30 Temmuz 2019 Salı

UyumHRM, dünya markası olma yolunda ilerliyor...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


UyumHRM, dünya markası olma yolunda ilerliyor

Türkiye’nin İnovasyon lideri Uyumsoft’un insan kaynakları yazılımı olan UyumHRM ürünü, esnek ve istikrarlı bir altyapıya sahiptir, sektör ve büyüklük bağımsız her işletmenin insan kaynakları süreçlerini dijitalleştirebileceği web tabanlı bir platformdur. Kullanıcılar, tüm İK süreçlerini mobil ve web ortamında yalın ve çevik anlayışla yönetebilirler.
Global İK trendlerini destekleyen uygulama yapısıyla, tamamı online işleyen zaman ve bordro yönetimi, performans değerlendirme süreci ile ilişkilendirilebilir eğitim yönetimi, entegre iş değerleme ve ücret yönetimi, performans/potansiyel diyagramlarıyla yetenek yönetimi ve daha bir çok süreç UyumHRM’in hizmet kapsamındadır.
Endüstri temelli, uluslararası uygulanabilir, esnek ve istikrarlı altyapısı ile UyumHRM, 2020 yılında uluslararası pazarda vitrine çıkmaya hazırlanıyor. Uyumsoft’un 23 yıllık tecrübesi ve vizyonu ile Uyumsoft’un dünya markası olma yolculuğundaki ürünlerinden birisi UyumHRM olacaktır.

UyumHRM, insan kaynakları profesyonellerinin ilk tercihlerinden oldu

UyumHRM’nin yılın ilk yarısındaki performansı hakkında bilgiler veren Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ İnsan Kaynakları Proje Yöneticisi Ferhat Zengin, şunları söyledi:
“2019 yılının ilk yarısını oldukça hareketli geçirdik. Yılın ikinci yarısının, ilk yarıya oranla daha yoğun geçeceğini ve yeni müşterilerimizi bünyemize katacağımızı gözlemliyoruz. Portföyümüze eklenen her yeni projeyle,motivasyonumuz ve ivmemiz giderek artıyor. Bu enerjiyle, yılın ikinci yarısında da eğitim, perakende ve üretim sektörleri başta olmak üzere,yine oldukça önemli olan sağlık ve turizm gibi tüm sektörlerde çalışmaya,çözüm ve katkı sunmaya devam edeceğiz. İK profesyonellerinden aldığımız geri bildirimlerde, ihtiyaçları ve çözüm noktalarını doğru tespit ettiğimizi görüyoruz. Bu şekilde, katma değer üretmekten, sektörün ve ülkemizin gelişimine katkı yapmaktan dolayı oldukça mutluyuz” dedi.

İnsan kaynakları sektörünün öncelikleri nelerdir

İşletmelerdeki insan kaynakları yöneticilerinin, etkin ve hızlı yönetmeyi istediği öncelikli talepleri hakkında bilgi veren Ferhat Zengin, “Öncelikle, otomasyon alanlarının belirlenerek, tekrar eden görevlerin otomatize edilmesiyle, çalışanlara katma değerli işler için zaman yaratılması UyumHRM’in yaklaşımının önemli adımlarından birisidir. Bununla birlikte, aday takip, yönetim ve yerleştirme süreçlerinde, daha etkin bir organizasyon inşasını destekleyecek çözümler sunmaktayız. Uyumsoft olarak, dijital çalışma ortamlarının konuşulduğu, fonksiyonel verimlilik ve esnek iş gücünün gündemde olduğu günümüzde, insan kaynakları analitikleri, kapsamlı ve entegre süreçler yönetimi ile etkinliğin ve verimliliğin artırılması noktasında çözümler sunmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Kömürün Astarı Yüzünden Pahalı....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Kömürün Astarı Yüzünden Pahalı

Muğla’da termik santraller için yakılan kömürün faturası pahalıya patlıyor. Teşviklere, muafiyetlere, bakım ve onarım masraflarına milyarlarca liranın harcandığı kömürlü termik santrallerin bedelini vatandaşlar ödüyor. Kömürün Gerçek Bedeli Raporu, termik santrallerin kamu bütçesine getirdiği yükü Muğla’daki termik santraller üzerinden ortaya koydu.

Muğla Çevre Platformu (MUÇEP), Çevre Mühendisleri Odası, Avrupa Çevre ve Sağlık Birliği (HEAL)’nin desteğiyle Avrupa İklim Ağı (CAN Europe) Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla raporunu yayınladı.

Rapor, emeklilik yaşına yaklaştığı halde önce özelleştirilme süreçlerinden geçen, şimdi de kapasite artışı planlanan Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy termik santrallerinin yalnızca 2017 yılında, ABD doları üzerinden sabit fiyatlı elektrik alım garantisi kapsamında toplamda 1 milyar 105 milyon TL fayda sağladığını ortaya koydu. Bu üç santral Ocak 2018’de yürürlüğe giren kapasite mekanizmalarından ise yalnızca bir yıl içinde 187 milyon TL ödenek aldı. Üstelik bu yüklü destekler, santrallerin “öncelikli yatırımlar” kapsamında yararlandığı KDV istisnası, gümrük vergisi muafiyeti, yatırım yeri tahsisi, vergi indirimi ve faiz desteği gibi bölgesel teşvik kalemlerinin üstüne eklendi.

Dahası, bunca kamu desteğiyle ayakta duran santraller, 2019 sonuna kadar çevre yatırımlarını tamamlayamazlarsa kapanma riskiyle karşı karşıya kalacak.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi İktisat Bölümü’nden Doç. Dr. Semra Purkis, Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla raporuna katkı veren çalışmasında, “Muğla’nın kömür-dışı sektörlerdeki yüksek potansiyelini kullanmak dururken, bölgedeki düşük kaliteli linyit madenciliği ve termik santrallere yatırım yapılması sadece enerji ihtiyacı ile ilgili değil; aynı zamanda ekonomiyle ilişkili bir tercih,” diye belirtti.

Çalışmada şu sözlere yer verildi: “Türkiye’de üretilen zeytinin yüzde 13’ü Muğla’da üretilir. Arıcılık konusunda Türkiye’nin en önde gelen ili Muğla’da 6 bine yakın aile arıcılık yapar, ülkedeki kovan varlığının yüzde 15’ine ev sahipliği yapan bölge, Türkiye’de üretilen çam balının büyükçe bir kısmını tek başına karşılar. Bölge halkına ve doğasına bedelleri son derece yüksek olan kömür yerine, daha kaliteli bir yaşam ekseninde düşünüldüğünde Muğla, pek çok katma değerli sektör için yüksek potansiyele sahip. Gerekli yatırım ve teşvik mekanizmaları uygulanırsa orta vadede ön plana çıkabilecek sektörler arasında yenilenebilir enerji, organik tarım, tarıma dayalı sanayi, ekolojik turizm, tıbbi ve aromatik bitki üretimini sayabiliriz.”

Raporun yazarlarından Avrupa İklim Ağı’ndan (CAN Europe) Elif Gündüzyeli, “Türkiye’nin turizm beşiği Muğla, Yatağan, Yeniköy ve Kemerköy santrallerinin yarattığı kirliliği 30 yılı aşkın süredir soluyor. Ayrıca teşvikler ve desteklerle ayakta kalan bu santrallerden çıkan sera gazı emisyonları, içinde olduğumuz iklim krizini tetikliyor. Halihazırda ömürleri uzatılmaya çalışan bu santraller 2043 yılına kadar çalışmaya devam ederlerse 328 milyon ton karbondioksit daha salacaklar. Yani, Muğla’daki kömürün bedelini yalnızca Muğlalılar zeytinlikleri, ormanları, sağlıkları ve yaşam alanlarıyla ödemeyecek, Fijililerden İsveçlilere kadar hepimiz ödeyeceğiz. Bu rapor termik santrallerin ekonomiye getirdiği yüke dikkat çekerken bir yandan da paraya çevrilemeyecek bedellerin tüm dünya tarafından ödendiğini ortaya koyuyor” dedi.

27-28 Temmuz tarihlerinde Milas merkez ve Yatağan Santrali’nin bitişiğindeki Turgut Köyü’nde gerçekleşecek “Kömürsüz Muğla için” etkinliği kapsamında, raporun sunumunun ardından Ekümenopolis’in yönetmeni İmre Azem’in yeni kısa filmi Kömür Belası filminin de ilk gösterimi gerçekleştirilecek. Program ve detaylar için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz: https://350turkiye.org/komursuzmugla-etkinligi-27-28-temmuzda-milas-ve-yataganda/

29 Temmuz 2019 Pazartesi

Anadolu lezzetlerini Türk Gastronomi Köyü dünyaya tanıtacak...

HABER-ARTİNŞİRİNPINAR



 Gastronomi Köyü" Anadolu lezzetlerini dünyaya tanıtacak

Türk turizm sektörü, Anadolu mutfağını dünyaya tanıtmak ve seyahat acentelerinin tek bir noktadan satış yapma ihtiyacını karşılamak üzere Türk Gastronomi Köyü projesini geliştirdi. Gastronomi Turizmi Derneği'nin hayata geçirdiği Türkiye Gastronomi Köyü projesiyle, Türk mutfağı ve Anadolu lezzetleri hem dünyaya tanıtılacak hem de 700 dolar seviyesinde olan turist başına ortalama harcama seviyesi yukarılara çekilecek.

Türkiye Gastronomi Köyü projesi, proje alanının da içinde bulunduğu Sarıyer'deki Life Park Bahçeköy'de düzenlenen bir basın toplantısıyla tanıtıldı.Sarıyer Bahçeköy lifepark da yaklaşık yüz dönüm arazide gerçekleşecek bu önemli organizasyon Türsab (Türkiye Seyahat acenteleri Birliği) ile entegre çalışacak. İstanbul’daki 2500 acente yanısıra Türkiye genelindeki 12.000 seyahat acentesi için de pazarlanacak önemli bir gelir kaynağı.


 Bu köyde Anadolu’nun 7 bölgesi mutfak kültürü GTD temsilcileri önderliğinde yerinde görsel Showlar ile tanıtım ve satış şeklinde tanıtılıyor olacak. Anadolu’daki otantik kıyafetler ile ve orijinal ürünlerin sunulacağı noktalar doğaya zarar vermeden ahşap konstrüksiyon ile koordine edildi. Amerikadan ödüllü mimarlık firmasının da koordinasyonunda ülkemizin değerleri tanıtılıyor olacak . Bu projede Dünya Mutfaklarına ve Kültürüne de yer verilecek.İlk etapta:Hint-Nepal-Özbekistan-İtalya-Fransa-Avusturya-Belçika-Amerika –Rusya gibi ülkelerin de Mutfak kültürlerine kolayca erişilebilinecek. Gastronomi Turizmi Derneği başkanı Gürkan Boztepe ülkemiz ve İstanbul için fark getirmeye devam edeceklerini belirtti.

