21 Ekim 2026 Çarşamba

SunExpress ilk dokuz ayda 12,5 milyon yolcu taşıdı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress ilk dokuz ayda 12,5 milyon yolcu taşıdı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, 2026 yılının ilk dokuz ayında yaklaşık 12,5 milyon yolcu ağırlayarak geçen yılın aynı döneminde taşıdığı yolcu sayısını korudu.Hava yolu, jet yakıtı fiyatlarındaki yüksekartışın ardındankoltuk kapasitesini pazar koşullarına göre düzenlemesiyle birlikte aynı dönemde doluluk oranını %84’ten %86’ya yükseltti. SunExpress 2026 yılını, 2025 yılına benzer bir seviyede, yaklaşık 16 milyon yolcuyla tamamlamayı öngörüyor.

SunExpress CEO’su Marcus Schnabel, konuya ilişkin şu değerlendirmede bulundu: “Bu dönemde performansımız, zorlu koşullara rağmen Türkiye’ye yönelik seyahat talebinin seyrini koruduğunu gösteriyor. Doluluk oranlarımızın yanı sıra, ana pazarlarımızda yaz sezonunda talebin olumlu seyretmesi ve 2027 yılına yönelik erken rezervasyonlardaki istikrarlı tablo, planlarımız doğrultusunda ilerlediğimizi gösteriyor.

Aynı zamanda misafirlerimiz için yatırımlarımızadevam ediyoruz; uçuş ağımızı genişletiyor, filomuzu yeniliyor ve hizmetlerimizi sürekli olarak geliştiriyoruz. Çalışmalarımızla sürdürülebilir büyümemizi desteklerken, Almanca konuşulan ülkeler (Almanya, Avusturya ve İsviçre) ile Türkiye arasındaki lider tatil hava yolu konumumuzu da güçlendiriyoruz.”

SunExpress, Nisan-Eylül dönemini kapsayan 2026 yaz sezonunda, Türkiye ile ana pazarı olan Almanca konuşulan ülkeler arasında geçen yılın aynı dönemine göre %3 artışla 6,5 milyon yolcu taşıdı.

Kış Sezonunuiçin 4,5 Milyon Koltuk Kapasitesi

SunExpress, 2026/2027 kış sezonu için yaklaşık 4,5 milyon koltuk kapasitesi sunuyor. Avrupa ile Türkiye arasında hava ulaşımında köprü görevi üstlenen hava yolu, bu dönemde sunduğu kapasite ile Almanya’dan Türk Rivierası ve Anadolu’ya seyahat eden yolcuların yaklaşık %80’ini taşımayı öngörüyor. Türkiye kış aylarında ziyaretçiler için aile ve arkadaş ziyaretlerinin yanı sıra golf, hiking vebisiklet sporları ile kültür ve gastronomi turizmi açısından de cazip seçenekler sunuyor.

2027 Yaz Sezonunda 9 Yeni Rota

SunExpress, 2027 yaz sezonunda 9 yeni rotayı daha hizmete sunuyor. Bu kapsamda Dalaman’dan Hannover ve Viyana’ya, Bodrum’dan Köln’e, Antalya’dan Weeze ve Almatı’ya, İzmir’den ise Astana, Bükreş ve Kişinev’e direkt seferler düzenliyor. Ayrıca hava yolu, Ekim 2026’da başlayan Dalaman-Leipzig hattını 2027 yaz sezonunda da sürdürmeyi planlıyor.

Filo Modernizasyonu Devam Ediyor

86 uçaktan oluşan filosuyla faaliyet gösteren SunExpress, filo modernizasyon programı kapsamında 2027 yılında 11 yeni uçağı teslim almayı planlıyor. Hava yolunun Boeing’e verdiği mevcut siparişler kapsamında teslim alacağı toplamda 64 uçak bulunuyor. 

SunExpress, yeni uçakların filo kapasitesini artırmak veya mevcut filosunu yenilemek amacıyla kullanılmasına pazar koşullarına göre karar verecek. Bu yaklaşım, şirketin değişen koşullara göre filo planlamasında esnekliğe sahip olmasına destek olacak.


Editöre Not:

2027 Yazı Yeni Rotaları

Rota Haftalık Uçuş Frekansı   

Antalya– Weeze 7

Antalya - Almatı 2

İzmir – Bükreş 3

İzmir – Kişinev 7

İzmir – Astana 2

Dalaman – Leipzig 1

Dalaman – Hannover 2

Dalaman – Viyana 1

Bodrum- Köln 2

Yapay zekanın gizli karbon ayak izine Canovate’den yeşil çözüm

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Yapay zekanın gizli karbon ayak izine Canovate’den yeşil çözüm

Canovate’tenyapay zekanın gizli karbon ayak izine çevre dostu teknoloji

Dijital dönüşümün ve yapay zeka devriminin görünmeyen bir bedeli var: Devasa enerji tüketimi ve yükselen karbon emisyonları. Nesnelerin interneti (IoT), Edge Computing ve AI uygulamaları geliştikçe, veri merkezlerinin ürettiği ısı dünyamızı tehdit ediyor. Türk mühendislik gücü Canovate Group, bu küresel krize en çevreci çözümü sunarak doğrudan çip bazlı sıvı soğutma teknolojisinde dünya genelinde ilk 5 üretici arasına girmeyi başardı.

ABD, Çin, Avrupa ve Körfez ülkelerindeki büyük veri merkezlerinin dönüşümünü (retrofit) üstlenen Canovate, geleneksel ve yüksek enerji tüketen hava bazlı soğutma sistemlerini devre dışı bırakıyor. Çipin ısısını doğrudan sıvı transferiyle yok eden bu teknoloji, enerji verimliliğinde yeni bir standart belirliyor. 

