21 Mart 2026 Cumartesi

TAV’ın üç havalimanı en iyi 100 listesinde

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TAV’ın üç havalimanı en iyi 100 listesinde

TAV Havalimanları, yolcu değerlendirmeleriyle belirlenen Skytrax“Dünyanın En İyi 100 Havalimanı”listesine Ankara ve Medine’nin ardından Almatı’yı da ekledi. Londra’da düzenlenen törende Ankara, İzmir, Milas-Bodrum, Almatı, Medine, Riga, Üsküp ve Tiflis havalimanları kendi kategorilerinde en iyiler arasında yer aldı.  

Havalimanı işletmeciliğinde Türkiye'nin dünyadaki lider markası TAV Havalimanları’nın işlettiği Almatı Havalimanı “Dünyanın En İyi 100 Havalimanı” listesine 89. sıradan girdi. Listede TAV Havalimanları tarafından işletilen Ankara Esenboğa ve Medine havalimanları da yer alıyor.Almatı Havalimanı ayrıca “Orta Asya/CIS Bölgesi’nin En Temiz Havalimanı” ve “En İyi Havalimanı Personeli” ödüllerine layık görülürken, Medine Havalimanı “Orta Doğu’nun En İyi Bölgesel Havalimanı” seçildi. Ankara, İzmir, Milas-Bodrum,Tiflis,Riga,Üsküp havalimanları ise kendi kategorilerinde en iyiler arasında yer aldı

TAV Havalimanları İcra Kurulu Başkanı Serkan Kaptan,“TAV Havalimanları olarak sekiz ülkede 15 havalimanı işletiyoruz ve yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Geçen yıl toplam 113 milyon yolcuya hizmet verdik. Yolcu değerlendirmeleriyle belirlenen Skytrax programında yer alan tüm havalimanlarımız her yıl puanlarını arttırıyor ve sıralamalarda ilerliyor.En iyi 100 arasına giren havalimanı sayımızı bu yıl üçe çıkarttık. Sekiz havalimanımız kendi kategorilerinde en iyiler arasında. Bu sonuçta emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma teşekkür ediyorum” dedi.


Skytrax CEO’su Edward Plaisted,“Bu ödül, yolcuların olumlu izlenimlerini yansıtıyor. Anket geri bildirimleri, yolcuların açık yönlendirmeler, özenli hizmet ve yolculuk boyunca güven veren yaklaşımı özellikle takdir ettiğini gösteriyor. Bu nitelikler havalimanı personeli tarafından tutarlı biçimde sunuluyor” dedi.

Skytraxödülleri, Londra’daPassenger Terminal Expo (PTE) kapsamında düzenlenen törenle açıklandı.120’den fazla ülkeden iki binden fazla sektör temsilcisini bir araya getiren PTE’de, TAV Technologies havalimanı bilişim çözümlerini sergilediği standında ziyaretçileri ağırladı.

PTE kapsamında düzenlenen konferansta TAV Havalimanları Ticari İşlerden Sorumlu Grup Başkanı (CCO) ve TAV İşletme Hizmetleri CEO’su AudeFerrand, “Kişiselleştirilmiş Seyahat – Aşırı Kişiselleştirme Yolcu Deneyiminin Geleceği mi?” başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı. AudeFerrand ayrıca “Akıllı Kişiselleştirme: Havalimanı Ekosisteminde Misafirperverliği ve Değeri Yükseltmek” başlıklı bir sunum gerçekleştirdi.

Almatı Havalimanı CEO’su Göker Köse de “Hava Tarafı Gelişiminde Sürdürülebilir Büyüme ve Dijital İnovasyonlar” başlıklı panelde konuşmacı olarak yer aldı.TAV Havalimanları Bilgi Teknolojileri Grup Başkanı (CIO) ve TAV Technologies CEO’su Kerem Öztürk ile TAV İşletme Hizmetleri Pazarlama ve Dijital Çözümler İcra Kurulu Üyesi Aylin Alpay ise “Seyahat Bağlantısındaki Eksik Halka” başlıklı oturumda konuştu. 

1999’dan bu yana düzenlenen SkytraxDünya Havalimanı Ödülleri, yolcuların oylarıyla belirlenen ve 565’ten fazla havalimanındaki hizmet ve tesisleri değerlendiren küresel bir müşteri memnuniyeti araştırmasına dayanıyor. 

TAV Havalimanları hakkında

Havalimanı finansmanı, geliştirme ve işletmeciliğinde küresel bir marka olan TAV Havalimanları, 2025’te 113 milyon yolcuya hizmet verdi. Şirket Türkiye, K. Makedonya, Gürcistan, Kazakistan, Tunus, Letonya, Suudi Arabistan ve Hırvatistan’da toplam 15 havalimanında faaliyet gösteriyor. TAV Havalimanları, iştirakleriyle gümrüksüz mağazacılık, yiyecek-içecek, yer hizmetleri, bilişim, özel güvenlik ve ticari işler olmak üzere havalimanı operasyonun her adımında entegre hizmet sunuyor. Şirket hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görüyor ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. TAV Havalimanları 2050’de net sıfır emisyon hedefiyle hareket ediyor.


