5 Eylül 2026 Cumartesi

KRUVAZİYER TURİZMİNİN YENİ MERKEZİ İSTANBUL


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KRUVAZİYER TURİZMİNİN YENİ MERKEZİ İSTANBUL 

KRUVAZİYERDE YOLCU TRAFİĞİ 12 AY DEVAM EDECEK: KIŞ SEZONUNDA 51 SEFER, 150 BİN YOLCU HEDEFİ

Türkiye’de kruvaziyer turizminin ana merkezi haline gelen İstanbul, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin yeni sefer ve ana liman tercihleriyle öne çıkıyor. Uluslararası kruvaziyer şirketleri İstanbul’u yalnızca uğrak noktası değil, seferlerin başlayıp sona erdiği ana liman olarak tercih etmeye başladı. MSC Cruises ile başlayan düzenli kış seferlerine AROYA Cruises’ın da katılmasıyla, 2026-2027 kış sezonunda Galataport İstanbul’dan 51 sefer gerçekleştirilmesi ve 150 bin yolcu ağırlanması hedefleniyor.

Türkiye limanlarında 2026’nın ilk yedi ayında toplam kruvaziyer yolcu hareketliliğinin 1 milyon 70 bin 481’e ulaşmasının ardından gelen yeni ana liman programları, sektördeki büyümenin önümüzdeki dönemde de devam edeceğinin önemli göstergelerinden biri oldu. İstanbul ise 128 bin 908ana liman kruvaziyer yolcusuyla yılın ilk yedi ayında Türkiye’de ilk sıraya yerleşti.

İSTANBUL, AKDENİZ’DE ANA LİMAN MERKEZİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye’nin kruvaziyer turizminde son yıllarda yakaladığı ivme, uluslararası şirketlerin rota planlamalarına da yansımaya başladı. İstanbul, sahip olduğu havayolu bağlantıları, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra Galataport İstanbul’un kruvaziyer altyapısıyla Akdeniz çanağında ana liman merkezi olarak öne çıkıyor.

Bu yöndeki en dikkat çekici gelişmelerden biri AROYA Cruises’dan geldi.

Şirket, 10 Ekim 2026-24 Nisan 2027 tarihleri arasında İstanbul’u ana liman olarak kullanacağı yeni programıyla Galataport İstanbul çıkışlı seferler gerçekleştirecek. Program kapsamında Bodrum, Marmaris, Kuşadası ve İskenderiye gibi Akdeniz’in önemli destinasyonları ziyaret edilecek. AROYA’nın tercihi, İstanbul’un kruvaziyer trafiğinin yaz sezonunun dışına taşınması açısından da yeni bir adım olacak.

İSTANBUL’DA KRUVAZİYER SEZONU ARTIK 12 AY

Galataport İstanbul’da düzenli kış seferleri Kasım 2024’te MSC ile başladı. Kasım 2024-Nisan 2025 döneminde 25 seferde 55 bin yolcu, Kasım 2025-Nisan 2026 döneminde ise 21 seferde 52 bin yolcu ağırlandı.

AROYA’nın da sisteme dahil olmasıyla Kasım 2026-Nisan 2027 döneminde Galataport İstanbul’da 51 sefer ve 150 bin yolcu hedefleniyor. AROYA’nın bu toplam içindeki payının 26 sefer ve 78 bin yolcuya ulaşması bekleniyor. Böylece geçen yıla göre kış dönemindeki sefer sayısında yüzde 143, yolcu sayısında ise yüzde 188 artış öngörülüyor.

Bu tablo, İstanbul’un klasik yaz sezonunun dışına çıkarak 12 ay boyunca kruvaziyer gemilerine ana liman hizmeti verebilen bir destinasyona dönüşmesi açısından önem taşıyor.

AROYA’nın İstanbul için planladığı yeni programın Türkiye’nin diğer limanlarına da doğrudan katkı sağlaması bekleniyor. İstanbul başlangıçlı programda Türk limanlarına yapılacak ilave uğraklarla birlikte şirketin Türkiye kruvaziyer sektörüne katkısının 76 ek sefere ulaşacağı belirtiliyor.

KRUVAZİYER YOLCU HAREKETLİLİĞİ 7 AYDA 1 MİLYONU AŞTI 

İstanbul’daki yeni ana liman hareketliliği, Türkiye genelindeki güçlü kruvaziyer performansının yaşandığı bir döneme denk geldi.

Türkiye limanlarını ziyaret eden kruvaziyer yolcu sayısı, 2026 yılının ilk yedi ayında 1 milyon 70 bin 481’e ulaştı. Aynı dönemde Türk limanlarına 656 kruvaziyer tipi yolcu gemisi uğradı.

Yılın başında daha sınırlı olan trafik, turizm sezonuyla birlikte hızla arttı. Ocak ayında 28 bin 625 olan kruvaziyer yolcu hareketliliği, temmuz ayında 314 bin 26’ya yükseldi.

Toplam 1 milyon 70 bin 481 kişilik hareketliliğin; 192.461’ini ana liman yolcuları, 878 bin 20’sini transit yolcular oluşturdu.

ANA LİMAN YOLCU HAREKETLİLİĞİNDE İSTANBUL İLK SIRADA

İstanbul, 2026 yılının ilk yedi ayında 128.908 ana liman yolcusuyla Türkiye’de ilk sırada yer aldı. İstanbul’u 28 bin 177 ana liman yolcusuyla Kuşadası, 20 bin 844 ana liman yolcusuyla Çeşme takip etti.

Ana liman ve transit yolcuların tamamını kapsayan toplam hareketlilikte ise Kuşadası ilk sırayı aldı.

Kuşadası Liman Başkanlığına bağlı limanlara ilk yedi ayda 274 kruvaziyer gemisi uğrarken, toplam 480 bin 983 yolcu hareketliliği gerçekleşti.

İstanbul Liman Başkanlığına bağlı limanlar ise 119 gemi ve 265 bin 369 yolcu ile Kuşadası’nı takip etti. 

KRUVAZİYER TRAFİĞİ TÜRKİYE’NİN KIYILARINA YAYILDI

Türkiye’nin kruvaziyer performansı yalnızca İstanbul ve Kuşadası ile sınırlı kalmadı.

Marmaris’te 28 gemi ve 78 bin 319 yolcu, Bodrum’da 59 gemi ve 68 bin 633 yolcu, İzmir’de 35 gemi ve 66 bin 398 yolcu, Çeşme’de ise 39 gemi ve 22 bin 866 yolcu hareketliliği kaydedildi.

Türkiye’nin Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarına yayılan bu hareketlilik, ülkenin kruvaziyer turizminde çok merkezli bir destinasyon yapısına kavuştuğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’da ise yeni ana liman programlarının devreye girmesiyle bu büyümenin farklı bir boyuta taşınması bekleniyor. Galataport İstanbul’un kış döneminde de uluslararası kruvaziyer şirketleri tarafından ana liman olarak tercih edilmesi, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sezonu 12 aya yayma hedefinin en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye Turizm Tanıtım ve GeliştirmeAjansı (TGA), Türkiye’yi uluslararası alanda güçlü bir kruvaziyer merkezi haline getirmek amacıyla GoTürkiye platformu üzerinden hedefli tanıtım ve pazarlama faaliyetleri yürütüyor. Bu çalışmalarla Türkiye’nin kruvaziyer destinasyonlarının uluslararası görünürlüğünün artırılması ve ülkemizin küresel kruvaziyer turizmindeki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.


“MOĞOLA”DAN MUĞLA’YA


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“MOĞOLA”DAN MUĞLA’YA 

Tarihsel kaynaklara ve bulgulara göre Muğla’nın Antik Çağ'daki isimlerinden biri “Moğola” idi. Yüzyıllar boyunca dilden dile dolaşan bu antik adın, zamanla evrilerek Muğlahalini aldığı düşünülmektedir. Halk arasında dolaşan rivayete göre ise il, adını Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın komutanlarından olan Muğlu Bey'den almıştır.   


