26 Mart 2026 Perşembe

MSC Cruises,2026 ve sonrasına yön verecek yeni seyahat trendlerini de açıkladı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



MSC Lirica Kış Seferlerini Tamamladı: MSC Cruises 2026 Seyahat Trendlerini Açıkladı

MSC Cruises, İstanbul ve İzmir hareketli kış sezonu seferlerini başarıyla tamamlarken, 2026 ve sonrasına yön verecek yeni seyahat trendlerini de açıkladı.

Dünyanın önde gelen kruvaziyer markalarından MSC Cruises’a ait MSC Lirica, İstanbul ve İzmir hareketli Ege ve Adriyatik rotasında kış sezonu boyunca gerçekleştirdiği haftalık seferlerini başarıyla tamamladı. Kasım ile Mart ayları arasında toplam 20 seferle dikkat çeken bu özel rota, kış aylarında daha sakin, dingin ve ayrıcalıklı bir seyahat deneyimi arayan misafirler için uygun fiyatlı bir alternatif olarak öne çıktı.

MSC Cruises, kış sezonun ardından yaz sezonunda da İstanbul’dan hareketle MSC Fantasia gemisiyle 9 gecelik programlarına devam edecek. Gecelik kişi başı 69€’dan başlayan fiyatlarla tam pansiyon konaklama imkanı sunan MSC Fantasia’nın rotası, Korfu, Bari, Trieste/Venedik, Katakolon, Pire/Atina, Kuşadası limanlarını içeriyor.

“Türkiye, Stratejik Öneme Sahip Bir Pazar”
                                                    


MSC Cruises Türkiye Müdürü Işın Hekimoğlu, Türkiye’nin marka için taşıdığı önemi şu sözlerle vurguladı:

“2025 yılında dünya genelinde 5 milyon misafiri gemilerimizde ağırladık. Türkiye ise bizim için stratejik bir pazar. Türkiye’ye konumlandırdığımız 3 gemi ile yüz binden fazla yabancı turisti ülkemizle buluştururken, Türk yolcu sayısının da giderek arttığını gözlemliyoruz. Kış sezonu boyunca İstanbul ve İzmir hareketli seferlerimizle yerli ve yabancı misafirlerimizi MSC Lirica gemimizde misafir ettik. Toplam 20 kez limanlarımızdan yolcu taşıyan gemimiz kış rotasını planladığımız şekilde bugün itibariyle tamamlamış bulunuyor. Bilinenin aksine kruvaziyer seyahati her mevsim tercih edilen bir tatil seçeneği. Türkiye’de 2024 yılından itibaren başladığımız İstanbul ve İzmir hareketli kış sezonu programına gördüğümüz yoğun ilgi, Türkiye’nin bu alandaki potansiyelini bir kez daha ortaya koydu. Yıl boyunca kesintisiz seferlerimizle yaz ve kış sezonunda İstanbul, İzmir ve Kuşadası limanlarımızı misafirlerimizle buluşturmaya devam ediyoruz. 

Önümüzdeki üç yıl içinde 35 binden fazla Türk misafirimizi Türkiye hareketli seferlerimizde ağırlamayı hedefliyoruz. Kruvaziyer seyahatinin uygun fiyatlı, erişilebilir ve konforlu bir alternatif olduğuna dair farkındalığı artırmayı sürdüreceğiz. Değişen seyahat alışkanlıkları; daha kısa, daha esnek ve daha kişiselleştirilmiş deneyimlere yönelirken, biz de bu dönüşümün merkezinde yer almaya devam ediyoruz. Türkiye, hem operasyonel hem de stratejik açıdan büyüme planlarımızın en önemli parçalarından biri olmayı sürdürecek.”


MSC Cruises, operasyonel başarısını yeni dönem öngörüleriyle destekleyerek 2026 ve sonrasına yön verecek küresel seyahat trendlerini de paylaştı. Açıklanan veriler, tatil alışkanlıklarının hızla değiştiğini ve kruvaziyer deneyiminin bu dönüşümün merkezinde yer aldığını ortaya koyuyor.

 
2026’nın Öne Çıkan Seyahat Trendleri

MSC Cruises’ın analizine göre yeni dönemde seyahat tercihlerini şekillendiren 6 ana başlık öne çıkıyor:

Spor Turizmi Yükselişte

Küresel spor organizasyonları artık seyahat planlarının merkezinde yer alıyor. 2026’da ABD’de düzenlenecek büyük futbol organizasyonları milyonlarca ziyaretçi çekerken, kruvaziyer seyahatleri bu deneyimi tatille birleştiren önemli bir alternatif haline geliyor.

MSC Cruises’ın Miami çıkışlı Karayipler ve Seattle çıkışlı Alaska rotaları, spor etkinlikleri öncesi ve sonrası tatili uzatma fırsatı sunuyor. Marka ayrıca 2026’da üç büyük Formula 1 yarışının isim sponsoru olarak spor turizmindeki konumunu güçlendiriyor.

“Me-Kend”: Kısa Kaçamakların Yükselişi

Tatiller artık uzun planlardan ibaret değil. 3–4 gecelik kısa kaçamaklar, yoğun tempoda hızlı bir yenilenme fırsatı sunuyor.

