14 Eylül 2026 Pazartesi

TÜROB’dan turizm çalışanlarına sigarayı bırakma yolunda destek

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜROB’dan örnek sosyal sorumluluk projesi

TÜROB’dan turizm çalışanlarına sigarayı bırakma yolunda destek

TÜROB, turizm sektörü çalışanlarını sigarayı bırakmaya teşvik etmek ve bu süreçte destek olmak amacıyla yeni bir sosyal sorumluluk projesini hayata geçiriyor. Allen Carr’s Easyway Türkiye iş birliğiyle başlatılan proje kapsamında, ilk aşamada TÜROB üyesi otellerin çalışanlarına, sonrasında sektör yöneticilerine yönelik isteğe bağlı ve ücretsiz sigara bırakma seminerleri düzenlenecek.

Türkiye Otelciler Birliği (TÜROB), çalışan sağlığını ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarını desteklemeye yönelik yeni bir sosyal sorumluluk projesine imza atıyor. Allen Carr’s Easyway Türkiye iş birliğiyle hayata geçirilen proje ile sigarayı bırakmak isteyen turizm sektörü çalışanlarının bu yönde teşvik edilmesi ve bırakma süreçlerine destek sağlanması amaçlanıyor.

Proje İstanbul’da Eresin Hotels ile başlarken, ilk etapta 20’ye yakın otelde sigarayı bırakmak isteyen çalışanlara yönelik seminerler gerçekleştirilecek. Yaklaşık 6 saat sürecek seminerler çalışanlara ücretsiz olarak sunulacak. İlk aşamada sektör çalışanlarına yönelik uygulanacak programın, sonraki aşamada sektör yöneticilerini de kapsayacak şekilde genişletilmesi planlanıyor. Projenin bir yıl boyunca TÜROB üyesi otellerde sürdürülmesi planlanıyor.

Seminer programıyla aynı zamanda tütün ürünleri kullanımının azaltılması konusunda farkındalık oluşturulması, çalışan sağlığının desteklenmesi ve sağlıklı yaşam alışkanlıklarının teşvik edilmesi hedefleniyor.

Eresin: Sigarayı bırakmak isteyen çalışanlarımızın yanındayız

Projeyle ilgili bilgi veren TÜROB Başkanı Müberra Eresin, amaçlarının sigarayı bırakmak isteyen sektör çalışanlarını teşvik etmek ve bu süreçte onlara destek olmak olduğunu belirtti.Eresin, “Sigara bağımlılığı, Türkiye genelinde olduğu gibi turizm sektöründe de önemli bir sorun. Biz bu projeyle sigarayı bırakmak isteyen çalışanlarımıza bir fırsat sunmak, onları teşvik etmek ve bu süreçte yanlarında olmak istiyoruz. Buradaki amacımız kesin bir sonuç vaadetmek değil; çalışanlarımızın sigarayı bırakma yönündeki kararlarını desteklemek ve sağlıklı yaşam konusunda farkındalık yaratmak. Turizm sektörünün en önemli değerinin insan kaynağı olduğuna inanıyor, çalışanlarımızın sağlığını ve yaşam kalitesini destekleyen projeleri son derece önemsiyoruz” dedi.

Sigarayı bırakma sürecine farklı bir yaklaşım

‘Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu’ adlı kitabın yazarı Allen Carr tarafından geliştirilen yöntem, sigara içme isteğini yalnızca irade gücüyle bastırmak yerine, sigaraya yönelik zihinsel ve psikolojik bağımlılık üzerine odaklanan bir yaklaşım olarak tanımlanıyor.

Söz konusu yöntem 1983 yılından bu yana dünyanın birçok ülkesinde sigarayı bırakmak isteyen kişilere destek amacıyla uygulanıyor.


Sinsice ilerliyor, erken tanı hayat kurtarıyor!Prostat kanserine karşı bu belirtilere dikkat!

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


(15 EYLÜL PROSTAT KANSERİ FARKINDALIK GÜNÜ)

Sinsice ilerliyor, erken tanı hayat kurtarıyor!Prostat kanserine karşı bu belirtilere dikkat!

PROSTAT KANSERİ HAKKINDA 5 KRİTİK BİLGİ!

Erkeklerde en sık görülen kanser türlerinden biri olan prostat kanseri, özellikle erken evrelerde sinsice ilerleyebiliyor. Eylül ayının Prostat Kanseri Farkındalık Ayı olması ise erkeklerin prostat sağlığı konusunda bilinçlenmesi ve gerekli kontrolleri ihmal etmemesi açısından önemli bir fırsat sunuyor.Acıbadem Taksim Hastanesi Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya “Prostat kanserinde en önemli noktalardan biri, hastalığın erken dönemde sessiz ilerleyebilmesi olduğundan dolayı, şikayetlerin ortaya çıkmasını beklemeden, yaşınız ve kişisel risk faktörleriniz doğrultusunda doktorunuzla prostat kanseri taraması hakkında konuşmanız büyük önem taşır” diyor. Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Kaya, prostat kanseri hakkında bilinmesi gereken 5 kritik bilgiyi paylaştı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.

Prostat kanseri belirti vermeyebilir!

Prostat kanseri erken dönemde hiçbir yakınmaya neden olmayabilir. Sık idrara çıkma, özellikle geceleri idrara kalkma, idrar yapmaya başlamada zorlanma, idrar akımının zayıflaması veya kesintili olması, idrar yaparken yanma ya da kan görülmesi, ağrı veya rahatsızlık gibi şikayetlerden biri veya birkaçı varsa mutlaka bir üroloji uzmanına başvurulmalıdır. Belirti olmaması prostat kanseri olmadığı anlamına gelmez. Erken tanı kritik önem taşıdığından dolayı hiçbir şikayetiniz olmasa bile yaşınız ve kişisel risk faktörleriniz doğrultusunda mutlaka düzenli muayene olmanızda büylük fayda bulunmaktadır. 

