19 Şubat 2026 Perşembe

VFS Global,Türk yolcularını vize başvurularını erken yapma ve dolandırıcılığa karşı dikkatli olmaya çağırıyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


VFS Global, yoğun seyahat sezonu öncesinde yurtdışına seyahat edecek olan Türk yolcularını vize başvurularını erken yapma ve dolandırıcılığa karşı dikkatli olmaya çağırıyor 

Güvenli küresel hareketliliği mümkün kılan güvenilir teknoloji hizmetlerindeküresel liderolan VFS Global, yoğun seyahat sezonu öncesinde Türkiye’den vize başvurusunda bulunacakları dolandırıcılığa karşı dikkatli olmaları ve vizelerine erken başvurmaları konusunda uyardı.

VFS Global tarafından  yapılan açıklamaya göre; Vize randevularının yalnızca VFS Global’in veya ilgili büyükelçiliklerin veya konsoloslukların resmi internet siteleri gibi resmi kanallar üzerinden alınabildiğini vurgulanırken VFS Global’in veya herhangi bir üçüncü tarafın vize almayı garanti edemeyeceğini ve kararların tamamen Büyükelçilikler/Konsoloslukların yetkisinde olduğunubelirtildi.  

Yapılan açıklamada, Türkiye’de 28 yabancı hükümetin güvenilir iş ortağı olarak hizmet verdiği, seyahat planlayanlarauçuş ve konaklama rezervasyonlarını yapar yapmaz vize başvurusu yapmaları yönünde tavsiyede bulunulurken çoğu ülkenin seyahat tarihinden 90 gün (3 ay) öncesine kadar vize başvurularını kabul ettiği hatırlatıldı.  

Dolandırıcılığa karşı dikkatli olunması yönünde uyarılarını yineleyen şirket, randevuların yalnızca resmi internet sitesi olan www.vfsglobal.com veya ilgili hükümet portalları üzerinden alınabileceğini de aktardı. Resmi internet sitesi üzerinden alınan vize randevularının tamamen ücretsiz olduğunu ifade edildiği açıklamada; bazı ülkeler için hizmet bedelinin ön ödeme olarak uygulanabildiği, “öncelikli erişim” sunulmadığıveya herhangi bir randevu satışı yapılmadığı da özellikle belirtildi. 

Üçüncü taraflarla herhangi bir şekilde bağının olmadığının ifade edildiği açıklamada firma adına hareket ederek garantili randevu sunduğunu öne süren dolandırıcılara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı. 

Çalışanların veya herhangi bir üçüncü tarafın vize kararlarını etkileyemediğini tekrarlandığı açıklamada; Vize başvuru sahipleri, sosyal medya mesajı, e-posta, SMS veya telefon yoluyla kişisel bilgilerinin paylaşılması ya da ön ödeme yapılması vb talepler içeren dolandırıcılara karşı uyarıldı.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan VFS Global Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Sertan Aslantürk: “Yolcuları, vize başvurularını mümkün olan en erken zamanda yapmaları konusunda özellikle uyarıyoruz. Son dakikada yapılan başvurular yalnızca seyahat gecikmelerine yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda dolandırıcıların başvuru sahiplerinin aciliyet duygusunu istismar etmelerine de zemin hazırlıyor. Vize randevularının ücretsiz olduğunu ve yalnızca resmi internet sitemiz üzerinden alınması gerektiğini hatırlatmak isterim. VFS Global randevular için dış aracılarla çalışmamakta ve vize kararları üzerinde etkisi bulunmamaktadır. Başvuru sahiplerine, VFS Global’i temsil ettiğini iddia eden kişi ve kuruluşlara karşı son derece dikkatli olmalarını tavsiye ediyoruz.” dedi.


