27 Eylül 2026 Pazar

Uluslararası basın mensupları, Akra Didim ev sahipliğinde ağırlandı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


AKRA DİDİM, ULUSLARARASI BASINI DİDİM'İN MUTFAK VE KÜLTÜR MİRASIYLA BULUŞTURDU

Uluslararası basın mensupları, Akra Didim ev sahipliğinde Didim’in gastronomi, kültür ve sanat dünyasını bir araya getiren özel bir program deneyimledi.Didim Çarşamba Pazarı’nda araştırmacı ve mutfak tarihçisi Vedat Başaran eşliğinde bölgenin yerel ürünleri keşfeden konuklar, Apollon Tapınağı ziyaretiyle bölgenin tarihine yakından tanıklık etti. Program, Akra Didim Artist Residency kapsamında sanatçı Toygun Özdemir ile gerçekleştirilen resim atölyesinin ardından gün, açık ateşi merkezine alan mutfağıyla dikkat çeken Zeytin’lik’te düzenlenen akşam yemeğiyle tamamlandı.

Akra Hotels’in Ege’deki ilk destinasyonu Akra Didim, ağırladığı uluslararası basın mensuplarını bölgenin gastronomisi, kültürel mirası ve sanatla buluşturan özel bir programda bir araya getirdi. Gün boyunca devam eden program, Akra Didim’in bulunduğu coğrafyanın kültürel mirası,sanat ve yerel üretimle kurduğu ilişkiyi farklı deneyimler aracılığıyla ortaya koydu.

“Tarladan sofraya”

Program kapsamında basın mensupları, Zeytin’lik’in danışman şefi, araştırmacı ve mutfak tarihçisi Vedat Başaran eşliğinde Didim Çarşamba Pazarı’nı ziyaret etti. Bölgenin yerel ürünlerinin yakından tanıltığı gezide; Ege’ye ait otlar, taze baharatlar, mevsim sebzeleri ve yöresel ürünler üzerinden malzemenin kökeni, mevsimsellik ve yerel üretim kültürü üzerine sohbetler gerçekleştirildi.


Başaran, Akra Didim’in gastronomi yaklaşımının, tanınan ve güvenilen üreticilerle kurulan doğrudan ilişkiler üzerine şekillendiğini belirtti. Otelin kendi bahçelerinde yetiştirilen ot ve sebzelerin de bu yapının önemli bir parçası olduğunu aktaran Başaran, deniz ürünlerinin ise Akra Didim için çalışan balıkçıdan günlük olarak temin edildiğini ifade etti. Bu sayede menülerin, mevsimsellik ve günün taze ürünlerine göre esnek biçimde şekillenebildiğini anlattı.

Başaran, bu yaklaşımı şöyle anlattı: "Mutfağımız sadelik ve mevsimsellik üzerine kurulu. Bunlar bize neyi pişireceğimizi değil, neyi pişiremeyeceğimizi söylüyor. Mevsiminde olan ürünlerle çalışıyoruz ve burası gibi pazarlar bizim için mutfağın takvimini belirliyor. Balığımız kendi balıkçımızdan, otlarımızın bir kısmı kendi bahçemizden geliyor. Bugün burada gördüğünüz ürünlerin bir bölümü akşam sofranızda olacak, aradaki mesafe bu kadar kısa.”

Basın mensuplarının yoğun ilgi gösterdiği tur, akşam Zeytin'lik’te gerçekleştirilen yemekle birlikte, “tarladan sofraya” yaklaşımını aynı gün içinde izlenebilir hale getirdi.

Antik Didyma'nın izinde

Programın ikinci durağı, Didim’in simge yapılarından Apollon Tapınağı oldu. Rehber eşliğinde gerçekleştirilen ziyarette basın mensupları, antik Didyma’nın tarihsel önemi ve bölgenin kültürel hafızasındaki yeri hakkında bilgi aldı. Yüzyıllara yayılan inşa süreci, anıtsal sütunları, Medusa başı kabartmaları ve tapınağın mimari özellikleri tur boyunca aktarıldı. Program, basın mensuplarının alanı kendi ritimlerinde keşfetmeleri ve fotoğraflamaları için ayrılan serbest zamanla tamamlandı.

Artist Residency programı ile üretimin bir parçası olmak

Öğleden sonra basın mensupları, Akra Didim’in Artist Residency programı kapsamında otelde konuk olan sanatçı Toygun Özdemir’in yürüttüğü resim atölyesine katılarak kendi çalışmalarını üretti. Atölye, programın “Living Residency” yaklaşımının da somut bir örneğini sundu. Akra Didim, sanatla kurduğu ilişkiyi sergi ve etkinliklerle sınırlamak yerine, misafirlerin sanatçının düşünme, deneme ve üretim süreçleriyle doğrudan temas kurabildiği yaşayan bir deneyime dönüştürüyor. Sanat ve Kültür Köyü, stüdyo ve açık alanlar arasında kurulan geçişken yapı ise sanatçının mekanla kurduğu ilişkiyi üretim sürecinin doğal bir parçası haline getiriyor.

Günün son durağı Zeytin’lik

Programın akşam bölümünde basın mensupları, Vedat Başaran eşliğinde Zeytin’lik’in gastronomi deneyimini keşfetti. Açık ateş, taş fırın ve kuyu ocağı etrafında şekillenen mutfakta, bölgenin yerel ürünleri ve geleneksel tariflerinden ilhamla hazırlanan özel tabaklar sunuldu. Yemek boyunca Başaran, Ege mutfak kültürünün izlerini, kullanılan ürünlerin hikâyelerini ve Zeytin’lik’in bu mirasa yaklaşımını basın mensuplarıyla paylaştı. Böylece akşam yemeği, yalnızca bir restoran deneyimi değil; bölgenin ürününü, pişirme tekniklerini ve mutfak hafızasını bir araya getiren bütünlüklü bir gastronomi buluşmasına dönüştü.


