21 Şubat 2026 Cumartesi

RAMAZAN, SWISSÔTEL THE BOSPHORUS’TA BİR BAŞKA YAŞANIYOR!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



RAMAZAN, SWISSÔTEL THE BOSPHORUS’TA BİR BAŞKA YAŞANIYOR!

Swissôtel The Bosphorus, Ramazan ayının paylaşım dolu, birlikve huzurlu iftar sofralarını sevdiklerinizle birlikte paylaşmanız için sizi bekliyor.

Türk mutfağının bereketini ve eşsiz lezzetlerini sergileyen Swissôtel The Bosphorus, Ramazan ayına özel olarak hazırlanan zengin iftar menüsüne eşlik eden fasıl ve semazen gösterileriyle misafirlerine eşsiz bir deneyim sunuyor. 

Geleneksel Osmanlı ve Türk mutfağındanPerde pilavı, Çömlekte kuru fasulye, Kaburga dolması, Soğan dolması, Etli yaprak sarma, Kuzu gerdanlı keşkek, Ali nazik, Büryan kebabı, İskender, ev baklavası, Laz böreği ve tepsi kadayıfı gibi lezzetleri barındıran iftar menüsü, şeflerin özel dokunuşlarıylaadeta bir ziyafete dönüşüyor.  

Yedi Bölge, Yedi Tat: Türkiye’nin Zengin Mutfağı İftar Sofralarınızda

Huzur ve bereketin ayı Ramazan’da SwissôtelSabrosa Restaurant iftar menüsünü ülkemizin yedi bölgesinin en özel seçenekleriyle donatıyor. 

Her akşam yedi bölgenin mutfağından özenle seçilmiş yedi sıcak yemek, yedi soğuk başlangıç ve meze, yedi tatlı ile unutulmaz bir lezzet serüvenine davet eden Sabrosa; her Ramazan olduğu gibi geleneksel ve modern mutfakların birçok lezzetini de açık büfe olarak misafirlerine sunuyor.Ege'nin hafif ve sağlıklı otlu mezelerinden Akdeniz'in nefis zeytinyağlılarına, Güneydoğu Anadolu’nun lezzetli kebaplarından İç Anadolu’nun doyurucu hamur işlerine kadar her bölgenin eşsiz tatları yanı sıra Karadeniz’in meşhur hamsili pilavı, Marmara’nın lezzetli deniz mahsulleri ve Doğu Anadolu’nun nefis et yemekleri de menüde yerini alıyor.


Tatlı büfesinde ise Ramazan’ın vazgeçilmez tatlıları olan Güllaç, Fıstıklı baklava, Kaymaklı ekmek kadayıfı ve geleneksel Osmanlı şerbetleriRamazan ruhunu en özel şekilde yaşatıyor.

Swissôtel The Bosphorus, Ramazan boyunca yalnızca lezzetleriyle değil kültürel etkinliklerle de misafirlerini ağırlıyor. 

Boğaz manzarası eşliğinde sevdiklerinizle bereketli ve lezzetli bir sofrada buluşurken, her akşam düzenlenen fasıl dinletileri ve semazen gösterisi ise Ramazan’ın ruhunu ve maneviyatını derinlemesine hissettiriyor.

Ramazan ayını doyasıya yaşamak için Swissôtel en doğru adreslerden biri oluyor. 

Detaylı Bilgi ve rezervasyon: https://www.swissotelthebosphorus.com/tr/sarbosadaiftar/

Fenerbahçe Spor Kulübü ve QNB,‘Fenerpara’ dijital bankacılık modelini tanıttı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


FENERBAHÇE VE QNB ’DEN SARI LACİVERT BANKACILIK FENERPARA HAYATA GEÇTİ

Fenerbahçe Spor Kulübü, taraftar aidiyetini yeni nesil finansal teknolojileriyle birleştiren ‘Fenerpara’ dijital bankacılık uygulamasını tanıttı. QNB altyapısı ve güvencesiyle geliştirilen Fenerpara, bankacılık hizmetlerine tek bir dijital platform üzerinden ulaşma imkânı veriyor. 

 Fenerbahçe Spor Kulübü ve QNB,taraftar aidiyetini yeni nesil finansal teknolojilerle birleştiren ‘Fenerpara’ dijital bankacılık modelini tanıttı. QNBaltyapısı ve güvencesiyle geliştirilen Fenerpara, bankacılık hizmetlerini tek bir dijital platform üzerinden erişilebilir kılarken bütüncül finansal çözümler sunacak. Tüm ürün ve hizmetlere dair süreçler yürürlükteki mevzuat ve bankacılık prosedürleriyle tam uyumlu şekilde ilerleyecek.

Fenerbahçe Spor Kulübü ve QNB, dijitalleşme vizyonları doğrultusunda stratejik bir iş birliğine imza atarak sarılacivertli taraftar için yeni nesil bankacılık uygulaması Fenerpara’yı hayata geçirdi. Fenerbahçe Spor Kulübü Faruk Ilgaz Tesisleri’nde, Fenerbahçe Spor Kulübü yöneticileri, sporcuları ile QNB üst yönetiminin katılımıyla 17 Şubat’ta düzenlenen özel lansmanla tanıtıldı. Fenerpara, kullanıcıların finansal ihtiyaçlarını tek bir kanal üzerinden entegre bir dijital deneyimle sunacak. Proje kapsamında hayata geçirilen mobil uygulamada, web sitesi, SMS iletişimleri ve Çağrı Merkezi kanalları ile tam donanımlı bir bankacılık hizmeti sunuluyor.

KALPLERDE FENERBAHÇE, CEPLERDE FENERPARA

Fenerbahçe Spor Kulübü ev sahipliğinde düzenlenen lansmanda verilen ‘Sarı Lacivert Bankacılık başlıyor’ ve ‘Kalplerde Fenerbahçe, Ceplerde Fenerpara’ mesajları ise projenin marka vizyonunu ortaya koydu. Fenerpara, taraftarların günlük bankacılık işlemlerini gerçekleştirme kolaylığı sağlarken beraberinde kulüpleriyle bağ kurabildiği bir model sunuyor.

Fenerbahçeli olmanın ruhunun yalnızca sahada değil hayatın her alanında var olduğu anlayışından hareketle tasarlanan yapı, bankacılık deneyimini kulüp kimliğiyle bütünleştiriyor.

 


ANINDA KREDİ AL, FATURALARINI FENERPARA İLE ÖDE

Platform üzerinden dijital müşteri edinimi süreci kolayca tamamlanabilecek; vadeli ve vadesiz tüm mevduat ürünlerine erişim olacak. Ayrıca kullanıcılar kredi kartı ve banka kartının yanı sıra ihtiyaç kredisi çözümlerini de anında kullanabilecekler. Bu hizmetlere ek olarak para transferleri, fatura ödeme ve talimat işlemleri ile kampanyalara katılma gibi ürün ve hizmetlerden de faydalanabilecekler. Modern tasarımı ve kullanıcı odaklı altyapısıyla geliştirilen yapı, finansal işlemlerin hızlı, güvenli ve kesintisiz biçimde yürütülmesini amaçlıyor. Ayrıca Fenerbahçe Spor Kulübü tarafından öncelikli bilet, Fenerium indirimleri gibi ayrıcalıklar da sunulacak. 

Fenerbahçe Spor Kulübü Yönetim Kurulu Üyesi Gürhan Taşkaya lansmanın açılış konuşmasında şu sözlere yer verdi:

“Bugün burada, kulübümüz adına son derece önemli bir projeyi ve geleceğe dönük vizyonumuzun somut bir adımını sizlerle paylaşmak üzere bir aradayız. Fenerpara, Fenerbahçe Spor Kulübü’nün dijital bankacılık uygulamasıdır.  Güçlü teknik altyapısı, sade ve kullanıcı dostu arayüzü ile taraftarlarımızın tüm bankacılık işlemlerini kolaylıkla gerçekleştirebileceği, çağın gerekliliklerine uygun, modern bir finansal platform. Fenerpara yalnızca bir bankacılık uygulaması değil.  Fenerpara, taraftarımızın kulübüyle olan bağını daha da güçlendiren bir model. 

Önümüzdeki dönemde Fenerpara’nın içine Fenerbahçe’ye ve Fenerbahçelilere özel ayrıcalıklar, avantajlar ve yeni fırsatlar da eklenecek. Uygulama büyüdükçe, camiamıza sağladığı değer de büyüyecek. Bu projede bizimle birlikte yol yürüyen değerli iş ortağımız QNB’ye, emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarımıza ve düzenleyici çerçevede destekleri için BDDK’ya teşekkür ediyorum.”

“KULÜP İLE TARAFTARI BİRLEŞTİRECEK BİR BANKACILIK MODELİ”

Lansmanda konuşan QNB Türkiye Genel Müdürü Ömür Tan, şu ifadelerde bulundu:

“Fenerpara’nın lansmanını kutlamak üzere bir araya gelmiş olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Fenerpara, Fenerbahçe taraftarına özel olarak tasarlanan ve Fenerbahçe Spor Kulübü ile ortak markalı olarak, QNB tarafından geliştirilmiş bir dijital bankacılık uygulamasıdır ve bankacılık ile taraftarlık deneyimini aynı platformda buluşturan önemli bir adımdır. Uygulama, kredi kartından banka kartına, çağrı merkezinden web sitesine kadar tüm temas noktalarıyla, baştan sona Fenerbahçeli bir bankacılık deneyimi sunuyor.

Fenerbahçe taraftarları bu deneyimi yaşayıp sunduğu avantajlardan faydalanırken, aynı zamanda Fenerbahçe Spor Kulübüne de finansal katkı sağlamış olacak.

Bu iş birliği, Fenerbahçe camiası için son derece değerli ve anlamlı bir adımdır. Fenerbahçe Spor Kulübü’nü, dijital dünyada attıkları bu vizyoner adım için özellikle kutlamak istiyorum.

Aslında sloganımız bundan sonra olacakların hepsini özetliyor; Kalplerinde Fenerbahçe olanların, ceplerinde de artık Fenerpara olacak. Hepimize hayırlı ve uğurlu olsun.”


Fenerbahçe Spor Kulübü Başkanı Saadettin Saran ise, konuşmasında Fenerpara uygulaması hakkında şu sözlere yer verdi:

“Fenerbahçe tarihi boyunca sahadaki başarılarını sadece sportif güçle değil, arkasındaki büyük camia iradesiyle elde etti. Bu kulüp hiçbir zaman yalnızca bir spor kulübü olmadı. Bir dayanışma, bir aidiyet ve birlikte ayağa kalkma kültürü oldu. Bugün burada bu kültürün yeni bir yansımasını paylaşmak için bulunuyoruz. Bugüne kadar attığımız pek çok adımda, bu camianın sahiplenmesinin nasıl fark yarattığını birlikte gördük.Bugün paylaştığımız FenerPara da bu anlayışın yeni bir adımı.Bu proje, sadece bir bankacılık uygulaması değil.Fenerbahçelinin kulübüyle kurduğu bağı günlük hayatın doğal akışı içinde görünür kılan bir model.

QNB ile gerçekleştirdiğimiz iş birliği güçlü bir teknik altyapıya dayanıyor; ama anlamını veren şey teknoloji değil, bu camianın birlikte hareket etme kültürü. Fenerbahçe camiası, kulübüne katkı sağlayan her projede geçmişte nasıl sahip çıktıysa, inanıyorum ki bu projede de aynı refleksi gösterecektir.Biz bu birlikteliğin gücüne güveniyoruz.FenerPara’yı kullanan her taraftarımız, günlük hayatına devam ederken kulübüne doğrudan katkı sağlayacak.Yani destek artık sadece hissedilen bir duygu değil, sürdürülebilir bir güce dönüşecek.