Air Astana, kendi teknik merkezinde 50. C-Check'i tamamladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Air Astana, kendi teknik merkezinde 50. C-Check'i tamamladı

Air Astana, Astana'daki kendi teknik merkezinde Airbus A320 uçağıyla 50. C-check’ini başarıyla tamamladı. Bu başarı, havayolunun teknik kapasitesinin artırılması ve Kazakistan'da ağır uçak bakım kapasitesinin geliştirilmesi açısından önemli bir adımdır.

50 adet C-check'in tamamlanması, Air Astana Group bünyesinde mühendislik altyapısı, işgücü eğitimi ve şirket içi bakım kapasitelerinin genişletilmesi alanlarında yıllardır sürdürülen sistematik yatırımların bir sonucudur. Her bir C-check, küresel havacılık standartlarına tam olarak uygun şekilde gerçekleştirilen kapsamlı yapısal ve sistem denetimleri dahil olmak üzere on binlerce planlı bakım görevini içerir ve 20.000'den fazla çalışma saatini gerektirir.

Astana Teknik Merkezi Müdürü Robert Dando, “50. C-check'in gerçekleştirilmesi, mühendislik uzmanlığı, altyapı ve insan kaynaklarına yaptığımız tutarlı yatırımların bir sonucudur” diyor. “Karmaşık bakım kontrollerini şirket içinde gerçekleştirmek, iş kalitesini tam olarak kontrol etmemizi sağlıyor, yurtdışı bakım sağlayıcılarına olan bağımlılığı azaltıyor ve sivil havacılıkta yerli teknik uzmanlığın gelişmesine katkıda bulunuyor.”

Bugün itibariyle Air Astana, Almatı ve Astana'daki teknik merkezlerinde Airbus ailesi uçakları üzerinde her türlü C check'i bağımsız olarak gerçekleştirmektedir. 2019 yılından bu yana havayolu, standarttan en karmaşığına kadar çok çeşitli bakım kontrollerini tamamlamıştır.Bu süre boyunca şirket, küresel havacılık sektöründeki en ileri standartlara uygun olarak uluslararası geçerliliğe sahip EASA Part 66 lisanslarına sahip, yüksek nitelikli sertifikalı mühendis ve teknisyenlerden oluşan bir ekip kurmuştur.

Yüksek teknolojili bakım kapasitelerinin tutarlı bir şekilde artırılması, Air Astana'nın Kazakistan havacılık endüstrisinin gelişimine katkısını vurgulamakta, teknolojik bağımsızlığı güçlendirmekte ve uçakların güvenilirliği ve emniyetine ilişkin yüksek standartları desteklemektedir.


Türkiye kimya sektöründe yeni dönem resmen başladı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ANA KİMYASALLARDA YERLİ ÜRETİM ÇAĞRISI! İKMİB BAŞKAN ADAYI VEFA İBRAHİM ARACI CARİ AÇIĞA DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye kimya sektöründe yeni dönem resmen başladı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanlığına aday olan Vefa İbrahim Aracı, Türk ekonomisinde stratejik öneme sahip 16 alt sektörü tek çatı altında daha güçlü bir koordinasyon modeliyle buluşturacaklarını belirterek, ana kimyasallarda yerli üretimin artırılmasının cari denge ve sürdürülebilir rekabet için kritik olduğunu vurguladı.Adaylık sürecine güçlü bir mesajla başlayan Aracı, “Kimyada Birlik Zamanı” ifadesini yalnızca bir slogan olmaktan ziyade, yeni dönemin çalışma kültürü olarak tanımladı.

Türkiye’nin en stratejik üretim ve ihracat alanlarından biri olan kimya sektöründe yeni bir dönem başlıyor. 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumunda bulunan kimyada, sektörün çatı kuruluşu olan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) için başkanlık süreci resmen başladı. 16 alt sektörü ve 8 bini aşkın firmayı temsil eden birlikte, sürdürülebilir büyüme, katma değer odaklı ihracat ve güçlü sektörel koordinasyon başlıkları yeni dönemin ana gündem maddeleri olarak öne çıkıyor.

