10 Ekim 2026 Cumartesi

Turizmin Yeni Gayrimenkul İhtiyacı Lüks Konut Değil, Erişilebilir Konut

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TURİST KASIMDA DA VAR, PEKİ ÇALIŞAN NEREDE KALACAK?

SEZON KASIM’A TAŞTI! SİDE’DE ÇALIŞAN KONUTU İHTİYACI BÜYÜDÜ

Antalya’da turizm sezonu kasım ayına uzarken, Side ve Manavgat’ta bu kez otellerin doluluğu değil, o otelleri ayakta tutan çalışanların barınma sorunu gündeme geliyor. Sezonun uzamasıyla binlerce turizm çalışanının bölgede daha uzun süre kalması gerekirken, uygun fiyatlı kiralık konut ve personel lojmanı ihtiyacı giderek büyüyor. Side’de toplam 300 yatak kapasiteli personel lojmanı için alanların tahsise açılması da sorunun artık yalnızca sektör temsilcilerinin konuştuğu bir başlık olmaktan çıktığını ortaya koyuyor.

Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın 2026/3 dönemi turizm amaçlı tahsis programında Side’de iki ayrı alanın 150’şer yatak kapasiteli personel lojmanı amacıyla değerlendirilmesi, bölgedeki ihtiyacın ulaştığı noktayı da ortaya koyuyor. Toplam 300 yataklık kapasite öngören bu adım, turizm bölgelerinde gayrimenkul planlamasının yalnızca turist konaklaması üzerinden ele alınamayacağına işaret ediyor.

Turizm ve gayrimenkul sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren girişimci Ahmet Tanır, turizm sezonunun uzamasının Side ve Manavgat’taki konut ihtiyacını da dönüştürdüğünü belirterek, sektörün önümüzdeki dönemde en önemli konularından birinin çalışanların barınması olacağını söyledi.


Sezon Uzuyorsa Çalışanın Da Bölgede Kalabilmesi Gerekiyor

Turizm sezonunun uzamasının bölge ekonomisi açısından önemli bir gelişme olduğunu ancak bunun beraberinde yeni ihtiyaçlar getirdiğini belirten Tanır, “Antalya’da yıllardır turizmde yatak kapasitesini, yeni otelleri ve turist sayılarını konuşuyoruz. Ancak sektör büyüdükçe başka bir ihtiyaç daha görünür hale geliyor: Bu tesislerde çalışan insanlar nerede yaşayacak? Sezon birkaç aylık dönemden çıkarak yılın daha geniş bölümüne yayıldığında çalışanların da bölgede daha uzun süre yaşaması gerekiyor. Dolayısıyla çalışan konutu artık turizm politikalarının yanında gayrimenkul politikalarının da konusu haline geliyor” dedi.

Side ve Manavgat’ta turizm sektörünün oluşturduğu istihdamın yalnızca otellerle sınırlı olmadığına dikkat çeken Tanır; restoranlardan eğlence sektörüne, perakendeden ulaşıma, temizlik hizmetlerinden teknik hizmetlere kadar geniş bir ekosistemin turizm hareketliliğiyle birlikte çalıştığını ifade etti.

Turizmin Yeni Gayrimenkul İhtiyacı Lüks Konut Değil, Erişilebilir Konut

Bölgede gayrimenkul yatırımlarının bugüne kadar ağırlıklı olarak turistik tesisler, yazlık konutlar ve yatırım amaçlı projeler üzerinden değerlendirildiğini belirten Tanır, önümüzdeki dönemde farklı bir yatırım modelinin daha fazla konuşulacağını söyleyerek, “Side gibi güçlü turizm merkezlerinde gayrimenkul sektörünün önünde yeni bir alan oluşuyor. Turizm çalışanlarının ulaşabileceği fiyatlarda kiralık konutlar, personel lojmanları ve uzun dönem barınmaya uygun projeler giderek daha önemli hale gelecek. Turizm kentlerinde yalnızca yüksek gelir grubuna veya yatırımcıya yönelik konut üretmek yeterli değil. O kentin ekonomisini ayakta tutan çalışanların da kentte yaşayabilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.


Personel Lojmanları Yeni Bir Yatırım Alanına Dönüşebilir

Side’de personel lojmanı amacıyla yeni alanların gündeme gelmesinin önemli bir gösterge olduğunu belirten Tanır, turizm bölgelerinde yatırım anlayışının da değişebileceğini ifade etti.

