24 Nisan 2026 Cuma

Formula 1®,Türkiye Grand Prix’inin FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası™ takvimine geri döneceğini duyurdu.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Formula 1® İstanbul'a Geri Dönüyor

Formula 1®, bugün yaptığı açıklamayla, Türkiye Grand Prix’inin 2027 yılından itibaren FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası™ takvimine geri döneceğini duyurdu. T. C. Gençlik ve Spor Bakanlığı ile yapılan yeni anlaşma kapsamında İstanbul Park, 2031 sezonu sonuna kadar takvimde yer alacak ve yarış organizasyonuna dair tüm sorumluluğu Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) üstlenecek.

Türkiye Grand Prix’si en son, pandemi döneminde 2020 ve 2021 yıllarında düzenlenmişti ve 2020’de, Lewis Hamilton, hem yarışı hem de yedinci Pilotlar Şampiyonluğu’nu kazanarak Michael Schumacher’e ait tüm zamanların rekorunu egale etmişti.

Formula 1’e ilk kez 2005’te ev sahipliği yapan İstanbul Park, kısa sürede şampiyonanın teknik açıdan en zorlu pistlerinden biri olarak ün kazandı. Saat yönünün tersine dönülen 5,338 kilometrelik pist, sürücü yeteneğini ve araç performansını ön plana çıkartan bir teknik yapıya ve yükseklik değişimlerine sahip. Çok uzun ve çok hızlı 8. viraj, sürücülerin cesaretlerini ve hassasiyetini sorgulama açısından takvimdeki en meşhur ve en zorlu virajlardan birisi olarak değerlendiriliyor.

İstanbul Park’ta 2021’de düzenlenen son yarışın galibi, o dönem Mercedes adına yarışan, şu anki Cadillac pilotu olan Valtteri Bottas oldu. Bottas ve Hamilton, aktif olarak yarışan sürücüler arasında daha önce Türkiye Grand Prix’sini kazanmış iki isim olarak öne çıkıyor.

Bugüne kadar dokuz Grand Prix’ye ve rekabet dolu yarışlara ev sahipliği yapmış olan Türkiye; takımlar, sürücüler ve taraftarların çok sevdiği ve çok büyük ilgi gösterdiği bir yarış olarak öne çıkıyor. Türkiye’de 2006-2008 yılları arasında Ferrari ile üst üste üç zafer kazanan Felipe Massa, İstanbul Park’ta en çok galibiyet elde eden sürücü olma rekorunu elinde bulunduruyor. Ayrıca Kimi Räikkönen, Sebastian Vettel ve Jenson Button gibi şampiyon isimler de İstanbul Park’ta daha önce zafere ulaşmıştı.

Formula 1, son yıllarda Türkiye’de hızla büyümeye devam ediyor. Sporun Türkiye’de 19 milyondan fazla hayranı bulunurken, sosyal medyada 7,5 milyondan fazla takipçi etkileşim gösteriyor. Instagram takipçi sayısı yıllık bazda %25 artarken, YouTube izlenmeleri son dönemde %107 oranında yükseldi.


Türkiye Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan şunları söyledi:

“Formula 1, görkemli şovları, genç hayran kitlesi ve otomotiv teknolojilerindeki liderliğiyle dünyanın önde gelen spor etkinlikleri arasında yer alıyor. Ülkemizde de Formula 1, özellikle gençlerimiz arasında olmak üzere, her yaş grubundan geniş bir takipçi kitlesine ve gerçekten tutkulu bir hayran kitlesine sahip.

Yarışlar ülkemizde yaklaşık 19 milyon kişiye ulaşırken, yaklaşık 7,5 milyon kişi de sosyal medyada yakından takip ediyor. Toplamda 9 kez Formula 1'e ev sahipliği yaptık: 2005 ve 2011 yılları arasında 7 yarış ve COVID döneminde 2020 ve 2021 yıllarında iki yarış. Özellikle 8. virajıyla ünlü ve yarış tutkunlarının gözdesi olan İstanbul Park, İnşallah 2027 ve 2031 yılları arasında beş sezon boyunca heyecan verici, yüksek kaliteli yarışlara ev sahipliği yapacak.

Türkiye'nin Formula 1 takvimine dönüşünü, ülkemize duyulan güçlü güvenin - sağlam organizasyon kapasitemize, modern spor ve sağlık altyapımıza ve elbette Türk Milletinin meşhur misafirperverliğine - açık bir yansıması olarak görüyorum. Türkiye olarak, geçmişte olduğu gibi her açıdan kusursuz bir organizasyon sunarak bu güveni bir kez daha yerine getireceğiz.

Formula 1'i ülkemize geri getirmeye katkıda bulunan herkese içten tebriklerimi iletiyorum. Ülkeye ve İstanbul'a. Umarım Türkiye'nin bir motor sporları ülkesi olarak Formula 1 ile ortaklığı önümüzdeki yıllarda daha da güçlenir.”

