2 Haziran 2026 Salı

TURİZMİN CEVRESEL ETKİLERİ TURİZMİN ÜÇ ANA ETKİ ALANI:


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TURİZMİN CEVRESEL ETKİLERİ  TURİZMİN ÜÇ ANA ETKİ ALANI:

Değişim, kabul edilebilir sınırlar içinde olduğu sürece çevre bu durumla başa çıkabilir. Ancak, ziyaretçi kullanımı bu sınırları zorlayıp çevrenin başa çıkma kapasitesini aştığında, turizmin olumsuz etkileri ortaya çıkar. Kontrolsüz geleneksel turizm dünya genelinde pek çok doğal alan için potansiyel tehdit oluşturmaktadır. Toprak erozyonu, artan kirlilik, denize boşaltılan atıklar, doğal yaşam alanlarının kaybı, nesli tehlike altındaki türler üzerindeki baskılar, orman yangınları ve içme suyu kaynaklarının giderek azalması gibi etmenler, bir bölge üzerinde ciddi bir baskı yaratır ve yerel halk hayati kaynakların kullanımında sıkıntıya düşer. 

 1- Doğal Kaynakların Tükenmesi

Artan turizm faaliyetleri, kaynakların zaten kıt olduğu bölgelerde tüketimi artırarak doğal kaynaklar üzerinde tehdit oluşturur. 

Su Kaynakları:

Su, özellikle de tatlı su en kritik doğal kaynaklardan biridir. Turizm sektörü ise oteller, yüzme havuzları, golf sahaları ve turistlerin kişisel su kullanımı için yerel su kaynaklarını gereğinden fazla tüketmektedir. Bu durum bölgede su kıtlığına ve su kaynaklarının bozulmasına yol açabilmektedir. 

Akdeniz gibi daha kurak bölgelerdeki su kıtlığı özellikle endişe vericidir. Sıcak iklim koşulları ve turistlerin tatildeyken evlerine kıyasla daha fazla su tüketme eğiliminde olmaları, günlük su tüketimini 440 litreye kadar çıkarabilmektedir. Bu miktar, ortalama bir metropolde yaşayan tek bir kişinin su tüketiminin neredeyse iki katına eşdeğerdir.

Golf sahaları da tatlı su kaynaklarını ciddi biçimde tüketebilmektedirler. Son yıllarda golf turizmi giderek daha fazla ilgi görmekte ve golf sahalarının sayısı hızla artmaktadır. Golf sahalarının her gün muazzam miktarda su kullanmaları, aşırı su çekmeleri su kıtlığına yol açabilmekte,suyun kuyulardan aşırı pompalama yoluyla elde edilmesi, yeraltı sularına tuzlu suyunkarışmasına neden olabilmektedir. Golf tatil köylerinin giderek daha korunaklı alanların yakınında veya kaynakların sınırlı olduğu bölgelerde konuşlandırılması, olumsuz etkilerini daha da artırmaktadır.

(Tayland gibi tropikal bir ülkedeki ortalama bir golf sahası yılda 1.500 kg kimyasal gübre, pestisit ve herbisit kullanmakta ve 60 bin kırsal bölge köylüsünün tükettiği kadar su harcamaktadır.

Kaynak: Tourism Concern)

Yerel Kaynaklar:

Turizm, zaten kıt olan su, enerji ve gıda gibi hammaddeleridaha yoğun biçimde kullanarak yerel kaynakların sömürülmesine neden olmakta, bu da çevre üzerinde büyük baskı oluşturmaktadır. Sektörün mevsimsel yapısı nedeniyle pek çok destinasyonda yüksek sezondaki nüfus, düşük sezona kıyasla on kat fazla olabilmektedir. Turistlerin, düzgün ısıtma, sıcak su gibi yüksek beklentileri,yerel kaynaklar üzerinde ciddi bir baskı yaratmaktadır. 

Arazi Bozulması:

Önemli arazi kaynakları arasında mineraller, fosil yakıtlar, verimli topraklar, ormanlar, sulak alanlar ve yaban hayat sayılabilir. Turistik tesislerinin çoğalmasıyla birlikte bu doğal kaynaklarayakın, manzaralı araziler üzerindeki talep de artmıştır. Turistik tesislerinin yapımı sürecinde kullanılan yapı malzemeleri hem yenilenebilir hem de yenilenemez doğal kaynaklar üzerinde doğrudan olumsuz etki yaratmaktadır.

Ormanlar, arazi açma ya da yakacak odun sağlama nedeniyle rahatça yok edilebilmektedir. Örneğin, halihazırda ormansızlaşma tahribatıyla boğuşan Nepal'de trekking yapan bir turist günde dört ila beş kilogram odun kullanabilmektedir.

2- Kirlilik

Turizm de herhangi bir sanayi sektörünün yarattığıaynı kirlilik biçimlerine yol açabilmektedir. Hava emisyonları, gürültü, katı atık ve çöp yaratma, kanalizasyon, kimyasal deşarjlar ile mimari ve görsel kirlilik bunların başında yer almaktadır. 

Hava Kirliliği ve Gürültü:

Hava, kara ve demir yolu taşımacılığı artan talebe paralel olarak sürekli büyümektedir. 1972'de 88 milyon olan uluslararası hava yolcusu sayısının, 1994'te 344 milyona çıktığı raporlanmıştır. Hava yolculuklarının yüzde altmışından fazlasını oluşturan turizmin artık toplamı bu artışın doğal sonucu olarakhava emisyonlarında önemli bir paya sahip olmaktadır. 


