5 Ekim 2026 Pazartesi

Ege Adaları, Türk turistler için cazip bir seçenek haline geldi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Kapı Vizesi Kolaylığıyla Ege Adaları’na İlgi Artıyor

Son yıllarda Schengen vizesi için randevu bulma ve vize alma süreçlerinin uzaması, Türk seyahat severleri alternatif çözümlere yönlendirdi. Bu noktada Kapı Vizesi uygulamasıyla ziyaret edilebilen Ege Adaları, Türk turistler için cazip bir seçenek haline geldi.

2025 yılında Türkiye limanlarından Ege Adaları’nı ziyaret eden Türk vatandaşlarının sayısı 1 milyon 119 bin 472 olarak kaydedildi. Bu rakamın büyük kısmını günübirlik feribot yolcuları oluştururken, yaklaşık 70 bin Türk turist kruvaziyer gemileriyle adaları gezdi. 2026 yılının ilk 6 ayında ise 403 bin 333 Türk, kapı vizesiyle feribot seferleri aracılığıyla Ege Adaları’nı ziyaret etti. Yıl sonuna kadar geçen yılın rakamlarının aşılması ve kruvaziyer yolcularının sayısının 90 binin üzerine çıkması öngörülüyor.

Selectum Blu Cruises’tan Erken Rezervasyon Fırsatı

Türkiye’nin ilk ve tek Türk kruvaziyer gemisi Selectum Blu Cruises, 5 Ekim 2026 itibarıyla Ege Adaları turları için Erken Rezervasyon kampanyasını başlattı.


Şirketin Satış Müdürü Ceylan Tuncer, kampanya hakkında şu bilgileri paylaştı:

“Ege Adaları kruvaziyer turlarını Kapı Vizesi kolaylığı ile yalnızca biz gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği vizesi için randevu bulmanın zorlaştığı bu dönemde, misafirlerimiz basit birkaç evrak ile kapı vizesini alabiliyor.

Yunan makamları ile yaptığımız özel anlaşma sayesinde, tek bir kapı vizesi ile Rodos, Kos, Patmos ve Samos olmak üzere dört adaya kadar gezilebiliyor.

Erken rezervasyon kapsamında 349 Avro’dan başlayan fiyatlarla 3 ve 4 gecelik turlar sunuyoruz. Geminin doluluk oranına göre fiyatlar kademeli olarak artıyor. Kasım sonuna kadar devam edecek kampanyamızda en avantajlı fiyatlarla seyahat edebilmek için tüm seyahat severleri ve iş birliği yaptığımız acenteleri davet ediyoruz.”

Seyahat Acenteleri İçin Güçlü Bir Ürün

Selectum Blu Cruises’un sunduğu Yunan Adaları turları, Türkiye genelindeki seyahat acenteleri için yüksek satış potansiyeline sahip bir ürün olarak öne çıkıyor.

Ceylan Tuncer, acenteler açısından avantajları şöyle sıraladı:

Yüksek komisyon geliri ve misafir memnuniyetinin üst seviyede olması, satışları kolaylaştırıyor.

Schengen vizesi alamayan misafirlere, kapı vizesiyle alternatif sunulması acenteler için önemli bir çözüm.

Uygun fiyatlı ve kolay satılabilir olması, acentelerin portföyünde güvenle yer almasını sağlıyor.

Bazı acenteler, gemiyi komple charter ederek sıra dışı MICE organizasyonlarına imza attı. Bu da kruvaziyer turlarını yalnızca leisure değil, aynı zamanda kurumsal etkinlikler için de cazip hale getiriyor.

Selectum Blu Cruises, Türkiye genelinde MICE ve leisure satışları yapan acentelerle iş birliğini geliştirmeye ve onlara her türlü desteği sunmaya hazır olduğunu vurguluyor.

FARKLI COĞRAFYALARIN LEZZETLERİ İSTANBUL SOFRASINDA

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İSTANBUL’DA 200 LEZZET NOKTASI ÜNLÜ ŞEFLER TARAFINDAN TESCİLLENDİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen İstanbul Kültür Yolu Festivali, saray ve konak mutfaklarından esnaf lokantalarına, kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerden köklü işletmelere uzanan İstanbul’un zengin gastronomi mirasını 200’den fazla Lezzet Noktası ile keşfe sunuyor. TGA’nın Lezzet Noktası Projesi kapsamında kentin unutulmaya yüz tutmuş tatları ve usta hikayeleri de gastronomi meraklılarıyla buluşuyor.

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen Lezzet Noktası projesiyle, şehrin farklı semtlerindeki bu adresler ve yemeklerin hazırlanışındaki incelikler tanıtılıyor. Peki İstanbul mutfağında hangi lezzetler var? Şefler, İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programının açılışının gerçekleştiği Biz İstanbul Restoran’da şehrin lezzetlerinden bahsetti. “İstanbul mutfağını anlatmaya sofralar yetmez” diyen Vedat Başaran ve ev sahibi isimler kentin unutulmaya yüz tutmuş tariflerini de açığa çıkardı. 


