7 Şubat 2026 Cumartesi

Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor!

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



BÖBREKLERİ SİNSİCE TÜKETEN 7 ÖNEMLİ TEHLİKE!

Yaklaşık her 7 kişiden 1’ini tehdit ediyor! Masum bir alışkanlık sanıyoruz ama…  Vitamin, protein ve kreatin takviyeleri böbrekleri yorabiliyor! 

Böbrek hastalıkları dünya genelinde giderek büyüyen ciddi bir halk sağlığı sorunu olmaya devam ediyor. Güncel verilere göre, dünya genelinde yaklaşık 850 milyon kişi böbrek hastalığıyla mücadele ediyor. Uzmanlar, bu artışın hatalı alışkanlıklar ve çevresel etkenler sebebiyle önümüzdeki yıllarda daha da hızlanacağı uyarısında bulunuyor. Türkiye’de de tablo endişe verici boyutlara ulaşmış drumda. Ülkemizde yaklaşık 7,5 milyon kişi kronik böbrek hastası; bu rakam, her 6-7 erişkinden 1’inde görüldüğü anlamına geliyor. Genellikle belirti vermeden sinsice ilerlemesi nedeniyle çoğu zaman geç tanı konulan kronik böbrek hastalığı geri dönüşü olmayan sorunlara yol açabiliyor; böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor!  Bu özelliğiyle, dünyada ölüme neden olan hastalıklar arasında her geçen yıl üst sıralara yükseliyor. Acıbadem Altunizade Hastanesi Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, bu nedenle böbrek sağlığında düzenli hekim kontrollerinin ve koruyucu önlemlerin yaşamsal önem taşıdığına dikkat  çekerek,  “Sağlıklı beslenmek, yeterli sıvı almak, tuz tüketimini azaltmak, ilaç ve takviye ürünlerini doktor kontrolünde kullanmak, tansiyon ve kan şekeri için hekim takibinde olmak, böbreklerimizin uzun yıllar sağlıklı çalışmasını sağlayabilmektedir. Ayrıca,  erken teşhis için yılda bir kez rutin ultrason taraması yapılması da son derece önemlidir” diyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, böbreklerimizde hasar oluşturan etkenleri anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu! 

Diyabet: Böbrek hasarının en yaygın nedeni

Diyabet, dünya genelinde ve ülkemizde böbrek hastalıklarının en sık görülen nedeni olarak karşımıza çıkıyor. Araştırmalara göre, tip 2 diyabet hastalarının yaklaşık yüzde 30-40’ında böbrek hasarı gelişiyor. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden kan şekeri, böbreklerin süzme birimi olan damarlarında yapısal hasara yol açarak, diyabetik nefropati gelişmesine sebep oluyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar,  böbreklerdeki hasar tedavi edilmediğinde ilerleyerek diyaliz tedavisi ve böbrek nakli ihtiyacına kadar ilerleyebildiğini belirtiyor. 

Önlemek için: Diyabete bağlı böbrek hasarını önlemenin en etkili yolu; kan şekerinin hedef değerlerde tutulması, düzenli idrar ve kan tahlilleri ile hasarın erken dönemde saptanması.  Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, erken tanı ve doğru tedaviyle böbrek yetmezliği gelişiminin yıllarca geciktirilebildiğine, hatta tamamen önlenebildiğine dikkat çekiyor.

Hipertansiyon: Böbrekleri sessizce yıpratan tehlike Kontrolsüz hipertansiyonu olan hastalarda kronik böbrek hastalığı gelişme riski 3–4 kat artıyor.  Nefroloji Uzmanı Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, ancak hipertansiyonun çok yaygın  görülmesine rağmen toplum tarafından genellikle ciddiye alınmadığı uyarısında bulunarak,   “Günümüzde her 3 erişkinden 1’i tansiyon hastasıdır. Hastaların önemli bir kısmı ya tanı almamıştır ya da tedavisini düzenli olarak sürdürmemektedir. Bu durum, hipertansiyonu böbrekler için en tehlikeli risk faktörlerinden biri haline getirmektedir. Çünkü, uzun süre yüksek seyreden tansiyon, tüm damarlarda olduğu gibi böbrek damarlarında da hasara yol açmaktadır” diye konuşuyor. Önlemek için: Düzenli kan basıncı takibi, tuz tüketiminin azaltılması ve tedavinin aksatılmaması, hipertansiyonun böbrekler üzerindeki yıkıcı etkilerini büyük ölçüde önleyebiliyor. Aşırı tuz tüketimi: Böbrek hasarını tetikleyen önemli bir etkenAşırı tuz tüketimi, böbrek sağlığını olumsuz etkileyen önlenebilir risk faktörlerinin başında geliyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, Türkiye’de günlük tuz tüketiminin önerilen miktardan 3 kat daha fazla olduğunu hatırlatarak, “Tuz alımının artması, vücutta sıvı dengesinin bozulmasına ve tansiyonun yükselmesine neden olmaktadır. Bu durum, özellikle tansiyon ve böbrek hastalarında ciddi bir risk oluşturmaktadır” uyarısında bulunuyor. Deniz tuzu, kaya tuzu, Himalaya tuzu ya da rafine tuzun tamamının böbrekler üzerinde aynı zararlı etkilere sahip olduğuna işaret eden Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Böbrek sağlığı açısından belirleyici olan tuzun çeşidi değil, tüketilen miktarıdır. Bilimsel çalışmalar, tuz tüketiminin azaltılmasının kan basıncını düşürdüğünü ve böbrek fonksiyon kaybının ilerlemesini yavaşlattığını göstermektedir” diyor. Önlemek için: Sağlıklı kişiler, özellikle de risk grubunda olanlar için tuz kısıtlaması, böbrek sağlığının korunmasında kilit bir rol üstleniyor.  Takviye ürünler: Böbrek sağlığı için gizli tehlikeÇok sayıda bilimsel çalışmalar; vitamin, mineral, protein tozları ile kreatin gibi takviye olarak alınan ürünlerin gereksiz ve kontrolsüz kullanımının böbrek fonksiyonları üzerinde olumsuz etkiler oluşturabildiğini gösteriyor. Öyle ki takviye ürünleri kullanan kişilerin yaklaşık yüzde 10-20’sinin böbrek fonksiyon testlerinde klinik olarak anlamlı değişiklikler saptanmış. Bu ürünlerin, uzun  süreli kullanımında, sağlıklı kişilerde böbrek hasarı oluşturabildiği belirtiliyor. Bilimsel veriler, diyabet, hipertansiyon veya böbrek hastalığı olanlarda ürünlerin böbrek hasarını hızlandırdığını ortaya koyuyor. Önlemek için: Takviye ürünlerin ancak gerçek bir gereksinim varsa ve hekim önerisiyle kullanılmaları önem taşıyor. 

