8 Nisan 2026 Çarşamba

TÜRSAB, “Turizm Yüzyılı”nın ikinci etabını Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştiriyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRSAB TURİZM YÜZYILI’NIN İKİNCİ ETABINI BATMAN VE ŞIRNAK’TAN BAŞLATIYOR

GAZİANTEP ÖNCÜLÜĞÜNDE BÖLGENİN TURİZM DEĞERLERİ ÖNE ÇIKARILACAK

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği, “Turizm Yüzyılı”nın ikinci etabını Gaziantep Büyükşehir Belediyesi iş birliğiyle gerçekleştiriyor. TÜRSAB, 3-8 Mayıs 2026 tarihlerinde Gaziantep Belediyesi mentorluğunda Batman-Şırnak illerine giderek bölgenin turizm değerlerini tanıtacak. Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, TÜRSAB’ın hayata geçirdiği Turizm Yüzyılı’nın çok güzel bir tanımlama olduğuna işaret ederek, turizm sektörünün Güneydoğu bölgesi açısından çok önemli olduğunu vurguladı.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) turizmi ülkenin her şehrine ve yılın 12 ayına yaymak amacıyla başlattığı Turizm Yüzyılı’nın ikinci etabında Batman ve Şırnak’a gidiyor. Batman ve Şırnak turizminin gelişimini hedefleyen projenin liderliğini Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin üstleniyor. Çalışma kapsamında TÜRSAB, söz konusu şehirlerde arama konferansı ve basın lansmanı gerçekleştirecek. Seyahat acentalarının katılımıyla bölgede düzenlenecek konferans ve gezilerde, Batman ve Şırnak’ın turizm değerleri öne çıkarılacak.

Konuyla ilgili detaylar; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya’nın katılımıyla Antalya’da gerçekleştirilen basın toplantısında kamuoyu ile paylaşıldı.

Fatma Şahin: “Turizm Yüzyılı Çok Güzel Bir Tanımlama”

Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, TÜRSAB’ın hayata geçirdiği Turizm Yüzyılı’nın çok güzel bir tanımlama olduğuna işaret ederek, turizm sektörünün Güneydoğu bölgesi açısından çok önemli olduğunu vurguladı. Dünyanın kaotik bir süreçten geçtiğini ve bu süreçte iç barışın çok önemli olduğunun altını çizen Şahin, “Güneydoğu’nun bir evladı olarak kendi bastığımız toprağın ne kadar kıymetli olduğunu biliyorum. ‘Terörsüz Türkiye’ çalışması ülkemiz için çok büyük bir fırsat” dedi.

Güneydoğu Anadolu şehirlerinin sahip olduğu doğal güzelliklerden ve kültürel değerlerinden söz eden Şahin, şunları kaydetti:

“Kültür turizminde bizim önümüzde çok muhteşem bir fırsat var. İnanç destinasyonu olarak da büyük fırsat var. Bölgede çok görkemli dağlar var. Bugüne kadar hep ağıtlarda adı geçmiş. Bunu telafi ederek bu değerleri bir zenginliğe dönüştürmeliyiz. Güneydoğu’yu doğa turizmi, kültür ve gastronomiyle birleştirdiğimizde muhteşem bir potansiyel çıkıyor. Konuyu Sayın Cumhurbaşkanımıza ilettik ve bize mutlaka yapın dedi. ‘Terörsüz Türkiye’ye ihtiyacımız var. İnsanların kendi şehirlerini tanımaya, diğer şehirlerdeki insanların buraları görmeye ihtiyacı var.”

Gaziantep öncülük edecek Batman ve Şırnak turizmde öne çıkarılacak

Turizm Yüzyılı’nın Batman ve Şırnak etabına ilişkin açıklamalarda bulunan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya ise amaçlarını şu şekilde açıkladı:

“Türkiye’nin her yerinde çok sayıda turizm varlığı, değerleri mevcut. Çok ciddi bir ürün zenginliğine sahibiz. Ama ülkemizdeki turizm hareketleri sadece 4 şehirde odaklanıyor. Bunu sürdürülebilir bulmuyoruz. Turizm hareketlerinin diğer şehirlerimize de dengeli bir şekilde yayılması önemli. Şu anda İspanya’nın bilmediğimiz bir şehir yok. Ama bizim bilinmeyen çok değerimiz var. O nedenle amacımız turizmi ülke geneline ve 12 aya yaymak. Bu projeye verdiği destek ve gösterdiği liderlikten dolayı Sayın Fatma Şahin’e çok teşekkür ediyorum.”

Basından gelen sorular üzerine Turizm Yüzyılı’nın Burdur ayağından da bahseden Firuz Bağlıkaya, “Bizim Burdur’da temel hedefimiz tarihi ve kültürel değerlerimizi tekrardan hatırlatmaktı. Seyahat acentalarıyla birlikte Burdur’u ziyaret ettik. Sonrasında Burdur tur operatörlerinin programlarına girdi. Salda Gölü üzerinde balon turları yapıldı. Burdur’da çok başarılı olduğumuzu söyleyebiliriz. Oradaki belediyeden, üniversiteden, esnaftan teşekkürler aldık. İç turizm olacak ki yabancı turist gelsin. Gittiğimiz yerle ilgili bir farkındalık yaratmayı hedefledik” şeklinde konuştu.

Batman ve Şırnak’ta Gaziantep turizm modeli uygulanacak

Açıklamaların ardından basından gelen soruları yanıtlayan Şahin, bölgeyle ilgili şu bilgileri verdi: “Bu şehirlerimizde Gaziantep modelini uygulayacağız. Batman ve Şırnak çok gelişmiş durumda. Yeni Şırnak, yeni Batman oluşmuş. Olağanüstü bir yapılaşma var, müzeler yapılmış. Olağanüstü bir çeşitlilik var. Hasankeyf’e uzun süredir gitmemişsinizdir. Buraların sizin gözünüzden dünyaya tanıtılması lazım. İnanılmaz bir kaynak. Batman ve Şırnak ilk hat olacak. İkinci hattımız Diyarbakır olacak.”

Hasankeyf sular altında kalmadı

Basın toplantısına katılan Hasankeyf Kaymakamı Mehmet Ali İmrak ise uzun süredir katıldıkları her platformda Hasankeyf’in sular altında kalmadığını vurguladıklarını ifade ederek sözlerine başladı. Hasankeyf’te bulunan 7 eserin hepsinin zarar görmeden yeni yerine konumlandırıldığını açıklayan İmrak, şu bilgileri verdi: “Eserler yeni yeri Arkeopark’ta dört yüz dönümlük alana konumlandırıldı. Hasankeyf ören yeri bir, iki ve üçüncü etap olarak bölüştürüldü. 12 bin yıllık tarih orada bozulmadan duruyor. Bu bölgeyi çok güzel bir müze haline getirdik. Hasankeyf’te 3 bin mağara duruyor. Hasankeyf’te tekneyle tarihi turlar gerçekleştirebiliyoruz. Gece ışıklandırmasıyla birlikte Hasankeyf’imiz misafirlerini ağırlamaya hazır.”

Petrol krizi derinleşirken çözüm ‘EV’de bulundu 30 milyar TL’lik dönüşüm

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Petrol krizi derinleşirken çözüm ‘EV’de bulundu 30 milyar TL’lik dönüşüm

SPOT: Küresel enerji krizi derinleşirken EPDK’nın son düzenlemesi elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. EPDK’nın attığı adımın Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir eşik olduğunu vurgulayan ORGE CEO’su NevhanGündüz, “Bu alanda 2030 yılına kadar altyapı ve cihaz olmak üzere toplam 30 milyar TL’yi aşkın bir pazar oluşabilir” dedi.

Küresel enerji piyasalarında yeniden yükselen tansiyon, ekonomilerde dengeleri değiştirirken, çözüm arayışlarını da hızlandırdı. ABD–İsrail–İran hattında tırmanan gerilimin ardından petrol fiyatlarında yaşanan sert yükseliş, özellikle enerji ithalatçısı ülkeleri alternatif kaynaklara yöneltirken, elektrikli araçlar bu dönüşümün merkezine yerleşti. Brent petrol fiyatlarının kısa sürede 100 doların üzerine çıkması ve arz tarafına ilişkin endişelerin artması, maliyet baskısını küresel ölçekte derinleştiriyor. Hürmüz Boğazı’nda yaşanabilecek olası bir kesintinin fiyatları 150–200 dolar bandına taşıyabileceği öngörülürken, bu tablo enerji güvenliği konusunu yeniden ülkelerin öncelikli gündem maddesi haline getirdi.

EPDK’DAN KRİTİK ADIM

Bu süreçte Türkiye’den gelen düzenleyici adım, elektrikli araç ekosisteminde yeni bir dönemin kapısını araladı. Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) 23 Mart’ta ResmiGazete’de yayımlanan elektrikli araç şarj hizmetlerine yönelik yönetmelik değişikliğe gitti. Yeni düzenleme elektrikli araç (EV) şarj altyapısında oyunun kurallarını değiştirecek. EPDK’nın bu kritik adımı sektörde uzun süredir beklenen dönüşümü hızlandıracak bir hamle olarak değerlendiriliyor. Söz konusu düzenlemeyle şarj istasyonlarının kurulumu, işletilmesi, lisanslama süreçleri ve kullanıcı haklarına ilişkin çerçeve yeniden çizilirken, mobil şarj çözümleri ve serbest erişim altyapısı da sistemin parçası haline getirildi. Bu kapsamda 2030’a kadar yalnızca bu alanda 30 milyar TL’yi aşan dev bir pazar oluşması bekleniyor.

YATIRIM DALGASI BAŞLATACAK

Elektrikli şarj istasyonlarında sektörün lider oyuncularından biri olan ORGE’nin CEO’su Nevhan Gündüz, yaşanan gelişmeleri yalnızca sektörel değil, aynı zamanda jeopolitik bir kırılma olduğunu söyledi. Küresel ölçekte enerji güvenliği krizinin derinleştiğine dikkat çeken Gündüz, “EPDK’nın attığı bu adım Türkiye’nin enerji dönüşümünde kritik bir eşik” dedi. Yapılan düzenleme ile birlikte özellikle konut ve site tipi şarj çözümlerinde ciddi bir yatırım dalgasının başlayacağının altını çizen Gündüz, “Türkiye’de yalnızca ev ve site tipi AC şarj altyapısı için 2030’a kadar oluşacak toplam pazar büyüklüğü 31.5 milyar TL seviyesine ulaşıyor. Bu rakam, enerji ve teknoloji sektörleri için yeni bir yatırım dalgasının habercisi niteliğinde” dedi.

EN BÜYÜK SEGMENT

EV’in son dönemde sektörün en büyük segmenti haline geldiğini anlatan Gündüz, “Türkiye genelinde yaklaşık 20 milyon konut, 7-8 milyon apartman ve 1 milyondan fazla sitenin bulunduğu dikkate alındığında, ev tipi şarj altyapısının ölçeği daha net ortaya çıkıyor” diye konuştu. Gündüz şöyle devam etti: “Projeksiyonlara göre 2030 yılına gelindiğinde Türkiye yollarında 2.5 ila 3 milyon arasında elektrikli araç bulunacak. Bu araçların yaklaşık yüzde 60’ının evlerde şarj edileceği öngörülürken, toplamda 1.5 milyon şarj noktasına ihtiyaç duyulacağı hesaplanıyor. Özellikle apartman ve sitelerde ortak kullanım modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte, her iki araç için bir şarj cihazı kurulacağı varsayımıyla yaklaşık 750 bin adet AC şarj cihazına ihtiyaç duyulacak.”