MSC Cruises’ın kısa süreli Akdeniz, Karayipler ve Bahamalar rotaları; kolay planlanabilir yapısı ve erişilebilirliğiyle bu trendin en güçlü karşılıklarından biri olarak öne çıkıyor.

Çocuklar Tatil Kararlarında Daha Etkili

Araştırmalara göre ebeveynlerin %80’inden fazlası, çocuklarının tatil kararlarında belirleyici olduğunu ifade ediyor. “Kidfluencing” olarak adlandırılan bu trend, aile dostu deneyimlere olan talebi artırıyor.

MSC Cruises, 0–17 yaş grubuna yönelik 100 saati aşkın eğlence programı, interaktif alanlar ve global iş birlikleriyle ailelere kapsamlı bir deneyim sunuyor.

“Quiet-cation”: Dijital Detoks ve Doğaya Kaçış

Yoğun şehir hayatı ve dijital yorgunluk, daha sakin ve doğa odaklı seyahatleri öne çıkarıyor.

MSC Cruises’ın başlattığı Alaska sezonu; fiyortlar, buzullar ve vahşi doğa deneyimleriyle misafirlere şehirden uzak, dingin bir kaçış sunuyor.

Düşük Sezon Seyahatlerine Artan İlgi

Gezginler artık kalabalık sezonlar yerine daha sakin dönemleri tercih ediyor. Ilıman hava, daha az yoğunluk ve avantajlı fiyatlar bu tercihi güçlendiriyor.

Bu kapsamda Doğu Akdeniz, Yunan Adaları ve Güney Karayipler rotaları, 2026’da daha fazla ilgi görmesi beklenen destinasyonlar arasında yer alıyor.

Kişiselleştirilmiş ve Her Şey Dahil Lüks

Lüks segmentte en güçlü trend, kişiselleştirilmiş ve her şey dahil deneyimler. Tekrarlayan yolcuların sayısının çok yüksek olduğu kruvaziyer seyahatlerinde, misafirler kendilerini ayrıcalıklı hissedecekleri deneyimlerin peşindeler. 

MSC Cruises’ın “gemi içinde gemi” konsepti MSC Yacht Club; özel alanlar, 24 saat butler hizmeti ve ayrıcalıklı deneyimleriyle üst segment misafirlere hitap ediyor. Bu deneyim, 2027 Dünya Turu programında da yer alarak global ölçekte genişliyor.

 

MSC Lirica’nın Teknik Özellikleri

Yapım / Yenileme Yılı: 2003 – 2015
Brüt Tonaj: 65.591 ton
Uzunluk / Genişlik / Yükseklik: 274,9 m / 28,8 m / 54 m
Maksimum Yolcu Kapasitesi: 2.658
Mürettebat: Yaklaşık 742
Kabin Sayısı: 992 (5’i engelli erişimine uygun)
Maksimum Hız: 20,1 knot
Güverte Sayısı: 13 (9’u misafir kullanımında)

25 Mart 2026 Çarşamba

“Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“KADIN LİDERLER KRİZLERE KARŞI DAHA DAYANIKLI”

Şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabilecek

Küresel ekonomi son yıllarda pandemi, savaş, hammadde krizleri ve lojistik tıkanıklıklarla en zorlu sınavlarından birini verirken, iş dünyası da krizlerle mücadele için çözüme yönelik kaslarını daha da geliştirmek zorunda kaldığı bir dönemden geçiyor. Araştırmalara göre kriz dönemlerinde kadın liderlerin yetkinlikleri erkek liderlerin önüne geçiyor; şirketlerin ve tedarik zincirlerinin en güçlü sigortası kadın liderler haline geliyor. 

Fakat iş dünyasında kadınların yükselişi her ne kadar bir kazanım olarak görülse de veriler, özellikle üst yönetim yolundaki engellerin tedarik zinciri ve satınalma gibi kritik departmanlarda stratejik bir zafiyete dönüştüğünü gösteriyor. Yani küresel ölçekte kadınların liderlikteki payı artış gösterse de ivme yavaşlıyor. McKinsey “Women in theWorkplace 2025” verilerine göre; kadınların giriş seviyesinden yöneticiliğe terfi etme oranlarındaki eşitsizlik (BrokenRung), yönetim kademelerindeki yetenek havuzunu kilitliyor. TÜSAYDER tarihinde bir ilk olan eş başkanlık sisteminin mimarlarından TÜSAYDER Yönetim Kurulu Eş Başkanı Dr. Sevgi Yılmaz Grant Thornton International tarafından bu yıl 22. kez gerçekleştirilen İş Dünyasında Kadınlar Araştırması’na göre, küresel ölçekte kadınların üst yönetimdeki oranının 1,1 puan gerileyerek %32,9 olduğunu, mevcut eğilimin, orta ölçekli şirketlerde tam cinsiyet eşitliğine ancak 2051’de ulaşılabileceğine işaret ettiğini söylüyor. Yılmaz, araştırmaya göre, üst yönetimdeki kadın oranı sıralamasında Türkiye, %41,8’lik bir oran ile 35 ülke arasında 6. sırada yer aldığını belirtti. Araştırmaya göre Türkiye, %32,9 olan küresel ortalamanın 8,9 puan; %34,9 olan Avrupa Birliği ortalamasının 6,9 puan üzerinde konumlanıyor. 

