13 Mart 2026 Cuma

Six Senses Kaplankaya, 16 Mart 2026’da kapılarını yeniden açıyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



SIX SENSES KAPLANKAYA, ONE MICHELIN KEY ÖDÜLLÜ DENEYİMİ VE BÜTÜNSEL WELLNESS YAKLAŞIMIYLA 2026 SEZONUNDA YENİDEN KAPILARINI AÇIYOR!

Türkiye’nin en gözde destinasyonlarından biri olan Six Senses Kaplankaya, 16 Mart 2026’da kapılarını yeniden açıyor. Ege’nin büyüleyici doğasında konumlanan resort, One MICHELIN Key ödüllü deneyimleriyle lüks, konfor ve bütünsel yaşam anlayışını birleştirerek misafirlerine yenileyici bir konaklama sunuyor.

Condé Nast Traveller ve World Luxury Hotel & Spa Awards tarafından; dünyanın ve Avrupa’nın en iyi otelleri arasında gösterilen ve The Luxury Spa Edit Awards 2025’te Avrupa’nın en iyi üç Spa Retreat otelinden biri seçilen ve Michelin Guide tarafından One Key ödülüne layık görülen Six Senses Kaplankaya, Türkiye’deki dokuzuncu yılında yeni sezona 16 Mart 2026’da beş özel koyda konumlanan plajları, dünyaca ünlü şeflerin imzasını taşıyan restoranları ve bütünsel wellness deneyimleriyle merhaba diyor. Bütünsel bir yenilenme arayışındaki misafirler için kurgulanan yeni sezon; her yaş grubuna hitap eden aktivitelerin yanı sıra sürdürülebilir üretim deneyimlerinin kalbinde yer alan Earth Lab alanı, organik bahçesi ve Alchemy Bar’da düzenlenen yaratıcı atölyelerle konaklama deneyimine farklı bir boyut kazandırıyor. Gastronomi, wellbeing ve doğayla bağ kurma odaklı deneyimlerin bir araya geldiği Six Senses Kaplankaya, misafirlerine yenileyici ve ilham verici bir yolculuk sunuyor.


MICHELIN Guide’ın oteller için başlattığı “One MICHELIN Key” programı kapsamında ödüle layık görülen Six Senses Kaplankaya, misafir deneyiminde mükemmeliyet, estetik bütünlük ve özgün karakteriyle öne çıkan destinasyonlar arasında yer alıyor. Doğayla bütünleşen mimarisi ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla dikkat çeken otel, bu seçkin unvanla uluslararası ölçekteki başarısını bir kez daha tescilliyor.

Kaplankaya Chief Operating Officer ve Six Senses Kaplankaya Genel Müdürü Can Göktaş: “2026 sezonunu, Ege’nin büyüleyici doğasında misafirlerimizle yeniden buluşarak açmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. MICHELIN Guide tarafından verilen “One MICHELIN Key” ödülü, tüm ekibimizin misafir deneyiminde gösterdiği mükemmeliyet ve estetik anlayışının uluslararası ölçekte takdir edilmesinin bir göstergesidir. Bu sezon, lüks ve bütünsel wellness anlayışımızı, sürdürülebilirlik ve doğayla uyum ilkelerimizle birleştirerek misafirlerimize unutulmaz bir deneyim sunmayı hedefliyoruz.”dedi.

Ege’nin Kalbinde Bütünsel Wellness Deneyimi

Six Senses Kaplankaya, 2026 sezonunda alanında uzman wellness terapistlerini ağırlayarak misafirlerine disiplinler arası bir iyileşme deneyimi sunuyor. Myofasiyal rahatlama ve lenfatik drenaj alanındaki çalışmalarıyla Kim Kosters, şamanik enerji tıbbı üzerine çalışmalarıyla Sezin Uğurluoğlu, ses frekanslarıyla iyileşme teknikleri geliştiren Ashley Tan, naturopati uzmanı Sanket Siddappa Yadahalli, Ayurveda terapisti Suraj Varma ve wellbeing danışmanı Joao Santos sezon boyunca misafirlerin bütünsel iyileşme yolculuğuna eşlik ediyor.