Al devrimi ile veri merkezleri daha fazla enerjiye ve soğutmaya ihtiyaç duyuyor

Yapay zekanın ve ileri bilişim teknolojilerinin (IoT, Edge Computing) hayatımıza getirdiği kolaylıklar, arka planda ciddi bir çevresel yük yaratıyor. Yüksek hesaplama kapasitesine sahip aktif cihazların kullanımı, veri merkezlerini tarihin en büyük enerji tüketim krizlerinden biriyle karşı karşıya bıraktı. Sektörün öncüsü Nvidia gibi markaların yeni nesil sistemleri, muazzam bir ısı üretiyor.Sunucu kabini başına düşen soğutma ihtiyacının 10KW'tan 100KW'ın üzerine çıkması, geleneksel hava bazlı soğutma yöntemlerini tamamen sürdürülemez kıldı. Bugün inşa edilen veri merkezleri, gezegenimizin geleceği için enerji verimliliğine odaklanmak ve karbon ayak izini minimuma indirmek zorundadır. Sürdürülebilir bir dijital dönüşüm ancak yüksek kapasiteli sıvı soğutma ve yenilenebilir enerji çözümleriyle mümkündür. CanovateGroup, geliştirdiği çip bazlı sıvı soğutma teknolojisini, doğanın kendi serinliğini kullanan “freecoolingchiller” üniteleriyle entegre ediyor. Bu sayede, endüstriye karbon nötr hedefleriyle uyumlu, ekolojik dengeyi gözeten alternatifler sağlanmaktadır. 

“Direct-to-liquidchipcooling” nedir?

Direct-to-liquidchipcooling (Doğrudan sıvı ile çip soğutma), yapay zeka (AI) server’larda bulunan işlemci (CPU), grafik işlemci (GPU) veya yapay zeka hızlandırıcıları gibi yüksek ısı üreten çiplerin, ısıyı doğrudan bir sıvı soğutucuya aktararak soğutulması yöntemidir.Sistem en basit şekilde şu şekilde çalışmaktadır:Çipin üzerine özel bir soğuk plaka (coldplate) yerleştirilir.Bu plakanın içinden özel bir soğutma sıvısı dolaşır.Çipten çıkan ısı, doğrudan sıvıya aktarılır.Isınan sıvı sistemden uzaklaştırılır, soğutulur ve tekrar dolaşıma girer.Yani hava ile dolaylı soğutma yerine, ısı kaynağına doğrudan temas eden ve çok daha verimli bir ısı transferi sağlayan sıvı kullanılır.

Doğrudan sıvı soğutmanın en önemli 7 kullanım alanı nedir?

Peki, bu devrimsel teknoloji en çok hangi alanlarda kritik bir zorunluluk haline geldi. İşte, doğrudan sıvı soğutmanın en önemli 7 kullanım alanı şunlardır: 

1-Yapay Zeka (AI) fabrikaları: Yapay zeka fabrikaları, bildiğimiz üretim tesislerinden farklı olarak sadece “veri ve zeka” üretir. Binlerce karmaşık yapay zeka modelinin aynı anda eğitildiği, milyarlarca parametrenin işlendiği bu devasa tesisler, tam anlamıyla birer ısı merkezidir. Üst düzey yapay zeka çiplerinin (GPU) tam kapasite çalışabilmesi ve termal darboğaza (thermalthrottling) girmemesi için, ısının milisaniyeler içinde çip yüzeyinden uzaklaştırılması gerekir. Sıvı soğutma, AI fabrikalarının kesintisiz çalışmasının ana taşıyıcısıdır.


2-Hyperscale ve yüksek yoğunluklu büyük veri merkezleri: Google, Microsoft, Amazon gibi teknoloji devlerinin işlettiği ve milyonlarca insanın verisini barındıran “Hyperscale” veri merkezlerinde, kabin (rack) yoğunlukları artık metrekare başına taşınamaz seviyelere ulaştı. Eskiden kabin başına 10KW olan enerji yükü, bugün 100KW’ın üzerine çıkmış durumdadır. Hava bazlı klimalarla, bu kadar dar bir alanda 100KW'lık bir ısıyı tahliye etmek fizik kurallarına aykırıdır. Doğrudan sıvı soğutma, bu merkezlerde hem alandan tasarruf sağlar, hem de soğutma için harcanan elektrik faturasını radikal bir şekilde düşürür.

3-Mevcut veri merkezlerinin dönüşümü (retrofit öncülüğü): Dünyada sıfırdan veri merkezi inşa etmek, hem maliyetli, hem de zaman alıcıdır. Bu yüzden en akıllıca çözümlerden birisi, mevcut geleneksel veri merkezlerini yapay zeka çağının ihtiyaçlarına uygun hale getirmektir (Retrofit). CanovateGroup’un sunduğu çip bazlı sıvı soğutma çözümleri, mevcut sunucu altyapılarına entegre edilerek, eski binaları yıkıp yeniden yapmaya gerek kalmadan onları birer modern AI üssüne dönüştürür.

4-Süper bilgisayarlar ve gelişmiş araştırma laboratuvarları: İklim modellemeleri, DNA dizilimi analizleri, kanser araştırmaları ve kuantum hesaplama gibi insanlığın kaderini değiştiren simülasyonlar süper bilgisayarlar (HPC) üzerinde koşar. Bu cihazlar, binlerce işlemcinin tek bir beyin gibi maksimum frekansta çalışmasını gerektirir. En ufak bir ısınma, günlerce süren bilimsel hesaplamaların çökmesine yol açabilir. Direct-to-liquid teknolojisi, bilimsel keşiflerin yarıda kalmasını önleyen en güvenilir zırhtır.

5-Uç bilişim (Edge Computing): Verinin üretildiği yere (örneğin otonom araçlara, akıllı fabrikalara veya 5G baz istasyonlarına) yakın kurulan mikro veri merkezlerine "Edge Computing" deniyor. Bu sistemler genellikle klimalı, steril veri merkezi odalarında değil; tozlu, sıcak ve dar saha koşullarında çalışmak zorundadır. Dış dünyadan tamamen izole edilmiş, sızdırmaz ve doğrudan sıvı soğutmalı mikro kabinler, Edge cihazların her türlü zorlu hava koşulunda sıfır arızayla çalışmasını sağlar.