 

SITE Türkiye, “RowingTogether” ile yeni bir gelenek başlattı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SITE Türkiye, “RowingTogether” ile yeni bir gelenek başlattı

MICE ve Incentive sektörünün farklı paydaşlarından 16 takımın Haliç’te buluştuğu etkinlikten elde edilen gelir, kürek sporuna gönül vermiş genç bir sporcunun geleceğine destek olacak.

 (seyahat) sektörünün uluslararası kuruluşu SITE’ın Türkiye Chapter’ı, sektör profesyonellerini bir araya getiren ilk “RowingTogether” etkinliğini Tersane İstanbul’da gerçekleştirdi.

“Küreklerimizi birlikte çekiyor, iyiliğe birlikte yol alıyoruz” mesajıyla düzenlenen etkinlikte, sektörün farklı paydaşlarından oluşan 16 takım Haliç’te aynı parkurda buluştu.

İki tur boyunca yarışan takımlar, rekabetin yanı sıra takım ruhunu ve birlikte hareket etmenin heyecanını yaşadı. Yarışların ardından düzenlenen ödül töreni ve kokteyl ise sektör profesyonellerine sosyal bir ortamda bir araya gelme, yeni bağlantılar kurma ve mevcut ilişkilerini güçlendirme fırsatı sundu.

Etkinliğin önemli bir boyutunu da sosyal fayda oluşturdu. Etkinlikten elde edilen gelir, kürek sporuna gönül vermiş genç bir sporcunun yolculuğunu desteklemek üzere bağışlanacak.


Tersane İstanbul’un Haliç kıyısındaki konumu da etkinliğe özel bir İstanbul deneyimi kattı. Tarihi yarımada manzarası eşliğinde Haliç’te yarışan kürek takımları, İstanbul’un tarihi mirası ile çağdaş etkinlik deneyimini aynı atmosferde buluşturdu.

Etkinliğe SITE Global Başkanı Hasan Dinç de katılarak SITE Türkiye üyeleri ve sektör profesyonelleriyle bir araya geldi.

SITE Global Başkanı Hasan Dinç, etkinlikle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

“SITE’ın gücü, dünyanın farklı noktalarındaki profesyonelleri ortak bir amaç ve güçlü bir topluluk (community) ruhu etrafında buluşturmasından geliyor. SITE Türkiye’nin “RowingTogether” ile bu ruhu çok güzel ve yaratıcı bir deneyime dönüştürdüğünü görmekten büyük mutluluk duydum. İlk yılında böylesine güçlü bir katılım yakalayan bu etkinliğin önümüzdeki yıllarda farklı SITE chapter’larından katılımcıları da İstanbul’da bir araya getiren uluslararası bir buluşmaya dönüşmesini görmek çok değerli olacak.”

SITE Türkiye Başkanı Feyhan Kapralı ise etkinlikle ilgili değerlendirmesinde şunları söyledi:

“SITE Türkiye olarak üyelerimizi ve sektörümüzü yalnızca profesyonel platformlarda değil, birlikte deneyim yaşayabilecekleri, ilişkilerini güçlendirebilecekleri ve ortak değer yaratabilecekleri ortamlarda da buluşturmak istiyoruz. Kürek sporunu seçmemizin nedeni de tam olarak bu: Aynı teknede, aynı hedefe doğru, aynı ritimde hareket etmek; takım ruhunu ve birlikte başarma duygusunu çok güçlü şekilde temsil ediyor.

Bu ilk buluşmanın gördüğü ilgiden çok mutluyuz. Hedefimiz RowingTogether’ı SITE Türkiye’nin her yıl tekrarlanan imza etkinliği haline getirmek ve önümüzdeki yıldan itibaren SITE’ın uluslararası topluluğunu da İstanbul’da bizimle birlikte kürek çekmeye davet etmek. Elde edilen gelirin genç bir kürek sporcusunun geleceğine katkı sağlayacak olması ise bu ilk buluşmayı bizim için daha da anlamlı kılıyor.”

SITE Türkiye, RowingTogether’ı her yıl tekrarlanan imza etkinliği olarak sürdürmeyi ve önümüzdeki yıldan itibaren SITE’ın farklı ülkelerdeki chapter’larını ve uluslararası incentivetravel profesyonellerini de İstanbul’da bu buluşmanın parçası olmaya davet etmeyi hedefliyor.


TTYD Başkanı Oya Narin: “2027 Yılında Turizmde Daha Güçlü Bir Dönem Bekliyoruz”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


 İTF 2026’DA TURİZMİN GELECEĞİ VE HEDEFLER MASAYA YATIRILDI

TTYD Başkanı Oya Narin: “2027 Yılında Turizmde Daha Güçlü Bir Dönem Bekliyoruz”

İstanbul Turizm Fuarı’nda (İTF 2026) konuşan TTYD Başkanı Oya Narin, Türkiye’nin 2019-2025 döneminde turist sayısını %21 artırarak OECD’de en çok büyüyen 4. destinasyon haline geldiğini söyledi. 2026 yılının ilk yarısındaki 25,7 milyar dolarlık gelire ve yükselen turist başı harcamalara dikkat çeken Narin, jeopolitik gerilimlerin azalmasıyla birlikte 2027 yılında turizmde çok daha güçlü bir dönemin yakalanacağını vurguladı.

