29 Eylül 2026 Salı

GlobeMeets Beşinci Buluşmasının Tarihlerini Açıkladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GlobeMeets Beşinci Buluşmasının Tarihlerini Açıkladı

GlobeMeets B2B Networking Event, 2–3 Eylül 2027 tarihlerinde Rixos Tersane İstanbul’da beşinci kez düzenlenecek.

Turizm profesyonellerini yeni bağlantılar ve iş birlikleri için bir araya getiren GlobeMeets B2B Networking Event’in 2027 tarihleri belli oldu. Etkinlik, 2–3 Eylül 2027 tarihlerinde Rixos Tersane İstanbul’da beşinci kez gerçekleştirilecek.

“Tek buluşma, bir dünya fırsat” mottosuyla düzenlenecek GlobeMeets 2027, farklı ülkelerden turizm profesyonellerine yüz yüze görüşme, yeni pazarları tanıma ve iş birliği fırsatlarını değerlendirme imkânı sunacak.


GlobeMeets, davet ve akreditasyon esasına dayanan B2B networking formatıyla turizm sektöründeki karar vericiler arasında doğrudan bağlantılar kurulmasına odaklanıyor. Beşinci buluşmada da İstanbul, uluslararası turizm dünyasından katılımcılara ev sahipliği yapacak.

GlobeMeets 2027’nin katılım ve program detayları önümüzdeki dönemde duyurulacak.

GlobeMeets 2027

Tarih: 2–3 Eylül 2027

Yer: Rixos Tersane İstanbul

Motto: Tek buluşma, bir dünya fırsat


Pera Müzesi,Frank Bowling’in eserlerini Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Pera Müzesi’nden Yeni Sergi

Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle

29 Eylül 2026– 31 Ocak 2027

Pera Müzesi, soyut resmin en büyük temsilcilerinden Frank Bowling’in eserlerini Türkiye’de ilk kez seyircilerle buluşturuyor. Sergide Bowling’in yapıtlarına 20. yüzyılın etkili figüratif ressamlarından Francis Bacon ve savaş sonrası Britanya resminin özgün ismi Victor Willing’in eserlerieşlik ediyor. Alistair Hicks küratörlüğündegerçekleşenFrank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle, üç sanatçının resmin olanaklarına verdiği farklı yanıtları bir araya getirirkenizleyicileri, “Resim neye dönüşebilir?” sorusu üzerine düşünmeye çağırıyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, yaşayan en önemli soyut ressamlardan biri kabul edilen Frank Bowling’in eserlerini Türkiye’de ilk kez sanatseverlerle buluşturuyor. Alistair Hicks küratörlüğünde hazırlanan Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle başlıklı sergi, Bowling’in altmış yılı aşkın üretimini, 20. yüzyılın en etkili figüratif ressamlarından Francis Bacon ve savaş sonrası Britanya resminin özgün isimlerinden Victor Willing’in yapıtlarıyla birlikte ele alıyor. Üç sanatçı arasında kurulan bu ilişki, benzersanatsal sorulara verilen farklı yanıtları birlikte düşünmeye imkân tanıyor.

Bowling’in kişisel tarih, göç, bellek ve mekânla kurduğu ilişki; Bacon’ın insan bedeniyle figür etrafında yoğunlaşan resimleri ve Willing’in portreyle figür resminden dışavurumcu bir dile açılan yapıtlarıyla birlikte okunuyor. Sergi, bu üç sanatçının eserleri arasındaki karşılaşma üzerinden figür ve soyutlama arasındaki ilişkileri görünür kılıyor.

Küratör Alistair Hicks sergiye ilişkin şu değerlendirmeyi yapıyor: “Bu sergideki üç sanatçı da düzen ile kaos arasındaki ince çizginin daha fazla farkına varmamızı sağlıyor. Yaşama biçimimizi sorguluyorlar.”


Renk, yüzey ve belleğin izinde

1934’te Britanya Guyanası’nda doğan Frank Bowling, 1953’te Londra’ya yerleşti ve 1962’de RoyalCollege of Art’tan resim dalında gümüş madalyayla mezun oldu. 1966’da New York’a taşınan sanatçı, Londra ve New York arasında şekillenen üretiminde Britanya resim geleneği ile Amerikan soyutlamasının olanaklarını kişisel deneyimleriyle buluşturdu. 1969–1972 arasında Arts Magazine için sanat yazıları da kaleme alan Bowling, resim pratiğinin yanı sıra dönemin sanat tartışmalarına katkı sundu.

2005’te RoyalAcademician(Kraliyet Akademisi Üyesi) seçilen ilk siyah sanatçı olan Bowling, 2008’de OBE nişanına layık görüldü ve 2020’de şövalyelik unvanı aldı. Eserleri dünya çapında elliden fazla koleksiyonda yer alan sanatçının 2019’da TateBritain’da kapsamlı bir retrospektifi düzenlendi. Bugün 92 yaşında üretimini aktif biçimde sürdüren Bowling, resimsel araştırmalarını yeni eserleriyle genişletmeye devam ediyor.