Kolaysoft Teknoloji ve Bursa PERDER, “İş’te Dijitalleşme” toplantısı düzenledi ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Kolaysoft Teknoloji ve Bursa PERDER, “İş’te Dijitalleşme” toplantısı düzenledi

İş kanunları kapsamındaki kayıt ve belgeler “Kolay Kep İK” ile dijitalleşiyor

Kolaysoft Teknoloji ve Bursa PERDER (Perakendeciler Derneği) işbirliği ile İş Kanunları kapsamında “İş yeri kayıt ve belgelerinin dijitalleşmesi” konulu toplantı, geçtiğimiz günlerde Bursa’da düzenlendi.
Perakende sektörü temsilcilerinin yoğun ilgi gösterdiği organizasyona, Bursa Perder Başkanı Haşim Kılıç, Sosyal Güvenlik Kurumu Bursa İl Müdürü Erhan Karaca, Dostel Arabulucuk Merkezi kurucu ortağı Av. Emrullah Manav,Kolaysoft Teknoloji Genel Müdürü Kezban Boztürk, Kolaysoft Teknoloji Pazarlama Koordinatörü Umut Gökbulut ve perakende sektörünün temsilcileri katıldı.
Toplantıda öne çıkan konulardan birisi “Kolay Kep İK” ürünü oldu. Kolay Kep İK sayesinde, iş kanunları kapsamındaki kayıt ve belgelerin, resmi evrak olarak dijitalleşeceğinin altı çizildi.Konunun uzmanları tarafından, “Kolay Kep İK” ürünü, işverenlerin yükümlülüklerini kanuni açıdan ispatlamaları noktasında başarılı bir çözüm olarak açıklanmaktadır.

İşletmeler bildirimlerini,“Kolay Kep İK” üzerinden gönderiyor

İş kanunu yükümlülüklerinin, Kolay Kep İK sayesinde dijital ortamda yerine getirildiğini kaydeden KolaysoftTeknoloji Genel Müdürü Kezban Boztürk, şunları söyledi:
“İşletmeler tarafından çalışanlara yapılacak olan her türlü yazılı bildirimlerin,“Kolay Kep İK”üzerinden yapılması; hem işverenlerin mevzuatta öngörülen yükümlülükleriniyerine getirmesini sağlarken, hem de olası bir dava/teftiş esnasında sözü edilen bu yükümlülüklerin yapıldığının ispat edilebilmesianlamına geliyor. Geçmişte işverenler, bazı bildirimleri noter kanalıyla yaparken, bu durum maliyet, zaman ve insan kaynağı kayıplarına neden oluyordu ve bir de bu belgelerin muhafaza edilerek arşivlenmesi gerekliydi. Özetle, Kolay Kep İKilegönderilen zaman damgalı belgeler,resmi evrak olarak uygun görüldüğü için, firmalarhem noter maliyeti, zaman ve insan kaynağından tasarruf ediyor,hem de bu belgelerin arşivlenmesi gibi ek bir iş yükü oluşmuyor” diye konuştu.

Açılan davaların %60’nı, mesailerin ödenmediği konusu oluşturuyor

Çalışanlar tarafından işletmeye açılan davaların, yaklaşık %60’nın mesailerin ödenmediği konusunda olduğunu ifade eden Kezban Boztürk, konuşmasına şöyle devam etti:
“4857 sayılı İş Kanunu, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu, 6331 sayılı İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanunu çalışma hayatını düzenleyen kanunların başında geliyor. Bu kanunlar ve ikincil mevzuatlar, işverenlere ciddi sorumluluklar yüklerken; bunların tam olarak yerine getirilmemesi durumda hukuki ve cezai yaptırımlar gerçekleşiyor. Çalışanlar, mevzuata aykırı bir durum olduğunda, Çalışma Bakanlığı’na, SGK’ya veya İş Mahkemesine başvurup, yasal haklarını aramaktadırlar. İş’te bu nedenle, olası bir teftiş veya dava esnasında,işverenlerin mevzuata uygun çalışmalarını yazılı belgeler ile ispatlaması gerekmektedir. Nitekim işverenler, haklı dahi olsalar, haklılığını yazılı belgeler ile ispatlayamazlar ise, davayı kaybetme veya idari para cezası işlemleri gibi sonuçlar ile karşı karşıya kalacaklardır. “Kolay Kep İK”, işletmelerin yükümlülüklerini,kanuni açıdan ispatlamaları noktasında başarılı bir çözümdür” şeklinde konuştu.

EGD’de iklim değişikliğine yönelik iş birliği önerisi....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



EGD’de iklim değişikliğine yönelik iş birliği önerisi
Belediyelerle pilot çalışmalar yapılacak

Yeni yerini Ortak Yaşamı Geliştirme Vakfı ile aynı mekana taşıyan EGD,  ‘24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’ kapsamında düzenlenen iklim değişikliği toplantısında, belirlenecek belediyelerle daha yaşanılır bir dünya için ortak çalışma önerisinde bulunuldu.

Ekonomi Gazeteciler Derneği (EGD) yeni merkezinde gerçekleştirdiği ilk toplantıda yine gerçek gündemi belirledi. Toplantının ‘24 Temmuz Gazeteciler ve Basın Bayramı’na denk gelmesi nedeni ile sansürsüz iklim konuşuldu. EGD Başkanı Celal Toprak, Prof. Dr. Doğanay Tolunay, Bangladeş Başkonsolosu Dr. Muhammed Munir ul İslam, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız’ın yanı sıra EGD üyelerinin katıldığı toplantıda dünyanın alarm verdiği iklim değişikliğine dikkat çekildi.

Toplantıya katılan Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, yaptığı konuşmasında çevre ve iklim ekonomisi ile ilgili önemli konulara değinerek, modern çağın insanlara sunduğu imkanlardan bahsetti.

Başkan Haydar Ali Yıldız, belediyelere de düşen sorumluluklar olduğunu vurgulayarak, insan olarak topluma, toplum olarak da çevreye karşı duyarlı olunması gerektiğini kaydetti.

Küresel ısınmanın tüm dünyada alarm verdiğini hatırlatan Başkan Haydar Ali Yıldız, bu süreçte sadece buna sebep olanların değil dünyadaki herkesin bundan olumsuz etkilendiğini söyledi.

Dünya için çok büyük sorun teşkil eden iklim değişikliğinin çok yakıcı bir problem olduğunu ve bu sorunun üzerinde uzun süredir toplantılar gerçekleştirdiklerini vurgulayan EGD Başkanı Celal Toprak, “Farkındalık noktasında tavrımız ve iklim ekonomisi sorunu nasıl önlenebilir metodu üzerinde çalışmalarımız sürüyor” dedi. 

“Birinci gündem maddesi iklim değişikliği olmalı”

Bütün dünyada bir numaralı gerçek gündemin iklim değişikliği olması gerektiğini vurgulayan Gazeteci Hakan Güldağ, “2030 yılına kadar bir şeyler yapılmazsa sıcaklık 1,5 derece kritik sınırı aşacak” dedi. Hakan Güldağ ayrıca, sanayi devrinden bu yana dünyanın giderek ısındığını, yeni sanayinin karbon salınımı ile ilgili özellikle endüstri 4.0 kapsamında önemli adımlar attığını belitti.

Toplantıda konuşan Bangladeş Başkonsolosu Dr. Muhammed Munir ul İslam, iklim değişikliği nedeni ile her yıl giderek artan doğa olayları ile karşı karşıya kaldıklarını belirtti. Özellikle yenilenebilir enerji konusu ile Türkiye’de önemli bir iş birliği geliştirilmesi gerektiğini vurgulayan Başkonsolosu Dr. Muhammed Munir ul İslam, “Başta iklim değişikliği olmak üzere ülkemizde her alanda çok fazla deformasyon değişikliği yaşanıyor” dedi.

Bangladeş iklim değişikliğinden en fazla etkilenen ülkelerden biri. Ülkenin iklim değişikliği nedeni ile çok önemli bir kısmı sular altında kalıyor. Dolayısıyla 50 milyon insanın Bangladeş’ten göç etme riski bulunuyor.

İklim değişikliği neticesinde Türkiye’de de sıcaklığın ortalama 3 derece artacağına değinen Prof. Dr. Doğanay Tolunay, “Dünyada altı çeşidi bulunan atmosfere verdiğimiz sera gazını azaltmamız gerekiyor. Bunun yanı sıra fosil yakıtlarını da artık kullanmayalım. Sera gazlarının üçte ikisi sanayi bölgesinden, üçte ikisi ise ormanlardaki doğal ortamların kaybolmasından oluşuyor” diye konuştu.

 “İklim değişikliğini kötü yönde etkileyenlere karşıyım” diyenleri vicdanlarıyla baş başa bırakan gazeteci Rüştü Bozkurt, konuşmasında iklim değişikliğinin bir metot üzerinde tartışılması gerektiğini dikkat çekti. 

İklim değişikliği tarımın rekoltesini düşürdüğünü ifade eden Gıda Güvenlik Uzmanı Nurten Sırma ise, iklim değişikliğinin tarımı olumsuz yönde etkilediğini söyledi.

Denizlere, okyanuslara insanlar atıklarını atıyorlar ve bu nedenle denizlerde yaşayan canlılar ölüyor diyen TÜSODER Başkanı Aydın Ağaoğlu, insanın ulaşamadığı okyanuslarda ise doğanın kendi kendini temizlediği bir eko sistem olduğunu söyledi.

İklim değişikliğinin sadece Türkiye’yi değil bütün dünyayı etkileyen bir tehlike olduğunu söyleyen duayen gazeteci Seraceddin Zıttıoğlu, dünyayı denizlerden gelecek büyük su kütlelerinin istila edeceğini belirtti.

İklim değişikliği ile ilgili belediyelerle pilot çalışmalar yapılmasını öneren gazeteci Ahmet Coşkunaydın ise belediyelerle yapılacak olan pilot çalışmaların diğer belediyelere örnek teşkil edebileceğini vurguladı.

Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Gazeteci Rüştü Bozkurt ve Prof. Dr. Doğanay Tolunay’a, iklim değişikliği alanında yaptıkları çalışmalardan dolayı sertifikalarını taktim etti.

