30 Eylül 2020 Çarşamba

Turquality’deki firmalar, pandemide dünyada bir adım önde

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Turquality’deki firmalar, rakiplerine oranla pandemide bir adım önde gidiyor

Turquality, pandemi döneminde Türk markalarını dünyada bir adım öne çıkardı. 

Bir teşvik programından öte, işletmeler için bir iş ve değer modeli olan “Turquality iş modeli”nde, stratejik planlama, insan kaynakları yönetimi, performans yönetimi, bütçe yönetimi, marka yönetimi, satış-pazarlama yönetimi, bilişim yönetimi, risk yönetimi, tedarik zinciri yönetimi gibi tüm konular yer alıyor. 

İşletmesini “Stratejik Yol Haritası” ile yöneten Turquality’deki firmaların global pazarlarda bir adım önde olduğunu kaydeden Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, şunları söyledi: 

“Ülkemizin devlet destekli ilk marka programı olan Turquality iş modelini benimseyen işletmeler, iş süreçlerini etkin yönetir, farklılaşır, markalaşmayı hızlandırır, global rekabete hazırdır ve kilogram başına ihracatını 3 kat ve üzeri artırır. Turquality için, bir karne ve bir akreditasyon da diyebiliriz. Turquality karnesi pekiyi olan bir Türk işletmesi de, global pazarlarda karşıdaki uluslararası şirketlere daima güven vermektedir. Nitekim, pandemi nedeniyle dünya ekonomisinde daralmanın yaşandığı bu yıl, Turqualiyt’deki Türk markaları dünyada bir adım öne çıktılar ve tercih edilen oldular. Bir diğer konu, Turquality’deki firmaların risk yönetim planları olduğu için, ilgili planlarını hızlıca devreye alarak bu konuda da bir adım önce çıktılar. Aynı zamanda, Turquality kapsamındaki firmaların, hedef pazar desteklerinin 6 ay uzatılması da bir adım öne çıkmalarını sağladı” dedi. 

Turquality’nin, işletmelere sağladığı değer nedir?

Turquality iş modelinin işletmelere sağladığı değeri anlatan Dr. Salim Çam, şunları kaydetti: 

-*Mevcut verimlilik artışına katkısı: %17

*Mevcut ihracat artışına katkısı: %15

*Mevcut iç piyasa artışına katkısı: %10

*Mevcut karlılığın artışına katkısı: %14

*Mevcut yeni ürün geliştirmeye katkısı: %12

*Mevcut marka bilinirliğine katkısı: %7

*Müşteri memnuniyet seviyesi: %97

*İsraf ve maliyetleri azaltmaya katkısı: %14

29 Eylül 2020 Salı

“Başarımızın sırrı, ekip olabilmekten ve yaptığımız her işten keyif almaktan geçiyor”

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



 Nihan Sıcakkanlı,

“Başarımızın sırrı, ekip olabilmekten ve yaptığımız her işten keyif almaktan geçiyor” 

Üniversitede sosyoloji, psikoloji ve felsefe eğitimi alan Radisson Blu Hotel Vadistanbul Genel Müdürü Nihan Sıcakkanlı, insan ilişkilerindeki başarısını; deneyim, disiplin, teknoloji, trendlerdeki yeniliklere hızlı uyum ve sanat ile harmanlıyor.

Aldığı eğitimin iş hayatında; empati kurma, çözüm üretme, kriz yönetimi gibi konularda ciddi faydasını gördüğünü anlatan Nihan Sıcakkanlı, şunları söyledi: 

“Aldığım eğitim ve insan ilişkilerindeki başarım ile düzenli, disiplinli ve kuralcı olmam birleşince,  ortaya başarıya odaklı ve bu başarıyı eğlenerek elde eden bir yaşam modeli ortaya çıktı” dedi. 

Her misafirin, unutulmaz deneyimler ile ayrılmasını hedefliyor 

Misafir memnuniyetini her zaman ön planda tuttuklarının altını çizen Nihan Sıcakkanlı, şunları kaydetti: 

“Artaş Grubu bünyesindeki otellerimiz, müşteri memnuniyetinde dünyadaki lider turizm tesisleri arasında bulunuyor. Global çapta elde ettiğimiz başarılarımıza bakınca, başarımızın sırrı, enerjik, pozitif ve yeniliklere uyum sağlayabilen ekiplerle çalışmaktan ve yaptığımız her işten keyif almaktan geçiyor. İstisnasız her misafirimizin unutulmaz deneyimler ile otellerimizden ayrılmasını hedefliyoruz ve bunun için ekip olarak çok çalışıyoruz. Aldığımız olumlu geri dönüşler, emeklerimizin karşılığını aldığımızı gösteriyor ve bu da yöneticiler olarak bizleri ve ekiplerimizi inanılmaz mutlu ederek, daha da başarılı olmak için motive ediyor” diye konuştu. 

Otel ve residence, hizmete ara vermeden devam ediyor 

Bu yıla ilişkin genel değerlendirmede bulunan Nihan Sıcakkanlı, konuşmasına şöyle devam etti: “Yıla güzel başladık, Ocak, Şubat ve Mart aylarını hedeflerimizin üzerinde tamamladık. Mart ayında pandemi ilan etmesiyle birlikte, dünya genelinde olduğu gibi, bizler de durgunluk yaşadık. Bu dönemde, grubumuz için çok değerli olan ekibimiz ile, otel ve residence olarak hizmetlerimize hiç ara vermeden devam ediyoruz. Önceliğimiz, misafirlerimizin, çalışanlarımızın ve iş ortaklarımızın sağlık, emniyet ve güvenliğini sağlamaktır. Bunu sağlamak amacıyla, dünyanın lider gözetim, denetim, test ve belgelendirme kuruluşu SGS ile işbirliği içinde olarak “Radisson Hotels Güvenlik Protokolü’’ olan derinlemesine dezenfeksiyon programını devreye aldık. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından organize edilen ve komisyon içerisinde Sağlık Bakanlığı, Bilim Kurulu ile ilgili Bakanlıklar ve kurumların bulunduğu Güvenli Turizm Sertifikasını almaya hak kazanan ilk turizm işletmeleri arasında yer aldık. Haziran ayındaki yeni normalleşme sürecinin başlamasıyla da, tesislerimizde  misafirlerimizi konuk etmeyi sürdürüyoruz. Dünyamızın ve insanlığın bir an önce bu süreci atlatıp, yeniden eski yoğun günlerimize dönmesini diliyoruz” dedi. 

Şehrin merkezinde ve İstanbul Havalimanı’na yakın konumlandı

Radisson Blu Hotel Vadistanbul ve Radisson Residences Vadistanbul turizm tesisleri, İstanbul’un yeni iş ve yaşam merkezi olarak Ayazağa’da hayata geçirilen Vadistanbul’un içinde yer alıyor. Oteli, residencesi, avm’si, ofisleri ve konutları ile Vadistanbul’un gündüz nüfusu yaklaşık 40 bin kişiyi buluyor. Bilindiği üzere, ülkemizin ilk havarayı projede hayata geçirilerek, şehrin metro ağına doğrudan özel bağlantı sağlanmıştı. Şehrin merkezinde konumlanan, TEM ve E-5 otoyollarına kolay ulaşımı bulunan proje, İstanbul Havalimanı’na 30 kilometre mesafede yer alıyor. 


“Şirketimizi ve iş sürecimizi, dijital dönüşüm ile yönetiyoruz”


 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Lidya Grup Kurumsal Satış Direktörü Betül Kayacık, 

“Şirketimizi ve iş sürecimizi, dijital dönüşüm ile yönetiyoruz”

Lidya Grup olarak teknolojideki gelişmeleri yakından takip ettiklerini anlatan Lidya Grup Kurumsal Satış Direktörü Betül Kayacık, şunları söyledi: 

“Dijital çağdayız. Teknolojide baş döndüren gelişmeler ve pandemiyle birlikte dijitalleşmenin ön plana çıkması, işletmelerde teknolojik altyapı ve dijitalleşme ihtiyacını katlanarak artırıyor. Bu hızlı teknolojik dönüşüme ayak uydurabilmek için öncelikle IT altyapısının güçlü ve güncel olması gerekiyor. Lidya Grup olarak, teknolojideki son gelişmeleri kendi sistemimize hızlıca adapte ederek, rekabet gücümüzü arttırıyoruz. Örneğin, kullandığımız SAP Businness One ERP yazılımı, finans, satınalma, stok, kalite, üretim planlama, proje sistemleri, satış, dağıtım, insan kaynakları gibi tüm iş sürecimizin, tek bir merkezden doğru ve hızlı şekilde takip edilmesini sağlıyor. Böylece, bir yandan iş sürecimizi etkin bir şekilde yönetirken, diğer yandan inovasyon ve büyüme alanında yeni fırsatlara imkan sağlıyor. Kısaca belirtirsem, şirketimizi ve iş sürecimizi, dijital dönüşüm ile yönetiyoruz” dedi. 

Müşterilerini, dijital baskı makinelerinde en son teknolojiyle buluşturuyor 

Hem şirketi dijital dönüşüm ile yönettiklerini, hem de yaptıkları iş nedeniyle müşterilerini en son teknolojiyle buluşturduklarını kaydeden Betül Kayacık, konuşmasına şöyle devam etti:  

“Temsil ettiğimizi Xerox, Epson, Efi, Sutec marka dijital baskı makinesi ürünlerinde en son teknolojiyi, dünya ile aynı anda, müşterilerimizin hizmetine sunuyoruz. Böylece, müşterilerimizin maliyetlerini kontrol altına alarak daha güçlü bir teknolojik altyapıya sahip olmalarına yardımcı olurken, verimliliklerini artırmalarına katkı sağlıyoruz. Bilindiği gibi temsil ettiğimiz ürünler, sıradan bir ekipman değildir, alanlarında en teknolojik, en akıllı dijital baskı makineleridir ve modern, mobil, teknoloji odaklı, iş gücünün üretkenlik ve verimlilik ihtiyaçlarını karşılayabilecek bir araç olarak öne çıkmaktadır. Örneğin, Xerox Connectkey teknolojisi, çok işlevli uyumlu yazıcıyı bir üretkenlik ekosisteminin merkezi haline getirir, sezgisel bir kullanıcı deneyimi sağlar, mobil ve bulut bağlantısı, komple güvenlik ve değer artıran hizmetlere erişim sunar. Yalnızca yazdırma, tarama ya da kopyalamadan çok daha fazlasını yapma imkanı veren bu yeni teknolojiler, daha önce hiç olmayan bir tarzda teknolojiye bağlanma ve kullanma imkanı da sağlamaktadır” diye konuştu. 

Lider taşın arkasına saklanırsa, takipçileri dağın arkasına saklanır

Liderlerin şirketlerin yönetimindeki önemine vurgu yapan Betül Kayacık, konuşmasında şunları belirtti: 

“Lider taşın arkasına saklanırsa, takipçileri dağın arkasına saklanır. Çünkü, özellikle olası krizler ve dalgalanmalar esnasında, tüm gözler “lidere” çevrilir ve liderin neler yapacağı takip edilir. Dijital baskı sektörünün lideri Lidya Grup olarak bizler, krizler ve dalgalanmalar sırasında sağduyulu, sakin, güven veren ve müşterilerimizi önceleyen bir tarz ile liderlik yaparken, müşterilerimize gereken destekleri veriyoruz. Önceliğimiz çalışanlarımızın ve müşterilerimizin sağlığıdır ve bu noktada gereken güvenlik tedbirlerini en üst düzeyde alarak çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Aynı zamanda, dijital baskı sektöründe  satılan ürünler, servis gerektiren ürünlerdir. Belirli dönemlerde, sarf malzemeleri ve bakımları gereklidir ve teknik servis de son derece önemlidir. Bir dijital baskı makinesinin çalışma performansı ne kadar iyi olursa olsun, eğer o markayı temsil eden distribütörün satış sonrası teknik servis hizmet organizasyonu yeterli değilse, müşteriler o distribütör ile çalışmayı istemez. Çünkü, bu makineler, uzun yıllar değer üreterek geri dönüşlerini sağlıyor ve makinelerde olası bir arıza durumunda teknik servis hayati durumdadır. Özetle, bu cihazların performanslarının devamlılığı, aldıkları teknik destek ile mümkün olmaktadır. Gerek makinelerin sarf malzeme tedariklerinin düzenli sağlanabilmesi, gerekse arıza olasılıklarını azaltma yada arıza halinde en hızlı şekilde müdahale müşteriler için en kritik konular arasındadır. Lidya Grup satış sonrası teknik ekip organizasyonu nedeniyle, temsil ettiği tüm markalarda pazar liderliğini elde etmektedir. Merkez binamız İstanbul’dadır ve İzmir, Antalya, İzmit, Konya’da bölge ofislerimiz bulunuyor. Samsun, Trabzon, Adana, Kayseri, Diyarbakır, Erzurum, Malatya, Van, Erzincan, Giresun, Çorum, Eskişehir’in aralarında bulunduğu illerimizde 20 civarında bayimiz mevcut. 100’ün üzerinde konusunda ciddi bilgi birikimi ve tecrübeye sahip insan kaynağımız olup, yaklaşık 45 kişilik satış sonrası servis ekibimiz bulunuyor. Kendi ofislerimiz ve bayilerimiz aracılığıyla, ülkemiz geneline hizmet veriyoruz. Her platformda belirttiğimiz gibi, şartlar ne olursa olsun, Lidya Grup olarak yeni başarılara imza atma kararlılığımızın ve motivasyonumuzun yüksek olması önemli artılarımızdandır. Müşterilerimize ve pazara yaklaşımımızın pozitif ve destekleyici olması, diğer global markaların da ilgisini çekmeye devam etmektedir” şeklinde konuştu. 


Lidya Grup Teknoloji Şöleni 2020 düzenlendi ...



