25 Ağustos 2026 Salı

Küresel online seyahat acenteleri Türkiye’yi değerlendirecek

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KÜRESEL ONLINE SEYAHAT ACENTELERİNİN GÖZÜNDEN TÜRKİYE TURİZM PAZARI

Expedia Group, Trip.com ve Booking.com yöneticileri, Türkiye turizm pazarındaki dönüşümü, değişen seyahat alışkanlıklarını ve küresel trendleri değerlendirecek

Türkiye’nin ve dünyanın turizm profesyonellerini İstanbul’da buluşturan Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı, küresel online seyahat acentelerinin Türkiye turizm pazarına ilişkin değerlendirmelerinin ele alınacağı önemli bir oturuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuar kapsamında düzenlenecek “Küresel OTA Devleri Gözünden Türkiye Turizm Pazarı” başlıklı oturumda, küresel ölçekte faaliyet gösteren online seyahat acentelerinin (OTA) Türkiye pazarına ilişkin perspektifleri masaya yatırılacak.

Küresel online seyahat acenteleri Türkiye’yi değerlendirecek

25 Eylül Cuma günü saat 14.30-15.10 arasında gerçekleştirilecek oturumda; Expedia Group Türkiye Bölge Müdürü Aslı Şehirli Acarkan, Trip.com Türkiye Yunanistan ve Kıbrıs Ülke Müdürü Abdullah Kural ve Booking.com Türkiye Bölge Müdürü Bircan Kaan konuşmacı olarak yer alacak.

Küresel ölçekte seyahat planlama ve rezervasyon süreçlerinde önemli bir rol üstlenen online seyahat acentelerinin yöneticileri, Türkiye turizm pazarını farklı perspektiflerden değerlendirecek. Oturumda Türkiye’nin küresel seyahat pazarındaki konumu, değişen tüketici beklentileri, seyahat alışkanlıklarındaki dönüşüm ve online seyahat acentelerinin turizm sektöründeki rolü gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.

Değişen seyahat alışkanlıkları ve dijital dönüşüm gündemde

Seyahat planlama ve rezervasyon süreçlerinin giderek daha fazla dijital kanallar üzerinden şekillendiği günümüzde, online seyahat acenteleri turizm ekosisteminin önemli aktörleri arasında yer alıyor. Tüketicilerin seyahat kararlarını etkileyen yeni alışkanlıklar, destinasyon seçiminde dijital kanalların rolü ve seyahat deneyiminin rezervasyon sürecinden konaklama sonrasına kadar geçirdiği dönüşüm, sektörün geleceğine ilişkin önemli göstergeler sunuyor.

“Küresel OTA Devleri Gözünden Türkiye Turizm Pazarı” oturumunda, Türkiye’nin bu dönüşüm içerisindeki konumu, küresel seyahat talebindeki değişimler ve Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü güçlendirecek fırsatlar, dünyanın önde gelen online seyahat acentelerinin yöneticileri tarafından değerlendirilecek.

Türkiye’nin küresel turizm rekabetindeki konumu masaya yatırılacak

Türkiye’nin sahip olduğu destinasyon çeşitliliği, farklı seyahat segmentlerine hitap eden turizm ürünleri ve uluslararası pazarlardaki güçlü konumu, ülkeyi küresel seyahat ekosisteminin önemli destinasyonlarından biri haline getiriyor. Bu doğrultuda online seyahat acentelerinin Türkiye pazarına ilişkin gözlemleri, mevcut turizm talebinin değerlendirilmesi ve gelecek döneme yönelik fırsatların ortaya konulması açısından önem taşıyor.

Oturumda küresel seyahat trendlerinin Türkiye’ye yansımaları, tüketicilerin seyahat planlama ve satın alma davranışlarındaki değişimler, dijital kanalların destinasyon tercihleri üzerindeki etkisi ve Türkiye’nin küresel turizm pazarındaki rekabet gücünü artırabilecek yeni fırsatların da gündeme gelmesi bekleniyor.

Turizmin geleceği küresel perspektiften değerlendirilecek

Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı; kamu, özel sektör, yatırımcılar, destinasyon temsilcileri ve turizm profesyonellerini aynı platformda buluşturarak sektörün geleceğine ilişkin fikir alışverişine zemin hazırlıyor. Küresel online seyahat acentelerinin yöneticilerini aynı sahnede buluşturacak bu oturum ise Türkiye turizminin, dünyanın önde gelen seyahat şirketlerinin bakış açısıyla değerlendirilmesi açısından fuarın dikkat çeken buluşmaları arasında yer alacak.

Oturum, Türkiye turizm pazarının küresel seyahat hareketleri içerisindeki yerini, dijitalleşmenin sektöre etkisini ve değişen seyahat alışkanlıklarının geleceğin turizm dinamiklerini nasıl şekillendireceğini farklı perspektiflerle ortaya koyacak.