20 Mart 2026 Cuma

Sanat dünyasını bir araya getirdi: ‘Troya Pavyonu’ Malta Bienali’nde!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sanat dünyasını bir araya getirdi: ‘Troya Pavyonu’ Malta Bienali’nde!

Çanakkale Bienali imzalı Troya Pavyonu, 2. Malta Bienali’nden sonra Adana Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak 

Küratörlüğünü Deniz Erbaş’ın üstlendiği Troya Pavyonu, 29 Mayıs 2026 tarihine dek 2. Malta Bienali’nde uluslararası izleyiciyle buluşuyor. Malta’daki gösterimin ardından sergi, genişletilmiş kurgusuyla Adana’daki Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde yeniden sanatseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.

Malta Bienali’nin resmi programı kapsamında, Çanakkale Bienali tarafından hayata geçirilen Troya Pavyonu, 11 Mart - 29 Mayıs 2026 tarihleri arasında OldArmoury Birgu’da uluslararası izleyiciyle buluşuyor. Küratörlüğünü Deniz Erbaş’ın üstlendiği sergi, sanatçıların Çanakkale’de ürettiği çalışmaları bir araya getirerek Troya’yı yalnızca tarihsel bir miras değil, aynı zamanda Akdeniz’in güncel sanat üretimleri için yaşayan bir referans alanı olarak ele alıyor. David Blandy, GeorgiosKatsagelos, Jakob Gautel, KatrinKorfmann&JensPfeifer, Pınar Yolaçan ve Seyhan Boztepe’nin eserleri, Troya’nın çok katmanlı kültürel yapısına çağdaş bir perspektif sunuyor.

Troya Pavyonu; Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi ve Kurukahveci Mehmet Efendi’nin desteğiyle, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Çanakkale İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü, Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi ve Troya Kazıları iş birliğinde hayata geçiriliyor. Proje danışmanlığını ise Troya Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan ve Prof. Didem Çatal üstleniyor.

11 Mart’ta düzenlenen açılış, Türkiye Cumhuriyeti’nin Malta nezdindeki Büyükelçisi Barkın Kayaoğlu, Heritage Malta Yönetim Kurulu Başkanı Mario Cutajar ve davetlilerin katılımıyla gerçekleşti. Büyükelçi Kayaoğlu, Türkiye’nin Malta Bienali’ne Troya Pavyonu aracılığıyla katkı sunmasından memnuniyet duyduklarını belirterek, bu girişimin yalnızca bir sergi değil, aynı zamanda Akdeniz’in ortak kültürel mirası üzerinden kurulan güçlü bir diyalog olduğunu vurguladı. Troya’nın, UNESCO Dünya Mirası olmanın ötesinde, farklı uygarlıkları bir araya getiren evrensel bir anlatı alanı olduğuna dikkat çekti.

Küratör Deniz Erbaş ise TroyaPavyonu’nun, Çanakkale ile ilişkili üretimler gerçekleştiren uluslararası sanatçıları bir araya getirdiğini belirterek, bu çalışmaların önemli bir bölümünün Çanakkale Bienali’nin yıllar içinde oluşturduğu kavramsal çerçevede geliştiğini ifade etti. Erbaş, Malta Bienali ile kurulan iş birliğinin, Akdeniz coğrafyasında kültürel etkileşimi güçlendirdiğini vurguladı.

1998 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilen Troya, mitoloji, tarih ve arkeolojinin iç içe geçtiği yapısıyla zengin bir anlam dünyası sunuyor. Sergi, bu mirası durağan bir geçmiş olarak değil; sürekli yeniden üretilen, yaşayan bir kültürel alan olarak ele alıyor. Oyun, video, fotoğraf ve yerleştirme gibi farklı disiplinlerde üretilen eserler, geçmişin tekil bir anlatıdan ibaret olmadığını, kolektif hafıza ve yaratıcılıkla yeniden şekillendiğini ortaya koyuyor.

Malta’daki gösterimin ardından Troya Pavyonu, genişletilmiş bir seçkiyle Adana’da Dr. Gökhan Gündoğdu Müzesi’nde izleyiciyle buluşacak. Bu yeni durak, serginin uluslararası diyalogunu Türkiye’ye taşıyarak daha geniş bir kitleye ulaşmasını sağlayacak. Dr. Gökhan Gündoğdu, bu süreci yalnızca bir sergi transferi değil, Anadolu’dan Akdeniz’e uzanan ortak kültürel hafızanın yeniden yorumlanması olarak değerlendirdiklerini ifade etti.

Malta Bienali Troya Pavyonu, bienalin kapanışı kapsamında Prof. Dr. Rüstem Aslan’ın Troya üzerine gerçekleştireceği söyleşiyle sona erecek.


19 Mart 2026 Perşembe

Hyatt, Ege Kıyısına Lüks Konukseverliği Getiriyor: Grand Hyatt İzmir İstinyePark Açıldı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Hyatt, Ege Kıyısına Lüks Konukseverliği Getiriyor: Grand Hyatt İzmir İstinyePark Açıldı

Türkiye’deki ikinci Grand Hyatt oteli olan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, şehrin kalbindeki konumu, panoramik İzmir Körfezi manzaraları ve İstinyePark İzmir alışveriş merkezine doğrudan erişimi ile öne çıkıyor.

