13 Ağustos 2026 Perşembe

LU COMMUNITY’DE YUNAN LEZZETLERİ: CROSSROADS’UN İLK DURAĞI “THE SENSE OF GREECE”

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


LU COMMUNITY’DE YUNAN LEZZETLERİ: CROSSROADS’UN İLK DURAĞI “THE SENSE OF GREECE”

Lu Community × Sensei kürasyonuyla hayata geçirilen yeni gastronomi serisi Crossroads, farklı coğrafyaların mutfak kültürlerini İstanbul’da buluşturuyor. Serinin ilk edisyonu “The Sense of Greece”, 20–21 Ağustos tarihlerinde Atina’nın Michelin Guide seçkisinde yer alan See|ds restoranının şefi Dimos Samourakis’i Lu Community’de ağırlıyor. Biletli olarak gerçekleşecek deneyim, Yunan mutfağının köklü mirasını çağdaş gastronomi yaklaşımıyla İstanbul’a taşıyor.

İstanbul’un gastronomi ve sosyal yaşam sahnesine yeni deneyimler kazandıran Lu Community, Sensei iş birliğiyle hayata geçirdiği Crossroads serisiyle dünya mutfaklarını İstanbul’da buluşturuyor. Her edisyonunda farklı bir coğrafyanın mutfak kültürünü, çağdaş gastronomi anlayışı ve özgün bir atmosfer eşliğinde ele alacak seri, ilk yolculuğuna Yunanistan’dan başlıyor.

Crossroads’un ilk edisyonu “The Sense of Greece”, Yunan mutfağının köklü mirasını modern gastronomi perspektifiyle yorumlayan özel bir deneyim sunuyor. 20 ve 21 Ağustos tarihlerinde gerçekleşecek etkinlik için Lu Community, Atina’nın Michelin Guide seçkisinde yer alan See|ds restoranının şefi Dimos Samourakis’i İstanbul’da konuk ediyor.

Yunan mutfak kültürünü Fransız teknikleriyle buluşturan Samourakis, hazırladığı özel tadım menüsünde geleneksel tatlara çağdaş bir yorum getiriyor. Ege’nin tanıdık aromalarından ve Yunanistan’ın zengin gastronomi mirasından beslenen menü, şefin özgün yaklaşımıyla yeniden şekilleniyor.

Ege’nin ruhu Lu Community’ye taşınıyor

“The Sense of Greece”, yalnızca bir tadım menüsü değil; yemeği, atmosferi ve kültürü aynı sofrada buluşturan bütünsel bir deneyim olarak kurgulanıyor. Ege’nin ruhundan ilham alan atmosfer, gecenin gastronomik yolculuğuna eşlik ederken konukları İstanbul’dan Yunanistan’a uzanan duyusal bir keşfe davet ediyor.

20–21 Ağustos tarihlerinde Lu Community’de gerçekleşecek “The Sense of Greece” için biletler, Lu Community’nin web sitesi üzerinden satışa sunuluyor.

Farklı mutfak kültürlerinin hikayelerini İstanbul’da yeni yorumlarla buluşturmayı amaçlayan Crossroads, önümüzdeki edisyonlarında da dünyanın farklı coğrafyalarından şefleri, tatları ve gastronomi kültürlerini Lu Community çatısı altında ağırlamaya devam edecek.


Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri Olma Yolunda

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Trabzon, UNESCO Gastronomi Şehri OlmaYolunda

Trabzon Büyükşehir Belediyesi, "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" vizyonuyla yürüttüğü UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri adaylığıyla turizm, yerel üretim ve gastronomi ekonomisi için yeni bir kalkınma modeli ortaya koyuyor.

Trabzon Büyükşehir Belediyesi tarafından yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri adaylık sürecinde, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç'in ev sahipliğinde düzenlenen basın toplantısında şehrin gastronomi vizyonu paylaşıldı.

Toplantıda, UNESCO adaylığının yalnızca bir unvan hedefi olmadığı vurgulandı. Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını uluslararası ölçekte görünür kılacak, kültürel mirası ekonomik değere dönüştürecek stratejik bir kalkınma vizyonu olduğu ifade edildi.

Trabzon'un tarih boyunca İpek Yolu'nun Karadeniz'e açılan kapısı olduğu belirtildi. Deniz, yayla, dağ ve orman kültürünün aynı sofrada buluştuğu kendine özgü mutfak yapısıyla dünyanın sayılı gastronomi miraslarından birini oluşturduğu ifade edildi.

Hamsi kültürü, mısır temelli mutfak geleneği, fermente ürünler ve yayla süt ürünleriyle şekillenen Trabzon mutfağının özgün yapısı; coğrafi işaretli ürünleri, köklü işletmeleri ve yaşayan üretim kültürüyle birlikte değerlendirildi.

Ayrıca Mehmet Akif Şen'in 'Gelenekten Geleceğe Trabzon Mutfağı (Kültürel Değerler ve Geleneksel Lezzetler)' adlı eserinin bu mirasın kayıt altına alınmasında önemli bir kaynak olduğu belirtildi.

Toplantıda, Trabzon'un Türk Patent ve Marka Kurumu tarafından tescillenen 15 coğrafi işaretli ürüne sahip olduğu ifade edildi. Bunlardan 9'unun gastronomi alanında bulunduğu aktarıldı.