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği’nin (TTYD) resmi iş ortağı olduğu İstanbul Turizm Fuarı (İTF 2026), 24–25 Eylül 2026 tarihlerinde İstanbul Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. 30’a yakın ülkeden 300 civarında uluslararası turizm profesyonelinin katıldığı fuarda, sektör paydaşları bir araya gelerek B2B iş görüşmeleri yaptı.

"Sektör Paydaşlarımızı Bir Araya Getiren Değerli Bir Organizasyon"

Fuarın ardından değerlendirmelerde bulunan TTYD Başkanı Oya Narin, "Paydaşı olmaktan memnuniyet duyduğumuz İstanbul Turizm Fuarı, küresel turizm aktörlerini, otelleri ve acenteleri buluşturan önemli bir platform niteliğindedir. Başarılı bir organizasyonla sektör paydaşlarımızı bir araya getiren fuarımızın önümüzdeki yıllarda uluslararası alandaki konumunu daha da güçlendireceğine inanıyoruz" dedi.

“Türkiye OECD’de En Çok Büyüyen 4. Destinasyon Oldu”

Küresel dalgalanmalara rağmen Türkiye’nin güçlü altyapısı ve yüksek hizmet kalitesiyle öne çıktığını belirten Narin, şu verileri paylaştı:

“OECD Başarısı: Türkiye, 2019-2025 döneminde uluslararası turist sayısını %21 artırarak OECD ülkeleri arasında en fazla büyüyen 4. destinasyon oldu.

2026 İlk Yarı Sonuçları: Yılın ilk 6 ayında 25,7 milyon ziyaretçi ağırlanırken 25,7 milyar dolar turizm geliri elde edildi. Bu dönemde Rusya’dan 2,65 milyon, Almanya’dan 2,44 milyon ve İngiltere’den 1,58 milyon turist ağırlandı.

Harcamalarda Artış: Turist başına gecelik harcama 106 dolardan 109 dolara, yabancı ziyaretçilerin gecelik harcaması ise 122 dolara yükseldi.”

Oya Narin, rekabetin ucuzluk üzerinden değil; hizmet kalitesi, kültür, doğa ve gastronomi zenginliği üzerinden yürütüldüğünü belirterek, "Jeopolitik gerilimlerin ve genel savaş durumlarının 2027 yılında azalmasını ümit ediyoruz. Bu durumun küresel seyahat iklimine olumlu yansımalarıyla birlikte 2027’de sektörümüzde daha da güçlü bir dönem yakalayacağımıza inanıyoruz" ifadesini kullandı.

Nitelikli İstihdam ve İç Pazarın Stratejik Rolü

Sektörün sürdürülebilirliği açısından maliyet dengesi ve insan kaynağının kritik önem taşıdığına değinen Narin, gençlerin turizm sektörüne yeniden kazandırılmasının ve nitelikli iş gücünün korunmasının önemine dikkat çekti. İç pazarın da dış dalgalanmalara karşı sektörü dengeleyen stratejik bir unsur olduğunu vurgulayan Narin, yerli turistlerin seyahat harcamalarının 2025’te %32,4 artarak 555 milyar lirayı aştığını, bu güçlü seyrin 2026’da da devam ettiğini kaydetti.

TTYD, fuar boyunca 14 numaralı standında farklı ülkelerden yatırımcıları ve sektör profesyonellerini ağırlayarak iş birliği temaslarını sürdürdü.


Trip.comGroup, ITF 2026’da Türkiye turizminin geleceğine teknoloji ve küresel seyahat verileriyle ışık tuttu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Trip.comGroup, ITF 2026’da Türkiye turizminin geleceğine teknoloji ve küresel seyahat verileriyle ışık tuttu

Güçlü uluslararası talep, Türkiye’nin küresel gezginler için cazibesini koruduğunu gösteriyor

Dünyanın önde gelen seyahat hizmetleri sağlayıcılarından Trip.comGroup, İstanbul Turizm Fuarı – ITF 2026’da Türkiye’ye yönelik uluslararası seyahat talebinden değişen gezgin alışkanlıklarına, yapay zekânın seyahat deneyimine etkisinden Türk otellerinin küresel pazarlara erişim fırsatlarına kadar sektörün geleceğini şekillendiren başlıklara ilişkin görüşlerini paylaştı. Türkiye’yi Avrupa ile Asya’yı buluşturan konumu, turizm çeşitliliği ve uluslararası talep potansiyeliyle uzun vadeli büyüme stratejisinin önemli pazarlarından biri olarak gören şirket, Türkiye’ye yönelik talebi besleyen kaynak pazarların ve destinasyonların giderek çeşitlendiğine dikkat çekti.

Turizm sektörünün Türkiye’den ve dünyadan önemli temsilcilerini buluşturan İstanbul Turizm Fuarı – ITF 2026, 24–25 Eylül tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirildi. Sektör profesyonellerinin turizmin geleceğini, değişen seyahat alışkanlıklarını ve yeni iş modellerini değerlendirdiği buluşmada Trip.com Group da iki üst düzey yöneticisinin katılımıyla küresel seyahat eğilimleri ve Türkiye pazarına ilişkin görüşlerini sektör temsilcileriyle paylaştı.