Obezite: Böbreklere de yük oluyor

Dünyada ve ülkemizde adeta salgın boyutuna ulaşan obezitede, böbrek hastalığı 1.5-2 kat daha sık görülüyor. Her 5 kiloluk artış kronik böbrek yetmezliği riskini yüzde  20-30 oranında yükseltiyor.  Bunun nedeni ise obezitenin böbreklere hem doğrudan aşırı filtre yükü ve yağ birikimi yoluyla hem de dolaylı olarak hipertansiyon, insülin direnci ve inflamasyon üzerinden zarar vermesi. Önlemek için: Sağlıklı beslenmek ve ideal kilo aralığında olmak böbrek sağlığını korumanın temel adımlarını oluşturuyor. Ağrı kesici ilaçlar: Kontrolsüz kullanımı çok riskliÇok yaygın kullanılan ve kolayca ulaşılan ilaçlar olan ağrı kesiciler böbrek dolaşımını sağlayan mekanizmalar üzerine etki ederek hem akut hem de kronik böbrek yetmezliğine neden olabiliyor. Çok kısa süre kullanımı bile son dönem böbrek yetmezliğiyle sonuçlanabiliyor. Kontrolsüz alınması sağlıklı kişiler için bile sakıncalıyken, özellikle böbrek yetmezliği riski yüksek olan hipertansiyon ve diyabet hastalarında  daha büyük tehdit oluşturuyor. Önlemek için: Gerekli olduğu durumlarda, hekim kontrolünde, uygun doz ve sürede kullanılması böbrek hasarını önlüyor.  Sigara: Böbrek damarlarında hasar oluşturuyor

Sigara dumanında bulunan nikotin, karbon monoksit ve ağır metaller, tüm damarlarda olduğu gibi, böbrek damarlarında da işlev bozukluğuna yol açabiliyor. Bu maddeler doğrudan böbrek dokusuna ulaşarak hücresel düzeyde de hasara neden olabiliyor. Bunların yanı sıra vücutta iltihabi yanıtı artıran ve oksidatif stresi tetikleyen bir etki oluşturabiliyor. Bilimsel çalışmalar, bu faktörlerin etkisiyle sigara içen kişilerde kronik böbrek hastalığı gelişme riskinin içmeyenlere göre daha yüksek olduğunu gösteriyor. Doç. Dr. Zuhal Atan Uçar, “Özellikle diyabet ve hipertansiyon gibi ek risk faktörleri olan hastalarda sigaranın böbrekler üzerindeki olumsuz etkisi daha belirgin hale gelmektedir ve son dönem böbrek yetmezliği gelişimi hızlanmaktadır” diyor. 

Önlemek için: Sigaraya hiç başlanmaması, kullanılıyorsa hemen bırakılması böbrek sağlığında büyük önem taşıyor. 


Fazıl Say Benzersiz Bir Konserle16 Mart’ta Zorlu PSM’de!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR 


Fazıl Say, Görkem Ezgi Yıldırım ve Ferit Odman aynı sahnede!

Fazıl Say Benzersiz Bir Konserle16 Mart’ta Zorlu PSM’de!

Zorlu PSM, Fazıl Say, Görkem Ezgi Yıldırım ve Ferit Odman’ı Wings’in katkılarıyla 16 Mart Akşamı Turkcell Sahnesi’nde ağırlıyor. Klasik müzik ile cazın sınırlarını aşan bu buluşmada, besteci ve piyanist Fazıl Say’ın bestecilik dünyası, Ferit Odman’ın derin ritmik dili ve anlık müzikal refleksleriyle, Görkem Ezgi Yıldırım’ın zarif soprano yorumu eşliğinde buluşuyor.

Sahnede 50 yılı aşan Türk müziğinin dahi piyanisti Fazıl Say, soprano Görkem Ezgi Yıldırım ve caz davulunun uluslararası temsilcilerinden Ferit Odman, Wings'in katkılarıyla 16 Mart akşamı Zorlu PSM Turkcell Sahnesi'nde benzersiz bir konser için bir araya geliyor. Bu özel buluşmada üç isim, klasik müzik ile cazın sınırlarını aşan özgün bir diyalog kuruyor. 

Konserin ilk bölümünde Fazıl Say’a, güçlü vokal tekniğiyle soprano Görkem Ezgi Yıldırım eşlik ediyor. Dünya prömiyeri binlerce sanatseverin katılımıyla İznik Sahil Meydanı’nda gerçekleşen İznik Türküsü (Ballad of Nicaea), İstanbul’daki ilk seslendirilişiyle Zorlu PSM sahnesinde dinleyiciyle buluşuyor.

Konserin ikinci bölümünde ise Fazıl Say’ın etkileyici bestecilik dünyası ile Ferit Odman’ın derin ritmik dili, doğaçlama ve yaratıcılık arasındaki hassas denge üzerinden yeni bir anlatı oluşturuyor. Fazıl Say eserlerinden oluşan program, Say’ın anlatıcılığı ve Odman’ın anlık müzikal reflekslerinin iç içe geçtiği, her anı canlı ve tek seferlik bir deneyim sunuyor.

Wings katkılarıyla gerçekleştirilecek Fazıl Say konserinin biletleri passo.com.tr’de satışta.


Kapı açılış: 20.00

Fazıl Say:21.00

Zorlu Performans Sanatları Merkezi

Zorlu Performans Sanatları Merkezi (Zorlu PSM), 13 yıldır ilham verici sanat deneyimlerini sanatseverelerle paylaşıyor. İzleyicilerine 13. sezonunda da "Dünyan Değişsin" mottosuyla seslenen ve kültür-sanat ve eğlence hayatının buluşma noktası olan Zorlu PSM, yeni sezonunda da sürprizler sunmaya devam ediyor. 

Bugüne kadar 8 milyona yakın sanatseveri ağırlayan Zorlu PSM, Türkiye’deki kültür sanat faaliyetlerine yön veriyor. Dünyaca ünlü müzikallerden, dünya çapındaki müzisyenlere, büyük prodüksiyonlu tiyatrolardan, kendi yapımlarına kadar uzanan nitelikli performansları sanatseverlerle buluşturan Zorlu PSM, dünya standartlarındaki çok amaçlı sanat merkezi tasarımıyla global bir sahne olma vizyonunu üzerinde taşıyor. 