27 Temmuz 2019 Cumartesi

Fabrikalar, maliyetlerini düşürmek için ısı pompasına yöneliyor ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Fabrikalar, maliyetlerini düşürmek için ısı pompasına yöneliyor

Isıtma ve soğutma elde etmek için dünyada kullanılan en ekonomik ve verimli sistem, “Isı Pompası”dır. Canovate Isı Pompaları, ihtiyaç duyulan enerjinin %75 kadarını, yenilenebilir enerji kaynağı olan toprak, su veya havadaki enerjiden “bedava” olarak alır. Ortaya koyduğu yüksek verimlilik sayesinde,standart iklimlendirme cihazlarından daha az bir işletme maliyetiyle, herhangi bir kapalı alanın ısıtma-soğutma ve sıcak su ihtiyacını karşılar.

Canovate Isı Pompalarına olan talebin her geçen yıl katlanarak arttığını kaydeden CanovateGroup şirketlerinden Canovate Enerji Sistemleri Genel Müdürü Rıfat Kayapınar, şunları söyledi:
“Takip ettiğimiz projeler, geçtiğimiz yıla oranla, bu yıl %50 arttı. Özellikle endüstriyel projelerde, bu yıl ciddi bir talep artışı gerçekleşiyor. Fabrikalar, artan enerji maliyetlerini ve düşen üretimlerini göz önüne alarak, giderlerini azaltmak için çalışıyorlar. Giderleri azaltmanın en etkili yolu da,prosesleri iyileştirmek ve enerji maliyetlerini düşürmekten geçiyor. Canovate olarak, mevcut sistemlerin iyileştirilmesi konusunda firmalara her türlü mühendislik desteğini veriyoruz. İlgili proseslerin iyileştirilmesi noktasında, ilk yatırım maliyetinin düşük tutulması için titiz bir çalışma yapıyoruz. Özetle, ekonomik kriz koşulları, firmaları daha verimli sistemler arayışına yönlendiriyor ve bu nedenle ısı pompalarına olan talep artıyor. Dünyada ısıtma ve soğutma elde etmede,en verimli sistem ısı pompalarıdır ve ısı pompası sistemleri, önümüzdeki yıllarda piyasayı domine edecektir” dedi.

Yılın ikinci yarısında pazar hareketlenecek 

Bu yılın ikinci yarısında yoğun ve hareketli günlerin yaşanacağını ifade eden Rıfat Kayapınar, konuşmasına şöyle devam etti:
“Başta endüstriyel işletmeler ve oteller olmak üzere, ısı pompalarına olan talepte ciddi bir artış gözleniyor. Nitekim üretim yapan fabrikalar, daralma dönemlerini fırsat bilerek, sistemlerini iyileştirmeyi istiyorlar. Örneğin, tekstil fabrikaları ile içinde boyahanesi olan fabrikalarda sistem altyapılarını kuruyoruz. Isı pompalarının yanı sıra, adyabatik sistemler ile ilgili görüşmelerimiz devam ediyor. Bu projeler genel olarak niş projeler olduğu için sadece ülkemizde değil, Avrupa’nın birçok ülkesinde görüşmelerimiz sürüyor. Canovate Enerji Sistemleri olarak, iklimlendirme sektörüne yönelik olarak, hava-su ve toprak kaynaklı ısı pompaları, hava soğutmalı ve su soğutmalı chillerler, veri merkezleri için adyabatik sistemler ve hassas kontrollü klimalar üretmekteyiz” şeklinde konuştu.

Isı Pompalarının kullanım alanlarına göre tasarruf değerleri şunlardır:

*Otellerde ısıtma, soğutma ve sıcak su amaçlı %80’e kadar enerji tasarrufu sağlanabiliyor.
*Fabrikalarda imalat operasyon çıktılarına göre, %60 - %80’e kadar enerji tasarrufu sağlanabiliyor.
*Konutlarda yakıt cinsine göre, %40- % 60’e kadar enerji tasarrufu sağlanabiliyor.
*AVM’lerde, kamu binalarında, okullarda, ofislerde, seralarda ve kümeslerde %70’e kadar enerji tasarrufu sağlanabiliyor. 

22 Temmuz 2019 Pazartesi

BAYRAMDA EĞLENCENİN İHTİŞAMLI ADRESİ;TITANIC HOTELS ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



BAYRAMDA EĞLENCENİN İHTİŞAMLI ADRESİ;TITANIC HOTELS
Sevilen Sanatçıların Konserleri, Dj Şovlar, Dans Gösterileri ile
Eşsiz Bir Bayram Eğlencesi Sizleri Bekliyor!

Bora Öztoprak’tan İskender Paydaş’a, Anadolu Ateşi’nden Swing Latino’ya TITANIC HOTELS’de her yaşa her zevke hitap eden unutulmaz sahne şovları ile keyfine doyulmayacak bir bayram tatili sizleri bekliyor
Gündüz deniz, güneş, kum ve akşam ise birbirinden ünlü isimlerin konserleri, ünlü dj’lere ait canlı performanslar, tematik partiler ve gün boyu devam edecek kesintisiz müzikle tatil keyfiniz, TITANICHOTELS’de maksimum eğlence ile taçlanacak.

Her biri ayrı konseptteki gece kulübü ve barlarında kesintisiz bir eğlence programı hazırlayan TITANIC HOTELS bayram gecelerinizi renklendiriyor. Lüks saray konseptini dünya turizm trendleriyle bütünleştiren Titanic Mardan Palace’ın yıldızı “Bora Öztoprak” , Bodrum’unen güzel koylarından Güvercinlik’te, doğanın tüm renkleriyle iç içe tatil yapmak isteyenlere hitap eden Titanic Deluxe Bodrum’un yıldızları İskender Paydaş,Ege veVildan Demir, golf severlerin tercihi Yeşil Yıldız Ödüllü Titanic Deluxe Golf Belek‘ in yıldızı Murat Alpsü, nadide kum zambağına ev sahipliği yapan kumsalıyla Akdeniz sahillerinin incisi Titanic Beach Lara'nın yıldızları ise Murat Alpsü ve Swing Latino. Ayrıca sevilen sanatçıların yanı sıra dj performansları, Bingo Sultans, Anadolu Ateşi gibi ünlü dans showları da bayramı TITANIC HOTELS’de geçirmeyi tercih edenlerin renkli ve eğlence dolu bir tatil geçirmelerini sağlayacak.

Uluslararası ve ödüllü şeflerin de yer aldığı mutfak ekipleri tarafından özenle hazırlanan TITANIC HOTELS’in tescilli sofraları bayramda ayrı bir lezzet şölenine dönüşüyor. Bayramı hem kaliteli müzik hem de kaliteli tatlarla geçirmek isteyenlere eşsiz bir fırsat sunuluyor.

Bayram programınızı henüz yapmadıysanız  günün ilk ışıklarına kadar keyif ve eğlence dolu programlarla TITANIC HOTELS’de tatilinizi unutulmaz anılarla geçirmeye davet ediyoruz.

GASTROKÖY HAYATA GEÇİYOR ...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



GASTROKÖY HAYATA GEÇİYOR

Gastronomi Turizmi Derneği’nin 2 yıldan beri Orman Bakanlığı ve Kültür Turizm Bakanlığı ile entegre olarak çalıştığı Türkiye ve İstanbul için turizmde apayrı bir destinasyon olarak yarattığı Türkiye Gastronomi Köyü projesi 26 Temmuz saat 10:30 da Basın Toplantısı ile hayata geçiyor.

Sarıyer Bahçeköy de yaklaşık yüz dönüm arazide gerçekleşecek bu önemli organizasyon Türsab (Türkiye Seyahat acenteleri Birliği) ile entegre çalışacak.İstanbul’daki 2500 acente yanısıra Türkiye genelindeki 12.000 seyahat acentesi için de pazarlanacak önemli bir gelir kaynağı.

Bu köyde Anadolu’nun 7 bölgesi mutfak kültürü GTD temsilcileri önderliğinde yerinde görsel Showlar ile tanıtım ve satış şeklinde tanıtılıyor olacak.

Anadolu’daki otantik kıyafetler ile ve orijinal ürünlerin sunulacağı noktalar doğaya zarar vermeden ahşap konstrüksiyon ile koordine edildi.

Amerika'dan ödüllü mimarlık firmasının da koordinasyonunda ülkemizin değerleri tanıtılıyor olacak .

Bu projede Dünya Mutfaklarına ve Kültürüne de yer verilecek.İlk etapta:Hint-Nepal-Özbekistan-İtalya-Fransa-Avusturya-Belçika-Amerika –Rusya gibi ülkelerin de Mutfak kültürlerine kolayca erişilebilinecek.

Gastronomi Turizmi Derneği başkanı Gürkan Boztepe ülkemiz ve İstanbul için fark getirmeye devam edeceklerini belirtti.

MysoftDijital Dönüşüm, 3 yılda 5 kat büyümeyi hedefliyor ...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR





MysoftDijital Dönüşüm, 3 yılda 5 kat büyümeyi hedefliyor

Ülkemizdeki firmalar açısından, üretim sorun olmaktan çıktı ve hemen hemen tüm sektörlerdeüretim konusunda iyi durumdayız. Firmalar, genellikle satış ve pazarlama konusunda zorlanıyorlar. 10 yılı aşkın süredir, müşteri ilişkileri yönetimi (CRM) alanında çalışmalar yapan Mysoft Dijital Dönüşüm AŞ, firmaların satış ve pazarlama süreçlerini daha kolay yönetmelerini ve yeni pazarlara daha uygun maliyetler ve daha hızlı ulaşmalarını sağlayan bilgi teknolojileri altyapıları sunuyor. 25 kişilik deneyimli bir ekiple hizmet veren MysoftDijital Dönüşüm, gelecek 3 yıl içerisinde 5 kat büyümeyi hedefliyor.

İşletmelerin süreçlerini izleyerek, düzenli rapor almalarını sağlıyor

Hizmet verdikleri müşterilerin satış ve pazarlama faaliyetlerini güçlendirdiklerini kaydeden Mysoft Dijital Dönüşüm AŞ Genel Müdürü Hüseyin Şahin, şunları söyledi:
“Ülkemizde, özellikle B2B (kurumsaldan kurumsala) çalışan şirketlerin, yeni pazarlara ulaşmalarında zorlandıklarını gözlemliyoruz. Pazarlama için ciddi bütçeler harcamalarına rağmen, istedikleri hedef kitlelere uygun şekilde ulaşamıyorlar. Bunun nedeni, satış- pazarlama konusunda yürüttükleri stratejileri veya kullandıkları araçların yetersizliği olabiliyor. Mysoft Dijital Dönüşüm olarak, 10 yılı aşkın süredir satış-pazarlama alanında ciddi bir know-how danışmanlığı sunuyoruz. Firmalara sadece,Müşteri İlişkileri Yönetimi (CRM) programını vermiyoruz. Yurtiçi ve yurtdışında yeni pazarlara ulaşabilmelerinin danışmanlığını yapıyoruz. Hizmet verdiğimiz firmalara; kendi hedef kitlelerini nasıl belirleyecekleri ve bu hedef kitlelere nasıl bir aktivite yaparak pazar yeri oluşturabileceklerine dair danışmanlık desteği sunmaktayız. Özetle, firmaların satış-pazarlama konusunda izleyecekleri stratejik yol haritasını hazırlıyoruz ve süreci izleyecekleri araçları veriyoruz. Hem kendi çalışan ekiplerini, hem mevcut müşterilerini, hem de müşteri adaylarınınasıl izleyerek yöneteceklerinin planlarını oluşturarak ve süreçleri tarifleyerek, bu süreçlerin sonuçlarını da düzenli şekilde raporlamalarını sağlıyoruz” dedi.