Bowling’in sanatında renk ve fiziksellik; resmin konusu, yapısı ve hareket alanı hâline geldi. Erken dönem portrelerinde figürün taşıdığı duygusal yoğunluğu boya ve fırça kullanımı ile öne çıkaran sanatçı, ilerleyen yıllarda farklı teknik ve malzemeleri bir araya getirerek yüzeyin fiziksel varlığını güçlendirdi. Bu üretim çizgisirenk, ışık, geometri, bellek ve mekân arasındaki ilişkileri araştıran özgün bir resim anlayışı ortaya koydu.

Yaratım ve yıkım arasında dönüşen yüzeyler

Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, sanatçının üretim sürecini deneysellik, rastlantı ve yeniden keşfetme eksenlerinde ele alıyor. Sergi, Bowling’in resmi kesintisiz bir dönüşüm alanı olarak kuran yaklaşımını görünür kılıyor. Boyanın dökülmesi, akması, yüzeye nüfuz etmesi, katmanlanması ve farklı malzemelerle buluşması, Bowling’in kompozisyonlarını biçimlendiren yaratıcı hareket alanını oluşturuyor. Bu süreçte yaratım ile yıkım, düzen ile kaos, rastlantı ile kontrol aynı yüzeyde buluşuyor.

Sergide, Bowling’in 1960’lı yıllardan günümüze uzanan üretiminin farklı aşamaları ve ilk kez sergilenecek eserleri bir arada izlenebiliyor. Sanatçının çocukluk yıllarını geçirdiği Guyana’daki annesinin evi ve dükkânına ilişkin anıları, erken dönem çalışmalarının önemli kaynakları arasında yer alıyor. Benim Guyana’m (1966–1967), kişisel hafızayı canlı renk alanları, katmanlı imgeler ve kolaj unsurları aracılığıyla resimsel bir deneyime dönüştürüyor.

Bowling’in en önemli serilerinden biri olan Harita Resimleri (1967–1971), kıtaların siluetlerini geniş renk alanları içinde yeniden kuruyor. Sanatçı, harita imgesini göç, kimlik ve aidiyet duygularıyla birlikte ele alıyor. Guyana, Britanya ve Amerika Birleşik Devletleri arasında şekillenen yaşamı, bu eserlerde coğrafyayı kişisel bir hafıza alanına dönüştürüyor.

Sanatçının yüzey araştırması, 1980’lerden itibaren akrilik jel, poliüretan köpük, kolaj, maruflaj ve buluntu nesnelerle genişliyor. Bu malzemeler, resmin yüzeyine dokunsal ve üç boyutlu bir nitelik kazandırırken ışık, derinlik ve hareket duygusunu da güçlendiriyor. Katedral Penceresi (1986), yoğun dokusu ve katmanlı yapısıyla mimari çağrışımları, jeolojik oluşumları ve ışık etkisini aynı kompozisyonda buluşturuyor.

Bowling’in son dönem eserleri, sanatçının uzun yıllar boyunca üzerinde çalıştığı meseleleri yeni teknikler ve malzemeler aracılığıyla sürdürdüğünü gösteriyor. Harita (2025), Sürgün (2025) veAnnemin Evine Yeniden Bakış (2026); mekân, bellek ve kimlik arasındaki ilişkiyi güncel bir resim diliyle ele alıyor. 

Üç sanatçının kesişen yolları

Francis Bacon ve Victor Willing’in eserleri, sergide Bowling’in sanatsal yolculuğuna eşlik eden “müdahaleler” olarak yer alıyor. Bu karşılaşma, Bacon’ın beden ve figür araştırmalarıyla Willing’in portre ve figür resminden dışavurumcu bir dile açılan üretimini Bowling’in farklı dönemleriyle buluşturuyor. Böylece üç sanatçının resim anlayışları aynı bağlam içinde okunabiliyor.

Bacon ve Willing’in diğer eserlerinin yanı sıra Bacon’ın Nü Etüt Çalışması (1952–1953) ve Lisa’nın Portresi (1956) ile Willing’in Baş VI (ya da Sarı Saç) (1985) adlı eserlerinin de yer aldığı seçki;üç sanatçının boya, beden, yüzey ve duygu arasındaki ilişkilerine odaklanıyor.

Hicks; Bacon ve Willing’in eserlerini, “Bowling’in resimleri arasında yolumuzu bulmamıza yardımcı olan birer pusula” olarak tanımlıyor. Bu pusulalar, Bowling’in sanatını kronolojik bir çizgi içinde izlemek yerine, farklı sanatçıların düşünceleri, etkileri ve karşılaşmaları üzerinden okumayı mümkün kılıyor. Sergi böylece üç ressamın kesişen yollarını, ayrışan resim dillerini ve resmin dönüşen olanaklarını aynı anlatı içinde buluşturuyor.