Yenilikçi, dinamik, güncel, güvenilir, eğlenceli, çok sesli, kapsayıcı, iddialı, sıra dışı yapısıyla performans sanatları merkezi olmanın ötesine geçerek kültür sanat sektörünün gelişimine katkı sağlayan Zorlu PSM, çatısı altındaki 7 farklı mekanda benzersiz bir kültür-sanat deneyimi sunmaya devam ediyor.

 

6 Şubat 2026 Cuma

JW Marriott Istanbul Bosphorus’ta Sevgililer Günü: Aşk, Lezzet ve Şehrin Işıltısı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



JW Marriott Istanbul Bosphorus’ta Sevgililer Günü: Aşk, Lezzet ve Şehrin Işıltısı

Bu yıl Sevgililer Günü, JW Marriott Istanbul Bosphorus’ta Boğaz’ın zarafetiyle yeniden tanımlanıyor.

Şehrin en özel manzaralarından birinde, romantizmin her tabakta ve her detayda hissedileceği bir akşam sizleri bekliyor.

Aşk Sofrada Başlar, Gecede Devam Eder

Executive Şef Şafak Erten’in imzasını taşıyan 6 aşamalı Sevgililer Günü menüsü, Anadolu’nun zarafetini modern bir anlatımla buluşturuyor. Zeytinyağlı başlangıçlardan deniz ürünlerine, özenle seçilmiş malzemelerden tatlıya uzanan bu lezzet yolculuğu, romantizmi sofraya taşıyor.

Boğaz’a karşı konumlanan Octo İstanbul’da, Alize ve Orkestrası’nın canlı performansı geceye duygusal bir ritim kazandırırken, ışıklar ve lezzetler eşsiz bir uyum yaratıyor.

Romantik akşam yemeğinin ardından, eğlence bu kez Skull & Bones’ta, Karaköy sokaklarının enerjisini yansıtan bir atmosferde devam ediyor. Ritim yükseliyor, müzik sokağa taşıyor ve gece, şehrin kalbinde bambaşka bir heyecana dönüşüyor.


Zarafetle Tamamlanan Bir Gece

JW Marriott Istanbul Bosphorus, bu özel günü sadece bir akşam yemeği değil; baştan sona bir deneyim hâline getiriyor. Boğaz manzaralı konaklama seçenekleri, çiftlere özel spa ritüelleriyle sunulan masaj hizmetine ek 15 dakikalık ayak bakımı hediyesi ve sabahı zarif bir kahvaltıyla karşılama fırsatıyla, Sevgililer Günü romantik bir kaçışa dönüşüyor.

TOURISM INVESTMENT FORUM – TIF 2026: Turizm yatırımlarının yeni dönemi İstanbul’da konuşulacak

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



TOURISM INVESTMENT FORUM – TIF 2026: Turizm yatırımlarının yeni dönemi İstanbul’da konuşulacak

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde; T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi ile Türkiye Turizm Tanıtma ve Geliştirme Ajansı desteği, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda düzenlenecek Tourism Investment Forum (TIF) 2026, küresel turizmin yatırım gündemini İstanbul’da buluşturuyor. Forum, iki gün boyunca turizm ekosisteminin kamu, finans, yatırım, gayrimenkul ve konaklama ayaklarında önde gelen tüm ulusal ve uluslararası temsilcilerini aynı platformda bir araya getirecek.

TIF 2026, küresel turizm ve seyahat sektörünün güçlü bir gelişim trendi yaşadığı, başta Suudi Arabistan, Mısır, İtalya olmak üzere rakip ülkelerde önemli atılımların yapıldığı bu kritik dönemde, Türkiye turizminin daha da güçlenmesi ve gelişimi için stratejik bir önem taşıyor. 

TIF 2026; oturumlar, keynote konuşmaları ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümünden oluşuyor. Forum bu kapsamıyla, İş Bankası Genel Müdürü Hakan Aran, Dünya Turizm ve Seyahat Konseyi Başkanı ve CEO’su Gloria GueveraManzo, İtalya Ulusal Turizm Kurulu Başkanı AlessandraPriante gibi isimler de dahil olmak üzere 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacak. Forum’da finans, konaklama, seyahat ve pazarlama dünyasının liderleri turizmde büyümenin niteliğini artıracak yatırım kararlarını, finansman koşullarını ve yeni ürün kategorilerini iki gün boyunca ele alacak.

Küresel ölçekte turizm ekonomisi, pandemi sonrası toparlanmayı kalıcı büyümeye çevirerek yeni bir zirveye taşınıyor. UN Tourism’in World Tourism Barometer verileri; 2024’te yaklaşık 1,4 milyar varışla sektörün pandemi öncesi düzeye yeniden yaklaştığını ve 2025’te 1,52 milyar varışla bir önceki yıla göre %4 artarak yeni bir zirveye çıktığını ortaya koyuyor. 

WTTC’nin ekonomik etki çalışmaları ise seyahat ve turizmin 2024’te küresel ekonomiye 10,9 trilyon ABD doları katkı sağladığını ve 357 milyon istihdamı desteklediğini gösteriyor. Önümüzdeki on yıla ilişkin projeksiyonlarda, sektörün 2035’te küresel ekonomiye katkısının 16,5 trilyon ABD dolarına, istihdamın ise 462 milyon kişiye ulaşacağı öngörülüyor. Bu da altyapı, finansman, ürün çeşitliliği ve insan kaynağı gibi alanlarda yeni bir yatırım döngüsünü zorunlu kılıyor.

Türkiye’de de büyümenin yönü yalnızca hacmi artırmak değil; kişi başı getiriyi, ürün kalitesini ve yatırımın çarpan etkisini güçlendirmek olarak şekilleniyor. Sınır giriş istatistiklerine göre Türkiye’yi ziyaret eden toplam ziyaretçi sayısı 2015’te 41,6 milyon iken 2025’te 63,9 milyona yükselmiş durumda. Aynı dönemde turizm geliri 2015’te 31,5 milyar ABD dolarından2025’te 65,2 milyar ABD dolarına çıkarak yaklaşık %107 arttı. Böylece 10 yılda ziyaretçi hacmi yaklaşık %54 büyürken, ziyaretçi başına ortalama gelir de yaklaşık 757 ABD dolarından yaklaşık 1.020 ABD dolarına yükselerek değer üretiminin güçlendiğine işaret ediyor. Bu tablo, ölçek büyümesinin güçlü biçimde devam ettiğini; ancak büyümeyi kalıcılaştırmak için odağın giderek daha fazla değer üretimi (yüksek katma değerli ürünler, deneyim ekonomisi, markalaşma ve çeşitlendirme) tarafına kayması gerektiğini de açık biçimde gösteriyor. 