Şirketler, mevcut ekiplerini ve iş fırsatlarını izlemede zorluklar yaşıyor

Firmaların mevcut ekiplerini ve iş fırsatlarını izlemede zorluklar yaşadığının altını çizen MysoftDijital Dönüşüm Genel Müdürü Hüseyin Şahin, konuşmasına şöyle devam etti:
“Ülkemizde, 2 milyonun üzerinde şirket bulunuyor ve her yıl ortalama 80 bin yeni firma kuruluyor. Şirketler, mevcut ekiplerini ve iş fırsatlarını izlemede zorluklar yaşıyorlar. Genellikle, kendi hedef kitlelerine dair, detaylı pazar çalışmalarının olmadığını da gözlemliyoruz. Mysoft olarak öncelikle, müşterilerimizin hedef kitlelerini hangi yöntemlerle nasıl oluşturacaklarını ve nasıl izlemeleri gerektiğini, müşteri bazında özel olarak çalışıyoruz. Ben, 28 yıldır sektörde üst düzey yöneticilik yapmaktayım ve firmaların temel başarısına dair özetle şunu söyleyebilirim. Firmaların temel başarısı; kendi hedef pazarlarını net olarak tespit edebilmeleri, hem rakiplerini, hem de kendilerinin pozisyonlarını net olarak görerek bunu yönetmelerinden geçiyor. Eğer işletmeler, hedef pazarlarını doğru tespit ederler ve rakiplerin durumunu net olarak izlerler ise, o zaman gerçekten büyüme stratejilerini rahatlıkla oluşturarak, iş süreçlerini etkin şekilde yöneteceklerdir” diye konuştu.

19 Temmuz 2019 Cuma

Uyumsoft, yılın 2.’ci yarısında %30’un üzerinde büyüme hedefliyor ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Uyumsoft, yılın 2.’ci yarısında %30’un üzerinde büyüme hedefliyor

Geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi bu yılı da büyüyerek geçirdiklerini anlatan Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, şunları söyledi:
“2019 yılının ilk yarısını, geçtiğimiz yıllarda olduğu gibi büyüyerek geçirdik. Hem müşteri sayısı,hem ciro, hem ekip olarak büyüme yaşadık. Yılını ikinci yarısının, ilk yarıya oranla daha yoğun geçeceğini öngörüyoruz ve %30’un üzerinde bir büyüme hedefliyoruz.Ülkemizde ve dünyada, dijitalleşme yönündeki eğilim ve trendler çok yukarıdadır. Günümüzde rekabetin temelinde, dijitalleşme yatıyor. Dijitalleşmeyle birlikte işletmeler;verimlilik, kapasite planlama, optimizasyon, sürdürülebilirlik, finansal analizler, üretim analizleri, saha analizleri gibi tüm süreçlerini ERP (kurumsal kaynak planlama) sistemleri ileyönetmeye başladılar. Uyumsoft ERP (web, cloud, mobil) ile müşterilerimize 23 yıldır hizmet veriyoruz. Aynı zamanda, e-Dönüşüm (e-Fatura, e-Arşiv, e-İrsaliye, e-Defter vd) uygulamalarında, lider firma olarakyolumuza devam ediyoruz” dedi.

Son 1.5 yıldır, global pazarlara sunulacak ürünlerin altyapısını hazırlıyor

Uyumsoft’un teknoloji ve inovasyon firması olduğunu kaydeden Uyumsoft Başkanı Mehmet Önder, konuşmasına şöyle devam etti:
“Uyumsoft olarak, sürekli kendimizi yeniliyoruz ve ortaya attığımız yeni fikirleri ürünleştirerek,pazara sunuyoruz. Geçtiğimiz 1.5 yıl içerisinde dünya pazarlarına sunacağımız EkoTicari, EkoCrm ve finans odaklı ürünler gibi yeni bulut tabanlı ürünlerimiz üzerinde çalışmalarımızı yapıyoruz ve bu ürünlerimizi bu yılın 2.’ci yarısında ülkemize ve dünya pazarlarına anons edeceğiz. Uyumsoft’u, gelecek 5 yıl içerisinde, yazılımda bir dünya markası yapmayı hedefliyoruz. Önümüzdeki dönemlerde, Avrupa, Amerika ve Orta Asya’da ofisler açmayı veya çözüm ortaklıkları oluşturmayı planlıyoruz. Bu yıl yurtdışından gelip ülkemizde okuyan öğrencilere, Uyum Akademi bünyesinde eğitimler vereceğiz. Eğitim alan gençleri, kendi ülkelerinde istihdam etmeyi ve global pazarlara açılma noktasında işbirliği yapmayı düşünüyoruz” diye konuştu.

İş dünyasının ajandasında, dijital dönüşüm ve 5G bulunuyor

İş dünyasının gündemimde, dijital dönüşüm ve 5G konularının yer aldığını ifade eden Mehmet Önder, şunları kaydetti:
“Dijital dönüşüm ve 5G konuları, hemen hemen tüm kurum ve kuruluşların ajandasında yer alıyor. Örneğin, bugün ürettiğimiz datanın ve hızın, 5G ile birlikte 100 katını konuşuyor olacağız. Önümüzdeki 5 yıl içinde 5G’nin etkinlerini yoğun olarak hissederken, gelecek 10 yıl içerisinde de, yıkıcı etkilerini görebiliriz. Teknolojideki gelişmeleri, değişimleri ve yeni iş modellerini yakından takip etmek gereklidir. Bir diğer konu da, gelecek döneme hazır olabilmenin koşullarından birisi de, “ekosistem” mücadelesidir ve firmaların artık tek başlarına mücadele ve rekabet etmeleri zorlaşmaktadır. Uyumsoft olarak yurtiçindeki ekosistemimiz ve önümüzdeki dönemlerde oluşturacağımız yurtdışı ekosistemimiz ile birlikte, dünyanın birçok yerinde başarılı projelere imza atmayı planlıyoruz. Gelecek 5 yıl içerisinde bir destan yazarak,Uyumsoft’un bir dünya markası olmasını hedefliyoruz” şeklinde konuştu.

17 Temmuz 2019 Çarşamba

Almanya’da üniversite eğitimi için 5 neden....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Almanya’da üniversite eğitimi almanın ücretsiz olduğunu biliyor musunuz? Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var.
Ülkedeki yüksek öğrenim kurumlarında, özellikle mühendislik (yazılım, bilgisayar, inşaat mühendisliği gibi) ve diğer teknik bölümler ön planda olsa da, tıp, sosyal bilimler, turizm, spor bilimleri, hukuk ve mimarlık, lojistik gibi bölümlerin neredeyse tamamında, akademik ve pratik anlamda büyük araştırma fırsatlarının sunulduğunu, aynı zamanda bu programlarda İngilizce eğitim alındığını da belirtmekte büyük fayda var.


Almanya’da üniversite eğitimi için 5 neden

Avrupa’nın bilim, sanat, mühendislik, endüstri, ekonomi ve kültür merkezi olan Almanya’da eğitim almak, neredeyse başarılı her öğrencinin hayalleri arasında yer alıyor. Almanya’da üniversite eğitimi almanın ücretsiz olduğunu biliyor musunuz? Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var.
Almanya’ya üniversite eğitimi için gönderdiği 3 binin üzerindeki öğrencinin okul seçiminden mezun oluncaya kadarher konudaki tüm süreçlerine rehberlik ettiklerini kaydeden Euroversity Yurtdışı Eğitim Danışmanlığı Kurucusu ve Eğitim Danışmanı, Hukukçu Özlem Çelik, şunları söyledi:“Alman üniversitelerinde okumak için, Türkiye’de üniversite sınavında 4 yıllık bir bölüme yerleşmeniz yeterlidir. Ülkemizde özel veya devlet üniversitesi fark etmeksizin yerleştiğiniz bölüm veya başka bir bölümü, Alman üniversitelerinde okuma imkanı bulunuyor” dedi.

Eğitim Danışmanı, Hukukçu Özlem Çelik, Almanya’da üniversite eğitimi almaya yönelik olan yoğun talebin nedenlerine ilişkin şunları anlattı:


1-Ücretsiz eğitim fırsatı
Almanya’da devlet üniversitelerinde eğitim almak ücretsizdir. Almanya’da devlet üniversitelerinde lisans, yüksek lisans veya doktora eğitimi için her dönem sadece katkı payı ödenmektedir. Dünyanın en prestijli üniversitelerinde eğitim alırken, diğer yandan da çalışma hakkınız var. 15 binin üzerinde lisans, yüksek lisans ve doktora programları ile birlikte, eğitim dili tamamen İngilizce olan yüzlerce bölümde eğitiminizi yapabilirsiniz.  AB vatandaşı ve Alman vatandaşları ile eşit haklara sahip olarak, eğitiminizi tamamlayabilirsiniz. Öyle ki, öğrenciliğiniz nedeniyle ulaşım için dahi ücret ödemezsiniz.

2-Öğrenim görebileceğiniz en iyi bölümler mevcut
Almanya, yılda 350 binin üzerinde yabancı uyruklu öğrenciye ev sahipliği yapıyor. Dünyanın her tarafından başarılı öğrencilerin tercihi olan Alman üniversitelerinde, müthiş araştırma ve uygulama alanları bulunuyor. Uluslararası çapta prestije sahip Alman üniversiteleri sağladıkları geniş imkânlar, teori ve pratiği birleştiren inovatif yöntemlerle eğitim verirken, bir yandan da sundukları müthiş kariyer olanakları ile iş hayatına hazırlıyor. Ülkedeki yüksek öğrenim kurumlarında, özellikle mühendislik ve diğer teknik bölümler ön planda olsa da, tıp, sosyal bilimler, turizm, spor bilimleri, hukuk ve mimarlık, lojistik gibi bölümlerin neredeyse tamamında, akademik ve pratik anlamda büyük araştırma fırsatlarının sunulduğunu, aynı zamanda bu programlarda İngilizce eğitim alındığını da belirtmekte büyük fayda var.