Tanır, “Önümüzdeki yıllarda Antalya’da sadece ‘yeni otel nereye yapılacak?’ sorusunu konuşmayacağız. ‘Turizm çalışanları nerede yaşayacak?’ sorusu da yatırım kararlarının bir parçası olacak. Personel lojmanları, uzun dönem kiralık konut projeleri ve çalışanların iş yerlerine kolay ulaşabileceği yaşam alanları gayrimenkul sektöründe ayrı bir yatırım kategorisine dönüşebilir” dedi.

Turizmde Sürdürülebilirlik Çalışanın Yaşam Koşullarından Başlıyor

Turizmin 12 aya yayılması hedefinin yalnızca turist sayısı veya otel dolulukları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyleyen Tanır, sektörün insan kaynağını koruyabilmesinin de önemli olduğunun altını çizerek, “Bir bölgede çalışan barınamıyorsa, uzun vadede hizmet sektörünün sürdürülebilirliğini de konuşmak zorlaşıyor. Side ve Manavgat turizm açısından Türkiye’nin en güçlü bölgelerinden biri. Bundan sonraki aşamada yalnızca daha fazla turist getirmeyi değil, turizmi mümkün kılan insanların bölgede nasıl yaşayacağını da planlamamız gerekiyor. Bana göre önümüzdeki dönemde Antalya’nın en önemli gayrimenkul gündemlerinden biri çalışan konutu olacak. Turizmin sürdürülebilirliği, çalışanların da o kentte sürdürülebilir bir yaşam kurabilmesinden geçiyor.” Diye konuştu.


Martı Hotels&Marinas’tan‘Dünya Temizlik Günü’nde Geleceğe Temiz Bir Miras

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Martı Hotels&Marinas’tan‘Dünya Temizlik Günü’nde Geleceğe Temiz Bir Miras

Türkiye turizminin öncü markası MartıHotels&Marinas, sürdürülebilirlik ve çevre duyarlılığına yönelik sosyal sorumluluk çalışmalarını hız kesmeden sürdürüyor. Yarım asrı aşan tecrübesini doğayı koruma vizyonuyla birleştiren grup, Dünya Temizlik Günü kapsamında Kemer Belediyesi iş birliğiyle Kındılçeşme Sahili’nde kapsamlı bir temizlik çalışması gerçekleştirdi.

Türkiye’nin sürdürülebilir turizmdeki örnek markalarından MartıHotels&Marinas, daha iyi bir gelecek hedefiyle çevre bilincini yükselten çalışmalarına bir yenisini daha ekledi. Bünyesindeki tüm tesislerde çevreci ve sürdürülebilir turizm anlayışıyla hareket eden grup, bu kez gözde tatil tesisi Martı Myra çalışanlarının katılımıyla Antalya Kemer’de Kındılçeşme Sahili’nde sahadaydı.

Kındılçeşme Sahili atıklardan temizlendi

Dünya Temizlik Günü etkinlikleri kapsamında Kemer Belediyesi ekipleri ve MartıHotels&Marinas grubuna bağlı Martı Myra çalışanlarının ortaklaşa gerçekleştirdiği çalışmada, Kındılçeşme Sahili boyunca geniş bir alanda kıyı temizliği yapıldı. Doğayla uyum içinde bir yaşamı mümkün kılmak ve çevre konusunda farkındalık yaratmak hedefiyle hareket eden gönüllü ekip; sahil hattında biriken cam, plastik, ambalaj ve çeşitli atıkları toplayarak bölgeyi temizledi. Toplanan onlarca torba çöp, geri dönüşüm ve bertaraf süreçleri için yetkililere teslim edildi.

“Gelecek nesillere temiz bir miras bırakmak temel amacımız”

Çevre ve denizlerin korunmasının toplumsal bir sorumluluk olduğuna dikkat çeken Martı Myra Genel Müdürü Alper Türlü, konuya ilişkin yaptıkları açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“MartıHotels&Marinas olarak faaliyette bulunduğumuz tüm bölgelerde tarihe, doğaya ve ekosisteme saygılı olmak temel ilkelerimiz arasında yer alıyor. Sürdürülebilirlik anlayışımızı yalnızca tesis sınırlarımızda tutmuyor, bu tür sosyal sorumluluk projeleri ve kıyı temizliği etkinlikleriyle çevre bilincini yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Bir yandan denizlerimizin temiz kalmasına destek olurken diğer yandan da çalışanlarımızın gönüllü katılımı ve sivil toplum kuruluşlarıyla yaptığımız iş birlikleri doğrultusunda kıyılarımızda temizlik çalışmaları yürütüyoruz.