FARKLI COĞRAFYALARIN LEZZETLERİ İSTANBUL SOFRASINDA

Gastronomi programının ev sahibi Michelin Bib Gourmand ödüllü Şef Vedat Başaran oldu. Michelin yıldızlı şefler Maksut Aşkar ve Emre Şen, yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan, akademisyen ve yemek kültürü yazarı Kübra Yüzüncüyıl ile içerik üreticisi Oğuz Yenihayat da İstanbul’un gastronomi rotalarında ev sahipliği yaparak şehrin lezzet keşfine katkı sundu.

Programın Fatih semti ayağında Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran ev sahibi olurken, Şef Emre İnanır, Şef Tahir Özkorkmaz, Ekonomi Yazarı Zeynep Aktaş ile Gastronomi Yazarı İpek İzci Güloğlu konuk isimler arasında yer aldı. Beyoğlu rotası Michelin Yıldızlı Şef Maksut Aşkar ev sahipliğinde, TV Programcısı Buse Yıldırım ve Şef Esen Hünal konukluğunda gerçekleşti. Beşiktaş’tan Yeniköy’e uzanan lezzet durakları İçerik Üreticisi Oğuz Yenihayat ev sahipliğinde, şef Yaren Çapar ve Şef Aras Çetin eşliğinde keşfedildi. 

Kadıköy rotasının ev sahibi Yemek Kültürü ve Tarihçisi Prof. Özge Samancı olurken, Mutfak Kültürü Yazarı Zeynep Kakınç, Michelin Yıldızlı Şef Serkan Aksoy, Gastronomi Yazarı Reha Tartıcı ve Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan konuk isimler arasında yer aldı. Programın Kanlıca, Beykoz ve Şile ayağında Michelin Yıldızlı Şef Emre Şen ev sahibi isim oldu. Fotoğrafçı Çiler Geçici, Seyahat Yazarı Bahar Akıncı, İçecek Danışmanı Alp Açık ve Şef Kaan Kayhan ise konuk oldu. 

Tarihi Yarımada Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran ev sahipliğinde, Şef Vedat Demir ve Gazeteci ve Gastronomi Yazarı İpek İzci Güloğlu konukluğunda keşfedildi. İstanbul Muhallebicileri ise Akademisyen ve Yemek Kültürü Yazarı Kübra Yüzüncüyıl ve Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan ev sahipliğinde; Michelin Tavsiye Listesinde Yer alan Şef Mevlüt Özkaya,Gazeteci ve Ekonomi Yazarı Zeynep Aktaş ve Michelin Tavsiye Listesinde Yer alan şef Sinem Özler konukluğunda keşfedildi. 

Esnaf lokantalarının tencere yemeklerinden kebap, döner ve köfteye; sakatat yemeklerinden zeytinyağlılara, börek ve mantıya kadar uzanan çeşitlilik, İstanbul sofrasının genişliğini anlattı. Kahve, turşu, boza ve yoğurt gibi gündelik hayatın lezzetleriyle sütlü tatlıların hazırlanışındaki ustalık da programın odağındaydı. Muhallebiciler ise ürünlerinin yanı sıra eski üretim araçları, dükkan düzenleri ve semt yaşamında sohbet ve buluşma mekanı olarak üstlendikleri rolle değerlendirildi.

“İSTANBUL MUTFAĞINI ANLATMAYA SOFRALAR YETMEZ”

Şef Vedat Başaran, İstanbul’u geniş bir coğrafyanın ürünlerinin, yemeklerinin ve pişirme tekniklerinin bir araya geldiği bir merkez olarak tanımladı. Kentin mutfak kültürünün zenginliğini, farklı toplulukların bir arada yaşaması ve yüzyıllar boyunca gelişen saray mutfağı geleneğiyle ilişkilendiren Başaran, “Sofralar yetmez İstanbul mutfağını anlatmaya” dedi.

İstanbul’a ilk kez gelenlere sokak aralarını keşfetmelerini ve rehberlerin önerdiği esnaf lokantalarına uğramalarını tavsiye eden Başaran, güne İstanbul simidiyle başlanabileceğini, öğle yemeğinde esnaf lokantalarının, akşam ise Boğaz’daki deniz ürünleri restoranlarının ya da et yemekleri sunan işletmelerin tercih edilebileceğini dile getirdi. Semtlerin kendine özgü yemek alışkanlıklarının da bu deneyimin bir parçası olduğunu vurguladı.

Başaran’ın İstanbul sofrasından önerileri arasında terbiyeli paça çorbası, etli yaprak sarması, fırında etli biber dolması ve kağıtta levrek yer aldı. Lezzet Noktası projesinin hem tüketiciler hem de üreticiler için farkındalık yarattığını belirten Başaran, işletmelerin ve ürünlerin kayıt altına alınmasının mutfak kültürünün korunması açısından önem taşıdığını söyledi. Projenin yeni yetişen aşçılara ve işletmecilere de katkı sunduğunu ifade ederek, “Çünkü en iyi eğitim, deneyimdir” dedi.