Formula 1 Başkanı ve CEO'su Stefano Domenicali şunları söyledi:

“2027'den itibaren, Formula 1'in en heyecan verici ve zorlu pistlerinden birinde, Türkiye'deki ve dünyanın dört bir yanındaki tüm hayranlarımızı heyecanlandırmak için inanılmaz ve canlı İstanbul şehrine geri dönmekten mutluluk duyuyoruz. İstanbul, bir şehir olarak, Avrupa ve Asya arasında kültürel bir geçit görevi görüyor ve spor, iş ve eğlenceye yönelik ileri görüşlü bir yaklaşımla benzersiz bir tarih ve gelenek karışımı sunuyor. Formula 1'in dönüşünü güvence altına almada verdikleri destek için Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'a, Gençlik ve Spor Bakanlığı'na, Kültür ve Turizm Bakanlığı'na ve Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu'na teşekkür etmek istiyorum. İstanbul Park'ta spor tarihimizde birçok unutulmaz an yaşandı ve hayranlara gerçekten harika bir konumda daha da inanılmaz yarışlar deneyimleme fırsatı sunarak ortaklığımızın bir sonraki bölümüne başlamaktan heyecan duyuyorum.”

FIA Başkanı Sayın Muhammed Ben Sülayem şunları söyledi:

“Formula 1'in Türkiye'ye dönüşü, sporumuzun küresel büyümesinin ve çekiciliğinin devam ettiğinin güçlü bir yansımasıdır ve Türkiye Grand Prix'sinin FIA Formula 1 Dünya Şampiyonası takvimine yeniden katılmasından memnuniyet duyuyorum. İstanbul Park, Formula 1 tarihinde özel bir yere sahip bir pisttir ve geri dönüşü, şampiyonayı dinamik pazarlarda genişletme konusundaki ortak kararlılığımızın altını çizmektedir. Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'a ve FIA Üyesi Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı'na teşekkürlerimi sunuyorum. Bu güçlü iş birliği sayesinde sadece Formula 1'in Türkiye'deki uzun vadeli geleceğini güvence altına almakla kalmıyor, aynı zamanda motor sporlarının sürekli gelişimini destekliyor ve önümüzdeki yıllarda sürdürülebilir büyüme için temelleri güçlendiriyoruz.”

FIA üyesi Türkiye Otomobil Sporları Federasyonu (TOSFED) Başkanı Eren Üçlertoprağı şunları söyledi:

“Devletimizin sarsılmaz desteği ve yoğun çabalarımız sayesinde, Formula 1 Türkiye Grand Prix'sinin dönüşünü güvence altına aldığımızı büyük bir gururla duyuruyoruz. Bu vesileyle, değerli destekleri için Sayın Cumhurbaşkanımıza, Gençlik ve Spor Bakanımıza ve Kültür ve Turizm Bakanımıza ve ilgili bakanlıklarına en derin şükranlarımızı sunmak isteriz. Ayrıca, Uluslararası Otomobil Federasyonu (FIA) Başkanı Sayın Muhammed Ben Sülayem'e ve Formula 1 CEO'su Sayın Stefano Domenicali'ye de içten teşekkürlerimizi iletiyoruz. 2027 yılında yapılması planlanan yarış için hazırlıklar hızla devam ediyor. Devletimizin tüm gücünü kullanarak, Türkiye'ye ve İstanbul'a yakışır, dolu tribünler önünde gerçekleştirilecek bir organizasyon için yorulmadan çalışacağız.

Kültürel Mirasımıza Sahip Çıkalım: Büyükada’daki Güntekin Yalısı Koruma Altına Alınmalıdır


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Kültürel Mirasımıza Sahip Çıkalım: Büyükada’daki Güntekin Yalısı Koruma Altına Alınmalıdır

Türk edebiyatının en güçlü kalemlerinden biri olan Reşat Nuri Güntekin’in uzun yıllar

yaşadığı Büyükada’daki evi, bugün ne yazık ki kamusal erişime kapalı ve koruma

politikaları açısından belirsiz bir durumda bulunmaktadır. Oysa bu yapı yalnızca bir konut

değil; edebiyat tarihimizin, kültürel hafızamızın ve ulusal kimliğimizin yaşayan

tanıklarından biridir.

Büyükada, tarihi dokusu ve kültürel birikimiyle İstanbul’un en özel bölgelerinden biridir.

Adanın Maden Mahallesi’nde, Yılmaztürk Caddesi No:169 adresinde yer alan ve

kamuoyunda “Güntekin Yalısı” olarak bilinen bu zarif köşk; beyaz cephesi, pembe

panjurları ve denize açılan siluetiyle hem mimari hem de edebi açıdan büyük bir değere

sahiptir.

Bu ev, yalnızca estetik bir yapı olmanın ötesinde; Çalıkuşu, Yaprak Dökümü, Dudaktan

Kalbe gibi Türk edebiyatının temel taşlarından sayılan eserlerin üretildiği bir mekândır.

Dolayısıyla burası, yalnızca bir yazarın evi değil; ulusal hafızamızın somut bir parçası,

kültürel sürekliliğimizin taşıyıcısıdır.