6-Finans sektörü ve yüksek frekanslı işlemler (HFT): Finans dünyasında milisaniyeler, milyonlarca dolarlık kar ya da zarar anlamına gelir. “High-FrequencyTrading” (Yüksek Frekanslı İşlem) yapan algoritmik ticaret sistemleri, borsadaki anlık değişimleri yakalamak için bilgisayar işlemcilerini sınırlarına kadar zorlar (overclocking). İşlemcilerin donmasını veya yavaşlamasını engellemek, finans devleri için hayati bir prestij ve nakit güvencesidir. Sıvı soğutma, finansal altyapıların en yüksek hızda, takılmadan dönmesini garanti eder.

7-Savunma sanayisi ve askeri simülasyon uygulamaları: Modern savunma sanayisi, savaş uçağı simülatörleri, radar sinyal işleme sistemleri, yapay zeka destekli tehdit algılama mekanizmaları ve taktik savaş oyunları için muazzam bir hesaplama gücü kullanır. Kritik askeri operasyonların simüle edildiği bu sistemlerde, donanımsal bir gecikme ya da ısınma kaynaklı performans düşüşü kabul edilemez. CanovateGroup’unçip bazlı soğutma teknolojisi, savunma sanayisinin ihtiyaç duyduğu yüksek kararlılık ve sıfır hata payı standardını eksiksiz karşılamaktadır. 


Çırağan Sarayı ve Genel Müdürü’ne Dünya Turizminin Zirvesinden Ödüller

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Çırağan Sarayı ve Genel Müdürü’ne Dünya Turizminin Zirvesinden Ödüller

Eşsiz konumu, göz alıcı mimarisi, zengin tarihi ve benzersiz güzelliğiyle şehrin en önemli simgelerinden biri olan Çırağan Palace Kempinski İstanbul, seyahat, konaklama, gastronomi, MICE ve wellness alanlarında uluslararası çapta elde ettiği başarılarla öne çıkıyor. World Travel Awards, World CulinaryAwards, World MICE Awards ve World SpaAwards organizasyonları kapsamında ödüllendirilen otel, farklı deneyim alanlarındaki başarısını pekiştiriyor. 

Lüks Konaklama Alanında Uluslararası Başarılar Ödüllendirildi 

Çırağan Palace Kempinski, global seyahat ve turizm endüstrisinin saygın ödül organizasyonlarından World Travel Awards tarafından yine verilen prestijli ödüllerle başarılara imza attı. Otel, yıllardır üst üste “Avrupa’nın Önde Gelen Lüks Oteli” ve “Türkiye’nin Önde Gelen Lüks Oteli” unvanlarını kazanırken, Sultan Süit “Türkiye’nin Önde Gelen Otel Süiti” ödülüne layık görüldü. Avrupa ve Türkiye ölçeğinde kazanılan bu ödüller, Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un lüks konaklama alanındaki ayrıcalıklı konumunu bir kez daha tescilledi. 

Gastronomi Alanında Rüya İstanbul’a Bir Ödül Daha

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un gastronomi alanındaki başarıları, bünyesindeki Rüya İstanbul ile uluslararası seçkilere taşındı. Cannes ve Dubai’nin ardından İstanbul’da kapılarını açan Rüya İstanbul, World CulinaryAwards 2026 organizasyonu kapsamında henüz birinci yılını doldurmadan “Avrupa’nın En İyi Yeni Otel Restoranı” ödülünü kazandı. Rüya İstanbul ayrıca yakın zamanda Travel + Leisure’ın “The 25 Best Hotel Restaurants in the World” seçkisinde dünyanın öne çıkan 25 otel restoranından biri olarak gösterilmişti. 


Otelin MICE Başarısı World MICE Awards ile Yine Ödüllendirildi 

Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un uluslararası başarısı, lüks konaklamanın yanı sıra MICE alanında da devam ediyor. Toplantılar, teşvik etkinlikleri, konferanslar ve fuarlar başta olmak üzere MICE turizm sektörünün önde gelen ödül organizasyonlarından World MICE Awards kapsamında otel, bu yıl da “Türkiye'nin En İyi MICE Oteli” seçildi. Bu ödül, Çırağan Palace Kempinski’nin yüksek standartlardaki konaklama deneyimini toplantı ve etkinlik konusundaki uzmanlığıyla buluşturan yaklaşımının küresel ölçekteki karşılığını ortaya koydu. 

Dünyanın En İyi Hamam Ritüeli

Otelin wellness alanındaki başarısı da World SpaAwards 2026 ile yeniden tescillendi. Çırağan Palace Kempinski İstanbul’un Sanitas SPA &Wellness uzmanlığıyla hizmet veren ve Osmanlı mirasını modern wellness anlayışıyla buluşturanhamamı, benzersiz hizmet kalitesi ve geleneksel ritüelleriyle “Dünyanın En İyi Hamam Spa’sı” unvanına layık görüldü. 




Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel Müdürü ve KempinskiResidences Türkiye Bölge Direktörü RalphRadtke’ye Yaşam Boyu Başarı Ödülü Takdim Edildi  

Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel Müdürü ve KempinskiResidences Türkiye Bölge Direktörü RalphRadtke’ye gecenin en anlamlı ödüllerinden birisi takdim edildi. 55 yılı aşkın süre boyunca 15 farklı ülkede uluslararası roller alan ve sektörün önde gelen liderlerinden olan RalphRadtke, World Travel Awards tarafından Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görüldü. Radtke’ye verilen ödül, otelin bu yılki uluslararası başarılarına eşlik eden önemli bir gurur kaynağı olarak öne çıktı. 

RalphRadtke, World Travel Awards’ta kazandıkları tüm bu prestijli ödülleri ve kendisine takdim edilen Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nü, Karadağ’da düzenlenen World Travel Awards Gala Töreni’nde teslim aldı. 