Grand Hyatt markasının Türkiye’deki ikinci temsilcisi olan Grand Hyatt İzmir İstinyePark açıldı. Daha önce Hyatt Regency markasıyla İzmir’in konaklama ve misafirperverlik algısına yeni bir vizyon kazandıran otel, Grand Hyatt anlayışıyla yeniden tasarlanan birçok ortak alanı ile misafirlerine lüks konaklama deneyimi sunuyor. Yeni otel girişi, İstinyePark İzmir alışveriş merkezine kolay erişim sağlayan, GEO ID tarafından tasarlan ve modernize edilen yeni lobisi, yeni restoran FARO7 ve kısa süre içinde açılacak özel Grand Club’ı ile otel, İzmir’in konaklama deneyimini üst sıralara çıkarıyor. Modern tasarımı, geniş SPA alanı ve gastronomik deneyimleriyle Grand Hyatt İzmir İstinyePark, şehir deneyimini yeniden tanımlamak isteyenler için bir kaçış noktası oluyor. 

İzmir’in merkezi, Balçova’da, şehirle denizin kesiştiği noktada konumlanan, panoramik körfez manzarasıyla çevrili Grand Hyatt İzmir İstinyePark, şehrin tarihi merkezlerine sadece birkaç dakika mesafede bulunuyor. Misafirler, meşhur Kemeraltı Çarşısı’nı keşfedebilir, simge yapı Saat Kulesi’ni görebilir ve şehrin en bilinen noktalarından biri olan Tarihi Asansör’den nefes kesen manzaraların keyfini çıkarabilirler. Daha geniş bir keşif yapmak isteyenler için otel; şirin bağları ve gastronomik lezzetleri ile Urla, muhteşem plajları ile ünlü Çeşme ve dünyanın en büyük antik şehirlerinden biri olan Efes gibi bölgenin en popüler destinasyonlarına kolay erişim sağlıyor. Adnan Menderes Uluslararası Havalimanı’na sadece 20 dakika uzaklıkta bulunan otel, iş seyahatleri ve tatil için ideal bir konum sunuyor.

Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, “Grand Hyatt İzmir İstinyePark, İzmir’in canlı ritmini yansıtırken, kentin zengin Ege mirasına saygı gösteriyor. Grand Hyatt markasının bir parçası olarak, cesur tasarımı, üstün hizmeti ve dinamik gastronomik deneyimlerini bir araya getiren yeni bir otel deneyimini sunmaktan gurur duyuyoruz.”

Körfez manzaralı odalar

Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ın standart odaları DeSallesFlint Interior Design, penthouse süiti ise Autoban tarafından tasarlandı. Özenle seçilmiş 160 odası bulunan ve her odası doğal ışıkla dolup taşan otelde, her odanın İzmir Körfezi’ni gören yerden tavana kadar pencereleri, geniş balkonları ve mini barı, 65” UHD TV ve karartma perdeleri gibi ayrıcalıklı konfor detayları bulunuyor. Hareket sensörlü gece aydınlatması, ısıtmalı mermer banyo zeminleri, lavabolar ve sensör tabanlı sistemler gibi teknolojik detaylar misafir deneyimini lükse taşıyor. 

Modern tasarım ve Ege esintisi

Modern kıyı yaşamından ve Ege’nin zamansız ruhundan ilham alan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, zarif mimari çizgileri, sıcak ve doğal malzemelerle birleştiriyor. Zengin ahşap, mermer dokuları ve yumuşak nötr tonlar, genelinde şık ve davetkar bir atmosfer yaratıyor. GEO ID Architects tarafından tasarlanan yeni otel girişi ve lobi, şehrin enerjisini yansıtan sofistike bir kaçış noktası sunuyor. Geniş cam cepheler, deniz manzarasına odaklanmayı kesintisiz hale getirirken, otel ayrıca Orjin Group’un özel koleksiyonundan 40’a yakın sanat eserine de ev sahipliği yapıyor. Yaklaşık 20 bin mertekare doğal taş kaplama, otele zamansız ve sofistike bir estetik kazandırıyor.

Sakin, deniz manzaralı wellness alanları

1.360 metrekarelik SPA alanı ve açık havuz dahil olmak üzere geniş wellness olanaklarına sahip otelde misafirler, parlayan Ege kıyısına bakan huzurlu bir ortamda rahatlayabilir. Aromatik Hamam Terapi, Argan Terapi ve Dolunay Ritüeli gibi özenle seçilmiş imza uygulamalar ve kişiselleştirilmiş wellness deneyimleri, uluslararası tanınmış SPA markalarıyla sunuluyor. Panoramik manzaraya sahip fitness merkezi ise kişisel antrenman hizmetleri sağlıyor.