Wyndham Hotels& Resorts, Çaycuma’da yeni bir otel yatırımı için anlaşma imzaladı.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Wyndham Hotels& Resorts, Karadeniz’in hızla gelişen destinasyonlarından Çaycuma’da yeni bir otel yatırımı için anlaşma imzaladı. 

Filyos Limanı çevresindeki sanayi ve lojistik yatırımlarının yanı sıra bölgenin turizm potansiyelinin de büyümesiyle dikkat çeken destinasyonda, 105 odalı Ramada by Wyndham Zonguldak Çaycuma hayata geçirilecek. Otelin, Çaycuma’da uluslararası bir otel markasıyla açılan ilk tesis olması bekleniyor.


Ramada by Wyndham Zonguldak Çaycuma, Wyndham Hotels& Resorts ile Çolakoğlu Yapı Ltd. Şti. arasında imzalanan franchise anlaşması kapsamında geliştirilecek. Softotel Hotel Management ise projede otel yönetim şirketi olarak görev alacak. Otelin açılmasıyla birlikte Wyndham’ın varlık gösterdiği illere Zonguldak da eklenecek. Otel, hem iş hem de tatil amaçlı seyahat edenlere hitap eden bir destinasyon olarak büyüyen Filyos ve çevresindeki altyapı gelişimine katkı sağlayacak.

Filyos Limanı’na yakın bir konumda bulunan otel, hem iş amacıyla bölgenin büyüyen sanayi ve lojistik merkezlerini ziyaret eden misafirlere, hem de Filyos ve Karadeniz bölgesindeki plajları, tarihi alanları ve doğal güzellikleri keşfetmek isteyen tatilcilere yönelik hizmetler sunacak.

Tasarımında Norm Architects imzası bulunan Ramada by Wyndham Zonguldak Çaycuma’nın 105 misafir odasının yanı sıra, bölgedeki iş hacmiyle birlikte artan etkinlik ve toplantı ihtiyacını karşılayacak modern bir kongre merkezi de bulunacak. Otel, Karadeniz’in hızla gelişen bu bölgesini uluslararası konaklama seçenekleriyle buluşturacak.

Wyndham’ın imza attığı bu yeni anlaşma, şirketin belli başlı turizm merkezlerinin haricinde altyapı yatırımları, iş hacmi ve turizm talebinin otel geliştirme açısından yeni fırsatlar yarattığı gelişen destinasyonlarda da büyüme stratejisini yansıtıyor.

Wyndham Hotels& Resorts Türkiye Ülke Direktörü Arcan Bayraktaroğlu, “Çaycuma ve Filyos, hem iş hem de tatil amaçlı seyahat edenler açısından sunduğu fırsatlarla Karadeniz bölgesindeki en özel yerler arasında bulunuyor. Filyos Limanı ile bölgedeki sanayi ve lojistik altyapısının gelişmesiyle birlikte yeni bir talep ortaya çıkıyor. Bölgenin sahilleri, tarihi ve doğal güzellikleri de turizm açısından önemli fırsatlar sunuyor. Zonguldak ilindeki ilk otelimiz için anlaşmaya imza atarak, büyük turizm merkezlerinden uzun vadede güçlü potansiyel sunan yeni pazarlara kadar, Türkiye’nin dört bir yanında çeşitli destinasyonların gelişimine katkı sağlama kararlılığımızı bir kez daha vurguluyoruz” dedi.

Wyndham Hotels& Resorts, Türkiye genelinde 130’dan fazla oteliyle tesis sayısı bazında ülkedeki en büyük uluslararası otel şirketi konumunda bulunuyor. Wyndham’ın Türkiye’deki proje stokunda 40’a yakın yeni otel projesi daha bulunuyor.

Çolakoğlu Yapı Ltd. Şti. Yönetim Kurulu Üyesi Ahmet Çolakoğlu, “Filyos ve Çaycuma, bölgedeki sanayi faaliyetlerinin gelişmesi ve hem iş hem de tatil açısından bölgeye yönelik ilginin artmasıyla birlikte yeni bir döneme giriyor. Projemizde otelimizin uzun vadedeki başarısını destekleyecek güçlü bir satış ağına, uzmanlığa ve uluslararası marka tanınırlığına sahip olan global bir konaklama şirketiyle ortaklık kurmayı tercih ettik. Wyndham’ın hacmi ve Türkiye’deki yerleşik varlığı bu projeye güçlü bir ortaklık boyutu katarken, Ramada by Wyndham markası da dünya genelinde tanınmış konaklama deneyimlerini bu gelişen pazarın ihtiyaçlarıyla buluşturarak bizim için doğru platformu oluşturuyor” dedi.


DÜNYA MODACILARI BURSA FASHİON WEEK’TE BULUŞUYOR.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DÜNYA MODACILARI BURSA FASHİON WEEK’TE BULUŞUYOR.