LÜFER, SİMİT VE SÜTLÜ TATLILAR İSTANBUL’UN TAT ÇİZGİSİNİ ANLATIYOR

Yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, İstanbul’a gelenlere mevsiminde lüfer ızgara, taş fırından çıkmış çıtır simit ve tavukgöğsü ile kazandibini önerdi. Lüferin İstanbul Boğazı’nı simgeleyen lezzetlerden biri olduğunu söyleyen Samancı, simidin çay ya da ayranla birlikte şehrin gündelik hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Tavukgöğsü ve kazandibinin ise İstanbul’un eski muhallebici dükkanlarını hatırlatan, kendine özgü tatlar olduğunu anlattı.

İstanbul mutfağını Osmanlı saray ve konak mutfaklarından gelişen, kentin farklı topluluklarıyla zenginleşen bir yemek kültürü olarak tanımlayan Prof. Özge Samancı, bu birikimin yazılı yemek kitaplarında ve ustaların elinde yaşamaya devam ettiğini ifade etti. İstanbul usulü zeytinyağlı dolmalardaki hafif tatlılık ve tarçın aromasına dikkat çeken Samancı; pirinç pilavı, mevsiminde kuzu eti, etli sebze yemekleri ve tatlıların da bu mutfağın karakterini oluşturduğunu söyledi.

Samancı, şehrin çok çeşitli yemeklere ev sahipliği yapmasının yanında İstanbul mutfağının özgün kimliğinin de korunması gerektiğini vurguladı. Esnaf lokantaları, muhallebiciler ve İstanbul usulü yemeklerin hem ziyaretçiler hem de İstanbullular tarafından tanınmasının önemine işaret ederek, Lezzet Noktası projesinin gastronomi turizmini destekleyen önemli bir adım olduğunu belirtti.

1941’DE BAŞLAYAN BALIKÇILIK GELENEĞİ, SOMON FÜMEYLE YAŞIYOR

Reşat Balık Market’in üçüncü kuşak işletmecisi Eyüp Ahmet Yazgüneş, 1941’de dedesi tarafından kurulan işletmenin balıkçılık geleneğini sürdürüyor. İşletmede en çok tercih edilen ürünün somon fümeli sandviç olduğunu belirten Yazgüneş, bu lezzetin hazırlanışındaki ayrıntıları anlattı.

Somonları önce fileto haline getirdiklerini, hafifçe tuzladıktan sonra kuruttuklarını söyleyen Yazgüneş, balıkların daha sonra füme ocağında meşe talaşıyla tütsülendiğini ifade etti. Ürünü mümkün olduğunca az tuzlu hazırlamaya özen gösterdiklerini belirtti.

İstanbul’a gelenlere kebap, lokum ve somon fümeli sandviç öneren Yazgüneş, kentte yaşayan Ermeni ve Rum topluluklarının da İstanbul mutfağına renk kattığını söyledi. Lezzet Noktası Projesini küçük esnaf açısından önemli bir destek olarak değerlendiren Yazgüneş, uzun yıllardır balıkçılık yapmasına rağmen işletmesini henüz keşfetmemiş kişiler bulunduğunu, proje sayesinde daha fazla ziyaretçiye ulaşmayı beklediğini anlattı.

1952’DEN BERİ MUHALLEBİCİLİK GELENEĞİNİ YAŞATAN ADRES

Kıztaşı Muhallebicisi’nin üçüncü kuşak işletmecisi Yunus Türkücü, 1952’den bu yana devam eden aile geleneğini yaklaşık 20 yıldır işletmenin başında sürdürüyor. İstanbul’a ilk kez gelenlere döner ve balık ekmeğin ardından sütlü tatlılar ile baklavayı öneren Türkücü, farklı kültürlerin bir arada yaşamasının şehrin yemeklerine ve tatlılarına yansıdığını belirtti.

İşletmenin öne çıkan tatlıları arasında tavukgöğsü ve kazandibinin yanı sıra bademli keşkül, fıstıklı muhallebi ve damla sakızlı muhallebi bulunduğunu anlatan Türkücü, son 10 yılda ürün çeşitliliğini artırarak müşterilerine hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.

Türkücü, Kültür ve Turizm Bakanlığının öncülüğünde gerçekleştirilen festival aracılığıyla bu lezzetlerin dünyaya tanıtılmasını değerli bulduklarını ifade etti.

EL ARABASINDAN BAKIR KAZANA DÖRT KUŞAKLIK KURU FASULYE HİKAYESİ

Kurufasulyeci Ali Baba’nın dördüncü kuşak işletmecisi Gökhan Güzel, aile işletmesinin hikayesinin 1924’te Şehzadebaşı’nda bir el arabasıyla başladığını anlattı. İşletmenin en çok bilinen yemeği kuru fasulyenin malzemelerini farklı şehirlerden temin ettiklerini belirten Güzel, fasulyenin Erzincan’dan, baharatların Gaziantep ve Şanlıurfa’dan, yemeğe lezzet katan biberin ise Bilecik’ten geldiğini anlattı. Kuru fasulyeyi bakır kazanda pişirdiklerini, ocaktaki pişirme işleminin ardından kömür ateşinde dinlendirdiklerini söyleyen Güzel, bakır kazanın yemeğin lezzetindeki önemine dikkat çekti.