16 Alt Sektör İçin Bütüncül Yönetim Modeli

Adaylık açıklamasında konuşan Vefa İbrahim Aracı, İlaçtan plastiğe, kozmetikten boya ve yapı kimyasallarına kadar geniş bir üretim alanını kapsayan İKMİB’in, 16 alt sektörünü aynı stratejik çerçevede buluşturması gerektiğini vurguladı. Aracı, yeni dönemde alt sektör bazlı ihracat planlamasının temel öncelik olacağını söyleyerek, “Kimya sektörü 16 alt sektörüyle büyük bir ekosistemdir. Küresel rekabetin geldiği noktada yalnızca firmaların değil, sektörel organizasyonların da güçlü olması gerekiyor. Sürdürülebilir ihracat artışı ancak veri temelli analizlerle, GTİP düzeyinde doğru konumlandırmayla ve katma değeri yüksek alanlara odaklanmayla mümkündür.” dedi.

31,9 Milyar Dolarlık Güç, Yeni Strateji İhtiyacı

Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumunda bulunan kimya, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşarak toplam ihracattan yüzde 13,5 pay aldı. 238 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiren sektörün mevcut büyüklüğünün yeni bir koordinasyon modelini zorunlu kıldığını belirten Aracı, “Bu başarının arkasında İKMİB’in geçmiş dönem yönetimlerinin kolektif emeği bulunuyor. Sayın Adil Pelister ve kıymetli yönetim kurulu üyelerine, sektörümüzü bugün ulaştığı güçlü konuma taşıyan emekleri ve kararlı liderlikleri için teşekkür ediyorum.  Rekabet artık sadece üretmekle değil; bilgi, teknoloji ve ölçek üretmekle mümkün. Alt sektörler arası eşgüdüm sağlanmadan küresel rekabette kalıcı üstünlük sağlamak mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Cari Denge İçin Yerli Üretim Şart

Aracı, 16 alt sektörün bütüncül ele alınmasının yalnızca ihracat performansı açısından ziyade, makroekonomik denge açısından da önemli olduğunu vurguladı. Özellikle ana kimyasallarda yüksek ithalat oranının cari denge üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Ana kimyasal ürün gruplarında ithalat bağımlılığı, sanayinin tamamını etkileyen bir konu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması 16 alt sektörün tamamını doğrudan ilgilendiriyor. Yatırım ortamının güçlendirilmesi, teşvik mekanizmalarının etkin kullanılması ve üretim altyapısının desteklenmesi, sektörümüzün uzun vadeli rekabet gücü açısından kritik önemdedir.” açıklamasını yaptı.

“Bu Görev Bir Makam Değil, Bir Emanettir”

Toplantıda söz alan mevcut İKMİB Başkanı Adil Pelister de sürecin bir devamlılık anlayışı içinde ilerlediğini belirterek, kimya sektörünün Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme yolculuğunda kilit rol oynadığını vurguladı.

Konuşmasını “Kimyada Birlik Zamanı” mesajıyla tamamlayan Vefa İbrahim Aracı, Adaylığını bir rekabet süreci olarak görmediğini belirterek, “Bu görev bir makam değil, sektörümüzün bize emanetidir. Kimya sektörü birlik ve ortak akılla büyür. Bugüne kadar ortaya konulan emeği ve birikimi daha ileri taşımak hepimizin sorumluluğudur.” dedi.


Ramazan’ın ruhu The Grand Tarabya Managed by Accor’da yaşanacak.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



RAMAZAN'IN RUHU THE GRAND TARABYA’DA YAŞANACAK


İstanbul’un ikonik oteli The Grand Tarabya Managed by Accor’un Ramazan’a özel hazırladığı programlarla Ramazan’ın ruhu The Grand Tarabya Managed by Accor’da yaşanacak. 