ALTYAPIYA BÜYÜK YATIRIM

Bu sektörde 2030 yılına 30 milyar TL’yi aşkın bir pazar büyüklüğünün oluşabileceğini anlatan Gündüz, şöyle devam etti: “Bugünkü fiyatlarla bir AC şarj cihazının ortalama 25 bin TL seviyesinde olduğu dikkate alındığında, yalnızca cihaz tarafında oluşacak pazar büyüklüğünün 18 milyar TL’yi aşması bekleniyor. Ancak asıl büyük maliyet kalemini cihazlar değil, altyapı yatırımları oluşturuyor. Kablolama, elektrik panoları, enerji yönetim sistemleri ve kurulum süreçlerini kapsayan altyapı yatırımlarının ortalama 15-20 bin TL seviyesinde olduğunu hesapladığımızda bu alandaki toplam pazar büyüklüğünün de 13.5 milyar TL’ye ulaşması bekleniyor. Tüm bu kalemler birlikte değerlendirildiğinde, yalnızca ev ve site tipi şarj altyapısında 2030 yılına kadar oluşacak toplam pazar büyüklüğü 31.5 milyar TL’yi buluyo

KUTU

Şarj hizmeti yönetmeliğinde değişiklik

Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK), elektrikli araçlara yönelik şarj hizmetlerini düzenleyen yönetmelikte değişikliğe gitti. 23 Mart’ta ResmiGazete'de yayımlanan düzenlemeye göre, şarj üniteleri ve istasyonlarının kurulumu ve işletilmesi, mobil şarj istasyonları, şarj ağının oluşturulması ile işletmecilerin lisanslandırılması ve faaliyetlerine ilişkin usul ve esaslar yeniden tanımlandı. Ayrıca, kullanıcıların hak ve yükümlülükleri ile serbest erişim platformunun kurulması ve işletilmesine yönelik düzenlemeler de kapsam içine alındı. Düzenlemeyle şarj ağı işletmecilerinin yetki ve yükümlülükleri de genişletildi. İşletmecilerin ülke genelinde şarj ağı kurarak hizmet sunma ve işletme yetkisi yeniden tanımlandı. İşletmecilerin yaptıkları ortak dolaşım anlaşmalarının imzalanmasını takiben 30 gün içinde kuruma bildirmesi zorunlu hale getirildi.


7 Nisan 2026 Salı

TÜRKİYE’NİN KÖKLÜ MARKALARI GELECEĞE TAŞINAN BİR MİRAS


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



TÜRKİYE’NİN KÖKLÜ MARKALARI GELECEĞE TAŞINAN BİR MİRAS

Türkiye’nin köklü markalarını bir araya getirmeyi amaçlayan Yüzyıllık Markalar Derneği, araştırma projeleri, yayınları ve Turing Yüzyıllık Markalar Müzesi ile markaların tarihsel mirasını görünür kılmayı ve gelecek kuşaklara aktarmayı hedefliyor.

Türkiye, yüzyılı aşan geçmişiyle yalnızca ticari başarı hikâyeleri değil, aynı zamanda kültürel miras niteliği taşıyan güçlü markalara da ev sahipliği yapıyor. Kuşaklar boyunca üretim geleneğini, ticaret kültürünü ve kurumsal hafızayı taşıyan bu markalar, bugün sadece ekonomik hayatın değil, toplumsal hafızanın da önemli unsurları arasında yer alıyor. Bu nedenle köklü markalara bakmak, şirket tarihlerini görünür kılmanın yanı sıra, Türkiye’nin üretim kültürünü ve süreklilik kurma becerisininanlaşılmasına da olanak sağlıyor.

Dünya tarihinde markalaşmanın güç kazanması, sanayi devrimi ve modern ticaret ağlarının gelişmesiyle birlikte hız kazandı. Avrupa ve Amerika’da 19. yüzyıldan itibaren ortaya çıkan birçok marka, zaman içinde yalnızca hem ticari başarıları hem üretim kalitesi hem de kurumsal kimliği ve nesiller boyunca sürdürülen değerleriyle ülkelerin ekonomik ve kültürel hayatında kalıcı bir yer edindi.


Türkiye’deki markalaşma kültürü ise Osmanlı döneminin lonca kültüründen Cumhuriyet’in sanayileşme ve üretim hamlelerine uzanan bir tarihsel birikime dayanıyor. Bu tarihsel süreklilik içinde bazı markalar yalnızca faaliyetlerini sürdürmekle kalmadı; şehirlerin, bölgelerin ve toplumun ortak hafızasında da yer edindi. Bu nedenle köklü markaların tespiti, korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması giderek daha fazla kültürel bir sorumluluk olarak ele alınıyor.

Yüzyıllık Markalar Derneği

Bu yaklaşım doğrultusunda çalışmalarını sürdüren Yüzyıllık Markalar Derneği, Türkiye’de yüz yılı aşan markaların tarihsel ve kurumsal mirasını görünür kılmayı amaçlayan bir sivil toplum kuruluşu olarak faaliyet gösteriyor.

Dernek, köklü markaların tarihsel süreçlerini araştırmayı, belgelemeyi, korumayı ve akredite etmeyi hedeflerken markaları yalnızca ekonomik varlıklar olarak değil, aynı zamanda kültürel ve kurumsal mirasın taşıyıcıları olarak ele alıyor.

Üretim Kültürünün Taşıyıcısı: Asırlık Markalar

Yüzyıllık Markalar Derneği’nin temel hedeflerinden biri Türkiye’de yüz yılı aşan markaları bir araya getirerek bu markaların tarihsel süreçlerini kayıt altına almak ve kültürel sürekliliklerini güçlendirmek. Bir kurumun varlığını nesiller boyu koruması, ticari başarının ötesinde anlamlar barındırır; bu devamlılık, bir ülkenin üretim disiplinine olan sadakatini, öz değerlerini yaşatma gücünü ve dönüşen zamanın ruhuna eklemlenme becerisini simgeler. Geçmişin birikimini bugünün vizyonuyla harmanlayan bu köklü yapılar, toplumsal hafızanın canlı birer parçası olarak varlık gösterir. Kendi alanında birer okul niteliği taşıyan asırlık kuruluşlar, ülke kimliğinin inşasında ve küresel itibarın yükselmesinde en stratejik dayanak noktaları arasında yer alır. Her bir marka, gelenekle yenilik arasında kurulan o sağlam köprünün birer mimarı sayılarak geleceğe ışık tutar.  Yüzyıllık Markalar Derneği Başkan Yardımcısı Asude Alkaylı, derneğin yaklaşımını şu sözlerle ifade ediyor: “Yüzyıllık Markalar Derneği, klasik iş dünyası derneklerinden farklı olarak markaları yalnızca ekonomik varlıklar olarak değil, aynı zamanda kültürel ve kurumsal miras unsurları olarak ele alan özgün bir sivil toplum platformudur. Amacımız geçmişi yüz yılı aşan markaların tarihsel, kültürel ve kurumsal mirasını belgelemek, korumak, akredite etmek ve bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmak.”

Dünyada Bir İlk: Turing Yüzyıllık Markalar Müzesi

Derneğin en dikkat çeken projelerinden biri Turing Yüzyıllık Markalar Müzesi. İstanbul Sultanahmet’te yer alan müze, Türkiye’de yüz yılı aşmış markaların hikâyelerini, belgelerini, objelerini ve görsel arşivlerini bir araya getirerek ziyaretçilere sunuyor. Turing ev sahipliğinde hayata geçirilen müze, yüzyılı aşmış markaları akreditasyon sürecinden geçirerek kayıt altına alan yapısıyla dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor. 

Yüzyıllık Markalar Derneği Başkan Yardımcısı Asude Alkaylı, müzenin önemini şöyle anlatıyor:

“Turing Yüzyıllık Markalar Müzesi ülkemizde gerçek anlamda yüz yılı aşmış markaları bir araya getiren ve akreditasyon sürecinden geçirerek kayıt altına alan Yüzyıllık Markalar Derneği’nin en önemli projelerinden biri ve bu yönüyle de dünyada bir ilk olma özelliği taşıyor.”

Müze ziyaretleri ücretsiz olarak gerçekleştiriliyor; beş kişi ve üzeri grup ziyaretleri için ise önceden iletişime geçilmesi gerekiyor. 

KÜLTÜREL SÜREKLİLİĞİN TAŞIYICILARI

Yüzyıllık Markalar Derneği, markaların yalnızca ekonomik değerler değil, aynı zamanda kültürel miras unsurları olduğunu vurgulayan çalışmalar yürütüyor. Bir şehrin, bir toplumun ve hatta bir ülkenin hafızasında yer eden markalar; üretim geleneğini, ticaret kültürünü ve kurumsal sürekliliği temsil ediyor. Dernek, yürüttüğü projeler ve geliştirdiği iş birlikleri aracılığıyla Türkiye’nin köklü markalarını görünür kılmayı ve bu birikimi gelecek kuşaklara aktarmayı amaçlıyor.


Duygu Tatar, Gürok Turizm Grubu Marka ve Pazarlama İletişimi Direktörlüğü görevine vekâleten atandı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GÜROK TURİZM GRUBU’NDA ÜST DÜZEY ATAMA

Türkiye’nin en büyük özel sektör gruplarından Gürok Grup bünyesinde turizm sektöründe faaliyet gösteren markaların pazarlama ve iletişim süreçlerinde üst düzey bir atama gerçekleşti. Ultra lüks segmentte hizmet veren JOALI’de Pazarlama İletişimi Direktörü olarak görev yapan Duygu Tatar, Gürok Turizm Grubu Marka ve Pazarlama İletişimi Direktörlüğü görevine vekâleten atandı.

Mevcut görevine ek olarak yeni görevinde Tatar; JOALI markasının yanı sıra, turizm sektöründe yaklaşık 35 yıllık köklü geçmişe sahip Ali Bey Hotels& Resorts ile Akdeniz’in ilk villa oteli olarak konumlanan BIJAL markalarının marka ve pazarlama iletişimi süreçlerinden sorumlu olacak.

Pazarlama ve iletişim alanında 15 yılı aşkın deneyime sahip olan Duygu Tatar, kariyerine Gürok Grup bünyesindeki LAV markasında başladı. Uzun yıllar boyunca JOALI Maldives ve JOALI BEING markalarının pazarlama ve iletişim süreçlerinde aktif rol alan Tatar, JOALI markasının global ölçekte güçlü bir konuma ulaşmasına katkı sağladı.

Görev süresi boyunca JOALI’nin uluslararası arenada önemli başarılara imza atmasında rol oynayan Tatar; markanın Asya’nın en iyi tatil köyleri arasında gösterilmesi ve dünyanın en lüks otelleri listelerinde yer alması süreçlerinde aktif sorumluluk üstlendi. Ayrıca otel bünyesinde yer alan ve uluslararası prestijli ödüllerle öne çıkan restoran markalarının konsept geliştirme ve marka tasarımı çalışmalarına da katkıda bulundu.


İGA İstanbul Havalimanı’nın merkezi dev sanat eseri ile buluştu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İGA İstanbul Havalimanı’nın merkezi dev sanat eseri ile buluştu

İGA İstanbul Havalimanı “İGA ART Sanat Projeleri Yarışması”nın kazananı sanatçı Hayri Karay’ın 37,7 metre yüksekliğindeki iki parçadan oluşan hareketli heykelinin açılışı İGA üst yönetiminin ve sanat dünyasından isimlerin katılımıyla gerçekleştirildi. İGA İstanbul Havalimanı’nda tüm dünyadan yolcuları karşılayan eser,Anadolu’nun kültürel katmanlarını modern bir ışık-gölge koreografisiyle Terminal’in kalbine taşıyor.

Küresel bağlantıda dünya lideri olmasının yanı sıraTürkiye’nin kültürel derinliğini ve sanatın iyileştirici gücünü dünya ile buluşturan İGA İstanbul Havalimanı,sanat literatürüne geçecek yeni bir projeye imza attı.Ülkemizin kültür-sanat alanındaki en kapsamlı ödüllerinden 2. İGA ART Sanat Projeleri Yarışması’nın kazananı, sanatçı Hayri Karay’ın imzasını taşıyan devheykel,İGA İstanbul Havalimanı’nda yükseldi. 

Hareketli iki parçadan oluşan 37,7 metre yüksekliğindeki eser, çeliğin sarsılmaz gücünü ışığın zarafetiyle birleştiriyor. Havalimanının tam merkezinde konumlanan heykel, İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, sanatçı Hayri Karay, kültür sanat dünyasından önemli isimlerin ve İGA yöneticilerinin de dahil olduğu çok sayıda kişinin katılımıyla açıldı. 

Anadolu’nun Kültürel Mirasından Modern Bir Manifesto

Eser; sanatçı Hayri Karay’ın İsimsiz / Untitled başlıklı manifestosunda belirttiği üzere, Anadolu’nun kültürel çeşitliliğini ve etnografik katmanlılığını hareket ve dönüşüm üzerinden yeniden üretiyor. ‘Sabit bir biçim’ yerine ‘sürekli devinimi’ temsil eden eser, bu sayede havalimanının her bir misafiri için farklı ve kişisel yorumlamaya olanak sağlıyor.

Dinamik yapısıyla, izleyenleri estetik bir yolculuğa davet eden kinetik heykel, izleyicinin konumu ve hareketiyle sürekli dönüşen ve yaşayan bir olgu olarak tarif ediliyor. Yapıtın aynalı yüzeyleri, terminalin dinamizmini yansıtarak sonsuz bir perspektif yaratırken; ışık ve gölge ilişkisi, yapının temel kurucu unsuru olarak işlev görüyor.