 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Lidya Grup Teknoloji Şöleni 2020 organizasyonu, İzmir Bölge Ofisinin ev sahipliğinde İzmir’de düzenlendi. İçinde bulunduğumuz pandemi nedeniyle, randevulu, tedbirli ve kişiye özel olarak yapılan teknoloji günlerine, İzmir’in yanı sıra, Manisa, Muğla, Denizli’nin aralarında bulunduğu çevre illerden yoğun ziyaretçi katılımı gerçekleşti. 

Lidya Grup İzmir Bölge Ofisindeki organizasyona, Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, Lidya Grup Grafik Sanatlar Satış Direktörü Adem Öz, Lidya Grup Geniş Format Ürünler Satış Müdürü Mehmet Döner, Lidya Grup İzmir Bölgesi Kurumsal ve Grafik Sanatlar Satış Müdürü Ertan Uzun ve İzmir ofisi ekibi ile Xerox’dan Özgür Şenol, Arda Olgundemir, Emre Sofuoğlu, Hale Dilek ve Epson’dan Hayri Şenol ile ziyaretçiler katıldılar. 

Organizasyon boyunca, Lidya Grup’un analist ve teknik servisten uzman ekipleri, renk ve baskı yönetimi ve cihazların verimli çalışmalarıyla ilgili ziyaretçilerden gelen soruları yanıtladılar. Kendilerine özel düzenlenen etkinliğe katılan ziyaretçiler, tüm cihazları rahatlıkla incelediler, demo baskılarını aldılar ve anlaşmalarını yaptılar. 

Baskı kalitesi ve baskı hızında, yenilikler ile karşılaştılar 

Teknoloji Şöleni hakkında değerlendirmede bulunan Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi:  

“Dijital baskı sektöründe temsil ettiğimiz  Xerox, Epson, Efi, Sutec markalarımız ile ülkemiz geneline hizmet veriyoruz. Bu yıl, tüm dünyayı etkileyen pandemiye rağmen, firma olarak 2019 yılına oranla büyümeyi hedefliyoruz. Bizim için şartlar ne olursa olsun daima büyüme odaklıyız ve hedeflerimize ulaşma noktasında kararlılığımız yüksek. Sahip olduğumuz bilgi birikimimiz, tecrübemiz, organizasyon yapımız ve finansal gücümüz ile sadece ülkemizin değil, Avrupa’nın sayılı birkaç firması arasındayız. İçinde bulunduğumuz bugünlerde önceliğimiz, çalışanlarımızın, müşterilerimizin ve ekosistemimizde bulunan tüm paydaşların sağlığıdır. Hepimizin sağlığını koruma noktasında gerekli tedbirleri alıyoruz ve işlerimize devam ediyoruz. İzmir ofisimizde kişiye özel düzenlediğimiz teknoloji şöleni günlerine katılan, mevcut müşterilerimiz ve aday müşterilerimiz, daha önce görmedikleri baskı kalitesi ve baskı hızı gibi yenilikler ile karşılaştılar. Örneğin, yapılan demo baskılarda, Epson markasının 10 renkli eko solvent dış mekan cihazının mükemmel renk yelpazesini görenler, Xerox’un yeni nesil Primelink modelinin artırılabilir renklerini görenler ve UV baskı kanalında kendi markamız olan Sutec’deki yenilikleri görenler, tam bir teknoloji şöleni yaşadılar diyebiliriz” dedi. 

Ziyaretçiler, teknolojiyi yakından inceleme ve demo yapma imkanı yakaladı 

Organizasyon boyunca ziyaretçilerin teknolojiyi yakından inceleme ve demo yapma imkanı bulduklarını anlatan Lidya Grup Grafik Sanatlar Satış Direktörü Adem Öz, şunları kaydetti: 

“Sergilediğimiz ürünler hakkında kısaca bilgi verirsek, kendi markamız Sutec ile UV baskı kanalına şimdiye kadar görülmemiş bir “fiyat performans oranı memnuniyeti”ni pazara getirmiştik. İş ortaklarımız ve müşterilerimiz, UV baskıda istedikleri renk kalitesini alabileceklerini, Türkiye’nin neresinde olurlarsa olsunlar makinenin arkasında güçlü bir teknik servisi ağının olduğunu, makineyi uzun ömürlü kullanabileceklerini ve boya konusunda bir standardın olduğunu biliyorlar. Temsil ettiğimiz Xerox’un, yeni nesil lazer baskı cihazı olan Primelink 9070, kendi segmentinde olmayan bir yenilik ile karşımıza çıktı. Bu yılın başında da Avrupa’da ilk defa, fuarda biz tanıtmıştık. Primelink’i rakiplerinden ayıran 3 büyük özelliği var. Bu özelliklerin her biri tek başına bir modelde dahi olsa ses getirirken, Xerox tüm bu özellikleri bir modelde topladı. Cihazın 4 renk baskısı opsiyonel olarak CMYK+ kit ile 4+4 olarak 12 renge çıkıyor. 4 adet neon renge ek olarak ayrı bir kitte beyaz, silver, gold ve clear tonerleriyle birlikte bu cihaz kendinden kat kat büyük olan cihazların becerilerine göz kırpıyor. Ayrıca, model 350 gr kağıda baskı alabiliyor ve kağıt ölçüsü 33x66’ya kadar da çıkabiliyor. Epson SC-S 80610 modeline gelirsek, bu cihaz için şunu söyleyebilirim. Göremeyeceğiniz renk ve detay bırakmayan bir teknolojiye sahip. Bir dijital baskı merkezi SC-S 80610 modeline sahip ise, rakiplerinin aynı kalitede baskıyı alabilmeleri için bu cizaha sahibi olmaları gerekiyor. Kısaca etkinliğimiz sırasında; Sutec’ten ST 7590, Xerox’dan Versant 3100, Primelink 9070, D95A ve Epson’dan  SC-S80610, B6000 gibi sergilediğimiz dijital baskı makinelerini canlı olarak test etme ve demo baskı alma fırsatı yakaladılar ve anlaşma yaptığımız birçok ziyaretçimiz oldu” diye konuştu. 

Kişiye özel organizasyon, yoğun ilgi gördü 

Organizasyon sırasında ziyaretçilerin girişinden çıkışına kadar tüm tedbirleri aldıklarının altını çizen Lidya Grup İzmir Bölgesi Kurumsal ve Grafik Sanatlar Satış Müdürü Ertan Uzun, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Etkinliğimizi Nisan ayında 1 veya 2 gün olarak yapmayı planlamış, fakat o tarihlerdeki koşullardan dolayı iptal etmek zorunda kalmıştık. Hayatımız kısmen de olsa normale dönmeye başladığında düşünsek de, bu sene fuarlar iptal edildi ve sektör yenilikler hakkında bilgiden mahrum kaldı. Sonuçta, bizim sektörümüz deneyimleyerek bilgi sahibi olmaya yatkın bir sektör ve hatta bu deneyimleme yatırım kararlarının olmazsa olmazı diyebiliriz. Biz de, randevulu, tedbirli ve kişiye özel olarak fuar konseptinde bir teknoloji şöleni hazırladık ve etkinliğin gün sayısını da artırdık. Katılmak isteyen tüm ziyaretçilerimize, özel bir saat aralığı verdik ve çakışmaların olabileceğini düşünerek de bahçemizde açık bir bekleme alanı da oluşturduk. Ziyaretçilerimizin ilk girişinden çıkışına kadar, tüm tedbirleri aldık, her ne kadar maske ve eldiven kullanılmış olsa da, iki ziyaretçi arasında cihazlarımızı dezenfekte ettik. 5 gün boyunca İzmir, Manisa, Muğla ve Denizli dahil çevre illerden yoğun bir ziyaretçi oldu” şeklinde konuştu. 


24 Eylül 2020 Perşembe

EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



 EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri sahiplerini buldu..

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından İstanbul Ticaret Odası’nın (İTO) katkıları Alternatif Bank, Yıldız Holding, Garanti BBVA'nın ana sponsorluğunda ve Turkcell'in iletişim ve teknoloji sponsorluğunda gerçekleştirilen12. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri töreni pandemi nedeni ile hibrit online şeklinde sahiplerini buldu.

12. Ekonomi Basını Başarı Ödülleri töreni İstanbul Ticaret Odası’nın Eminönü’ndeki binasında sosyal mesafe kurallarına göre gerçekleştirildi. Zoom üzerinden canlı yayınlanan törene sadece ödül alan gazeteciler, jüri üyeleri, sponsorlar, EGD ve İTO’nun yönetim kurulları katıldı. Törende konuşan, İTO Başkanı Şekib Avdagiç, “Ekonomi Gazetecileri Derneği’nin 12 yıldır kesintisiz olarak düzenlediği bu ödül törenini Kovid-19 salgını nedeni ile bu seneki töreninin gecikmesine sebep olsa da yapılmasına engel olamadı. Bunu çok önemli ve anlamlı buluyorum.Bir konuda daha sizi tebrik etmek istiyorum;üreticinin, KOBİ’lerin, tüccarların, üretimin parçası olan aktörlerin hayata tutunmasını sağlayan çok güzel haberle yaptınız. Ayrıca Korona günlerinde EGD üyeleri, gerek sosyal medya hesapları üzerinden ve gerekse zoom gibi online mecralar üzerinden iletişimi sürdürdü. Etkinliklerini bu mecralar üzerinden daha yoğun olarak devam ettirdi. Bunu biliyorum; çünkü bu etkinlerinden birine İstanbul Ticaret Odası Başkanı olarak ben de konuk oldum” dedi. 

Turkcell Genel Müdürü Murat Erkan,da yaptığı konuşmada”Pandemi sürecinde basın yayın kuruluşlarının önemi bir kez daha ortaya çıktı. Ekonomi gazetecilerini çatısı altında toplayan EGD çok önemli bir misyona imza attı. Gerçekleştirdiği etkinliklerle bir yandan ekonomi gazeteciliğinin gelişimine katkı sağlarken, diğer yandan da mesleğe gönül verenleri motive ediyor” dedi. Ülkesi ve milleti için çalışan şirketlerin yaptıkları işleri anlatmasında birincil iletişim kaynağının medya organları olduğunu ifade eden Erkan” Bu bakımdan bizlerin sesi olduğunuz için de ayrıca teşekkür ederim. Biz de sizlerin görev yaptığı saygın medya kuruluşlarına dijital platformlarımızla destek olmaya gayret ediyoruz” dedi. 

Pandemi salgını sürecinde ekonomiyle ilgili buluşmaları sürdürdüklerini, yaptıklarıonline toplantılarla ekonomideki gelişmeleri üyeleri ve kamuoyuna aktardıklarını anlatan EGD Başkanı Celal Toprak da yaptığı konuşmada “EGD olarak online toplantılarda önderlik yaptık, aynı zamanda ekonomi yayıncılığını dijitale taşıdık. Çeşitli mecraları kullanarak ekonomide kal çalışmasını yaptık. Şimdi de bu ödül töreninde bir ilki deniyoruz. Hibrit bir buluşma gerçekleştiriyoruz. Çok sayıda üyemiz, EGD dostu bizi zoom üzerinde takip ediyor. Ödül alan arkadaşlarımızla buradayız. Pandemi sürecinde kurallara uyarak ekonomiyi hep gündemde tutmaya çalışıyoruz. Yeni döneme ekonomi yayıncılığını adapte ediyoruz" dedi.

 

Gecede ödül kazanan isimler;

 Ekonomi Haberi (Yazılı Basın)- Emre Eser- Hürriyet (Akbil Öğretim Fakültesi!)

 Ekonomi Haberi (Tv)-Ceren Dilekçi- Bloomberg HtTv   (Chatham House Başkanı JimO'neill )

 Ekonomi Haberi (İnternet) **Sinan Sayrugaç Anısına - Rahim Ak- www.haberturk.com.tr  (Milyonerler Borsaya Döndü) 

Söyleşi Röportaj (Yazılı Basın)- Orhan Orhun Ünal- Yeni Şafak  (Güzel Ve Çirkin) 

 Köşe Yazarı -Rüştü Bozkurt- Dünya /  Serpil Yılmaz- Sözcü

 Ekonomi Programı (Televizyon)- Özlem Doğaner- A Para  (Paranın Yönü)

 Ekonomi Programı (Radyo)-Serhat Ayan-  (RsFm )

Yılın Araştırma Haberi (Yazılı Basın)- Olcay Büyüktaş- Cumhuriyet (800 Milyon Kadın Taciz Mağduru) 

Yerel Basın Ödülü (Yazılı Basın)-Utkucan Akkaş- Ege Telgraf (Tarımın Büyümesi İçin Yeni Toprak Haritası Şart) 

 Jüri Teşvik Ödülü-Gökhan Ergöçün- Anadolu Ajansı  (Türkiye, Buğdayda Kurak Seneler İçin Hazırlık Yapmalı) 

 Jüri Özel Ödülü-Hakan Güldağ- Dünya

 Nezih Demirkent Özel Ödülü-Kerim Ülker-Dünya ( Söz Veren Çok Yatırım Yapan Yok) 

Namık Ahıska Özel Ödülü -Sayime Başçı- Sözcü (Kaçak Rakının Vergi Kaybı 1.5 Milyar Dolar) / İbrahim Acar- Sabah (Hayatımız Coin Oluyor)

 Bülent Yardımcı Özel Ödülü- Ayşegül Küçükkurt – Para Dergisi  (Tüketiciyi Ham Yaptı) / Önder Çelik- Türkiye  (Dönerde Gıda Terörü Bitiyor)

 Esen Salihoğlu Özel Ödülü/ Veysel Ağdar- Dünya (Konkordatoda 3 Mahkeme 3 Ayrı Karar)

 Barış Bektaş  Özel Ödülü/ Ömer Temur- Türkiye ( Yapay Zeka Sen Aylan Bebek Çekebilir Misin?)  

 EGD Ekonomi Basını Başarı Ödülleri'ni belirleyen jüri üyelerine sertifika takdim edildi.