İstanbul Boğazı’nın en büyüleyici noktalarından birinde konumlanan The Grand Tarabya Managed by Accor, misafirlerini Ramazan ayı süresince T-Lounge’ın boğaz manzaralı atmosferinde,iftar sofralarında, geleneksel lezzetler ve zarif bir ambiyansla buluşturacak. Boğaz’ın eşsiz manzarasına karşı gerçekleşen iftarlar, Ramazan’ın birlik ve samimiyet ruhunu yaşatacak. The Grand Tarabya Managed by Accor’un üst seviye hizmet anlayışıyla sunulan bu özel deneyim, misafirlerine lezzet dolu unutulmaz bir iftar atmosferi sunacak.

The Grand Tarabya Managed by Accor ayrıca, Ramazan Bayramı’nı İstanbul’un en özel lokasyonlarından birinde karşılamak isteyen misafirlerine ayrıcalıklı bir konaklama fırsatı sunacak. 20–22 Mart tarihleri arasındaki bayram konaklamalarında spa ve yeme-içme alanlarında %20 indirim imkanı sunan otel, misafirlerine özel deneyimlerle dolu bir bayram tatili vadediyor.


Villa Turizmcilerinden TÜRSAB'ın Davasına Destek


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Villa Turizmcilerinden TÜRSAB'ın Davasına Destek

Villa Turizmi İşletmeleri Birliği (TURVİB), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) yabancı merkezli seyahat ve konaklama platformlarına yönelik başlattığı hukuki sürece “Türkiye’de faaliyet gösteren herkesin aynı kurallara tabi olması gerektiğini belirterek” güçlü bir şekilde destek verdi. 

Türkiye’de Kazanan Platformlar da Kurallara Uymalı

TURVİB Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Okurgan, Türkiye’de gelir elde eden her yapının resmi temsilcilik bulundurması, vergi mükellefi olması ve hukuki-cezai yaptırımlara tabi tutulması gerektiğini belirterek, bu yöndeki taleplerini uzun süredir TÜRSAB nezdinde dile getirdiklerini ve başlatılan hukuki süreç nedeniyle teşekkür ettiklerini ifade etti. 7464 sayılı kanunla kısa süreli kiralama faaliyetlerinin Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB’a bağlı seyahat acentaları eliyle yürütülmesinin açıkça düzenlendiğini hatırlatan Okurgan, temsilciliği ve yaptırım mekanizması bulunmayan Airbnb ve benzeri platformların yurt içinde dilediği gibi faaliyet göstermesinin adil rekabeti ciddi şekilde zedelediğini ve sektörü açık bir kaos ortamına sürüklediğini söyledi.

Okurgan, bu platformların özellikle yurt içi dijital reklam pazarını yüksek bütçelerle domine ederek Google sıralamalarında yetkili acentaların önüne geçtiğini, reklam maliyetlerini artırarak yerli acentaların rekabet gücünü zayıflattığını belirtti. Yerli işletmeler ağır vergi yükü, düzenli denetim ve cezai yaptırımlara tabi iken, söz konusu platformların ciddi gelir elde etmelerine rağmen aynı sorumlulukları taşımamasının sürdürülebilir bir piyasa düzeniyle bağdaşmadığını dile getirdi.

Bu Platformlar Daha Ucuz Değildir

TURVİB Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Okurgan, yaptığı değerlendirmede kamuoyunda oluşturulan “daha ucuz fiyatla rezervasyon” algısının da gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Airbnb ve benzeri sistemlerin ilanlardan minimum yüzde 15-20 oranında komisyon aldığını, fiyat belirleme yetkisinin ise tamamen ev sahibine ait olduğunu belirten Okurgan, aynı konutun yerli bir seyahat acentası aracılığıyla da benzer fiyatlarla ve Turizm Bakanlığı ile TÜRSAB güvencesi altında rezerve edilebileceğini ifade etti.