Türkiye’de bir ilk olan Holistic Anti-Aging, Weight Management  ve BODPOD ile Türkiye’nin ve Avrupa’nın en gelişmiş SPA alanına sahip olma özelliği taşıyan Six Senses Kaplankaya, Yoga, Fit, Kilo kontrolü, Detox ve Mind Detox, Boost Immunity, Mind Your Brain, Love Your Heart, Muscle Recovery ve Back Pain Relive gibi programlara ek olarak; Watsu, Dreamcatcher, Emotional Detox gibi bütünsel terapileri Six Senses Kaplankaya’nın 10 bin metrekare üzerine kurulu 38 farklı terapi odasında deneyimleme imkanı sunuyor. Yeni başlayanlar ve deneyimli misafirler için farklılaştırılan yoga dersleri konukların kendilerine dair bir içsel yolculuğa çıkmasını sağlıyor. Minik misafirlerin de unutulmadığı programda; 7-12 yaş arası çocuklara yönelik spa uygulamaları her yaştan misafirin kalbini kazanıyor.

Benzersiz Bir Gastronomi Yolculuğu

Six Senses Kaplankaya’da gastronomi deneyimi, resortun organik bahçesinden ve yerel üreticilerden temin edilen mevsimsel ürünlerle şekilleniyor. Sage & Sea Restaurant dünya mutfağından seçkin lezzetleri modern dokunuşlarla sunarken, Meze by the Sea Akdeniz’in taze deniz ürünlerini yerel tatlarla buluşturuyor. Bu sezon Japon mutfağı konseptiyle açılacak Reikan Restaurant ise gastronomi yolculuğuna yeni bir perspektif kazandırıyor. Sahilde yıldızların altında gerçekleştirilen Destination Dining deneyimi ise unutulmaz akşam sofralarına ev sahipliği yapıyor.

Sürdürülebilirliği Yaşam Biçimine Dönüştüren Bir Yaklaşım

Six Senses Kaplankaya’da sürdürülebilirlik, misafir deneyiminin ayrılmaz bir parçası olarak ele alınıyor. Enerji ve su verimliliği, atık yönetimi ve karbon emisyonlarının azaltılmasına yönelik uygulamalar uluslararası standartlarla ölçümlenirken, resort Forbes Travel Guide VERIFIED™ Responsible Hospitality Rozeti ile de bu alandaki yaklaşımını tescilliyor.

Earth Lab’de gerçekleştirilen ileri dönüşüm atölyeleri, organik üretim çalışmaları ve yerel topluluklarla yürütülen projeler sürdürülebilir yaşam pratiklerini misafir deneyiminin doğal bir parçası haline getiriyor.

Ridge Odaları ve Teraslarda Ayrıcalıklı Konaklama Deneyimi

Six Senses Kaplankaya, farklı konaklama alternatifleriyle misafirlerine doğayla bütünleşen özgün bir konfor anlayışı sunuyor. Ana otel yapısından bağımsız olarak konumlanan Ridge Odaları; özel teras, bahçe ve havuz seçenekleriyle mahremiyet ve huzuru bir araya getirirken, yüksek hijyen standartları gözetilerek tasarlanan yaşam alanlarıyla sakin ve yenileyici bir konaklama deneyimi vadediyor. Ege Denizi’ne uzanan gün batımı manzaralarına sahip bu odalar, çevresindeki doğal peyzajla uyum içinde konumlanarak misafirlere kalabalıktan uzak, dingin bir atmosfer sunuyor.

Su ve Doğa Sporlarıyla Hareket Dolu Bir Kaçış

Beş özel koyda konumlanan plajları, doğayla iç içe konaklama seçenekleri ve açık hava aktiviteleriyle Six Senses Kaplankaya misafirlerine hareket dolu bir kaçış sunuyor. Rehberli bisiklet turları ve doğa yürüyüşlerinin yanı sıra e-foil, Sea Bob, kano ve yelken gibi su sporları Ege’nin berrak sularında keşif dolu anlar yaşatıyor.

Six Senses Kaplankaya yenilenmek ve kendisiyle yeniden bütünleşmek isteyen misafirleri Ege rüyasını birlikte yaşamaya davet ediyor.