 Jüri üyeleri şu isimlerden oluştu:

 Vahap Munyar-   Ali Çağatay-  Abdurrahman Yıldırım-  Jale Özgentürk-  Dilek Güngör-  Hasan Arslan-   Oya Yalıman- Faruk Erdem-  Hayri Çetinkaya-  Bilal Emin Turan-   İbrahim Acar-   Talip Yılmaz-   Recep Erçin- Yaşar Kızılbağ-  Fikri Türkel- İsrafil Kuralay-   Sedat Yılmaz- Günseli Özen-  Levent Ulusoy- Servet Yıldırım- Orhan Turan- Ümit Boyner- Sibel Asna- Canan Eraslan - Sadi Özdemir- Serpin Alparslan-  İdriz Çokal- Celal Toprak-


23 Eylül 2020 Çarşamba

Emirates’in Uçuş Ağı 85 Şehre Ulaşacak...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Emirates’in Uçuş Ağı 85 Şehre Ulaşacak


Emirates, 11 Eylül'den itibaren Moskova'ya yolcu hizmetlerinin yeniden başlamasıyla küresel ağını 85 şehre çıkarmış olacak.

Emirates, 11 Eylül'den itibaren haftada iki uçuşla Moskova Domodedovo Havalimanı'na (DME) yolcu hizmetlerini yeniden başlatacak. Moskova'ya uçuşların yeniden başlaması, havayolunun Avrupa'daki genişleyen ağını 26 şehre çıkararak Emirates'in küresel yolcularına Avrupa'ya daha fazla seyahat seçeneği ve Rusya'daki yolculara Dubai üzerinden Orta Doğu, Asya Pasifik ve Afrika'ya yeni bağlantılar sunacak.

Emirates, seyahat taleplerini karşılamak için yolcu operasyonlarının sorumluluğunu sürdürmek amacıyla uluslararası ve yerel yetkililerle yakın bir şekilde çalışıyor.Uçuş ağı bağlantısını kademeli olarak yeniden kuran Emirates,  yolcularının, mürettebatının ve topluluklarının sağlık ve güvenliğine daima öncelik veriyor. Moskova'nın eklenmesiyle birlikte Eylül ayında Emirates'in küresel ağı 85 şehre ulaşacak.

Moskova'ya uçuşlar Cuma ve Cumartesi günleri olmak üzere haftada iki kez gerçekleştirilecek. Cuma günleri, Emirates'in EK 133 sefer sayılı uçuşu Dubai'den 10:10'da kalkacak ve yerel saatle 14:25'te Moskova'ya varacak. EK 134 sefer sayılı dönüş uçuşu, Moskova'dan 17:35'te kalkacak ve yerel saatle 23:35'te Dubai'ye varacak. Cumartesi günleri, Emirates'in EK 131 sefer sayılı uçuşu Dubai'den 16:15'te kalkacak ve yerel saatle 20:30'da Moskova'ya varacak. EK 132 sefer sayılı dönüş uçuşu, Moskova'dan 23:20'de kalkacak ve ertesi gün yerel saatle 05:30'da Dubai'ye varacak.

Emirates’in Boeing 777-300ER ile gerçekleştirilecek olan uçuşları için emirates.com.tr üzerinden veya seyahat acenteleri aracılığıyla rezervasyon yapılabilir. Yolcular ayrıca, Emirates'in çok sayıda bölgesel noktaya  erişim imkanı sunan Rusya'daki ortak uçuş iş ortağı S7 Airlines ile   uçuş bağlantılarının keyfini çıkarabilirler.

Dubai uluslararası iş ve eğlence amaçlı ziyaretçilere kapılarını yeniden açarken, yolcular şehre seyahat edebilir veya seyahatleri sırasında şehirde bir mola verebilirler. . Seyahat edenlerin, ziyaretçilerin ve toplumun güvenliğini koruma amacıyla, hangi ülkeden geldikleri fark etmeksizin Dubai’ye (ve BAE’ye) gelen BAE vatandaşlarının, BAE’de ikamet edenlerin, turistlerin ve burada aktarma yapan tüm yolcuların COVID-19 PCR testi yaptırması zorunludur.

İstikamet Dubai: Güneşli plajları, kültürel miras etkinlikleri ve birinci sınıf konaklama ve eğlence tesisleriyle, Dubai en popüler küresel şehirlerden biridir. 2019 yılında şehir 16,7 milyon ziyaretçiyi ağırlamış ve yüzlerce küresel toplantı ve fuarın yanı sıra spor ve eğlence etkinliklerine ev sahipliği yapmıştır. Dubai, ziyaretçilerin sağlık ve güvenliğini sağlamak amacıyla aldığı kapsamlı ve etkili tedbirler ile Dünya Seyahat ve Turizm Konseyinden (WTTC) Güvenli Seyahat damgası alan dünyanın ilk şehirlerinden biri olmuştur.

Esneklik ve güvence: Emirates'in rezervasyon politikaları, yolculara seyahat planlarında esneklik ve güven sunar. 30 Kasım 2020 tarihinde veya öncesinde seyahat etmek üzere 30 Eylül 2020 tarihine kadar bir Emirates bileti satın alan yolcular, COVID-19 ile ilgili beklenmedik uçuş veya seyahat kısıtlamaları nedeniyle seyahat planlarını değiştirmek zorunda kalmaları durumunda ya da Flex ve Flex plus tarifesi üzerinden rezervasyon yaptıkları takdirde    seyahat esnekliği sunan rezervasyon koşullarından ve seçeneklerinden yararlanabilirler. Daha fazla bilgi için buraya tıklayın.

COVID-19 ile ilgili masraflar için ücretsiz, küresel teminat: Yolcular, seyahatleri sırasında kendilerine COVID-19 tanısı konması halinde, havayolunun COVID-19 ile ilgili tıbbi masrafları ücretsiz karşılamayı taahhüt etmesi sayesinde artık güvenle seyahat ediyorlar. Bu teminat 31 Ekim 2020 tarihine (ilk uçuş 31 Ekim 2020 tarihinde veya öncesinde tamamlanmış olmalıdır) kadar Emirates’le uçan yolcular için geçerlidir. Yolcular, seyahatlerinin ilk uçuşunu gerçekleştirdikleri andan itibaren 31 gün süreyle faydalanmaktadır. Bu uygulama ile Emirates yolcuları Emirates ile uçtukları şehre vardıktan sonra başka bir şehre seyahat etseler bile, bu teminatın güvencesinden yararlanmaya devam etmektedirler. Daha fazla bilgiye aşağıdaki adresten ulaşabilirsiniz: https://www.emirates.com/tr/turkish/help/covid19-cover/ .

Sağlık ve güvenlik: Emirates, seyahatlerinin her adımında yolcuların ve çalışanlarının gerek yerde gerekse havada güvenliklerini sağlamak amacıyla tüm yolculara maskeler, eldivenler, el dezenfektanı ve antibakteriyel mendiller içeren ücretsiz hijyen kitlerinin dağıtılması da dahil olmak üzere kapsamlı bir dizi tedbiri uygulamaya koymuştur. Bu tedbirler ve her uçuşta sunulan hizmetler hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki adresi ziyaret ediniz: https://www.emirates.com/tr/turkish/help/your-safety/ .

Turist giriş şartları: Uluslararası ziyaretçilerin Dubai’ye giriş koşulları hakkında daha fazla bilgi almak için aşağıdaki adresi ziyaret ediniz: https://www.emirates.com/tr/turkish/help/flying-to-and-from-dubai/

Dubai’de ikamet edenler en son seyahat koşullarını aşağıdaki adresten kontrol edebilirler: https://www.emirates.com/tr/turkish/help/flying-to-and-from-dubai/

Emirates hakkında:

Emirates, dünyayı global merkezi olan Dubai aracılığıyla birbirine bağlayan, dünyanın en hızlı büyüyen havayolu şirketlerinden biridir. 270 uçaktan oluşan filoya sahip Emirates, bugüne kadar 500’ün üzerinde uluslararası ödül kazandı. Emirates modern, verimli ve rahat uçaklarıyla 1987 yılından beri Türkiye’deki yolcularını Dubai üzerinden dünyaya bağlıyor.


22 Eylül 2020 Salı

Kolaymedikal platformu ile medikal sektörü dijital dönüşümünü sağlayacak ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Medikal sektöründe dijital dönüşüm, Kolaymedikal ile gerçekleşiyor  

Türkiye’de faaliyet gösteren medikal cihaz üreticisi ve satıcılarının Ürün Takip Sistemi (ÜTS) projesi ile entegre bir şekilde çalışmaları yasal bir zorunluluktur. Sağlık Bakanlığı tarafından geliştirilen ÜTS projesi, ülkemizde üretilen veya ithal edilen tüm tıbbi cihazların ve kozmetik ürünlerin, üretim bandından satılıp kullanıldığı yere ve hastaya kadar takip edebilmesini sağlayan bir sistemdir. 

Son yıllarda e-Dönüşüm uygulamaları artarak devam ediyor. Bununla birlikte, eczane, medikal ve optisyenlik müesseseleri gibi sağlık hizmeti sunucuları ile medikal malzeme ve ilaç/etken madde temin eden tüm mükelleflere, 1 Ocak 2021 tarihinden itibaren, brüt satış hasılatına bakılmaksızın e-Fatura ve e-Defter zorunluluğu geliyor.

e-Dönüşüm sürecinin öncü şirketi Kolaysoft Teknoloji, medikal sektörünün dijital dönüşüm yolculuğu için “Kolaymedikal Platformunu” hazırladı. ÜTS yazılımı ile entegre çalışan Kolaymedikal Platformu sayesinde, medikal sektörünün hayatı kolaylaştırırken, dijital dönüşüm süreçlerini hızlı ve kolay bir şekilde yapacaklardır. 


Kolaysoft Teknoloji, e-Dönüşüm pazarının %20’sinin altyapısını sağlıyor 


Son yıllarda işletmelerin gündeminde olan e-Dönüşüm çalışmaları hakkında bilgiler veren Kolaysoft Teknoloji AŞ Genel Müdürü Kezban Boztürk, şunları anlattı:  

“İş hayatımıza zorunluluk olarak giren ve alışkanlıklarımızı değiştiren “dijital dönüşüm”, iş yapış şeklimizi tekrar tasarlamamız için yeni fikirler verdi. Kamu ve özel işletmelerde finansal süreçlerin kontrolü, son yıllarda yaşanan teknolojik gelişmelerle, artık elektronik ortamda yapılmaya başlandı. Büyük bir hızla gerçekleşen dijital dönüşüm ile önümüzdeki birkaç yıl içinde tüm sektörlerin iş süreçlerini (muhasebe, insan kaynakları vb) kağıtsız ortamlarda yöneteceği ve denetleyeceği gerçeği hızla yaklaşıyor. e-Dönüşümün (e-fatura, e-defter, e-arşiv) getirdiği yenilikçi fikirler ve alışkanlıklar ile işletmeler dijital dönüşüm çalışmalarına başladılar. Dijital dönüşümde her zaman öncü olan medikal sektörüne, firma olarak değer katıyoruz. TİTCK (Türkiye İlaç ve Tıbbi Cihaz Kurumu), TEB (Türk Eczacılar Birliği), Optisyenler Birliği gibi kurumlar ile işbirliğimiz ve çalışmalarımız bulunuyor. Hizmet verdiğimiz müşterilerimize, e-Dönüşüm sürecini en kolay haliyle uçtan uca sunuyoruz. Hem Kolaysoft Teknoloji, hem altyapı hizmeti sunduğumuz 14 özel entegratör ile olan işbirliğimizi değerlendirdiğimizde, e-Dönüşüm pazarının %20’nin altyapısını Kolaysoft Teknoloji olarak biz sağlıyoruz” diye konuştu. 

Kolaymedikal ile sağlıklı veriye dayalı çalışma imkanı sağlanıyor

ÜTS yazılımı ile entegre çalışan Kolaymedikal Platformu, aynı zamanda tüm muhasebe yazılımları ile uyumludur. Kolaymedikal Platformu, medikal sektörüne hızlı, güvenli,  sistematik ve ekonomik yapısı ile sağlıklı veriye dayalı çalışma imkanı sağlıyor.

Kolaymedikal’in sağladığı faydalardan birkaçı şunlardır:  

1-Gelir İdaresi Başkanlığı (GİB)’na, e-fatura ve e-arşiv faturalarını ulaştırma ve saklama hizmeti.

2-Ürün Takip Sistemi (ÜTS) entegrasyonu ile kaydınızı tek tuşla tanımlayabilme hizmeti.

3-Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK)’na, faturalarınızı anında gönderebilme hizmeti.

Türk Milli Kadın Tekvando Sporcuları ile Sportquality açılışta buluştu ...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Türk Milli Kadın Tekvando Sporcuları ile Sportquality Platformu, geçtiğimiz günlerde açılışta bir araya geldi. Organizasyona, Loft Genel Müdürü Aydın Süha, AlchemLife Türkiye Satış Direktörü Cihan Gökyokuş, Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, Milli Tekvando Spor Antrenörü ve Tekvando Kulüp Başkanı Çağrı Kızıl, İbni Sina Enstitüsü ve Dünya Yaşlanma Konseyi Başkanı Gerontolog Dr. Kemal Aydın’ın aralarında bulunduğu yetkililer katılım göstererek, Çağrı Kızıl Tekvando Okulu Türk Milli Kadın Tekvando sporcularına ve adaylarına başarılar dilediler. Toplantıya, Devlet Eski Bakanı Kürşad Tüzmen, online olarak katılarak, sporun yeri ve önemi hakkında değerlendirmede bulundu. Sportquality Platformunun düzenlediği etkinlikte, sporun birleştirici ruhunun markaları da güçlendirmekte olduğu kaydedildi.  

