31 Ağustos 2026 Pazartesi

GIPSY KINGS BY ANDRÉ REYES, XO CAPE ARNNA’DA AKDENİZ RİTMİNİ ZİRVEYE TAŞIDI

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GIPSY KINGS BY ANDRÉ REYES, XO CAPE ARNNA’DA AKDENİZ RİTMİNİ ZİRVEYE TAŞIDI

29 Ağustos gecesi XO Cape Arnna, dünyaca ünlü Gipsy Kings by André Reyes’in enerjisiyle yaz sezonunun unutulmaz müzik deneyimlerinden birine ev sahipliği yaptı. Müzik, dans ve Akdeniz ruhunun buluştuğu gece, XO Cape Arnna’nın “Feeling Alive” dünyasını sahneye taşıdı.

XO Cape Arnna’da sahne alan Gipsy Kings by André Reyes, kendine özgü flamenko, rumba ve pop ezgileriyle geceye damgasını vurdu. Yaklaşık yarım asra uzanan müzik mirasıyla dünya sahnelerinde iz bırakan Gipsy Kings, rumba flamenca’yı uluslararası müzik dünyasına taşıyarak kendine özgü bir sound yarattı. Grubun orijinal üyelerinden André Reyes tarafından sürdürülen bu müzik mirası; “Bamboléo”, “Djobi Djoba” ve “Volare” gibi kuşakları aşan ikonik parçalarla bugün de dünyanın dört bir yanında dinleyicilerle buluşmaya devam ediyor.


Grubun güçlü sahne performansı, hareketli ritimleri ve hafızalara kazınan parçaları XO Cape Arnna misafirlerine yüksek enerjili bir müzik deneyimi yaşattı. İlk şarkılardan itibaren yükselen enerji gece boyunca devam ederken, misafirler şarkılara hep birlikte eşlik etti. Dansın hiç durmadığı gecede Gipsy Kings by André Reyes’in sahne enerjisi, XO Cape Arnna’nın dinamik atmosferiyle buluştu; anı yaşamak, ritme kapılmak ve kendini gerçekten canlı hissetmek gecenin ruhuna dönüştü.

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca dinleyiciye ulaşan Gipsy Kings’in karakteristik sound’u, XO Cape Arnna’da Akdeniz ruhuyla buluşurken müzik, dans ve eğlence gecenin her anına yayıldı.

Gastronomiden spora, sanattan müziğe uzanan farklı deneyimleri tatilin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran XO Cape Arnna, sezon boyunca uluslararası isimleri ve özel etkinlikleri misafirleriyle buluşturarak yalnızca dinlenilen değil, hayatın enerjisinin hissedildiği anlar yaratmaya devam ediyor.


 XO Cape Arnna Hakkında

Türkiye Rivierası’nın muhteşem sahil şeridinde, Fethiye’nin Çalış Koyu’nun kalbinde yer alan ve Dalaman Havalimanı’na sadece 45 dakikalık mesafede bulunan XO Cape Arnna, Melden Group bünyesindeki XO Collection’ın ilk tesisi olarak öne çıkıyor. XO Cape Arnna, nefes kesici doğal ve tarihi çevresiyle bütünleşen çağdaş zarafet ve üst düzey her şey dahil hizmet anlayışını kusursuz bir şekilde bir araya getiriyor. İki farklı deneyim sunan tesis, The Club’ta yalnızca yetişkinlere özel ayrıcalıklı bir alan ve The Resort’ta aile dostu canlı bir tatil atmosferi hem dinlenmek hem de macera arayan seçkin misafirlere hitap ediyor. Toplam 100.000 m²’lik geniş bir alana yayılan tesis; 527 oda, 18 dünya standartlarında yeme-içme noktası, aquapark, spa ve çok sayıda spor alanı gibi etkileyici deneyimler sunuyor. Bulunduğu çevrenin güzelliğinden ilham alan tasarım anlayışıyla XO Cape Arnna, Türkiye Rivierası’nda lüks konaklamada yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor.


 XO Collection Hakkında

XO Collection, Liberty Hospitality Group’un onlarca yıla dayanan köklü mirasından doğmuş, Özyer Group bünyesindeki Melden Group çatısı altında yer alan yeni bir lüks konaklama markasıdır. Türkiye kökenli markanın misyonu; köklü mirası ve geleneksel değerleri modern tasarım, unutulmaz deneyimler ve zarafetle harmanlayarak her şey dahil tatil konseptini yeniden tanımlamak. Hem yetişkinlere hem de çocuklara hitap edecek şekilde tasarlanan bu yaklaşım ise markanın temelini oluşturuyor. XO Collection, Nisan 2025’te Türkiye’nin Fethiye bölgesinde açılan ilk tesisi XO Cape Arnna ile faaliyete başlamış olup, ilerleyen dönemde yeni tesislerini duyurmayı planlıyor.

The Grand Tarabya Managed by Accor’un Yeni Yiyecek & İçecek Direktörü: Melih Kayır


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


The Grand Tarabya Managed by Accor’un Yeni Yiyecek & İçecek Direktörü: Melih Kayır

2025 yılında Accor yönetimine geçen ve önümüzdeki dönemde Fairmont’a dönüşecek olan The Grand Tarabya Managed by Accor’un Yiyecek & İçecek Direktörü görevine, uluslararası lüks otelcilik sektöründe 10 yılı aşkın deneyime sahip olan Melih Kayır atandı.