“Şirketlerin önündeki en büyük engel yönetimdeki çeşitlilik eksikliği”

Satınalma gibi müzakere, etik, risk yönetimi ve paydaş yönetimi kaslarının ön planda olduğu "çok disiplinli" alanlarda kadın liderlerin, şirketlerin kriz anındaki rekabet gücünü doğrudan artırdığını ifade eden Yılmaz uluslararası araştırmaların, kadın liderlerin kriz anlarındaki reflekslerinin şirket performansını doğrudan etkilediğini gösterdiğini söylüyor. Harvard Business Review (HBR) tarafından yapılan ve 2020 kriz dönemini kapsayan bir araştırma, kadınların “inisiyatif alma”, “öğrenme çevikliği” ve “başkalarını motive etme” gibi kriz yönetimi için kritik 19 liderlik yetkinliğinin 13’ünde erkek meslektaşlarından daha yüksek puan aldığını ortaya koyuyor. Dr. Yılmaz kadınların kriz anlarında daha dayanıklı olduklarını belirterek İzlanda Modeli’ni hatırlatıyor:

“Bugün şirketlerin önündeki en büyük engel sadece dış ekonomik faktörler değil, yönetimdeki çeşitlilik eksikliğidir. 'Kırık Basamak' dediğimiz o terfi engelleri, aslında şirketlerin dayanıklılık reflekslerini zayıflatıyor. Oysaki krizin en yoğun olduğu dönemde, İzlanda'daki tüm büyük bankalar batarken, hayatta kalan ve kâr etmeye devam eden tek finans kuruluşu kadınlar tarafından kurulan ve yönetilenAudur Capital olmuştu.  Kurucular HallaTómasdóttir ve KristinPetursdóttir, krizi "erkek egemen risk alma iştahı ve sürü psikolojisi"nin bir sonucu olarak tanımlayıp "Duygusal sermaye", "risk farkındalığı" ve "uzun vadeli kâr" gibi kavramları merkeze koydular. Bu yaklaşım, Harvard Business Review ve TED gibi platformlarda vaka analizi olarak işlendi ve küresel ekonomide hala en başarılı “krizden çıkış” vaka analizlerinden biri olarak kabul ediliyor. Satınalma tarafına baktığımızda da kadın temsilinin artması, şirketlerin kriz dönemlerinde daha yüksek 'yetenek bağlılığı' ve 'inovasyon' kapasitesine ulaşmasını sağlıyor. Bu bir sosyal hedef değil, 2026’nın sert piyasa koşullarında bir hayatta kalma stratejisidir.”

“Kadın Liderliği Bir Tercih Değil, Stratejik Bir Zorunluluktur”

Dr. Sevgi Yılmaz, satınalmanın yeni döneminde kadınların rolünü şu sözlerle vurguluyor:

“Tedarik zinciri artık sadece bir matematik hesabı değil; aynı zamanda yüksek empati, kriz anında hızlı manevra kabiliyeti ve etik duruş gerektiren bir ekosistem. Küresel krizler gösterdi ki; kadın liderler belirsizlik altında daha ihtiyatlı ancak daha kararlı adımlar atıyor. Şirketlerin ‘cam tavanları’ kırması artık sadece bir sosyal sorumluluk projesi değil, 2026’nın çalkantılı ekonomisinde hayatta kalmak için stratejik bir zorunluluktur. Biz TÜSAYDER olarak, satınalmanın mutfağındaki kadınların, tedarik zincirinin yeni ‘Demir Leydi’leri olarak sektörü dönüştüreceğine inanıyoruz.”

STZ26, 11 Nisan’da Wyndham Grand İstanbul’da

Satınalmanın dönüşümü ve kadın liderlerin kriz yönetme formüllerinin konuşulacağı, zirvenin ikinci oturumu olan “Ezber Bozan Yeni Çağın Kadın Liderleri” panelinde; Dr. Sevgi Yılmaz moderatörlüğünde, iş dünyasının önemli isimleri Emine Erdem (SEDEFED YK 

Başkanı), Esra Bezircioğlu (KAGİDER YK Başkanı), Ayşem Ulusoy (ATC Grup YKB) ve Damla Alişan (Alişan Lojistik CEO) bir araya gelecek. Oturumda, lojistikten üretime, perakendeden teknolojiye kadar geniş bir yelpazede kadın refleksinin tedarik zincirini nasıl daha “dayanıklı” kıldığı somut örneklerle tartışılacak.

Tedarik zinciri ve satın alma alanında çalışan profesyoneller için yenilikleri takip etme, sektör liderleriyle ağ kurma ve geleceğin iş modellerini keşfetme fırsatı sunan "Satınalmanın Yeni Çağı" temalı bu zirve, değişime öncülük etmek isteyenler için kaçırılmayacak bir etkinlik olacak. Ücretsiz kayıtlar  https://tusayder.org adresinden yapılabilecek.


