıtlık değil, İzmir’in geleceğine yönelik yapıcı bir arayış olarak görülmesi gerekir. Liman kullanımına dair kararlar, kentin sürdürülebilir kalkınma hedefleri, turizm potansiyeli ve yaşam kalitesi dikkate alınarak şekillendirilmelidir. Bu, İzmir’e uzun vadede önemli katkılar sağlayacaktır.


Seyfi GÜL ETİK Basın Danışmanı


3 Ocak 2026 Cumartesi

Corendon Airlines’a “Sürdürülebilirlik Liderleri Ödülü”

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Corendon Airlines’a “Sürdürülebilirlik Liderleri Ödülü”

Antalya’da sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanımını başlatan ilk havayolu şirketi olan Corendon Airlines, somut sürdürülebilirlik uygulamalarıyla 2025 Sürdürülebilirlik Liderleri Ödülleri kapsamında ödüle layık görüldü.

Turkuvaz Medya Grubu’nun aylık ekonomi yayını InBusiness Dergisi tarafından bu yıl üçüncüsü düzenlenen Sürdürülebilirlik Liderleri Ödülleri, 15 Aralık 2025 tarihinde Turkuvaz Medya Merkezi’nde gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu. İlklerin havayolu şirketi CorendonAirlines, sürdürülebilir ürün ve uygulamalarıyla ödül kazanan kurumlar arasında yer aldı.Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ile InBusiness Dergisi editörlerinden oluşan jüri tarafından yapılan değerlendirme sonucunda; CorendonAirlines’ın Antalya Havalimanı’nda sürdürülebilir havacılık yakıtı (SAF) kullanımına başlaması, bu uygulamayı ölçeklendirme hedefi ve IATA Fly Net Zero 2050 taahhüdünü desteklemesi, ödüle gerekçe olarak gösterildi.

Sürdürülebilir havacılık alanında attığı adımlarla hem sektöre hem de Türkiye ekonomisine örnek olan CorendonAirlines, 2024 yılında Petrol Ofisi Grubu iş birliğiyle Fraport TAV Antalya Havalimanı’ndan başlayarak SAF yakıtını operasyonlarına entegre etmiş; Türkiye’de havacılık sektöründe çevresel etkiyi azaltmaya yönelik örnek uygulamalardan birine imza atmıştı. 

Corendon airlines Uçuş Operasyon Mühendislik Müdürü Gökmen Düzgören ödülle ilgili, “Sürdürülebilirlik, CorendonAirlines olarak yalnızca bir vizyon değil, operasyonlarımızda karşılığı olan somut bir sorumluluk. 2024 yılında Antalya Havalimanı’ndan başlayarak hayata geçirdiğimiz SAF yakıt uygulamasının bugün Sürdürülebilirlik Liderleri Ödülü ile taçlandırılması, doğru yönde ilerlediğimizin önemli bir göstergesi. Önümüzdeki dönemde SAF kullanımını artırarak, havacılık sektöründe çevresel etkiyi azaltmaya yönelik adımlarımızı kararlılıkla sürdüreceğiz” dedi.


2 Ocak 2026 Cuma

ATF25'TE TURİZMDE MALİYET YÖNETİMİ: “DÜN NEYİ İSRAF ETTİK, YARIN NEYİ İSRAF ETMEYECEĞİZ?”

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ATF25'TE TURİZMDE MALİYET YÖNETİMİ: “DÜN NEYİ İSRAF ETTİK, YARIN NEYİ İSRAF ETMEYECEĞİZ?”

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF25) çerçevesinde düzenlenen “Otelcilikte Ekonomi ve Maliyet Yönetimi” paneli, turizm sektöründe maliyetlerin nasıl yönetilmesi gerektiği, veri ve teknoloji kullanımıyla yapılan tasarruflar, personel planlaması ve sürdürülebilir yatırımlar üzerine derinlemesine bir tartışma ortamı sundu.

Toplantının oturum başkanlığını Ali Kızıldağ üstlendi, konuşmacılar ise Ercan Çek, Erdoğan Turan ve Önder Beyhan oldu.

