10 Şubat 2026 Salı

Emitt için yeni bir sayfa mı, yoksa kitabı kapatma zamanı mı?

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Emitt için yeni bir sayfa mı, yoksa kitabı kapatma zamanı mı?

5–7 Şubat tarihleri arasında gerçekleşen Emitt Turizm Fuarı’nın ardından bu satırları kaleme almak istedim. Bu yazı yalnızca bir fuar değerlendirmesi değil; benim için aynı zamanda kişisel bir hafıza ve tarihe düşülmüş bir nottur.

24 yıl önce bu sektörde attığım ilk adımdan, 24 yıl sonra aynı fuarın ardından bu satırları yazıyor olmak; ister istemez daha sorumlu, daha net ve daha açık konuşmayı gerektiriyor.

Fuarlar yalnızca standların kurulduğu, broşürlerin dağıtıldığı, kartvizitlerin el değiştirdiği organizasyonlar değildir.Fuarlar; turizm diplomasisinin yapıldığı, kültürlerin temas ettiği, sektörün gelecek projeksiyonlarının masaya yatırıldığı, dünyanın dört bir yanından paydaşların birbirine “buradayım, ayaktayım, oyunun içindeyim” mesajı verdiği çok katmanlı buluşma alanlarıdır.

Bu yönüyle bakıldığında Emitt, yalnızca bir fuar değil; Türkiye’nin turizm alanındaki en köklü ve en güçlü marka hafızalarından biridir. Aynı zamanda fuarlar, şehir ekonomilerini doğrudan besleyen büyük organizasyonlardır.

Otellerden restoranlara, taksiden havayoluna; catering firmalarından stand üreticilerine, müzik organizasyonlarından hostes ve simultane tercüme firmalarına kadar çok geniş bir ekonomik zincir bu organizasyonlarla hareketlenir. Fuarlar yalnızca vitrin değildir; ciddi gelir üretir, istihdam yaratır ve şehir ekonomisinin tamamına yayılan güçlü bir dinamizm sağlar.

Bunun en güncel örneklerinden biri, kısa süre önce gerçekleşen Fitur Madrid Fuarı’dır. Madrid’e 500 milyon Euro’nun üzerinde ekonomik katkı sağladığı ifade edilen bu organizasyon, turizm fuarlarının bir “maliyet” değil; doğru kurgulandığında şehir ve ülke ekonomileri için ne denli güçlü bir kaldıraç olduğunu açıkça göstermektedir.

Ancak dürüst olmak gerekir.Emitt Fuarı son yıllarda ciddi bir kan kaybı yaşamaktadır.

Bir dönem dünyanın en büyük beş turizm fuarından biri olarak anılan, uluslararası arenada gururla taşıdığımız bu marka; bugün iki salona sıkışmış, küresel cazibesi zayıflamış bir görüntü vermektedir.

Bu tablo tesadüf değildir. Emitt kan kaybetmiştir; çünkü uzun yıllar boyunca sektörle yeterince konuşmamış, ortak aklı karar mekanizmalarına dahil edememiş, uluslararası rekabeti doğru okuyamamış ve vizyonunu dar bir çerçevede tutmuştur.

Bu noktada artık açık konuşmak gerekir.

Emitt gibi bir organizasyon, tek bir organizatörün ya da dar bir yapının inisiyatifine bırakılabilecek bir fuar değildir. Bu ölçekte, bu geçmişe ve bu iddiaya sahip bir organizasyon; ancak sektörün tamamını içine alan bir anlayışla ayakta kalabilir.

Emitt’in kan kaybetmesinin temel nedeni; sektör paydaşlarının, STK’ların ve sahadaki gerçek aktörlerin karar süreçlerinden sistematik biçimde uzak tutulmuş olmasıdır.

Peki ne yapılmalı?

Emitt için artık net bir yön değişikliğine ihtiyaç vardır. Bunun yolu da güçlü bir üst istişare ve yönlendirme mekanizması oluşturmaktan geçmektedir.

İster danışma kurulu, ister istişare kurulu, ister sektör yönlendirme kurulu adı altında olsun; bu yapının masasında mutlaka turizm STK’ları, seyahat acentaları, havayolları, destinasyon temsilcileri, büyük alıcılar ve uluslararası fuar deneyimine sahip isimler yer almalıdır.

Bu kurul; Emitt’in orta ve uzun vadeli vizyonunu, hangi pazarlara nasıl açılacağını, hangi segmentlerde derinleşeceğini ve fuarın nasıl yeniden uluslararası rekabete sokulacağını belirlemelidir.

Emitt yönetimi ise bu vizyon doğrultusunda çalışan; icracı, profesyonel ve şeffaf bir yapı olarak konumlanmalıdır. Yani Emitt; sektörün davet edildiği değil, sektörün yön verdiği, ortak akılla büyüyen bir platform hâline gelmelidir.

Bir diğer kritik mesele ise fuarın adı ve küresel konumlandırmasıdır.

Bugün “Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı” tanımı, ne fuarın ölçeğini ne de iddia etmesi gereken vizyonu doğru yansıtmaktadır. İstanbul; Avrupa, Orta Doğu, Balkanlar, Kafkasya ve Afrika’yı birbirine bağlayan küresel bir turizm ve ticaret merkezidir. Böylesi bir şehirde düzenlenen bir fuarı coğrafi olarak daraltan bir isimle tanımlamak, fuarın potansiyelini daha en baştan sınırlamak anlamına gelir.Bu nedenle Emitt’in yalnızca organizasyonel yapısıyla değil, adı ve marka kimliğiyle de yeniden konumlandırılması gerekmektedir.

