13 Eylül 2026 Pazar

Castrol Ford Team Türkiye Pilotu Ali Türkkan Dünya Şampiyonu!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türk Motor Sporlarında Tarihi Zafer:Castrol Ford Team Türkiye Pilotu Ali Türkkan Dünya Şampiyonu!

Castrol Ford Team Türkiye, Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezon boyunca sürdürdüğü kararlı mücadeleyle ülkemize ralli branşında ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı. Ali Türkkan ve Bilge Ayan ikilisi, sezonun son yarışı olan Şili Rallisi’nde Junior WRC şampiyonu olarak podyumda Türk bayrağını gururla dalgalandırdı.

1998 yılından bu yana Türk bayrağını uluslararası arenada temsil eden Castrol Ford Team Türkiye, çıtayı daha üst noktaya taşıyarak Ali Türkkan ve co-pilotu Bilge Ayan ile Türk ralli tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. İkili, Junior WRC sezonunun final yarışı olan Şili Rallisi'nde sergiledikleri muhteşem performansla Türkiye'ye Dünya Ralli Şampiyonası’ndaki ilk şampiyonluk kupasını kazandırdı.

Sezon boyunca verdiğiolağanüstümücadele, elde ettiği etap zaferleri ve zirve yarışındaki istikrarlı performansıyla dikkat çekenAli Türkkan, kariyerinin ve Türk ralli tarihinin en kritik düzlüklerinden birindenzaferledöndü. Castrol Ford Team Türkiye'nin genç yıldızı milli sporcu, Şili'de ulaştığı bu zaferle JuniorWRC’deşampiyon olan ilk Türk pilot olarak adını altın harflerle tarihe yazdırdı.


Sezon Boyunca Süren Kararlı Mücadele, Şili'de Zafere Dönüştü

Ali Türkkan, sezon içerisinde iki farklı yarışta lider durumdayken talihsizlikler nedeniyle yarış dışı kalmasına rağmen hiçbir zaman mücadeleden kopmadı. Her seferinde daha güçlü bir şekilde geri dönerek hızı ve yeteneği ile olduğu kadar mental gücüyle de yeniden şampiyonluk iddiasını sürdürmeyi başardı. 

Şili’ye şampiyonluk hedefiyle gelen Castrol Ford Team Türkiye, buna göre belirlediği stratejiye yarış boyuncabağlı kaldı. İlk günü beşinci sırada tamamlayan Ali Türkkan, etap etap temposunu artırarak aradaki farkı kapattı ve liderliğe yükseldi. Yetenekli pilotun bu güçlü atağı, şampiyona lideri konumundaki rakibini hataya zorladı. Şili’de yoğun orman etapları, keskin virajları, değişken zemin yapısı ve sürpriz hava koşulları gibi zorluklarla da mücadele eden ekip, toplam 311,7 kilometrelik 16 özel etapta olağanüstü bir sürüş performansı sergileyerek zirveye tırmandı. Böylesine büyük bir hedef için mücadele ederken yalnızca hızlı olmak değil, baskıyı yönetmek, doğru zamanda atağa geçmek ve gerektiğinde sabırlı kalabilmek de çok önemli. Castrol Ford Team Türkiye ekibi, bütün bunları sezon boyunca fazlasıyla ortaya koydu.

Türk Motor Sporları İçin Tarihi Dönüm Noktası 

Ford Türkiye İş Alanı Lideri Özgür Yücetürk, Castrol Ford Team Türkiye ekibinin tarihi başarısı ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Castrol Ford Team Türkiye’ye dünya şampiyonluğu kazandıran ve Türk motorsporlaro tarihine adını altın harflerle yazdıran Ali Türkkan ve co-pilotu Bilge Ayan’ı yürekten tebrik ediyorum. JuniorWRC’de bizim de ilk günden beri an be an tanık olduğumuz o büyük mücadele ve takım ruhu ile hedeflerine ulaşmayı başardılar. Ford’un güçlü motorsporları mirasından ilham alan ve bu mirası başarılı bir şekilde devam ettiren bu şampiyonluk için de ayrıca gururluyuz.Ford Türkiye olarak, Castrol Ford Team Türkiye’nin yanında olmaya ve Türk motor sporlarının geleceğini desteklemeye devam edeceğiz.”

Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz,takımın sergilediği ilham verici mücadelenin Türk motor sporları açısından tarihi bir başarıya dönüştüğünün altını çizerek, “Sezon boyunca ortaya konan mücadele, bugün tarihi ve sonuna kadar hak edilmiş bir dünya şampiyonluğuyla taçlandı. Türkiye’ye ralli branşındaki ilk dünya şampiyonluğunu kazandıran Castrol Ford Team Türkiye ile büyük bir gurur yaşıyoruz. Motor sporları, Castrol’ün yüz yılı aşkın süredir performans, dayanıklılık, sürekli gelişim ve güçlü takım çalışması anlayışını yansıttığı önemli bir alan. Castrol Ford Team Türkiye ile yıllardır birlikte çıktığımız bu yolculuğun böylesine tarihi bir başarıya ulaşması bizim için çok özel. Ali Türkkan’ı, Şili’de onunla birlikte bu başarıya imza atan Bilge Ayan’ı, sezonun önemli bölümünde bu mücadelenin parçası olan Oytun Albayrak’ı ve perde arkasında büyük bir özveriyle çalışan tüm ekibi yürekten kutluyorum. Bu şampiyonluğun yeni başarıların önünü açacağına inanıyorum.”dedi. 

Castrol Ford Team Türkiye Takım Koçu Murat Bostancı, “Sezonun ilk yarışından itibaren bu şampiyonluğa yürekten inandık. Çünkü Ali’nin bu branşın son yıllarda ortaya çıkardığı nadir yeteneklerden biri olduğunu ve doğru çalışma, doğru ekip ve doğru programla Dünya Şampiyonluğu unvanına ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu biliyorduk.Bugün Ali Türkkan ve sezon boyunca onun yanında mücadele eden kopilotları Oytun Albayrak ve Bilge Ayan ile birlikte bu hayalin gerçeğe dönüşmesinin tarifsiz mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Ay-yıldızlı bayrağımızı Dünya Ralli Şampiyonası’nın zirvesine taşımak, yıllardır verdiğimiz emeğin en büyük karşılıklarından biri.” dedi. Bostancı sözlerine şöyle devam etti: 

“Bu başarı yalnızca Ali’nin ya da bugün burada olan insanların değil; Castrol Ford Team Türkiye’de mühendisinden mekanikerine, bu program için yıllardır çalışan ve perde arkasında emek veren herkesin ortak başarısı. Sponsorlarımıza, destekçilerimize ve bütün takım arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.Ama bunu bir son olarak görmüyoruz. Ali’nin de bu takımın da önünde çok açık bir yol olduğuna inanıyorum. Üstelik bugün Türkiye’de arkasından gelen çok güçlü ve yetenekli bir genç sporcu jenerasyonu var. Ali’nin bu başarısının onlar için de çok önemli bir referans ve motivasyon olacağına inanıyorum. Türk motor sporlarının dünya sahnesinde çok daha büyük başarılar kazanabileceğini artık sadece hayal etmiyoruz; bunu yapabileceğimizi biliyoruz. Onların başarılarının ülkemizi ve bizleri yakın gelecekte çok daha fazla gururlandıracağına inanıyorum. Bugün ise bu tarihi anın mutluluğunu doyasıya yaşıyoruz.

Castrol Ford Team Türkiye'nin yaklaşık 30 yıldır uluslararası arenada sürdürdüğü başarı yolculuğu, Ali Türkkan'ın pilotluğunda tarihi zirveye ulaştı. Castrol Ford Team Türkiye ekibi, Junior WRC takviminin en kritik virajlarından YunanistanAcropolis Rallisi'nde yaşanan talihsiz kazanın ardından tedavisi devam eden Oytun Albayrak yerine Bilge Ayan’ın co-pilotluğuyla mücadelesini sürdürdü. 