 Kariyerine Amerika Birleşik Devletleri’nde JW Marriott Austin’de başlayan Kayır; ardından BVLGARI Resort and Residences Dubai, The Abu Dhabi EDITION ve The Reykjavik EDITION’da farklı görevler üstlendi. Abu Dhabi EDITION’daki dört yıllık kariyeri boyunca üç kez terfi ederek Restoran Genel Müdürü pozisyonuna yükselen Kayır, yönettiği restoranlarla önemli uluslararası başarılara imza attı.

 Uluslararası deneyiminin ardından Türkiye’ye dönerek Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’da Yiyecek & İçecek Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Kayır, otelin tüm seçkin yeme-içme operasyonlarının yönetimini yürüttü. Son olarak D Maris Bay’de Yiyecek & İçecek Direktörü pozisyonunu üstlenen Kayır, içlerinde Zuma ve La Guerite gibi dünyaca ünlü markaları barındıran 16 farklı yeme-içme noktasının operasyonunu yönetti.

 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü mezunu olan ve Cornell University’den Turizm ve Otelcilik Yönetimi sertifikasına sahip Melih Kayır, uluslararası lüks otelcilik ve yeme-içme operasyonlarındaki deneyimiyle The Grand Tarabya Managed by Accor ekibine Yiyecek & İçecek Direktörü olarak katıldı.

 

The Grand Tarabya Managed by Accor

İstanbul’un Boğaziçi kıyısındaki seçkin Tarabya semtinde yer alan ve yakında Fairmont markasına dönüşecek olan, The Grand Tarabya Managed By Accor Oteli, dünya çapında 110’dan fazla ülkede 5.600’den aşkın tesisi bulunan lider konaklama grubu Accor’un İstanbul’daki 38. otelidir. Boğaziçi’nin eşsiz konumunda yer alan The Grand Tarabya Managed by Accor, İstanbul’un kültürel ve tarihi cazibe merkezlerine kısa bir mesafede bulunuyor; misafirlerine lüks ve kalite eşliğinde; her noktasından ayrı ayrı muhteşem manzaralar ve huzurlu bir sahil ortamı sunuyor. 1966’da Türkiye’nin ilk beş yıldızlı otellerinden biri olarak açılan ve 2013’te yenilenerek tekrar hizmete giren The Grand Tarabya, uzun yıllardır zarafet ve güzelliğin simgesi olarak öne çıkmaktadır. Tesis; 248 oda ve suit, 29 rezidans, yedi farklı yeme-içme noktası ve kapsamlı bir wellness merkezine sahiptir. The Grand Tarabya Managed by Accor, yeni Genel Müdürü Uğur Talayhan yönetiminde yola devam etmektedir.


TROYA’NIN HİKÂYESİ ROMA’DA 2 MİLYONU AŞKIN ZİYARETÇİYLE BULUŞTU

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TROYA’NIN HİKÂYESİ ROMA’DA 2 MİLYONU AŞKIN ZİYARETÇİYLE BULUŞTU

KOLEZYUM’DAKİ TROYA VE ROMA SERGİSİ 2 MİLYON 66 BİN 178 ZİYARETÇİYE ULAŞTI

BAKAN ERSOY: “KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZİ ULUSLARARASI ÖLÇEKTE TANITMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İtalya ile yürütülen kültürel iş birliği kapsamında Kolezyum’da açılışı gerçekleştirilen “Troia ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri” sergisinin 2 milyon 66 bin 178 ziyaretçiye ulaştığını açıkladı. Bakanlığa bağlı müzelerden 221 eserin yer aldığı, İtalya ve Vatikan müzelerinden eserlerle birlikte 300’ün üzerinde eseri bir araya getiren sergi 18 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Roma’daki Kolezyum’da ziyarete açılan “Troia ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri” sergisinin ulaştığı ziyaretçi sayısını sosyal medya hesabından paylaştı.

Ersoy, “Troia’nın hikâyesi Roma’da milyonlarla buluşuyor.” ifadelerini kullanarak serginin 2 milyon 66 bin 178 ziyaretçiye ulaştığını bildirdi.

İtalya ile yürütülen kültürel iş birliği kapsamında Kolezyum’da açılışı gerçekleştirilen sergide Bakanlığa bağlı müzelerden 221 eserin yer aldığını belirten Ersoy, İtalya ve Vatikan müzelerinden eserlerle birlikte 300’ün üzerinde eserin ziyaretçilerle buluştuğunu kaydetti.

Serginin Troya Savaşı’ndan Homeros’un İlyada’sına, Aeneas’ın İtalya yolculuğundan Roma’nın kurucularının Anadolu kökenine uzanan ortak tarihî mirası dünyaya anlattığını vurgulayan Ersoy, “18 Ekim’e kadar açık kalacak sergimizle kültürel değerlerimizi uluslararası ölçekte tanıtmaya, kültürel diplomasi yoluyla Türkiye ile İtalya arasındaki bağları güçlendirmeye devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.


Troia’dan Roma’ya Uzanan Ortak Hafıza

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığı arasında yürütülen kültürel iş birliği projeleri kapsamında hazırlanan serginin açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile İtalya Kültür Bakanı tarafından 11 Haziran'da özel bir törenle gerçekleştirildi. “Troia e Roma. Miti, leggende, storie del Mediterraneoantico” adıyla düzenlenen sergi 12 Haziran'da tarihinde ziyarete açıldı.