Muğla ve çevresinin bilinen tarihi M.Ö. 3000'li yıllara kadar uzanmaktadır. Coğrafi konumu sayesinde Antik Çağ'dan Cumhuriyet dönemine kadar pek çok farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır. MÖ. 2 bin ila bin yılları arasında bölge Romalıların hakimiyetine geçinceye kadar “Karia” olarak anılan bölgenin ilk yerli halkı, adını efsanevi liderleri "Kar"dan alan Karyalılar olmuştur. Bölgede bulunan Stratonikeia Antik Kenti, Knidos Antik Kenti, Kaunos Antik Kenti ve Mobolla gibi önemli antik kentler, Karia uygarlığının günümüzdeki izleridir. 


Karyalıların ardından Lidyalılar, Persler, Romalılar ile Bizanslıların yönetimine geçen bölgede yüzyıllar süren medeniyet geçişleri yerleşik bir demografik altyapı bırakmıştır. Muğla'nın bugünkü yerli halkının etnik ve kültürel kökeni, Anadolu'ya 13. yüzyıldan itibaren yerleşen Oğuz/Türkmen (Yörük)boylarına dayanır. 

 MUĞLA YÖRÜK KÜLTÜRÜ 

Yörüklerin yaşam tarzı; doğa ile tam bir uyum içinde şekillenen, mevsimsel göçlere, kıl keçisi yetiştiriciliğine, geleneksel el sanatlarına, güçlü imece usulüdayanışmaya ve köklü Oğuz Türkmen geleneklerine dayanan, dağ yaylakları ile sahil kışlakları (sahil köyleri) arasındaki özgün bir yarı göçebedüzendir. Muğla'nın dağlık kesimlerinde ve Menteşe yöresinde hâlâ canlı bir şekilde hissedilen bu kültürün en belirgin unsurları göç yolları, çadır hayatı ve kendine has toplumsal kurallardır.Günümüzde modernleşme ve iskân politikaları nedeniyle tamamen yerleşik hayata geçilmiş olsa da, geleneksel yaşam tarzının izleri yaylacılık ritüelleri ve kültürel etkinliklerle yaşatılmaktadır.

Yayla Geleneği: Yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte Yörükler, sahildeki kışlaklarından hayvanlarıyla (özellikle kıl keçisi) birlikte Sandıras Dağı’na veya Gökova çevresindeki yüksek, serin yaylalara göç ederler.

Kıl Çadırlar:Keçi kılından özel olarak dokunan siyah kıl çadırlar, Yörüklerin sökülüp taşınabilir pratik evleriydi. Yörük obasının temel yerleşim birimi olan bu çadırlar yaz aylarında serin, kış aylarında sıcak tutar ve suyu içeri geçirmezdi.

El Sanatları ve Dokumacılık: Kadınlar kıl ve yünleri kök boyalarla renklendirip tezgahlarında heybe, torba, çuval ve kilim dokurken; erkekler hayvancılık, tarım ve doğa şartlarına uygun araç gereç yapımıyla ilgilenirdi.

İmece ve Misafirperverlik: Yörük toplumunda imece usulü yardımlaşma en üst düzeydedir; ev yapımı, çadır taşıma veya hasat zamanı tüm oba birbirine destek olur. Misafire büyük bir hürmet gösterilir ve oba çadırına gelen kimse geri çevrilmezdi.

Aksakallı ve İhtiyar Heyeti: Anlaşmazlıklar, oba büyüklerinin ve yaşlılarının (aksakallıların) kurduğu gayriresmi mecliste adaletli bir şekilde çözülürdü.

Kıl Keçisi Yetiştiriciliği: Yörük ekonomisinin ve günlük hayatının merkezinde kıl keçisi yer alırdı. Keçiler hem et, süt ve tulum peyniri ihtiyacını karşılar hem de kırkılan kılları çadır ve dokuma yapımında ham madde olarak kullanılırdı.

Müzik ve Halk Oyunları: Sipsi, çığırtma ve bağlama eşliğinde çalınan ağır ve vakur zeybek havaları, Yörüklerin mertliğini, cesaretini ve özgürlük düşkünlüğünü simgelerdi.

Yayla Şenlikleri: Baharın ve yazın başlangıcında, Mayıs ayında düzenlenen Hıdırellez şenlikleri, obaların bir araya geldiği, geleneksel kıyafetlerin giyildiği, ortak ritüellerin ve atışmaların yapıldığı en önemli buluşma noktalarıydı.


YÖRÜK KIYAFETLERİ

Orta Asya'dan gelen Türkmen geleneklerinin dağ, yayla ve göçebe yaşam şartlarıyla birleşmesiyle şekillenmiş, canlı renkleri, ağır el işlemeleri ve işlevselliği ile öne çıkan geleneksel giysilerdir. Özellikle Muğla ve Batı Anadolu Yörüklerinde kadın ve erkek kıyafetleri hem estetik hem de sosyal statü, medeni hal veya yaş hakkında ipuçları verir. 

Geleneksel Yörük Kadın Kıyafetleri: 

Üçetek (Entari);kadife, ipek veya kutnu kumaşlardan yapılan, önü boydan boya açık ve etek kısmı belden itibaren üç parçaya (dilime) ayrılan geleneksel dış giysidir. Hareket kolaylığı sağlayan bu parçaların öndeki uçları genelde bele kıstırılarak kullanılır. 

Bindallı;koyu kırmızı, bordo, mor veya lacivert kadife kumaş üzerine altın/gümüş sim sırma ile bitki, çiçek ve yaprak motiflerinin işlendiği, genellikle düğünlerde ve özel kutlamalarda giyilen tek parçalı gösterişli giysidir. 

Şalvar ve Göynek;üçeteğin veya entarinin altına giyilen, genellikle basma ya da ipekten dokunmuş, ağı geniş rahat şalvarlar ile üst kısma giyilen yakasız, kolları pullu/oyalı içliklerdir. 

Başlık ve Aksesuarlar:Başta pullu, oyalı rengarenk yazmalar, çemberler veya yemeniler ile süslenmiş keçe fesler bulunur. Bellerine ise dokuma kuşaklar ya da gümüş tokalı, telkari işlemeli kemerler takılır. 

Geleneksel Yörük Erkek Kıyafetleri (Zeybek Tarzı)

Cepken ve Yelek;gömlek (mintan) üzerine giyilen, genellikle kordena veya sırma işlemelerle süslenmiş, kollarında ve sırtında geleneksel motifler barındıran "kartal kanat" tabir edilen kısa cepkenler/yeleklerdir. 

Şalvar / Zıvka;hareket serbestisi veren, kalın kaba kumaştan ya da çuhadan dikilen kısa ve körüklü şalvar türleridir. 

Puşi (Kefiye) ve Fes: Başta etrafı oymalı/işlemeli fes, boyunda ise ter silmek ve güneşten korunmak için omuzlara sarkıtılan yöresel Yörük puşisi (çefye) bulunur.

Köstek ve Çizme: Beli saran deriden silahlık/kuşak, zeybek kösteği ve ayağa giyilen hakiki deriden körüklü uzun çizmeler erkek kıyafetinin vazgeçilmezidir.

MUĞLA EL SANATLARI 

Muğla'nın el sanatları; köklü Yörük göçebe geçmişi, antik dönemden kalan maden işçiliği ve bölgenin doğal kaynaklarının (keçi kılı, deri, toprak, ahşap) ustalıkla harmanlanmasıyla şekillenmiştir. Muğla ve ilçelerinin, Ahilikgeleneklerini de kapsayan en köklü ve özgün el sanatları şunlardır:

Milas Halı Dokumacılığı: Dünyaca ün kazanmış olan Milas halıları, yerel koyunların yünlerinden elde edilen iplerin kök boyalarla renklendirilmesiyle dokunur. Genellikle koyu kırmızı, sarı ve kahverengi tonlarının hakim olduğu, "Ada Milas", "Cıngıllı Kaftan" gibi özgün geometrik ve bitkisel motifler taşırlar.