Fuarın ilk gününde Trip.comGroup Güney Avrupa Konaklama Bölge Direktörü HaijingLi, “Süper Uygulamalar ve Yeni Nesil Turizmin Geleceği” başlıklı sunumunda yapay zekâ, kişiselleştirme ve bağlantılı seyahat deneyimlerinin gezginlerin karar verme ve rezervasyon süreçlerini nasıl dönüştürdüğünü ele aldı. 

Fuarın ikinci gününde ise Trip.comGroup Türkiye, Yunanistan ve Kıbrıs Konaklama Ülke Müdürü Abdullah Kural, “Küresel OTA Devlerinin Gözünden Türkiye Turizm Pazarı” başlıklı panelde Türkiye’ye yönelik uluslararası talep, önemli kaynak pazarlar, değişen rezervasyon davranışları ve otellerin küresel gezginlere ulaşmasında ortaya çıkan yeni fırsatlara ilişkin değerlendirmelerini paylaştı. 

Teknolojinin değeri daha fazla seçenek değil, seyahati kolaylaştırmak

ITF 2026’da yeni nesil turizmin geleceğini değerlendiren HaijingLi, yapay zekâ ve kişiselleştirmenin seyahat deneyimindeki artan rolüne dikkat çekti. Gezginlerin bugün ilham alma ve araştırmadan karşılaştırma ve rezervasyona, seyahatlerini yönetmekten ihtiyaç duyduklarında destek almaya kadar yolculuğun her aşamasında daha kesintisiz bir deneyim beklediğini belirten Li, teknolojinin gerçek değerinin tüketicileri daha fazla seçenekle karşı karşıya bırakmak değil, doğru seçeneğe daha kolay ulaşmalarını sağlamak olduğunu vurguladı. 

Li, “Gezginlerin önünde bugün hiç olmadığı kadar fazla seçenek var; ancak daha fazla seçenek her zaman daha kolay karar vermek anlamına gelmiyor. Yapay zekânın gerçek değeri, insanların ihtiyaçlarını ve seyahatlerinin bağlamını anlayarak kendileri için en ilgili seçenekleri bulmalarına yardımcı olmasında yatıyor. Müşteriler için en fazla değer yaratan seyahat platformları, giderek seyahat deneyimindeki karmaşıklığı ve belirsizliği azaltmaya yardımcı olan platformlar olacak” dedi.

Teknolojinin insan unsurunun yerini almadığının da altını çizen Li, sözlerini şöyle sürdürdü: “Biz bunu ‘High Tech, High Touch’ yaklaşımıyla tanımlıyoruz. Teknoloji hız ve verimlilik sağlarken, özellikle seyahat planlarının değiştiği veya gezginlerin desteğe ihtiyaç duyduğu anlarda insan muhakemesi, empati ve güven hâlâ vazgeçilmez. Geleceği yapay zekâya karşı insan olarak görmüyoruz. Teknolojinin insan hizmetini daha etkili hale getireceğine inanıyoruz.”

Türkiye'ye yönelik uluslararası talep çeşitleniyor

Trip.comGroup, Türkiye’yi hem dünyanın önde gelen turizm destinasyonlarından biri hem de uluslararası seyahat açısından önemli bir kaynak pazar olarak değerlendiriyor. Avrupa ile Asya arasındaki konumu, Türkiye’ye şirketin güçlü Asyalı gezgin ekosistemi içinde de özel bir önem kazandırıyor. Kasım 2024’te İstanbul’da yerel ofisini açan Trip.comGroup, kısa vadeli büyüme yerine uzun vadeli iş birliklerine odaklanan yaklaşımıyla Türkiye’deki otel ve turizm iş ortaklarıyla ilişkilerini daha da güçlendiriyor.

Trip.com’un 2026 Türkiye konaklama verileri de uluslararası talepte güçlü bir ivmeye işaret ediyor. Temmuz ayı sonuna kadar Trip.com üzerinden Türkiye için gerçekleştirilen konaklama rezervasyonlarında oda-gece sayısı, geçen yılın aynı dönemine göre güçlü çift haneli büyüme kaydetti. Çin, Trip.com üzerinden Türkiye’ye yapılan konaklama rezervasyonlarında oda-gece payı açısından en büyük kaynak pazar olurken, Avrupa ve Orta Doğu’daki çeşitli pazarlardan da güçlü büyüme kaydedildi. İstanbul ve Antalya’nın yanı sıra Trabzon, Bursa, Muğla ve Nevşehir gibi destinasyonlarda görülen ivme ise uluslararası ilginin Türkiye’nin daha geniş bir bölümüne yayılma potansiyeline işaret ediyor.  

ITF 2026’nın ikinci gününde “Küresel OTA Devlerinin Gözünden Türkiye Turizm Pazarı” panelinde konuşan Abdullah Kural, Türkiye’nin sahip olduğu kaynak pazar ve destinasyon çeşitliliğinin yarattığı fırsatlara dikkat çekerek şunları söyledi: “Türkiye’ye yönelik uluslararası talepte güçlü bir ivme görüyoruz. Ancak bizim açımızdan özellikle dikkat çekici olan, bu talebin giderek daha çeşitli bir yapıya kavuşması. Asya, Avrupa ve Orta Doğu’dan gezginlerin Türkiye’ye geldiğini görüyoruz. Türkiye’nin çok daha geniş bir destinasyon yelpazesinde önemli bir potansiyel bulunuyor. Küresel erişimimizi ve gezgin içgörülerimizi yerel pazar bilgisiyle bir araya getirerek, Türkiye’deki otel iş ortaklarımızın daha geniş uluslararası kitlelerle buluşmasını desteklemeyi hedefliyoruz.”