Buna ek olarak, hem ev sahiplerine hem de misafirlere dayatılan ağır kullanıcı sözleşmeleri ve Türkiye’de resmi bir muhatap bulunmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çeken Okurgan, yerli seyahat acentalarının turizm bölgelerinde fiilen hizmet verdiğini ve her aşamada destek sunduğunu belirtti. Airbnb firmasının ülkemizde doğrudan bir denetim mekanizmasına tabi olmamasının verdiği rahatlıkla, son dönemde izin belgesi olmayan konutları kapalı link sistemleriyle pazarlamaya yönelik girişimlerinin tespit edildiğinin bunun da kayıt dışılığı artırma riski taşıdığını ifade eden Okurgan, bunun ülke mevzuatını dolanma anlamına geleceğini ve kabul edilemez bir tutum olduğunu ve acilen önlem alınması gerektiğini de söyledi.

Amaç Yasaklamak Değil, Sektörü Düzene Sokmaktır

Birliğimizin kuruluşundan bu yana Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB’a ilettikleri düzenleme taleplerinin aşamalı olarak karşılık bulduğunu belirten Okurgan, bu platformlar için gerekirse booking.com örneğinde olduğu gibi erişim engeli dahil tüm hukuki tedbirlerin mutlaka değerlendirilmesi gerekliliğini ifade etti. Booking.com platformunun yurt içinden erişim engeli getirildiği 2017 yılından bu yana yurt dışı pazardan halen yüz binlerce yatak rezervasyonu almaya devam ettiğini hatırlatan Okurgan, söz konusu platformların gerekli koşulları yerine getirmemesi halinde yalnızca yurt içi piyasada kapatılmasının söz konusu olacağını, yurt dışından gelecek turistleri etkileyen bir durum bulunmadığını ve bu nedenle kullanılan “Yasak” ifadesinin de doğru olmadığını belirtti. Ayrıca TURSAB tarafından yapılan bu girişimin Yurt içi turizm piyasasının ve seyahat acentalarının geleceği açısından önemli bir girişim olduğu için sonuna kadar destekliyoruz dedi.

7464 Sayılı Kanun da Acil Revize Edilmelidir

Kalkan, Kaş ve Fethiye gibi turizm bölgelerinde yaklaşık 20 yıllık geçmişe sahip olan villa turizmi faaliyetlerinin, 2023 yılına kadar kayıtlı ve bildirimli bir şekilde belirli bir düzen içinde sürdürüldüğünü ifade eden Okurgan, bu platformların yurt içi ağırlıklı politikaları nedeniyle büyük şehirlerdeki aleni dairelerin de turizm amacı dışında kontrolsüz şekilde sisteme dahil edilmesiyle sektörün kaotik bir yapıya sürüklendiğini söyledi. 7464 sayılı kanunun bu platformlara karşı atılmış ilk ciddi adım olduğunu belirten Okurgan, ancak gerekli ayrımların henüz tam olarak yapılmamış olması nedeniyle turizm bölgelerinde bazı sıkıntılar yaşandığını da ifade etti. Devamı gelecek düzenlemelerle sektörün netleşeceğine ve eşit rekabet ortamının sağlanacağına inandıklarını belirten Okurgan, bu platformlara yönelik girişimlerin  tamamlanmasının ardından 7464 sayılı kanunda da acil revizeler yapılarak mevcut turizm yapısının da acil olarak rahatlatılması gerektiğini dile getirdi.

Platformdaki Ev Sahiplerine ve Konuklara Çağrı

50’den fazla Villa Turizmi seyahat acentamızın ve binlerce villa işletmesi sahibinin üyesi olduğu TURVİB olarak platformlardaki ev sahiplerine ve rezervasyon yapacak olan konuklara da şu çağrımızı tekrar iletmek istiyoruz; “Lütfen ilan yayınlama ve rezervasyon süreçlerinde mutlaka Turizm Bakanlığına ve TURSAB’a bağlı yerli seyahat acentalarını tercih edin ve bu şekilde sektörümüzün güçlenmesine ve gelirin ülke içinde kalmasına katkı sağlayınız.” 