Akçaabat Köftesi, Trabzon Kuymağı, Vakfıkebir Ekmeği, Vakfıkebir Külek Peyniri, Tonya Tereyağı, Hamsiköy Sütlacı, Sürmene Pidesi, Arsin Foşa Fındığı ve Yomra Elması'nın yalnızca yöresel ürünler değil, aynı zamanda Trabzon'un kültürel hafızasını ve üretim gücünü temsil eden önemli ekonomik değerler olduğu aktarıldı.

Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç, "Bu adaylık bir tanıtım kampanyası değil, Trabzon'un yüzlerce yıllık gastronomi mirasını dünya kültür haritasına taşıyacak bir kültür diplomasisi hamlesidir. Hedefimiz yalnızca UNESCO unvanını almak değil; gastronomiyi turizmden tarıma, yerel üretimden kültürel mirasa kadar uzanan sürdürülebilir kalkınma modelinin merkezine yerleştirmektir. Trabzon'u yalnızca doğal ve tarihi güzellikleriyle değil, mutfağıyla da dünyanın tercih edilen destinasyonlarından biri haline getirmeyi amaçlıyoruz." dedi.


Başkan Genç, adaylık sürecinin temel anlatısının "Trabzon Mutfağı Ömür Uzatır" olduğunu belirterek, bunun bilimsel verilerle desteklenen bir yaklaşım olduğunu ifade etti. TÜİK verilerine göre Trabzon'un, 80,3 yıllık doğuşta beklenen yaşam süresiyle Türkiye'nin en uzun yaşam beklentisine sahip ili olduğunu belirten Genç, Karadeniz beslenme kültürünün modern uzun ömür araştırmalarıyla örtüştüğünü ve Trabzon'un UNESCO ağına "Karadeniz Uzun Ömür Kodu" kavramını kazandırmayı hedeflediğini aktardı.

Toplantıda Trabzon mutfağının bilimsel envanterinin hazırlanacağı açıklandı. Dijital gastronomi arşivinin oluşturulacağı, Trabzon Gastronomi Akademisi'nin kurulacağı, her yıl uluslararası Trabzon Gastronomi Festivali'nin düzenleneceği ve UNESCO Gastronomi Şehirleri arasında ortak projelerin geliştirileceği ifade edildi.

UNESCO Gastronomi Şehri unvanının Trabzon'un uluslararası turizm rotalarındaki görünürlüğünü artıracağı vurgulandı. Gastronomi odaklı seyahatleri güçlendireceği ve yerli-yabancı ziyaretçi sayısına katkı sağlayacağı; bunun da konaklama, yeme-içme, tarım, yerel üretim, lojistik, perakende ve hizmet sektörlerinde ekonomik hareketliliği artıracağı ifade edildi.


12 Ağustos 2026 Çarşamba

Lidya Grup, SIGN İstanbul 2026’da teknoloji şovu yapacak

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Lidya Grup, SIGN İstanbul 2026’da teknoloji şovu yapacak 

Dijital baskı sektörünün öncüsü Lidya Grup, dünya çapındaki global markalarla yaptığı iş birlikteliği ile sektördeki lider konumunu güçlendiriyor. Xerox, Keundo, Flora, JWEI, Epson, Duplo, EFI’nin aralarında bulunduğu globalmarkalarının Türkiye yetkili temsilcisi olan şirket, geniş ürün yelpazesi veuçtan uca sunduğu teknolojiyle dijital baskı sektörüne yön veriyor. 

Yeşilköy İstanbul Fuar Merkezi (İFM)’de 23- 26 Eylül tarihleri arasında 27.’ci kez düzenlenecekSIGN İstanbul 2026’ya katılacak olanLidya Grup, temsil ettiği global markaların yeni ürünleri ile teknoloji şovuna imzasını atacak. Fuarın buluşma noktası olacak standında, ülke genelinden ziyaretçilerini ağırlarken, fuara özel kampanyalı fiyatları ve uygun finansman çözümleri ile ses getirmeye devam edecek. Yenilikçi yatırımları ve müşteri odaklı çözümleri sayesinde sektörde son teknolojiye erişim sağlayan Lidya Grup, müşterilerinin ihtiyaçlarına hızlı ve etkili yanıtlar veriyor. Bu yaklaşım şirketi; hem ülkemizde, hem bulunduğumuz coğrafyada güçlü bir oyuncu haline getiriyor. Lidya Grup’un sunduğu hizmetler, katma değer yaratma yetkinliğiyle birleşerek, sektördeki güvenilir iş ortaklığı anlayışını sağlamlaştırıyor. Sektörün sürekli dönüşümünü yönlendirerek, uzun vadeli müşteri memnuniyetiyle fark yaratmayı sürdürüyor.  

Endüstriyel reklam ve dijital baskı dünyasını bir araya getirecek olan 27. Uluslararası Endüstriyel Reklam ve Dijital Baskı Teknolojileri Fuarı, yurtiçi ve yurtdışından profesyonel ziyaretçilerin yoğun katılımıyla gerçekleşecek. 

Büyüme odaklı stratejilerle zirveye  

Lidya Grup, büyüme odaklı bir vizyonla hareket ederek sektördeki liderliğini güçlendirmeye devam ediyor. Şirket olarak büyüme odaklı olduklarını ifade eden Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Global iş ortaklıklarımız ve yenilikçi çözümlerimizle, hem mevcut müşteri portföyümüzü genişletiyoruz, hem sektöre yeni fırsatlar kazandırıyoruz. Hedefimiz, yalnızca iş hacmini artırmak değil, aynı zamanda teknolojik gelişmelere öncülük etmektir.” diyerek şirketin hedeflerine olan bağlılığını vurguluyor. 2026 ve devam eden yıllara ilişkin büyüme stratejileri paralelinde Lidya Grup yatırımlarını kararlılıkla sürdürerek sektörüne yön vermeye devam edecek. Bu kararlılık, Lidya Grup’un pazardaki gücünü artırırken, müşterilerine kesintisiz hizmet sunmasının temelini oluşturmaktadır. 