Sergiye kapsamlı bir katalog eşlik ediyor

Sergi için hazırlanan Türkçe ve İngilizce katalog, Frank Bowling’in sanatını renk, malzeme, bellek, kimlik ve sanat tarihi eksenlerinde ele alan metinleri bir araya getiriyor. Alistair Hicks’in serginin kavramsal çerçevesini ve Bowling’in Francis Bacon ile Victor Willing’le kurduğu ilişkileri incelediği yazısının yanı sıra, Dilek H. Zadegan’ın Bowling’inrenk anlayışını ele aldığı, Jessica Cerasi’nin ise sanatçının yaşamını ve göç deneyiminiHarita serisinden eserleri üzerindeninceleyenmetinleri katalogda yer alıyor.

Birleşik Krallık İstanbul Başkonsolosluğu iş birliğiyle sanatseverlerle buluşan Frank Bowling: Yaratım ve Yıkım, Francis Bacon ve Victor Willing Müdahalesiyle, 29 Eylül 2026–31 Ocak 2027 arasında Pera Müzesi’nde ziyaret edilebilir.

Pera Müzesi Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-19.00, Pazar günleri 12.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 18.00-22.00 arası tüm ziyaretçiler, Çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba” kapsamında tüm öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir.


Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, ‘’Burada gördüğünüz acenteler turizmin mihenk taşı’’

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



‘’Yurt dışı turlara ve özgür tatile ilgi artıyor!’’

2026 turizm sezon değerlendirmesi ve 2027 tahminleri, İstanbul Turizm Fuarı’nda turizm liderleri tarafından masaya yatırıldı.Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, ‘’Burada gördüğünüz acenteler turizmin mihenk taşı’’ dedi; yurt dışı turlara ve deneyim odaklı özgür tatile ilginin 2026’da artığını, artmaya devam edeceğini; resort turizm haricinde alternatif ürünlere de odaklanılması gerektiğini kaydetti

İstanbul Turizm Fuarı ITF 2026, sektör liderlerini buluşturdu. Jolly Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mert Vardar, Tatilbudur Genel Müdür Yardımcısı Mustafa Kemal Çubuk, SeturTurizm Ürün Yönetimi Direktörü Serhat Günay ve Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç’ın bir araya geldiği‘’2026sezon değerlendirmesi, 2027 beklentiler’’ başlıklı oturumda; fırsatları ve zayıf yanlarıyla iç pazar konuşuldu.Kaynak pazarlar küçülürken iç pazarın büyüdüğüne ve iç turizmde her geçen yıl daha geniş kitlelerin tatil yaptığına, yurt dışı tatile artan talebevurgu yapan konuşmacılar seyahat acentelerinin turizm ekonomisinde önemli bir mihenk taşı olduğuna değindi. 

Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, oturumda yer alan seyahat acenteleri olarak turizmi büyütmek için ellerini taşın altına koyduklarını kaydetti. Sedat Kılıç, ‘’Bu oturumda yer alan liderlerin yanında yaklaşık 5 bin kişi çalışıyor. Hepimiz teknoloji geliştiren şirketleriz, bir şekilde rekabet etmeye çalışıyoruz. Burada gördüğünüz şirketler, ülke için çok değerliler. Tüketicinin mağdur olmaması için ellerini taşın altına koyuyorlar. Turizmi artırmak için, o sahil bölgesinde gördüğünüz yüzlerce binlerce otelin büyümesi, daha iyi servis vermesi için ellerinden geleni yapıyorlar’’ diye konuştu. 

2026’da finansman giderlerinin katlanılamayacak boyutta acenteleri zorladığını belirten ve turizmde tekelleşmenin tehlikeli sürece işaret ettiğine de dikkat çeken Sedat Kılıç; konuşmasını şöyle sürdürdü: ‘’Ben Eskişehirliyim, geldiğim coğrafyada ‘El güzeli’ diye bir deyim var. Biz el güzeli olan bir toplumuz, maalesef dışarıdakini pohpohlamayı evdekini yermeyi severiz.Aynı şartlarda servis vererek pazar payına oynayamıyoruz, maalesef haksız rekabet var. Maalesef bazı otellerin şu firma geliyor diye beklediğini biliyoruz. Bu durum gerçekten ‘el güzeli’ örneğidir. Yarın öbür gün bu global firmaların gelişiyle, çıkışıyla aldıkları komisyonlar arasında çok büyük farklar olacağını göreceksiniz.İşler o tarafa giderse o firmaların komisyonlarıyla otellere ne kadar küçük bir gelir kalacağını öngörmek mümkün. Biz buradaki acenteler,yaşamak için aldığımız komisyonlarla tüketicilerimiz mağdur olmasın diye çok ciddi bir emek harcıyoruz; yüzlerce insanımız bizimle hiç ilgisi olmayan sorunları çözmek için gece gündüz çalışıyor.’’