2025 WRC’deAcropol Rallisi’ni birinci tamamlayarak Türkiye’ye ilk kez Dünya Şampiyonası’nda etap birinciliği unvanını getiren Ali Türkkan, bu sezon ise JuniorWRC’de birincilikle bitirdiği Hırvatistan ve Portekiz yarışlarıyla şampiyonluk iddiasını sürdürmüştü. Şili'de kazanılan bu zafer, yalnızca bir sezonun şampiyonluğu değil, Türk motor sporlarının global arenadaki en büyük ve gurur verici kilometre taşı olarak tarihe geçti.”

KAYSERİ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİNDE 34 LEZZET NOKTASI ZİYARET EDİLDİ


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KAYSERİ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİNDE 34 LEZZET NOKTASI ZİYARET EDİLDİ

ŞEFLER: “KAYSERİ’YE GİDEN MANTI, YAĞLAMA, CIVIKLI VE NEVZİNEYİ TATMADAN DÖNMESİN” 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Kayseri Kültür Yolu Festivali, şehrin köklü mutfak kültürünü gastronomi dünyasının isimleriyle bir araya getirdi. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen “Lezzet Noktası” projesi kapsamında Kayseri’de bulunan gastronomi profesyonelleri, öne çıkan işletmeleri ziyaret ederek şehrin geçmişten günümüze uzanan lezzetlerinin izini sürdü, şehre yolu düşenler için “tatmadan dönmeyin” listesi hazırladı. Şefler ve gastronomi yazarları; Kayseri mantısı, yağlama, Develi cıvıklısı, fırın ağzı, pastırma, nevzine ve yöresel fırın yemeklerini kentin mutlaka denenmesi gereken lezzetleri arasında gösterdi. 

Melikgazi, Kocasinan, Talas, İncesu, Develi, Bünyan ve Hacılar ilçelerinde yer alan 34 Lezzet Noktası; geleneksel esnaf lokantalarından restoranlara, fırın ve pastanelerden çiftliklere, kahve, şekerleme ve turşu dükkanlarına uzanan geniş bir seçki sundu. Kayseri mantısı, yağlama, pöç, fırın ağzı, Develi cıvıklısı, pastırma, nevzine, gilaburu, kelle paça ve içli kete gibi kentin öne çıkan lezzetlerinin yanı sıra Çerkes mutfağı ve yerel kahvaltı ürünleri de bu gastronomi rotasında yer aldı.

Kayseri Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına gastronomi yazarı, araştırmacı ve yemek kültürü yapımcısı İdil Açıkalın ev sahipliği yaptı. Şef Ahmet Gündoğar, şef Hilal Kayış Sungur, gastronomi yazarı Faruk Şüyün ve gastronomi yazarı Reha Tartıcı ise programın konukları arasında yer aldı. Gastronomi dünyasının isimleri, Lezzet Noktalarını ziyaret ederek Kayseri’nin hamur işlerinden et yemeklerine, şarküteri ürünlerinden tatlılarına uzanan zengin mutfak kültürünü deneyimledi.

“KAYSERİ’YE GELENLER ÖNCE FIRINDAKİ ET YEMEKLERİNİ TATMALI”

Programın ev sahibi İdil Açıkalın, Kayseri’ye ilk kez gelenlere kentin geleneksel fırın yemeklerinden başlamalarını önerdi. Kayseri güveci, fırın ağzı ve mevsiminde Yamula patlıcanıyla hazırlanan pehlinin kentin öne çıkan lezzetleri arasında bulunduğunu belirten Açıkalın, Kayseri’nin sabır ve emeğe dayanan mantı çeşitlerinin de mutlaka denenmesi gerektiğini söyledi. Açıkalın, ziyaretçilere ayrıca pastırmanın tadına bakmalarını, mevsiminde İncesu’daki üzüm bağlarını ve Yahyalı’daki elma bahçelerini keşfetmelerini tavsiye etti.