Küratörlüğü Kolezyum Arkeoloji Parkı ile Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce üstlenilen sergide; Troya Savaşı, dönemin Anadolu’sunun siyasi ortamı, Homeros’un İlyada adlı eserinde geçen hikâye ve mitler, savaşın sonunda yeni bir yurt kurma amacıyla Troya’dan kaçan Aeneas’ın İtalya’ya yolculuğu ve Roma’nın kurucularının Anadolu’lu olması konu ediliyor.

300’ün Üzerinde Eser Kolezyum’da

Sergide 221’i Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müzelerden olmak üzere İtalya ve Vatikan müzelerinden sağlanan eserlerle birlikte 300’ün üzerinde eser yer alıyor.

Troia ve Roma arasındaki tarihsel ve mitolojik bağları farklı eserler üzerinden anlatan sergi, 18 Ekim 2026 tarihine kadar gösterimde kalacak.

Kültürel Diplomaside Troya Etkisi

Sergi, Kültür ve Turizm Bakanlığının son yıllarda ivme kazanan süreli sergiler üzerinden Türkiye’nin kültürel değerlerini uluslararası ölçekte tanıtma politikası kapsamında gerçekleştirildi.

Tarihî ve arkeolojik mirasın diyalog, sürdürülebilir kalkınma ve sosyoekonomik gelişim aracı olarak değerlendirilmesini esas alan sergi, Türkiye ile İtalya arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan önemli bir kültürel diplomasi girişimi olarak öne çıkıyor.


EGE’NİN İNCİSİ, TÜRK TURİZMİNİN GÖZ BEBEĞİ MUĞLA

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


EGE’NİN İNCİSİ, TÜRK TURİZMİNİN GÖZ BEBEĞİ MUĞLA

Türkiye'nin güneybatısında, Ege Denizi’yle Akdeniz’in kucaklaştığıköşededir Muğla. Büyük kısmı Ege’de olsa da Akdeniz’e de uzanan kıyılarıyla Türkiye'nin en uzun sahil şeridine sahip olan kent, yılın dört mevsimindeki doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüler. 

Muğla adeta doğanın insanlara armağanıdır. Turkuaz renkli denizin dantel gibi ördüğü kıyılarında çok sayıda koy, körfez ve yarımada bulunur. Topraklarının yaklaşık %74'ü orman ve fundalıklarla kaplıdır. Denize kadar inen çam ağaçlarının gölgesinde, kekik, adaçayı, hayıt kokuları içinde yüzersiniz koylarında. 

Muğla, zengin biyolojik çeşitliliği, endemik türleri ve eşsiz ekosistemleri nedeniyle Türkiye'nin en fazla koruma alanına sahip illerindendir. Sınırları içerisinde milli parklardan özel çevre koruma bölgelerine, tabiatı koruma alanlarından sulak alanlara kadar pek çok farklı statüde koruma bölgesi bulunur. 

Marmaris Milli Parkı:Sulak alanlara, antik şehirlere ve yaban hayata (yaban keçisi ve kirpi gibi) ev sahipliği yapan büyük ulusal parktır.

Saklıkent Milli Parkı: Seydikemer sınırlarında yer alan, yer yer 300 metre derinliğe ulaşan ve dünyanın en dik kanyonlarından biri olan Saklıkent Kanyonu'nun bulunduğu bir doğa harikasıdır.

Köyceğiz - Dalyan Özel Koruma Alanı: Yaklaşık 461 km²'lik bir alanı kapsayan bu bölge, Türkiye’nin ilk özel çevre koruma alanıdır. Endemik sığla ormanlarını, İztuzu Plajı'ndaki Caretta caretta deniz kaplumbağası yuvalama alanlarını ve Dalyan deltasını korur.

Gökova Özel Koruma Alanı: Azmak Nehri'nin berrak sularını ve Gökova Körfezi'nin hassas deniz ekosistemini koruma altında tutar.

Datça - Bozburun Özel Koruma Alanı: Akdeniz ve Ege'nin birleştiği yarımadada, biyolojik çeşitlilik ile zeytin/badem habitatlarının korunmasını sağlar.

Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı: Beyağaç yakınlarında yer alan ve Türkiye’nin, bazıları 1000 yaşın üzerinde olan en yaşlı Karaçam ormanlarına ev sahipliği yapan alpin kuşak koruma alanıdır.

Sırtlandağı Halep Çamı Tabiatı Koruma Alanı: Milas ilçesinde, Akdeniz genelinde nesli tehlikede olan saf Halep çamı (Pinus halepensis) orman yapısını korumak amacıyla ilan edilmiştir

Bafa Gölü Tabiat Parkı: Milas ile Aydın sınırında yer alan göl; her yıl binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapmasının yanı sıra Latmos (Beşparmak) Dağları'nın 8 bin yıllık kaya resimlerini korur.

Çubucak Tabiat Parkı: Marmaris-Datça yolu üzerinde, Hisarönü Körfezi kıyısında denizle Kızılçam ormanının birleştiği, biyoçeşitliliği yüksek bir ekosistemdir.

Girdev Gölü: Muğla'nın önemli mahalli sulak alanlarından biri olup yüksek rakımlı bir kuş cennetidir.

MUĞLA’DA TARIMSAL ÜRETİM

Muğla, elverişli Akdeniz iklimi, verimli kıyı ovaları ve zengin su kaynakları sayesinde, turizmin yanı sıra Türkiye’nin en önemli bitkisel üretim ve tarım merkezlerinden biridir. İl genelinde zeytincilik, narenciye üretimi, örtü altı seracılık ve coğrafi işaretli özel ürünler, ekonomik hayatta büyük bir paya sahiptir. 