“Emitt Global” gibi küresel vizyonu doğrudan yansıtan bir marka yaklaşımı; fuarın uluslararası algısını güçlendirecek, yeni pazarlara açılmasını kolaylaştıracak ve küresel ölçekte alıcılar, satıcılar ve karar vericiler için çok daha net bir davet dili oluşturacaktır.

Bugün dünyadaki büyük turizm fuarları, coğrafi daraltmalarla değil; küresel iddia, güçlü marka ve uluslararası network üzerinden konumlanmaktadır. Emitt de artık Doğu Akdeniz’e sıkışan bir fuar değil, küresel turizm ekosistemine seslenen bir platform olmalıdır. Aksi hâlde her yıl aynı tartışmaları yapar, her yıl biraz daha küçülen bir fotoğrafı konuşuruz.

Oysa ihtiyaç duyduğumuz şey; geçmişiyle övünen değil, geleceğini planlayan bir Emitt’tir. İstanbul’u ve Türkiye’yi yeniden bölgesel değil, küresel bir turizm buluşma noktası olarak konumlandıran bir Emitt’tir.

Elbette eleştirinin adil olması gerekir.29.yılında Emitt; mekân değişikliği, yeni bir yönetim anlayışı ve yeni bir fuar direktörü ile yeniden yapılanma sürecine girmiştir. Bu yılki organizasyon, geçmişten devralınan algı sorunları ve kaybedilmiş güvenle yola çıkmıştır. Bu şartlar altında tek bir yılda büyük bir sıçrama beklemek gerçekçi değildir. Bu yıl doğru okunursa, Emitt için bir toparlanma ve yeniden konumlanma yılı olarak değerlendirilebilir.

Bugün Türkiye’de çok sayıda turizm etkinliği, fuar, workshop ve organizasyon yapılmaktadır. Hepsi kıymetlidir. Ancak açık konuşmak gerekir: Bu yapıların hiçbiri, Emitt’in sahip olduğu bilinirlik, marka hafızası ve uluslararası karşılık kapasitesine henüz sahip değildir.

Bu nedenle başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız ve Turizm Geliştirme Ajansı olmak üzere; sektör birliklerinin ve turizm STK’larının Emitt’e daha güçlü şekilde sahip çıkması elzemdir.Emitt’e sahip çıkmak;sektöre, şehre, ekonomiye ve Türkiye’nin turizm diplomasisine sahip çıkmaktır. Fuarı ayrıştırmak, sektörü ayrıştırmaktır. Fuara sırtını dönmek; şehrin ekonomisine, turizm diplomasisine ve kültürel etkileşime sırt çevirmektir.

Bugün önümüzde net bir soru var: Emitt için yeni bir sayfa açacak mıyız, yoksa bu hikâyeyi yavaş yavaş kapatmayı mı tercih edeceğiz?

Benim cevabım; 

Gel yıkalım şu Süleymaniye’yi desen iki kazma iki kürek iki de ırgat gerek. Hadi gel geri yapalım şunu desen bir Sinan bir de Süleyman gerek. Doğru vizyon, ortak akıl ve güçlü sahiplenmeyle Emitt için yeni bir sayfa mümkündür.

Bu yüzden mesele, bir fuarı kurtarmak değil; bir iddiayı, bir hafızayı ve bir geleceği korumaktır.

Wyndham, İlk Markalı Rezidans Projesi ve Yeni Ramada Oteliyle İstanbul’da Büyüyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Wyndham, İlk Markalı Rezidans Projesi ve Yeni Ramada Oteliyle İstanbul’da Büyüyor

Yeni açılan Ramada Residences by Wyndham İstanbul Haramidere ve Ramada by Wyndham Arnavutköy, İstanbul’da yeni konaklama seçenekleri sunuyor

Wyndham Hotels & Resorts, Ramada markasıyla İstanbul’da gerçekleştirdiği iki yeni açılışla Türkiye’deki büyümesine hız veriyor. Dünyanın en tanınmış otel markalarından biri altında Türkiye’de açılan ilk markalı rezidans projesi önemli bir dönüm noktasını oluştururken, tamamlanan açılışlar arasında yeni bir otel de yer alıyor.  Ramada by Wyndham Arnavutköy yoğun tempoda seyahat edenler için ideal bir seçenek sunarken, Ramada Residences by Wyndham Istanbul Haramidere ise bir otelin sunduğu olanakları ev konforu ve kolaylığıyla bir araya getiriyor.

Wyndham Hotels & Resorts Türkiye Ülke Direktörü Arcan Bayraktaroğlu, “Türkiye’de büyümeye devam ediyoruz ve şu anda 40’tan fazla otelimizin bulunduğu İstanbul da büyüme stratejimizdeki özel yerini koruyor. Üst-orta segmentte erişilebilir ve deneyim odaklı yaşam konseptlerine yönelik artan talebe yanıt veren ilk markalı rezidans projemizin açılışı bizim için önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Gerçekleştirdiğimiz bu iki açılış, Ramada markamızın çok çeşitli konaklama konseptlerine ve misafirlerin farklı ihtiyaçlarına yanıt vermedeki esnekliğini tekrar kanıtlıyor” dedi.