Dünya Temizlik Günü kapsamında Kemer Belediyesi ile birlikte gerçekleştirdiğimiz bu çalışma, gelecek nesillere daha yaşanabilir ve temiz bir dünya bırakma gayretimizin bir parçasıdır. Doğal güzelliklerimizi koruma ve toplumsal farkındalık oluşturma yönündeki adımlarımıza bundan sonra da kararlılıkla devam edeceğiz.”


GLORIA HOTELS & RESORTS'A BOOKING.COM'DAN ÇEVRE KORUMA ÖDÜLÜ

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GLORIA HOTELS & RESORTS'A BOOKING.COM'DAN ÇEVRE KORUMA ÖDÜLÜ

 Gloria Hotels&Resorts’un sürdürülebilirlik sembollerinden750 yıllık Menengiç Ağacı'nın hikâyesi, Booking.com Partner Spotlight kapsamında ödüle layık görüldü

Gloria Hotels& Resorts, doğayla uyumlu turizm anlayışı ve sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarıyla Booking.com'un Partner Spotlight programı kapsamında verilen Çevre Koruma Ödülü'nün (EnvironmentalProtectionAward) sahibi oldu. Ödül, Gloria'nın sürdürülebilirlik yaklaşımını simgeleyen 750 yıllık Menengiç Ağacı'nın hikâyesiyle kazanıldı.

Turizmin doğayla ilişkisinin her geçen gün daha fazla önem kazandığı bir dönemde gelen bu ödül, Gloria Hotels&Resorts'un çevreye verdiği değerin uluslararası platformdaki karşılığı oldu. Gloria'nın doğal yaşamla kurduğu bağın sembollerinden biri haline gelen Menengiç Ağacı'nın hikâyesi, otelin çevreye bakışını samimi ve yalın bir dille anlatıyor.

Gloria Hotels& Resorts için sürdürülebilirlik, yalnızca belirli projelerle sınırlı değil; günlük yaşamın ve turizm anlayışının bir parçası. Doğal kaynakların korunmasından biyolojik çeşitliliğin desteklenmesine, enerji ve su kullanımının verimli hale getirilmesinden atık yönetimine kadar birçok alanda yürütülen çalışmalar, doğayla uyumlu bir konaklama deneyimi yaratma hedefiyle şekilleniyor. Menengiç Ağacı'nın hikâyesi de bu sorumluluğun yalnızca bugüne değil, gelecek nesillere de uzandığını vurguluyor.

Sahip olduğu doğal çevreyi korumayı turizm faaliyetlerinin ayrılmaz bir parçası olarak gören Gloria Hotels& Resorts, sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını geliştirmeye devam edecek. Hedef, misafirlerine ayrıcalıklı bir tatil deneyimi sunarken doğanın dengesine saygılı, çevresel sorumluluğu yüksek ve gelecek kuşakları gözeten bir turizm anlayışını güçlendirmek.


DİYARBAKIR BEŞİNCİ KEZ TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



DİYARBAKIR BEŞİNCİ KEZ TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NE EV SAHİPLİĞİ YAPACAK 

MEZOPOTAMYA’NIN KALBİ DOKUZ GÜN BOYUNCA KÜLTÜR, SANAT VE GASTRONOMİNİN MERKEZİ OLACAK 

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 22. durağı Diyarbakır’da, dokuz günlük kültür, sanat ve gastronomi maratonu başladı.  Festival kapsamında 14 farklı mekanda düzenlenecek 249 etkinlik, Diyarbakır’ın binlerce yıllık kültürel mirasını sanatın farklı dallarıyla buluşturacak. Gastronomi programı kapsamında belirlenen 48 Lezzet Noktası ise kentin zengin mutfak kültürünü ve yöresel lezzetlerini ziyaretçilere sunacak.