Turquality, kurumsal sosyal projelerin ve sponsorlukların altyapısını oluşturuyor 

Ülkemizin devlet destekli ilk marka programı olan Turquality’nin, bir teşvik programından öte şirketler için “iş ve değer modeli” olduğunu ifade eden çizen Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, şunları söyledi: 

“Stratejik planlamadan insan kaynakları yönetimine, performans yönetiminden bütçe yönetimine, marka yönetiminden satış-pazarlama yönetimine, bilişim yönetiminden tedarik zinciri yönetime kadar tüm konuları kapsayan Turquality, bir karne ve bir akreditasyondur. Turquality karnesi pekiyi olan bir Türk işletmesinin, global pazarlarda dünya markası olma yolculuğu da başlamıştır. Aynı zamanda Turquality, sadece firmalarının kendi işletme çıkarlarını değil, toplumun genel çıkarlarını geliştirecek ve koruyacak çalışmalara imza atılmasına da öncülük ederek, kurumsal sosyal projelerin ve sponsorlukların altyapısını oluşturuyor. Türk markalarının dünyadaki başarısı ile Türk Milli Kadın Tekvando Sporcularının başarısını birleştirip, birlikte global çapta yeni başarılara imza atma hedefiyle yola çıkıyoruz. Bilindiği üzere Tekvando, savunma sanatı sporudur. Bu sporun kişiye kattığı özelliklerden ikisi, özgüven ve disiplindir. Turquality’e giren Türk işletmeleri de dünyadaki markalaşma yolculuğunda, Progroup’un danışmanlığında ciddi bir özgüvene ve disipline sahiptir. Sahip olduğumuz değerler, bizleri bir araya getirdi ve Sportquality Platformu’na start verdik. Bu birliktelikle, hem kadınlarımızın tekvando sporundaki gücünü dünyaya göstereceğiz, hem Türk firmalarının globalde markalaşmasına değer katacağız” dedi. 


Zoom, iki faktörlü doğrulama (2FA) özelliğini duyurdu...

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Zoom, iki faktörlü doğrulama (2FA) özelliğini duyurdu

Zoom, kullanıcıların güvenliğini artırmak amacıyla 

mobil uygulama ya da SMS üzerinden ikinci bir kimlik doğrulaması yapmayı sağlayan 

İki Faktörlü Doğrulama (2FA) özelliğini bünyesine ekledi.

Zoom’un gelişmiş İki Faktörlü Doğrulama özelliği, yöneticilerin ve kurumların kullanıcılarını korumasını ve platform üzerinde ortaya çıkabilecek güvenlik açıklarını engellemeyi kolaylaştırıyor.

İki Faktörlü Doğrulama, kullanıcıların kimlik doğrulaması aşamasında kullanıcının hesabın sahibi olduğunu, kullanıcının bildikleri (parola ya da PIN), sahip olduğu objeler (akıllı kart ya da mobil cihaz) ya da fiziksel özellikleri (parmak izi, ses) gibi iki ya da daha fazla kanıt veya doğrulama bilgisi sunarak, işlemi gerçekleştiriyor.

Zoom 2FA’nın faydaları

Zoom’un tümleşik iletişim platformundaki 2FA çözümü, kullanıcılara aşağıdakilerin de arasında bulunduğu çeşitli faydalar sağlarken, doğrulama ve güvenlik açıklarına karşı korumanın güvenilir bir yolunu sunuyor:

- Artan güvenlik: 2FA ile kurumlar, çalışanların ya da öğrencilerin cihazlarına erişim sağlayarak ya da parolaları tahmin ederek kötü aktörlerin hesaplara erişim sağlamasını önleyen ek bir güvenlik katmanı ekleyerek kimlik hırsızlığı ve güvenlik açığı riskini azaltabilecek.

- Gelişmiş uyumluluk: 2FA kullanımı, kurumların hassas veri ve müşteri bilgileri için uyumluluk yükümlüklerini yerine getirmesine yardımcı olacak.

- Azalan maliyetler: Ufak işletmeler ve okullar için bir SSO hizmeti masraflı olabilir. Zoom 2FA çözümü, kullanıcıları doğrulamak ve güvenlik açıklarına karşı koruma için ücretsiz ve etkin bir yol sunuyor.

- Basitleşen kimlik yönetimi: 2FA, kullanıcıların sürekli parola yönetimi yapma gerekliliğini azaltan ek bir güvenlik katmanı sağlıyor.

Zoom 2FA ile kullanıcılar Google Authenticator, Microsoft Authenticator ve FreeOTP gibi Zaman Bazlı Tek Seferlik Parola (TOTP) sağlayan kimlik doğrulama uygulamalarını kullanabilecek. Ayrıca Zoom, SMS ile kod göndererek ya da telefon çağrısı ile de kimlik doğrulamanın ikinci aşamasını gerçekleştirebilecek.

Zoom 2FA nasıl etkinleştirilir ve kullanılır?

Zoom, SAML, OAuth ve/veya parola bazlı olmak üzere, farklı kimlik doğrulama metotları sunuyor. Bunlar, her hesap için birbirinden ayrı olarak etkinleştirilip devre dışı bırakılabiliyor. Zoom 2FA özelliğini hesap seviyesinde parola bazlı kimlik doğrulama için etkinleştirmek isteyen yöneticiler aşağıdaki adımları izleyebilirler:

1. Zoom ana sayfasına giriş yapın.

2. Navigasyon menüsünden Gelişmiş > Güvenlik sayfasını açın.

3. İki Faktörlü Kimlik Doğrulama ile Giriş Yap ibaresinin seçili olduğundan emin olun.

4. 2FA etkinleştirmesi için aşağıdaki seçenekleri kullanabilirsiniz:

o Hesabınızdaki tüm kullanıcılar

o Belirli rollerdeki kullanıcılar

o Belirli gruplardaki kullanıcılar

5. Kaydet’e tıklayarak 2FA ayarlarından çıkın.

Zoom’un 2FA özelliği ve kurumunuzdaki kullanıcılar için bu özelliği nasıl etkinleştireceğiniz hakkında daha fazla bilgi almak için Zoom destek sayfasını ziyaret edebilirsiniz.

Zoom platform güvenliği hakkında daha fazla bilgi almak için Güvenlik sayfasını ziyaret edebilirsiniz.



Zoom hakkında

Zoom Video Communications, Inc. (NASDAQ: ZM) kesintisiz video ortamında verimliliği artırmak için ekipleri bir araya getirir. Kolay, güvenilir, yenilikçi ve video öncelikli tümleşik iletişim platformumuz, masaüstü bilgisayarlar, telefonlar, mobil cihazlar ve konferans odası sistemleri arasında video toplantılar, webinar’lar ve sohbet gerçekleştirilmesini sağlar. Zoom, önde gelen iş uygulaması entegrasyonları ile kurumlara üstün deneyim sunar ve geliştirici araçları ile özelleştirilmiş iş akışları yaratmalarını sağlar. 2011 yılında kurulan Zoom’un merkezi San Jose, Kaliforniya’dadır ve dünyanın farklı noktalarında ofisleri bulunmaktadır. Daha fazla bilgi almak için zoom.com adresini ziyaret edebilir, @zoom_us hesabını takip edebilirsiniz.


Airbus yeni sıfır emisyon konsept uçağını duyurdu...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


 


#zeroe #zeroemissionsday #decarbonisation #sustainability #hydrogen

Airbus, 2035 yılına kadar hizmete girmesi planlanan dünyanın ilk sıfır emisyonlu ticari uçağı için üç konsept geliştirdi. Bu konseptlerin her biri, şirketin, tüm havacılık endüstrisinin dekarbonizasyonunda öncü olma çabalarını desteklemek için çeşitli teknoloji yollarını ve aerodinamik konfigürasyonları keşfederek sıfır emisyonlu uçuşa ulaşmak için farklı bir yaklaşımı temsil etmektedir.

Tüm bu konseptler, birincil güç kaynağı olarak hidrojeni işaret etmektedir. Bu, Airbus’ın temiz bir havacılık yakıtı ve diğer birçok endüstrinin de iklim nötr hedeflerini karşılayacağı bir çözüm olduğuna inandığı bir seçenektir.

Airbus CEO’su Guillaume Faury, “Bu, ticari havacılık sektörü için tarihi bir andır ve bu endüstrinin şimdiye kadar gördüğü en önemli geçişte öncü bir rol oynamayı planlıyoruz. Bugün açıkladığımız konseptler, dünyaya sıfır emisyonlu uçuşun geleceği için cesur bir vizyon sunma yolundaki çabalarımıza bir bakış sunuyor. Hem sentetik yakıtlarda hem de ticari uçaklar için birincil güç kaynağı olarak hidrojenin kullanımının havacılığın iklim etkisini önemli ölçüde azaltma potansiyeline sahip olduğuna inanıyorum” dedi.

“ZEROe” adı verilen ilk iklim nötr, sıfır emisyonlu ticari uçaklar için üç konsept şunları içerir:

Turbofan Tasarımı (120-200 yolculu) Kıtalar arası çalışabilen ve yanma yoluyla jet yakıtı yerine hidrojen ile çalışan modifiye bir gaz türbini motoru ile güçlendirilebilen, 2000’in üzerinde deniz mili menziline sahip .Sıvı hidrojen, arka basınç bölmesinin arkasında bulunan tanklar aracılığıyla depolanacak ve dağıtılacaktır.

Bir turboprop tasarımı (100 yolcuya kadar), turbofan yerine bir turboprop motoru kullanır ve aynı zamanda 1000 deniz milinden uzun seyahat edebilen modifiye gaz türbini motorlarında hidrojen yanmasıyla güç elde eder ve bu da kısa mesafeli seyahatler için ideal bir seçenektir.Bileşik-kanat gövdeli tasarım konsepti(200 yolcuya kadar)

Kanatların, turbofan konseptine benzer bir menzile sahip uçağın ana gövdesi ile birleştiği tasarım. Geniş gövde, hidrojen depolama,dağıtımı ve kabin düzeni için birden fazla seçenek sunar.

Guillaume Faury, "Bu konseptler, 2035 yılına kadar hizmete sunmayı planladığımız dünyanın ilk iklime zararsız, sıfır emisyonlu ticari uçağının tasarımını ve yerleşimini keşfetmemize ve olgunlaştırmamıza yardımcı olacak" dedi. “Bu konsept uçaklar için birincil güç kaynağı olarak hidrojene geçiş, tüm havacılık ekosisteminden kararlı eylemler gerektirecek. Hükümet ve endüstriyel ortakların desteğiyle birlikte, havacılık endüstrisinin sürdürülebilir geleceği için yenilenebilir enerji ve hidrojeni arttırarak bu zorlu görevin üstesinden geleceğiz." dedi.

Bu zorlukların üstesinden gelmek için havalimanları, günlük operasyonların ihtiyaçlarını karşılamak için önemli miktarda hidrojen taşımacılığı ve yakıt ikmali altyapısına ihtiyaç duyacaktır. Hükümetlerin desteği, bu iddialı hedeflere ulaşmak için araştırma ve teknoloji, dijitalleşme ve sürdürülebilir yakıtların kullanımını teşvik eden mekanizmalar ile birlikte daha eski, daha az çevre dostu uçakları daha erken emekliye ayırmak için uçak filolarının yenilenmesine öncülük edecek.


TÜRSAB ve İTO İstanbul Turizminin Geleceği İçin İş Birliğini Güçlendirecek...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Türkiye Seyahat Acentaları Birliği ve İstanbul Ticaret Odası, İstanbul turizminde yaşanan sorunlara çözüm bulmak ve İstanbul’u dünya turizminde daha üst sıralara taşımak için iş birliğini geliştirme kararı aldı. TÜRSAB Başkanı Firuz B. Bağlıkaya ve İTO Başkanı Şekib Avdagiç, İstanbul Ticaret Odası’nda yapılan toplantıda iki kurumun ortak çalışmalarla hayata geçirebileceği projeleri değerlendirdi.

Toplantıya, İstanbul Ticaret Odası Başkanı Şekib Avdagiç, TÜRSAB Başkanı Firuz B. Bağlıkaya, TÜRSAB Yönetim Kurulu Üyeleri Diyaeddin Şahin ve Nalan Yeşilyurt ile İTO Genel Sekreteri Doç. Dr. Nihat Alayoğlu, İTO Başkan Danışmanı Tuğrul Akay, TÜRSAB Genel Sekreteri Melike Ertekin, TÜRSAB Stratejik Planlama, Koordinasyon ve Pazarlama Grup Başkanı Levent Demirel ve TÜRSAB Bilgi Teknolojileri ve Medya İletişim Grup Başkanı Mesut Kanat katıldı.

TÜRSAB Başkanı Firuz B. Bağlıkaya, İstanbul’daki seyahat acentalarının UKOME ve IGA başta olmak üzere yaşadıkları sorunları İTO Başkanı Şekib Avdagiç ile paylaşırken, Avdagiç, sorunların çözümü için TÜRSAB’ın yanında oldukları mesajını verdi. Seyahat acentalarına UKOME ile ilgili sorunların aşılması konusunda destek vereceğini belirten Avdagiç, İstanbul Havalimanı’nda (IGA) yolcu karşılama ile ilgili sorunun da en kısa zamanda çözülebilmesi için gayret göstereceklerini dile getirdi.

TÜRSAB Başkanı Bağlıkaya, toplantıda İTO bünyesindeki Tüketici Hakem Heyetlerine turizm konusunda eğitim verilmesi hususunu da gündeme getirirken, İTO Başkanı Avdagiç söz konusu eğitimlerin en kısa zamanda yapılabileceğini ifade etti.

TÜRSAB tarafından hazırlanan “COVID-19’un Turizme Etkileri ve İstanbul Turizminin Geleceği” başlıklı raporun İTO Başkanı Avdagiç’le paylaşıldığı toplantıda, İTO’nun “Start-Up” projelerini destekleyen “Bilgiyi Ticarileştirme Merkezi”nin TÜRSAB Üyesi seyahat acentalarınca hazırlanan projelere destek vermesi kararlaştırıldı. Bununla birlikte İstanbul Ticaret Üniversitesi ile TÜRSAB Akademi arasında turizm belgelendirmesi ve sertifikasyonu konularında ortak proje ve çalışmaların geliştirilmesi hususunda mutabık kalındı.