Trip.comGroup, küresel teknoloji ve seyahat ekosistemindeki deneyimini yerel uzmanlıkla bir araya getirerek Türkiye’deki varlığını ve sektörle iş birliklerini geliştirmeye devam etmeyi hedefliyor. Şirket, uluslararası gezginlerin Türkiye’nin farklı destinasyonlarını keşfetmesini kolaylaştırırken, otel iş ortaklarının da gezgin içgörüleri, teknoloji, içerik ve dijital pazarlama yetkinlikleri aracılığıyla uluslararası talebe erişimini desteklemeyi amaçlıyor.


BAKAN ERSOY’DAN İSTANBUL’A DAVET: DÜNYANIN EN BÜYÜK FESTİVALİ DOĞDUĞU ŞEHİRDE

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



İSTANBUL’DA KÜLTÜR YOLU HEYECANI: 400’DEN FAZLA ETKİNLİKLE SANAT ŞÖLENİ BAŞLADI

BAKAN ERSOY’DAN İSTANBUL’A DAVET: DÜNYANIN EN BÜYÜK FESTİVALİ DOĞDUĞU ŞEHİRDE

200’DEN FAZLA LEZZET NOKTASIYLA İSTANBUL’UN TADI BU FESTİVALDE

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 400’den fazla etkinlikle sanatseverleri buluşturan İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin açılışını yaptı. Festivalin yerel sanat üretimini destekleyen ve kültürel mirası yeni kuşaklarla buluşturan yönüne dikkat çeken Ersoy, “Bu mirası yaşatan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılarımıza, yaşayan insan hazinelerimize sahneyi teslim ediyoruz.” dedi. Konserlerden sergilere, tiyatrodan çocuk etkinliklerine uzanan festival, 200’den fazla lezzet noktası ve beş ayrı gastronomi rotasıyla İstanbul’un mutfak zenginliğini de ziyaretçilerle buluşturuyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Atatürk Kültür Merkezi'nde İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin açılışında yaptığı konuşmada, festivalin bu yılki programını anlattı; kültürel mirasın yaşatılması ve yerel sanat üretiminin desteklenmesine yönelik mesajlar verdi.

Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni süresi, kapsamı, çeşitliliği ve ziyaretçi sayısıyla dünyanın en büyük festivali olarak nitelendiren Ersoy, festivalin doğduğu İstanbul’da altıncı kez ziyaretçilere kapılarını açtıklarını söyledi. Ersoy, her yıl bir öncekini aşan, daha zengin ve daha kapsamlı bir programı sanatseverlerle buluşturduklarını belirtti.

İstanbul’un dört bir yanında 400’den fazla etkinlik

Festival kapsamında 23 farklı mekân ve 50’den fazla noktada etkinlikler düzenlendiğini belirten Ersoy, 40 konser ile 15 sergi ve yerleştirme etkinliğinin sanatseverlerle buluşacağını bildirdi.

Ana sahnede Özcan Deniz, Oğuzhan Koç, Murat Boz, Kıraç, Simge, Poizi, Bengü, Ceza ve Bayhan konserlerinin yer alacağını açıklayan Ersoy; dinleti, söyleşi, modern dans gösterileri, müzikal ve tiyatro temsillerinin yanı sıra çocuklara özel sanat etkinlikleri ile yetişkinlere ve çocuklara yönelik atölyelerin de programda bulunduğunu aktardı.

Ersoy, “Sözün özü 400’den fazla etkinlikle bir kez daha yok yok diyeceğimiz bir festival başladı.” ifadelerini kullandı.

Dünya sahnelerinden İstanbul’a

Festivalin uluslararası programında Royal Filarmoni ve Ulusal Arap Orkestrası konserleri yer alacak. Rus bale sanatının köklü temsilcilerinden Stanislavski ve Nemiroviç-Dançenko Bale Topluluğu da ilk kez Türkiye’de sanatseverlerle buluşacak.

Piyanist ve besteci Büşra Kayıkçı’nın yeni projesi “Beyond Walls” ile Yann Arthus-Bertrand’ın elli yılı aşan üretiminden bir seçki sunan “Bir Bakışın Mirası Legacy” sergisi de festival programında yer alıyor.

AKM’de üç özel sergi

Açılış vesilesiyle Atatürk Kültür Merkezi’nde üç sergiyi gezdiğini belirten Ersoy, birbirinden değerli çalışmaların ziyaretçileri beklediğini söyledi.

“Üç Ressam” sergisinde Mustafa Taviloğlu’nun koleksiyonundan Alaeddin Aksoy, Mehmet Güleryüz ve Komet’in eserlerinin bir araya geldiğini anlatan Ersoy, serginin farklı sanat yaklaşımlarını aynı çatı altında buluşturduğunu ifade etti.

“Renklerin Sureti” sergisinin ise renkler ve insan suretleri aracılığıyla duyguları, düşünceleri ve yaşanmışlıkları görünür kıldığını belirten Ersoy, sanatçıların insanın iç dünyasına ayna tuttuğu bu çalışmaları bütün sanatseverlere tavsiye etti.

Eskişehir, Bursa ve Ankara’nın ardından İstanbul’a taşınan ASELSAN’ın “İleri Dönüşen Bir Gelecek Vizyonu” sergisine de değinen Ersoy, işlevini tamamlamış elektronik ve endüstriyel atıkların uluslararası sanatçıların yorumlarıyla yeniden biçimlendiğini söyledi. Ersoy, serginin çevre hassasiyetini, dönüşüm vizyonunu ve farklı kültürlerden sanatçıları buluşturan yaklaşımını vurguladı.