Türk modasının köklü tarihinden aldığı güçle üretkenliğin ve güvenin simgesi olan Bursa, bu yıl uluslararası vizyonunu bir kez daha gözler önüne seriyor. Tekstilin başkenti ve kültür merkezi Bursa, 9-10-11 Ekim 2026 tarihlerinde Gold Majesty Otel ‘de  gerçekleşecek 9. Uluslararası Bursa Fashion Week ile dünya modasının kalbinin attığı küresel bir buluşma noktası olmaya hazırlanıyor.

Bursa Fashion Week'in kurucularından ve genel direktörlerinden İş insanı Modacı Yaşariye Doğan öncülüğünde, güçlü ekibiyle her geçen yıl büyümeye ve gelişmeye devam eden organizasyon, bu yıl da sınırları aşan bir vizyona imza atıyor. Bursa'nın dünyanın önemli moda merkezlerinden biri olması hayaliyle çıktığı bu yolda yıllardır bu büyük değere katkı sunan  Bursa Kültür ve Turizm Müdürümüz Sayın Dr Kamil Özer, BTSO Başkanı İbrahim Burkay,Osmangazi Belediye Başkanı  Erkan Aydın ve  destekçilerimiz İş  insanı Sami Bilge değerli destekleri ile  ve sponsorlarımız Elyaf Texstil,  Gold Majesty Hotel, Emelya Konf.Tex.Ltd.Şti, Referans Holding, Moda Sanat Akademi, Heybeli Hotel,Anatolia Hotel,   Orhanoğlu Turizm AŞ Double F1881,Iş insanı Mehmet Girgin,Ünallar tex.Asil Çağıl, Livza Uyar,Uludağcolor,Tophane Kebapçısı  ,Kafkas,güç birliğiyle yürümeye devam ediyor.

🏛️ Kültür Başkenti Bursa Dünya Modasına Ev Sahipliği Yapıyor: 9. Bursa Fashion WEEK,  bu büyük vizyona öncülük eden Bursa İl Kültür ve Turizm Müdürümüz Dr. Kamil Özer’in ve Osmangazi Belediye Başkanı Sayın Erkan Aydın’ın kıymetli destekleri, etkinliğin  uluslararası arenadaki başarısını pekiştiriyor. Bu yıl TEMSİD (Tekstil, Eğitim, Moda, Sanayi İş İnsanları Derneği'nin de değerli katkılarıyla Kültür Bakanlığı'na sunulan proje ile  birlikte, Bursa’nın uluslararası moda haritasındaki yerini ve kültürel etkisini daha da yukarı taşımanın gururunu yaşıyor.

Bu yıl dolu dolu bir programla moda severlerin karşısına çıkacak olan 9. Bursa Fashion Week podyumunda yer alacak isimler ve koleksiyonlar:Yaşariye Doğan: Hazırladığı Emelya ve Şehri  Sultan koleksiyonlarıyla köklü geçmişin zarafetini modern haute couture çizgisiyle buluşturuyor.Gülnara Halilova: Azerbaycan’ın dünyaca tanınan ünlü modacısı ve sanat dünyasının popüler ismi, eşsiz estetiğini Bursa podyumuna taşıyor.Oana Berce Romanya Uluslararası pek çok defilede yer alan, Romanya’nın moda dünyasındaki güçlü ve tanınan temsilcisi bu yıl Bursa’da moda severlerle buluşuyor.Natasa Karceva Makedonya Kendi kültürünün otantik ezgilerini ve geleneksel kostümlerini Bursa Fashion Week podyumuna taşıyarak unutulmaz bir kültürel köprü kuruyor.Marina Banovic  Montenegro, Akademik kimliği ve ülkesinde yarattığı etkileyici moda kültürüyle tanınan popüler ismi ağırlamanın heyecanını yaşıyoruz.Vanya Parizova Bulgaristan Hem başarılı bir ses sanatçısı hem de Bulgar motiflerini ve kültürünü dünya çapında tanıtma misyonu edinen genç modacı, tarihi doku eşliğinde muhteşem bir şov hazırlıyor.Hatice Hanedar T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı sanatçısı olarak Türk kadınının tarihçesini ve ihtişamını özgün başlıklara taşıyor.Büşra Canay:Türk modasının geleceğine umut veren yetenekli genç modacılarımızdan biri olarak tasarımlarını sergileyecek.

TAÇLI GÜZELLER PODYUMA ÇIKACAK.

Bursa’nın kültürel zenginliğini ve tekstil gücünü dünya sahnesine taşıyan bu dev organizasyonun arkasında ise alanında öncü profesyonel bir ekip yer alıyor. Etkinliğin 9 yıl sahne direktörlüğünü üstlenen Ünlü Koreograf  Asil Çağıl  sanat yönetmenliğinde gerçekleşecek olan moda gösterilerinde Türkiye’nin  30 taçlı güzeli  podyuma çıkacak.Dünya  moda sahnesini aratmayacak bir gösteriye  imzasını atmak için  geri sayım başladı.Bursa Fashion WEEK sahne görsel sanatlar sorumluluğunu ise  Eğitmen Makyaj Sanatçısı BFW görsel sahne Direktörlüğünü  Livza Uyar  imzasını taşıyor..