PSA yüksekse her zaman kanser anlamına gelmez

PSA değeri prostat kanseri açısından önemli bir belirteçtir; ancak tek başına kanser tanısı koydurmaz. PSA düzeyi prostatın iyi huylu büyümesi, prostat iltihabı ve başka nedenlerle de yükselebilir. Benzer şekilde, düşük PSA değeri de prostat kanserini kesin olarak dışlamaz. Bu nedenle PSA sonucu; hastanın yaşı, aile öyküsü, prostat muayenesi, önceki PSA değerleri ve gerektiğinde MR bulguları ile birlikte değerlendirilmelidir.

Parmakla rektal muayene de önemli!

Prostat kanserinde gerek görüldüğünde farklı değerlendirme yöntemlerinden de yararlanılır. Doktor tarafından yapılan parmakla rektal muayene ile prostatın boyutu, kıvamı ve yüzeyindeki şüpheli değişiklikler değerlendirilebilir.Yine gerek görülen hastalarda prostatın ayrıntılı MR görüntülemesi de tanıya katkı sağlayabilir. PSA, muayene veya görüntüleme sonuçlarında şüpheli bulgular saptanırsa kesin tanı için prostat biyopsisi yapılabilir. Günümüzde uygun hastalarda MR bulguları eşliğinde hedefli biyopsi ve transperineal biyopsi gibi modern yöntemlerden yararlanılmaktadır. 

Tedavi kişiye özel planlanmalıdır!

Üroloji Uzmanı Prof. Dr. Engin Kaya, prostat kanseri tanısı konulduğunda ilk olarak hastalığın evresi ve risk grubunun belirlendiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Tedavi planlanırken PSA düzeyi, biyopsi sonucu ve Gleason skoru / Grade Group, kanserin evresi, MR ve diğer görüntüleme bulguları, hastanın yaşı ve genel sağlık durumu ile hastanın beklentileri ve yaşam kalitesi birlikte değerlendirilir. Her prostat kanseri aynı değildir. Bu nedenle tedavi kararı her hasta için kişiselleştirilmelidir.”

Tedavide yeni nesil teknoloji dönemi!

Cerrahi tedavi gereken hastalarda günümüzde daha küçük kesilerle gerçekleştirilen cerrahi yöntemlerin önemli bir seçenek haline geldiğini belirten Prof. Dr. Kaya “Robotik ve laparoskopik cerrahi, prostat kanserinin cerrahi tedavisinde kullanılan modern yöntemlerdir. Bazı hastalarda ise yalnızca kanserli bölgeyi hedefleyen HIFU (ses dalgalarıyla tedavi), kriyoablasyon (dondurarak tedavi) ve IRE (elektrik dalgalarıyla tedavi) gibi fokal tedavilerden yararlanılabilmektedir. Tedavi seçimi hastalığın özelliklerine göre belirlenir” diyor. 


TURİZMCİLER YELKENCİLERLE EL ELE VERDİ KURTULUŞ GÜNÜNDE ŞEHİTLER DENİZDEN SELAMLANDI


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TURİZMCİLER YELKENCİLERLE EL ELE VERDİ KURTULUŞ GÜNÜNDE ŞEHİTLER DENİZDEN SELAMLANDI

İzmir’in Foça İlçesi’nin Kurtuluş Günü için bölge turizmcileri ve yelkenciler el ele verdi. 30’u aşkın tekne, her yaştan 120 yelkenci, teknelerini Türk Bayraklarıyla donatarak, denize açıldı. Ulu Önder Atatürk, silah ve yol arkadaşları, şehitler ve gaziler denizden selamlandı.

Türk bayrakları ve Atatürk baskılı yelkenlerle donatılan tekneler,Foça Küçükdeniz Limanı içinde buluşarak, bir düzen içinde tek tek, ilçe merkezi ve sahildekileri selamladılar. Kurtuluş günü dolayısıyla Foça Limanına demirleyen Türk Deniz Kuvvetleri unsurlarından TCG Karşıyaka’nın etrafında daire oluşturularak selamlanmasının ardından adalar bölgesine intikal ettiler. Bu sırada çeşitli manevralarla seyrine doyumsuz güzellikler oluşturarak şehit ve gazileri denizde anma ve selamlama etkinliğini tamamladılar.

Yelkenciler ve aileleri akşam da ev sahibi MW Phokaia Beach Resort Otel’de, turizmcilerle bir araya gelerek Foça’nın 104. Kurtuluş Yıldönümünü marşlar ve şarkılarla kutladılar.