12 Mart 2026 Perşembe

QM Awards’ın 15. yıl lansmanı, Antalya’da basın ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türk turizminin en kapsamlı ve prestijli ödül platformu QM Awards’ın 15. yıl lansmanı, Antalya’da basın mensupları ve davetlilerin katılımıyla gerçekleştirildi. 11 Mart akşamı Lara Fener Balık Restaurant’ta düzenlenen iftar yemeğinde, organizasyonun bu yılki teması ve gelecek vizyonu kamuoyuyla paylaşıldı. Toplantıda 25 Mart'ta "Golden 15" konseptiyle gerçekleşecek gala gecesinin detayları paylaşılırken, 2027 yılında hayata geçecek olan "QM Summit" yönetim zirvesinin ilk duyurusu yapıldı.

QM Awards Kurucusu Selçuk Meral’in ev sahipliğindeki organizasyona; KKTC Antalya Temsilcisi Nazmi Pınar, Antalya Kent Konseyi Başkanı Recep Yavuz, SAN TSG Kurucusu Erol Türk ve organizasyonun güçlü destekçileri olan sponsor markaların temsilcileri katıldı.

25 Mart’ta Nest Kongre Merkezi’nde düzenlenecek QM Awards “Golden 15” gala gecesinde, turizm sektörünün en başarılı markaları ve yöneticileri 11 ana dalda 54 farklı kategoride ödüllerine kavuşacak.

QM Awards Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral yaptığı açıklamada:

“Rol modellerini alkışlamak, onları takdir etmek ve sektör profesyonellerini teşvik etmek amacıyla bu yola çıktık. 15 yılda yaklaşık 1,5 milyon oy kullanıldı. Her yıl ortalama 100 bin ziyaret alan oylama sistemiyle QM Awards, aynı zamanda sektör için büyük bir kamuoyu araştırması niteliği taşıyor.” ifadelerini kullandı.

KIZÇEV’den kız çocuklarına ilham veren proje: “Hayal Perisi Elif”

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KIZÇEV’den kız çocuklarına ilham veren proje: “Hayal Perisi Elif”

Türkiye’de kız çocuklarının eğitimini destekleyen Kız Çocukları Eğitim Derneği, KIZÇEV Yayınları adıyla yayın hayatına başladı. Yayınevi, ilk projesi olarak kız çocuklarının erken yaşta özgüven kazanmasını ve hayal kurma cesareti geliştirmesini hedefleyen ‘Yapabilirim Diyenler Ülkesi’nde Hayal Perisi Elif’ kitap serisini kamuoyuna tanıttı.

Serinin merkezinde yer alan Elif karakteri, hayal kuran ve potansiyeline inanan tüm kız çocuklarının ortak simgesi olarak tasarlandı. Maceraları boyunca farklı disiplinlerle tanışan Elif, minik okurlarına güçlü bir mesaj fısıldıyor: “Ben istersem yapabilirim.”

Eğitimde ilerleme var, ancak eşitsizlik devam ediyor

Türkiye'de kız çocuklarının eğitime erişimi son on yılda kayda değer biçimde ilerledi.Milli Eğitim Bakanlığı verilerine göre ortaöğretimde kız çocuklarının okullaşma oranı %95 seviyesine ulaştı.

Üniversite düzeyinde ise kadınların eğitimdeki başarısı dikkat çekiyor. OECD’nin “Education at a Glance 2025” raporuna göre kadınların üniversite programlarını tamamlama oranı %91 iken erkeklerde bu oran %80 seviyesinde bulunuyor.

Ancak eğitimdeki bu başarı iş hayatına aynı şekilde yansımıyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre kadınların istihdam oranı yaklaşık %33 seviyesinde. Bu tablo, kız çocuklarının yalnızca eğitim değil; özgüven, rol modeller ve fırsatlarla da desteklenmesi gerektiğini gösteriyor.

“Bir kız çocuğunun hayaline dokunmak, geleceğe dokunmaktır”

KIZÇEV Onursal Başkanı Hasan Önder projeye ilişkin değerlendirmesinde, kız çocuklarının güçlenmesinin toplumsal dönüşüm açısından büyük önem taşıdığını vurguladı.

“Bir kız çocuğunun hayatına dokunduğunuzda yalnızca bir bireyin değil, bir ailenin ve zamanla bir toplumun değişimine katkı sağlarsınız. ‘Yapabilirim Diyenler Ülkesi’nde Hayal Perisi Elif’ projesiyle çocuklara erken yaşta hayal kurma cesareti kazandırmayı amaçlıyoruz.”