Bu iş birliği yalnızca bir proje ortaklığı değil; Fenerbahçe’ye duyulan inancın ve uzun vadeli birlikte yürüme iradesinin somut bir göstergesidir. Bu projede emeği geçen tüm çalışma arkadaşlarıma ve değerli iş ortağımız QNB’ye teşekkür ediyorum. Tüm taraftarlarımızı FenerPara’yı sahiplenmeye ve bu yolculuğun bir parçası olmaya davet ediyorum.”


Metinler ve Görseller Müziğe Dönüşüyor Gemini artık müzik üretiyor;

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Gemini artık müzik üretiyor; Metinler ve Görseller Müziğe Dönüşüyor

"Haydi şimdi sen de dene. Herkes için müzik Lyria 3 ile. Gemini ile denemeye başla. Herkes için müzik Lyria 3 ile" Bu duyurumuzu sadece okumakla kalmayın, Lyria 3’ün nasıl bir sonuç verdiğini buradan dinleyerek, bültenin ritmine kulak verebilirsiniz.

Bir market alışveriş listesi bir rap parçasına dönüşebilir mi? Google'ın en yeni yapay zeka müzik modeli Lyria 3, Gemini ile birleşerek yaratıcılığın sınırlarını gündelik hayatın içine taşıyor. Artık sadece bir "prompt" yazarak kendinizi ifade etmenin müzikal yollarını denemek mümkün.

Google DeepMind’ın bugüne kadarki en gelişmiş müzik modeli Lyria 3,  bugünden itibaren dünya genelinde Gemini uygulamasında kullanıma sunuluyor. Metin ve görsel verilerini aynı anda işleyebilen bu çok modlu (multimodal) yapı, kullanıcıların sadece tariflerle değil, paylaştıkları fotoğraflarla da özgün müzik parçaları oluşturmasına imkan tanıyor. 

Gemini uygulamasındaki müzik oluşturma özelliğiyle günlük hayata eğlenceli ve kişiye özel bir müzik eklemek mümkün. Hemen bugün gemini.google.com adresinde denenebiliyor. Gemini uygulamasına ise önümüzdeki günlerde gelmesi bekleniyor. 

Saniyeler içinde sözlü ve besteli müzik parçaları

Lyria 3, üç temel yenilikle geliyor. Artık kullanıcıların kendi şarkı sözlerini yazmasına gerek kalmıyor; Otomatik Şarkı Sözü özelliği ile Lyria tüm sözleri metin komutuna uygun şekilde kendisi kurguluyor. Daha Fazla Kontrol imkanıyla kullanıcılar; BPM (tempo), müzik tarzı ve vokal detayları üzerinde tam söz sahibi olurken, modelin sunduğu müzikal derinlik sayesinde çok daha gerçekçi ve zengin yapılar ortaya çıkıyor. Lyria 3 sadece işitsel değil, görsel bir deneyim de sunuyor. Sistem, oluşturulan her 30 saniyelik parça için Nano Banana tarafından tasarlanan özel kapak görselleri hazırlıyor. Kullanıcılar, saniyeler içinde tamamlanan bu profesyonel klipleri hemen indirebiliyor veya bir bağlantı aracılığıyla sevdikleriyle anında paylaşabiliyor.

Gündelik mesajlardan müzik parçasına: Alışveriş listesi rap oldu

Gündelik bir diyalog bir müzik parçasına dönüşebilir mi? Bir arkadaşın eve gelirken sorduğu "Bir şey ister misin?" sorusuna verilen; cips, soda, çikolata, ekmek ve yoğurt gibi ürünlerden oluşan liste, Lyria 3 tarafından saniyeler içinde enerjik bir rap parçasına dönüştürülebiliyor. Lyria 3 ile nasıl bir sonuç çıktığını buradan dinleyebilirsiniz. 

Görselden müziğe: Fotoğrafların soundtrack’i

Lyria 3 sadece kelimelerle ve metinle sınırlı kalmıyor. Gemini’ın gelişmiş görsel anlama yeteneği sayesinde, kullanıcılar yükledikleri bir fotoğrafın atmosferine, renklerine ve içeriğine uygun besteler talep edebiliyor. Örneğin; "Köpeğim Duman’ın ormanda yürüyüş yaparken çekilmiş bu fotoğraflarını kullanarak neşeli bir parça oluştur" komutuyla hazırlanan, Duman'ın neşeli macerasını anlatan çalışmayı buradan dinleyebilirsiniz.

Sorumlu yapay zeka: SynthID ile ses doğrulama dönemi

Google, Gemini uygulamasında oluşturulan tüm parçaları, insan kulağıyla duyulmayan dijital damga SynthID ile işaretliyor. Ancak yenilik bununla sınırlı kalmıyor; Gemini artık bir ses dosyasının Google AI tarafından üretilip üretilmediğini de analiz edebiliyor. Kullanıcılar herhangi bir ses dosyasını Gemini’ye yükleyerek doğruluğunu sorgulayabiliyor. Gemini, hem SynthID damgasını kontrol ederek hem de kendi mantıksal analizini kullanarak sesin kaynağı hakkında net bir yanıt sunabiliyor.

Yaratıcılıkta sınır tanımayanlara: Lyria 3

Siz de kendi mesajlarınızı, listelerinizi veya hayalinizdeki sahneleri müziğe dönüştürmek için Gemini uygulamasını ziyaret edebilirsiniz. Tek yapmanız gereken, aklınızdaki ritmi Gemini’a anlatmak.

Lyria 3; Gemini uygulamasında İngilizce, Almanca, İspanyolca, Fransızca, Hintçe, Japonca, Korece ve Portekizce dillerinde 18 yaş ve üzeri tüm kullanıcılara sunuldu. Bugün masaüstü sürümünde, önümüzdeki birkaç gün içinde ise mobil uygulamada yayına girecek olan bu özelliğin, dil kapsamının ve kalitesinin artırılması planlanlanıyor. Ayrıca Google AI Plus, Pro ve Ultra aboneleri daha yüksek kullanım sınırlarından yararlanabilecektir. 


20 Şubat 2026 Cuma

YEPUD’dan Hatay Medeniyetler Korosu’na Destek Konseri

HABER-TALİN ŞİRİNPINAR


YEPUD’dan Hatay Medeniyetler Korosu’na Destek Konseri

“Müzik susmaz, umut yeniden filizlenir.”

Yaratıcı Etkinlikler Planlama ve Uygulama Derneği (YEPUD), 6 Şubat depremlerinin ardından sanatla yeniden ayağa kalkma mücadelesi veren Hatay Medeniyetler Korosu için anlamlı bir destek konserine imza attı


Binlerce yıllık birlikte yaşama kültürünü temsil eden Hatay Medeniyetler Korosu; Müslüman, Hristiyan ve Musevi inançlarından sanatçıları aynı sahnede buluşturan, çok dilli repertuvarıyla Anadolu’nun kadim hoşgörü geleneğini yaşatan özgün bir müzik topluluğudur. Depremde yedi değerli üyesini kaybeden koro, yaşadığı büyük acıya rağmen müziği bir iyileşme ve dayanışma dili olarak kullanmaya devam etmektedir.


YEPUD tarafından organize edilen bu özel konserin geliri;

Koronun yeni sahne kostümlerinin hazırlanmasına,

Depremde kaybedilen müzik aletlerinin ve teknik ekipmanların yeniden teminine,

Sanatsal faaliyetlerin sürdürülebilirliğine katkı sağlamak amacıyla kullanılacaktır.


YEPUD Başkanı Tülay Akın, konserle ilgili yaptığı açıklamada şunları söyledi:

“Bir bilet almak yalnızca bir konsere katılmak değildir; bir şehrin kültürüne, hafızasına ve birlikte yaşama iradesine sahip çıkmaktır. Sanatın birleştirici gücüne inanıyoruz. Hatay Medeniyetler Korosu’nun sesi susmayacak. YEPUD ailesi olarak bu sesi daha da büyütmek için buradayız.Bu gece “ sen ben yok , biz varız “ dedi 

Destek konseri; sanatın, dayanışmanın ve kültürel mirasa sahip çıkmanın güçlü bir ifadesi olarak farklı illerde de gerçekleşmeye devam edecek. 


Portaxe Shine mekan sponsorluğunda Alper Berber’in sunuculuğunda gerçekleşen gece tam bir dayanışma gecesi olarak da hafızlarda yer etti

The Marmara Pera konaklama,

Fil Catering yemekler,

Poseidon Müzik Event ve Emir Event teknik kurulum,

Tuba Şeker Event süsleme,

Bek-Up Reklam dekor,

Bando organizasyon karşılama müziği,

Mr.Papyon fotoğraf ve video çekimi,

Zamansız İşler tasarımlar,

Clean Group bilet satışına destek olmak için kendi tesislerinde hediyeler

Mis Çiçekçilik çiçek buketleri  

Vidipass bilet satışı ile geceye sponsor oldular.


Gecenin sürpriz ilk konuk sanatçısı  Ceyda Düvenci’nin kızı olup bir şarkı seslendirirken , Doğan Cem ise sesiyle tüm misafirleri büyüledi ve geceye büyük katkı sağladı

Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Yoğurt, doğal bir bağırsak kalkanı işlevi görüyor!

Araştırmaların yoğurdun bağırsak mikrobiyomunu desteklediğini gösterdiğini belirten uzmanlar, özellikle proksimal kolonda kanser riskini azaltabildiğini söylüyor.

Günde iki porsiyon yoğurt tüketiminin riskte yüzde 20’ye varan düşüş sağlayabildiğine dikkat çeken Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer,“Yoğurdun içeriğindeki probiyotik bakteriler, özellikle laktobasilus ve bifidobakteriyum türleri sayesinde bağırsak florasını dengeleyerek enflamasyon dediğimiz iltihaplanmayı baskılayabilirler. Yani yoğurt doğal bir kalkan olabilir.” dedi.Şeker ilaveli ürünler yerine doğal ve probiyotik açısından zengin yoğurtların tercih edilmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Atamer, lifli beslenme, omega-3 kaynakları ve düzenli egzersizin de kolon kanserine karşı koruyucu etki sağladığını aktardı.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Hastanesi Gastroenteroloji ve Dahiliye Uzmanı Prof. Dr. Aytaç Atamer, yoğurt başta olmak üzere doğru beslenme alışkanlıklarının kolon kanseri riskini azaltmadaki koruyucu rolü hakkında bilgi verdi.

Yoğurt tüketimi kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu olabilir!

Bağırsak sağlığı ve beslenme arasındaki ilişkinin son yıllarda bilim dünyasında yoğun bir şekilde araştırıldığını ifade edenProf. Dr. Aytaç Atamer, “Yeni yayınlanan çalışmalarda yoğurt tüketiminin bağırsak mikrobiyomuna olumlu yönde etki ederek kalın bağırsak kanserine karşı koruyucu etkileri olduğu saptanmıştır.” dedi.

Günde iki porsiyon yoğurt tüketen bireylerde, özellikle kalın bağırsağın proksimal kolon dediğimiz kısmında, kanser riskinin yüzde 20 düştüğünün görüldüğünü aktaran Prof. Dr. Atamer, “Yoğurdun içeriğindeki probiyotik bakteriler, özellikle laktobasilus ve bifidobakteriyum türleri sayesinde bağırsak florasını dengeleyerek enflamasyon dediğimiz iltihaplanmayı baskılayabilirler, toksinlerin hücre hasarına neden olmasını engelleyebilirler. Araştırmacılar, bu bakterilerin bağırsak mukozasını güçlendirerek kanserojen  bileşiklerin zararını en aza indirmesini sağladığını belirtmektedirler. Yani yoğurt doğal bir kalkan olabilir.” şeklinde konuştu.