MUSTAFA KEMAL ATATÜRK’ÜN EVLATLARIYIZ

Etkinliği organize edenlerden Foça Yelken Grubu koordinatörü Eczacı Arzu Ersoy, rüzgarın evi Foça’da, yelkenleri, rüzgarla şişirip, Atatürk’ü, şehit ve gazilerimizi selamlamaktan büyük mutluluk duyduklarını söyledi. Arzu Ersoy; ; “Foça Yelken ve İhtisas Kulübü ve Foça Yelken grubu üyesiyim. Bir Foça sevdalısıyım. Foça’mızın Kurtuluşu’nun 104.yıldönümü olan bu önemli günde turizmcilerin önderliğinde bir araya geldik. Atamıza saygımızı sunmak istedik. Foça’mızın rüzgarını hepimiz biliyoruz. Güzel bir turizm kasabası. Birlikte bu etkinlikle Foçamızı tanıtmak, turizmine  destek olmak, hem de severek yelken yapmak üzere bir araya geldik. 30 teknede.120 kişi kadardık. Rüzgarın evi olan Foça’nın doğasında 30 tekne, çoluk, çocuk, büyük, küçük, anneanneler bile vardı teknelerde. Birlikte yelken yaptık. Havada güzeldi şansımıza. Sağ olsunlar turizmciler (MW Phokaia Beach Resort grubu) desteklerini esirgemiyorlar. Bizi bir araya getirmeye, toplanmaya yardımcı oluyorlar. Tüm emeği geçen arkadaşlar olarak çok mutluyuz. Başka organizasyonlarda da bir araya geleceğiz. Önümüzde 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı var. Mustafa Kemal Atatürk’ün evlatlarıyız biz. Ona sevgimizi, saygımızı nasıl anlatabilirsek, anlatmaya çalışıyoruz. Bugün yelken yaparak anlattık. Saygımız sonsuz. Tüm şehitlerimizi, gazilerimizi saygıyla anıyoruz.”dedi.

TURİZMCİLERLE YELKENCİLERİN EŞLEŞMESİ ÇOK GÜZEL

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği Başkanı, MW Phokaia Beach Resort Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet İşler de akşam ki kutlama programında yaptığı konuşmada turizmciler ve yelkencilerin birlikte olduklarında güzel işler yaptıklarına değinerek katılımcılara teşekkür etti. Mehmet İşler; “Foça’nın kurtuluş gününde en anlamlı, en katkı koyan değerlerden birini yarattınız. Hepinize ayrı ayrı teşekkür ederim. Turizmci olarak bizler burada yaptığımız bu etkinlikle yan tarafta bir figür gibi kaldık. Bizler birbirimizi tamamlıyoruz. Sırf siz olsanız olmuyor, sırf biz olsak olmuyor. O zaman bu eşleşme çok güzel. Sizlerle her daim, her zaman, birlikte birçok etkinlikler yapalım. Deniz özgürlük, deniz bağımsızlık, denizi seven insanlar doğaya son derece saygılı ve insana saygılı olanlardır. O insanların özgür iradelerine hiçbir şey sahip çıkamaz. İyi ki sizin gibi insanlarla bu etkinliği yapıyoruz. Atamız için, cumhuriyet için, katkı koyduğunuz için, hele bu anlamlı günde, çok daha anlamlı oldu. Atamız, cumhuriyet, cumhuriyet kadını ve en önemlisi demokrasi adına, sizlerin gerçekten bu katkısı fevkalade mükemmeldi.  Hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum” dedi.     


 Seyfi GÜL

ETİK Basın Danışmanı

0 505 431 11 03


AROYA Cruises, genişletilmiş 2026-2027 Akdeniz programını Galataport İstanbul’da düzenlenen özel etkinlikle tanıttı.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


AROYA CRUISES’IN YENİ SEZONUNDA ANA LİMANI İSTANBUL

AROYA CRUISES İSTANBUL HAREKETLİ 2026-2027 AKDENİZ PROGRAMINI GALATAPORT’TA TANITTI

İstanbul’u Akdeniz’de ana liman olarak konumlandıran AROYA Cruises, genişletilmiş 2026-2027 Akdeniz programını Galataport İstanbul’da düzenlenen özel etkinlikle tanıttı. AROYA gemisinde gerçekleştirilen buluşmaya T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın yanı sıra sektör ve medya temsilcileri katıldı. Protokol katılımıyla gerçekleştirilen etkinlikte, İstanbul çıkışlı yeni sezon rotaları ve gemide sunulan deneyimler paylaşıldı. 10 Ekim 2026 itibarıyla İstanbul’dan seferlerine başlayacak AROYA, 6 ila 14 gecelik farklı programlarla Türkiye, Yunanistan ve Mısır’dan Akdeniz ve Adriyatik’e uzanan geniş bir coğrafyada seyahat seçenekleri sunacak.

Türkiye kruvaziyer turizminde 2026’nın ilk yedi ayında yolcu hareketliliği 1 milyon 70 bin 481’e ulaşırken İstanbul, 128 bin 908 ana liman yolcusuyla Türkiye’de ilk sıraya yerleşti. İstanbul’un yükselen ana liman trafiğine AROYA Cruises da genişleyen yeni sezon programıyla katılıyor.


AROYA Cruises, 10 Ekim 2026’dan itibaren Galataport İstanbul’u ana liman olarak kullanarak geleneksel yaz sezonunun ötesine uzanan Doğu Akdeniz seferlerine başlayacak. Programın ilk döneminde İstanbul ve İskenderiye arasında 6, 7 ve 8 gecelik seyahatler gerçekleştirilirken Bodrum, Marmaris ve Kuşadası da rotalarda yer alacak. Seçili seferlerde misafirler yolculuklarına İskenderiye’den başlayabilecek veya burada sonlandırabilecek.

AROYA’nın Türkiye’deki satış ve pazarlama çalışmalarını yürüten SunoramaCruises ise İstanbul çıkışlı yeni programın Türkiye pazarındaki satış ve tanıtım faaliyetlerini sürdürecek.


Aroya’nın Yeni Sezonu İstanbul’da Tanıtıldı

12 Eylül’de Galataport İstanbul’da AROYA gemisinde gerçekleştirilen özel etkinlik, T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan’ın da katılımıyla sektör ve medya temsilcilerini bir araya getirdi. Katılımcılar gemiyi yakından deneyimlerken, İstanbul hareketli 2026-2027 Akdeniz programının yeni rotaları ve gelecek dönem planları paylaşıldı.