Ancak bugün yapı özel mülkiyet kapsamında bulunmakta, müze statüsünde olmadığı için

kamusal erişime kapalı tutulmaktadır. İçeride bulunan kitapların ve kişisel eşyaların

korunması amacıyla dokunulmasının istenmediği ifade edilse de, böylesine kıymetli bir

kültürel mirasın tamamen toplumdan izole edilmesi kaygı vericidir.

Kültürel miras yalnızca korunarak değil, toplumla buluşturularak yaşatılır. Bu nedenle ilgili

kamu kurumları, yerel yönetimler, kültür-sanat kuruluşları ve koruma kurulları arasında iş

birliği sağlanarak:

• Yapının kontrollü biçimde ziyarete açılması,

• Belirli dönemlerde rehberli turlar düzenlenmesi,

• Dijital müzecilik yöntemleriyle sanatseverlere çevrim içi erişim sağlanması,

• Evin edebi mirasını yaşatacak kültürel programlar geliştirilmesi

gibi adımların atılması büyük önem taşımaktadır.

Bugün dünyanın birçok ülkesinde yazar evleri; kültürel turizmin, edebiyat bilincinin ve

toplumsal hafızanın güçlenmesinde kritik rol oynamaktadır. Tolstoy’un Yasnaya Polyana’sı,

Victor Hugo’nun Paris’teki evi, Dickens’ın Londra’daki evi gibi örnekler, kültürel mirasın

nasıl yaşatılabileceğine dair güçlü modeller sunmaktadır. Reşat Nuri Güntekin gibi bir değerin

hatırasını yaşatmak da benzer bir yaklaşımı gerektirmektedir.

Bu çağrı; yalnızca bir yapının korunması değil, bir hafızanın, bir kültürün ve bir edebi

mirasın geleceğe taşınması çağrısıdır. Büyükada’nın ruhuna, İstanbul’un tarihine ve Türk

edebiyatının onuruna yakışır şekilde, Güntekin Yalısı’nın koruma altına alınması ve

gelecek kuşaklara aktarılması için gerekli adımların ivedilikle atılmasını kamuoyunun

dikkatine sunarız.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

MURAT TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı

Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve

Yazarları Federasyonu Üyesi


Moda, Lüks ve Tatil Deneyimi Bir Arada:FashionTV Luxe Resort Misafirlerini Ağırlamaya Başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Moda, Lüks ve Tatil Deneyimi Bir Arada:FashionTV Luxe Resort Misafirlerini Ağırlamaya Başladı

Moda, tasarım ve lüks yaşamı buluşturan özgün konseptiyle dikkat çeken FashionTV Luxe Resort, misafirlerini ağırlamaya başladı. FashionTV markasının dünyaca ünlü çizgisini ve estetik anlayışını Yaka Global çatısı altında güçlü kadrosuyla yansıtan otel, her yaştan aile ferdine hitap eden konaklama deneyimi, yenilenen gastronomisi ve lüks her şey dahil konseptiyle fark yaratıyor.

Antalya’nın gözde tatil beldesi Kemer’de toplam 120 bin metrekarelik alanda yer alan FashionTV Luxe Resort, yıl boyunca misafirlerine şıklığı, konforu ve kişiye özel deneyimleri bir arada sunuyor. Otelde her misafire özel olarak hizmet verenFashionAssistant, villa misafirlerine özel butler servisi, VIP transfer, Diamond ayrıcalıkları, 7/24 açık restoranlar, dünya mutfaklarından seçkin lezzetler ile dinginlik ve tazelenme vadeden SPA merkezi yer alıyor.

Sezon boyunca müzik dünyasının global isimlerini sahnesine taşıyacak olanFashionTV Luxe Resort, DJ etkinlikleriyle de misafirlerine unutulmaz anılar biriktirme fırsatı sunacak.Çocuklar ve gençlere özel atölyeler sunan iki katlı BambiniLand’de ise ebeveynleriyle tatilin keyfini çıkarak minikleri birbirinden eğlenceli workshoplar ve etkinlikler bekliyor.

Evcil hayvan dostu alanları, engelli dostu mimarisi, sürdürülebilir hizmet anlayışı ve Kemer’in eşsiz kıyısında 700 metrelik geniş sahil şeridine sahip konumu ile FashionTV Luxe Resort, stil sahibi gezginler, aileler ve doğayla iç içe lüks arayanlar için vazgeçilmez bir adres olmaya aday. 