Bir araştırma, tek bir transatlantik gidiş-dönüş uçuşunun, bir kişinin yıl boyunca diğer tüm kaynaklardan (aydınlatma, ısıtma, araç kullanımı vb.) ürettiği CO2 emisyonlarının neredeyse yarısına eşit emisyon ürettiğini ortaya koymaktadır. (Mayer Hillman, Town & Country Planning dergisi, Eylül 1996. Kaynak: MFOE)

Ulaşım kaynaklı emisyonlar ile enerji üretimi ve kullanımından kaynaklanan emisyonlar asit yağmuru, küresel ısınma ve fotokimyasal kirliliğe zemin hazırlamaktadır. Turizm taşımacılığından kaynaklanan hava kirliliği, enerji kullanımına bağlı karbondioksit (CO2) emisyonları aracılığıyla küresel düzeyde ciddi etkilere yol açmakta, yanı sıra yerel ölçekte de ağır hava kirliliğine katkıda bulunmaktadır. Bu etkilerin bir kısmı turizm faaliyetlerine özgü niteliktedir. Örneğin, özellikle çok sıcak ya da soğuk ülkelerde tur otobüsleri, turistler geziye çıktığında klimayı saatlerce çalışır durumda bırakmaktadır, çünkü turistler otobüslerinde konforlu iklimlendirme istemektedir.

Uçaklardan, otomobillerden ve otobüslerden kaynaklanan gürültü kirliliğinin yanı sıra, kar motosikleti ve jetski gibi eğlence araçlarının yarattığı gürültü, modern yaşamın giderek büyüyen sorunlarından biri hâlini almıştır. İnsanlarda rahatsızlık, stres, hatta işitme kaybına neden olmasının ötesinde, özellikle hassas bölgelerdeki yaban hayatı için de büyük bir tehdit oluşturmaktadır. Örneğin, kar motosikletlerinin yarattığı gürültü hayvanları doğal davranışlarını değiştirmeye zorlamaktadır.

(2000 yılı kışında Yellowstone Ulusal Parkı'na kar motosikletiyle giren 76.271 ziyaretçi; 40.727 araçlı, 10.779 kar koçlu ve 512 kayaklı ziyaretçiyi geride bıraktı. Yellowstone'da kar motosikletlerinin doğal seslere etkisine ilişkin yapılan bir araştırmada, 13 örnek noktadan 11'inde sürenin %70'inde, 8 noktada ise %90'ında kar motosikleti gürültüsünün duyulabildiği saptandı. Old Faithful gayzerinde, gün içindeki inceleme süresi boyunca kar motosikleti gürültüsü %100 oranında hissedildi; motorların yarattığı gürültü, gayzer patlamalarının sesini bile bastırdı.Kaynak: Idahonews)

 Katı Atık ve Çöp Bırakma:

Yoğun turistik aktivitelerin ve doğal güzelliklerin bulunduğu bölgelerde atıklarıdönüştürmek ciddi bir sorundur.Yetersiz atık dönüşümüakarsular, denizler, ormanlar ve manzara alanları gibi doğal ortamların ve yol kenarlarının tahribatına yol açmaktadır. Örneğin, Karayipler'deki kruvaziyer gemilerinin yılda 70 bin tonun üzerinde atık ürettiği tahmin edilmektedir. Bugün bazı kruvaziyer şirketleri atığın olumsuz etkilerini azaltmak için aktif biçimde çalışmaktadır. Katı atık ve çöp bırakma kıyı şeridinin görünümünü bozarken, suyu zehirleyerek deniz canlılarının ölümüne yol açmaktadır.

Dağlık bölgelerde trekking yapan turistler büyük miktarda atık üretmektedir. Dağcılık faaliyetleri sırasında turistler çöplerini, oksijen tüplerini ve hatta kamp ekipmanlarını geride bırakmaktadır. Bu uygulamalar, çöp toplama ve bertaraf tesisi bulunmayan bölgelerdeki çevreyi gelişmiş ülkelere özgü çöplerle kirletmektedir. Peru Andları'ndaki ve Nepal'deki bazı turistik güzergâhlar turistler arasında sıklıkla ''Kola yolu'' ve ''Tuvalet kağıdı yolu'' olarak anılmaktadır.

(Florida'dan Fransız Guyanası'na uzanan Büyük Karayip Bölgesi'ne her yıl gemilerden 63 bin liman çağrısı yapılmakta ve bu gemiler 82 bin ton çöp üretmektedir. Tüm gemi atıklarının yaklaşık %77'si kruvaziyer gemilerden kaynaklanmaktadır. Ortalama bir kruvaziyer gemisi 600 mürettebat ve 1.400 yolcu taşımaktadır. Bir kruvaziyer gemisindeki yolcuların her biri günde ortalama 3,5 kilogram çöp üretmektedir; bu miktar, karada yaşayan ve daha mütevazı imkânlara sahip bireylerin kişi başına ürettiği 0,8 kilogramın yaklaşık dört katıdır.Kaynak: Our Planet, UNEP Çevresel Sürdürülebilir Kalkınma Dergisi, Cilt 10, No. 3, 1999)

Kanalizasyon / Atık Su:

Otel, eğlence tesisi ve benzeri yapıların inşası giderek artan kanalizasyon kirliliğine zemin hazırlamaktadır. Atık sular turizm merkezlerini çevreleyen deniz ve gölleri kirletmekte, flora ve faunaya zarar vermektedir. Kanalizasyon akıntısı, alg büyümesini tetikleyerek filtre görevi gören mercanları örttüğü için mercan resiflerine ciddi hasar vermekte ve bu organizmaların hayatta kalma kapasitesini zayıflatmaktadır. Tuzluluk değişimi ve alüvyon birikimi kıyı ekosistemlerini geniş ölçekte etkilemektedir. Üstelik kanalizasyon kirliliği hem insanların hem de hayvanların sağlığını tehdit etmektedir.

