6 Eylül 2026 Pazar

SunExpress,44 adet Boeing 737-800 uçağındaVCT Finlet entegrasyonunu tamamladı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress,VCT Finletlerle emisyon azaltımına katkı sağlıyor

44 Uçakta VCT Finlet Modifikasyonu Tamamlandı


Türk Hava Yolları ve Lufthansa ortak kuruluşu SunExpress, yakıt verimliliği ve emisyon azaltımına katkı sağlayan VCT Finlet projesi kapsamında 44 adet Boeing 737-800 uçağındaVCT Finlet entegrasyonunu tamamladı.

Uçakların arka gövdesine yerleştirilen ve hava akışını optimize ederek sürüklenmeyi azaltan aerodinamik kanatçıklardan oluşan VCT Finlet teknolojisi, uçuş performansını iyileştirirkenyakıt verimliliğinin artırılmasına ve buna bağlı operasyonel emisyonların azaltılmasına katkı sağlıyor.

SunExpress, 2024 yılında Vortex Control Technologies (VCT) ile gerçekleştirdiği iş birliği kapsamında Finlet teknolojisinin Avrupa’daki ilk müşterisi olmuştu. İlk etapta 5 adet Boeing 737-800 uçağında uygulanan teknoloji, başarılı test sonuçlarının ardından 40’tan fazla uçağı kapsayacak şekilde uygulandı.


THE PENINSULA ACADEMY İLE SEYAHATİN ÖTESİNDE BİR KEŞİF

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


THE PENINSULA ACADEMY İLE SEYAHATİN ÖTESİNDE BİR KEŞİF

ThePeninsulaHotels, Peninsula Academy programlarıyla misafirlerini dünyanın en seçkin destinasyonlarının kültür, zanaat, gastronomi ve yaşam tarzına uzanan ayrıcalıklı deneyimlere davet ediyor. Londra’dan Paris’e, New York’tan Tokyo’ya uzanan bu özel programlar, tanıdık şehirleri yeni perspektiflerle keşfetmenin ve destinasyonla daha derin bir bağ kurmanın zarif bir yolunu ortaya koyuyor.

Bir şehri gerçekten tanımak, yalnızca ikonik adreslerini görmekten fazlasını gerektirir. Bazen bir ustanın ellerinde şekillenen bir zanaata yakından tanıklık etmek, bazen yalnızca sınırlı sayıda konuğa açılan özel bir kapıdan geçmek, bazen de şehrin yerel ritmini keşfetmek gerekir.

ThePeninsula Academy, her destinasyonun karakterinden ilham alan seçkin programlarıyla bu yaklaşımı seyahatin ayrılmaz bir parçasına dönüştürüyor. Kültürden gastronomiye, sanattan zanaata ve modadan otomotive uzanan programlar, kişisel rehberlik ve ThePeninsula’nın kusursuz hizmet anlayışıyla buluşuyor.


İSTANBUL | ŞEHRİN KATMANLARI ARASINDA

ThePeninsulaIstanbul, yüzyıllardır farklı kültürlere ev sahipliği yapan şehrin zengin mirasını sanat, mimari, sinema ve yerel yaşam üzerinden yeniden keşfetmeye davet ediyor.

İznik Çinilerinden Hat Sanatının İhtişamına: Osmanlı Sanatı Turu, İstanbul’un köklü sanat ve zanaat geleneğinin izini sürüyor. Rüstem Paşa Camii’nin İznik çinilerinden Hünkâr Kasrı’nın ahşap işçiliğine uzanan rota, tarihi bir konakta gerçekleştirilen ebru atölyesiyle devam ediyor. Mihrimah Sultan Camii ve Tekfur Sarayı Çini Müzesi ziyareti ise Osmanlı estetiğini farklı dönemler ve teknikler üzerinden keşfetme olanağı sağlıyor.

Sinemaseverler için hazırlanan Istanbul 007 – James Bond’un İzinde, İstanbul’u sinema tarihinin en ikonik serilerinden birinin gözünden ele alıyor. Sirkeci Garı, Eminönü ve Mısır Çarşısı’ndan Kapalıçarşı’nın çatılarına ve Yedikule Hisarı’na uzanan deneyim, FromRussiawithLove ve Skyfall gibi James Bond filmlerinin hafızalara kazınan İstanbul sahnelerinin izini sürüyor.

Fotoğraf ve şehir kültürünü buluşturan TheEye of Istanbul – Ara Güler’den İlham Alan Fotoğraf Rotası ise İstanbul’un zamana direnen mahallelerini usta fotoğrafçı Ara Güler’in bakış açısından keşfetmeye davet ediyor. Vefa ve Ayvansaray sokaklarında ilerleyen rota, geleneksel bir balıkçı teknesiyle Haliç kıyılarında devam ederek şehrin gündelik yaşamını ve nostaljik dokusunu farklı bir perspektiften görünür kılıyor.

LONDRA | ŞEHRİN GİZLİ HİKÂYELERİNİ KEŞFETMEK

ThePeninsulaLondon, şehrin tarihini, kültürünü ve yaşam tarzını alışılmış rotaların ötesinde keşfetmeye odaklanıyor.

Yard-O-Led ile Kaligrafi Deneyimi, misafirleri İngiliz yazı gereçleri üreticisinin tarihi Piccadilly Arcade adresine götürüyor. Kaligrafinin temel tekniklerinin keşfedildiği deneyim, ThePeninsulaLondon’ın özel araçlarıyla gerçekleştirilen şehir yolculuğu ve Brooksland Bar’da Londra manzarası eşliğinde sunulan Yard-O-Led’den ilham alan özel bir kokteylle tamamlanıyor. Misafirlere ayrıca özel bir yazı kâğıdı seti hediye ediliyor.

Otomobil tutkunları için Tuthill ile Oxfordshire’da Bir Gün, Porsche dünyasının önde gelen isimlerinden Tuthill’in özel atölyesine erişim sağlıyor. Kıdemli bir ekip üyesi eşliğinde gerçekleştirilen özel turun ardından, Sir John Soane tarafından tasarlanan 400 yıllık Aynhoe Park’taki TheOrangery’de öğle yemeği sunuluyor. Deneyim, arzu eden konuklar için yüksek performanslı simülatör eğitimiyle genişletilebiliyor.

NEW YORK | ŞEHRİN İKONLARINA YAKINDAN BAKIŞ

ThePeninsula New York, moda, sanat ve gastronomi ekseninde şehrin farklı yüzlerini keşfetmeye olanak tanıyor.

BalmainBoutiqueExperience, misafirleri ikonik Paris moda evinin dünyasına davet ediyor. Koku keşfi, kişiselleştirilebilir Button Bar deneyimi ve özel hediyeler, Balmain’inBalmain’in imza niteliğindeki zanaatkârlığını yakından hissettiriyor.

TheNationalArts Club ExclusiveTour, kurumun küratörü eşliğinde New York’un tarihi ve kültürel mirasına özel erişim sağlarken, deneyim etkileyici vitray kubbenin altında servis edilen kokteyllerle tamamlanıyor.

Şehrin gastronomik ruhunu takip eden Iconic New York BitesFoodTour ise yerel bir uzman eşliğinde bagel, pizza ve şehrin sevilen tatlıları arasında uzanan bir yürüyüş rotasıyla New York’un gündelik lezzet kültürünü keşfediyor.

PARİS | SANAT, ZANAAT VE GASTRONOMİ

ThePeninsula Paris, şehrin kültürel ve gastronomik mirasına ayrıcalıklı erişim sunan deneyimleriyle öne çıkıyor.