Akra Hotels’ten Ege’de Sade ve Yeni Bir Tatil Deneyimi: Akra Didim

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Akra Hotels’ten Ege’de Sade ve Yeni Bir Tatil Deneyimi: Akra Didim

Turizm sektöründe 50 yılı aşan köklü geçmişe sahip Akra Hotels, Akdeniz Bölgesi’nden sonra Ege’deki ilk yatırımı Akra Didim ile Türkiye turizmine katkılarını artırmaya devam ediyor. Nisan2026’da açılacak, 12 ay boyunca 359 odası ile hizmet verecek olan Akra Didim,279 dönümlük kompleks içinde sunacağı konaklama ve etkinlik seçenekleri ile Ege’de benzersiz bir Akra deneyimi yaşatacak. 

Antik medeniyetlerin buluşma noktası Aydın Didim’de yer alan, doğayla uyumlu tasarımıyla dört mevsim hizmet verecek Akra Didim, üst düzey konforu ve zengin yaşam alanlarını bir araya getiren özgün bir tatil anlayışı sunacak. Sadelikten gelen rahatlık ve konforun tanımı “Simplicity” konseptinde hizmet verecek olan Akra Didim; aileleri, yetişkinleri ve çocukları içine alacak gastronomi, spor, wellness ve kültürel deneyimleri kesintisiz şekilde yaşatacak. Yeşil ve mavinin iç içe geçtiği eşsiz güzelliklerin her an izlenebildiği deniz manzaralı odaları, evcil hayvan dostlarıyla izole bir tatil geçirmek isteyenler, aileler ve yetişkinler için sadeliğin ön planda tutulduğu ve bölgenin antik dokusundan ilham alarak tasarlanan Priene Houses, Akra Didim’in konaklama deneyimini farklılaştıracak seçeneklerinden olacak. Kişisel alanlara önem veren “nefes” alanları, gastronomi, kültür ve sanat etkinlikleri, 1800 metrekarelik kapsamlı bir SPA & wellness merkezi, tenis, padel, pickleball gibi alternatifleriyle zenginleşen spor alanları, çocukların kaliteli vakit geçirebileceği özel aktiviteler ve atölyeleri, iş dünyasına ve diğer organizasyonlara uygun salonları ise Akra Didim’in tüm deneyimler dahil konseptinde farklılaşacağı alanlar arasında yer alacak.


“Akra’nın otelcilikteki seçenek sunma anlayışını çok daha ileri götürecek”

Akra Didim Genel Müdürü Gürel Esener,“Tamamen sürdürülebilir anlayışla geliştirdiğimiz, konumu, etkinlikleri, Helenistik mimarinin modern yorumunu hissettiren tasarımı ve yaşatmaya odaklandığımız felsefesi ile Akra Didim’de, gastronominin çeşitliliğini, doğayla uyumlu mimarinin sunduğu ferahlığı ve doğanın güzelliklerini Akra kalitesinde yaşatmaya odaklanacağız. Akra Didim ile misafirlerimize doğa, uyum, denge, iyi hissetme, yaratım, üretim ve paylaşım deneyimlerini aynı anda sunacağız. Akra Didim’in grubumuz için de çok özel bir anlamı bulunuyor. Akra Didim, Akdeniz Bölgesi’nden sonra Ege’deki ilk yatırımımız olacak. Konaklama ve etkinlik anlamında sunduğu çeşitlilik, oldukça büyük kompleks yapısı ile Akra adına benzersiz bir deneyim olacak. Akra Hotels olarak 50 yılı aşan bilgi birikimimizi, hizmet ve kalite anlayışımızı yansıtacağımız Akra Didim, bize otelcilikte yeni tecrübeler kazandıracak. Buradan edineceğimiz deneyimler Akra’nın otelcilikteki seçenek sunma anlayışını çok daha ileri götürecek” şeklinde konuştu. 

279 oda ve 80 Priene Houses seçeneği ile farklı bir konaklama deneyimi

Akra Didim teraslı ve deniz manzaralı süitlerden, yüzme havuzlu odalara kadar farklı büyüklüklerde 279 oda ve süit, yetişkin ve aile olmak üzere 5 farklı tip ve büyüklükte 80 Priene Houses seçeneği sunacak. Sadeliğin ön plana çıkacağı konaklama anlayışında tatil, dinlenme ve çalışma hayatı yeni bir tanım kazanacak. Tüm süreçlerin rahatlık ve sadelikle yönetileceği Akra Didim’de sadeliğin verdiği konfor ve huzur, doğanın dinginliği ve yaşamın akışı benzersiz bir deneyimle hissedilecek. 