Radtke, elde edilen başarılarla ilgili değerlendirmesinde, “2026 yılı biterken böylesine güçlü bir uluslararası ödül tablosuyla başarılarımızın takdir edilmesi, bizim için büyük bir gurur kaynağı. World Travel Awards’ta Avrupa ve Türkiye’nin Önde Gelen Lüks Oteli unvanlarını aynı anda kazanmamız ve Sultan Süit’in Türkiye’nin Önde Gelen Otel Süiti olarak bir kez daha seçilmesi, Çırağan Sarayı’nın lüks konaklama alanındaki güçlü konumunun çok değerli bir yansıması. Bununla birlikte MICE, gastronomi ve spa özelinde aldığımız ödüller, misafirlerimize sunduğumuz deneyimin konaklamayla sınırlı olmadığını; farklı alanlarda ortaya koyduğumuz yüksek standartların da dünya ölçeğinde takdir edildiğini gösteriyor.Diğer yandan, World Travel Awards tarafından Yaşam Boyu Başarı Ödülü’ne layık görülmek benim için tarifsiz bir gurur ve mutluluk kaynağı. Meslek hayatım boyunca dünyanın farklı ülkelerinde pek çok prestijli ödülle onurlandırıldım. Ancak 55 yılı aşkın bir yolculuğun, yıllar içinde biriktirdiğim deneyimlerin, mesleğime duyduğum tutkunun ve sektöre sunduğum katkıların böylesine anlamlı bir ödülle taçlandırılması benim için çok özel bir anlam taşıyor. Bu ödülü yalnızca kişisel bir başarı olarak görmüyorum; birlikte yürüdüğümüz yolun, paylaştığımız emeğin ve ekip ruhumuzun bir yansıması olarak kabul ediyorum. Bu süreçte yanımda olan, başarılarıma ortak olan ve her adımda bana güç veren tüm ekip arkadaşlarıma gönülden teşekkür ediyorum. Çünkü inanıyorum ki gerçek başarı, tek başına elde edilen bir sonuç değil; birlikte inandığımız, emek verdiğimiz ve birbirimize ilham olduğumuzda anlam kazanan ortak bir hikâyedir.’’ dedi.

Tarihi mirasını ihtişamla buluşturan yaklaşımıyla İstanbul’un dünyaya açılan simge yapılarından biri olmayı sürdüren Çırağan Palace Kempinski İstanbul, farklı alanlarda elde ettiği uluslararası başarılarla Türkiye’nin lüks konaklama alanındaki güçlü temsilcilerinden biri olmayı sürdürüyor.


İstanbul Turizm ve Çevre Derneği, sektör adına önemli bir adım atıyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İSTANBUL TURİZM VE ÇEVRE DERNEĞİ’NDEN TÜRKİYE’DE BİR İLK: TURİZM DERNEKLER FEDERASYONU KURULUYOR!

İstanbul Turizm ve Çevre Derneği (İSTUR), turizm ve çevre alanında güç birliğini artırmak ve sürdürülebilir turizm anlayışını kurumsal bir üst çatıya taşımak amacıyla, Türkiye’de bir ilk olacak “Turizm Dernekler Federasyonu”nun kuruluş çalışmalarını başlattı.

Dünyanın ve turizm sektörünün hızla değişen dinamikleri karşısında çevresel sürdürülebilirliği, ekolojik dengenin korunmasını ve turizmde kaliteyi merkeze alan İstanbul Turizm ve Çevre Derneği, sektör adına önemli bir adım atıyor. Dernek, Türkiye genelindeki sivil toplum kuruluşlarını ve sektörel paydaşları tek bir çatı altında buluşturacak, bir ilk olma niteliği taşıyan Turizm Dernekler Federasyonu’nu kurma kararını kamuoyuyla paylaştı.

“Her Eylemimizle Dünyaya Biçim Veriyoruz”

Küresel ölçekte yaşanan değişimlerin ve karşılıklı etkileşimin önemine dikkat çekilen kuruluş manifestosunda şu görüşlere yer verildi:

“Dünya giderek değişiyor ve bu değişime tüm ilişkilerimizde şahit oluyoruz. O, bizim yansımamız; biz nasılsak dünya da öyle. Her eylemimizle dünyaya biçim veriyoruz. Üstelik sadece yakın çevremizi değil, dünyanın dört bir yanındaki hiç tanımadığımız insanları dahi seçimlerimizle etkileyebiliyoruz. Çünkü her birimiz bu eşsiz gezegenin parçalarıyız ve birimize olan aslında hepimize oluyor.”

Turizm sektörünün temel amacının kültürler arasında köprü kurmak, ortak bir anlayış geliştirmek ve küresel kalkınmayı eğitim yoluyla teşvik etmek olduğunun altı çizilen açıklamada, sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, geleceğin olmazsa olmazı olduğu vurgulandı.

Türkiye’de Bir İlk: Sektörde Güç Birliği ve Ortak Akıl

Tüzüğü 23 Eylül 2026 tarihinde İstanbul Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğü tarafından onaylanan, merkezi İstanbul’da bulunan ve kısa adı İSTUR olan dernek, İstanbul’un eşsiz tarihi ve doğası ekseninde şekillenen vizyonunu ulusal ve uluslararası boyuta taşımak için kollarını sıvadı. Derneğin tüzüğü, gerek görülmesi halinde federasyon kurmayı veya kurulu bir federasyona katılmayı da faaliyetleri arasında sayıyor. Sektörün karşılaştığı meydan okumaları aşmanın ancak ortak akıl, şeffaflık ve güçlü bir koordinasyonla mümkün olduğuna inanan yönetim, federasyon hamlesiyle ilgili şunları kaydetti:

“İşte bu sorumluluk bilinci, sarsılmaz bir vizyon ve kararlılıkla; ülkemize en yüksek hizmet kalitesini getirmek, sektörel paydaşlar arasında en çok tercih edilen ve güven duyulan turizm ekosistemini yaratmak adına çok daha etkin ve etkili adımlar atmaya karar verdik. Bu doğrultuda, dağınık yapıları tek bir çatı altında birleştirecek, sektörümüzün sinerjisini en üst düzeye çıkaracak ve Türkiye’de bir ilk olacak olan Turizm Dernekler Federasyonu’nu kurma kararımızı duyurmanın heyecanını yaşıyoruz.”

Turizm, Kültürel Diplomasi ve Ekolojik Koruma Aracı Olacak

Yeni kurulacak federasyon çatısı altında turizm; yalnızca ekonomik bir girdi olarak değil, aynı zamanda kültürel diplomasi, ekolojik koruma ve toplumsal kalkınma aracı olarak ele alınacak. Türkiye’nin dört bir yanındaki turizm ve çevre bilincine sahip paydaşları bir araya getirecek olan yapı, sektöre uluslararası standartlarda yön verecek bir ortak akıl merkezi olarak faaliyet gösterecek.