Konaklamada FashionTV Luxe Resort Farkını Hissedin

FashionTV Luxe Resort, deniz, orman ve dağ manzaralı olmak üzere farklı konseptte 481 odası ve7 tanesi bahçesinden direk denize bağlantılı olmak üzere toplam 55 villasıyla misafirlerini ağırlayacak. Otel, 6 ayrı villa modelini bir araya getirdiği Aphelvillla bölgesi olarak ayrılan bölgedeki her bir villada lüksün sınırları yeniden tanımlanıyor. Otel misafirlerini Pearl Land View, PearlPartlySeaView, PearlSeaView, PearlLargeRoom, PearlCornerRoom ve PearlExecutive Suite oda seçenekleriyle ana binada ağırlayacak. Aphel villalar bölgesinde ise; PearlDuplex Suite,PearlLagoonSwim-up, AphelVillas 2 BR Pool Access,AphelVillas 3 BR Pool Access, AphelPriveVillasMilano, Cannes,Paris, Londra, Monaco, LosAngeles, TokyoVillas olarak 6 farklı konseptte villa misafirlere sunuluyor. 


Gastronomiye FashionTV Luxe Resort Dokunuşu

FashionTV Luxe Resort, gastronomi alanında da iddiasını ortaya koyuyor.Otel misafirlerine yenilenen gastronomi anlayışıyla ana restoranı Moda Han ve kesintisiz hizmet veren Amber 7/24 ile zengin menüler sunarken suit ve villalardaki misafirlerine ise uluslararası mutfaklardan tatları Olivin restorana taşıyor. 6 ayrı a la carte restoranıyla dünyanın seçkin mutfaklarını misafirlerinin beğenisine sunan otel, akşam yemeklerinde farklı coğrafyalara gastronomi turuna davet ediyor.İtalyan mutfağına odaklanan Riva Bella, Uzak Doğu lezzetleri sunan Sakura, taze deniz ürünleriyle dikkat çeken Mareléa, steakhouse lezzetleriyle şölen vadeden Yaka, Türk ve Osmanlı tatlarıyla zamanda yolculuk yaptıran Ala, Akdeniz mutfağıyla herkesin gönlünü fetheden Olivin akşam yemeklerinde benzersiz bir deneyim sunuyor. Tüm gün boyunca leziz pastane ürünlerinin ve atıştırmalıkların sunulduğu Chill, Beach Point, BeachLounge, AquaSnack ve Glamour’da birbirinden taze ürünler servis ediliyor.   

FashionTV Luxe Resort’te Çocuklar Eğlenceye Doyuyor

Ebeveynleriyle yaz tatilinin keyfini çıkaran çocuklar aynı zamanda FashionTV Luxe Resort’te onlara özel hazırlanan BambiniLand’de eğlenirken öğrenme fırsatı buluyor. Her yaştan katılımcıya hitap edecek şekilde tasarlanan BambiniLand’de, 4-12 yaş aralığındaki her çocuğun uzman ekiplerle bir arada olduğu keyifli etkinliklerde doğa ve dijital dünya bir araya geliyor. 1- 3 yaş arası minikler için ise tatilde de ev konforunu sunan otel, kişisel bakımdan günlük ihtiyaçlara kadar sunduğu geniş hizmetiyle hem bebeklerin hem de ebeveynlerin yanında yer alıyor. 13-17 yaş arası misafirleri için de özel atölye alanları ve konsol oyunları alanı sunan otel, özel yiyecek-içecek servisleriyle de deneyimi üst seviyeye taşıyor. 


IFALPA 80. Konferansı başladı 51 ülkeden 305 pilot İstanbul’da buluştu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


IFALPA 80. Konferansı başladı 51 ülkeden 305 pilot İstanbul’da buluştu

IFALPA 80. Konferansı, 51ülkedentoplam 305 pilotun katılımıyla İstanbul’da başladı. 23–26 Nisan tarihleri arasında TALPA – Türkiye Havayolu Pilotları Derneği ev sahipliğinde düzenlenen konferansta, küresel havacılığın öncelikli başlıkları ele alınıyor.

Havacılık sektörünün bugününü ve geleceğini etkileyen konuların ele alındığı konferansta; sahadan gelen deneyimler, uluslararası perspektifle değerlendiriliyor. Küresel hava trafiğinin en yoğun kesişim noktalarından biri olan İstanbul’da gerçekleşen bu buluşma, Türkiye’nin havacılık ekosistemindeki konumunu da bir kez daha öne çıkarıyor.

26 Nisan’ın, Türk havacılığının öncülerinden FesaEvrensev’in 1912 yılında ilk uçuşunu gerçekleştirdiği tarihkabul edilmesi ve Dünya Pilotlar Günü olarak uluslararası düzeyde anılması, konferansa tarihsel bir bağlam kazandırıyor.

Türk sivil havacılığının gelişim alanları gündemde 

Konferans kapsamında; Türk sivil havacılığının sürdürülebilir gelişimine katkı sağlayabilecek bazı yapısal başlıklar da gündeme taşınıyor. Pilotlara hususi pasaport verilmesi, havacılık sektörüne özgü bir iş kanunu oluşturulması ve pilotlar için fiili hizmet süresi zammına ilişkin düzenlemeler; yalnızca çalışma koşullarına değil, aynı zamanda operasyonel verimlilik, ekip planlama esnekliği ve sektörde deneyimli insan kaynağının korunması açısından da değerlendiriliyor.

