6 Mart 2026 Cuma

DÜNYA DEVİ KANYE WEST, İSTANBUL’DA TARİH YAZMAYA HAZIRLANIYOR!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DÜNYA DEVİ KANYE WEST, İSTANBUL’DA TARİH YAZMAYA HAZIRLANIYOR!

Müzik dünyasının yaşayan efsanesi, 24 Grammy ödüllü prodüktör, moda ikonu ve vizyoner sanatçı Kanye West (YE), kariyerinde bir ilke imza atarak Türkiye’deki ilk konserini vermek üzere İstanbul’a geliyor.

Modern müziğin akışını değiştiren, her albümüyle yeni bir çağ başlatan dünyaca ünlü yıldız Kanye West, ILS Vision ve TemaCC ortak organizasyonuyla 30 Mayıs 2026 akşamı Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nda hayranlarıyla buluşacak. "YE Live In Türkiye" ismiyle gerçekleşecek bu dev organizasyon, sadece bir konser değil, görsel ve işitsel bir sanat şöleni olarak hafızalara kazınacak.

Bir Devrin Başlangıcı: Türkiye’de İlk Kez!

Kariyeri boyunca "TheCollegeDropout"tan "Donda"ya kadar sayısız başyapıta imza atan, sanatı ve aykırı duruşuyla küresel kültürü domine eden Ye, Türk hayranlarının on yıllardır süren bekleyişine son veriyor. Bugüne kadar sadece ekranlardan ve dijital platformlardan takip edilen efsanevi sahne performansı, ilk kez İstanbul’un büyüleyici atmosferinde canlı olarak izlenebilecek.

Atatürk Olimpiyat Stadyumu’nun devasa kapasitesiyle bütünleşecek olan bu gecede, yaklaşık 10 binlerce kişinin tek bir ağızdan YE hitlerine eşlik etmesi bekleniyor. Sahne tasarımı, ışık oyunları ve dev prodüksiyonuyla bu etkinlik, Türkiye tarihinin en büyük stadyum konserlerinden biri olmaya aday.

Kariyeri boyunca müziğin yanı sıra moda dünyasında da önemli projelere imza atan Kanye West, global kültürün en etkili figürlerinden biri olarak kabul ediliyor. Her yeni projesi dünya basınında geniş yankı uyandıran sanatçı, şimdi ise Türkiye’deki hayranlarıyla ilk kez aynı sahnede buluşmaya hazırlanıyor.

Ön Kayıtlar Başladı: yeistanbul.com

Bu tarihi ana tanıklık etmek isteyen müzikseverler için biletleme süreci büyük bir titizlikle yürütülüyor. Talebin rekor seviyede olması beklendiği için, bilet öncelikli satış hakları için yeistanbul.com adresi üzerinden ön kayıtlar açılmış durumda. Ön kayıt işlemleri Pazartesi gününe kadar devam edecek olup, kayıt yaptıran kullanıcılar biletlere erişimde öncelik hakkı kazanacak.


Organizasyon Hakkında:ILS Vision&TemaCC: Türkiye’nin ve dünyanın önde gelen eğlence ve organizasyon şirketleri olan ILS Vision ve TemaCC, küresel çapta ses getiren etkinlikleri Türk izleyicisiyle buluşturmaya devam ediyor. Bu iş birliği, dünya standartlarında bir konser deneyimi sunmayı taahhüt ediyor.


Kadın Turizmcilerden Ortak Mesaj:“Sektöre Atılmaktan Korkmayın”

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Kadın Turizmcilerden Ortak Mesaj:“Sektöre Atılmaktan Korkmayın”

Türkiye'de konaklama sektöründe kadın istihdam oranı tüm sektörler ortalamasının 4 puan üzerinde yer alıyor. Günümüzde yaklaşık yüzde 37 seviyesinde olan bu oranı artırmak için genç kadınların sektöre katılmasının teşviki, kariyer desteği ve yönetici pozisyonlarındaki temsiliyetin artması büyük önem taşıyor.

Sektörün yatırım, operasyonlar, geliştirme ve pazarlama gibi çeşitli alanlarında liderlik görevleri üstlenen kadın profesyoneller, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü'nde turizmdeki tecrübelerini ve sektörde kariyer yapmayı düşünen genç kadınlar için tavsiyelerini paylaştı.

Yüzde 80’e yakın kadın çalışan oranı

Başkentte hizmet veren TRYP by Wyndham Ankara Oran, kadını güçlendirmeye yönelik girişimleriyle öne çıkan turistik tesisler arasında yer alıyor. Otelin sahibi ve genel müdürü Oya Altın, ekiplerindeki kadın çalışan oranının 80’e yakın olduğu bilgisini aktarıyor ve tek başına çocuk yetiştiren kadınların istihdamına özel önem verdiklerini belirtiyor.

Bilkent Üniversitesi Turizm Otelcilik Meslek Okulu’ndan mezun olan Oya Altın, TRYP by Wyndham Ankara Oran’da üstlendiği liderlik görevini şu sözlerle anlatıyor:

“TRYP by Wyndham Ankara Oran benim için ayrı bir yere sahip. Burayı adeta evim gibi benimsedim. Sadece bir yatırım olarak değil, marka değeri, ekip yapısı ve misafir deneyimi açısından titizlikle ilgilendiğim, her detayına hassasiyetle yaklaştığım bir yapı. Global bir markanın parçası olmak, profesyonel gelişimi destekleyen bir yapının içinde yer almak benim için çok kıymetli. Benim için otelcilik sadece bir iş değil; emek, bağlılık ve uzun vadeli vizyon gerektiren bir sorumluluk.”

“Kadının karar verici rollerde daha fazla yer alması desteklenmeli”

Oya Altın, turizm sektöründe kadınların özellikle yöneticilik kadrolarında geçmişe göre daha aktif olduğunu, bununla birlikte konaklama sektöründe kadınların yalnızca sadece operasyonel pozisyonlarda değil, karar verici ve yönetici rollerde daha fazla yer almasının desteklenmesi gerektiğini söylüyor.