Şık gastronomi deneyimleri

Grand Hyatt İzmir İstinyePark’ta gastronomi deneyimi, misafirleri keşif yolculuğuna çıkarıyor. Bay Restaurant ana restoran olarak hizmet verirken, The Park Bar, öğleden sonra çayı veya imza kokteyller için ideal bir mekan sunuyor. Öne çıkan seçeneklerden bir diğeri de otelin yeni gün boyu açık alakart restoranı FARO7. Restoran, otel girişinin dışında, zemin katta yer alıyor ve “Follow the Light” mottosundan ilham alıyor. Modern mutfak ile şık bir ortamı birleştiren FARO7, imza kokteyller, geniş mahzeni, özel içki eşleşmeleri ve büyük avlu içindeki açık hava terasıyla İzmir’in merkezinde hareketli bir sosyal alan yaratıyor. Önümüzdeki aylarda açılacak Grand Club ile ise otel misafir deneyimini daha da lükse taşıyacak. Lounge seçkin misafirler için rahatlama, kişiselleştirilmiş hizmet ve özenle hazırlanmış gastronomik seçenekler sunacak.

Özel toplantı ve etkinlik alanları

İş ve sosyal etkinlikler için tasarlanan otel, 2 bin metrekarelik esnek toplantı ve etkinlik alanı sunuyor; ayrıca 500 metrekare kapalı bir fuaye alanı bulunuyor. Otel 10 toplantı odası, 629 metrekarelik balo salonu dahil, Ege kıyısı manzarası eşliğinde konferanslar, yönetici toplantıları, düğünler ve farklı organizasyonlara hizmet veriyor. Grand Ballroom, İstinye Ballroom ve iki orta boy toplantı odası gibi bazı alanlar doğrudan terasa erişim sağlıyor ve etkinliklerin açık havada sorunsuz bir şekilde gerçekleştirilmesine olanak tanıyor. 11. kattaki özel bir etkinlik alanı ise kokteyl düzeninde 80 kişiye kadar misafir ağırlayabiliyor ve özel etkinlik konseptlerine uyarlanabilir samimi bir alan sunuyor. 

18 Mart 2026 Çarşamba

Gloria Fikir Sahnesi’nde İlham Veren Ödül Töreni

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Gloria Fikir Sahnesi’nde İlham Veren Ödül Töreni

Gloria Hotels& Resorts bünyesinde hayata geçirilen “Gloria Fikir Sahnesi” projesinin ödül töreninde, yenilikçi fikirleriyle öne çıkan ekip üyelerinin başarıları kutlandı. Tören, Gloria Hotels&Resorts’un kurum kültüründe önemli bir yere sahip olan ortak akıl ve sürekli gelişim yaklaşımını bir kez daha ortaya koydu.

Özaltın Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcıları Elif Özdemir Şankaya, Melis Özaltın ve Yunus Özdemir’in katılımıyla gerçekleşen organizasyon, çalışanların fikir üretim süreçlerine aktif katılımını teşvik eden yapısıyla dikkat çekti.

Gloria Hotels&Resorts’un vizyonu doğrultusunda hayata geçirilen Gloria Fikir Sahnesi; yaratıcılığı destekleyen, farklı bakış açılarını bir araya getiren ve fikirleri uygulanabilir projelere dönüştürmeyi hedefleyen bir platform olarak konumlanıyor. Bu sayede fikirlerin yalnızca ortaya çıkması değil, teknoloji ile desteklenerek geliştirilmesi ve operasyonel değere dönüşmesi amaçlanıyor.

Gloria Hotels& Resorts, çalışan odaklı yaklaşımıyla inovasyonu teşvik etmeyi ve geleceği birlikte inşa eden kurum kültürünü güçlendirmeyi sürdürüyor.


Yeni Hatlarla Ege Yolculuğu: İDO’dan 2026 Sezonu Atağı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İstanbul Deniz Otobüsleri (İDO), 2026 sezonunda Türkiye kıyılarından Yunan adalarına uzanan sefer ağını genişleterek 9 gemiyle toplam 10 hatta hizmet verecek. Yeni hatların eklenmesi ve artan sefer kapasitesiyle İDO, Ege Bölgesi’nde turizm hareketliliğini desteklerken yolculara hızlı, konforlu ve keyifli bir deniz yolculuğu sunuyor.

Yeni Hatlarla Ege Yolculuğu: İDO’dan 2026 Sezonu Atağı

Sefer ağı içinde bu yıl ilk defa yapılacak Çeşme–Sakız, Ayvalık–Midilli, Akçay–Midilli, Kuşadası–Patmos ve Kuşadası–Samos (Pythagorion) hatları öne çıkıyor.

İDO ’nun genişleyen operasyonu kapsamında geçen yıl başlattığı ve bu yıl da sefer sayıları artarak devam edecek olan Dikili–Midilli, Seferihisar–Samos (Vathy), Bodrum Turgutreis–Leros ve Fethiye–Rodos hatları da geçtiğimiz yıl çok talep gören  rotalar da yer almaya devam edecek.

Sezonun ilk seferi ise Ramazan Bayramı Arifesi ile 19 Mart’ta Ayvalık–Midilli hattında başlayacak. Nisan ve Mayıs aylarıyla birlikte tüm planlanan Samos, Leros, Rodos, Midilli, Patmos ve Sakız Adalarına Ege kıyılarından seferler başlayacak seferlerle birlikte sevilen Yunan Adaları’na kısa sürede keyifli ulaşım İDO konforu ile mümkün olacak .