Önümüzdeki dönemde büyümeyi sürdürülebilir kılmak; finansmana erişim, yeni yatırım modelleri ve destinasyon değer zincirinin (ulaşım, konaklama, deneyim, perakende, kültür-sanat) birlikte ele alınmasını gerektiriyor. Orta Vadeli Program (2026–2028) ise bu dönüşümü makro çerçevede sayısallaştırıyor: GSYH’nin 2026’da 1,658 trilyon ABD dolardan 2028’de 1,886 trilyon ABD dolara yükselmesi öngörülürken, turizm gelirlerinin 2026’da 68 milyar ABD dolardan 2028’de 75 milyar ABD dolara çıkması bekleniyor. Bu patika, turizm gelirlerinin GSYH’ye oranının yaklaşık %4 bandında yatay seyrettiğine işaret ediyor. 

TIF 2026, tam da bu eşikte; geçmiş on yılda gerçekleşen büyümeyi, önümüzdeki on yılın rekabet parametrelerine taşıyacak yatırım başlıklarını odağına alıyor. Program; küresel ekonomi ve finans görünümünün turizm yatırımları üzerindeki etkisinden, otel ve karma kullanım (mixed‑use) projelerine, yatırım ve işlem finansmanından, katılım bankacılığı ve alternatif kaynaklara, havacılık bağlantısından deniz turizmi ve marinalara, markalaşma, yaratıcılık ve pazarlama etkinliğinden, kongre‑etkinlik ve spor turizmi deneyimlerine kadar geniş bir çerçevede oluşuyor.

TTYD Başkanı Oya Narin tarafından açılışı yapılacak formun ilk gününde; WTTC CEO & Başkanı Gloria Guevara Manzo küresel turizm yatırım gündemine ilişkin stratejik perspektifini paylaşacak. Büyüme, dayanıklılık ve geleceğe hazırlık ekseninde kurgulanan liderler oturumu ise farklı coğrafyalardan kamu ve sektör temsilcilerini aynı masada buluşturacak. Oturumda; küresel ekonomi ve finans görünümü, turizm yatırımları odağında risk ve fırsatlarıyla birlikte değerlendirilecek.

Forumun oturumları, yatırım kararlarının temel belirleyicileri olan finansman maliyeti ve sermaye yapısından başlayarak; otel yatırımlarında marka stratejileri, yerli marka gelişimi, işletme ve yatırım finansmanı, varlık yönetimi ve yatırımcı beklentilerine uzanan bir çizgide ilerleyecek. Turizmde değer yaratımının giderek ‘deneyim’ üzerinden tanımlandığı yeni dönemde; tasarım, mimari, kültür‑sanat ve yaratıcı endüstriler üzerinden destinasyon hikâyesi inşa etme, pazarlama etkinliği ile yetenek ve insan kaynağı gündemi de programın ana başlıkları arasında yer alacak.

İkinci gün ise erişilebilirlik ve mobiliteyi odağa alan havacılık oturumlarının yanı sıra; wellness ‑longevity yatırımları, sürdürülebilir turizm dönüşümü, deniz turizmi ve marina yatırımları, etkinlik/kongre mekân ekonomisi ve spor deneyimlerinin yeni yatırım alanları gibi temaları gündeme taşıyacak. Tur operatörleri, seyahat acenteleri ve dijital platformların değişen rolü de sektörün dağıtım kanallarındaki dönüşümü tartışmaya açacak.


TTYD tarafından TIF 2026 öncesi düzenlenen basın toplantısı, 6 Şubat Cuma günü The Marmara Taksim Oteli’nde gerçekleşti. Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği adına Başkan Oya Narin, Yönetim Kurulu Üyeleri Şerife Ercantürk, Mehmet Göçen, Erdem Tavas, İcra Kurulu Üyesi Ece Demirpençe ve Genel Sekreter Dr. Öykü Korkmaz’ın katıldığı toplantıda; turizm sektörü ve yaklaşan Turizm Yatırım Formu ile ilgili açıklamalarda bulundu. 

TTYD Başkanı Oya Narin, TIF 2026’ya ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Türkiye turizmi artık yalnızca hacimle değil; değer, kalite ve dönüşümle rekabet ediyor. TIF 2026’da yatırımın finansmanından yeni ürün kategorilerine, markalaşmadan deneyim tasarımına uzanan geniş bir gündemi; kamu ve özel sektörün ortak aklıyla ele alacağız. Amacımız, Türkiye’nin son 10 yılda büyüyen turizm kapasitesini önümüzdeki dönemin yatırım diliyle güçlendirmek ve sürdürülebilir şekilde değer üretmek. 

Bugün Türkiye, dünyada önde gelen turizm ülkeleri arasında. Ancak geldiğimiz noktada Türk turizminin yeniden konumlandırmaya, yeniden bir turizm hamlesine ihtiyacı var. Zira klasik rakiplerimiz de büyümeye devam ediyor. İspanya 2025 yılını tarihin en yüksek ziyaretçi sayısıyla, 143.9 milyon ziyaretçiyle kapattı. İtalya’nın 2025’teki yabancı ziyaretçi sayısı ise bir önceki yıla göre yüzde 8.7 artarak 104 milyon kişiye ulaştı. İspanya bu ziyaretçileri 1.2 milyon otel yatağı, 440 bin turistik rezidans yatağı, 148 bin kırsal turizm tesisi yatağı ve 276 bin kamping yatağında ağırlıyor. Bunların dışında Suudi Arabistan ve Mısır gibi çevre ülkelerin kapsamlı turizm hamleleri göz önüne alındığında önümüzdeki 10-15 seneyi kapsayacak ve turizmde bulunduğumuz konumu daha yükseklere taşımak için bir plana ihtiyacımız var. 

Bu planları çok boyutlu olarak ve özellikle de finans ve markalaşma tarafında bugüne kadar olduğu gibi küresel oyuncularla iş birliği içerisinde şekillendirmemiz gerekiyor. 2023 yılında yapılan bir araştırmaya göre Ülkemizde 67 zincir ve grup oteli mevcut ve bu zincirler dahilinde 722 tesis ve toplam 157.000 oda var. Bu tesislerin hem yerli hem de yabancı ayaklarının ülkemizde gelişerek işletme verimliliğini ve pazarlama gücünü yukarılara çekmemiz gerekiyor.