Yoğurt, bağırsak sağlığı için güçlü ve koruyucu bir besin!

Yoğurdun sadece probiyotik bakteriler açısından değil, aynı zamanda biyoaktif bileşikler ve kalsiyum açısından da zengin bir kaynak olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunlar da bağırsak bariyerinin güçlenmesini, fonksiyonlarının artmasını ve toksinlerin emiliminin engellenmesini sağlar.” dedi.

Bu nedenle yoğurt gibi fermente gıdaların tüketilmesinin, hem bağırsak mikrobiyotasının dengesini koruyarak iltihaplanmayı baskıladığını hem de uzun vadede kanser riskini azaltabileceğini dile getiren Prof. Dr. Atamer, “Ancak yoğurt seçiminde dikkatli olunması gerekir. Şeker ilaveli veya yapay katkı maddeleri içeren yoğurtlar yerine doğal ve probiyotik açısından zengin ürünlerin tercih edilmeli.” uyarısında bulundu.

Kolon kanserini önlemek için beslenme önemli!

Kolon kanserlerinin, gastrointestinal kanserler arasında üçüncü sırada yer aldığını hatırlatan Prof. Dr. Aytaç Atamer, “Bunu önlemek için beslenme son derece önemlidir.” dedi.

Beslenmede yer verilmesi gereken besinlere değinen Prof. Dr. Atamer, sözlerini şöyle tamamladı:

“Lifli gıdaların tüketilmesinde fayda vardır. Yüksek lif içeren besinler sindirimi düzenler, bağırsağın temizlenmesini sağlar ve zararlı maddelerin vücuttan atılmasına yardımcı olur. Tam tahıllar, yulaf, arpa, kepekli ekmek ve baklagiller bu gruba girer. Ayrıca lifli gıdalar kolon kanserine karşı koruyucu etkiye sahiptir.Brokoli ve turpgiller, karnabahar, lahana ve Brüksel lahanası gibi sebzeler yüksek oranda antioksidan içerirler. Bu sebzeler kanser hücrelerinin büyümesini engelleyebilirler. Yeşil yapraklı sebzelerden olan ıspanak, pazı, roka gibi sebzeler yüksek oranda lif ve vitamin içerirler. Bu sebzeler vücutta iltihaplanmayı azaltır ve bağışıklık sistemini güçlendirir. Ayrıca folat bakımından zengindirler ve DNA hasarını önlemeye yardımcı olabilirler.

Omega 3 yağ asitleri içeren somon, sardalya ve ceviz gibi besinler antienflamatuar özelliklere sahiptir. Omega 3 yağ asitleri de vücuttaki iltihaplanmayı azaltarak kansere karşı koruyucu etki gösterir. Yaban mersini, çilek, ahududu ve böğürtlen gibi meyveler yüksek oranda antioksidan içerirler. Oksidasyonun yarattığı serbest radikallerin vücuda zarar vermesini engelleyerek kansere karşı koruyucu etkileri vardır. Sarımsağın da kolon kanserine karşı koruyucu etkileri bulunmaktadır. Ayrıca alkolden uzak durulmalı ve düzenli egzersiz yapılmalıdır; bunların da kansere karşı koruyucu etkisi vardır.” Doi numarası: https://doi.org/10.32739/uha.id.66665


Lidya Grup yeni Epson teknolojilerini sektör profesyonelleri ile buluşturdu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Lidya Grup yeni Epson teknolojilerini sektör profesyonelleri ile buluşturdu

Dijital baskı sektörünün lideri Lidya Grup, 17 Şubat 2026 Salı günü,Kayaşehir Lidya Deneyim Merkezi’nde “Yeni Epson Teknolojilerini” sektör profesyonelleri ile buluşturdu. Yoğun ilgi gören organizasyonda Epson’unSureColor SC-S9100 ve EpsonSureColor SC S7100 modelleri başta olmak üzere, tüm yeni modelleri beğeni ve büyük ilgi gördü. Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, Lidya Grup Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Adem Öz, Epson Türkiye Ülke Müdürü Yalın Vanlıoğlu, Lidya Grup ve Epson ekipleri, Epson teknolojilerindeki son gelişmeleri yakından görmek isteyen sektörden iş insanlarına yeni modeller hakkında bilgiler aktardı. 

Organizasyonu değerlendiren Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: “Epson’unlansmanını yaptığımız SC-S9100 modeli, premium tabela üretimi, lüks marka uygulamaları, araç kaplama, vitrin grafikleri ve yüksek renk doğruluğu gerektiren projelerde maksimum kalite ve süreklilik arayan profesyoneller için ideal bir çözüm. Epson’un SC S7100 modeli ise, günlük tabela üretimi yapan baskı merkezleri, reklam ajansları ve dijital baskı atölyeleri için dengeli kalite, hız ve maliyet avantajını tek platformda sunuyor.” dedi. 

Epson’un yeni nesil dijital baskı makineleri hakkında bilgi veren Lidya Grup Satış ve Pazarlama Genel Müdür Yardımcısı Adem Öz, şunları anlattı: “SC-S9100, premium tabela üretimi ve yüksek renk doğruluğu gerektiren projelerde profesyoneller için maksimum kalite sunarken, SC-S7100 günlük üretimlerde hız ve maliyet avantajını öne çıkarıyor.” dedi.

Ecosolvent teknolojisi ile sürdürülebilir ve uzun ömürlü baskı

EpsonSureColor SC-S9100 modeli, 64 inç ecosolventsegmentindeEpson’un en ileri teknolojiye sahip yeni nesil amiral gemisi yazıcısıdır. Yüksek hacimli üretim yapan, renk doğruluğu ve süreklilik beklentisi üst seviyede olan profesyonel baskı merkezleri için tasarlanmıştır. EpsonSureColor SC S7100 modeli ise, tabela ve reklam üretiminde hız, kalite ve kullanım kolaylığını bir arada sunan 64 inç ecosolvent yazıcıdır. Optimize edilmiş üretkenliği ve düşük bakım ihtiyacı sayesinde operasyonel verimliliği artırmaktadır. Her iki model de,EpsonCloud Solution PORT ve EpsonEdgePrint PRO yazılım desteği ile uzaktan izleme, filo yönetimi ve renk tutarlılığı gibi profesyonel ihtiyaçlara cevap veriyor. Epson’un kanıtlanmış ecosolvent teknolojisi, uzun ömürlü baskılar ve sürdürülebilir üretim anlayışıyla birleşiyor. 

EPSON’UN SURECOLOR SC-S9100 VE SURECOLOR SC S7100 MODELLERİNİN ÖZELLİKLERİ 

*EPSON SURECOLOR SC-S9100 MODELİ, ECO SOLVENT TEKNOLOJİNİN YENİ AMİRAL GEMİSİ

EpsonSureColor SC-S9100, 64 inç ecosolventsegmentinde markanın en ileri teknolojiye sahip amiral gemisi olarak öne çıkıyor. Yüksek hacimli üretim yapan ve renk doğruluğu ile süreklilikten ödün vermeyen profesyonel baskı merkezleri için özel olarak geliştirilen bu model, premium projelerde maksimum kalite sunuyor. Epson’un yeni nesil çözümleri, sektörde verimlilik ve güvenilirliği aynı anda sağlayarak baskı endüstrisinde çıtayı yükseltiyor.

Gelişmiş baskı teknolojisi mevcuttur

SC-S9100, Epson’un yeni nesil PrecisionCore Micro TFP baskı kafası ile donatılmıştır. Tek kafalı yapıya rağmen 9.600 nozül kapasitesi sayesinde daha yüksek mürekkep püskürtme doğruluğu ve dengeli damlacık kontrolü sağlıyor. Bu yapı, önceki nesle kıyasla, hem üretkenliği artırıyor, hem de uzun baskılarda tutarlı kalite sunuyor. Özelliklerine bakıldığında, baskı kafası boyutu önceki seriye göre yaklaşık %30 daha büyüktür, daha az geçişte daha homojen sonuç sunuyor ve X yönünde bantlanmayı minimize eden geliştirilmiş mekanik tasarım var. Genişletilmiş renk gamı ve mürekkep seti sağlıyor. SC-S9100, UltraChrome GS3 mürekkep teknolojisini 11 renkli konfigürasyonla sunuyor. Yeni eklenen yeşil mürekkep, özellikle doygun yeşiller ve ara tonlarda renk doğruluğunu belirgin şekilde artırıyor. Ayrıca, CMYK + Açık Camgöbeği + Açık Macenta + Açık Siyah + Turuncu + Kırmızı + Yeşil + Beyaz mevcuttur. Mürekkep kapasiteleri, 800 ml veya 1.500 ml (tüm renkler)’dir. Temizleme mürekkebi, 800 ml’dir. %99’a yaklaşan Pantone kapsama oranı vardır. Daha pürüzsüz geçişler ve genişletilmiş gamut (yaklaşık %13–19 artış) mevcuttur. 

Görüntü kalitesi ve metin performansı var

Yeni baskı kafası mimarisi ile SC-S9100, büyük ebatlı görsellerde daha az grenlilik ve daha düzgün geçişler sunuyor. EpsonEdgePrint PRO yazılımına eklenen SmoothGraininess ve Metin Keskinliği modları, özellikle ince yazılar ve detaylı grafiklerde netliği artırıyor. Geliştirilmiş nokta yerleşimi, uzun baskılarda renk stabilitesi, küçük punto metinlerde daha temiz kenarlar mevcuttur. 

Güvenilirlik ve operasyonel süreklilik sunuyor 

SC-S9100, kullanıcı tarafından servis çağrısı olmadan değiştirilebilen baskı kafası desteği ile arıza süresini minimuma indiriyor. NozzleVerificationTechnology (NVT) sayesinde, baskı öncesi ve sırasında nozül durumu otomatik olarak izleniyor ve telafi ediliyor. Yeni sıcaklık sensörü ile uzun baskılarda renk farklarını azaltma, geliştirilmiş medya besleme ve sarma doğruluğu, toz ve partikül girişini %90’a kadar azaltan medya sileceği operasyonel süreklilik sağlıyor. 

*EPSON SURECOLOR SC S7100 MODELİ GÜNLÜK ÜRETİM İÇİN AKILLI VE GÜÇLÜ ÇÖZÜM 

EpsonSureColor SC-S7100, tabela ve reklam üretiminde hız, kalite ve kullanım kolaylığını aynı anda sunan 64 inç ecosolvent yazıcı olarak öne çıkıyor. Optimize edilmiş üretkenliği sayesinde, baskı merkezlerinin operasyonel verimliliğini artırırken, düşük bakım ihtiyacıyla işletmelere maliyet avantajı sağlıyor. Kullanıcı dostu yapısıyla günlük üretimlerde güvenilir performans sunan SC-S7100, dijital baskı sektöründe dengeli çözümler arayan profesyoneller için ideal bir tercih haline geliyor.

Hız ve maliyet avantajlarıyla öne çıkıyor 

EpsonSureColor SC S7100’ün öne çıkan özellikleri kısaca değerlendirildiğinde; PrecisionCore Micro TFP baskı kafası ile %28’e varan üretkenlik artışı, 800 ml UltraChrome GS3 mürekkep paketleri (CMYK), daha az mürekkep değişimi ile uzun, kesintisiz baskı süreleri, gelişmiş metin keskinliği teknolojisi, NozzleVerificationTechnology (NVT) sıralanabilir. Kullanıcı dostu tasarım yetkinliklerine bakıldığında, 4,3 inç renkli dokunmatik ekran, geliştirilmiş medya besleme ve sarma sistemi ve dahili kurutma fanı ile hızlı iş teslimi belirtilebilir.

