7 Haziran 2026 Pazar

Hilton Istanbul Bosphorus Yeni Dönemini Özel Bir Gece İle Kutladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Hilton Istanbul Bosphorus Yeni Dönemini Uzun Süre Akıllardan Çıkmayacak Özel Bir Gece İle Kutladı

İstanbul’un 70 yılı aşkın süredir sosyal ve kültürel hafızasında özel bir yere sahip olan Hilton Istanbul Bosphorus, kapsamlı yenileme sürecinin ardından başlayan yeni dönemini dün akşam gerçekleşen özel bir gecede karşıladı. 

Hilton Başkanı ve CEO’su Christopher J. Nassetta, Doğan Holding Onursal Başkanı Sema ve Aydın Doğan, Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğanile  Hilton Bölge Genel Müdürü Todori Kalamaris ev sahipliğinde gerçekleşen gecede Türkiye’nin önde gelen iş insanlarının yanı sıra, sanat ve cemiyet hayatından misafirler de yerini aldı.

Serkan Altunorak’ın sunuculuğunu üstlendiği gecede Candan Erçetin sahne alırken, otelin yeni dönemini simgeleyen İstanbul’un birçok noktasından görülebilen görsel şov davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.

İstanbul’un ilk uluslararası oteli ve şehrin en ikonik buluşma noktalarından biri olan Hilton Istanbul Bosphorus, yenilenen yüzünü 4 Haziran, Perşembe akşamı düzenlenen özel bir davetle kutladı.Hilton’un küresel ölçekteki üst düzey yöneticileri, Doğan ailesi ve Türkiye’den iş, sanat ve cemiyet hayatının önde gelen isimleri, otelin yeni dönemine tanıklık etmek üzere Hilton Istanbul Bosphorus’ta bir araya geldi.

Gece boyunca davetliler, Hilton Istanbul Bosphorus’un 70 yılı aşkın hafızasını yansıtan özel objelerden oluşan arşiv alanını keşfederek otelin geçmişten bugüne uzanan hikâyesine tanıklık etti. Otelin farklı alanlarında gerçekleşen dans gösterileri, otelin ikonik balkonlarından yükselen opera performansları ve özel müzik dinletileri ise davetlilere yalnızca bir açılış gecesi değil, Hilton Istanbul Bosphorus’un kültürel mirasını bugüne taşıyan bütünsel bir deneyim sundu.

Serkan Altunorak’ın sunuculuğunda gerçekleşen gece, konuşmalar, performanslar ve özel anlarla akıcı bir şekilde ilerlerken davetliler Hilton Istanbul Bosphorus’un geçmişten bugüne uzanan hikâyesine ve yenilenen vizyonuna tanıklık etti.

Program kapsamında Hilton Bölge Genel Müdürü Todori Kalamaris, Hilton Istanbul Bosphorus’un yenilenme sürecinin yalnızca fiziksel bir dönüşüm değil, otelin ruhunu, karakterini ve zamansız zarafetini geleceğe taşıyan kapsamlı bir yolculuk olduğunu belirterek, “Geçmişimize duyduğumuz saygının en güzel karşılığı, bu mirası geleceğe taşımaktır” dedi. 

Hilton Başkanı ve CEO’su Christopher J. Nassetta ise Hilton Istanbul Bosphorus’un, Hilton’un Amerika kıtası dışındaki en uzun süre hizmet veren oteli olarak global hikâyede çok özel bir yere sahip olduğunu vurgulayarak, “Bugün, Hilton’un global hikâyesinin başladığı bu otel için yeni bir dönemi duyurmaktan büyük heyecan duyuyoruz. Otelin her köşesi, 1950’lerden gelen mirası ve Türk zanaatkârlığından ilhamla, İstanbul’daki en iyi konaklama deneyimini sunmak üzere özenle yeniden tasarlandı” ifadelerini kullandı. 

Doğan Holding Yönetim Kurulu Başkanı Hanzade Doğan ise   Doğan Ailesi’nin Hilton Istanbul Bosphorus ile kurduğu uzun yıllara dayanan bağı, otelin İstanbul’un kolektif hafızasındaki yerini ve bu özel mirası geleceğe taşıma vizyonunu konuklarla  paylaştığı konuşmasında“Hilton İstanbul Bosphorus geçtiğimiz yıl 20 milyona yakın ziyaretçiyle dünyanın en çok ziyaret edilen şehirlerinden biri olan İstanbul’un ayrılmaz bir parçası, nesiller boyunca İstanbulluların anılarında yer etmiş bir buluşma noktası. Hepimizin hafızasında önemli bir yeri olan otelin renovasyon süreci boyunca amacımız bu büyük mirası korurken; onu geleceğe taşımaktı. Hilton ailesine; yıllardır süregelen güçlü ortaklıkları için içten teşekkürlerimi sunuyorum”  dedi.


Gecenin en özel anlarından biri de otelin aynı zamanda kuruluş yıldönümü olan saat 19.55’te gerçekleşen geri sayım ile birlikte davetlilerin Hilton Istanbul Bosphorus’un yeni dönemini simgeleyen görsel şölene tanıklık etmesi oldu. “Yeniden Hayal Edilen İkon” başlığıyla gerçekleşen ikonik görsel şov, otelin geçmişten geleceğe uzanan hikâyesini etkileyici bir atmosferle davetlilere sundu.

Görsel şovun yanı sıra Türkiye’nin en ikonik sanatçılarından biri olan Candan Erçetin, zamansız şarkıları ve güçlü sahne performansıyla bu özelgeceyedamga vurdu. Konserin ardından kutlama, Hiltonİstanbul Bosporus tarihinde çok özel bir yeri olan ve Fransız Rivierası’nın zarif esintisini İstanbul’un en ikonik açık havuzunun kenarına taşıyan Bosolei’de gerçekleşen DJ performansı ve after party ile devam etti. 

Gece boyunca davetliler, otelin yenilenen sosyal alanlarını ve gastronomi duraklarını da keşfetme fırsatı buldu. Lalou Brasserie  & Terrace, Arlo Restaurant, Sazzou ve Bosolei Pool Club; gecenin farklı anlarına eşlik eden deneyim alanları olarak öne çıktı. Böylece 70 yıldır olduğu gibi Hilton Istanbul Bosphorus’un yeni döneminde de yalnızca konaklama değil; gastronomi, müzik, sosyal yaşam ve şehir kültürünü bir araya getiren güçlü bir buluşma noktası olarak konumlandığı bir kez daha vurgulandı.