Yatırımlar hız kesmeden devam ediyor  

Lidya Grup, hem Türkiye, hem EMEA bölgesindeki etkin şirketlerden birisi olmasıyla sektördeki başarısını kanıtlıyor. Geniş ürün yelpazesiyle dijital baskı sektöründe uçtan uca çözümler sunduklarını ifade eden Lidya Grup Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Dijital baskının güçlü aktörlerinden birisi olarak, müşterilerimize en inovatif çözümleri ve değeri sunuyoruz. Xerox, Keundo, Flora, JWEI, Epson, Duplo, EFI globalmarkalarınınTürkiye yetkili temsilcisi olarak, gücümüze güç katıyoruz ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.Lidya Grup, dijital baskının yalnızca bugününü değil, geleceğini de şekillendiren işbirliktelikleriyle, hem müşterilerine hem de sektörüne ilham vermeye devam edecektir.”diyerek, şirketin pazardaki başarılarını dile getirdi. Teknoloji danışmanlığı ve çözüm odaklı hizmet anlayışıyla Lidya Grup, sektördeki yeniliklere önderlik ederken müşteri ihtiyaçlarını en doğru şekilde karşılamayı sürdürüyor. Pazardaki etkinliği, şirketin yenilikçi vizyonuyla birleşerek, sektördeki konumlanmasını daha da güçlendiriyor.  

Dijital baskı sektöründe ilham veren çözümler

Dijital baskı makineleri sektöründe uçtan uca sundukları ürün gamınımüşteri memnuniyetiyle birleştirdiklerini anlatan Lidya Grup Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Adem Özşunları kaydetti: 

“Sektördeki lider konumumuz, sadece yenilikçi çözümlerle değil, aynı zamanda müşteri odaklı yaklaşımımız ile güçleniyor. Dijital baskı makineleri alanında uçtan uca sunduğumuz çözümler, pazarda şirketimizi farklılaştırırken, sektörün geleceğini şekillendiren bir güç olarak konumlanmamızı sağlıyor. Fuarın olduğu tarihler, sektörümüzde hareketli dönemler olduğu için beklentilerimiz yüksektir. Lidya Grup olarak katıldığımız fuarlarda, temsil ettiğimiz markalardan son teknolojileri sergiliyoruz. Standımıza gelen tüm ziyaretçilerimize dijital baskı alanında son teknolojileri deneyimleme fırsatı sunuyoruz. Kobi’lerden endüstriyel işletmelere kadar her sektöre ve her segmente hizmet veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dijital baskı pazarında büyüme rüzgarı

Dijital baskı sektörü, bu yıl ve devam eden yıllarda teknolojik yeniliklerin hız kazanacağı bir döneme giriyor. Printer pazarındaki yaklaşık 40 milyar dolarlık dijital baskı pazarı payının, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 100 milyar doları bulması öngörülüyor. Kağıttan başlayarak metal, ahşap, deri, cam ve seramik gibi çok çeşitli yüzeylere baskı uygulamalarına kadar genişleyen bu dönüşüm, farklı sektörlerde yenilikçi fırsatları artırıyor. Lidya Grup, yüksek kaliteli dijital baskı makineleri teknolojileri ile müşterilerinin büyüme yolculuğuna eşlik ediyor. Teknolojik gelişim ve sektörel yenilikler, dijital baskının erişilebilirliğini artırırken, pazarı daha sürdürülebilir ve verimli bir hale getirmeye devam ediyor. 


MSC Cruises bölgedeki güçlü konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MSC Cruises'ın Yeni Mega Gemisi MSC World Asia Akdeniz'e Açılıyor

MSC Cruises'ın World Class serisinin üçüncü gemisi MSC World Asia, Aralık 2026'da Akdeniz'de hizmete giriyor. Asya'dan ilham alan tasarımı, 6.700’ün üzerinde misafir kapasitesi, yeni nesil eğlence ve gastronomi alanları ile MSC World Asia, markanın kruvaziyer deneyiminde yeni döneme yönelik vizyonunu yansıtıyor.

Kruvaziyer sektörünün lider markalarından MSC Cruises, büyüyen filosunun World Class serisine eklenecek yeni üyesi MSC World Asia'yı tanıttı. Aralık 2026'da seferlerine başlayacak olan gemi, modern teknoloji, sürdürülebilirlik odaklı yaklaşım ve Asya'nın kültürel zenginliklerinden ilham alan tasarımıyla markanın şimdiye kadarki en dikkat çekici projeleri arasında yer alıyor.

Dünya çapında artan kruvaziyer talebine yanıt olarak geliştirilen MSC World Asia, MSC World Europa ve MSC World America'nın ardından World Class serisinin üçüncü gemisi olarak filoya katılacak. Gemi, yalnızca teknik özellikleriyle değil, misafirlere sunacağı kapsamlı yaşam, eğlence ve keşif deneyimiyle de dikkat çekiyor.