Kayseri mutfağının yalnızca yemeklerden değil, binlerce yıllık üretim ve sofra kültüründen beslendiğine dikkat çeken Açıkalın, Kültepe’de bulunan yaklaşık 4 bin yıllık yazılı tabletlerin bu coğrafyadaki üretim ve ticaret kültürüne ışık tuttuğunu belirtti. Tahıl üretimi ve depolamadan et işlemeye, bağcılıktan ticarete uzanan birikimin bugünün Kayseri mutfağında da izlenebildiğini ifade eden Açıkalın, şehrin gastronomi kültürünü Anadolu’nun üretme, saklama, muhafaza etme ve ticaret geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirdi.

Açıkalın, gastronominin seyahat tercihlerindeki öneminin giderek arttığını belirterek Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Kayseri’nin yerel üreticilerine, esnafına ve gastronomi kültürünün tanıtımına önemli katkı sağladığını ifade etti.

KÜÇÜK BİR MANTI ATÖLYESİNDEN 4 BİN METREKARELİK ÜRETİM TESİSİNE

Çemen’s ikinci kuşak temsilcisi Ceyda Tiritoğlu, 2010 yılında annesi Hülya Tiritoğlu tarafından küçük bir mantı atölyesi olarak kurulan işletmenin bugün 4 bin metrekarelik üretim tesisinde faaliyetlerini sürdürdüğünü anlattı. Yaklaşık 15 yıldır Kayseri ve Anadolu’nun yöresel ürünlerini geleneksel yöntem ve reçetelerle ürettiklerini belirten Tiritoğlu, kadın istihdamının üretim modellerinin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi.

Tepsi mantısı, Kayseri el mantısı ve Kayseri katmerinin en çok tercih edilen ürünleri arasında bulunduğunu ifade eden Tiritoğlu, pastırmalı su böreğinin de öne çıkan tatlardan biri olduğunu belirtti. Mantının hazırlanışındaki el işçiliğine dikkat çeken Tiritoğlu, özellikle mantıların büküm şeklinin kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirasın bir parçası olduğunu söyledi.

Tiritoğlu, Kayseri Kültür Yolu Festivali’nin şehrin gastronomi değerlerinin tanıtılmasına katkı sunduğunu belirterek farklı şehirlerden gelen ziyaretçileri Kayseri’nin geleneksel lezzetlerini deneyimlemeye davet etti.

ÇERKES MUTFAĞINDAN KAYSERİ YAĞLAMASINA UZANAN SOFRA

GubateRestaurant İşletmecisi ve Şefi Ahmet Yılmaz, 2013 yılından bu yana Kayseri’nin yöresel yemekleri ile Çerkes mutfağının örneklerini ziyaretçilerle buluşturduklarını söyledi. Kayseri’ye ilk kez gelenlere Çerkes mutfağının öne çıkan tatlarından salüve ve gurüzenin yanı sıra Kayseri mantısı, tepsi mantısı ve Kayseri yağlamasını önerdi.

Kayseri mutfağının el işçiliği, ustalık ve emek üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Yılmaz, özellikle mantı çeşitlerinin hazırlanmasının uzun bir süreç ve önemli bir zanaat gerektirdiğini belirtti.

Mutfağında kullandıkları ürünleri mümkün olduğunca yakın çevredeki üreticilerden temin ettiklerini ifade eden Yılmaz, Yahyalı çileğinden reçel, yerel ürünlerden turşu hazırladıklarını, mutfakta kullandıkları patatesi ise Pınarbaşı’ndan aldıklarını söyledi. Yılmaz, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında çevre şehirlerden Kayseri’ye gelen ziyaretçilerin Lezzet Noktalarına da ilgi gösterdiğini ve festivalin işletmelere hareketlilik kazandırdığını ifade etti.


KAYSERİ’YE GELENLERİN TATMADAN DÖNMEMESİ GEREKEN 3 LEZZET

Kayseri Mutfak Sanatları Merkezi Tesis Sorumlusu Burhan Çakıcı da şehre gelen ziyaretçilere ilk olarak yağlama, Kayseri mantısı ve Develi cıvıklısını tatmalarını önerdi. Kayseri mutfağında tahıl, hamur işi, et ve yöresel tarım ürünlerinin bir arada kullanıldığına dikkat çeken Çakıcı, Develi’nin gacer buğdayı, Yahyalı’nın kirazı ve elması ile gilaburunun şehrin yerel ürün çeşitliliğini yansıttığını belirtti.