İstanbul’da Anadolu’nun farklı lezzetlerine ulaşılabildiğini ifade eden Güzel, ziyaretçilere simit ve ayran eşliğinde kısa bir Boğaz turu, ardından balık ekmek ve kuru fasulye önerdi. Lezzet Noktası Projesinin, işletmelerin sosyal medya ve televizyon aracılığıyla daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağladığını belirtti.

İSTANBUL’UN LEZZET HARİTASINDA 200’DEN FAZLA DURAK

Festivalin gastronomi rotası, İstanbul’u ziyaret edenlere kendi lezzet keşiflerini planlayabilecekleri bir rehber sunuyor. Şeflerin ve yemek kültürü araştırmacılarının değerlendirmeleriyle kuşaklar boyunca sürdürülen işletme hikayeleri, bu adreslerde yaşatılan mutfak birikimini yakından tanıma imkanı sağlıyor.


BAKAN ERSOY VE THY YÖNETİMİNDEN TURİZM ZİRVESİ


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


BAKAN ERSOY VE THY YÖNETİMİNDEN TURİZM ZİRVESİ

TURİZMDE YENİ ROTALAR: ALTERNATİF PAZARLAR VE YENİ UÇUŞ NOKTALARI MASADA

BAKAN ERSOY: “TÜRKİYE MARKASINI GÜÇLENDİRMEYİ HEDEFLİYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Hava Yolları yönetimini İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’nde kabul etti. Ersoy, bölgesel gelişmelerin hava ulaşımına etkileri çerçevesinde uçuş kapasitesinin alternatif pazarlarla desteklenmesini ve yeni destinasyonların uçuş ağına kazandırılmasını ele aldıklarını belirterek, “Bayrak taşıyıcımız THY’nin dünyaya uzanan uçuş ağıyla ülkemizin kültür ve turizm zenginliğini daha geniş kitlelerle buluşturmayı, Türkiye markasını güçlendirmeyi hedefliyoruz.” ifadelerini kullandı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türk Hava Yolları Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Murat Şeker, Genel Müdür Ahmet Olmuştur ve Genel Müdür Yardımcısı Harun Baştürk ile bir araya geldi.

İstanbul Atatürk Kültür Merkezi’ndeki kabulde, Kültür ve Turizm Bakanlığı Tanıtma Genel Müdürü Timuçin Güler ile Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) Genel Müdürü Sinan Seha Türkseven de yer aldı.

Uçuş kapasitesi için alternatif pazarlar gündemde

Bakan Ersoy, kabule ilişkin sosyal medya paylaşımında, Türkiye’nin turizmdeki yükselişini destekleyecek iş birliği imkânlarını, hedef pazarlardaki tanıtım çalışmalarını ve ülkeye yönelik seyahat talebini artıracak ortak adımları ele aldıklarını bildirdi.

Bölgesel gelişmelerin hava ulaşımına etkisinin de görüşüldüğünü belirten Ersoy, şu ifadeleri kullandı:

“Bölgemizde yaşanan gelişmelerin hava ulaşımına etkileri çerçevesinde, uçuş kapasitesinin alternatif pazarlarla desteklenmesini ve yeni destinasyonların uçuş ağına kazandırılması üzerine görüş alışverişinde bulunduk.”

Türkiye’nin tanıtımında ortak hedef

Türkiye’nin kültür ve turizm zenginliğinin uluslararası alanda daha geniş kitlelere ulaştırılması, görüşmenin öne çıkan başlıkları arasında yer aldı. THY’nin uçuş ağı ile hedef pazarlardaki tanıtım çalışmalarının Türkiye turizmine sağlayacağı katkılar ele alındı.

Ersoy, paylaşımında turizmi yılın tamamına ve Türkiye’nin dört bir yanına yayma hedefini de vurgulayarak, “Turizmi yılın tamamına ve ülkemizin dört bir yanına yaymak için kurumlarımız arasındaki iş birliğini geliştirmeyi sürdüreceğiz.” açıklamasında bulundu.

Bakan Ersoy, THY yönetimine ziyaretleri ve Türkiye turizmine sundukları katkılar dolayısıyla teşekkür etti.