Otuz yılı aşkın dostluğu kutlayan MaisonDeutz ile Champagne Deneyimi, normalde halka kapalı olan prestijli Champagne evinin dünyasını keşfetme fırsatı sunuyor. Founder’s House ve tarihi mahzenlerin özel ziyaretinin ardından, üzüm bağları manzarasında aperitif ve seçkin şampanyalarla eşleştirilen gastronomik bir öğle yemeği geliyor.

StudioHarcourt – The Art of Portraiture, ikonik Fransız fotoğraf kurumunun imza niteliğindeki portre deneyimini misafirin süitine taşıyor. Profesyonel ekip tarafından gerçekleştirilen çekimin ardından retouch edilmiş portre, fine art kâğıda basılarak özel StudioHarcourt kutusunda sunuluyor.

Gastronomi tutkunları için RooftopGardenTourand Michelin-StarredLunch, ExecutiveChef David Bizet eşliğinde otelin gizli çatı bahçesini keşfetme ve burada yetiştirilen mevsimsel ürünleri tanıma fırsatı sunuyor. Deneyim, L’Oiseau Blanc’ta Michelin yıldızlı öğle yemeği ve özenle seçilmiş şaraplarla tamamlanıyor.

TOKYO | GELENEĞİN ÇAĞDAŞ YORUMLARI

ThePeninsula Tokyo, Japon kültürünü zanaat, gastronomi ve kişisel yaratıcılıkla buluşturan deneyimleriyle Tokyo’nun daha özgün yüzünü ortaya çıkarıyor.

JapaneseKintsugi Art Workshop, KINTSUGIKURASHI’nin usta zanaatkârları eşliğinde Kintsugi sanatının tarihini, felsefesini ve tekniklerini keşfetme fırsatı sunuyor. Misafirler, Japonya’dan seçilmiş Hasami seramikleri üzerinde çalışarak kendi benzersiz eserlerini yaratıyor.

YurakuchoFoodTour, Ginza, Shimbashi ve Yurakucho’nun tarihi sokaklarını ve yokocho’larını keşfederken dört özel durakta Tokyo’nun yerel gastronomi kültürünü deneyimleme imkânı sağlıyor. Deneyim, Japon yemek adabına ilişkin özel bir girişle başlıyor.

Ichijiku Kimono BespokeExperience ise Shibuya’daki özel IchijikuGallery’de nadir vintage kimono kumaşlarını keşfetmeye ve tasarımcı Aaron Benjamin ile kişiye özel bir tasarım yaratmaya olanak tanıyor. Seçilen vintage ipek, misafirin stiline göre benzersiz bir cekete dönüştürülüyor.

ThePeninsula Academy'nin sunduğu deneyimlerin ortak noktası, destinasyonları bir ziyaretçinin gözünden değil, içeriden deneyimleme fırsatı sunmaları.

Londra’nın zanaat geleneğinden New York’un kültürel mirasına, Paris’in gastronomik dünyasından Tokyo’nun kadim sanatlarına uzanan bu programlar, ThePeninsula’nın lüks anlayışının yalnızca mekân ve hizmetle sınırlı olmadığını ortaya koyuyor.

Çünkü gerçek lüks, yalnızca bir yere gitmek değil; o yerin hikâyesine ayrıcalıklı bir şekilde dahil olabilmek.


Yakın Kaçamaklardan Egzotik Keşiflere Uzanan İlham Veren Rotalar

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Yakın Kaçamaklardan Egzotik Keşiflere Uzanan İlham Veren Rotalar

Günlük hayatın yoğun temposunda, hepimize iyi gelen küçük bir motivasyon var: yaklaşan tatiller. Kimi zaman kısa bir kaçamak, kimi zaman uzun zamandır hayalini kurduğumuz bir keşif... Özellikle sonbahar ve kış döneminde denk gelen ara tatiller ve özel dönemler, aileler ve çiftler için yılın en keyifli seyahat planlarına dönüşüyor.

Club Med, 2026–2027 sezonunda Kasım ara tatili, sömestr dönemi ve Kurban Bayramı ile birleşen Mart ara tatili için öne çıkan destinasyonlarını bir araya getiriyor. Güneşin peşinden gitmek isteyenlerden kayak tutkunlarına kadar herkes için ilham veren rotalar bu sezon da dikkat çekiyor.

Club Med Günleri Başlıyor: Kış Tatilini Avantajlı Planlama Dönemi

1–15 Eylül tarihleri arasında gerçekleşecek “Club Med Günleri” kapsamında misafirler, seçili destinasyonlarda %15'e varan indirim avantajlarından yararlanabilecek.

Yaklaşan kış günlerinde içinizi ısıtacak tatillerin hayalini kurmaya başlamak ve sezonun en özel rotalarını avantajlı fırsatlarla planlamak için bu dönem önemli bir rezervasyon fırsatı sunuyor.

Eylülde Bodrum Bir Başka Güzel

Yazın en sakin ve keyifli dönemlerinden biri olan eylül ayında Bodrum, denizin ve doğanın tadını çıkarmak isteyenler için ideal bir kaçış sunuyor. Kalabalığın yavaşça çekildiği bu dönemde, Ege'nin huzurlu atmosferiyle buluşmak; uzun kahvaltılar, deniz kenarında geçirilen dingin günler ve gün batımı sofralarıyla unutulmaz bir deneyime dönüşüyor.

Kasım Ara Tatilinde Rota: Maldivler

14–21 Kasım tarihleri arasında gerçekleşecek ara tatil, güneşi ve sıcak iklimleri özleyenler için mükemmel bir fırsat sunuyor. Club Med Kani Maldivler, Hint Okyanusu'nun turkuaz sularında unutulmaz bir deneyim vadediyor.

Su üstü villalarda, dalga sesleri ve hafif okyanus esintisi eşliğinde dinlenirken; şnorkel deneyimiyle rengârenk mercan resiflerini ve canlı su altı yaşamını keşfetmek mümkün. Daha farklı bir deneyim arayanlar için ise gün batımında katamaranla açılmak ve denizin ortasında kurulan özel sofralarda yerel lezzetlerin tadını çıkarmak tatilin en özel anlarından biri oluyor. Talebe göre hazırlanan taze yerel istakozlar eşliğinde düzenlenen katamaran piknikleri ise Maldivler deneyimini bambaşka bir seviyeye taşıyor.

Sömestirde İki Farklı Dünya: Alplerde Kayak ya da Güney Afrika'da Safari

23 Ocak – 6 Şubat tarihleri arasındaki sömestr dönemi için Club Med, ailelere birbirinden farklı iki eşsiz deneyim sunuyor.

Kayak severler için sezonun öne çıkan adreslerinden biri Club Med La RosièreExclusive Collection. 1950 metre rakımda konumlanan tesis, Tarentaise yamaçlarının etkileyici manzarasıyla dikkat çekiyor. Misafirler Fransız Alpleri'nden kayarak İtalyan Alpleri'ne geçebilir, zirvedeki dağ kafelerinde sıcak çikolata molası verebilir ve ailece kayak tatilinin keyfini çıkarabilir.

Bambaşka bir deneyim arayanlar için ise Club Med South AfricaBeach& Safari konsepti öne çıkıyor. Misafirler önce sahil resort'unda konaklayıp ardından savananın kalbindeki Vikela Safari Lodge'da vahşi doğayla iç içe unutulmaz anlar yaşayabiliyor.

Gün doğumunda başlayan safari turları, doğal yaşamı yakından keşfetme fırsatı sunarken; gün batımında altın ve turuncu tonlara bürünen savanda kamp ateşi etrafında geçirilen akşamlar bu deneyimi eşsiz kılıyor. Uzaklardan gelen hayvan sesleri, geleneksel müzikler ve hikâye anlatımlarıyla safari deneyimi gece boyunca büyüleyici bir atmosfere dönüşüyor.