Narenciye / Turunçgiller: Ortaca, Dalaman ve Fethiye gibi,kış aylarında don riskinin düşük olduğu ılıman kıyı ovalarında portakal, mandalina, limon ve greyfurt üretimi yoğunlaşır. Özellikle erkenci mandalina çeşitleri pazara ilk giren ürünler arasında yer alır. 

Seracılık ve Turfanda Sebzecilik: özellikle Fethiye, Seydikemer ve Ortaca’daseracılık faaliyetleri, modern naylon ve cam seralarda domates, salatalık, biber ve patlıcan gibi ürünlerle kış ve bahar döneminde iç piyasanın sebze ihtiyacına büyük katkı sağlar.

Özel ve Endemik Ürünler: Datça Yarımadası'nda Datça Nurlu Bademi, Köyceğiz-Marmaris hattında ise Sığla ağacından, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan sığla yağı gibi nadir tarımsal değerler üretilir. 

Halk arasındaki adı “günlük ağacı”olan Anadolu sığla ağacı, milyonlarca yıllık geçmişiyle buzul çağlarından bugüne ulaşmayı başarmış çok özel, endemik bir ağaç türüdür. Dünya üzerinde sadece çok sınırlı coğrafyalarda, en yoğun olarak ise Muğla'nın Köyceğiz, Marmaris, Fethiye, Dalaman ve Ula ilçelerinin, taban suyu yüksek nemli dere kenarlarında ve bataklık ormanlarında doğal olarak yetişir. Ortalama 200 ila 300 yıl kadar yaşayabilen ağacın gövdesine bahar ve yaz aylarında kontrollü ve geleneksel yöntemlerle çizikler atılır. Ağacın kendini korumak için salgıladığı reçineden sığla yağı (balzam) elde edilir. 

Sığla yağının, Antik Mısır'da firavunların mumyalanmasında, Kleopatra'nın güzellik rutinlerinde ve Roma hamamlarında şifa/esans amaçlı kullanıldığı tarihi kayıtlarda yer alır. Günümüzde antiseptik özelliği sayesinde ülser, gastrit, reflü gibi mide rahatsızlıklarında, cilt yanıklarında, kesiklerde ve yara izi kalmamasını sağlayan merhemlerde yaygın olarak kullanılmakta, yağı damıtıldıktan sonra kalan kabuğu ayrıca tütsü (günlük buhuru) olarak değerlendirilmektedir.  


Zeytin ve Zeytinyağı üretimi: Muğla genelinde sayıları 17 milyona ulaşan zeytin ağaçlarının büyük kısmı Milas başta olmak üzere Bodrum, Datça ve Menteşe hattında yetiştirilir. Zeytinyağı üretimi, geleneksel ve modern tesislerin bir arada kullanıldığı en önemli tarımsal sanayi kollarından biridir. Bölgede hasat dönemi genellikle ekim ayında başlar ve şubat ayına kadar sürer.Milas zeytinyağı Avrupa Birliği (AB) coğrafi işaretine sahip, uluslararası düzeyde bilinen bir değerdir. 

Yatağan ilçesine bağlı Turgut (Turgutlar) Mahallesi başta olmak üzere bazı yörelerde ise zeytin, atadan kalma geleneksel bir yöntem olan insan ayağıyla çiğneme usulüyle suyundan ve posasından ayrıştırılır. Bu şekilde elde edilen zeytinyağına “ayak yağı” denilmektedir. Teknolojik fabrikaların ve modern sistemlerin yaygınlaşmasına rağmen bu kültürel mirası yaşatan yerel halk, bu yağı hem lezzeti hem de geleneksel kullanım amaçları nedeniyle özel olarak üretmeye devam etmektedir. 

MUĞLA’DA HAYVANCILIK

İl genelinde hayvancılık faaliyetleri tek bir alana sıkışmamış; arıcılık, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık olarak farklı alt sektörlerde rekor üretim seviyelerine ulaşmıştır. 

Arıcılık:Muğla, dünya çam balı üretiminin yaklaşık %80-90'ını tek başına karşılayan, 810 binden fazla arılı kovan varlığı ve yaklaşık 4 bin 700 kayıtlı üreticisiyle Türkiye'nin ve dünyanın arıcılık başkentidir. İlin kıyıları ve çam ormanlarıyla kaplı dağları, sadece yöre halkına değil, her mevsim dışarıdan gelen binlerce gezgin arıcıya da ev sahipliği yapar. 

Muğla'nın ılıman kış iklimi, arı kolonilerinin yıl boyu hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlar. Ayrıca bölgedeki narenciye, badem bahçeleri ve endemik Sığla ağaçları arılara eşsiz bir nektar kaynağı sunar. Bölgedeki kızılçam ormanlarında yaşayan ve Marchalina hellenica adı verilen Basra böceğinin salgıladığı özsuyun arılar tarafından işlenmesiyle elde edilen coğrafi işaretli Muğla çam balı, kristalize olmayan yapısı ve aromasıyla dünyada benzersizdir. 

 Dünya çam balı başkenti olan Muğla’nın asırlık arıcılık mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Menteşe’de Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı ilk arıcılık müzesi olan “Özel Muğla Arıcılık Müzesi” kurulmuştur.Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) tarafından tamamen kendi imkanlarıyla kurulan müze 2010 yılında ziyarete açılmıştır. 

Büyükbaş Hayvancılık: Muğla'da açık ahır sistemleri ve yem bitkisi silaj üretiminin gelişmesiyle büyükbaş hayvancılık modern tesislerle büyümektedir. Büyükbaş hayvancılığın ve süt sığırcılığının en yoğun yapıldığı ilçeler Milas ve Seydikemer'dir. Bu iki ilçe, ilin et ve süt ihtiyacının çok büyük bir kısmını üstlenir. 