Dünyaca Ünlü Otel Markası Evlerin Konforunu Sunuyor

Markalı rezidanslar konaklama sektöründe yükselen bir trend olarak öne çıkıyor. Dünya genelindeki markalı rezidans projelerinin sayısı geçtiğimiz 10 yıl içinde neredeyse üçe katlanırken, segment 2025 yılında %19 büyüme kaydetti. Wyndham, dünyanın franchise veren en büyük otel şirketi olarak bu trende öncülük ediyor. Şirket, premium ekonomi ve üst-orta segmentlerindeki köklü ve güvenilir marka portföyüyle, bu büyüyen segmentte titizlikle hareket eden alıcılara hitap ediyor. Araştırmalara göre, markalı rezidanslardaki güçlü ivmenin önümüzdeki yıllarda yeni pazarlara da açılarak devam etmesi bekleniyor.

Ramada Residences by Wyndham İstanbul Haramidere, Wyndham markaları altında bulunan ve dünyanın farklı noktalarında bu talebe yanıt veren markalı rezidanslar arasındaki yerini aldı. 81 misafir odası ve bir, iki ve üç yatak odalı daireleri bulunan tesisin üniteleri arasında tam donanımlı mutfaklara, geniş yaşam alanlarına ve oda içi çamaşır yıkama olanaklarına sahip olanlar da yer alıyor. Konfor ve esneklik odaklı tasarlanan oda tipleri, aileler, iş için seyahat edenler ve uzun süreli konaklayanlar gibi çeşitli ziyaretçi profillerine hitap ediyor.

Ramada Residences by Wyndham İstanbul Haramidere’nin misafirleri ve sakinleri, mevsimsel açık havuz, samimi bir ortamda uluslararası mutfaklardan lezzetler sunan Elevate Restaurant, keyifli bir kış bahçesi de bulunan bir kafe, geleneksel hamamı ve saunası da bulunan bir spa alanı, fitness merkezi ve gün içinde oda servisi gibi olanaklardan yararlanabiliyor. Tesisin özel otoparkı ile D-100 karayoluna ve Metrobüs hattına yakınlığı da Avrupa yakasından İstanbul’un her yerine kolay ulaşım imkanı sağlıyor.

Ramada Residences by Wyndham İstanbul Haramidere Sahibi Baha Cüneydi, “Ramada Residences by Wyndham İstanbul Haramidere’nin açılışını, seyahat edenlerin esnekliğe, geniş alanlara ve marka güvenilirliğine giderek daha çok önem verdiği bir dönemde gerçekleştiriyoruz. Ramada markası Türkiye ve dünya genelinde uyandırdığı güven duygusuyla projemize büyük bir değer katıyor ve global marka standartlarını rezidansların konforuyla buluşturmamızı sağlıyor. Türkiye’deki en büyük uluslararası otel zincirinden aldığımız destekle bu yeni segmente kendinden emin adımlarla giriş yapıyoruz” dedi.

Seyahat Etmeyi Kolaylaştıran Bir Havalimanı Oteli

Wyndham’ın İstanbul’da gerçekleştirdiği bir diğer yeni açılış olan Ramada by Wyndham Arnavutköy ise İstanbul Havalimanı’na 15 kilometre mesafede yer alıyor ve transit yolcular için ideal özellikleriyle öne çıkıyor. Otelden havalimanına 7/24 verilen ücretli servis hizmeti, bekleme sürelerini kısaltan ekspres check-in ve check-out hizmetleri, lobide ve diğer ortak alanlarda misafirlerin uçuşlarının durumunu canlı olarak takip etmelerine olanak sağlayan paneller, misafirlere seyahatlerinde kolaylık sunuyor. Otelin tek başına seyahat edenler için single odalardan şık süitlere kadar farklı seçenekler sunan 130 odasının ses geçirmez özellikli olması da misafirlerin rahat bir ortamda uyumalarına yardımcı oluyor.


Otelin toplamda 106 metrekare alana sahip üç esnek kullanımlı toplantı odasına ek olarak, iyi bir donanıma sahip olan Revive fitness merkezi, 90 kişi kapasiteli İstanbul Restaurant, taze ürünler ve hızlı atıştırmalıklar sunan Avrupai tarzda bir kafe gibi olanakları da bulunuyor.


Ramada by Wyndham Arnavutköy Genel Müdürü Ayhan Taş, “İstanbul Havalimanı dünyanın en işlek ve en hızlı büyüyen havalimanları arasında yer alıyor. Konfor ve işlevsellik sağlayan her detayı incelikle düşündüğümüz Ramada by Wyndham Arnavutköy otelimiz, transit yolcuların ihtiyaçlarını ideal bir şekilde karşılıyor. Ramada markasının dünya genelindeki tanınırlığını Türk misafirperverliğinin sıcaklığı ve cömertliğiyle bir araya getirerek, hava yoluyla seyahat eden misafirlerimizin konaklamalarını daha kolay, daha samimi ve daha keyifli hale getiriyoruz” dedi.

2025 yılında 20 milyona yakın ziyaretçi ağırlayan İstanbul, dünyanın en çok ziyaret edilen şehirleri arasındaki yerini koruyor. Wyndham, İstanbul’da faal durumda bulunan 40’tan fazla oteli ve Türkiye genelinde geliştirme aşamasındaki 40’a yakın projesiyle pazardaki varlığını büyütüyor. Şirket, 50’ye yakın ilde açık durumda bulunan yaklaşık 130 oteliyle Türkiye’deki en büyük uluslararası otel şirketi olma konumunu yeni açılışlarla güçlendiriyor.