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştirildi. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğinde düzenlenen ATF25, bu yıl sektördeki ekonomik yönetim stratejileri ve maliyet kontrolüne dair önemli bir oturuma ev sahipliği yaptı.

ATF26, 26–27–28 Ekim 2026’da!

Ali Kızıldağ: “Maliyet yönetimi her şeyin temelidir”

Oturum başkanı Ali Kızıldağ, konuşmasına turizm sektöründe maliyet yönetiminin ekonomik sağlığın en temel bileşeni olduğunu vurgulayarak başladı. Konuşmasında turizmin sürdürülebilirliğinin ancak doğru maliyet yönetimiyle sağlanabileceğini ifade etti:

“Maliyet yönetimi, her şeyin temeli. Ekonomi olmadan hiçbir kurum sağlıklı işlemez. İyi bir ekonomi, işletmeyi ayakta tutar. O yüzden otelcilik sektöründe de maliyetler, sektörün geleceği için hayati önem taşır.”

Ayrıca, günümüzde yalnızca satış ve pazarlama değil, maliyet optimizasyonu ve işletme verimliliği üzerine de çok fazla düşünülmesi gerektiğini belirtti.

Ercan Çek: “Veri, maliyet tasarrufu için önemli bir araçtır”

Ercan Çek, verinin sektörde nasıl tasarruf sağlayabileceği hakkında yaptığı konuşmada şunları söyledi:

“Veri çok önemli bir konu. Özellikle teknoloji bu kadar gelişmişken, veriyi doğru kullanmak zorundayız. Otelcilik sektöründe verileri sadece satış ve pazarlama için kullanmıyoruz. Artık personel planlamasında, maliyet kontrolünde de veriler büyük bir rol oynuyor.”

Çek, verinin doğru depolanması ve analiz edilmesi gerektiğine dikkat çekti. Özellikle operasyonel maliyetlerde büyük tasarruflar sağlanabileceğini belirtti:

“Veriyi sadece satış ve pazarlama için değil, personel planlamasında, gıda maliyetlerinde de kullanabiliriz. Mesela, açık büfelerde kullanılan ürünler ile ilgili veriler elde ederek, fazla ürünlerin israfını engelleyebiliriz.”

Açık büfe kullanımına dair Oracle sisteminin açık büfelerdeki yemek tüketimi analizlerini nasıl optimize ettiğini anlatan Çek, sistemin yemek israfını azaltma noktasındaki etkinliğine de dikkat çekti:

“Oracle’ın sistemi, hangi ürünlerin daha çok tüketildiğini, hangilerinin israf olduğunu belirliyor. Bu tür verileri kullanarak menü planlaması yapabiliyoruz. Bu da maliyet tasarrufu sağlıyor.”

Erdoğan Turan: “Yatırımcıyı uzun vadeli düşünmeye ikna etmeliyiz”

Erdoğan Turan, sektördeki yatırımcıların uzun vadeli stratejiler benimsemesi gerektiğini vurguladı. Konuşmasında yatırım maliyetlerinin ve doğru malzeme seçimlerinin ne kadar önemli olduğuna değindi:

“Yatırımcılar her zaman maliyeti düşük olanı seçmeye çalışıyorlar. Ancak bu düşük maliyetli seçimler uzun vadede otellerin verimliliğini olumsuz etkiliyor. Malzeme seçiminde kalıcılığı düşünmek zorundayız. Yatırımcıları uzun ömürlü ve kaliteli malzeme kullanmaya ikna edebilmeliyiz.”

Turan, otel projelerinde yapılan yatırımın sadece kısa vadeli kâr odaklı değil, sürdürülebilir ve verimli olmasına yönelik planlar yapılması gerektiğini söyledi. Bu bağlamda, yerel malzeme kullanımı ve yeşil yatırımların önemini de şu şekilde aktardı:

“Yatırım yapılırken, bölgenin coğrafyasına uygun malzeme kullanılmalıdır. Örneğin, mermer, taş gibi ürünleri yerel tedarikçilerden temin etmek, lojistik maliyetlerini ve çevre üzerindeki etkilerini de azaltacaktır.”

Turan, enerji tasarrufu ve sürdürülebilirlik konularının artık yatırımcılar için en önemli karar kriterlerinden biri haline geldiğini belirtti.