TÜRKİYE PAZARI KUZEY KIBRIS TURİZMİNİN GÜCÜNÜ ARTIRIYOR


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRKİYE PAZARI KUZEY KIBRIS TURİZMİNİN GÜCÜNÜ ARTIRIYOR

Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Genel Sekreteri Süleyman Kansu: “Hedefimiz yalnızca daha fazla ziyaretçi değil, daha uzun konaklayan ve ülke ekonomisine daha fazla katkı sağlayan bir turizm yapısı oluşturmak olmalı”

Kuzey Kıbrıs turizmi, 2026 yılının ilk yarısında Türkiye pazarındaki güçlü konumunu korurken, toplam geceleme ve ortalama konaklama süresindeki gerileme sektörün önümüzdeki dönemde nicelikten çok turizmden yaratılan değere odaklanması gerektiğini ortaya koydu.

Turizm Planlama Dairesi tarafından yayımlanan Ocak-Haziran 2026 turizm istatistiklerine göre, Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının turistik konaklama tesislerindeki konaklama sayısı geçen yılın aynı dönemine kıyasla yüzde 4,7 arttı. Türkiye pazarı böylece Kuzey Kıbrıs turizminin en önemli kaynak pazarı olma özelliğini sürdürdü.

Buna karşılık, yılın ilk altı ayında turistik tesislerdeki toplam geceleme sayısının yaklaşık yüzde 6,5 gerilemesi ve ortalama konaklama süresinin 2,63 geceye düşmesi, sektörün önündeki temel hedeflerden birinin ziyaretçilerin adada daha uzun süre kalmasını sağlamak olduğunu gösterdi.

Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının gecelemelerinde ise aynı dönemde yüzde 2,7 oranında artış kaydedildi.

Türkiye pazarı güçlü konumunu koruyor

2026 yılının ilk yarısındaki verileri değerlendiren Kıbrıs Türk Otelciler Birliği Genel Sekreteri Süleyman Kansu, Türkiye pazarının Kuzey Kıbrıs turizmi açısından taşıdığı öneme dikkat çekti.

Kansu, “Türkiye, Kuzey Kıbrıs turizminin en önemli pazarı olmayı sürdürüyor. Yılın ilk yarısında Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarının turistik tesislerdeki konaklamalarında yaşanan yüzde 4,7’lik artış sektörümüz açısından olumlu bir gelişme. Ancak turizmin performansını yalnızca ziyaretçi sayısındaki artışla değerlendirmemeliyiz” dedi.

Turizmde asıl hedefin ziyaretçi sayısının yanı sıra konaklama süresini ve kişi başına yaratılan ekonomik değeri artırmak olması gerektiğini belirten Kansu, “Daha uzun konaklayan, ülkenin farklı bölgelerini ziyaret eden ve yerel ekonomiye daha fazla katkı sağlayan bir ziyaretçi profili oluşturmak önümüzdeki dönemin öncelikleri arasında yer almalı” ifadelerini kullandı.

Ortalama konaklama süresi 2,63 gece

İlk altı aylık verilerde dikkat çeken bir diğer başlık ise ortalama konaklama süresindeki düşüş oldu. 2026’nın Ocak-Haziran döneminde turistik tesislerde ortalama konaklama süresi 2,63 gece olarak gerçekleşti.Kansu, konaklama süresinin artırılmasının yalnızca otelcilik sektörü açısından değil, turizm ekonomisinin tamamı açısından önem taşıdığını vurguladı.

“Ziyaretçinin Kuzey Kıbrıs’ta daha uzun süre kalmasını sağlayacak bir turizm yapısı oluşturmak zorundayız. Deniz ve güneş turizminin yanında gastronomi, kültür, tarih, doğa, spor, eğlence ve etkinlik turizmini daha güçlü şekilde bir araya getirmeliyiz. Böylece ziyaretçiye birkaç günlük bir tatilin ötesinde, daha uzun süreli ve deneyim odaklı bir tatil alternatifi sunabiliriz” diyen Kansu, uzun konaklamanın ekonomik etkisinin geniş bir alana yayıldığına dikkat çekti.

Kansu, “Konaklama süresindeki artış yalnızca otellerin gelirlerini artırmaz. Restoranlardan ulaşıma, turistik işletmelerden yerel üreticilere ve esnafa kadar turizmle bağlantılı çok sayıda sektör bundan doğrudan veya dolaylı olarak faydalanır” ifadelerini kullandı.

Yeni pazarlara açılım önem kazanıyor

İlk yarı verileri Türkiye pazarındaki olumlu seyrin devam ettiğini gösterirken, Türkiye dışındaki bazı pazarlardaki gerileme Kuzey Kıbrıs turizminde pazar çeşitliliğinin önemini bir kez daha ortaya koydu.