Wyndham’ın Türkiye ve EMEA bölgesi genelindeki franchise ortakları, otel sahiplerini başarıya ulaştırmak için tasarlanan birinci sınıf pazarlama, satış ve diğer kaynakları bir araya getiren Wyndham Avantajı’ndan yararlanıyor. 2018 yılından bu yana yenilikçi teknolojilere yapılan 375 milyon ABD dolarından fazla yatırımla birlikte, otel sahipleri sektör lideri tedarikçilerin sunduğu yeni nesil otel ve gelir yönetimi sistemleri gibi en ileri teknolojilere; ayrıca dünya genelinde yaklaşık 121 milyon kayıtlı üyesi bulunan ve toplam otel girişlerinin üçte birinden fazlasını oluşturan Wyndham Rewards'un kitlesine erişim sahibi oluyor.


9 Şubat 2026 Pazartesi

Türkiye, sağlık turizmi sektöründe dünya genelinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer aldı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SAĞLIK TURİZMİ 2025’TE 3 MİLYAR DOLAR EŞİĞİNİ AŞTI

Türkiye, sağlık turizmi sektöründe dünya genelinde en hızlı büyüyen ülkeler arasında yer alırken medikal turizm alanında ise, uluslararası hastaların tedavi için tercih ettiği ülkeler arasında ilk beşte yer alıyor. Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal: “Sağlık turizmi yalnızca bir sağlık hizmeti değil, aynı zamanda Türkiye için güçlü bir hizmet ihracatı ve döviz girdisi alanı” dedi.

Türkiye, sağlık turizminde büyümesini sürdürürken, sektör 2025’te hem ziyaretçi sayısı hem de gelir tarafında 3 milyar dolar bandına yerleşti. Uluslararası Sağlık Hizmetleri AŞ’nin (USHAŞ) yayımladığı verilere göre, 2025 yılında sağlık hizmeti almak amacıyla Türkiye’yi ziyaret eden kişi sayısı 1 milyon 398 bin 580’e ulaşırken, sağlık turizmi geliri 3 milyar 22 milyon 452 bin dolar olarak gerçekleşti. 

Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, söz konusu performansın klasik turizme kıyasla daha yüksek katma değer üreten bir ihracat kalemi olduğunu belirterek, “Sağlık turizmi, doğrudan sağlık harcamasının yanı sıra konaklama, ulaşım ve şehir içi tüketimle çarpan etkisi yaratıyor. Bu nedenle ekonomi yönetimi açısından ‘nitelikli döviz geliri’ üreten stratejik bir alan” dedi.

Dr. Bal, sektörde rekabetin sürdürülebilirliği için fiyatlamanın disiplinli ve şeffaf yürütülmesi gerektiğini vurgulayarak, “Kur hareketleriyle fırsatçı fiyatlama kısa vadede gelir gibi görünse de, orta vadede talebi başka destinasyonlara kaydırabilir. Türkiye’nin rekabet zemini uygun fiyattan çok; klinik kalite, hasta güveni ve sonuç başarısıdır” değerlendirmesinde bulundu.

Türkiye’nin genel turizm gelirindeki yükselişin, sağlık turizmine de zemin oluşturduğuna işaret eden Dr. Bal, TÜİK’in açıkladığı verilere göre 2025’te turizm gelirinin 65,2 milyar dolara yükseldiğini hatırlatarak, “Bu ölçek içinde sağlık turizmi, kişi başı harcaması yüksek bir segment olarak öne çıkıyor. Ürün çeşitliliği (medikal, estetik, diş, göz, saç ekimi, rehabilitasyon) ve hizmet standardı korunursa payın büyümesi mümkün” diye konuştu. 

Dr. Bal, uluslararası hastaların en çok talep gösterdiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin yer aldığını belirterek, “Planlı süreç, kısa bekleme süresi, deneyimli ekip ve sonuç odaklı yaklaşım Türkiye’nin tercih edilirliğini artırıyor” ifadelerini kullandı.

Sektörün ekonomiye katkısı artıyor

Türkiye, son yıllarda hızla büyüyen sağlık turizmi sektörüyle hizmet ihracatında önemli bir gelir kalemi oluştururken, özellikle estetik ve medikal uygulamalardaki uluslararası talep sektörün ekonomik katkısını artırıyor.

Küresel ölçekte sağlık hizmetlerine erişim maliyetlerinin yükselmesi ve bekleme sürelerinin uzaması, hastaları alternatif ülkelere yönlendirirken; Türkiye, güçlü sağlık altyapısı, deneyimli hekim kadrosu ve hızlı hizmet kapasitesiyle öne çıkıyor. Uzmanlara göre sektör, önümüzdeki dönemde hem hasta sayısı hem de kişi başı harcama açısından büyüme potansiyelini koruyor.

Hizmet ihracatında güçlü artış

Medikal Estetik Hekimi Dr. Asel Seda Bal, Türkiye’nin sağlık turizminde dünyanın en hızlı büyüyen ülkeleri arasında yer aldığını belirterek, sektörün ekonomik boyutuna dikkat çekti.

Bal, “Sağlık turizmi, Türkiye açısından klasik turizmden farklı olarak yüksek katma değer üreten bir alan. Tedavi için gelen hastalar hem sağlık hizmeti alıyor hem konaklama, ulaşım ve turizm harcamalarıyla ekonomiye çok yönlü katkı sağlıyor” dedi.

Türkiye’nin sağlık hizmeti ihracat gelirlerinin son yıllarda önemli ölçüde arttığını ifade eden Bal, özellikle estetik ve medikal uygulamaların sektörün büyümesinde belirleyici rol oynadığını kaydetti.