KIZÇEV Yönetim Kurulu Başkanı Mehlika Gürsoylu, projenin kız çocuklarının potansiyellerini keşfetmelerine destek olmayı hedeflediğini belirtti. Gürsoylu; yeni kurulan KIZÇEV Yayınları bünyesinde geliştirilen projeler kapsamında, hem meslek temalı boyama kitaplarının hem de “Yapabilirim Diyenler Ülkesi’nde Hayal Perisi Elif” serisinin çocuklarla buluşacağını müjdeledi. Serinin toplamda 21 farklı meslek disiplinini odağına alarak kız çocuklarını yeni alanlarla tanıştıracağını ifade eden Gürsoylu, şu açıklamalarda bulundu:

“Her kız çocuğu hayal kurma ve o hayalin peşinden gitme hakkına sahiptir. ‘Yapabilirim Diyenler Ülkesi’nde Hayal Perisi Elif’ kitap serisiyle çocuklarımıza yalnızca meslekleri tanıtmıyoruz; onlara cesaret, özgüven ve ‘ben de yapabilirim’ duygusunu kazandırmayı amaçlıyoruz.”

260 gelişim programı

2018 yılında kurulan Kız Çocuklarını Eğitim Derneği (KIZÇEV), kız çocuklarının eğitimde karşılaştığı fırsat eşitsizliklerini azaltmayı ve genç kadınların toplumsal hayata güçlü bireyler olarak katılmasını desteklemeyi hedefliyor.

Dernek; burs programlarının yanı sıra psikolojik dayanıklılık, kariyer hazırlığı, iletişim becerileri, kültür ve sanat faaliyetleri gibi çok yönlü gelişim programları yürütüyor. 2025 yılı boyunca KIZÇEV tarafından düzenlenen 260 eğitim, atölye ve etkinlik genç kadınların yalnızca eğitim hayatına devam etmelerini değil, aynı zamanda mesleki hayata daha hazırlıklı şekilde katılmalarını desteklemek amacıyla gerçekleştirildi.

Bugün 250 üniversiteli kız öğrencinin eğitim yolculuğuna destek veren dernek, önümüzdeki dönemlerde bu sayıyı 1000 öğrenciye çıkarmayı hedefliyor.


Barceló Hotel Group, seyahat acenteleriyle iftar davetinde bir araya geldi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Barceló Hotel Group, seyahat acenteleriyle iftar davetinde bir araya geldi

İspanya merkezli dünyanın önde gelen turizm gruplarından Barceló Hotel Group, Ramazan ayının birlik ve paylaşım ruhunu yaşatmak amacıyla düzenlediği iftar davetinde turizm sektörünün önemli paydaşları olan seyahat acenteleriyle bir araya geldi. Barceló İstanbul’un ev sahipliğinde gerçekleşen buluşmada sektör temsilcileri hem Ramazan ayının manevi atmosferini paylaştı hem de yeni turizm sezonuna ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Turizm sektöründe güçlü iş birlikleri kurduğu seyahat acenteleriyle bir araya gelen Barceló Hotel Group düzenlediği iftar davetinde sektör paydaşlarının birlik ve beraberlik içinde çalışmasının önemine dikkat çekti. Seyahat acentelerinin sektörün gelişimindeki rolüne vurgu yapan Barceló Hotel GroupBölge Müdürü Hasan Ekmen, “Turizm sektöründe acenteler en önemli iş ortaklarımız arasında yer alıyor. Yıl boyunca yoğun bir tempoyla çalışan acentelerimiz, Türkiye turizminin büyümesine ve destinasyonlarımızın uluslararası ölçekte tanıtılmasına önemli katkı sağlıyor. Bu akşam Ramazan ayının birlik ruhunu paylaşmak ve yeni turizm sezonu öncesinde bir araya gelmek bizim için çok anlamlı” dedi.

Türkiye pazarının Barceló Hotel Group için stratejik önem taşıdığını belirten Ekmen, seyahat acenteleriyle kurulan güçlü ilişkilerin önümüzdeki dönemde yeni iş birlikleri ve projeler için önemli bir zemin oluşturduğunu ifade etti.

Barceló Hotel Group, farklı destinasyonlarda yer alan otelleriyle Türkiye pazarındaki iş birliklerini güçlendirmeyi ve turizm sektörünün gelişimine katkı sağlayacak yeni projeler geliştirmeyi hedefliyor.