Konaklama sektöründe kariyer yapmak isteyen genç kadınların her şeyden önce kendilerine güvenmesi gerektiğinin altını çizen Altın, “Bu sektör dinamiktir. İletişim gücü, disiplin ve çözüm odaklı bakış açısı sizi her zaman bir adım öne taşır. Sabırlı olmak, sahayı öğrenmek ve her pozisyondan deneyim kazanmak çok kıymetli. Aynı zamanda yabancı dil ve kişisel gelişime yatırım yapmak uzun vadede büyük avantaj sağlar. En önemlisi ise hayal ettikleri pozisyonu gözlerinde büyütmemeleri. Doğru adımlar ve kararlılıkla ilerlediklerinde liderlik kapıları mutlaka açılır” diyor.

Bilginin verdiği özgüven

Wyndham Hotels & Resorts Türkiye Geliştirme Direktörü Özlem Şahin, konaklama sektörünün, kadın profesyonel varlığının geçmişte sınırlı olduğu otel geliştirme alanında uzmanlaşan liderleri arasında yer alıyor. Akdeniz Üniversitesi Turizm İşletmeciliği, Otelcilik ve Konaklama İşletmeciliği bölümünden mezun olan Şahin, daha sonra eğitimine Almanya ve ABD'de stratejik planlama ve pazarlama alanlarında devam etti ve ön bürodan başlayarak otelciliğin tüm departmanlarında tecrübe kazandı.  Kariyerinin başında katıldığı bazı toplantılarda tek kadın olarak herkesten fazla hazırlanması gerektiğini aktaran Şahin, sektördeki tecrübesini şu sözlerle anlatıyor:

"Ben bu süreci kendime yatırım yaparak aştım. Daha çok okudum, finansal konularda derinleştim, rakamlara hâkim oldum. Çünkü bilgi en güçlü özgüveni veriyor. Aynı zamanda güçlü ilişkiler kurmanın ve uzun vadeli düşünmenin çok değerli olduğunu gördüm. Sabır, disiplin ve istikrar gerçekten fark yaratıyor."

“Kadınların yetkinliği turizmde avantaj”

Turizmde bir kariyerin kadınlar için büyük fırsatlar sunduğunu belirten Şahin, turizm alanında kariyer yapmayı düşünen genç kadınlara şu tavsiyelerde bulunuyor:

 "Bu sektör insanı anlamayı, empati kurmayı, hızlı çözüm üretmeyi ve aynı anda birçok süreci yönetebilmeyi gerektiriyor. Kadınların doğal olarak güçlü olduğu pek çok yetkinlik burada ciddi bir avantaja dönüşüyor. Genç kadınlara öncelikle kendilerine sınır koymamalarını öneririm. Turizm çok geniş bir dünya ve içinde sayısız fırsat var. Turizm sadece operasyon demek değil; sektörün yatırım, marka geliştirme, finans ve strateji gibi alanlarında da kariyer yapmak mümkün. En önemlisi, dinlemek ve sabırlı olmak gerekiyor. Bu sektör hızlı gibi görünse de gerçek başarı istikrarlı bir emek istiyor. Kendinize güvenin, öğrenmeye açık olun ve vazgeçmeyin. Çok sevdiğiniz bir işinizin olacağına inanın."

Mentorluk mekanizmalarının artmasının öneminin altını çizen Özlem Şahin, "Bence en önemli konu görünürlük. Kadın liderlerin daha fazla konuşması, deneyimlerini paylaşması ve genç profesyonellere dokunması gerekiyor. Uluslararası bir ağın parçası olmak, global eğitim programlarına erişim, şeffaf kariyer planlaması ve performansa dayalı ilerleme sistemleri kadın profesyoneller için güçlü bir zemin oluşturuyor" diyor.

“Turizm kişisel gelişime katkıda bulunuyor ve vizyon kazandırıyor”

Ticari başarısında kadın profesyonellerin liderliğinden destek alan turistik tesislerden bir diğeri de 2025 yılında Anadolu yakasında açılan La Quinta by Wyndham İstanbul Kartal. Otelin genel müdürü Fatma Torlak, sektörde 26 yıllık deneyime sahip bir turizmci. Sektördeki kariyerine lise yıllarında yiyecek-içecek departmanında yaptığı stajla başlayan Torlak, lisans eğitimini Balıkesir Üniversitesi Turizm İşletme bölümünde tamamladı ve yıllar içinde Wyndham'ın üç farklı şehirdeki otelleri de dahil olmak üzere uluslararası zincirlerde yönetici pozisyonlarında görev aldı.

Fatma Torlak, "Turizm sektörü kadınlara özellikle kişisel gelişim ve vizyon anlamında çok fazla şey katıyor. Çünkü otelcilik sistemi kendinizi sürekli geliştirmeniz ve dinamik tutmanız konusunda zorluyor" diyor.

Otelciliğin kadınların kendini en iyi ve en güçlü hissedecekleri sektörlerin başında geldiğini belirten Torlak, konaklama sektöründe kariyer yapmayı düşünen genç kadınlara, bu yolculuğa başlamaktan korkmamalarını tavsiye ediyor.

La Quinta by Wyndham İstanbul Kartal'da otelin açılışından geçen kısa süre içinde yüzde 45 kadın çalışan oranına ulaştıklarını belirten Fatma Torlak, bu oranı yüzde 50'nin üzerine çıkarmayı hedeflediklerini belirtiyor.