Estetik ve medikal uygulamalar öne çıkıyor

Uluslararası hastaların en çok tercih ettiği alanlar arasında burun estetiği, yüz gençleştirme uygulamaları, vücut şekillendirme işlemleri ve saç ekiminin bulunduğunu belirten Bal, Avrupa, Orta Doğu ve Kuzey Amerika’dan yoğun talep geldiğini söyledi.

Bal, “Hastalar Türkiye’yi yalnızca fiyat avantajı için değil, yüksek kalite, deneyimli hekimler ve kısa sürede planlanabilen tedavi süreçleri nedeniyle tercih ediyor. Bu durum Türkiye’yi estetik ve medikal uygulamalarda küresel bir merkez haline getiriyor” diye konuştu.

Fiyat rekabeti ve sürdürülebilir büyüme

Sektörde sürdürülebilir büyüme için fiyat dengesinin korunması gerektiğini vurgulayan Bal, döviz kurundaki dalgalanmalar ve bazı merkezlerde uygulanan yüksek fiyat politikalarının rekabet gücünü zayıflatabileceğini ifade etti.

Bal, “Avrupa’daki bazı ülkelerde fiyatların Türkiye’ye yaklaşması, maliyet avantajının tek başına yeterli olmayacağını gösteriyor. Türkiye’nin rekabet gücü uygun fiyatın ötesinde kalite, güven ve hasta memnuniyetine dayanmalı” değerlendirmesinde bulundu.

Yüksek katma değerli turizm modeli

Sağlık turizminin kişi başı harcama açısından klasik turizmin üzerinde gelir sağladığını belirten Bal, tedavi süreci ile turizm deneyiminin birlikte sunulmasının Türkiye’ye önemli bir avantaj kazandırdığını söyledi.

Bal, “Sağlık turizmi, yüksek katma değer üreten yapısıyla Türkiye’nin hizmet ihracatında stratejik alanlardan biri haline geldi. Doğru fiyat politikası, kalite standardının korunması ve uluslararası tanıtım faaliyetleriyle sektörün büyümesi hızlanacaktır” ifadelerini kullandı.


İSTANBUL CEVAHİR’DEN SEVGİLİLER GÜNÜ SÜRPRİZİ!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



İSTANBUL CEVAHİR’DEN SEVGİLİLER GÜNÜ SÜRPRİZİ!

Yüzlerce markaya ve sınırsız eğlenceye ev sahipliği yapan İstanbul Cevahir, 14 Şubat Sevgililer Günü’nde, çiftlere özel alışılmışın dışında bir sürprize ev sahipliği yapacak. CevoLove Court konseptiyle, 14 Şubat Cumartesi günü foodcourt alanı tek günlüğüne romantik bir restorana dönüşecek.

“Gönüller bir olunca, Food Court Love Court olur” mottosuyla hayata geçirilen etkinlikte, hızlı tüketim alanı; masa düzeni, servis anlayışı ve canlı müzik eşliğinde romantik bir buluşma noktası olacak.

Sevgililer Günü’ne Özel “Love Court”

İstanbul Cevahir’de, 14 Şubat Sevgililer Günü’ne özel olarak foodcourt alanında 10 masadan oluşan özel bir alan oluşturulacak. Mobil uygulama Cevo üzerinden kayıtlar 14 Şubat Cumartesi günü saat 11:00’de alınmaya başlayacak.  Kampanya kapsamında rezervasyon alınmayacak. Kampanya QR kodunu indirip etkinlik alanına gelen çiftler sırayla kampanyadan faydalanabilecek.

14 Şubat Cumartesi günü 12.00–18.00 saatleri arasında İstanbul Cevahir 5. Kat Yemek Katı’nda gerçekleşecek CevoLove Court, Sevgililer Günü’nü klasik kutlamaların ötesine taşıyarak herkes için erişilebilir, sıcak ve unutulmaz bir deneyime dönüştürecek.

İstanbul Cevahir 14 Şubat Sevgililer Günü Etkinliği Katılım Koşulları:

Kampanya, 14.02.2026  tarihinde 12:00–18:00 saatleri arasında gerçekleştirilecektir. Kampanyaya, Cevo mobil uygulamasından indirilen QR kod ibraz edilerek, İstanbul Cevahir Alışveriş ve Eğlence Merkezi 5. katta bulunan etkinlik alanından katılınabilir.

Kampanyaya katılan, 18–35 yaş aralığındaki ve tüm koşulları sağlayan çiftlere, belirlenen restoranlardan seçecekleri menüler, kendilerine ayrılmış özel masada ücretsiz olarak servis edilecektir.

Kampanyaya sadece 18-35 yaş aralığındaki çiftler katılabilir ve her katılımcının Cevo mobil uygulaması üzerinden kampanya QR kodunu indirmesi gerekmektedir.

Her katılımcı kampanyaya yalnızca bir kez katılabilir.

Mobil uygulama Cevo üzerinden kayıtlar 14.02.2026 günü saat 11:00’de alınmaya başlanacaktır.  

Kampanya kapsamında rezervasyon alınmamaktadır. Kampanya QR kodunu indirip etkinlik alanına gelen çiftler sırayla kampanyadan faydalanabilecektir.

İkramlar stoklarla sınırlıdır; stokların tükenmesi veya kampanyanın herhangi bir nedenle sona erdirilmesi halinde kampanya sona erer.

AVM çalışanları ve AVM bünyesindeki mağaza personeli etkinliğe katılamaz.

İstanbul Cevahir Alışveriş ve Eğlence Merkezi, kampanyayı dilediği zaman durdurma, sona erdirme veya katılım koşullarında değişiklik yapma hakkını saklı tutar.