Küçükbaş Hayvancılık: Bölgenin maki örtüsü ve engebeli coğrafi yapısı, özellikle keçi yetiştiriciliği için doğal bir avantaj sunar.Küçükbaş hayvancılığın en yoğun kümelendiği ilçeler Milas, Menteşe, Seydikemer ve Yatağan'dır. 

Balıkçılık:Muğla, Ege ve Akdeniz'in birleştiği bin 480 kilometrelik sahil şeridiyle hem ticari balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinde hem de kıyıdan amatör olta balıkçılığında Türkiye'nin en zengin illerindendir. Levrek, lüfer, barakuda, çipura, sargoz, mırmır, sinarit, karagöz ve lidaki önde gelen balık türleridir. 

Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça ve Akyaka bölgeleri hem profesyonel tekneler hem de hobi amaçlı oltacılar için popüler meralara ev sahipliği yapar. Akyaka ve Gökova Körfezi’ndeazmak nehrinin ağzı ve Akçapınar sahili levrek avcılığı için oldukça verimlidir.Bodrum Yarımadası’nda ise Gümüşlük koyu, Yalıkavak marina dışı ve Güvercinlik mendireği levrek, barakuda ve mırmır avı için tercih edilir.Fethiye ve Göcek’tesahil parkı, Darboğaz koyu ve Ölüdeniz lagün çevresi sargoz, levrek ve lüfer grubu balıkları barındırır.Marmaris ve Datça’da İçmeler, Turunç limanı ve Knidos antik limanı çevresi kaya balıkları, melanur ve sinarit denemeleri için el verişlidir. 

Murat Tüzel 

Yeni Parti İstanbul İl Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

30 Ağustos 2026 Pazar

ÇANAKKALE BEŞİNCİ KEZ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İLE BULUŞTU


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ÇANAKKALE BEŞİNCİ KEZ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İLE BULUŞTU

TARİHTEN SANATA, MÜZİKTEN LEZZETE ÇANAKKALE’DE 9 GÜNLÜK FESTİVAL

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16’ncı durağı Çanakkale’de dokuz gün sürecek kültür, sanat ve gastronomi maratonu Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın katılımıyla Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar Binası’nda gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Beşinci kez festival coşkusunu yaşayan kent, Troya’dan Çanakkale Savaşları’na uzanan eşsiz tarihî mirasını konserlerden sergilere, tiyatrodan atölyelere uzanan yüzlerce etkinlikle buluşturacak. Türkiye’nin sevilen sanatçıları festival sahnelerinde müzik şöleni yaşatırken, 52 Lezzet Noktası da Çanakkale’nin zengin mutfak kültürünü ziyaretçilerin keşfine sunacak. 


Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne beşinci kez ev sahipliği yapan Çanakkale’de açılış programı Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar Binası’nda gerçekleştirildi. Programa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Yeni Parti Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Festivalin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale’nin binlerce yıl önce Troya Savaşları’yla destanlara konu olduğunu, binlerce yıl sonra ise Çanakkale Savaşları’yla dünya tarihinin en önemli mücadelelerinden birine sahne olduğunu söyledi. Çanakkale’nin, insanlık tarihinin farklı dönemlerini aynı coğrafyada ve ortak bir hafızada buluşturan eşsiz bir kültür şehri olduğunu vurgulayan Yazgı, “Bizler de bu eşsiz mirası korumayı, yaşatmayı ve dünyaya tanıtmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu anlayışla, 14 Haziran’da Roma’nın kalbindeki Kolezyum’da açılan ve 18 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek ‘Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri, Hikâyeleri’ sergisinde, 19 müzemizden 200’ü aşkın eseri uluslararası izleyiciyle buluşturuyoruz” dedi.

Yazgı, bir şehrin kültürel mirasını dünyaya tanıtmak kadar, o mirası korumanın ve gelecek nesillere aktarmanın da önemli bir sorumluluk olduğunu belirterek, bu topraklarda vatan için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasına sahip çıkmanın bir vefa borcu olduğunu söyledi. Yazgı, “Bu anlayışın bir tezahürü olarak kurulan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığımız; şehitliklerden tabyalara, müzelerden anıtlara kadar bu eşsiz mirası korumak, ihya etmek ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarını büyük bir özveriyle sürdürüyor. Çünkü burada yapılan her çalışma yalnızca bir tarihî mekânı korumak değil; ecdadımıza duyduğumuz vefayı yaşatmak ve Çanakkale ruhunu gelecek nesillere emanet etmektir. Bugün Tarihi Alan, bu anlayışla milletimizin hafızasında ve gönlünde müstesna bir yere sahip olan canlı bir tarih alanı hâline gelmiştir.” dedi.

“ÇANAKKALE MUTFAĞINI YAKINDAN TANIMA FIRSATI SUNUYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, festivalin Çanakkale’nin lezzetlerini keşfetmenin yanı sıra kentin gastronomi kültürünün konuşulacağı, paylaşılacağı ve geleceğe taşınacağı önemli buluşmalara da ev sahipliği yapacağını söyledi. Bir şehri tanımanın en güzel yollarından birinin o şehrin sofrasına ortak olmak olduğunu belirten Yazgı, festival kapsamında danışma kurulu tarafından belirlenen 52 Lezzet Noktası ve gastronomi etkinlikleriyle ziyaretçilere Çanakkale mutfağını yakından tanıma fırsatı sunacaklarını dile getirdi. Yazgı, ziyaretçilere Çanakkale’nin peynirini, sardalyasını, keşkeğini, peynir helvasını, zeytinyağlılarını ve eşsiz yöresel lezzetlerini tatmadan şehirden ayrılmamalarını da özellikle tavsiye etti.