“Geçiş esnekliği kadınlar için önemli bir fırsat”

Turizm sektörünün profesyonellere sunduğu en önemli fırsatlardan biri de kariyerlerini birbirinden farklı alanlarda ve dünyanın çeşitli ülkelerinde geliştirme fırsatı. Wyndham Hotels & Resorts Türkiye ve Orta Doğu Saha Pazarlama Direktörü Deniz Güley, sektörün uluslararası pazarlardaki tecrübesiyle öne çıkan liderleri arasında yer alıyor. Bilkent Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği bölümü mezunu olan Güley, eğitimine Almanya ve ABD'de devam etti. Washington DC ve Dubai'nin tanınmış otellerinin operasyonlarında yöneticilik görevleri üstlenen Güley, Türkiye'ye döndükten sonra uluslararası zincirlerde misafir deneyimi, kalite ve proje yöneticiliği, sadakat ve ortaklıklardan sorumlu olarak görev aldı.

Turizm sektörünün kadınlara erken yaşta sorumluluk alma ve karar süreçlerinin içinde yer alma imkanı sunduğunu belirten Deniz Güley, "Tek bir departmanda başlayan bir kariyer, zamanla daha farklı ve daha geniş perspektif gerektiren rollere evrilebiliyor. Bu geçiş esnekliği, kariyerini kendi ilgi alanlarına ve güçlü yönlerine göre şekillendirmek isteyen kadınlar için önemli bir fırsat" diyor.

“Konfor alanınızdan çıkmaktan çekinmeyin”

Operasyonel bir rolden bölgesel ve stratejik rollere geçiş sürecinin zorlu bir süreç olduğunu belirten Güley, tecrübelerini şöyle aktarıyor:

"Bu geçişte kendimi sürekli geliştirmeye, dijital pazarlama, sadakat programları ve stratejik iş birlikleri gibi alanlarda eğitimler almaya odaklandım. Yeni sorumluluklara açık olmak ve konfor alanının dışına çıkabilmek, kariyerimde belirlediğim hedeflerime ulaşmamda en önemli etkenler oldu. Konfor alanınızdan çıkmaktan çekinmeyin; en büyük kişisel gelişim imkanını konfor alanlarımızdan çıktığımızda buluyoruz. Sürekli öğrenmeye, mümkünse yurtdışı deneyimi kazanmaya, yabancı dil ve dijital yetkinliklerinizi geliştirmeye çalışın. Kendinize güvenin. Başkası yapabiliyorsa siz de yapabilirsiniz. Liderlik sadece unvanla değil, yarattığınız etkiyle, sorumluluk alma cesaretinizle ve çevrenize ilham verebilme gücünüzle ilgilidir."

Turizmin konaklama, ulaşım, deneyim, yatırım, pazarlama ve hizmet zincirinin tamamını kapsayan çok katmanlı bir ekosistem olduğunu vurgulayan Deniz Güley, sözlerine şunları ekliyor:

“Kadınların empati, iletişim ve duygusal zeka gibi halihazırda güçlü olan yönleri, bu alanlarda önemli bir avantaj sağlıyor. Bu yetkinlikler doğru fırsatlar ve destekleyici bir çalışma ortamıyla birleştiğinde, sadece başarılı profesyoneller değil, aynı zamanda güçlü ve dönüştürücü liderler ortaya çıkıyor. Dünya Kadınlar Günü’nün, kadınların potansiyelini kutladığımız bir gün olmanın ötesinde, eşit fırsatlara erişimin güçlendirildiği ve somut adımların atıldığı bir farkındalık alanına dönüşmesini diliyorum.”

(TÜROB) Başkanı Müberra Eresin,, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki yerinin güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu vurguladı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜROB Başkanı Müberra Eresin’den 8 Mart Dünya Kadınlar Günü Mesajı

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB) Başkanı Müberra Eresin, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yaptığı açıklamada, kadınların toplumsal ve ekonomik hayattaki yerinin güçlendirilmesinin ortak sorumluluk olduğunu vurguladı.

Eresin, 8 Mart’ın yalnızca kadınların eşit hak ve fırsatlar için verdikleri mücadelenin hatırlatıldığı bir gün olmadığını, aynı zamanda toplumun her alanındaki katkılarının değerinin bir kez daha anlaşılması için önemli bir fırsat olduğunu belirtti. Eresin, “Kadınların ekonomik, siyasi ve sosyal yaşamdaki konumlarının güçlenmesi hepimizin ortak sorumluluğudur. Kadına yönelik şiddetle mücadele, eşitlik ve adalet arayışı kesintisiz bir yolculuktur. Bu yolda atılan her adım yalnızca kadınları değil, tüm toplumu ileriye taşır” dedi.

Turizm sektörü Türkiye ortalamasının üzerinde

Turizm sektöründe kadın istihdam oranının ortalama yüzde 42 civarında olduğuna dikkat çeken Eresin, sektörün Türkiye ortalamasının üzerinde bir tablo sergilediğini belirtti. “Turizm sektörünün bugünkü konumuna ulaşmasında kadın çalışanlarımızın payı çok büyük” diyen Eresin, “Turizm, kadınlara hem çalışan hem de işveren olarak birçok sektöre kıyasla daha fazla fırsat sunuyor” diye konuştu.

Eresin şu bilgileri verdi: “Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) verilerine göre dünyada 2,1 milyar ücretli erkek çalışana karşılık 1,4 milyar kadın çalışan bulunuyor. Kadınlar küresel iş gücünün yaklaşık yüzde 45’ini oluşturuyor.Türkiye’de ise kadınların ücretli istihdamdaki oranı yüzde 35 seviyesinde. Toplam 17 milyon 16 bin ücretli çalışanın 5 milyon 898 bini kadınlardan oluşuyor. Hedefin kısa vadede bu oranı yüzde 40 seviyesine taşımak olduğu ifade ediliyor.SGK’nın Kasım 2025 verilerine göre turizm sektöründeki kadın çalışan dağılımı şu şekilde:

Konaklama sektöründe 390 bin 560 çalışanın 162 bin 560’ı kadın (yüzde 42) 

Havayolu şirketlerinde 43 bin 479 çalışanın 19 bin 33’ü kadın (yüzde 44) 

Yiyecek–içecek sektöründe 910 bin 537 çalışanın 386 bin 599’u kadın (yüzde 42) 

Seyahat acentelerinde 64 bin 787 çalışanın 25 bin 484’ü kadın (yüzde 39)”


Üst yönetimde eşitlik vurgusu

Turizmde kadın istihdam oranının görece yüksek olmasına rağmen, yönetim kademelerinde aynı tablonun görülmediğine dikkat çeken Eresin, konaklama sektöründe kadınların yönetim pozisyonlarının yüzde 40’ından azını, genel yönetim rollerinin yüzde 20’sinden azını ve yönetim kurulu pozisyonlarının ise yüzde 8’inden daha azını üstlendiğini belirtti.