Sporun ve iyi yaşamın yeni merkezi

Akra Didim, misafirlerine sadece konaklama değil, aktif yaşam ve bütünsel iyilik hali sunan ayrıcalıklı alanlarıyla da fark yaratacak. Akra Racket Club, 4 padel kortu ve 1 uluslararası standartlarda padel maç kortu, 8 pickleball kortu ve 2 tenis kortuyla raket sporlarına ilgi duyan tüm misafirlere hitap edecek. Yenilenmek isteyenler için tasarlanan 1.800 metrekarelik SPA & wellness merkezi, doğayla iç içe, huzur verici atmosferiyle öne çıkacak. Geleneksel ve modern terapilerin harmanlandığı bu alanda misafirler; kasları gevşeten watsu uygulamaları, deniz suyu terapisi sunan thalasso havuzları, dolaşımı destekleyen kneipp yürüyüş yolu, bedeni canlandıran vitality havuzları ve bağışıklık sistemini güçlendiren soğuk dalış havuzları ile kendilerini yeniden keşfedecek. Akra Didim’in bu kapsamlı wellness deneyimi, sadece bedensel rahatlama değil, aynı zamanda zihinsel arınma ve ruhsal denge sunacak.


24 Mart 2026 Salı

Bodrum’un Zamansız Ritmi Yeniden Başlıyor:Titanic Luxury Collection Bodrum

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Bodrum’un Zamansız Ritmi Yeniden Başlıyor:Titanic Luxury Collection Bodrum

Bazı kıyılar vardır; vardığınız anda yalnızca manzara değil, zamanın kendisi de değişir. Bodrum’un en özel noktalarından Güvercinlik Koyu’nda konumlanan Titanic Luxury Collection Bodrum, 16 Nisan’da kapılarını yeniden açıyor. Bu sezon, aynı zamanda otelin 10. yılını simgeliyor, doğayla kurduğu bağın, zarif misafirperverlik anlayışının ve zamansız estetik yaklaşımının on yılı.

Burada sezon, yalnızca bir takvim değişimi değil; doğanın ritmine yeniden uyumlanmanın, yaşamın daha yalın ve daha derin hissedildiği bir dönemin başlangıcı oluyor. Doğanın yalın güzelliği ile modern lüksü dengeli bir zarafetle buluşturan bu özel yaşam alanı, Bodrum’un zamansız ruhunu deneyimlemek isteyen misafirlerini karşılamaya hazırlanıyor. Ailelerden çiftlere, arkadaş gruplarından bireysel misafirlere kadar herkes, burada kendine ait bir ritim buluyor.

350 metre uzunluğundaki mavi bayraklı sahili, beyaz kumlu plajı ve turkuaz tonlarının dinginliğiyle çevrelenen atmosferiyle Titanic Luxury Collection Bodrum, şehirden uzaklaşma hissini daha ilk anda yaşatıyor. Denizle bütünleşen süitler, özel havuzlu villalar ve Ege manzarasına açılan swim-up odalar, doğayla modern lüks arasında zarif bir denge kuruyor.

Gastronominin Deneyime Dönüştüğü Sofralar

Gastronomi deneyimi de otelin güçlü yönlerinden biri. Hasır’ın köklü mutfak geleneği, Yamas’ın Ege’den ilham alantabakları, Nori’de Uzak Doğu yorumları, Pascarella’nın zarif İtalyan mutfağı ve BeefGrillClub’ın güçlü karakteri… Farklı mutfaklar, aynı estetik anlayışta buluşuyor, gastronomi keşfe dönüşüyor.

Titanic Luxury Collection Bodrum’un ritmi, iyi hissetme halinin doğal bir uzantısı oluyor. BeFineSpa’nın dingin atmosferi, geleneksel ritüeller ile modern wellness anlayışı arasında kusursuz bir denge kuruyor. Deniz manzarasına açılan fitness alanları ve açık havada gerçekleşen aktiviteler, bedenin ve zihnin doğayla yeniden uyumlanmasına alan tanıyor.

On yılın getirdiği deneyim ve incelikle şekillenen bu atmosfer, lüksü yalnızca sunulan bir ayrıcalık değil, hissedilen bir bütünlük haline dönüştürüyor.

Yeni Sezonun Ritmi: Konserler ve Festivaller

Titanic Luxury Collection Bodrum, yeni sezonda yalnızca doğayla iç içe bir kaçış sunmakla kalmıyor; yıl boyunca gerçekleşecek konserler, festivaller ve özel etkinliklerle sezonu çok daha canlı ve dolu dolu bir deneyime dönüştürüyor.

Sezonun ilk büyük buluşmalarından biri, 23 Nisan’da gerçekleşecek Kikoa Kids Festival olacak. Çocuklara özel hazırlanan bu renkli festival kapsamında otel içerisinde bir panayır alanı kurulacak ve 23 Nisan günü başlayacak etkinlikler 23–24–25 Nisan boyunca devam edecek. Atölyeler, oyun alanları ve eğlenceli aktivitelerle çocuklar için unutulmaz bir bayram atmosferi yaratılacak.

Kurban Bayramı boyunca ise Titanic Luxury Collection Bodrum’da her gün konser programı planlanıyor. Bayramın ilk günü olan 27 Mayıs’ta Edis sahne alacak. Bayram boyunca devam edecek programda Behzat Gerçeker&Enbe Orkestrası, İskender Paydaş ve Seran Bilgi de misafirlerle buluşacak.