Bu başlıkların, kamuoyu ve karar vericiler nezdinde daha görünür hale gelmesi ve önümüzdeki dönemde daha somut biçimde ele alınmasına zemin oluşturması amaçlanıyor.


Konferansın açılış konuşmalarının ardından basınla bir araya gelen TALPA Başkanı Kaptan Pilot Okan Üreksoy: “IFALPA Uluslararası Pilot Birlikleri Federasyonu olarak dünyada 70’ten fazla ülkede 160.000’den fazla pilotu temsil ediyor. Merkezi Montreal’de olan IFALPA. Her yıl dünyanın farklı bir ülkesinde konferans düzenliyor. Bu konferanslarda pilotluk mesleği, uçuş emniyeti, özlük hakları gibi konular görüşülüp tartışılıyor ve tavsiyeler ile çözüm önerileri sunuluyor. Derneğimiz TALPA da bu federasyonun bir üyesi olarak hem ulusal hem de uluslararası alanda aktif olarak faaliyet gösteriyor. Bugün 20 yıl aradan sonra tekrar İstanbul’da IFALPA konferansına ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz” dedi. 

“Pozitif emniyet kültürü, modern havacılığın en kritik unsurlarından biridir.”

Havacılığın en temel yapı taşının ‘emniyet’ olduğunu, bunun da teknolojiler ya da regülasyonlarla sağlanan bir sonuç değil bir kültür olduğunu belirten Üreksoy, sözlerine şöyle devam etti: “Bu nedenle, IFALPA 2026’nın merkezinde yer alan kavramlardan biri olan “pozitif emniyet kültürü”, modern havacılığın en kritik unsurlarından biridir. Pozitif emniyet kültürü; açık iletişimin olduğu, raporlamanın teşvik edildiği, hatalardan öğrenilen, cezalandırmanın değil gelişimin esas alındığı bir anlayışı ifade eder.Bu kültürün en önemli şartı isesistemin içindeki tüm paydaşların, özellikle de pilotların sesinin duyulması ve korunmasıdır.”

Konuşmasında havacılıkta yapısal ihtiyaçlar ve Havacılık Meslek Yasası’yla ilgili kritik konulara da değinen Üreksoy, mevcut durumda böyle özel bir yasa bulunmamasının; yüksek uzmanlık, sürekli dikkat ve doğrudan insan hayatına etki eden karar süreçleri içeren bir meslek grubunun, kendi doğasına uygun bir hukuki çerçeveden yoksun kalmasına neden olduğunu söyleyerek; “Bugün, havacılık sektöründe çalışan uçucu personelin önemli bir kısmı; kıdem tazminatı, iş güvencesi, standart çalışma koşulları ve sosyal haklar açısından eşit olmayan uygulamalara tabi kalabilmektedir. Bu durum yalnızca bir çalışma hayatı sorunu değil, aynı zamanda emniyet kültürünün sürdürülebilirliği açısından da önemli bir husustur. Bu ve daha pek çok nedenle, uçucu personelin çalışma hayatını;

hak, sorumluluk ve yükümlülükleriyle birlikte açık şekilde tanımlayan,

sektöre özgü riskleri dikkate alan, uluslararası standartlarla uyumlu bir Havacılık Meslek Yasası’nın hayata geçirilmesi artık ertelenemez bir ihtiyaçtır.

Pilotlar için küresel ve uyumlu çalışma düzenlemelerinin gerekliliği

Toplantıda konuşan IFALPA Başkanı Kaptan Pilot Ron Hay ise “Havayolu pilotları, mesleklerini korumak için tasarlanmış yasal çerçevelere tam olarak uymayan bir meslekte çalışıyorlar. Çoğu çalışanın aksine, pilotlar tek bir yerde, tek bir sistem altında veya tahmin edilebilir saatlerde çalışmazlar. Bir görev günü İstanbul’da başlayıp başka bir kıtada sona erebilir, zaman dilimlerini aşabilir ve insan fizyolojik sınırlarını zorlayabilir. Bugün pilotlar, birlikte çalışmak üzere asla tam olarak tasarlanmamış iki sistem tarafından yönetiliyor: havacılık güvenliği düzenlemeleri ve çalışma süresi ile dinlenme ilgili iş kanunları. Her ikisi de önemlidir, ancak her zaman uyumlu değillerdir” dedi.

Havacılığın dünyayı birbirine bağladığının ancak aynı zamanda ulusal ve bölgesel sistemler arasındaki farklılıkları da ortaya koyduğunun altını çizen Hay sözlerini şöyle bitirdi: “Bu farklılıklar, standartları yükseltmek yerine çalışanlara karşı yükümlülükleri azaltmak için kullanıldığında, sonuç eşit olmayan koruma, yasal belirsizlik ve çalışma koşulları üzerinde artan baskıdır. Pilotlar, havayolları ve düzenleyiciler, parçalanmış ve belirsiz yasal çerçeveler içinde faaliyet göstermek zorunda kalmamalıdır. Düzenleyiciler tutarlı kurallar sağlamalı ve güvenlik ile işgücü düzenlemeleri arasındaki boşlukları kapatmalıdır. Havacılığın sınırları yoktur ve düzenleyici çerçevelerimiz bu gerçekliğe uygun olarak tasarlanmalıdır.”