Mevcut güçlü pazarların korunmasının yanı sıra yeni pazarlara yönelik tanıtım ve pazarlama çalışmalarının artırılması gerektiğini belirten Kansu, özellikle Avrupa pazarına dikkat çekti.

Kansu, “Türkiye’deki güçlü konumumuzu korurken Avrupa başta olmak üzere farklı pazarlardaki görünürlüğümüzü de artırmamız gerekiyor. Ulaşılabilirlik, tanıtım ve turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesi bu noktada birbirinden ayrı düşünülemez” dedi.

Kuzey Kıbrıs’ın doğal, tarihi ve kültürel zenginliklerinin farklı ziyaretçi profillerine uygun şekilde tanıtılması gerektiğini ifade eden Kansu, pazar çeşitliliğinin sektörün dış şoklara karşı dayanıklılığını da artıracağını belirtti.

Turizmde hedef “daha fazla değer”

2025-2034 KKTC Turizm Master Planı da sektörün önümüzdeki yıllardaki gelişimi açısından önemli bir çerçeve sunuyor. Ocak 2026’da Bakanlar Kurulu tarafından onaylanan plan; sürdürülebilir ve rekabetçi bir turizm yapısının oluşturulmasını, turizmin ekonomik kalkınmaya katkısının artırılmasını ve ülkenin kültürel değerlerinin korunmasını temel hedefler arasında ortaya koyuyor.

Süleyman Kansu, bu hedefler doğrultusunda turizm sektörünün yalnızca ziyaretçi sayılarına odaklanmaması gerektiğini belirterek, sürdürülebilir büyümenin niteliğe ve yaratılan ekonomik değere bağlı olduğunu söyledi.

“Turizmde sürdürülebilir büyümenin yolu yalnızca daha fazla ziyaretçi ağırlamaktan geçmiyor. Daha uzun konaklayan, ülkenin farklı bölgelerini keşfeden, daha fazla harcama yapan ve yerel ekonomiye daha güçlü katkı sağlayan bir ziyaretçi profiline ulaşmamız gerekiyor” diyen Kansu, sektörün ortak hareket etmesinin önemine de vurgu yaptı.“Kuzey Kıbrıs’ın güçlü bir turizm potansiyeli var. Bu potansiyeli doğru tanıtım, yüksek hizmet kalitesi, ürün çeşitliliği ve sektörün tüm paydaşlarının ortak hareket etmesiyle çok daha ileriye taşıyabiliriz. Önümüzdeki dönemde önceliğimiz yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak değil; konaklama süresini uzatan, turizmi yıl geneline yayan ve ülke ekonomisinde daha yüksek katma değer yaratan bir turizm modeli oluşturmak olmalı.”


24 Ağustos 2026 Pazartesi

Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike! Bu hatalara sakın düşmeyin!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ZAYIFLAMA İĞNESİNDE 5 HAYATİ KURAL!

Zayıflama iğnelerinde görünmeyen tehlike! Bu hatalara sakın düşmeyin!

Şiddetli karın ağrısı ve kusma olursa…Zayıflama iğnesinin yanlış kullanımı ciddi sonuçlar doğurabilir!

Son yıllarda obezite tedavisinde çığır açan gelişmeler arasında gösterilen ve kamuoyunda ‘zayıflama iğnesi’ olarak bilinen GLP-1 grubu ilaçlar, milyonlarca kişinin kilo verme umudu haline geldi. Ancak bu tedavilerin masum bir şekilde sadece iştahı azaltan bir yöntem olarak görülmesi ve özellikle sosyal medyadan etkilenerek ya da arkadaş tavsiyesiyle kullanılması ciddi sağlık sorunlarına hatta hayati riske neden olabiliyor! Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin “Çünkü bu ilaçlar yalnızca kilo kaybını hedeflemiyor; metabolizma, hormon dengesi ve kan şekeri düzenlenmesi üzerinde de etkili güçlü tıbbi tedaviler arasında yer alıyor. Bilinçsiz kullanımı pankreas, safra kesesi ve sindirim sistemi başta olmak üzere pek çok organı olumsuz etkileyebiliyor” diyor. Dr. Çetin, zayıflama iğnesinde 5 hayati kuralı anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 

Uzman kontrolü şart!

Zayıflama iğnelerinin, her kilo vermek isteyen kişi için uygun olmadığını belirten İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin şöyle konuşuyor: “Unutulmamalı ki, bu ilaçlar bir takviye ürünü ya da vitamin- mineral desteği değil; insülin direnci, kalp- damar hastalıkları, karaciğer yağlanması, diyabet gibi pek çok metabolik bozukluk ve hastalığın altında yatan hormonal bozuklukları düzelten bir tıbbi tedavi ajanıdır. Nasıl ki antibiyotiği, kemoterapiyi ya da apandisit cerrahisini profesyonel ellere emanet ediyoruz, bu tedaviyi de mutlaka uzman kontrolünde kullanmak elzemdir. İnternetten edinilen bilgiler doğrultusunda tedaviye başlamak, doz değiştirmek veya ilacı kontrolsüz şekilde temin etmek sağlık açısından ciddi risk oluşturur.”