3-İş ve çalışma olanakları var
Almanya’da eğitim alırken, bir yandan da çalışabilirsiniz. Haftanın 25 saati resmi olarak verilen çalışma iznine bağlı olarak, alanınız veya alanınız dışında pek çok çalışabileceğiniz iş imkanı bulunuyor. Öyle ki, bir süre sonra kendinizi (konaklama, gıda gibi) rahatlıkla finanse edebilecek durumda olabilirsiniz. Özellikle lisans veya yüksek lisans eğitiminizi tamamladıktan sonra, Alman devletinin tanıdığı haklar çerçevesinde 2 yıl ülkede kalarak iş arayabilir veya mezuniyetiniz ile birlikte hemen iş bulduysanız ülkede kalabilir ve oturum sürenizi rahatlıkla uzatabilirsiniz.

4-Yüksek yaşam standartları sunuyor
Almanya her alanda gelişmişliğin verdiği etki ile yaşam kalitesi, AB ülkeleri içinde en iyi ülkeler arasında en üst sıradadır. Sağlam ekonomisi, köklü tarihi, geniş iş olanakları, hem Almanca hem İngilizce dilinde sunduğu eğitim imkânları ve zengin kültürel çeşitliliği bulunuyor. Avrupa’nın tam kalbinde yer alan Almanya, aynı zamanda güvenli ortamının yanı sıra, diğer pek çok Avrupa ülkesi, Amerika ve İngiltere’ye oranla, daha ekonomik ve düşük masraflıdır.

5-Mezuniyetten sonra Almanya’da kalmak ve çalışmak
Eğitiminizi lisans veya yüksek lisans düzeyinde Almanya’da tamamladıktan sonra, kariyer olanakları oldukça fazladır. Almanya, AB ülkeleri içinde işsizlik oranı en düşük ülkedir. Bu nedenle, mezun olduğunuz alanda mesleğinizi icra etmeniz sorunsuz bir şekilde gerçekleşmektedir. Dünyanın en önde gelen otomotiv markaları, elektronik ve kimya endüstrisindeki gücü, küresel anlamdaki iş ağıyla, mezuniyetten sonra da hayallerinizi gerçekleştirmeniz için doğru adres olmayı sürdürmektedir.

11 Temmuz 2019 Perşembe

Kayseri kültür ve gastronomi turizminin üssü olmaya aday....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Kayseri kayaktan sonra, kültür ve gastronomi turizminin üssü olmaya aday

Kadim şehir Kayseri, 5 bin yıla uzanan tarihi ile Anadolu’nun cazibe merkezlerinden birisidir. Erciyes Kayak Merkezi ile dünya genelinde popüler kayak merkezleri arasında yer alan Kayseri, kayağın ardından kültür ve gastronomi turizminin üssü olmaya adaydır. Yerli ve yabancı turistler,kentin farklı medeniyetlerden kalan tarihi eserlerini,Sultan Sazlığı Kuş Cennetini, Kapuzbaşı Şelalelerini ve Yılkı atları denilen doğada vahşi olarak yaşayan at sürülerini keşfetmeye geliyorlar. Kayseri’ye gelen turistler, Kayseri’nin zenginliğini keşfetmenin yanında, sadece 45 dakika uzaklıkta olan Kapadokya’yı da ziyaret ediyorlar.


3 Günlük tur programına ihtiyaç duyulmaktadır

Yaz aylarında Kayseri’nin tarihi ve kültürel zenginliğini keşfetmeye gelen misafirlerin konaklamalarında ev sahipliği yaptıklarını anlatan Radisson Blu Hotel Kayseri Genel Müdürü Burak Aydın, şunları söyledi:
“Kayseri’nin tarihi geçmişi ve kültürel zenginlikleri incelendiğinde, minimum 3 günlük bir tur programına ihtiyaç duyulmaktadır. Misafirlerimiz bu tur aktivitesi esnasında aynı zamanda, ilin gastronomi anlamında kendine has lezzetlerini tadıyorlar. Kayseri, sahip olduğu potansiyeli ile yakın zamanda seyahat planlarının üs bölgesi haline gelecektir. Kayseri Anadolu’nun ilk yerleşim yerlerinden olup, yazının ilk kullanıldığı arkeolojik cennet Kültepe’de kurulacak müze ile tarih ve kültür turizmi önümüzdeki dönemde bölgemizde gittikçe canlanacaktır. Dünyaca kabul gören TripAdvisor misafir yorumlarında, sağlamakta olduğumuz yüksek standartlar neticesinde RadissonBlu Kayseri otelimiz, bağlı bulunduğu grup otelleri arasında dünyada 3. sırada yer almaktadır. Gerek Kayseri, gerek Kapadokya’yı ziyaret etmeyi düşünen tüm misafirler için avantajlı konaklama paketleri sunuyoruz ve aynı zamanda otelimiz Kayseri Havalimanı’na sadece 7 dakikada uzaklıkta bulunuyor” dedi.

“Kayseri + Kapadokya” turları düzenleniyor

“Kayseri + Kapadokya” turlarının yoğun ilgi gördüğünü kaydeden Burak Aydın, konuşmasına şöyle devam etti:
“Yabancı tur şirketleri genellikle kış mevsiminde, ‘Erciyes Kayak Merkezi + Kapadokya’ turları satıyorlar. Kayseri Erciyes’e gelen turistler, Kapadokya’yı da programlarına alıyorlar. Kayseri’nin yanı başında olan ve yalnızca 45 dakikalık kara yolculuğu mesafesinde bulunan Kapadokya’nın tarihi geçmişi ve kültürel zenginlikleri yoğun ilgi görmektedir. Tur programı kapsamında, aynı anda 2 şehri ziyaret edenler, eşsiz bir deneyim yaşamış oluyorlar” diye konuştu.

Uyumsoft ile Progroup arasında işbirliği yapıldı...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Uyumsoft ile Progroup arasında işbirliği yapıldı

İnovasyon lideri Uyumsoft AŞ ile Turquality yönetim danışmanı Progroup Uluslararası Danışmanlık AŞ arasında işbirliği yapıldı. Türkiye’nin yazılım ve danışmanlıkla lider firması Uyumsoft AŞ ve Turquality danışmanlığının lider firması Progroup AŞ, iş ve çözüm ortaklığı yaptı. İki kurumun üst düzey yöneticileri, geçtiğimiz günlerde Uyumsoft’un Yıldız Teknopark’taki merkez binasında bir araya geldi.

Ekosisteme sahip olan firmalar, hedeflerine ulaşacak

Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder ve Progroup Başkanı Dr. Salim Çam, yaptıkları değerlendirmede, ekosisteme sahip olan firmaların birbirleriyle yaptıkları “güç birliği” ile bugün ve gelecekte yurtiçi ve yurtdışındaki hedeflerine ulaşabileceğini kaydettiler.
Endüstri 4.0’ın maddelerinden birisinin “ekosistem” olduğunun altını çizen Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder, şunları söyledi:
“Günümüzde ürünlerin değil, ekosistemlerin rekabeti ön plana çıkmıştır ve içinde bulunduğumuz yeni dönemde rekabet “ekosistemler” üzerinden gerçekleşecektir. Ekosistem yapılanmasını, kim başarırsa, ayakta kalarak hedeflerine ulaşabilecektir. Uyumsoft olarak biz, rekabeti ve işbirliğini öğrenmek için, kendi ofisimizde bulunan diğer şirketler ile birlikte, hem iş yapıyoruz, hem de rekabet ediyoruz. Bugün bazı projelerde birlikte iş yaparken, diğer bazı projelerde rekabet ettiğimiz firma sayısı 70’ı aştı. Bu mayayı istediğimiz gibi tutturabilirsek, markalarımızı hem yurt içinde, hem yurt dışında satılabilir ve desteklenebilir bir yapıya dönüştüreceğiz” dedi.
İşletmelerde uçtan uca dijitalleşme sürecinin başladığını anlatan Progroup Başkanı Dr. Salim Çam, şunları belirtti:
“İşletmelerin ajandasında, endüstri 4.0, dijitalleşme, yapay zeka gibi konular yer almaya başladı. Şirketler, erp, crm, proje yönetimi, iş zekası, raporlama gibi uçtan uca tüm iş programları ve Turquality çalışmalarına hız kazandırdılar. Progroup olarak hizmet verdiğimiz firmaları, hem Turquality’ye, hem dijital değişim ve dönüşüme hazırlamaya devam ediyoruz. Bilindiği üzereTurquality bir teşvik programından öte, işletmeler için bir iş ve değer modelidir. Devlet destekli ilk marka destek programı olan Turquality’de, geçtiğimiz 15 yılda yararlanan firmalara yaklaşık 2.5 milyar TL devlet desteği sağlandı. Turquality alan işletmeler de, bu destekler ile kilogram başına ihracatlarını 3 kat artırdılar” diye konuştu.

5 Temmuz 2019 Cuma

Kolaysoft ve Eczacı Gelişim Kooperatifi’nden “e-Dönüşüm” paneli

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Kolaysoft Teknoloji AŞ’nin, ülke genelindeki “e-Buluşmalar” toplantıları devam ediyor

Kolaysoft ve Eczacı Gelişim Kooperatifi’nden “e-Dönüşüm” paneli

Kolaysoft Teknoloji AŞ ve Eczacı Gelişim Kooperatifi işbirliği ile 29 Haziran tarihinde, Antalya’daki eczacılara “e-Dönüşüm” paneli düzenlendi.
T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı Cevdet Ceylan, ayda ortalama 30 milyonun üzerinde reçete yazıldığını ve ilaçların SGK ile sözleşmeli yaklaşık 25 bin 285 eczanenin aracılığıyla vatandaşlara ulaştırıldığını kaydetti.
Antalya Su Otel’de yapılan panelde, T.C. Sosyal Güvenlik Kurumu Başkan Yardımcısı Cevdet Ceylan, T.C. Sözleşme ve Uygulama Daire Başkanlığı Şube Müdürü Meral Aksoy Kalıpçı, T.C. İlaç Daire Başkanlığı İlaç Mevzuatı Şube Müdürü Müsüde Ergin Altun, Tüm Eczacı İşverenler Sendikası (TEİS) Genel Sekreteri Mehmet Aydoğan, Kolaysoft AŞ Genel Müdürü Kezban Bozkurt ve Kolaysoft AŞ Pazarlama Koordinatörü M.Umut Gökbulut birer konuşma gerçekleştirdiler.
Organizasyona katılan 300’ün üzerindeki eczacı, hem SGK yetkilileriyle çeşitli konularda interaktif bir toplantı yaptılar, hem e-Dönüşüm uygulamaları hakkında bilgi edinmiş oldular. SGK yetkilileri, yaptıkları değerlendirmede, birçok hastanenin e-Fatura uygulamasına geçtiğini ve geçmeye devam ettiğini belirttiler.

Eczacılar, e-Dönüşüm süreçleri hakkında bilgi aldılar

Kolaysoft Teknoloji AŞ tarafından ülke genelindeki eczacılara e-Dönüşüm paneli düzenlenmeye devam ediyor. Samsun, Kütahya, İzmir ve Elazığ’ın ardından Antalya’daki eczacılar ile bir araya gelindi. E-Fatura başta olmak üzere, e-Dönüşüm (E-Fatura, E-Arşiv, E-İrsaliye gibi) uygulamaları hakkında genel bilgiler verildi.
Kolaysoft AŞ Genel Müdürü Kezban Bozkurt, konuşmasında şu bilgilere yer verdiğini kaydetti:
“Panelde, “E-Fatura Nedir? Eczacılar E-Fatura kullanmak zorunda mı? Kağıt fatura ve E-Faturanın maliyet karşılaştırması? E-Fatura uygulamasının getirdiği kolaylıklar hakkında açıklamalarda bulunduk. Daha sonra, eczacıların konuyla ilgili sorularını cevaplandırdık” dedi.

E-Fatura’ya geçenler fatura başına %99 tasarruf ediyor

E-Fatura’nın, fatura başına maliyeti düşürdüğünü anlatan Kolaysoft AŞ Pazarlama Koordinatörü M.Umut Gökbulut, şunları anlattı:
“Faturaların kargo ile gönderilmesi, takip süreci ve kağıt olarak saklanması, tüm işletmelerde olduğu gibi eczacılar için de sıkıntı oluşturuyordu. Kağıt bir faturanın maliyeti, fatura + zarf + kargo + saklama maliyetleri eklendiğinde yaklaşık 4.5 TL ile 12 TL arasında değişebiliyor. E-Fatura ile birlikte, bu maliyetler kuruşlar seviyesine indi ve eczacılar her bir fatura başına yaklaşık %99’a varan oranlarda tasarruf etmeye başladılar. Ayrıca toplantıda, e-Dönüşümün getirdiği yeniliklerden ve kolaylıklardan bahsettik. Örneğin, eczacılar tarafından, SGK’ya kesilen  faturalar için harcanan süre bazen saatleri bulabilirken, eczacılar ile yapmış olduğumuz Ar-ge çalışmalarının sonucunda bu süreyi saniyeler seviyesine düşürmüş olduk” diye konuştu.

2 Temmuz 2019 Salı

Işıldıyan yıldız Haydarpaşa Numune Hastanesi....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Haydarpaşa Numune Hastanesi’nin efsane doktorlarına teşekkür ederim

İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin efsane doktorlarının, gecelerini gündüzlerine katarak gösterdikleri fedakarlıklar, tüm takdirlerin üzerindedir. Doktorluk, bir meslekten ötedir aslında. Hayatlarının en zor anlarını yaşayan hasta insanları, sağlığına kavuşturmaya adanmış kutsal bir görev doktorluk. 

Şubat 2019 tarihinden itibaren, ciddi hastalıklar geçirmekte olan ve Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi yoğun bakımında uzun dönem tedavi gören teyzem H.A. için, her gün hastaneye gidiyoruz. Bu dönem içinde doktorlarımızın ne kadar çalışkan olduklarını, işlerini fedakarlıkla yaptıklarını ve hasta yakınları olan bizlere şefkatle yaklaştıklarını yakından yaşıyoruz. İstanbul Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi Başhekimi Doç. Dr. Aytekin Kaymakcı hocamıza hastalarıyla yakından ilgilendiği ve hastalarını sağlığa kavuşturmak için gösterdiği fedakarlık ve tüm hastane ekibiyle birlikte yaptıkları özverili çalışmaları için en derin şükranlarımızı ve saygılarımızı iletiyorum. 

Teyzem, Haydarpaşa Numune Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne Mart ayında yattı. 22 Nisan tarihinde kalp krizi geçirdikten sonra, hastanemizin yoğun bakımında 3 hafta yatarken, doktorumuz Songül hocamız ve tüm yoğun bakım ekibi teyzemi iyileştirmek için ellerinden gelen herşeyi yaptılar. Teyzem, sonrasında İç Hastalıkları Doktorumuz Prof.Dr.Refik Demirtunç ve ekibinin hastası oldu. Refik hocamız ve ekibi, teyzem ile çok ilgilendiler, Refik hocamızın hakkını asla ödeyemeyeceğiz. Teyzem, hastanede yatarken 15 Haziran tarihinde yeniden sorunlar yaşadı ve hastanemizin yoğun bakımında yeniden 2 hafta tedavi görürken, yoğun bakım doktorumuz Emrah Şenol hocamız ve tüm yoğun bakım ekibi ellerinden geleni yaptılar. Nefroloji doktorumuz Bülent Demirelli başta olmak üzere, hastanemizin kalp, göğüs gibi tüm branşlardaki doktorlarımız büyük fedakarlık ile teyzemi ve tüm hastalarını iyileştirmek için çok çalışıyorlar. Teyzem, dün itibariyle,yoğun bakımdan çıkarak, doktorumuz Prof. Dr. Refik Demirtunç hocamızın servisine yeniden geçti. Refik hocamız gibi bir doktor, dünyada bulunmaz. Allah, Refik hocamızdan razı olsun.
Çocuklarını doktorluk mesleğine yetiştiren tüm anne ve babalara çok minnettarız. İyiki doktorlarımız ve sağlık çalışanlarımız var. Cumhuriyetimizin kurucusu Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün söylediği gibi “Beni Türk hekimlerine emanet ediniz”.

Gönül Yıldırım

Yaz döneminde spor sakatlıklarını önlemenin 8 altın kuralı...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Yaz döneminde spor sakatlıklarını önlemenin 8 altın kuralı

Uzun ve çoğu zaman spordan uzak geçen kış döneminin bitmesiyle beraber,birçoğumuz gerek kış döneminde alınan kilolardan kurtulmak, gerekse de yazın bize verdiği enerjiyi kullanmak için tekrar spora döndük.
Yaz dönemindeki spor sakatlıklarının önlemesi hakkında bilgiler veren TherapySport Center’dan Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, şunları söyledi:
“Havaların düzelmesi ve yaz sporlarının başlamasıyla birlikte, gerek belediyelerin hazırladığı spor aletleri, gerekse de  halı sahalar, tenis kortları özlemle spora saldıran insanlarımız ile doluyor. Unutmayın,spor bizi canlı, enerjik ve genç tutar, ancak biz bedenimizi yeteri kadar dinlemezsek, maalesef özlemle beklediğimiz yaz dönemimizi de kabusa çevirebilir” dedi.

Uzman Fizyoterapist Altan Yalım, sağlıklı bir yaz dönemi geçirilirken, spor sakatlıklarının önlenmesi için dikkat edilmesi gereken basit noktalara ilişkin şunları anlattı:

1-Yaz döneminde yapılan en kolay spor, deniz kenarlarında yada parklarda yapılan uzun yürüyüşlerdir. Bu yürüyüşler her ne kadar masum görünseler de, eğer uygun ayakkabı seçimi yapmadıysanız veya tempoyu yavaş yavaş artırmak yerine yüksek tempolu yürüyüşle başladıysanız, gece kas kramplarına yada ayak bileği sıkıntılarına davet çıkartıyorsunuz demektir. Tabanı yumuşak yürüyüş ayakkabıları seçimi ve gerek tempoyu, gerek mesafeyi günlük olarak arttırmak bu riski ortadan kaldıracaktır.

2-Kış kiloları, tatile gitmeye hazırlanan bizlerin en büyük kabusları arasındadır. Bu nedenle, hem ağır diyet, hem de aşırı spora yönlenmeye çalışan insanlarımız, kardiyovasküler risklere davetiye çıkarabilirler. Kilolar sorundur, ama özellikle susuz kalmış bir vücut, hem sakatlıklar açısından, hem de kalp sağlığı açısından ciddi riskler ortaya çıkartır. Günlük sıvı alımını kontrol etmek, bizi bu riskten uzaklaştırır.

3-Uzun bir dönem hareketsiz kalan gerek bacak, gerekse de kol kasları, adale sorunları için savunmasızdır. Spora başlamadan önce yapılacak 2-3 dakikalık basit germe egzersizleri, bizi bu riskten de uzaklaştırır.

4-Takım sporları özellikle de haftada bir yapılan halı saha maçları, en çok sakatlık olaylarının yaşandığı spor aktivitesidir. Gerek saha şartlarının uygun olmaması, gerek haftada bir yapılan aşırı zorlayıcı bir aktivite olması bunun en belirgin sebepleridir. Hafta 2-3 gün yapılacak orta mesafe yürüyüşleri ve germe egzersizleri, sizi bu sakatlıklardan yüksek oranda koruyacaktır.

5-Eğer yaz döneminde ağırlık çalışmalarına başladıysak, prensip olarak gün aşırı yapmalı ve her çalışmada değişik adale gruplarını çalıştırmalıyız.

6-Spor sırasında aşırı yorgunluk yada zorlanma hissediyorsak, bir süre ara vermemiz sağlığımız için daha uygun olabilir.

7-Deniz sporları her ne kadar çekici olsa da, maalesef en ciddi sorunlar bu sporlarda olmaktadır. Eğer tekniğimize yeteri kadar güvenmiyorsak uzun mesafeli yüzmeden yada tansiyon veya kalp şikayetlerimiz varsa güneşte aşırı kalmaktan sakınmalıyız.

8-Son olarak, spora başlarken bedeni ısındırmak ne kadar önemli ise, spor sonrasında da yapılacak 2 dakikalık soğuma egzersizleri ve germeleri bizi sonraki güne hazırlayacaktır.

1 Temmuz 2019 Pazartesi

İşletme bütçesini yönetmek, her zamankinden daha önemli oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



İşletme bütçesini yönetmek, her zamankinden daha önemli oldu

Progroup Uluslararası Danışmanlık ve İstanbul Teknik Üniversitesi(İTÜ) işbirliğiyle, 21-22 Haziran tarihleri arasında, İTÜ Maçka Kampüsü’nde “Turquality Tabanlı Acil Dönem Bütçe Yönetimi Eğitimi” verildi.
Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, Probudget&Prostrateji Strateji ve Bütçe Uzmanı H. Erdem Torun ve Ali İvgen’in katkılarıyla gerçekleştirilen eğitimde, katılımcılara eğitimin sonunda İstanbul Teknik Üniversitesi onaylı katılımcı sertifikaları verildi. Progroup,Turquality tabanlı bütçelerin oluşturulması ve Turquality desteklerinin alınması ile ilgili uzmanlarla düzenlediği bu katılımcı programıyla Türkiye’de bir ilki daha gerçekleştirmiş oldu.