TÜRSAB Başkanı Firuz B. Bağlıkaya toplantının ardından İTO Başkanı Avdagiç’e bugüne kadar İstanbul turizminin gelişimi için yaptığı çalışmalar için teşekkür ederek plaket takdim etti.


21 Eylül 2020 Pazartesi

ŞEF SOMER SİVRİOĞLU VE GASTRONOMİ TURİZM DERNEĞİ (GTD) EŞLİĞİNDE ÖZEL ETKİNLİK...








HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


WORLDFOOD ISTANBUL’DA MUTFAK PROFESYONELLERİ İÇİN,ŞEF SOMER SİVRİOĞLU VE GASTRONOMİ TURİZM DERNEĞİ (GTD) EŞLİĞİNDE ÖZEL ETKİNLİK

 Yeni nesil hibrit fuarcılık anlayışıyla kapılarını açmaya hazırlanan 28. WorldFoodIstanbul’da,  güvenilir ve sürdürülebilir gıdaya erişim öne çıkacak. Şef Somer Sivrioğlu, sağlıklı ve sürdürülebilir gıdaya yaklaşımı ile gıdalara bakışımızı değiştirmeye hazırlanıyor. 

Küresel ölçekte ekonomide kıpırdanmalar gerçekleşirken, Türkiye pandemi sonrası yeni normal dönem için geliştirdiği yeni yaklaşımlarla ekonominin çarklarının sağlıklı bir biçimde dönmesi için yoğun çaba sarf ediyor.

Bu yıl geleneksel ve dijital yaklaşımların hibrit yöntemlerle vücut bulacağı ticari etkinlikler arasında yer alan Uluslararası Gıda Ürünleri ve Teknolojileri Fuarı – WorldFoodİstanbul, 28’inci kez TÜYAP’ta kapılarını açmak için hazırlıklarını aralıksız sürdürüyor.

İstanbul Hububat Bakliyat Yağlı Tohumlar ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İHBİR) ve Ev Dışı Tüketim Tedarikçileri Derneği(ETÜDER) iş birliğinde, dünyanın ve Türkiye’nin en büyük fuarcılık şirketlerinden HyveGroup’un 25 - 28 Kasım tarihleri aralığında gerçekleştireceği WorldFoodİstanbul, birbirinden özel etkinlikleri yerli ve yabancı katılımcıları ve ziyaretçileri ile buluşturmak için gün sayıyor.

Hyve Connect sanal ticaret platformu aracılığıyla Fuar katılımcılarının ticari faaliyetlerini ve ilişki yönetimlerini güçlendirmeyi hedefleyen WorldFoodİstanbul, bu yıl ilk defa gerçekleştirilecek etkinliklerle de Fuarın verimliliğini artırmayı hedefliyor.

Gıdada Sürdürülebilir Uygulamalar

2020 yılının ilk günleriyle birlikte tüm dünyayı etkileyen Kovid-19, sektörleri de derinden etkilerken, insanların tüketim alışkanlıklarını ve tercihlerinideğiştirdi. Pandemi sonrası dünyada en çok etkilenen sektörlerin başında gelen gıda sektörü ise bu değişime en öncelikli adapte olması gerekensektör olarak öne çıkıyor. 

2050 yılındadünya nüfusunun 10 milyara ulaşması öngörülüyor. Küresel iklim değişikliğiyle birlikte doğada değişen dengeler, gıdanın erişilebilirliğine ilişkin haklı endişeler yaratıyor. 10 milyar bireyin sağlıklı bir şekilde beslenebilmesi için, gıdanın topraktan çatala olan serüveninde sürdürülebilir yaklaşımların önemi giderek artıyor.

Ekolojik, sosyal ve ekonomik boyutlardaki sürdürülebilirlik kavramı, inovasyonların yapı taşını oluştururken gıda sektörü için de -üretimden satış ve pazarlamaya kadar, her aşamada hayati bir önem taşıyor. Burada da sektörün tüm paydaşlarına çok önemli roller düşüyor.

Şef Somer Sivrioğlu ile Etkileyici Bir Fuar Deneyimi

WorldFoodIstanbul’un bu seneki yeniliklerinden biri olan FoodMaster’s Class ile Masterchef Somer Sivrioğlu, ziyaretçilere derinlemesine bir fuar deneyimi yaşatmaya hazırlanırken, gıdanın her aşamasında sürdürülebilir yaklaşımların önemine dikkat çekerek, gıdaya bakışımızı da değiştirecek.

Gastronomi Turizmi Derneği iş birliğiyle 27 Kasım Cuma günü gerçekleşecek etkinlikte; sektör profesyonelleri, Şef Somer Sivrioğlu eşliğinde fuar katılımcılarını ziyaret ederken firmaların süreçlerini sürdürülebilir kılmak adına yaptıkları çalışmalara, geliştirdikleri yeni teknolojilere ve sıfır atık insiyatifine odaklanacaklar.

Gıdanın tohumdan çatala olan süreci yanı sıra tüketimi konusunda da yettiği kadar tüketme bilincine sahip olmanın önemine dikkat çeken Şef Sivrioğlu, “Tarımda ve gıdada sürdürülebilirlik yaklaşımları, günümüz dünyasında daha da önemli hale geldi. Küresel ısınmanın etkilerinin ekilebilir topraklarımızı hızla kaybederek yaşıyoruz. Tüm dünyada tarımsal üretimin mali hacmi 3 trilyon dolar. Ve yaklaşık 8 milyar insan, 2019 yılında 400 milyar dolarlık tarım ürününü israf etti. Türkiye’de ise yıllık gıda israfının hacmi 214 Milyar Türk Lirası. Buradan hareketle, her aşamada bilinçli ve sürdürülebilir çözümlerle bu konuda hızla ve önemli ölçüde yol kat etmemiz gerekiyor. Alanında Türkiye’nin en etkili platformu olan WorldFoodIstanbul’un bu yıl gıdada sürdürülebilirlik konusuna odaklanmasını, bu alanda farkındalığı artırmak adına çok önemli bir çaba olarak görüyorum. Umarım bu bilinç en kısa sürede tüm platformlarda daha sık bir biçimde gündeme gelecektir. Doğaya iyi baktığımız sürece, karşılığını fazlasıyla alıyoruz. Böylece birbirinden lezzetli yemekleri yapma, yeme ve birbirinden keyifli sohbetleri elde etme şansına sahip oluyoruz,” sözleri ile WorldFoodIstanbul’un başta sektör profesyonelleri olmak üzere, herkes için çok güçlü bir platform olma özelliğinin altını çizdi.

Rüzgarın yönü değişirken en doğru kararı almak isteyen tüm sektör profesyonellerini Somer Sivrioğlu ile WorldFood İstanbul yolculuğuna bekliyoruz.

Etkinliğe katılımla ilgili detaylı bilgiye link aracılığı ile ulaşabilirsiniz

Öğrencileri gelmeden virüs gidecek....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


 Öğrencileri gelmeden virüs gidecek

Yüzyüze eğitimin önemseyen Kavram Eğitim Kurumları Corona’ya karşı virüssavarları devreye soktu. Öğrencilerin bulunacağı bütün mekanlar ultraviyole ışınlarla virüsten temizleyecek.

Online eğitimi yetersizliğinin ortaya çıkması üzerine pandemi döneminde yüzyüze eğitimin nasıl yapılacağına ilişkin araştırmalar hızlandı. Bu konuda ilk adımı Türkiye’nin en tecrübeli eğitim kurumlarından biri attı.Kavram Eğitim Kurumları tüm dünyada ekonomik ve sosyal hayatı alt üst eden Covid-19 salgınına karşı yüzyüze eğitimi önünü açan virüs savarları devreye soktu.

Hastalığın tırmanışını ve henüz kontrol altına alınamayan pandeminin seyrine ilişkin belirsizliği dikkate aldıklarını söyleyen Kavram Eğitim Kurumları Onursal Başkanı Bahattin Durmuş okullarda ve kurs merkezlerinde “sağlıklı ve güvenli yüz yüze eğitim formülü” için bilimsel biradım attıklarını söyledi.

Yaklaşık 40 yıllık eğitimci olan Bahattin Durmuş, “Araştırmaları sonucunda; kapalı ortamlardaki havayı, ultraviyole ışınlarını kullanarak,Corona dahil birçok virüsten, küf, maya ve bakteri gibi zararlı mikroorganizmalardan temizleyen bir sistemi uygulamaya soktuk. Uygulamanın Yeditepe Üniversitesi Biyosidal ve AR-GE Laboratuvarları’nda yapılan test raporuyla virüsleri yüzde 99,99 oranında yok ettiği kanıtlandı. UV PAK 19 adlı “hava sterilizasyon cihazını kullanarak öğrencilerimizi virüsten koruyacağız” dedi.

Durmuş, Avrupa Tıp Birliği’nin onayı doğrultusunda geliştirilen ve Sağlık Bakanlığı’ndan da onaylı hava sterilizasyon cihazının Kavram Eğitim Kurumları’nda 3 bin noktaya yerleştirileceğini açıkladı.

Temas ortamına monte edilecek

Hastaneler, mağazalar, ulaşım araçları, asansörler, bekleme salonları, güzellik merkezleri, müzeler, sinemalar, ofisler ve benzeri ortamlarda kullanıma uygun olarak üretilen UV PAK 19 cihazı, Kavram örneğiyle diğer eğitim kurumlarına da yayılabilecek.

Online eğitim konusunda yeterli altyapıları bulunduğu halde yüz yüze eğitimin enerjisinin daha yüksek olduğunu; yeni başlayacak öğrencilerle, sınavlara hazırlanan öğrenciler açısından örgün eğitimin daha gerekli ve yararlı olduğunu vurgulayan Kavram Eğitim Kurumları Onursal Başkanı,sınıflardan laboratuvarlara, koridorlardan öğretmen odalarına, kütüphanelerden servis araçlarına kadar tüm temas ortamlarını hava temizleme cihazı UV PAK19’la donatma kararının gerekçesini şöyle açıkladı:

“Cihazla ilgili Yeditepe Üniversitesi’nde yapılan Antiviral etkinlik deneme testlerinin raporu yüz yüze eğitime dönüş için çok heyecanlandırdı. Çünkü rapora göre UV PAK 19 hava temizleme cihazı Bovine Coronavirus dahil, test edilen virüslerin yüzde 99,99’unu etkisiz hale getiriyor. Cihazın ayrıca, ciddi bir bağımsız denetim firması tarafından verilmiş uygunluk belgesi bulunuyor. 

Pandemi sürecinde uzak kaldığımız çocuklarımızı bu sayedeyeniden okul sıralarında görmek istiyoruz. Yaşadığımız yeni normalde Sağlık Bakanlığı’nın belirlediği 14 kuralı gevşetmeden, titizlikle uygulayacağız.Ancak tüm dünya ülkeleri gibi biz de bir bilinmeyenle karşı karşıyayız.

Geleceğimiz olan çocuklarımızın, öğretmenlerimizin ve diğer çalışanlarımızın sağlıklı kalmasını, eğitimdeki çıtamızı korumayı çok önemsiyoruz.  Bu nedenle ek önlemden kaçınmadık. İnanıyoruz ki Kavram ailesinin her bireyi okuluna ya da kursuna evine girip çıkar gibi güvenle gidip gelebilecek.”  


18 Eylül 2020 Cuma

TÜRKİYE’DE CRUISE SEKTÖRÜ İÇİN TARİHİ ADIM!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Akdeniz’de biz de varız

Akdeniz’de İtalyan ve Yunan firmalarının güçlü olduğu Cruise Tatili sektöründe Türk şirketiartık kendi gemisiyle var olacak. Kruvaziyer otel işletmeciliği sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren Miray International-Miray Cruises, satın aldığı lüks yolcu gemisi ile büyük bir yatırıma imza attı. Dünyada Cruise Tatili sektörünün 40 milyar dolara yakın büyüklüğe ulaştığını belirten Miray International-Miray CruisesGenel Müdürü Ahmet Yazıcı, “Türkiye bu büyüklükten yeterli payı alamıyor. Türk şirketleri olarak sektörde güçlü olabilmemiz için kendi gemilerimize ihtiyacımız var. Gerçekleştirdiğimiz bu yatırım Türk Cruise sektörü için tarihi bir hamledir. Uluslararası rekabette elimizi güçlendirecektir” dedi.

Son yıllarda giderek popülerleşen Cruise Tatili sektörü,dünyada yaklaşık 40 milyar dolarlık büyüklüğe ulaştı. Akdeniz’de bu büyüklükten aslan payını alan İtalyan ve Yunan şirketlerine karşı Türkiye’den ilk hamle Miray International-Miray Cruises’dan geldi. Sektörde uzun yıllardır hizmet veren şirket, lüks yolcu gemisini satın alarak Cruisese ktöründe büyük bir yatırım gerçekleştirdi.

Bu satın almanın kruvaziyer otel işletmeciliği sektörü için çok önemli olduğunu belirten Miray International-Miray Cruises Genel Müdürü Ahmet Yazıcı, “Cruise; çok büyük bir sektör ve Akdeniz’de bu büyüklükten en çok payı İtalyan ve Yunan şirketleri alıyor. Türk şirketleri faaliyetlerini kiralık gemilerle sürdürdüğü için süreklilik sağlanamıyor. Miray International - Miray Cruises olarak sefere hazırladığımız lüks gemimizle Cruise sektöründe büyük başarıya imza attık. Bu satın alma Türk Cruise sektörü için tarihi bir hamledir. Uluslararası rekabette elimizi güçlendirecektir” ifadelerini kullandı.