Hilton Istanbul Bosphorus, yeni döneminde de İstanbul’un sosyal, kültürel ve gastronomik hayatına ev sahipliği yapmaya; yerli ve yabancı misafirleri şehrin kalbinde, zamansız bir atmosferde ağırlamaya devam edecek.


Anda Barut Collection,misafirlerini ritim, enerji ve atmosferin iç içe geçtiği benzersiz bir yolculuğa davet ediyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ANDA BARUT COLLECTION, DÜNYANIN EN PRESTİJLİ GECE KULÜPLERİ VE EĞLENCE DESTİNASYONLARINDA SAHNE ALAN SEÇKİN İSİMLERİ DELİCE YARIMADASI'NDA BULUŞTURUYOR!

Ege’nin rafine yaşam anlayışını çağdaş bir perspektifle yeniden yorumlayan Anda Barut Collection, 2026 sezonu boyunca gerçekleşecek özel müzik deneyimleriyle misafirlerini ritim, enerji ve atmosferin iç içe geçtiği benzersiz bir yolculuğa davet ediyor. Delice Yarımadası’nın büyüleyici doğasında 16 Haziran itibarıyla gerçekleşecek bu özel seri, dünyanın en prestijli gece kulüpleri ve eğlence destinasyonlarında sahne alan seçkin performans sanatçılarını Anda Barut Collection atmosferinde bir araya getiriyor.

Ege’de eşsiz Delice Yarımadası’nın büyüleyici doğasında konumlanan Anda Barut Collection, sezon boyunca dünyanın en prestijli gece kulüplerinde sahne alan residentartist’leri ve performans sanatçılarını benzersiz atmosferinde ağırlayarak; gün batımından geceye uzanan ritim, enerji ve deneyim odaklı bir yaz akışına ev sahipliği yapıyor.


Dünyanın İkonik Müzik Sahnesinden Delice Yarımadası’na

Sezon boyunca gerçekleşecek performans serisi kapsamında; Ministry of Sound, HïIbiza, Ushuaïa, Pacha, Amnesia, UNVRS, SantAnnaMykonos ve Blue MarlinIbiza gibi dünyanın en prestijli müzik destinasyonlarında yer alan uluslararası isimler; Marien Baker, Twiga, Miss Martha, Caravaca, Davina Moss,Velvet Mode, Javier Gonzalez, Rebeca Ark, Paul Reynolds ve Atlantis; gerçekleştirecekleri performanslarla Anda Barut Collection’ın enerjisini müzikle yeniden şekillendirecek.16 Haziran – 12 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek bu özel seri, yaz sezonu boyunca Delice Yarımadası’nı uluslararası müzik ve eğlence dünyasının seçkin isimleriyle buluşturacak.

16 Haziran’da İspanya’dan çıkıp UK DanceChart’a giren ilk kadın live electronic artist olarak tarihe geçen Marien Baker ile başlayacak performans serisi; 30 Haziran’da elektronik müzik dünyasının yükselen isimlerinden biri olan Twiga ile devam edecek.

Temmuz ayı itibarıyla 07 Temmuz’da Amnesi aIbiza ve Bora Bora gibi dünyanın en ikonik mekanlarındaki başarılı residency programlarıyla küreselölçekte tanınan Miss Martha, 11 Temmuz’da geçtiğimiz yıl dünyanın en iyi gece kulübü seçilen Hiİbiza’nın resident electronicmusic artisti Caravaca ve 26 Temmuz’da elektronik müzik dünyasında yaklaşık 20 yıllık köklü bir geçmişe sahip, özellikle İbiza merkezli sahnenin en yetenekli ve özgün kadın prodüktörlerinden Davina Moss yer alacak. 

Anda Barut Collection, ağustosayına da hızlı bir giriş yaparak 02 Ağustos’ta Mykonos’un en iyi kulüplerinde biri olan SantAnna’nın ResidentartisiVelvet Mode’u, 10 Ağustos’ta İbiza'nın müzikal mirasını koruyan ve modern tınılarla harmanlayan bir "vibeküratörü" olarak kabul edilen Javier Gonzalez’i, 22 Ağustos’ta da sadece performanslarıyla değil, prodüktör olarak Tautel gibi önemli plak şirketlerinden çıkardığı "Impetuous EP" gibi çalışmaları bulunan Rebeca Ark’ı ağırlayacak.

02 Eylül’de dünyanın en büyük gece kulübü ve en iyi gece klübü seçilen UNVRS ‘ün Resident artistliğini yapan Paul Reynolds ve 12 Eylül’de küresel müzik listelerinde fırtınalar estiren Atlantis performanslarıyla sezon boyunca Delice Yarımadası’nda müziğin ritmini yükseltmeye devam edecek.

Gün Batımından Geceye Uzanan Atmosfer Deneyimi

Anda Barut Collection’da gerçekleşen performanslar yalnızca bir müzik deneyimi sunmuyor; aynı zamanda gün batımından geceye uzanan atmosfer kurgusuyla misafirleri çok katmanlı bir yaşam deneyiminin içine taşıyor.

Sanat, kültür ve yaratıcılığı deneyim anlayışının merkezine yerleştiren Anda Barut Collection, yıl boyunca hayata geçirdiği iş birlikleri ve etkinliklerle misafirlerini ilham veren isimlerle buluşturmaya devam ediyor. Bu özel müzik serisi de markanın sanata verdiği değerin ve deneyim odaklı yaklaşımının bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Afro House, Melodic House, Tech House, Deep House ve Organic House tınılarının Delice Yarımadası’nın doğal ritmiyle buluştuğu bu özel seri; müzik, gastronomi, deniz ve iyi yaşam deneyimlerini bir araya getirerek sezon boyunca yüksek enerjili bir akış yaratıyor.

Anda Barut Collection Genel Müdürü Korhan Kelebek:

“Anda Barut Collection olarak misafirlerimize yalnızca konaklama değil, ilham veren ve hafızalarda yer eden deneyimler sunmayı hedefliyoruz. Bu doğrultuda müziği, sanatın evrensel dili ve yaşam deneyimini zenginleştiren en güçlü unsurlardan biri olarak görüyoruz. 16 Haziran – 12 Eylül tarihleri arasında hayata geçireceğimiz bu özel seriyle, dünyanın en prestijli eğlence destinasyonlarında sahne alan sanatçıları Delice Yarımadası’nın eşsiz atmosferinde misafirlerimizle buluşturmaktan büyük mutluluk duyuyoruz.”