“Sanatı Yolculuğun Kalbine Taşıyoruz”

Açılış töreninde, 2023 yılında 172 proje arasından yükselerek yarışmayı kazanan eserin, sanatçı tarafından Cumhuriyetimizin 100. yılına ithaf edilmesinin;Cumhuriyet tarihinin en büyük altyapı projesi İGA İstanbul Havalimanı için bir gurur vesilesi olduğunu vurgulayan Selahattin Bilgen, kültür – sanat projelerinin önemini şu sözlerle vurguladı:

“İGA İstanbul Havalimanı olarak, İGA ART çatısı altında hayata geçirdiğimiz bu heykel çalışması ile yine sınırları zorlayan bir sanat olayına daha ev sahipliği yapmanın heyecanını yaşıyoruz. Bu devasa yapıt, sadece boyutlarıyla değil, barındırdığı derin anlamla da havacılığın ve sanatın kesiştiği yeni bir simge...Terminalimizin yüksek dinamizmi ile sanatın dinginliğini bu noktada buluşturduk. Zira bu yapı; izleyicisinin yorumuna, hissiyatına ve bakış açısına sonuna kadar açık, katılımcı bir sanat deneyimidir.”

“Eser, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar”

Sanatçı Hayri Karay ise eserin felsefesini; “Bu heykel, izleyiciyle kurduğu ilişki doğrultusunda farklılaşan bir yapıdır. Sabit bir anlamdan ziyade çoğul okumalara açık, sürekli değişen ve izleyiciyle birlikte yeniden kurulan bir süreci tanımlar” sözleriyle ifade etti.

İGA İstanbul Havalimanı’nın uluslararası kimliğini sanatın evrensel diliyle birleştiren eser, tüm dünyadan gelen misafirlerini terminalin kalbindeki bu eşsiz ışık ve form koreografisine tanıklık etmeye davet ediyor.


Touch DMC ve TouchCruise& Travel, Konya’da özel etkinlikte 52 seçkin acenta ile bir araya geldi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TOUCH DMC VE TOUCH CRUISE & TRAVEL, KONYA’DA 52 ACENTAYLA BULUŞTU

Turizm sektörünün güçlü markalarından Touch DMC ve TouchCruise& Travel, Konya’da düzenledikleri özel etkinlikte 52 seçkin acenta ile bir araya geldi. Sektör profesyonellerini buluşturan organizasyon, yeni iş birliklerinin temellerinin atıldığı verimli bir buluşma oldu.


Konya’da gerçekleştirilen etkinlikte, bölgedeki turizm acentalarıyla birebir iletişim kurulurken; markaların sunduğu yeni destinasyonlar, sektörde öne çıkan yeni trendler ve güncel turlar detaylı şekilde paylaşıldı. Katılımcılar, hem mevcut iş birliklerini güçlendirme hem de yeni fırsatları değerlendirme imkânı buldu.


Organizasyon boyunca katılımcılar, mevcut ve yeni destinasyonlar hakkında kapsamlı bilgi edinirken, sektörün geleceğine dair öngörüleri de dinleme fırsatı yakaladı.


TouchCruise& Travel etkinlik kapsamında, gemi seyahatlerinde öne çıkan yeni trendler hakkında katılımcılara detaylı bilgiler sundu. Özellikle son dönemde büyük ilgi gören kapıda vize uygulamaları, vizesiz seyahat fırsatları ve portföye yeni eklenen kara turları acentalar tarafından yoğun ilgiyle karşılandı. Sunumlarda, farklı destinasyonlarda geliştirilen yeni rota ve programlar da paylaşıldı.


Etkinliğin en dikkat çeken başlıklarından biri ise Touch&Book markası oldu. Tüm ürünlerin tek platformda toplanmasını sağlayan sistemin kullanım kolaylığı ve hızlı erişim imkânı, acentaların büyük beğenisini kazandı. Katılımcılar, Touch&Book’un operasyonel süreçleri hızlandıran yapısını ve satış süreçlerine sağladığı katkıları özellikle vurguladı.


Touch DMC ve TouchCruise& Travel, turizm sektöründeki iş birliklerini güçlendirmeye ve farklı şehirlerde düzenlenecek etkinliklerle sektör profesyonelleriyle bir araya gelmeye devam edeceklerini belirtti.


TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya:"Turizm, Dünyadaki Türbülansın Yegane Panzehiridir"

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya:"Turizm, Dünyadaki Türbülansın Yegane Panzehiridir"

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) tarafından hayata geçirilen ve sektörün referans noktası haline gelen TÜRSAB Turizm Kongresi’nin 4’üncüsü, “Eğitim, İletişim ve Dayanışma” mottosuyla başladı. Üç gün boyunca sürecek olan dev organizasyonun açılışında konuşan TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya turizmin küresel barışa sağladığı katkıya dikkat çekerek "Turizm, dünyadaki türbülansın yegane panzehiridir" değerlendirmesinde bulundu.

TÜRSAB tarafından geleneksel hale getirilen ve turizm dünyasının prestijli referans noktası kabul edilen TÜRSAB Turizm Kongresi’nin 4’üncüsü, sektörün farklı kesimlerinden paydaşları tek bir platformda buluşturdu. Ford Türkiye, Yapı Kredi ve Lema Lines Turizm Anonim Şirketi ana sponsorluğunda Antalya’da Nirvana Cosmopolitan Lara Hotel’de düzenlenen kongreye; seyahat acentası temsilcileri, turizm sektör paydaşları, kamu kurum ve kuruluşları, teknoloji şirketlerinin temsilcileri ve çok sayıda basın mensubu katılıyor.

Kongrenin açılış töreninde TÜRSAB Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, Başkan Yardımcıları Davut Günaydın ve Hasan Eker, Yönetim Kurulu Üyeleri, Denetim ve Disiplin Kurulu Başkanları, Başkan Başdanışmanları, BTK Başkanları, İhtisas Başkanları hazır bulundu.

Safranbolu Belediye Başkanı Elif Köse, KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı Turizm, Tanıtma ve Pazarlama Dairesi Müdürü Mine Emiroğlu, TUREB Başkanı Abdulkadir Tanrıdağlı, KITSAB Başkanı Oğuz Akançay, TTYD Başkanı Oya Narin, Antalya Ticaret ve Sanayi Odası (ATSO) Başkanı Yusuf Hacısüleymanoğlu, Uluslararası Vuslat Platformu Başkanı Hamza Cebeci, DEİK Küba İş Konseyi Türkiye Tarafı Başkanı Oğuz Satıcı ile protokol konukları, seyahat acentası temsilcileri, sektör paydaşları ve çok sayıda gazeteci organizasyona katılım sağladı.

Bağlıkaya: “Turizm; dış ilişkilerdir, ekonomidir, iletişimdir, barıştır, umuttur, huzurdur”

4’üncü TÜRSAB Turizm Kongresi’nin açılış konuşmasını TÜRSAB Genel Başkanı Firuz Bağlıkaya gerçekleştirdi. Bağlıkaya konuşmasında, turizmin toplumsal etkileri çok derinlere ulaşan özel bir sektör olduğuna dikkat çekerek şunları ifade etti: “Birçok farklı disipline uyarlanan bir söz vardır; Hani denir ya ‘futbol asla sadece futbol değildir’ diye… Turizm de asla sadece turizm değildir. Turizm; dış ilişkilerdir, ekonomidir, iletişimdir, barıştır, umuttur, huzurdur. Bu anlam derinliğinin yanında turizm; pazarlama, ulaşım, rehberlik, konaklama ve daha birçok unsurun bilgi ve emekle, uyum içinde bir araya getirilerek ürüne dönüştürüldüğü bir faaliyettir.”

“Bu faaliyetin mimarı, hatta mühendisi tur operatörleri ve seyahat acentalarıdır” diyen Bağlıkaya, “Seyahat acentaları; turizm adına gerçekleştirilen tüm faaliyetleri planlayan, programlayan ve uygulayan mesleki ticari işletmelerdir. Elbette başta konaklama tesislerimiz, rehberlerimiz ve ulaşım sektörümüz olmak üzere turizmde başarıyı mümkün kılan tüm paydaşlarımızın önemi, değeri ve vazgeçilmezliği inkâr edilemez. Biz hep birlikte güçlüyüz” şeklinde konuştu.

“Savaş turizm sektörü üzerindeki baskıyı artırıyor”

Turizmin özellikle barışı tesis eden yönünün bugünlerde vurgulanması gerektiğine işaret eden Bağlıkaya, sözlerine şöyle devam etti:

“Duvarların örülmeye çalışıldığı bir dünyada, barış köprüleri inşa eden turizm, küresel türbülansın en önemli panzehirlerinden biridir. İçinde bulunduğumuz coğrafyada yaşanan gelişmeler, başta bölgemiz olmak üzere dünya turizmini doğrudan etkilemektedir. Artan gerilimler ve değişen küresel dengeler seyahat hareketliliğini kısıtlamakta; belirsizlikler arttıkça insanların karar alma süreçleri uzamakta ve destinasyon tercihleri yeniden şekillenmektedir. Bu tablo, insani etkilerinin yanı sıra turizm sektörü üzerindeki baskının da giderek artmasına neden olmaktadır. Ancak şunu çok iyi biliyoruz ki; bizler geçmişte pek çok zorlu sınavdan geçmiş, her defasında yeniden toparlanmayı başarmış güçlü bir sektörüz. En sıkıntılı dönemlerde bu süreçleri tersine çeviren, diğer sektörlerdeki canlanmayı tetikleyen her zaman seyahat acentaları olmuştur. Böyle dönemlerde seyahat acentaları yalnızca satış yapan değil, aynı zamanda talebi yönlendiren ve yeniden şekillendiren aktörler olarak kritik bir sorumluluk üstlenmektedir.”

“Bölgemizde kimin kaç savaş uçağı olduğunu değil, kaç charter uçağının geleceğini konuşmalıyız”

Hassas dönemlerde seyahat acentalarının desteklenmesinin daha da önemli hale geldiğine dikkat çeken Firuz Bağlıkaya, “Acentalarımızın daha güçlü, daha esnek ve daha rekabetçi hale gelmesi için destek mekanizmalarının etkin şekilde devreye alınması büyük önem taşımaktadır. Unutmamak gerekir ki seyahat acentalarının güçlendirilmesi, turist akışının sürekliliğini sağlar ve güçlü bir turizm yapısının temelini oluşturur. Güçlü bir turizm ise ekonomiye, istihdama ve ülkemizin uluslararası konumuna doğrudan katkı sunar” dedi.

Dünyanın içinde bulunduğu eksen kaymasından bir an önce kurtulmasını temenni ettiklerini söyleyen Bağlıkaya, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bölgemizde kimin kaç savaş uçağına sahip olduğundan ziyade, kaç charter uçağının geleceğini; kimin kaç tankı veya uçak gemisi olduğundan çok, limanlarımıza kaç kruvaziyer gemisinin yanaşacağını ve erken rezervasyon sayılarımızı konuştuğumuz günlere en kısa sürede ulaşmayı diliyoruz. TÜRSAB Turizm Kongresi’nin ortaya koyacağı fikir ve önerilerle bizlere yol göstereceğine ve verimli sonuçlar doğuracağına yürekten inanıyorum.”

Kongre destekçilerine plaket takdim edildi

Açılış konuşmasının ardından TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 4’üncü TÜRSAB Turizm Kongresi’nin ana sponsorlarından Yapı Kredi ve Lema Lines Turizm Anonim Şirketi, Ulaşım sponsoru Aker Otobüs İşletmeleri, gümüş sponsorlar Jolly Tur, HSS Teknoloji ve İnovasyon Şirketi, bronz sponsorlar RNG Technology, Özkandan Group ve Wİ-Fi sponsoru Tatilbudur yöneticilerine desteklerinden dolayı teşekkür plaketi takdim etti.  

Yapı Kredi Akdeniz Bölge Müdürü Hatice Yazıcı plaket töreninin ardından yaptığı konuşmada “Turizm, yalnızca bir sektör değil; ülkemiz ekonomisinin sürdürülebilir büyümesinin en stratejik kaldıraçlarından biri. Yapı Kredi olarak, sektörün ihtiyaçlarına özel çözümlerimizle turizmin her aşamasında paydaşlarımızın yanında yer alıyoruz. Önümüzdeki dönemde de finansal çözümlerimiz ve iş birliklerimizle sektörü desteklemeye devam edeceğiz.” şeklinde konuştu.

TK-Pay Genel Müdürü Mustafa Ekmen THY’nin yeni Fintek platformunu tanıttı

Kongrenin ilk sunumu Türk Hava Yolları’nın (THY) yeni fintek platformu TK-Pay lansmanı ile devam etti. TK- Pay Genel Müdürü Mustafa Ekmen konu ile ilgili yaptığı sunumda, TK-Pay’in THY’nin en genç girişimi ve iştiraki olduğuna işaret etti. THY olarak finansal ürünleri teknoloji ile sunma işi olan Fintek’e önem verdiklerini belirten Ekmen, “Fintekte ödeme teknolojileri geliştiriyoruz. Biz de aslında bankacılık gibi regüle bir sektörüz” dedi.