Global Liderler Zirvesi 2026,“Yapay Zeka Çağı & Sürdürülebilir Gelecek” temasıyla İstanbul’da gerçekleştirilecek.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



GLOBAL LİDERLER ZİRVESİ 2026 TÜRKİYE’DEN VE DÜNYADAN İŞ DÜNYASININ ÖNDE GELEN LİDERLERİNİ 11-12 ŞUBAT’DA İSTANBUL’DA BULUŞUYOR.

ZİRVE’NİN AÇILIŞ KONUŞMASINI  T.C. HAZİNE VE MALİYE BAKANI SN.MEHMET ŞİMŞEK GERÇEKLEŞTİRECEK.

Global Liderler Zirvesi 2026, 11–12 Şubat 2026 tarihlerinde, “Yapay Zeka Çağı & Sürdürülebilir Gelecek” temasıyla Mandarin Oriental Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirilecek. Ekonomi, finans, liderlik, teknoloji, yapay zeka ve sürdürülebilirlik ekseninde hazırlanan özel içerikleriyle zirve, iş dünyasının önde gelen isimlerini, karar vericileri ve düşünce liderlerini bir araya getirmeye hazırlanıyor.

İki gün sürecek zirvede;yapay zekâ çağında küresel ekonominin geçirdiği dönüşümü, sürdürülebilir kalkınma misyonunun iş dünyası üzerindeki etkileri ve değişen liderlik modelleri çok boyutlu bir perspektifle ele alacak. Katılımcılar; teknolojik gelişmelerin ekonomik yapılara, üretim süreçlerine ve karar alma mekanizmalarına etkilerini değerlendirirken, küresel rekabet ortamında kurumların dayanıklılığını artırmaya yönelik stratejiler, yeni iş modelleri ve uzun vadeli büyüme vizyonları üzerine öngörülerini paylaşacak. Zirve boyunca gerçekleştirilecek konuşma ve panellerde, iş dünyasının geleceğini şekillendirecek somut aksiyon planları ve iyi uygulama örnekleri de masaya yatırılacak.


Global Liderler Zirvesi 2026’nın Açılış Konuşması T.C. Hazine ve Maliye Bakanı Mehmet Şimşek tarafından gerçekleştirilecek. Zirve konuşmacıları arasında, ekonomi, liderlik, teknoloji, finans, sürdürülebilirlik ve kurumsal yönetim alanlarında ulusal ve uluslararası ölçekte söz sahibi çok sayıda isim yer alıyor. 

Global Liderler Zirvesi 2026 programında; dünyayı, iş dünyasını ve liderliği derinlikli okumalarıyla şekillendiren üç önemli düşünce lideri de yer alıyor. Sürdürülebilirlik ve sorumlu liderlik kavramlarını iş dünyasının merkezine taşıyan, öncü görüşleri ile “sürdürülebilirlik” kuramının “dünyadaki en önemli otoritesi” olarak adlandırılan,John Elkington Zirve’de konuşma gerçekleştirmek üzere 11 Şubat’da İstanbul’a geliyor.Geliştirdiği kuramlarla şirketlerin yalnızca finansal değil, toplumsal ve çevresel etkilerini de yeniden düşünmemizi sağlayan Elkington’ın konuşması iş dünyası tarafından heyecanla bekleniyor. Kitapları ve kuramsal yaklaşımları ile“liderliğin Da Vinci’si” olarak anılan, çağdaş liderlik düşüncesinde dünyadaki en önemli referans noktalarından biri olarak kabul edilen OlegKonovalov’da İstanbul’da iş dünyası ile buluşmaya hazırlanıyor. Jeopolitik analizleri ve uzun vadeli öngörüleriyle küresel ölçekte referans gösterilen Dr.George Friedman ise, Zirve’nin bir diğer önemli konuşmacısı. Friedman,değişen güç dengelerinin ekonomi ve liderlik üzerindeki etkilerini daha geniş bir perspektiften ele alacak.

‘‘Global Liderler Zirvesi küresel vizyonla ve deneyim paylaşımları ile iş dünyasının geleceği okumasına destek oluyor.’’

Zirve ile ilgili açıklamalar yapan Global Liderler Zirvesi Başkanı, KREA M.I.C.E kurucusu ve CEO’su ve Seda Mızraklı Ferik, bu seneki temalarının “Yapay Zeka ve Sürdürülebilir Gelecek” olmasının altını çizerek, “Yapay zeka ve sürdürülebilirlik, artık iş dünyasının gündeminde ayrı ayrı değil, birlikte ele alınması gereken iki temel başlık. Global Liderler Zirvesi 2026 ile amacımız; Türkiye’den ve dünyadan liderleri aynı platformda buluşturarak, ortak akıl ile iş dünyasının faydalanabileceği somut aksiyon planları üretmektir.” dedi.

Zirve’de gerçekleşecek olan konuşmaların; yalnızca bugünü anlamaya değil,geleceği daha sağlıklı okumaya yardımcı olacağını; düşünceyi derinleştiren ve liderlerin kendi karar süreçlerine taşıyabilecekleri nitelikli bakış açıları sunmayı amaçladıklarını iletti.