Bodrum Milas Havalimanı'ndan (BJV) yaklaşık 1 saatlik mesafede yer alan Anda Barut Collection’da doğanın ritmiyle uyumlanan bu programlar, misafirleri yalnızca anın içinde kalmaya değil, aynı zamanda yaşam enerjilerini yeniden keşfetmeye davet ediyor. Miras noktalarına yakın konumu sayesinde misafirlerine zamansız bir yolculuk imkânı tanıyor.


6 Haziran 2026 Cumartesi

Zeytinlik tapusu olan araziye ev yapılır mı? 4 kritik soru – 4 yanıt


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Zeytinlik tapusu olan araziye ev yapılır mı? 4 kritik soru – 4 yanıt 

Ege ve Akdeniz bölgelerinde doğayla iç içe bir yaşam hayal edenlerin ilk baktığı yerler genellikle zeytin ağaçlarıyla dolu yeşil arazilerdir. Doğal güzelliğiyle cezbeden bu arazilere ciddi yatırımlar yapmadan önce herkesin aklına doğal olarak “zeytinliğe ev yapılır mı” sorusu gelmektedir. Türkiye'de zeytinlikler, standart tarla veya bağ vasfındaki arazilerden çok daha farklı, katı ve özel bir kanunla devlet koruması altına alınmıştır. 

Zeytinlik alanlarda resmi prosedürlere tam uyum sağlanarak yapılaşmanın mümkün olacağını ifade eden İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları söyledi: 

“Zeytin ağaçları, asırlık geçmişleriyle, devlet tarafından en üst düzeyde korunan ve dokunulmazlığı olan tarımsal miraslarımızdandır. Bölgedeki fırsatçılara inanarak kaçak inşaata yönelmeden önce, zeytinliğe ev yapılır mı sorusunu ilgili belediyelerin ve tarım müdürlüklerinin güncel resmi verileriyle harfiyen analiz etmelisiniz. Yasal istisnaları kullanarak ruhsatlı ve ağaçlara zarar vermeyen bir bakıcı evi projelendirmek veya tekerlekli karavan alternatiflerine yönelmek, zeytinlik arazinizi korurken, doğada yaşam kurmanın tek formülüdür. Yasal prosedürlere tam uyum göstererek ve toprağın asıl sahibi olan zeytin ağaçlarını koruyarak, gayrimenkul yatırımınızı kusursuz ve hukuka %100 uygun bir projeye dönüştürebilirsiniz.” dedi.

Zeytinlik araziye, yapı yapmanın şartları nelerdir? 

Ülkemizde zeytinlik alanlara standart ev veya villa yapmanın yasal olarak büyük ölçüde yasak olduğunun altını çizen İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, sadece belirli metrekare ve ruhsat şartlarını sağlayan tarımsal amaçlı yapılar için sınırlı izinlerin verilebileceğini belirtti. Bu nedenle birçok kişinin sabit yapı sayılmayan tinyhouse veya çekme karavan çözümlerini alternatif olarak tercih ettiğini de kaydeden Halil İbrahim Dindi,zeytinlik araziye, yapı yapmanın şartlarını 4 soru 4 yanıt olarak değerlendirerek şunları anlattı: 

Soru-1: Özel kanun kapsamında zeytinliğe ev yapılır mı?

Yanıt-1: Ülkemizde zeytin ağaçları, “3573 sayılı Zeytinciliğin Islahı ve Yabanilerinin Aşılattırılması Hakkında Kanun” ile çok sıkı bir şekilde korunmaktadır. Bu özel kanun maddelerine göre, doğrudan lüks bir konut veya villa inşa etmek amacıyla zeytinliğe ev yapılır mı diye araştırdığınızda, yasaların standart betonarme projelere kesinlikle izin vermediğini görürsünüz. İlgili kanun gereği zeytinlik sahaları daraltılamaz ve bu alanlarda zeytinyağı fabrikaları veya zaruri tarımsal işletmeler dışında herhangi bir yapılaşmaya gidilemez. Devletin gıda güvenliği politikaları gereği, sıradan bir arsa mantığıyla yaklaşıldığında zeytinliğe ev yapılır mı sorusunun yanıtı kanunen tamamen olumsuzdur.

Soru-2:Tarımsal amaçlı istisnalarla zeytinliğe ev yapılır mı?

Yanıt-2: Standart bir konut inşa etmek yasak olsa da, zeytinliğin bakımını sağlamak ve tarımsal aletleri korumak amacıyla “tarımsal amaçlı yapı” (bakıcı evi veya depo) inşa etmenin belirli istisnaları mevcuttur. Peki, bu yasal istisnaları kullanarak zeytinliğe ev yapılır mı ve gerekli mimari şartlar nelerdir? İlk ve en esnetilemez kural, satın aldığınız zeytinliğin toplam yüzölçümünün en az 5.000 metrekare olması zorunluluğudur. Ayrıca, arazinizin resmi devlet haritalarında yer alan kadastral bir yola en az 25 metre cephesi bulunması kanuni bir şarttır.Eğer, zeytinliğiniz 5.000 metrekarenin altındaysa veya resmi bir yola cephesi yoksa, yasal olarak hiçbir koşulda inşaat ruhsatı alamazsınız.

Soru-3: Zeytinliğe ev yapımında yasal sınırlar ve inşaat izinleri nelerdir? 

Yanıt-3: Araziniz gerekli büyüklük ve yol şartını sağlıyorsa, yapacağınız “bakıcı evi” statüsündeki yapının sınırları bakanlık tarafından net olarak çizilmiştir. Tarımsal faaliyetleri desteklemek amacıyla zeytinliğe ev yapılır mı sorusunun mimari ölçüsü, inşaatın arazinin toplam yüzölçümünün en fazla %5’ni kaplaması ve maksimum 250 metrekareyi hiçbir şekilde aşmamasıdır. İşin en hassas noktası ise, bu inşaat alanını belirlerken tek bir zeytin ağacının bile kesilmesinin yasak olmasıdır ve yapıyı ağaçların olmadığı boş bir düzlüğe konumlandırmanız gerekir. Tarım İl Müdürlüğü'nden “tarım dışı kullanım izni” veya uygunluk görüşü almadan atacağınız her adım, binalarınızın mühürlenmesi ve yıkım kararıyla sonuçlanacaktır.

Soru-4: Tinyhouse alternatifiyle zeytinliğe ev yapılır mı?