Diyarbakır Kültür Yolu Festivali’nin Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde düzenlenen açılış programına Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam,Diyarbakır Milletvekilleri Mehmet Sait Yaz ve Mehmet Galip Ensarioğlu, Dicle Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kamuran Eronat, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı.


“TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ, SON DERECE KIYMETLİ BİR ORGANİZASYON”

Açılış programında konuşan Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, Diyarbakır’ın binlerce yıllık geçmişi, köklü medeniyet mirası ve zengin kültürel dokusuyla Türkiye’nin en müstesna şehirlerinden biri olduğunu dile getirerek “Ulu Camii’den Suriçi’nin tarihi sokaklarına, Hevsel Bahçeleri’nin bereketinden dengbejlerimizin ezgilerine kadar şehrimizin her köşesi yaşayan bir tarih ve eşsiz bir miras barındırmaktadır. Diyarbakır Kültür Yolu Festivali de bu kadim şehrin hikayesini kültür ve sanatın evrensel diliyle geniş kitlelere ulaştıran son derece kıymetli bir organizasyondur.” dedi. 

Şehrin 9 gün boyunca konserlerden sergilere, tiyatrodan söyleşilere kadar pek çok etkinlikle buluşacağını aktaran Zorluoğlu, “Bu festival, Diyarbakır’ın köklü mirasını yaşayan bir değer olarak ortaya koyarken, şehrimizin ulusal ve uluslararası alanda hak ettiği kültür ve turizm merkezine dönüşmesine katkı sunacaktır.” dedi. 

“İNSANLIK TARİHİ BOYUNCA MEDENİYETLERE VE KÜLTÜRLERE EV SAHİPLİĞİ YAPAN  DİYARBAKIR’DA OLMAKTAN MUTLUYUZ”

Açılışta konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, 8 ay boyunca 26 şehri kapsayacak Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin en özel duraklarından biri olan Diyarbakır’da olmaktan dolayı mutlu olduklarını dile getirerek “İnsanlık tarihi boyunca medeniyetlere ve kültürlere ev sahipliği yapan; Ziya Gökalp’in “Koynunda doğduğum bir cihan”, Sezai Karakoç'un ise “Eski kanatlar ülkesi” diye tanımladığı, tarihin taşlarla yazıldığı kadim şehrimiz Diyarbakır; farklılıkları zenginlik, ortak değerleri ise birliğimizin ve dirliğimizin temeli kabul eden güçlü kültürüyle festivalimize bu yıl 5. kez ev sahipliği yapıyor. Diyarbakır’ımızda dokuz gün boyunca sanatı, kültürü ve coşkuyu hep birlikte yaşayacağız.” dedi.

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, 14 farklı noktada konserlerden sergilere, atölyelerden söyleşilere, tiyatrodan çocuk etkinliklerine kadar tam 249 etkinlik gerçekleştirileceğini belirtti. Çam, düzenlenen etkinliklerle şehrin özellikle turizm, tanıtım ve ekonomisine katkı sunmayı ve Diyarbakırlılarla çevre illerden vatandaşların katılımlarını sağlamayı amaçladıklarını söyledi.

DİYARBAKIR LEZZETLERİ 48 LEZZET NOKTASINDA KEŞFEDİLECEK 

Bu yıl Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin odak noktasının gastronomi olduğunu Diyarbakır’da 48 Lezzet Noktası belirlendiğini dile getiren Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam, “Diyarbakır Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programına Bigchefs Kurucu Ortağı Gamze Cizreli ve Michelin Rehberinde yer alan şef Mahir Nazlıcan ev sahipliği yapacak. Michelin Rehberinde yer alan şef Ömür Akkor ve şef Çiğdem Seferoğlu, Michelin Dubai rehberinde yer alan şef Erşan Yılmaz, şef Burcu Önal, şef Gökhan Ali Çamkerten, şef Emre Murat, gastronomi yazarı Ebru Erke, Müge Akgün ve Emine Tunadan ile yazar ve yemek kültürü araştırmacısı Silva Özyerli ise konuk isimler arasında yer alacak.” dedi. 

Açılış programının ardından Diyarbakır Valisi Murat Zorluoğlu, Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Serdar Çam ve beraberindeki heyet, Diyarbakır Arkeoloji Müzesi’nde yer alan “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri”, “Yaşayan Miras: Diyarbakır Sergisi”, “Şehit Yakınları ve Gaziler Genel Müdürlüğü Sanata Teşvik ve Sanatla Yaşam Sergisi” ile “Türkiye Jokey Kulübü 13. Resim Yarışması Sergisi”ni ziyaret etti.