KUŞADASI’NDA BEKLİYOR, YAKIN ZAMANDA TURLARA BAŞLAYACAK

Kuşadası’nda hizmete hazır halde bekleyen Miray Cruise gemimiz, yakın zamanda turlarına başlayacak. Miray Cruise gemisinin Akdeniz’in en gözde seyahat gemilerinden biri olduğunu belirten Ahmet Yazıcı, şu bilgileri paylaştı: “400 yolcu kabini (lüks oda) bulunan gemimiz, 1.000 yolcu kapasitesine sahip. 164 metre uzunluğunda olan seyahat gemisi, yakın zamanda Türkiye çıkışlı turlarına başlayacak.

Ege ve Akdeniz’de yolculuk edecek gemi Türk konseptinde servis ve yemek standartlarıyla hizmet vererek farkını ortaya koyacak.”

PANDEMİ NEDENİYLE OLAĞANÜSTÜ ÖNLEMLER ALINDI

Cruise tatilinin pandemi dönemindeki güvenilir tatil seçeneklerinden biri olduğunun altını çizen Ahmet Yazıcı, “Gemi içindeki misafirler ve hizmet sunan görevliler,önlemler dâhilinde içeri alınmış sağlık kontrolleri yapılmış kişilerdir ve gemiye alınan herkesin koronavirüs testleri yolculuktan hemen önce yapılır.Bu kişiler gemi içinde dışarıyla etkileşim halinde olmadığı için hiçbir görevli ya da misafir bir başkası için tehlike arz etmez.Gemiye giriş anından, turun bitimine kadar Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) ve Sağlık Bakanlığımızın önerdiği tüm önlemler ve kurallar gemide disiplinle uygulanmaktadır. Cruise seyahatleri boyunca yolcu ve mürettebatın sağlık durumu hem liman otoriteleri hem de gemi yönetimindeki sağlık ekibi tarafından sürekli gözlemlenmektedir.Bu kişiler gemi içinde dışarıyla etkileşim halinde olmadığı için hiçbir görevli ya da misafir bir başkası için tehlike arz etmez.” şeklinde konuştu.


GTD temsilciliği de Los angeles'da çok yakında hayata geçiyor olacak.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Gastronomi Turizmi Derneği Türk Mutfağını Los Angeles'da tanıtacak.

Los Angeles 'da Türk Mutfağı ve Türk ürünlerimizin tanıtımı için Los Angeles Başkonsolosu sn. Can Oğuz ve TC. Ticaret Bakanlığı Ticari Ateşesi sn. Yavuz Mollasalioğlu ile Türk kahvesi ve Baklava eşliğinde toplantı yapıldı.. Ülkemizin Los Angeles'da donanımlı ve nitelikli temsilcilerimiz ile işbirliği içinde olmaktan mutluluk duyduğunu belirten Boztepe 12 ay burada çalışmalar için önemli yatırım yapacaklarını belirtti.


Sayın Konsolos ve Ticari ateşe Dünya sanat merkezi ve ticaretin en önemli kentlerinden biri olan Los angeles'da yapılabilecek Türk Mutfağı tanıtım stratejisi yanısıra ;Türk Ürünlerinin marketlerde yer alması için GTD üyeleri ile strateji geliştiriyor olacak.


Bu noktada GT Hijyen belgeli ürünlerin marketlere yer alması için TC.Ticaret Bakanlığı ve TC.Turizm Bakanlığı ile GTD işbirlikleri içinde olacak.


GTD temsilciliği de Los angeles'da çok yakında hayata geçiyor olacak.


17 Eylül 2020 Perşembe

500 Milyar Euroluk Küresel Demiryolu Oyuncuları Eskişehir’e Geliyor...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR 



500 Milyar Euroluk Küresel Demiryolu Oyuncuları Eskişehir’e Geliyor

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı desteği ile Modern Fuarcılık tarafından düzenlenen RailIndustry Show Demiryolu Endüstrisi Altyapı ve Teknolojileri Fuarı, 02-04 Aralık 2020 tarihinde Eskişehir ETO TÜYAP Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Fuar, 500 milyar Euroluk küresel pazara hakim olan demiryolu oyuncularını Eskişehir'de sektör oyuncuları ile buluşturacak. 

Uluslararası demiryolu endüstrisinin kamu ve özel sektör temsilcilerini bir araya getirmeyi hedefleyen RailIndustry Show Demiryolu Endüstrisi Altyapı ve Teknolojileri Fuarı için geri sayım başladı. Fuar, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteğiyle 02-04 Aralık 2020’de yüzde 100 yerli sermayeyle kurulan Modern Fuarcılık’ın organizasyonuyla düzenleniyor. TCDD Taşımacılık AŞ., Ankara Sanayi Odası, Eskişehir Ticaret Odası, Eskişehir Sanayi Odası, DTD Demir Yolu Taşımacılığı Derneği, Raylı Sistemler Derneği ve Raylı Sistemler Kümelenmesi etkinliği destekleyen kurumlar arasında bulunuyor.

15 ülkeden katılan 100 yerli ve yabancı firmanın ve 3 binden fazla ziyaretçinin katılımıyla gerçekleşecek fuar, yeni iş bağlantılarının kurulması ve mevcut ilişkilerin geliştirilmesi için de önemli bir zemin oluşturacak. Küresel ölçekte 500 Milyar Euro’luk pazar payına sahip olan sektörün baş oyuncuları fuarda yerini alacak. Türkiye’den ve dünyadan altyapı, üst yapı, teknoloji, güvenlik, elektrifikasyon, sinyalizasyon ve IT firmalarının yanı sıra hafif raylı sistem üreticileri de RailIndustry Show’da iletişim halinde olacak. Organizasyonla ilgili açıklamalarda bulunan Modern Fuarcılık Genel Müdürü Moris Revah, projelerle finansörlerin fuarda bir araya geleceğinin altını çizdi. 

Projeler finansörlerle bir araya gelecek 

“Fuarlar esnasında demiryolu yatırımcıları ve proje sahiplerinin katılacağı bir konferans düzenlenecek. Konferansta; projeler, finansman modelleri ve finans kaynakları tartışılacak. Ayrıca konferansta banka, fon yöneticileri, yerli ve yabancı hükümet temsilcileri, yerel yönetimler, proje danışmanlık, sigorta ve hukuk şirketleri de yer alacak. Talebe göre, iş birliği amaçlı bire bir toplantılar da organize edilecek. Konferansın ardından, fuarla eş zamanlı olarak, sektöre ait spesifik konu başlıklarının ele alınacağı ayrı bir seminer düzenlenecek.

Fuar boyunca yapılacak konferanslarda işin teknolojisi, akademik yanı ve Endüstri 4.0 konuları uzmanlar tarafından ele alınacak. Demiryollarının Türkiye’deki gelişimi, yapılması gerekenler ve 2023 hedefleri de değerlendirilecek konular arasında. Metro yatırımları kapsamında belediyeler için ayrı bir panel hazırlanacak.”

Merkez üs Eskişehir

Eskişehir Ticaret Odası Başkanı Metin Güler de fuarın Eskişehir için büyük önem taşıdığını belirterek açıklamada bulundu: “Eskişehir, coğrafi avantaja, köklü bir ticaret ve sanayi geleneğine sahip. Odamızın, Eskişehir Fuar Kongre Merkezi yatırımına karar vermesinin en önemli nedenlerinden biri şüphesiz ki demiryolu endüstrisi. Merkez için hazırladığımız fizibilite raporunu inceleyen Kalkınma Bakanlığı, bir Anadolu şehrine yönelik en büyük desteği bize sağladı. Söz konusu fizibilite raporunun stratejik odağında, Eskişehir’in sahip olduğu kümeler bulunuyor. Demiryolu, havacılık ve seramik kümelerinin lobi gücüne katkı sağlanması, Eskişehir’de oluşacak fuarcılık endüstrisinin en önemli hedeflerinden. Ülkemizin modern sanayine öncülük eden TÜLOMSAŞ ve yan sanayileri, Uraysim projesinin Eskişehir de olması, Hasan Bey Lojistik üssünün Eskişehir de konuşlanmış olması ve Türkiye'deki demiryollarının tek kesişim noktası Eskişehir’deyken, fuarının ilimizde düzenlenmesi çok doğal.”

Fuar Alanında Alınacak Tedbirler

02-04 Aralık 2020 de gerçekleşecek olan RailIndustry Show kapsamında pandemi sebebiyle gerekli tüm tedbirlerin alınacağının altını çizen Revah; “ T.C. Sağlık Bakanlığının yönergeleri doğrultusunda tüm tedbirler alınacak. Başta maksimum hijyen tedariki olmak üzere, sosyal mesafe kuralları, yoğunluk kontrolleri, sağlık ekibi ve hizmetleri, yüksek ve kaliteli havalandırma sistemleri fuar esnasında aktif olarak kullanılacaktır.” dedi.

“Türkiye'deki raylı sistemlere 150 milyar Euro yatırım”

Eskişehir'in hem konvansiyonel hem de hızlı tren hatlarının kesiştiği bir nokta olduğunu söyleyen Modern Fuarcılık Genel Müdürü Moris Revah, ilin aynı zamanda İpek Yolu güzergahında bulunduğu için stratejik olarak önemli bir konumda olduğunu kaydetti; “Bu önemli organizasyon kapsamında sadece fuar değil, eş zamanlı olarak konferans ve farklı etkinlikler gerçekleştirilecek. Özellikle fuar zamanında alanında uzman insanlarla demiryolunun finansıyla ilgili çok ciddi bir konferans düzenliyoruz. Herhangi bir kısıtlama olamaması durumunda küresel ölçekte demiryollarında paranın başında olan finansörler ülkemize gelecek. Bu insanlar gerçekleştirdikleri konferansın ardından firmalarla direkt iletişime geçebilecek.” 

“Demiryolu gelişmişlik kriteri”

Bir ülkenin gelişmişliğini gösteren en önemli kriterlerden birinin ülkenin sahip olduğu demiryolu ağları olduğunu vurgulayan Revah, şunları ekledi: “Biz Asya ile Avrupa’nın tam ortasında, coğrafi olarak çok stratejik bir ülkeyiz. Ticaretin geliştiği bir yerde tam merkezdeyiz. Gelişmiş ülkelere baktığımız zaman ağırlıklı olarak ulaştırmanın demiryollarıyla yapıldığını görüyoruz. Avrupa’da insanlar uçaktan fazla treni kullanıyor. Özellikle Avrupa’da yanıcı, patlayıcı, büyük tonajlı her türlü yükün demiryoluyla taşınması zorunluluğu var. Raylı sistem hem karayolu trafiğini rahatlatıyor hem daha verimli bir taşıma modeli. Bir TIR’a en fazla 25 ton yükleyebilirsiniz ama sadece bir vagona 60 ton yüklemek mümkün. Trende 50 vagon olduğu zaman hesap ortada. Demiryolunda kar yağdı, çamura battı da yok. Demiryolu taşımacılığı denizyolundan yüzde 60, karayolundan yüzde 80 daha ucuz.” 

Pandemi Sürecinde Fuarlarda Dijitalleşme

Bu süreçte geliştirdikleri online organizasyonları hakkında da bilgi veren Moris Revah; “Pandemi sürecinde dünyada parlayan taşımacılık modeli olan Demiryollarının tüm paydaşları Wagon Expo Online B2B ve Metro Expo Online B2B’ de buluşacak. Mart 2020 de başlayan ve ne zaman biteceğini bilemediğimiz pandemi sebebi ile hem fuar organizasyonlarının, hem yurt dışı seyahatlerinin rutin şeklide gerçekleştirilemediği dönemde Modern Fuarcılık olarak sektör bilgi ve ilişkilerimizi kullanarak butik olarak tutacağımız 2 adet online B2B ticaret alanını sektör oyuncularına sağlamayı hedefliyoruz. 

Etkinliğin birinci ayağı olan yük vagonu üreticileri ve kullanıcıları, kamu kurumları, uluslararası ve yerli STK’ları bir araya getireceğimiz 2 gün sürecek olan Wagon Expo Online’ı gerçekleştireceğiz. Etkinliğin ikinci ayağında ise yine dijital platform üzerinden 2 gün sürecek demiryolu ve hafif raylı sistemlerde toplu taşımacılık konu başlığı ile üreticileri ve kamu kurum ve kuruluşlarını bir araya getirmek arzusu içerisindeyiz.”dedi.

“Metrolarda yüksek potansiyel var”

Demiryolu endüstrisinin iki bacağı olduğunu vurgulayan Moris Revah, “Birincisi TCDD, ikincisi de belki de daha büyük ayağı yerel yönetimlerin kontrolünde olan hafif raylı sistemler. Şu anda ülkenin konjonktürüne baktığımızda metrolarda çok fazla potansiyel var. İstanbul, Ankara, İzmir, Eskişehir, Adana, Antalya Belediyelerine ait metro ve tramvay şirketleri RailIndustry Show da katılımcılarıdır. Bu iller önemli potansiyel” ifadesini kullandı.


16 Eylül 2020 Çarşamba

Zyxel VMG3625-T50B’yi pazara sundu.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


VMG3625-T50B İle Hızınıza Hız Katın



Zyxel Networks, 802.11ac teknolojisi destekli yeni modemi: VMG3625-T50B ile hibrit eğitimde öğrencilerin ultra hız ihtiyacına cevap veriyor

Bulut tabanlı ağ teknolojileri alanında uçtan uca çözümler sunan Zyxel Networks, öğrencilerin ultra hız ihtiyacına cevap veren 802.11ac destekli yeni modemi; VMG3625-T50B’yi pazara sundu. 