Bodrum Sandalcılığı: Geleneksel Bodrum sandaleti, dana ve sığır derisinin çivisiz, tek parça olarak dikilmesiyle yapılır. Ayak yapısına tam uyum sağlayan bu zanaat, yarım asrı aşan ustalar tarafından el emeğiyle yaşatılmaya devam edilmektedir.

Muğla Bakırcılığı ve Metal İşleri: Menteşe ilçesinin tarihi çarşılarında yüzyıllardır süren bakırcılık geleneği, özellikle eski Muğla evlerinin mutfak ihtiyaçları için güğüm, leğen, tepsi ve sahan gibi el yapımı ürünlerin dövülerek üretilmesiyle sürdürülür.

Keçi Kılı Dokumacılığı (Çadır ve Heybe): Yörük kültürünün bir parçası olarak dağ köylerinde keçi kılları (yünleri) eğrilerek dayanıklı heybeler, torbalar, çuvallar ve kıl çadırlar dokuma tezgahlarında üretilir. 

Nalbantlık: Yörük yaşamının, dağ köylerindeki tarım/taşımacılığın ve geleneksel atçılığın merkezinde yer alan, demirin ateşle işlendiği köklü bir zanaattır. Motorlu araçların yaygınlaşmasından önce köy hayatının vazgeçilmezi olan bu meslek, günümüzde dağ köylerinde, rahvan at kültüründe ve Muğla genelindeki nadir son ustaların gayretleriyle yaşatılmaktadır.

Ahşap Oymacılığı: Ustalar kuş, kelebek ve mantar gibi yerel biyoçeşitlilik unsurlarını ahşaba büyük bir ustalıkla aktarmaktadır.Menteşe ve Fethiye başta olmak üzere il genelinde bu zanaatı son dönemde dağ, taş ve ağaç oymacılığıyla yaşatan mahalli ustalar bulunmaktadır.

Yatağan Bıçakçılığı: Yatağan ilçesinde demircilik ve bıçak yapımı Osmanlı dönemine kadar uzanan bir zanaattır. Özel çeliklerin elde dövülmesi, kabza süslemeleri ve keskinliğiyle tanınan Yatağan bıçağıbölgenin geleneksel kesici alet üretim mirasıdır.

MUĞLA MUTFAĞI 

 Muğla mutfağında, zengin Yörük kültürü ile kıyı Ege-Akdeniz lezzetleri birleşmiştir. Yabani otların ve saf zeytinyağının öne çıktığı Muğla mutfağı sağlıklı bir beslenme kültürüne sahiptir. Dağ köylerinde et ve hamur işleri, kıyı şeridinde ot yemekleri, zeytinyağlılar ve taze balık çeşitleri mutfağın temelini oluşturur.

Meşhur Ot Yemekleri ve Çorbalar: Muğla'da kış ve bahar aylarında dağlardan toplanan yüzlerce çeşit yabani ot sofraların baş tacıdır:

Çintar Kavurması: Sonbahar yağmurlarından sonra çam ormanlarında yetişen, son bahar yaprağının renklerine sahip bir tür yabani mantar olan çintar, zeytinyağı ve sarımsakla kavrularak ya da mangalda pişirilerek tüketilir. 

Muğla Tarhanası: Türkiye'nin diğer bölgelerinden farklı olarak buğday yarması (göce), süzme yoğurt, tarhana otu ve nohut ile hazırlanan ekşimsi, oldukça besleyici ve taneli bir tarhana çorbasıdır.

Tilkişen ve Arapsaçı: Yabani kuşkonmaz (tilkişen) ve arapsaçı otları, bol zeytinyağı ve taze soğanla kavrulup üzerine yumurta kırılarak servis edilir.

Öne Çıkan Et Yemekleri: Yörüklerin hayvancılık geleneğinden gelen ve özel günlerde pişirilen et yemekleri oldukça zahmetlidir:

 Muğla Keşkeği: Düğünlerin ve festivallerin bu vazgeçilmez yemeği aşurelik buğday ile kuzu etinin büyük kazanlarda saatlerce tahta tokmaklarla dövülerek sakız kıvamına getirilmesiyle yapılır ve üzerine kırmızı biberli tereyağı gezdirilir.

Döş Dolması: Oğlak veya kuzu kaburgasının (döş) içinin ciğerli, fıstıklı ve üzümlü iç pilavla doldurulup, fırında veya taş fırınlarda saatlerce ağır ağır pişirilmesiyle hazırlanan bir şölen yemeğidir.

Çökertme Kebabı: Bodrum yöresine ait, kibrit çöpü inceliğinde kızartılmış çıtır patateslerin üzerine sarımsaklı yoğurt, onun da üzerine jülyen doğranmış yumuşak dana eti ve domates sosu dökülerek sunulan popüler bir kebaptır.

Deniz Ürünleri ve Zeytinyağlılar: Kıyı ilçelerinde denizin ve toprağın bereketi kendini hissettirir:

 Kefal Dolması: Köyceğiz ve Dalyan gibi lagün bölgelerinde taze yakalanan kefal balıklarının içinin özel bir pirinç harcıyla doldurulup fırınlanmasıyla yapılan özgün bir lezzettir.

Zeytinyağlı Taze Börülce: Ege tarımının en sevilen ürünlerinden börülce, bol sarımsak, zeytinyağı ve koruk (olgunlaşmamış ekşi üzüm) suyu veya limonla pişirilerek soğuk bir mezeye dönüştürülür.

Geleneksel Tatlılar: 

Muğla Saraylısı: Düğünlerde kız tarafının oğlan evine gönderdiği, çok ince açılmış yufkaların arasına bol ceviz konularak burma şeklinde tepsiye dizilen ve üzerine şerbet dökülen, oldukça  hafif bir geleneksel tatlıdır.

Çıtırmak (Çıtırmağı): Dağlardan toplanan menengiç (çıtlık) ve susamın kavrulup, bal veya şekerle buluşmasıyla yapılan kıtır bir lezzettir.

Muğla Lokması: Farklı yörelerde de görülse Muğla'da özellikle hayırlarda, kandillerde ve Ramazan ayında bol şerbetli ve özel döküm usulüyle halkın vazgeçilmezidir.


Murat Tüzel 

Yeni Parti İstanbul İl Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

4 Eylül 2026 Cuma

Pati Dostu Tatil Kültürü Büyüyor: Misafirler Can Dostlarıyla Seyahat Ediyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


PATİ DOSTU OTELLER KAZANIYOR: REZERVASYON GRAFİKLERİ YÜKSELİŞTE

Pati Dostu Tatil Kültürü Büyüyor: Misafirler Can Dostlarıyla Seyahat Ediyor

Tatil Alışkanlıkları Değişiyor: Evcil Hayvan Dostu Konaklama Talebi Artıyor

Evcil hayvanla seyahat eden misafirlerin sayısı her sezon artarken, otellerin pati dostu hizmetlere yönelmesi tatil tercihlerini dönüştürüyor. Konaklama deneyiminde artık yalnızca misafirlerin değil, can dostlarının ihtiyaçları da öncelik haline geliyor; özel yataklardan mama-su kaplarına, kedi tuvaletinden bahçe kullanımına kadar sunulan detaylar, evcil hayvanla tatili konforlu ve zahmetsiz bir hale getiriyor. Misafirlerin tatil planlarında belirleyici rol oynayan bu yaklaşım, otellerde doğal bir evcil hayvan kültürünün oluşmasını sağlıyor ve tatil anılarını can dostlarıyla paylaşmak isteyenler için yeni bir standart yaratıyor.RammosManagedby Dedeman Bodrum, kişiye özel tatil deneyimini evcil hayvan dostu konaklama anlayışıyla buluşturuyor.