Kadınların çoğunlukla alt kademelerde istihdam edildiğini ve ortalama ücretlerinin erkeklere göre daha düşük olduğunu vurgulayan Eresin, cinsiyete duyarlı ve eşitlikçi politikaların etkin biçimde uygulanmasının hem kadınların ekonomik güçlenmesini hem de sektörün genel gelişimini destekleyeceğini ifade etti. Eresin, “Gerçek anlamda kadın-erkek eşitliği için üst yönetim kademelerinde de dengeli bir temsil sağlanması gerekiyor. Kadınların daha fazla yer aldığı yönetim kurullarına sahip şirketlerin performanslarının ve etik itibarlarının daha yüksek olduğuna dair güçlü veriler bulunuyor. Kadın istihdamının artması şirketlerin kârlılığına da olumlu yansıyor” dedi.

Eresin açıklamasını, “Kadınların gücünden ilham alarak daha aydınlık yarınlara birlikte ulaşacağımıza inanıyor, başta üyelerimiz ve sektörümüzde görev yapan kıymetli kadınlar olmak üzere tüm kadınların 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü en içten dileklerimle kutluyorum” sözleriyle tamamladı.


Hyatt Regency İzmir İstinyePark, 2025 Yılın Oteli ödülü ile başarılarına bir yenisini daha ekledi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


HYATT REGENCY İZMİR İSTİNYEPARK’A İKİNCİ KEZ YILIN OTELİ ÖDÜLÜ 

Açıldığı günden beri İzmir şehir otelciliğine yepyeni bir bakış getiren  ve  İzmir’e dünya çapında bir prestij kazandıran Hyatt Regency İzmir İstinyePark, 2025 Yılın Oteli ödülü ile başarılarına bir yenisini daha ekledi.

Dünyanın sayılı otel zincirleri arasında yer alan Hyatt Hotels Grup, şubat ayında EAME (Avrupa, Afrika ve Orta Doğu) otellerinin genel müdürlerinin ve yatırımcılarının katılımıyla Hyatt'ın yıllık Franchise Konferansı HYPE 2026’yı (Hyatt Performance Experience) düzenledi. Hyatt Regency İzmir İstinyePark’ın ev sahipliği yaptığı konferansta grup, 2025 yılına ait başarıları da ödüllendirdi. Açıldığı günden bu yana istikrarlı başarılarıyla Hyatt’ın mükemmeliyet yaklaşımını güçlü biçimde yansıtan Hyatt Regency İzmir İstinyePark, Hyatt Hotels Grup’un EAME bölgesindeki Hyatt markalı tüm otelleri arasında “2025 Yılın Oteli” ödülüne layık görüldü. Sektörün önemli platformları tarafından; En Temiz Otel ödülü, Tartışmasız En İyiler listesi gibi birçok başarıya adını yazdıran otel, bu yılla birlikte Yılın Oteli ödülünü iki yıl üst üste kazanmış oldu. 

Hyatt Regency İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, 2025 Yılın Oteli ödülünü gala gecesinde düzenlenen törenle; Hyatt Hotels Grup EAME Bölgesi Franchise Başkan Yardımcısı Charles Guyonnaud, Hyatt Hotels Grup EAME Bölgesi Grup Başkanı Marc Jacheet, Hyatt Hotels Grup Amerika Bölgesi Classics ve Essentials Operasyonları Başkanı Paul Daly’nin elinden aldı. 

Türkiye'de ilk kez düzenlendi

Hyatt Regency İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, ödülle ilgili olarak şu açıklamalarda bulundu: “Bu zamana kadar hizmet kalitemiz ve misafirperverlik anlayışımızla birçok ödüle layık görüldük. Şimdi ise aynı anda iki farklı gururu yaşıyoruz. İlk olarak Hyatt Regency İzmir İstinyePark’ın Hyatt grup otelleri içerisinde yılın oteli ödülünü ikinci kez almamız, ikincisi ise HYPE 2026 gibi grubumuz adına son derece değerli bir etkinliğe ev sahipliği yapmamız. Türkiye'de ve ilk kez İzmir'de düzenlenen yıllık Franchise Konferansı'na ev sahipliğimizde, otelimizin kazandığı güçlü ivme ve kısa süre sonra Grand Hyatt markasına yükselecek olmamız büyük rol oynadı. Globaldeki üst düzey yöneticileri ağırladığımız ve Hyatt topluluğuyla bir arada geçirdiğimiz bu etkinlik, otelimizin EAME bölgesindeki gerçek potansiyelini ortaya koyma, İzmir’in kültür ve turizm hikayesini de tüm dünyaya anlatma fırsatı yakaladık.” 

Pera Müzesi’nden Yeni Sergi “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Pera Müzesi’nden Yeni Sergi “Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı”

Pera Müzesi’nin yeni sergisi Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye resim sanatının önemli isimlerinden Halil Paşa’yı, yaşamı ve üretimi arasındaki ilişki üzerinden ele alıyor. Dr. Özlem İnay Erten küratörlüğünde hazırlanan sergi, sanatçının portre, natürmort ve peyzajlarını arşiv belgeleri, fotoğraflar ve desen defterleriyle bir araya getirerek yaşamı, çevresi ve dönemiyle ilişkili kapsamlı bir okuma sunuyor.