200’den fazla lezzet noktası, beş ayrı gastronomi rotası

Festivalin gastronomi programı için 200’den fazla lezzet noktası belirlendiğini açıklayan Ersoy, İstanbul’un Michelin seçkisinde 86 restoranı bulunduğunu hatırlattı.

Ersoy, Mastercard Ekonomi Enstitüsünün uluslararası yeme-içme harcamalarını temel alan Seyahat Trendleri 2025 Raporu’nda İstanbul’un dünyanın bir numaralı gastronomi şehri olarak gösterildiğini belirterek, bunu Türk mutfağını hak ettiği konuma taşıma çalışmalarının sonuçlarından biri olarak değerlendirdi.

İstanbul’un hem Türk hem de dünya mutfağının eşsiz lezzetlerinin tadılabileceği bir destinasyon olarak seyahat tercihlerinde öne çıktığını ifade eden Ersoy, festival için şefler, akademisyenler ve içerik üreticilerinin rehberliğinde deneyimlenebilecek beş rota hazırlandığını söyledi.

“Beyoğlu–Galata–Karaköy”, “Tarihi Yarımada–Fatih”, “Beşiktaş–İstinye Boğaz hattı”, “Kanlıca–Beykoz–Şile” ve “Kadıköy–Moda” rotalarını paylaşan Ersoy, “Rahatlıkla söyleyebilirim ki İstanbul’un tadı herkesin damağında kalacak.” dedi.

Bakan Ersoy’dan Filistin için sesini yükselten sanatçılara destek

Filistin’de yaşananlara karşı sesini yükselten sanatçılara yönelik baskılara da değinen Ersoy, insanlık adına söz alan sanatçıların hedef gösterilmesine tepki gösterdi. Sanatçıların Filistin halkının yaşadığı acıları dünya kamuoyuna duyurmak için ortaya koyduğu çabanın önemine dikkat çekti.

Filistin için sesini yükselten sanatçıların vicdani bir sorumluluk üstlendiğini vurgulayan Ersoy, baskılara rağmen bu duruşu sürdüren isimlere desteğini ifade etti. Ersoy, söz konusu sanatçılara hitaben, “Tarih onurlu duruşunuzu kaydetmiştir.” dedi.

“Sahneyi yaşayan insan hazinelerimize teslim ediyoruz”

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin uluslararası sanata açılan güçlü bir kapı olduğunu vurgulayan Ersoy, festivalin özünde Türkiye’nin kültürel değerlerini, geleneklerini, sanatçılarını ve yerel sanat üretimini koruma, yaşatma ve destekleme iradesi bulunduğunu söyledi.

Ersoy, festival aracılığıyla geleneksel el ve sahne sanatlarından müziğe, mutfaktan tarihe kadar millî mirasın farklı unsurlarını görünür kıldıklarını belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Bu mirası yaşatan Somut Olmayan Kültürel Miras Taşıyıcısı sanatçılarımıza, yaşayan insan hazinelerimize sahneyi teslim ediyoruz. Onların ustalığını, bu sanatları öğrenmek isteyen gönüllerle buluşturuyoruz. Bunu, festivalimize dahil ettiğimiz her şehrimizde yapmaya devam edeceğiz.”

Altı şehir daha Kültür Yolu’na katılıyor

Bütün İstanbulluları festivale davet eden Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin gelecek yılki kapsamına ilişkin de bilgi verdi.

Bu yıl 26 şehrin ev sahipliği yaptığı festivale 2027’de Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da ekleneceğini açıklayan Ersoy, böylece festivalin ulaştığı şehir sayısının 32’ye çıkacağını belirtti.


26 Eylül 2026 Cumartesi

Setur ve Move’dan Seyahat Teknolojilerinde Stratejik İş Birliği

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Setur ve Move’dan Seyahat Teknolojilerinde Stratejik İş Birliği: Setur, Sektörün AI Dönüşümüne "Holidayheroes" ile Yön Veriyor

2026 yılında 100. yaşını kutlayan Koç Topluluğu bünyesinde faaliyet gösteren Setur, teknoloji ve yapay zekâyı büyümesinin merkezine taşıyan vizyonu doğrultusunda global seyahat teknolojisi şirketi Move ile stratejik bir iş birliğine imza attı. İş birliği kapsamında seyahat planlamasını "Düşünceden Rezervasyona" (From Intent to Booking) taşıyan yapay zekâ destekli platform holidayheroes, "holidayheroes by Setur" markasıyla Türkiye'de Setur'un yetkili acente ekosistemine açılıyor. Platform, 24-25 Eylül'de düzenlenecek İstanbul Turizm Fuarı'nda ilk kezsektörle buluşacak.

Turizm sektöründeki değişen müşteri beklentilerine teknoloji yatırımlarıyla yanıt veren Setur, dünyadaki AI ve TravelTech dönüşümünü yalnızca takip etmekle kalmıyor; global teknoloji ortaklıklarıyla Türkiye'ye taşıyor ve acentelerini bu dönüşümün bir parçası haline getiriyor. Dijital dönüşümü müşteri deneyiminin ve gelecekteki büyümenin temel bileşeni olarak konumlandıran şirket; çalışanlarının yapay zekâ yetkinliklerinin geliştirilmesine yaptığı yatırımlar, kurum içinde oluşturulan "AI-first" (yapay zekâ öncelikli) çalışma kültürü ve Microsoft başta olmak üzere alanında öncü teknoloji şirketleriyle kurduğu iş birlikleriyle bu stratejiyi destekliyor.