Estetik Kirlilik:

Turizm endüstrisi çoğu zaman yapılarını, destinasyonun doğal dokusu ve yerel mimari gelenekleriyle bütünleştirmeyi başaramamaktadır. Birbirinden kopuk tasarımlara sahip büyük ve göze çarpan tatil köyleri herhangi bir doğal ortamda uyumsuz bir görüntü oluşturabilmekte ve yerli yapı geleneğiyle çatışabilmektedir.

Pek çok destinasyonda plansız yapılaşma ve arazininyanlış kullanımı, kıyılardaki, vadilerdeki ve manzara güzergâhlarındaki düzensiz yapılaşmanın önünü açmıştır. Bu düzensiz büyüme turizm tesisleri kadar, yolları, personel konutlarını, otoparkları, servis alanlarını ve atık dönüştürme bölgeleri gibi destekleyici altyapıyı da kapsamaktadır.

3-Fiziksel Etkiler 

Kumsallar, göller, nehir kıyılarıyla dağ zirveleri ve yamaçları gibi çekici manzara alanları, tür çeşitliliğinin yoğun olduğu ekosistemlerin bulunduğu geçiş bölgeleridir. Bu tür ekosistemlerin bozulması, turizmin en tipik olumsuz fiziksel etkilerindendir. 

Bir ekosistem; tüm canlı organizmaları (insanlar, bitkiler, hayvanlar ve mikroorganizmalar) ve bunların fiziksel çevrelerini (toprak, su ve hava gibi) barındıran ve onları ayakta tutan doğal döngüleri kapsayan coğrafi bir alandır. Alpin bölgeler, yağmur ormanları, sulak alanlar, mangrov ekosistemleri, mercan resifleri ve deniz çayırı yatakları gibi ekolojik açıdan hassas alanlar, bozulmaya karşı en kırılgan ekosistemler arasındadır. Bu yerlerin turistler ve yatırımcılar açısından son derece cazip olmaları, bu ekosistemler üzerindeki tehdit ve baskıları çoğu zaman ileri boyutlara taşımaktadır.  

Turizm ve rekreasyon sanayileşmiş ülkelerde dağ toplulukları ve çevrelerine yönelik bir tehdit olarak çıkarıma dayalı sektörlerin neredeyse başında gelmektedir. 1945'ten bu yana ABD'deki en popüler on dağlık ulusal parkın ziyaretçi sayısı on iki kat artmıştır. Avrupa Alpleri'nde turizm ziyaretleri artık 100 milyonu aşmaktadır. Her yıl Hint Himalayaları'nda 250 bini aşkın Hindu hacı, 25 bin trekkingçi ve 75 bin dağcı Ganj Nehri'nin kutsal kaynağı olan Gangotri Buzulu'na tırmanmaktadır. Bu ziyaretçiler yakacak odun için yerel ormanları tüketmekte, nehir kenarı bitki örtüsünü tahrip etmekte ve arkalarında çöp bırakmaktadır. Daha da vahimi, bu turizm çoğunlukla arazilerin plansız ve yoğun kullanımlarını da beraberinde getirmektedir. 

Turizmin olumsuz fiziksel etkileri turistik tesisler için alan açmak ve inşaat faaliyetleriyle sınırlı kalmamaktadır. Ekolojik bozulmalar, süregelen turizm aktivitelerinin ve yerel ekonomilerin uzun vadede çevre üzerindeki etkisinden de kaynaklanmaktadır.

İnşaat Faaliyetleri ve Altyapı Geliştirme:

Konaklama, su temini, restoran ve eğlence tesisleri gibi turizm yapılarının geliştirilmesi; denizden kum çıkarımını, plaj ve kum tepesi erozyonunu, toprak erozyonunu ve kapsamlı asfaltlamayı da beraberinde getirmektedir. Bunlara ek olarak yol ve havalimanı yapımı arazi bozulmasına, yaban hayatın yaşam alanlarının kaybına ve doğal peyzajın tahribine yol açmaktadır.

Örneğin ABD’deki Yosemite Ulusal Parkı'nda, turistlere altyapı ve otopark alanları gibi kolaylıklar sunmak amacıyla,artan ziyaretçi sayısına paralel olarak yol ve tesis sayısı sürekli artırılmıştır. Bu uygulamalar, araç emisyonlarından kaynaklanan hava kirliliği başta olmak üzere çeşitli kirlilik biçimleriyle eşzamanlı olarak parkta doğal yaşam alanı kaybına yol açmıştır. Sierra Club, "Yosemite Vadisi'in, uçaklardan görülemeyecek kadar yoğun sis içinde" bulunduğunu raporlamıştır. Zaman zaman yaşanan bu sis, parkın içindeki tüm canlı türlerini ve bitki örtüsünü tehdit etmektedir. (Kaynak: Trade and Environment Database)

Ormansızlaştırma ve Yoğun Arazi Kullanımı:

Kayak merkezi konaklama ve tesislerinin yapımı çoğu zaman ormanlık alanların açılmasını gerektirmektedir. Kıyıdaki sulak alanlar, turizm tesisleri ve altyapısı için daha uygun hale getirilmek için sıklıkla kurutulmakta ve doldurulmaktadır. Bu faaliyetler yerel ekosistemi ciddi biçimde bozarak uzun vadede kalıcı yıkıma neden olmaktadır.