Suna ve İnan Kıraç Vakfı Pera Müzesi, Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan süreçte Türkiye’de resim sanatının dönüşümünde belirleyici bir rol oynayan Halil Paşa’nın yaşamı ve sanatsal üretimini odağına alan Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı başlıklı sergiyi sanatseverlerle buluşturuyor. Dr. Özlem İnay Erten’in küratörlüğünde hazırlanan seçki, sanatçının farklı coğrafyalarda şekillenen üretimlerine ait eserleri, arşiv belgelerini ve özel koleksiyonlardan ödünç alınan çalışmaları birarayagetiriyor.

Sergi, Asker Ressamlar Kuşağı’nın en üretken isimlerinden Halil Paşa’nın akademik disiplinle izlenimci duyarlılığını bir arada taşıyan resim diline odaklanıyor. Sanatçının portre, natürmort ve peyzaj arasında kurduğu geçişler, ışık ve renk kullanımındaki özgün yaklaşımı, İstanbul  kıyı resimlerinde belirginleşen atmosfer etkisive farklı coğrafyalarda çeşitlenen sanatsal bakışı, serginin kronolojik akışı içinde öne çıkıyor. Sergi kurgusu bu akışı yalnızca tarihsel bir sırayla değil, sanatçının yaşamındaki mekânlar, ilişkiler ve üretim çevreleri üzerinden katmanlandırarak izleyiciye aktarıyor.

Küratör Dr. Özlem İnay Erten sergiyi şöyle değerlendiriyor: “Bu sergide Halil Paşa’yı yalnızca usta bir portre ve manzara ressamı olarak değil; Osmanlı’dan Cumhuriyet’e uzanan modernleşme sürecinde yeni bir görme biçiminin oluşmasına katkı sunan öncü bir sanatçı olarak ele aldık. Asker ressam geleneğinden gelen disiplinini Paris’te aldığı akademik eğitimle birleştiren ve Paris–İstanbul–Kahire ekseninde çeşitlenen sanatını; eserlerinin yanı sıra desen defterleri, arşiv belgeleri ve dönemin kaynaklarıyla birlikte okuyarak, Halil Paşa’yı hem yaşadığı dönemin koşulları içinde hem de sanat tarihimizdeki belirleyici konumuyla yeniden değerlendirmeyi amaçladık.”

Asker Ressamlar Kuşağı içinde Halil Paşa’nın yeri

Halil Paşa’nın sanat yolculuğu, çocukluk yıllarında Beylerbeyi’nde babası Ferik Selim Paşa’nın yalısında başlıyor. Sergi, sanatçının erken dönem görme biçiminin oluşumunda yalı, bahçe ve Boğaziçi doğasının kurucu etkisini öne çıkarırken; Beylerbeyi’ndeki yalı ve teraslı bahçe düzeni, ilerleyen yıllarda resimlerinde tekrar eden mekânsal ritim ve perspektif duygusunun kaynaklarından biri olarak ele alınıyor.

Halil Paşa’nın 19. yüzyılda Osmanlı ordusunun modernleşmesiyle gelişen teknik temelli resim eğitimi içindeki yeri de öne çıkan başlıklardan biri. Mühendishâne’de aldığı eğitimin özellikle peyzaj ve natürmort alanındaki erken üretimini nasıl biçimlendirdiği, saray çevresiyle kurduğu ilişkiler ve öğretmenlik deneyimi, Asker Ressamlar Kuşağı içindeki konumunu genişleten unsurlarolarak değerlendiriliyor.

Paris yılları: Akademik eğitimden uluslararası başarıya

Paris yılları serginin ana eşiklerinden birini oluşturuyor. ÉcoledesBeaux-Arts çevresinde aldığı eğitim; Şeker Ahmed Paşa ve olasılıkla Osman Hamdi Bey gibi en tanınmış Osmanlı ressamlarının da eğitim aldığı Jean-LéonGérôme’un atölyesindeki çalışma dönemi ve Courtois ile Carolus-Duran bağlantıları, Halil Paşa’nın portre tekniğindeki ustalığını ve akademik birikimini açıklayan bir çerçeve sunuyor.Julien Thibaudeau ile 1887–1888 Bretonya seyahati ise sanatçının açık hava resmine dayalı yaklaşımını geliştiren önemli deneyimlerden biri olarak öne çıkıyor.

Halil Paşa’nın 1889’da,o sene Eyfel Kulesi’nin de açılışına ev sahipliği yapanExposition Universelle’deMadam X portresiyle kazandığı bronz madalya, sergide uluslararası görünürlüğün simgesel eşiği olarak yorumlanıyor. Bu başarıya ilişkin ödül sertifikası ve bronz madalya gibi belgeler de sergide yer alıyor; böylece sanatçının Paris’teki başarısı yalnızca anlatıyla değil, belgeye dayalı bir düzlemde de güç kazanıyor.

“Kıyı” fikri: Boğaziçi ve sayfiye hayatı

İstanbul’a dönüşle birlikte portrelerden manzaralara yöneliş sergide belirginleşen ana değişimlerden biri olarak öne çıkıyor Halil Paşa’nın manzara resmine ağırlık vermesi, buna rağmen figürü bütünüyle terk etmeyip figürlü peyzajlar üretmesi, serginin belirgin çizgilerinden birini oluşturuyor. Beylerbeyi ve Bostancı’daki aile yaşamı da sanatçının resimlerindeki dingin atmosferin duygusal arka planını görünür kılıyor.

Sergiye adını veren “kıyı” fikrinin somutlaştığı eserlerde ise Boğaz’ın değişen ışığı, su yüzeyindeki yansımalar, ahşap kıyı mimarisi ve yalı yaşamı, Halil Paşa’nın resminde zamanın izlerini taşıyan bir sahneye dönüşüyor. Göksu, Küçüksu, Fenerbahçe ve Bostancı kıyılarındaki sayfiye hayatı, su etrafında şekillenen gündelik yaşamın ritmini görünür kılıyor.