Setur, bu güçlü vizyonun en yeni adımı olarak, global TravelTech lideri Move ile hayata geçirdiği "holidayheroes" projesiyle dünyanın öncü seyahat teknolojilerini yetkili acentelerinin kullanımına sunuyor.

"Düşünceden Rezervasyona" (From Intent to Booking) yeni dönem 

Günümüzde seyahat edenlerin davranışları hızla değişiyor. Tüketiciler artık yalnızca belirli bir uçuş veya otel aramaktan ziyade; kişiselleştirme, hız ve esneklik bekliyor. "Şu tarihte Paris'e gitmek istiyorum" şeklindeki geleneksel talepler, yerini "Sonbaharda bütçeme uygun kısa bir Avrupa tatili yapmak istiyorum" gibi ani ilhamlarla başlayan henüz netleşmemiş fikirlere bırakıyor.

İşte tam bu noktada devreye giren holidayheroes by Setur, seyahat planlamasını geleneksel bir rezervasyon platformu olmanın ötesine taşıyor. Platform, müşterinin henüz tam olarak şekillenmemiş, spontane gelişmiş tatil fikrini akla ilk düştüğü andan itibaren ele alıyor; yapay zekâ destekli keşiften ulaşım ve konaklama seçeneklerinin taranmasına, dinamik paketlemeden kişiselleştirilmiş canlı tekliflere kadar her aşamayı kolaylaştırarak, bu süreci gerçek zamanlı ve doğrudan sonuca götüren bir seyahat deneyimine dönüştürüyor.

holidayheroesbySetur ile acentelerin satış gücü büyüyor

Setur, dijital dönüşümü yalnızca kendi organizasyonunda gerçekleştirmiyor, iş ortaklarıyla birlikte büyütüyor. Holidayheroes by Setur ile Move'un global teknoloji yetkinliği; Setur'un seyahat uzmanlığı, pazar bilgisi ve dağıtım gücüyle birleşiyor. Bu güçlü formül; acentelerin yeni nesil teknolojilere erişimini kolaylaştırıyor, satış yetkinliklerini geliştiriyor ve müşterilerine sundukları kişiselleştirilmiş deneyimle rekabet güçlerini artırıyor. 

holidayheroes’un Setur’un yetkili acente ağı içerisinde hayata geçirilmesi, Setur ve Move arasındaki stratejik iş birliğinde önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Tek seferlik bir ürün iş birliğinin ötesinde, iki şirket; yapay zekâ destekli seyahat teknolojilerinin daha fazla değer yaratabileceği yeni kullanım alanlarını, yetkinlikleri, kanalları ve fırsatları birlikte değerlendirerek iş birliklerini geliştirmeyi hedefliyor. Bu iş birliği; pazar dinamikleri, müşteri ihtiyaçları ve seyahat ekosisteminde ortaya çıkan yeni fırsatlar doğrultusunda gelişmeye devam etmesi amaçlanıyor.

Sektörü bir adım ileri taşıyacak uzun soluklu bir yolculuğun başlangıcı

Move ile başlayan iş birliğini değerlendiren Setur Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz süreci şu sözlerle anlattı: “Seyahat sektörünün geleceğinin, insan uzmanlığı ile teknolojinin birlikte yarattığı deneyimde şekilleneceğine inanıyoruz. Setur olarak yapay zekâ ve dijital dönüşümü yalnızca bir teknoloji yatırımı olarak değil, büyüme stratejimizin merkezinde görüyoruz. holidayheroes by Setur ile bu vizyonu acente ekosistemimize de taşıyoruz. Move’un global teknoloji yetkinliğini; Setur’un köklü seyahat uzmanlığı, Türkiye pazarındaki deneyimi ve güçlü dağıtım ağıyla bir araya getirerek acentelerimizin yeni nesil seyahat satışına hazırlanmasını hedefliyoruz. Müşterilerimize daha hızlı, kişiselleştirilmiş ve zengin bir deneyim sunmamızı sağlayacak bu iş birliğini, sektörde dönüştürücü etki yaratacak uzun vadeli bir yolculuğun başlangıcı olarak görüyoruz.”

İş birliğinin teknoloji ortağı Move CEO’su Erez Boussoise Türkiye pazarının önemine dikkat çekerek şunları söyledi: 

“Türkiye’nin son derece dinamik ve güçlü seyahat pazarı, Setur’un derin sektörel deneyimi ve geniş acente ağı ile birleştiğinde holidayheroes için güçlü bir ortam oluşturuyor. Setur ile ortak vizyonumuz; yapay zekâ destekli teknolojileri seyahat profesyonellerinin günlük satış deneyiminin doğal bir parçası haline getirerek global TravelTech yetkinliklerini yerel uzmanlıkla buluşturmak ve seyahat deneyimini birlikte ileri taşımak.”

İlk lansman İstanbul Turizm Fuarı'nda 

Setur’un teknoloji yatırımlarının ve Move ile kurulan stratejik iş birliğinin detayları, ilk olarak 24-25 Eylül tarihlerinde düzenlenecek olan İstanbul Turizm Fuarı'nda sektörle paylaşılacak. Fuarın ilk gününde Setur Genel Müdür Yardımcısı Koray Küçükyılmaz ve Holidayheroes (Move) yetkililerinin katılımıyla özel bir oturum gerçekleştirilecek. Yeni nesil seyahat platformu, ardından 26-28 Ekim tarihlerinde Antalya Turizm Fuarı’nda da sektör profesyonellerine tanıtılmaya devam edecek.