WTTC raporları; küresel turizm ve seyahat ekosisteminin 2035 yılında %50’ye yakın bir artışla 16.5 trilyon dolara ulaşacağını öngörüyor. Küresel turizmdeki bu büyüme trendi paralelinde Suudi Arabistan, BAE sermayesi ile Mısır önemli yatırımlar başlattı. İspanya, Yunanistan, İtalya turizme odaklı önemli hamleler yapıyorlar. Bu kritik dönemde TİF 2026, bu açıdan da stratejik bir sorumluluk üstleniyor.

Bu çerçevede geldiğimiz noktada iddiamızı korumak ve yerimizi daha da yukarılara taşımak için Dünyayla entegre olmamız gerekiyor. İşte tam da bu yüzden 2020 yılında Ülkemizin saygınlık uyandıran uluslararası düzeyde bir imza organizasyonunu yaratmak hedefiyle Turizm Yatırımları Forumu’nu organize etmeye başladık ve bu yıl 5’incisini gerçekleştiriyoruz. Bu organizasyon, her yıl daha da güçlenerek bu bugünkü seviyesine ulaştı ve geçtiğimiz yıl TİF’e 750'den fazla uluslararası katılımcı; yatırımcı, otel markası, işletmeci, finans kurumu, banka ve fon temsilcisi katıldı. Bu şekilde TIF uzun vadeli bir proje olarak uluslararası düzeyde en önemli 2-3 yatırım organizasyonundan biri haline geldi. Küresel arenada gördüğü bu itibarla TİF’i her yıl organize etmeye devam edeceğiz. ”

TIF 2026, iki gün boyunca gerçekleştireceği oturumlarla; yatırımcılar, finans kurumları, geliştiriciler, küresel otel markaları, kamu temsilcileri ve sektör liderlerini aynı zeminde buluşturarak, Türkiye’nin turizm yatırımlarında yeni dönem önceliklerine ilişkin ortak bir vizyon oluşturmayı hedefliyor.


TIF HAKKINDA:

İlk kez 2020 yılında hayata geçirilen Turizm Yatırım Forumu’nun (Tourism Investment Forum - TIF) beşincisi olan TIF 2026, Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) ev sahipliğinde, T.C. Cumhurbaşkanlığı Yatırım Ofisi, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı,Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) stratejik ortaklığında ve Türkiye İş Bankası’nın ana sponsorluğunda gerçekleştirilmektedir.

Geçtiğimiz yıla bakıldığında, katılımcıların %80 gibi yüksek bir oranla yeniden iştirak ettiği, uluslararası yatırımcılar, otel markaları, işletmeciler, finans kurumları, banka ve fon temsilcilerinin bir araya geldiği görülmektedir. TIF, uzun vadeli bir vizyonla büyüyerek küresel ölçekte güçlü yankı uyandıran bir turizm yatırımları platformuna dönüşmüştür.

TIF 2026, 30’a yakın oturum, 100’den fazla konuşmacı ile Four Seasons Hotel, Bosphorus’da 10 -11 Şubat tarihlerinde gerçekleşecektir. Ana oturum/panel ve yuvarlak masa formatındaki tartışmaların yanı sıra keynote konuşması ve sektör görünümüne ilişkin özel sunumlarla birlikte 30’a yakın içerik bölümü ve bu kapsamıyla toplam 100’den fazla konuşmacı ve moderatörü ağırlayacaktır.


Öne çıkan bazı konuşmacılar: 

Gloria Guevara 

Gloria Guevara, kamu ve özel sektörde turizm alanında 35 yılı aşkın liderlik deneyimine sahip, uluslararası düzeyde saygın bir yöneticidir. Meksika Turizm Bakanı olarak, turizm sektörünün ilk kez G20 Liderler Bildirgesi’ne dahil edilmesini sağlamış ve “Ulusal Turizm Anlaşması” programını hayata geçirmiştir.

Daha sonra Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi’nin (WTTC) Başkan ve CEO’su olarak, COVID-19 krizinde küresel özel sektörün en güçlü sesi olmuş; ardından Suudi Arabistan Turizm Bakanlığı’nda Baş Özel Danışman görevini üstlenmiştir. Kariyerinde SabreHoldings, NCR ve Harvard gibi önemli kurumlarda yöneticilik yapmış, Sabre Meksika’nın CEO’luğunu yürütmüştür.

Gilda Perez Alvarado

Gilda Perez-Alvarado, küresel ölçekte tanınan bir konaklama ve gayrimenkul lideridir. JLL Hotels &Hospitality’nin eski Global CEO’su olan Perez-Alvarado, hâlen Accor’da Strateji Direktörü (ChiefStrategyOfficer) ve Orient Express’in CEO’su olarak görev yapmaktadır.

Andrea Grisdale

Andrea Grisdale, IC Bellagio’nun Kurucusu ve CEO’su olup, destinasyon yönetimi alanında öncü bir liderdir. 25 yılı aşkın süredir İtalya genelinde kişiye özel, özgün seyahat deneyimleri tasarlamakta; sorumlu turizm, yerel topluluk duyarlılığı ve anlamlı insan ilişkilerini merkeze alan bir yaklaşımı savunmaktadır.

Çalışmaları Virtuoso, CondéNast, Travel + Leisure ve Wendy Perrin gibi sektörün önde gelen otoriteleri tarafından takdir edilmiştir. Yavaş Sezon Seyahati (SlowSeason Travel) ve ikincil destinasyonların geliştirilmesi konularında güçlü bir savunucu olan Grisdale, turizm büyümesini yerel refah ile dengelemeyi amaçlamaktadır.

Dünya Seyahat ve Turizm Konseyi (WTTC) Operasyon Komitesi Başkan Yardımcısı olarak, KOBİ’leri küresel ölçekte temsil etmekte; ayrıca Together in Travel girişimine liderlik ederek, turizm sektöründe sürdürülebilir ve kapsayıcı büyümeyi desteklemektedir. İnsan odaklı ve ileriye dönük vizyonuyla, Foruma güçlü bir perspektif sunmaktadır. 