Edebiyat ve basın çevreleriyle kurulan bağ

Sergi, Halil Paşa’nın yalnızca resim dünyasıyla değil, edebiyat ve basın çevreleriyle kurduğu ilişkiyi de ele alıyor. Halil Paşa’nın, Servet-i Fünûn’daki görünürlüğü de serginin dikkat çekici başlıklarından biri olarak öne çıkıyor. Sanatçıyı atölyesinde çalışırken gösteren fotoğrafın 1898’de dergi kapağında yer alması ve 1899’da yayımlanan Sabah Kahvesi(Şakayıklar ve Kadın) gibi yapıtlar, Halil Paşa’nın resminin dönemin popüler basınındaki dolaşımını gösteriyor.

Eşi Âliye Hanım’ın abisi olan Recâizâde Mahmud Ekrem’in Araba Sevdası için yaptığı illüstrasyonlar, Halil Paşa’nın görsel anlatı gücünü öne çıkarırken; desen defterleri bu üretimin hazırlık sürecine ışık tutuyor. Osmanlı Ressamlar Cemiyeti Gazetesi, İkdam ve Malûmat gibi yayınlar üzerinden sanatçının dönemin sanat ortamındaki görünürlüğünüve kurumsal ilişkilerini ortaya koyuyor.

Mısır yılları: Nil kıyılarında yeni bir resim dili

Serginin önemli duraklarından biri de Halil Paşa’nın Mısır yılları. Abbas Halim Paşa’nın davetiyle şekillenen bu dönem, sanatçının kış aylarını Hilvan’da geçirip yazları İstanbul’a döndüğü uzun bir üretim ritmine işaret ediyor. Nil kıyılarında üretilen peyzajlarda, İstanbul resimleriyle paralellik taşıyan su ve ışık duyarlılığı bu kez Mısır’ın atmosferi, yerel mimarisi ve gündelik yaşam sahneleriyle yeni bir karakter kazanıyor. Mehmed Âkif Ersoy’la da komşu olduğu bu dönemin yaşanmışlık boyutu tarihi fotoğraflar ve tanıklıklarla güçleniyor.

Bireysel üretimden kültürel tarihe

Halil Paşa’nın uzun sanat yaşamını yalnızca bireysel üretim üzerinden değil, sergiler tarihi üzerinden de takip edilebiliyor. Beyoğlu’nda düzenlenen Salon Sergileri, Galatasaray Sergileri’ne uzun yıllar yayılan düzenli katılımı ve Cumhuriyet döneminde Ankara’daki sergilere aktif biçimde dahil oluşu, Halil Paşa’yı değişen sanat ortamlarında süreklilik gösteren bir figür olarak konumlandırıyor.

Erten’in sergi için kaleme aldığı, dönemin sanat ortamına ışık tutan ve Halil Paşa üzerine kapsamlı bir referans olan yayın ile birlikteSuyun Kıyısında, eser seçkisinin yanı sıra Osmanlı ve Cumhuriyet dönemine uzanan arşiv belgeleri, basında yer alan haberler, mektuplar, fotoğraflar ve desen defterleriyle dokümanter bir zemin de kuruyor. Bu zemin, Halil Paşa’nın üretimini yalnızca estetik bir çizgi olarak değil; döneminin kültürel dolaşımı, kurumları ve ilişkiler ağı içinde düşünmeye davet ediyor.

Sergiye bir Açık Atölye alanı da eşlik ediyor

Sergiye, Pera Müzesi’nin 3. katında yer alan ve Halil Paşa’nın stüdyosundan esinle kurgulanan bir Açık Atölye alanı da eşlik ediyor. Sanatçının desen çalışmalarındaki üretim pratiğine referansla hazırlanan; şövale ve modellenebilecek objelerle donatılan bu öğrenme alanında ziyaretçiler, kuru boya, pastel boya, kara kalem, füzen ve çeşitli kâğıtlar kullanarak sergiden aldıkları ilhamı yaratıcı üretimlere dönüştürebilecek. Açık Atölye, Salı’dan Cumartesi’ye 10.00–13.00 ve 14.00–18.00, Pazar günü 12.00–17.00 saatleri arasında açık olacak; Uzun Cuma uygulaması kapsamında ise 19.00–21.00 saatleri arasında da ziyaretçilerini ağırlayacak.

Suyun Kıyısında: Halil Paşa’nın Yaşamı ve Sanatı, 23 Ağustos’akadar Pera Müzesi’nin 5, 4 ve 3. katlarında ziyaret edilebilir.

Pera Müzesi Salı’dan Cumartesi’ye 10.00-19.00, Pazar günleri 12.00-18.00 saatleri arasında gezilebilir. Cuma günleri “Uzun Cuma” kapsamında 18.00-22.00 arası tüm ziyaretçiler, Çarşamba günleri ise “Genç Çarşamba” kapsamında tüm öğrenciler müzeyi ücretsiz ziyaret edebilir.


5 Mart 2026 Perşembe

OKU Hotels’in Türkiye’deki ilk oteli OKU Bodrum, 1 Mayıs’ta kapılarını açıyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


OKU Bodrum 1 Mayıs’ta Kapılarını Açıyor

Ege’nin Turkuaz Suları Sessiz Lüks Temasıyla Tanışıyor 

Uluslar arası ödüllü yaşam stili otel markası OKU Hotels’in Türkiye’deki ilk oteli OKU Bodrum, 1 Mayıs’ta kapılarını açıyor. Bodrum Yarımadası’nın kuzey kıyısında, doğal yapısını koruyan Küçükbük Koyu’nda misafirlerini ağırlamaya hazırlanan OKU Bodrum, markanın Ibiza, Kos ve Endülüs’ten sonra açılan dördüncü oteli olma özelliğini taşıyor. 58 oda ve süitten oluşan yetişkinlere özel butik otel OKU Bodrum, sahip olduğu global vizyonla Ege’nin ruhunu yeniden canlandırmaya geliyor. 