İstanbul’un kruvaziyer turizmindeki yükselen konumuna dikkat çeken T.C. Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Nadir Alpaslan, “AROYA Cruises’ın kış sezonunda İstanbul’u ana limanı olarak konumlandırarak seferlerine devam etmesi, Türkiye turizmi açısından son derece önemli. Bu seferlerin turizm hareketliliğinin 12 aya yayılmasına ve İstanbul’un kruvaziyer turizmindeki konumunun güçlenmesine önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.


Mısır’da Gecelemeli Program

Yeni programın dikkat çeken yeniliklerinden biri Mısır seferleri olacak. İstanbul ve İskenderiye arasında gerçekleştirilecek 6, 7 ve 8 gecelik seyahatlerde Bodrum, Marmaris ve Kuşadası gibi Türkiye’nin öne çıkan kruvaziyer limanları da ziyaret edilecek.

Seçili seferlerde AROYA, İskenderiye’de ilk kez gecelemeli liman ziyaretleri gerçekleştirecek. Geminin gece boyunca limanda kalması, misafirlere Mısır’ı keşfetmek için daha fazla zaman sunacak. İskenderiye’nin kendine özgü mimarisi ve zengin kültürel mirasının yanı sıra düzenlenecek kara turlarıyla Kahire ve GizaPiramitleri’ni ziyaret etme fırsatı da sunulacak.

2027 Yazında Doğu Akdeniz Rotası Genişliyor

Mayıs 2027’den itibaren yaz sezonuyla birlikte AROYA’nın İstanbul hareketli programındaki rota seçenekleri daha da çeşitlenecek. Türkiye ve Mısır odaklı yaz seferlerinde Bodrum, Marmaris ve Antalya, İskenderiye ile aynı rotada buluşacak. AROYA, Antalya’ya da ilk ziyaretini gerçekleştirerek şehri İstanbul hareketli programına dahil edecek.

Yunanistan programında ise Rodos, Hanya ve Batı Girit’e açılan Souda Körfezi, Mikonos ve Atina’nın limanı Pire yer alacak. AROYA ayrıca yaz programına ilk kez Nafplion’u dahil edecek. Neoklasik sokakları ve denize bakan tarihi kaleleriyle öne çıkan Nafplion, AROYA’nın Yunanistan rotalarına yeni bir keşif noktası ekleyecek.

Aroya’dan İlk Kez 14 Gecelik Akdeniz Ve Adriyatik Seferleri

Yeni program kapsamında AROYA, ilk kez iki farklı 14 gecelik sefere çıkacak. Bu rotalardan biri Akdeniz’i doğudan batıya kat ederken, diğeri Ege’den Adriyatik’e uzanacak.

AROYA’nın ilk 14 gecelik seferi 5 Haziran 2027’de Galataport İstanbul’dan hareket edecek. Kuşadası ve Rodos’un ardından Sicilya’daki Catania’ya uzanacak rota, İtalya kıyıları boyunca devam edecek. Misafirler Salerno üzerinden Amalfi Kıyıları ve Pompeii’yi, Civitavecchia üzerinden ise Roma’yı keşfedebilecek. Civitavecchia’nın başlangıç ve bitiş limanı olarak da kullanılabilmesi sayesinde program İstanbul–Roma veya Roma–İstanbul yönünde daha kısa bir seyahat alternatifi sunacak. Rota, Sardinya’daki Cagliari, Tunus’un La Goulette Limanı ve Malta’nın başkenti Valletta üzerinden Mikonos’a uzanacak.

17 Temmuz 2027’de İstanbul’dan hareket edecek ikinci 14 gecelik sefer ise Yunanistan’daki Pire ve Katakolon’dan başlayarak Arnavutluk’un Sarandë ve Karadağ’ın Bar limanlarına uzanacak. Adriyatik kıyıları boyunca ilerleyen AROYA, İtalya’nın Trieste Limanı’nın ardından Hırvatistan’ın Zadar ve Korčula limanlarını ziyaret edecek; yolculuk Bari ve Mikonos üzerinden devam edecek. Trieste’nin başlangıç ve bitiş limanı olarak kullanılabilmesiyle rota, İstanbul–Trieste veya Trieste–İstanbul yönünde daha kısa bir seyahat seçeneği de sunacak.

İstanbul Çıkışlı Seferler Turizm Hareketliliğini Yıl Geneline Taşıyacak

19 güvertesi, 1.678 kabini ve çift kişilik baz kapasitede 3 bin 362 misafir ağırlama kapasitesi bulunan AROYA’nın Galataport İstanbul’u ana liman olarak kullanması, kruvaziyer hareketliliğinin şehir ekonomisinin farklı alanlarına yansımasını da beraberinde getiriyor. İstanbul’dan yolculuğa başlayan veya seyahatini burada tamamlayan yolcuların konaklama, ulaşım, yeme-içme ve alışveriş harcamalarının yanı sıra geminin liman, transfer, lojistik ve tedarik ihtiyaçları da ekonomik hareketliliğe katkı sağlıyor.

Bodrum, Marmaris ve Kuşadası gibi Türkiye limanlarına gerçekleştirilecek seferlerle bu hareketliliğin İstanbul dışındaki destinasyonlara da taşınması bekleniyor. Özellikle geleneksel yaz sezonunun ötesine uzanan seferler, kruvaziyer turizminin yıl geneline yayılmasına katkı sağlayacak.