“ÇANAKKALE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ GURUR VERİCİ BİR ETKİNLİK”

Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, festivalin kentin kültür ve sanat hayatının önemli bir parçası hâline geldiğine dikkat çekerek, “Çanakkale Kültür Yolu Festivali artık şehrimiz için önemli bir marka. Ulusal ve uluslararası alanda dikkat çeken, gurur verici bir organizasyona dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Dokuz gün boyunca gerçekleştirilecek kültür, sanat ve gastronomi etkinlikleri hem Çanakkaleli hemşehrilerimiz hem de kentimizi ziyaret edecek misafirlerimiz için önemli bir fırsat sunacak. Festivalin Çanakkale’nin kültürünü, sanatını, tarihini ve gastronomisini daha geniş kitlelere tanıtmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Vatandaşlarımızın festivale gösterdiği ilgi ve güçlü sahiplenme de bizleri ayrıca mutlu ediyor. Bu değerli organizasyonun hayata geçirilmesinde başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere Bakan Yardımcımıza, Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığımıza, ilgili kurum ve kuruluşlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

“ÇANAKKALE HALKI BU FESTİVALİ ÇOK SEVDİ” 

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Çanakkalelilerin sevdiği festivalin bugün başladığını belirterek, “Gerçekten Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'un büyük desteğiyle ve Kültür ve Turizm Bakanlığımızın uygun görmesiyle uzun zamandan bu yana Çanakkale'de Kültür Yolu Festivallerini hep beraber yapıyoruz. Ve Çanakkale halkı bu festivali çok sevdi. Hem katılım anlamında hem de sahip çıkma anlamında bütün halk başta olmak üzere bütün kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partilerimiz bir bütün olarak bu festivale sahip çıktılar. Gerçekten bu festival 3 yaşından 90 yaşına kadar herkesin kendine ait bir şey bulabildiği bir festival. Ve kültür ve sanatın bütün dalları var. Spordan, tiyatroya müzik etkinliklerinden sergilere ve insan ne arıyorsa sanat ve kültür adına gerçekten burada mutlaka bir şey buluyor." dedi

Açılış programının ardından protokol üyeleri, Anadolu Hamidiye Tabyası’nda festival boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak “Yaşayan Miras: Çanakkale Sergisi”ni ziyaret etti.

ÇANAKKALE’DE KONSERLER MÜZİK ŞÖLENİ YAŞATACAK

Çanakkale Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenecek ücretsiz konserlerde Türkiye’nin sevilen sanatçıları dokuz gün boyunca müzikseverlerle buluşacak. Festivalin konser programında Ceza, Kıraç, Bengü, Oğuzhan Koç, Özcan Deniz, Simge, Sefo, Gökhan Türkmen ve Bayhan sahne alacak.

Festival boyunca sergiler, tiyatro gösterileri, sempozyumlar, geleneksel sanat atölyeleri, söyleşiler, FotoMaraton etkinlikleri ve çocuk programları da kentin farklı noktalarında ziyaretçilerle buluşacak.

Çanakkale Kültür Yolu Festivali, 6 Eylül’e kadar kentin tarihî mekânlarından kültür sanat merkezlerine uzanan zengin programıyla Çanakkalelileri ve kenti ziyaret eden misafirleri ağırlamaya devam edecek.

Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere Türkiye Kültür Yolu Festivali resmî internet sitesi ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.


Japonya ve Güney Kore Seyahatlerinde Yüzde 30’a Varan Artış Yaşanıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Uzak Doğu'nun Yükselen Yıldızları: Japonya ve Güney Kore

ENUYGUN.com Verilerine Göre Japonya ve Güney Kore Seyahatlerinde Yüzde 30’a Varan Artış Yaşanıyor

Japonya ve Güney Kore, köklü kültürel miraslarını modern yaşamla buluşturan atmosferleriyle Uzak Doğu'nun en çok ilgi gören destinasyonları arasında yer alıyor. Her iki ülke, güvenli şehirleri, gelişmiş ulaşım altyapısı ve dört mevsim sunduğu farklı deneyimlerle her yıl daha fazla gezgini kendine çekiyor. Üstelik Japonya’nın Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat imkanı sunması ve Güney Kore’ye yalnızca pratik bir elektronik onay formu ile girilebilmesi, bu rotaları seyahat severler için çok daha cazip kılıyor.

Türkiye'nin lider seyahat platformu ENUYGUN.com, seyahat severler için son dönemde popülerliğini hızla arttıran, Japonya ve Güney Kore’nin öne çıkan rotalarını paylaştı

Binlerce yıllık geleneklerini ileri teknolojiyle harmanlayan Japonya ve Güney Kore tarihi tapınakları, görkemli sarayları, neon ışıklı rengârenk caddeleri ve eşsiz lezzet duraklarıyla her yıl daha fazla seyahat severin gezi listesinde yerini alıyor. Türkiye'nin lider seyahat platformu ENUYGUN.com verilerine göre, bu yıl Japonya ve Güney Kore uçak bileti satışlarında geçen yıla kıyasla yaklaşık %30’luk bir artış yaşanıyor. Asya'ya yönelik bu güçlü talebin başrolünde ise bilet satışlarında %37’lik oranla büyük bir sıçrama yakalayan Japonya yer alıyor.