Doğaya saygılı, kültürel mirasına sahip çıkan, yenilikçi ve sürdürülebilir bir turizm geleceğini inşa etmek üzere yola çıkan federasyonun kuruluş süreçlerine ilişkin detayların önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılması bekleniyor.

Örnek Alınacak Yapı: COP31 (9-20 Kasım 2026, Antalya)

Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin (BMİDÇS) 31. Taraflar Konferansı olan COP31, 9-20 Kasım 2026 tarihlerinde Antalya’daki EXPO alanında düzenlenecek. COP (Conference of the Parties), 1992’de kabul edilen sözleşme kapsamında her yıl toplanan en üst düzey küresel iklim zirvesi olarak, iklim krizine karşı uluslararası iş birliğini güçlendirmeyi ve ülkelerin sera gazı azaltım taahhütlerini değerlendirmeyi amaçlıyor. Zirve, Paris Anlaşması hedeflerinin uygulanmasını ve küresel sıcaklık artışının 1,5°C ile sınırlandırılmasını destekliyor.

COP31’in Başkanlığını Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanı Murat Kurum yürütüyor. Gündemde ulusal katkı beyanları (NDC), iklim finansmanı ve teknoloji transferi, fosil yakıtlardan adil geçiş, uyum ve dayanıklılık politikaları, doğa temelli çözümler, su güvenliği, gıda sistemleri, biyoçeşitlilik, iklim adaleti ile gençlik ve sivil toplum katılımı gibi başlıklar yer alıyor.

İstanbul Turizm ve Çevre Derneği, devletleri, bilim insanlarını, özel sektörü ve sivil toplumu aynı masada buluşturan COP31’i, kurulacak Turizm Dernekler Federasyonu için örnek alınacak bir yapı olarak görüyor. COP31’in ortak akıl, şeffaflık, iş birliği ve kapsayıcı katılım anlayışı, federasyonun kuruluş ve işleyiş sürecine ilham verecek. Turizm sektörünün iklim değişikliğinden doğrudan etkilendiği düşünüldüğünde, sürdürülebilirlik ve doğa temelli çözümler gibi COP31 gündem başlıkları federasyonun vizyonuyla da örtüşüyor.

İSTUR’un Çalışma Alanları

İstanbul Turizm ve Çevre Derneği; turizm, kültür, sanat, gastronomi, çevre ve doğal hayatı koruma alanlarında faaliyet gösteriyor. Dernek, çalışmalarını kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları ve özel sektörle iş birliği içinde yürütüyor:

• Turizmin gelişimine katkı sağlayacak araştırmalar, sürdürülebilir turizm politikaları, plan ve stratejiler geliştirmek

• Doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerin tanıtımı için sempozyum, konferans, panel, festival, konser ve sergiler düzenlemek

• Çevre temizliği kampanyaları yürütmek; yeşil alanları, ormanları ve doğal bitki örtüsünü korumak; olası yangın tehlikelerine karşı gönüllü ekipler oluşturmak

• Kurs, seminer ve eğitim çalışmalarıyla toplumun çevre duyarlılığını artırmak

• Yurt dışındaki dernek ve kuruluşlarla ortak projeler geliştirerek uluslararası iş birliği sağlamak

Kurucu, Yönetim ve Danışma Kurulu

Derneğin kurucu, yönetim ve danışma kurulu üyeleri, dernek görevleri ve mesleki ya da akademik unvanlarıyla şöyle:

Ad Soyad Dernek Görevi Mesleki / Akademik Unvan

Murat TÜZEL Kurucu / Yönetim Kurulu Başkanı TZL Suites Yönetim Kurulu Üyesi

Prof. Dr. Uğur ÖZGÖKER Kurucu / Yönetim Kurulu Üyesi İstanbul Arel Üniversitesi

Uluslararası İlişkiler Bölüm Başkanı, Uluslararası Ofis Direktörü ve ERASMUS Kurum Koordinatörü

Doç. Dr. Aynur ACER Kurucu / Yönetim Kurulu Üyesi İstanbul Arel Üniversitesi, İİBF Lojistik Yönetimi Bölüm Başkanı

Dr. Yüksel TÜREMEZ Kurucu / Yönetim Kurulu Üyesi TÜRSAB (Türkiye Seyahat Acentaları Birliği) Denetleme Kurulu Üyesi

Perviz KAHRAMAN Kurul Üyesi Keyhan Travel Kurucu Müdürü / Firma Yetkilisi

Ercüment GÜNDÜZ Kurul Üyesi Büyükada Comfort Hotel Müdürü

Burak SEVİNÇ Kurucu Üye / Sayman (Mali İşler Direktörü) Spor Yöneticisi & İletişim Uzmanı

Nadire HURMA Kurucu Üye İnsan Kaynakları & Halkla İlişkiler Uzmanı (Yüksek Lisans)


Üyelik ve Gönüllülük Çağrısı

İSTUR, turizm ve çevre bilincine sahip gerçek ve tüzel kişileri üyeliğe, doğa ve kültür mirasına gönül verenleri ise gönüllülük çalışmalarına katılmaya davet ediyor. Üyelik başvuruları uye@itcdernegi.org adresi üzerinden alınıyor.

Bilgi İçin

Kurum: İstanbul Turizm ve Çevre Derneği (İSTUR)