AROYA CruisesTürkiye resmi temsilcisi SunoramaCruises’ın Genel Müdür Yardımcısı Selami Pirçek ise İstanbul hareketli yeni sezon programını değerlendirerek, “AROYA’nın İstanbul çıkışlı programı yalnızca yeni rotalar açısından değil, kruvaziyer turizminin yıl geneline yayılması açısından da önemli. İstanbul’dan başlayan ve Türkiye’nin farklı limanlarına uzanan düzenli seferler; konaklamadan ulaşıma, liman hizmetlerinden gastronomi ve yerel tedarike kadar geniş bir ekonomik hareketlilik oluşturuyor. AROYA’yı ve yeni sezon deneyimini sektör ve medya temsilcileriyle İstanbul’da buluşturarak bu yeni dönemin detaylarını paylaşmaktan mutluluk duyuyoruz” dedi.


13 Eylül 2026 Pazar

Castrol Ford Team Türkiye Pilotu Ali Türkkan Dünya Şampiyonu!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türk Motor Sporlarında Tarihi Zafer:Castrol Ford Team Türkiye Pilotu Ali Türkkan Dünya Şampiyonu!

Castrol Ford Team Türkiye, Dünya Ralli Şampiyonası’nda sezon boyunca sürdürdüğü kararlı mücadeleyle ülkemize ralli branşında ilk dünya şampiyonluğunu kazandırdı. Ali Türkkan ve Bilge Ayan ikilisi, sezonun son yarışı olan Şili Rallisi’nde Junior WRC şampiyonu olarak podyumda Türk bayrağını gururla dalgalandırdı.

1998 yılından bu yana Türk bayrağını uluslararası arenada temsil eden Castrol Ford Team Türkiye, çıtayı daha üst noktaya taşıyarak Ali Türkkan ve co-pilotu Bilge Ayan ile Türk ralli tarihinde bir ilki gerçekleştirdi. İkili, Junior WRC sezonunun final yarışı olan Şili Rallisi'nde sergiledikleri muhteşem performansla Türkiye'ye Dünya Ralli Şampiyonası’ndaki ilk şampiyonluk kupasını kazandırdı.

Sezon boyunca verdiğiolağanüstümücadele, elde ettiği etap zaferleri ve zirve yarışındaki istikrarlı performansıyla dikkat çekenAli Türkkan, kariyerinin ve Türk ralli tarihinin en kritik düzlüklerinden birindenzaferledöndü. Castrol Ford Team Türkiye'nin genç yıldızı milli sporcu, Şili'de ulaştığı bu zaferle JuniorWRC’deşampiyon olan ilk Türk pilot olarak adını altın harflerle tarihe yazdırdı.


Sezon Boyunca Süren Kararlı Mücadele, Şili'de Zafere Dönüştü

Ali Türkkan, sezon içerisinde iki farklı yarışta lider durumdayken talihsizlikler nedeniyle yarış dışı kalmasına rağmen hiçbir zaman mücadeleden kopmadı. Her seferinde daha güçlü bir şekilde geri dönerek hızı ve yeteneği ile olduğu kadar mental gücüyle de yeniden şampiyonluk iddiasını sürdürmeyi başardı. 

Şili’ye şampiyonluk hedefiyle gelen Castrol Ford Team Türkiye, buna göre belirlediği stratejiye yarış boyuncabağlı kaldı. İlk günü beşinci sırada tamamlayan Ali Türkkan, etap etap temposunu artırarak aradaki farkı kapattı ve liderliğe yükseldi. Yetenekli pilotun bu güçlü atağı, şampiyona lideri konumundaki rakibini hataya zorladı. Şili’de yoğun orman etapları, keskin virajları, değişken zemin yapısı ve sürpriz hava koşulları gibi zorluklarla da mücadele eden ekip, toplam 311,7 kilometrelik 16 özel etapta olağanüstü bir sürüş performansı sergileyerek zirveye tırmandı. Böylesine büyük bir hedef için mücadele ederken yalnızca hızlı olmak değil, baskıyı yönetmek, doğru zamanda atağa geçmek ve gerektiğinde sabırlı kalabilmek de çok önemli. Castrol Ford Team Türkiye ekibi, bütün bunları sezon boyunca fazlasıyla ortaya koydu.

Türk Motor Sporları İçin Tarihi Dönüm Noktası 

Ford Türkiye İş Alanı Lideri Özgür Yücetürk, Castrol Ford Team Türkiye ekibinin tarihi başarısı ile ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi: “Castrol Ford Team Türkiye’ye dünya şampiyonluğu kazandıran ve Türk motorsporlaro tarihine adını altın harflerle yazdıran Ali Türkkan ve co-pilotu Bilge Ayan’ı yürekten tebrik ediyorum. JuniorWRC’de bizim de ilk günden beri an be an tanık olduğumuz o büyük mücadele ve takım ruhu ile hedeflerine ulaşmayı başardılar. Ford’un güçlü motorsporları mirasından ilham alan ve bu mirası başarılı bir şekilde devam ettiren bu şampiyonluk için de ayrıca gururluyuz.Ford Türkiye olarak, Castrol Ford Team Türkiye’nin yanında olmaya ve Türk motor sporlarının geleceğini desteklemeye devam edeceğiz.”