AlessandraPriante

İtalya Ulusal Turizm Ofisi (ENIT SpA) Başkanı olarak görev yapmaktadır. Bu rolde Yönetim Kurulu’na başkanlık etmekte, kurumun stratejisini belirlemekte ve ENIT’i uluslararası alanda temsil etmektedir.Uluslararası ve diplomatik alanda geniş deneyime sahip bir ekonomist olan AlessandraPriante, daha önce Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü’nde (UN Tourism) Avrupa Direktörü olarak görev yapmış; kurum tarihinde bu göreve getirilen ilk kadın ve ilk İtalyan olmuştur. Sorumluluğunda, küresel turizm pazarının %51’ini temsil eden 43 üye ülkeyi kapsayan en büyük bölge yer almıştır. Pandemi döneminde küresel kriz yönetimine liderlik ederek, Global Turizm Kriz Komitesi başta olmak üzere birçok stratejik girişimi hayata geçirmiş; İtalya’yı küresel turizm toparlanma sürecinin merkezine konumlandırmıştır.


Amin İsmail

Amin İsmail, yaklaşık 30 yıllık yatırım ve bankacılık deneyimi ile dünya ölçeğinde özellikle “travel&tourism” dikeyinde en görünür ve etkili özel yatırımcılar arasında anılan Certares'ın Genel Müdürüdür. American Express Global Business Travel'da birleşme ve devralmalar alanında çalışmıştır. Amin, Filistin Yatırım Fonu’nun gayrimenkul ve konaklama yatırım şirketi AmaarGroup'un CEO'su görevi dahil olmak üzere çeşitli yönetim pozisyonlarında görev yapmıştır. Kariyerine Bank of America ve AbnAmroBank'da kaldıraçlı finans alanında çalışarak başlayan Amin, daha önce Nirvana Travel &Tourism'un ve Dubai Holdings ile olan bir turizm yatırım ortaklığının Yönetim Kurulu'nda yer almıştır.

David Kelly

David Kelly, Hilton'da Kıta Avrupası Operasyonlarından Sorumlu Kıdemli Başkan Yardımcısı olarak görev yapmaktadır. Bu pozisyonda, Avrupa genelinde 40’tan fazla ülke ve bölgede faaliyete gösteren veya gelişmekte olan toplam 830 oteli kapsayan bir operasyonu yönetmektedir. Bu görevinde, İskandinavya’dan Akdeniz’e, Orta ve Doğu Avrupa’dan Bağımsız Devletler Topluluğu (BDT) ülkeleri ve Türkiye’ye uzanan geniş bir coğrafyada, 34.000 kişilik bir ekibi yönetmektedir. David Kelly, Türkiye'deki Hilton otellerinin performansını yakından takip etmekte ve bölgedeki büyüme stratejilerine katkıda bulunmaktadır.

Raki Phillips

Accor, Orta Doğu, Afrika ve Türkiye’den Sorumlu Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi Markaları Başkanıdır. 20 yılı aşkın küresel deneyime sahip olan Raki Phillips, Orta Doğu’nun en etkili turizm liderlerinden biri olarak tanınmaktadır. Son olarak Ras Al Khaimah Turizm Geliştirme Otoritesi’nin (RAKTDA) CEO’luğunu üstlenen Phillips, Emirliği bölgenin en hızlı büyüyen ve en yenilikçi turizm destinasyonlarından birine dönüştüren sürece liderlik etmiş ve onun liderliğinde destinasyonun turizm gelirleri üç katına çıkmıştır.

OmarRomero

OmarRomero, dünyanın önde gelen konaklama gruplarından MinorHotels’te Geliştirme ve Lüks Markalar Direktörü (Chief Development and Luxury Officer) olarak görev yapmaktadır. Bu rolde, şirketin küresel büyüme stratejisini yönetmekte, proje planlama ve uygulama süreçlerine liderlik etmekte ve kilit paydaş ilişkilerini geliştirmektedir. Aynı zamanda MinorHotels’in lüks marka portföyünün stratejik kurgulanmasında ve üst düzey misafir deneyiminin şekillendirilmesinde önemli rol üstlenmektedir.

ÉcoleHôtelière de Lausanne ve LesRoches Hotel Management School mezunu olan Romero, 20 yılı aşkın sektör deneyimiyle, MinorHotels’e küresel vizyon ve derin sektörel uzmanlık kazandırmaktadır.

Kike Sarasola

Kike Sarasola, turizm ve konaklama sektöründe önde gelen bir girişimci ve iş lideridir. RoomMateHotels’in kurucusu olarak, Avrupa’nın büyük şehirlerinde tasarım, merkezi konum ve müşteri odaklı yaklaşımı esas alan yenilikçi bir şehir otelciliği anlayışı geliştirmiştir. Spor, iş stratejisi ve liderliği bir araya getiren çok disiplinli bakış açısıyla; girişimciliği desteklemekte, start-up’lara ve genç yeteneklere aktif katkı sunmaktadır. Ayrıca, “MoreIdeasandFewerMBAs” adlı kitabın yazarıdır. Pandemi döneminde sektörün karşılaştığı zorlukları başarıyla yöneten Sarasola, bugün dayanıklılık, uyum yeteneği ve uzun vadeli değer yaratma konularına odaklanmakta; bu deneyimlerini uluslararası konferanslar ve üst düzey iş forumlarında paylaşmaktadır.

Carlos Paredes Fernandez 

Carlos Paredes, Hyatt’ta EMEA Bölgesi Geliştirme Direktörü olarak görev yapmakta olup, 10 yılı aşkın konaklama sektörü deneyimine sahiptir. Daha önce Fosun bünyesinde EMEA bölgesi otel geliştirme faaliyetlerine liderlik etmiş, ayrıca Hotusa International ve Meliá Hotels International’da üst düzey geliştirme pozisyonlarında bulunmuştur.

Filip Boyen

Filip Boyen, 40 yılı aşkın lüks konaklama kariyeriyle, Türkiye’den Güney Afrika’ya, Moskova’dan Bora Bora ve Peru’ya uzanan küresel ölçekte bir liderlik yolculuğuna sahiptir. 2022 yılında kendi danışmanlık şirketini kurmadan önce; Forbes Travel Guide CEO’su, Small Luxury Hotels of the World CEO’su ve Orient-Express’in (Belmond’un öncülü) Operasyondan Sorumlu Başkan Yardımcısı ve COO’su olarak görev yapmıştır.

Lüks trenler ve nehir kruvaziyerleri dâhil olmak üzere karmaşık ve çok boyutlu operasyonları yönetme konusundaki derin deneyimi, bugün yürüttüğü danışmanlık faaliyetlerine güçlü bir zemin oluşturmaktadır. Hâlen Roma merkezli ArsenaleGroup’un Kıdemli Danışmanı, HotelworldAI’nin kurucu ortağı ve Forbes Travel Guide Küresel Elçisi olarak görev yapmaktadır.