Kütük No: 34-300-076

Kurucu / Yönetim Kurulu Başkanı: Murat TÜZEL

Web: www.itcdernegi.org

Instagram: @itcdernegi

Üyelik ve İletişim: uye@itcdernegi.org, info@itcdernegi.org

20 Ekim 2026 Salı

TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NİN 24. DURAĞI İZMİR

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NİN 24. DURAĞI İZMİR

BAKAN ERSOY: “İZMİR’İN KÜLTÜREL DEĞERLERİNİ ULUSLARARASI ÖLÇEKTE TANITIYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilecek İzmir Kültür Yolu Festivali, 24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında dördüncü kez sanatseverlerle buluşacak. Festivalin 24. durağı olan İzmir’de Bornova Kültür ve Sanat Merkezi’nden İzmir Kültür Sanat Fabrikası’na, Tarihi Alsancak Tren Garı’ndan Gündoğdu Meydanı’na uzanan etkinlikler, kenti dokuz gün boyunca kültür ve sanatla süsleyecek. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in köklü gastronomi kültürünü ve özgün değerlerini, kültür ve sanatla bütünleştirerek uluslararası ölçekte görünür kılmayı hedefliyoruz.” dedi.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, “İzmir’in kültür ve sanatla kurduğu güçlü bağ, kentin tarihinden, yaşam biçiminden ve köklü geleneklerinden besleniyor. Gastronomi de bu kültürel birikimin en özgün parçalarından biri. Biz İzmir Kültür Yolu Festivali ile kentin sahip olduğu bu zenginliği farklı disiplinlerle bir araya getiriyor, yerel değerleri daha kapsamlı bir kültür-sanat programı içinde ele alıyoruz. İzmir mutfağının geleneksel lezzetlerinden çağdaş gastronomi yaklaşımlarına uzanan seçkimizle yemek kültürünü yalnızca bir lezzet deneyimi olarak değil, tarih, üretim, gelenek ve toplumsal hafızayla şekillenen bir kültürel miras olarak değerlendiriyoruz. Bu zenginliği uluslararası ölçekte de görünür kılarak İzmir’in özgün kültürel kimliğinin daha geniş çevrelerce tanınmasına katkı sağlamayı amaçlıyoruz. Şehirlerimizin kendi değerlerinden beslenen bu yaklaşımımızla kültürel mirasın korunmasını, yaşatılmasını ve gelecek kuşaklara aktarılmasını destekliyoruz.” dedi.

ZEYTİNYAĞLI LEZZETLERDEN BOYOZA, İZMİR MUTFAĞI FESTİVAL SOFRALARINDA

Gastronomi programı kapsamında Michelin yıldızlı şef Osman Sezener, Michelin rehberinde yer alan şef Ahmet Güzelyağdöken ve gastronomi yazarı Müge Akgün, İzmir’in farklı rotalarına ev sahipliği yapacak. Her rota, İzmir’in kendine özgü lezzet birikimini, kültürel çeşitliliğini ve mutfak hafızasını farklı bir perspektiften ele alacak. Ev sahiplerine, Michelin yıldızlı şefler Atilla Heilbronn, Osman Serdaroğlu, Ozan Kumbasar, Aret Sahakyan, Michelin Rehberinde yer alan şef Çiğdem Seferoğlu, Sinem Özler, Erkan Özdemir, Birkan Erköylü, Uluç Sakarya, şefler Sinem Çapraz ve Sinan Karaahmet, girişimci Teoman Ünal, yemek kültürü ve tarihçisi Prof. Özge Samancı, Diyetisyen Hatice Nur Ege, yemek fotoğrafçısı Aydan Üstkanat, yemek kültürü araştırmacısı Gamze İneceli ve yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan eşlik edecek. Konuklar lezzet noktalarını gezerek İzmir’e özgü yemekleri tadacaklar.

İzmir mutfağı, Ege’nin bereketli topraklarından gelen mevsimlik ürünleri, yenilebilir otları, zeytinyağlıları ve deniz lezzetlerini aynı sofrada buluşturan zengin bir gastronomi kültürü sunuyor. Şevketibostan, arapsaçı, cibez ve deniz börülcesi gibi otlar; enginar ve kabak çiçeği dolmasıyla birlikte bu mutfağın doğayla kurduğu güçlü bağı yansıtıyor. Boyoz ve gevrekle başlayan kahvaltılar, kumru ve söğüş gibi sokak lezzetleriyle gün boyu devam ederken, İzmir köfte ve taze deniz ürünleri sofraları çeşitlendiriyor. Kemeraltı’nda şambali, paylaşılan lokmalar ve Çeşme’nin sakızlı tatlıları ise bu lezzet yolculuğunu tamamlıyor.


Geleneksel Ege yemeklerinden İzmir’in meşhur sokak lezzetlerine uzanan seçki 80’den fazla Lezzet Noktası’nda keşfedilebilecek. İzmir merkez, Çeşme, Urla, Tire ve Ödemiş’in öne çıktığı liste; boyoz, gevrek, kumru, söğüş, şambali ve lokma gibi İzmir’le özdeşleşen lezzetlerden Ege’nin ev yemeklerine, balık ve deniz ürünlerinden çağdaş şef restoranlarına uzanıyor. Tarihi boyoz fırınları, şambaliciler gibi yerel lezzet duraklarının yanı sıra Michelin Rehberi’nde yer alan restoranlar da bu çeşitliliği zenginleştiriyor.

GÜNDOĞDU MEYDANI’NDA DOKUZ AKŞAM MÜZİK ŞÖLENİ YAŞANACAK

İzmir Kültür Yolu Festivali kapsamında Gündoğdu Meydanı’nda düzenlenecek konserlerde Demet Akalın, Derya Uluğ, Sefo, Özcan Deniz, Hakan Altun, Ceza, Murat Boz, Serkan Kaya ve Simge müzikseverlerle buluşacak. Farklı müzik türlerini bir araya getiren konser programı, festival boyunca İzmir’de müzik dolu akşamlar yaşatacak.

Festivalin konser programında popüler müziğin sevilen isimlerinin yanı sıra farklı müzik türlerine ve kültürel mirasa odaklanan özel performanslar da yer alacak. 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı Konseri, Cumhuriyet’in ilanının yıl dönümünü müzikle kutlayacak. Türk Dünyasında Ezgiler, Sonbahar Esintileri, Zeki Müren Şarkıları, Romantik Aryalar ve Mozart Akşamı gibi konserler de sanatseverlerle bir araya gelecek. Donanma Komutan Yardımcılığı Bandosu ile Ege Ordusu Bölge Bando Komutanlığı’nın performansları da festivalin müzik programına renk katacak. İzmir’in farklı kültür ve sanat mekanlarında gerçekleşecek buluşmalar, klasik müzikten sevilen eserlere, bando performanslarından farklı müzikal yorumlara uzanan geniş bir seçki sunacak.