Kayseri güvecinde Yamula patlıcanı kullanmaya özen gösterdiklerini ifade eden Çakıcı, Kayseri Mutfak Sanatları Merkezi’nin şehrin yöresel ürünlerini tanıtmak ve ziyaretçilerin geleneksel lezzetleri bir arada deneyimlemesini sağlamak amacıyla hizmet verdiğini söyledi.

PASTIRMADAN NEVZİNEYE KAYSERİ’NİN ZENGİN MUTFAK MİRASI

Orta Anadolu’nun tarihi ticaret yolları üzerinde gelişen Kayseri mutfağı, et işleme ve saklama geleneğinin yanı sıra hamur işi çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Şehrin simge lezzetlerinden pastırma, özel baharat karışımıyla hazırlanan çemeni ve kendine özgü üretim yöntemiyle Kayseri gastronomisinin en bilinen ürünleri arasında yer alırken; sucuk da kentin köklü et işleme geleneğini sofralara taşıyor.

Kayseri mantısı, küçük hamur parçalarının kıymayla doldurulup yoğurt ve tereyağlı sosla servis edilmesiyle şehrin en tanınan yemeklerinden biri olmayı sürdürüyor. İnce açılan hamurların kıymalı harçla kat kat buluşturulduğu yağlama ise Kayseri’nin paylaşım kültürünü sofraya taşıyor. Tahin, ceviz ve şerbetle hazırlanan nevzine de şehrin geleneksel tatlıları arasında öne çıkıyor.

KAYSERİ’NİN MUTFAĞINI KEŞFETMEK İÇİN 34 DURAK

Kayseri’nin merkezinden ilçelerine uzanan 34 “Lezzet Noktası”, kentin gastronomi zenginliğini farklı tatlar ve işletmeler üzerinden ziyaretçilerle buluşturuyor. Kayseri mantısı, yağlama ve pastırmanın yanı sıra fırın yemekleri, yöresel kahvaltılıklar ve geleneksel tatlılar da seçkide yer alarak şehrin mutfak çeşitliliğini ortaya koyuyor.

Köklü üretim geleneğinin yerel ürünler ve ustalıkla buluştuğu bu rota, ziyaretçilere Kayseri mutfağını farklı yönleriyle tanıma fırsatı sunuyor. “Lezzet Noktası” seçkisi, Kayseri mutfağının zenginliğini yerel ürünler ve geleneksel tarifler üzerinden görünür kılıyor.


Erzurum Büyükşehir Belediyesi GastroShow 2026’da Yine Zirvede!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Erzurum Büyükşehir Belediyesi GastroShow 2026’da Yine Zirvede!

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da gastronomi ve turizm dünyasının önemli buluşmalarından GastroShow 2026’nın ana sponsoru olarak yer alıyor. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) öncülüğünde, Turkuvaz Medya ve Rota Fuar iş birliğiyle düzenlenecek GastroShow 2026, 9–10 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Taşyapı Şişli Etkinlik Merkezi’nde gerçekleşecek. Türkiye’de 4., dünyada 8. kez düzenlenecek etkinlikte Erzurum, zengin gastronomi kültürü ve turizm potansiyeliyle ulusal ve uluslararası katılımcılarla buluşacak.


GastroShow 2026’nın konuşmacıları arasında Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de yer alacak. Başkan Sekmen, etkinlik kapsamında Erzurum’un gastronomi, turizm ve yerel değerlerini sektörün önemli temsilcileriyle paylaşacak. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ana sponsorluğu, şehrin gastronomi ve turizm alanındaki görünürlüğünü artırırken Erzurum’un sahip olduğu değerlerin daha geniş kitlelere ulaşmasına da katkı sağlayacak.