LÖSEV, tedavisi devam eden ve iyileşmiş çocukları unutmadı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Kurulduğu günden bu yana lösemi tanısı almış çocukları ve ailelerini kanser ile olan savaşlarında yalnız bırakmayan LÖSEV, tedavisi devam eden ve iyileşmiş çocukları unutmadı. Hastanelerde tedavileri devam ettiği için doğum günlerini kutlayamayan çocuklar, İstanbul Avrupa İrtibat Ofisinin düzenlediği kutlamada bir araya geldi.

Her ay farklı bir gönüllü firmanın desteği ile gerçekleşen doğum günü kutlamaları bu ay Balkon Cafe’nin sosyal sorumluluk kapsamında sağladığı destekle düzenlenen özel bir parti ile gerçekleşti. Doğum günü kutlamasında bir araya gelen çocuklar, animatörler eşliğinde çeşitli oyunlar oynayarak eğlendi, etkinliklerle keyifli anlar yaşadı ve gün sonunda Bonne Nuit’in onlar için hazırladığı doğum günü pastası keserek yeni yaşlarını kutladı. Doğum günü kutlaması ile çocuklar moral bulurken Vefakar Anneler ve Fedakar Babalar ise bir araya gelerek dayanışmanın gücünü hissettiler.


LÖSEV YIL BOYUNCA ÇOCUKLARIN VE AİLELERİN YANINDA OLMAYA DEVAM EDİYOR

LÖSEV’in düzenlediği bu tür etkinlikler, çocukların fiziksel ve sosyal becerilerini geliştirirken, onlara unutulmaz anılar biriktirme fırsatı sunuyor. Aynı zamanda, hastalık sürecinde ve sonrasında sosyal yaşama adaptasyonlarını kolaylaştırarak çocukların her alanda gelişimlerine katkı sağlıyor. Bu destekler, hastalığın tedavisinde moral ve motivasyonun da en az ilaçlar kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor.

LÖSEV’e destek olmak isteyen herkes, Ankara, İstanbul, İzmir, Bursa, Adana, Antalya, Kayseri, Eskişehir ve Samsun’daki LÖSEV ofislerine giderek, 0 312 447 06 60 numaralı telefonu arayarak ya da tek tıkla www.losev.org.tradresinden online bağışta bulunabiliyor.


Obilet’ten 2026’da Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Rota


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Obilet’ten 2026’da Mutlaka Görülmesi Gereken 10 Rota  

2026 yılı seyahat severler için rotayı sıradan tatillere değil, hikâyesi olan keşiflere çevirme zamanı! Doğadan kültüre, şehir hayatından vahşi yaşama uzanan 10 ilham verici destinasyon, Obilet’in seçkisiyle yeni yılda seyahati unutulmaz bir deneyime dönüştürüyor.

2026, farklı coğrafyalarda belirginleşen rotalarla seyahat planlarına yeni bir yön kazandırıyor. Kültür, doğa ve şehir yaşamını bir arada sunan destinasyonlar; tarihi dokuları, doğal güzellikleri ve sundukları özgün deneyimlerle yeni yılda keşif arayanlara zengin seçenekler sunuyor. Obilet’in dünyanın farklı noktalarından seçtiği 10 rota, 2026’da seyahati yalnızca bir tatil olmaktan çıkarıp daha derin ve kalıcı bir deneyime dönüştürmek isteyenlere ilham veriyor.

1) Québec – Kanada

Geniş doğal alanları, gölleri ve ormanlarıyla Québec, doğayla iç içe bir seyahat deneyimi vadediyor. Yerel kültürün ve koruma bilincinin ön planda olduğu bölgede, sakin ve dengeli bir keşif planı yapmak mümkün oluyor.

2) Pekin – Çin

Tarihi yapıları ve modern şehir yaşamını bir arada barındıran Pekin, kültür odaklı seyahatlerin önemli durakları arasında yer alıyor. Yasak Şehir, tapınaklar ve geleneksel mahalleler, şehri gezerken farklı dönemleri aynı anda hissetmeyi sağlıyor.

3) Dominika

Karayipler’de konumlanan Dominika, el değmemiş doğasıyla öne çıkan ada rotalarından biri. Yağmur ormanları, volkanik oluşumlar ve doğal parklar, doğa temelli bir seyahat planlayanlar için etkileyici bir çerçeve sunuyor.

4) Rabat – Fas

Fas’ın başkenti Rabat, tarihi yapıları ve sakin şehir temposuyla öne çıkan bir şehir deneyimi sunuyor. Atlantik kıyısındaki konumu, geleneksel mimarisi ile modern yaşamın dengeli bir biçimde buluşmasına olanak tanıyor.

5) Hull – İngiltere

Köklü bir liman kenti olan Hull, denizcilik mirasını günümüze taşıyan yapıları ve kültürel alanlarıyla dikkat çekiyor. Son yıllarda yenilenen müzeleri ve şehir merkezindeki dönüşüm, Hull’u keşfetmeye değer bir durak haline getiriyor.

6) Trabzon – Türkiye

Karadeniz’in karakteristik şehirlerinden biri olan Trabzon, doğal güzellikleri ve tarihi yapılarıyla 2026’da yurt içi seyahat planlarında öne çıkan destinasyonlar arasında yer alıyor. Sümela Manastırı, Uzungöl ve yaylalar çevresinde şekillenen manzaralar, şehirde yapılan keşifleri daha anlamlı kılıyor. Denizle dağın aynı anda hissedildiği Trabzon, doğa ve kültür odaklı seyahat arayanlar için güçlü bir denge sunuyor.

7) Akagera Milli Parkı – Ruanda

Afrika’nın öne çıkan doğal alanlarından biri olan Akagera Milli Parkı, vahşi yaşamı yakından gözlemlemek isteyenler için etkileyici bir deneyim sağlıyor. Safari rotaları ve koruma altındaki ekosistemiyle doğa odaklı seyahatlerin önemli durakları arasında yer alıyor.

8) Uluru–Kata Tjuta Milli Parkı – Avustralya

Avustralya’nın simge doğal oluşumlarından Uluru, hem jeolojik yapısı hem de yerli kültür açısından özel bir konuma sahip. Çevresindeki doğal alanlar, doğa ve kültürü bir arada deneyimleme imkânı sunuyor.