SETUR HAKKINDA

1965 yılında Koç Topluluğu bünyesinde kurulan Setur, turizm alanında yurt içi ve yurt dışına dönük tur operatörlüğü ile otel satışı, IATA uçak bileti satışı, vize hizmetleri, kongre ve seminer organizasyonları ve yurt dışı eğitim başlıklarında hizmetler sunuyor.


Duty Free işletmeciliğinde Türkiye’nin lider ve en yaygın markası olan Setur Duty Free, kara sınırları, deniz limanları ve havalimanlarıyla 25 bölgeye yayılan yaklaşık 22 bin metrekarelik alanda, 64 mağaza işletmeye devam ediyor.


VAKKO HOTEL SUMAHAN BOSPHORUS İKİNCİ KEZ MICHELIN KEY ALDI

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


VAKKO HOTEL SUMAHAN BOSPHORUS İKİNCİ KEZ MICHELIN KEY ALDI

Vakko Hotel Sumahan Bosphorus, Michelin Guide’ın prestijli otel seçkisinde üst üste ikinci kez yer aldı.

Vakko Hotel Bosphorus, dünyanın önde gelen seyahat rehberlerinden Michelin Guide tarafından verilen Michelin Key ödülüne üst üste ikinci kez layık görüldü. Otel, bu başarıyla Michelin Guide’ın seckisindeki yerini korudu.

2024 yılından itibaren Michelin Guide tarafından oteller icin hazırlanan Michelin Key seckisi; mimari ve tasarım, hizmet kalitesi, karakter, konum ve misafirlere sunulan deneyim gibi kriterler üzerinden yapılan değerlendirmeler sonucunda oluşturuluyor.Michelin Key, otelcilik dünyasında Michelin yıldızlarının karşılığı olarak kabul ediliyor.

Vakko’nun konaklama alanındaki adreslerinden Vakko Hotel Bosphorus, Çengelköy’de Boğaz’ın kıyısında konumlanıyor. Tarihi 19. yüzyıla uzanan ve architecture + associés tarafından tasarlanan otel, tarihi dokuyu cağdaş tasarım ve modern lüks anlayışıyla buluşturuyor. 12 oda ve süitten oluşan Vakko Hotel Sumahan Bosphorus, Boğaz manzarasını merkeze alan sakin ve kişiselleştirilniş bir konaklama deneyini sunuyor.

Otelin gastrononi dünyasını tamamlayan Vakko Le Specialità, Caviar Kaspia ve Vakko L’Atelier Patisserie, Vakko’nun modadan yaşan tarzına uzanan yaklaşımının konaklama deneyimindeki yansımalarını oluşturuyor. Small Luxury Hotels of the World koleksiyonunda da yer alan otelin hizmet anlayışının temelinde ise nitelikli insan kaynağı bulunuyor. Otel calışanları, Vakko School of Hospitality and Service bünyesinde, dünyanın önde gelen otelcilik okullarından EHL standartlarında eğitim almış profesyonellerden oluşuyor.

Misafirlerine konforun yanı sıra wellness olanakları da sunan Vakko Hotel Bosphorus’ta, Sanitas Spa geleneksel Türk hamamı, buhar odası ve terapötik uygulamalarıyla kapsamlı bir yenilenme deneyini sağlıyor. Otel bünyesindeki Vakkorama Gym ise Technogym ekipmanlarıyla donatılmış spor alanında, farklı egzersiz ihtiyaclarına uygun bir calışma imkânı sağlıyor.

Otelin kendi teknesiyle hizmet veren Boğaz ring servisi ise Kuruçeşme ile Vakko Hotel Bosphorus arasında öğle saatlerinden gece yarısına kadar her yarım saattebir gercekleştiriliyor. Boğaz’ın iki yakası arasında sunulan bu özel transfer, şehir icinde konforlu ve ayrıcalıklı bir ulaşım deneyini sağlıyor.

Vakko Hotel Bosphorus, konuklarının ihtiyaclarına göre şekillenen kişiselleştirilmiş hizmetleriyle konaklanayı baştan sona özenle tasarlanmış bir deneyine dönüştürüyor. Oda içerisinde kişisel alışveriş, gelin ve damat hazırlık ritüelleri, erkek misafirler için kişiye özel dikim ve butler servisi gibi ayrıcalıklar, Vakko’nun estetik anlayışını kişisel hizmet yaklaşımıyla bir araya getiriyor.

Vakko Yönetin Kurulu Başkanı Cem Hakko, Michelin Key’in ikinci kez alınmasıyla ilgiliolarak: “Vakko olarak, modada olduğu gibi konaklama dünyasında da mükemmelliği, özgünlüğü ve zarafeti odağımıza alıyoruz. Vakko Hotel Bosphorus’un üst üste ikinci kez Michelin Key ile ödüllendirilmesi, uluslararası ölçekte ortaya koyduğumuz hizmet anlayışının ve kalite standardımızın sürekliliği açısından bizim için gurur verici.” dedi.

Vakko Hotel Bosphorus, tarihi yapısı, Boğaz kıyısındaki konunu ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla Türk misafirperverliğini modern lüksle buluşturarak İstanbul’da kendine özgü bir konaklama deneyimi sunmaya devam ediyor.