NEVRUZ PARK’TA KONSERLER DOKUZ GÜN BOYUNCA DEVAM EDECEK

Diyarbakırlılar, festival kapsamında Nevruz Park’ta düzenlenecek ücretsiz konserlerle müzik dolu dokuz gün yaşayacak. Festivalin konser programında Hakan Altun, Mert Demir, Sefo, Sagopa Kajmer, Poizi, Derya Uluğ, Bengü, Murat Boz ve Fatma Turgut sahne alacak.

Sergilerden tiyatro ve sahne performanslarına, geleneksel sanat atölyelerinden söyleşilere, çocuk etkinliklerinden gastronomi buluşmalarına kadar pek çok etkinlik Diyarbakır’ın farklı noktalarında vatandaşlar ile buluşacak. Minik ziyaretçiler ise Etnospor, Çocuk Köyü Etkinlikleri ve ASELSAN Çocuk Şenliği ile festival coşkusuna ortak olacak.

Diyarbakır Kültür Yolu Festivali, 18 Ekim’e kadar kentin tarihi ve kültürel dokusunu sanatın farklı disiplinleriyle buluşturmaya devam edecek. 48 Lezzet Noktası ise Diyarbakır’ın kendine özgü mutfak kültürünü keşfetmek isteyenleri ağırlayacak.


“Yapay zeka artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü,“Yapay zeka artık bir teknoloji yatırımı değil, iş yapış biçiminin bir parçası”

Teknoloji dünyasında yaşanan hızlı dönüşüm, şirketlerin dijitalleşmeye bakışını da yeniden şekillendiriyor. Yazılım çözümlerinden veri yönetimine, otomasyondan yapay zeka destekli sistemlere kadar pek çok alanda kurumların ihtiyaçları değişirken, teknoloji artık yalnızca operasyonları destekleyen bir araç değil, doğrudan iş modellerini dönüştüren stratejik bir güç haline geliyor.

Özellikle yapay zekanın önümüzdeki dönemde şirketlerin rekabet gücünü belirleyen temel unsurlardan birisi olacağının altını çizen CFN Teknoloji Kurucusu Okan Köylü, şunları söyledi: 

“Bugün yapay zekâyı yalnızca geleceğin teknolojisi olarak konuştuğumuz dönemi geride bıraktık. Artık kurumların günlük operasyonlarında, karar mekanizmalarında, müşteri deneyiminde ve çalışan verimliliğinde doğrudan karşılığı olan bir teknolojiden söz ediyoruz. Asıl mesele yapay zekâyı kullanmak değil; onu doğru süreçte, doğru veriyle ve gerçek bir ihtiyaca cevap verecek şekilde konumlandırmak. Kurumların önümüzdeki dönemdeki rekabet gücünü; yapay zekayı ne kadar kullandıkları değil, iş süreçlerine ne kadar doğru entegre ettikleri belirleyecek.”


Kurumlara özel yapay zeka dönemi


Yazılım geliştirme alanındaki deneyimini, yapay zeka teknolojileriyle birleştiren CFN Teknoloji, kurumların ihtiyaçlarına özel dijital çözümler geliştirirken, yapay zekayı çalışmalarının önemli odaklarından birisi olarak konumlandırıyor.

Kurumların mevcut sistemlerini tamamen değiştirmek yerine, var olan iş süreçlerini analiz ederek yapay zekanın değer yaratabileceği noktaları belirlemeye odaklandıklarını ifade eden Okan Köylü, şunları kaydetti: 

“Her kurumun verisi, operasyonu ve ihtiyacı farklı. Bu nedenle, herkese aynı yapay zeka çözümünü sunmanın doğru olduğuna inanmıyoruz. Biz önce süreci anlamaya çalışıyoruz. Nerede zaman kaybı yaşanıyor, hangi işlemler tekrar ediyor, hangi veriler karar süreçlerinde yeterince kullanılamıyor, çalışanların üzerindeki operasyonel yük nerede artıyor? Ve ardından, teknoloji ve yapay zekayı bu problemlerin çözümüne dahil ediyoruz.”