Bodrum’da huzurlu bir tatil ve kişiselleştirilmiş konaklama deneyimi sunan Rammos Managed by Dedeman, konforlu, sakin ve rafine atmosferini “sessiz lüks” anlayışıyla şekillendirirken bu deneyimi evcil hayvan dostu otel kimliğiyle zenginleştiriyor. Açıldığı yıldan bu yana patili misafirlerinin konaklamalarında özel evcil hayvan yatağı, mama ve su kabı, kedi tuvaleti gibi ihtiyaçları önceden hazırlayan ve hayvanların otelin yaşamına doğal biçimde dahil olduğu bir kültür yaratan otel, güzel anıları can dostlarıyla biriktirmek isteyen misafirlerinin hayatına değer katmayı hedefliyor.

Rammos’ta Huzurlu Tatil ve ‘Sessiz Lüks’ Anlayışı

Gayrimenkul ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Kumova ve Mandalinci ailelerinin Dedeman kalite ve tecrübesini 4 yıl önce Bodrum’a taşıdığı Rammos Managed by Dedeman, Bodrum’da sakin ve huzurlu tatil arayan misafirlerine “sessiz lüks” deneyimi sunarken evcil hayvanıyla tatil yapmak isteyen konuklarını da ağırlıyor.

Bodrum’un Turgutreis bölgesinde hizmet veren Rammos Managed by Dedeman, kişiselleştirilmiş hizmetlerle birlikte konforlu, sakin ve rafine bir atmosfer sunuyor. Açıldığı 2022 yılından bu yana patili misafirlerinin konaklamalarında özel evcil hayvan yatağı, mama ve su kabı, kedi tuvaleti gibi ihtiyaçları önceden hazırlıyor.

Bodrum’da Evcil Hayvan Dostu Otel Deneyimi

Beste Küçük: “Bodrum Turgutreis’te hayvanların otelin yaşamına doğal olarak dahil olduğu bir kültür yarattık”

Bodrum’da evcil hayvanıyla tatil yapmak isteyen misafirlere yalnızca konaklama imkânı sunmadıklarını, hayvanların otelin yaşamına doğal biçimde dahil olduğu bir kültür oluşturduklarını belirten Rammos Managed by Dedeman Genel Müdürü Beste Küçük, “Bununla birlikte hayvanların otelin yaşamına doğal olarak dahil olduğu bir kültür yarattık. Evcil hayvanıyla seyahat edenler için otel seçimi, tatil planının en önemli kararlarından biri. Misafirlerimizin odalarına ilk adımlarını attıklarında evcil hayvanları için tasarlanmış özel detaylarla karşılaşmalarını, bir köpeğin kendisi için hazırlanan yatağı keşfetmesini, bahçede birlikte geçirilen sakin saatleri, hayvanların otelin günlük yaşamına sessizce karışmalarını önemsiyoruz. Elbette dengeyi korumak da bizim için çok önemli; bu yüzden bazı misafirlerimizin tüy ve benzeri alerjik hassasiyetleri göz önünde bulundurularak evcil hayvanlı konaklamalar için özel olarak belirlenmiş odalar sunuyoruz. Güzel anıları can dostlarıyla biriktirmek isteyen misafirlerimizin hayatına değer katmayı hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Rammos’un Evcil Hayvan Dostu Konaklama Kültürüne Rios İlham Verdi

Rammos Managed by Dedeman’ın 4 yıl önce hizmete açılmasından bu yana otelin patili sakini Rios’un varlığının otelin evcil hayvan dostu kimliğine ilham verdiğini kaydeden Küçük, “Zaman içinde can dostumuz haline gelen Rios’un Rammos’taki varlığı, otelimizin karakterini şekillendiren sıcak detaylardan birine dönüştü. Ardından Rammos’un bahçelerinde büyüyen kedi ailemiz bu hikâyeye katıldı ve otelin yaşayan hafızasının bir parçası oldu. Her sezon evcil hayvanlarıyla tatile gelen misafirlerimiz de kendi anılarını ekledi. Böylece Rammos’ta yıllar içinde kendiliğinden bir kültür oluştu: Aynı yaşamı paylaşmak, birlikte seyahat etmek ve güzel anıları can dostlarımızla birlikte biriktirmek” dedi.

Bodrum’da Can Dostlarıyla Tatilin Farklı Hikâyeleri

“Sadece kedi ve köpek değil, muhabbet kuşuyla konaklayan misafirimiz oldu”

Bodrum’un Ege iklimi, denizi, bahçeleri ve doğayla kurulan yakınlığı, evcil hayvanla tatil yapmak isteyen misafirler için doğal ve sakin bir atmosfer oluşturuyor. Rammos Managed by Dedeman olarak can dostlarıyla seyahat eden misafirlerin kendilerini rahat hissedebilecekleri bir tatil deneyimi sunduklarını belirten Küçük, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Her sezon Bodrum’da evcil hayvanla tatil yapmak isteyen farklı misafirlerle tanışıyoruz. Kimi köpeğiyle uzun bir yolculuğun ardından geliyor, kimi kedisiyle ilk kez tatile çıkıyor, kimi ise yıllardır bütün seyahatlerini can dostuyla birlikte planlıyor. Bazen de hikâyemize hiç beklemediğimiz yol arkadaşları katılıyor. Uzun süreli konaklamasını muhabbet kuşuyla birlikte yapan bir misafirimiz, Rammos’un evcil hayvan dostu dünyasının yalnızca kedi ve köpeklerden ibaret olmadığını gösteren en güzel anılarımızdan biri oldu.”

Turgutreis’te Konforlu ve Huzurlu Tatil: Rammos Managed by Dedeman Bodrum

Bodrum Turgutreis’te konforlu ve huzurlu bir konaklama deneyimi sunan Rammos Managed by Dedeman Bodrum, 6 süit, 8 aile odası ve 106 deluxe oda olmak üzere toplam 120 oda ve 300 yatak kapasitesiyle hizmet veriyor. Turgutreis merkeze 3, Bodrum şehir merkezine 19 ve Bodrum Havalimanı’na 53 kilometre mesafede yer alan otel; Güvenli Turizm, Mavi Bayrak, 3 Yaprak Sürdürülebilirlik ve Sıfır Atık sertifikalarına sahip.

Yerli ve yabancı turistlerin yaz aylarında tatil yapabilmeleri için özel bir seçenek sunan Rammos Managed by Dedeman Bodrum, Turgutreis Marina’ya yakınlığı ile yat sahibi misafirlerin, Kos Adası’na en yakın konumda bulunması sebebiyle de Kos Adası’na gitmek isteyen konukların vazgeçilmezi oldu. Sadece tatil değil; iş seyahatinden şirket etkinliklerine, düğün ve özel gün organizasyonlarından balayı tatiline kadar çok geniş bir kitleyi misafir eden otel, Dedeman Loyal Club üyesi olan misafirlere özel fırsatlar sunuyor.

Hayvan dostu konseptiyle küçük ırk evcil hayvanları da kabul eden Rammos Managed by Dedeman Bodrum, misafirlerin tüm özel talep ve ihtiyaçlarına “Guest Asist” sistemi ile cevap veriyor.


Gastronomi Turizmi Derneği New York'ta Çalışmalarını Hızlandırdı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Gastronomi Turizmi Derneği New York'ta Çalışmalarını Hızlandırdı

Birnaz Yılmaz'dan New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal'a Ziyaret

Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) New York Temsilcisi, yapımcı ve girişimci Birnaz Yılmaz, Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal'ı ziyaret etti. Görüşmede Türk gastronomisinin Amerika Birleşik Devletleri'ndeki görünürlüğünün artırılması, Türk markalarının ABD pazarına açılması, restoran ve otel yatırımları ile iki ülke arasında geliştirilebilecek yeni iş birlikleri ele alındı.

Türkiye'nin gastronomi değerlerinin uluslararası pazarlarda daha güçlü şekilde temsil edilmesi amacıyla çalışmalarını sürdüren Gastronomi Turizmi Derneği, New York yapılanmasıyla Amerika'daki faaliyetlerini hızlandırıyor.