“Ege Adalarını Uzun Vadeli Bir Büyüme ve Değer Yaratma Alanı Olarak Görüyoruz”


İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, Ege Adaları seferlerinin şirketin uzun vadeli stratejisindeki yerine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ege Adaları operasyonunu, İDO’nun yurt dışı açılımında yalnızca bir ulaşım faaliyeti değil, aynı zamanda stratejik bir büyüme alanı olarak konumlandırıyoruz. 2024 yılında üç gemi ile başlattığımız Ege seferlerinde, ilk sezonumuzda yaklaşık 155 bin yolcu taşıyarak önemli bir başlangıç yaptık. 2025 sezonunda ise filomuzu altı gemiye çıkararak 220 bin yolcuya ulaştık ve kısa sürede güçlü bir talep yapısı ile sürdürülebilir bir büyüme ivmesi yakaladık.

2026 sezonunda ise operasyon ağımızı daha da genişleterek 10 gemi ile 6 farklı adaya, 10 ayrı rotada sefer düzenlemeyi planlıyoruz. Artan talebi daha etkin yönetebilmek, kapasite planlamamızı güçlendirmek ve yolcularımıza seyahatlerini daha öngörülebilir şekilde planlama imkanı sunmak amacıyla 2026 seferlerimizi Ocak ayında satışa açtık.

Yeni eklenen hatlarımızla birlikte Ege Denizi’nde deniz ulaşımını daha erişilebilir, planlı ve konforlu hale getirmeyi hedefliyoruz.”

Dr. Orhan sözlerini şöyle sürdürdü;

“Deniz ulaşımı, turizm ekonomisini doğrudan besleyen ve destinasyonlar arasında güçlü bir ekonomik hareketlilik yaratan stratejik bir alan. İDO olarak Ege’de kurduğumuz ulaşım ağıyla yalnızca sefer sayılarımızı artırmıyor, aynı zamanda hizmet kalitesi, yolcu deneyimi, sefer emniyeti ve çevresel sürdürülebilirlik standartlarını da yukarı taşıyoruz. Hedefimiz; Ege Denizi’nde hızlı, konforlu ve emniyetli bir ulaşım ağı oluşturarak bölgesel turizme ivme kazandırmak ve Türkiye ekonomisine kalıcı katkı sağlamaktır.”

Sakız’dan Rodos’a Uzanan Tatil Rotaları

 Çeşme’den 25 dakikada ulaşılabilen Sakız, sakız ağaçlarıyla kaplı doğası, taş köyleri ve özgün mimarisiyle Ege’nin karakteristik adalarından biri olarak öne çıkıyor.15 Mayıs’ta başlayacak Çeşme- Sakız Ada’sı seferleri 31 Ekim’e kadar devam edecek olup, Haziran-Ağustos döneminde her gün seferler yapılacak.

Zeytinliklerle çevrili doğası ve zengin mutfağıyla bilinen Midilli, gastronomi ve kültür odaklı seyahatler için Ege’nin en popüler rotaları arasında yer alıyor. Geçen yıl başlatılan Dikili-Midilli ve bu yıl yeni hat olan Akçay-Midilli 22 Nisan’da, Ayvalık-Midilli ise 19 Mart’ta başlayacak. Midilli seferleri Eylül sonuna kadar devam edecek.

İki farklı limanı ve canlı atmosferiyle dikkat çeken Samos, bağları, yerel lezzetleri ve berrak deniziyle ziyaretçilere keyifli bir ada deneyimi sunuyor. Kuşadası’ndan Samos Vathy ve Pythogorion Limanı Seferleri 22 Nisan’da başlayarak Ekim ortasına kadar devam edecek. Seferihisar-Samos ise 1 Mayıs’ta başlıyor Eylül sonu itibariyle bitecek.

Tarihi dokusu ve sakin atmosferiyle öne çıkan Patmos kültür ve keşif odaklı seyahatler için farklı bir alternatif oluştururken, doğal koylarıyla bilinen Leros ve tarihi mirasıyla dikkat çeken Rodos Ege’de deniz yolculuğunun sevilen rotaları arasında yer alıyor. Bu sezon ilk kez düzenlenecek olan Kuşadası-Patmos seferleri 26 Mayısta başlayıp, Eylül sonunda bitecek. Bodrum Turgutreis- Leros ve Fethiye Rodos seferleri ise Mayıs ortalarında başlayıp, Eylül sonu itibariyle bitecek.

Seyahati Kolaylaştıran Hizmetler

 İDO, yolcularına seyahat boyunca daha konforlu ve kesintisiz bir deneyim sunmak amacıyla çeşitli ek hizmetler de sağlıyor. Yolcular; seyahat sağlık sigortası, kapıda vize hizmeti, eSIM internet çözümleri ve araç kiralama seçeneklerinden faydalanabiliyor.

Tüm seferlere ait detaylar ve bilet satışı, her Yunan adası özelinde kapıda vize koşulları ve tüm ek hizmetlere ido.com.tr adresi üzerinden kolaylıkla erişilebiliyor.”