Turquality tabanlı bütçenin ayrıntıları anlatıldı

Eğitimin ilk gününde açılışını Progroup Başkanı Dr. Salim Çam yaptı. Bütçeleme konusunda uzun yıllar tecrübesi olan ve birçok firmanın Turquality desteği almasını sağlayanSalim Çam, kendi deneyimlerini katılımcılara aktardı. Bütçe yönetiminin eskisinden daha da önemli hale geldiği şu günlerde bu deneyimlerden çıkarılacak çok fazla ders vardı. H. Erdem Torun da kendi tecrübelerini aktararak, bütçedeki rasyo ve KPI’ları da açıkladı.Genel olarak bütçe organizasyonundan, bütçe hazırlama tekniklerinden, turquality yönetimi ve desteklerinden,Turquality sürecinde uygulanması gereken stratejik yol haritasından bahsedildi.İkinci gün ise,Ali İvgen’in katılımıyla Turquality bütçelerinin oluşturulması, bütçe analizi ve kontrolü, muhasebe ve vergi uygulamaları gibi konular anlatıldı. Sonuç olarak acil bütçenin hazırlanması ve Turquality tabanlı bütçenin geleneksel bütçeye entegre edilmesi konusu ayrıntılarıyla işlenmiş oldu. Eğitimden sonra katılımcılar bütçelerini hazırlarken,Turquality kavramını da akıllarına getirecektir ve daha verimli bütçeler hazırlayacaklardır.

AVM yönetimine dair 23 altın ipucu ...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


AVM yönetimine dair 23 altın ipucu

‘Doğru Yer’de açılan bir alışveriş merkezi ancak ‘Doğru Yönetim’ ile başarılı olabilir. Yönetmek; Bilgi, beceri, deneyim ve tutku gerektiren zor bir görevdir.
Her yöneticinin, temel bilgilere sahip olmak ve yeteneklerini ortaya koyma durumunda olduğunu kaydeden AVM ve Karma Projeler Genel Müdürü Engin Yıldırım, şunları söyledi:
“İyi bir yönetici ile daha iyi bir yönetici arasındaki en belirgin fark ‘tutku’dur. Tutku, bir yöneticinin, yetkinlerinden öteye geçerek, başkalarına ilham veren, dinamik bir lider olmasını sağlayan içsel güçtür. İşine olan tutku, bir insanın işine adanmasını sağlar, içsel değerlerini ortaya çıkarır, güçlerini canlandırır, belki varlığını bilmediği kaynaklarını, yeteneklerini, enerjisini harekete geçirir. Tutku, bir insanı ve onun çevresindekileri yukarılara taşıyan gücün ateşleyicisidir. Bu yazımda 'tutku' dolu geçen 23 yıllık AVM Yönetim tecrübeme dayanarak, AVM yönetimine dair çok sayıda önemli başlığı anlatıyorum” dedi.

AVM ve Karma Projeler Genel Müdürü Engin Yıldırım, AVM yönetimine dair, 23 altın ipucu olarak şunları anlattı:

1) Alışveriş Merkezi yönetim ekibinin, AVM açılmadan önce kurulması, inşaat aşamasında AVM'yi tanıması, kiracılarla görüşmelerde bulunması ve AVM'yi açılışa hazır hale getirmesi.
2) Alışveriş merkezinin lokasyonu, bölge halkının ekonomik/sosyal durumu, beğeni ve beklentileri, merkezin konsepti, rakip merkezlerin durumuna göre doğru kiralama ve marka karmasının yapılması.
3) Alışveriş merkezlerinde yer alan mağaza sahiplerine en çok satış için konforlu, temiz, güvenli ortamı oluşturarak; ortaklara düzenli, istikrarlı kira geliri sağlanması.
4) AVM yatırımcısı, kiracısı, müşterisi ve yönetim kadrosu arasında ayrı ayrı yaklaşımlar oluşturarak, eş zamanlı, dengeli, verimli koordinasyonu sağlamak.
5) 'Müşterim Kimdir ve Beni neden tercih ediyor? sorusunu doğru cevaplayarak, ‘Doğru Müşteri’nin gelmesini sağlamak, ciroyu artırmak, yönetim giderlerini düşük tutmak ve ‘alışveriş merkezinin değerinin artırılması’.
6) Bir iş yapmadan önce mevcut durum analiz edilmelidir. Ardından yapılan faaliyetlerle oluşturulan etkiyi ve şirket faaliyetlerine kattığı değeri ölçümlemek lazım. Çünkü ''Ölçmezsen bilemezsin, bilmezsen yönetemezsin''.
7) Müşterilerin değişen ve artan beklentilerine paralel, rekabet ortamında fark yaratacak hizmet anlayışı getirilmelidir. Hem fark yaratacak hizmet anlayışını getirmek için hem de verimliliği ve satışı artırmak için eğitim şart.
8)Müşteriyi olumlu anlamda şaşırtmalı, sürekli yeni hizmetler, fırsatlar sunmalıyız. Böylece benzerlerimizden ve rakiplerimizden farklılaşıp, tüketicinin zihninde markamızı oluşturmalıyız. Ama marka olmaktan daha zor olan marka kalmaktır. Markamıza sürekli yatırım yapmalıyız.
9) AVM yönetimine dair  'kısa, orta ve uzun' vadeli hedefler koyup, gerekli planları yapıp, bu planları doğru bir şekilde uygulamalı; Zaman zaman plan ve stratejileri revize etmeliyiz.
10) İşini seven, tecrübeli ve öğrenmeye açık ekiplerle, karmaşık sorunlara yenilikçi çözümler getirerek; Şeffaflık, hesap verebilirlik, katılımcılık, yenilikçilik, tutarlılık, sorumluluk gibi evrensel yönetim ilkelerini hassas bir şekilde samimiyetle uygulamak gerekiyor.
11) Algı Yönetimi ve Kurumsal İmaj Yönetimini başarıyla idare edebilmek.
12) Enerji tasarrufunu ve verimliliği artırmak.
13) Hedef kitleye uygun pazarlama projeleri geliştirmek.
14) AVM pazarlama faaliyetleri ile mağaza satış&pazarlama faaliyetlerini sinerji oluşturacak ve verimliliği artıracak şekilde organize etmek, ortak projeler üretmek.
15)AVM Yönetim ekibi kiracılarla iletişimini düzenli, sağlıklı yürütmeli; Mağaza yöneticilerinden öneriler almalı, istişare ve empati yapmalı.
16) AVM’lerin yönetimine liyakat sahibi yönetici ve personeller getirilmeli ve sabırla desteklenmeli
17) Alışverişte farklılık yaratmak için işe ‘neşe ve mizah’ katılmalıdır. Neşe bizi birbirimize bağlar, neşeyle öğrenilen bilgiler kolay kolay unutulmaz, neşe dilden dile reklam yaptırır! O nedenle alışverişte neşe faktörü ciddiye alınmalı,
18) Sektördeki yenilikler takip edilmeli, alışveriş merkezi, rakipler, perakendeciler ve hedef kitleyi iyi tanımak lazım.
19) Global düşünüp, yerel hareket edilmeli.
20) AVM'de yaptığımız pazarlama ve kiralama faaliyetleri ile markaya değer katmak, müşteri sayısı ve ciroyu artırmak, dolayısıyla mülkün değerini artırmak lazım.
21) Kurumsal itibar, gerçekler ve algıların bileşimidir. AVM’lerin ticari beklenti içinde olmadan, samimi olarak kurumsal sosyal sorumluluklarını yerine getiriyor olmaları itibarlarının güvencesidir.
22) 'Rekabet, insanların güncel beğeni ve beklentilerine karşılık vermek, hedef kitle değişimi, yenilik ihtiyacı, büyüme ihtiyacı, AVM'nin el değiştirmesi, fiziksel yıpranma, konsept yenileme...' gibi nedenlerden ötürü yeni bir vizyon, yeni bir misyon yüklenerek alışveriş merkezinde zamanı geldiğinde renovasyona gidilmeli. Renovasyon ile AVM yeniden moda oluyor, yerine göre % 20-50 oranlarında ziyaretçi artışı sağlıyor. Dolayısıyla ziyaretçi artışı ile birlikte cirolarda da önemli artışlar sağlanmaktadır. Yenileme sürecini mümkün olduğunca ziyaretçilere ve kiracılara rahatsızlık vermeden yönetmek önemlidir.
23) Esneklik ve uyumluluk. Her zaman odaklanmış bir şekilde kalmalı, esnek olmalı, yeni fikirlere ve imkanlara açık olmalıyız. Birşeyler değiştiginde, yeni tecrübelere veya farklı çevrelere uyum sağlamak için hızlı olmalıyız. Yaşamda başarılı olanlar, becerilerini ve vizyonlarını değişen durumlara adapte ederler.

Dijital dönüşüm pazarının, 2020’de 3’e katlaması bekleniyor ...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


e-Dönüşüm pazarı, 2020’de 3’e katlayacak

Dijital dönüşüm, iş hayatımıza zorunluluk olarak girip, alışkanlıklarımızı değiştirerek, iş yapış modelimizi tekrar tasarlamamız için yeni fikirler verdi. Özel sektör süreç yönetimlerini, e-Dönüşüm (e-Fatura, e-Arşiv, e-Defter vb) uygulamaları ile kağıtsız platforma taşımaya başladı. Çok değil, önümüzdeki birkaç yıl içinde kağıtsız muhasebe, insan kaynakları-ikvb süreçlerinin, hem yönetimi, hem denetimi e-Dönüşümün getirdiği yenilikçi fikir ve alışkanlıklar ile dijital ortamlarda olmaya başlayacaktır.

2020 yılında e-Dönüşüm pazarının 3’e katlamasını beklediklerini kaydeden Kolaysoft Teknoloji A.Ş. Genel Müdürü Kezban Boztürk, şunları söyledi:
“Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’in yayınladığı taslak tebliğe göre, 1.1.2020 yılında, pazarın 3’e katlayacağını öngörüyoruz. Tebliğde yer alan birkaç maddeye bakacak olursak, 2018 yılı veya devamı eden yılda cirosu 5 milyon TL’yi geçen mükelleflerin, 1.1.2020 tarihine kadar, e-Fatura, e-Arşiv, e-Defter uygulamasına geçiş zorunluluğu getirilmiştir. Yine şuan e-Fatura ve e-Defter mükellefi olanların, 1.9.2019 tarihine kadar e-Arşiv uygulamasına geçme zorunluluğu belirtilmiştir. Bir diğer konu, 1.1.2020 tarihinden itibaren e-İrsaliye, e-Serbest Meslek Makbuzu, e-Müstahsil Makbuzu uygulamalarına zorunlu dahil olacak mükellef meslek grupları açıklanmıştır. SMMM, avukatlar, hekimler gibi mesleklerin, e-smm makbuzlarını elektronik ortamda kesilme zorunluluğundan dolayı, 01.01.2020 tarihinde 350 binin üzerindeki mükellefin sürece dahil olması beklenmektedir. Özetle, taslak tebliğde yer alan bu maddelerin hayata geçmesiyle, e-Dönüşüm pazarı gelecek yıl birkaç kat büyüyecektir” dedi.