Akdeniz'in Kalbinde Yeni Bir Deneyim

MSC World Asia, ilk sezonunda Akdeniz'in en önemli limanlarını birbirine bağlayan yedi gecelik programlarla hizmet verecek. Barselona, Marsilya, Cenova, Civitavecchia (Roma), Messina ve Valletta'yı kapsayan rotalar, misafirlere tek seyahatte İspanya, Fransa, İtalya ve Malta'nın öne çıkan destinasyonlarını keşfetme imkânı sunacak.

Batı Akdeniz'in kültürel mirasını ve gastronomik zenginliğini bir araya getiren bu rotalar, MSC Cruises'ın bölgedeki güçlü konumunu daha da pekiştirmeyi hedefliyor.

Tasarım ve Ölçekte Yeni Bir Referans Noktası

333 metre uzunluğa ve 38.400m2’lik ortak alana sahip MSC World Asia, dünyanın en büyük kruvaziyer gemileri arasında yer alıyor. Gemi, seyahat dönemine bağlı olarak 6.700’ünüzerinde misafiri ağırlayabilecek kapasitesiyle öne çıkıyor.

MSC World Asia'nın en dikkat çekici özelliklerinden biri ise geminin genel tasarım dili. Asya'nın mimarisi, sanatı ve doğal güzelliklerinden ilham alan gemi, World Promenade alanında yer alan dev ejderha figürü gibi özgün tasarım unsurlarıyla farklılaşıyor. Bu yaklaşım, gemiyi yalnızca bir ulaşım aracı değil, başlı başına bir destinasyon haline getiriyor.

40'tan Fazla Yeme İçme ve Sosyal Yaşam Noktası

MSC World Asia'da misafirler için geniş kapsamlı bir gastronomi ve eğlence dünyası sunuluyor. Gemide 40'tan fazla restoran, bar ve lounge alanı yer alırken uluslararası mutfaklardan ilham alan özel konseptler, ailelere yönelik sosyal alanlar ve farklı yaş gruplarına hitap eden eğlence seçenekleri bulunuyor.

World Promenade, açık hava yaşam alanları, tematik deneyimler ve gün boyu devam eden etkinlikler sayesinde gemi, deniz üzerinde yaşayan bir şehir deneyimi sunmayı hedefliyor.

Premium Seyahatin Adresi: MSC Yacht Club

MSC Cruises'ın ödüllü konsepti MSC Yacht Club da MSC World Asia'nın öne çıkan deneyimleri arasında yer alıyor. "Gemi içinde gemi" anlayışıyla tasarlanan bu özel alan, kişiye özel butler hizmeti, özel restoranlar, lounge alanları, premium hizmetler ve ayrı güneşlenme bölgeleriyle üst segment misafirlere ayrıcalıklı bir seyahat deneyimi sunuyor.

Geleceğin Kruvaziyer Vizyonu

MSC World Asia, yalnızca ölçeği ve misafir deneyimiyle değil, çevresel performansa yönelik yaklaşımıyla da dikkat çekiyor. MSC Cruises'ın sürdürülebilir kruvaziyer hedefleri doğrultusunda geliştirilen gemi, enerji verimliliğini artırmayı ve operasyonel emisyonları azaltmayı destekleyen yeni nesil teknolojilerle donatılıyor.

World Class platformunun bir parçası olarak geliştirilen MSC World Asia, enerji kullanımının optimize edilmesine yardımcı olan akıllı sistemleri, gelişmiş çevresel performans teknolojileri ve modern mühendislik altyapısıyla MSC Cruises'ın daha sürdürülebilir bir gelecek vizyonuna katkı sağlamayı hedefliyor.

Gemide ayrıca kaynak kullanımını daha verimli hale getirmeye yönelik teknolojiler ve çevresel etkilerin azaltılmasını destekleyen operasyonel uygulamalar bulunuyor. Bu yaklaşım, MSC Cruises'ın kruvaziyer deneyimini geliştirirken aynı zamanda sektördeki sürdürülebilir dönüşümü destekleme stratejisinin önemli bir parçası olarak öne çıkıyor.

Yeni Web Sitesi Üzerinden Programları Keşfedin

MSC Cruises, yenilenen websitesi ile cruise severlere, MSC World Asia ve filosundaki tüm gemilerin sefer programlarını keşfetme, rotaları inceleme, seyahatlerini planlama ve online rezervasyon yapabilme fırsatı sunuyor.  Websitesi üzerinden misafirler kendilerine en uygun cruise deneyimini kolayca seçebilme, güncel promosyon ve fırsatları takip etme şansına sahip.


HİLTON, TÜRKİYE’DEKİ 100. OTELİNİ İGA İSTANBUL HAVALİMANI’NDA AÇTI



"YENİ NESİL PREMIUM TRANSİT" DÖNEMİ BAŞLIYOR

HİLTON, TÜRKİYE’DEKİ 100. OTELİNİ İGA İSTANBUL HAVALİMANI’NDA AÇTI

Havalimanı konaklama deneyimini baştan aşağı yeniden tanımlayan Hilton IstanbulAirport, bugün kapılarını açarak küresel seyahat ekosistemine yeni nesil premium transit anlayışını getiriyor. Dünyanın en yoğun havacılık merkezlerinden birinde, İstanbul Havalimanı sahasına bitişik konumda hayata geçen 485 odalı bu dev proje; Hilton’un 100 yılı aşkın misafirperverlik mirasını, çağdaş tasarımın sunduğu konforla buluşturuyor.

