18 Eylül 2026 Cuma

MSC Divina’nın gönüllü mürettebatı, World Cleanup Day’de Marmaris’te doğa için bir araya geldi.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MSC DIVINA MÜRETTEBATI MARMARİS’TE ÇEVRE İÇİN HAREKETE GEÇTİ

MSC Divina’nın gönüllü mürettebatı, World Cleanup Day’de Marmaris’te doğa için bir araya geldi.

MSC Foundation ve MSC Cruises, çevrenin korunmasına katkı sağlayan, sürdürülebilirliği teşvik eden ve toplumsal farkındalığı artıran projeleri desteklemeye devam ediyor.

MSC Cruises’ın sürdürülebilirlik ve çevresel sorumluluk vizyonu doğrultusunda faaliyet gösteren MSC Foundation, World Cleanup Day kapsamında Marmaris’te anlamlı bir çevre temizliği etkinliği gerçekleştirdi. MSC Divina gemisinin gönüllü mürettebatı, Marmaris Belediyesi ile iş birliği içerisinde Kazım Koyuncu Hatıra Ormanı’nda çevre temizliği çalışmasına katılarak doğal alanların korunmasına destek verdi.

Etkinliğe MSC Divina’dan 21 gönüllü mürettebat üyesinin yanı sıra Marmaris Belediyesi Temizlik İşleri Müdürlüğü’nden 7 personel ve Temizlik İşleri Müdürü Barış Ünlü katıldı. Yerel paydaşların ve gemi ekibinin ortak katkısıyla hayata geçirilen etkinlikte toplam 30 kişi çevre temizliği için bir araya geldi.

Marmaris Belediyesi ile kurulan koordinasyon sonucunda belirlenen bölgede gerçekleştirilen çalışma kapsamında çevrede bulunan çeşitli atıklar toplanarak uygun şekilde bertaraf edilmek üzere ilgili birimlere teslim edildi. Etkinlik, yalnızca çevrenin temizlenmesine katkı sağlamakla kalmayıp, sürdürülebilir yaşam alışkanlıkları ve çevresel farkındalık konusunda da önemli bir mesaj verdi.

MSC Divina mürettebatı ve yerel paydaşlar arasında güçlü bir dayanışma örneği sergilenen etkinlik, MSC Foundation’ın çevreyi koruma ve toplumlara değer katma misyonunun sahadaki somut yansımalarından biri oldu.


17 Eylül 2026 Perşembe

The Peninsula Istanbul, The 50 Best Hotels 2026 listesine ilk kez girerek 31’inci sırada yer aldı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


THE PENINSULA ISTANBUL‘THE 50 BEST HOTEL’S 2026’ LİSTESİNDEBÜYÜK BİR BAŞARIYA İMZA ATTI


Boğaz kıyısındaki eşsiz konumuyla The Peninsula Istanbul, dünyanın en prestijli otel sıralamalarından The 50 Best Hotels 2026 listesine ilk kez girerek 31’inci sırada yer aldı.

Bu başarıyla The Peninsula Istanbul, Türkiye’den dünyanın en iyi 50 oteli arasında yer alan ilk ve tek otel oldu.


The Peninsula Hotels’in dünya çapındaki 12 otelinden biri olan The Peninsula Istanbul(No. 31),The 50 Best Hotels 2026 listesinde dünyanın en iyi 50 oteli arasında yer aldı. 2023’teki açılışından yalnızca üç yıl sonra The Peninsula Istanbul, aynı zamanda Türkiye’den bu prestijli sıralamada,dünyanın en iyi 50 oteli arasında ilk ve tek otel olarak önemli bir başarıya imza attı. 


Bu başarı, The Peninsula Istanbul’un açılışından bu yana ortaya koyduğu mükemmellik anlayışının güçlü bir göstergesi olurken, The Peninsula markasının zamansız zarafetini, İstanbul’un kendine özgü karakteri ve zengin kültürel mirasıyla buluşturan yaklaşımını da uluslararası arenada bir kez daha ortaya koyuyor. 


The Peninsula Istanbul Genel Müdürü Jonathan H. Crookbu önemli başarıya ilişkin düşüncelerini,“The 50 Best Hotels Academy tarafından bu önemli takdire layık görülmek bizim için büyük bir onur. Açılışımızdan yalnızca üç yıl sonra böylesine önemli bir başarı elde etmek, bunu bizim için çok daha anlamlı kılıyor ve olağanüstü ekibimizin bu kadar kısa sürede birlikte yarattığı değerin çok güzel bir yansımasını oluşturuyor. Ekip arkadaşlarımızın tutkusu, özverisi ve misafirlerimize gösterdikleri içten özen; The Peninsula’nın köklü geleneklerini, Türk misafirperverliğinin ayrılmaz bir parçası olan sıcaklık, cömertlik ve samimi karşılama anlayışıyla buluşturuyor. Ekibimizle ve İstanbul’da birlikte yarattığımız bu özel destinasyonla büyük gurur duyuyorum,” sözleriyle aktardı.


Bu yıl dördüncüsü düzenlenen "The 50 Best Hotels", önde gelen otelleri yenilikçilikleri, yaratıcılıkları ve mükemmellikleri doğrultusunda takdir ederek konaklama sektörünün en çok heyecanla beklenen yıllık ödüllerinden biri haline geldi. 2026 yılı ödül kazananları, 15 Eylül'de Paris'te düzenlenen törenle açıklandı ve lüks seyahatin standartlarını belirleyen otelleri kutlamak üzere dünya çapındaki sektör liderlerini bir araya getirdi. Her yıl hazırlanan bu liste; uluslararası konaklama sektöründeki engin bilgi, deneyim ve öngörüleriyle tanınan 800'den fazla bağımsız uzmanın oluşturduğu "The 50 Best Hotels Academy" tarafından hazırlanıyor.


The Peninsula Hotels İçin Küresel Başarı 

The Peninsula Istanbul’un bu önemli başarısının yanı sıra, The Peninsula Hotels’in dünya çapındaki diğer otelleri de The 50 Best Hotels 2026 sıralamasında önemli dereceler elde etti. The Peninsula Hong Kong, No. 46 ile dünyanın en iyi 50 oteli arasında yer alırken, The Peninsula Shanghai genişletilmiş 51–100 listesine ilk kez No. 99’dan giriş yaptı.


Bilişim Zirvesi’26, teknoloji dünyasının isimlerini, markalarını ve profesyonellerini bir araya getirecek.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


BİLİŞİM ZİRVESİ’26’DA “YAPAY DÜNYA’NIN DOPAMİNİ” TEMASIYLA TEKNOLOJİNİN GELECEĞİ MASAYA YATIRILACAK

Bu yıl “The Dopamine of the Artificial World” temasıyla gerçekleştirilecek Bilişim Zirvesi’26, yapay zekâ ve yeni nesil teknolojilerin iş dünyasında yarattığı dönüşümü odağına alacak. Bilişim Zirvesi’26, teknoloji dünyasının geleceğine yön veren liderlerin, fikirlerin ve kararların buluştuğu bir Assembly olarak sektör profesyonellerini güncel gelişmeleri ve gelecek dönemin fırsatlarını değerlendirmek üzere bir araya getirecek.

15 Ekim Perşembe günü Wyndham Grand İstanbul Levent’te 26. kez düzenlenecek Bilişim Zirvesi’26, teknoloji liderlerinin katılımıyla gün boyunca farklı oturum ve strateji panellerine ev sahipliği yapacak. Yapay zekâ, bulut teknolojileri, siber güvenlik, veri analitiği, dijital sürdürülebilirlik ve yeni nesil teknolojilerin iş dünyasına etkisi gibi başlıkların ele alınacağı zirvede, teknolojik dönüşümün kurumların geleceği açısından taşıdığı fırsatlar ve yeni gündemler değerlendirilecek. Zirvenin keynote konuşmacısı Dr. Serkan Karaismailoğlu da teknoloji ve insan odağındaki konuşmasıyla programa katkı sağlayacak.  Günün sonunda düzenlenecek Teknoloji Kaptanları Ödül Töreni ile teknoloji dünyasında fark yaratan başarılı projeler ve liderler ödüllendirilecek.

Bilişim Zirvesi yeni bir seviyeye yükseliyor. Artık sadece bir zirve değil; bir Assembly.  Antik Roma’da Assembly, geleceği şekillendiren liderlerin, fikirlerin ve kararların buluşma noktasıydı. Bilişim Zirvesi’26 da aynı anlayışı günümüz teknoloji dünyasına taşıyarak; karar vericileri, yenilikleri ve stratejik iş birliklerini aynı platformda buluşturacak. Zirvenin bu yılki “The Dopamine of the Artificial World” teması, teknolojinin insan hayatına sunduğu hız, keşif ve üretkenlik etkisine odaklanırken, bu dönüşümün doğru yönetilmediğinde yaratabileceği risklere de dikkat çekiyor. Yapay zekâdan bulut bilişime, veri analitiğinden siber güvenliğe uzanan teknolojilerin insan potansiyelini güçlendiren bir araç olarak nasıl kullanılabileceği sorgulanırken, anlık tatminin ötesinde kalıcı ve anlamlı değer üretmenin yolları aranıyor.

Zirvenin gündeminde ise; Agentic AI, otonom sistemler ve yeni nesil dijital iş modellerinin yanı sıra yapay zekâ destekli siber güvenlik ve geleceğin tehdit senaryoları da yer alacak. Veri ekonomisi, büyük veri ve analitiğin şirketler için yarattığı yeni rekabet avantajları, bulut teknolojileri ve ölçeklenebilir dijital dönüşüm stratejileri ile yapay zekânın müşteri deneyimi ve iş süreçlerine etkisi de farklı oturumlarda değerlendirilecek.Gün boyunca sürecek program kapsamında teknoloji üreticileri ile karar vericileri buluşturan networking alanları, premium ve kompakt stant alanları ve ilham veren başarı hikâyeleri de katılımcılarla buluşacak. Böylece zirve, teknoloji gündeminin tartışıldığı oturumların yanı sıra sektörün farklı aktörlerinin bir araya gelmesine ve yeni iş birlikleri geliştirmesine de olanak sağlayacak.

Teknoloji dünyasının başarılı isimleri ödüllendirilecek

Yalnızca geleceğin teknolojilerinin konuşulduğu değil, aynı zamanda bugünün başarılı teknoloji projeleri ve liderlerinin de onurlandırıldığı Bilişim Zirvesi’nin finalinde Teknoloji Kaptanları Ödül Töreni gerçekleştirilecek.Teknoloji alanında hayata geçirilen başarılı projelerin ve sektöre değer katan çalışmaların ödüllendirileceği törende, Teknoloji Kaptanları Ödülleri sahiplerini bulacak. 

“Every name has a legacy” ile sponsorluk anlayışı yeniden şekilleniyor

26 yıldır sektör paydaşlarıyla yoğun sponsorluk iş birlikleri gerçekleştirenBilişim Zirvesi’nde bu yıl yeni bir sponsorluk mimarisi uygulanacak. Roma tarihinden ilham alan, “Every Name Has a Legacy” yaklaşımıyla tasarlanan yeni sponsorluk mimarisi; yalnızca bir görünürlük paketi değil, Roma'nın güç, liderlik, iletişim ve prestij anlayışından ilham alan özgün bir kimliği temsil edecek. Colosseum’dan Senatus’a, Imperium’dan Rostra’ya, Curia’dan Tribuna’ya uzanan yapıda; markalara zirve içerisinde farklı görünürlük, deneyim ve iletişim alanları sunulacak.

15 Ekim’de gerçekleştirilecek Bilişim Zirvesi’26, gün boyunca teknoloji dünyasının önde gelen isimlerini, markalarını ve profesyonellerini bir araya getirecek. Sabah 09.00’da başlayacak zirve, saat 17.00’de düzenlenecek Teknoloji Kaptanları Ödül Töreni ile sona erecek.

Bilişim Zirvesi’26 hakkında detaylı bilgi almak ve zirveye katılım için kayıt yaptırmak isteyenlerhttps://www.bilisimzirvesi.com.tr/etkinlikler/etkinlik/bilisim-zirvesi26 adresinden ulaşabilirsiniz.


FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX, TOSFED İstanbul Park’ta 10. kez gerçekleştirilecek.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GERİ SAYIM BAŞLADI FORMULA 1®, 3 EKİM 2027’DE İSTANBUL’A DÖNÜYOR

Formula 1® yönetimi, 2027 FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası™ takvimini açıkladı. TOSFED İstanbul Park, 1-3 Ekim 2027 tarihlerinde FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX’e ev sahipliği yapacak.

FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX, 1-2 Ekim tarihlerinde antrenman ve sıralama turlarıyla başlayacak ve 3 Ekim Pazar günü ise uzun bir aranın ardından, beş kırmızı ışık yeniden TOSFED İstanbul Park’ta yanacak.

Altı yılın ardından Formula 1®’in heyecanı, dünyanın en iyi pilotlarını ve binlerce Formula 1® tutkununu, kıtaları birbirine bağlayan dünyanın en etkileyici şehirlerinden biri olan İstanbul’da yeniden bir araya getirecek. TURKISH GRAND PRIX şampiyonanın teknik açıdan en zorlu pistleri arasında yer alan TOSFED İstanbul Park’ta 10. kez gerçekleştirilecek.

TOSFED İstanbul Park: Hız ve Kusursuzluk İçin Tasarlanmış Bir Pist

Pilotlar hem araç hem de pilot performansını zorlayan, belirgin kot farklarına sahip ve geçiş fırsatları sunan yaklaşık 5,3 kilometrelik TOSFED İstanbul Park pistinde mücadele edecek.

Özellikle TOSFED İstanbul Park’ı dünya çapında tanınır hale getiren çoklu apeksli 8. viraj, pilotları zorlarken Formula 1® seyircisinin en çok ilgisini çeken bölümlerin başında gelecek. Taraftarlar aynı zamanda, hız, ritim ve teknik zorlukların heyecan verici birleşimi sayesinde, pistte rekabetçi yarışlara ve dramatik anlara tanıklık edecek.

Formula 1®’in Türkiye’ye dönüşüyle birlikte İstanbul, dünyanın en prestijli spor organizasyonlarından birine yeniden ev sahipliği yapacak. Organizasyonun spor turizmine, şehir ekonomisine, uluslararası medya görünürlüğüne ve Türkiye’nin marka değerine önemli katkılar sağlaması bekleniyor.

“Yarış takviminin açıklanmasıyla biz de vites yükseltiyoruz”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, takvimin açıklanmasının FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX 2027 hazırlıkları açısından önemli bir dönüm noktası olduğunu belirterek şunları söyledi:


“Formula 1® yarış takviminin açıklanmasıyla birlikte, biz de hazırlıklarımızda vites yükseltiyoruz. Önümüzdeki süreçte İstanbul’un tarihini, kültürünü, gastronomisini ve yaşam tarzını Formula 1®’in küresel etkisiyle buluşturan önemli projeleri hayata geçireceğiz. Sayın Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’ın liderliğinde Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonlarındaki güçlü konumunu daha da ileriye taşımak üzere önemli adımlar atıyoruz. Amacımız başarılı bir FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX 2027 organizasyonu ile spor turizmini canlandırmak ve şehrin ekonomisine katkıda bulunmak.”

“Türkiye olarak hazırız”

Gençlik ve Spor Bakanı Dr. Osman Aşkın Bak, Türkiye’nin uluslararası spor organizasyonları için bir destinasyon olarak konumuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Türkiye artık yalnızca uluslararası spor organizasyonlarına ev sahipliği yapan değil, dünyanın en büyük spor organizasyonlarının adresi olan bir ülkedir. FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX 2027’de bunun en güçlü örneklerinden biri olacaktır. Sayın Cumhurbaşkanımızın liderliğinde oluşturduğumuz güçlü spor altyapımız ve büyük organizasyon tecrübemizle, İstanbul’da tüm dünyaya yakışır bir Formula 1® deneyimi yaşatacağımıza inanıyorum. Türkiye olarak hazırız ve bu büyük organizasyonu heyecanla bekliyoruz.”

“TOSFED İstanbul Park Formula 1®’e hazırlanıyor”

Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı, yarış için hazırlıkların tüm hızıyla sürdüğünü belirterek şöyle konuştu:

“Yarışa kadar TOSFED İstanbul Park’ı, F1®’in en yüksek standartlarına göre modernize ederken, tüm seyircilerimize benzersiz bir yarış deneyimi yaşatmayı hedefliyoruz. Ülkemizdeki yarış tutkunlarını ve yabancı misafirlerimizi şimdiden TURKISH GRAND PRIX heyecanını paylaşmaya davet ediyoruz.”

TGA’nın “Catch It If You Can” filmi dünya çapında ilgi görüyor

Yarış tarihinin netleşmesiyle birlikte FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX 2027’ye yönelik uluslararası tanıtım çalışmalarında da yeni bir aşamaya geçildi. Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından hazırlanan “Catch It If You Can” tanıtım filmi 300 milyondan fazla görüntülenmeye ulaştı.

Önümüzdeki dönemde İstanbul’un küresel görünürlüğü; uluslararası medya projeleri, dijital kampanyalar, uluslararası içerik üreticileriyle iş birlikleri ve İstanbul merkezli küresel tanıtım atağıyla daha da güçlendirilecek.

FORMULA 1 TURKISH GRAND PRIX 2027, TOSFED’in uzun yıllara yayılan girişim ve çalışmaları sonucunda, Kültür ve Turizm Bakanlığı ile Gençlik ve Spor Bakanlığı’nın destekleriyle yeniden yarış takvimine dahil edildi. Formula 1® yarışları, 2027-2031 yılları arasında TOSFED organizasyonunda TOSFED İstanbul Park’ta gerçekleştirilecek. 

Biletler ve resmi duyurular için turkishgp.tosfed.org.tr sayfasına ön kayıt yaptırılabilir.


16 Eylül 2026 Çarşamba

“Nava‑Școală Mircea”Romanya’nın Dünya Denizlerindeki Beyaz Yelkenli Diplomatı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Dalgalara Meydan Okuyan Yaşayan Efsane: 

“Nava‑Școală Mircea”Romanya’nın Dünya Denizlerindeki Beyaz Yelkenli Diplomatı

 Açık denizlerde modern çelik zırhlıların, radar kubbelerinin ve nükleer itki sistemlerinin hüküm sürdüğü bir çağda, ufuk çizgisinde bembeyaz 23 yelkenini rüzgârla doldurup, yükselen 44 metrelik üç görkemli direğiyle bir silüet belirdiğinde zaman adeta durur. Denizci içgüdüsü önce rüzgârın yönünü tartar, ardından bu asil silüetin ruhunu okur. Bu görkemli silüet, yalnızca bir eğitim platformu değil, denizcilik tarihinin altın çağından günümüze uzanan yaşayan bir anıt, Romanya Deniz Kuvvetleri’nin iftihar kaynağı ve okyanuslarda sürdürülebilir Romanya’yı temsil eden kadim bir elçi olan“Nava‑Școală Mircea”dır. Mircea Adının Taşıdığı Asil Miras


Mircea, adını 1386–1418 yılları arasında Eflak tahtında hüküm süren, sınırları Tuna’dan Karadeniz kıyılarına kadar genişleterek bölgenin deniz ticaretini ve bahriye kültürünü zirveye taşıyan Voyvoda Mircea cel Bătrân’dan (Yaşlı Mircea) alır.

Romanya donanmasında bu köklü ismi taşıyan ilk gemi, 1882 yılında Londra’da inşa edilen iki direkli ahşap brik NMS Mircea idi. Yarım asrı aşkın bir süre boyunca Romanya’nın denizcilik vizyonuna temel taşı olan bu ilk geminin ardından, takvimler 1938’i gösterdiğinde Romanya, yeni nesil bahriyelilerini yetiştirmek üzere modern, çelik gövdeli ve okyanus aşırı seyirlere meydan okuyan yeni bir yelkenli siparişi verdi. Geminin pruvasına—cıvadra altına—mavi tuniği, kırmızı pelerini ve altın tacıyla Voyvoda Mircea’nın heybetli heykeli yerleştirildi. Böylece tarih, dalgaların üzerinde yeniden nefes almaya başladı.

Blohm & Voss Ekolü ve Efsanevi Kardeşlik Bağı

Mircea, 1938–1939 yılları arasında Almanya’nın Hamburg kentinde, gemi inşa mühendisliğinin zirve noktası kabul edilen Blohm & Voss tersanesinde inşa edildi. Bu tersane, yelkenli mühendisliğinin en rafine örnekleri sayılan Gorch Fock sınıfı A-Sınıfı üç direkli barkların beşiğiydi.

Mircea, bu seçkin serinin dördüncü gemisi olmasının yanı sıra, 1933 tarihli orijinal Gorch Fock planlarına milimetrik olarak sadık kalınarak inşa edilen tek "tam kız kardeş" olma ayrıcalığını taşır. Bu soy ağacı, yelkenli tasarımında hidrodinamik denge ve mukavemetin ulaştığı doruk noktasını simgeler:

Gorch Fock I (1933, Almanya – sonradan Sovyet Tovarishch, günümüzde Stralsund’da müze gemi)


USCGC Eagle (1936, ABD Sahil Güvenlik Akademisi eğitim gemisi – eski adıyla Horst Wessel)


NRP Sagres (1937, Portekiz Deniz Kuvvetleri okul gemisi – eski adıyla Albert Leo Schlageter)


Mircea (1938, Romanya Deniz Kuvvetleri okul gemisi)


Gorch Fock II (1958, Almanya Deniz Kuvvetleri eğitim gemisi)


Bu beşli, aynı mühendislik felsefesinin okyanuslara yayılmış beyaz yelkenli muhafızlarıdır.

Teknik Kimlik: Çeliğin ve Rüzgârın Armonisi

Mircea’nın teknik karakteri, klasik zarafet ile endüstriyel dayanıklılığın kusursuz bir sentezidir:

Tam Boy: 82,1 metre (cıvadra dahil 268 ft 9 in)


Genişlik (Borda): 12,04 metre (39 ft 5 in)


Su Çekimi (Draft): 5,2 metre (17 ft 9 in)


Direk Yüksekliği: Su hattından itibaren 44 metre (144 ft 4 in)


Arma ve Yelken Alanı: 3 direkte toplam 23 yelken, yaklaşık 1.800 metrekare yelken alanı


Deplasman: 1.844 ton


Hız: Yelken seyrinde 16 knot’u aşan hız kapasitesi; manevralarda dizel makine desteği


Rüzgârı salt bir doğa olayı değil, tükenmeyen bir itici güç haline getiren bu mimari; onu modern seyrüsefer çağında bile hayranlıkla izlenen bir mühendislik şiirine dönüştürür.

Fırtınalarla ve Savaşlarla Sınanan Bir Asır

Mircea’nın pruvası, yalnızca okyanus dalgalarını değil, 20. yüzyılın en sert jeopolitik fırtınalarını da yardı:

II. Dünya Savaşı ve Güvenli Liman: 27 Nisan 1939’da bayrağı çekilen gemi, ilk Akdeniz eğitim seferine 3 Temmuz 1939’da çıktı. Ancak II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle sefer yarıda kesilince Karadeniz’e dönerek savaş yıllarını Tuna Nehri’nin Brăila kolunda emniyette geçirdi.


Kızıl Ordu Dönemi: 1944 sonbaharında Sovyet güçlerince el konularak Karadeniz Filosuna katıldı ve bordasına Rion adı yazıldı. Yürütülen yoğun diplomatik temaslar neticesinde 1946 baharında yeniden ait olduğu topraklara ve Romanya sancağına kavuştu.


1965 Biscay Kasırgası: 1965 yılında köklerine, Hamburg’daki Blohm & Voss tersanesine büyük bakıma götürülürken Biscay Körfezi’nde saatte 120 kilometreyi aşan korkunç bir kasırgaya yakalandı. Yedekleme halatları kopan ve kayalıklara sürüklenme tehlikesi yaşayan gemi, mürettebatın insanüstü cesareti ve denizcilik ustalığıyla kurtarıldı. 1966’da baştan aşağı yenilenmiş olarak denizlere döndü.


1976 Transatlantik Zaferi: ABD’nin 200. Bağımsızlık Yılı kutlamaları (Grand Parade of Sailing Ships) kapsamında Atlas Okyanusu’nu baştan başa aştı. Bu seyir, Romanya Deniz Kuvvetleri tarihindeki bir askeri geminin ilk transatlantik geçişi olarak kayıtlara geçti.


Deniz Harp Okulu’nun Çelikleşen Kalbi

Mircea, Köstence’de bulunan “Mircea cel Bătrân” Deniz Harp Okulu’nun atan kalbidir.

Modern savaş gemilerinde otomasyon, dijital haritalar ve dokunmatik konsollar hüküm sürerken; Mircea, bahriyelilere denizin tavizsiz ve ham doğasını öğretir. İkinci sınıf kadetleri; fırtınalı havalarda 40 metre yükseklikteki serenlere tırmanmayı, 23 yelkenin kilometrelerce uzunluktaki halatlarını elle kumanda etmeyi, pusula ve sekstantla yıldızlara bakarak astronomik rota çizmeyi bu güvertede öğrenir. Burada kazanılan disiplin, denize ve rüzgâra duyulan derin saygının ifadesidir.

Bu köklü geleneğin en somut kanıtı, geminin komuta kademesinde saklıdır. 2004 yılında henüz ikinci sınıf bir kadetken Mircea ile ikinci transatlantik seferine katılan Deniz Albay (Commander) Silviu‑Marius Moraru, 20 yıllık donanma tecrübesinin ardından 1 Nisan 2024 itibarıyla öğrencisi olduğu bu efsanevi gemiye süvari olarak dönmüştür. Bir kadetin serenlerinde ter döktüğü gemiye yıllar sonra komutan olarak adım atması, Mircea’nın nesiller boyu aktarılan ruhunun en zarif yansımasıdır.

Beyaz Yelkenli Diplomasi (Naval Diplomacy)

 Mircea, demir attığı her dünya limanında Romanya’nın tarihini, denizcilik kültürünü ve diplomatik zarafetini temsil eden yüzen bir elçiliktir. Devlet başkanlarından monarklara, büyükelçilerden amirallere kadar binlerce seçkin konuğu güvertesinde ağırlamış,Tall Ships Races gibi dünyanın en prestijli açık deniz organizasyonlarında ülkesinin bayrağını gururla dalgalandırmıştır. O, limanlara yalnızca bir gemi olarak yanaşmaz; barışın, diyaloğun ve denizci dostluğunun simgesi olarak selam verir.

 Son Söz: Rüzgârla Nefes Alan Yaşayan Miras

85 yılı aşkın ömründe sayısız fırtınayı, savaşı ve değişen çağları arkasında bırakan “Nava‑Școală Mircea”, gövdesinde yüzlerce deniz subayının tuzunu, emeğini ve hatırasını taşıyan anıtsal bir mirastır.

O, teknolojinin ne denli ilerlerse ilerlesin, insanın rüzgârla ve denizle kurduğu asil bağın asla kopmayacağının en somut kanıtıdır. Mircea; geçmişin onurlu denizcilik hafızasını taşırken, beyaz yelkenleriyle geleceğin ufkuna imzasını atmayadevam etmektedir.

Romanya Konsolosluğu ve Romanya Tölltür Topluluğu- Türkiye temsilcilerine, bize bu benzersiz deneyimi yaşattıkları için teşekkürlerimi sunuyorum. 


Murat Tüzel

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

Securitas Alarm ve Drivee’den Araç Güvenliğine Yeni Nesil Çözüm

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Securitas Alarm ve Drivee’den Araç Güvenliğine Yeni Nesil Çözüm
Drivee’nin çarpışma algılama teknolojisi ile SecuritasAlarm’ın 7/24 izleme hizmeti bir araya geliyor. Yeni çözüm, kaza anında sürücünün yardım çağırmasını beklemeden güvenlik sürecini başlatıyor.
Securitas Alarm ve Drivee, araçlarda kaza ve çarpışma anında hızlı müdahaleyi mümkün kılan yeni bir iş birliğine imza atıyor. Drivee’nin araç üzerindeki çarpışma algılama teknolojisi, SecuritasAlarm’ın 7/24 görev yapan Alarm İzleme Merkezi ile entegre çalışıyor. Bir çarpışma algılandığında alarm otomatik olarak Securitas’a iletiliyor; operatörler olayı değerlendirerek gerektiğinde araç içerisindeki kişiyle iletişim kuruyor ve belirlenen prosedür doğrultusunda ilgili ekipleri ve yetkilileri sürece dahil ediyor.
Özellikle çalışanlarının yoğun şekilde araç kullandığı ve saha operasyonları bulunan kurumlara yönelik geliştirilen çözüm, kaza öncesinde riskleri görünür hale getirirken kaza anında otomatik alarm ve hızlı müdahale imkânı sunuyor.
Kaza anında güvenlik süreci otomatik başlıyor
Drivee; araç üzerindeki donanım, yazılım, haberleşme altyapısı ve veri analitiğiyle çarpışma gibi kritik olayları tespit ediyor. Alarmın SecuritasAlarm’a ulaşmasının ardından operatör, gerektiğinde araç içerisindeki kişiyle sesli iletişim kurarak durumu doğruluyor ve tanımlı prosedürü işletiyor. İhtiyaç halinde ambulans, itfaiye ve polis ekipleri ile müşterinin belirlediği yetkililer sürece dahil ediliyor.
Böylece sürücünün veya filo yöneticisinin olayı ayrıca bildirmesi beklenmeden tespitten müdahaleye uzanan bir güvenlik operasyonu devreye giriyor.
Konuyu değerlendirenSecuritas Alarm Genel Müdürü Emre Erdal: “Drivee çözümlerini öncelikle kendi araç filomuzda, çalışanlarımızın güvenliği için kullanmaya başladık. Teknolojinin sahadaki performansını doğrudan gözlemlemek ve çözümü kendi operasyonumuzda deneyimlemek bizim için önemliydi. Drivee’nin araç teknolojileri ve veri analitiğindeki yetkinliği ile Securitas’ın alarm izleme ve güvenlik operasyonu deneyiminin birleşmesi, müşterilerimize iki şirketin tek başına sunabileceğinin ötesinde bir hizmet sunmamızı sağlıyor.”dedi.
Güvenlik kaza gerçekleşmeden önce başlıyor
Çözüm, yalnızca kaza anına odaklanmıyor. Drivee platformu, aracın ağırlık merkezi dinamiklerini 6 eksende ölçerek 300’ün üzerinde sürüş parametresi ve olay tipi üzerinden sürücü skorlaması oluşturuyor. Kamera bulunan projelerde ADAS ve DMS teknolojileriyle yorgunluk, dikkat dağınıklığı, telefon kullanımı, emniyet kemeri, takip mesafesi ve şerit ihlali gibi riskler de değerlendirilebiliyor.
Platformda haftada 500 binden fazla sefer yapay zekâ ile analiz edilirken, Drivee’nin kaza algılama teknolojisi gerçek çarpışma testleriyle doğrulanmış durumda.
Drivee Genel Müdürü Murat İdilise iş birliğini şöyle değerlendirdi: “Araç güvenliğini kaza anıyla sınırlamıyor, kaza öncesinden başlayan bütünsel bir yaklaşımla ele alıyoruz. Drivee’nin araçlardan elde ettiği veriyi anlamlandıran teknolojisi riskleri önceden görünür hale getirirken, Securitas’ın 7/24 izleme ve müdahale deneyimi kritik olaylarda bu teknolojiyi gerçek bir güvenlik operasyonuna dönüştürüyor. Böylece sürücünün yardım çağırmasını beklemeden harekete geçebilen bir yapı sunuyoruz.”
Güvenlik evden iş yerine, işten yola uzanıyor
Securitas Entegre Güvenlik Çözümleri, Drivee ile geliştirilen yapıyı müşterilerin genel güvenlik ihtiyaçlarına entegre ediyor. Böylece Drivee’nin teknolojisi, SecuritasAlarm’ın uzaktan izleme operasyonu ve ihtiyaç halinde diğer Securitas hizmetleri birlikte çalışabiliyor.
Securitas’ın yaklaşık 20 yıllık araç takip ve filo çözümleri deneyimiyle geliştirilen bu yaklaşım, güvenliği ev ve iş yerlerinin ötesine taşıyarak yolculuk sırasında da çalışanların yanında olmayı mümkün kılıyor.
Öncelik kurumsal filolar ve saha ekipleri
İş birliğinin öncelikli hedef kitlesini araç filosu yöneten kamu ve özel sektör kurumları oluşturuyor. Özellikle saha ekiplerinin yoğun şekilde araç kullandığı kurumlar için çözüm; çalışan güvenliği, risk yönetimi ve operasyonel süreklilik açısından değer yaratıyor.
Securitas ve Drivee, bu iş birliğiyle klasik araç takip yaklaşımının ötesine geçerek riski kaza öncesinde gören, kazayı anında algılayan ve gerektiğinde müdahaleyi başlatan bütünsel bir güvenlik çözümü sunuyor.

Securitas Güvenlik Alarm Sistemi ile evinizde meydana gelebilecek Hırsızlık, Yangın, Gaz Kaçağı, Su Baskını, Acil Sağlık ve Panik durumları dahil tüm iç ve dış güvenlik ihtiyaçlarına karşı, en son teknolojik yenilikleri kullanarak geliştirdiği Alarm Sistemleri ve 7/24 hizmet veren Alarm İzleme Hizmeti sayesinde oluşabilecek alarma karşı 8 saniye müdahale süresi ile sizi ve sevdiklerinizi daima güvende tutar.
Securitas Alarm, 81 ilde, 50 binin üzerinde aboneye hizmet sunuyor. Teknolojik güvenlik çözümlerini müşterilerine sunmak için global trendleri takip eden şirket, bu konuda kendini sürekli geliştiriyor.  Türkiye’nin farklı lokasyanlarında hizmet veren ilk cografi izleme merkezine sahip olan Securitas Alarm, doğal afet gibi durumlarda bile kesintisiz hizmet sunuyor.  

İSTANBUL’UN HAFIZASINDA 30 YIL: FOUR SEASONS HOTEL SULTANAHMET

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İSTANBUL’UN HAFIZASINDA 30 YIL: FOUR SEASONS HOTEL SULTANAHMET

Tarihi yarımadanın kalbinde İstanbul’un hafızasına 30 yıldır eşlik eden Four Seasons Hotel Sultanahmet, bu anlamlı yıl dönümünü Sunay Akın’ın anlatımı ve Executive Chef Özgür Üstün’ün bu özel yıla hazırladığı menü eşliğinde kutluyor.

İstanbul’un tarihine ve kültürel mirasına tanıklık eden Four Seasons Hotel Sultanahmet, 1996’dan bu yana tarihi yapısının karakterini koruyarak şehrin değişen ritmiyle birlikte varlığını sürdürüyor. Otel, 30 yıllık geçmişini farklı dönemlerin, misafirlerin ve ekiplerin İstanbul’la kurduğu bağdan oluşan ortak bir hafıza olarak taşıyor

Bu yıl dönümü vesilesiyle AVLU’da düzenlenecek gecenin anlatıcısı Sunay Akın olacak. İstanbul’un geçmişini, insanlarını ve gündelik hayatın içindeki ayrıntıları kendine özgü anlatımıyla görünür kılan Akın, gecede otelin hapishane geçmişinden bugünkü serüvenine uzanan anlatılarla konuklara eşlik edecek. Böylece Four Seasons Hotel Sultanahmet’in geçmişten bugüne uzanan tarihi, İstanbul’un hikâyesiyle aynı sofrada buluşacak.


Gecenin gastronomi deneyimi ise Executive Chef Özgür Üstün ve ekibinin hazırladığı altı aşamalı menüyle şekillenecek. Anadolu’nun zengin mutfak mirasından ve yerel ürünlerden ilham alan menü; “Miras”, “Kökenler”, “Göç” ve “Ege’nin İzleri” gibi başlıklarla farklı coğrafyaların ve kültürlerin izlerini çağdaş yorumlarla bir araya getiriyor. Menü, kutlama gecesinin ardından bir ay boyunca AVLU’da misafirlerle buluşmaya devam edecek.

30 Yıldır İstanbul’un Kalbinde

Four Seasons Hotel Sultanahmet’in hikâyesi, 1996 yılında Tarihi Yarımada’nın merkezindeki tarihi yapıda başladı. Otel, İstanbul’un en yoğun tarih ve kültür mirasının içinde konumlanan binasının özgün karakterini korurken, yıllar içinde şehrin simge otellerinden biri haline geldi.

İki yıl süren kapsamlı renovasyonun ardından 2022’de yeniden kapılarını açan otel, geçmişin izlerini çağdaş bir tasarım anlayışıyla yeniden yorumladı. Londra merkezli tasarım stüdyosu Goddard Littlefair tarafından ele alınan iç mekânlarda Ayasofya’dan Osmanlı sanatına, Selçuklu motiflerinden geleneksel zanaatkârlığa uzanan referanslar, yapının tarihi dokusuyla bütünleşen rafine bir tasarım dili oluşturuyor.

Bugün Four Seasons Hotel Sultanahmet, 30 yıllık deneyimini uluslararası başarılarla sürdürüyor. 2023 yılında Travel + Leisure tarafından “Dünyanın En İyi Oteli” ve “Avrupa’nın En İyi Şehir Oteli” seçilen otel, 2025 yılında Türkiye’de üç Michelin Key’e layık görülen ilk ve tek otel olarak konaklama alanındaki başarısını uluslararası ölçekte bir kez daha ortaya koydu.Otel Müdürü Serap Akkuş’un yönetiminde Four Seasons Hotel Sultanahmet, bu güçlü mirası koruyarak İstanbul’un hikâyesine eşlik etmeyi sürdürüyor.

Four Seasons Hotels Istanbul Genel Müdürü Thomas Krooswijk, bu özel yıl dönümünün otel için taşıdığı anlamı şöyle ifade ediyor: “Four Seasons Hotel Sultanahmet, İstanbul’un değişen yüzüne tanıklık ederken kendi hikâyesini de şehrin hafızasının bir parçası haline getirdi. Bu özel yıl dönümü, yalnızca geçmişte biriktirdiğimiz anları kutlamak değil, aynı zamanda bizi bugün bulunduğumuz noktaya taşıyan ekip arkadaşlarımızın emeğini ve misafirlerimizle kurduğumuz güçlü bağları hatırlamak için de anlamlı bir fırsat. Tarihi dokusunu koruyan bu eşsiz yapının içinde, geçmişin mirasıyla geleceğin heyecanını bir arada yaşatmaya devam edeceğiz. 30. yılımızı bizimle paylaşan tüm misafirlerimize ve bu hikâyenin parçası olan ekip arkadaşlarımıza teşekkür ediyorum.”

Bir zamanlar Osmanlı İmparatorluğu’nun başkentinde cezaevi olan yapı,dünyanın en seçkin otellerinden biri olarak şehrin kültürel ve sosyal yaşamıyla bağ kurmaya ve misafirlerini yeni anılarla ağırlamaya devam ediyor.