GTD New York Temsilcisi Birnaz Yılmaz, bu kapsamda Türkiye Cumhuriyeti New York Başkonsolosu Büyükelçi Muhittin Ahmet Yazal ile bir araya geldi. Gerçekleştirilen görüşmede Türkiye ile Amerika arasında gastronomi, turizm, yatırım ve tanıtım alanlarında oluşturulabilecek iş birlikleri üzerine fikir alışverişinde bulunuldu.

Türk Gastronomisi İçin New York'ta Yeni Dönem

Gastronomi Turizmi Derneği'nin New York yapılanmasının temel hedeflerinden biri, Türk mutfağının ve Türkiye'nin gastronomi değerlerinin ABD'deki bilinirliğini artırmak olacak.

Türk mutfağının yalnızca restoranlar üzerinden değil; Türk gıda ürünleri, coğrafi işaretli ürünler, üreticiler, şefler, gastronomi destinasyonları ve Türk markalarıyla birlikte daha geniş bir perspektiften tanıtılması hedefleniyor.

New York Temsilciliği aynı zamanda Türkiye'deki gastronomi sektörünün Amerika ile ticari ilişkilerinin geliştirilmesi, sektör profesyonellerinin bir araya getirilmesi ve yeni iş birliklerinin oluşturulması amacıyla çeşitli toplantı, etkinlik, tanıtım ve networking organizasyonları üzerinde çalışacak.

Amerika'da Restoran ve Otel Yatırımı Yapmak İsteyenlere Yol Haritası

GTD New York'un önemli çalışma alanlarından bir diğerini ise Amerika'da restoran, otel ve gastronomi alanında yatırım yapmak isteyen Türk girişimcilere yönelik oluşturulacak iş ve iletişim ağı oluşturacak.

New York başta olmak üzere ABD pazarında yatırım yapmayı planlayan girişimcilerin doğru pazar bilgisine ve doğru profesyonellere ulaşmasının yatırımın başarısında kritik önem taşıdığına dikkat çeken Birnaz Yılmaz, New York yapılanmasının bu noktada bir köprü görevi üstlenmesini hedeflediklerini söyledi.

Yılmaz, yapılacak çalışmalarla ilgili şu değerlendirmede bulundu:

"Türkiye'den Amerika'ya yatırım yapmak isteyen çok ciddi bir girişimci potansiyeli olduğunu görüyoruz. Özellikle restoran, otel, gastronomi ve hizmet sektörlerinde önemli fırsatlar var. Ancak Amerika büyük ve kendi dinamikleri olan bir pazar. Doğru yatırım kadar doğru lokasyon, doğru fizibilite ve doğru profesyonellerle çalışmak da çok önemli."

Yılmaz sözlerini şöyle sürdürdü:

"Gastronomi Turizmi Derneği New York Temsilciliği olarak yatırımcılara tek başımıza hukuki ya da finansal danışmanlık vermek yerine, ihtiyaç duydukları alanlarda doğru ve yetkin profesyonellerle buluşabilecekleri güçlü bir network oluşturmak istiyoruz. Pazar araştırmasından lokasyon değerlendirmesine, şirket kuruluşundan gayrimenkul süreçlerine, finansmandan marka ve iletişim çalışmalarına kadar farklı alanlarda doğru kontaklara ulaşmalarına destek olacağız. Amerika'da yatırım ve vize süreçlerinin birlikte değerlendirilmesi gereken durumlarda ise yatırımcıları bu alanda çalışan yetkili göçmenlik avukatları ve ilgili uzmanlarla bir araya getireceğiz."

"Amacımız Sadece Restoran Açılmasını Değil, Güçlü Türk Markaları Yaratılmasını Sağlamak"

Amerika'daki çalışmaların uzun vadeli bir marka ve yatırım perspektifiyle yürütülmesi gerektiğini belirten Yılmaz, Türk gastronomisinin ABD'de çok daha güçlü bir ekonomik potansiyele sahip olduğuna dikkat çekti:

"Bizim hedefimiz yalnızca Amerika'da daha fazla Türk restoranı açılması değil. Türkiye'den çıkan güçlü gastronomi markalarının Amerika'da doğru şekilde konumlandırılması, büyümesi ve sürdürülebilir işletmelere dönüşmesi. Bir Türk markası New York'a geldiğinde sadece bir restoran açmış olmamalı; arkasında doğru marka stratejisi, doğru lokasyon, doğru finansal yapı ve güçlü bir iletişim planı bulunmalı. Bu başarıldığında Türk gastronomisinin Amerika'daki algısının da çok farklı bir noktaya taşınacağına inanıyorum."

Türkiye'deki Başarılı Çalışmalarını Amerika'ya Taşıdı

Uzun yıllardır Türkiye'de medya, televizyon, prodüksiyon, marka iletişimi ve kurumsal projeler alanında çalışmalar gerçekleştiren Birnaz Yılmaz, Türkiye'de edindiği deneyimi son yıllarda Amerika'daki projelerine de taşıdı.

New York merkezli çalışmalarında medya ve prodüksiyon projelerinin yanı sıra marka iletişimi, iş dünyası organizasyonları, yatırım ve networking alanlarında faaliyetlerini sürdüren Yılmaz, iki ülke arasında yeni iş birlikleri geliştirmeye odaklanıyor.

Yılmaz, yeni dönem hedeflerini ise şöyle anlattı:

"Türkiye'de yıllar boyunca medya, prodüksiyon ve marka iletişimi alanında çok sayıda başarılı projeye imza attım. Şimdi bu tecrübeyi Amerika'da oluşturduğum network ile birleştiriyorum. Gastronomi Turizmi Derneği New York Temsilciliği benim için bu anlamda çok değerli bir sorumluluk. Türkiye'nin sahip olduğu gastronomi gücünün Amerika'da hak ettiği görünürlüğe ulaşması için çalışmalarımızı hızlandırdık."

Türk Ürünlerinin ABD Pazarındaki Görünürlüğü Artırılacak

GTD'nin New York yapılanması kapsamında coğrafi işaretli Türk ürünlerinin ABD pazarındaki bilinirliğinin ve satış potansiyelinin artırılması da hedefleniyor.

Bu doğrultuda Türk üreticilerinin, gastronomi markalarının ve sektör temsilcilerinin ABD'deki doğru dağıtım, restoran, perakende, yatırım ve iş dünyası bağlantılarıyla buluşturulmasına yönelik çalışmalar yapılması planlanıyor.

Ayrıca Türk mutfağının kültürel mirasının Amerika'da daha güçlü şekilde anlatılabilmesi amacıyla gastronomi etkinlikleri, tadım organizasyonları, sektörel buluşmalar, B2B görüşmeler, medya çalışmaları ve farklı kurumlarla ortak projelerin geliştirilmesi hedefleniyor.

Türkiye–ABD Arasında Yeni Gastronomi Köprüsü

New York'un dünyanın en önemli gastronomi, turizm, finans ve yatırım merkezlerinden biri olduğuna dikkat çeken Yılmaz, GTD New York'un önümüzdeki dönemde Türkiye ile Amerika arasında kalıcı bir gastronomi ve yatırım ağı oluşturmasını hedeflediklerini belirtti.

"New York bizim için yalnızca bir temsilcilik noktası değil; Amerika pazarına açılan stratejik bir merkez. Türkiye'deki üreticilerimizi, markalarımızı, yatırımcılarımızı ve gastronomi profesyonellerimizi burada doğru insanlarla buluşturabilirsek çok önemli sonuçlar elde edebiliriz. Önümüzdeki dönemde hem Türkiye'de hem Amerika'da gerçekleştireceğimiz toplantılar ve iş birlikleriyle bu ağı daha da büyüteceğiz."

Gastronomi Turizmi Derneği'nin New York yapılanmasıyla birlikte Türk gastronomisinin uluslararası tanıtımının yanı sıra Türkiye ile ABD arasında gastronomi odaklı ticari ve yatırım ilişkilerinin geliştirilmesine yönelik yeni projelerin hayata geçirilmesi planlanıyor.