Türkiye’deki 100. Hilton oteli olarak tarihi bir kilometre taşını temsil eden bu tesis, sadece bir havalimanı oteli değil; İstanbul’u dünyaya bağlayan stratejik köprünün merkezinde yer alan bir Destinasyon Noktası olarak konumlanıyor.

Hilton’un küresel stratejisiyle uyumlu olarak, havalimanı oteli algısını yıkıp burayı bir yaşam alanına dönüştüren otel; kusursuz pratikliği, özenli tasarımı ve her yolculuğu unutulmaz kılan yerel dokunuşları bir araya getiriyor. Misafirler; pist manzaralı geniş oda ve süitlerin, destinasyondan ilham alan gastronomi deneyimlerinin ve son teknoloji wellness olanaklarının tadını çıkarırken, Hilton Honors’ın sağladığı ayrıcalıklarla seyahatlerini değer katan bir sürece dönüştürüyor.

İstanbul’un Ruhunu Yansıtıyor

Hilton Istanbul Airport’un tasarımı; şehrin zengin mirasını, modern enerjisiyle harmanlayan zamansız bir estetiğe dayanıyor. Doğal taşların sıcaklığı, metalik detayların zarafeti ve Marmara Denizi’nin değişen renkleriyle bütünleşen iç mekanlar; misafirlere hem havalimanının yoğun temposundan kopan sakin bir konaklama deneyimi hem de İstanbul’un ruhunu hissettiren bir atmosfer sunuyor.

OXBO artık Türkiye’de

Restoran, kafe ve 7/24 açık bar olmak üzere üç ayrı mekânda hizmet veren OXBO; yerel kaynaklı malzemeleri ve ustalıkla hazırlanmış menüleriyle dünya standartlarında bir lezzet yolculuğu vadediyor. Sosyal bağlantılar kurmak için tasarlanan yeme-içme markası, misafirlerini şafaktan gün batımına kadar ev sıcaklığını hissettiren bir atmosferde otantik yerel tatları deneyimlemeye davet ediyor.

İş Dünyası ve Transit Yolcular İçin Kusursuz Bir Bağlantı Noktası

Avrupa’nın en yoğun havalimanına kısa bir yürüyüş mesafesinde konumlanan otel; iş, tatil ve transit seyahat edenler için üst düzey bir konaklama deneyimi sunuyor. Otelin hemen karşısında yer alan metro istasyonu; Ayasofya ve Sultanahmet Camii dahil olmak üzere İstanbul şehir merkezine ve şehrin önemli simgelerine zahmetsiz ulaşım sağlayarak burayı seyahati başlatmak ve sonlandırmak için mükemmel bir konaklama noktası haline getiriyor ve havalimanı konaklamasını bir "şehir turuna" dönüştürüyor.

“Tarihimizin en yüksek açılış sayısı ile Türkiye’de rekor oranlarda büyüyoruz”

Hilton Kıta Avrupası Kıdemli Başkan Yardımcısı David Kelly konuyla ilgili olarak şunları söyledi: "Hilton olarak 70 yılı aşkın süredir Türkiye genelinde misafirlerimizi ağırlıyoruz ve Türkiye’deki 100. otelimiz olarak Hilton IstanbulAirport’un açılışı, buradaki gururlu tarihimizde bir diğer önemli dönüm noktasını temsil ediyor. Havalimanına sadece birkaç adım mesafedeki stratejik konumuyla bu amiral gemisi otel; Hilton’un imza niteliğindeki misafirperverliğini çağdaş tasarım, özenli olanaklar ve günümüz global gezginleri için kusursuz bağlantı imkanlarıyla bir araya getiriyor. Bu yıl tarihimizin en yüksek açılış sayısı ile Türkiye’de rekor oranlarda büyümeye devam ederken Hilton IstanbulAirport; misafirlerimiz için en önemli olan destinasyonlarda ve lokasyonlarda yüksek kaliteli konaklama deneyimleri sunma taahhüdümüzü yansıtıyor."


“Üst düzey bir konaklama deneyimi”

Hilton IstanbulAirport Genel Müdürü Tolga Aytan ise şu değerlendirmede bulundu: "Dünyanın önde gelen havacılık merkezlerinden birinde yer alan Hilton IstanbulAirport, Hilton’un tanınmış misafirperverliğini iGA İstanbul Havalimanı’nın kalbine taşıyor. Türkiye’nin ilk Hilton havalimanı oteli olarak; zamana ve konfora önem veren misafirler için tasarlanmış, terminale kesintisiz erişim sağlayan üst düzey bir konaklama deneyimi sunmaktan gurur duyuyoruz. Basit bir mola noktasından çok daha fazlası olan otel, iş ve tatil amaçlı seyahat edenler için davetkar bir buluşma noktası olmanın yanı sıra Türkiye’deki havalimanı konaklama standartlarını yeniden belirliyor."

Hilton IstanbulAirport; ikonik Hilton Istanbul Bosphorus, Hilton’un Kapadokya’daki ilk mağara oteli, Sparkby Hilton’un ülkedeki marka ilk çıkışı ve yakında açılacak olan Porto Chiara, Curio Collection by Hilton dahil olmak üzere, 2026 yılında Türkiye’de gerçekleştirilecek 14 açılıştan biri olarak öne çıkıyor.