Seyahati tüketicinin değişen dikkati ve hızı belirleyecek!

2026 yılında yaşanan jeopolitik gelişmeler, uzun resmi tatiller ve okulların geç kapanması gibi etkilere vurgu yapan; yaz sezonunun Temmuz, Ağustos’ta daha iyi geçtiğini, kısa tatillerin tercih edildiğini, yurt dışı tatile olan ilginin belirgin şekilde arttığını da anlatan Sedat Kılıç, 2027 turizmine ve geleceğine dair şu öngörüleri paylaştı: ‘’Fütüristik yaklaşımları çok gerçekçi bulmuyorum, geleceği tahmin etmek gün geçtikçe daha zorlaşıyor. Teknolojiyi de geliştiren firmalar olarak başka servislerin eklendiği bir yapıya hızla evriliyoruz. Turizmin geleceğinde en kolay en doğru en net sonuca ulaşan platformlar ayakta kalacak. Tüketici eğilimlerine göre dikkat ve hızın belirleyici sonuçları var. Çok fazla seyahat edileceğini, deneyimin daha ön plana çıkacağını söyleyebiliriz. 2026’da 8 milyon insanımız yurt dışına çıktı, bu sayı hızla artacak; korkularını yendikten sonra yurtdışına daha çok ve kendi başlarınada çıkacaklarını düşünüyorum.’’

Seyahat edenler için coğrafyanın genişlediğini, özgür tatile ilginin artığını da kaydeden Sedat Kılıç, ‘’Bizim iç pazarda resort turizm dışındaki turizme, alternatif ürünlere daha fazla adapte olmamız gerekiyor. Çünkü özgür tatile eğilim artıyor. Özetle turizm her zaman büyür, büyümeye devam edecek. Sıkıntılarımız da hep olacak. Eşsiz bir coğrafyadayız. Bunu hep birlikte aşarız. Buradaki şirketler olarak turizmin bugüne gelmesi için nasıl rol aldıysak, yine turizme ivme kazandırmaya devam edeceğiz’’ sözleriyle konuşmasını tamamladı. 


CorendonAirlines, Fethiye’nin binlerce yıllık mirasına sahip çıkıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


CorendonAirlines, Fethiye’nin binlerce yıllık mirasına sahip çıkıyor

CorendonAirlines desteğiyle yürütülen Telebehi Arkeolojik Yüzey Araştırması, Fethiye’nin tarihsel ve kültürel mirasını gün yüzüne çıkarıyor.

CorendonAirlines, seyahat ve turizm alanındaki faaliyetlerinin yanı sıra destinasyonların kültürel değerlerinin araştırılması ve gelecek nesillere aktarılmasına katkı sunan çalışmaları da destekliyor. Bu kapsamda RoyalAvis katkılarıyla birlikte Telebehi Arkeolojik Yüzey Araştırması’na destek olan CorendonAirlines, Fethiye’nin binlerce yıllık geçmişinin bilimsel çalışmalarla ortaya çıkarılmasına katkı sağlıyor.

Muğla’nın Fethiye ilçesinde, Hıdırlık Tepesi–Karapınar Mevkii’nde gerçekleştirilen araştırma, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı izniyle Dr. Öğr. Üyesi İrem Albayraktaroğlu Göktaş başkanlığında yürütülüyor. Yerli ve yabancı uzmanlardan oluşan multidisipliner ekip, antik Telebehi/Telmessos yerleşiminin tarihine ilişkin izleri sistematik olarak araştırıyor. 

Dr. Öğr. Üyesi İrem Albayraktaroğlu Göktaş çalışmayla ilgili şunları söyledi: “Telebehi’de yürüttüğümüz çalışmalar, Likya’nın erken kentleşme sürecini ve Ksanthos Vadisi’ndeki yerleşim düzenini anlamamız açısından büyük önem taşıyor. Arkaik ve Klasik dönemlerin yanı sıra Helenistik, Roma, Bizans ve Osmanlı dönemlerine ait izlerin bulunması, bölgedeki yerleşimin yüzyıllar boyunca nasıl değiştiğini ortaya koymamıza imkân sağlıyor. Araştırmamızın önemli hedeflerinden biri de alandaki arkeolojik mirası tespit etmek, belgelemek ve korunmasına katkı sunmak. Telebehi’de elde edilecek yeni bulguların, Fethiye’nin kültürel mirasının daha iyi tanınmasına ve kültür turizminin gelişmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

CorendonAirlines’ın desteğiyle geçmiş geleceğe taşınıyor

2021 yılında başlayan Telmessos Yüzey Araştırmaları’nın devamı niteliğindeki Telebehi Yüzey Araştırmaları, 2026 itibarıyla Hıdırlık Tepesi ve Karapınar Nekropolü'ne odaklanıyor. Bölgede yerleşim izleri, surlar, kaya mezarları, tümülüsler ve çeşitli arkeolojik buluntular belgeleniyor. Telebehi ayrıca, Likya’nın bilinen en yüksek dikme mezarlarından birine ev sahipliği yaparken; tümülüs, dikme mezar, kaya mezarı ve lahit gibi farklı mezar tipolojilerinin bir arada görüldüğü yoğun bir alan olarak öne çıkıyor. Alanda 100’den fazla kaya mezarı ve çok sayıda tümülüs tespit edilirken, 25 metre çapındaki bir taş tümülüsün Likya’nın bilinen en büyük taş tümülüsü olduğu belirtiliyor.