Mart Ara Tatili ve Kurban Bayramı ile Birleşiyor

6–13 Mart tarihlerinde Kurban Bayramı'nın ara tatil dönemiyle birleşmesi, aileler için uzun soluklu bir seyahat planı yapmak adına önemli bir fırsat yaratıyor. Club Med bu dönemde hem kayak hem güneş destinasyonlarıyla farklı tatil beklentilerine hitap ediyor.

Kayak ve Alp Köylerinin Büyüsü: PragelatoSestriere

İtalyan Alpleri'nde konumlanan Club MedPragelatoSestriere, büyüleyici dağ köyleri ve etkileyici manzaralarıyla öne çıkıyor. Misafirler Dolomitler'in dramatik zirvelerini keşfedebilir, LagoBlu'nun etkileyici maviliğini görebilir ve kayak sonrası spa keyfiyle dinlenebilir.

Aileler için hem aktif hem keyifli bir atmosfer sunan tesiste, havuz aktiviteleri, kayak sonrası eğlenceleri ve İtalyan mutfağının dağ spesiyaliteleri tatilin unutulmaz parçaları arasında yer alıyor.

Güneşi Özleyenlere: Seyşeller Exclusive Collection

Hint Okyanusu'nun en özel destinasyonlarından biri olan Club MedSeychellesExclusive Collection, doğa ve deniz tutkunları için eşsiz bir kaçış sunuyor.

La Digue'in el değmemiş plajları, Praslin'in tropik doğası ve Mahé Adası'nın yemyeşil yürüyüş rotaları; misafirlere yalnızca dinlenme değil, keşif dolu bir deneyim de vadediyor.

Dalış ve şnorkelli yüzme aktiviteleriyle mercan resiflerini keşfetmek, UNESCO Dünya Mirası listesindeki Vallée de Mai'de yürüyüş yapmak ve Victoria'nın renkli sokaklarını gezmek Seyşeller deneyiminin öne çıkan detayları arasında bulunuyor.

Club Med, tüm bu destinasyonlarda sunduğu premium her şey dahil konseptiyle; gastronomiden aktivitelere, çocuk kulüplerinden wellness deneyimlerine kadar tatilin her anını konforlu ve ayrıcalıklı hale getiriyor.

Club Med Hakkında

1950 yılında kurulan Club Med, premium her şey dahil tatil konseptinin öncüsü olarak dünyanın en köklü tatil markalarından biridir. Bugün Avrupa, Asya, Afrika, Amerika ve Hint Okyanusu dahil olmak üzere dünyanın en seçkin destinasyonlarında faaliyet gösteren Club Med; aileler, çiftler ve arkadaş grupları için ayrıcalıklı tatil deneyimleri sunmaktadır.

Gurme mutfaklar, spor ve wellness aktiviteleri, çocuk kulüpleri ve doğayla iç içe tesis anlayışıyla Club Med, misafirlerine yalnızca bir konaklama değil, deneyim odaklı bir yaşam tarzı sunar. Türkiye'de Club Med Palmiye Antalya ve Bodrum tesisleriyle hizmet veren marka, aktif yaşam, premium hizmet ve sosyal tatil deneyimini bir araya getirmektedir.


ÇANAKKALE’NİN 52 LEZZET NOKTASI FESTİVALDE ZİYARET EDİLDİ

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MICHELIN YILDIZLI ŞEFLERDEN ÇANAKKALE LEZZET ÖNERİLERİ: DENİZ ÜRÜNLERİNDEN MEŞHUR PEYNİR HELVASINA UZANAN SEÇKİ

ÇANAKKALE’NİN 52 LEZZET NOKTASI FESTİVALDE ZİYARET EDİLDİ

ÇANAKKALE LEZZETLERİ ZEYTİNYAĞI İLE TAÇLANIYOR: PEKİ İYİ ZEYTİNYAĞI NASIL SEÇİLİR? 

Kültür ve Turizm Bakanlığınca düzenlenen Çanakkale Kültür Yolu Festivali, eşsiz lezzet dünyasını aralarında Michelin yıldızlı şeflerin de bulunduğu altı isimle bir araya getirdi. Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen “Lezzet Noktası” projesi kapsamında Çanakkale’de bulunan şef ve konuk isimler, öne çıkan işletmeleri ziyaret ederek şehrin köklü mutfak kültürünün peşine düştü. 

52 Lezzet Noktası’nın bulunduğu Çanakkale’de, işletme sahipleri ve ustalarla bir araya gelen isimler, kuşaktan kuşağa aktarılan özel lezzetleri bizzat dinledi. Her şef ve konuk Çanakkale’nin birbirinden farklı yemeklerine dikkat çekerken, ortak nokta “zeytinyağı” oldu. Peki her mutfakta her lezzeti tadıyla taçlandıran zeytinyağının iyisi nasıl seçilir? 

Çanakkale Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına Michelin yıldızlı şef Maksut Aşkar ev sahipliği yaptı. Michelin yıldızlı şef Emre Şen, şef Celal Gürkan Yılmaz, gastronomi yazarı Müge Akgün, yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı ve içerik üreticisi Oğuz Yenihayat ise festivalin konuk isimleri arasında yer aldı. Gastronomi dünyasının bilinen isimleri, deniz ürünlerinin mutfak lezzetlerini büyük ölçekte şekillendirdiği Çanakkale tatlarının izini sürdü. “Lezzet Noktası” seçkisiyle öne çıkan 52 işletme, şehrin zengin mutfak kültürünü gözler önüne serdi. Çanakkale’nin kendine özgü lezzetlerini tamamlayan zeytinyağı ise bu kez yalnızca sofraların değil, festivalin de dikkat çeken tatlarından biri oldu.

“GİTTİĞİNİZ MEVSİMDE BULABİLDİĞİNİZ KADAR LEZZET TADIN”

Programın ev sahibi Michelin yıldızlı şefi Maksut Aşkar, Çanakkale’ye ilk kez gelenlere üç lezzet önermek yerine, mevsiminde karşılarına çıkan tüm tatları denemelerini tavsiye etti. Maksut Aşkar, kentin her mevsimde farklı lezzetler sunduğuna dikkat çekti. Çanakkale’nin deniz, boğaz ve verimli toprakların bir araya geldiği özel coğrafyasının mutfağa da yansıdığını belirten Aşkar, deniz ürünleri ve topraktan gelen sebze ve meyvelere kadar kentin sunduğu ürünlerin keşfedilmeye değer olduğunu söyledi.


Şef Maksut Aşkar, “Lezzet Noktası” projesinin ülke genelinde 26 şehrin tüm lezzet değerlerini ortaya çıkardığını, şehirleri ziyaret eden turistlerin doğru lezzet noktalarına ulaşarak o yöreye özgü, mutlaka tadılması ve keşfedilmesi gereken tatlarla tanışmalarını sağlayan iyi bir fırsat olduğunu ifade etti. Aşkar, sözlerini “İyi ki Çanakkalemiz var, bu yüzden buradayız. Çanakkale lezzetlerini keşfetmek için hep beraber dolaşıyoruz” diyerek sonlandırdı. 

3 LEZZET TAVSİYESİ: FIRINLANMIŞ PEYNİR HELVASI, SARDALYA TURŞUSU VE KARABİGA KARİDESİ

Programın konuğu Michelin yıldızlı şefi Emre Şen, Çanakkale’ye ilk kez gelenlerin özellikle fırınlanmış peynir helvası, sardalya turşusu ve karabiga karidesini tatmasını önerdi. Emre Şen, kentin mutfak anlayışında ürünün doğal lezzetini korumanın önemli olduğunu vurguladı. Çanakkale mutfağında ürünlere fazla müdahale edilmeden, basit ve lezzetli tarifler ortaya koyulduğunu belirten Şen, zeytinyağının da önemine dikkat çekip, otlardan balıklara kadar mutfağın pek çok alanında kullanıldığını söyledi. 