Dünya Pilotlar Günü kapsamında planlanan etkinlikler

Dünya Pilotlar Günü kapsamında planlanan etkinlikler, yalnızca 26 Nisan ile sınırlı kalmıyor. Nisan ayı boyunca hayata geçirilen program; sosyal sorumluluk projeleri, anma etkinlikleri ve uluslararası katılımlı organizasyonlarla birlikte ilerliyor.

Bu kapsamda, İstanbul’da düzenlenen IFALPA 80. Konferansı uluslararası katılımıyla öne çıkarken; Hava Kuvvetleri Müzesi’nde gerçekleştirilecek anma programı, Türk havacılık tarihine ve mesleğin köklerine odaklanıyor. Sosyal sorumluluk projeleri ise gençlerle bir araya gelinen etkinlikler ve farkındalık çalışmalarıyla destekleniyor.

Nisan ayına yayılan bu etkinliklerle, pilotluk mesleğinin yalnızca operasyonel boyutuyla değil; tarihsel birikimi, toplumsal etkisi ve geleceğe yönelik rolüyle birlikte ele alınması hedefleniyor.


 

23 Nisan 2026 Perşembe

TURİZM SEKTÖRÜNÜN LİDERLERİ ST. PETERSBURG’DA BULUŞTU

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TURİZM SEKTÖRÜNÜN LİDERLERİ ST. PETERSBURG’DA BULUŞTU

Türkiye’nin önde gelen 30 tur operatörü, St. Petersburg’un turizm potansiyelini yerinde analiz etmek ve stratejik iş birliklerine imza atmak üzere St. Petersburg’a çıkarma yaptı. 16–19 Nisan 2026 tarihleri arasında gerçekleşen bu özel organizasyonda Türk seyahat acenteleri ile Rus turizm paydaşlarını bir araya geldi.

Stratejik İş Birliği ve Hava Köprüsü Güçleniyor

Türkiye’nin 11 farklı şehrinden gelen tur operatörü sahibi ve genel müdürlerinin katılımıyla hayata geçirilen “TheMeet” etkinliği, Pulkovo Havalimanı ev sahipliğinde düzenlendi. Programın açılış panelinde konuşan Pulkovo Havalimanı Genel Müdür Yardımcısı AsiyatKhalvashi, Türkiye ile St. Petersburg arasındaki hava köprüsünü güçlendirme konusundaki kararlılıklarını vurgulayarak, “Türkiye, St. Petersburg turizmi açısından stratejik bir öneme sahip en güçlü pazarlardan biri. Türkiye ile St. Petersburg arasındaki hava köprüsünü yalnızca mevcut kapasiteyle sürdürmek değil, çok daha ileriye taşımak öncelikli hedeflerimiz arasında yer alıyor. Pulkovo Havalimanı olarak, İstanbul başta olmak üzere Türkiye’nin farklı şehirlerinden gelecek yolcu trafiğini artırmaya yönelik hem havayolu şirketleriyle hem de tur operatörleriyle çok yönlü iş birlikleri geliştiriyoruz” dedi.

St. Petersburg’un sahip kültürel zenginlik, sanat altyapısı ve dört mevsime yayılan turizm potansiyelinin Türk ziyaretçiler için son derece güçlü bir deneyim sunduğuna işaret eden Khalvashi, “Bu doğrultuda, tur operatörleriyle birlikte geliştirilecek yeni nesil tur paketlerinin, iki ülke arasındaki turizm hareketliliğini ciddi ölçüde artıracağına inanıyoruz. Ayrıca e-vize uygulamasının sağladığı kolaylık ve kısa uçuş süresi sayesinde St. Petersburg’u Türk turistler için ‘yakın ve ulaşılabilir bir Avrupa deneyimi’ olarak konumlandırıyoruz. Amacımız, sadece yolcu sayısını artırmak değil; aynı zamanda sürdürülebilir, kaliteli ve uzun vadeli bir turizm köprüsü kurmak” diye konuştu.

St Petersburg Türkiye Başkonsolosu Başar Başol da bu girişimin iki ülke arasındaki kültürel ve ticari bağları pekiştirecek kritik bir adım olduğunun altını çizerek, “Bu tür organizasyonlar, sadece turizm hareketliliğini artırmakla kalmıyor; aynı zamanda iki ülke insanı arasında karşılıklı anlayışı ve etkileşimi güçlendiren çok değerli platformlar sunuyor” dedi.

Panelde,St Petersburg Dış İlişkiler Komitesi Başkan Yardımcısı, Dış Ekonomik İşbirliği Dairesi Başkanı Nizami Mamishev, TheMeet kurucusu Gökhan Erdoğan ile Astoria ve Angleterre otellerinin ticari direktörü EkaterinaAndreyeva da birer konuşma yaparak iki ülke arasındaki turizm gelişmesinin önemine dikkat çekti.