 Ormansızlaştırma ve Yoğun Arazi Kullanımı:

Kayak merkezi konaklama ve tesislerinin yapımı çoğu zaman ormanlık alanların açılmasını gerektirmektedir. Kıyıdaki sulak alanlar, turizm tesisleri ve altyapısı için daha uygun hale getirilmek için sıklıkla kurutulmakta ve doldurulmaktadır. Bu faaliyetler yerel ekosistemi ciddi biçimde bozarak uzun vadede kalıcı yıkıma neden olmaktadır.

Marina Yapımı:

Marina ve dalgakıranların yapımı, akıntılara müdahale ederek kıyı şeridinde değişikliklere yol açabilmektedir. Bunun yanı sıra denizden kum gibi yapı malzemelerinin çıkartılması mercan resiflerini, mangrovları ve iç kesim ormanlarını olumsuz etkileyerek erozyona ve habitatların yok olmasına zemin hazırlamaktadır. Filipinler ve Maldivler'de tatil köyü yapımında malzeme temin etmek için mercanların dinamitlenerek çıkartılması hassas mercan resiflerine ciddi zarar vermiş, aynı zamanda yerel halkı besleyen ve turistleri çeken balıkçılık stoklarını da tüketmiştir.

Kıyılardaki aşırı yapılaşma ve kıyı şeridinin asfaltla kaplanması, kıyı habitatının yanı sıra deniz kaplumbağası gibi kara-deniz bağlantılı canlıların yuvalama alanlarıolan habitatları da yok etmektedir. Özellikle mercan resifleri gibi kırılgan deniz ekosistemleri resif temelli turizmin gelişmesi nedeniyle dünya genelinde giderek artan bir tehditle karşı karşıyadır. 

Kıyılardaki yapılaşma, suda giderek artan sediman yükü, kanalizasyon kirliliği, aşırı avlanmanın yanı sıra zehir ve patlayıcı kullanılarak gerçekleştirilen balıkçılık, turistlerin, dalgıçların ve gemilerin üzerlerinden geçmeleri gibi çeşitli etkenlerden kaynaklanan mercan hasarına ilişkin kanıtlar giderek artmaktadır. 

Çiğneme:

Turistlerin aynı patikayı tekrar tekrar kullanması, bitki örtüsünü ve toprağı çiğneyerek biyoçeşitlilik kaybına ve hasara neden olmaktadır. Ziyaretçilerin işaretlenmiş patikalardan sık sık ayrılması bu hasarı daha da büyütebilmektedir. 

Bitki Örtüsüne Çiğneme Etkileri Toprağa Çiğneme Etkileri

Gövdelerde kırılma ve ezilme Organik madde kaybı

Bitki canlılığının azalması Toprak makro gözenekliliğinin azalması

Yeniden üreme kapasitesinin düşmesi Hava ve su geçirgenliğinin azalması

Yer örtüsünün yok olması Yüzey akışının artması

Tür bileşimindeki değişim Erozyonun hızlanması

Kaynak: Idaho Üniversitesi

 Demirleme ve Diğer Deniz Faaliyetleri:Kıyı suları, resifler, plajlar, açık deniz suları ve lagünler dâhil olmak üzere kıyı bölgelerdeki pek çok turizm aktivitesi hassas ekosistemler içinde veya yakınında gerçekleşmektedir. Demirleme, şnorkelle yüzme, balıkçılık sporu ve tüplü dalış, yatçılık ve kruvaziyer gezileri, mercan resifleri gibi deniz ekosistemlerinde doğrudan bozulmaya yol açan ve balıkçılık üzerinde de olumsuz etkileri olan faaliyetler arasında yer almaktadır.

(Mercan resifi bulunan 109 ülke mevcuttur. Bu ülkelerin 90'ında resifler; kruvaziyer gemi demirleri ve kanalizasyon, mercan kıran turistler ve turistlere satış amacıyla yapılan ticari hasat nedeniyle zarar görmektedir. Bir araştırma, bir kruvaziyer gemisinin mercan resifine bir günlüğüne atılan demirinin yaklaşık yarım futbol sahası büyüklüğündeki bir alanı tamamen yok ettiğini, bir o kadar alanı ise daha sonra ölen molozlarla kapladığını ortaya koymuştur. Mercanların yeniden oluşmasının elli yıl alacağı tahmin edilmektedir.Kaynak: Ocean Planet)

Turizm Faaliyetleri Kaynaklı Ekosistem Değişimi: 

Habitatlar turizm aktiviteleri tarafından bozulabilmektedir. Örneğin, turistlerin yaban hayatı çok yakından izlemesi hayvanlar üzerinde stres yaratabilmekte ve doğal davranışlarını değiştirebilmektedir. Safari ve yaban hayat gözlemi; turistlerin kamyon ve uçaklarla yabani hayvanların peşinden koşarken yarattığı gürültü ve kargaşa nedeniyle habitatı bozucu bir etkiye sahiptir. Bu durum, hayvan alışkanlıkları ve davranışları üzerinde yoğun baskı oluşturmakta ve davranışsal değişikliklere zemin hazırlamaktadır. Kenya'da olduğu gibi bazı durumlarda hayvanlar o denli rahatsız bir hâle gelmiştir ki zaman zaman yavrularını ihmal etmekte ya da çiftleşmeyi reddetmektedirler.


Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi


Midyat'ın Tarihi Ruhu Çağdaş Konforla Buluştu: Ramada Encore by Wyndham Midyat Açıldı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Midyat'ın Tarihi Ruhu Çağdaş Konforla Buluştu: Ramada Encore by Wyndham Midyat Açıldı

Wyndham Hotels & Resorts, Midyat’ta uluslararası bir konaklama markası altındaki ilk otelin açılışını gerçekleştirdi 

Wyndham Hotels & Resorts, Mardin’inMidyat ilçesindeki ilk uluslararası markalı otel olanRamada Encore by Wyndham Midyat’ın açılışını gerçekleştirdi.

103 odalı otel, medeniyetlerin tarih boyunca iç içe geçtiği ve son yıllarda Uzak Şehir gibi büyük televizyon yapımlarının da etkisiyle ziyaretçi akınına uğrayan Mardin ilinde bulunuyor. Mardin, 2025 yılında 1 milyondan fazla konaklama gerçekleştiren ziyaretçi de dahil olmak üzere yaklaşık 4 milyon ziyaretçiye ev sahipliği yaptı. Mardin'in Midyat ilçesi, taş evleriyle öne çıkan özgün mimarisi, görülmesi gereken tarihi yapıları ve zengin bir kültür mirasıyla Güneydoğu Anadolu'nun hızla yükselen turizm merkezleri arasında yer alıyor.

Mardin Prof. Dr. Aziz Sancar Havalimanı'na 78 kilometre mesafede bulunan Ramada Encore by Wyndham Midyat, ilçenin tarihi merkezi ve Mor Gabriel Manastırı gibi görülmesi gereken ziyaret noktalarına kolay erişim imkanı sağlıyor. Mülkiyeti Midyat Otelcilik Limited Şirketi'ne ait olan otel, yine aynı şirket tarafından franchise modeliyle işletiliyor.

“Wyndham olarak, büyük şehirlerden gelişen destinasyonlara kadar Türkiye’nin her köşesinde yüksek kaliteli konaklama hizmetleri sunmaya odaklanıyoruz. Midyat'taki ilk otelimizin açılışı da bu stratejik vizyonumuzun bir parçasını oluşturuyor ve ülkemizin en yüksek kültürel zenginliğe sahip olan ve giderek daha çok ilgi gören bölgelerinden birine erişimi kolaylaştırıyor. Türkiye’deki en büyük uluslararası otel şirketi olarak, Ramada Encore by Wyndham Midyat gibi göz alıcı projelerle yeni destinasyonları portföyümüze eklemeye devam ediyoruz ve Mardin genelinde turizmin gelişimine ve konaklama kapasitesine katkıda bulunuyoruz.”

- Arcan Bayraktaroğlu, Wyndham Hotels & Resorts Türkiye Ülke Direktörü

Geleneksel Midyat Mimarisi Modern Olanaklarla Buluştu

Bölgenin tarihi dokusuyla uyum içinde tasarlanan Ramada Encore by Wyndham Midyat’ın mimarisinde geleneksel taş işçiliği unsurları öne çıkıyor. Otelin oda tipleri arasında, her biri yüksek hızlı Wi-Fi, HD televizyon, minibar ve klima gibi modern olanaklara sahip olan standart, süit ve aile odaları ile bir engelli odası da bulunuyor. Misafirler, otelin tam donanımlı fitness merkezi; hamamı, saunası ve buhar odası da bulunan bir spa ve wellness alanı; ısıtmalı kapalı havuz; Türk mutfağı ve uluslararası mutfaklardan lezzetlerin sunulduğu bir restoran; lobi lounge alanı; terastaki oturma alanları ve oda servisi gibi olanaklarından yararlanabiliyor. 

Ramada Encore by Wyndham Midyat aynı zamanda 120 kişinin ağırlanabildiği, ileri teknolojilerine sahip ve esnek kullanımlı toplantı salonunda kurumsal etkinlikler, iş toplantıları, düğünler ve diğer özel etkinliklere de ev sahipliği yapıyor.

“Ramada Encore by Wyndham Midyat otelimizin açılışını gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz. Dünyaca ünlü bir konaklama markasını Midyat'a getirerek, ilçemizin zengin kültür mirasını ve özgün mimarisini uluslararası standartlarla buluşturuyoruz. Wyndham'ın globaldeki gücünden aldığımız destekle, misafirlerimize bölgemizin meşhur konukseverliğinin en iyi örneğini sunmayı ve Midyat’ın eşsiz güzelliklerini hem yurt içinden hem de yurt dışından ziyaretçilerimize tanıtmayı hedefliyoruz.”


Wyndham Hotels & Resorts, Türkiye'nin 50'ye yakın ilinde toplam 11 markası altında faaliyet gösteren yaklaşık 130 oteliyle tesis sayısı bazında ülkedeki en büyük otel şirketi konumunda bulunuyor. Şirketin yeni açılan Ramada Encore by Wyndham Midyat’a ek olarak, Ramada Plaza by Wyndham Mardin oteli de il merkezinde hizmet sunuyor. Wyndham'ın Türkiye genelindeki proje stokunda geliştirme aşamasındaki 40'a yakın otel projesi daha bulunuyor.