Lidya Grup, SIGN İstanbul 2026’da, son on yılın en geniş ürün yelpazesini sergiledi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Lidya Grup, SIGN İstanbul 2026’da teknoloji şovu yaptı 

Lidya Grup, SIGN İstanbul 2026’da, son on yılın en geniş ürün yelpazesini sergiledi 

Dijital baskı sektörünün öncüsü Lidya Grup, dünya çapındaki global markalarla yaptığı iş birlikteliği ile sektördeki lider konumunu güçlendiriyor. Xerox, Keundo, Flora, JWEI, Epson, Duplo, EFI’nin aralarında bulunduğu globalmarkalarının Türkiye yetkili temsilcisi olan şirket, geniş ürün yelpazesi veuçtan uca sunduğu teknolojiyle dijital baskı sektörüne yön veriyor. Yeşilköy İstanbul Fuar Merkezi (İFM)’de,23- 26 Eylül tarihleri arasında,27.’ci kez düzenlenen SIGN İstanbul 2026’ya katılan Lidya Grup, son 10 yılın en geniş ürün ve teknoloji yelpazelerinden birini fuarda ziyaretçilerle buluşturdu. Flora’nın flatbed, 3,20 metre ve 5 metre hibrit olmak üzere üç yeni endüstriyel UV baskı makinesini sergiledi. Xerox’un PX300 ve PX500 modelleri, 80 ve 100 kopya hızları ve 6 renkli baskı özellikleriyle öne çıktı. Keundo’nun, 8 renk baskı makinesi ile 60 x 90 santimetre formatında kabartmalı baskı yapabilen 3 boyutlu UV baskı makinesi ülkemizde ilk kez tanıtıldı. JWEI, üst segment kesici ürün gamının büyük bölümünü yenileyerek fuarda yeni nesil çözümlerini sergiledi. Fuarda, Keundo 6090 3D; Xerox PX 500; Flora Xtra 5000H; Flora Xtra 3300H; Flora XtraQ25 ; JWEI SG 2132 ; Keundo Q4-180 UV ; Keundo KI-160S Ecosolvent ; Keundo Q4-320 UV ; Xerox C9281 ; Xerox B9100 ; Keundo 6090 UV’nin olduğu makineler teknoloji şovuna imzasını attı. Fuarın buluşma noktası olan standında, ülke genelinden ziyaretçilerini ağırlarken, fuara özel kampanyalı fiyatları ve uygun finansman çözümleri ile ses getirdi. 

Büyüme odaklı stratejilerle zirveye  

Lidya Grup, büyüme odaklı bir vizyonla hareket ederek sektördeki liderliğini güçlendirmeye devam ediyor. Şirket olarak büyüme odaklı olduklarını ifade eden Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Global iş ortaklıklarımız ve yenilikçi çözümlerimizle, hem mevcut müşteri portföyümüzü genişletiyoruz, hem sektöre yeni fırsatlar kazandırıyoruz. Hedefimiz, yalnızca iş hacmini artırmak değil, aynı zamanda teknolojik gelişmelere öncülük etmektir.” diyerek şirketin hedeflerine olan bağlılığını vurguluyor. 2026 ve devam eden yıllara ilişkin büyüme stratejileri paralelinde,Lidya Grup yatırımlarını kararlılıkla sürdürerek, sektörüne yön vermeye devam ediyor. Bu kararlılık, Lidya Grup’un pazardaki gücünü artırırken, müşterilerine kesintisiz hizmet sunmasının temelini oluşturuyor. 

Yatırımlar hız kesmeden devam ediyor  

Lidya Grup, hem Türkiye, hem EMEA bölgesindeki etkin şirketlerden birisi olmasıyla sektördeki başarısını kanıtlıyor. Geniş ürün yelpazesiyle dijital baskı sektöründe uçtan uca çözümler sunduklarını ifade eden Lidya Grup Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Dijital baskının güçlü aktörlerinden birisi olarak, müşterilerimize en inovatif çözümleri ve değeri sunuyoruz. Xerox, Keundo, Flora, JWEI, Epson, Duplo, EFI globalmarkalarınınTürkiye yetkili temsilcisi olarak, gücümüze güç katıyoruz ve yatırımlarımıza hız kesmeden devam ediyoruz.Lidya Grup, dijital baskının yalnızca bugününü değil, geleceğini de şekillendiren işbirliktelikleriyle, hem müşterilerine hem de sektörüne ilham vermeye devam edecektir.”dedi. 

Dijital baskı sektöründe ilham veren çözümler

Dijital baskı makineleri sektöründe uçtan uca sundukları ürün gamınımüşteri memnuniyetiyle birleştirdiklerini anlatan Lidya Grup Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Adem Özşunları kaydetti: 

“Sektördeki lider konumumuz, sadece yenilikçi çözümlerle değil, aynı zamanda müşteri odaklı yaklaşımımız ile güçleniyor. Dijital baskı makineleri alanında uçtan uca sunduğumuz çözümler, pazarda şirketimizi farklılaştırırken, sektörün geleceğini şekillendiren bir güç olarak konumlanmamızı sağlıyor. Fuarın olduğu tarihler, sektörümüzde hareketli dönemler olduğu için beklentilerimiz yüksektir. Lidya Grup olarak,katıldığımız fuarlarda, temsil ettiğimiz markalardan son teknolojileri sergiliyoruz. Standımıza gelen tüm ziyaretçilerimize dijital baskı alanında son teknolojileri deneyimleme fırsatı sunuyoruz. Kobi’lerden endüstriyel işletmelere kadar her sektöre ve her segmente hizmet veriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Dijital baskı pazarında büyüme rüzgarı esiyor 