“İnsan ile teknolojinin birlikte çalıştığı modeller öne çıkacak”

Yapay zekanın çalışanların yerini alan bir teknoloji olarak değil, insanın kapasitesini artıran bir çalışma arkadaşı olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çeken Okan Köylü, önümüzdeki dönemde “insan + yapay zeka” modelinin kurumlarda daha görünür hale geleceğinin altını çizdi. İnsan ve teknolojinin birlikte çalıştığı modellerin öne çıkacağını vurgulayan Okan Köylü, şunları anlattı: 

“Yapay zekanın en büyük değerlerinden biri, insanların tekrar eden operasyonlardan uzaklaşarak daha fazla analiz, yaratıcılık ve karar gerektiren alanlara odaklanmasını sağlaması. Biz geleceği insanın olmadığı sistemlerde değil, insan ile teknolojinin birlikte daha güçlü çalıştığı yapılarda görüyoruz.”

Türkiye için önemli bir fırsat

Türkiye’nin güçlü yazılım insan kaynağı ve teknoloji ekosistemi sayesinde yapay zeka dönüşümünde önemli bir potansiyele sahip olduğunu belirten Okan Köylü, yerli teknoloji şirketlerinin yalnızca mevcut teknolojileri kullanan değil, kendi çözümlerini geliştiren bir konuma gelmesinin önemine de dikkat çekti.

Yapay zekanın baş döndürücü bir hızla geliştiğine işaret eden Okan Köylü, şunları belirtti: 

“Yapay zeka çok hızlı gelişiyor ve bu dönüşüm henüz başlangıç aşamasında. Türkiye açısından burada önemli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Kendi yazılımını, kendi teknolojisini ve kurumların gerçek ihtiyaçlarına cevap veren yapay zeka çözümlerini geliştirebilen şirketlerin hem Türkiye’de hem de global pazarlarda önemli bir karşılığı olacak.”

CFN Teknoloji olarak bu dönüşümü yakından takip etmekle yetinmediklerini açıklayan Okan Köylü, şunları anlattı: 

“Bizim için teknoloji üretmek, yalnızca bugünün ihtiyacına cevap vermek anlamına gelmiyor. Birkaç yıl sonra, kurumların nasıl çalışacağını, hangi teknolojilere ihtiyaç duyacağını ve hangi problemlerin ortaya çıkacağını bugünden düşünmek gerekiyor. CFN Teknoloji’de, yazılım geliştirme gücümüzü yapay zeka ile bir araya getirerek, kurumların gelecekteki çalışma modellerine bugünden hazırlanmasını sağlayacak çözümler geliştirmeyi hedefliyoruz.” diyerek sözlerini tamamladı. 


Türkiye Yapay Zeka Zirvesi için geri sayım başladı!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türkiye Yapay Zeka Zirvesi için geri sayım başladı!

Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) tarafından bu yıl dokuzuncu kez düzenlenecek Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, 11–12 Kasım’da “Ajanlar Aramızda” temasıyla gerçekleştirilecek. Zirvenin 11 Kasım’daki fiziksel günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te yapılacak; 12 Kasım’daki program ise online ve ücretsiz olarak takip edilebilecek. İlk gün 420’den fazla kurumdan 2000’in üzerinde katılımcının bir araya gelmesi bekleniyor.

Türkiye Yapay Zeka İnisiyatifi (TRAI) tarafından düzenlenen ve geçtiğimiz sekiz yılda binlerce katılımcı ve yüzlerce konuşmacıyı bir araya getiren Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, bu yıl yapay zekadaki yeni dönüşüm dönemine odaklanıyor. Yapay zeka artık yalnızca yanıt veren, içerik üreten ya da öneriler sunan bir teknoloji değil; görev alıyor, planlıyor, farklı araçları kullanıyor, süreçleri takip ediyor ve giderek daha fazla işi yürütebiliyor. Yapay zekanın kullandığımız bir teknolojiden süreçlerin aktif bir parçasına dönüştüğü bu yeni dönemden hareketle belirlenen Zirve’nin “Ajanlar Aramızda” teması kapsamında, yapay zeka ajanlarının iş yapış biçimlerini, kurumları ve gündelik yaşamı nasıl değiştirmeye başladığı; beraberinde getirdiği yeni olanaklar, sorular ve sorumluluklarla ele alınacak.