31 Mayıs 2026 Pazar

(ISG) çalışanları, çarpıcı bir farkındalık hareketine imza attı.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sabiha Gökçen’den Ezber Bozan Farkındalık: İzmaritlerden Oluşturulan Akciğer,Kararan Gelecekle Yüzleştirdi

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG) çalışanları, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde hem çevre kirliliğine hem de tütünün hayati zararlarına dikkat çekmek amacıyla çarpıcı bir farkındalık hareketine imza attı. Havalimanı kampüsünden toplanan binlerce sigara izmariti, terminalde sergilenen şeffaf bir akciğer enstalasyonuna dökülerek simsiyah, nefes alınamaz bir kütleye dönüştürüldü ve tehlikenin boyutu somutlaştırıldı. 

Toplumsal fayda odağında gerçekleştirilen etkinliğe gönüllü olarak katılan ISG çalışanları, “Temiz çevre sağlıklı toplum” diyerek sahaya indi. Gönüllüler, havalimanı kampüsündeki açık alanlarda yürütülen çalışma kapsamında topladıkları sigara izmaritlerini akciğer şeklinde tasarlanan şeffaf bir pleksi içinde biriktirerek hem çevre temizliğine katkı sundu hem de toplumda farkındalık oluşturdu.

“Çünkü; adı üstünde AKCİĞER!” sloganıyla ezber bozan bu farkındalık kampanyası, terminalin ortasında sergilenen simsiyah bir akciğerle tütünün hem insanı hem de gezegenimizi nasıl zehirlediğini en yalın haliyle gözler önüne koyuyor.

Kelime Oyunundan Çarpıcı Gerçekliğe: "Adı Üstünde AKCİĞER!"

Kampanya, tütünün nefesimizi ve doğayı nasıl kararttığını anlatmak için güçlü bir ironiden yola çıktı: “Çünkü; adı üstünde AKCİĞER!”

“Çünkü; adı üstünde AKCİĞER!” sloganıyla sahaya inen ISG’ninfarklı departman ve kademelerinden gönüllü çalışanları, tütün tüketiminin hem insan sağlığı hem de küresel ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerini temiz çevre, sağlıklı toplum ve ortak sorumluluk bilinciyle gözler önüne serdi.

Gönüllülük esasıyla gerçekleştirilen bu toplumsal farkındalık hareketi hakkında ortak mesaj veren ISG ekibi, havalimanından tüm dünyaya şu net çağrıyı yaptı: “31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde bu görünmez kirliliği, herkesin görebileceği bir yere taşıdık. Sigarayı bırak, temiz bir nefes ve ortak bir gelecek için bugün harekete geç! Dünyamıza ve geleceğimize iyi bakmak bizim elimizde.” 

Şeffaf Akciğerde Biriken Kara Zehir: Şehir Çöpünün %40'ı İzmarit!

Anglia Ruskin Üniversitesi’nin araştırmalarına göre, dünyada her yıl 4.5 trilyon sigara izmariti doğaya atılıyor ve şehir çöplerinin %40 gibi devasa bir oranını tek başına izmaritler oluşturuyor.

Bu küresel tehdide dur demek amacıyla harekete geçen ISG gönüllüleri; metro çıkışları, otopark alanları ve açık kampüs genelinde çevre temizliği gerçekleştirdi. Toplanan tüm izmaritler, özel olarak tasarlanan şeffaf akciğer formundaki pleksi bir enstalasyonun içinde bir araya getirildi. Terminalde sergilenen bu çarpıcı materyal, tütünün soluduğumuz havayı ve yaşam alanlarımızı nasıl kirlettiğini yolculara görsel bir manifestoyla sundu.

Her yıl üretilen 6 trilyon sigara izmariti,toksik çöp şeklinde deniz ve okyanuslara karışarak deniz yaşamını ağır bir şekilde tehdit ediyor. Doğada tamamen çözünmesi yaklaşık 10 yıl süren bu atıkların yarattığı görünmez kirlilik ve tehlikeye dikkat çekmek amacıyla kampüs genelinde toplanan binlerce izmarit şeffaf akciğer formundaki plekside görünür kılındı. 

Etkinliğe katılan ISG çalışanları, daha sonra beyaz kıyafetleriyle bu simsiyah akciğer enstallasyonunun arkasında poz verdi.Proje, aktif veya pasif içici olarak insanların akciğerleri ile yüzleşmesini,  sigaranın hem sağlığı hem çevreyi tehdit hatırlatmayı amaçlıyor. 

Proje için çekilen fotoğraflar, 1-7 Haziran 2026 tarihlerinde, İstanbul Valiliği ve Sıfır Atık Vakfı iş birliği ile “Sıfır Atık Haftası” etkinlikleri kapsamında terminalde sergilenecek. 

Bireysel Farkındalık Kurumsal Sorumlulukla Buluştu

Küçük ve önemsiz gibi görülen bireysel atıkların uzun vadede küresel felaketlere yol açabileceğini hatırlatan ISG, kurum kültürünün merkezine koyduğu gönüllülük ve toplumsal fayda yaklaşımıyla, havalimanlarının sadece birer ulaşım merkezi değil, aynı zamanda ortak yaşam bilincinin de kalbi olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Sadece bir havalimanı işletmecisi olmanın ötesinde, misafirlerine benzersiz bir deneyim sunmayı hedefleyen ISG, terminallerin toplumsal fayda mesajı iletmek için benzersiz birer platform olduğunu hatırlattı. Yolcuların iç hat uçuşlarında ortalama 2, dış hat uçuşlarında ise 3 saat önce gelerek vakit geçirdiği havalimanı terminali; bu anlamlı çevre ve sağlık hareketi sayesinde milyonların hayatına dokunma, dikkatini çekme ve kalıcı davranış değişikliklerini teşvik etme potansiyeli yüksek bir sosyal inovasyon merkezine dönüştü.