Araştırmanın öncelikleri arasında erken yerleşim katmanlarının belgelenmesi, tümülüs çalışmalarının tamamlanması, gelişmiş teknolojilerle arkeolojik belgeleme yapılması ve elde edilen sonuçların ulusal ve uluslararası bilim dünyasıyla paylaşılması bulunuyor. 

CorendonAirlines’ın bu projeye verdiği destek, Fethiye’nin yalnızca doğal güzellikleriyle değil, binlerce yıllık kültürel mirasıyla da tanınmasına katkı sunmayı hedefliyor. Araştırma kapsamında ayrıca çocuklar, yaşlılar ve dezavantajlı gruplarla buluşacak “Engelsiz Bilim” etkinliklerinin gerçekleştirilmesi planlanıyor. 


MartıHotels&Marinas, restorasyon ve dönüşüm hamlesini (ITF 2026) tanıttı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MARTI HOTELS & MARINAS, YENİLENEN YÜZÜ VE GÜÇLENEN VİZYONUYLA ULUSLARARASI İSTANBUL TURİZM FUARI’NDA İLGİ ODAĞI

Emre Narin: “Yatırımlarımızı ve deneyim odaklı yaklaşımımızı güçlendirerek yolumuza devam ediyoruz.”

Türkiye turizm sektöründeki köklü tecrübesini geleceğin dinamizmiyle buluşturan MartıHotels&Marinas, 2022’den bu yana sürdürdüğü restorasyon ve dönüşüm hamlesini Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı’nda (ITF 2026) tanıttı. 60. yılına güçlü adımlarla ilerleyen marka; misafir beklentilerine ve zamanın ruhuna uygun şekilde modernleştirilen tesisleri, profesyonel kadrosu, heyecan verici hizmet ve etkinlik konseptleriyle fuarın ilgi odağı oldu.

Türkiye turizminin öncü markalarından Martı Hotels&Marinas, sektör profesyonellerini İstanbul’da buluşturan 4. Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı’nda yerini aldı. Resort ve butik otelcilikteki güçlü markalarının yanı sıra, deniz tutkunlarının vazgeçilmez adreslerinden biri olan mavi bayraklı marinasıyla fuarda ziyaretçilerini ağırlayan Martı Hotels&Marinas, yenilenen çehresi ve 2027’ye uzanan dönüşüm vizyonuyla dikkat çekti.

24–25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı – Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen ITF 2026, 30’a yakın ülkeden 345’in üzerinde katılımcı firma ve 300 uluslararası satın almacıyı İstanbul’da buluşturdu. Beş yıl içerisinde dünyanın en büyük üç turizm fuarından biri olma hedefiyle büyüyen organizasyonda Martı Hotels&Marinas, Ege ve Akdeniz’in eşsiz lokasyonlarında bulunan tesislerindeki dönüşüm yatırımlarını sektör profesyonelleriyle buluşturdu.

“60. Yılımıza İlerlerken Değişim ve Dönüşümü Kesintisiz Sürdürüyoruz”

2026 turizm sezonunu ve grubun gelecek vizyonunu değerlendiren Martı Hotels&Marinas Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Emre Narin, Türkiye turizminin gücünü ve markadaki dönüşümü şu sözlerle değerlendirdi:

“2026 yılında beklentilerimizle paralellik gösteren başarılı ve dinamik bir sezon geçiriyoruz. Bölgesel gelişmelerin yarattığı zorluklara rağmen ülkemizin sunduğu eşsiz potansiyel ve ITF 2026’da gördüğümüz yoğun ilgi, Türk turizminin cazibesini koruduğunu bir kez daha kanıtladı. Bizim için fuarlar yalnızca birer tanıtım alanı değil; hizmetlerimizi paylaştığımız, son dört yıldır sürdürdüğümüz dönüşüm vizyonumuzu sektöre hissettirdiğimiz heyecan verici buluşma noktalarıdır. 

Martı Hotels&Marinas olarak misafir beklentilerine, turizm trendlerine ve zamanın ruhuna uygun şekilde hayata geçirdiğimiz dönüşüm tüm hızıyla devam ediyor. 2022 yılından bu yana tesislerimizde gerçekleştirdiğimiz geniş kapsamlı renovasyon ve konsept geliştirme çalışmalarımızla baştan aşağı yeni bir ruha kavuştuk. Daha geniş ve konforlu yaşam alanlarından doğayla iç içe dinlenme noktalarına, ruhu ve bedeni dinlendiren kişiye özel SPA ve wellness hizmetlerinden bölgenin zenginliklerinden ilhamla profesyonel şeflerimiz tarafından hazırlanan menülere kadar pek çok alanda önemli geliştirmeler yaptık. 