Dedeman Suites & Residences konsepti:Yaşamla Bütünleşen Bir Marka Vizyonu


HABER-TALİN ŞİRİNPINAR



DEDEMAN HOSPITALITY’DEN KIBRIS’TA BİR İLK: SUITES & RESIDENCES SAHİPLERİNE 200 MİLYON MİL VE KONAKLAMA AYRICALIĞI

Kıbrıs’ta Dedeman Suites & Residences konseptiyle hayata geliştirilen projeler kapsamında konut sahiplerine mil ve konaklama ayrıcalıkları sunulurken, markalı konut modeline yeni bir boyut kazandırılıyor.

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri olarak 60 yılı aşkın süredir turizm ve konaklama sektörüne öncülük eden Dedeman Hospitality, uluslararası marka iş birlikleri ve yenilikçi yaşam odaklı konut projeleriyle yatırımcılarına değer katmayı sürdürüyor.

Dedeman Suites & Residences konseptiyle hayata geçirilen Habitat Dedeman Suites & Residences, Infinity Dedeman Suites & Residences ve Afrodit Wellness Dedeman Suites & Residences projelerinden konut sahibi olan misafirlere Türk Hava Yolları Miles&Smiles programı üzerinden 100.000 mil hediye edileceği açıklandı.

Aynı uygulama çerçevesinde, konut sahiplerine Dedeman Loyal Club üyeliği kapsamında Dedeman Hospitality bünyesindeki tüm otellerde Residence Card ayrıcalığıyla yüzde 40 indirim uygulanacağı belirtildi. Toplamda 200 milyon mil hediye edilmesi planlanan bu kampanya, Dedeman Hospitality’nin misafir deneyimini yalnızca konaklama süresiyle sınırlamayan, yaşamın tüm alanlarına yayılan yaklaşımının güçlü bir yansıması olarak öne çıkıyor.

Konaklama Deneyiminden Yaşam Modeline

Habitat Dedeman Suites & Residences 1.453 daire, Infinity Dedeman Suites & Residences 199 daire ve Afrodit Wellness Dedeman Suites & Residences ise 100 daireden oluşan yapısıyla; Kıbrıs’ta otel hizmeti veren öncü ilk markalı rezidans projeleri arasında yer alıyor.


Dedeman Suites & Residences konseptiyle geliştirilen yatırımlar, Dedeman Hospitality’nin köklü misafirperverlik anlayışını; uzun süreli konaklama, yatırım değeri ve yaşam odaklı kullanım prensipleriyle bir araya getirerek, bölgeye yeni bir yaşam modeli kazandırmayı hedefliyor. Modern mimari anlayışı, fonksiyonel yaşam alanları ve profesyonel otel hizmetleriyle desteklenen projeler; yalnızca konut sahibi olmayı değil, Dedeman standartlarında sürdürülebilir bir yaşam deneyimini merkezine alıyor.

Söz konusu iş birliği modeliyle; güvenilir ortaklık yapısı, sürdürülebilir değer üretme hedefi ve bölgesel uyum ilkeleri çerçevesinde Kıbrıs’ın uluslararası platformlarda sağlık, gastronomi, spor, eğitim, tarih ve kültür turizminde ses getirecek daha güçlü bir destinasyon haline ulaştırılması hedefleniyor.

Yaşamla Bütünleşen Bir Marka Vizyonu

Dedeman Hospitality, konaklamayı geçici bir ihtiyaçtan öte; yaşamın doğal akışına entegre edilen, ayrıcalıklarla desteklenen, stresten uzak sağlıklı yaşam merkezleri deneyimi olarak ele alıyor. Kıbrıs’ta hayata geçirilen bu yeni yatırımlar; Dedeman Hospitality’nin uluslararası alandaki büyüme stratejisinin güçlü bir göstergesi olarak konumlanıyor.

Dedeman Hospitality Hakkında

1966 yılında açtığı ilk otelle Türk turizm sektörüne öncülük eden Dedeman Hospitality, bugün 60 yılı aşkın deneyimiyle misafirperverliğin, güvenin ve kaliteli hizmetin simgesi haline gelmiştir. Yerli bir marka olarak doğan ve büyüyen Dedeman, zaman içerisinde ulusal ve uluslararası ölçekte güçlü bir konuma ulaşmıştır. Dedeman’ın başarı yolculuğu yalnızca sayısal büyümeyle sınırlı değildir. Marka; Türk misafirperverliğini global standartlarla harmanlayan vizyonu, sürdürülebilirlik yaklaşımı, güçlü insan kaynağı ve yenilikçi hizmet anlayışıyla bir yaşam tarzı ve deneyim markası kimliği kazanmıştır. Bugün 6 ülkede, 40 şehirde, 51 aktif ve toplamda 89 imzalanmış tesisiyle faaliyet göstermektedir.

Orta vadeli büyüme stratejisini Balkanlar, Avrupa, Orta Doğu ve Afrika gibi stratejik pazarlarda derinleşme üzerine kurgulamaktadır. Portföyünde yer alan 15 alt marka (Dedeman, Park Dedeman, Smart by Dedeman, Managed by Dedeman, Rest by Dedeman, Rest & More by Dedeman, Ready to Stay by Dedeman, Dedeman Suites & Residences, Dedeman Village, Dedeman Village Life, Dedeman Lounge, Turkuaz by Dedeman, Park Dedeman City, Park Dedeman Plus, Second Home by Dedeman), farklı misafir profilleri ve yatırımcı beklentilerine hitap edecek şekilde konumlandırılmıştır. Bu çeşitlilik sayesinde Dedeman Hospitality; lüks otelcilikten uzun dönem konaklamaya, şehir otelciliğinden iş dünyasına yönelik çözümlere kadar geniş bir hizmet yelpazesi sunmaktadır. Dedeman Hospitality, “Önce İnsan ve Herkesin Dedeman’ı” mottosuyla; köklü misafirperverlik mirasını koruyarak, gelecek kuşaklara aktarmayı ve Türk turizmini dünyada güçlü biçimde temsil etmeyi kararlılıkla sürdürmektedir.

“Hadi Turizm Konuşalım” Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR





“Hadi Turizm Konuşalım” Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti

Turizm sektörünün lider isimlerini üniversite öğrencileriyle buluşturma vizyonuyla yola çıkan, Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda hayata geçirilen Deniz Dikkaya moderatörlüğündeki “Hadi Turizm Konuşalım” etkinlik serisinin ikinci buluşması, 16 Şubat’ta Akdeniz Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleşti.

Turizm öğrencileri ile sektör profesyonellerini buluşturan etkinlikte sektörün dönüşümü, geleceğe dair öngörüler ve yaşam deneyimleri öğrencilerle paylaşıldı. 


Programın konukları Barut Hotels  Band Grup Kurumsal İletişim ve Pazarlama Direktörü Yiğit Özalpay, Türkiye İş Bankası Turizm Bankacılığı Birim Müdürü Güvenç Çelim, Tüm Etkinlik Organizatörleri Derneği (TEODER) Başkanı Umut Kaya, Gezgin &Influencer Ceren Yılmaz ile Topluluk Önünde Konuşma Eğitmeni & Yazar Erhan Ali Yılmaz oldu. 

Canlı Müzik ve Sürpriz Yarışmalar Festival Havası Yarattı

Turizmin Talk Show’u olarak paylaşılan etkinliğin tanımına uygun olarak sahnede etkinlik boyunca süren canlı performanslarıyla Atilla Cem - Sen Söyle Band grubu dinleyicilere adeta bir festival havası yaşattı.

Enerjik sohbet ve hareketli şarkılar eşliğinde ilerleyen programda öğrenciler Deniz Dikkaya tarafından sahneye davet edilerek sürpriz yarışmalara katıldı, tatil ödülleri kazandı. 

“Hadi Turizm Konuşalım” etkinlik serisi, önümüzdeki dönemde Türkiye’nin farklı üniversitelerinde gençlerle buluşmaya devam edecek.


19 Şubat 2026 Perşembe

İGA İstanbul Havalimanı’na, Küresel Havacılık Otoritesi Cirium’dan “Platin Ödül”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İGA İstanbul Havalimanı’na, Küresel Havacılık Otoritesi Cirium’dan “Platin Ödül”

Havacılık veri ve analiz alanında dünyanın en köklü kuruluşlarından Cirium, İGA İstanbul Havalimanı’nın operasyonel mükemmeliyet alanındaki başarısını tescilledi. İGA İstanbul Havalimanı“Havalimanı Platin Ödülü”ne (Airport Platinum Award) layık görüldü.

Dünyanın en önemli küresel aktarma merkezlerinden İGA İstanbul Havalimanı, uluslararası havacılık standartlarını belirleyen Cirium’un hazırladığı “2025 Zamanında Performans İncelemesi” (On-Time PerformanceReview) başlıklı rapor kapsamında büyük bir başarıya imza attı. Operasyonel disiplini ve sürdürülebilir büyüme stratejisiyle öne çıkan İGA, küresel havacılık sektörünün en itibarlı ödüllerinden olan “Havalimanı Platin Ödülü”nü kazandı.

İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen ve Cirium CEO’su Jeremy Bowen’ın katılımıyla düzenlenen ödül töreninde, İGA’nın 2025 yılında ulaştığı tarihi rekorlar ve operasyonel verimlilik artışı paylaşıldı.

“Bu ödül, görünmeyen emeğin uluslararası tescilidir”

İGA İstanbul Havalimanı’nınyüksek trafik hacmine rağmen gösterdiği istikrarlı operasyonel disiplinin altının çizildiği Cirium raporunda, Havalimanı’nın yoğun aktarma trafiği ve büyük ölçekli operasyonları yönetmedeki başarısı vurgulandı.

Ödül töreninde konuşan İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen,bubaşarının arkasındaki kusursuz koordinasyona dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bu ödül; yalnızca istatistiklerin değil,karmaşık operasyonları yönetebilme kabiliyetimizin ve kriz anlarında yolcu deneyimini koruyabilmemizin bir göstergesidir. 2025 yılında 84,3 milyon yolcu ağırlayıp 547 bin uçuşu başarıyla yönettik, günlük ortalama 1.707 uçuşla tarihimizin rekorlarını kırdık. Yolcularımız için suyun yüzeyinde her şey sakin ve akıcı görünürken, suyun altında 7/24 çalışan binlerce uzmanımız ve ileri teknolojik altyapımızla kusursuz bir koordinasyon sergiliyoruz. 117 yıllık tecrübesiyle sektörün en güvenilir odağı olan Cirium’dan bu ödülü almak, görünmeyen bu emeğin uluslararası tescilidir.”

“İGA’nın Havacılık Verileri, Yükselişini Tesciller Nitelikte”

Cirium CEO’su Jeremy Bowen, İGA İstanbul Havalimanı’nın sergilediği performans artışının dünya ölçeğinde bir başarı olduğunu vurguladı. Bowen, şu değerlendirmelerde bulundu:

“İGA İstanbul Havalimanı’nın 2025 Platin Ödülü, istikrarlı ve ölçülebilir bir gelişimi yansıtmaktadır. 2023 yılında %68,62 olan‘Zamanında Kalkış’oranını 2024'te %76,28’e, 2025’te ise%80,72’ye ulaştıran İGA İstanbul Havalimanı, aynı süreçte küresel büyük havalimanları sıralamasında 51. sıradan 19. sıraya yükselmiştir. 