11 Mart 2026 Çarşamba

Bentour Reisen, Türkiye seyahatleri için kararlı durumu gözlemliyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Bentour Reisen, Türkiye seyahatleri için kararlı durumu gözlemliyor.

Bentour Reisen, Orta Doğu’daki güncel gelişmeleri dikkatle izlemektedir. Batı ve Doğu Akdeniz’e yönelik paket turlarda uzmanlaşmış tur operatörünün mevcut değerlendirmesine göre, son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye’niN turistik bölgelerine yönelik seyahatler üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarındaki popüler tatil bölgeleri mevcut olaylardan etkilenmemiştir. Seyahat operasyonları normal şekilde devam etmekte olup, misafirler ülkedeki tatil bölgelerinde planladıkları tatilleri sorunsuz bir şekilde geçirebilmektedirler.

“Şu anda bölgede bulunan misafirlerimiz için herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Türkiye’deki tatil bölgelerinde tatil olağan şekilde devam etmektedir ve misafirlerimiz tatillerini gönül rahatlığıyla sürdürebilmektedir. Misafirlerimizin güvenliği bizim için en yüksek önceliğe sahiptir. Gelişmeleri çok yakından takip ediyor, yerel ortaklarımız ve yetkililerle sürekli iletişim hâlindeyiz.” açıklamasında bulundu Bentour

Reisen CEO’su Deniz Ugur.

Misafirler, tatil destinasyonlarında deneyimli tur rehberleri tarafından 7 gün 24 saat boyunca desteklenmektedir. Bentour Reisen, koşulların değişmesi durumunda hızlı ve sorumlu bir şekilde hareket etmeye imkân tanıyan yerleşik güvenlik ve acil durum süreçlerine sahiptir. Durumun değişmesi hâlinde şirket, misafirlerini ve satış ortaklarını derhâl ve şeffaf bir biçimde bilgilendirecektir.

Türkiye, uzun yıllardır Bentour Reisen’in portföyündeki en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam etmektedir. Özellikle Antalya, Side, Belek ve Alanya bölgeleri ile Bodrum, İzmir ve Dalaman’ı kapsayan Ege kıyıları, misafirler arasında en çok tercih edilen tatil destinasyonlarıdır.

Bentour Reisen, mevcut koşullar altında da bu durumun değişmeyeceğini öngörmektedir.


ANADOLU’NUN YAZIYLA TANIŞTIĞI YER: KÜLTEPE


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ANADOLU’NUN YAZIYLA TANIŞTIĞI YER: KÜLTEPE

Kayseri’nin 20 kilometre kuzeydoğusunda,Orta Anadolu platosunun en yüksek dağı Erciyes’in hemen eteğindeki ovada yer alan Kültepe, tarihteki pek çok “ilk”e imza atmış olması nedeniyle dünya arkeolojisinin önemli ören yerlerinden biridir. 

İskânı Erken Tunç Çağı’nda başlamış olan Kültepe, Anadolu’nun bilinen en eski krallığıdır. Hitit öncesi Anadolu’nun yerli halkı olan Hattiler tarafından kurulmuştur.Eski adı, çivi yazılı belgelere göre Kaniş veya Neşa’dır. Kültepe adı, “Kapadokya Belgeleri” olarak adlandırılançivi yazılı belgelerin ortaya çıktığı 1871 yılından beri bilinmektedir.  

Kültepe, tarihi ve doğal anayolların birleştiği bir noktada yer alması nedeniyle M.Ö 2. binde Kaniş Krallığı’nın merkezi ve Anadolu’daki Asur Ticaret Kolonileri sisteminin başkenti olmuş.M.Ö. III. binin sonlarında bağımsızlığını kazanan Asur Krallığı, hemen sonrasında, geleceğini sağlamak amacıyla ticarette reformlar yaparak Anadolu ile sistemli bir ticaret başlatmış. Böylelikle, M.Ö. II. Bin yılın ilk çeyreğinde, Anadolu ile Kuzey Mezopotamya arasında çok kuvvetli bir ticaret ağı kurulmuş. Bu ticaret sisteminin Anadolu’daki merkezi Kültepe-Kaniş olmuş. Buraya getirilen mallar, Anadolu’nun içlerine kadar dağıtılmaktaymış. Kent yalnızcadünyanın ilk organize ticaret merkezi değilmiş, aynı zamanda Anadolu’yu Kuzey Suriye’ye ve Mezopotamya’nın yüksek uygarlıklarına bağlayan büyük bir kültür merkezi haline gelmiş. 