Türkiye'nin lider seyahat platformu ENUYGUN.com, gelenek ile teknolojinin iç içe geçtiği, hareketli şehir yaşamı ve zengin mutfak kültürüyle öne çıkan Japonya ve Güney Kore’nin en gözde rotalarını derledi.

Tokyo

Teknolojiyi gelenekle buluşturan yapısıyla Japonya'nın başkenti Tokyo, Uzak Doğu'nun en gözde şehirlerinin başında geliyor. Yılın her dönemi artan uçuş alternatifleri ve avantajlı bir Japonya uçak bileti ile kolayca ulaşabileceğiniz Tokyo'da Shibuya ve Shinjuku’nun hareketli sokaklarında modern şehir hayatını deneyimlerken, Senso-ji Tapınağı ve MeijiJingu gibi tarihi yapılarla Japon kültürünü yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz. İlkbaharda sakura manzaraları, sonbaharda ise renk değiştiren parklarıyla şehir, gastronomiden alışverişe kadar zengin bir deneyim vadediyor.

Kyoto

Japon kültürünü en iyi yansıtan şehirlerden bir diğeri de Kyoto. Tarihi tapınakları, geleneksel çay evleri ve bambu ormanlarıyla öne çıkan Kyoto’da, FushimiInari Tapınağı’nın SenbonTorii" (Binlerce Torii) olarak bilinen yaklaşık 10.000 adet ikonik, turuncu-kırmızı renkli ahşap kapı,  Arashiyama Bambu Ormanı ve Gion bölgesindeki tarihi sokaklar şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. Kyoto, Japonya’nın geleneksel yaşamını yakından keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez rotalardan biri.

Osaka

Lezzet duraklarıyla öne çıkan Osaka da Japon mutfağını keşfetmek isteyenlerin favori şehirlerinden biri. Dotonbori bölgesi, sokak lezzetleri ve renkli gece hayatıyla dikkat çekerken Osaka Kalesi ve Universal Studios Japan da şehrin en popüler ziyaret noktaları arasında bulunuyor. Hareketli yapısı sayesinde şehir, kısa süreli seyahatler için de ideal alternatiflerden biri.

Seul

Güney Kore'nin başkenti Seul de tarihi sarayları, modern mimarisi ve dinamik şehir yaşamıyla Uzak Doğu’da en çok ziyaretçi çeken şehirlerin başında geliyor. 

Seyahat rotasını bu dinamik ülkeye çeviren ve bütçesine uygun bir Güney Kore uçak bileti bularak soluğu Seul'de alan gezginleri sayısız deneyim bekliyor. Gyeongbokgung Sarayı ve BukchonHanok Köyü geleneksel Kore kültürünü yansıtırken, Myeongdong ve Gangnam bölgeleri alışveriş, gastronomi ve eğlence deneyimi sunuyor. K-pop ve Kore dizilerinin küresel etkisiyle son yıllarda Seul, özellikle genç gezginlerin en çok merak ettiği destinasyonlar arasında yer alıyor.

Busan

Güney Kore'nin ikinci büyük şehri Busan da deniz kıyısındaki atmosferiyle Seul'den çok daha farklı bir deneyim sunuyor. Haeundae Plajı, Gamcheon Kültür Köyü ve Jagalchi Balık Pazarı şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. Deniz ürünleriyle ünlü mutfağı ve sahil yaşamıyla Busan, Uzak Doğu seyahatine farklı bir durak eklemek isteyenler için öne çıkıyor.

Jeju Adası

Güney Kore'nin doğa harikası olarak bilinen Jeju Adası, büyüleyici volkanik manzaraları ve huzurlu atmosferiyle ülkenin en popüler kaçış noktalarından biri. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan görkemli Hallasan Dağı, etkileyici şelaleleri ve eşsiz lav tüpleriyle ada, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Özellikle ılıman iklimi, bembeyaz plajları ve bahar aylarında sarıya boyanan kanola tarlalarıyla Jeju, hareketli Kore şehirlerinden sonra dinlenmek isteyen gezginlerin seyahat planlarında mutlaka yer almayı hak ediyor.

ENUYGUN Uçak İş Biriminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Orkun Özkan, Uzak Doğu rotalarındaki bu ivmeyi şu sözlerle değerlendirdi: "Uzak Doğu uçuşları, son dönemde en çok yükseliş gösteren rotaların başında geliyor. Özellikle direkt uçuş alternatiflerinin artması, Japonya'nın vizesiz oluşu ve Güney Kore'nin K-ETA (Elektronik Seyahat Onayı) kolaylığı, bu destinasyonları gezginler için eskisinden çok daha erişilebilir kıldı. Japonya ve Güney Kore özelinde bilet satışlarımızda gözlemlediğimiz yaklaşık %30’luk artış, bu bölgeye olan ilginin bir trende dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle Japonya uçuşlarında yakaladığımız %37’lik büyüme ise vizesiz seyahat kolaylığının ve trendlerin gezginler için ne kadar belirleyici olduğunu bize net bir şekilde kanıtlıyor."

Yola çıkmadan önce 

İstanbul'dan Tokyo ve Seul'e direkt uçuşlarla ortalama 11-12 saatlik bir yolculukla ulaşılabiliyor. Uzak Doğu seyahatlerinde özellikle Japonya'nın dünyaca ünlü Sakura (Kiraz Çiçeği) dönemi olan ilkbahar ayları ile Güney Kore'nin doğa manzaraları sunan sonbahar dönemi, yılın en çok ziyaretçi ağırlanan zaman dilimleri olarak öne çıkıyor. 