Ekmen, “THY’nin dijital kanalları yılda 400 milyondan fazla ziyaret alıyor. 7 milyar doların üzerinde kartlı ödeme hacmine sahibiz. Seyahat sektörü 64 milyon potansiyel kitleye sahip. Seyahat sektörünün 65 milyar doların üzerinde gelir kapasitesi mevcut ve 45 binden fazla potansiyel üye işyerini de barındıran önemli bir sektör” değerlendirmesinde bulundu.

Turizm sektörünün ihtiyaçlarını doğru belirlemek için sektör paydaşları ile görüşmeler gerçekleştirdiklerini dile getiren Mustafa Ekmen, seyahat sektöründe ödemelerde Fintek payının %2,5 olduğunu, bunun %6,5’lik diğer sektör oranlarının altında kaldığını ifade etti.

Seyahat sektörü için hazırladıkları kurumsal cüzdanı seyahat acentalarına göre düzenlediklerini kaydeden Ekmen, mutabakat kolaylığı, raporlama, kredi ve banka kartı ile ödeme gibi avantajlar sunduklarını da dile getirdi. Seyahat acentalarına ayrıca sanal pos imkanı sunduklarına da değinen Ekmen, pilot uygulamaları gerçekleştirilen sistemin tüm acentaların kullanımına hazır olduğunu sözlerine ekledi.

Kongrenin oturumları, ikinci günde yoğunlaşıyor

4’üncü TÜRSAB Turizm Kongresi, birbirinden önemli oturumlarla 7 Nisan Salı günü devam edecek. Kongrenin ikinci günü, turizmin geleceğine ışık tutacak oturumlara sahne olacak. Günün ilk bölümünde; moderatör Ali Çağatay eşliğinde Gaffar Yakınca ve Nagehan Alçı, yapay zekâ teknolojilerinin turizme entegrasyonunu tüm boyutlarıyla değerlendirecek. Ardından Erkan Mumcu, Deniz Ülke Kaynak, Murat Saygı, Ezel Akay ve Elif Kınay; turizmin stratejik bir "yumuşak güç" olarak diplomatik ve kültürel etkilerini masaya yatıracak.

Turizm Ekonomisinde Yeni Dönem: Sektörel Teşvik Modelleri ve Yerel Yönetim İş Birlikleri

Ekonomi ve finans ayağında ise Prof. Dr. Kerem Alkin’in derinlikli analizleri ile katılımcılara hitap ederken, TÜRSAB ile Yapı Kredi ile arasındaki iş birliğinin detayları konusunda özel bir sunum gerçekleştirilecek. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın MICE Teşvikleri Lansmanı ile sektöre sunulan yeni finansal destek paketleri de kamuoyuyla paylaşılacak.

Günün finalinde, moderatörlüğünü Faruk Özlü’nün üstlendiği özel panelde; Gaziantep Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin, Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Metin Genç ve Muğla Büyükşehir Belediye Başkanı Ahmet Aras, bölgesel tanıtım ve pazarlamada yerel yönetimlerin üstlendiği lokomotif rolü katılımcılara aktaracak.

Stratejik Analizlerden Somut İş Birliklerine: “Gelecek Vizyonu Sonuç Raporu”

Kongrenin son günü olan 8 Nisan Çarşamba, KKTC Başbakan Yardımcılığı, Turizm, Kültür, Gençlik ve Çevre Bakanlığı Turizm, Tanıtma ve Pazarlama Dairesi Müdürü Mine Emiroğlu’nun katılımıyla gerçekleşecek sunumun ardından; Levent Erden ve Serdar Kuzuloğlu değişen tüketici profili ve yarının trendlerini analiz edecek.

TÜRSAB’ın her bir oturumunu sektörün gerçek ihtiyaçlarına yanıt verecek şekilde titizlikle tasarladığı bu kapsamlı program; tüm tartışmaların ve stratejilerin damıtıldığı ‘Gelecek Vizyonu Sonuç Raporu’nun açıklanmasıyla sona erecek.

6 Nisan 2026 Pazartesi

BAKAN ERSOY MÜJDEYİ VERDİ: KÜLTÜR YOLU İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


BAKAN ERSOY MÜJDEYİ VERDİ: KÜLTÜR YOLU İÇİN GERİ SAYIM BAŞLADI

26 ŞEHİRDE, 8 AY BOYUNCA KÜLTÜR VE SANAT MARATONU

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Türkiye’nin en kapsamlı kültür sanat organizasyonları arasında yer alan Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 2026 yılında yeniden sanatseverlerle buluşacağını müjdelerken, festivale dair yenilikleri de duyurdu. “Türkiye Kültür Yolu Festivali 2026’da gastronomide danışma kurulları ve ‘şehir şefleri’ uygulaması hayata geçirilirken, festival içerikleri artık tek bir sosyal medya hesabı üzerinden takip edilebilecek.”

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nde geri sayım başladı. Festival, 25 Nisan 2026 tarihinde Şanlıurfa’da başlayacak, 15 Kasım 2026’da Adana’da sona erecek. Yaklaşık 8 ay sürecek bu kültür sanat maratonu, bu yıl 234 güne ulaşarak dünyanın en uzun soluklu festivali olma özelliğini daha da güçlendirecek.

Bakan Ersoy, 2021 yılında 80 mekânda ve 2.000’in üzerinde sanatçıyla başlayan festivalin bugün uluslararası bir kültür markasına dönüştüğünü belirtti. Beyoğlu Kültür Yolu Festivali olarak başlayan ve her yıl büyüyerek Türkiye geneline yayılan Türkiye Kültür Yolu Festivali, 2026 yılında 26 şehirde gerçekleştirilecek. Ersoy, 2027 yılında Balıkesir, Denizli, Hatay, Kocaeli, Muğla ve Tekirdağ’ın da katılımıyla festivalin 32 şehre ulaşacağını ifade etti.

“Artık insanlar sadece görmek için değil, hissetmek ve deneyimlemek için seyahat ediyorlar” diyen Bakan Ersoy, kültür ve sanat faaliyetlerinin Bakanlığın asli görevleri arasında yer aldığını vurguladı. Kültür ve sanatın toplumun her kesimine ulaşmasını hedefleyen festivalin, yalnızca bir etkinlik serisi olmanın ötesinde Türkiye’nin kültürel dönüşümünün güçlü bir temsilcisi olduğunu belirten Ersoy, Cumhuriyetin 100’üncü yılı itibariyle Avrupa Festivaller Birliği üyesi olan festivalin her geçen yıl daha da güçlenerek yoluna devam ettiğini söyledi.

FESTİVALE DAİR HER ŞEY ARTIK TEK SOSYAL MEDYA HESABINDA 

Bakan Ersoy, Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin artık tek bir sosyal medya hesabı üzerinden takip edilebileceğini belirterek, festival takvimi ve tüm detaylarınhttps://kulturyolufestivali.com/ internet sitesi ile @turkiye_kulturyolu Instagram hesabı üzerinden paylaşılacağını ifade etti.

GASTRONOMİ: KÜLTÜRÜN LEZZETLE BULUŞTUĞU NOKTA

Festival kapsamında şehirlerin gastronomi değerleri de ön plana çıkacak. Yerel mutfakların özgün lezzetleri, gastronomi etkinlikleri ve deneyim alanlarıyla ziyaretçilere sunulacak.

Şeflerin katılımıyla gerçekleşecek atölyeler, tadım etkinlikleri ve yöresel ürün buluşmaları sayesinde Türkiye’nin mutfak kültürü daha geniş kitlelere tanıtılacak. Festival, gastronomiyi yalnızca bir tat deneyimi değil, kültürel mirasın önemli bir parçası olarak ele alacak.

2026 yılında gastronomi alanında önemli bir yenilik de hayata geçirilecek. Festival kapsamındaki şehirlerde gastronomi duraklarının belirlenmesi amacıyla danışma kurulları oluşturulacak. Her şehrin kendi mutfak kültürünü en doğru şekilde temsil etmesi için alanında uzman isimlerin yer alacağı bu kurullar, şehirlerin öne çıkan lezzet noktalarını ve deneyim rotalarını belirleyecek.

Ayrıca her şehir için bir “şehir şefi” belirlenerek, yerel gastronominin temsil gücü artırılacak. Şehir şefleri, hem etkinlik içeriklerinin oluşturulmasında aktif rol üstlenecek hem de o kentin mutfak mirasının ulusal ve uluslararası düzeyde tanıtımına katkı sağlayacak. Bu yeni yapı ile Türkiye Kültür Yolu Festivali, gastronomiyi daha sistematik, kapsayıcı ve sürdürülebilir bir yaklaşımla ele alacak.


9 GÜNLÜK FESTİVAL, ŞEHİR EKONOMİLERİNE GÜÇ KATIYOR

Her şehirde 9 gün süren festival programı, yalnızca kültürel değil ekonomik açıdan da önemli katkılar sağlıyor. Festival süresince oteller, restoranlar ve yerel işletmeler yoğun talep görürken, şehir dışından gelen ziyaretçilerle birlikte turizm hareketleniyor.

Bakan Ersoy, festivalin ekonomik etkisine ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu:

“9 gün boyunca düzenlediğimiz etkinliklerin şehir ekonomisine büyük katkısı var. Esnafımız bu sürede neredeyse 3 aylık iş yapıyor. Hem yerel halk hem de şehir dışından gelen ziyaretçiler sayesinde illerimizin ekonomisi ciddi şekilde canlanıyor. Hem festivale katılanlar hem il dışından etkinlikleri izlemek için gelenler adeta ilin ekonomisine can suyu oluyor.”

ŞEHİRLERDE KÜLTÜR YOLU HEYECANI BAŞLADI

Konserlerden sergilere, tiyatrodan operaya, söyleşilerden atölyelere kadar binlerce etkinlik ile Türkiye, aylar boyunca büyük bir kültür sahnesine dönüşecek. Festivalin kapsadığı şehirlerde kültür ve sanat heyecanı şimdiden hissedilmeye başlandı.

Türkiye Kültür Yolu Festivali, her şehirde yerel değerleri öne çıkaran, sanatın farklı disiplinlerini bir araya getiren ve geniş kitlelere ulaşan etkinlikleriyle şehirlerin kültürel dinamizmini artıracak.

2025 yılında 20 şehirde gerçekleştirilen ve 180 gün süren festival; 9 bin 645 etkinlik ve 50 bin 400 sanatçının katılımıyla büyük bir başarıya imza atmıştı. 2026 yılında ise bu güçlü yapı daha fazla şehre yayılacak, daha uzun süreli ve daha kapsamlı bir içerikle hayata geçirilecek.

26 ŞEHİR, TEK BİR KÜLTÜR ROTASI

2026 takviminde Şanlıurfa’nın ardından Aydın, Mersin, Eskişehir, Manisa, Trabzon, Samsun, Bursa, Sakarya, Van, Konya, Nevşehir, Malatya, Erzurum, Ordu, Çanakkale, Kayseri, Kahramanmaraş, Ankara, İstanbul, Gaziantep, Diyarbakır, Mardin, İzmir, Antalya ve Adana yer alıyor.

Bu yıl Aydın, Eskişehir, Kahramanmaraş, Mersin, Ordu ve Sakarya’nın da dahil edilmesiyle festival 26 şehirde doruğa ulaşacak. Her şehir, kendi kültürel mirasını ve yerel değerlerini festivalin ruhuna katarak Türkiye’nin zenginliğini görünür kılacak.

ÇOCUKLAR İÇİN RENKLİ VE ÖĞRETİCİ DÜNYA

Festival, çocuklar için özel olarak hazırlanan etkinliklerle de dikkat çekiyor. Atölyeler, sahne gösterileri, tiyatrolar, interaktif oyun alanları ve eğitici programlarla çocuklar erken yaşta sanatla buluşacak.

Festival kapsamında kurulacak çocuk köyleri, açık hava oyun alanları ve yaratıcı etkinlik sahaları sayesinde çocuklar hem eğlenecek hem de sosyal ve kültürel gelişimlerini destekleyen deneyimler yaşayacak. Bu kapsamlı içerik, kültürel farkındalığın küçük yaşta gelişmesine katkı sağlayacak. Konserlerden sergilere, opera ve bale gösterilerinden modern dansa, söyleşilerden atölyelere kadar uzanan binlerce etkinlik ücretsiz olarak sanatseverlerle buluşacak. Festivalin tüm etkinlikleri tek bir dijital platform üzerinden takip edilebilecek ve ziyaretçiler programlara kolaylıkla erişebilecek.