3 Eylül 2026 Perşembe

5 ŞEHİR, TEK TURİZM VİZYONU! DOĞU VE GÜNEYDOĞU’NUN TURİZM GÜCÜ BİRLİKTE BÜYÜYECEK

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


5 ŞEHİR, TEK TURİZM VİZYONU! DOĞU VE GÜNEYDOĞU’NUN TURİZM GÜCÜ BİRLİKTE BÜYÜYECEK

BAKAN ERSOY: “ELAZIĞ’I, ADIYAMAN’I, BİNGÖL’Ü, TUNCELİ’Yİ VE MALATYA’YI TÜRKİYE’NİN TURİZM HARİTASINDA ÇOK DAHA GÜÇLÜ BİR KONUMA TAŞIMAK İSTİYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın turizm geleceğinin ele alındığı Bölgesel Turizm Çalıştayı’nda, beş şehrin birbirini tamamlayan büyük bir turizm coğrafyasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi. Turizmi 81 ile ve yılın 12 ayına yaymayı hedeflediklerini belirten Ersoy, bölgedeki turizm ürünlerinin doğru şekilde birbirleriyle ilişkilendirilmesiyle ziyaretçilerin kalış süresinin ve turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini vurguladı. TGA’nın küresel tanıtım gücünün Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullanıldığını kaydeden Ersoy, beş şehrin ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini açıkladı.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy’un katılımıyla Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın turizm geleceğinin değerlendirildiği Bölgesel Turizm Çalıştayı düzenlendi. 

Elazığ’da gerçekleştirilen ve beş şehrin sahip olduğu turizm değerlerinin ortak bir vizyonla ele alındığı çalıştayın açılışında konuşan Bakan Ersoy, turizmde “birlikteliğin gücünü” harekete geçirdiklerini ifade ederek artık yalnızca tek bir destinasyonu tanıtmanın yeterli olmadığına dikkati çekti.

Programda Adıyaman Valisi Abdullah Küçük, Bingöl Valisi Dr. Cahit Çelik, Tunceli Valisi Şefik Aygöl, Malatya Valisi Seddar Yavuz ve Elazığ Valisi Numan Hatipoğlu da yer aldı.


81 İlde 12 Ay Turizm Hedefi

Türkiye’yi dünya turizminde hak ettiği zirveye taşımak için çalıştıklarını belirten Bakan Ersoy, temel hedeflerinin turizmi ülkenin 81 iline ve yılın 12 ayına yaymak, ürün çeşitliliğini artırmak, ziyaretçilerin Türkiye’de daha uzun süre kalmasını sağlamak ve turizmin oluşturduğu ekonomik ve sosyal değerden şehirlerin daha fazla pay almasını temin etmek olduğunu söyledi.

Bugünün ziyaretçisinin bir şehri görmekten çok bir deneyim yaşamak istediğini belirten Ersoy; bir bölgenin tarihini keşfetmek, mutfağını tanımak, doğasını deneyimlemek ve kültürünü hissetmek isteyen ziyaretçilere tek bir seyahat rotası içerisinde bütüncül bir deneyim sunulması gerektiğini kaydetti.

Bakan Ersoy şöyle devam etti: “Dolayısıyla bizim de ziyaretçiye yalnızca gidilecek yerler değil, takip edilecek rotalar; yalnızca görülecek mekânlar değil, yaşanacak hikâyeler sunmamız gerekiyor.”

Beş Şehir, Birbirini Tamamlayan Büyük Bir Turizm Coğrafyası

Çalıştayın kapsadığı Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın birbirinden farklı ancak birbirini tamamlayan güçlü turizm değerlerine sahip olduğunu belirten Ersoy, beş şehrin yalnızca ayrı ayrı destinasyonlar olarak değil, birbirini tamamlayan büyük bir turizm coğrafyasının parçaları olarak değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Adıyaman’ın Nemrut Dağı Ören Yeri, Perre Antik Kenti ve Cendere Köprüsü başta olmak üzere tarihî ve kültürel mirasıyla dünya ölçeğinde bir değere sahip olduğunu ifade eden Ersoy, Malatya’nın ise UNESCO Dünya Mirası ilan edilen Arslantepe Höyüğü, Eski Malatya surları, coğrafi işaretli gastronomisi, doğası ve yerel yaşam kültürüyle güçlü bir turizm potansiyeli taşıdığını kaydetti.

Elazığ’ın UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’ndeki tarihî Harput Kenti, Hazar Gölü, Buzluk Mağarası, zengin mutfağı ve köklü kültürel mirasıyla bölgenin önemli destinasyonlarından biri olduğunu belirten Ersoy; Tunceli’nin Munzur Vadisi Milli Parkı, Ovacık Gözeleri, doğası ve outdoor turizm imkânlarıyla öne çıktığını söyledi.

Bingöl’ün ise Yüzen Adalar’dan Hesarek Kayak Merkezi’ne, termal kaynaklarından yaylalarına ve henüz yeterince keşfedilmemiş değerlerine kadar önemli bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu ifade etti.

5 İlde 130 Tesis, 11 Bin 222 Yatak

Her şehrin sahip olduğu farklı turizm ürünlerinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerektiğini belirten Ersoy, asıl meselenin bu değerlerin doğru şekilde ürünleştirilmesi ve birbirleriyle ilişkilendirilmesi olduğunu söyledi.

Bu sayede ziyaretçilerin bölgede kalış süresinin uzatılabileceğini, turizmden elde edilen katma değerin artırılabileceğini ve bu değerin daha geniş bir coğrafyaya yayılabileceğini ifade eden Ersoy, beş ilde toplam 130 konaklama tesisi ve 11 bin 222 yatak kapasitesi bulunduğunu açıkladı.

Önümüzdeki dönemde mevcut kapasitenin daha etkin kullanılması ve turizm hareketliliğinin gelişmesine paralel olarak nitelikli yatırımların önünün açılması gerektiğini belirten Ersoy, bir destinasyonu turizm merkezi hâline getiren unsurun yalnızca konaklama yatırımları olmadığının altını çizdi.

Ulaşımdan gastronomiye, çevre düzenlemesinden destinasyon yönetimine, kültür varlıklarının korunmasından nitelikli insan kaynağına, tanıtımdan ziyaretçi deneyimine kadar bütün unsurların birlikte ele alınması gerektiğini söyledi.

Kamu, Özel Sektör, Akademi ve Sivil Toplum Aynı Masada

Turizmde başarıyı merkezi yönetimin tek başına gerçekleştireceği bir hedef olarak görmediklerini belirten Bakan Ersoy; valiliklerin, belediyelerin, üniversitelerin, kalkınma ajanslarının, sivil toplum kuruluşlarının ve yerel paydaşların sürecin içerisinde olması gerektiğini ifade etti.

Bakanlık tarafından başlatılan İl Tanıtım ve Geliştirme Programı’nın da bu anlayışla yürütüldüğünü söyleyen Ersoy, beş ilde TGA koordinasyonunda oluşturulan kurullar aracılığıyla kamu, özel sektör, akademi ve sivil toplum temsilcilerinin aynı masa etrafında buluşturulduğunu bildirdi.

TGA 200’den Fazla Ülkede Türkiye’yi Tanıtıyor

Turizmde diğer önemli başlığın tanıtım olduğunu belirten Ersoy, Türkiye’nin 2019 yılında kurulan Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı aracılığıyla 200’den fazla ülkede reklam, tanıtım, ağırlama ve PR faaliyetleri gerçekleştirdiğini söyledi.

Türkiye’nin dünyanın açık ara en fazla ve en yoğun tanıtım yapan ülkesi konumuna geldiğini ifade eden Ersoy, 2026 yılının ilk 6 ayında 25,8 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yapıldığını ve turizm gelirinin 25,7 milyar dolara ulaştığını açıkladı.