İlkokul,  ortaokul ve lise öğrencileri 31 Ağustos’ta uzaktan eğitime başladı. 21 Eylül 2020’de ise kademeli olarak yüz yüze eğitime geçiş planlanıyor. Ülke genelinde son günlerde Covid -19 pandemi vakalarının artması okullarla ilgili belirsizliğe neden oluyor. Tüm bu gelişimler ışığında bir süre daha hibrit eğitim modeli devrede kalacak gibi görünüyor. Öte yandan uzaktan eğitimin daha verimli olabilmesi için evlerde kesintisiz, güvenli ve hızlı bir internet erişimine de ihtiyaç artıyor. Pazarın bu beklentisine cevap veren Zyxel, yeni modemi ile öğrencilerin hayatını kolaylaştırmayı ve onlara dijital geleceğe hazırlamayı hedefliyor. 


Zyxel’in yeni modemi; VMG3625-T50B, hem VDSL, hem ADSL, hem fiber/kablolu bağlantıları destekliyor. 802.11AC 2x2 Wave 2 teknolojisi sayesinde ürün, 2.4GHz bandında 300 Mbps, 5GHz bandında ise 867 Mbps kablosuz hız sunabiliyor.

MIMO (MU-MIMO) ve Beamforming gibi performans artırıcı özelliklere sahip modem, yüksek WiFi hızı ile; evde kesintisiz online eğitime imkan tanırken, video konferans görüşme, çevrimiçi oyun ve HD film izleme deneyimini de en üst seviyeye çıkartıyor. 

Beyaz şık tasarımıyla modern ev ve ofis dekorasyonuna uyum sağlayabilen cihaz,  kolayca duvara monte edilebiliyor. 

İnternet bağlantısının veriminde servis sağlayıcı konumunda olan firmalardan alınan hızın önemine dikkat çeken Zyxel Retail Satış Müdürü Mehmet Yılmaz evin her odasında sorunsuz internet erişimi için güçlü bir modem router kullanılmasını öneriyor. 

Mehmet Yılmaz VMG3625-T50B’nin öğrencilere sağladığı avantajları şöyle özetliyor: 

“Yeni modemimiz sayesinde Youtube, Zoom, Google Classroom gibi uygulamalar üzerinden onlarca öğrenci kesintiye uğramadan verimli bir şekilde derse iştirak edebilir. Cihazın bünyesinde barındırdığı asimetrik hız sınırlandırma / QoS teknolojisi, öğrencilerin ders saatlerinde ağdaki tüm bant genişliğini kullanmaya izin verebiliyor. Öte yandan MIMO ve beamforming özelliği bulunan cihazın sunduğu teknolojik imkanlarla öğrenciler Zoom üzerinden dersleri takip ederken; ebeveynler ise bir aynı anda kesintiye uğramadan Teamsdeki sanal ofislerdeki toplantılarına katılabilirler. 

Modemin paket filtreleme, DoS atakları önleme özelliği ile güvenli bağlantı garanti altına alınırken, ebeveyn kontrol özelliği sayesinde ise evde çocukların hangi sitelere erişip erişemeyeceğine anne babalar karar verilebilir.”


“Abdi İpekçi Caddesi, var olan değerine değer kattı”

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“ABDİ İPEKÇİ CADDESİ”YENİ ÇEHRESİYLE

DÜNYANIN CAZİBE MERKEZLERİ ARASINDA

Türkiye’nin en gözde yaşam merkezlerinden biri olan Abdi İpekçi Caddesi’nin, yenileme ve düzenleme çalışmaları tamamlandı. Cadde’de, sadece protokolün katılımı ile pandemi kurallarına uygun bir açılış düzenlendi.

Şişli Belediyesi, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Nişantaşı Abdi İpekçi Caddesi’ni Güzelleştirme Derneği işbirliğinde büyük bir titizlikle yürütülen çalışmalar sonucunda, alt yapısı ve üst yapısı tamamen yenilenen Abdi İpekçi Caddesi, dünya standartlarında kentsel estetiğe kavuştu. 

15 Eylül Salı günü İstanbul Büyükşehir  Belediye Başkanı  Ekrem İmamoğlu ve Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, Abdi İpekçi Güzelleştirme Derneği Başkanı Hüsamettin Namlıcı, Mimar Deniz Aslan, Moda Tasarımcıları Derneği Başkanı Özgür Masur, Birleşik Krallık Enfield Belediye Başkanı Sabri Özaydın ve diğer kıymetli konukların katılımlarıyla pandemi kurallarına uygun bir açılış düzenlendi. 



“Abdi İpekçi Caddesi, var olan değerine değer kattı”

Açılışta konuşma yapan Şişli Belediye Başkanı Muammer Keskin, hayata geçirilen projenin ardından 600 metre uzunluğundaki Abdi İpekçi Caddesi’nin İstanbul’a yeni bir soluk getireceğini ifade etti. Pandemi sonrası açık alanda sosyalleşmenin öne çıkacağı bu dönemde, Abdi İpekçi Caddesi’ni gözde noktalardan biri olduğunu vurgulayan Keskin, bu konuda şunları söyledi:  

“Caddedeki komşularımızla, paydaşlarımızla görüştük ve ortak bir yenileme karar aldık. Bu çalışma ile Abdi İpekçi Caddesi, var olan değerine değer kattı. Moda ve markanın merkezi iken bu çalışmanın ardından açıkhava  etkinliklerinin de merkezi olmasını hedefliyoruz. Şişlili komşularımız kadar, tüm İstanbulluların, Türkiye’nin moda, tasarım, gösteri ve gözde buluşma noktası olarak canlı ve renkli hayatına devam edecek. Pandeminin  seyrini takip ederek güvenilir ve sağlıklı günlere kavuştuğumuzda Abdi İpekçi Meydanı’nı kültür sanat etkinliklerine açacağız. Şişli’de Abdi İpekçi Caddesi’nden sonra Rumeli ve Halaskargazi Caddesi’nde de yenileme ve düzenleme çalışmalarına başlayacağız. Tüm çalışmaların ertesinde, sağlıklı günlerde komşularımızla Şişlili olmanın keyfini yenilenmiş caddelerimizde birlikte yaşayacağız” 

Kültür sanattan modaya tek adres

Öte yandan, Abdi İpekçi Caddesi Yenileme Projesi’nin en ilgi çekici noktası açık hava etkinliklerine ev sahipliği yapacak çağdaş bir meydan düzenlemesinin de yer alması. Abdi İpekçi Caddesi uluslararası kültür-sanat etkinliklerinin vazgeçilmez adresi olacak. Tasarım, moda ve kültürün harmanlanacağı bu merkez, ülke ekonomisine de ciddi bir katma değer sağlayacak.

Alt yapı sil baştan yenilendi

Su, elektrik ve doğalgaz altyapısının yenilenmesini de içeren projede; Abdi İpekçi Caddesi’nin kaldırımları, taşıt yolu, elektrik direkleri ve peyzajı sil baştan yapıldı. 


Canesis’in Yeni Genel Koordinatörü Onur Günay oldu...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Canesis’in Yeni Genel Koordinatörü Onur Günay oldu

Sistem entegrasyonu alanında güçlü kadrosu ile faaliyet gösteren Canesis’in, yeni genel koordinatörlüğü görevine Onur Günay atandı. 

Bilgi teknolojileri projelelerinin planlanmasından, mimari tasarımı, geliştirilmesi, uygulanması, yönetimi ve teknoloji danışmanlığına kadar tüm müşterilerine dijital dönüşüm yolculuğunda destek olan Canesis, Onur Günay’ın bu pozisyona gelmesi ile birlikte bilişim sektöründeki gücünü bir adım öteye taşımayı hedefliyor.

Onur Günay, Canovate Grup’a katılana kadar birçok teknoloji tabanlı şirkette görev alarak, dijital transformasyon ve bilişim alanında birçok başarılı projenin yöneticiliğini yapmıştır ve 17 Ağustos 2020 tarihinden itibaren Canesis’in yönetimini üstlenmiştir.


Covid-19 hastalığı sonrasında, fizik tedavinin 7 temel faydası ...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR





Covid-19 geçiren hastaların toparlanmasında, fizik tedavinin rolü ve etkileri nelerdir? 


Küresel bir pandeminin ortasında olduğumuz bugünlerde, henüz hastalığın sonraki dönem etkilerini çok iyi bilmiyor olmamıza rağmen, hastalarda gördüğümüz belirtilere bağlı olarak hastanın normal hayatına dönüşündeki en önemli etkenlerden birisinin “Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon” olduğu açıkça görülüyor.  

Fizik tedavi ve rehabilitasyonun, kronik hastalıkların toparlanma döneminde her zaman etkili olduğunu ifade eden Therapy Sport Center Fizik Tedavi Merkezi’nden Uzman Fizyoterapist Altan Yalım,şunları söyledi:

“Covid-19’un belirtilerine kısaca değinirsek; hastaların çoğunda gerek akciğer tutulumuna bağlı, gerekse de uzun süreli solunum desteğine bağlı kalmaları sonucu gelişen solunum sorunları oluşuyor. Çoğu vakada görülen yoğun eklem ve kas ağrıları mevcut. Uzun süreli öksürük ataklarının sonrasında gelişen boyun, sırt ve göğüs ağrıları gözleniyor. Hareketsizliğe bağlı gelişen özellikle diz ve kalçalarda, kas kuvvetinin azalmasıyla meydana çıkan ağrılar oluşuyor. Bunlarla birlikte, kondisyon sorunları, kas gücü kayıpları, yoğun bakım sonrası gelişen omuz problemleri, denge ve koordinasyonda kayıplar gibi birçok belirti ortaya çıkabiliyor. Covid-19 hastalığı sonrasındaki ve diğer kronik hastalıkların sonrasındaki toparlanma döneminin, etkili tedavi yöntemlerinin başında fizik tedavi ve rehabilitasyon geliyor” dedi. 

Kronik hastaların toparlanma sürecinde fizik tedavi ve rehabilitasyonun rolü ve etkilerini anlatan Altan Yalım, şunları kaydetti: 

1-Hastaların akciğer kapasitelerini geliştiren egzersiz ve germe yöntemleri, hastaların kaybettikleri rahat solunumu onlara tekrar kazandırır.

2-Kronik ağrıya yönelik fizik tedavi modeliteleri, ağrının azalmasını hızlandıracaktır. 

3-Sırt ve göğüs bölgesine yönelik germe ve bölgesel solunum egzersizleri, hem nefesi düzenleyecek, hem de bu bölgede oluşan gerginliği çözecektir.

4-Kalça ve dize yönelik egzersizler ve tedavi modeliteleri, kasların kuvvetini artırarak eklemlere binen yükleri azaltıp, ağrıları azaltacaktır.

5-Uzman fizyoterapistler tarafından hazırlanacak egzersiz ve aktivite programları, hem dekondisyonu çözecek, hem de hastalara uzun dönem egzersiz alışkanlığı kazandıracaktır.

6- Yoğun bakım hastalarında sıklıkla görülen omuz ağrıları, fizik tedavi ile geçecektir.

7-Uzun süreli yatak istirahati sonucu gelişen denge ve kondisyon kayıpları, denge egzersizleri ve tüm bedene yönelik egzersiz programlarıyla iyileşecektir.


Teknoloji kullanımı, CO2 salınımını azaltarak geleceğimizi koruyor ...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



 TIRPORT, yılda 55 bin ton karbon salınımını azaltarak, küresel ısınmanın önlenmesine katkı sağlıyor

Nakliyenin %90’nın karayollarıyla yapıldığı ülkemizde, 850 bini aşkın kamyon yollarda. Türkiye’nin lider dijital platformu TIRPORT’un 2020 ilk yarı verilere göre, Türkiye’de günde ortalama 450 bin kamyon taşıma yapılıyor. Bir kamyon günlük ortalama 282 km. yol yapıyor. Ayda 7-9 arası taşıma yapabilen bir kamyoncunun, en az 20 günü yollarda geçiyor.

TIRPORT sahip olduğu arttırılmış zeka destekli teknolojiler ile, yollardaki kamyonların yük aramak için boş gitme durumunu %35’lere varan oranda azaltabiliyor.  

TIRPORT’un geliştirdiği yenilikçi teknolojiler; küresel ısınmanın başlıca sebebi olan CO2 salınımına “dur” diyor, yollardaki kamyonlardan kaynaklanan CO2 salınımını %35’lere varan oranda azaltılmasına katkı sağlıyor ve küresel ısınma ile mücadele ediyor. 

Teknoloji kullanımı, CO2 salınımını azaltarak geleceğimizi koruyor 

Günde 282 km yol yapan bir kamyon ayda en az 8.420 km, yılda 101 bin km yol yapıyor. Bu yolun 1/3’ü yük aramak için boş gidiliyor. Kilometre başına 0.3 L/km’ye varan yakıt harcayan bir kamyon, günde 282 km yol yaparak 282*0.3L= 84.6 L dizel yakıt yakmaktadır. 1 L dizel yakıt 2.77kg CO2 salınımı yaptığından, ortalama bir kamyon günde 2.77*84.6L= 234,34 kg CO2’yi doğaya bırakmaktadır. 450.000 adet tır ve kamyonun seyir halinde olduğu Türkiye’de kamyonların doğaya günde bıraktığı CO2 miktarı ise, günlük 234,34 kg*450.000 Kamyon= 105.453.000 kg CO2’dir.

CO2 salınımı dünya ve insanlık için büyük bir tehdittir. TIRPORT’un lojistik sektörüne yönelik geliştirdiği akıllı eşleştirme ve optimizasyon teknolojileriyle, kamyonların yolda boş gitmesini %35 seviyesinde önleyerek, yılda 55 bin ton CO2’nin doğaya salınmasını engelleniyor, bu oran her geçen gün artıyor ve geleceğimiz korunuyor. TIRPORT’un 45 bini bulan aktif üye kamyoncu sayısına, her ay binlerce yeni kamyoncu dahil oluyor.  