“Bence muhteşem bir coğrafyaya muhteşem bir mutfak” diyen Şen, Lezzet Noktaları projesinin şahane olduğunu, böylece yerel lezzet çeşitliliğinin öne çıktığını ifade etti. Şef Emre Şen, Çanakkale’nin lezzetlerinin daha geniş kitlelerle buluşmasının önemine dikkat çekerek, yerli ve yabancı ziyaretçilerin bu tatları gelip deneyimlemelerini tavsiye etti. 

“ÇANAKKALE’YE GELENLER OMAÇ ÇORBASI VE TÜMBİYİ MUTLAKA DENEMELİ”

2009’da açılan ve Çanakkale’nin yöresel tatlarını yaşatan adreslerden Cevahir Lokanta İşletmecisi Ömür Aykut, kente ilk kez gelenlerin omaç çorbası, tumbi, keşkek ve peynir helvasını denemesini önerdi. Çanakkale mutfağının diğer yörelerden ayrılan özelliklerinden birinin daha hafif yemekler olduğunu belirten Aykut, özellikle zeytinyağlıların ve mevsiminde hazırlanan sebze yemeklerinin müşteriler tarafından ilgi gördüğünü söyledi. 

Aykut, “Lezzet Noktaları” projesi kapsamında kente gelen ziyaretçilerin yerel yemekleri tanımasının hem gastronomi hem de turizm açısından önemli olduğunu ifade etti.

GİRİT’TEN ÇANAKKALE’YE UZANAN 86 YILLIK BİR RESTORAN HİKAYESİ

1940 yılında kurulan Yalova Restoran 3. Kuşak İşletmecisi Ertuğrul Sürgit, ailesinin Girit’ten Çanakkale’ye uzanan yolculuğunu ve restoranın kuruluş öyküsünü paylaştı. Girit mutfağının izlerini taşıyan aile mirasının zaman içinde Çanakkale mutfağıyla bütünleştiğini belirten Sürgit, kentin mutfak kültürünü bir “göç mutfağı” olarak tanımladı. Çanakkale’nin denizle olan güçlü bağının ise bu mutfağı farklılaştıran en önemli unsurlardan biri olduğunu söyleyerek Akdeniz ve Ege mutfağını çok kullandıklarını dile getirdi.

Ertuğrul Sürgit, Çanakkale’nin coğrafi işaretli Ezine peyniri, domatesi, sardalyası, Bayramiç beyazı, Umurbey kirazı, Umurbey şeftalisi ve peynir helvası gibi pek çok ürünüyle öne çıktığını belirtti. Sürgit, mevsimsel ürünlerin mutfaktaki önemine dikkat çekti. Restoranlarında yaklaşık 30-35 kilometrelik çevreden temin edilen ürünleri kullanmaya özen gösterdiklerini söyleyen Sürgit, böylece hem yerel üreticileri desteklediklerini hem de Çanakkale’nin kendi ürünlerini mutfakta yaşattıklarını ifade etti. Sardalya, Yeniköy barbunu, Bozcaada kalamarı ve ahtapot gibi deniz ürünlerinin de kentin lezzetlerinde önemli bir yere sahip olduğunu belirtti.

Sürgit, Türkiye Kültür Yolu Festivali başladığında misafir sayılarının arttığını, işletme ekonomisine fayda sağladığını sözlerine ekledi. 

114 YILLIK BİR İSİM, KUŞAKLARDIR DEĞİŞMEYEN BİR LEZZET

Babalık Tekin Helvacısı İşletme Müdürü Murat Güven, şehrin simge tatlarından peynir helvasının köklü adreslerinden Babalık Tekin’in hikayesini anlattı. İşletmenin 1912 yılında Reyhan Osmanoğlu tarafından kurulduğunu ve bugün dördüncü kuşak tarafından sürdürüldüğünü söyleyen Güven, işletmenin “Babalık” adını ise kurucusunun yardımsever kişiliğinden aldığını aktardı. Bugün klasik peynir helvasının yanı sıra fırınlanmış ve fıstıklı çeşitleri de hazırladıklarını belirten Güven, işletmesinde sabah erken saatlerde fırından çıkan Boşnak böreği ve koyun yoğurdundan da bahsetti. Lezzetin temelinde günlük toplanan süt, peynir üretimi ve geleneksel hazırlama yöntemlerinin bulunduğunu ifade etti.

İYİ ZEYTİNYAĞINI ANLAMANIN İPUÇLARI NELERDİR?

Zeytinyağı uzmanı Ayşenur Tokmak Beycan, Çanakkale mutfağının öne çıkan ürünlerinden zeytinyağının kalitesini anlamanın yollarını anlattı. Beycan, iyi bir zeytinyağında öncelikle aromanın ve kokunun belirgin olması gerektiğini söyledi. Erken hasat zeytinyağının kendine özgü aromasına dikkat çeken Beycan, tadım sırasında zeytinyağının ağızda bıraktığı his ve genizde oluşturduğu yakıcılığın kalite hakkında fikir verebileceğini belirtti. Soğuk sıkım zeytinyağının ise ürünün kendine özgü dokusunu ve lezzetini korumaya yardımcı olduğunu ifade etti.

Zeytinyağında kalitenin yalnızca hasat zamanı ve yöntemiyle değil, zeytinin toplanmasından fabrikaya ulaştırılmasına ve sıkım sürecine kadar tüm aşamalarda gösterilen özenle belirlendiğini vurgulayan zeytinyağı uzmanı Ayşenur Tokmak Beycan, izlenebilir üretimin önemine dikkat çekti. Çanakkale’nin zeytinyağı üretimindeki potansiyeline de değinen Beycan, üretim tesislerinin uluslararası alandaki başarılarının kentin bu alandaki değerini ortaya koyduğunu söyledi.

ÇANAKKALE’NİN MUTFAĞINI KEŞFETMEK İÇİN ROTANIZ HAZIR

“Lezzet Noktası” seçkisinde yer alan 52 durak, Çanakkale’nin denizle, zeytinliklerle ve bereketli topraklarla şekillenen mutfak kültürünü sofralarda buluşturuyor. Deniz ürünlerinden zeytinyağlılara, yöresel yemeklerden geleneksel tatlılara uzanan seçki, kentin farklı ilçelerinde karşılaşılabilecek lezzetleri tek bir rota üzerinde keşfetme imkanı sunuyor.

Ege ve Marmara’nın kesişiminde yer alan Çanakkale’nin mutfak kültüründe denizin sunduğu ürünler kadar zeytinyağı, mevsimsel ürünler ve yerel malzemeler de önemli bir yer tutuyor. “Lezzet Noktası” rotası, kente gelen ziyaretçileri yalnızca ne yiyeceklerini keşfetmeye değil, Çanakkale sofrasını şekillendiren farklı tatları bir arada deneyimlemeye davet ediyor.


5 Eylül 2026 Cumartesi

KRUVAZİYER TURİZMİNİN YENİ MERKEZİ İSTANBUL


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KRUVAZİYER TURİZMİNİN YENİ MERKEZİ İSTANBUL 

KRUVAZİYERDE YOLCU TRAFİĞİ 12 AY DEVAM EDECEK: KIŞ SEZONUNDA 51 SEFER, 150 BİN YOLCU HEDEFİ

Türkiye’de kruvaziyer turizminin ana merkezi haline gelen İstanbul, uluslararası kruvaziyer şirketlerinin yeni sefer ve ana liman tercihleriyle öne çıkıyor. Uluslararası kruvaziyer şirketleri İstanbul’u yalnızca uğrak noktası değil, seferlerin başlayıp sona erdiği ana liman olarak tercih etmeye başladı. MSC Cruises ile başlayan düzenli kış seferlerine AROYA Cruises’ın da katılmasıyla, 2026-2027 kış sezonunda Galataport İstanbul’dan 51 sefer gerçekleştirilmesi ve 150 bin yolcu ağırlanması hedefleniyor.