5 Nisan 2026 Pazar

Ela ExcellenceResort Belek, İki Prestijli Ödülle Başarısını Tescilledi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Ela ExcellenceResort Belek, İki Prestijli Ödülle Başarısını Tescilledi

Akdeniz’in eşsiz doğasıyla kişiselleştirilmiş lüksün konforunu birleştiren Ela ExcellenceResort Belek, misafir memnuniyeti ve hizmet kalitesi alanındaki güçlü performansı, aile odaklı deneyim yaklaşımıyla QM TourismAwards’ta “Türkiye’s Best QM Belek Family Hotel” ödülünün sahibi oldu.Resort ayrıca tanıtım filmiyle The Golden City GateAwards 2026’da “Golden Star” ödülünü de kazandı. 

Ela ExcellenceResort Belek, misafir deneyimi ve yaratıcı iletişim alanındaki yaklaşımını ulusal ve uluslararası ödüllerle taçlandırıyor. Hizmet kalitesini sürekli geliştiren yaklaşımı ve misafir beklentilerine odaklanan hizmet anlayışıyla Ela ExcellenceResort Belek, turizm sektöründe güçlü bir konumda yer alıyor. Bu çerçevede Resort, Türk turizminin en prestijli ve en kapsamlı ödül platformlarından biri olan QM TourismAwards kapsamında “Türkiye’s Best QM Belek Family Hotel” ödülüne layık görüldü. Hizmet kalitesi, misafir memnuniyeti ve deneyim yönetimi alanlarında gerçekleştirilen kapsamlı değerlendirme sonucunda elde edilen bu başarı, Ela ExcellenceResort Belek’in misafir odaklı hizmet yaklaşımının ve sürdürülebilir kalite anlayışının sektörde güçlü bir karşılık bulduğunu ortaya koydu.

Ela ExcellenceResort Belek’in kazandığı bir diğer önemli ödül ise uluslararası turizm film ve multimedya yarışması The Golden City GateAwards 2026’dan geldi. Resort, tanıtım filmiyle “Golden Star” ödülünün sahibi oldu. Farklı ülkelerden geniş katılımla gerçekleşen yarışmada elde edilen bu sonuç, markanın hizmet kalitesinin yanı sıra iletişim ve içerik üretimi alanındaki yetkinliğini de uluslararası ölçekte teyit etti.

“Misafirlerimize unutulmaz bir tatil yaşatmak için daha iyisini sunmaya devam edeceğiz”

Ela ExcellenceResort Belek Genel Müdürü Ufuk Gezgin,“FeelWell Luxury”anlayışıyla iyi yaşam, gastronomi ve sürdürülebilirliği bir araya getirerek misafirlerimize özenle tasarlanmış bir tatil sunuyoruz. Aile odaklı yaklaşımımız, Everland Çocuk Dünyası gibi çocuklara özel alanlarımız ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışımızla hem yerli hem de uluslararası misafirlerimizin beklentilerine yanıt veriyoruz. Kazandığımız ödüller, misafir deneyimini merkeze alan yaklaşımımızın ve iletişim alanındaki çalışmalarımızın güçlü bir yansıması. Bu başarıda emeği olan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve bize güvenen misafirlerimize içtenlikle teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de misafirlerimize unutulmaz bir tatil yaşatmak için daha iyisini sunmaya devam edeceğiz” dedi.

Çocuklara özel bir dünya

Ela ExcellenceResort Belek’in aile odaklı yaklaşımı ise resort genelinde hissedilen önemli bir unsur olarak öne çıkıyor. Yaklaşık 5.000 metrekarelik alana yayılan Everland Çocuk Dünyası, çocuklara özel tasarlanmış alanları ve zengin içerikleriyle tatilin her yaştan misafir için keyifli hale gelmesini sağlıyor. Atölyelerden teknoloji alanlarına uzanan bu yapı, çocukların eğlenirken keşfedebileceği bir alan sunuyor.

Özak Global Holding’in “FeelWell Luxury” yaklaşımıyla kişiye özel tatil deneyimi sunan markası Ela ExcellenceResort Belek, sürdürülebilir kalite anlayışı ve yüksek hizmet standartlarıyla konuklarına her sezon yenilenen bir resort deneyimi vadediyor.

Günün her saatinde keyif ve lezzet

Kişiselleştirilmiş hizmet anlayışıyla, misafirlerineayrıcalıklı bir konaklama deneyimi sunan Ela ExcellenceResortBelek, Akdeniz’in doğasıyla iç içe konumlanan, denize açılan geniş alanları, sakin atmosferi ve gün boyu değişen ritmiyle keyifli bir tatil vadediyor. Açık ve kapalı yüzme havuzları, su kaydırakları ve çocuklara özel havuz alanlarıyla her yaştan misafire hitap eden Ela’nın özel plajı ve iskelesi Akdeniz’in berrak mavisiyle buluşma fırsatı sunuyor. Ela ExcellenceResort Belek, farklı mutfaklardan ilham alan restoranları ve şef dokunuşlarıyla hazırlanan menüleriyle öne çıkıyor. Günün her saatine yayılan bu lezzet deneyimi, özenli sunumlar ve rafine bir atmosferle tamamlanıyor.


ElaZenHealth& Spa ise yaklaşık 4.500 metrekarelik alanı, doğal içerikli uygulamaları ve kişiye özel bakım seçenekleriyle misafirlerini dingin ve yenileyici bir atmosferle buluşturuyor. Farklı terapi seçenekleri ve bakım ritüelleriyle tasarlanan bu alan, misafirlerin kendilerine zaman ayırabilecekleri özel bir alan sunuyor.


SunExpress ile Antalya’dan Memmingen’e direkt uçuşlar başladı

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress ile Antalya’dan Memmingen’e direkt uçuşlar başladı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, Antalya’dan Almanya’nın Memmingen şehrine direkt uçuşlarını başlattı. Haftada beş sefer ile başlayan yeni hat, yolculara Almanya’nın güneyine hızlı, konforlu ve kolay erişim imkânı sunuyor.

Antalya – Memmingen uçuşları haftada beş gün; Pazartesi, Salı, Çarşamba, Cuma ve Pazar günleri gerçekleştiriliyor. Seferler, 11 Mayıs – 24 Haziran ile 3 Ağustos – 20 Eylül 2026 tarihleri arasında haftanın her günü gerçekleştirilecek.

Almanya’nın Bavyera eyaletinde yer alan Memmingen, tarihi dokusu, iyi korunmuş eski şehir merkezi ve Alpler’e yakın konumuyla öne çıkıyor. Gotik ve Barok mimarinin izlerini taşıyan yapıları ve renkli meydanlarıyla dikkat çeken şehir, özellikle kısa süreli seyahatler için ideal bir alternatif sunuyor.

Memmingen, Münih başta olmak üzere güney Almanya’daki önemli şehirlere yakın konumuyla kolay ulaşım imkânı sağlarken, Alpler’e olan yakınlığı sayesinde doğa tutkunları için yürüyüş, kayak ve açık hava aktiviteleri açısından da cazip bir başlangıç noktası sunuyor.


Çelebi Havacılık, Türk Hava Yolları İş Birliğiyle Asya-Pasifik’teki Operasyonlarını Güçlendiriyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Çelebi Havacılık, Türk Hava Yolları İş Birliğiyle Asya-Pasifik’teki Operasyonlarını Güçlendiriyor

Yer ve kargo hizmetleri alanında küresel ölçekte faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, Türk Hava Yolları ile gerçekleştirdiği yeni iş birliği kapsamında, Endonezya’nın iki ana havacılık merkezi olan Bali I Gusti Ngurah Rai Uluslararası Havalimanı (DPS) ve Jakarta Soekarno-Hatta Uluslararası Havalimanı (CGK)’ndaki faaliyetlerini genişletmeye hazırlanıyor. 1 Nisan 2026 itibarıyla başlayan operasyonlar, Çelebi Havacılık’ın bölgedeki büyüme ivmesini güçlendirirken, küresel havacılık ekosistemindeki konumunu daha görünür ve etkili hale getiriyor.

Havacılık sektöründe 65 yılı aşkın deneyimiyle üç kıtada faaliyet gösteren Çelebi Havacılık, söz konusu iş birliği kapsamında her iki istasyonda da yolcu hizmetleri, rampa hizmetleri, uçuş operasyonları ve güvenlik hizmetleri sunacak. Türk Hava Yolları’nın halihazırda Jakarta’da haftalık 7, Bali’de ise 12 frekans olarak planlanan uçuşları, önümüzdeki dönemde sırasıyla 10 ve 14 sefere çıkarılacak. İstanbul–Jakarta–İstanbul ve İstanbul–Bali–İstanbul hatlarında gerçekleştirilecek bu uçuşlar kapsamında, Çelebi Havacılık’ın yıllık yaklaşık 1.000 uçuş operasyonunu yönetmesi ve yıllık 650 bin yolcuya hizmet vermesi öngörülüyor.

Uluslararası havayolu portföyünde stratejik genişleme

Türk Hava Yolları’nın portföye dahil edilmesi, Çelebi Havacılık’ın Endonezya operasyonları açısından önemli bir eşik olarak öne çıkıyor.Şirketin uluslararası pazardaki konumunu güçlendiren bu iş birliği, aynı zamanda diğer global havayolları için de güçlü bir referans ve güven unsuru oluşturuyor. Çelebi Havacılık, bu adımla birlikte bölgedeki operasyonel ölçeğini büyütürken, uluslararası pazar payını artırma hedefini de destekliyor.

Jakarta, Endonezya’nın başkenti ve iş dünyasının merkezi olarak yüzlerce farklı destinasyona bağlantı sağlayan kritik bir merkez konumunda yer alırken; Bali ise ülkenin en önemli turizm kapısı ve küresel ölçekte öne çıkan bir tatil destinasyonu olarak dikkat çekiyor. Bu iki önemli merkezde sunulacak hizmetler, hem iş hem turizm odaklı yolcu trafiğinin etkin ve kesintisiz şekilde yönetilmesine katkı sağlayacak.

Sürdürülebilir ve yolcu odaklı hizmet yaklaşımı

Çelebi Havacılık, Türk Hava Yolları operasyonlarında tamamen elektrikli ekipman kullanarak sürdürülebilirlik odağını sahaya taşımaya devam ediyor. Karbon emisyonlarının azaltılmasına katkı sağlayan bu uygulamalar, çevre dostu havalimanı hedefleriyle uyumlu bir operasyon modeli sunuyor.

Şirketin yolcu deneyimi yaklaşımı ise güvenlik, operasyonel mükemmeliyet ve hizmet kalitesini odağına alıyor. Çelebi Havacılık ekipleri, her iki havalimanında da operasyonel süreçlerin sorunsuz ilerlemesini sağlayarak, Türk Hava Yolları yolcularına güvenli, zamanında ve konforlu bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyor.

Çelebi Havacılık Endonezya Genel Müdürü Andy Dias ise konuyla ilgili şunları söyledi:

“Türk Hava Yolları ile başlattığımız bu iş birliği, Endonezya’daki operasyonlarımızın ulaştığı olgunluk seviyesini ve uluslararası havayolları nezdinde oluşturduğumuz güveni yansıtması açısından son derece kıymetli. Bali ve Jakarta’da daha önce devreye aldığımız operasyonlarla birlikte bölgede güçlü bir operasyonel altyapı ve deneyim oluşturduk. Bugün geldiğimiz noktada, bu birikimi global ölçekte önde gelen bir havayolu ile iş birliğine dönüştürmekten memnuniyet duyuyoruz.

Endonezya’da ilk kez, geniş gövdeli bir uçağın tüm yer hizmetleri süreçleri, tamamen elektrikli yer hizmet ekipmanlarıyla gerçekleştirilecek; bu uygulama, ülkede sürdürülebilir havacılık adına yeni bir standart belirleyecek.

Bu iş birliğinin, Endonezya’daki hizmet kapsamımızı genişletmenin yanı sıra uluslararası pazardaki konumumuzu daha da güçlendireceğine inanıyoruz. Yerel ekiplerimizin yetkinliği, operasyonel mükemmeliyet yaklaşımımız ve sürdürülebilir hizmet modelimizle, Türk Hava Yolları yolcularına güvenli, zamanında ve yüksek standartlarda bir seyahat deneyimi sunmayı hedefliyoruz. Aynı zamanda bu iş birliğinin, bölgede yeni havayolu iş ortaklıkları için de güçlü bir referans oluşturacağına inanıyoruz.”