Sezon ilerledikçe uluslararası müzik dünyasının güçlü isimleri de Bodrum sahnesine taşınacak. 28 Temmuz’da AntonisRemos ve 17 Ağustos’ta Anna Asti, Titanic Luxury Collection Bodrum’un yaz akşamlarına unutulmaz performanslarıyla eşlik edecek.

Tüm bunların yanı sıra sezon boyunca sahnede yer alacak sürpriz isimler ve özel performanslar da bu deneyimin ritmini zenginleştirmeye devam ediyor.

Titanic Luxury Collection Bodrum, 10. yılında Ege’nin bu özel kıyısında, doğanın ritmine uyumlanan zarif atmosferi ve zengin etkinlik programıyla misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.


23 Mart 2026 Pazartesi

DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All Inclusive Resort 11 Nisan’da Yeni Sezonu Karşılıyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All Inclusive Resort 11 Nisan’da Yeni Sezonu Karşılıyor

Bodrum’un gözde koylarından Torba’da yer alan DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All Inclusive Resort, 11 Nisan itibarıyla yeni sezon için kapılarını açıyor. Ege’nin turkuaz sularıyla çevrili tesis, ultra her şey dahil konsepti, ayrıcalıklı hizmet anlayışı ve doğayla iç içe atmosferiyle hem yerli hem de uluslararası misafirlerini ağırlamaya hazırlanıyor.

Denize sıfır konumunda mavi bayraklı plaja sahip tesis, bahçe ve deniz manzaralı oda, aile odaları ve süit seçenekleriyle konforu ön planda tutan bir konaklama deneyimi sunuyor. Zarif detaylarla tasarlanan ferah yaşam alanları huzurlu bir atmosfer yaratırken, yenilenen Spa & Wellness uygulamalarıyla misafirlere hem bedensel hem zihinsel olarak yenilenme imkânı sağlıyor. Daha hareketli bir tatil tercih edenler için basketbol, tenis ve plaj voleybolundan kano, deniz bisikleti ve jet ski’ye uzanan spor alternatifleri ise gün boyu enerjiyi yüksek tutuyor.

Yeni sezonda tesis, gün boyuna yayılan aktiviteler ve akşam programlarıyla tatil deneyimini daha da zenginleştiriyor. Spor aktivitelerinden eğlenceli yarışmalara, sahil etkinliklerinden canlı performanslara uzanan programlar sayesinde misafirler günün her saatinde farklı bir deneyimle karşılaşıyor. Gün batımından sonra ise müzik, canlı performanslar ve sürpriz etkinliklerle Işıl Club’ın akşam atmosferi hareketleniyor.

Yenilenen Kids Club ile Miniklere Özel Bir Dünya

Çocuk misafirler için hazırlanan Kids Club alanı, yeni sezonda zenginleşen programlarıyla miniklere eğlenceli ve yaratıcı bir dünya sunuyor. Yaş gruplarına özel tasarlanan atölyeler, takım oyunları, sanat ve el işi etkinlikleri ile gün boyu devam eden aktiviteler,çocukların hem keyifli vakit geçirmesine hem de yaratıcılıklarını geliştirmesine olanak tanıyor.

Yeni sezonda tesisin gastronomi dünyası da yeni dokunuşlarla zenginleşiyor. Mutfak ekibinin başına geçen Şef Kaan Yıldırım, uluslararası deneyimini ve modern yorumunu Işıl Club mutfağına taşıyor. Menü tasarımından ürün seçimine kadar her aşamada kalite, mevsimsellik ve yerel lezzetler ön planda tutulurken, konuklara tatil deneyimini tamamlayan rafine bir gastronomi yolculuğu sunuluyor.

Ana restoran Panorama, farklı mutfaklara odaklanan tematik akşamlarla dünya lezzetlerini bir araya getirirken; gün batımına karşı konumlanan Skorpina A La Carte Restoran ise deniz ürünleri odaklı menüsüyle sahil atmosferinde keyifli akşam yemeklerine ev sahipliği yapıyor. POCO’da İtalyan mutfağının seçkin lezzetleri şık bir ortamda servis edilirken, Sunset Bar canlı performanslarıyla akşam saatlerinin eğlenceli buluşma noktası olmaya devam ediyor.

Evcil hayvan dostu olan DoubleTree by Hilton Bodrum Işıl Club Ultra All Inclusive Resort, Ege’nin doğal dokusuyla uyumlu atmosferi, zenginleşen deneyimleri ve yenilenen lezzet duraklarıyla misafirlerini yeni sezonda da konforlu ve keyifli bir Bodrum tatiline davet ediyor.


Franchise sektörü Franchise NEXT ile Köln’de buluşuyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Franchise sektörü Franchise NEXT ile Köln’de buluşuyor

Kendi işini kurmak ve Avrupa’da yatırım yapmak isteyenler, franchise sektörünü bir araya getirmeye hazırlanan Franchise NEXT fuarında buluşacak.