Bu hastalıklarınız varsa kullanmayın!

Daha önce pankreatit geçirenler, safra taşı veya safra yolu hastalığı bulunanlar, medüller tiroit kanseri açısından risk taşıyanlar ve ileri düzey mide-bağırsak sistemi hastalığı olan kişilerde bu ilaçların kullanımı ciddi sağlık sorunlarına yol açabilir. Ayrıca kontrol altında olmayan kalp-damar hastalıkları, çok yüksek trigliserid düzeyleri, kronik alkol kullanımı ve ailede pankreas veya safra hastalığı öyküsü bulunan kişiler de mutlaka ayrıntılı değerlendirilmelidir. Tedavi kararı yalnızca kiloya göre değil, kişinin tüm sağlık geçmişi dikkate alınarak verilmelidir.


Tedavi öncesi bu tetkikleri mutlaka yaptırın!

Obezite tedavisinde doğru ilaç kadar doğru değerlendirme de hayati önem taşır. Tedavi öncesinde açlık kan şekeri, HbA1c, insülin direnci, kolesterol ve trigliserid düzeyleri ile karaciğer, böbrek ve tiroit fonksiyonlarının değerlendirilmesi gerekir. Gerektiğinde safra kesesi ve pankreasın ultrasonografiyle incelenmesi, gizli kalmış sağlık sorunlarının ortaya çıkarılmasını sağlayabilir. Yapılmayan her tetkik, gözden kaçabilecek bir riski de beraberinde getirir.

Dozu kendiniz değiştirmeyin!

Dr. Ferhat Çetin “"Biraz daha fazla kullanırsam daha hızlı kilo veririm" düşüncesi en tehlikeli hatalardan biridir. Bu ilaçlarda doz artışı belirli bir plan doğrultusunda ve yalnızca hekim kontrolünde yapılmalıdır. Gereğinden hızlı doz artırılması bulantı, kusma, şiddetli mide-bağırsak yakınmaları, sıvı kaybı ve tedavinin bırakılmasına neden olabilecek yan etkilere yol açabilir. Aynı şekilde ilacı düzensiz kullanmak veya enjeksiyon günlerini değiştirmek de tedavinin etkinliğini azaltabilir” diyor.

Bu belirtilerde hemen doktora danışın

Tedavi sırasında gelişen her yakınma ‘normal yan etki’ olarak değerlendirilmemelidir. Özellikle şiddetli ve geçmeyen karın ağrısı, sürekli kusma, sarılık, koyu renk idrar veya yüksek ateş gibi belirtiler pankreas ya da safra yollarıyla ilgili ciddi bir sorunun habercisi olabilir. Bu belirtiler ortaya çıktığında ilacı kendi kendine kullanmaya devam etmek yerine zaman kaybetmeden sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.

İlacı bırakınca bu hataya düşmeyin!

İç Hastalıkları Uzmanı Dr. Ferhat Çetin, zayıflama iğnesi kullanımında en sık yapılan hatalardan birinin tedavi sonrası eski alışkanlıklara dönmek olduğunu vurguluyor. Dr. Çetin, “Tedavinin bitmesi sürecin tamamlandığı anlamına gelmez. Amaç yalnızca kilo vermek değil, verilen kiloyu koruyacak sağlıklı yaşam alışkanlıklarını kazanmaktır. Beslenme ve hareket düzeni değişmezse, ilacın iştah azaltıcı etkisi ortadan kalktığında kilolar yeniden alınabilir” diyor. Tedavi sonrası özellikle ilk 3-6 ayda kilo, bel çevresi ve metabolik değerlerin düzenli takibi büyük önem taşıyor.


Afetlerde Ortak Liderlik, Güven ve İş Birliği İçin Arama Kurtarma Ekipleri Aynı Kampta Buluştu


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Afetlerde Ortak Liderlik, Güven ve İş Birliği İçin Arama Kurtarma Ekipleri Aynı Kampta Buluştu

AKUT Arama Kurtarma Derneği ev sahipliğinde düzenlenen “Afetlerde Ortak Liderlik, Güven ve İş Birliği” temalı kampta, AKUT, ANDA, GEA ve İHH yöneticileri bir araya geldi, ortak hareket kabiliyetini güçlendirmek için yapılacak çalışmalar görüşüldü.