Bağımsız denetim firmalarının, entegratörleri denetlemesi gündeme getirildi

Entegratörler hakkında bilgi veren Kolaysoft Teknoloji A.Ş. Genel Müdürü Kezban Boztürk, konuşmasına şöyle devam etti:
“Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’in yetkilendirdiği firmalar, yapısal ve sektörel olarak farklılıklar gösterebiliyor. Her ne kadar entegratörler, e-Dönüşüm platformunda ortak paydaya ulaşıyor olsada, bu farklılıklar entegratörlere zengin fikirler üretmeleri adına olumlu yansımaktadır.GİB, entegratör firmaları zorunlu kıldığı sertifikalar ile yönetim süreçlerini disipline ederek, iyileştiriyor. Teknik testleri ile de sürecin içerisinde yer alan engine, portal ve verimerkezi üzerindeki trafiğin test ortamında çalışmasını şart koşarak canlıya geçemeden önce testler ile platformun sağlıklı olup olmadığını test etmiş oluyor. GİB’in, e-Dönüşüm sürecindeki yaklaşımı, entegratörlerin güven içerisinde karşılıklı değerlendirmeler ile kendisine iyileştirmesi için fırsatlar sunmaktadır. Yapmış olduğumuz entegratörler toplantısı veya birebir toplantılarda Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB), bundan sonraki süreçlerde, bağımsız denetim firmaları ile entegratörleri denetlenmesi konusunu gündeme getirmektedir” diye konuştu.

Dijital ispatlara bakılarak, çalışmalar yapılıyor 

Süreçlerin dijital platforma geçmesini değerlendiren Kezban Boztürk, şunları anlattı:
“Özel sektör kendini dijital platforma taşırken, bu dijital datanın muhatapları olan kamu denetimleri, arabuluculuk süreçleri, mahkeme ve Yargıtay süreçleri dahil tüm süreçlerde, dijital ispatlara bakılarak karar verilmeye başlamıştır. Kamu açısından e-Dönüşüm sayesinde, başta kayıpların önüne geçilerek, zamanla denetim ve kontrollerini tamamen e-dönüşüm platformları üzerinden yapacak olması ile hem büyük kolaylık, hem de objektif denetleme sürecinin sürdürülebilirliği devam edecektir” şeklinde konuştu.

Davetiyen firması, Lidya Grup işbirliği ile karlılığını ve baskı kalitesini yükseltti...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Davetiyen firması, Lidya Grup işbirliği ile karlılığını ve baskı kalitesini yükseltti

Davetiyen firmasının sahibi Betül Öztürk,
“Lidya Grup ile çalışma yürütmekten mutluyuz”

Davetiyen firması, kişiye özel davetiye tasarımı ve üretimi yapmak için 2012 yılından bu yana faaliyet göstermektedir. İzmir Karabağlar’da hizmet veren Davetiye firması, işlerinin yüzde 90’nı ülke geneline ve yurtdışına yapmaktadır.
Lidya Grup işbirliğiyle karlılığını ve baskı kalitesini yükselttiğini kaydeden Davetiyen firmasının sahibi Betül Öztürk, şunları söyledi:
“Lidya Grup ile 2018 Ağustos ayında bir araya geldik, mevcut kullandığımız dijital makina ile ilgili yaşadığımız problemleri anlattıktan sonra, bize hitap eden,en iyi  baskı çözümü sağlayacak makinaya yönlendirdiler. Şuan zaman açısından büyük karlılıktayız ve baskı kalitemiz yükseldi.Doğru renkler güzel bir iş demek; güzel bir iş, mutlu müşteriler ve sektörde saygınlık demek. Kullandığımız baskı makinesi, bu anlamda bize büyük destek veriyor.Bir dijital makina sahibi olmak, şimdiye kadar attığım en iyi adımlardan birisi oldu.Dijital teknoloji, geleneksel baskı sistemlerinin üstünde oldu.Bizim için önemli olan diğer bir konuda, sürekli irtibat halinde olabilmekti. Karşılaştığımız herhangi bir sorunun, en kısa sürede çözüme kavuşuyor olmasıdır. Sektörde lider olan Lidya Grup firmasıyla çalışmak,bize güven veriyor.Ayrıca, makina ile ilgili karşılaştığımız olası problemlerde teknik servisin seri çözümler buluyor olması, işimizi aksatmadan devam etmemiz için çok önemlidir.Özetle firmamız için, güven,zaman ve kalite çok önemli unsurlardır. Lidya Grup, bizim için önemli olan bu başlıklara ayrı özen gösteriyor.Çözüm odaklı çalışmaları, güleryüzlü personelleri ve hızlı iletişim kurmaları bizim için değerlidir. Lidya Grup ile çalışma yürütmekten mutluyuz” dedi.

Ülke geneline ve yurtdışına internet üzerinden hizmet veriyor 

Sektörün öncü firmaları arasında yer aldıklarını anlatan Betül Öztürk, konuşmasına şöyle devam etti: 
“Matbaa sektöründen gelen bir ailede büyüdüm. 23 yaşında ailemin ve eşimin desteği ile 2012 yılında kendi firmamı kurdum. Biz, kişiye özel davetiye tasarımı yapan ve üreten bir firmayız. İzmir Karabağlar’da hizmet veriyoruz. İzmir’deyiz, fakat %90 Türkiye geneline ve yurtdışına internet üzerinden satış yapıyoruz.Şuan 800 metrekarelik bir alanda faaliyet göstermekteyiz.15 kişilik çalışan kadrosuna sahibiz. Sektörümüzün öncüleri konumundayız.Yapmış olduğumuz çalışmalar, sürekli yenilenen tasarımlar ve müşterilerin isteklerini en doğru ve hızlı şekilde karşılayabilen çalışanlarımız sayesinde, müşteri tirajımız oldukça yüksektir. Bu da sektördeki popüleritemizi sürekli yüksekte tutuyor. Özetle biz, sürekli yenilenen ve genişleyen bir sektörde olmaktan mutluyuz. Kullandığımız aksesuarlardan, ürün sunumuna ve kalitesine kadar içinde bulunduğumuz sektörde öncü firmalardanız.Sektörümüzün daha da genişleyeceği, bununla birlikte ürün kalitesinin yükseleceği, müşteri ve firma ilişkilerinin daha güçleneceği bir döneme giriyoruz.Firmaların, müşterileri ile şeffaf bir alışveriş süreci geçirmeleri gerekiyor. Kalite ve müşteri memnuniyetini devam ettirmelidirler.Bulunduğumuz çağa ve modern pazara göre ürün tasarımlarının yapılmış olması gerekiyor.Sektöre verebileceğimiz en büyük tavsiye, yeni şeyler denemekten korkmasınlar ve kendi özgün tasarım ve çalışmaları üzerine odaklansınlar” diye konuştu.

İstanbul’da şube açmayı planlıyor

Özel tasarım davetiyelere yön verecek yeni bir çizgi oluşturduklarını ifade eden Betül Öztürk, konuşmasında şunları kaydetti: 
“Sektörümüzde Mart ayı ile birlikte bir hareketlenme söz konusu oldu ve bu hareketlenmenin artarak devam edeceğini öngörüyoruz. Biz her yıl, bir önceki yıla oranla %25 artış gösteren bir firmayız. Bu sene de bu artışı korumak 1.’ci hedefimiz olacaktır. Bu yıl, İstanbul’da düzenlenen Evlilik Fuarına katıldık. Fuardan güzel dönüşler aldık ve sezonda yani önümüzdeki bahar, yaz aylarında etkisini sürdüreceğini, dönüşlerin devam edeceğini düşünüyoruz.2019 sezonundan beklentimiz yüksektir. Firma olarak, ülkemizdeki özel tasarım davetiyelere yön verecek yeni bir çizgi oluşturduk. Müşterilerimizden gelen talepler karşısında, İstanbul’da bir şube açmayı planlıyoruz.Görüşmelerimiz ve araştırmalarımız bu yönde devam ediyor. Bu hedef için alt yapımızı oluşturmaya başladık.Daha fazla kitleye ulaşabilmek,hedeflerimiz arasındadır. Ürün yelpazemizin geniş olması ve hazırladığımız ürünlerin her kitleye hitap etmesi, bu anlamda hedeflerimize ulaşmamıza yakın olduğumuzu her geçen yıl daha çok hissettiriyor” dedi.

Dijital baskı, baskı endüstrisinin büyümesi için en büyük teknolojilerden birisidir

Dijital baskı tekniğinin baskı endüstrisinin büyümesi için en büyük teknolojilerden birisi olduğunun altını çizen Betül Öztürk, şunları söyledi:
“Sektörümüzü yorumlamak gerekirse, daha özgür ve sınırsız kişisel tasarımlar yapmamız başarımızın anahtarını oluşturuyor. Az önce de ifade ettiğim gibi bir dijital makina sahibi olmak şimdiye kadar attığım en iyi adımlardan birisi olmuştur.Dijital baskı teknolojisinin, daha kısa zamanda işleri sonlandırma, talep edilen miktarda baskı yapma, atık miktarını azaltma, stok miktarını düşürme gibi avantajları mevcuttur. Bilindiği üzere “Evlilik-Düğün” sektörü demek, zamanla yarışmak demektir. Çünkü ortada çiftlerin almış olduğu bir tarih var.Önceden 10 günde yaptığımız bir teslimatı, şuan 5 iş gününde yapıyoruz ve bu da çiftlerimiz ve bizim için büyük avantaj demektir. Özetle, içinde bulunduğumuz sektör; ucu açık ve sonu olmayan, her sezon yenilenen ve bu yeniliklerin hiçbir zaman bitmeyeceği zevkli bir sektördür. Biz, her sezona büyük bir heyecan ile başlıyoruz. Aşkla hazırladığımız her davetiye ve hediyelik, müşterilerimizin en özel gününün unutulmayacak önemli detayları arasındaki yerini alıyor. Davetiyen firması olarak, yurtdışında Türkiye’yi temsil ediyoruz. Kalitemiz, tasarımlarımız ve uygun fiyatlarımız, yurtiçinin yanı sıra yurtdışından da yoğun talep görmektedir” şeklinde konuştu.