Bu kazanımlar her havalimanı için değerli olsa da Avrupa, Asya, Afrika ve Orta Doğu’yubirbirine bağlayan, dünyada çok az havalimanının her gün yönetebildiği trafik ve bağlantı düzeyinde faaliyet gösteren bir merkez (hub) olan İGA İstanbul Havalimanı için çok daha anlamlıdır. Çünkü böylesine bir ortamda performansı artırmak; havayolları, yer hizmetleri ekipleri ve hava trafik kontrolü arasında operasyonel bir disiplin ve koordinasyon gerektirir. Veriler, İGA İstanbul Havalimanı’nın temel başarı çıtasını yükselttiğini ve bu seviyeyi koruduğunu gösteriyor. Platin Ödülü’nün tescillediği şey, işte bu istikrardır.”

Havacılık serüvenine 1909 yılında Flight Magazine ile adım atan Cirium, 117 yıllık derin tecrübesiyle sektörün en köklü bilgi otoritelerinden biri. Tarihi boyunca FlightStats, Diio, Innovata ve Ascend gibi kendi alanında lider birçok markayı ve stratejik ortağı bünyesine katarak devasa bir ekosisteme dönüşen şirket; günümüzde havacılık verisi ve analitiği dendiğinde dünyadaki en kapsamlı portföyü temsil ediyor. Asırlık mirasını modern dijital çözümlerle birleştiren Cirium, küresel havacılık standartlarını belirleyen, tarafsız ve güvenilir bir kurumdur.

2026 Hedefi: Türkiye Nüfusunu Aşan Yolcu Sayısı

Operasyonel başarısını sürdürülebilirlik vizyonuyla taçlandıran İGA İstanbul Havalimanı, 2025 yılında tüm elektrik tüketimini güneş enerjisinden karşılayan dünyanın ilk havalimanı olma unvanını da kazandı. 2026 yılı için hedeflerini büyüten İGA, 90 milyonun üzerinde yolcu ağırlamayı ve taşıdığı yolcu sayısıyla Türkiye nüfusunu aşmayı hedefliyor.


İGA İstanbul Havalimanı’nın 2025 Operasyonel Karnesi

Yolcu Sayısı: 84,3 Milyon 

Toplam Uçuş: 547 Bin 

Günlük Rekor: 1.707 uçuş ve 283 bin yolcu 

Bağlantı Gücü: 330’dan fazla destinasyon ve 116 tarifeli yolcu havayolu

Sürdürülebilirlik: 212 milyon avroluk GES yatırımı ile yılda 340 milyon kWh temiz enerji üretimi 

Küresel Başarı: ACI Europe verilerine göre küresel bağlantı merkezi sıralamasında dünya liderliği


VFS Global,Türk yolcularını vize başvurularını erken yapma ve dolandırıcılığa karşı dikkatli olmaya çağırıyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


VFS Global, yoğun seyahat sezonu öncesinde yurtdışına seyahat edecek olan Türk yolcularını vize başvurularını erken yapma ve dolandırıcılığa karşı dikkatli olmaya çağırıyor 

Güvenli küresel hareketliliği mümkün kılan güvenilir teknoloji hizmetlerindeküresel liderolan VFS Global, yoğun seyahat sezonu öncesinde Türkiye’den vize başvurusunda bulunacakları dolandırıcılığa karşı dikkatli olmaları ve vizelerine erken başvurmaları konusunda uyardı.

VFS Global tarafından  yapılan açıklamaya göre; Vize randevularının yalnızca VFS Global’in veya ilgili büyükelçiliklerin veya konsoloslukların resmi internet siteleri gibi resmi kanallar üzerinden alınabildiğini vurgulanırken VFS Global’in veya herhangi bir üçüncü tarafın vize almayı garanti edemeyeceğini ve kararların tamamen Büyükelçilikler/Konsoloslukların yetkisinde olduğunubelirtildi.  

Yapılan açıklamada, Türkiye’de 28 yabancı hükümetin güvenilir iş ortağı olarak hizmet verdiği, seyahat planlayanlarauçuş ve konaklama rezervasyonlarını yapar yapmaz vize başvurusu yapmaları yönünde tavsiyede bulunulurken çoğu ülkenin seyahat tarihinden 90 gün (3 ay) öncesine kadar vize başvurularını kabul ettiği hatırlatıldı.  

Dolandırıcılığa karşı dikkatli olunması yönünde uyarılarını yineleyen şirket, randevuların yalnızca resmi internet sitesi olan www.vfsglobal.com veya ilgili hükümet portalları üzerinden alınabileceğini de aktardı. Resmi internet sitesi üzerinden alınan vize randevularının tamamen ücretsiz olduğunu ifade edildiği açıklamada; bazı ülkeler için hizmet bedelinin ön ödeme olarak uygulanabildiği, “öncelikli erişim” sunulmadığıveya herhangi bir randevu satışı yapılmadığı da özellikle belirtildi. 

Üçüncü taraflarla herhangi bir şekilde bağının olmadığının ifade edildiği açıklamada firma adına hareket ederek garantili randevu sunduğunu öne süren dolandırıcılara karşı dikkatli olunması gerektiği vurgulandı. 

Çalışanların veya herhangi bir üçüncü tarafın vize kararlarını etkileyemediğini tekrarlandığı açıklamada; Vize başvuru sahipleri, sosyal medya mesajı, e-posta, SMS veya telefon yoluyla kişisel bilgilerinin paylaşılması ya da ön ödeme yapılması vb talepler içeren dolandırıcılara karşı uyarıldı.

Konu ile ilgili açıklamalarda bulunan VFS Global Türkiye ve Azerbaycan Ülke Müdürü Sertan Aslantürk: “Yolcuları, vize başvurularını mümkün olan en erken zamanda yapmaları konusunda özellikle uyarıyoruz. Son dakikada yapılan başvurular yalnızca seyahat gecikmelerine yol açmakla kalmıyor, aynı zamanda dolandırıcıların başvuru sahiplerinin aciliyet duygusunu istismar etmelerine de zemin hazırlıyor. Vize randevularının ücretsiz olduğunu ve yalnızca resmi internet sitemiz üzerinden alınması gerektiğini hatırlatmak isterim. VFS Global randevular için dış aracılarla çalışmamakta ve vize kararları üzerinde etkisi bulunmamaktadır. Başvuru sahiplerine, VFS Global’i temsil ettiğini iddia eden kişi ve kuruluşlara karşı son derece dikkatli olmalarını tavsiye ediyoruz.” dedi.


Air Astana, kendi teknik merkezinde 50. C-Check'i tamamladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Air Astana, kendi teknik merkezinde 50. C-Check'i tamamladı

Air Astana, Astana'daki kendi teknik merkezinde Airbus A320 uçağıyla 50. C-check’ini başarıyla tamamladı. Bu başarı, havayolunun teknik kapasitesinin artırılması ve Kazakistan'da ağır uçak bakım kapasitesinin geliştirilmesi açısından önemli bir adımdır.

50 adet C-check'in tamamlanması, Air Astana Group bünyesinde mühendislik altyapısı, işgücü eğitimi ve şirket içi bakım kapasitelerinin genişletilmesi alanlarında yıllardır sürdürülen sistematik yatırımların bir sonucudur. Her bir C-check, küresel havacılık standartlarına tam olarak uygun şekilde gerçekleştirilen kapsamlı yapısal ve sistem denetimleri dahil olmak üzere on binlerce planlı bakım görevini içerir ve 20.000'den fazla çalışma saatini gerektirir.

Astana Teknik Merkezi Müdürü Robert Dando, “50. C-check'in gerçekleştirilmesi, mühendislik uzmanlığı, altyapı ve insan kaynaklarına yaptığımız tutarlı yatırımların bir sonucudur” diyor. “Karmaşık bakım kontrollerini şirket içinde gerçekleştirmek, iş kalitesini tam olarak kontrol etmemizi sağlıyor, yurtdışı bakım sağlayıcılarına olan bağımlılığı azaltıyor ve sivil havacılıkta yerli teknik uzmanlığın gelişmesine katkıda bulunuyor.”

Bugün itibariyle Air Astana, Almatı ve Astana'daki teknik merkezlerinde Airbus ailesi uçakları üzerinde her türlü C check'i bağımsız olarak gerçekleştirmektedir. 2019 yılından bu yana havayolu, standarttan en karmaşığına kadar çok çeşitli bakım kontrollerini tamamlamıştır.Bu süre boyunca şirket, küresel havacılık sektöründeki en ileri standartlara uygun olarak uluslararası geçerliliğe sahip EASA Part 66 lisanslarına sahip, yüksek nitelikli sertifikalı mühendis ve teknisyenlerden oluşan bir ekip kurmuştur.

Yüksek teknolojili bakım kapasitelerinin tutarlı bir şekilde artırılması, Air Astana'nın Kazakistan havacılık endüstrisinin gelişimine katkısını vurgulamakta, teknolojik bağımsızlığı güçlendirmekte ve uçakların güvenilirliği ve emniyetine ilişkin yüksek standartları desteklemektedir.


Türkiye kimya sektöründe yeni dönem resmen başladı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ANA KİMYASALLARDA YERLİ ÜRETİM ÇAĞRISI! İKMİB BAŞKAN ADAYI VEFA İBRAHİM ARACI CARİ AÇIĞA DİKKAT ÇEKTİ

Türkiye kimya sektöründe yeni dönem resmen başladı. İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) Başkanlığına aday olan Vefa İbrahim Aracı, Türk ekonomisinde stratejik öneme sahip 16 alt sektörü tek çatı altında daha güçlü bir koordinasyon modeliyle buluşturacaklarını belirterek, ana kimyasallarda yerli üretimin artırılmasının cari denge ve sürdürülebilir rekabet için kritik olduğunu vurguladı.Adaylık sürecine güçlü bir mesajla başlayan Aracı, “Kimyada Birlik Zamanı” ifadesini yalnızca bir slogan olmaktan ziyade, yeni dönemin çalışma kültürü olarak tanımladı.

Türkiye’nin en stratejik üretim ve ihracat alanlarından biri olan kimya sektöründe yeni bir dönem başlıyor. 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmiyle Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumunda bulunan kimyada, sektörün çatı kuruluşu olan İstanbul Kimyevi Maddeler ve Mamulleri İhracatçıları Birliği (İKMİB) için başkanlık süreci resmen başladı. 16 alt sektörü ve 8 bini aşkın firmayı temsil eden birlikte, sürdürülebilir büyüme, katma değer odaklı ihracat ve güçlü sektörel koordinasyon başlıkları yeni dönemin ana gündem maddeleri olarak öne çıkıyor.

16 Alt Sektör İçin Bütüncül Yönetim Modeli

Adaylık açıklamasında konuşan Vefa İbrahim Aracı, İlaçtan plastiğe, kozmetikten boya ve yapı kimyasallarına kadar geniş bir üretim alanını kapsayan İKMİB’in, 16 alt sektörünü aynı stratejik çerçevede buluşturması gerektiğini vurguladı. Aracı, yeni dönemde alt sektör bazlı ihracat planlamasının temel öncelik olacağını söyleyerek, “Kimya sektörü 16 alt sektörüyle büyük bir ekosistemdir. Küresel rekabetin geldiği noktada yalnızca firmaların değil, sektörel organizasyonların da güçlü olması gerekiyor. Sürdürülebilir ihracat artışı ancak veri temelli analizlerle, GTİP düzeyinde doğru konumlandırmayla ve katma değeri yüksek alanlara odaklanmayla mümkündür.” dedi.