İZMİR’İN SOKAKLARI FOTOĞRAF KARELERİNE, MEYDANLARI ÇOCUKLARA AÇILIYOR

İzmir Kültür Yolu Festivali, sergi ve atölye programlarıyla kentin kültürel birikimini farklı yönleriyle ziyaretçilere sunacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Arkeoloji ve Etnografya Müzesi’nde “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ziyaretçilerle buluşurken, “Yaşayan Miras: İzmir Sergisi” geleneksel sanat ve zanaatların örneklerini görünür kılacak. İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi Geçici Sergi Salonu’nda yer alacak “Sır” sergisi ile Tarihi Alsancak Tren Garı’nda sanatseverlerin ziyaretine açılacak “Arayış” adlı kişisel resim sergisi de programda yer alacak. Ayrıca İzmir Kültür Sanat Fabrikası Resim ve Heykel Müzesi’nde düzenlenecek “Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi”, sanatın iyileştirici gücünü yansıtan eserleri bir araya getirecek.

Festival boyunca geleneksel el sanatlarından çağdaş sanat uygulamalarına uzanan atölyeler, söyleşiler ve kültürel etkinlikler de gerçekleştirilecek. İzmir’in tarihini, edebiyatını ve kültürel mirasını ele alan buluşmaların yanı sıra opera, tiyatro ve müzikal gösterileri de farklı yaş gruplarından sanatseverlerle buluşacak. 

Fotoğraf tutkunları için düzenlenecek FotoMaraton İzmir ve FotoMaraton Çocuk etkinliklerinde katılımcılar, kentin sokaklarını, tarihi yapılarını ve özgün atmosferini kendi kadrajlarından yansıtma fırsatı bulacak. Gündoğdu Meydanı Çocuk Köyü’nde gerçekleştirilecek Çocuk Köyü Etkinlikleri ise oyun alanları, yaratıcı çalışmalar ve farklı aktivitelerle minik ziyaretçilere eğlenceli anlar yaşatacak. 

24 Ekim–1 Kasım 2026 tarihleri arasında gerçekleştirilecek İzmir Kültür Yolu Festivali, konserlerden opera ve tiyatro gösterilerine, sergilerden atölyelere, fotoğraf etkinliklerinden çocuk programlarına uzanan içeriğiyle İzmir’in farklı noktalarını dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma alanına dönüştürecek.

Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.


Dedeman Hospitality Misafirperverliği, Kırklareli’nin İlk Markalı Otel Yatırımıyla Buluşuyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Dedeman Hospitality Misafirperverliği, Kırklareli’nin İlk Markalı Otel Yatırımıyla Buluşuyor

İstanbul’a yakınlığı, stratejik konumu, gelişen sanayisi ve doğal zenginlikleriyle öne çıkan Kırklareli, Dedeman Hospitality’nin Trakya’daki büyüme yolculuğunun yeni durağı oluyor.

SMK Yatırım İnşaat ve Enerji San. Tic. Ltd. Şti. iş birliğiyle Kırklareli Merkez’de hayata geçirilecek Rest & More by Dedeman Kırklareli için imzalar atıldı. Proje, Kırklareli’nin ilk markalı oteli olma hedefiyle şehrin konaklama altyapısında yeni bir dönemin kapısını aralıyor.

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri Dedeman Hospitality, 60 yılı aşkın köklü misafirperverlik mirası ve konaklama sektöründeki deneyimiyle büyüme yolculuğunu yeni şehirler ve iş birlikleriyle sürdürürken, Trakya’daki varlığını SMK Yatırım İnşaat ve Enerji San. Tic. Ltd. Şti. ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında güçlendiriyor.


Dedeman Hospitality’nin marka gücünü ve konaklama sektöründeki deneyimini bölgenin yerel yatırım birikimiyle buluşturan Rest & More by Dedeman Kırklareli; şehrin markalı konaklama seçeneklerini geliştirmeyi, artan konaklama ihtiyacına yanıt vermeyi ve yerel ekonomiye katkı sağlamayı amaçlıyor.

İstanbul’a Yakınlığı, Sanayi Gücü ve Doğal Zenginlikleriyle Kırklareli

İstanbul’a yakın konumu ve Avrupa ile kurduğu ticari bağlantılar, Kırklareli’ni Trakya’nın gelişen şehirleri arasında öne çıkarıyor. Sınır ticareti, organize sanayi bölgesinin ekonomik hareketliliği ve üniversitenin şehre kazandırdığı dinamizm, bölgenin iş seyahatleri ve ticari ziyaretler açısından taşıdığı potansiyeli destekliyor. Özellikle sanayi ve ticaret alanındaki faaliyetler, şehirdeki konaklama ihtiyacının farklılaşmasında etkili oluyor.

Kırklareli’nin potansiyeli ekonomik yapısıyla sınırlı kalmıyor. Istranca Dağları’nın ormanları, İğneada’nın Karadeniz kıyısındaki doğal güzellikleri ve Dupnisa Mağarası, bölgenin doğa turizmi açısından öne çıkan değerleri arasında yer alıyor. Şehir merkezi ve ilçelerdeki tarihî yapılar, geleneksel yerleşimler ve kültürel miras da Kırklareli’nin ziyaretçilere sunduğu deneyimi çeşitlendiriyor.

Bu zenginlikler, bölgeyi yalnızca iş amaçlı seyahatler için değil, doğa ve kültür odaklı ziyaretler açısından da anlamlı bir destinasyon hâline getiriyor. Bu çok yönlü yapı içerisinde planlanan yeni otel yatırımının, iş dünyasının konaklama ihtiyaçlarına yanıt vermesinin yanı sıra Kırklareli’ni keşfetmek isteyen ziyaretçiler için de markalı bir alternatif oluşturması hedefleniyor.

Yerel Yatırım Deneyimi, Dedeman Hospitality’nin Marka Gücüyle Buluşuyor

Kırklareli’nde yaklaşık 30 yıldır inşaat, emlak ve gayrimenkul sektörlerinde faaliyet gösteren SMK Yatırım İnşaat ve Enerji San. Tic. Ltd. Şti. tarafından Kırklareli’nin ilk markalı oteli olma hedefiyle planlanan Rest & More by Dedeman Kırklareli, şehrin gelişen ekonomik yapısına paralel olarak çeşitlenen konaklama ihtiyaçlarına yanıt vermeyi amaçlıyor. Projenin hayata geçirilmesiyle birlikte yerel ekonomiye katkı sağlanması, istihdam olanaklarının desteklenmesi ve şehrin markalı konaklama altyapısının gelişimine katkıda bulunulması hedefleniyor.