Türkiye’nin turizm vizyonunun yalnızca ziyaretçi sayıları veya turizm gelirleri üzerinden değerlendirilmediğini belirten Ersoy; tarih, kültür, arkeolojik miras, gastronomi, doğa, inanç merkezleri, yaylalar, göller, dağlar ve geleneksel yaşam kültürünün Türkiye’ye büyük bir ürün çeşitliliği sunduğunu söyledi.

Ersoy, çalıştayın temel nedeninin de bu zenginliği daha güçlü bir turizm değerine dönüştürmek olduğunu vurguladı.

Beş Şehrin Dünyadaki Görünürlüğü Artırılacak

TGA’nın tanıtım gücünü Türkiye’nin dünyada zaten bilinen destinasyonlarının yanında Anadolu’nun henüz yeterince keşfedilmemiş değerleri için de kullandıklarını belirten Bakan Ersoy, Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’nın ulusal ve uluslararası görünürlüğünü daha da artırmak istediklerini söyledi.

Dijital iletişimden sosyal medyaya, uluslararası PR faaliyetlerinden içerik çalışmalarına kadar farklı mecralarda bu şehirleri anlatmaya devam edeceklerini ifade eden Ersoy, GoTürkiye mecraları ve şehirler için oluşturulan sosyal medya hesaplarında beş ille ilgili paylaşımlar yapıldığını kaydetti.

CNN International, Euronews, BBC International ve Al Jazeera gibi global haber kanallarıyla gerçekleştirilen iş birlikleriyle Doğu ve Güneydoğu bölgelerindeki turizm değerlerinin tanıtımına da katkıda bulunulduğunu belirtti.

8 Mini Diziyle 9 Milyardan Fazla Gösterim

Geçen yıldan itibaren hayata geçirilen “Mini Dizi Tanıtım Stratejisi”ne de değinen Bakan Ersoy, Haziran 2025’te Antalya Gambit ile başlayan mini dizi iletişimleri kapsamında toplam sekiz mini dizinin yayımlandığını açıkladı.

Bu çalışmalarla 9 milyardan fazla gösterim ve 5,5 milyar izlenmeye ulaşıldığını belirten Ersoy, Güneydoğu Anadolu Bölgesi’nin tanıtımına katkıda bulunan Whisper of Origins isimli dizinin temmuz ayında yayına girdiğini, Doğu Anadolu Bölgesi’ni konu alacak dizi için de planlamaların yapıldığını söyledi.

“Şehirlerimizi Birbirlerinin Rakibi Olarak Görmüyoruz”

Bakan Ersoy, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye Yüzyılı hedefleri doğrultusunda Elazığ, Adıyaman, Bingöl, Tunceli ve Malatya’yı sahip oldukları değerlerle Türkiye’nin turizm haritasında çok daha güçlü bir konuma taşımak istediklerini söyledi.

Ersoy şöyle konuştu: “Şehirlerimizi birbirlerinin rakibi olarak değil, birbirlerinin gücünü artıran destinasyonlar olarak görüyoruz. Bunu başardığımızda sadece ziyaretçi sayısını artırmış olmayacağız. Turizmi şehirlerimiz için daha güçlü bir ekonomik değer, gençlerimiz için yeni bir istihdam alanı, yerel üreticilerimiz için yeni bir pazar ve kültürel mirasımızın korunması için sürdürülebilir bir kaynak hâline getirmiş olacağız.”

Kültür ve Turizm Bakanlığı olarak şehirlerin ve sektörün yanında olmaya devam edeceklerini belirten Ersoy, TGA’nın tanıtım gücü, Bakanlığın kültür ve turizm politikaları ve yerel paydaşların katkısıyla bölgenin sahip olduğu potansiyelin daha ileriye taşınacağına inandığını ifade etti.

Bakan Ersoy, çalıştaya katkı sunan AK Parti Elazığ Milletvekili Mahmut Rıdvan Nazırlı başta olmak üzere kurumlara, sektör temsilcilerine, akademisyenlere ve paydaşlara teşekkür ederek buradan çıkacak fikirlerin yeni projelere, yeni rotalara ve güçlü iş birliklerine dönüşmesini temenni etti.

Ersoy, beş şehrin sahip olduğu değerlerin ortak bir vizyonla buluşturulması hâlinde bu coğrafyanın Türkiye turizminin yeni çekim merkezlerinden biri olacağına yürekten inandığını belirtti.

Tatilsepeti’nin Göztepe Spor Kulübü sponsorluğu için imzalar atıldı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Tatilsepeti’nin Göztepe Spor Kulübü sponsorluğu için imzalar atıldı

Spor ve spor turizminin gelişmesi için peş peşe öncü adımlar atan Tatilsepeti, Göztepe Spor Kulübü sponsorluğuna bu sezon da devam edeceğini duyurdu. Sponsorluk lansmanı, İzmir Gürsel Aksel Spor ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde, Göztepe Spor Kulübü CEO’su Kerem Ertan ve Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç’ınkatılımıyla düzenlendi

Türkiye’nin online turizm platformuTatilsepeti ile Göztepe Spor Kulübü arasında iş birliği anlaşması imzalandı. İzmir ISONEM Park Gürsel Aksel Spor ve Sağlıklı Yaşam Merkezi’nde gerçekleştirilen sponsorluk lansmanına Göztepe Spor Kulübü CEO’su Kerem Ertan ve Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç katıldı.Sponsorluk anlaşmasına göre Tatilsepeti, Göztepe Spor Kulübü Futbol A Takımının sol kol sponsoru oldu. Takım, sezon sonuna kadar tüm resmi lig, Türkiye Kupası ve özel müsabakalarında formanın sol kol bölümünde “Tatilsepeti” markası logosuyla sahaya çıkacak.

Göztepe Spor Kulübü CEO’su Kerem Ertan, Tatilsepeti ile iş birliğini yeni sezonda da sürdürmekten mutluluk duyduklarını belirterek‘’Geçtiğimiz süre içerisinde karşılıklı güven ve ortak hedefler doğrultusunda gelişen bu birlikteliğin her geçen dönem daha da güçlenmesini önemsiyoruz. Kulübümüze duydukları güven ve verdikleri kıymetli destek için Tatilsepeti ailesine teşekkür ediyor, iş birliğimizin her iki taraf için de değer üretmeye devam etmesini diliyorum” diye konuştu. 

Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç ise Göztepe Spor Kulübü sponsorluğunun ikinci sezonda da devam edeceğini belirterekşöyle konuştu:“Türkiye’nin önde gelen tatil platformu Tatilsepeti olarak spor tarihimizin önemli ve öncü kulüplerinden biri olan Göztepe Spor Kulübü futbol takımının bu sezon dasol kolundayız. Deplasman yolculuklarında da geçen sezon olduğu gibi yanındayız. Bu sponsorluğa bakışımız sadece bununla sınırlı görülmemeli. Bugün burada yalnızca bir sponsorluk anlaşmasını duyurmak için değil, spor turizmi alanını sahiplenen öncü marka olarak stratejik bir adımımızı daha sizlerle paylaşmak için bulunuyoruz.’’

Spor turizminin gelişmesi için öncü adımlar

Güçlü motivasyonlarından biri sporu ve sporcuyu desteklemek olan Tera Holding bünyesinde faaliyet gösteren Tatilsepeti olarak spor turizminin gelişmesi için peş peşe,dünya klasmanında öncü adımlar attıklarını kaydeden Sedat Kılıç; konuşmasını şöyle sürdürdü: 

‘’Neden spor ve spor turizmi? Çünkü sporun artık yalnızca bir müsabaka veya eğlence alanı olmadığını görüyoruz. Spor bugün seyahat kararlarını etkileyen, destinasyonların tanıtımına ve kültürlerin gelişmesine katkı sağlayan; farklı şehirlerden, hatta farklı ülkelerden insanları bir araya getiren önemli bir turizm unsuru haline geldi.

Bugün dünyanın birçok noktasında insanlar yalnızca bir şehri görmek için değil, bir maçı izlemek, bir turnuvaya katılmak veya desteklediği takımın peşinden gitmek için seyahat ediyor.