Türkiye limanlarında 2026’nın ilk yedi ayında toplam kruvaziyer yolcu hareketliliğinin 1 milyon 70 bin 481’e ulaşmasının ardından gelen yeni ana liman programları, sektördeki büyümenin önümüzdeki dönemde de devam edeceğinin önemli göstergelerinden biri oldu. İstanbul ise 128 bin 908ana liman kruvaziyer yolcusuyla yılın ilk yedi ayında Türkiye’de ilk sıraya yerleşti.

İSTANBUL, AKDENİZ’DE ANA LİMAN MERKEZİ OLARAK ÖNE ÇIKIYOR

Türkiye’nin kruvaziyer turizminde son yıllarda yakaladığı ivme, uluslararası şirketlerin rota planlamalarına da yansımaya başladı. İstanbul, sahip olduğu havayolu bağlantıları, tarihi ve kültürel zenginliklerinin yanı sıra Galataport İstanbul’un kruvaziyer altyapısıyla Akdeniz çanağında ana liman merkezi olarak öne çıkıyor.

Bu yöndeki en dikkat çekici gelişmelerden biri AROYA Cruises’dan geldi.

Şirket, 10 Ekim 2026-24 Nisan 2027 tarihleri arasında İstanbul’u ana liman olarak kullanacağı yeni programıyla Galataport İstanbul çıkışlı seferler gerçekleştirecek. Program kapsamında Bodrum, Marmaris, Kuşadası ve İskenderiye gibi Akdeniz’in önemli destinasyonları ziyaret edilecek. AROYA’nın tercihi, İstanbul’un kruvaziyer trafiğinin yaz sezonunun dışına taşınması açısından da yeni bir adım olacak.

İSTANBUL’DA KRUVAZİYER SEZONU ARTIK 12 AY

Galataport İstanbul’da düzenli kış seferleri Kasım 2024’te MSC ile başladı. Kasım 2024-Nisan 2025 döneminde 25 seferde 55 bin yolcu, Kasım 2025-Nisan 2026 döneminde ise 21 seferde 52 bin yolcu ağırlandı.

AROYA’nın da sisteme dahil olmasıyla Kasım 2026-Nisan 2027 döneminde Galataport İstanbul’da 51 sefer ve 150 bin yolcu hedefleniyor. AROYA’nın bu toplam içindeki payının 26 sefer ve 78 bin yolcuya ulaşması bekleniyor. Böylece geçen yıla göre kış dönemindeki sefer sayısında yüzde 143, yolcu sayısında ise yüzde 188 artış öngörülüyor.

Bu tablo, İstanbul’un klasik yaz sezonunun dışına çıkarak 12 ay boyunca kruvaziyer gemilerine ana liman hizmeti verebilen bir destinasyona dönüşmesi açısından önem taşıyor.

AROYA’nın İstanbul için planladığı yeni programın Türkiye’nin diğer limanlarına da doğrudan katkı sağlaması bekleniyor. İstanbul başlangıçlı programda Türk limanlarına yapılacak ilave uğraklarla birlikte şirketin Türkiye kruvaziyer sektörüne katkısının 76 ek sefere ulaşacağı belirtiliyor.

KRUVAZİYER YOLCU HAREKETLİLİĞİ 7 AYDA 1 MİLYONU AŞTI 

İstanbul’daki yeni ana liman hareketliliği, Türkiye genelindeki güçlü kruvaziyer performansının yaşandığı bir döneme denk geldi.

Türkiye limanlarını ziyaret eden kruvaziyer yolcu sayısı, 2026 yılının ilk yedi ayında 1 milyon 70 bin 481’e ulaştı. Aynı dönemde Türk limanlarına 656 kruvaziyer tipi yolcu gemisi uğradı.

Yılın başında daha sınırlı olan trafik, turizm sezonuyla birlikte hızla arttı. Ocak ayında 28 bin 625 olan kruvaziyer yolcu hareketliliği, temmuz ayında 314 bin 26’ya yükseldi.

Toplam 1 milyon 70 bin 481 kişilik hareketliliğin; 192.461’ini ana liman yolcuları, 878 bin 20’sini transit yolcular oluşturdu.

ANA LİMAN YOLCU HAREKETLİLİĞİNDE İSTANBUL İLK SIRADA

İstanbul, 2026 yılının ilk yedi ayında 128.908 ana liman yolcusuyla Türkiye’de ilk sırada yer aldı. İstanbul’u 28 bin 177 ana liman yolcusuyla Kuşadası, 20 bin 844 ana liman yolcusuyla Çeşme takip etti.

Ana liman ve transit yolcuların tamamını kapsayan toplam hareketlilikte ise Kuşadası ilk sırayı aldı.

Kuşadası Liman Başkanlığına bağlı limanlara ilk yedi ayda 274 kruvaziyer gemisi uğrarken, toplam 480 bin 983 yolcu hareketliliği gerçekleşti.

İstanbul Liman Başkanlığına bağlı limanlar ise 119 gemi ve 265 bin 369 yolcu ile Kuşadası’nı takip etti. 

KRUVAZİYER TRAFİĞİ TÜRKİYE’NİN KIYILARINA YAYILDI

Türkiye’nin kruvaziyer performansı yalnızca İstanbul ve Kuşadası ile sınırlı kalmadı.

Marmaris’te 28 gemi ve 78 bin 319 yolcu, Bodrum’da 59 gemi ve 68 bin 633 yolcu, İzmir’de 35 gemi ve 66 bin 398 yolcu, Çeşme’de ise 39 gemi ve 22 bin 866 yolcu hareketliliği kaydedildi.

Türkiye’nin Akdeniz, Ege, Marmara ve Karadeniz kıyılarına yayılan bu hareketlilik, ülkenin kruvaziyer turizminde çok merkezli bir destinasyon yapısına kavuştuğunu ortaya koyuyor.

İstanbul’da ise yeni ana liman programlarının devreye girmesiyle bu büyümenin farklı bir boyuta taşınması bekleniyor. Galataport İstanbul’un kış döneminde de uluslararası kruvaziyer şirketleri tarafından ana liman olarak tercih edilmesi, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde sezonu 12 aya yayma hedefinin en somut göstergelerinden biri olarak öne çıkıyor.

Türkiye Turizm Tanıtım ve GeliştirmeAjansı (TGA), Türkiye’yi uluslararası alanda güçlü bir kruvaziyer merkezi haline getirmek amacıyla GoTürkiye platformu üzerinden hedefli tanıtım ve pazarlama faaliyetleri yürütüyor. Bu çalışmalarla Türkiye’nin kruvaziyer destinasyonlarının uluslararası görünürlüğünün artırılması ve ülkemizin küresel kruvaziyer turizmindeki rekabet gücünün daha da güçlendirilmesi hedefleniyor.


“MOĞOLA”DAN MUĞLA’YA


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“MOĞOLA”DAN MUĞLA’YA 

Tarihsel kaynaklara ve bulgulara göre Muğla’nın Antik Çağ'daki isimlerinden biri “Moğola” idi. Yüzyıllar boyunca dilden dile dolaşan bu antik adın, zamanla evrilerek Muğlahalini aldığı düşünülmektedir. Halk arasında dolaşan rivayete göre ise il, adını Selçuklu Sultanı II. Kılıçarslan'ın komutanlarından olan Muğlu Bey'den almıştır.   