GTD’nin 2.000’i aşkın üyesi ve 10 yılı aşkın uluslararası deneyimiyle şekillenen GastroShow 2026; uluslararası satın almacıları, yatırımcıları, turizm profesyonellerini, restoran yöneticilerini, üreticileri, ihracatçıları ve şefleri aynı platformda buluşturacak. B2B görüşmelerle yeni ticari iş birliklerinin kurulmasına fırsat sunacak etkinlikte, Türkiye’nin gastronomi gücünün dünya pazarlarına taşınması hedefleniyor.

Bu yıl “Sıfır Atık” temasıyla düzenlenecek GastroShow 2026’da sürdürülebilir gastronomiden yeni nesil üretim modellerine kadar sektörün geleceğine yön veren başlıklar ele alınacak. Gastronomi, turizm, yatırım ve iş dünyasının buluşma noktası olacak GastroShow 2026, yeni iş bağlantıları kurmak, sektörü yakından takip etmek ve Türkiye’nin gastronomi dünyasındaki gücünü keşfetmek isteyen ziyaretçileri 9–10 Ekim’de İstanbul Taşyapı Etkinlik Merkezi’ne davet ediyor

11 Eylül 2026 Cuma

Yapay zeka veri merkezlerinin artan güç ihtiyacına yerli çözüm: Akıllı IP PDU

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Türk mühendislerden yapay zekanın artan güç ihtiyacına Akıllı IP PDU

Yapay zeka veri merkezlerinin artan güç ihtiyacına yerli çözüm: Akıllı IP PDU

Türk mühendislerden yapay zeka merkezlerinin artan güç ihtiyacına yerli çözüm olarak 3x125A Akıllı IP PDU geliştirildi. Yapay zeka teknolojilerinin son yıllarda gösterdiği hızlı gelişim, veri merkezi altyapılarında köklü bir dönüşümü beraberinde getirdi. Özellikle, GPU tabanlı yapay zeka sunucuları, geleneksel sunuculara kıyasla kat kat daha fazla enerji tüketmekte ve yüksek güç yoğunluğu nedeniyle enerji dağıtım sistemlerinde yeni nesil çözümleri zorunlu hale getirmektedir. CanovateGroup’un mühendisleri tarafından 3x125A Akıllı IP PDU (Power Distribution Unit) projesi, yaklaşık 3 aylık yoğun bir Ar-Ge çalışmasının ardından başarıyla tamamlandı.  

Dünya genelinde yapay zeka yatırımlarının hız kazanmasıyla Akıllı PDU sistemlerine olan talebin arttığını anlatan CanovateGroup Ar-Ge Merkezi Baş Mühendisi Erman Bektaş, şunları söyledi: 

“ABD, Kanada, Avrupa ve Asya-Pasifik bölgelerinde kurulan yeni nesil AI veri merkezlerinde, yüksek güçlü akıllı PDU sistemlerine olan talep hızla artıyor. Veri merkezi işletmecileri, artık yalnızca enerji dağıtan ürünler yerine, priz bazında ölçüm yapabilen, uzaktan yönetilebilen, çevresel koşulları izleyebilen ve otomasyon sistemleriyle haberleşebilen akıllı çözümleri tercih ediyor. Bu eğilim, Canovate tarafından yerli olarak geliştirilen yüksek kapasiteli IP PDU ürünleri için uluslararası pazarda da önemli ihracat fırsatları oluşturmaktadır.” dedi.

Yüksek güç, akıllı enerji yönetimi ve uzaktan otomasyon ihtiyaçları tek platformda