Spor turizminin küresel turizm içindeki payı büyüyor. UN Turizm verilerine göre spor turizmi, küresel turizmin yüzde 10’unu oluşturuyor. Küresel Veri Platformu Statista’ya göre bu pazarın 2032 yılına kadar 1,3 trilyon doların üzerine çıkması bekleniyor. Turizm ve seyahat sektörünün öncü oyuncusu olan Tatilsepeti olarak bu değişimi yakından takip ediyor ve spor turizmini geleceğin önemli büyüme alanlarından biri olarak değerlendiriyoruz.’’

Amaç spordaki seyahat hareketliliğini desteklemek

Spor turizmi alanını sahiplenerekspor organizasyonlarının oluşturduğu seyahat hareketliliğini desteklemeyi ve taraftar deneyimini geliştirmeyi hedeflediklerini belirten Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, konuşmasını şu sözlerle tamamladı:

‘’Deplasman seyahatlerinden uluslararası karşılaşmalara, taraftar organizasyonlarından İzmir'in destinasyon olarak tanıtımına kadar geniş bir alanda yeni projeler geliştirmek istiyoruz. Hedefimiz, sporun yarattığı hareketliliği sürdürülebilir bir turizm değerine dönüştürmek. Göztepe Spor Kulübü’nün spor turizmi açısından önemli bir potansiyel oluşturduğuna inanıyoruz. Spor turizmini yalnızca takip edilen bir trend değil, Türkiye turizminin geleceğinde önemli bir alan olarak görüyoruz. Bu yaklaşımla bu iş birliğinin gerçekleşmesinde emeği geçen Göztepe Spor Kulübü yönetimine teşekkür ediyor, sponsorluk projemizin tüm seyahat ve spor dünyası için başarılarla dolu bir sezona vesile olmasını diliyorum.” 


2 Eylül 2026 Çarşamba

ACI World ‘Dünya Havalimanları Deneyim Zirvesi’ İstanbul’da Sürüyor:

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ACI World ‘Dünya Havalimanları Deneyim Zirvesi’ İstanbul’da Sürüyor: 

Küresel Havacılığın Liderleri, İGA İstanbul Havalimanı Ev Sahipliğinde Buluştu

Havalimanlarının hizmet standartları ve yolcu memnuniyeti alanında dünyadaki en prestijli organizasyon olan ACI World “Dünya Havalimanları Deneyim Zirvesi 2026”, İGA’ya müşteri deneyimi ve eğitim alanlarında 2 ödül getirdi.

Küresel bağlantı gücünde dünya lideri İGA İstanbul Havalimanı,sektörün en büyük çatı kuruluşu Uluslararası Havalimanları Konseyi (AirportsCouncil International World - ACI World) iş birliğiyle düzenlediği “Dünya Havalimanları Deneyim Zirvesi 2026”da (AirportExperienceSummit) küresel havacılığın liderleri ve yöneticilerini İstanbul’da bir araya getirdi. 

Havalimanı deneyiminin geleceğine yön veren organizasyon;küresel havacılığın önde gelen temsilcilerinden oluşan,80 ülkeden 800’ün üzerinde üst düzey profesyonelin katılımıyla İstanbul’da düzenleniyor. Zirve, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun yanı sıra ACI World Genel Direktörü JustinErbacci, ACI World Yönetim Kurulu Başkanı JostLammers ve İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen’in yer aldığı resmî açılış programıyla başladı. 

CEO Bilgen: “Odağımızda insan, duygular ve bağlantılar var” 

Konuşmasında havacılığın varlık sebebinin “bağlantı kurmak” olduğunu vurgulayan İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen,“Bölgemizi de etkileyen jeopolitik gerilimler ve küresel çatışmalar;güvenliğe, emniyete her zaman öncelik veren havalimanları ve havayolları için önemli operasyonel zorluklar yarattı. Ancak sektörümüz; uyum sağlama, iş birliği yapma ve hayati olan küresel bağlantıyı sürdürme yeteneğini bir kez daha gösterdi”diye konuştu.

Zirvenin ana teması olan yolcu deneyimi konusunda da görüşlerini aktaran Selahattin Bilgen, yolcu beklentilerinin benzeri görülmemiş bir hızla geliştiğinin altını ve şu değerlendirmelerde bulundu: “Müşteri hizmetlerinin ötesine geçen ‘havalimanı deneyimi’, artık teknoloji, erişilebilirlik, sürdürülebilirlik, çalışan bağlılığı ve kurumsal kültürü de kapsıyor. İGA İstanbul Havalimanı olarak, operasyonel mükemmellik ve müşteri deneyiminin birbirinden ayrılamayacağına inanıyoruz.Teknoloji kolaylaştırmalı, altyapı ise erişilebilirliği desteklemeli. Her kararyolcular, çalışanlar ve paydaşlar için yarattığı değere göre sorgulanmalı.”

Geleceğin havalimanı deneyimine yön veren yatırımlar

Zirve kapsamında düzenlenen oturumlarda,İGA İstanbul Havalimanı’nın 2019 yılındaki açılışından bu yana katettiği mesafeye ve stratejik yatırımlara dikkat çekildi. Kendi güneş enerjisi santraliyle elektriğinin yüzde 100’ünü yenilenebilir kaynaktan karşılayabilecek kapasiteye kavuşan İGA İstanbul Havalimanı, özel seyahat segmentinde İGA-JETEX Premium Yolcu Terminali’ni hizmete sundu. Geçen yıl Avrupa’nın ilk üçlü paralel pist operasyonunu hayata geçirerek kapasitesini ve verimliliğini bir üst seviyeye taşıyan İGA,2026 yılı içinde 4. ana pistini de hizmete almaya hazırlanıyor.

Gelişmişyolcu deneyiminde zirve: İGA’nın‘üst seviye’ akreditasyonu yenilendi

İGA İstanbul Havalimanı, ‘yolcu deneyimi yönetimi’ndeki küresel liderliğini bir kez daha tescilledi. ACI World tarafından verilen ve en yüksek kademeolan “Seviye 5”(Level 5)“Yolcu Deneyimi Akreditasyonu”, İGA İstanbul Havalimanı için yenilendi. 2025 yılında bu seviyeye ulaşarak önemli bir ilke imza atan İGA İstanbul Havalimanı, sürdürülebilir gelişim kültürü, çalışan ve yolcu deneyimi uyumu,yolcu odaklı liderlik anlayışıyla zirvedeki yerini bu sene de perçinledi. 

İGA Akademi’ye küresel liderlik ödülü ve AMPAP mezuniyet gururu

Sektörün geleceğine yön verecek liderler yetiştiren İGA Akademi, küresel havacılığın profesyonel gelişimine sağladığı katma değer doğrultusunda “2026 Global Training LeadershipAward” ödülünün de sahibi oldu. 2025 yılının ardından bir kez daha bu prestijli ödüle layık görülen İGA Akademi, ev sahipliği yaptığı ACI eğitimleriyle 100’ün üzerinde uluslararası kurumdan katılımcıya ulaştı. Uluslararası eğitim standartlarını gerçek havalimanı operasyonlarıyla buluşturanİGA Akademi, teorik bilgiyi saha uygulamalarıyla destekleyen bütünsel öğrenme yaklaşımı ve uluslararası akreditasyon programlarına sunduğu güçlü destekle öne çıktı. 

Ayrıca, ACI World ve ICAO ortaklığıyla yürütülen küresel akreditasyon programı Airport Management Professional Accreditation Program (AMPAP) kapsamında İGA çalışanları büyük bir başarıya imza attı. 2024 yılında 6 mezun vererek Avrupa’da 1’inci, dünyada ise 2’nci havacılık kurumu olan İGA İstanbul Havalimanı, 2026 yılında da 4 çalışanını bu zorlu programdan mezun ederek küresel yönetici yetiştirme vizyonunu sürdürdü.