AKUT Arama Kurtarma Derneği ev sahipliğinde, afet ve acil durumlara müdahalede kurumlar arası koordinasyonu güçlendirmek, ortak hareket kabiliyetini geliştirmek ve ekipler arasında güvene dayalı iş birliğini pekiştirmek amacıyla “Afetlerde Ortak Liderlik, Güven ve İş Birliği” temalı bir kamp gerçekleştirildi. Programa; AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, ANDA Arama Kurtarma Derneği Genel Başkanı Okan Tosun, GEA Arama Kurtarma Yönetim Koordinatörü Umut Dinçşahin ve İHH Afet Yönetiminden Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ömer Kars ile Türkiye’nin farklı illerinden gelen arama kurtarma ekiplerinin liderleri katıldı. Kampa ayrıca İstanbul Vali Yardımcısı ve Arnavutköy Kaymakamı Mahmut Hersanlıoğlu, İstanbul AFAD İl Müdürü Prof. Dr. Haluk Özener ve Eğitim ve Farkındalık Hizmetleri Şube Müdürü Yasin Odabaş da iştirak etti.

Afet ve acil durumlarda farklı kurumların aynı hedef doğrultusunda, etkin bir koordinasyon içerisinde hareket edebilmesini desteklemek amacıyla düzenlenen kampta; arama kurtarma ekiplerinin bilgi ve deneyimlerini paylaşmasına, ortak liderlik anlayışının geliştirilmesine ve ekipler arasındaki iletişim ile güvenin güçlendirilmesine yönelik çalışmalar gerçekleştirildi.

Türkiye’nin dört bir yanından gelen ekip liderlerini aynı çatı altında buluşturan program kapsamında, afetlere müdahale süreçlerinde karşılaşılan ihtiyaçlar ve saha deneyimleri ele alınırken, kurumlar arası iş birliğinin geliştirilmesine yönelik ortak yaklaşımlar üzerinde duruldu.

Kampın, Türkiye’nin afetlere hazırlık ve müdahale kapasitesinin güçlendirilmesine, farklı arama kurtarma ekiplerinin birlikte çalışma kültürünün geliştirilmesine ve afet anında daha hızlı, etkin ve koordineli müdahale edilmesine katkı sağlaması hedeflendi.

“Afetlerde güçlü müdahalenin temeli, birlikte hareket edebilme kapasitemizdir”

AKUT Arama Kurtarma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Serhat Akbel, kampın yalnızca bilgi ve deneyim paylaşımı açısından değil, afetleremüdahale edecek ekipler arasında ortak bir çalışma kültürü oluşturulması bakımından da önemli olduğunu belirterek şunları söyledi:

“Afetler, tek bir kurumun veya ekibin kendi başına üstesinden gelebileceği süreçler değildir. Sahada hayat kurtarmak için farklı kurumların aynı hedef etrafında buluşması, birbirine güvenmesi ve ortak bir anlayışla hareket edebilmesi büyük önem taşıyor. Bu kampı, kurumlarımız arasındaki iletişimi ve iş birliğini güçlendirmek, saha deneyimlerimizi paylaşmak ve ortak liderlik anlayışımızı geliştirmek açısından çok değerli buluyoruz. Türkiye’nin farklı bölgelerinden gelen ekip liderlerini aynı ortamda buluşturmak, birbirimizi daha iyi tanımamıza ve afet anında daha etkin bir koordinasyon kurmamıza imkân sağlıyor. Bizim için temel hedef, rekabet eden değil, afet karşısında aynı amaç için omuz omuza çalışan ekipler oluşturmak. Çünkü afet anında zamanla yarışıyoruz ve koordinasyonun her saniyesi hayat kurtarıyor. AKUT olarak, afetlere hazırlık ve müdahale kapasitemizi güçlendirecek her türlü ortak çalışmanın içinde olmaya devam edeceğiz.

Güven, iletişim, ortak liderlik ve iş birliği kültürünü ne kadar güçlendirirsek, afetlere karşı o kadar hazırlıklı ve güçlü oluruz.”

Turizm hareketliliği sürüyor, restoran sektöründe ise maliyet baskısı büyüyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Turizm hareketliliği sürüyor, restoran sektöründe ise maliyet baskısı büyüyor

Yaz sezonunda turizm hareketliliği devam ederken, restoran sektörü artan maliyetler nedeniyle bu hareketliliğin ekonomik etkisini beklenen ölçüde hissedemiyor. İTO 17. Restoran ve Yiyecek-İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, özellikle küçük ve orta ölçekli işletmelerin yükselen maliyetler karşısında faaliyetlerini sürdürmekte zorlandığını belirterek, sektörün sürdürülebilirliği için destekleyici adımların önemine dikkat çekiyor.

Yaz sezonuyla birlikte turizm hareketliliği devam ederken, restoran sektörü açısından gündemin ilk sırasında artan maliyetler ve kârlılığı koruma mücadelesi yer alıyor. Turizm faaliyetinin sürmesi sektör açısından önemli olmakla birlikte, işletmeler yükselen maliyetler nedeniyle bu hareketliliği ekonomik sonuçlara aynı ölçüde dönüştürmekte zorlanıyor. Sektörün bugün karşı karşıya olduğu en önemli konunun maliyet baskısı olduğunu belirten İstanbul Ticaret Odası (İTO) 17. Restoran ve Yiyecek-İçecek Hizmetleri Meslek Komitesi Başkanı Ebru Koralı, "Turizm sektörümüz açısından son derece önemli. Restoranlarımız da bu hareketliliğin önemli bir parçasını oluşturuyor. Ancak bugün işletmelerimizin öncelikli gündemi müşteri sayısından çok, artan maliyetler karşısında sürdürülebilir bir işletme yapısını koruyabilmek. İşletmelerimiz hizmet vermeye devam ediyor ancak yükselen maliyetler kârlılık üzerinde ciddi bir baskı oluşturuyor” diyor.