Üç sahnede yapay zekanın yeni dönemi

Zirvenin 11 Kasım’daki fiziksel günüWyndham Grand İstanbul Levent’te gerçekleştirilecek.Geçtiğimiz yıl olduğu gibi Vizyon, Etki ve İnovasyon olmak üzere üç farklı sahnede paralel oturumlar düzenlenecek. Vizyon Sahnesi yapay zekadaki küresel gelişmelere, stratejik öngörülere ve geleceği şekillendirecek yeni yaklaşımlara odaklanırken; Etki Sahnesi yapay zekanın farklı sektörlerde yarattığı iş sonuçlarını, kullanım alanlarını ve kurumların dönüşüm deneyimlerini gündeme taşıyacak. İnovasyon Sahnesi ise girişimler, yeni ürün ve teknolojiler ile geleceğin uygulamalarına ayrılacak.

Yapay zeka ajanlarından kuantuma uzanan geniş bir gündem

Zirve programında yapay zeka ajanlarının yanı sıra üretken yapay zeka, siber güvenlik, kuantum teknolojileri ve yapay zekanın bireysel kullanımındaki yeni eğilimler de ele alınacak. Finans, sağlık, üretim, perakende, ulaşım, enerji ve akıllı şehirler gibi farklı alanlarda yapay zekanın yarattığı değişim; kurumsal dönüşüm, yeni kullanım alanları, gerçek uygulamalar ve teknolojinin günlük hayata etkileri üzerinden tartışılacak.

Yapay zeka ekosistemi İstanbul’da buluşacak

Zirvenin fuaye alanında farklı sektörlerden kurumlar, teknoloji şirketleri ve girişimler stantlarıyla yer alacak. Katılımcılar burada yapay zeka alanındaki yeni ürünleri, uygulamaları ve farklı sektörlerden kullanım örneklerini yakından inceleyebilecek; teknoloji sağlayıcıları, girişimler, yatırımcılar ve farklı sektörlerden profesyonellerle bir araya gelerek yeni bağlantılar ve iş birlikleri geliştirebilecek.

Zirve 12 Kasım’da online ve ücretsiz devam edecek

Türkiye Yapay Zeka Zirvesi’nin ikinci günü 12 Kasım’da online olarak gerçekleştirilecek. Programda uluslararası oturumların yanı sıra yapay zekanın güncel kullanım alanlarına ve teknoloji dünyasındaki yeni gelişmelere odaklanan içerikler yer alacak. İkinci gün kapsamında TRAI Akademi ve teknoloji şirketlerinin eğitim ve uygulama odaklı oturumları da programda bulunacak. 12 Kasım Zirve programı online, ücretsiz ve katılım sınırı olmadan takip edilebilecek.

İlk gün 420’den fazla kurum ve 2000’in üzerinde katılımcı bir araya gelecek

2018’den bu yana her yıl düzenlenen Türkiye Yapay Zeka Zirvesi, dokuzuncu yılında da yapay zeka ekosisteminin farklı kesimlerini aynı platformda buluşturacak. 11 Kasım’daki fiziksel günde 420’den fazla kurumdan 2000’in üzerinde katılımcının bir araya gelmesi beklenirken, iki günlük programda 65+ oturum ve 110+ konuşmacı yer alacak. “Ajanlar Aramızda” temasıyla şekillenecek Zirve, yapay zekayla çalışmanın yeni dönemini anlamak, tartışmak ve deneyimlemek üzere 11–12 Kasım’da gerçekleştirilecek.

TRAI Yapay Zeka Araştırması’nın 2026 sonuçları Zirve’de açıklanacak

TRAI, geçtiğimiz yıl olduğu gibi Türkiye’de kurumların yapay zeka kullanımını inceleyen araştırmasının 2026 sonuçlarını da Zirve’de açıklayacak. TRAI Yapay Zeka Araştırması, kurumların yapay zeka stratejilerinden kullanım alanlarına ve uygulama düzeylerine kadar Türkiye’deki güncel tabloyu ortaya koyacak.