Almanca konuşulan ülkelerde franchising sektöründeki network iletişimini güçlendirmek için bir araya gelen franchise sektörü profesyonelleri büyük bir etkinliğe hazırlanıyor.15–16 Ekim 2026 tarihlerinde Köln Fuar Merkezi CONFEX alanında düzenlenecek Franchise NEXT, Avrupa’daki yatırımcılarla Avrupa’da ticaret yapmak isteyenleri bir araya getirecek.

CoxOrange Marketing & PR GmbH tarafından organize edilen FranchiseNEXT’e franchise sektörünün otorite kurumları ve STK’ları da destek veriyor. Avrupa’daki franchise sektörünün iletişiminin kuvvetlennesi gerektiğini ve bu nedenle birçok kurumun desteği ile yeni nesil bir franchise fuarına hazırlandıklarını ifade eden CoxOrange Genel Müdürü LuanaKöttler“Günümüzde kişisel temas ve bilgi alışverişi her zamankinden daha önemli. Yeni yollar arayan insanları bir araya getirmek ve franchise sistemlerine iş modellerini somut şekilde anlatabilecekleri bir sahne sunmak istiyoruz.”diye konuştu.

Alman Franchise Derneğinin 2024 verilerine göre sadece Almanya’da franchise sektörünün yıllık yaklaşık 149,2 milyar € sektör geliri elde ettiğini söyleyen Köttler ‘’Ekonomik açıdan zorlu dönemlerde birçok kişi kariyerini yeniden değerlendirme ihtiyacı hissediyor. Franchising modeli, girişimciliğin özel bir biçimini sunarak bireylere kendi işlerini kurma imkânı verirken aynı zamanda güçlü bir marka desteği sağlıyor.Franchise NEXT platformu da tam olarak bu ihtiyaca odaklanarak franchising dünyasını ziyaretçiler için daha erişilebilir ve deneyimlenebilir hale getirmeyi amaçlıyor. Etkinlik kapsamında katılımcılar; doğrudan temas, birebir görüşmeler ve girişimcilik fırsatlarına dair somut bilgiler aracılığıyla sektörü yakından tanıma imkânı bulacak.’’ dedi.

GermanFranchiseAssociation (Alman Franchise Derneği) ana partnerliğinde düzenlenecek fuar için bu yıl Türkiye Pavillion’u kurulacak..Çalışmalara destek veren Güvenilir Ürün Platformu, fuarda yapılacak Türk firmalara yönelik seçili etkinliklere de önderlik edecek. Türk firmalarının Avrupa’da daha aktif ticaret yapmalarını önemsediklerini söyleyen Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak‘’ Almanya’yı Avrupa’nın giriş kapısı olarak görüyor ve Türk firmaları adına önemsiyoruz. Bu yıl Güvenilir Ürün Platformu olarak yurtdışına açılmak ve globalleşmek isteyen firmalarımızın tanıtımına yönelik fuarda bir çok etkinlik gerçekleştireceğiz. Firmalarımız potansiyel iş ortakları ve uzmanlarla tanışma fırsatını kaçırmasın’’ diye konuştu.

Fuarda çok sayıda franchise markasının yanı sıra keynote sunumlar, paneller ve Franchising’e geçiş yapmış girişimcilerin kişisel deneyim paylaşımlarından oluşan zengin bir program da katılımcıları bekliyor.

Daha fazla bilgi için www.franchise-next.com dan iletişime geçebilirsiniz.


Turizm Yoksulluğu Nasıl Hafifletebilir?


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Turizm Yoksulluğu Nasıl Hafifletebilir?

 Yolunuz, az gelişmişbir ülkeye düştüğünde karşılaştığınız yoksulluktan etkilenir ve nasıl faydalı olabileceğinizi düşünmeye başlarsınız. Oysa oraya seyahat etmeniz bile başlı başına bir fark yaratabilir. 

2025 yılında uluslararası seyahat eden kişi sayısı küresel ölçekte önemli bir artışgöstererek1,52 milyar seviyesine ulaştı.Bu, turizm sektörüne daha fazla para akışı olduğu anlamına geliyor. Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü'ne göre turizm, dünya gayri safi yurt içi hasılasının yüzde beşini oluşturmakta.Dünya genelinde her on iki iş kolundan birini kapsayan turizm endüstrisi, Tanzanya ve Samoa da dahil olmak üzere en az gelişmiş kırk sekiz ülkenin yirmisinde 1. ya da 2. sıradaki gelir kaynağını teşkil etmekte. 

Turizm sektörüyle sürdürülebilirlik konusunda iş birliği yapan,İngiltere merkezli bir hayır kurumu olan Travel Foundation,turizmi, “Dünyanın en büyük, zenginlerdenyoksullara kaynak aktarım mekanizması,” olarak tanımlıyor. Turizm gelirleri, uluslararası yardımları bile geride bırakmakta. 

Ne var ki turizm gelirlerinin yoksullara ulaşması, teoride göründüğü kadar kolay olmayabiliyor. Yabancı kökenli işletmelere, uluslararası tatil köylerine ve tur operatörlerine akıtılan paralar çoğunlukla, ziyaret edilen ülkede kalamıyor. Bunun yanı sıra,az gelişmiş ya da gelişmekte olan ülkeler tatilcilerin beklentilerini karşılamak amacıyla yurt dışından gıda dahil, çeşitli malzemeve ekipmanithal etmek zorunda kalıyorlar. Bu durumda, kendi ülkelerindeki iş gücüne ve işletmelere destek sağlayamıyorlar. 