Akıllı IP PDU ürünü ile yurtiçi ve global pazarlardan yoğun talep beklediklerini kaydeden Erman Bektaş, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Yaklaşık üç aylık Ar-Ge çalışmasının ürünü olan 3x125A Akıllı IP PDU, Canovate’nin ileri teknolojiye yaptığı yatırımın somut bir göstergesi olmasının yanı sıra, Türkiye’nin veri merkezi teknolojilerinde rekabet gücünü artıracak yenilikçi çözümler geliştirme vizyonunun da önemli bir örneğini oluşturmaktadır. Yapay zeka çağının gerektirdiği yüksek güç, akıllı enerji yönetimi ve uzaktan otomasyon ihtiyaçlarını tek platformda bir araya getiren bu ürünün, hem yurtiçinde hem de global pazarda önemli bir başarı elde etmesini hedefliyoruz. Bir diğer konu, yüksek güçlü akıllı IP PDU çözümleri, bugüne kadar büyük ölçüde yurt dışından temin edilmekteydi. Yerli mühendislik kabiliyetimizle geliştirilen 3x125A Akıllı IP PDU, yalnızca ithalatın azaltılmasına katkı sağlamakla kalmayıp, veri merkezi teknolojilerinde yüksek katma değerli ürünlerin ülkemizde geliştirilebileceğini de göstermektedir. Yapay zeka veri merkezlerine yönelik bu güç seviyesinde geliştirilen yerli çözümler arasında yer alan Akıllı IP PDU, sahip olduğu teknik yetenekler ve ihracat potansiyeliyle ülkemizin teknoloji üretme kapasitesine önemli katkılar sunmaya devam edecektir.” diye konuştu. 


MNG Havayolları, Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile iş birliğini güçlendiriyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MNG Havayolları, Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile iş birliğini güçlendiriyor

MNG Havayolları ile Hong Kong Uluslararası Havalimanı (HKIA), 9 Eylül 2026 tarihinde Hong Kong’da düzenlenen Belt and Road Summit kapsamında, hava kargo bağlantılarını geliştirmek ve havacılık alanındaki iş birliklerini güçlendirmek amacıyla Mutabakat Anlaşması (MoU) imzaladı.

İş birliği kapsamında MNG Havayolları ve HKIA; hava bağlantılarının geliştirilmesi, operasyonel verimlilik ve hizmet kalitesinin artırılması, yönetim deneyimi ve bilgi paylaşımı ile sürdürülebilirlik alanlarında ortak çalışmalar yürütecek. Taraflar ayrıca Hong Kong Uluslararası Havacılık Akademisi’nin eğitim programları aracılığıyla yetenek gelişiminidestekleyecek.


İmza törenine MNG Havayolları CEO’su Ali Sedat Özkazanç ve Hong Kong Havalimanı Otoritesi CEO’su Vivian Cheung katılırken, Belt and Road Sorumlusu Nicolas Ho Lik-chi de törene eşlik etti.

MNG Havayolları CEO’su Ali Sedat Özkazanç, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Hong Kong, küresel hava kargo taşımacılığının en önemli merkezlerinden biri. Hong Kong Uluslararası Havalimanı ile attığımız bu adımın, Türkiye ile Asya arasındaki hava kargo bağlantılarının gelişimine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. MNG Havayolları olarak operasyonel gücümüz, esnek hizmet anlayışımız ve genişleyen uçuş ağımızla müşterilerimize sunduğumuz çözümleri geliştirirken, küresel pazarlardaki varlığımızı da güçlendirmeye devam ediyoruz.”

HKIA CEO’su Vivian Cheung ise, “Mart 2026 itibarıyla HKIA, 41 Belt and Road bölgesindeki 78 havalimanına bağlantı sağlıyor. Belt and Road ülkeleriyle havacılık alanındaki ilişkilerimizi daha ileriye taşımaktan ve HKIA’nın uluslararası bir havacılık merkezi olarak konumunu pekiştirmekten memnuniyet duyuyoruz” dedi.

İstanbul Havalimanı merkezli operasyonlarını sürdüren Türkiye’nin ilk özel kargo havayolu MNG Havayolları, Avrupa, Asya ve Kuzey Amerika’da 60’tan fazla destinasyona kargo uçuşları gerçekleştiriyor. Türkiye ile Hong Kong arasında haftada 8 ila 10 uçuş gerçekleştiren şirket, bu hatta artan talebi karşılamak üzere uçuş frekansını artırmayı hedefliyor.


Uygar Koçaş, Divan Oteller ve Ziyafet Birimlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DİVAN GRUBU OTELLER VE ZİYAFET BİRİMLERİ GENEL MÜDÜR YARDIMCISI UYGAR KOÇAŞ OLDU

1956 yılından bu yana köklü misafirperverlik anlayışını gastronomi, otelcilik ve yeme-içme alanlarındaki birikimiyle geleceğe taşıyan Divan Grubu’nda, turizm ve otelcilik sektöründe uzun yıllara dayanan deneyime sahip Uygar Koçaş, Divan Oteller ve Ziyafet Birimlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı olarak görevine başladı.