9) Oulu – Finlandiya

Kuzey Avrupa’nın sakin şehirlerinden biri olan Oulu, doğa ile şehir yaşamını dengeli bir şekilde bir araya getiriyor. Deniz kıyısı, orman alanları ve bisiklet yolları, şehri yılın farklı dönemlerinde keşfetmeye uygun hale getiriyor.

10) Valparaíso – Şili

Renkli evleri, yamaçlara yayılan sokakları ve sanatla iç içe atmosferiyle Valparaíso, Güney Amerika’nın karakteristik şehirlerinden biri olarak öne çıkıyor. Liman kenti kimliği ve yaratıcı dokusu, şehri kendine özgü bir keşif rotasına dönüştürüyor.

2026’da yeni yerler keşfetmek, seyahati yalnızca bir tatil değil, uzun süre hatırlanacak bir deneyime dönüştürmenin en keyifli yollarından biri oluyor. Doğru rota seçimiyle 2026, farklı coğrafyalardan unutulmaz anılarla dolu bir yolculuğa ev sahipliği yapabiliyor.

Yapay zeka, mali müşavirlik mesleğini yeniden tanımlıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Yapay zeka, mali müşavirlik mesleğini yeniden tanımlıyor

Yapay zeka destekli dijital dönüşüm, mali müşavirlik mesleğini kayıt tutma odaklı yapıdan, analiz, yorumlama ve stratejik danışmanlık eksenine taşıyor.Dijitalleşmenin hız kazanmasıyla birlikte mali müşavirlik mesleği, tarihinin en köklü dönüşüm süreçlerinden birini yaşıyor. Yapay zeka destekli uygulamalar; muhasebe, vergi ve denetim süreçlerinde artan veri yoğunluğunu daha etkin yönetilebilir hale getirirken, mesleğin geleneksel iş yapış biçimlerini de yeniden şekillendiriyor.Rutin ve tekrarlayan işlemlerin otomasyon yoluyla yürütülmesi, mali müşavirlerin zamanlarını analiz, yorumlama ve danışmanlık gibi daha katma değerli alanlara ayırmalarını mümkün kılıyor. Böylece, mali müşavirlik, yalnızca kayıt tutma fonksiyonunun ötesine geçerek, karar destek süreçlerinde daha etkin bir rol üstleniyor.

Mali müşavirlik mesleğinin dijitalleşmenin etkisiyle yeniden tanımlandığını belirten Uyumsoft Bulut Hizmetler Ürün Yönetimi Direktörü Arif Ekemen, sürece ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Yapay zeka destekli teknolojiler, mali müşavirlerin rutin iş yükünü önemli ölçüde hafifletirken, onları stratejik danışmanlık rolüne taşıyor. Vergi süreçlerinden denetime, finansal analizden müşteri ilişkilerine kadar birçok alanda akıllı sistemler devreye giriyor. Artık mali müşavirler sadece hesap tutan değil; veriyi okuyan, riskleri yöneten ve geleceği planlayan profesyoneller olarak konumlanıyor.”

Rutin işlerden stratejik danışmanlığa geçiş

Yapay zeka destekli otomasyon, mali müşavirlerin yıllardır büyük zaman ayırdığı manuel ve tekrarlayan işlemleri önemli ölçüde azaltıyor. Otomatik veri işleme, fatura entegrasyonları ve mevzuat takibi gibi uygulamalar sayesinde operasyonel süreçler hızlanırken, hata payı da minimize ediliyor.

Bu dönüşüm, mali müşavirlerin iş tanımını köklü biçimde değiştiriyor. Evrak ve kayıt odaklı yapı yerini; finansal analiz, yorumlama ve karar destek hizmetlerine bırakıyor. Müşavirler, yapay zeka destekli sistemler sayesinde, müşterilerine yalnızca geçmiş veriler üzerinden değil, ileriye dönük öngörüler sunabiliyor.

Vergi, denetim ve mevzuata uyumda akıllı sistemler

Vergi beyannameleri, tahakkuk ve bildirim süreçleri, yapay zeka destekli çözümlerle daha hızlı ve güvenli bir yapıya kavuşuyor. Geçmiş verileri analiz eden algoritmalar, olası vergi risklerini önceden tespit edebilirken, anormal işlem kalıplarını belirleyerek hata ve usulsüzlük ihtimalini azaltıyor.Denetim süreçlerinde dijital güvence sağlayan bu sistemler, mali müşavirlerin kontrol gücünü artırırken mükellefler için de daha öngörülebilir ve şeffaf bir süreç sunuyor. Mevzuata uyumun otomatik olarak takip edilmesi, yasal yükümlülüklerin zamanında ve eksiksiz yerine getirilmesine katkı sağlıyor.

Veriye dayalı karar alma ve dijital müşteri deneyimi

Yapay zeka, büyük veri setlerini analiz ederek işletmelerin mali durumu hakkında kapsamlı öngörüler sunuyor. Grafiksel raporlar ve tahmin modelleri, mali müşavirlerin yalnızca geçmiş performansı değil, geleceğe yönelik risk ve fırsatları da değerlendirmesini mümkün kılıyor.Bununla birlikte, yapay zeka destekli sistemler, müşteri iletişiminde de önemli bir dönüşüm yaratıyor. Sık sorulan sorulara otomatik yanıtlar, kişiselleştirilmiş bilgilendirmeler ve proaktif hatırlatmalar sayesinde müşavir-mükellef ilişkileri daha hızlı, şeffaf ve verimli bir yapıya kavuşuyor.

MüşavirPro ile dijital çağda daha hızlı ve güvenli çalışma

Uyumsoft’un yapay zeka destekli, bulut tabanlı çözümü MüşavirPro’nun mali müşavirlerin dijital dönüşüm sürecinde önemli bir rol üstlendiğini vurgulayan Arif Ekemen, sözlerini şöyle tamamladı:

“MüşavirPro, bulut tabanlı yapısıyla mali müşavirlere her yerden erişim imkanı sunarken; Gelir İdaresi, SGK ve TÜRMOB gibi kurumlarla entegre çalışarak beyanname ve bildirim süreçlerini otomatikleştiriyor. Güncel mevzuata uyum sağlayan mimarisi ve yapay zeka destekli asistan özellikleri sayesinde, mali müşavirlerin rutin iş yükünü azaltarak daha katma değerli alanlara odaklanmasını sağlıyor. MüşavirPro, dijital çağda mali müşavirlerin daha hızlı, daha güvenli ve daha verimli çalışmasını mümkün kılan güçlü bir yardımcı olarak konumlanıyor.”