Castrol Türkiye, Ukrayna ve Orta Asya Genel Müdürü Nilay Tatlısöz,takımın sergilediği ilham verici mücadelenin Türk motor sporları açısından tarihi bir başarıya dönüştüğünün altını çizerek, “Sezon boyunca ortaya konan mücadele, bugün tarihi ve sonuna kadar hak edilmiş bir dünya şampiyonluğuyla taçlandı. Türkiye’ye ralli branşındaki ilk dünya şampiyonluğunu kazandıran Castrol Ford Team Türkiye ile büyük bir gurur yaşıyoruz. Motor sporları, Castrol’ün yüz yılı aşkın süredir performans, dayanıklılık, sürekli gelişim ve güçlü takım çalışması anlayışını yansıttığı önemli bir alan. Castrol Ford Team Türkiye ile yıllardır birlikte çıktığımız bu yolculuğun böylesine tarihi bir başarıya ulaşması bizim için çok özel. Ali Türkkan’ı, Şili’de onunla birlikte bu başarıya imza atan Bilge Ayan’ı, sezonun önemli bölümünde bu mücadelenin parçası olan Oytun Albayrak’ı ve perde arkasında büyük bir özveriyle çalışan tüm ekibi yürekten kutluyorum. Bu şampiyonluğun yeni başarıların önünü açacağına inanıyorum.”dedi. 

Castrol Ford Team Türkiye Takım Koçu Murat Bostancı, “Sezonun ilk yarışından itibaren bu şampiyonluğa yürekten inandık. Çünkü Ali’nin bu branşın son yıllarda ortaya çıkardığı nadir yeteneklerden biri olduğunu ve doğru çalışma, doğru ekip ve doğru programla Dünya Şampiyonluğu unvanına ulaşabilecek potansiyele sahip olduğunu biliyorduk.Bugün Ali Türkkan ve sezon boyunca onun yanında mücadele eden kopilotları Oytun Albayrak ve Bilge Ayan ile birlikte bu hayalin gerçeğe dönüşmesinin tarifsiz mutluluğunu ve gururunu yaşıyoruz. Ay-yıldızlı bayrağımızı Dünya Ralli Şampiyonası’nın zirvesine taşımak, yıllardır verdiğimiz emeğin en büyük karşılıklarından biri.” dedi. Bostancı sözlerine şöyle devam etti: 

“Bu başarı yalnızca Ali’nin ya da bugün burada olan insanların değil; Castrol Ford Team Türkiye’de mühendisinden mekanikerine, bu program için yıllardır çalışan ve perde arkasında emek veren herkesin ortak başarısı. Sponsorlarımıza, destekçilerimize ve bütün takım arkadaşlarımıza yürekten teşekkür ediyorum.Ama bunu bir son olarak görmüyoruz. Ali’nin de bu takımın da önünde çok açık bir yol olduğuna inanıyorum. Üstelik bugün Türkiye’de arkasından gelen çok güçlü ve yetenekli bir genç sporcu jenerasyonu var. Ali’nin bu başarısının onlar için de çok önemli bir referans ve motivasyon olacağına inanıyorum. Türk motor sporlarının dünya sahnesinde çok daha büyük başarılar kazanabileceğini artık sadece hayal etmiyoruz; bunu yapabileceğimizi biliyoruz. Onların başarılarının ülkemizi ve bizleri yakın gelecekte çok daha fazla gururlandıracağına inanıyorum. Bugün ise bu tarihi anın mutluluğunu doyasıya yaşıyoruz.

Castrol Ford Team Türkiye'nin yaklaşık 30 yıldır uluslararası arenada sürdürdüğü başarı yolculuğu, Ali Türkkan'ın pilotluğunda tarihi zirveye ulaştı. Castrol Ford Team Türkiye ekibi, Junior WRC takviminin en kritik virajlarından YunanistanAcropolis Rallisi'nde yaşanan talihsiz kazanın ardından tedavisi devam eden Oytun Albayrak yerine Bilge Ayan’ın co-pilotluğuyla mücadelesini sürdürdü. 

2025 WRC’deAcropol Rallisi’ni birinci tamamlayarak Türkiye’ye ilk kez Dünya Şampiyonası’nda etap birinciliği unvanını getiren Ali Türkkan, bu sezon ise JuniorWRC’de birincilikle bitirdiği Hırvatistan ve Portekiz yarışlarıyla şampiyonluk iddiasını sürdürmüştü. Şili'de kazanılan bu zafer, yalnızca bir sezonun şampiyonluğu değil, Türk motor sporlarının global arenadaki en büyük ve gurur verici kilometre taşı olarak tarihe geçti.”

KAYSERİ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİNDE 34 LEZZET NOKTASI ZİYARET EDİLDİ


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KAYSERİ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİNDE 34 LEZZET NOKTASI ZİYARET EDİLDİ

ŞEFLER: “KAYSERİ’YE GİDEN MANTI, YAĞLAMA, CIVIKLI VE NEVZİNEYİ TATMADAN DÖNMESİN” 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Kayseri Kültür Yolu Festivali, şehrin köklü mutfak kültürünü gastronomi dünyasının isimleriyle bir araya getirdi. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen “Lezzet Noktası” projesi kapsamında Kayseri’de bulunan gastronomi profesyonelleri, öne çıkan işletmeleri ziyaret ederek şehrin geçmişten günümüze uzanan lezzetlerinin izini sürdü, şehre yolu düşenler için “tatmadan dönmeyin” listesi hazırladı. Şefler ve gastronomi yazarları; Kayseri mantısı, yağlama, Develi cıvıklısı, fırın ağzı, pastırma, nevzine ve yöresel fırın yemeklerini kentin mutlaka denenmesi gereken lezzetleri arasında gösterdi. 

Melikgazi, Kocasinan, Talas, İncesu, Develi, Bünyan ve Hacılar ilçelerinde yer alan 34 Lezzet Noktası; geleneksel esnaf lokantalarından restoranlara, fırın ve pastanelerden çiftliklere, kahve, şekerleme ve turşu dükkanlarına uzanan geniş bir seçki sundu. Kayseri mantısı, yağlama, pöç, fırın ağzı, Develi cıvıklısı, pastırma, nevzine, gilaburu, kelle paça ve içli kete gibi kentin öne çıkan lezzetlerinin yanı sıra Çerkes mutfağı ve yerel kahvaltı ürünleri de bu gastronomi rotasında yer aldı.