Regnum The Crown ve Regnum Carya Sezona Merhaba Diyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Regnum The Crown ve Regnum Carya  Sezona Merhaba Diyor

Antalya’da doğa ile iç içe atmosferiyle, Belek’in göz alıcı kıyısında denize sıfır konumunda, lüks hizmet anlayışıyla misafirlerini ağırlayan Regnum The Crown ve Regnum Carya, 2026 yaz sezonunu 1 Nisan itibariyle karşılıyor.


Antalya-Belek’in göz alıcı kıyısında yer alan Regnum Hotels, doğa ile iç içe atmosferiyle, denize sıfır konumu ve lüks hizmet anlayışıyla misafirlerini yeni sezonda da unutulmaz anılar biriktirmeye davet ediyor. Regnum Carya ve Regnum The Crown, yeni sezonda da hafızalardan silinmeyecek ağırlama deneyimini misafirlerine sunmaya devam edecek. 


Regnum The Crown ile lüks tatil deneyimini üst seviyede yaşayın!

Benzersiz mimarisi, üst düzey hizmet anlayışı ve zengin yaşam alanlarıyla misafirlerini ağırlayan Regnum The Crown, alışılmışın dışında bir lüks deneyimi vadediyor. Türkiye’de bir ilk olan yetişkinlere özel rooftop alanı, dünya mutfaklarını kapsayan zengin gastronomi seçkisi, çocuklu aileler için eğlence alanları ve geniş bir yelpazeye sahip aktiviteleri ile bölgenin denize en yakın konumuna sahip Regnum The Crown, konaklama alanında farklı bir anlayış ile lüks deneyimi yeniden tanımlıyor.


Regnum The Crown, her biri özenle tasarlanmış, yüksek standartlarla donatılmış 110 metrekare ile  1700 metrekare arasında değişen süitlerinde misafirlerine hafızalardan silinmeyecek bir konaklama vadediyor. Otel, deniz, havuz ve bahçe manzaralı farklı konseptteki geniş süitler, sonsuzluk havuzu, giyinme odaları, özel butler hizmeti ile konfor ve şıklığı buluşturuyor. 


Türkiye’de bir ilk olan sadece yetişkinlere özel rooftop alanıyla dikkat çeken Regnum The Crown, sonsuzluk havuzu, panoramik manzaralı restoran ve barları, özel fitness kulübüyle çiftler ve sakinlik arayan misafirler için eşsiz bir deneyim sunuyor.


Dünya mutfaklarından lezzetleri en üst seviyede yaşatan Regnum The Crown, Pan-Asya, Arap, Yunan, Meksika, İspanyol Tapas, Slavic ve sağlıklı yaşam mutfağı gibi seçenekleri misafirleriyle buluşturuyor. Otel, zengin pastane ve barlarıyla da tatilde gastronomi deneyimini isteyenlere hitap ediyor. 


Aqua World’deki temalı havuzlar ve çocuk kulübüyle Regnum The Crown, ailenin her yaştan ferdi için eğlenceli anlarla dolu bir tatil deneyimi sunuyor. Ana havuz, deniz suyu havuzu, dalga havuzu ve açık/kapalı çocuk havuzları farklı yaş gruplarına hitap ediyor.


Regnum Carya misafir deneyimini yeniden tasarlıyor!

Misafirlerine konfor, lüks ve özel hizmetleri bir arada sunan Regnum Carya, deneyim odaklı tatil arayışındakiler için birbirinden zengin seçenekleri bir araya getiriyor. Gastronomiden zengin spor aktivitelerine uzanan deneyimsel bir tatil arayışında olanlar için Regnum hissini yaşatan Regnum Carya, misafirlerine ayrıcalıklı bir tatil vadediyor. 

  

Regnum Carya, dünya mutfaklarından özenle hazırlanan menüleri ve a la carte hizmeti veren Japon, İtalyan, Türk, Brazilya ve Steak House restoranlarında gastronomi deneyimini en üst seviyeye taşıyor. Regnum Carya, zarafet, sadelik ve doğadan ilham alan bir lüks her şey dahil deneyimini 12 yılı aşkın süredir her gün yeniden tasarlıyor.


4 Nisan 2026 Cumartesi

HAVADA FAZLA BİLET SATIŞI YOLCU MAĞDURİYETİNİ ARTIRIYOR

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


HAVADA FAZLA BİLET SATIŞI YOLCU MAĞDURİYETİNİ ARTIRIYOR

Dünya genelinde her yıl milyonlarca yolcu, elinde geçerli bileti olmasına rağmen "kapasite üstü satış" (overbooking) nedeniyle uçağa alınmıyor. Türkiye’de de uçağa kabul edilmeyen mağdurların şikayetleri artıyor. Avukat Seda Yılmaz, yolcuların bu durumda sahip olduğu güçlü yasal hakların büyük bir kısmının bilgi eksikliği nedeniyle kullanılmadığına dikkati çekerek, kritik uyarılarda bulundu. 

Hava yolu taşımacılığında "overbooking", yani kapasitenin üzerinde bilet satışı, sektörde küresel ölçekte uzun süredir uygulanıyor. Ancak hava yolu kullanımı ve yolcu sayısı arttıkça şikayetler de dikkat çekici hale geliyor. Yolcunun uçağa kabul edilememesi hem seyahat planlarını alt üst ediyor hem de ciddi hukuki haklar doğuruyor.


Avukat Seda Yılmaz, yolcuların bu süreçteki en büyük dezavantajının bilgi eksikliği olduğuna dikkati çekti.

Yolcu Tazminat Talep Edebilir

Havalimanında “Uçağımız dolu, sizi bir sonraki sefere aktaracağız” denildiğinde çoğu yolcunun zor da olsa durumu kabullendiğini belirten Yılmaz, “Oysa bu noktada yolcunun nakdi tazminat talep etme hakkı doğuyor. Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü tarafından yayımlanan SHY-YOLCU (Havayolu İle Seyahat Eden Yolcuların Haklarına Dair Yönetmelik) kapsamında; uçağa kabul edilmeme (overbooking), uçuş iptali veya bazı ciddi gecikmelerde mesafeye göre 100 Euro ile 600 Euro arasında değişen tazminat miktarları açıkça hüküm altına alınmıştır. Hakkını bilmeyen yolcu, sunulan seçeneklerle yetinmek durumunda kalıyor." diye konuştu.

Tazminat Potansiyeli Milyonlarca Euro’ya Ulaşıyor

Yılmaz, yasal hakkın varlığı ile o hakkın pratikte kullanılabilmesinin her zaman aynı şey olmadığını söyleyerek, şunları kaydetti: 

“Türkiye hava yolu taşımacılığında bir dünya devi haline geldi. Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı verilerine göre, geçen yıl Türkiye genelinde uçan yolcu sayısı 247 milyona ulaştı. Uluslararası havacılık analizlerine göre yolcuların yaklaşık yüzde 2'si, overbooking, iptal veya uzun süreli gecikme gibi aksaklıklarla karşılaşıyor.

Bu operasyonel aksaklıklar ciddi hukuki haklar ve milyonlarca Euro değerinde tazminat potansiyeli doğuruyor.Bizim gözlemimiz, dünya genelinde mağdur yolcuların önemli bir kısmının yasal haklarından ve özellikle tazminat hakkından tam olarak haberdar olmadığı yönünde.”

Mağdur Olduğunuzda Ne Yapmalısınız

Overbooking riskine karşı yolcuların uçuş öncesinde online check-in yaptırması gerektiğine değinen Yılmaz, mağdur olanların izlemesi gereken yolu ise şöyle özetledi: 

“Uçağa neden alınmadığınızı gösteren imzalı resmi belge olan ‘DeniedBoarding’ formunu mutlaka isteyin. Yanan otel rezervasyon ücretleri, otel transfer ödemeleri gibi tüm harcamalar da belgelendirilmeli. 

Tazminat hakkı konusunda yeterli bilgilendirilmeyen veya talebi reddedilen yolcular, Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü (SHGM) ile tutara göreTüketici Hakem Heyetleri veya Tüketici Mahkemelerine müracaat etmelidir. Bu hem yasal bir hak hem de gelecekteki mağduriyetlerin önlenmesi için atılabilecek en somut adımdır."


3 Nisan 2026 Cuma

Liberty Signa Yeni Sezona Zarif Bir Başlangıç Yaptı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Liberty Signa Yeni Sezona Zarif Bir Başlangıç Yaptı

Fethiye’nin doğal güzellikleriyle çevrili özel konumuyla öne çıkan Liberty Signa, 2026 yaz sezonuna güçlü ve zarif bir başlangıç yaptı. Otel yönetimi ve ekip üyelerinin katılımıyla gerçekleşen açılışla birlikte, sezonun ilk misafirleri deneyim odaklı bir karşılama ile ağırlandı.

Modern mimarisi, özenle kurgulanmış yaşam alanları ve gastronomi deneyimleriyle dikkat çeken Liberty Signa, yeni sezonda da misafirlerine konfor, estetik ve ayrıcalığı bir arada sunmayı hedefliyor. Doğayla uyumlu atmosferi ve çok katmanlı hizmet yaklaşımıyla otel, Fethiye’de nitelikli tatil anlayışının öne çıkan adreslerinden biri olmaya devam ediyor.

Yeni sezonun başlangıcına ilişkin değerlendirmede bulunan Genel Müdür Çağdaş Akkaya,

“Liberty Signa olarak, her yeni sezona aynı özen ve heyecanla hazırlanıyoruz. Misafirlerimize yalnızca bir konaklama değil, her detayın titizlikle düşünüldüğü bütünsel bir deneyim sunmayı amaçlıyoruz. 2026 sezonunda da hizmet kalitemizi daha ileriye taşıyarak, misafirlerimiz için kalıcı ve değerli anlar yaratmaya devam edeceğiz.” ifadelerini kullandı.

Liberty Signa, güçlü ekip yapısı ve rafine hizmet anlayışıyla, yeni sezonda hem yerli hem de uluslararası misafirlerine Akdeniz’in huzurunu ve Fethiye’nin özgün atmosferini bir arada sunmayı sürdürüyor.


Yazın En Özgün Kaçamağı Geri Dönüyor: Martı La Perla7Mayıs’ta Kapılarını Açıyor!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Yazın En Özgün Kaçamağı Geri Dönüyor: Martı La Perla 7Mayıs’ta Kapılarını Açıyor!

Ege’nin benzersiz atmosferinde konumlanan Martı La Perla, yetişkinlere özel konsepti, yenilenen tasarımı, huzur ve ayrıcalığı buluşturan hizmet anlayışıyla 2026 yaz sezonunda stil, konfor ve özgürlüğü yeniden tanımlıyor.

Marmaris, İçmeler’in özgün tatil adreslerinden La Perla, eşsiz bir tatil deneyimi yaşatmak için 7Mayıs itibariyle sezona “merhaba” diyor. Bulunduğu coğrafyanın kültürel kodlarını genç ve modern bir kimlikle harmanlayan otel; topluluk ve etkinlik odaklı yaklaşımıyla, benzer yaşam tarzlarını paylaşan yetişkinler için alışılmışın dışında bir tatil vadediyor.

Yepyeni Deluxe Odalarda Sofistike Bir Konfor

Misafirlerine yalnızca bir tatil değil, çok katmanlı bir deneyim sunan La Perla; dostlukların pekiştiği, aşkın yeniden keşfedildiği ve gündüzden geceye uzanan keyifli anların paylaşıldığı üst düzey bir konaklama deneyimi yaşatıyor.

2025 yılında başlayan kapsamlı renovasyon sürecinin ardından modern bir estetikle yeniden kurgulanan Deluxe odalar, mimari detayları ve konfor odaklı felsefesiyle öne çıkıyor. Dağların huzur veren manzarasına ya da denizin ferahlatıcı sonsuzluğuna açılan bu özel alanlar, misafirlerin hem bedensel hem de zihinsel olarak tazelenmelerine olanak tanıyor. 

Gün Boyu Süren Gastronomi Deneyimi

La Perla’da gastronomi, günün her anına yayılan zengin bir deneyime dönüşüyor. Misafirler güne, The Restaurant’ta sunulan Türk ve dünya mutfaklarından özenle seçilmiş seçkin lezzetlerin yer aldığı açık büfe kahvaltı ile enerjik bir başlangıç yapıyor. Gün boyunca NimaraSnack& Bar, havuz başında hafif ve lezzetli atıştırmalıklarıyla keyifli molalara eşlik ederken, La ConchaLounge Akdeniz mutfağının rafine tatlarını modern sunumlarla masanıza taşıyor.