Yanıt-4: Betonarme ve sabit temelli yapıların yasak olduğu veya çok zor izne tabi olduğu durumlarda, doğasever yatırımcıların aklına tekerlekli mobil sistemler gelmektedir. Karayolları ruhsatlı, plakalı ve “çekme karavan” statüsündeki tinyhousemodelleriyle zeytinliğe ev yapılır mı sorusu günümüzde sektörün en popüler konularından biridir. Tekerlekli ve şebekeden bağımsız (off-grid) bir mobil ev, yasal olarak bir bina (inşaat) sayılmadığı için, ağaçlara ve toprağa fiziksel zarar vermemek kaydıyla zeytinliğinize kolayca park edilebilir.Temel kazmadan, beton dökmeden ve altyapı kazısı yapmadan yerleştirilen bu karavan statüsündeki araçlar, zeytinliğe ev yapılır mı kısıtlamalarına takılmadan zeytin ağaçlarının gölgesinde yaşamanın en akılcı ve yasal yoludur.


20. Uluslararası Meis - Kaş Yüzme Yarışı, tarihe kulaç attıracak“Dostluğa Kulaçlıyoruz”

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


20. Uluslararası Meis - Kaş Yüzme Yarışı, tarihe kulaç attıracak“Dostluğa Kulaçlıyoruz”

Türkiye ile Yunanistan arasında dostluk, spor ve kültürel etkileşimin en önemli sembollerinden biri haline gelen Uluslararası Meis - Kaş Yüzme Yarışı, 28 Haziran 2026 tarihinde 20’nci kez gerçekleştirilecek. “Dostluğa Kulaçlıyoruz” sloganıyla Akdeniz’in iki yakasını bir araya getiren ve açık su yüzme sporunun en prestijli organizasyonları arasında gösterilen yarış, bu yıl 20’nci yıl coşkusuyla sporcuları, yüzme tutkunlarını ve ziyaretçileri Kaş’ta buluşturacak.

Yunanistan’ın Meis Adası (Kastellorizo) ile Antalya’nın Kaş ilçesi arasındaki yaklaşık 7 kilometrelik parkurda düzenlenen yarış, farklı ülkelerden yüzlerce sporcunun katılımı ile gerçekleşecek. Organizasyonun bu seneki en sevindirici özelliği ise vize gerektirmeyen 3,5 kilometrelik parkur olacak.

Yalnızca sportif bir etkinlik olmanın ötesinde, dostluk, barış ve komşuluk ilişkilerinin de güçlü bir simgesi olarak kabul edilen Uluslararası Meis - Kaş Yüzme Yarışı, katılımcılarına eşsiz bir açık su deneyimi sunacak. Sporcular, Meis Adası’ndan başlayarak Akdeniz’in turkuaz sularında kulaç atıp Kaş Limanı’nda finişe ulaşacak. Açık deniz koşulları, akıntılar ve değişken hava şartları nedeniyle teknik açıdan da dikkat çeken yarış, deneyimli yüzücüler için de önemli bir meydan okuma niteliği taşıyor. Organizasyon; Kaş Kaymakamlığı, Kaş Belediyesi, Türkiye Yüzme Federasyonu destekleriyle düzenlenecek.

20 YILDIR KESİNTİSİZ DEVAM EDEN GELENEK

Bu yılki organizasyon, yarışın 20’nci yılı olması nedeniyle de ayrı bir önem taşıyor. Açık su yüzme sporcularının takviminde önemli bir yere sahip olan organizasyon, hem sportif performansları hem de uluslararası katılımı ile beğenileri topladı. Uluslararası Meis - Kaş Yüzme Yarışı, her yıl artan sporcu sayısı ve gelişen organizasyon kalitesi ile Kaş’ın spor turizmi açısından da önemli bir yere sahip.

FESTİVAL COŞKUSU

Türkiye ile Yunanistan’ı spor aracılığıyla bir araya getiren 20. Uluslararası Meis - Kaş Yüzme Yarışı, Kaş Belediyesi tarafından düzenlenen Uluslararası Likya Kaş Kültür Sanat Festivali kapsamında gerçekleşecek. Festival boyunca konserler, kültürel etkinlikler, sergiler ve çeşitli sosyal aktivitelerle Kaş, yerli ve yabancı misafirlere unutamayacakları anlar yaşatacak. Akdeniz’in mavi sularında 20 yıldır süren dostluk yolculuğu, bu yıl da binlerce kulaçla sürecek.

VİZESİZ YARIŞ İMKANI

Akdeniz’in en prestijli açık su yüzme organizasyonlarından Meis-Kaş Yüzme Yarışı, birbirinden önemli parkurları ile dikkatleri çekiyor. Organizasyonun en önemli parkuru Meis ile Kaş arasındaki yaklaşık 7 kilometrelik (Swim Matarhon) etap, sporculara zorlu bir mücadele sunacak.

Bu sene yeni eklenen 3,5 kilometrelik (Mid Line) parkur ise sporcuların beğenisini topladı. Açık suya ve uzun mesafeye alışkın deneyimli sporcuların yer alacağı etap, vize derdi olmadan yarış imkanı sunacak.

Bu parkurların yanı sıra yeterli hazırlığı ve vizesi olmayan sporcular için 1 kilometrelik (Beach Swim Hurrah) ile 8-12 yaş arası genç sporcuların katılacağı Kids Splash düzenlenecek.


EGD 18. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


EGD 18. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından bu yıl 18’incisi düzenlenen Ekonomi Basını Başarı Ödülleri, Atatürk Kültür Merkezi’nde (AKM) gerçekleştirilen törenle sahiplerini buldu.

Türk Telekom’un ana sponsorluğunda, Tera Yatırım’ın platin, Trendyol, Ülker, arsaVev ve Özak Global Holding’in gold, Garanti Altın Rafineri’nin altın, Eksim Holding ve D’S damat’ın bronz sponsorluğunda düzenlenen törende ödüller sahiplerine takdim edildi.

Bu yıl yaklaşık 150 eserin başvurduğu yarışmada ödül sahipleri, ekonomi gazetecileri, akademisyenler ve iletişim alanında uzman isimlerden oluşan 44 kişilik jüri tarafından belirlendi.

Ödül töreninde ekonomi gazeteciliğine katkı sunan isimler onurlandırılırken, yıl boyunca öne çıkan haber, araştırma, röportaj ve programlar da ödüllendirildi.