31,9 Milyar Dolarlık Güç, Yeni Strateji İhtiyacı

Türkiye’nin en fazla ihracat yapan ikinci sektörü konumunda bulunan kimya, 2025 yılında 31,9 milyar dolarlık ihracat hacmine ulaşarak toplam ihracattan yüzde 13,5 pay aldı. 238 ülke ve bölgeye ihracat gerçekleştiren sektörün mevcut büyüklüğünün yeni bir koordinasyon modelini zorunlu kıldığını belirten Aracı, “Bu başarının arkasında İKMİB’in geçmiş dönem yönetimlerinin kolektif emeği bulunuyor. Sayın Adil Pelister ve kıymetli yönetim kurulu üyelerine, sektörümüzü bugün ulaştığı güçlü konuma taşıyan emekleri ve kararlı liderlikleri için teşekkür ediyorum.  Rekabet artık sadece üretmekle değil; bilgi, teknoloji ve ölçek üretmekle mümkün. Alt sektörler arası eşgüdüm sağlanmadan küresel rekabette kalıcı üstünlük sağlamak mümkün değil.” ifadelerini kullandı.

Cari Denge İçin Yerli Üretim Şart

Aracı, 16 alt sektörün bütüncül ele alınmasının yalnızca ihracat performansı açısından ziyade, makroekonomik denge açısından da önemli olduğunu vurguladı. Özellikle ana kimyasallarda yüksek ithalat oranının cari denge üzerindeki etkisine dikkat çekerek, “Ana kimyasal ürün gruplarında ithalat bağımlılığı, sanayinin tamamını etkileyen bir konu. Yerli üretim kapasitesinin artırılması 16 alt sektörün tamamını doğrudan ilgilendiriyor. Yatırım ortamının güçlendirilmesi, teşvik mekanizmalarının etkin kullanılması ve üretim altyapısının desteklenmesi, sektörümüzün uzun vadeli rekabet gücü açısından kritik önemdedir.” açıklamasını yaptı.

“Bu Görev Bir Makam Değil, Bir Emanettir”

Toplantıda söz alan mevcut İKMİB Başkanı Adil Pelister de sürecin bir devamlılık anlayışı içinde ilerlediğini belirterek, kimya sektörünün Türkiye’nin sürdürülebilir büyüme yolculuğunda kilit rol oynadığını vurguladı.

Konuşmasını “Kimyada Birlik Zamanı” mesajıyla tamamlayan Vefa İbrahim Aracı, Adaylığını bir rekabet süreci olarak görmediğini belirterek, “Bu görev bir makam değil, sektörümüzün bize emanetidir. Kimya sektörü birlik ve ortak akılla büyür. Bugüne kadar ortaya konulan emeği ve birikimi daha ileri taşımak hepimizin sorumluluğudur.” dedi.


Ramazan’ın ruhu The Grand Tarabya Managed by Accor’da yaşanacak.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



RAMAZAN'IN RUHU THE GRAND TARABYA’DA YAŞANACAK


İstanbul’un ikonik oteli The Grand Tarabya Managed by Accor’un Ramazan’a özel hazırladığı programlarla Ramazan’ın ruhu The Grand Tarabya Managed by Accor’da yaşanacak. 

İstanbul Boğazı’nın en büyüleyici noktalarından birinde konumlanan The Grand Tarabya Managed by Accor, misafirlerini Ramazan ayı süresince T-Lounge’ın boğaz manzaralı atmosferinde,iftar sofralarında, geleneksel lezzetler ve zarif bir ambiyansla buluşturacak. Boğaz’ın eşsiz manzarasına karşı gerçekleşen iftarlar, Ramazan’ın birlik ve samimiyet ruhunu yaşatacak. The Grand Tarabya Managed by Accor’un üst seviye hizmet anlayışıyla sunulan bu özel deneyim, misafirlerine lezzet dolu unutulmaz bir iftar atmosferi sunacak.

The Grand Tarabya Managed by Accor ayrıca, Ramazan Bayramı’nı İstanbul’un en özel lokasyonlarından birinde karşılamak isteyen misafirlerine ayrıcalıklı bir konaklama fırsatı sunacak. 20–22 Mart tarihleri arasındaki bayram konaklamalarında spa ve yeme-içme alanlarında %20 indirim imkanı sunan otel, misafirlerine özel deneyimlerle dolu bir bayram tatili vadediyor.


Villa Turizmcilerinden TÜRSAB'ın Davasına Destek


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Villa Turizmcilerinden TÜRSAB'ın Davasına Destek

Villa Turizmi İşletmeleri Birliği (TURVİB), Türkiye Seyahat Acentaları Birliği’nin (TÜRSAB) yabancı merkezli seyahat ve konaklama platformlarına yönelik başlattığı hukuki sürece “Türkiye’de faaliyet gösteren herkesin aynı kurallara tabi olması gerektiğini belirterek” güçlü bir şekilde destek verdi. 

Türkiye’de Kazanan Platformlar da Kurallara Uymalı

TURVİB Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Okurgan, Türkiye’de gelir elde eden her yapının resmi temsilcilik bulundurması, vergi mükellefi olması ve hukuki-cezai yaptırımlara tabi tutulması gerektiğini belirterek, bu yöndeki taleplerini uzun süredir TÜRSAB nezdinde dile getirdiklerini ve başlatılan hukuki süreç nedeniyle teşekkür ettiklerini ifade etti. 7464 sayılı kanunla kısa süreli kiralama faaliyetlerinin Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB’a bağlı seyahat acentaları eliyle yürütülmesinin açıkça düzenlendiğini hatırlatan Okurgan, temsilciliği ve yaptırım mekanizması bulunmayan Airbnb ve benzeri platformların yurt içinde dilediği gibi faaliyet göstermesinin adil rekabeti ciddi şekilde zedelediğini ve sektörü açık bir kaos ortamına sürüklediğini söyledi.

Okurgan, bu platformların özellikle yurt içi dijital reklam pazarını yüksek bütçelerle domine ederek Google sıralamalarında yetkili acentaların önüne geçtiğini, reklam maliyetlerini artırarak yerli acentaların rekabet gücünü zayıflattığını belirtti. Yerli işletmeler ağır vergi yükü, düzenli denetim ve cezai yaptırımlara tabi iken, söz konusu platformların ciddi gelir elde etmelerine rağmen aynı sorumlulukları taşımamasının sürdürülebilir bir piyasa düzeniyle bağdaşmadığını dile getirdi.

Bu Platformlar Daha Ucuz Değildir

TURVİB Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Okurgan, yaptığı değerlendirmede kamuoyunda oluşturulan “daha ucuz fiyatla rezervasyon” algısının da gerçeği yansıtmadığını vurguladı. Airbnb ve benzeri sistemlerin ilanlardan minimum yüzde 15-20 oranında komisyon aldığını, fiyat belirleme yetkisinin ise tamamen ev sahibine ait olduğunu belirten Okurgan, aynı konutun yerli bir seyahat acentası aracılığıyla da benzer fiyatlarla ve Turizm Bakanlığı ile TÜRSAB güvencesi altında rezerve edilebileceğini ifade etti.

Buna ek olarak, hem ev sahiplerine hem de misafirlere dayatılan ağır kullanıcı sözleşmeleri ve Türkiye’de resmi bir muhatap bulunmaması nedeniyle yaşanan mağduriyetlere dikkat çeken Okurgan, yerli seyahat acentalarının turizm bölgelerinde fiilen hizmet verdiğini ve her aşamada destek sunduğunu belirtti. Airbnb firmasının ülkemizde doğrudan bir denetim mekanizmasına tabi olmamasının verdiği rahatlıkla, son dönemde izin belgesi olmayan konutları kapalı link sistemleriyle pazarlamaya yönelik girişimlerinin tespit edildiğinin bunun da kayıt dışılığı artırma riski taşıdığını ifade eden Okurgan, bunun ülke mevzuatını dolanma anlamına geleceğini ve kabul edilemez bir tutum olduğunu ve acilen önlem alınması gerektiğini de söyledi.

Amaç Yasaklamak Değil, Sektörü Düzene Sokmaktır

Birliğimizin kuruluşundan bu yana Turizm Bakanlığı ve TÜRSAB’a ilettikleri düzenleme taleplerinin aşamalı olarak karşılık bulduğunu belirten Okurgan, bu platformlar için gerekirse booking.com örneğinde olduğu gibi erişim engeli dahil tüm hukuki tedbirlerin mutlaka değerlendirilmesi gerekliliğini ifade etti. Booking.com platformunun yurt içinden erişim engeli getirildiği 2017 yılından bu yana yurt dışı pazardan halen yüz binlerce yatak rezervasyonu almaya devam ettiğini hatırlatan Okurgan, söz konusu platformların gerekli koşulları yerine getirmemesi halinde yalnızca yurt içi piyasada kapatılmasının söz konusu olacağını, yurt dışından gelecek turistleri etkileyen bir durum bulunmadığını ve bu nedenle kullanılan “Yasak” ifadesinin de doğru olmadığını belirtti. Ayrıca TURSAB tarafından yapılan bu girişimin Yurt içi turizm piyasasının ve seyahat acentalarının geleceği açısından önemli bir girişim olduğu için sonuna kadar destekliyoruz dedi.

7464 Sayılı Kanun da Acil Revize Edilmelidir

Kalkan, Kaş ve Fethiye gibi turizm bölgelerinde yaklaşık 20 yıllık geçmişe sahip olan villa turizmi faaliyetlerinin, 2023 yılına kadar kayıtlı ve bildirimli bir şekilde belirli bir düzen içinde sürdürüldüğünü ifade eden Okurgan, bu platformların yurt içi ağırlıklı politikaları nedeniyle büyük şehirlerdeki aleni dairelerin de turizm amacı dışında kontrolsüz şekilde sisteme dahil edilmesiyle sektörün kaotik bir yapıya sürüklendiğini söyledi. 7464 sayılı kanunun bu platformlara karşı atılmış ilk ciddi adım olduğunu belirten Okurgan, ancak gerekli ayrımların henüz tam olarak yapılmamış olması nedeniyle turizm bölgelerinde bazı sıkıntılar yaşandığını da ifade etti. Devamı gelecek düzenlemelerle sektörün netleşeceğine ve eşit rekabet ortamının sağlanacağına inandıklarını belirten Okurgan, bu platformlara yönelik girişimlerin  tamamlanmasının ardından 7464 sayılı kanunda da acil revizeler yapılarak mevcut turizm yapısının da acil olarak rahatlatılması gerektiğini dile getirdi.

Platformdaki Ev Sahiplerine ve Konuklara Çağrı

50’den fazla Villa Turizmi seyahat acentamızın ve binlerce villa işletmesi sahibinin üyesi olduğu TURVİB olarak platformlardaki ev sahiplerine ve rezervasyon yapacak olan konuklara da şu çağrımızı tekrar iletmek istiyoruz; “Lütfen ilan yayınlama ve rezervasyon süreçlerinde mutlaka Turizm Bakanlığına ve TURSAB’a bağlı yerli seyahat acentalarını tercih edin ve bu şekilde sektörümüzün güçlenmesine ve gelirin ülke içinde kalmasına katkı sağlayınız.” 


Sevgililer Günü, bir günlük kutlama değil, ilişkilerde yeni bir başlangıç


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sevgililer Günü, bir günlük kutlama değil, ilişkilerde yeni bir başlangıç

Sevgililer Günü, ilişkilerde yeni milat olabilir 

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, Sevgililer Günü’nün yalnızca takvimdeki bir gün olmadığını, ilişkilerde yeni bir başlangıç için önemli bir fırsat olduğunu vurguluyor. Duygusal bir varlık olan insanın hata yapmaya, kırılmaya ve kırmaya müsait olduğunu anlatan Mehmet Murat Lik, bu nedenle Sevgililer Gününün hoşgörüsüz duyguların onarıldığı, çiftlerin birbirini yeniden anlamaya çalıştığı bir gün olarak değerlendirilebileceğini kaydediyor. 