Fenix Bar, açık havadaki huzurlu atmosferi ve yaratıcı kokteyl seçenekleriyle akşamüstü saatlerinin vazgeçilmezi oluyor. Daha samimi ve rahat bir ortam arayan misafirler için lobi alanında yer alan Bistro Bar ve CoffeeCorner, gün boyu servis edilen içecek ve atıştırmalık alternatifleriyle konforlu bir buluşma noktası oluyor.

Farklı damak zevklerine hitap eden bu zengin gastronomi seçkisi La Perla’nın deneyim odaklı yaklaşımını tamamlıyor.

Patili Dostlarınızla Birlikte Unutulmaz Bir Tatil Ayrıcalığı

Hayvan dostu yaklaşımıyla fark yaratan La Perla, patili dostları da tatil deneyiminin doğal bir parçası haline getiriyor. Özel konaklama alanları ve ihtiyaçlara duyarlı hizmetleriyle evcil hayvanlar için de güvenli ve keyifli bir ortam sunan otel, sadık dostlarınızla birlikte unutulmaz anılar biriktirilebileceğiniz sıcak bir yaşam alanı yaratıyor.

Rahatlama ve Yenilenmenin Adresi: La Perla Spa &Wellness

Tatili bütünsel bir yenileme yolculuğuna dönüştüren, misafirlerini yavaşlamaya ve denge bulmaya davet eden La Perla Spa &Wellness, sunduğu masaj terapileriyle, stres yerini huzura bırakırken; kişiye özel cilt ve vücut bakımları da doğal ışıltınızı yeniden ortaya çıkarıyor. Geleneksel Türk hamamı ve sauna deneyimi ise bu modern arınma yolculuğunu kusursuz bir şekilde tamamlıyor. 

Martı Sports Academy ile Aktif Tatil Deneyimi

Hareketi tatilin doğal bir parçası haline getiren Martı Sports Academy (MSA) da misafirlere zengin bir spor ve wellness programı sunuyor. Günlük yoga ve meditasyon seanslarından fitness derslerine, su sporlarından plaj aktivitelerine kadar pek çok seçenekle misafirler, tatil boyunca zinde kalmanın ve ilham almanın keyfini çıkarıyor. 

Huzur Dolu Mavi Ufuklardan Adrenaline Uzanan Yolculuk

La Perla’nın öne çıkan deneyimlerinden biri olan tekne turları da misafirleri Ege’nin saklı koylarını keşfetmeye davet ediyor. Güneşin ışığıyla parlayan berrak sularda yüzme ve doğayla iç içe geçirilen zaman, tatilin en güzel anlarını oluşturuyor.

Off-road turları ise Marmaris’in doğal güzelliklerini keşfetmek isteyen macera tutkunlarını bekliyor. Engebeli arazilerden geçerek saklı köylere uzanan bu rotalar, tatilinize keşif dolu bir heyecan katıyor.


İDSO DenizBank Konserleri’nde dönemler arası bir yolculuk: Mozart, Stravinsky, Respighi

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İDSO DenizBank Konserleri’nde dönemler arası bir yolculuk: Mozart, Stravinsky, Respighi

İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank konserleri kapsamında 10 Nisan’da İtalyan şef Alfonso Scarano yönetiminde AKM’de sahne alacak. Dünyaca ünlü klarnet sanatçısı DarkoBrlek’in solist olarak yer alacağı konserde, Mozart’ın Klarnet Konçertosu, Stravinsky’nin Pulcinella Süiti ve Respighi’nin Roma Çamları eserleri dinleyiciyle buluşacak.

DenizBank’ın 21 yıldır desteklediği İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası (İDSO) DenizBank Konserleri kapsamında müzikseverleri klasik müziğin farklı dönemleri arasında zengin bir yolculuğa davet ediyor. 10 Nisan Cuma akşamı saat 20.00’de Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda gerçekleşecek konserde orkestrayı İtalyan şef Alfonso Scarano yönetecek.

Konserin ilk bölümünde orkestra
uluslararası üne sahip Sloven klarnet sanatçısı DarkoBrlek’i ağırlayacak. Avrupa’nın saygın solistleri arasında yer alan Brlek, Wolfgang Amadeus Mozart’ın yaşamının son yılında bestelediği ve klarnet repertuvarının en önemli eserlerinden biri kabul edilen La Majör Klarnet Konçertosu’nu yorumlayacak. 

İkinci bölümünde ise Şef Alfonso Scarano yönetimindeki İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, 20. yüzyılın müzikal dönüşümüne ışık tutan iki önemli eseri seslendirecek. İlk olarak Igor Stravinsky’nin neoklasik dönemin başlangıcını simgeleyen Pulcinella Süiti sahnelenecek. Geçmiş ile bugünü ustalıkla harmanlayan eser ile18. yüzyıl İtalyan müziğinin zarafeti modern bir yorumla sanatseverlere sunulacak.

Programın finalinde ise OttorinoRespighi’nin görkemli senfonik şiiri Roma Çamları dinleyiciyle buluşacak. Bestecinin Roma üçlemesinin en etkileyici bölümlerinden biri olan eser, şehrin farklı noktalarındaki çam ağaçlarını betimleyerek dinleyiciyi tarih, doğa ve hayal gücü arasında etkileyici bir yolculuğa çıkaracak.

Şef: Alfonso Scarano

Soli̇st: DarkoBrlek, Klarnet

Program:

Wolfgang Amadeus Mozart, Klarnet Konçertosu, La majör, K. 622

Ara

IgorStravinsky, Pulcinella Süiti

OttorinoRespighi, Roma Çamları


Turizmde “Görünmez Lüks” Devri: Hakan Şamhal, 2026 Vizyonunda “Deneyim” ve “Aidiyet” Vurgusu Yapıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Turizmde “Görünmez Lüks” Devri: Hakan Şamhal, 2026 Vizyonunda “Deneyim” ve “Aidiyet” Vurgusu Yapıyor

Turizm sektörünün deneyimli ismi ve The Norm Collection Door’a Genel Müdürü Hakan Şamhal, konaklama sektörünün geleceğine dair ilham verici açıklamalarda bulundu. Sektördeki başarısını "misafiri odadan çok bir deneyime davet etmek" olarak tanımlayan Şamhal, 2026 sezonuyla birlikte turizmde dijitalleşmeden ziyade "insani dokunuşun" ve "küçük detayların" belirleyici olacağını vurguluyor.

“Misafir Odayı Değil, Hikâyeyi Satın Alır”

Turizm yolculuğuna Bursa Anadolu Otelcilik ve Turizm Meslek Lisesi’nde başlayan ve mesleği bir “yaşam biçimi” olarak içselleştiren Şamhal, Anadolu kültüründeki misafirperverlik kodlarını modern otelcilikle birleştiriyor. Şamhal’a göre iyi bir otel sadece konaklama sunmakla kalmaz, bir hatıra bırakır:

“Bir otelin gerçek kalitesi lobisine bakınca değil, misafir ayrılırken yüzündeki ifadeden anlaşılır. İnsanlar dünyanın neresinden gelirse gelsin aslında tek bir şeyi arıyor: Samimiyet ve değer görmek. Bizim işimiz, insanların hayallerini gerçeğe dönüştürme sanatıdır.”

2026 Sezonu: Sessiz Lüks ve Anlamlı Deneyimler

2026 turizm projeksiyonlarını değerlendiren Hakan Şamhal, yeni nesil gezginlerin artık gösterişten uzak, ruhu olan ve kişiselleştirilmiş deneyimlerin peşinde olduğunu belirtiyor. Şamhal’a göre 2026’da fark yaratacak ana unsurlar şunlar olacak:

•⁠  ⁠Detaylardaki Güç: Büyük yatırımlardan ziyade; hızlı çözüm, güler yüz ve misafirin kendini özel hissetmesini sağlayacak kişisel dokunuşlar.

•⁠  ⁠Orkestra Disiplini: Bulaşıkçısından genel müdürüne kadar her çalışanın “Başarının Suç Ortağı” olduğu, uyumlu bir takım ruhu.

•⁠  ⁠Duygusal Bağ: Teknolojinin imkanlarını kullanırken, hizmetin odağına “insan ilişkisini” koyarak unutulmaz anlar yaratmak.


Başarının Görünmeyen Kahramanları

Başarılı bir operasyonun arkasında devasa bir görünmez ordunun olduğunu hatırlatan Şamhal, bir otelin gerçek gücünün operasyon disiplini ve güçlü bir organizasyon kültüründen geldiğini ifade ediyor. Kat hizmetlerinden teknik servise, mutfaktan güvenliğe kadar her birimin bu "deneyim orkestrasının" hayati birer parçası olduğunun altını çiziyor.

Hakan Şamhal, 24 Nisan 2026' da kapılarını açacak The Norm Collection Door’a çatısı altında yeni sezonda misafirlerine sadece lüks bir konaklama değil, yıllar sonra dahi bir gülümsemeyle hatırlanacak "yaşayan hatıralar" sunmayı hedefliyor.

2 Nisan 2026 Perşembe

Yunan Adaları’nda Kapıda Vize 1 Yıl Daha Uzatıldı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Yunan Adaları’nda Kapıda Vize 1 Yıl Daha Uzatıldı: İDO’dan Ege’ye Güçlü Açılım

İDO ile Ege Adaları’na 10 Hat, 10 Gemi ve %35 Kapasite Artışı

Schengen’e Alternatif: Kapıda Vize ile Ege’de Tatil Kolaylaşıyor

Yunan Adaları’nda kapıda vize uygulamasının 1 yıl daha uzatılması, Türk tatilciler için Ege’de yeni bir sezonun kapılarını araladı. İDO 2026 sezonunda artan hat sayısıyla, %35 kapasite artırdı.Sunduğu yeni hizmetlerle de bu fırsatı güçlü bir turizm hamlesine dönüştürüyor.

Türkiye’den Yunan Adaları’na seyahatleri kolaylaştıran kapıda vize uygulaması 2026 sezonunda da devam edecek. Özellikle, Schengen vizesi almakta zorlanan ya da kısa süreli yurt dışı planı yapmak isteyenler için önemli bir alternatif sunan uygulama, hafta sonu kaçamaklarından ekonomik tatil planlarına kadar geniş bir yelpazede avantaj sağlıyor.

İDO, bu gelişmeyle birlikte Ege operasyonlarını büyüterek 10 gemi ve 6 adaya 10 hatla hizmet sunmaya başladı. Şirket, geçen yıla kıyasla %35 kapasite artışı ile 2026 sezonu boyunca 350.000 yolcuya ulaşmayı hedefliyor.

“Ege’de Yeni Bir Deneyim Tasarlıyoruz”

İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, konuya ilişkin yaptığı açıklamada şunları söyledi:“Marmara Denizi’nde yaklaşık 40 yıllık denizcilik deneyimimizi artık Ege Denizi’ne taşıyarak uluslararası sularda da güçlü bir şekilde varlık gösteriyoruz. Bu yeni dönemde yalnızca bir noktadan diğerine yolcu ve araç taşıyan bir ulaşım şirketi olmanın ötesine geçtik. Artık turizm potansiyeli yaratan, tatilcilerin tüm ihtiyaçlarını tek bir platform üzerinden karşılayan ve uçtan uca seyahat deneyimi tasarlayan ve yöneten bir marka haline geldik.Böşlgedeki operasyonlarımızı bir önceki yıla göre %35 oranında büyüttük. 6 adaya açtığımız 5 yeni hat ile birlikte, toplam 10 gemi ve 10 hatta sezon boyunca kesintisiz hizmet sunacağız. Genişleyen ürün yelpazemiz ve artan kapasitemizle, her yıl daha fazla yolcuya konforlu ve erişilebilir seyahat imkânı sağlıyoruz.

Hızlı Vize özümü İçin Kapıda Vize Önemli Bir Avantaj

Kapıda vize uygulaması sayesinde vize süreçlerinde zorluk yaşayan misafirlerimizin yurt dışında kaliteli ve ekonomik bir tatil deneyimi yaşamalarını kolaylaştırıyoruz. Bu operasyonla birlikte hem Türk denizcilik sektörünü uluslararası alanda başarıyla temsil ediyor hem de Ege Bölgesi’nde yarattığımız istihdam ve turizme sağladığımız katkıyla bölgesel kalkınmayı destekliyoruz. Marmara’daki adalarımıza sunduğumuz ekonomik katkıyı şimdi Ege’ye taşıyor, sürdürülebilir büyüme vizyonumuz doğrultusunda yolumuza emin adımlarla devam ediyoruz.”