Bununla birlikte, düşük gelirli toplulukların hayatını olumlu yönde etkileyebilecek küçük ölçekli pek çok yerel proje umut vadetmekte. Örneğin, Kenya'daki Masai Köyü’ne yapılan turlardan elde edilen gelirlerin neredeyse tamamı eskiden köylüler yerine, dışarıdan gelen tur rehberlerine aktarılıyordu. Travel Foundation’ın geliştirdiği bir sitem sayesinde tur gelirleri doğrudan topluluğa yönlendirilince, topluluk bu parayı eğitim ile sağlık altyapısına yatırabildi.

Son yıllarda yerel girişimcilere verilen mikro krediler de büyük ilgi görmekte. Pek çok kişininkendi işinikurabilmesiiçin yalnızca küçük sermayeye ihtiyaç duyduğuna dikkat çeken, George Washington Üniversitesi Uluslararası Turizm Araştırmaları Enstitüsü Direktörü Kristin Lamoureux, Dominik Cumhuriyeti'ndeki bir kadını örnek gösteriyor. Küçük bir krediyle meyve suyu standı kuran kadın, zamanla bu sayıyı altıya çıkarmış, çalışan sayısını da 12'ye yükseltmişti. 

Topluluk mülkiyeti olarak işletilen girişimler de bu kapsamda değerlendirilebilir. ABD merkezli çevre kuruluşu Conservation International'ın mali desteğiyle 2001’de Bolivya'da kurulanChalalan Ekoloji Oteli tamamen, buradaki yerel topluluğa ait. Ormancılık ve avcılığa alternatif bir geçim kaynağı yaratan otel, yetmiş aileye gelir sağlamakta. 

Yine de başta büyük otel zincirleri olmak üzerebüyük seyahat operatörleri turizmde giderek daha aktif rol almaktalar. “Gönüllü turizmi” ya da “sürdürülebilir turizm” alanında akademik çalışmalar yapan Lamoureux, küçük ölçekli turizmi geliştirmenin değerli olduğunu kabul etmekle birlikte,büyük oyunculara da odaklanmamız gerektiğini, vurguluyor. 

"On yıl önce bu oteller misafirlerini havlularını yeniden kullanmaya teşvik ediyorlardı, şimdi ise sosyal refah konularını tartışıyorlar," derken, bu konuda oldukça umutlu.  

Örneğin Ritz Carlton, çalışanlarını yerel kuruluşlarla bir araya getirerek; çocuk sorunları, açlık ve yoksullukla mücadelede mentorluk, gönüllülük ve gençlik eğitim programlarıyla yerel halka katkı sağlayan “Topluluk Ayak İzi” adlı sosyal ve çevresel sorumluluk programını hayata geçirdi. Misafirler isterlerse bu süreçte aktif rol üstlenebilmekteler. Atlanta Georgia'daki kentsel alanları ağaçlandırmayı amaçlayan yerel bir girişimle iş birliği yaparak ağaç dikmek ya da Philadelphia'da açlıkla mücadele eden bir kuruluşun bağış yapacağı gıdaları sınıflandırmak gibi yarım günlük gönüllü turizm etkinliklerine katılabiliyorlar.

Lamoureux, büyük otellerin ve önemli turistik destinasyonlarınyoksul kesimler için yalnızca iş imkânı oluşturan ekonomik alternatifler olmadıklarının farkına varılması gerektiğini söylüyor. Gençlerin böyle profesyonel ortamda çalışabilmeleri için eğitilmeleri ve yetiştirilmeleri kısa dönemli maddi kazanç elde etmelerinden çok daha önemlidir. Bu şekilde, çalışanların orta ve üst düzey yönetim kademelerine taşınması da hedeflenmektedir. Lamoureux, bunun, turizm sektörünün önümüzdeki on ila yirmi yılda öne çıkan başlıca girişimlerinden biri olacağına inandığını belirtmekte. 

Bu konuda gezginler de bizzat harekete geçebilirler. Bir otelin kime-kimlere ait olduğunu turizm acentelerindenöğrenebilir, sosyal ve çevresel sorumluluk kriterlerini yerine getiren otelleri ödüllendiren Travelife gibi sürdürülebilirlik sertifikasyon programlarının olup olmadığını sorgulayabilirler. Lamoureux, turizm alanında hizmet verenlerin sosyal sorumluluk politikalarının neler olduğunun ve çalışanlarla yöneticilerin kaç tanesinin yerel halktan olduğunun sorgulanmasınıda öneriyor.

Kaldığınız otelin dışına çıkarak yerel restoranlarda yemek yediğiniz, yerel ürünler satın aldığınız ve yerel rehberler kullandığınız zaman, bir gezgin olarak tatilden çok daha fazlasını elde edebilirsiniz. Böylece yerel halk da sizin orada bulunmanızdan doğrudan fayda sağlamış olur. 


Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi