11 Mart 2026 Çarşamba

Bentour Reisen, Türkiye seyahatleri için kararlı durumu gözlemliyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Bentour Reisen, Türkiye seyahatleri için kararlı durumu gözlemliyor.

Bentour Reisen, Orta Doğu’daki güncel gelişmeleri dikkatle izlemektedir. Batı ve Doğu Akdeniz’e yönelik paket turlarda uzmanlaşmış tur operatörünün mevcut değerlendirmesine göre, son dönemde yaşanan jeopolitik gerilimlerin Türkiye’niN turistik bölgelerine yönelik seyahatler üzerinde herhangi bir etkisi bulunmamaktadır.

Türkiye’nin Akdeniz ve Ege kıyılarındaki popüler tatil bölgeleri mevcut olaylardan etkilenmemiştir. Seyahat operasyonları normal şekilde devam etmekte olup, misafirler ülkedeki tatil bölgelerinde planladıkları tatilleri sorunsuz bir şekilde geçirebilmektedirler.

“Şu anda bölgede bulunan misafirlerimiz için herhangi bir kısıtlama söz konusu değildir. Türkiye’deki tatil bölgelerinde tatil olağan şekilde devam etmektedir ve misafirlerimiz tatillerini gönül rahatlığıyla sürdürebilmektedir. Misafirlerimizin güvenliği bizim için en yüksek önceliğe sahiptir. Gelişmeleri çok yakından takip ediyor, yerel ortaklarımız ve yetkililerle sürekli iletişim hâlindeyiz.” açıklamasında bulundu Bentour

Reisen CEO’su Deniz Ugur.

Misafirler, tatil destinasyonlarında deneyimli tur rehberleri tarafından 7 gün 24 saat boyunca desteklenmektedir. Bentour Reisen, koşulların değişmesi durumunda hızlı ve sorumlu bir şekilde hareket etmeye imkân tanıyan yerleşik güvenlik ve acil durum süreçlerine sahiptir. Durumun değişmesi hâlinde şirket, misafirlerini ve satış ortaklarını derhâl ve şeffaf bir biçimde bilgilendirecektir.

Türkiye, uzun yıllardır Bentour Reisen’in portföyündeki en önemli destinasyonlardan biri olmaya devam etmektedir. Özellikle Antalya, Side, Belek ve Alanya bölgeleri ile Bodrum, İzmir ve Dalaman’ı kapsayan Ege kıyıları, misafirler arasında en çok tercih edilen tatil destinasyonlarıdır.

Bentour Reisen, mevcut koşullar altında da bu durumun değişmeyeceğini öngörmektedir.


ANADOLU’NUN YAZIYLA TANIŞTIĞI YER: KÜLTEPE


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ANADOLU’NUN YAZIYLA TANIŞTIĞI YER: KÜLTEPE

Kayseri’nin 20 kilometre kuzeydoğusunda,Orta Anadolu platosunun en yüksek dağı Erciyes’in hemen eteğindeki ovada yer alan Kültepe, tarihteki pek çok “ilk”e imza atmış olması nedeniyle dünya arkeolojisinin önemli ören yerlerinden biridir. 

İskânı Erken Tunç Çağı’nda başlamış olan Kültepe, Anadolu’nun bilinen en eski krallığıdır. Hitit öncesi Anadolu’nun yerli halkı olan Hattiler tarafından kurulmuştur.Eski adı, çivi yazılı belgelere göre Kaniş veya Neşa’dır. Kültepe adı, “Kapadokya Belgeleri” olarak adlandırılançivi yazılı belgelerin ortaya çıktığı 1871 yılından beri bilinmektedir.  

Kültepe, tarihi ve doğal anayolların birleştiği bir noktada yer alması nedeniyle M.Ö 2. binde Kaniş Krallığı’nın merkezi ve Anadolu’daki Asur Ticaret Kolonileri sisteminin başkenti olmuş.M.Ö. III. binin sonlarında bağımsızlığını kazanan Asur Krallığı, hemen sonrasında, geleceğini sağlamak amacıyla ticarette reformlar yaparak Anadolu ile sistemli bir ticaret başlatmış. Böylelikle, M.Ö. II. Bin yılın ilk çeyreğinde, Anadolu ile Kuzey Mezopotamya arasında çok kuvvetli bir ticaret ağı kurulmuş. Bu ticaret sisteminin Anadolu’daki merkezi Kültepe-Kaniş olmuş. Buraya getirilen mallar, Anadolu’nun içlerine kadar dağıtılmaktaymış. Kent yalnızcadünyanın ilk organize ticaret merkezi değilmiş, aynı zamanda Anadolu’yu Kuzey Suriye’ye ve Mezopotamya’nın yüksek uygarlıklarına bağlayan büyük bir kültür merkezi haline gelmiş. 


Ticaret yolları üzerinde stratejik bir öneme sahip olan Kültepe, bu özelliğini yüzlerce yıl korumuş. Asurlular,ticaret kervanlarındaki mallarının indirilip dağıtıldığı yerlere, liman anlamına gelen "Karum" adını vermiş ve kurdukları bu sistemi ticaret kolonisi halinde geliştirerek çoğu yerli krallıkların merkezinde veya önemli şehirlerde karumlar oluşturmuşlar.  Bu karumların merkezi, Kültepe’deki karum olmuş ve diğer tüm karumları buradan yönetmiş. 

Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü1925 yılında keşfedilmiş. Bölgede günümüze kadar sürdürülen arkeolojik kazılardaAsurlu tüccarların hem konakladığı hem de pazar kurduğu yaklaşık 40 civarında yerleşim yeri kaydedilmiş. Fakat günümüze kadar onlardan sadece Kaniş (Kültepe) ve Hattuš (Boğazköy) karumlarının yerleri kesin olarak tespit edilebilmiş. 

Kültepe/Karum Höyüğü’nde ortaya çıkarılan 23 bin 500 çivi yazılı tablet, Anadolu’da bulunan ilk yazılı belgeleridir. Bu belgelerden, Anadolu insanının yazıyla ilk defa Kültepe’de tanıştığı anlaşılmaktadır. 

Kültepe-Kaniş tabletleri, diğer eski merkezlerde bulunan devlet arşivlerin aksine, oldukça büyük ve kapsamlı arşivlerdir ve Anadolu ve ön Asya tarihine ışık tutmaktadır.Asur çivi yazısı ile yazılmış olan Kültepe tabletleri, çoğu ekonomik içerikli olan ve dönemin siyasi ve hukuki ilişkilerini gösteren mektuplar, senetler, mühürler ve anlaşma metinleridir. Tabletlerde Anadolu ile Asur arasında sürdürülen ticaret hakkında detaylı bilgilerin yanı sıra, borç alıp-verme, faiz, evlenme-boşanma, veraset, esir ticareti, mahkeme kararları ve yerli beylerle yapılan yazışmalar hakkında bilgiler verilmektedir.Bu tabletler ayrıca, 4 bin yıl önce Anadolu’da kadın haklarının olduğunu da yazılı olarak göstermektedir. 

Dönemin tarihi ve coğrafyasına ilişkin önemli bilgiler içermekte olan Kültepe tabletleri, 2015 yılında Unesco Dünya Belleği listesine kaydedilmiştir.  

Kültepe, Anadolu’nun en çok zarar görmüş höyüklerinden biridir. Arkeolojik kazı tekniklerini ve yöntemlerini bilmeyen araştırmacılar tarafından büyük ölçüde tahrip edilmiştir. 1893 ve 1894 yılları arasında E. Chantre, 1906’da H. Winckler ve H. Grothe ve 1925’de B. Hrozny’nin tablet ve eski eser bulmak için kazmış olmaları, bu tahribatın en önemli nedenleridir. Bu bilimsel olmayan kazılara ilaveten, köylülerin toprak almak için Eski Tunç Çağı tabakalarına kadar kazmaları da Tepe’nin neredeyse 1/3’lük kısmını, üzerinde çalışmaya imkân vermeyecek hale getirmiştir.

1948 yılında Türk Tarih Kurumu adına Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Öğretim Üyesi Profesör Doktor Tahsin Özgüç başkanlığında başlayan bilimsel kazılargünümüzde, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Arkeoloji Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Fikri Kulakoğlu tarafından yürütülmektedir.  

Kazılarda bulunan Asur, Geç Hitit, Helen, Roma, Pers ve Tabal dönemlerine ait eserler ve bulgular, başta Kayseri Arkeoloji Müzesi olmak üzere, Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesi ve İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.Kültepe Kaniş/Karum Höyüğü, 2014 yılında UNESCO Dünya Miras Geçici Listesi’ne girerken, Kültepe tabletleri de 2015 yılında UNESCO Dünya Belleği Kütüğü'ne kaydedilmiştir.


Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

Tarlaya ev yapabilmenin olmazsa olmaz 5 temel şartı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Tarlaya ev yapabilmenin olmazsa olmaz 5 temel şartı 

Tapuda niteliği “tarla” olarak geçen bir yere kendi kafanıza göre ev yapamazsınız. Tarım arazilerini korumak adına devlet, bu konuda oldukça sıkı kurallar uygulamaktadır. Ancak, belirli şartları sağladığınızda, yasal bir “bağ evi” veya “tarımsal amaçlı yapı” sahibi olmanız mümkündür.

Tarla üzerine ev inşa edebilme konusunu değerlendiren İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları söyledi:  

“Tarlanız 5 dönüm ve üzeri büyüklükteyse, sadece %5’lik bir alanda inşaat hakkınız doğar. Örneğin tam 5.000 metrekare bir tarlanız varsa, temeli 250 metrekare olan bir ev yapabilirsiniz ve bu yapı genellikle 2 katı ve 6.5 metre yüksekliği geçmemelidir. Eğer tarlanız “köy yerleşik alanı” sınırları içindeyse, 5 dönüm şartı aranmaz ve bu alanlarda çok daha küçük metrekareye köyün imar şartlarına göre ev yapabilirsiniz. Eğer tarlanız “mutlak tarım arazisi” veya “sulu tarım arazisi” sınıfındaysa, 5 dönümden büyük olsa bile inşaat izni verilmeyebilir ve burada Tarım İl Müdürlüğü’nden “uygundur” görüşü alınması şarttır.Eğer tarlanız 5 dönümden küçükse, resmi olarak içine kalıcı bir betonarme yapı yapmanız imkansıza yakındır, bu durumda arazinizde vakit geçirmeyi istiyorsanız örneğin TinyHouse’ler tekerlekli ve plakalı olarak “araç” statüsündedir ve yapı izni gerektirmez.” dedi.

Tarlaya ev yapabilmenin altın kuralları nelerdir? 

Bir tarlaya ev yapabilmenin kriterlerini kaydeden İnvesttime Yatırım Danışmanlığı ve Arsa Ofisi Kurucusu Halil İbrahim Dindi, şunları anlattı: 


1-Minimum Alan: En az 5.000 metrekare (5 dönüm) olmalıdır. Bu sınır tarım arazilerinin parçalanmasını önlemek ve küçük ölçekli yapılaşmayı engellemek amacıyla getiriliyor. Bu ölçünün hem ekonomik hem de çevresel dengeyi korumak için kritik olduğu vurgulanıyor. Özellikle, kırsal bölgelerde, bu şartın tarımsal üretimin devamlılığı açısından hayati rol oynadığı belirtiliyor.


2-Yol Cephesi: Kadastral (resmi) bir yola en az 25 metre cephesi bulunmalıdır. Yola cephe şartı, hem ulaşım kolaylığı hem de altyapı hizmetlerinin sağlanabilmesi için zorunlu tutuluyor. Belediyeler, bu kriter sayesinde kaçak yapılaşmanın önüne geçmeyi hedefliyor. Ayrıca, yol bağlantısı olmayan arazilerde acil durumlarda müdahale imkanı da ciddi şekilde kısıtlanıyor.


3-İnşaat Alanı:  Toplam alanın en fazla %5’i kadar yapı yapılabilir. Bu sınırlama, tarım arazilerinin betonlaşmasını engellemek için getirilen en önemli düzenlemelerden birisidir. Burada, %5’lik oran sayesinde hem mülk sahibine kullanım hakkı tanındığı hem de doğanın korunabileceği ifade ediliyor. Bu oran, aynı zamanda bölgedeki ekolojik dengeyi gözeten bir tedbir olarak görülüyor.


4-Maksimum Sınır: Yapı büyüklüğü toplamda 250 metrekareyi geçemez. 250 metrekarelik üst sınır, kırsal alanlarda devasa yapıların inşa edilmesini engellemeyi amaçlıyor. Bu ölçü, genellikle bir konut veya küçük ölçekli işletme için yeterli kabul ediliyor. Bu sınırın aşılması halinde, hem tarım alanlarının zarar göreceğini hem de bölgesel planlamanın bozulacağını belirtiyor.


5-Konum: İlgili Valilik veya Belediyeden onay alınmalıdır. Resmi onay süreci, hem hukuki güvence sağlıyor hem de bölgesel planlamaya uygunluk açısından kritik önem taşıyor. Belediyeler ve valilikler, bu izinleri verirken çevresel etkiyi ve altyapı kapasitesini dikkate alıyor. Dolayısıyla, onay süreci yalnızca bürokratik bir formalite değil, aynı zamanda kamu yararını gözeten bir denetim mekanizması olarak işlev görüyor. 


Junior World Cup Antalya 3–12 Nisan 2026’da Gerçekleşecek

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Junior World Cup Antalya 3–12 Nisan 2026’da Gerçekleşecek

JWCA 2026, Geleceğin Futbol Yıldızlarını Bir Araya Getirmeye Devam Ediyor

Altyapı futbolunun küresel buluşma noktası haline gelen Junior World Cup Antalya (JWCA), 2026 yılında hedef büyüterek yoluna güçlü bir şekilde devam ediyor. 2028 yılında dünyanın en büyük çocuk futbol festivali olma vizyonuyla ilerleyen organizasyon, bu yıl kapasitesini iki katına çıkararak tam 10 bin kişiyi Antalya’da ağırlamaya hazırlanıyor.

Junior World Cup Antalya 2026, altyapı futbolunun enerjisini, rekabetini ve dostluğunu Antalya’da bir araya getirerek dünyanın en büyük altyapı futbol organizasyonu olma yolunda kararlılıkla ilerliyor. Beş kıtadan 50’nin üzerinde ülkenin katılımıyla düzenlenecek JWCA 2026, 3–12 Nisan tarihleri arasında yaş gruplarına göre arka arkaya iki hafta boyunca futbol şölenine sahne olacak. Dünya altyapı futbolunun kalbi bir kez daha Antalya Belek’te atacak.

Önemli Dünya Kulüpleri Yer Alacak

Turnuva, dünya futbolunun önde gelen kulüplerinin altyapı takımlarını Antalya’da buluşturuyor. Katılımı planlanan kulüpler arasında Sevilla FC, Borussia Dortmund, VfB Stuttgart, FC Porto, Everton FC, Panathinaikos FC, Hellas Verona FC, Rayo Vallecano, Steaua București, Dinamo Moskova, FK Crvena Zvezda, FK Partizan, Club Brugge KV, Lech Poznań ve GNK Dinamo Zagreb gibi önemli Avrupa kulüpleri yer alıyor. Türkiye’den ise Fenerbahçe, Beşiktaş ve Trabzonspor başta olmak üzere birçok Süper Lig kulübü ve akademi takımı organizasyonda sahne alacak. Real Madrid, Real Betis, Benfica ve Marsilya takımları da misafir olarak katılım sağlayacak. Bu güçlü katılım, JWCA’nın artık yalnızca bir turnuva değil; dünya altyapı futbolunun en prestijli platformlarından biri haline geldiğinin en somut göstergesi olarak değerlendiriliyor.

“JWCA, Uluslararası Bir Vitrin Fırsatı”

Turnuva Koordinatörü Mert Paflak, “Junior World Cup Antalya’yı yalnızca bir turnuva olarak değil, çocuklarımızın hayallerine dokunan uluslararası bir futbol festivali olarak konumlandırıyoruz. 2026 yılında kapasitemizi iki katına çıkararak 10 bin katılımcıyı Antalya’da ağırlayacak olmaktan büyük gurur duyuyoruz. Beş kıtadan gelen takımların aynı sahada buluşması, sporun birleştirici gücünü en saf haliyle ortaya koyuyor. Hedefimiz 2028 yılında dünyanın en büyük altyapı futbol organizasyonu olmak ve Türkiye’yi altyapı futbolunda küresel bir merkez haline getirmek. JWCA, genç yetenekler için sadece bir rekabet ortamı değil; aynı zamanda dostluk, kültürel paylaşım ve uluslararası bir vitrin fırsatıdır.” şeklinde konuştu.

Organizasyon, Gençlik ve Spor Bakanlığı himayelerinde düzenlenecek olup Antalya Valiliği, Antalya Büyükşehir Belediyesi, Antalya İl Spor Müdürlüğü, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı, Herkes İçin Spor Federasyonu ve Spor Turizmi Daire Başkanlığı tarafından da destekleniyor. Bu güçlü kurumsal yapı sayesinde JWCA, yalnızca sportif bir organizasyon olmanın ötesine geçerek Türkiye’nin spor turizmi vizyonunun önemli bir parçası olarak konumlanıyor.

2028 Yılı İçin Hedef: 60 Bin Katılımcı

Bu yıl TUGVA Lise Koordinatörlüğü tarafından gerçekleştirilen Genç Lig organizasyonunun şampiyon takımları da JWCA 2026’da mücadele etme hakkı kazanarak uluslararası arenada boy gösterecek. Ayrıca dünyanın dört bir yanından oyuncu izleme ajanslarının turnuvayı yakından takip edeceği açıklandı. JWCA 2026, genç yetenekler için uluslararası vitrin niteliği taşıyan önemli bir platform olacak.

Yüksek standartlı doğal çim sahaları, geniş uluslararası katılımı ve güçlü organizasyon yapısıyla kısa sürede önemli bir marka değeri oluşturan JWCA, her yıl kapasitesini iki katına çıkarma stratejisi doğrultusunda 2028 yılı için belirlenen 60 bin katılımcı hedefine emin adımlarla ilerliyor. Organizasyon hem Türk futbolunun altyapı gelişimine hem de Antalya’nın spor turizmi vizyonuna güçlü katkılar sunmaya devam ediyor.


10 Mart 2026 Salı

SGA Travel’dan sürdürülebilir turizmde uluslararası başarı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SGA Travel’dan sürdürülebilir turizmde uluslararası başarı

SGA Travel, ITB Berlin’de Travelife Certified sertifikasını aldı

İstanbul merkezli butik seyahat tasarım şirketi SGA Travel, sürdürülebilir turizm alanındaki çalışmaları kapsamında uluslararası sürdürülebilir turizm sertifikasyon programı Travelife tarafından Travelife Certified seviyesinde sertifikalandırıldı.

Sertifika, dünyanın en önemli turizm fuarlarından biri olan ITB Berlin kapsamında 4 Mart 2026 tarihinde düzenlenen törende takdim edildi.

SGA Travel’ın kurucusu ve Genel Müdürü Çağlar Gökgün, sertifikayı Travelife’ın kurucusu ve Genel Müdürü Naut Kusters’ten teslim aldı.

Travelife Certified sertifikası, turizm sektöründe çevresel etkilerin azaltılması, yerel toplulukların desteklenmesi, adil çalışma koşulları ve sürdürülebilir tedarik zinciri yönetimi gibi alanlarda uluslararası standartların karşılandığını gösteriyor.

SGA Travel, uzun süredir yürüttüğü sürdürülebilir turizm yaklaşımı kapsamında;


Turizm sektöründe kadın istihdamını ve kadın liderliğini destekleyen projeler geliştiriyor

Yerel üreticiler ve kooperatiflerle iş birlikleri kuruyor

Kültürel mirasın yanı sıra doğal mirasın ve doğanın korunmasına katkı sağlayan deneyimler tasarlıyor

Tur programlarında yerel rehberler, zanaatkârlar ve küçük ölçekli işletmelerle çalışıyor

ITBITTurizm faaliyetlerinin çevresel etkisini azaltmaya yönelik uygulamalar yürütüyor


SGA Travel kurucusu ve Genel Müdürü Çağlar Gökgün konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“SGA Travel’ı kurarken hedefimiz Türkiye’de turizmi daha yerel, daha anlamlı ve daha sorumlu bir şekilde geliştirmekti. Travelife Certified sertifikası, yıllardır ekip olarak yürüttüğümüz sürdürülebilir turizm çalışmalarının uluslararası düzeyde teyit edilmesi anlamına geliyor. Türkiye’yi temsil ederek bu belgeyi ITB Berlin’de almak bizim için büyük bir gurur.”

SGA Travel, Avrupa, Birleşik Krallık, ABD ve Avustralya başta olmak üzere farklı pazarlardan gelen gezginler için Türkiye genelinde özgün ve yerel deneyimler sunan programlar tasarlıyor.

Travelife Certified sertifikasıyla birlikte SGA Travel, sürdürülebilir turizm alanındaki çalışmalarını daha da ileri taşımayı hedefliyor. SGA Travel aynı zamanda Travelife Certified seviyesine ulaşan Türkiye’deki üçüncü seyahat acentası oldu.



SunExpress, 2025 yılında 16 milyon yolcu taşıdı 2,1 milyar Euro gelir elde etti


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress, 2025 yılında 16 milyon yolcu taşıdı 2,1 milyar Euro gelir elde etti

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, 2025 yılında yaklaşık 16 milyon yolcu taşıyarak yolcu sayısında bir önceki yıla göre %7 oranında artış kaydetti.Aynı dönemde hava yolu, bir önceki yıla kıyasla %5,4 artışla 2,1 milyar Euro (93,7 milyar TL) gelir* elde etti.

2025 yaz sezonunda uçuş ağına 15 yeni dış hat rotası ekleyen SunExpress, koltuk kapasitesini 2024 yılınakıyasla %11artırdı.Filosuna 2025 yılında fabrika çıkışlı 5 uçak ekleyen hava yolu, 85 uçaklık filosu ile operasyonlarını sürdürürken yılı %82 doluluk oranıyla tamamladı.

Almanya’dan gelen her 10 ziyaretçiden 6’sı SunExpress ile seyahat etti

SunExpress, Almanca konuşulan ülkeler (Almanya, Avusturya ve İsviçre) ile Türkiye arasında en yüksek sayıda direkt bağlantıyı sunan hava yolu olarak konumunu 2025 yılında da korudu. Hava yolunun ana pazarı olan Almanya, Türkiye'ye en çok ziyaretçi gönderen ülkeler sıralamasında 2025 yılında yaklaşık 6,8 milyon ziyaretçi ile ikinci sırada yer aldı. Geçtiğimiz yıl Almanya’dan Türkiye’ye seyahat eden 4 milyon yolcu SunExpress’i tercih etti; bu daAlmanya – Türkiye hattındaki toplam yolcu trafiğinin yaklaşık %60’ına karşılık geldi.

Birleşik Krallık ve İrlanda pazarında genişleme

Geçtiğimiz yıl Birleşik Krallık ve İrlanda pazarındaki büyümesini de sürdüren hava yolu, pazara giriş yaptığı 2022 yılına kıyasla koltuk kapasitesini 4 katına çıkardı. Bununla birlikte Türkiye ile Birleşik Krallık ve İrlanda arasında taşıdığı yolcu sayısı 2025 yılında 1,6 milyon ile bir önceki yıla göre %19 artış gösterdi.