TÜİK verilerine göre 2026 yılının ikinci çeyreğinde Türkiye'nin turizm geliri geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 2,6 azalarak 15,9 milyar dolar, ziyaretçi sayısı ise yüzde 5,1 gerileyerek 15,6 milyon kişi oldu. İlk altı aylık dönemde ise turizm geliri 25,7 milyar dolar, ziyaretçi sayısı 24,8 milyon kişi olarak gerçekleşti. Ziyaretçi başına ortalama harcamada nominal artış görülse de sektör temsilcileri, bu artışın yükselen maliyetleri karşılamaya tek başına yeterli olmadığının altını çiziyor. 

Gelir artışı maliyet artışının gerisinde kalıyor

Ziyaretçilerin yeme-içme harcamaları yılın ikinci çeyreğinde yıllık yüzde 5,2 artış gösterse de aynı dönemde konaklama ve yiyecek hizmetlerindeki Hizmet Üretici Fiyat Endeksi yüzde 31,97, temmuz ayında gıda ve alkolsüz içeceklerde yıllık enflasyon yüzde 37,53 olarak gerçekleşti.Bu tablonun  gelir tarafındaki nominal artışın maliyetlerdeki yükselişin gerisinde kaldığını ve işletmelerin kârlılığı üzerindeki baskısının devam ettiğimi ortaya koyduğunu belirten Koralı, "Enerji, kira, personel, gıda ve lojistik maliyetlerindeki artış işletmelerimizi doğrudan etkiliyor. Cirodaki yükselişin önemli bir bölümü artan giderleri karşılamaya yöneliyor. Bu nedenle sürdürülebilir kârlılığı korumak her geçen gün daha zor hale geliyor."diyor

2026 yılının ikinci çeyreğinde yurt dışına çıkan Türkiye'de ikamet eden vatandaş sayısının geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 16,5 artarak 3 milyon 434 bin kişiye ulaştığını belirten Koralı, değişen tüketici eğilimlerinin de sektör açısından dikkatle takip edildiğini belirterek, işletmelerin hem maliyet yönetimi hem de değişen talebe uyum konusunda önemli bir süreçten geçtiğini ifade ediyor.

Küçük işletmeler üzerindeki baskı katlanılamaz durumda

Artan maliyetler ve düşen kârlılık, özellikle mahalle restoranları ile küçük ve orta ölçekli işletmeleri daha yoğun şekilde etkiliyor. Kira, enerji, personel ve gıda maliyetlerindeki yükseliş, birçok işletmenin faaliyetlerini sürdürmesini her geçen gün daha zor hale getiriyor.Koralı, sektörün yalnızca büyük markalardan ibaret olmadığını vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu:"Bugün pek çok işletme ayakta kalabilmek için büyük bir mücadele veriyor. Ne yazık ki özellikle küçük ve orta ölçekli restoranlarımız arasında faaliyetini sonlandırmak zorunda kalan işletmelerin sayısının arttığını sahada gözlemliyoruz. Bu yalnızca işletmeler açısından değil; istihdam, mahalle ekonomisi ve şehir yaşamı açısından da dikkatle değerlendirilmesi gereken bir gelişme. Restoranlarımız kapanınca yalnızca bir işletme değil, yılların emeği, çalışanların geçim kaynağı ve bulunduğu bölgenin sosyal hayatı da zarar görüyor."

Restoranlar turizmin ayrılmaz bir parçası

Konaklama ve yiyecek hizmetleri sektöründe yaklaşık 1 milyon 444 bin ücretli çalışan olduğunu belirten Koralı, “Gastronomi artık turizm deneyiminin en önemli unsurlarıdan biri. Restoran sektörü de turizm politikaları ve destek mekanizmaları içinde bütüncül bir yaklaşımla değerlendirilmeli.”

Sürdürülebilir turizm için sürdürülebilir restoranlar

Koralı, restoran sektörünün turizm, istihdam ve şehir ekonomisinin önemli bileşenlerinden biri olduğunu belirterek sözlerini şöyle tamamlıyor:"Restoranlarımız yalnızca yemek sunan işletmeler değil; şehir yaşamının, turizmin ve ekonominin önemli bir parçası. Sektörümüzün güçlü yapısını koruyabilmesi için işletmelerimizin rekabet gücünü artıracak, maliyet baskısını hafifletecek ve sürdürülebilirliği destekleyecek adımların büyük önem taşıdığına inanıyoruz."