Lüksün Küresel Tescili: MartıHemithea, "Marmaris’in En İyi Lüks Butik Oteli" seçildi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Lüksün Küresel Tescili: MartıHemithea, "Marmaris’in En İyi Lüks Butik Oteli" seçildi

Türkiye’nin lüks butik otel segmentindeki en seçkin adreslerinden MartıHemithea, uluslararası arenada prestijli bir başarıya imza attı. Dünyanın saygın organizasyonlarından biri olan Luxury LifestyleAwards 2026, MartıHemithea’yı doğa, esenlik ve denizcilik yaşam tarzından ilham alan özgün konukseverlik anlayışıyla “Marmaris’in En İyi Lüks Butik Oteli” seçti. Misafir deneyimini konaklamanın ötesine taşıyarak estetik ve huzurla birleştiren tesis, bu uluslararası ödülle yüksek hizmet standartlarını dünya sahnesinde tescillemiş oldu.

Türkiye turizminin yarım asrı aşan köklü markası MartıHotels&Marinas bünyesinde yer alan MartıHemithea, dünya çapında en iyi lüks hizmetleri belirleyen küresel organizasyon Luxury LifestyleAwards tarafından sektörün en prestijli ödüllerinden biriyle onurlandırıldı.

Lüks sektöründeki şirketleri kalite, inovasyon ve müşteri deneyimi alanındaki başarılarına göre değerlendiren uluslararası bir ödül programı olan Luxury LifestyleAwards; kamuya açık veriler ile kapsamlı araştırma ve analiz süreçleri sonucunda, kendi kategorilerinde en yüksek standartları temsil eden markaları belirledi. Bu kapsamlı değerlendirme süreci sonunda ödüllendirilen MartıHemithea, sunduğu ayrıcalıklı konukseverlik anlayışıyla küresel standartlardaki başarısını bir kez daha tescil etti. 

Doğa, esenlik ve denizcilik yaşam tarzından ilham alan özgün hizmet anlayışıyla “Marmaris’in En İyi Lüks Butik Oteli” seçilen MartıHemithea, dünyanın en seçkin tesisleri arasındaki başarısını bir adım daha ileriye taşıdı.


Tanrıçaların diyarında efsanevi bir konaklama

Marmaris’in büyüleyici koyları ve eşsiz güzelliğiyle tanınan Hisarönü Körfezi’nde yer alan MartıHemithea, ayrıcalıklı lokasyonuyla konuklarına doğanın huzurunu ilk andan itibaren hissettiriyor. Çam ormanları arasındaki doğayla uyumlu mimarisi, mavi bayraklıplajı ve dingin atmosferiyle tesis; hayatın ritmini yavaşlatan seçkin bir kaçış noktası olarak öne çıkıyor.

Adını antik mitolojinin sağlık ve güzellik tanrıçası Hemithea’dan alan otel, 6. yüzyıldan kalma bir Roma tapınağının kalıntılarıyla çevrelenen, tarihle iç içe bir yapı barındırıyor. Bu büyüleyici dokuyu modern tasarımla buluşturan MartıHemithea, konforu yalnızca bir standart değil; hissedilen bir ayrıcalık olarak sunuyor.

Mitolojik hikayelerle örülü eşsiz bir tatil deneyimi

Her biri farklı bir karakter ve hikâyeye sahip toplam 30 özel odasıyla MartıHemithea, tasarımın her detayında mitolojiyi ön plana çıkartıyor. Periler tanrıçasının zarafetini taşıyan Melarin Deluxe odalar, aşk tanrıçasının romantizmini yansıtan Afrodit Grand Deluxe ve güneş tanrıçasının enerjisini soluyan Arinna Premium Süitler, konuklarına tarihi bir mirasın parçası olduklarını hissettiriyor. Kule bölümünde yer alan; üç tarafı Hisarönü Körfezi manzaralı, jakuzili ve mermer zeminli TowerPresidential Süit ise lüksün en üst seviyesini temsil ediyor.

Tarihin kalbinde masalsı düğünler

Martı Hemithea, en özel günlerini ölümsüzleştirmek isteyen çiftlere de benzersiz bir düğün sahnesi kuruyor. Tesisin büyüleyici atmosferi, düğünü klasik bir törenin ötesine taşıyarak konukları binlerce yıllık bir zaman yolculuğuna çıkarıyor. Antik tapınak kalıntıları arasında veya havuz başında gerçekleştirilen törenlerde çiftler, tarihin tanıklığında “evet” deme ayrıcalığını yaşıyor. Tarihi alanda 150, havuz başında ise 190 kişiye kadar misafir ağırlanabilen organizasyonlarda, gelin odası imkânları, SPA masajları ve kişiselleştirilmiş ikramlarla her detay büyük bir titizlikle planlanıyor.

Eşsiz tatlarla gastronomik bir yolculuk deneyimi

Martı Hemithea, gastronomiyi konaklama deneyiminin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandırarak misafirlerini eşsiz tatlarla dolu bir yolculuğa çıkarıyor. Şef Sinan Karaahmet yönetimindeki mutfak ekibi; Club Mistral, BrasserieMistral ve Yacht Club bünyesinde Ege ve dünya mutfağının seçkin lezzetlerini çağdaş dokunuşlarla yeniden yorumluyor. Yaz sezonunda çam ağaçlarının gölgesindeki Mistral’in egzotik Asya esintileri, kışın Brasserie konseptinin sıcaklığıyla buluşuyor. Bu rafine sofra kültürü, Osman Pekin tarafından mevsimlik menülere eşlik etmek ve kıyı gastronomisini zenginleştirmek üzere titizlikle hazırlanan özel bir şarap programıyla tamamlanıyor. 