Bölgede yaz aylarında görülen yüksek nem ve muson yağmurları göz önüne alındığında, daha ılıman hava şartlarının yaşandığı nisan-mayıs veya eylül-ekim ayları, her iki ülkeyi de keşfetmek için en ideal dönemler olarak kabul ediliyor. Bu eşsiz dönemlerde yaşanan yoğun ziyaretçi akını nedeniyle, seyahat severlere uçuş ve konaklama planlamalarını aylar öncesinden yapmaları tavsiye ediliyor.


DENİZ TURİZMİNDE BAŞARILI İŞ BİRLİĞİ TAKDİR GÖRDÜ


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DENİZ TURİZMİNDE BAŞARILI İŞ BİRLİĞİ TAKDİR GÖRDÜ

Turizm sektöründe ulaşım paketlerinin farklı satış kanalları üzerinden tur operatörlerine ulaştırılması, deniz turizmine yönelik iş birliklerini de artırıyor. Türkiye’nin deniz taşımacılığındaki en büyük şirketlerinden İDO, yaklaşık üç yıldır tur operatörlerine yönelik ulaşım paketlerinin satışında iş birliği yaptığı SeaGenesisGroup’un başarılı çalışmalarını takdir etti. 49 gemi ve 34 iskelesiyle yılda yaklaşık 31,2 milyon yolcuya ve 13,2 milyon araca hizmet veren İDO’nun Ege Adaları’na yönelik seferlerinde de yoğun bir yolcu hareketliliği yaşanıyor. Şirket, 2026 yılında Ege Adaları’nda 350 binin üzerinde yolcu taşımayı hedefliyor.

Deniz turizmine yönelik talebin artması, ulaşım paketlerinin tur operatörleri üzerinden satışını da sektörün önemli başlıklarından biri haline getiriyor. Cruise gemi işletmeciliği, tur operatörlüğü, cruise hattı temsilcilikleri ve pazarlaması, feribot paketleri, brokerlik ve danışmanlık hizmetleri alanlarında faaliyet gösteren SeaGenesisGroup, yaklaşık üç yıldır İDO’nun tur operatörlerine yönelik paketlerini satış kanalları üzerinden sunuyor.

Bu iş birliği kapsamında gösterilen başarılı satış performansı, İDO tarafından da takdir edildi. İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, SeaGenesisGroup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı ile gerçekleştirdiği buluşmada, şirketin yaklaşık üç yıldır İDO paketlerinin tur operatörlerine ulaştırılmasında üstlendiği rol ve satış performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Görüşmede Ahmet Yazıcı’ya başarılı çalışmaları dolayısıyla teşekkür edilerek günün anısına hediye takdim edildi.

Deniz taşımacılığında güçlü yapı

Türkiye’nin önde gelen deniz ulaşımı şirketlerinden İDO, 49 gemi ve 34 iskeleli operasyon ağıyla yılda yaklaşık 31,2 milyon yolcu taşıyor. Özellikle İDO’nun 2026 yılında 10 gemi ile 10 hatta gerçekleştirdiği Ege Adaları’na yönelik seferlerde artan seyahat talebiyle birlikte, şirketin bu destinasyonlarda taşıdığı yolcu sayısı ağustos itibarıyla 310 bini aşmış durumda. İDO, Ege Adaları’nda 2026 yılı yaz sezonunda 350 binin üzerinde yolcu taşımayı hedeflerken Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz ulaşımında önemli bir köprü kurma misyonunu üstleniyor.

İDO’nun geniş destinasyon ağı, SeaGenesisGroup tarafından hazırlanan turizm paketlerinin de farklı seyahat alternatifleriyle zenginleştirilmesine imkân sağlıyor. SeaGenesisGroup, İDO’nun sefer düzenlediği destinasyonlar üzerinden Ege Adaları’na yönelik ulaşım ve konaklama paketleri sunuyor. Paketlerde Ege ve Yunan adalarındaki 2, 3 ve 4 yıldızlı farklı otel seçeneklerinin yanı sıra havalimanı ve liman transferleri ile VIP transfer alternatifleri de yer alıyor.

Bu kapsamda Bodrum-Kalymnos, Fethiye-Rodos, Çeşme-Sakız (Chios), Seferihisar-Samos, Ayvalık-Midilli, Kuşadası-Samos ve Kuşadası-Patmos gibi farklı destinasyonlara yönelik paketler sunuluyor. Böylece yolcular, deniz ulaşımının yanı sıra konaklama ve transfer hizmetlerini bir arada planlayabiliyor.

İDO ile yaklaşık üç yıldır sürdürülen iş birliğinin turizm sektöründeki farklı satış kanallarının güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Ahmet Yazıcı, tur operatörlerine yönelik paketlerin daha geniş bir satış ağı üzerinden tüketiciyle buluşturulmasına katkı sağladıklarını ifade etti.

Ferry24 üzerinden satışlar devam ediyor

SeaGenesisGroup, İDO ile yürüttüğü iş birliğinin yanı sıra İDO’nun web sitesi içerisinde yer alan Ferry24 markası üzerinden de feribot paketlerinin satışını sürdürüyor. Ferry24 aracılığıyla farklı destinasyonlara yönelik feribot ulaşımı ve seyahat paketleri kullanıcılara sunulurken, dijital satış kanalı üzerinden deniz turizmi hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.