Editoryal Notlar

Hilton IstanbulAirport, Hilton’un 28 dünya standartlarındaki markasını kapsayan ödüllü konuk sadakat programı Hilton Honors’ın bir parçası. Doğrudan rezervasyon yapan üyeler; üyelerin konaklama rezervasyonu yapmak için Puan ile paranın neredeyse her kombinasyonunu seçmesine olanak tanıyan esnek bir ödeme yöntemi, özel üye indirimi, ücretsiz standart Wi-Fi ve Hilton Honors mobil uygulaması dahil olmak üzere anında avantajlardan yararlanabiliyorlar. Daha fazla ayrıcalık için Hilton.com, Hilton Honors uygulaması veya diğer resmi Hilton kanalları üzerinden doğrudan rezervasyon yapılabilir. Hilton Honors üyeleri, Puan Keşif Aracı’nı (Points Explorer) kullanarak puanlarını değerlendirebilirler.

Tesis, TAYA Gayrimenkul Yatırım ve İşletme A.Ş. – İstanbul Havalimanı Otel İşletmeciliği’ne ait olup Hilton tarafından işletilmektedir.


11 Ağustos 2026 Salı

GITEX Ai Türkiye 2026, 9–10 Eylül İstanbul Fuar Merkezi’nde küresel teknoloji ekosistemini bir araya getirecek.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


58 milyar ABD dolarlık Türkiye teknoloji pazarı, milyarlarca dolarlık yapay zekâ yatırımlarıyla dünya sahnesine çıkıyor

Dünyanın en büyük teknoloji ve yapay zekâ etkinlik ağı, Avrasya’nın hızla büyüyen yapay zekâ ekonomisini küresel vitrine taşırken; ilk kez düzenlenecek GITEX Ai Türkiye 2026, 9–10 Eylül tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde küresel teknoloji ekosistemini bir araya getirecek.

2026 yılında 38 milyar ABD doları değerinde olan ve 2031 yılına kadar 58 milyar ABD dolarına ulaşması öngörülen Türkiye bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT) pazarı, ülkeyi Avrasya’nın yükselen dijital ekonomisinin merkezine taşıyor. Milyarlarca dolarlık teknoloji yatırımları ve yapay zekâ alanında yetenek geliştirme planlarıyla ivme kazanan bu büyüme, Türkiye’yi yapay zekâ ve dijital inovasyonda yeni nesil bir sınır ötesi koridor olarak konumlandırıyor.

Türkiye, dijital dönüşüm yol haritasını hızlandırarak bu yıl veri merkezi ve yapay zekâ yatırımlarına 3 milyar ABD doları ayırırken, yapay zekâ inovasyonlarını desteklemek ve 2030 yılına kadar 1 gigawatt veri merkezi kapasitesi oluşturmak amacıyla özel sektörden 10 milyar ABD doları kaynak sağlamayı hedefliyor.

Bu büyük ölçekli yapay zekâ ve dijital ekosistem hedefi, kapsamlı bir yetenek programıyla da destekleniyor.Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Haziran 2026’da Türkiye’nin Yapay Zekâ Eylem Planı kapsamında 10 bin ileri düzey yapay zekâ uzmanı ve 100 bin yapay zekâ uygulama profesyoneli yetiştirilmesinin planlandığını açıkladı.

Türkiye’nin girişim ekosistemi ise 2026’nın ilk çeyreğinde 559 milyon ABD doları yatırım çekerek geçen yılın aynı döneminin yedi katından fazla bir seviyeye ulaştı. Avrupa’nın en dinamik inovasyon kültürlerinden biri ve hızla gelişen teknoloji altyapısının desteklediği ekosistemde, 114 teknopark 13 binden fazla girişime ev sahipliği yaparken, ülkede 1.700’ün üzerinde Ar-Ge ve tasarım merkezi faaliyet gösteriyor.

GITEX Ai Türkiye, Avrasya’nın yükselen yapay zekâ ivmesine güç katıyor

Türkiye’nin Avrupa ile Asya arasında köprü oluşturan stratejik konumu, ülkenin küresel yapay zekâ ekonomisine açılan Avrasya kapısı olarak yükselişini hızlandırıyor. Bu yükseliş, Türkiye’nin en geniş uluslararası katılıma sahip yapay zekâ ve teknoloji etkinliği olan GITEX Ai Türkiye 2026’nın ilk kez düzenlenmesiyle yeni bir boyut kazanıyor. Etkinlik, 9–10 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek.

İki gün sürecek etkinlik300’ün üzerinde kurumsal şirket ve girişimin yanı sıra yatırımcıları, kamu karar vericilerini, uzman konuşmacıları ve dünyanın dört bir yanından binlerce teknoloji yöneticisini bir araya getirecek. GITEX Ai Türkiye 2026; sınır ötesi ortaklıkların, ileri üretim alanındaki iş birliklerinin, sermaye akışlarının ve yetenek ve bilgi paylaşımının önünü açarak Türkiye’nin yapay zekâ ekonomisinin geleceğinin şekillenmesine katkı sağlayacak.

Dünyanın en büyük teknoloji ve yapay zekâ etkinlik ağının gücüyle

GITEX Ai Türkiye, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi (Invest in Türkiye) ev sahipliğinde ve T.C. Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın stratejik ortaklığında düzenleniyor. İlk kez gerçekleştirilecek bu önemli etkinlik, dünyanın en büyük teknoloji, yapay zekâ ve yatırım etkinlik ağı GITEX’in gücüyle hayata geçirilirken; organizasyonu, Dubai Dünya Ticaret Merkezi ile Informa’nın ortak girişimi olan ve GITEX etkinliklerini global ölçekte düzenleyen inD tarafından gerçekleştiriliyor.