9 Mart 2026 Pazartesi

Tatilsepeti’nin Dubai’den özel uçuşla tahliye ettiği misafirleri ülkeye döndü

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Tatilsepeti’nin Dubai’den özel uçuşla tahliye ettiği misafirleri ülkeye döndü

Bölgeden kurtarma uçuşları ve tahliyelerin başlamasıyla birlikte Tatilsepeti de özel uçuş planlayarak misafirlerinin dönmesini sağladı. Tatilsepeti Tur Direktörü İbrahim Cenk Okumuş, AirArabia uçuşuyla Abu Dabi üzerinden tahliye ettikleri misafirlerinin dün saat 16.00 itibarıyla Sabiha Gökçen Havalimanı’na iniş yaptığını ve ülkemize döndüğünü açıkladı, ‘’Misafirlerimize kavuştuk, onlara sabırları ve bize güvendikleri için teşekkür ederiz’’ dedi

Orta Doğu’da yaşanan durum ve binlerce uçuşun iptal edilmesi turistik amaçlı turları etkilemiş, Türkiye’den de çok sayıda turist bölgede mahsur kalmıştı. Dubai’de en çok misafiri bulunan seyahat acentelerinden biri de Tatilsepeti’ydi. İlk günden itibaren tur misafirleriyle iletişime geçerek, onları otellere yerleştiren Tatilsepeti, Dubai’den kurtarma uçaklarının harekete geçmesiyle birlikte hemen aksiyon alarak misafirlerini tahliye etme operasyonunu gerçekleştirdi. Tatilsepeti Yurt Dışı Otel ve Tur Direktörü İbrahim Cenk Okumuş, misafirlerin dün (Pazar günü) akşamüstü saatlerinde Sabiha Gökçen Havalimanı’na dönüş yaptığınıve süreci detaylarıyla anlattı: 

‘’Bölgede uçuş kısıtlılığının başlamasıyla birlikte misafirlerimiz bölgeden ayrılamamıştı. İlk günden itibaren misafirlerimizle iletişim halinde olduk, onları hemen otellere yerleştirdik. 9 gün boyunca süreci yöneterek ve iletişim halinde kalarak konaklamalarını sağladık. Dubai’de normal hayat sürse de yine de ülkelerine bir an önce dönmeyi bekliyorlardı, heyecanlıydılar. Kurtarma uçuşlarının başlaması haberini aldığımız an hemen çalışmaya başladık. Uçuşlarını farklı güzergahla güvenli bir şekilde yapabilen havayolları ile iletişime geçtik ve misafirlerimizin memnuniyeti ve güvenliği için bu seferler ile kendilerini vatanımıza getirmeye karar verdik, tahliye operasyonu için harekete geçtik. Önceliğimiz ve hedefimiz misafirlerimizin memnuniyeti ve güvenliğiydi. Uçuşumuzu AirArabia ile planladık. Normalde 4 saatlik uçuş rotası,uzun ve güvenli bir güzergahla yaklaşık 5 buçuk saati buldu. Yolcularımızın özel transferlerle Abu Dabi’ye gelmesini ve uçağa binmelerini sağladık. Suudi Arabistan havasahası üzerinden savaş uçakları koruması eşliğinde tek seferde ülkemize geldiler. AirArabia uçağı dün (Pazar günü)saat 10:00’da Abu Dabi’den hareket etti ve saat 16.00’daSabiha Gökçen Havalimanı’na iniş yaptı. Ne mutluyuz ki dün itibarıyla ülkemize ve ailelerine kavuşmuş oldular. Süreç boyunca bize güvendikleri ve sabrettikleri için tüm misafirlerimize teşekkür ediyoruz. Bölgede ve dünyada barış ve sükunetin bir an önce sağlanmasını diliyoruz. ’’