Önder Beyhan: “Bürokrasi, otelcilikteki gizli maliyetlerden biridir”

Önder Beyhan, bürokratik engellerin otelcilikte yarattığı gizli maliyetlere dikkat çekti. Otelcilik sektöründeki karar verme süreçlerinde yaşanan yavaşlık ve burokratik işlemlerin misafir deneyimine etkisini şöyle açıkladı:

“Misafirin şikâyeti geldiğinde, arka planda yapılan bürokratik süreçler aslında sizin itibarınızı zedeler. Misafirin talebi hemen çözülemediği zaman, güven kaybı yaşanır ve bu da doğrudan otelinizin değerini düşürür.”

Beyhan, sektördeki bürokratik engelleri aşabilmek için daha hızlı ve görünür karar mekanizmalarının gerektiğini belirtti. Misafirle olan etkileşim anlarında hız ve güvenin ne kadar kritik olduğunu vurguladı:

“İyi bir otel, misafirin talebini anında çözebilen oteldir. Bürokratik engelleri kaldırıp, yöneticilere daha fazla yetki vererek bu süreci hızlandırmalıyız.”

Ayrıca, karbon ayak izi ve çevresel etkiler üzerine yapılan yatırımların, uzun vadede sürdürülebilirlik adına daha verimli olacağını belirtti:

“Hangi malzemeyi kullanırsak kullanın, enerji verimli, doğaya zarar vermeyen seçenekler tercih edilmelidir. Bu, yalnızca otelin maliyetini düşürmekle kalmaz, aynı zamanda çevreye de katkı sağlar.”

Teknoloji, Eğitim ve Verimli Maliyet Yönetimi

Panelin sonunda konuşmacılar, maliyet yönetimi, veri kullanımı, personel eğitimi ve uzun vadeli yatırımlar konusunda ortak görüş belirleyerek şu noktaları vurguladı. Veri analizi, sadece gelir artırma değil, maliyet optimizasyonu sağlamak için de kritik bir araç haline geldi. Bürokrasi, sektörde gizli maliyetler yaratıyor ve bu engellerin ortadan kaldırılması için hız ve görünürlük ön plana çıkmalı. Eğitimli personel ve rekabetçi ücretler, sürdürülebilir hizmet kalitesini sağlamak için temel faktörler. Yatırımcılar, uzun vadeli sürdürülebilir projelere yönlendirilmelidir. Enerji tasarrufu, çevre dostu malzeme kullanımı ve yerel tedarik, sektörde sürdürülebilirliği sağlayacak unsurlar arasında yer alıyor.

ATF25’in bu paneli, maliyet yönetimi ve sürdürülebilirlik hakkında katılımcılara yol gösterici bilgiler sundu ve turizm sektöründeki yöneticilere önemli tavsiyelerde bulundu. Yatırımcıların yüksek kaliteli, uzun ömürlü malzeme seçimlerinin ve dijitalleşmenin doğru uygulanması gerektiği vurgulandı. Panel, yenilikçi, verimli ve çevreye duyarlı turizm anlayışını benimsemek isteyen yöneticiler için değerli bir kaynak oluşturdu.


1 Ocak 2026 Perşembe

Eresin, Çin vatandaşlarına vize muafiyetini değerlendirdi:


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Eresin, Çin vatandaşlarına vize muafiyetini değerlendirdi:

‘Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından çok önemli, tarihi ve stratejik bir adım’

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin,Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti kararının Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından son derece önemli, tarihi ve stratejik bir adım olduğunu söyledi. Eresin, Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyetine ilişkin kararın 31 Aralık 2025 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanmasının ardından yaptığı açıklamada, Çin ile Türkiye arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesini TÜROB olarak stratejik bir öncelik olarak değerlendirdiklerini belirtti.