Törene, Türkiye İhracatçılar Meclisi (TİM) Başkanı Mustafa Gültepe, İstanbul Ticaret Odası (İTO) Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Sanayi Odası (İSO) Başkanı Erdal Bahçıvan, ASKON Başkanı Orhan Aydın, TİM Başkan Vekili ve İDDMİB Yönetim Kurulu Başkanı Çetin Tecdelioğlu, ZÜCDER Yönetim Kurulu Başkanı Burak Önder, İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği (İHKİB) Başkanı Mustafa Paşahan, İstanbul Maden İhracatçıları Birliği (İMİB) Başkanı Metin Çekiç, Türkiye Giyim Sanayicileri Derneği (TGSD) Başkanı Ümit Özüren ile çok sayıda birlik ve dernek başkanı, iş dünyası temsilcisi ve ekonomi gazetecisi katıldı.


Törende EGD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Arslan, İSO Başkanı Erdal Bahçıvan, İTO Başkanı Şekib Avdagiç ve TİM Başkanı Mustafa Gültepe birer konuşma yaptı. 18. EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri kapsamında 16 kategoride ödül verildi.

Hasan Arslan: “Ekonomi büyüyor, anlatan kadrolar küçülüyor”

EGD Yönetim Kurulu Başkanı Hasan Arslan, ekonomi haberciliğinin önemli bir dönüşüm sürecinden geçtiğini belirterek, bir dönem gazetelerin ve televizyonların en güçlü bölümlerinden biri olan ekonomi servislerinin bugün eski kalabalık günlerinden uzaklaştığını söyledi.

Ekonominin hayatın her alanındaki etkisinin arttığını ifade eden Arslan, “Şirketler büyüyor, finansal piyasalar daha karmaşık hale geliyor, anlatılması gereken ekonomi büyüyor ama bunu anlatan kadrolar küçülüyor. Ekonomi gazeteciliğinin güçlenmesi sadece gazetecilerin değil, iş dünyasının da meselesidir. Çünkü sağlıklı kararlar ancak sağlıklı bilgiyle alınabilir. Biz ekonomi haberciliğini sadece piyasaların değil, hayatın haberi olarak görüyoruz” dedi.

Dijital yayıncılığın yükselişine dikkat çeken Arslan, gelecek yıldan itibaren dijital ekonomi yayıncılığına yönelik yeni ödül kategorileri oluşturmayı planladıklarını belirterek, EGD’nin gelecek yıl 20’nci kuruluş yılını kutlayacağını ve ekonomi basınındaki dayanışmayı güçlendirmeyi sürdüreceğini kaydetti.

Erdal Bahçıvan: “Ekonomi gazetecileri iş dünyası ile toplum arasında köprü kuruyor”

İstanbul Sanayi Odası Başkanı Erdal Bahçıvan, ekonomi gazeteciliğinin iş dünyası ile toplum arasındaki en önemli köprülerden biri olduğunu vurgulayarak, üretimin ve ekonominin gerçeklerinin iş dünyasında ortaya çıktığını ancak bunların vatandaşla buluşmasını sağlayanların ekonomi gazetecileri olduğunu söyledi.

Ekonomi haberciliğinin yıllar içinde büyük bir gelişim gösterdiğine dikkat çeken Bahçıvan, bu başarıda Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin ve mesleğe emek veren gazetecilerin önemli payı bulunduğunu belirtti. Dijitalleşmenin medya dünyasını hızla dönüştürdüğünü ifade eden Bahçıvan, teknoloji ve mecralar değişse de iş dünyası ile medya arasındaki sağlıklı iletişimin önemini koruyacağını, ekonomi gazeteciliğinin geleceğinin güçlü kadrolar ve yeni nesil iletişim araçlarıyla şekilleneceğini kaydetti.

Şekib Avdagiç: “Güçlü ekonomi, güçlü ekonomi basınıyla mümkün”

İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, ekonomi gazeteciliğinin üretimden yatırıma, ihracattan girişimciliğe kadar ekonomik hayatın temel unsurlarını toplumla buluşturan stratejik bir görev üstlendiğini söyledi.

Yapay zekâ, dijitalleşme ve yeşil dönüşüm gibi küresel gelişmelerin iş yapış biçimlerini yeniden şekillendirdiği bir dönemde doğru bilgiye erişim, güvenilir analiz ve nitelikli haberciliğin öneminin arttığını belirten Avdagiç, küresel ekonomide belirsizliklerin sürdüğü bir süreçte ekonomi basınının güven ortamının oluşmasına önemli katkı sunduğunu ifade etti.

EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri’nin artık Türkiye’nin köklü ve saygın mesleki ödüllerinden biri haline geldiğini kaydeden Avdagiç, güçlü ekonominin ancak güçlü bir iş dünyası ve güçlü bir ekonomi basınıyla mümkün olduğunu vurguladı.

Mustafa Gültepe: “Yapılan işlerin değer kazanmasını ekonomi gazetecileri sağlıyor”

Türkiye İhracatçılar Meclisi Başkanı Mustafa Gültepe, ekonomi gazetecileri ile iş dünyası arasında güçlü bir bağ bulunduğunu belirterek, yapılan üretimin, yatırımın ve ihracatın toplumla buluşmasında ekonomi medyasının kritik bir rol üstlendiğini söyledi.

İş insanlarının ortaya koyduğu çalışmaların geniş kitlelere ulaşmasının ekonomi gazetecilerinin emeği sayesinde mümkün olduğunu ifade eden Gültepe, “Bizler ne kadar üretim yaparsak yapalım, ne kadar ihracat gerçekleştirirsek gerçekleştirelim, bunları kendi başımıza anlatma şansımız yok. Yapılan işlerin anlam kazanması, değer oluşturması ve toplum tarafından bilinmesi sizlerin kalemleri, ekranları ve haberleri sayesinde mümkün oluyor” dedi.

Ekonomi gazetecileriyle yıllar içinde güçlü bir iletişim ve istişare kültürü oluşturduklarını vurgulayan Gültepe, iş dünyası temsilcileri ile ekonomi medyasının aynı ekosistemin ayrılmaz parçaları olduğunu kaydetti. Gültepe, ekonomi gazetecilerinin yalnızca haber aktarmadığını, aynı zamanda piyasalardaki gelişmelerin doğru anlaşılmasına katkı sunduğunu belirterek, ekonomi basınının üstlendiği görevin büyük önem taşıdığını ifade etti.