Türkiye turizm sektöründe gelecek yıl 60. yılımızı kutlayacağız. Bu özel yıla hazırlanırken amacımız sadece fiziksel alanları modernize etmek değil; misafirlerimize unutulmaz hikayeler, sürpriz deneyimler ve ilham veren anlar sunmaktır. Martı olarak yılın 12 ayı boyunca misafirlerimizi, kendilerini özel hissedecekleri unutulmaz bir tatil deneyimi yaşamaya davet ediyoruz.”

“Etkinlik ve Deneyim Odaklı Tatil Anlayışı”

Misafir beklentilerinin hızla dönüştüğüne dikkat çeken Emre Narin, tatil anlayışında klasik kalıpların ötesine geçtiklerini belirterek açıklamalarını şöyle sürdürdü:

“Bugün misafirler yalnızca konaklayacakları oteli değil, seyahatlerinin tamamında yaşayacakları deneyimi değerlendiriyor. Yani günümüzde tatil, konaklamanın çok ötesinde bir deneyim yolculuğudur. Gastronomi, doğa, wellness, sosyal aktiviteler, kişiselleştirilmiş hizmetler ve sürdürülebilirlik artık tercihlerin ilk sırasında yer alıyor.

Turizmde değişen beklentileri ve yeni nesil seyahat trendlerini yakından takip ederken, Martı Hotels&Marinas deneyimini de sürekli zenginleştiriyoruz. 2022–2023 döneminden bu yana hız kazandırdığımız modernizasyon ve dönüşüm çalışmalarımızla tesislerimizi farklı etkinlikler ve özgün deneyimlerle geleceğe hazırlıyoruz.”

Yenilenen Martı Tesisleri Fuarın İlgi Odağı Oldu

Martı Hotels&Marinas’ın ITF 2026’da sergilediği tesisler, güçlü konseptleri ve enerjik dinamizmleriyle ziyaretçilerden tam not aldı:

Martı Resort:Türkiye’nin ilk resort oteli unvanına sahip Martı Resort, Marmaris’teki köklü geçmişini yeni çehresiyle geleceğe taşırken dört mevsim konaklama deneyimi sunmasıyla dikkat çekiyor. Modern standartlara kavuşturulan SPA’sı, güçlü kongre altyapısı ve lezzet tutkunlarının buluşma noktası Brasserie Martı ile misafirlerine tatilin ötesinde bütüncül bir deneyim yaşatıyor. İçmeler’in eşsiz koyunda yer alan tesis, taş ve ahşabın rustik uyumunu modern lüks anlayışıyla birleştirerek geçmişin zarafetini geleceğin vizyonuyla harmanlıyor. Hizmet kalitesini prestijli ödüllerle taçlandıran tesis, 2026 LuxuryLifestyleAwards’ta "Marmaris’in En İyi Lüks Sahil Oteli", Travel &HospitalityAwards’ta ise "Yılın Her Şey Dahil Resortü" unvanına layık görüldü.

Martı La Perla:16 yaş ve üzeri misafirlere yönelik dinamik konseptiyle hizmet veren Martı La Perla, geçirdiği dönüşümle klasik yetişkin oteli anlayışının ötesine geçiyor. Renove edilen odaları, sosyal yaşam alanları, zengin gastronomi seçenekleri, canlı performansları ve festival tadındaki etkinlikleriyle yetişkin tatiline güçlü bir ritim katıyor. Travel &HospitalityAwards "2026 Yılının Sahil Resortu" ödülünü alan Martı La Perla; gençlik konsepti , topluluk ve etkinlik odaklı yaklaşımıyla, benzer yaşam tarzlarını paylaşan yetişkinler için unutulmaz bir tatil vadediyor.

Martı Myra:Kemer Tekirova’da 1.600’den fazla çam ağacının çevrelediği geniş doğal yapısı, aile odaklı konsepti ve baştan aşağı tasarlanan mimarisiyle dikkat çekiyor. Kapsamlı bir restorasyon sürecinden geçirilerek günümüz misafir beklentilerine uygun hale getirilen tesis, modern ve konforlu bir yapıya kavuşturulan odaları, çocuklara ve farklı yaş gruplarına özel aktiviteleri, mavi bayraklı plajı, SPA ve spor olanaklarıyla öne çıkıyor. Aile tatilini baştan sona zenginleştiren Martı Myra, doğayla bütünleşen yapısını korurken konfor ve hizmet kalitesini de ilave yatırımlarla daha da ileri taşıyor.