Turizm ve otelcilik sektöründe Türkiye ve yurt dışında önemli görevler üstlenen Uygar Koçaş, 1 Eylül 2026 tarihi itibarıyla Divan Oteller ve Ziyafet Birimlerinden Sorumlu Genel Müdür Yardımcılığı görevini üstlendi.

Koçaş, yeni görevinde Divan Grubu’nun mevcut otel portföyünün tamamı ile önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek yeni otel projelerinin operasyonel yönetiminden sorumlu olacak. Ayrıca Divan Kuruçeşme başta olmak üzere grubun toplantı, davet, organizasyon ve ziyafet operasyonlarına da liderlik edecek.

Ankara Üniversitesi İşletme Bölümü’nden 1996 yılında mezun olan Uygar Koçaş, 2014 yılında Koç Üniversitesi Executive MBA programını tamamladı. Kariyerine 1996 yılında turizm ve otelcilik sektöründe başlayan Koçaş; Türkiye ve ABD’de satış, pazarlama, ön büro ve misafir hizmetleri alanlarında farklı yönetim görevleri üstlendi.

Kariyeri boyunca The Marmara Hotels ve Marriott International bünyesinde genel müdürlük ve grup otelleri genel müdürlüğü gibi üst düzey görevlerde bulunan Koçaş, farklı otel ve operasyonların yönetimine liderlik etti. Koçaş, 2023–2026 yılları arasında ise Azerbaycan’da faaliyet gösteren TABIA Group’un CEO’su olarak görev yaptı.


Türkiye’nin Gurur Markaları UFRAD Marka Zirvesi’nde Buluştu

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türkiye’nin Gurur Markaları UFRAD Marka Zirvesi’nde Buluştu

UFRAD Franchising Derneği’nin 35’inci kuruluş yılına özel düzenlediği UFRAD Marka Zirvesi ve Franchise Ödülleri 2026, mekân sponsorluğunu Taşyapı’nın üstlendiği Taşyapı Şişli etkinlik alanında gerçekleştirildi. Sektör temsilcileri, marka yöneticileri, yatırımcılar ve iş dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren organizasyonda markalaşma, franchising, perakende ve büyüme stratejileri ele alındı. GTD Başkanı Gürkan Boztepe de Gastronomi Turizmi Derneği’ni temsilen organizasyonda yer aldı.


Etkinlik kapsamında Türk markalarının büyümesi ve uluslararası pazarlarda daha güçlü yer almasına yönelik çalışmalar ele alındı. GTD Başkanı Gürkan Boztepe, Ticaret Bakanı Volkan Ağar ile 9-10 Ekim tarihlerinde 8’incisi gerçekleştirilecek Sıfır Atık temalı GastroShow hakkında görüşmeler gerçekleştirdi. UFRAD Genel Başkanı Prof. Dr. Mustafa Aydın da derneğin Türk markalarının büyümesine, yatırımcılarla buluşmasına ve uluslararası pazarlara açılmasına yönelik çalışmalarını sürdüreceğini belirtti.

Zirve kapsamında sektörün gelişimine katkı sunan isimlere Sektörel Katkı Ödülleri, franchising alanında başarılı çalışmalarıyla öne çıkan marka ve sektör temsilcilerine ise Franchise Ödülleri 2026 takdim edildi. B2B görüşmeleri ve networking programında yatırım fırsatları ve iş birlikleri değerlendirilirken, etkinlik İstanbul Aydın Üniversitesi Moda Tasarımı Bölümü öğrencilerinin hazırladığı defileyle sona erdi. Organizasyonun catering hizmetini Tepe Gurme üstlendi. Zirve, Türk markalarının ulusal ve uluslararası ölçekte büyümesine yönelik yeni iş birlikleri ve fırsatların değerlendirildiği verimli bir buluşma olarak tamamlandı.