Ödüller sahiplerini buldu

18. EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri kapsamında 16 kategoride ödül verildi.

* En İyi Haber ve Araştırma (Yazılı Basın): İsmail Şahin (Milliyet) – Dijital Göçebe yazı dizisi

* En İyi Haber ve Araştırma (Yazılı Basın): Özlem Aydın Ayvacı (Capital) – 35 Kategoride Müthiş Erime

* En İyi Haber ve Araştırma (İnternet) – Sinan Sayrugaç Anısına: Ahmet Hamdi Girgin (Habertürk.com) – Dünya 3’üncüsü Kokoreçin Standardı Yok

* En İyi Haber (Televizyon): Emre Eser (CNBC-e) – Suudi ACWA’dan Türkiye’de Güneş Enerjisine 2 Milyar Dolarlık Yatırım Hazırlığı

* Söyleşi/Röportaj (Yazılı Basın): Şehriban Kıraç (Nefes) – Maddi Destek Bulamıyoruz

* Söyleşi/Röportaj (Televizyon): Rıfat Fırat (A Para) – Nasdaq Inc. Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Edward Knight Röportajı

* Osman Saffet Arolat Yılın Yazarı: İdriz Çokal (Para Dergisi)

* Yılın Ekonomi Programı (TV): Hande Demirel (Bloomberg HT) – Ekonomik Görünüm

* Yılın Ekonomi Programı (Radyo): Ahmet Falih Akıcı (TRT Radyo)

* Esen Salihoğlu Yerel Basın Ödülü: Kemal Özyurt (İlkses) – Çocuklar Aç, Veliler Çaresiz

* Nezih Demirkent Özel Ödülü: Nuran Erkul Kaya (Anadolu Ajansı) – Portre / Zirvedeki Türkler – Onur Genç

* Namık Ahıska Özel Ödülü: Ali Can Polat (Sözcü) – Kapıya Teslim Kaçakçılık

* Bülent Yardımcı Özel Ödülü: Sevilay Çoban (Dünya) – Yapay Zekâyı Ahıra Soktu, Verimi Yüzde 20 Artırdı

* Barış Bektaş Grafik Tasarım Özel Ödülü: Nevzat Akdere (Posta)

* Metiner Sezer Jüri Teşvik Ödülü: Esra Hatice Yılmaz (TRT Haber) – Yazdığı Kodlamayla Dünya Birincisi Olan Lise Öğrencisi

* Jüri Özel Ödülü: Büşra Kapan (Sözcü.com.tr) – Komşuda Bir Ailenin Aylık Masrafıyla Türkiye’de 1 Kişi Yaşayamıyor

* Jüri Özel Ödülü: Çağlar Kuzlukluoğlu ve Cengiz Güven (Bloomberg HT) – Gita Gopinath Röportajı

Türk ekonomi basınına uzun yıllar boyunca yaptıkları katkılar, yetiştirdikleri gazeteciler ve mesleğe sundukları değerli hizmetler nedeniyle Vahap Munyar, Hakan Güldağ ve Meliha Okur’a Onur Ödülü takdim edildi.

Geniş katılımlı jüri değerlendirdi

Ödüllerin belirlenmesinde ekonomi gazetecileri, akademisyenler ve iletişim alanında uzman isimlerden oluşan 44 kişilik jüri görev aldı.

Jüride; Abdurrahman Yıldırım, Aydın Türkmen, Aysel Yücel, Barış Ergin, Belgin Yakışan Mutlu, Bilal Emin Turan, Canan Eraslan, Celal Toprak, Ceyhun Kuburlu, Çetin Ünsalan, Deniz Bilici Göçmen, Doç. Dr. Korhan Mavnacıoğlu, Dr. İsrafil Kuralay, Ece Ceyhun, Faruk Erdem, Fatoş Bozkuş, Fırat İpek, Fikri Türkel, Gülay Yücel Sarıkaya, Hasan Arslan, Hüsne Pamuk, İlke Canpolat, Jale Özgentürk, Mehmet Filoğlu, Mesut Taşkın, Murat Gülderen, Okan Sarıkaya, Olcay Büyüktaş, Ömer Kılıç, Prof. Dr. Suat Gezgin, Prof. Dr. Dündar Murat Demiröz, Prof. Dr. Melda Cinman, Rahim Ak, Recep Erçin, Sadi Özdemir, Serkan Arman, Servet Yıldırım, Sibel Atik, Songül Dalkılıç Bilgili, Talip Yılmaz, Tamer Oskay, Taylan Büyükşahin, Vahap Munyar ve Yılmaz Yıldız yer aldı

Türkiye Kültür Yolu Festivali, dördüncü kez Trabzon’da başladı.

TRABZON KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ COŞKUSU BAŞLADI

KARADENİZ’İN KÜLTÜR, SANAT VE GASTRONOMİ ZENGİNLİĞİ TRABZON’DABULUŞTU

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali, dördüncü kez Trabzon’da başladı. Tarihi yapıları, eşsiz doğal güzellikleri, köklü kültürel mirası ve Karadeniz mutfağının özgün lezzetleriyle öne çıkan Trabzon; konserlerden sergilere, tiyatro gösterilerinden gastronomi deneyimlerine, söyleşilerden çocuk etkinliklerine uzanan yüzlerce etkinlikle dokuz gün boyunca kültür, sanat ve lezzetin buluşma noktası olacak.

Trabzon Kültür Yolu Festivali, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın katılımıyla gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Açılışa Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı

TRABZON KÜLTÜR YOLU’NDA FESTİVAL HEYECANI

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı açılış konuşmasında, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2021 yılında tek bir şehirde başlayan yolculuğunun bugün yedi bölgeye ve 26 şehre ulaşan büyük bir kültür hareketine dönüştüğünü belirtti. Festivalin, kültür ve sanatı toplumun her kesimine ulaştırırken şehirlerin somut ve somut olmayan kültürel mirasını daha görünür kılmayı hedeflediğini ifade eden Yazgı, Cumhuriyetin 100. yılında Avrupa Festivaller Birliği’ne dahil edilen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin uluslararası ölçekte de önemli bir marka haline geldiğini kaydetti. 

 Trabzon’un festival kapsamında bu yıl dördüncü kez sanatseverleri ağırladığını belirten Yazgı, Fatih Sultan Mehmet’in fethettiği, Yavuz Sultan Selim’in yönettiği, Kanuni Sultan Süleyman’ın doğduğu ve Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün ziyaretleriyle Cumhuriyet tarihine de iz bırakan Trabzon’un, sahip olduğu köklü tarih ve kültürel zenginlikle Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin en özel duraklarından biri olduğunu kaydetti.