Bireysel atıkların küresel etkilerine dikkat çeken proje, terminalde geçirilen süreyi toplumsal faydaya dönüştürmeyi hedefliyor. Aynı zamanda; yolcular, iş ortakları ve farklı paydaşların bir arada bulunduğu havalimanı ekosisteminde çevre duyarlılığının artırılması, ortak kullanım alanlarının korunması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi de temel mesajlar arasında yer alıyor.


SunExpress, Antalya’dan Ostrava’ya Uçuşlara Başladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress, Antalya’dan Ostrava’ya Uçuşlara Başladı

SunExpress, Antalya’dan Çek Cumhuriyeti’ninen büyük üçüncü şehri Ostrava’ya tarifeli seferlerini başlattı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in bugün gerçekleştirdiği ilk uçuşla birlikte, Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’danOstrava Leos Janacek Havalimanı’na direkt uçuşlar başladı. 

23 Mayıs itibarıyla başlayan seferler Ekim ayı sonuna kadar haftada iki kez olmak üzere Çarşamba ve Cumartesi günleri düzenlecek.Direkt bağlantı sayesinde yolcular daha konforlu ve zaman tasarrufu sağlayan bir seyahat deneyimi yaşayacak. 

SunExpress, uçuş ağına kattığı Ostrava’ya ek olarak,Antalya ve İzmir’den ülkenin başkenti Prag’ada uçuş düzenliyor.Hava yolu, Antalya’dan Prag’a haftanın her günü ve İzmir’den Prag’a ise haftada 2 kez gerçekleştirdiği uçuşlarla Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki bağlantıyı desteklemeye devam ediyor.


 

6.İstanbul Dijital Sanat Festivali, Dünyaca Ünlü Sanatçıların Çarpıcı Eserlerini Bir Araya Getiriyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali, Dünyaca Ünlü Sanatçıların Çarpıcı Eserlerini Bir Araya Getiriyor

Bu yıl 3-7 Haziran tarihleri arasında altıncısı düzenlenecek olan İstanbul Dijital Sanat Festivali, dünyanın farklı coğrafyalarından çağdaş sanatçıları, yeni medya öncüleri ve disiplinlerarası yaratıcıları bir araya getirerek izleyicilere benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Festival; yapay zekâ, nörobilim, robotik sistemler, veri ekolojisi, biyosanat, ışık enstalasyonları ve sürükleyici görsel-işitsel performanslar aracılığıyla çağımızın en önemli sorularını sanat üzerinden tartışmaya açıyor.

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor.

“SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor.

Festival kapsamında yer alan “NeuralNectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor.

“d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor.

İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. BrenvaGlacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “ComputationalCompost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor.

Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor.

Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “ArrayAfterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran MichelaPelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTimeHelix” de izleyicilerle buluşacak.

Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor.

Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “TheRisingDusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor.

6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak.

Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak.

Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, OmniEvent, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, ArsElectronica, TODA ve Artvive yer alıyor.


Umut Kaya: “Kanye West Konseri Türkiye'nin Etkinlik Ekonomisindeki Potansiyelini Gözler Önüne Serdi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Umut Kaya: “Kanye West Konseri Türkiye'nin Etkinlik Ekonomisindeki Potansiyelini Gözler Önüne Serdi”

TEODER Yönetim Kurulu Başkanı ve Boss Event Marketing Ajans Başkanı Umut Kaya: "Büyük etkinlikler şehirler için yalnızca kültürel değil, ekonomik birer yatırım aracıdır"

Dünyaca ünlü sanatçı Kanye West'in İstanbul'da gerçekleştirdiği konser, Türkiye'nin uluslararası etkinlik pazarındaki konumunu güçlendiren önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. On binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi İstanbul'da buluşturan etkinliğin, turizm ve hizmet sektörlerinde ciddi bir ekonomik hareketlilik yarattığı değerlendiriliyor.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan TEODER Yönetim Kurulu Başkanı ve Boss Event Marketing Ajans Başkanı Umut Kaya, günümüzde büyük ölçekli konser ve etkinliklerin şehir ekonomileri üzerindeki etkisinin her geçen yıl arttığını belirtti.

"Etkinlik ekonomisi artık dünya genelinde trilyonlarca dolarlık bir ekosistem oluşturuyor. Büyük konserler, festivaller ve uluslararası zirveler yalnızca katılımcılara deneyim sunmuyor.Aynı zamanda şehirlerin ekonomik büyümesine, turizm gelirlerine ve uluslararası görünürlüğüne doğrudan katkı sağlıyor."

100 Milyon Dolara Yaklaşan Ekonomik Hareketlilik Oluştu

Sektör değerlendirmelerine göre konser kapsamında İstanbul'a gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin konaklama, ulaşım, yeme-içme, alışveriş ve eğlence harcamalarıyla birlikte şehir ekonomisinde yaklaşık 80 ila 100 milyon dolar arasında bir ekonomik hareketlilik oluşturulduğu öngörülüyordu.

Umut Kaya, etkinlik ekonomisinin etkisinin yalnızca bilet gelirleriyle ölçülemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Bir ziyaretçinin satın aldığı konser bileti aslında ekonomik zincirin yalnızca başlangıç noktasıdır. Konser için seyahat eden ziyaretçiler otellerde konaklıyor, restoranlarda harcama yapıyor, şehir içi ulaşım kullanıyor ve alışveriş gerçekleştiriyor. Bu durum turizm, konaklama, perakende ve hizmet sektörlerinin tamamına doğrudan katkı sağlıyor."