Hermitage Müzesi’nde Türk Heyetine Özel Protokol

Katılımcılar program kapsamında şehrin lüks konaklama portföyünden lojistik imkânlarına ve modern turizm altyapısına kadar tüm detayları yakından inceleme fırsatı buldu. Etkinliğin en prestijli durağı olan Hermitage Müzesi, normal ziyaret saatleri dışında yalnızca Türk profesyonellere özel olarak kapılarını açtığı protokollü gece turuyla St. Petersburg’un Türk pazarına verdiği önemi somut biçimde ortaya koydu.

Geleceğin Tur Paketleri Masaya Yatırıldı

Organizasyonun ikinci gününde düzenlenen panellerde, Pulkovo Havalimanı yöneticileri ve şehrin önde gelen otel temsilcileriyle birebir görüşmeler gerçekleştirildi. Havayolu şirketlerinin sunduğu avantajlı uçuş seçeneklerinin de ele alındığı bu görüşmelerde, önümüzdeki dönemde hayata geçirilecek tur paketleri için stratejik iş birliği modelleri geliştirildi.

Görüşmelerin ardından katılımcılar, düzenlenen görkemli gala gecesinde bir araya geldiler. 

E-Vize ve Ulaşım Kolaylığıyla Yeni Gözde Destinasyon

St. Petersburg, Türk turistler için her geçen gün daha cazip bir destinasyon haline geliyor. Hiçbir belge gerekmeden online olarak 4 günde vize alınabilmesi, şehre erişimi büyük ölçüde kolaylaştırırken İstanbul’dan kalkan günlük direkt seferler St. Petersburg’u yalnızca 3,5 saatlik bir uçuş mesafesine taşıyor. Artan uçuş kapasitesiyle birlikte bilet fiyatlarının da rekabetçi seviyelere gerilediği şehir, bütçe dostu paket turların önünü açıyor.  Dünyanın en prestijli bale ve opera performanslarına ev sahipliği yapan Mariinsky Tiyatrosu, Hermitage başta olmak üzere 230’u aşkın müze, dünya çapındaki koleksiyonlarıyla ziyaretçilerini bekliyor. Mayıs sonu ile Temmuz ortası arasındaki “Beyaz Geceler” döneminde güneşin bir türlü batmadığı bu kentte; Dostoyevski rotası, birbirinden ihtişamlı saraylar şehri adeta yürüyerek keşfedilen bir açık hava müzesine dönüştürüyor.


İran’da mahsur kalan Pegasus Uçağı 52 gün sonra Sabiha Gökçen’de alkışlarla karşılandı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İran’da mahsur kalan Pegasus Uçağı 52 gün sonra Sabiha Gökçen’de alkışlarla karşılandı

İran’da hava sahasının kapanması nedeniyle 52 gün mahsur kalan Pegasus yolcu uçağı, yürütülen başarılı operasyonun ardından İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na ulaştı. Pegasus Hava Yolları’nın başarılı kriz yönetimi ve güçlü operasyonuyla Türkiye’ye getirilen uçak alkışlarla karşılandı. 

İran’da 52 gün süren zorunlu bekleyişin ardından hava sahasının kısmen yeniden açılmasıyla gerçekleştirilen başarılı operasyonla Pegasus Hava Yolları’na ait Airbus A321neo tipi “Elif Mina” isimli yolcu uçağı,21 Nisan’da Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’na güvenle iniş yaptı. ABD ve İsrail’in İran’a yönelik saldırıları sonrası hava sahasının kapatılması nedeniyle Tahran’da mahsur kalan uçağın tahliyesi, Pegasus’un ilgili tüm birimleri tarafından hassas şekilde yürütülen detaylı çalışmalar sonucunda gerçekleştirildi. Teknik ve diplomatik girişimlerle yürütülen kapsamlı bir operasyon sonucunda bölgeye giden A320 tipi “Ayda” isimli ikinci bir uçağın eşlik etmesiyle birlikte Elif Mina isimli yolcu uçağı yurda getirildi. Söz konusu uçak son seferini 28 Şubat tarihinde İstanbul Sabiha Gökçen-Tahran hattında gerçekleştirmiş, bu tarihten itibaren Tahran’da beklemek zorunda kalarak yurda dönememişti. İstanbul’a dönüşü heyecanla beklenen uçağı karşılayan isimler arasında İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı ekibi, Pegasus Hava Yolları CEO’su Güliz Öztürk ve Pegasus üst yönetimi yer aldı. Uçak ve destek ekibi Türkiye semalarında görülmesinin ardından apronda alkışlarla karşılandı.


En güvenli rotadan dönüş yapıldı

Uçağın dönüş sürecinin güvenle tamamlanması için görevli uçuş ekibi yaklaşık üç saatlik bir uçuş gerçekleştirdi. Uçak, Tahran’dan kalkışının hemen ardından 38.000 feet irtifada kuzey rotasını takip ederek Azerbaycan ve Ermenistan hava sahalarından geçti ve Kars üzerinden Türk hava sahasına giriş yaptı. Dönüş planlaması Pegasus’un titizlikle yürüttüğü operasyonel yaklaşımı doğrultusunda en uygun rota üzerinden, kontrollü olarak yapıldı.