Cumhurbaşkanlığı Yatırım ve Finans Ofisi Başkanı A. Burak Dağlıoğlu, “Veri merkezi ve yapay zekâ altyapısına yönelik 3 milyar ABD dolarlık yatırım taahhüdümüzün yanı sıra özel sektörden harekete geçirilen 10 milyar ABD dolarlık kaynak, yatırımcıların Türkiye’yi güçlü bir yatırım merkezi olarak gördüğünü ortaya koyuyor. Dijital dünyaya hâkim genç yetenek havuzumuz ve son derece hızlı büyüyen girişimcilik ekosistemimiz başlı başına güçlü bir değer önerisi sunuyor. GITEX Ai Türkiye ise bu ivmeyi küresel sahneye taşıyor ve biz de bu organizasyonu İstanbul’a kazandırmanın bir parçası olmaktan gurur duyuyoruz.” dedi.

GITEX CEO’su TrixieLohMirmand ise şunları söyledi: “Türkiye; kültürlerin, fikirlerin ve fırsatların geliştiği Doğu ile Batı arasında bir köprü konumunda. Dünyanın en büyük ve en güçlü bağlantılara sahip yapay zekâ ve teknoloji yatırımcıları ağını Türkiye’ye getirerek ülkeyi, yapay zekâ ve dijital mükemmeliyet alanında yeni nesil bir sınır ötesi koridora dönüştürüyoruz. GITEX Ai Türkiye, Türkiye ve Avrasya’nın dünyanın yapay zekâ geleceğini şekillendirmede güçlü bir aktör hâline geldiği bir geleceğin oluşmasına öncülük edecek.”

Beş kıtadan uluslararası katılımcılar İstanbul’u tercih ediyor

GITEX Ai Türkiye, Güneydoğu Avrupa ve Batı Asya’nın dijital gündemini şekillendiren sektörleri odağına alıyor: yapay zekâ, 5G ve telekomünikasyon, bulut teknolojileri ve bağlantı, siber güvenlik ve çift kullanımlı teknolojiler, veri merkezleri, e-ticaret, fintech, oyun, yeşil teknolojiler, sağlık teknolojileri, mobilite, kuantum bilişim ve akıllı üretim.

Türkiye ve Avrasya’nın küresel yapay zekâ ekonomisindeki önemi, dünyanın farklı bölgelerinden etkinliğe katılan şirketlerle daha da güçleniyor. GITEX Ai Türkiye 2026’da Güney Amerika’dan Kolombiya ve Peru, Afrika’dan Nijerya ve Tunus, Orta Doğu’dan Birleşik Arap Emirlikleri ve Ürdün, Avrupa’dan Polonya ve Portekiz ile Asya’dan Kore, Malezya, Pakistan ve Singapur’dan katılımcılar yer alıyor.

Kesinleşen katılımcılar arasında yapay zekâ ekonomisine yön veren Google Cloud, HPE & NVIDIA, ASUS, Dell Technologies, SAP ve TrendAI gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra Türkiye’nin 16,5 milyar ABD doları değerindeki e-ticaret devi Trendyol ve ülkenin önde gelen yapay zekâ ve fintech platformu Andevos gibi bölgesel güçler bulunuyor. Türkiye’nin kamu sermayeli ve KOBİ bankacılığının önde gelen kurumlarından Halkbank da Platin Sponsor olarak Türkiye’nin teknoloji odaklı büyümesine destek veriyor.

Google Cloud, HPE & NVIDIA, Türkiye ve bölge için üretime hazır yapay zekâ çözümlerine güç katıyor

Google’ın etkinliğe Cloud Headline Partner olarak katılımı, şirketin 2025 yılında Turkcell ile iş birliği kapsamında Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurmak üzere 10 yıla yayılan 2 milyar ABD dolarlık yatırım planını açıklamasının ardından gerçekleşiyor. Turkcell ise 46 milyon aboneye hizmet veren Türkiye’nin 5G alanındaki öncü operatörlerinden biri olarak öne çıkıyor.

Google Cloud Türkiye Ülke Müdürü Alp Önder Güler, “GITEX Ai Türkiye 2026’ya katılımımız, Google Cloud’un Türkiye’ye yönelik uzun vadeli taahhüdünün önemli bir göstergesidir. Bu taahhüdümüz, Türkiye’de yeni bir Google Cloud bölgesi kurma planımızla da güçleniyor. En gelişmiş bulut ve yapay zekâ teknolojilerimizi ülkeye getirerek kurumların otonom yapay zekâ çağında gelişmelerini sağlamaya odaklanıyoruz.” dedi.

61 milyar ABD doları büyüklüğündeki kurumsal altyapı şirketiHPE ile dünyanın en değerli yapay zekâ çip üreticisi NVIDIA ise Altın Sponsor olarak organizasyona katılıyor. İki şirket, kurumsal altyapı ile hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini bir araya getirerek Türkiye ve bölgedeki kurumlara üretime hazır yapay zekâ çözümleri sunacak. Bunun yanı sıra fixcloud, Odoo, Sangfor, Redington ve Forcepoint; bulut teknolojileri, kurumsal kaynak planlama, siber güvenlik, katma değerli dağıtım ve ağ güvenliği alanlarında etkinliğe katkı sağlayacak.