Otellerden Restoranlara Kadar Geniş Ekonomik Etki

Etkinlik haftası boyunca İstanbul'daki birçok otel ve konaklama tesisinde doluluk oranlarının yükseldiğine dikkat çeken Kaya, özellikle uluslararası ziyaretçilerin kişi başı harcama düzeylerinin şehir ekonomisi açısından önemli bir değer oluşturduğunu ifade etti.

"Uluslararası etkinlik ziyaretçileri klasik turistlere göre daha yüksek harcama eğilimi gösteriyor. Ortalama bir etkinlik ziyaretçisinin konaklama, ulaşım ve şehir içi harcamalarıyla birlikte kişi başı 1.500 ila 2.500 dolar arasında ekonomik değer oluşturduğu değerlendiriliyor. On binlerce ziyaretçinin katıldığı organizasyonlarda bu rakamlar şehir ekonomileri için son derece önemli sonuçlar doğuruyor."

İstanbul'un Küresel Etkinlik Destinasyonu Gücü Artıyor

Kaya, İstanbul'un sahip olduğu ulaşım altyapısı, konaklama kapasitesi ve deneyimli etkinlik sektörü sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya'nın en önemli etkinlik merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirtti.

"Bugün Londra, Paris, Barselona ve Dubai gibi şehirler büyük etkinlikleri bir turizm yatırımı olarak görüyor. İstanbul da sahip olduğu potansiyelle bu ligde yer alabilecek kapasiteye sahip. Kanye West konseri gibi organizasyonlar, İstanbul'un küresel etkinlik haritasındaki görünürlüğünü artırıyor ve gelecekte daha fazla uluslararası organizasyonun ülkemize gelmesinin önünü açıyor."

Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat

Kaya, etkinlik turizminin Türkiye'nin gelecekteki büyüme alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Bugün dünyada insanlar sadece bir destinasyonu görmek için değil, özel bir deneyimin parçası olmak için seyahat ediyor. Büyük konserler, festivaller ve uluslararası zirveler bu kararları doğrudan etkiliyor. Türkiye olarak etkinlik turizmine stratejik bir bakış açısıyla yaklaşabilirsek, yalnızca turizm gelirlerini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda ülkemizin uluslararası marka değerine de önemli katkılar sağlayacağız."


29 Mayıs 2026 Cuma

YılınTeknoloji Ödülü Uyumsoft’un oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


YılınTeknoloji Ödülü Uyumsoft’un oldu

Ülkemizdeki işletmelerin dijital dönüşümüne 29 yıllık deneyimiyle liderlik eden Uyumsoft’a “Yılın Teknoloji Ödülü” verildi. İş insanı, yerel yöneticiler ve sivil toplum önderlerinden oluşan jüri, dijital dönüşüm konusunda ülke ekonomisine verdiği katkılardan dolayı Uyumsoft’u ödüle layık gördü. Gelirinin önemli bir bölümünü ar-ge ve inovasyona ayıran Uyumsoft, her yıl geliştirdiği yeni teknolojiler ve ürünler ile işletmelerin dijital dönüşümüne katkılar sunmaya devam ediyor. 

Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER)’in koordine ettiği, 18.’nci Kent ve Yaşam Ödülleri töreni, 14 Mayıs 2026 Perşembe günü Büyük Kulüp’de gerçekleşti. YAPDER Başkanı Celal Toprak’ın ev sahipliğinde gerçekleşen törene, iş insanları, yerel yöneticiler, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.

Dijital dönüşüm süreçlerine uçtan uca çözümler  

29 yıllık deneyimiyle işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerine uçtan uca çözümler sunan Uyumsoft, yapay zeka destekli teknolojileri, bulut tabanlı altyapısı ve sektörel ihtiyaçlara uygun geliştirilen iş yazılımlarıyla, şirketlerin operasyonlarını daha verimli, güvenli ve yönetilebilir hale getiriyor. %100 yerli sermaye ile faaliyetlerini sürdüren Uyumsoft, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Tokat ve Bakü’deki ofisleri, 400’ün üzerindeki çalışanı ve ekosistemindeki 500’ü aşkın iş ve çözüm ortağı ile yüz binlerce yerli ve global müşteriye yazılım ve danışmanlık hizmeti sağlıyor. 

18.’nci Kent ve Yaşam Ödülleri sahiplerini buldu 


-Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ İcra Kurulu Üyesi Ahmet Faruk Önder,

-Albayrak Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak,

-İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kalsın,

-Güvensan Yönetim Kurulu Başkanı Münteha Adalı,

-DEİK Türkiye- Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu,

-Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, 

-Caddem Eğitim Kurumları Kurucusu Burç Tel,

-Aslandağ Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Aslandağ,

-İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan,

-Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer,

-Medya Takip Merkezi (MTM) Yönetim Kurulu Başkanı Halef Vayıs,

-Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Kayabaşı,

-Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu,

-İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü,

-Limpid Home İnteriors Kurucusu Berrak Gündüz,

-Türkiye Kent Kooperatifleri Merkez Birliği Kurucusu ve Genel Başkanı Oğuz Soydan,

-Wow Hotel Genel Koordinatörü Ziya Cihan,

-PERDER Başkanı Rahmi Kartal,

-Çeşme Bazlama Kurucuları Nurten ve Sinem Tuncer, 

-Canlı Su ve Sağlık Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Koç,

-Fellah Kebap Kurucusu Biral Serttaş,

-Samsun Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu Başkanı Metin Şenel,