Dijital baskı sektörü, bu yıl ve devam eden yıllarda teknolojik yeniliklerin hız kazanacağı bir döneme giriyor. Printer pazarındaki yaklaşık 40 milyar dolarlık dijital baskı pazarı payının, önümüzdeki birkaç yıl içerisinde 100 milyar doları bulması öngörülüyor. Kağıttan başlayarak metal, ahşap, deri, cam ve seramik gibi çok çeşitli yüzeylere baskı uygulamalarına kadar genişleyen bu dönüşüm, farklı sektörlerde yenilikçi fırsatları artırıyor. Lidya Grup, yüksek kaliteli dijital baskı makineleri teknolojileri ile müşterilerinin büyüme yolculuğuna eşlik ediyor. Teknolojik gelişim ve sektörel yenilikler, dijital baskının erişilebilirliğini artırırken, pazarı daha sürdürülebilir ve verimli bir hale getirmeye devam ediyor. 


4 Ekim 2026 Pazar

Elite World Hotels& Resorts, 50’nci Yılını Ekip Arkadaşları ve Çocuklarıyla Kutladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Elite World Hotels& Resorts, 50’nci Yılını Ekip Arkadaşları ve Çocuklarıyla Kutladı

Elite World Hotels& Resorts, 50 yıllık marka hafızasını ekip arkadaşları ve geleceğin teminatı olan çocuklarıyla KidZania İstanbul içindeki Elite World deneyim alanında eğlenceli bir etkinlikle bir araya gelerek kutladı. 

Türkiye’nin önde gelen otel zincirlerinden Elite World Hotels& Resorts, turizm sektöründeki yarım asırlık deneyimini gelecek kuşaklara taşımak amacıyla ekip arkadaşları ve çocuklarıyla birlikte Kidzania İstanbul içindeki Elite World deneyim alanında bir araya geldi.  Yarım asırlık bu köklü mirası yarınlara taşıyacak olan en değerli varlıkları; ekip arkadaşları ve çocuklarıyla buluşturan Elite World, KidZania İstanbul’da unutulmaz bir 50. yıl etkinliğine imza attı.


Gelecekle kurulan güçlü bağ 

Geçmişinden aldığı güçle geleceğe güvenle bakan Elite World Hotels& Resorts, çocukların deneyimle öğrendiği çocuk şehri KidZania bünyesindeki aktivite alanında anlamlı bir etkinliğe imza attı. Çocuklar gün boyunca konaklama sektörü başta olmak üzere farklı meslekleri deneyimlerken, ekip arkadaşları da aileleriyle birlikte bu gururu ve mutluluğu paylaştı.

Yarım asırdır misafirperverlik anlayışını insan odaklı vizyonuyla şekillendiren Elite World, markanın yolculuğunda katkısı bulunan ekip arkadaşları ve geleceği temsil eden çocuklarla eğlenceli bir etkinlikle bir araya gelirken; 50 yıllık bu güçlü bağın önümüzdeki dönemde de yeni başarılarla perçinleneceğini vurguladı.

Gönüllü Turizm Elçileri

KidZania İstanbul’un ilk otel markası olan Elite World Hotels& Resorts, çocuklara turizmi sevdirmeyi ve geleceğin turizm elçilerini yetiştirmeyi hedefiyle hizmet veriyor. Kidzania İstanbul içindeki Elite World deneyim alanında çocuklar, Restoran Servis Görevlisi ve Kat Hizmetleri Görevlisi gibi roller üstlenerek, misafirperverliğin ve turizm dünyasının inceliklerini öğreniyor. Çocuklar bu deneyim sayesinde görgü kuralları, hijyen, sorumluluk, saygı, dayanışma, özgüven ve cesaret gibi değerleri de keşfediyor.


Çırağan PalaceKempinski İstanbul ve MEMEDER Meme Kanseri Farkındalığı İçin El Ele


HABER-ARTİN-SİRİNPINAR


12 Yıldır Çırağan PalaceKempinski İstanbul ve MEMEDER Meme Kanseri Farkındalığı İçin El Ele

Eşsiz konumu, göz alıcı mimarisi, zengin tarihi ve benzersiz güzelliğiyle şehrin en önemli simgelerinden biri olan Çırağan PalaceKempinski İstanbul, bu yıl da Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ile birlikte meme kanseri farkındalık ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çekiyor. 12 yıldır aralıksız sürdürülen iş birliği, toplumda meme sağlığı bilincini artırmak ve farkındalığı yaygınlaştırmak adına güçlü bir adım niteliği taşıyor. 

Boğaz kıyısında Osmanlı İmparatorluğu’ndan günümüze ulaşan tek saray ve otel olma özelliğini taşıyan Çırağan PalaceKempinski İstanbul, Ekim ayı boyunca #CiraganSarayiPembeOluyor ve #MemeSagligimElimde mesajlarıyla MEMEDER’in farkındalık çalışmalarına destek veriyor. Saray genelinde gerçekleştirilecek uygulamalarla hem misafirlerin hem de çalışanların bu önemli konuda bilinçlenmesine katkı sağlanması amaçlanıyor.