TRABZON’UN KÖKLÜ DEĞERLERİ FESTİVALDE GÖRÜNÜR KILINIYOR

Trabzon’un yalnızca tarihiyle değil, yaşayan kültürel mirasıyla da öne çıktığını vurgulayan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Sürmene bıçakçılığından hasır örücülüğüne, kazaziyeden kemençe yapımına, yayla göçlerinden horon geleneğine uzanan kültürel birikimin festival süresince sergiler, atölyeler, söyleşiler ve uygulamalı etkinliklerle görünür kılınacağını belirtti.

 Bakanlık olarak Trabzon’un kültürel mirasının korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için yatırımlarını ve çalışmalarını kesintisiz sürdürdüklerini belirten Yazgı, Dünya Miras Geçici Listesi’nde yer alan Sümela Manastırı’nda yamaç güvenliği ve kaya ıslahı çalışmalarının titizlikle devam ettiğini, eşsiz duvar resimlerinin restorasyonunun ise ileri teknoloji dijital belgeleme yöntemleriyle yürütüldüğünü ifade etti. Geçtiğimiz yıl restorasyonu tamamlanarak yeniden ziyarete açılan Trabzon Müzesi Kostaki Konağı’nın bu çalışmaların önemli örneklerinden biri olduğunu kaydeden Bakan Yazgı, İçkale ve Koskarlı Mağarası’nda sürdürülen kazı çalışmalarıyla da Trabzon’un köklü tarihine ışık tutan kültürel değerlerin gün yüzüne çıkarılmaya devam edildiğini belirtti.

 Trabzon mutfağının da festival programının önemli başlıklarından biri olduğunu dile getiren Yazgı, Lezzet Noktası seçkisinde yer alan 51 restoranın ve gastronomi etkinliklerinin ziyaretçilere şehrin mutfak kültürünü yakından tanıma fırsatı sunacağını belirtti. Yazgı, 6-14 Haziran tarihleri arasında 14 farklı noktada, 57 başlık altında gerçekleştirilecek yüzlerce etkinlikle Trabzon’un kültür, sanat, tarih ve gastronomi zenginliğinin bir kez daha geniş kitlelerle buluşturulacağını ifade etti.

TRABZON’UN KÜLTÜREL HAFIZASINA YOLCULUK

Açılış programının ardından Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı ve beraberindeki heyet, festival kapsamında Trabzonlularla buluşan sergileri ziyaret etti.

Program kapsamında ilk olarak Trabzon Güzel Sanatlar Galerisi’nde açılan “Hâne Sergisi” gezildi. İslam sanatlarının estetik birikimini çağdaş bir yorumla ele alan sergi, hat sanatının seçkin örneklerini ziyaretçilerle buluşturdu.

Daha sonra Trabzon Müzesi’nde ziyaretçilerini ağırlayan “Yaşayan Miras: Trabzon Sergisi” ile “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ziyaret edildi. Trabzon’un geleneksel üretim kültürünü ve zanaat mirasını görünür kılan “Yaşayan Miras: Trabzon Sergisi”, kuşaktan kuşağa aktarılan el sanatlarını bir araya getirirken; “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisi ise Osmanlı döneminden günümüze ulaşan kıymetli eserleri Trabzolu ziyaretçilerle buluşturdu. Sergiler, ziyaretçilere kültürel mirasın farklı katmanlarını bir arada deneyimleme imkanı sundu.

KARADENİZ’İN KÖKLÜ MİRASI VE SANATSAL ZENGİNLİĞİ TRABZON’DA SERGİLENİYOR

Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Trabzon’da gerçekleştirilecek etkinlikler; konserlerden sergilere, tiyatro gösterilerinden gastronomi programlarına, söyleşilerden çocuk etkinliklerine kadar her yaş grubuna hitap eden zengin içeriğiyle dokuz gün boyunca şehrin dört bir yanında sanatseverlerle buluşacak.

Tarihi mekanları, müzeleri, meydanları ve kültür duraklarıyla festival atmosferine ev sahipliği yapacak Trabzon, kültür, sanat, gastronomi ve yaşayan mirasın bir araya geldiği kapsamlı bir festival deneyimi sunacak.


Dedeman Hospitality, köklü mirasını geleceğe taşımaya devam ediyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DEDEMAN HOSPITALITY’NİN 60 YILLIK YOLCULUĞU:TÜRK TURİZMİNİN HİKÂYESİNE EŞLİK EDEN BİR MİRAS

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri olarak altmış yıldır misafirperverliğin, güvenin ve kaliteli hizmet anlayışının simgesi olan Dedeman Hospitality, köklü mirasını geleceğe taşımaya devam ediyor. 

Bazı markalar dönemlere tanıklık eder. Bazıları ise dönemlerin şekillenmesine katkı sağlar.

Dedeman’ın hikâyesi bundan altmış yıl önce açılan bir otelle başlamadı. Bu hikâye; kurucusu Mehmet Kemal Dedeman’ın üretime, girişimciliğe ve bulunduğu her yere değer katmaya duyduğu inançla başladı.

1966 yılında Ankara’da açılan ilk Dedeman oteli ile birlikte Türkiye’nin ilk yerli otel zincirinin temelleri atılırken, Türk turizminin gelişim yolculuğunda da yeni bir sayfa açıldı.

1966 yılında teslim edilen ilk anahtar, bugün 6 ülkeye ve onlarca şehre yayılan bir misafirperverlik anlayışının simgesi haline gelmiş durumda. Yarım asrı aşan yolculuğu boyunca milyonlarca misafirin güvenini kazanan Dedeman, nesiller boyunca kurulan bağlar, biriktirilen anılar ve oluşturduğu aidiyet duygusuyla Türk turizminin en köklü markalarından biri olarak yoluna devam ediyor.

Aradan geçen altmış yıl boyunca Dedeman; yalnızca misafir ağırlayan bir marka değil, şehirlerin gelişimine eşlik eden, turizmin dönüşümüne katkı sunan ve milyonlarca insanın anılarında yer edinen bir değer haline geldi.

Bugün Dedeman Hospitality, Türkiye’nin yanı sıra uluslararası pazarlarda büyüyen yapısıyla Türk misafirperverliğini farklı coğrafyalarla buluşturmaya devam ediyor. Altmış yıllık deneyiminden aldığı güçle değişen dünyanın ihtiyaçlarına uyum sağlayan marka; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm ve yeni nesil konaklama anlayışıyla geleceğin turizmine yatırım yapıyor.