Turizm sektöründeki konuk ağırlama hizmetlerinin ötesine geçen MartıHemithea, köklü bir kültürel koruma ve çevre bilincini de temsil ediyor. Tesis, KastabosHemithea kazı alanı başta olmak üzere bölgesel arkeolojik girişimleri ve miras projelerini aktif olarak destekliyor. Martı Hotels&Marinas ekosisteminin bir parçası olan bu yaklaşım, markanın bölgeyle olan uzun vadeli bağını yansıtan kıyı yönetimi ve topluluk katılımı projeleriyle sürdürülebilir bir gelecek vizyonuna katkı sağlıyor. Kurumun sosyal sorumluluk ve çevre bilinciyle yürüttüğü bir diğer proje olan Martı Marina Yelken Okulu ise, bölgenin gençlerine denizcilik ve yelkencilik alanında verdiği eğitim olanaklarıyla önem arz ediyor.

Marina avantajı ve yıl boyu süren ayrıcalık

Ege’nin en gözde yat limanlarından Martı Marina &Yacht Club bünyesinde yer alan tesis, konuklarına lüks süit yaşamı ile profesyonel denizcilik dünyasının iç içe geçtiği ayrıcalıklı bir ortam sağlıyor. Bu konum avantajı, misafirlerin kara ve deniz misafirperverliği arasında zahmetsizce geçiş yapmasına olanak tanımasının yanında, aynı zamanda Ege’nin saklı koylarına ve yelken rotalarına doğrudan erişim imkânı vererek keşif odaklı bir konaklama deneyimi yaratıyor.


TDKF’nin geleneksel iftar programı yoğun katılımla düzenlendi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TDKF’nin geleneksel iftar programı yoğun katılımla düzenlendi 

Turquality ve Döviz Kazandırıcı Faaliyetler (TDKF) yerinde durmuyor. Türkiye ekonomisinin kalkınması ve ilerlemesi için pratik çözüm önerileri ile bu yılki geleneksel iftarını yoğun bir katılım ile açtı. TDKF Derneği’nin Geleneksel 2.’nci İftarı,İTÜ Maçka Oteli Havuzbaşı Restoran’da 5 Mart tarihinde yapıldı. Eski Devlet Bakanı ve TDKF Derneği Kurucu Başkanı Kürşad Tüzmen ve Progroup Yönetim Kurulu Başkanı ve TDKF Derneği İcra Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam’ın ev sahipliğinde düzenlenen iftara, İstanbul Vali Yardımcısı Ünal Kılıçarslan, 

İTÜ Rektör Yardımcısı Prof. Dr. İpek Akın Karadayı, TDKF üyesi olan iş insanları ve İTÜ proje-teknoloji takımlarından öğrencilerin geniş katılımı gerçekleşti. 

TDKF’nin geleneksel iftar programı, bir iftar programı olmanın ötesinde bir anlam taşıyor. Özellikle, öğrenciler için sağlanan imkanlar ve projelere yapılan destekler, onların hayallerini gerçeğe dönüştürme yolunda önemli bir kapıyıaralıyor. Eğitim ve teknoloji alanına verilen her bir desteğin, ülkemizin geleceğine yapılan stratejik bir yatırım olduğu her fırsatta dile getiriliyor. TDKF iftar programı, gençlerin potansiyeline duyulan inancın güçlü mesajlar ile ifade edildiği bir buluşma olarak kayıtlara geçiyor. TDKF Derneği üyesi iş insanları yaptıkları konuşmalarda; “Bir sistem yukarıda değişiyorsa, bu konuda öğrencilerin bilgilendirilmesi de önemlidir. İş insanları olarak, geleceğimiz olan gençler ile buluşarak, ihracatın önemi ve ülkemizin ihracatının artması konusundaki farkındalığı her platformda gündeme taşıyoruz.” diye belirtti. 

Turquality, Türk şirketlerinin küresel marka olmasına ciddi katkılar sağlıyor 

Bulunduğumuz coğrafyanın ateş çemberi altında olduğuna işaret eden TDKF Derneği Kurucu Başkanı Kürşad Tüzmen, bu süreçte Turquality’nin işletmelere büyük katkılar sağladığını ve sağlamaya devam edeceğini belirtti. 

Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yılın Turquality çalışmaları açısından başarılı bir yıl olacağını kaydeden Kürşad Tüzmen, şunları anlattı: 

“2025 yılı Turquality programı açısından önemli gelişmelerin yaşandığı başarılı bir yıl oldu. Programın hem sektörler, hem de firmalar olarak kapsamı genişledi ve farklı sektörlerden birçok firma bu desteklerden yararlanmaya başladı. Aslında buradaki temel amaç çok net olarak, Türk firmalarının dünya çapında güçlü markalar haline gelmesini sağlamaktır. Turquality programı kesintisiz devam ettiğinde, Türk şirketlerinin “küresel marka” olmasına ciddi katkılar sağlamaktadır. Bulunduğumuz coğrafya bugünlerde ateş çemberi altında ve gelişmeleri yakından takip ediyoruz. Nitekim pandemi, deprem, savaş gibi olumsuzluk altında da olsak, kısaca şartlar ne olursa olsun, ihracat ve markalaşma hedeflerimize devam edeceğiz. Bu yıl da Turquality programının daha güçlü şekilde ilerlemesi için, her platformda ülkemiz ihracatına ve işletmelerin markalaşmasına katkılarını anlatmayı sürdüreceğiz. Turquality standartlarını yakalayan firmalar, bugünden süreçlerini hazırlarlar ise, bu krizler geride kaldığında, dünya pazarlarında çok daha hızlı ve güçlü adımlarla ilk olarak en önde ilerleyeceklerdir. Turquality, işletmeler açısından gerçekten stratejik bir araçtır ve hangi sektörün, hangi şirketin, hangi yurtdışı pazarlarda nasıl yer edineceğine dair doğru ihracat stratejilerinin belirlenmesi sağlanırken, kilogram başına ihracatı da 10 kat artırmaktadır. Bilindiği üzere, ülkemizin kilogram başına ihracatı ortalama 1.5 dolar civarında iken, Turquality kapsamındaki işletmelerin kilogram başına ihracatı ortalama 12 dolar civarında olmaktadır. Kısaca, coğrafyamızda ve dünyada şartlar ne olursa olsun, daima ülkemiz ve şirketlerimiz için fırsatlar hep olacaktır ve burada önemli olan daha planlı, daha hızlı ve özellikle de proaktif bir ihracat politikası hedeflere ulaşmaya Turquality ciddi katkılar sağlamaya devam edecektir.” dedi.

B2S (Business-to-Student) modelini hayata geçireceğiz 

B2B (Business-to-Business), işletmelerin diğer işletmelere ürün veya hizmet sattığı bir modeldir. B2C (Business-to-Consumer), işletmelerin doğrudan son tüketiciye satış yaptığı bir modeldir. TDKF’nin üzerinde çalıştığı B2S (Business-to-Student) ise, üniversite sanayi iş birliği kapsamında iş dünyası ile öğrencilerin iş birliği içinde olduğu bir modeldir. 

İftar programına ilişkin TDKF Derneği İcra Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, şunları söyledi: 

“TDKF Derneği olarak, ana misyonumuz, üniversite-sanayi iş birliğini sağlamak ve öğrenciler ile sanayicileri buluşturmaktır. Bu iş birliği ile öğrencilerin projelerini destekliyoruz ve ayrıca Ar-Ge ve ihracat odaklı projelerde gençlerin Nobel’e aday olabilecek çalışmalara yönelmesini de hedefliyoruz. TDKF Derneği olarak bizim, diğer derneklerden ayrıldığımız noktalardan birisi de, bugüne kadar onlarcabilgiler ve mevzuatlar yazıldı. Biz dernek olarak bu yazılanların ötesine geçerek, eyleme dönük ve sürdürülebilir çalışmalarla Türkiye’ye katma değerli çalışmalar kazandırmayı ve özellikle de ihracatını artırmayı hedefliyoruz. Turquality ve Greenquality sistemleri, şirketlerin ihracat kapasitesini artıran, işletmeleri eğitim ve planlı olmaları konusunda sürekli antremanda tutan araçlardır.Ülkemizin ihracatı kilogram başına 1,5 dolar iken, Turquality sayesinde kilogram başına ihracatı 12 dolara çıkabilmektedir. Turquality destekleri, faaliyet ve marka karlılığını artırarak, şirketlerin krizlere karşı dayanıklılığını da güçlendirmektedir. Ayrıca, bilindiği üzere B2B (Business-to-Business) ve B2C (Business-to-Consumer) modelleri iş hayatında bulunuyor. Dernek olarak biz buna, B2S (Business-to-Student) modelini de ekledik ve öğrencilerin projelerini sanayi ile eşleştirerek somut destekler sağlamayı sürdüreceğiz. Bu çalışmalar; bilim, sanat, kültür ve çevre bilincini güçlendirerek ülkemizin marka değerine katkılar sunacaktır. Nitekim, yatırımların sürdürülebilir şekilde yönetilmesi, hem bireysel hem toplumsal refahı artırmaktadır ve gençlerin potansiyelini maksimize etmektedir. Ayrıca hedefimiz, sadece finansal kazanç değil, aynı zamanda insanlarımızın yaşam kalitesi ve konforunu artırmak olmalıdır. Kısaca, TDKF olarak, sorumluluğumuz altında olan her projede cesaretle adım atıyor ve eyleme dönük stratejiler geliştiriyoruz. Sonuç olarak dernek ve şirketlerin iş birliği, eğitim ve sürdürülebilirlik odaklı yatırımlar, ülkemizin ekonomik ve kültürel kalkınmasına doğrudan katkılar sağlamaya devam edecektir.” diyerek sözlerini tamamladı.