Kayseri Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına gastronomi yazarı, araştırmacı ve yemek kültürü yapımcısı İdil Açıkalın ev sahipliği yaptı. Şef Ahmet Gündoğar, şef Hilal Kayış Sungur, gastronomi yazarı Faruk Şüyün ve gastronomi yazarı Reha Tartıcı ise programın konukları arasında yer aldı. Gastronomi dünyasının isimleri, Lezzet Noktalarını ziyaret ederek Kayseri’nin hamur işlerinden et yemeklerine, şarküteri ürünlerinden tatlılarına uzanan zengin mutfak kültürünü deneyimledi.

“KAYSERİ’YE GELENLER ÖNCE FIRINDAKİ ET YEMEKLERİNİ TATMALI”

Programın ev sahibi İdil Açıkalın, Kayseri’ye ilk kez gelenlere kentin geleneksel fırın yemeklerinden başlamalarını önerdi. Kayseri güveci, fırın ağzı ve mevsiminde Yamula patlıcanıyla hazırlanan pehlinin kentin öne çıkan lezzetleri arasında bulunduğunu belirten Açıkalın, Kayseri’nin sabır ve emeğe dayanan mantı çeşitlerinin de mutlaka denenmesi gerektiğini söyledi. Açıkalın, ziyaretçilere ayrıca pastırmanın tadına bakmalarını, mevsiminde İncesu’daki üzüm bağlarını ve Yahyalı’daki elma bahçelerini keşfetmelerini tavsiye etti.


Kayseri mutfağının yalnızca yemeklerden değil, binlerce yıllık üretim ve sofra kültüründen beslendiğine dikkat çeken Açıkalın, Kültepe’de bulunan yaklaşık 4 bin yıllık yazılı tabletlerin bu coğrafyadaki üretim ve ticaret kültürüne ışık tuttuğunu belirtti. Tahıl üretimi ve depolamadan et işlemeye, bağcılıktan ticarete uzanan birikimin bugünün Kayseri mutfağında da izlenebildiğini ifade eden Açıkalın, şehrin gastronomi kültürünü Anadolu’nun üretme, saklama, muhafaza etme ve ticaret geleneğinin önemli temsilcilerinden biri olarak değerlendirdi.

Açıkalın, gastronominin seyahat tercihlerindeki öneminin giderek arttığını belirterek Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Kayseri’nin yerel üreticilerine, esnafına ve gastronomi kültürünün tanıtımına önemli katkı sağladığını ifade etti.

KÜÇÜK BİR MANTI ATÖLYESİNDEN 4 BİN METREKARELİK ÜRETİM TESİSİNE

Çemen’s ikinci kuşak temsilcisi Ceyda Tiritoğlu, 2010 yılında annesi Hülya Tiritoğlu tarafından küçük bir mantı atölyesi olarak kurulan işletmenin bugün 4 bin metrekarelik üretim tesisinde faaliyetlerini sürdürdüğünü anlattı. Yaklaşık 15 yıldır Kayseri ve Anadolu’nun yöresel ürünlerini geleneksel yöntem ve reçetelerle ürettiklerini belirten Tiritoğlu, kadın istihdamının üretim modellerinin önemli bir parçasını oluşturduğunu söyledi.

Tepsi mantısı, Kayseri el mantısı ve Kayseri katmerinin en çok tercih edilen ürünleri arasında bulunduğunu ifade eden Tiritoğlu, pastırmalı su böreğinin de öne çıkan tatlardan biri olduğunu belirtti. Mantının hazırlanışındaki el işçiliğine dikkat çeken Tiritoğlu, özellikle mantıların büküm şeklinin kuşaktan kuşağa aktarılan kültürel mirasın bir parçası olduğunu söyledi.

Tiritoğlu, Kayseri Kültür Yolu Festivali’nin şehrin gastronomi değerlerinin tanıtılmasına katkı sunduğunu belirterek farklı şehirlerden gelen ziyaretçileri Kayseri’nin geleneksel lezzetlerini deneyimlemeye davet etti.

ÇERKES MUTFAĞINDAN KAYSERİ YAĞLAMASINA UZANAN SOFRA

GubateRestaurant İşletmecisi ve Şefi Ahmet Yılmaz, 2013 yılından bu yana Kayseri’nin yöresel yemekleri ile Çerkes mutfağının örneklerini ziyaretçilerle buluşturduklarını söyledi. Kayseri’ye ilk kez gelenlere Çerkes mutfağının öne çıkan tatlarından salüve ve gurüzenin yanı sıra Kayseri mantısı, tepsi mantısı ve Kayseri yağlamasını önerdi.

Kayseri mutfağının el işçiliği, ustalık ve emek üzerine kurulu olduğunu vurgulayan Yılmaz, özellikle mantı çeşitlerinin hazırlanmasının uzun bir süreç ve önemli bir zanaat gerektirdiğini belirtti.

Mutfağında kullandıkları ürünleri mümkün olduğunca yakın çevredeki üreticilerden temin ettiklerini ifade eden Yılmaz, Yahyalı çileğinden reçel, yerel ürünlerden turşu hazırladıklarını, mutfakta kullandıkları patatesi ise Pınarbaşı’ndan aldıklarını söyledi. Yılmaz, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında çevre şehirlerden Kayseri’ye gelen ziyaretçilerin Lezzet Noktalarına da ilgi gösterdiğini ve festivalin işletmelere hareketlilik kazandırdığını ifade etti.