“Her ilişkinin kendi ihtiyacına göre bir beklentisi vardır;barışmak, anlaşılmak, saygı görmek ya da değer görmek” diyerek sözlerini sürdüren Mehmet Murat Lik, “Aslında anlaşılmak, sevilmekten daha derin bir ihtiyaçtır” diyerek, bu özel günün yalnızca romantik bir kutlama değil, duygusal bağların güçlenmesi için bir milat olması gerektiğini ifade ediyor. Lik’e göre, Sevgililer Günü’nü doğru değerlendiren çiftler, ertesi güne daha güçlü ve umutlu başlayabilir.

İlişkilerde sevgi ve sabır önemli 

İlişki Terapisti ve Yaşam Koçu Mehmet Murat Lik, Sevgililer Günü’nün yalnızca romantik bir kutlama değil, ilişkilerde yeni bir sayfa açmak için önemli bir fırsat olduğunu vurguluyor. Mehmet Murat Lik’e göre, çiftler bu günü bir milat kabul ederek ertesi güne sorunlarını affederek başlamalı. “Mutluluk, her şeyin en iyisine sahip olmak değil; sahip olduklarını kaybetmeyecek kadar çok sevmektir” diyen Lik, sosyal medya ve sanal ilişkilerin duyguları başkalaştırdığını, sabırsız ve aceleci bir toplum haline geldiğimizi belirtiyor. Ona göre sabır ve özen, uzun ömürlü bağların temel taşıdır.

Sevgi her ilişkiye dokunur

Mehmet Murat Lik, Sevgililer Günü’nün yalnızca sevgililer için değil; eş, anne, baba ve çocuk gibi sevginin geçtiği her ilişki için bir fırsat olduğunu ifade ediyor. Evli çiftler için bu gün, flört dönemlerini hatırlatan ve evlilik hayatına nefes aldıran özel bir zaman dilimi. Yaş farkı olmaksızın sevgi, özenle yaşandığında canlı kalır. Küçük sürprizler, zaman ayırmak ve dokunmak; sevginin en güçlü göstergeleridir. Mehmet MuratLik, “Sevgi hatırlanmak değil, hissedilmek ister; bulunmak değil fark edilmek ister ve en çok da ihmal edilmemeyi…” sözleriyle sevginin özünü özetliyor.

Hediyenin anlamı ve emek

Lik’egöre, ilişkilerde en sık yapılan hatalardan biri, sıradan hediyeler ve ezberlenmiş sürprizlerdir. Mehmet Murat Lik, hediyenin değerinin fiyatıyla değil, verilen emekle ölçüldüğünü söylüyor. “Pırlantası olana pırlanta almak anlamlı değildir; önemli olan onun neye ihtiyaç duyduğunu anlayabilmektir” diyen Mehmet Murat Lik, küçük bir çiçeğin bile “Seni önemsiyorum” demenin en sade hali olduğunu vurguluyor. Lik’egöre, internette tek tuşla gönderilen hediyeler değil; gidip bakarak, dokunarak, düşünerek alınan hediyeler gerçek değer taşır.

Kelimelerin gücü ve iletişim

Mehmet Murat Lik, ilişkilerde en büyük hediyenin özenle seçilmiş kelimeler olduğunu belirtiyor. Argo, küfür ve özensiz iletişim; saygı ve sevgi duygusunu zedelerken, doğru sözler bağ kurmaktadır. “Bir cümle iyileştirir, bir cümle yıllarca yara bırakır” diyen Mehmet Murat Lik, sevginin kelimeler aracılığıyla taşındığını ve derinleştiğini ifade ediyor. İlişkilerde sıkça yapılan hatalardan biri de güven ve kıskançlık üzerine kurulu yanlış iletişimdir. Lik’e göre kıskançlık sevgi değil, güvensizliğin sesidir ve bu nedenle iletişimde özen, güven ve doğru sözler büyük önem taşıyacaktır. 


Emirates’ten İstanbul Havalimanı’nda Otizm Dostu seyahate öncü adım


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Emirates’ten İstanbul Havalimanı’nda Otizm Dostu seyahate öncü adım

Dünyanın ilk “Otizm Dostu Havayolu” unvanına sahip Emirates, “Seyahat Provası” programıyla erişilebilir seyahat vizyonunu İstanbul’a taşıdı ve İstanbul Havalimanı'nda (İGA) otizmli çocukları ve ailelerini ağırladı.Bugüne kadar Emirates'in küresel ağındaki birçok havalimanında hayata geçirilen bu girişim, engelli yolcuların seyahatin her aşamasını destekleyici ve yapılandırılmış bir ortamda deneyimlemelerini sağlıyor.


Emirates’in, “Herkes için Erişilebilir Seyahat” yaklaşımı doğrultusunda hayata geçirdiği “Seyahat Provası” programı, otizmli bireyler için havayolu yolculuğunu daha öngörülebilir ve konforlu hâle getirmeyi amaçlıyor. Program, aileleri havaalanı prosedürleri ve uçak içi ortamlar hakkında önceden bilgilendirerek, uçuş öncesinde kaygıyı azaltmaya ve özgüven oluşturmaya yardımcı oluyor.


Emirates Türkiye, Romanya ve Bulgaristan Ülke Müdürü Mehmet Gürkaynak konuyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: “Emirates, erişilebilir seyahatidestekleme konusundaki uzun vadeli duruşunu ortaya koyarak, geçtiğimiz yıl dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu şirketi oldu. Emirates Otizm Merkezi ve İstanbul Havalimanı’ndaki (IGA)iş ortaklarımızın çabalarıyla, bu girişimi İstanbul'a taşımaktan ve erişilebilir seyahat gereksinimleri olan yolcularımızınseyahat deneyimlerini geliştirmede aktif rol almaktan gurur duyuyoruz.Özellikle IGA Yönetimi başta olmak üzere, bu girişime katkıda bulunan iş ortaklarımıza gönülden teşekkür ediyoruz. Emirates için değerli bir dönüm noktası olan bu girişim, herkesin rahat ve erişebilir şekilde seyahat edebilmesi için benzer yaklaşımı olan paydaşlarla çalışmanın önemini de yansıtıyor."


Erişilebilir seyahatte küresel yolculuk İstanbul’da devam ediyor

Programın İstanbul ayağında katılımcılar; havalimanınatransferden check-in işlemlerine, pasaport kontrollerinden Lounge erişimine ve Emirates içi tura kadar bir yolculuğun tüm adımlarını yaşadılar.Bu deneyim, Emirates ile yolculuğun yer hizmetlerinden uçak içi hizmetlere kadar nasıl sorunsuz ve güvenli bir şekilde gerçekleştiğini gösterirken, eğitimli Emirates ekipleri ile engelli yolcular arasında güveni de pekiştirdi.


Emirates, 30 binden fazla kabin görevlisi ve yer personelinin özel otizm farkındalık eğitimini tamamlayarak dünyanın ilk Otizm Sertifikalı Havayolu şirketi oldu. Eğitim programı kapsamında çalışanlara; otizm spektrumu, yaygın yanlış anlamalar, seyahat sırasında karşılaşılan zorluklar ve yolcuların bireysel ihtiyaçlarına göre uyarlanmış kişiselleştirilmiş destek stratejileri hakkında derinlemesine bilgi sağlıyor.


Emirates bugüne kadar Seyahat Provası Programını İstanbul’un yanı sıra Dubai, Barselona, Brüksel, Budapeşte, Christchurch, Durban, Luanda, Madrid, Nice, Oslo, Paris ve Venedik'te gerçekleştirdive her ay programa yeni şehirler ekleniyor.


Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul, Forbes Travel Guide “2026 Star Awards”ta Bir Kez Daha Beş Yıldızla Taçlandırıldı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul, Forbes Travel Guide “2026 Star Awards”ta Bir Kez Daha Beş Yıldızla Taçlandırıldı

İstanbul Boğazı’nın huzur veren manzarasıyla çevrili Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul, zarafet, incelik ve kusursuz hizmet anlayışıyla uluslararası başarılarına bir yenisini daha ekledi. 

Dünyanın önde gelen otel, restoran, resort ve SPA değerlendirmelerini yapan Forbes Travel Guide, 2026 yılına ait Star Awards listesinde "Beş Yıldız" ödüllerini açıklayarak sektörün en seçkin adreslerini duyurdu. İstanbul'un en prestijli lokasyonlarından birinde yer alan Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul, beşinci kez üst üste "Beş Yıldız" ile derecelendirildi.

Boğaz Kıyısında Zamansız Bir Lüks Deneyimi

Boğaz manzaralı odaları ve İstanbul'un en seçkin lokasyonundaki konumu ile misafirlerine tarihi ve kültürel zenginlikleri keşfetme imkânı sunan otel, neredeyse tamamı Boğaz manzarasına sahip oda ve süitleriyle dikkat çekiyor.Uluslararası ödüllerle taçlandırılmış spa’sında sunulan bütünsel iyilik hâli ritüelleri ve gastronomideki rafine yaklaşımıyla lüksü yalnızca bir konaklama deneyimi olmaktan çıkararak sofistike bir yaşam stiline dönüştürmeye devam ediyor.

“Mükemmeliyet Tutkumuzun Güçlü Bir Yansıması”

Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul Genel Müdürü Serkan Yalçınkaya ödüle ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“Forbes Travel Guide tarafından üst üste beş kere ‘Beş Yıldız’ ile derecelendirilmek, ekibimizin mükemmeliyet anlayışının ve misafir memnuniyetine verdiğimiz önemin güçlü bir göstergesi. Boğaz’ın büyüleyici atmosferinde, zarafet ve incelikle tasarlanmış deneyimler sunma tutkumuzu her yıl daha ileriye taşıyoruz. Bu değerli ödülün yalnızca otelimiz adına değil, İstanbul’un lüks konaklama alanındaki uluslararası konumunu güçlendirmesi açısından da önemli olduğuna inanıyoruz.”


18 Şubat 2026 Çarşamba

Ara tatille birleşen bayram tatilinde öne çıkan seyahat rotaları

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Ara tatille birleşen bayram tatilinde öne çıkan seyahat rotaları

Şeker Bayramı bu yıl okulların ikinci ara tatili ile birleşerek 9 gün tatil olanağı sunuyor. 9 günlük tatil, 16 Mart Pazartesi günü başlayıp, 22 Mart Pazar günü Şeker Bayramı’nın bitişine kadar devam edecek. Her bütçeye özel geniş tur seçenekleri sunan online seyahat platformu Tatilsepeti, Bayram tatili için öne çıkan rotaları derledi 

Soğuk geçen uzun kış mevsiminin ardından bahar mevsimine uzun bir tatille merhaba diyeceğiz. 9 günlük tatil, hem ailelerle birlikte bayram coşkusunu yaşamak hem de yeni yerler, rotalar keşfetmek için bir fırsat. Tatil günlerini fırsat bilen gezginler erken rezervasyon kampanyalarıyla önceden planlarını yaptı bile. Tatil planlarını son dakikaya bırakanlar için ise henüz geç değil. Her yaşa ve bütçeye göre alternatif tatil rotaları bir araya getiren Tatilsepeti’nde yurtiçinde Ege ve Akdeniz kıyıları talep alırken, yurtdışında vizesiz rotalar bu sene de en çok rezervasyon yapılan bölgeler arasında. Tatilsepeti Genel Müdürü Sedat Kılıç, geçtiğimiz yıl aynı bayram dönemine kıyasla artış eğiliminde olan taleplerin, 9 günlük tatil nedeniyle daha da artmasını öngördüklerini; yeme içme enflasyonuna oranla otel tatillerinin hala avantajlı konumda olduğunu kaydetti. Tatilsepeti platformunda, 9 günlük bayram tatili için öne çıkan seyahat rotaları şöyle; 

Çocuklu ailelerin tercihi Ege - Akdeniz otelleri 

Ege ve Akdeniz’de herşey dahil otellerde 4 kişilik bir aile için 5 gecelik fiyatlar konaklama, eğlence, çocuk kulübüdahil olmak üzere 35 bin 660 TL’den başlıyor. İsteyen gezginler uçak ve transfer dahil paket seçeneklerini 61 bin 088 TL’den başlayan fiyatlarla bulabilir.Tatilsepeti’nde yurtiçi otelleri yüzde 50’ye varan indirimlerle yüksek talep alıyor. Seçili galalı otellerde iki çocuk ücretsiz ödeme avantajı öne çıkıyor. 72 saate kadar iptal garantisi bulunan otellerde sanatçı programları ve bayrama özel gala organizasyonları mevcut. Akdeniz, Ege ve yakın bölgesindeki otellerde ise TatilsepetiJuzdan’a özel 7.500 TL’ye varan chip-para kazanma fırsatı ve 9 taksit avantajı ile tatilcileri bekliyor.