Sevgililer Günü, bir günlük kutlama değil, ilişkilerde yeni bir başlangıç


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sevgililer Günü, bir günlük kutlama değil, ilişkilerde yeni bir başlangıç

Sevgililer Günü, ilişkilerde yeni milat olabilir 

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, Sevgililer Günü’nün yalnızca takvimdeki bir gün olmadığını, ilişkilerde yeni bir başlangıç için önemli bir fırsat olduğunu vurguluyor. Duygusal bir varlık olan insanın hata yapmaya, kırılmaya ve kırmaya müsait olduğunu anlatan Mehmet Murat Lik, bu nedenle Sevgililer Gününün hoşgörüsüz duyguların onarıldığı, çiftlerin birbirini yeniden anlamaya çalıştığı bir gün olarak değerlendirilebileceğini kaydediyor. 

“Her ilişkinin kendi ihtiyacına göre bir beklentisi vardır;barışmak, anlaşılmak, saygı görmek ya da değer görmek” diyerek sözlerini sürdüren Mehmet Murat Lik, “Aslında anlaşılmak, sevilmekten daha derin bir ihtiyaçtır” diyerek, bu özel günün yalnızca romantik bir kutlama değil, duygusal bağların güçlenmesi için bir milat olması gerektiğini ifade ediyor. Lik’e göre, Sevgililer Günü’nü doğru değerlendiren çiftler, ertesi güne daha güçlü ve umutlu başlayabilir.

İlişkilerde sevgi ve sabır önemli 

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik bir kutlama değil, ilişkilerde yeni bir sayfa açmak için önemli bir fırsat olduğunu vurguluyor. Mehmet Murat Lik’e göre, çiftler bu günü bir milat kabul ederek ertesi güne sorunlarını affederek başlamalı. “Mutluluk, her şeyin en iyisine sahip olmak değil; sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar çok sevmektir” diyen Lik, sosyal medya ve sanal ilişkilerin duyguları başkalaştırdığını, sabırsız ve aceleci bir toplum haline geldiğimizi belirtiyor. Ona göre sabır ve özen, uzun ömürlü bağların temel taşıdır.

Sevgi her ilişkiye dokunur

Mehmet Murat Lik, Sevgililer Günü’nün yalnızca sevgililer için değil; eş, anne, baba ve çocuk gibi sevginin geçtiği her ilişki için bir fırsat olduğunu ifade ediyor. Evli çiftler için bu gün, flört dönemlerini hatırlatan ve evlilik hayatına nefes aldıran özel bir zaman dilimi. Yaş farkı olmaksızın sevgi, özenle yaşandığında canlı kalır. Küçük sürprizler, zaman ayırmak ve dokunmak; sevginin en güçlü göstergeleridir. Mehmet MuratLik, “Sevgi hatırlanmak değil, hissedilmek ister; bulunmak değil fark edilmek ister ve en çok da ihmal edilmemeyi…” sözleriyle sevginin özünü özetliyor.

Hediyenin anlamı ve emek

Lik’egöre, ilişkilerde en sık yapılan hatalardan biri, sıradan hediyeler ve ezberlenmiş sürprizlerdir. Mehmet Murat Lik, hediyenin değerinin fiyatıyla değil, verilen emekle ölçüldüğünü söylüyor. “Pırlantası olana pırlanta almak anlamlı değildir; önemli olan onun neye ihtiyaç duyduğunu anlayabilmektir” diyen Mehmet Murat Lik, küçük bir çiçeğin bile “Seni önemsiyorum” demenin en sade hali olduğunu vurguluyor. Lik’egöre, internette tek tuşla gönderilen hediyeler değil; gidip bakarak, dokunarak, düşünerek alınan hediyeler gerçek değer taşır.

Kelimelerin gücü ve iletişim

Mehmet Murat Lik, ilişkilerde en büyük hediyenin özenle seçilmiş kelimeler olduğunu belirtiyor. Argo, küfür ve özensiz iletişim; saygı ve sevgi duygusunu zedelerken, doğru sözler bağ kurmaktadır. “Bir cümle iyileştirir, bir cümle yıllarca yara bırakır” diyen Mehmet Murat Lik, sevginin kelimeler aracılığıyla taşındığını ve derinleştiğini ifade ediyor. İlişkilerde sıkça yapılan hatalardan biri de güven ve kıskançlık üzerine kurulu yanlış iletişimdir. Lik’e göre kıskançlık sevgi değil, güvensizliğin sesidir ve bu nedenle iletişimde özen, güven ve doğru sözler büyük önem taşıyacaktır. 