Sürücüler dönüş yükü buluyor, CO2 salınımı azalıyor

Yollardaki kamyonların %35’nin boş hareket ettiğinin altını çizen TTT Global Group Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları söyledi: 

“Gittikleri bölgeden yük bulamayan binlerce sürücü, dönüş yükü bulmak için şehir şehir gezerek yük aramak, eğer acil yük bulamazsa bir şekilde geri boş dönmek zorunda kalabiliyor. Yollardaki 850 bin kamyonun %95’inin şahıslara ait olduğu düşünüldüğünde, bunun ekonomik sonuçları da son derece kırılgandır. Bu durum kamyoncuların bütçesine olumsuz yönde etki ederken, diğer taraftan boşta giden her kamyonun gereksiz CO2 salınımı yapacağı göz önüne alındığında, dünyamızın geleceği için ilave tedbirler almamız gerekliliği de ortaya çıkıyor. TIRPORT geliştirdiği konum tabanlı teknolojiler ile, sürücülere konumuna en yakın yükleri görebilme ve yük bıraktıkları bölgeden yeni bir yük bulabilme imkânı veriyor. Böylelikle, boş hareket etme oranları, en alt düzeyde gerçekleşiyor. Dünyadaki tüm şirketler ve hepimiz, doğayı korumanın bilinci ve gelecek nesillere daha yaşanabilir bir dünya bırakmanın inancıyla üretip, çalışmalıyız” dedi. 

TIRPORT, doğayı, yeşili ve ülke ekonomisini koruyor

TIRPORT tarafından salınımı önlenen CO2 miktarının; hava kirliliğinin önlenmesinden insan sağlığının korunmasına ve ülke ekonomisinin güçlenmesine kadar birçok noktada kattığı olumlu etki ile, TIRPORT gelecek nesillere daha güzel bir dünya bırakmamıza liderlik ediyor. 

Birkaç örneğe bakıldığında; şunları belirtebiliriz: 

1-Yetişkin bir ağaç yıllık 114 kg CO2 emisyonu emilimi gerçekleştirdiğinden, TIRPORT 485.176 ağaçtan oluşan bir ormanın sağlayacağı karbon azalımına denk bir etki yaratıyor. Bu geçtiğimiz 20 senede, İstanbul’a dikilen ağaç sayısının 2 katına tekabül ediyor. 

2- Bildiği üzere, 1 kg plastiğin karbon ayak izi 6 kg CO2’ye denk geliyor ve 1 kg plastikle 83,3 plastik şişe üretiliyor. TIRPORT tarafından önlenen CO2 miktarı ile 9.208.645 kg plastik atık geri dönüştürülebiliyor ve bu 767.356.388 adet plastik şişeye denk geliyor. Kısaca, TIRPORT sayesinde, 9.208.645 kg plastik üretiminden kaynaklanan eşdeğer CO2 salınımı engelleniyor ve bu da 767.356.388 adet plastik şişe üretimine denk geliyor. 

3-Bir binek aracın yılda ortalama 5.200 kg CO2 salınımı gerçekleştirdiği düşünüldüğünde, TIRPORT’un engellediği CO2 ve zararlı gaz salınımı miktarı 10.625 aracın trafikte yaratacağı kirliliğe eşdeğerdir. Türkiye’de her sene hava kirliliğinden 50 bin civarı insanın hayatını kaybettiğini düşündüğümüzde, bu konunun ne kadar önemli olduğu daha iyi anlaşılmaktadır. 


14 Eylül 2020 Pazartesi

‘‘BEE’O Propolis Markası Olarak Yepyeni ve Çok Özel Bir Ürün Serisi ile Karşınızdayız!’’


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


 BEE’O YENİ CİLT BAKIM ÜRÜNLERİNİN LANSMANINI GERÇEKLEŞTİRDİ


Türkiye’nin İlk ve Tek Yerli Propolis Üreticisi BEE’O Propolis’ten Bir İlk

Doğal Mineral Filtreli ve Propolisli: BEE’O Apicare Cilt Bakım Ürünleri Serisi

Türkiye’nin ilk ve tek yerli inovasyon ödüllü propolis üreticisi BEE’O Propolis, Yeni Apicare Cilt Bakım Ürünleri Serisini tanıttı.  

“Sözleşmeli Arıcılık Modeli” ile kovandan sofraya prensibiyle ürettikleri, Anadolu’nun değerli arı ürünlerinden oluşan inovatif ve katma değerli %100 doğal karışımlar, tabletler, damlalar, sprey, shot ve şuruplar üreten BEE’O Propolis, yepyeni cilt bakım ürün serisini sundu. 

Dijital olarak gerçekleştirilen basın toplantısında BEE’O Propolis’in kurucularından, Genel Müdür Gıda Yüksek Mühendisi Aslı Elif Tanuğur Samancı, yeni ürünleri tanıttı.  

Aslı Elif Tanuğur Samancı, konuşmasında ilk olarak, Türkiye’de arıcılık sektörüne yaptıkları yatırımlardan, propolis, arı sütü, polen, arı ekmeği ve ham bal gibi kıymetli arı ürünlerinden ve bunların insan sağlığı ve beslenmesi açısından öneminden bahsetti.   


Aslı Elif Tanuğur Samancı,2013 yılında, Ziraat Yüksek Mühendisi ve Arıcılık Uzmanı Taylan Samancı ve Prof. Dr. Dilek Boyacıoğlu ile birlikte İTÜ ARI Teknokent'te BEE’O Propolisi KOSGEB AR-GE desteği ile kurduklarını belirtti. 7 yıl önce 10 arıcı ile çıktıkları yolculuğa, bugün 4000 sözleşmeli üretici ve 450.000 arı kovanı ile devam ettiklerini ifade etti.  

Aslı Elif Tanuğur Samancı, 6.000 metrekarelik tesisleri, 160’tan fazla çalışanı ile bugün Türkiye'nin en büyük propolis, arı sütü, arı ekmeği, polen ve ham bal üreticisi olduklarını ve 14 farklı ülkeye ihracat yaparak, Anadolu propolisini bir dünya markası haline getirmeye çalıştıklarını söyledi. Tanuğur, şunları ekledi; "Şu anda ürünlerimiz BEE'O Propolis markasıyla Türkiye'de kendi e-ticaret sitemiz www.beeo.com.tr'de ve Migros, Macro Center, Joker, Rossman, Gratis, Carrefour Gurme gibi 3.000’in üzerinde perakende satış noktasında, ayrıca BEE'O UP markasıyla 25.000 eczanede yer alıyor. Amerika'da ise BEE&YOU markamız ile yine kendi   e-ticaret sitemiz www.beeandyou.com üzerinden, ayrıca Amazon, Wallmart, E-bay'de ve CVS eczane zincirleri ile 3.500 perakende satış noktasında ürünlerimiz satılıyor. Amerika'nın yanı sıra ürünlerimizi Güney Kore, Almanya, Hollanda, Belçika, İsveç, İngiltere, Fransa, Avusturya, Birleşik Arap Emirlikleri, Katar, Dubai, Kıbrıs ve Suudi Arabistan'a ihraç ediyoruz. 7 yıllık süreç içerisinde 33 farklı ulusal ve uluslararası ödüle layık görüldük. Tüm bunların hepsi bizim için ayrı ayrı birer gurur kaynağı. Son olarak bu yıl Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı tarafından da arı ürünleri konusunda Ar-Ge merkezi olarak tanımlandık. Yeni cilt bakımı serisi ürünlerimizi geliştirmek için eczacı, kozmetolog, gıda mühendisi, biyolog ve kimyagerlerden oluşan 15 kişilik bilimsel ekip ile2 yıl süren Ar-Ge projemize ve  yatırımına3.000.000 TL bütçe ayırdık. Türkiye’de ilk kez propolis ve mineral çinko içerendoğal mineral filtreli, kimyasal filtre içermeyen, tamamen doğal bileşenlerden oluşan, patentli cilt bakım ürünlerimizi geliştirdik.Arıcılık ve arı ürünleri ile ilgili yatırımlar yapmaya, katma değerli inovatif yeni ürünler geliştirmeye devam ediyoruz.” 


‘‘BEE’O Propolis Markası Olarak Yepyeni ve Çok Özel Bir Ürün Serisi ile Karşınızdayız!’’ 

Aslı Elif Tanuğur Samancı, Türkiye’de bir ilk olarak propolis ve non-nanomineral çinko içeren güneş kremi çeşitleri, nemlendirici vücut losyonu ve bebek pişik kremi ürettiklerini ve bu ürünlerin ilk olarak www.beeo.com.tr’de satışa sunulduğunu belirtti. 

BEE’O Apicare Vücut Güneş Kremi 

Aslı Elif Tanuğur Samancı, ‘‘Propolis ve çinko minerali ile güneşin zararlı ışınlarına karşı doğal koruma sağlayan vücut güneş kremimiz her cilt tipine uygun olması ile öne çıkıyor. Kemiklerimiz ve cildimiz güneşten yararlanırken, zararlı UVA ve UVB ışınlarını filtre eden propolis ve mineral çinko ile fark yaratan krem, tamamen doğal formülü ile paraben ve renklendirici madde içermiyor. Ürünümüz SPF 30 koruma özelliği gösteriyor. Üründe etken madde olarak, propolis ve mineral çinkonun yanında, shea yağı ve aleoverada bulunuyor. Bu doğal bileşimi ile, cilde yumuşaklık kazandırırken, kuru ve hasar görmüş ciltler için aktif, onarıcı ve koruyucu bir rol oynuyor. Aynı zamanda cildin su kaybetmesini önlemeye destek oluyor.’’ diye açıklamada bulundu. 

BEE’O Apicare Yüz Güneş Kremi 

Tanuğur; ‘‘Artık yaz kış cildimizi güneşten korumamız çok önemli. Cilt kırışıklıklarının ve lekelerinin sebebinin güneş olduğu biliniyor. Doğal içeriği ile güneş lekelerine karşı koruyucu etki sağlaması için özel olarak ürettiğimiz yüz güneş kremimiz, propolis, çinko, B5 vitamini, zeytinyağı, aloevera ve shea yağı içeriyor ve formülünde paraben ve renklendirici bulunmuyor. Güneşin zararlı UVA ve UVB ışınlarına karşı %100 doğal koruma sağlıyor. İçeriğindeki doğal bitkisel yağlar, vitaminler ve propolis ile cildinizi güneşten korurken beslemenin en doğal yolu.’’ dedi.  

BEE’O Apicare Çocuk Güneş Kremi 

Tanuğur; ‘‘Çocuk güneş kremimiz, 50 SPF güneş koruma faktörü ile çocukların narin ve hassas ciltleri için gereken ekstra korumayı sağlıyor. Propolis, çinko, B5 vitamini, E vitamini ve shea yağı ile formüle ettiğimiz ürünümüz, tamamen doğal, paraben ve renklendirici içermiyor. Çocuklar için %100 doğal koruma sağlıyor. Doğal bileşimi ile, cilde yumuşaklık kazandırırken, kuru ve hasar görmüş ciltler için aktif, onarıcı ve koruyucu bir rol oynuyor. Aynı zamanda cildin su kaybetmesini önlemeye de destek oluyor. Mineral çinkonun suya dayanıklı özelliği ile ciltte sürekli bir bariyer oluşturan krem, özellikle uzun süre güneşe maruz kalan çocuklarda annelerin yeni tercihi olacak.’’ diye açıkladı. 


BEE’O Apicare Güneş Sonrası Losyonu 

Tanuğur, güneş sonrası losyonu ile ilgili ‘‘İçeriğindeki E vitamini, aloevera, shea yağı ve susam yağı ile cilde anında ferahlık ve bakım sağlayan ürünümüz,tamamen doğal bileşenlerden oluşuyor, paraben ve renklendirici içermiyor. Formülünde bulunan propolis ve bitkisel yağlar ile hassas ciltler dahil her cilt yapısına uygun olan losyonumuz, cildin nem dengesini korurken, pürüzsüz ve parlak bir görünüm sağlıyor.Özellikle kuru ciltlerde görülen pullanmayı azaltarak, deri esnekliğinin geri kazanılmasına destek oluyor. Kuru veya hasar görmüş cildin görünümünü̈ de iyileştirirken, kızarıklık ve tahrişi azaltıyor.’’ dedi. 

BEE’O Apibaby Pişik Kremi  

Tanuğur, bebek pişik kremi ile ilgili şunları ifade etti; ‘‘Propolis, mineral çinko, B5 vitamini, shea yağı ve jojoba yağı ile formüle edilen ürünümüz, bebeklerin hassas ve narin cildi için, çok özel bir bakım sağlıyor. Tamamen doğal bileşenlerden oluşması annelerin içini rahatlatıyor. Her bez değişiminde kullanıma uygun, kolayca sürülebilir özellikte bu ürün, renklendirici, parabenve parfüm içermiyor. İçeriğindeki propolis ve mineral çinko ile antibakteriyel, antifungal ve antioksidan özellik göstererek pişik oluşumunu önlemeye ve ciltteki tahrişi gidermeye yardımcı oluyor. B5 Vitamini ve sheayağı ise, cildin nemlendirilmesine ve beslenmesine katkı sağlarken, cilt yüzeyindeki kızarıklara karşı da koruyucu özellik gösteriyor.”dedi. 


Aslı Elif Tanuğur Samancı Hakkında 

İstanbul Teknik Üniversitesi Gıda Mühendisliği Bölümü’nden mezun olan Tanuğur, uzun yıllar özel sektörde arı ürünleri alanında Ar-Ge ve Kalite alanında çalışmış ve projeler gerçekleştirmiştir. Uluslararası Bal Komisyonu üyesi olan Tanuğur, aynı zamanda TSE Ayna komite üyesi ve Uluslararası Standartlar Organizasyonu (ISO) arı ürünleri standardı komisyonu üyesidir. Tanuğur, halen, gıda ve arı ürünleri konusunda çok sayıda Ar-Ge projesi geliştirmekte, bilimsel yayın ve çalışmalar yapmakta; sektöre ve bilime katkı sağlamaya devam etmektedir. BEE’O Propolis’in kurucularından olup halen Genel Müdür görevini yürütmektedir.