 TÜRK TURİZMİNİN GELİŞİM YOLCULUĞUNDA 60 YIL

Bugün 6 ülkede, 40 şehirde, 59 tesisi bulunan Dedeman Hospitality; Türkiye, Kazakistan, Özbekistan, Kuzey Irak, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti ve Azerbaycan’daki yatırımlarının yanı sıra, Avrupa, Balkanlar, Orta Doğu ve Afrika başta olmak  üzere yeni pazarlarda geliştirdiği iş birlikleri ve büyüme stratejileriyle uluslararası varlığını güçlendirmeye devam ediyor.

Portföyünde yer alan 12 alt marka sayesinde farklı misafir beklentilerine ve yatırım modellerine hitap eden Dedeman Hospitality; şehir otelciliğinden resort deneyimlerine, uzun dönem konaklamadan iş dünyasına yönelik çözümlere kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunuyor.

Bugüne kadar 4 milyonun üzerinde misafiri ağırlayan Dedeman Hospitality; 12 bin yatağı aşan kapasitesi, binlerce kişiye sağladığı istihdam ve her geçen gün büyüyen ailesiyle Türk turizminin en köklü ve en güçlü markaları arasında yer alıyor.

BİR MARKADAN FAZLASI: TÜRK OTELCİLİĞİNİN OKULU

Dedeman’ın altmış yıllık hikâyesi; tesislerin, yatırımların ve büyüme rakamlarının çok daha ötesinde bir anlam taşıyor.

Türk turizmine kazandırdığı insan kaynağı, yetiştirdiği profesyoneller ve sektör kültürüne yaptığı katkılar da bu hikâyenin ayrılmaz bir parçasını oluşturuyor. Bugün Türkiye’nin ve bölgenin birçok önemli otelinde görev yapan çok sayıda profesyonelin kariyer yolculuğunda Dedeman önemli bir durak olarak yer alıyor.

 Bu yönüyle Dedeman Hospitality, yalnızca bir marka değil; Türk otelciliğinin gelişimine katkı sunan köklü bir okul olarak da kabul görüyor.

NESİLLER BOYUNCA TAŞINAN BİR MİRAS

1918 yılında Mehmet Kemal Dedeman tarafından temelleri atılan girişimcilik anlayışına ikinci kuşak temsilci olarak Dedeman markasına damgasını vuran merhum Murat Dedeman olmuştur. Onun vizyonu, yalnızca daha fazla otel açmak ya da yeni coğrafyalara yayılmakla sınırlı değildi; asıl hedefi, her yeni yatırımda Türk misafirperverliğinin onurunu ve itibarını koruyarak, “Dedeman” adını güven ve kaliteyle eş anlamlı kılmaktı. Murat Dedeman; cesur girişimleri, insanı merkeze alan yönetim anlayışı ve sektörü bir okul gibi gören bakış açısıyla, yalnızca bir iş insanı değil, aynı zamanda Türk otelciliğinin karakterini şekillendiren kurucu zihinlerden biri olarak anılmayı hak etmektedir. Bugün Dedeman çatısı altında üretilen her hizmet, yetişen her yeni profesyonel ve misafirlerin hafızasında yer eden her güzel anı, onun bıraktığı bu derin izlerin, sessiz ama kararlı bir devamı niteliğindedir.

Bugün ise bu köklü miras; Dedeman Ailesi’nin üçüncü kuşak temsilcisi Banu Dedeman, dördüncü kuşak temsilcisi Murat Özmestçi ve profesyonel yönetim kadrosunun liderliğinde geleceğe taşınıyor.

Altmış yılı aşkın yolculuk boyunca değişen yalnızca şehirler, seyahat alışkanlıkları ve konaklama anlayışı oldu. Dedeman’ı Dedeman yapan temel değerler ise aynı kaldı: güven, samimiyet, misafirperverlik ve bulunduğu her yere değer katma anlayışı.

İnsan merkezli ve kalite odaklı yaklaşımıyla herkesin Dedeman’ı olma vizyonunu benimseyen marka, farklılıkları zenginlik olarak kabul eden hizmet anlayışıyla herkesin kalbine dokunan Dedeman konukseverliğini sunarak, eşsiz anılar yaratma misyonunu geleceğe taşımaya devam ediyor.

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman, 60. yıl vesilesiyle yaptığı değerlendirmede şu ifadelere yer verdi:

“Dedeman’ın hikâyesi aslında Türkiye’nin hikâyesiyle birlikte büyüdü. Altmış yılı geride bırakırken en büyük gurur kaynağımız yalnızca ulaştığımız rakamlar değil; milyonlarca misafirimizin anılarında yer edebilmiş olmak. Dedeman’ın temelinde güven, samimiyet ve misafirperverlik var. Geçmişten devraldığımız bu değerleri koruyarak gelecek nesillere aktarmayı en önemli sorumluluğumuz olarak görüyoruz.”

GEÇMİŞTEN GÜÇ ALAN BİR GELECEK

Dedeman Hospitality bugün; sürdürülebilirlik, dijital dönüşüm, yeni nesil konaklama modelleri ve uluslararası büyüme stratejileri doğrultusunda geleceğin turizmine yatırım yapmaya devam ediyor. Marka, Türkiye’deki güçlü konumunu korurken; Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika başta olmak üzere yeni pazarlarda da büyümesini sürdürmeyi hedefliyor.

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray ise geleceğe ilişkin değerlendirmesinde şunları kaydetti:

“Altmış yıllık mirasımız bize yalnızca güçlü bir geçmiş değil, aynı zamanda önemli bir sorumluluk yüklüyor. Önümüzdeki dönemde Türkiye’de ve uluslararası pazarlarda büyümeyi sürdürürken; misafir deneyimi, sürdürülebilirlik, teknoloji ve insan kaynağı alanlarında sektörün dönüşümüne katkı sunmaya devam edeceğiz. Hedefimiz, Dedeman’ın köklü değerlerini koruyarak markamızı geleceğin konaklama dünyasına taşımak.”

Altmış yıl önce başlayan bu yolculuk bugün farklı şehirlerde, farklı ülkelerde ve milyonlarca misafirin anılarında yaşamaya devam ediyor. Çünkü bazı markalar yalnızca oteller inşa eder.

Bazıları ise nesiller boyunca yaşayacak bir miras bırakır.