HPE Türkiye Genel Müdürü Yasemin Doğrul, “GITEX Ai Türkiye’de HPE ve NVIDIA’nın yapay zekâyı keşif aşamasından üretime taşıyan dönüşüme nasıl liderlik ettiğini göstermekten gurur duyuyoruz. Ortak çalışmalarımız, kurumların altyapı ile hızlandırılmış bilgi işlem teknolojilerini sorunsuz biçimde bir araya getiren güvenli ve ölçeklenebilir yapay zekâ fabrikaları kurmalarını sağlıyor.” dedi.j

Türkiye’nin inovasyon ekosistemi yapay zekâ şampiyonlarına güç veriyor

Türkiye’nin teknoloji alanındaki yükselişine yön veren girişimcilik enerjisi, en güçlü şekilde ülkenin startup ekosisteminde kendini gösteriyor. GITEX Ai Türkiye 2026, 20 ülkeden 100’ün üzerinde ve toplam 50 milyar ABD doları tutarında varlığı yöneten yatırımcıyı, Türkiye’nin teknoparklarında yetişen girişimlerle buluşturarak Türkiye’de geliştirilen ve küresel ölçekte büyüyen yeni nesil yapay zekâ şirketlerinin önünü açacak.

Etkinliğe katılan önde gelen inovasyon merkezleri ve teknoparklar arasında Tech Talk PartnersUMV ve İTÜ ARI Teknokentile birlikteTeknopark Ankara, Antalya Teknokent, Giresun Teknopark, Medeniyet Teknopark ve YTÜ Yıldız Teknopark yer alıyor. Çok sayıda farklı inovasyon merkezi ve teknoparkın da katılımıyla etkinlik; girişimlerin, yatırımcıların, şirketlerin ve yenilikçilerin bağlantı kurabilecekleri ve büyüyebilecekleri güçlü bir platform oluşturacak.

Giresun Teknopark Genel Müdürü Dr. Öğr. Üyesi Muhammet Anıl Kaya, “Bölgesel teknoloji parkları, Türkiye’nin inovasyon ekosisteminin can damarıdır. Ar-Ge ve dijital dönüşümün yalnızca büyük şehirlerle sınırlı kalmasını önleyerek teknolojiyi herkes için erişilebilir hâle getiriyorlar. Giresun Teknopark olarak yerel yetenek ve potansiyeli küresel değere dönüştüren bir hızlandırıcı görevi üstleniyoruz. GITEX Ai Türkiye ise girişimlerimizin dijital hizmetlerini küresel ölçekte büyütmelerine, uluslararası pazarlara, yatırımcılara ve stratejik iş ortaklarına doğrudan erişmelerine olanak sağlıyor.” dedi.

GITEX Ai Türkiye hakkında daha fazla bilgi için:

GITEX Ai Türkiye resmi web sitesi

GASTRONOMİ TURİZMİNİN DAVOSU GASTROSHOW, 8’İNCİ KEZ DÜZENLENİYOR

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GASTRONOMİ TURİZMİNİN DAVOSU GASTROSHOW, 8’İNCİ KEZ DÜZENLENİYOR

Türkiye’de 4., dünyada 8. kez düzenlenecek GastroShow, 9-10 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Taşyapı Etkinlik Merkezi’nde gastronomi, turizm, gıda, yatırım ve iş dünyasının önemli temsilcilerini bir araya getirecek. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) öncülüğünde, Turkuvaz Medya ve Rota Fuar iş birliğiyle gerçekleştirilecek organizasyon, Türk mutfağını ve Türk üreticilerini dünya pazarlarıyla buluşturmayı hedefliyor.

New York’tan Dubai’ye uzanan uluslararası deneyimiyle GastroShow, yalnızca bir gastronomi etkinliği olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin global gastronomi ve iş platformlarından biri olma yolunda ilerliyor. T.C. Dışişleri Bakanlığı, T.C. Ticaret Bakanlığı ve T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın destekleriyle farklı ülkelerde önemli organizasyonlara imza atan GTD, 2000’i aşkın üyesiyle Türk gastronomisinin uluslararası görünürlüğünü artırmaya devam ediyor.

GastroShow 2026’da restoran yöneticileri ve yatırımcılardan üretici ve ihracatçılara, şeflerden turizm profesyonellerine, kamu temsilcilerinden ulusal ve uluslararası medyaya kadar sektörün tüm paydaşları aynı platformda buluşacak. B2B görüşmeler, sektör oturumları ve özel deneyim alanlarıyla GastroShow, yeni iş bağlantıları ve uluslararası iş birlikleri için önemli bir buluşma noktası olacak.

Bu yıl GastroShow’un ana teması “Sıfır Atık” olacak. Sayın Emine Erdoğan Hanımefendi’nin öncülüğünü yaptığı Sıfır Atık yaklaşımından ilhamla hazırlanan organizasyonda; doğal kaynakların korunması, atıkların azaltılması, döngüsel üretim ve sürdürülebilir gastronomi başlıkları sektörün gündemine taşınacak. “Gastronomi, dönüşümün başlangıç noktası” mesajıyla gerçekleştirilecek GastroShow 2026, Türk mutfağının gücünü sürdürülebilirlik vizyonuyla birleştirmeyi hedefliyor.

9-10 Ekim 2026’da İstanbul’da gerçekleşecek GastroShow 2026, Türkiye’nin gastronomi gücünü dünyaya taşımak isteyen markaları, üreticileri ve sektör profesyonellerini aynı çatı altında buluşturacak. Global bağlantılar kurmak, yeni pazarlara ulaşmak ve gastronominin geleceğine yön vermek isteyenler için GastroShow, Türkiye’den dünyaya açılan güçlü bir gastronomi ve iş platformu olmaya hazırlanıyor.