Mızraklı Ferik, Global Leaders Summit 2026 için hazırladığımız, çok katmanlı bir düşünce yapısı ile örülen özgün programımızla, dünyanın farklı coğrafyalarından liderleri bir araya getiriyoruz. Tüm oturumlarımız; ilham vermenin ötesinde,sağlam düşünce çerçeveleri ve uzun vadeli liderlik perspektifleri üretmeyi hedefliyor. KREA M.I.C.E. olarak her zaman olduğu gibi, amacımız; iş dünyası için özenle tasarlanmış, düşünmeye alan açan ve gerçek değer üreten platformlar yaratmaktır dedi.Bugünün ekonomik, jeopolitik ve teknolojik dinamiklerini daha yakından anlamak; geleceğin liderliğini birlikte düşünmek ve şekillendirmek üzere iş dünyasını11-12 Şubat’da Global Leaders Summit 2026’da İstanbul’da buluşmaya davet etti.


Elite World Hotels & Resorts, “Sektörün nabzını EMITT’te tuttuk”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Elite World EMITT 2026’da Yeni İş Birlikleriyle Güçlü Temaslar Kurdu

Elite World Hotels & Resorts, 5–6 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen EMITT 2026 – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nda sektör profesyonelleriyle bir araya geldi. 

Türkiye’nin köklü otel zincirlerinden Elite World Hotels & Resorts, 5–6 Şubat 2026 tarihlerinde düzenlenen EMITT 2026 – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’na katılarak sektör profesyonelleriyle verimli görüşmeler gerçekleştirdi. 

Her yıl yaklaşık 30.000 turizm profesyonelini bir araya getiren EMITT, bu yıl da ulusal ve uluslararası tur operatörleri, acenteler, otel zincirleri ve turizm yatırımcıları için güçlü bir iş platformu sundu. Elite World Hotels & Resorts, fuar süresince gerçekleştirdiği görüşmelerle hem mevcut iş birliklerini güçlendirdi hem de yeni pazarlara yönelik önemli bağlantılar kurdu.

“Sektörün nabzını EMITT’te tuttuk”

Elite World Hotels & Resorts Satış ve Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Emel Elik Bezaroğlu, fuar sonrası yaptığı değerlendirmede şunları kaydetti: “EMITT 2026, turizm sektöründeki güncel gelişmeleri yakından takip etmemizi ve global iş birliklerimizi güçlendirmemizi sağladı. Standımızda hem mevcut partnerlerimizle bir araya geldik hem de yeni iş birliklerine zemin hazırlayan görüşmeler gerçekleştirdik. Franchise iş modelimizle büyüme stratejimizi ve markalarımızın farklı konseptlerini uluslararası platformda paylaşma fırsatı bulduk.”

Elite World Hotels & Resorts, EMITT 2026’da elde ettiği temasları yeni projelere dönüştürerek büyüme stratejisini sürdürmeyi hedefliyor.


“Etkinlik sektörü, Türk turizminin vitrini değil motor gücüdür.”

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ETKİNLİK SEKTÖRÜ, TÜRK TURİZMİNİN STRATEJİK GÜCÜDÜR

Toplantılar, kongreler, fuarlar ve festivaller artık turizmin yan unsuru değil, nitelikli büyümenin ana motoru konumunda. TEODER Başkanı Umut Kaya, Türk turizminin yeni yol haritasını açıkladı.

“Etkinlik sektörü, Türk turizminin vitrini değil motor gücüdür.”

Umut Kaya – TEODER Başkanı

Türk turizmi nicelikten niteliğe geçmek zorunda. Artık kaç turist geldiğinden çok, ne kadar harcama yapıldığı, ne kadar süre kalındığı ve ülkeye ne bıraktığı konuşulmalı. Bu dönüşümün merkezinde ise etkinlik sektörü yer alıyor. Toplantılar, kongreler, fuarlar, festivaller ve büyük ölçekli organizasyonlar turizmin sezon bağımlılığını kıran, gelir kalitesini yükselten ve şehirlerin ekonomilerini canlandıran stratejik bir güce dönüşmüş durumda.

Bu dönüşümün Türkiye’deki en net savunucularından biri, Tüm Etkinlik ve Organizatörler Derneği (TEODER) Yönetim Kurulu Başkanı ve Boss Event Marketing Ajans Başkanı Umut Kaya, etkinlik endüstrisi ile ilgili görüşlerini paylaştı.

 “Artık turizmde kaliteyi konuşmak zorundayız”

Umut Kaya’ya göre Türk turizmi önemli bir eşikte. “Bugün dünya turizmi deneyim odaklı ilerliyor. İnsanlar bir kongre için, bir festival için, kurumsal bir etkinlik için seyahat ediyor. Etkinlik sektörü artık turizmin yanında duran bir alan değil, dünyada turizmi yönlendiren ana güç haline gelmiş durumda.Bu yaklaşım, etkinlik sektörünü klasik turizm tanımlarının dışına taşıyor ve stratejik bir konuma yerleştiriyor.”

“TEODER ile dağınık yapıdan ortak akla gitmeye gayret ediyoruz”

Türkiye’de etkinlik endüstrisi uzun yıllar büyük işler üretmesine rağmen ortak bir temsil gücüne sahip olamadı. TEODER, bu ihtiyacın bir sonucu olarak kuruldu. Bugün TEODER, sektörün sorunlarını dile getiren değil, veriye dayalı çözüm önerileri sunan bir yapı olarak konumlanmaya çalışıyor.



Kaya bu süreci şöyle özetliyor:“Etkinlik sektörü iş yaptı ama değerini anlatamadı. Temsil edilmeyen sektör büyüyemez. TEODER bu boşluğu doldurmak için ortaya çıktı ve bugüne kadar sektörü tüm temsil alanlarında anlatmaya gayret ediyoruz.”