Eresin, şu görüşleri dile getirdi: 

“Bu kararı turizm sektörü adına 2026 yılı için oldukça önemli bir adım olarak görüyoruz. Hızla büyüyen orta sınıfı, artan yurt dışı seyahat eğilimi ve kültürel yakınlıklarıyla Çin, Türk turizmi açısından büyük potansiyele sahip, son derece önemli bir pazar. Çinli ziyaretçilerin Türkiye’ye olan ilgisi son yıllarda istikrarlı bir artış göstermektedir. 2019 yılında 430 bin Çinli turisti ağırlayan ülkemiz, pandemi sürecinde yaşanan geçici düşüşün ardından 2023’te 250 bin ziyaretçi seviyesine yeniden ulaşmıştır. 2024 yılı sonunda bu sayının 410 bine yükselmesi memnuniyet vericidir. 2025 yılı sonunda 500 bin Çinli ziyaretçi hedefine ulaşmayı, orta vadede ise yıllık 1 milyon Çinli turisti Türkiye’de misafir etmeyi amaçlıyoruz.

Vize muafiyeti uygulamasının hayata geçirilmesinde Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ve süreci başından beri büyük bir özveriyle yürüten Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy'a teşekkür ederiz. 


Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile Çin Devlet Başkanı Sayın XiJinping arasında gerçekleştirilen üst düzey temaslar, iki ülke arasındaki dostane ilişkilerin ve iş birliğinin güçlendirilmesi açısından büyük önem taşımaktadır. Bu güçlü siyasi irade, ekonomik ve kültürel alanların yanı sıra turizm sektöründe de somut ve kalıcı kazanımların önünüaçmaktadır.

Bu çerçevede, Çin vatandaşlarına yönelik vize muafiyeti kararının Resmi Gazete’de yayımlanarak 2 Ocak'ta yürürlüğe girmesi, Türkiye–Çin turizm ilişkileri açısından son derece önemli, tarihi ve stratejik bir adım olmuştur. Uzun süredir sektör olarak dile getirdiğimiz bu düzenlemenin hayata geçirilmesi, seyahat planlamalarını kolaylaştırarak iki ülke arasındaki turizm hareketliliğini doğrudan ve güçlü biçimde artıracaktır.

Vize muafiyeti sayesinde özellikle bireysel seyahat eden Çinli turist sayısında ve kişi başı harcama düzeyinde belirgin bir artış bekliyoruz. Bu kararın, Türkiye’nin Çin pazarı nezdindeki rekabet gücünü önemli ölçüde artıracağına ve turizmin 12 aya yayılması hedefimize güçlü katkı sağlayacağına inanıyoruz.

Son yıllarda Türk vatandaşlarının Çin’e yönelik turizm talebinde gözlenen artış da karşılıklı turizm hareketliliğinin dengeli biçimde geliştiğini göstermektedir. Bu karşılıklı akış, iki ülke arasındaki kültürel ve ekonomik bağların daha da güçlenmesine katkı sunmaktadır.

Havayolu taşımacılığı alanında atılan adımlar bu süreci destekler niteliktedir. Türk Hava Yolları ve Çinli havayolu şirketleri tarafından karşılıklı uçuş frekansları artırılmış, haftalık yolcu uçağı uçuş hakkı 21’den 49’a çıkarılmıştır. Artan uçuş kapasitesinin, vize muafiyetiyle birlikte turizm odaklı değerlendirilmesi, ülkemize gelecek Çinli ziyaretçi sayısını hızla yukarı taşıyacaktır.

TÜROB olarak, Çinli misafirlerimizin Türkiye’de kendilerini güvende ve evlerinde hissedebilmeleri için sektörün tüm paydaşlarıyla yakın iş birliği içindeyiz. Çin kültürüne uygun hizmet standartlarının yaygınlaştırılması, dil desteği, personel eğitimi ve turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesine yönelik çalışmalarımız kararlılıkla sürmektedir.

Türkiye’nin Çin pazarı için daha cazip, ulaşılabilir ve sürdürülebilir bir destinasyon haline gelmesi adına üzerimize düşen tüm sorumlulukları yerine getirmeye devam edeceğiz. Karşılıklı güven, anlayış ve ortak vizyona dayalı güçlü bir turizm iş birliğinin, her iki ülkenin ekonomileri ve halkları için kalıcı faydalar sağlayacağına yürekten inanıyoruz.”