Ticaret yolları üzerinde stratejik bir öneme sahip olan Kültepe, bu özelliğini yüzlerce yıl korumuş. Asurlular,ticaret kervanlarındaki mallarının indirilip dağıtıldığı yerlere, liman anlamına gelen "Karum" adını vermiş ve kurdukları bu sistemi ticaret kolonisi halinde geliştirerek çoğu yerli krallıkların merkezinde veya önemli şehirlerde karumlar oluşturmuşlar.  Bu karumların merkezi, Kültepe’deki karum olmuş ve diğer tüm karumları buradan yönetmiş. 

Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü1925 yılında keşfedilmiş. Bölgede günümüze kadar sürdürülen arkeolojik kazılardaAsurlu tüccarların hem konakladığı hem de pazar kurduğu yaklaşık 40 civarında yerleşim yeri kaydedilmiş. Fakat günümüze kadar onlardan sadece Kaniş (Kültepe) ve Hattuš (Boğazköy) karumlarının yerleri kesin olarak tespit edilebilmiş. 

Kültepe/Karum Höyüğü’nde ortaya çıkarılan 23 bin 500 çivi yazılı tablet, Anadolu’da bulunan ilk yazılı belgeleridir. Bu belgelerden, Anadolu insanının yazıyla ilk defa Kültepe’de tanıştığı anlaşılmaktadır. 

Kültepe-Kaniş tabletleri, diğer eski merkezlerde bulunan devlet arşivlerin aksine, oldukça büyük ve kapsamlı arşivlerdir ve Anadolu ve ön Asya tarihine ışık tutmaktadır.Asur çivi yazısı ile yazılmış olan Kültepe tabletleri, çoğu ekonomik içerikli olan ve dönemin siyasi ve hukuki ilişkilerini gösteren mektuplar, senetler, mühürler ve anlaşma metinleridir. Tabletlerde Anadolu ile Asur arasında sürdürülen ticaret hakkında detaylı bilgilerin yanı sıra, borç alıp-verme, faiz, evlenme-boşanma, veraset, esir ticareti, mahkeme kararları ve yerli beylerle yapılan yazışmalar hakkında bilgiler verilmektedir.Bu tabletler ayrıca, 4 bin yıl önce Anadolu’da kadın haklarının olduğunu da yazılı olarak göstermektedir. 

Dönemin tarihi ve coğrafyasına ilişkin önemli bilgiler içermekte olan Kültepe tabletleri, 2015 yılında Unesco Dünya Belleği listesine kaydedilmiştir.  

Kültepe, Anadolu’nun en çok zarar görmüş höyüklerinden biridir. Arkeolojik kazı tekniklerini ve yöntemlerini bilmeyen araştırmacılar tarafından büyük ölçüde tahrip edilmiştir. 1893 ve 1894 yılları arasında E. Chantre, 1906’da H. Winckler ve H. Grothe ve 1925’de B. Hrozny’nin tablet ve eski eser bulmak için kazmış olmaları, bu tahribatın en önemli nedenleridir. Bu bilimsel olmayan kazılara ilaveten, köylülerin toprak almak için Eski Tunç Çağı tabakalarına kadar kazmaları da Tepe’nin neredeyse 1/3’lük kısmını, üzerinde çalışmaya imkân vermeyecek hale getirmiştir.

1948 yılında Türk Tarih Kurumu adına Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Tahsin Özgüç başkanlığında başlayan bilimsel kazılargünümüzde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu tarafından yürütülmektedir.  

Kazılarda bulunan Asur, Geç Hitit, Helen, Roma, Pers ve Tabal dönemlerine ait eserler ve bulgular, başta Kayseri Arkeoloji Müzesi olmak üzere, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü, 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne girerken, Kültepe tabletleri de 2015 yılında UNESCO Dünya Belleği Kütüğü'ne kaydedilmiştir.


Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

Tarlaya ev yapabilmenin olmazsa olmaz 5 temel şartı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Tarlaya ev yapabilmenin olmazsa olmaz 5 temel şartı 

Tapuda niteliği “tarla” olarak geçen bir yere kendi kafanıza göre ev yapamazsınız. Tarım arazilerini korumak adına devlet, bu konuda oldukça sıkı kurallar uygulamaktadır. Ancak, belirli şartları sağladığınızda, yasal bir “bağ evi” veya “tarımsal amaçlı yapı” sahibi olmanız mümkündür.