Uçuş ekiplerinin daha önce karayoluyla Türkiye’ye tahliye edildiği, uçakların ise bulundukları noktalarda muhafaza edildiği paylaşılmıştı. Hem operasyonel hem de insani açıdan titizlikle yürütülen süreç sonunda uçuş ekibi ve uçaklar güvenli şekilde ülkeye döndü. 

Sabiha Gökçen’in kriz dönemlerinde koordinasyon gücü

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı’nın en önemli hava yolu paydaşlarından Pegasus Hava Yolları’na ait uçak gerekli teknik inceleme ve bakım süreçlerinden yeniden uçuşlara dahil edilecek.Sabiha Gökçen Havalimanı, bu operasyonla birlikte kriz dönemlerinde havacılık operasyonlarının güvenli ve koordineli şekilde yürütülmesindeki kritik rolünü bir kez daha ortaya koydu.


TÜRKİYE’DEN DÖRT KÖY DÜNYA TURİZM SAHNESİNDE

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRKİYE’DEN DÖRT KÖY DÜNYA TURİZM SAHNESİNDE

BAKAN ERSOY: “YEREL DEĞERLERİMİZİ DÜNYA SAHNESİNE TAŞIYORUZ’’

Birleşmiş Milletler Turizm Örgütü tarafından yürütülen “2026 Yılı En İyi Turizm Köyü Programı” kapsamında Türkiye, dört yerleşimle uluslararası turizm sahnesinde yerini alıyor. Çanakkale Adatepe Köyü, İzmir Sığacık Mahallesi, Muğla Eski Datça Mahallesi ve Tunceli Ziyaret Köyü, sahip oldukları özgün kimlik ve sürdürülebilir turizm yaklaşımlarıyla programa aday gösterildi.

Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda yürütülen süreçte belirlenen adaylar; tarihi mirasın korunması, yerel yaşamın sürdürülebilirliği ve turizmde kalite odaklı gelişim anlayışıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin farklı bölgelerini temsil eden bu yerleşimlerin, uluslararası değerlendirme sürecinde güçlü bir konum elde etmesi hedefleniyor.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, konuya ilişkin yaptığı değerlendirmede şu ifadeleri kullandı: “Yerel değerlerimizi koruyarak turizmi çeşitlendirme hedefimiz doğrultusunda attığımız adımların uluslararası platformlarda karşılık bulmasından memnuniyet duyuyoruz. Bu adaylıkların, ülkemizin turizmdeki zenginliğini ve özgünlüğünü bir kez daha dünya sahnesine taşıyacağına inanıyorum.”


TÜRKİYE’Yİ TEMSİL EDECEK DÖRT ADAY

Muğla’nın Datça ilçesinde yer alan Eski Datça Mahallesi, tarihi dokusu ve kültürel birikimiyle dikkat çekerken; Çanakkale’nin Ayvacık ilçesine bağlı Adatepe Köyü, özgün mimarisiyle öne çıkıyor. İzmir’in Seferihisar ilçesindeki Sığacık Mahallesi, yerel yaşam kültürü ile turizm dengesini başarıyla yansıtırken; Tunceli’nin Ovacık ilçesinde bulunan Ziyaret Köyü ise doğal yapısı ve kültürel değerleriyle program kapsamında değerlendiriliyor.


BAŞVURU SÜRECİ TİTİZLİKLE YÜRÜTÜLÜYOR

Başvuru süreci, ilgili kurumların işbirliği ile Kültür ve Turizm Bakanlığı koordinasyonunda titizlikle yürütülüyor. Aday yerleşimlerin her biri, sahip oldukları kültürel miras, özgün kimlik ve sürdürülebilir turizm yaklaşımları doğrultusunda kapsamlı bir değerlendirme sürecine hazırlanıyor. Her ülkenin en fazla 8 adayla katılabildiği program kapsamında başvuruların 9 Haziran 2026 tarihine kadar tamamlanması planlanırken, sonuçların 2026 yılının üçüncü çeyreğinde açıklanması bekleniyor. 

TÜRKİYE, PROGRAMDA İSTİKRARLI BAŞARIYLA ÖNE ÇIKIYOR 

Türkiye, önceki yıllarda da program kapsamında önemli başarılar elde etti. Nevşehir’deki Mustafapaşa ve Sakarya’daki Taraklı 2021 yılında, İzmir’deki Birgi 2022 yılında, yine İzmir’deki Şirince 2023 yılında, Antalya’daki Ormana 2024 yılında “En İyi Turizm Köyü” unvanına layık görülürken; 2025 yılında ise Muğla’daki Akyaka, İzmir’deki Barbaros, Mardin’deki Anıtlı ve Antalya’daki Kale Üçağız bu prestijli listeye adını yazdırdı.