Muğla ve çevresinin bilinen tarihi M.Ö. 3000'li yıllara kadar uzanmaktadır. Coğrafi konumu sayesinde Antik Çağ'dan Cumhuriyet dönemine kadar pek çok farklı medeniyete ev sahipliği yapmıştır. MÖ. 2 bin ila bin yılları arasında bölge Romalıların hakimiyetine geçinceye kadar “Karia” olarak anılan bölgenin ilk yerli halkı, adını efsanevi liderleri "Kar"dan alan Karyalılar olmuştur. Bölgede bulunan Stratonikeia Antik Kenti, Knidos Antik Kenti, Kaunos Antik Kenti ve Mobolla gibi önemli antik kentler, Karia uygarlığının günümüzdeki izleridir. 


Karyalıların ardından Lidyalılar, Persler, Romalılar ile Bizanslıların yönetimine geçen bölgede yüzyıllar süren medeniyet geçişleri yerleşik bir demografik altyapı bırakmıştır. Muğla'nın bugünkü yerli halkının etnik ve kültürel kökeni, Anadolu'ya 13. yüzyıldan itibaren yerleşen Oğuz/Türkmen (Yörük)boylarına dayanır. 

 MUĞLA YÖRÜK KÜLTÜRÜ 

Yörüklerin yaşam tarzı; doğa ile tam bir uyum içinde şekillenen, mevsimsel göçlere, kıl keçisi yetiştiriciliğine, geleneksel el sanatlarına, güçlü imece usulüdayanışmaya ve köklü Oğuz Türkmen geleneklerine dayanan, dağ yaylakları ile sahil kışlakları (sahil köyleri) arasındaki özgün bir yarı göçebedüzendir. Muğla'nın dağlık kesimlerinde ve Menteşe yöresinde hâlâ canlı bir şekilde hissedilen bu kültürün en belirgin unsurları göç yolları, çadır hayatı ve kendine has toplumsal kurallardır.Günümüzde modernleşme ve iskân politikaları nedeniyle tamamen yerleşik hayata geçilmiş olsa da, geleneksel yaşam tarzının izleri yaylacılık ritüelleri ve kültürel etkinliklerle yaşatılmaktadır.

Yayla Geleneği: Yaz sıcaklarının başlamasıyla birlikte Yörükler, sahildeki kışlaklarından hayvanlarıyla (özellikle kıl keçisi) birlikte Sandıras Dağı’na veya Gökova çevresindeki yüksek, serin yaylalara göç ederler.

Kıl Çadırlar:Keçi kılından özel olarak dokunan siyah kıl çadırlar, Yörüklerin sökülüp taşınabilir pratik evleriydi. Yörük obasının temel yerleşim birimi olan bu çadırlar yaz aylarında serin, kış aylarında sıcak tutar ve suyu içeri geçirmezdi.

El Sanatları ve Dokumacılık: Kadınlar kıl ve yünleri kök boyalarla renklendirip tezgahlarında heybe, torba, çuval ve kilim dokurken; erkekler hayvancılık, tarım ve doğa şartlarına uygun araç gereç yapımıyla ilgilenirdi.

İmece ve Misafirperverlik: Yörük toplumunda imece usulü yardımlaşma en üst düzeydedir; ev yapımı, çadır taşıma veya hasat zamanı tüm oba birbirine destek olur. Misafire büyük bir hürmet gösterilir ve oba çadırına gelen kimse geri çevrilmezdi.

Aksakallı ve İhtiyar Heyeti: Anlaşmazlıklar, oba büyüklerinin ve yaşlılarının (aksakallıların) kurduğu gayriresmi mecliste adaletli bir şekilde çözülürdü.

Kıl Keçisi Yetiştiriciliği: Yörük ekonomisinin ve günlük hayatının merkezinde kıl keçisi yer alırdı. Keçiler hem et, süt ve tulum peyniri ihtiyacını karşılar hem de kırkılan kılları çadır ve dokuma yapımında ham madde olarak kullanılırdı.

Müzik ve Halk Oyunları: Sipsi, çığırtma ve bağlama eşliğinde çalınan ağır ve vakur zeybek havaları, Yörüklerin mertliğini, cesaretini ve özgürlük düşkünlüğünü simgelerdi.

Yayla Şenlikleri: Baharın ve yazın başlangıcında, Mayıs ayında düzenlenen Hıdırellez şenlikleri, obaların bir araya geldiği, geleneksel kıyafetlerin giyildiği, ortak ritüellerin ve atışmaların yapıldığı en önemli buluşma noktalarıydı.


YÖRÜK KIYAFETLERİ

Orta Asya'dan gelen Türkmen geleneklerinin dağ, yayla ve göçebe yaşam şartlarıyla birleşmesiyle şekillenmiş, canlı renkleri, ağır el işlemeleri ve işlevselliği ile öne çıkan geleneksel giysilerdir. Özellikle Muğla ve Batı Anadolu Yörüklerinde kadın ve erkek kıyafetleri hem estetik hem de sosyal statü, medeni hal veya yaş hakkında ipuçları verir. 

Geleneksel Yörük Kadın Kıyafetleri: 

Üçetek (Entari);kadife, ipek veya kutnu kumaşlardan yapılan, önü boydan boya açık ve etek kısmı belden itibaren üç parçaya (dilime) ayrılan geleneksel dış giysidir. Hareket kolaylığı sağlayan bu parçaların öndeki uçları genelde bele kıstırılarak kullanılır. 

Bindallı;koyu kırmızı, bordo, mor veya lacivert kadife kumaş üzerine altın/gümüş sim sırma ile bitki, çiçek ve yaprak motiflerinin işlendiği, genellikle düğünlerde ve özel kutlamalarda giyilen tek parçalı gösterişli giysidir. 

Şalvar ve Göynek;üçeteğin veya entarinin altına giyilen, genellikle basma ya da ipekten dokunmuş, ağı geniş rahat şalvarlar ile üst kısma giyilen yakasız, kolları pullu/oyalı içliklerdir. 

Başlık ve Aksesuarlar:Başta pullu, oyalı rengarenk yazmalar, çemberler veya yemeniler ile süslenmiş keçe fesler bulunur. Bellerine ise dokuma kuşaklar ya da gümüş tokalı, telkari işlemeli kemerler takılır. 

Geleneksel Yörük Erkek Kıyafetleri (Zeybek Tarzı)

Cepken ve Yelek;gömlek (mintan) üzerine giyilen, genellikle kordena veya sırma işlemelerle süslenmiş, kollarında ve sırtında geleneksel motifler barındıran "kartal kanat" tabir edilen kısa cepkenler/yeleklerdir. 

Şalvar / Zıvka;hareket serbestisi veren, kalın kaba kumaştan ya da çuhadan dikilen kısa ve körüklü şalvar türleridir. 

Puşi (Kefiye) ve Fes: Başta etrafı oymalı/işlemeli fes, boyunda ise ter silmek ve güneşten korunmak için omuzlara sarkıtılan yöresel Yörük puşisi (çefye) bulunur.

Köstek ve Çizme: Beli saran deriden silahlık/kuşak, zeybek kösteği ve ayağa giyilen hakiki deriden körüklü uzun çizmeler erkek kıyafetinin vazgeçilmezidir.