Modern hayatın telaşından uzaklaşmak, doğayla yeniden bağ kurmak ve sade bir ritimde derinleşmek isteyenler için tasarlanan OKU Bodrum’da 58 oda ve süit yer alıyor. Tüm odaları deniz manzaralı olan otelin kişiye özel havuzlarının yanı sıra paylaşımlı havuz seçeneği de bulunuyor. Özel balkonları ve keyifli teraslarıyla dikkat çeken OKU Bodrum’un iç mekânlarında OKU’nun imzası haline gelen bohem-şık ve minimalist tasarım anlayışı öne çıkıyor. Toprak tonları, doğal malzemeler ve çağdaş çizgilerin öne çıktığı otelde Türkiye’nin önde gelen sanat küratörlerinden Begüm Güney ile yapılan iş birliği kapsamında, otelin farklı alanlarında sergilenen özgün sanat eserleri mekânın doğayla kurduğu bağı ve meditatif ruhunu yansıtıyor.

Japonca ’da “içsel alan” anlamına gelen “OKU” dekoratif detayları ve huzurlu atmosferiyle ruhsal bir inziva hissi yaratıyor.

Ege’ye Açılan Sessiz Lüks

Benzersiz doğası ile koruma altına alınmış bir koyda yer alan OKU Bodrum, denize doğrudan erişim sunuyor. Özel iskelesi sayesinde misafirler tekneyle saklı lagünleri ve civardaki adaları keşfetme şansı buluyor. Gün batımının eşsiz renkleriyle bütünleşen konumu hem içsel huzur hemdekeşifduygusuvadediyor.Tasarımdakullanılandoğaltaşların yanı sıra el kesimiyle hazırlanan özel traverten taşlar, açıkhava geçişleri ve geri dönüştürülmüş malzemelerle oluşturulan ayrıcalıklı mimari detaylar, sade şıklığın ve sürdürülebilirliğin zarafetini yansıtıyor.

TatveDuygununBuluşmaNoktası:TEYORestoran

OKU Bodrum’un gastronomi anlayışı, sadece damaklara değil,ruhlara da dokunmayı hedefliyor. Otelin imza restoranı olan TEYO, açık hava atmosferinde Japon mutfağını yenilikçitatlar vesofistikesunumlarla biraraya getiriyor. Otelin kalbinde,havuz başında yer alan TO KIMA Restaurant, yerel Akdeniz mutfağını modern yaklaşımlarla yeniden yorumlarken; The Round Bar,özenle hazırlanmış kokteyller ve seçili meze tabaklarıyla,Bodrum’un en eşsiz günbatımı manzaralarından birine açılıyor.

OKUBodrum, konuklarınıyalnızca bir tatille değil, çok katmanlıve ilham vericibir yaşam deneyimiyle buluşturuyor. DJ performanslarındankültürel içerikli atölyelere, mindfulness seanslarından lokaltemalı buluşmalara kadar uzanan küratöryel aktiviteler,sezon boyunca çeşitli zamanlarda sunuluyor. Duyulara hitap eden tadım seansları, Akdeniz mutfağı deneyimleri, gün doğumu yoga buluşmaları ve sanata dair sohbetler, misafirlere sunulan ayrıcalıklar arasında yer alıyor.

Beden,Zihin v eRuh İçin Yeni Bir Başlangıç

OKU Bodrum, havuz başında DJ performansları eşliğinde geçen sakin saatlerden, PaddleBoard’a, turkuaz sularda bölgenin doğasına ve kültürel mirasına saygı duyan özel aktivitelere kadar birçok özgün deneyim sunuyor. Doğayla kurduğu yakın temasla hayata geçirdiği özel bitkibahçesinde atölyeler gerçekleştiren OKU Bodrum, rehberli doğa yürüyüşleri ve geleneksel artizan el dokuması atölyelerini ziyaretlerle de bir tatilden çok daha fazlasını vadediyor.

Doğaylauyumlubirarınma alanı olarak tasarlanan OKUSPA,hamam ve dinlenmealanlarının yanı sıra iskele alanındaki treatment cabanalarda açık havada dalga sesleri eşliğinde sunulan özel bakım ve masajlarla misafirlere derin bir rahatlama ve yenilenme deneyimi sunuyor. Kayalık tepeye konumlanan ve deniz manzaralı yoga &wellness terasında doğayla iç içe yoga shala, nefes çalışmaları, meditasyon veşifa ritüelleri için ruhsal dengeyi destekleyen bir alan sunarken; tam donanımlı fitness stüdyosu ve açık hava egzersiz terası, dinamik hareketle huzuru birlikte deneyimleme fırsatıveriyor.


OKU Bodrum, doğanın ritmini hisseden ve detaylarda saklı incelikleriyle farklılaşan bir yaşam alanı olarak Türkiye’de zarif sadelik kavramının yeni yorumunu sunuyor.