YouGov’un Uzakrota için yaptığı araştırma: Türkiye’de seyahat tutkusu yüksek, tatil kararı esnek

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


YouGov’un Uzakrota için yaptığı araştırma: Türkiye’de seyahat tutkusu yüksek, tatil kararı esnek

‘’Türkiye, global seyahat yatırımları için güçlü büyüme potansiyeli sunuyor’’

Dünyanın önde gelen pazar araştırma şirketlerinden YouGov’un, Uzakrota seyahat zirvesi için gerçekleştirdiği pazar araştırmasının sonuçları açıklandı. Araştırma, 2025 perspektifinde seyahat ekonomisinin yönünü, tüketici davranışlarını ve yatırım fırsatlarını ortaya koyarak, Türkiye odağında güçlü iç görüler de sunuyor.Türkiye’nin seyahat ve turizm ekonomisi açısından yüksek büyüme potansiyeline sahip stratejik bir pazar olduğuna vurgu yapılan araştırmaya göre Türkiye’deki tüketiciler, Almanya, Fransa, Birleşik Krallık ve ABD gibi gelişmiş pazarlara kıyasla seyahate daha yüksek bir ilgi ve tutku ile yaklaşıyor.

Merkezi Birleşik Krallık’ta bulunan ve 55’ten fazla pazarda faaliyet gösteren YouGov’un,20 binden fazla katılımcıyla gerçekleştirdiği ankete dayalı araştırma; Türkiye’de seyahat talebinin güçlü seyrettiğini, ancak bu talebin esnek olduğunu, fırsat odaklı ve kişiselleştirilebilir ürünlere yönelmeye yatkın olduğunu gösteriyor.Tatil planlarını önceden belirleme eğilimi diğer pazarlara kıyasla daha düşük. Araştırma sonuçlarına göre tüketici davranışları son dakika fırsatlarına, dinamik fiyatlamaya ve değişken ürün yapılarına açık. 

Paket tatiller yerine kişiselleştirilmiş deneyimler arıyor

Tüketicilerin yüzde 58’i tatil öncesinde araştırma yapmayı ve kendi planlarını oluşturmayı tercih ederken, önceden organize edilmiş paket tatilleri tercih edenlerin oranı yüzde 44’te kalıyor. Bu veri, seyahat sektöründe standart ürünlerden kişiselleştirilmiş deneyimlere geçişin hızlandığını gösteriyor.Araştırmaya katılan tüketicilerin yüzde 65’i mali durumlarını daha temkinli yönettiklerini belirtirken, katılımcıların yarısı bir yıl öncesine göre finansal olarak daha iyi durumda olduklarını ifade ediyor. Tatilde bütçe uygulamayı planlayanların oranı yüzde 51 iken, yüzde 50’lik bir kesim seyahat sırasında daha fazla harcama yapmaya istekli olduğunu belirtiyor. Bu tablo, doğru fiyatlanan ve katma değer sunan ürünler için önemli bir gelir potansiyeline işaret ediyor.

Plaj tatilleri liderliğini korusa da eski ilgi yok

Plaj tatilleri 2022 ve 2025 yıllarında en popüler tatil türü olmaya devam etse de bu alandaki tatil niyeti düşüş gösteriyor. Plaj tatiline yönelik talep 2022’de yüzde 39 iken, 2025’te yüzde 31’e geriledi. Benzer şekilde aile ve arkadaş ziyareti amaçlı seyahat niyeti de yüzde 32’den yüzde 27’ye düştü.

Türkiye, bütçe dostu destinasyon olarak öne çıkıyor

Türkiye, tatil destinasyonları arasında en çok tercih edilen ve bütçe dostu seçenek olarak öne çıkıyor. Türkiye’yi ABD ve Avrupa destinasyonları takip ediyor. Tatil paketleri ve son dakika fırsatları ise Türkiye pazarında hâlâ önemli bir büyüme potansiyeli taşıyor.