MUĞLA EL SANATLARI 

Muğla'nın el sanatları; köklü Yörük göçebe geçmişi, antik dönemden kalan maden işçiliği ve bölgenin doğal kaynaklarının (keçi kılı, deri, toprak, ahşap) ustalıkla harmanlanmasıyla şekillenmiştir. Muğla ve ilçelerinin, Ahilikgeleneklerini de kapsayan en köklü ve özgün el sanatları şunlardır:

Milas Halı Dokumacılığı: Dünyaca ün kazanmış olan Milas halıları, yerel koyunların yünlerinden elde edilen iplerin kök boyalarla renklendirilmesiyle dokunur. Genellikle koyu kırmızı, sarı ve kahverengi tonlarının hakim olduğu, "Ada Milas", "Cıngıllı Kaftan" gibi özgün geometrik ve bitkisel motifler taşırlar.

Bodrum Sandalcılığı: Geleneksel Bodrum sandaleti, dana ve sığır derisinin çivisiz, tek parça olarak dikilmesiyle yapılır. Ayak yapısına tam uyum sağlayan bu zanaat, yarım asrı aşan ustalar tarafından el emeğiyle yaşatılmaya devam edilmektedir.

Muğla Bakırcılığı ve Metal İşleri: Menteşe ilçesinin tarihi çarşılarında yüzyıllardır süren bakırcılık geleneği, özellikle eski Muğla evlerinin mutfak ihtiyaçları için güğüm, leğen, tepsi ve sahan gibi el yapımı ürünlerin dövülerek üretilmesiyle sürdürülür.

Keçi Kılı Dokumacılığı (Çadır ve Heybe): Yörük kültürünün bir parçası olarak dağ köylerinde keçi kılları (yünleri) eğrilerek dayanıklı heybeler, torbalar, çuvallar ve kıl çadırlar dokuma tezgahlarında üretilir. 

Nalbantlık: Yörük yaşamının, dağ köylerindeki tarım/taşımacılığın ve geleneksel atçılığın merkezinde yer alan, demirin ateşle işlendiği köklü bir zanaattır. Motorlu araçların yaygınlaşmasından önce köy hayatının vazgeçilmezi olan bu meslek, günümüzde dağ köylerinde, rahvan at kültüründe ve Muğla genelindeki nadir son ustaların gayretleriyle yaşatılmaktadır.

Ahşap Oymacılığı: Ustalar kuş, kelebek ve mantar gibi yerel biyoçeşitlilik unsurlarını ahşaba büyük bir ustalıkla aktarmaktadır.Menteşe ve Fethiye başta olmak üzere il genelinde bu zanaatı son dönemde dağ, taş ve ağaç oymacılığıyla yaşatan mahalli ustalar bulunmaktadır.

Yatağan Bıçakçılığı: Yatağan ilçesinde demircilik ve bıçak yapımı Osmanlı dönemine kadar uzanan bir zanaattır. Özel çeliklerin elde dövülmesi, kabza süslemeleri ve keskinliğiyle tanınan Yatağan bıçağıbölgenin geleneksel kesici alet üretim mirasıdır.

MUĞLA MUTFAĞI 

 Muğla mutfağında, zengin Yörük kültürü ile kıyı Ege-Akdeniz lezzetleri birleşmiştir. Yabani otların ve saf zeytinyağının öne çıktığı Muğla mutfağı sağlıklı bir beslenme kültürüne sahiptir. Dağ köylerinde et ve hamur işleri, kıyı şeridinde ot yemekleri, zeytinyağlılar ve taze balık çeşitleri mutfağın temelini oluşturur.

Meşhur Ot Yemekleri ve Çorbalar: Muğla'da kış ve bahar aylarında dağlardan toplanan yüzlerce çeşit yabani ot sofraların baş tacıdır:

Çintar Kavurması: Sonbahar yağmurlarından sonra çam ormanlarında yetişen, son bahar yaprağının renklerine sahip bir tür yabani mantar olan çintar, zeytinyağı ve sarımsakla kavrularak ya da mangalda pişirilerek tüketilir. 

Muğla Tarhanası: Türkiye'nin diğer bölgelerinden farklı olarak buğday yarması (göce), süzme yoğurt, tarhana otu ve nohut ile hazırlanan ekşimsi, oldukça besleyici ve taneli bir tarhana çorbasıdır.

Tilkişen ve Arapsaçı: Yabani kuşkonmaz (tilkişen) ve arapsaçı otları, bol zeytinyağı ve taze soğanla kavrulup üzerine yumurta kırılarak servis edilir.

Öne Çıkan Et Yemekleri: Yörüklerin hayvancılık geleneğinden gelen ve özel günlerde pişirilen et yemekleri oldukça zahmetlidir:

 Muğla Keşkeği: Düğünlerin ve festivallerin bu vazgeçilmez yemeği aşurelik buğday ile kuzu etinin büyük kazanlarda saatlerce tahta tokmaklarla dövülerek sakız kıvamına getirilmesiyle yapılır ve üzerine kırmızı biberli tereyağı gezdirilir.

Döş Dolması: Oğlak veya kuzu kaburgasının (döş) içinin ciğerli, fıstıklı ve üzümlü iç pilavla doldurulup, fırında veya taş fırınlarda saatlerce ağır ağır pişirilmesiyle hazırlanan bir şölen yemeğidir.

Çökertme Kebabı: Bodrum yöresine ait, kibrit çöpü inceliğinde kızartılmış çıtır patateslerin üzerine sarımsaklı yoğurt, onun da üzerine jülyen doğranmış yumuşak dana eti ve domates sosu dökülerek sunulan popüler bir kebaptır.

Deniz Ürünleri ve Zeytinyağlılar: Kıyı ilçelerinde denizin ve toprağın bereketi kendini hissettirir:

 Kefal Dolması: Köyceğiz ve Dalyan gibi lagün bölgelerinde taze yakalanan kefal balıklarının içinin özel bir pirinç harcıyla doldurulup fırınlanmasıyla yapılan özgün bir lezzettir.

Zeytinyağlı Taze Börülce: Ege tarımının en sevilen ürünlerinden börülce, bol sarımsak, zeytinyağı ve koruk (olgunlaşmamış ekşi üzüm) suyu veya limonla pişirilerek soğuk bir mezeye dönüştürülür.

Geleneksel Tatlılar: 

Muğla Saraylısı: Düğünlerde kız tarafının oğlan evine gönderdiği, çok ince açılmış yufkaların arasına bol ceviz konularak burma şeklinde tepsiye dizilen ve üzerine şerbet dökülen, oldukça  hafif bir geleneksel tatlıdır.

Çıtırmak (Çıtırmağı): Dağlardan toplanan menengiç (çıtlık) ve susamın kavrulup, bal veya şekerle buluşmasıyla yapılan kıtır bir lezzettir.

Muğla Lokması: Farklı yörelerde de görülse Muğla'da özellikle hayırlarda, kandillerde ve Ramazan ayında bol şerbetli ve özel döküm usulüyle halkın vazgeçilmezidir.


Murat Tüzel 

Yeni Parti İstanbul İl Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

4 Eylül 2026 Cuma

Pati Dostu Tatil Kültürü Büyüyor: Misafirler Can Dostlarıyla Seyahat Ediyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


PATİ DOSTU OTELLER KAZANIYOR: REZERVASYON GRAFİKLERİ YÜKSELİŞTE

Pati Dostu Tatil Kültürü Büyüyor: Misafirler Can Dostlarıyla Seyahat Ediyor

Tatil Alışkanlıkları Değişiyor: Evcil Hayvan Dostu Konaklama Talebi Artıyor

Evcil hayvanla seyahat eden misafirlerin sayısı her sezon artarken, otellerin pati dostu hizmetlere yönelmesi tatil tercihlerini dönüştürüyor. Konaklama deneyiminde artık yalnızca misafirlerin değil, can dostlarının ihtiyaçları da öncelik haline geliyor; özel yataklardan mama-su kaplarına, kedi tuvaletinden bahçe kullanımına kadar sunulan detaylar, evcil hayvanla tatili konforlu ve zahmetsiz bir hale getiriyor. Misafirlerin tatil planlarında belirleyici rol oynayan bu yaklaşım, otellerde doğal bir evcil hayvan kültürünün oluşmasını sağlıyor ve tatil anılarını can dostlarıyla paylaşmak isteyenler için yeni bir standart yaratıyor.RammosManagedby Dedeman Bodrum, kişiye özel tatil deneyimini evcil hayvan dostu konaklama anlayışıyla buluşturuyor.