Ergün Demiray: “Dedeman Misafirperverliğini Yeni Şehirlerle Buluşturuyoruz”

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, Kırklareli yatırımına ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Bugün Dedeman Hospitality’nin 60 yıllık birikimini, değişen seyahat alışkanlıklarına ve farklı misafir beklentilerine yanıt veren bir hospitality anlayışıyla geleceğe taşıyoruz. Kırklareli; İstanbul’a yakınlığı, gelişen sanayisi ve doğal zenginlikleriyle farklı alanlarda önemli bir potansiyel barındırıyor. SMK Yatırım İnşaat ve Enerji San. Tic. Ltd. Şti. ile gerçekleştirdiğimiz bu iş birliğinin, Dedeman misafirperverliğini Kırklareli ile buluştururken şehrin markalı konaklama olanaklarının gelişimine de katkı sağlayacağına inanıyoruz. Her yeni iş birliğini, markamızın birikimini farklı şehirlerin kendine özgü dinamikleriyle buluşturduğumuz yeni bir başlangıç olarak görüyoruz.”

Fikret Kılıç: “Kırklareli’nin Gelişen Konaklama İhtiyacına Yanıt Vermeyi Hedefliyoruz”

SMK Yatırım İnşaat ve Enerji San. Tic. Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Başkanı Fikret Kılıç ise yatırımın Kırklareli açısından taşıdığı öneme ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Kırklareli’nde 30 yıldır iş hayatının içindeyiz. Şehrimizin nasıl geliştiğini, yeni yerleşim alanlarının oluştuğunu, sanayinin büyüdüğünü ve ihtiyaçların zaman içinde nasıl değiştiğini yakından görüyoruz. İstanbul’a yakınlığımız, ticari hareketliliğimiz ve çevremizdeki doğal güzelliklerimizle Kırklareli’nin daha fazla ziyaretçi ağırlayabilecek bir potansiyele sahip olduğuna inanıyorum. Ancak bu gelişimi destekleyecek konaklama seçeneklerinin de aynı doğrultuda güçlenmesi gerekiyor. Şehrimize ilk markalı otel yatırımını kazandırma hedefiyle çıktığımız bu yolda, Dedeman gibi köklü bir markayla bir araya gelmek bizim için önemli. Kırklareli’nde yaşayan, burada üreten ve yatırım yapan biri olarak bu projenin şehrimizin geleceğine katkı sunmasını, hemşehrilerimiz için yeni iş olanakları yaratmasını ve Kırklareli’nin daha fazla kişi tarafından tanınmasına vesile olmasını diliyorum.”

BN Hotel Beauty& Nature, spa ve termal World Luxury Spa Awards’ta 3 ödülün sahibi oldu.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


BN Hotel Beauty& Nature, spa ve termal turizmdeki başarısını World LuxurySpaAwards’tan aldığı 3 yeni ödülle tescilledi!

Türkiye’nin termal alandaki zenginliğini Mersin’in turizm sektörüne kazandıran ilk 5 yıldızlı otel olan BN Hotel, dünyada lüks segment spa ‘Oscarları’ olarak kabul edilen World Luxury Spa Awards’ta 3 ödülün sahibi oldu. BN Hotel, ‘Dünyanın En iyi Lüks Termal Otel SPA’sı, ‘Doğu Avrupa’nın En İyi Lüks Yoga Deneyimi’ ve ‘ Avrupa’nın En İyi Lüks Mineralli Kaynak Suyu Spası’ ödüllerine layık görüldü. Otel böylece açıldığı günden bugüne aldığı ödül sayısını ise 22’ye taşımış oldu 


Tüm dünyada sadece belirli kriterlere ve istisnai servis kalitesine sahip lüks otellerin aday olabildiği, otelciliğin Oscarları olarak kabul edilen WorldLuxury SPA Awards'ta dünyanın dört bir yanından otel yarıştı. Sonuçları Bükreş’te açıklanan yarışmada BN Hotel Thermal&Wellness, bugüne kadar aldığı 19 ödüle yenilerini ekledi. Lüks termal ve spa kavramıyla Mersin’i “termal turizmde” Türkiye’de ve dünyada cazibe merkezi haline getirme yolunda emin adımlarla yürüyen BN Hotel Thermal&Wellness Beauty & Nature geceden 3 büyük ödülle ayrılarak büyük bir başarıya imza attı.BN Hotel Thermal&Wellness gecede World Luxury SPA Awards 2025 Ödülleri’nde 3 kategoride‘Dünyanın En iyi Lüks Termal Otel SPA’sı, ‘Doğu Avrupa’nın En İyi Lüks Yoga Deneyimi’ ve ‘ Avrupa’nın En İyi Lüks Mineralli Kaynak Suyu Spası’ödüllerinin sahibi oldu. 

Mersin’i Termal Turizmde Dünya Sahnesine Taşıyan BN Hotel Thermal&Wellness’a  Beauty & Nature’a 3 Ödül

Bu yıl da spanın oscarları olarak kabul edilen böylesine önemli bir organizasyonda 3 önemli ödülün sahibi oldukları ve 5 yılda böyle bir başarı yakaladıkları için büyük bir gurur duyduklarını söyleyen BN Hotel Thermal&Wellness Genel Müdürü Suat Delidere, “Başarımızı mükemmelliyetçi hizmet anlayışımıza, takım çalışmasına ve Mersin’in güzelliklerini borçluyuz. Beş yılda aldığımız toplam 22 ödül bizi Mersin’i termal turizmde Türkiye’de ve dünyada cazibe merkezi haline getirme hedefimize adım adım yaklaştırıyor. Üstün hizmet anlayışımızın sembolü olan bu ödüllerle, konuklarımızı beklentilerinin de ötesinde seçkin bir yolculuğa çıkarmaya devam edeceğiz’’ değerlendirmesinde bulundu