Çırağan Sarayı Ekim Ayı Boyunca Pembe Oluyor

Çırağan Sarayı’nın Boğaz’a bakan tarihi cephesi ve ünlü tarihi kapıları, Ekim ayı boyunca pembe ışıklarla aydınlatılıyor. Çırağan Sarayı çalışanları ay boyunca üniformalarının yakalarında pembe kurdeleler taşıyarak farkındalığa destek veriyor. MEMEDER yönetim ekibi de otel çalışanlarına yönelik farkındalık eğitimleri düzenliyor. Otelde konaklayan misafirler, ay boyunca faturalarına isteğe bağlı bağış ekleyerek MEMEDER’e katkıda bulunabiliyor. Ortak alanlarda ve restoranlarda, meme kanserinde erken teşhisin önemiyle ilgili bilgilendirme çalışmaları yer alıyor. Sarayın farklı noktalarında ise pembe çiçek aranjmanları misafirleri karşılıyor.


Farkındalık Lezzetle Buluşuyor

Çırağan PalaceKempinski İstanbul, meme kanseri farkındalığını bu yıl da gastronomi deneyimine taşıyor. 

Saray pastanesinin usta şefleri tarafından hazırlanan dev boyutlu pembe çikolatadan Çırağan Sarayı maketi, lobi alanında misafirleri karşılıyor. Gazebo’da masalarda meme kanserinde erken tanının önemini anlatan bilgi kartları yer alırken, Ekim ayı boyunca çayın yanında pembe baklava, kahve sunumlarında ise Çırağan Sarayı silüetindeki pembe madlen çikolatalar misafirlere ikram ediliyor. Bunun yanı sıra, otelin online alışveriş sitesi Çırağan PalaceShop’ta satışa sunulan Çırağan Sarayı ve Tarihi Kapı formundaki pembe ruby madlen çikolatalar ile “Fit Lezzetler” kategorisindeki şeker ilavesiz ürünlerden elde edilen gelir, ay sonunda MEMEDER’e bağışlanacak.

Çırağan PalaceKempinski İstanbul Genel Müdürü ve KempinskiResidences Türkiye Bölge Direktörü RalphRadtke, iş birliğine ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi: “Çırağan PalaceKempinski İstanbul olarak MEMEDER ile 12 yıldır aynı amaç etrafında bir araya gelmenin bizim için ayrı bir anlamı var. Toplumsal sorumluluğu, dönemsel bir destekten çok, uzun soluklu bir bağlılık ve kurum kültürümüzün doğal bir parçası olarak görüyoruz. On iki yıldır kesintisiz devam eden bu iş birliğinin, meme kanserinde erken tanı konusunda farkındalığın güçlenmesine katkı sağlamasından mutluluk duyuyoruz. MEMEDER’in değerli çalışmalarının yanında olmaya ve birlikte daha fazla insana ulaşmaya devam edeceğiz.’’

MEMEDER Kurucusu, Onursal Başkanı ve Senologic International Society Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen, meme kanserinin erken tanı sayesinde büyük ölçüde tedavi edilebilen bir hastalık olduğuna dikkat çekerek şöyle konuştu: “Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. Ancak erken tanı sayesinde tedavi başarısı önemli ölçüde artıyor. Bu nedenle toplumun bilinçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Çırağan PalaceKempinski İstanbul ile 12 yıldır sürdürdüğümüz iş birliği sayesinde her yıl binlerce kişiye ulaşarak farkındalık oluşturmaya devam ediyoruz. Bu değerli desteğin, daha fazla kadının erken tanıyla hayatına sağlıklı şekilde devam etmesine katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

MEMEDER Yönetim Kurulu Başkanı Leman Otru ise “Çırağan PalaceKempinski İstanbul ile yıllardır sürdürdüğümüz iş birliğinin toplumda meme sağlığı bilincinin yaygınlaşmasına önemli katkılar sağladığını görmek bizler için son derece kıymetli. Her yıl daha fazla kişiye ulaşmamıza imkan tanıyan bu destek sayesinde erken tanının önemini daha da güçlü bir şekilde anlatabiliyoruz. Aynı kararlılıkla daha fazla kadının hayatına dokunmak ve farkındalığı büyütmek için çalışmalarımızı sürdüreceğiz” dedi.


3 Ekim 2026 Cumartesi

CoralGroup Hotels’den turizmi 4 mevsime yayma hamlesi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


CoralGroup Hotels’den turizmi 4 mevsime yayma hamlesi 

Türkiye, Yunanistan ve Mısır’da farklı segmentlerde hizmet veren Coral Group Hotels, tesislerinde operasyon sürelerini uzatarak resort konaklama anlayışında yeni bir döneme adım atıyor.  Grup; uzatılan yaz sezonu, kış dönemi odaklı toplantı/kongre (MICE) altyapısı ve yenilenen wellness olanaklarıyla konuklarını yıl geneline yayılan bir tatil anlayışıyla ağırlamayı hedefliyor.