“Etkinlik sektörü turizmin kalbindedir”

Bir kongre, bir festival ya da büyük ölçekli bir organizasyon düzenlendiğinde yalnızca bir etkinlik yapılmış olmuyor. Oteller doluyor, uçuşlar artıyor, restoranlar çalışıyor, şehir ekonomisi canlanıyor. Etkinlik sektörü konaklama, ulaşım, yeme–içme, teknik prodüksiyon ve yaratıcı endüstrilerle birlikte turizm zincirinin tamamını harekete geçiren çok önemli bir stratejik bir yapıdadır.Bu nedenle etkinlik sektörü, turizm planlamalarında “destekleyici unsur” değil, ana paydaş olarak ele alınmalı.

RAKAMLARLA ETKİNLİK EKONOMİSİ 

• MICE ziyaretçilerinin kişi başı harcaması, klasik tatil turistlerine göre 3–5 kat daha yüksek

• Festival amaçlı seyahat eden yabancı turistler %60 daha fazla harcama yapıyor

• Etkinlik ziyaretçileri gittikleri destinasyonda ortalama 2–3 gün daha uzun kalıyor

• Etkinlik sektörü 50’den fazla alt sektörü doğrudan etkiliyor

• Etkinlik sektörüne yapılan 1 birim yatırım, ekonomiye en az 5 birim geri dönüş sağlıyor

MICE turizmi neden kritik?

MICE (Meetings, Incentives, Conferences, Exhibitions) turizmi, yalnızca yüksek harcama potansiyeliyle değil, sağladığı prestij, iş bağlantıları ve yatırım fırsatlarıyla da öne çıkan bir segment ve MICE segmenti aynı zamandagüzide ülkemizin en büyük fırsat alanlarından biridir. Buna paralel olarak Türkiye’nin altyapısı ve coğrafi avantajı çok güçlü. Ancak bu alanda henüz ulusal bir stratejiye sahip değiliz. Potansiyel var ama yönetim tarafında bir şeyler eksik olduğunu düşünüyorum.

“Sezon bağımlılığına karşı etkinlikler ele alınmalı”

Türk turizminin kronik sorunlarından biri sezon bağımlılığı. Yaz aylarında yoğunlaşan turizm hareketi, yılın geri kalanında ciddi düşüş yaşıyor. Uluslararası festivaller, kongreler, toplantılar ve fuarlar bu döngüyü kırabilecek en etkili araçlar arasında yer alıyor.Düşük sezonda düzenlenen etkinlikler, doluluk oranlarını dengeliyor ve istihdamın sürekliliğini sağlıyor.





“Festivaller şehirleri markaya dönüştüren önemli güçtür”

Festivaller artık yalnızca kültürel etkinlikler değil.Şehirlerin küresel imzası konumundadır. Uluslararası festivaller, düzenlendikleri şehirlerin bilinirliğini %30–40 oranında artıran güce sahiptir. Türkiye’nin kültürel çeşitliliği ve gastronomisi, festival ekonomisi için büyük bir avantaj sunarken, biz ülke olarak böylesi devasa bir gücü yeterince verimli kullanamıyoruz.

“Etkinlik endüstrisi aynı zamanda gençler için güçlü bir kariyer alanıdır”

Etkinlik sektörü, özellikle gençler için yaratıcılık, teknoloji ve organizasyon becerilerini birleştiren güçlü bir kariyer alanı sunuyor veproje bazlı ama sürekliliği olan bu yapı, sektörü sürdürülebilir bir istihdam alanına dönüştüren yanlarıylada ele alınırsa gençler bir yandan eğlenip, diğer yandan ise çok geniş bir yelpazedeki alanlarda görev aldıklarında gelecekleriyle ilgili karar verecekleri konuya daha hakim olabilirler.

“Türkiye bölgesel etkinlik merkezi olabilir”

Balkanlar, Orta Doğu ve Doğu Avrupa hattında Türkiye’nin coğrafi avantajı tartışmasız. Doğru teşvikler ve güçlü kamu–özel sektör iş birliğiyle Türkiye, bu bölgenin etkinlik ve MICE merkezi haline gelebilir.

Bunun için altyapımız hazır, konaklama tesislerimiz, turizm sektörü paydaşlarının uluslararası standartlarda ele aldığı mesleki yaklaşımları, fiziki ve sosyal yeterlilikler, güçlü istihdam alt yapısı, teknolojik imkanları gibi çok fazla sayıda Türkiye bölgenin lideri olabilecek güce sahip yönlerimiz var. 

Sektörümüze devletimiz tarafından hız kazandıracak doğru teşvik modelleri ile yol haritası belirlenebilirse, kanuni ve ekonomik yönlerden sektöre bir nebze katkı sağlanabilirse kısa sürede ülkemizin tüm güçlü turizm potansiyellerini dünyanın dört bir yanında duyurup, gerçekleştireceğimiz uluslararası etkinlik türleriyle milyonlarca turisti ülkemize getirebiliriz. Ancak herşeyden önce güven olgusunun elbette öncelikli olarak ele alınması gerekir. Çünkü özellikle Avrupalı turistler bu konuya son derece dikkat eden misafirler arasında yer almakta. 

Elbette en öncelikli başlanması ve bakılması gereken konu, etkinlik sektörü stratejik sektör olarak tanınmalı, ulusal turizm politikalarına entegre edilmeli ve karar alma süreçlerinde ana paydaş olarak görülmelidir.

Türk turizminin geleceği etkinliklerde, MICE’ta, festivallerde, gastronomide ve bu sektöre inanan insanlarda şekilleniyor diyebilirim.