KAYSERİ’YE GELENLERİN TATMADAN DÖNMEMESİ GEREKEN 3 LEZZET

Kayseri Mutfak Sanatları Merkezi Tesis Sorumlusu Burhan Çakıcı da şehre gelen ziyaretçilere ilk olarak yağlama, Kayseri mantısı ve Develi cıvıklısını tatmalarını önerdi. Kayseri mutfağında tahıl, hamur işi, et ve yöresel tarım ürünlerinin bir arada kullanıldığına dikkat çeken Çakıcı, Develi’nin gacer buğdayı, Yahyalı’nın kirazı ve elması ile gilaburunun şehrin yerel ürün çeşitliliğini yansıttığını belirtti.

Kayseri güvecinde Yamula patlıcanı kullanmaya özen gösterdiklerini ifade eden Çakıcı, Kayseri Mutfak Sanatları Merkezi’nin şehrin yöresel ürünlerini tanıtmak ve ziyaretçilerin geleneksel lezzetleri bir arada deneyimlemesini sağlamak amacıyla hizmet verdiğini söyledi.

PASTIRMADAN NEVZİNEYE KAYSERİ’NİN ZENGİN MUTFAK MİRASI

Orta Anadolu’nun tarihi ticaret yolları üzerinde gelişen Kayseri mutfağı, et işleme ve saklama geleneğinin yanı sıra hamur işi çeşitliliğiyle öne çıkıyor. Şehrin simge lezzetlerinden pastırma, özel baharat karışımıyla hazırlanan çemeni ve kendine özgü üretim yöntemiyle Kayseri gastronomisinin en bilinen ürünleri arasında yer alırken; sucuk da kentin köklü et işleme geleneğini sofralara taşıyor.

Kayseri mantısı, küçük hamur parçalarının kıymayla doldurulup yoğurt ve tereyağlı sosla servis edilmesiyle şehrin en tanınan yemeklerinden biri olmayı sürdürüyor. İnce açılan hamurların kıymalı harçla kat kat buluşturulduğu yağlama ise Kayseri’nin paylaşım kültürünü sofraya taşıyor. Tahin, ceviz ve şerbetle hazırlanan nevzine de şehrin geleneksel tatlıları arasında öne çıkıyor.

KAYSERİ’NİN MUTFAĞINI KEŞFETMEK İÇİN 34 DURAK

Kayseri’nin merkezinden ilçelerine uzanan 34 “Lezzet Noktası”, kentin gastronomi zenginliğini farklı tatlar ve işletmeler üzerinden ziyaretçilerle buluşturuyor. Kayseri mantısı, yağlama ve pastırmanın yanı sıra fırın yemekleri, yöresel kahvaltılıklar ve geleneksel tatlılar da seçkide yer alarak şehrin mutfak çeşitliliğini ortaya koyuyor.

Köklü üretim geleneğinin yerel ürünler ve ustalıkla buluştuğu bu rota, ziyaretçilere Kayseri mutfağını farklı yönleriyle tanıma fırsatı sunuyor. “Lezzet Noktası” seçkisi, Kayseri mutfağının zenginliğini yerel ürünler ve geleneksel tarifler üzerinden görünür kılıyor.


Erzurum Büyükşehir Belediyesi GastroShow 2026’da Yine Zirvede!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Erzurum Büyükşehir Belediyesi GastroShow 2026’da Yine Zirvede!

Erzurum Büyükşehir Belediyesi, geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da gastronomi ve turizm dünyasının önemli buluşmalarından GastroShow 2026’nın ana sponsoru olarak yer alıyor. Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) öncülüğünde, Turkuvaz Medya ve Rota Fuar iş birliğiyle düzenlenecek GastroShow 2026, 9–10 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Taşyapı Şişli Etkinlik Merkezi’nde gerçekleşecek. Türkiye’de 4., dünyada 8. kez düzenlenecek etkinlikte Erzurum, zengin gastronomi kültürü ve turizm potansiyeliyle ulusal ve uluslararası katılımcılarla buluşacak.


GastroShow 2026’nın konuşmacıları arasında Erzurum Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen de yer alacak. Başkan Sekmen, etkinlik kapsamında Erzurum’un gastronomi, turizm ve yerel değerlerini sektörün önemli temsilcileriyle paylaşacak. Erzurum Büyükşehir Belediyesi’nin ana sponsorluğu, şehrin gastronomi ve turizm alanındaki görünürlüğünü artırırken Erzurum’un sahip olduğu değerlerin daha geniş kitlelere ulaşmasına da katkı sağlayacak.

GTD’nin 2.000’i aşkın üyesi ve 10 yılı aşkın uluslararası deneyimiyle şekillenen GastroShow 2026; uluslararası satın almacıları, yatırımcıları, turizm profesyonellerini, restoran yöneticilerini, üreticileri, ihracatçıları ve şefleri aynı platformda buluşturacak. B2B görüşmelerle yeni ticari iş birliklerinin kurulmasına fırsat sunacak etkinlikte, Türkiye’nin gastronomi gücünün dünya pazarlarına taşınması hedefleniyor.

Bu yıl “Sıfır Atık” temasıyla düzenlenecek GastroShow 2026’da sürdürülebilir gastronomiden yeni nesil üretim modellerine kadar sektörün geleceğine yön veren başlıklar ele alınacak. Gastronomi, turizm, yatırım ve iş dünyasının buluşma noktası olacak GastroShow 2026, yeni iş bağlantıları kurmak, sektörü yakından takip etmek ve Türkiye’nin gastronomi dünyasındaki gücünü keşfetmek isteyen ziyaretçileri 9–10 Ekim’de İstanbul Taşyapı Etkinlik Merkezi’ne davet ediyor