İDO’dan Ege’ye Geniş Hat Ağı

İDO’nun Yunan Adaları’na sunduğu seferler şu şekilde:

Seferihisar – Samos (Vathy)

Kuşadası – Samos (Vathy)

Bodrum Turgutreis- Leros

Fethiye – Rodos

Ayvalık – Midilli

Dikili – Midilli (Sadece İDO, liman vergisi yok)

Akçay – Midilli (Yeni hat – sadece İDO, liman vergisi yok)

Kuşadası – Patmos (Yeni hat)

Kuşadası – Samos (Pythagorion) (Yeni hat)

Çeşme – Sakız (Yeni hat)

Bu adaların tamamında kapıda vize uygulaması geçerli.

Kapıda Vize: Kolay, Hızlı ve Erişilebilir

Kapıda vize uygulaması, özellikle klasik Schengen sürecine alternatif olarak öne çıkıyor.

Uzun ve karmaşık başvuru süreçleri yok

Kısa süreli tatiller için ideal

Bekleme süresi kısa, hızlı ve pratik bir seçenek

Hafta sonu kaçamakları için uygun

Ancak süreçle ilgili doğru bilinen yanlışlara dikkat çekiliyor. Kapıda vize, “kapıya gidip anında alınan” bir vize türü değil.

Kapıda vizede Başvuru sürecinde dikkat edilmesi gerekenler:

Seyahatten en az 7–10 günönce başvuru yapılmalı

İDO Çözüm Merkeziaracılığı ile seyahat tarihinden en az 1 hafta önce randevu alınmalı

Belgeler, ilgili adadaki yetkili vize ofisine önceden gönderilmeli

Başvuru sonrası geri dönüş yapılmaz, onay kapıda verilir

Temel gerekli evraklar (adaya göre değişiklik gösterebilir):

Geçerli pasaport

Biyometrik fotoğraf

Feribot bileti

Otel rezervasyonu

Seyahat sağlık sigortası

Banka hesap dökümü

Başvuru formu

Eksiksiz başvurularda vize süreci büyük ölçüde sorunsuz ilerliyor.

Ege’de Turizm Hareketleniyor

Kapıda vize uygulamasının uzatılması ve İDO’nun büyüyen operasyon ağı, Ege turizmine güçlü bir ivme kazandırıyor. Uzun ve karmaşık vize süreçleriyle uğraşmadan, kapıda vize avantajı sayesinde Yunan adalarının eşsiz atmosferine kısa sürede ulaşmak mümkün hale geliyor.

İDO’nun Ege’de sunduğu geniş hat ağı ile her biri kendine özgü karaktere sahip adalar, farklı tatil beklentilerine hitap ediyor:

- Samos, doğası, berrak denizi ve hareketli sahil kasabalarıyla hem dinlenmek hem keşfetmek isteyenler için ideal bir rota sunuyor. 

- Leros, sakinliği, saklı koyları ve huzurlu atmosferiyle kalabalıktan uzaklaşmak isteyenlerin favorisi oluyor. 

- Rodos, tarihi dokusu, Orta Çağ’dan izler taşıyan sokakları ve canlı gece hayatıyla kültür ve eğlenceyi bir arada yaşamak isteyenleri cezbediyor. 

- Midilli, gastronomisi, taş mimarisi ve samimi ada yaşamıyla keyifli ve lezzet odaklı bir deneyim sunuyor. 

- Patmos, ruhani atmosferi, eşsiz manastırları ve dinginliğiyle farklı bir keşif arayanlara hitap ediyor. 

- Sakız Adası, kendine özgü sakız ağaçları, otantik köyleri ve berrak plajlarıyla keşfedilmeyi bekleyen özel bir destinasyon olarak öne çıkıyor. 

İDO, bu destinasyonlara sadece ulaşımı kolaylaştırmakla kalmıyor; tatilcilerin tüm yolculuk sürecini düşünerek uçtan uca bir deneyim sunuyor. Biletlemeden destinasyon rehberliğine, konforlu seyahatten planlama kolaylığına kadar her detay, yolcuların tatilini zahmetsiz ve keyifli hale getirmek için tasarlanıyor.

Bu yaz, İDO ile Ege’nin karşı kıyısına geçmek yalnızca bir yolculuk değil; farklı kültürleri keşfettiğiniz, yeni lezzetlerle tanıştığınız ve unutulmaz anılar biriktirdiğiniz bütünsel bir deneyime dönüşüyor.


HİLTON İSTANBUL BOMONTİ’NİN YENİ EXECUTIVE CHEF’İ SELİM AY OLDU

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


HİLTON İSTANBUL BOMONTİ’NİN YENİ EXECUTIVE CHEF’İ SELİM AY OLDU

Hilton İstanbul Bomonti’nin yeni Executive Chef’i, profesyonel mutfak yönetimi konusundaki deneyimiyle öne çıkan Selim Ay oldu. Uzun yıllar Hilton çatısı altında ve birçok ünlü restoranda özgün tatlara imza atan başarılı şef, farklı lezzetler ve yenilikçi konseptlerle otel misafirlerine benzersiz bir gastronomi deneyimi sunmayı hedefliyor.

İstanbul’un en merkezi konumlarından biri olan Bomonti’nin kalbinde yer alan Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center, mutfak operasyonlarının liderliğini deneyimli şef Selim Ay’a emanet etti. Uluslararası mutfak deneyimi ve yenilikçi yaklaşımıyla öne çıkan Ay, yeni dönemde kendi imzasını taşıyan lezzetlerle otelin gastronomi deneyimini bir üst seviyeye taşımayı hedefliyor.

1999 yılında aile restoranında çalışmaya başlayarak yemek yapma tutkusunu keşfeden Selim Ay, aldığı eğitimle birlikte Hilton Grubu’nda otelcilik kariyerine adım attı. Mesleki gelişim sürecinde fine dining restoranlarda çeşitli görevler üstlenen Ay, 2007 yılında Hilton İzmir’de Mutfak Bölüm Şefi olarak üç yıl görev yaptı.

Hilton İstanbul Bomonti’nin ön açılış ekibinde yardımcı şef olarak görev alan Selim Ay, ardından Conrad Dubai’ye Executive Sous Chef olarak transfer oldu ve burada üç yıl boyunca çalıştı. 2022 yılında Hilton Grubu’nun markalarından Waldorf Astoria Dubai International Financial Centre’da Head Chef olarak göreve başlayan Ay, bu dönemde sektörde adından söz ettiren çalışmalara imza attı. Üretkenlik ve sürdürülebilirliği destekleyen bir atık kontrol sistemini başarıyla hayata geçirdi.

Bu başarılarıyla Hotelier Middle East Chef Power List’te yer alan Selim Ay’ın yönetimindeki Bull & Bear restoranı, iki yıl üst üste Gault & Millau tarafından tavsiye edilen restoranlar arasında gösterildi. 2025 yılında Conrad Istanbul Bosphorus’ta görev alan Selim Ay, 2026 yılı itibarıyla Hilton İstanbul Bomonti Hotel & Conference Center’da Executive Chef olarak görev yapmaya başladı.


Kaçkar Turizm Fuarı’nın basın lansmanı, yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DOĞU KARADENİZ’İN TURİZM VİZYONU TEK ÇATI ALTINDA KAÇKAR TURİZM FUARI DÜNYAYA AÇILIYOR

Doğu Karadeniz’in turizm potansiyelini ulusal ve uluslararası alanda tanıtmayı hedefleyen Kaçkar Turizm Fuarı’nın basın lansmanı, Vadi İstanbul Radisson Collection Hotel’de yoğun bir katılımla gerçekleştirildi.

Rize Merkez Çay Çarşısı Etkinlik Alanı’nda 17-18 Nisan 2026 tarihlerinde düzenlenecek fuarın İstanbul’daki tanıtım toplantısına Rize Vali Yardımcısı Abdullah Kurt, Artvin Vali Yardımcısı Dilara Şenoğlu,Rize Belediye Başkan Yardımcısı Abdulkadir Öksüz, Rizem Kültür Turizm Derneği Başkanı Burak Avcı, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA)yetkilileri,Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) üyeleri ilesektör paydaşları, basın mensupları ve çok sayıda davetli katıldı.

RİZE VALİ YARDIMCISI KURT: FUAR, TURİZMİNİN GELECEĞİNE YÖN VERECEK

Rize Vali Yardımcısı Sayın Abdullah Kurt, Rize’nin yaylaları, doğası ve misafirperverliğiyle eşsiz bir destinasyon olduğunu vurgulayarak katılımcıları bölgeyi deneyimlemeye davet etti. Kurt:

"Eşsiz doğası, uçsuz bucaksız yaylaları ve köklü kültürel zenginliğiyle Rize, bugün dünya turizminde parlayan bir yıldızdır. Bu potansiyeli daha görünür kılmak ve sürdürülebilir bir anlayışla tanıtmak adına profesyonelleri, yatırımcıları ve akademisyenleri bir araya getiren güçlü bir buluşmaya imza atıyoruz. Kaçkar Turizm Fuarı, sadece bir organizasyon değil; bölge turizminin geleceğine yön verecek fikirlerin ve kalıcı iş birliklerinin filizleneceği bir merkezdir. Tüm misafirlerimizi, Rize-Artvin Havalimanı’nın sunduğu konforla yaylalarımızda doğayı solumaya ve Karadeniz’in kadim kültürünü yerinde deneyimlemeye davet ediyoruz."


ARTVİN VALİ YARDIMCISI ŞENOĞLU: 2026-2030 VİZYONUYLA SÜRDÜRÜLEBİLİR TURİZM

Fuarın bölgenin ortak turizm vizyonunu ortaya koymak adına önemli bir platform olduğunu belirten Artvin Vali Yardımcısı Sayın Dilara Şenoğlu, konuşmasında şu noktaların altını çizdi:

"Kaçkar Turizm Fuarı, bölgemizin doğal, kültürel ve tarihi mirasını dünyaya açan, ortak turizm vizyonumuzu geleceğe taşıyan stratejik bir platformdur. Artvin ve Rize, rekabetten ziyade iş birliğiyle büyüyen, birbirini kusursuz şekilde tamamlayan iki güçlü destinasyondur. 2026-2030 turizm planımız doğrultusunda; doğa sporlarından gastronomiye kadar geniş bir yelpazede turizmi yılın tamamına yaymayı, konaklama süresini ve ziyaretçi memnuniyetini artırmayı hedefliyoruz. Yeni havalimanımızın sağladığı ulaşım kolaylığıyla, yerel değerlerimizi koruyarak sürdürülebilir bir kalkınma modelini hayata geçiriyoruz."

RİZE BELEDİYE BAŞKAN YARDIMCISI ÖKSÜZ: GASTRONOMİ ÇALIŞMALARIMIZ SÜRÜYOR

Rize Belediye Başkan Yardımcısı Sayın Abdulkadir Öksüz, turizmin gelişimi için altyapı ve kentsel dönüşüm çalışmalarının eş zamanlı yürütüldüğünü ifade etti. Öksüz, yerel esnafa katkı sağlayan sosyal tesis projelerinin yanı sıra gastronomi alanındaki çalışmalara dikkat çekerek; "Yöresel tariflerimizin kayıt altına alınması sürecini titizlikle sürdürüyoruz. Turizmi kültürel ve fiziksel projelerimizle destekliyoruz" dedi.

BURAK AVCI: BÖLGENİN EN KAPSAMLI TURİZM BULUŞMASI

Rizem Kültür Turizm Derneği Başkanı Burak Avcı, fuarın üç yıllık bir emeğin sonucu olduğunu ve bölgede bu ölçekte ilk kez düzenlendiğini vurguladı. Avcı, şu detayları paylaştı:"Fuarda yaklaşık 150 seyahat acentesi ve konaklama tesisi yer alacak. 16 ülkeden davet ettiğimiz acentelerle gerçekleştireceğimiz B2B buluşmalarla bölge ekonomisine doğrudan katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bine yakın sektör profesyonelini ağırlayacağımız bu organizasyon, bölge turizminin gelişimi için hayati bir iş birliği platformu olacaktır."

"DİSCOVER KAÇKAR" STRATEJİSİ İLE TANITIM HAMLESİ

Rize ve Artvin Valilikleri himayesinde 17-18 Nisan 2026 tarihlerinde Çay Çarşısı’nda gerçekleştirilecek olan fuar, “Discover Kaçkar” turizm stratejisi kapsamında hayata geçiriliyor. Doğa, kültür ve gastronomi turizmine odaklanan fuar programında; etkinlik sokağı, ulusal ve uluslararası  spor turizmi tanıtımları ve sürdürülebilir turizm temalı paneller yer alacak.

Bölgenin turizmde dönüşüm sürecine katkı sağlamayı hedefleyen Kaçkar Turizm Fuarı, yatırımcıların ilgisini bölgeye çekerek ekonomik kalkınmayı güçlendirmeyi ve uluslararası ölçekte kalıcı iş birlikleri kurmayı amaçlıyor.