Tarla üzerine ev inşa edebilme konusunu değerlendiren İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları söyledi:  

“Tarlanız 5 dönüm ve üzeri büyüklükteyse, sadece %5’lik bir alanda inşaat hakkınız doğar. Örneğin tam 5.000 metrekare bir tarlanız varsa, temeli 250 metrekare olan bir ev yapabilirsiniz ve bu yapı genellikle 2 katı ve 6.5 metre yüksekliği geçmemelidir. Eğer tarlanız “köy yerleşik alanı” sınırları içindeyse, 5 dönüm şartı aranmaz ve bu alanlarda çok daha küçük metrekareye köyün imar şartlarına göre ev yapabilirsiniz. Eğer tarlanız “mutlak tarım arazisi” veya “sulu tarım arazisi” sınıfındaysa, 5 dönümden büyük olsa bile inşaat izni verilmeyebilir ve burada Tarım İl Müdürlüğü’nden “uygundur” görüşü alınması şarttır.Eğer tarlanız 5 dönümden küçükse, resmi olarak içine kalıcı bir betonarme yapı yapmanız imkansıza yakındır, bu durumda arazinizde vakit geçirmeyi istiyorsanız örneğin TinyHouse’ler tekerlekli ve plakalı olarak “araç” statüsündedir ve yapı izni gerektirmez.” dedi.

Tarlaya ev yapabilmenin altın kuralları nelerdir? 

Bir tarlaya ev yapabilmenin kriterlerini kaydeden İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları anlattı: 


1-Minimum Alan: En az 5.000 metrekare (5 dönüm) olmalıdır. Bu sınır tarım arazilerinin parçalanmasını önlemek ve küçük ölçekli yapılaşmayı engellemek amacıyla getiriliyor. Bu ölçünün hem ekonomik hem de çevresel dengeyi korumak için kritik olduğu vurgulanıyor. Özellikle, kırsal bölgelerde, bu şartın tarımsal üretimin devamlılığı açısından hayati rol oynadığı belirtiliyor.


2-Yol Cephesi: Kadastral (resmi) bir yola en az 25 metre cephesi bulunmalıdır. Yola cephe şartı, hem ulaşım kolaylığı hem de altyapı hizmetlerinin sağlanabilmesi için zorunlu tutuluyor. Belediyeler, bu kriter sayesinde kaçak yapılaşmanın önüne geçmeyi hedefliyor. Ayrıca, yol bağlantısı olmayan arazilerde acil durumlarda müdahale imkanı da ciddi şekilde kısıtlanıyor.


3-İnşaat Alanı:  Toplam alanın en fazla %5’i kadar yapı yapılabilir. Bu sınırlama, tarım arazilerinin betonlaşmasını engellemek için getirilen en önemli düzenlemelerden birisidir. Burada, %5’lik oran sayesinde hem mülk sahibine kullanım hakkı tanındığı hem de doğanın korunabileceği ifade ediliyor. Bu oran, aynı zamanda bölgedeki ekolojik dengeyi gözeten bir tedbir olarak görülüyor.


4-Maksimum Sınır: Yapı büyüklüğü toplamda 250 metrekareyi geçemez. 250 metrekarelik üst sınır, kırsal alanlarda devasa yapıların inşa edilmesini engellemeyi amaçlıyor. Bu ölçü, genellikle bir konut veya küçük ölçekli işletme için yeterli kabul ediliyor. Bu sınırın aşılması halinde, hem tarım alanlarının zarar göreceğini hem de bölgesel planlamanın bozulacağını belirtiyor.


5-Konum: İlgili Valilik veya Belediyeden onay alınmalıdır. Resmi onay süreci, hem hukuki güvence sağlıyor hem de bölgesel planlamaya uygunluk açısından kritik önem taşıyor. Belediyeler ve valilikler, bu izinleri verirken çevresel etkiyi ve altyapı kapasitesini dikkate alıyor. Dolayısıyla, onay süreci yalnızca bürokratik bir formalite değil, aynı zamanda kamu yararını gözeten bir denetim mekanizması olarak işlev görüyor.