Gökhan Erdoğan: “Seyahatin geleceğini esneklik, deneyim ve veri belirleyecek”

Türkiye’de seyahat etmeye tutkulu tüketicilerin tatil planlarında esnek olduğunu ve kişiselleştirme aradığına dikkat çeken Uzakrota Kurucusu Gökhan Erdoğan, araştırma sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi:“Bu araştırma, Türkiye’de seyahatin artık bir lüks değil, güçlü bir yaşam motivasyonu olduğunu net biçimde gösteriyor. Seyahat tutkusu yüksek, harcama potansiyeli bulunan ve yeni deneyimlere açık bir tüketici profili var. Tüketiciler seyahat etmeyi istiyor; ancak bunu kendi kurallarıyla, kendi bütçesiyle ve kendi zamanlamasıyla yapmak istiyor. Sabit programlara dayalı klasik paket anlayışı hızla anlamını yitiriyor. Önümüzdeki dönemde kazananlar; esnek planlama sunabilen, deneyimi merkeze alan ve veriye dayalı kişiselleştirme yapabilen markalar olacak.”

 “Türkiye, yatırımcılar için doygunluğa ulaşmamış nadir seyahat pazarlarından biri”

Uzakrota Kurucusu Gökhan Erdoğan, araştırmanın Türkiye’nin büyümeye ve gelişmeye açık bir pazar olduğunu ortaya koyduğunu da belirterek şöyle dedi: “YouGov’un Uzakrota için yaptığı araştırmanın ortaya koyduğu veriler doğru okunduğunda Türkiye pazarının turizm sektörü için hâlâ çok büyük bir büyüme potansiyeli barındırdığını, seyahat talebi açısından gelişmeye ve büyümeye açık bir pazar olduğunu net biçimde gösteriyor. Türkiye’nin seyahat talebi açısından gelişmeye ve büyümeye açık bir pazar olduğunu net biçimde gösteriyor. Ancak bu pazarda sürdürülebilir büyüme, standart ürünlerle değil; veri odaklı fiyatlama, esnek ürün yapıları ve yerel içgörüyle mümkün. Global seyahat markaları ve yatırımcılar için Türkiye, doğru kurgulandığında kısa vadede ölçeklenebilir, orta vadede ise yüksek katma değer üretebilecek bir büyüme merkezi olabilir; stratejik bir pazar konumunda.”


Uyumsoft, vergi mevzuatına uyum sağlayan yeni bir çözümünü daha iş dünyasına kazandırdı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Uyumsoft e-Gider Pusulası ile güvenli, yasal ve entegre belge yönetimini sağlayın

 Dijital belgede yeni bir ürün: Uyumsoft e-Gider Pusulası

İşletmelerin dijitalleşme sürecine hız kazandıran Uyumsoft, vergi mevzuatına uyum sağlayan yeni bir çözümünü daha iş dünyasına kazandırdı. Uyumsoft e-Gider Pusulası, vergiden muaf esnaftan yapılan mal ve hizmet alımlarını, iade işlemlerini ve freelance çalışanlara yapılan ödemeleri, elektronik ortamda belgeleyerek, şirketlerin işlerini, güvenli, yasal ve entegre belge yönetimiyle yürütmelerini sağlıyor. Bu sayede işletmeler, operasyonel verimliliklerini artırırken, yasal yükümlülüklerini eksiksiz olarak yerine getiriyor.Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB) tarafından 23 Eylül 2025 tarihinde e-Gider Pusulası Taslak Paketi ve Teknik Kılavuz Taslağı yayımlandı. E-Gider Pusulasının yeni bir belge türü olmayıp, kağıt ortamdaki Gider Pusulası ile aynı hukuki niteliklere sahip olduğunun altını çizen Uyumsoft Bulut Hizmetler Ürün Yönetimi Direktörü Arif Ekemen, şunları söyledi:

“İşletmelerin, vergi mükellefi olmayan bir kişiden mal veya hizmet satın almasında, iade işlemlerinin gerçekleşmesi durumunda ya da freelance çalışanlara yapılan ödemelerde, şirketlerin satıcı adına kendilerinin düzenlediği ve fatura yerine geçen “Gider Pusulası” yasal bir belgedir. Dijital dönüşümün her alanda gerçekleştiği günümüzde, elektronik ortama geçen E-Gider Pusulası, kağıt ortamdaki Gider Pusulası ile aynı hukuki niteliklere sahiptir. Kısaca bu kapsamda, e-Gider Pusulası ve e-Arşiv raporu, elektronik ortamda hazırlanarak mali mühür/zaman damgası ile imzalanıp, GİB’in sistemine aktarılacaktır.” dedi.