Martı Marina &Yacht Club:Martı Marina &Yacht Club; 380 tekne kapasitesi, gözden geçirilen sosyal alanları, gurme restoranları ve yatçı dostu yaklaşımıyla deniz tutkunlarının gözde adresi olmayı sürdürüyor. Türkiye’nin denize girilebilen ilk marinası unvanını taşıyan tesis, benzersiz konumu ve doğal marina yapısıyla fark yaratıyor. Selimiye, Bozburun, Söğüt, Dirsekbükü ve Cennet Koyu gibi yalnızca deniz yoluyla ulaşılabilen özel rotalara açılan bu eşsiz kapı, denizcilik deneyimini konaklama hizmetleriyle birleştirerek misafirlerine unutulmaz anlar yaşatıyor.

30. kuruluş yılına özel hayata geçirdiği Martı Marina Üyelik Programı ile köklü denizcilik mirasını güçlü bir topluluk anlayışıyla buluşturan tesis, tüm hizmetlerini Martı Marina &Yacht Club çatısı altında topluyor. Program; marina yaşamını yalnızca bir tekne bağlama hizmeti olmaktan çıkarıp deniz tutkunlarını ortak bir kültür etrafında birleştiren ayrıcalıklı bir kulüp deneyimine dönüştürüyor.

Martı Hemithea: Hisarönü Körfezi’nin eşsiz doğasında bulunan Martı Hemithea, zarif ve lüks atmosferini deniz, gastronomi ve wellness deneyimleriyle tamamlıyor. Tesis; deniz manzaralı süitleri, Martı Marina’ya entegre ayrıcalıkları ve kişiselleştirilmiş hizmetleriyle özel hissettiren bir tatil deneyimi sunuyor. Doğa, esenlik ve Ege kıyısının denizcilik yaşam tarzından esinlenen özgün konukseverlik anlayışı sayesinde LuxuryLifestyleAwards tarafından 2026 yılında "Marmaris’in En İyi Lüks Sahil Oteli" ödülünü alan Martı Hemithea, gastronomi alanında da öne çıkıyor. Tesis bünyesindeki Club Mistral’de, Şef Sinan Karaahmet yönetimindeki ekibin hazırladığı özel menüler; Ege mutfağından ilham alan mevsimsel ürünler ve lokal üreticilerden seçilen malzemelerle bölgenin yalın gastronomi anlayışını yansıtıyor.

Güllü Konakları:Ege’nin incisi Şirince’nin masalsı dokusunu çiftlikten sofraya uzanan doğal gastronomi anlayışıyla buluşturan tesis, misafirlerine yalnızca bir konaklama değil, Şirince’nin köklü tarihsel mirasının bir parçası olma hissini yaşatıyor. Taş ve ahşap işçiliğiyle asırlık bir konağın yaşanmışlıklarını bugüne taşıyan Güllü Konakları; tarihi dokusu, özgün karakteri ve zengin mutfağıyla Travel &HospitalityAwards tarafından "2026 Yılının Geleneksel Butik Oteli" ödülüne layık görüldü. Zeste Restoran çatısı altında Şef Sinan Karaahmet liderliğinde yeniden kurgulanan mutfak; kendi sera ve bostanlarından beslenen "farm-to-table" anlayışını ev sıcaklığıyla buluşturarak misafirlerine unutulmaz bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Yenilikleriyle Sektörde Öncü Bir Marka: Martı Hotels&Marinas

60. yılına emin ve heyecanlı adımlarla ilerleyen Martı Hotels&Marinas, tüm bu yatırımlarını çevresel ve sosyal sorumluluk yaklaşımıyla birlikte yürütüyor. Grup bünyesindeki tüm konaklama tesislerinin Sürdürülebilir Turizm Sertifikası’na sahip olması, bu yaklaşımın önemli göstergelerinden birini oluşturuyor.

Martı; sürdürülebilirlik anlayışını yalnızca bir sertifika gerekliliği olarak değil, tesislerinin geleceğini, bulunduğu destinasyonların değerlerini ve misafir deneyimini birlikte ele alan uzun vadeli bir yaklaşım olarak değerlendiriyor. Arkasında yarım asrı aşan sektör tecrübesi, profesyonel kadrosunun yön verdiği hizmet kalitesinin yanı sıra tüm tesislerinde uyguladığı pet-friendly konsepti ve sürdürülebilir tatil anlayışıyla sektöre öncülük etmeyi sürdürüyor.


Meltem Sert Coşkun, L’Union Han’da Satış Direktörü olarak göreve başladı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


L’UNION HAN SATIŞ DİREKTÖRÜ MELTEM SERT COŞKUN OLDU

Turizm ve konaklama sektöründe 23 yılı aşkın deneyime sahip Meltem Sert Coşkun, IHG Hotels&Resorts’unVignette Collection markasının İstanbul’daki ilk temsilcisi L’Union Han’da Satış Direktörü olarak göreve başladı.