Bodrum’da huzurlu bir tatil ve kişiselleştirilmiş konaklama deneyimi sunan Rammos Managed by Dedeman, konforlu, sakin ve rafine atmosferini “sessiz lüks” anlayışıyla şekillendirirken bu deneyimi evcil hayvan dostu otel kimliğiyle zenginleştiriyor. Açıldığı yıldan bu yana patili misafirlerinin konaklamalarında özel evcil hayvan yatağı, mama ve su kabı, kedi tuvaleti gibi ihtiyaçları önceden hazırlayan ve hayvanların otelin yaşamına doğal biçimde dahil olduğu bir kültür yaratan otel, güzel anıları can dostlarıyla biriktirmek isteyen misafirlerinin hayatına değer katmayı hedefliyor.

Rammos’ta Huzurlu Tatil ve ‘Sessiz Lüks’ Anlayışı

Gayrimenkul ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Kumova ve Mandalinci ailelerinin Dedeman kalite ve tecrübesini 4 yıl önce Bodrum’a taşıdığı Rammos Managed by Dedeman, Bodrum’da sakin ve huzurlu tatil arayan misafirlerine “sessiz lüks” deneyimi sunarken evcil hayvanıyla tatil yapmak isteyen konuklarını da ağırlıyor.

Bodrum’un Turgutreis bölgesinde hizmet veren Rammos Managed by Dedeman, kişiselleştirilmiş hizmetlerle birlikte konforlu, sakin ve rafine bir atmosfer sunuyor. Açıldığı 2022 yılından bu yana patili misafirlerinin konaklamalarında özel evcil hayvan yatağı, mama ve su kabı, kedi tuvaleti gibi ihtiyaçları önceden hazırlıyor.

Bodrum’da Evcil Hayvan Dostu Otel Deneyimi

Beste Küçük: “Bodrum Turgutreis’te hayvanların otelin yaşamına doğal olarak dahil olduğu bir kültür yarattık”

Bodrum’da evcil hayvanıyla tatil yapmak isteyen misafirlere yalnızca konaklama imkânı sunmadıklarını, hayvanların otelin yaşamına doğal biçimde dahil olduğu bir kültür oluşturduklarını belirten Rammos Managed by Dedeman Genel Müdürü Beste Küçük, “Bununla birlikte hayvanların otelin yaşamına doğal olarak dahil olduğu bir kültür yarattık. Evcil hayvanıyla seyahat edenler için otel seçimi, tatil planının en önemli kararlarından biri. Misafirlerimizin odalarına ilk adımlarını attıklarında evcil hayvanları için tasarlanmış özel detaylarla karşılaşmalarını, bir köpeğin kendisi için hazırlanan yatağı keşfetmesini, bahçede birlikte geçirilen sakin saatleri, hayvanların otelin günlük yaşamına sessizce karışmalarını önemsiyoruz. Elbette dengeyi korumak da bizim için çok önemli; bu yüzden bazı misafirlerimizin tüy ve benzeri alerjik hassasiyetleri göz önünde bulundurularak evcil hayvanlı konaklamalar için özel olarak belirlenmiş odalar sunuyoruz. Güzel anıları can dostlarıyla biriktirmek isteyen misafirlerimizin hayatına değer katmayı hedefliyoruz” değerlendirmesinde bulundu.

Rammos’un Evcil Hayvan Dostu Konaklama Kültürüne Rios İlham Verdi

Rammos Managed by Dedeman’ın 4 yıl önce hizmete açılmasından bu yana otelin patili sakini Rios’un varlığının otelin evcil hayvan dostu kimliğine ilham verdiğini kaydeden Küçük, “Zaman içinde can dostumuz haline gelen Rios’un Rammos’taki varlığı, otelimizin karakterini şekillendiren sıcak detaylardan birine dönüştü. Ardından Rammos’un bahçelerinde büyüyen kedi ailemiz bu hikâyeye katıldı ve otelin yaşayan hafızasının bir parçası oldu. Her sezon evcil hayvanlarıyla tatile gelen misafirlerimiz de kendi anılarını ekledi. Böylece Rammos’ta yıllar içinde kendiliğinden bir kültür oluştu: Aynı yaşamı paylaşmak, birlikte seyahat etmek ve güzel anıları can dostlarımızla birlikte biriktirmek” dedi.

Bodrum’da Can Dostlarıyla Tatilin Farklı Hikâyeleri

“Sadece kedi ve köpek değil, muhabbet kuşuyla konaklayan misafirimiz oldu”

Bodrum’un Ege iklimi, denizi, bahçeleri ve doğayla kurulan yakınlığı, evcil hayvanla tatil yapmak isteyen misafirler için doğal ve sakin bir atmosfer oluşturuyor. Rammos Managed by Dedeman olarak can dostlarıyla seyahat eden misafirlerin kendilerini rahat hissedebilecekleri bir tatil deneyimi sunduklarını belirten Küçük, değerlendirmesini şöyle sürdürdü:

“Her sezon Bodrum’da evcil hayvanla tatil yapmak isteyen farklı misafirlerle tanışıyoruz. Kimi köpeğiyle uzun bir yolculuğun ardından geliyor, kimi kedisiyle ilk kez tatile çıkıyor, kimi ise yıllardır bütün seyahatlerini can dostuyla birlikte planlıyor. Bazen de hikâyemize hiç beklemediğimiz yol arkadaşları katılıyor. Uzun süreli konaklamasını muhabbet kuşuyla birlikte yapan bir misafirimiz, Rammos’un evcil hayvan dostu dünyasının yalnızca kedi ve köpeklerden ibaret olmadığını gösteren en güzel anılarımızdan biri oldu.”

Turgutreis’te Konforlu ve Huzurlu Tatil: Rammos Managed by Dedeman Bodrum

Bodrum Turgutreis’te konforlu ve huzurlu bir konaklama deneyimi sunan Rammos Managed by Dedeman Bodrum, 6 süit, 8 aile odası ve 106 deluxe oda olmak üzere toplam 120 oda ve 300 yatak kapasitesiyle hizmet veriyor. Turgutreis merkeze 3, Bodrum şehir merkezine 19 ve Bodrum Havalimanı’na 53 kilometre mesafede yer alan otel; Güvenli Turizm, Mavi Bayrak, 3 Yaprak Sürdürülebilirlik ve Sıfır Atık sertifikalarına sahip.

Yerli ve yabancı turistlerin yaz aylarında tatil yapabilmeleri için özel bir seçenek sunan Rammos Managed by Dedeman Bodrum, Turgutreis Marina’ya yakınlığı ile yat sahibi misafirlerin, Kos Adası’na en yakın konumda bulunması sebebiyle de Kos Adası’na gitmek isteyen konukların vazgeçilmezi oldu. Sadece tatil değil; iş seyahatinden şirket etkinliklerine, düğün ve özel gün organizasyonlarından balayı tatiline kadar çok geniş bir kitleyi misafir eden otel, Dedeman Loyal Club üyesi olan misafirlere özel fırsatlar sunuyor.

Hayvan dostu konseptiyle küçük ırk evcil hayvanları da kabul eden Rammos Managed by Dedeman Bodrum, misafirlerin tüm özel talep ve ihtiyaçlarına “Guest Asist” sistemi ile cevap veriyor.