e-Gider Pusulasını ilk etapta hangi mükellefler kullanabilir 

Perakende sektöründe faaliyet gösteren, e-Fatura uygulamasına dahilolan ve 47 ile başlayan NACE koduna sahip (Motorlu kara taşıtları ve motosiklet hariç, Perakende ticaret) mükelleflerden; 2024 yılı hesap dönemi sonu itibariyle satış/gayrisafi hasılatı 110 milyon TL’yi aşan, bilanço aktif toplamı 110 milyon TL’yi aşan, bilanço öz sermayesi 11 milyon TL’yi aşan ve belirtilen bu şartlardan en az 2’sini sağlayan şirketler, e-Gider Pusulası uygulamasına dahil olabilir. Şartları taşıyan bu mükellefler, uygulamayı GİB tarafından yetkilendirilen Uyumsoft’un aralarında bulunduğu özel entegratörler aracılığıyla da kullanabileceklerdir. 

 e-Gider Pusulası süreçleri Uyumsoft ile dijitalleşiyor

 e-Gider Pusulası’na, GİB’in belirlediği 3 yöntemden birisiyle geçiş yapılabilir. Bilindiği üzere bu yöntemler, GİB Portal Yöntemi, Özel Entegratör Yöntemi veya Doğrudan Entegrasyon Yöntemi olmaktadır. Geçiş için öncelikle mükellefin e-Fatura uygulamasına dahil olması, teknik hazırlıklarını tamamlaması ve GİB e-Gider Pusulası başvurusunu yapmaları gereklidir. GİB tarafından yetkilendirilmiş Özel Entegratör ve Saklama Hizmet Sağlayıcısı olan Uyumsoft, mükelleflerin e-Gider Pusulası süreçlerini diğer e-Belge uygulamalarında olduğu gibi başarıyla yönetecektir. e-Gider Pusulası sistemine geçmek isteyen işletmeler, Uyumsoft altyapısıyla e-Gider Pusulası düzenleme sürecini tek platformda yönetirken; belgelerini GİB’e otomatik raporlayıp, e-Fatura ve e-Arşiv süreçleriyle uyumlu bir şekilde arşivleyip, gerektiğinde belgelere anında erişim sağlayabilecektir. Liox ERP, e-ticaret, iade ve müşteri yönetim sistemleri ile entegre olacak olan e-Gider Pusulası ile otomatik belge üretimi mümkün hale gelmektedir. Böylece, manuel belge düzenleme süreçleri de ortadan kalkacaktır.   

 e-Gider Pusulası’nın 8 maddede özellikleri nelerdir?

 Uyumsoft e-Gider Pusulası’nın özellikleri hakkında bilgiler veren Uyumsoft Bulut Hizmetler Ürün Yönetimi Direktörü Arif Ekemen, ürünün özellikleri maddeler halinde anlatarak, şunları kaydetti.

 

1-e-Gider Pusulası, GİB tarafından yayımlanan teknik kılavuz ve tebliğlere uygun olarak düzenlenir, iletilir ve saklanır. e-Gider Pusulası, kağıt gider pusulası ile aynı yasal niteliğe sahiptir ve tüm vergi mevzuatında geçerlidir.

2-Gider pusulaları tamamen elektronik ortamda oluşturulur, onaylanır, gönderilir ve saklanır, kağıt belgeye gerek kalmaz.

3-Belgeler mali mühür veya nitelikli elektronik imza (NES) ile imzalanır ve bu sayede hukuki geçerlilik kazanır.

4-Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın düzenlemesiyle, düzenleyenin belge üzerinde ayrıca ıslak imza atmasına gerek kalmamıştır.

5-e-Fatura, e-Arşiv, e-Dekont, e-Defter gibi diğer e-Dönüşüm uygulamalarıyla tam entegre çalışır.

6-Düzenlenen belgeler, GİB sistemine elektronik ortamda iletilir ve raporlanabilir.

7-Belgeler güvenli biçimde elektronik ortamda arşivlenir ve gerektiğinde ibraz edilebilir.

8-Kağıt kullanımını ortadan kaldırarak, çevresel sürdürülebilirliği destekler ve belge yönetim