Detaylı bilgi ve kayıt: zirve.turkiye.ai

Hilton’un Yeni Markası Outset Collection EMEA’ya Geliyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Hilton’un Yeni Markası Outset Collection EMEA’ya Geliyor

Hilton’un özgün karaktere sahip bağımsız otelleri bir araya getiren yeni koleksiyon markası Outset Collection by Hilton, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika (EMEA) bölgesine giriş yapıyor. Markanın bölgedeki ilk oteli Casa Verbena Madrid’in 2026 yılının sonlarında açılması planlanıyor.

Hilton (NYSE: HLT), Avrupa, Orta Doğu ve Afrika’daki ilk Outset Collection by Hilton oteli için Arte Hoteles ile franchise anlaşması imzaladığını duyurdu. 2026 yılının sonlarında açılması planlanan Casa Verbena Madrid, Outset Collection by Hilton, markanın özgün ve yerel dokuyla bağ kuran bağımsız konaklama yaklaşımını İspanya’nın başkentinin kalbine taşıyarak misafirlerine yerel hikâyelerden ve özgünlükten beslenen bir konaklama deneyimi sunacak.

Madrid’in hareketli şehir merkezinde, Calle de Preciados üzerinde konumlanan otel; Puerta del Sol, Plaza Mayor ve Gran Vía başta olmak üzere şehrin en ikonik noktalarının yanı sıra çok sayıda kültür-sanat noktası, mağaza ve yeme-içme mekânına yürüme mesafesinde yer alacak.

Otel, 45 modern odanın yanı sıra sıcak ve davetkâr bir resepsiyon alanı ve kahvaltı bölümüne sahip olacak. Üst segment tasarım detayları ve çevresiyle kurduğu güçlü bağla tesis, Outset Collection by Hilton’un bulunduğu bölgenin dokusunu yansıtan, kendine özgü karaktere sahip otellere yönelik yaklaşımını ortaya koyacak.

Hilton Avrupa, Orta Doğu ve Afrika Başkanı Simon Vincent, konuyla ilgili şunları söyledi: “Bu anlaşma, özgün ve deneyim odaklı konaklamalara yönelik artan talep doğrultusunda büyümeye devam eden Collection markalarımızın yakaladığı güçlü ivmeyi yansıtıyor. Avrupa’nın en dinamik seyahat destinasyonlarından biri olan Madrid, her otelin kendine özgü hikâyesini ve bulunduğu bölgeyle bağını öne çıkaran Outset Collection için ideal bir konum sunuyor. Marka, otel sahiplerine tesislerinin benzersiz karakterini öne çıkarma esnekliği sağlarken Hilton’un ölçeği, erişim gücü ve ticari platformundan yararlanma imkânı da sunuyor. Hilton’a duydukları güven için Arte Hoteles’e teşekkür ediyor, bu heyecan verici vizyonu birlikte hayata geçirmek için sabırsızlanıyoruz.”

Outset Collection by Hilton, Hilton’un büyüyen Collection markaları portföyünün bir parçası olarak kişisel, anlamlı ve bulunduğu çevreyle bağ kuran konaklama deneyimleri arayan misafirler için tasarlandı. Keşfedilmeyi bekleyen özel adreslerden yeniden hayat bulan ikonik yapılara ve özgün şehir otellerine uzanan portföyde her otel, misafirlerini yeni keşiflere davet ederken otel sahiplerine de tesislerini benzersiz kılan özellikleri koruma esnekliği sunuyor.

Arte Hoteles Genel Müdürü Álvaro Mazaheri ise şunları söyledi: “Outset Collection by Hilton’u Madrid’e getirmek üzere Hilton ile iş birliği yapmaktan gurur duyuyoruz. Bu proje, yerel uzmanlığımızı Hilton’un küresel platformuyla bir araya getirerek şehrin enerjisini yansıtan, aynı zamanda kendine özgü kimliğini koruyan; hikâyesi, karakteri ve özgünlüğüyle öne çıkan bir otel yaratmak için heyecan verici bir fırsat sunuyor.”

Casa Verbena Madrid, Outset Collection by Hilton, kısa süre önce açılan Hotel Palacio Bellas Artes San Sebastian, Curio Collection by Hilton ile önümüzdeki dönemde açılması planlanan DoubleTree by Hilton Madrid Principe de Vergara ve Cuber House Valencia, Curio Collection by Hilton otellerinin de aralarında bulunduğu Hilton’un İspanya’daki büyüyen portföyüne katılacak.