Emirates’ten İstanbul Havalimanı’nda Otizm Dostu seyahate öncü adım


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Emirates’ten İstanbul Havalimanı’nda Otizm Dostu seyahate öncü adım

Dünyanın ilk “Otizm Dostu Havayolu” unvanına sahip Emirates, “Seyahat Provası” programıyla erişilebilir seyahat vizyonunu İstanbul’a taşıdı ve İstanbul Havalimanı'nda (İGA) otizmli çocukları ve ailelerini ağırladı.Bugüne kadar Emirates'in küresel ağındaki birçok havalimanında hayata geçirilen bu girişim, engelli yolcuların seyahatin her aşamasını destekleyici ve yapılandırılmış bir ortamda deneyimlemelerini sağlıyor.


Emirates’in, “Herkes için Erişilebilir Seyahat” yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirdiği “Seyahat Provası” programı, otizmli bireyler için havayolu yolculuğunu daha öngörülebilir ve konforlu hâle getirmeyi amaçlıyor. Program, aileleri havaalanı prosedürleri ve uçak içi ortamlar hakkında önceden bilgilendirerek, uçuş öncesinde kaygıyı azaltmaya ve özgüven oluşturmaya yardımcı oluyor.


Emirates Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Ülke Müdürü Mehmet Gürkaynak konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Emirates, erişilebilir seyahatidestekleme konusundaki uzun vadeli duruşunu ortaya koyarak, geçtiğimiz yıl dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu şirketi oldu. Emirates Otizm Merkezi ve İstanbul Havalimanı’ndaki (IGA)iş ortaklarımızın çabalarıyla, bu girişimi İstanbul'a taşımaktan ve erişilebilir seyahat gereksinimleri olan yolcularımızınseyahat deneyimlerini geliştirmede aktif rol almaktan gurur duyuyoruz.Özellikle IGA Yönetimi başta olmak üzere, bu girişime katkıda bulunan iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyoruz. Emirates için değerli bir dönüm noktası olan bu girişim, herkesin rahat ve erişebilir şekilde seyahat edebilmesi için benzer yaklaşımı olan paydaşlarla çalışmanın önemini de yansıtıyor."


Erişilebilir seyahatte küresel yolculuk İstanbul’da devam ediyor

Programın İstanbul ayağında katılımcılar; havalimanınatransferden check-in işlemlerine, pasaport kontrollerinden Lounge erişimine ve Emirates içi tura kadar bir yolculuğun tüm adımlarını yaşadılar.Bu deneyim, Emirates ile yolculuğun yer hizmetlerinden uçak içi hizmetlere kadar nasıl sorunsuz ve güvenli bir şekilde gerçekleştiğini gösterirken, eğitimli Emirates ekipleri ile engelli yolcular arasında güveni de pekiştirdi.


Emirates, 30 binden fazla kabin görevlisi ve yer personelinin özel otizm farkındalık eğitimini tamamlayarak dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu şirketi oldu. Eğitim programı kapsamında çalışanlara; otizm spektrumu, yaygın yanlış anlamalar, seyahat sırasında karşılaşılan zorluklar ve yolcuların bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış kişiselleştirilmiş destek stratejileri hakkında derinlemesine bilgi sağlıyor.


Emirates bugüne kadar Seyahat Provası Programını İstanbul’un yanı sıra Dubai, Barselona, Brüksel, Budapeşte, Christchurch, Durban, Luanda, Madrid, Nice, Oslo, Paris ve Venedik'te gerçekleştirdive her ay programa yeni şehirler ekleniyor.