4 Mart 2026 Çarşamba

Dijitalleşme baskı dünyasında yeni bir çağı başlatıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Ticari baskıda dijitalleşme ve kişiselleşme ile yeni dönem 

Dijitalleşme baskı dünyasında yeni bir çağı başlatıyor 

Ticari baskı sektörü, uzun yıllar ofset teknolojisinin gücüyle ilerledi. Bugün ise baskı sektöründe;dijitalleşme, kişiselleşme ve sürdürülebilirlik ile sektör yeniden şekilleniyor. Artık yalnızca kaliteli baskı yeterli değil; hız, esneklik, düşük tirajda verimlilik ve değişken veri uygulamaları da ön plana çıkıyor. Dijital baskı teknolojileri, müşteri taleplerine daha hızlı yanıt verme imkanı sağlıyor. Kişiselleştirilmiş üretim, markaların hedef kitleyle daha güçlü bir bağ kurmasına yardımcı oluyor. Özellikle pazarlama kampanyalarında değişken veri baskısı, müşteri deneyimini zenginleştiriyor. Küçük tirajlı üretimlerde maliyet avantajı, dijital çözümleri cazip hale getiriyor. Ayrıca, çevrim içi sipariş ve otomatik iş akışları, baskı süreçlerini daha şeffaf ve erişilebilir kılıyor. Önümüzdeki yıllarda baskı sektörünü, hız ve esnekliği sürdürülebilirlik ilkeleriyle harmanlayan şirketlerinşekillendireceği öngörülüyor. Bu dönüşüm, aynı zamanda baskı hizmetlerinin daha rekabetçi bir hale gelmesini de sağlıyor. Dijitalleşme ile birlikte, müşteri beklentileri sürekli değişirken, firmalar bu beklentilere uyum sağlamak için yenilikçi çözümler geliştirmek zorunda kalıyor. Böylece, ticari baskı sektörü, teknolojik ilerlemelerle birlikte, hem ekonomik hem de çevresel açıdan daha güçlü bir geleceğe hazırlanıyor.

Dijital baskıda uçtan uca sunduğu çözümlerle fark yaratıyor 

Lidya Grup, dijital baskı sektöründe güçlü bir oyuncu olarak Xerox, Epson, Keundo, Flora, Duplo, JWEI, EFI global markalarının Türkiye temsilciliğini üstleniyor. Dijital baskı makinelerinde uçtan uca sundukları çözümlerle fark yarattıklarını kaydeden Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, geniş ürün yelpazesi, yenilikçi uygulamalar, müşteri hizmetleri, finansal güç ve organizasyon yapısıyla sektörde lideri konumupekiştirdiklerini anlattı. Teknolojik altyapısını sürekli geliştiren Lidya Grup, çözüm odaklı yaklaşımıyla sektöründe öncülük ediyor. Müşterilerine sunduğu hızlı ve verimli hizmetler, güvenilir iş ortaklıklarının temelini oluşturuyor. Yüksek katma değer üretme kapasitesinin önemine değinen Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şirket olarak sürdürülebilirlik vizyonunu iş stratejilerinin merkezine yerleştirdiklerini, böylece baskı endüstrisindeki dönüşümü aktif biçimde şekillendirerek müşteri memnuniyetini uzun vadeli başarıya dönüştürmeye devam ettiklerini belirtti. 

Baskı endüstrisinde kaliteyi ve sürdürülebilirliği sunan yeni bir dönem

Geleneksel ve dijital baskı arasında net bir ayrım yerine,hibrit çözümler daha fazla önem kazanmaya başladı. Üreticiler daha az fire, daha düşük enerji tüketimi ve daha yüksek otomasyon sağlayan sistemlere yatırım yaparken, teknolojideki gelişmeler sayesinde ilk yatırım maliyetleri de daha erişilebilir seviyelere inmektedir. Bununla birlikte, sarf malzeme tüketiminde sağlanan tasarruf ve enerji verimliliği, toplam işletme maliyetlerini de önemli ölçüde düşürüyor. Sektörde sürdürülebilirliğin artık bir tercih değil, zorunluluk haline geldiğinin altını çizen Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Geri dönüştürülebilir malzemelerin kullanımı, çevreye duyarlı mürekkep seçenekleri ve karbon ayak izini azaltan üretim süreçleri öne çıkıyor. Baskı tesislerinde, enerji verimliliğini sağlayan otomasyon sistemler, hem çevresel hem de ekonomik faydalarsunuyor. Hibrit çözümler, ofsetin yüksek kalite avantajını dijitalin esnekliğiyle birleştirerek yeni bir standardı oluşturuyor. Baskı sektöründeki dijital dönüşüm, aynı zamanda sektörün rekabet dinamiklerini de yeniden tanımlıyor. Firmalar, çevre dostu üretim politikalarını, iş stratejilerinin merkezine yerleştiriyor. Baskı endüstrisi, hem kaliteyi hem de sürdürülebilirliği aynı anda sunabilen yeni bir döneme adım atmaktadır.” dedi.

Geleceğe bakış: 2030 ve ötesi

2030 yılına doğru ülkemizde ve dünyada istikrarlı bir büyüme beklenirken, rekabet avantajı, teknolojiyi stratejik bir dönüşüm aracı olarak kullanan firmalarda olacaktır. Ticari baskının geleceği ise, hız, verimlilik, sürdürülebilirlik ve düşük toplam maliyet dengesiyle şekillenecektir. Firmalar, yapay zeka destekli baskı yönetim sistemleriyle, üretim süreçlerini optimize ediyor. Veri analitiği sayesinde, müşteri davranışları daha iyi anlaşılırken, baskı içerikleri buna göre uyarlanmaktadır. Dijital baskı endüstrisinin geleceğinde müşteri odaklılık ve çevre bilincinin kritik faktörler arasında yer alacağına işaret eden Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Dijitalleşme, yalnızca teknolojik bir dönüşüm değil, aynı zamanda iş modellerinin yeniden tanımlanması anlamına gelmektedir. Rekabetin yoğunlaştığı pazarda, yenilikçi çözümler geliştiren şirketler öne çıkacaktır.Bu gelişmeler, baskı sektörünü yalnızca üretim odaklı bir alan olmaktan çıkarıp, teknoloji ve inovasyon merkezli bir ekosisteme dönüştürecektir. Özellikle, sürdürülebilirlik kriterlerini karşılayan firmalar, uluslararası pazarda daha güçlü bir konum elde edeceklerdir. Önümüzdeki dönemde, dijitalleşmeyi stratejik bir vizyonla bütünleştiren şirketlerin sektörde liderliği üstlenmesi devam edecektir.” diye konuştu.