Kariyerine TheGreen Park Hotels’de başlayan Meltem Sert Coşkun, ardından Richmond Hotel Istanbul ve Point Hotel’in satış ekiplerinde farklı sorumluluklar üstlendi. Kariyerinin önemli bir bölümünde yaklaşık 7 yıl boyunca Accor Türkiye Head Office bünyesinde görev alan Coşkun, uluslararası bir otel grubunun satış ve ticari yapılanması konusunda önemli bir deneyim kazandı. Ardından WishmoreHotel’de İş Geliştirme Direktörü olarak görev yapan Coşkun, sonrasında Ascott ve Marriott International’ınAutograph Collection markası Ceylan Splend’or Uludağ’da Satış Direktörü olarak görev aldı.

Corporate, MICE, Leisure ve Travel Trade başta olmak üzere farklı segmentlerde deneyim kazanan Coşkun, kariyeri boyunca ulusal ve uluslararası pazarlarda güçlü bir satış ağı ve iş ortaklığı geliştirdi.Ağustos 2026 itibarıyla L’Union Han Satış Direktörü olarak görevine başlayan Coşkun, IHG Hotels&Resorts’unVignette Collection markasının İstanbul’daki ilk temsilcisi olan otelin güçlü hikâyesini ve lüks konumlandırmasını ulusal ve uluslararası pazarlarda daha geniş kitlelere ulaştırmaya, yeni iş fırsatları yaratmaya ve satış performansına katkı sağlamaya odaklanacak.


Holiday Inn&Suites Kocaeli-Dilovası Körfez’in Yeni Konaklama ve Buluşma Noktası açılıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Körfez’in Yeni Konaklama ve Buluşma Noktasında Rezervasyonlar Başladı

Körfez ve Osmangazi Köprüsü manzarasını uluslararası marka standartlarıyla buluşturan Holiday Inn&Suites Kocaeli-Dilovası GulfView, konaklama, uzun dönem konaklama, toplantı ve organizasyon taleplerini almaya başladı.

1 Ocak 2027 ve sonrası tarihler için bireysel ve kurumsal rezervasyonlarınızı bugünden yaptırabilir; şirketinize özel fiyatlar ve organizasyon seçenekleri hakkında satış ekibimizden doğrudan bilgi ve teklif alabilirsiniz.

1 Ocak–31 Mart 2027 Dönemine Özel %10 İndirim

Bu tarihler arasında gerçekleştirilecek konaklamalar ile toplantı, eğitim, davet ve diğer tüm organizasyonlarda %10 indirim uygulanacaktır.

Osmangazi Köprüsü girişindeki otel; Bilişim Vadisi,Sabiha Gökçen Havalimanı, Tübitak, Gebze Güzeller OSB ve Yalova Tersaneler Bölgesi, Gebze ve Dilovası organize sanayi bölgeleri, GEBKİM Kimya İhtisas OSB, İMES Makina İhtisas OSB, Gebze Plastikçiler OSB, bölgedeki tersaneler ile Yılport, Poliport ve Efesanport liman işletmelerine yönelik iş seyahatleri için önemli bir konum avantajı sunuyor.

Toplam 135 oda ve süitten oluşan otel, Körfez manzaralı konforlu odalarının yanı sıra uzun dönem konaklamaya uygun seçenekleriyle yöneticiler, proje ekipleri, teknik personel ve kurumsal misafirlerin farklı ihtiyaçlarına cevap veriyor.

Oksijen Alışveriş Merkezi’nin hemen bitişiğinde yer alan otelde misafirler, iş saatleri sonrasında ihtiyaç duydukları alışveriş, yeme-içme ve sosyal yaşam olanaklarına kolayca ulaşabiliyor. Otel bünyesindeki BigChefsRestaurant, MikelCoffee, Bridge & Horizon Bar, modern toplantı ve etkinlik alanları ile fitness salonu sayesinde konaklama boyunca ihtiyaç duyulan tüm imkânlar aynı noktada buluşuyor.

Holiday Inn&Suites Kocaeli-Dilovası GulfView, hafta sonu konaklamaları için de keyifli bir alternatif sunuyor. Körfez manzaralı bir oda, BigChefs’te akşam yemeği, MikelCoffee’de kahve ve Bridge & Horizon Bar’da gün batımıyla iş seyahatinizi dinlendirici bir hafta sonuna dönüştürebilirsiniz.

Otelin işletmesi, uluslararası markalı otellerin geliştirilmesi ve operasyon yönetiminde deneyimli Ahmet Bilgin Turizm Yatırım İşletme Danışmanlık tarafından yürütülecektir.

Bilgi Alın, Teklif İsteyin, Rezervasyonunuzu Oluşturun

Konaklama tarihlerinizi, oda ihtiyacınızı veya organizasyon detaylarınızı satış ekibimize iletin; size özel teklifinizi hazırlayarak rezervasyonunuzu doğrudan oluşturalım.

Tercih ettiğiniz tarihleri şimdiden güvence altına almak ve %10 dönem avantajından yararlanmak için satış ekibimizle iletişime geçebilirsiniz.