Coral Group Hotels; Marvida, Seven Seas ve Xanadu markaları altında sunduğu konaklama deneyimini yaz aylarının ötesine taşıyor. Konuk profilini ve seyahat motivasyonlarını dört mevsime yaymayı amaçlayan grup, Türkiye’deki tesislerinde sezon kapanış tarihlerini ileriye taşırken; Mısır’daki otellerinde ise yıl boyunca kesintisiz hizmet vermeye devam ediyor.

Sezon uzuyor, kış konaklamaları odak noktası oluyor

CoralGroupHotels, Türkiye’deki Seven Seas Hotel Life ve Marvida Family Eco tesislerinde sezon kapanışlarını bir ay ileriye taşıyarak operasyon süresine 30 gün ekledi. Grubun amiral gemilerinden Xanadu Resort Belek ise kısa süreli yıllık bakım dönemi dışında yılın 11 ayı boyunca kapılarını açık tutuyor.   Operasyon sürelerinin uzaması, çalışanların yıl içinde daha uzun süre istihdam edilmesine olanak tanırken hem personelin gelir sürekliliğine hem de ülke ekonomisine katkı sağlıyor.

Dört mevsim turizm hamlesinin bir sonraki büyük adımı ise 2027 kış sezonunda atılacak. Kış döneminde de kapılarını açık tutması planlanan Seven Seas Hotel Life, düzenlenmiş kapalı alanları, ısıtmalı havuzları, yenilenen spa ve restoran konseptleriyle 12 ay boyunca misafir ağırlamaya hazırlanıyor.

Kışın kongre ve sağlık turizmi, sonbaharda “Mind& Body”

Düşük sezon olarak nitelendirilen sonbahar ve kış aylarında tesislerdeki misafir profili ve konaklama amaçları da çeşitleniyor. Bu kapsamda özellikle Xanadu Resort Belek, geniş kapasiteli ana konferans salonu, ek toplantı merkezleri ve teknik altyapısıyla kış aylarında uluslararası toplantı, kongre ve MICE gruplarının önemli adreslerinden biri hâline geliyor.

Okulların açılmasıyla birlikte daha sakin ve yetişkin odaklı bir döneme giren sonbahar aylarında, zihinsel ve bedensel arınmayı hedefleyen “Mind& Body” aktiviteleri ile Spa/Wellness paketleri öne çıkıyor. Yaz aylarında deniz ve güneş odaklı seyahatler ağırlık kazanırken, sonbahar ve kış döneminde sağlıklı yaşam ile ‘Mind & Body’ teması ve tesislerin çevresindeki doğal güzellikler konaklama deneyiminde daha belirleyici hâle geliyor.

Kış döneminde Türkiye tesislerinde ağırlıklı olarak DACH bölgesi (Almanya, Avusturya, İsviçre), İngiltere, Polonya, Rusya ve iç pazardan gelen, daha çok 50 yaş üzeri ve çocuksuz seyahat eden konuklar ağırlanıyor. Bu dönemdeki konuk profili içinde emekli ve ileri yaş grubundaki misafirler öne çıkıyor.

Mısır tesislerinde yıl boyunca kesintisiz operasyon

Mısır’da faaliyet gösteren Xanadu Makadi Bay, Xanadu Club Makadi Bay ve Seven Seas Jolie Bay tesisleri ise 12 ay boyunca kesintisiz hizmet sunmayı sürdürüyor. Mısır operasyonlarında her şey dahil aile konseptlerinin yanı sıra sadece yetişkinlere özel (AdultOnly) konaklama seçenekleriyle Avrupa ve Doğu Avrupa pazarlarından yoğun talep alınıyor. Kış döneminde başlıca kaynak pazarları Almanya, Avusturya, İsviçre, Polonya, Rusya ve Baltık ülkeleri oluşturuyor. Romanya, Çekya ve Slovakya’dan da talep alınırken, Birleşik Krallık son iki yılda hareketlenen pazarlar arasında yer alıyor.

“Amacımız her sezon özel deneyim sunmak” 

CoralGroup Hotels COO’su Hakan Yılmaz, konuya ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:“Coral Group Hotels olarak tek bir standart marka kalıbı yerine; Marvida, Seven Seas ve Xanadu markalarımızla farklı beklentilere yanıt veren esnek bir portföy sunuyoruz. Amacımız, turizm hareketliliğini sadece yaz aylarıyla sınırlı tutmayıp kışın ve ara sezonlarda da nitelikli konaklama çözümleri üretmek. Altyapısını güçlendirdiğimiz tesislerimizde sürdürülebilirlik ve yüksek kalite standartlarımızdan ödün vermeden, misafirlerimize yılın her gününde fiyat-performans dengesinin ötesinde bir tatil deneyimi yaşatmaya devam edeceğiz.”