Yurtiçi turlarda en sevilen GAP 

Bahar mevsiminin en güzel keşif rotası Güneydoğu Anadolu turları sayılabilir. Zengin kültürü, lezzet şöleni yaşayacağınız gastronomisi, antik çağlardan günümüze ulaşan tarihi yapıtlar, dünyanın sayılı eserlerinin sergilendiği müzeler ve kadim coğrafyaya uzanan GAP turlarına birçok şehirden katılmak mümkün. GAP kültür turları bayramda kişi başı 7 bin 995 liradan başlıyor. 

Yurtdışı turlarda vizesiz ülkeler tercih ediliyor

Yurtdışında ise vizesiz turlar ön plana çıkıyor. Vizesiz Balkan Turları, gezginlere çevre gezileri ve akşam yemekleri dahil seçeneklerle kişi başı gecelik taban fiyatı 429 Euro. Yazı erken karşılamak isteyenler için Mısır programları, Sharm El Sheikh ve dalış turları ile öne çıkıyor; 3 gecelik tur kişi başı295 Euro’dan başlıyor. Alışveriş ve tatili birleştirmek isteyenler için en ideal destinasyonlardan biri de Dubai. Kolay vize ile bayramda yazı yaşamak isteyenler için 3 gecelik Dubai turlarında kişi başı taban fiyat 599 Euro. 

Uzun tatilde sıcak denizlere cruise turu 

Uluslararası kruvaziyer gemileri, 9 günlük uzun tatilde fırsatlarla dolu. Uçaklı paket kapsamında kruvaziyer turlarında sıcak denizler oldukça popüler. Arap Körfezi’nin ışıltılı şehirleri Doha, Dubai, Abu Dabi, Bahreyn ve Sir Bani Yas rotasını izleyen 5 yıldızlı konforlu gemilerle seyahat kişi başı 1399 Euro’dan başlıyor. Yaz sezonunun açılışını Mart ayında yapacak olan 4 gecelik Yunan Adaları cruise turunda ise taban fiyat 349 Euro. Rotasına Kuşadası’ndan başlayan cruise turu Patmos, Girit, Santorini, Mikonos ve Atina’yı keşif fırsatı sunuyor.

Avrupa’nın en güzel mevsimi başlıyor

Orta Avrupa’nın ikonik şehirlerinde dolaşmak için en güzel mevsim olan bahar aylarında unutulmaz anılar biriktirmek isteyen gezginler için otobüslü turlar 69 Euro’danbaşlarken uçaklı turlarda taban fiyatlar299 Euro’ya çıkıyor.


Deniz Dorbek Koçak, New York Merkezli Regulus Collective’i Kurdu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Türk Otelcilik Sektöründen Küresele Güçlü Bir Adım:

Deniz Dorbek Koçak, New York Merkezli Regulus Collective’i Kurdu

Küresel otelcilik sektöründe yirmi beş yılı aşkın süredir üst düzey yoneticilik görevleri üstlenen Deniz Dorbek Koçak, New York merkezli turizm ve otelcilik yatırımı platformu Regulus Collective’i kurdu. Koçak, yatırım stratejisi, marka inşası, operasyonel mimari ve teknolojiyi aynı sistem içinde kurgulayan yeni girişimindeki entegre iş modeliyle global otelcilik yatırımlarına yeni bir vizyon getirmeyi hedefliyor.

Hilton, Accor, Kempinski, Wyndham ve Hyatt gibi dünyanın önde gelen global otel gruplarında üç kıtada yedi ülkede görev alan Koçak; ticari dönüşüm, varlık performansı ve marka konumlandırması alanlarında elde ettiği deneyimi bağımsız ve yatırım odaklı bir platformda buluşturuyor.

Regulus Collective, uzun vadeli değer üreten, ölçeklenebilir ve stratejik temeli güçlü turizm ve otelcilik markaları geliştirmeyi hedefliyor. Platform aynı zamanda turizm yatırımı danışmanlığına daha bütüncül ve veri odaklı bir perspektif kazandırmayı amaçlıyor.

New York merkezli yapı; yatırımcılar ve mülk sahipleri ile projenin en erken aşamasından itibaren birlikte çalışarak finansal mimariyi, marka konumlandırmasını ve operasyonel ticari kurguyu eş zamanlı tasarlıyor. Böylece kısa vadeli performansın ötesine geçen, sürdürülebilir ve yatırım disiplinine dayalı bir değer modeli oluşturuluyor.

Regulus Collective ile küresel pazarlarda yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermeyi değil, geleceğin stratejik dinamiklerini merkeze alan konseptler geliştirmeyi hedeflediklerini vurgulayan Deniz Dorbek Kocak, Regulus Collective’in yaklaşımını şu şekilde ifade ediyor:

“Geleneksel turizm anlayışı artık yalnızca operasyonel mükemmeliyetle tanımlanmıyor. Sektörümüz; sermaye disiplinini özgün marka vizyonuyla aynı stratejik çerçevede buluşturabilen ve geleceği okuyabilen yapılara ihtiyaç duyuyor. Regulus Collective’i, yatırımın disiplinini ve yatırım yaşam döngüsünün tüm evrelerini tek bir entegre sistem içinde tasarlamak için kurduk. Amacımız; yalnızca büyümek değil, sektörde değer üretme biçimini yeniden tanımlamak.

Turespaña’dan Türkiye Pazarına Doğrudan Açılım: “Merhaba İspanya” İstanbul’da Gerçekleşti

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Turespaña’dan Türkiye Pazarına Doğrudan Açılım: “Merhaba İspanya” İstanbul’da Gerçekleşti

İspanya Turizm Enstitüsü Turespaña, Türkiye pazarına yönelik ilk doğrudan tanıtım etkinliği olan “Merhaba İspanya” Doğrudan Tanıtım Günlerini 16–18 Şubat tarihleri arasında Radisson Collection Hotel, Vadi İstanbul’da başarıyla gerçekleştirdi. Organizasyon, İspanya Büyükelçiliği’nin desteği ve katılımıyla düzenlendi.


Üç gün süren kapsamlı program kapsamında; 200’ün üzerinde Türk seyahat acentası, 5 havayolu şirketi ve 31 İspanyol kurum ve kuruluş bir araya gelerek iki ülke arasındaki turizm ve ticari iş birliklerini geliştirmeye yönelik temaslarda bulundu. Etkinlik, Türkiye pazarına stratejik ve sürdürülebilir bir yaklaşımın güçlü bir göstergesi olarak öne çıktı.

Türkiye Pazarına Stratejik Odak

Programın ilk günü olan 16 Şubat’ta gerçekleştirilen bilgilendirme oturumunda, Türkiye turizm pazarının temel verileri, yapısal özellikleri, büyüme potansiyeli ve fırsat alanları kapsamlı biçimde ele alındı. Ayrıca Türkiye’deki seyahat acentası yapılanması ve TÜRSAB sistemi hakkında detaylı bilgi paylaşıldı.


Aynı gün düzenlenen networking resepsiyonu, İspanya’nın Türkiye Büyükelçisi Cristina Latorre’nin himayesinde ve katılımıyla gerçekleştirildi. Resepsiyona kamu temsilcileri, havayolu yöneticileri, turizm sektörü profesyonelleri ve basın mensupları katıldı.

2.000’e Yakın B2B İş Görüşmesi Gerçekleştirildi

17 Şubat’ta sabah ve öğleden sonra olmak üzere iki ayrı oturumda, Türk acenta ve tur operatörleri ile İspanyol temsilciler arasında 10 dakikalık planlı birebir B2B görüşmeler gerçekleştirildi. Toplamda 2.000’e yakın iş görüşmesi yapılarak, iki ülke arasındaki potansiyel iş birlikleri somut zemine taşındı.



Workshop programı kapsamında ayrıca sektör ve havayolu sunumları düzenlendi. Sunum gerçekleştiren isimler arasında:

• Gonzalo Ceballos – Roma İspanya Turizm Ofisi, Türkiye pazarından sorumlu temsilci

• AJet

• Air Europa

• Turkish Airlines

• Vueling

• Across Spain DMC

• Costa Blanca Tourism Board

Program, katılımcılar arasındaki ilişkilerin pekiştirilmesini amaçlayan gala kokteyli ile sona erdi.


TÜRSAB’a Nezaket Ziyareti

18 Şubat’ta İspanyol heyet, Türkiye’de seyahat acentalığı faaliyetlerinin çatı kuruluşu olan TÜRSAB merkezini ziyaret etti. Ziyarette, Türkiye’deki acentacılık sistemi, sektörün yapısı ve iki ülke arasındaki iş birliği fırsatları üzerine karşılıklı görüş alışverişinde bulunuldu.

Türkiye–İspanya Turizminde Güçlü Büyüme

Etkinlik kapsamında paylaşılan veriler, Türkiye’nin İspanya açısından yüksek harcama potansiyeline sahip stratejik bir pazar olduğunu ortaya koydu:

• 2024 yılında Türkiye’den İspanya’ya seyahat eden ziyaretçi sayısı %79,5 artarken, toplam turizm harcaması %118 oranında yükseldi.

• 2025 yılında ziyaretçi sayısı bir önceki yıla göre %4,92 artarak 642.148’e ulaştı.

• Türk ziyaretçilerin toplam harcaması 872 milyon euro olarak gerçekleşti.

• Kişi başı ortalama seyahat harcaması 1.943 euro, günlük ortalama harcama ise 395 €uro oldu.

Bu veriler, Türk turistlerin uluslararası ortalamanın üzerinde harcama kapasitesine sahip premium bir segment oluşturduğunu göstermektedir.

Roma İspanya Turizm Ofisi Türkiye pazarından sorumlu temsilcisi Gonzalo Ceballos değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Günlük ortalama harcama verileri, Türk turistlerin premium bir pazar olduğunu açıkça gösteriyor. Bir yanda organize kültür turlarını tercih eden bir segment; diğer yanda Avrupa deneyimi yüksek, çok girişli Schengen vizesine sahip, bağımsız ve kişiselleştirilmiş seyahatler planlayan deneyimli gezginler bulunuyor.”

“Merhaba İspanya” Doğrudan Tanıtım Günleri, iki ülke arasındaki turizm trafiğini güçlendiren, ticari hacmi artıran ve sürdürülebilir iş birliklerine zemin hazırlayan stratejik bir platform olarak konumlandı. Bu organizasyon, Türkiye–İspanya turizm ilişkilerinde yeni bir dönemin başlangıcı olarak değerlendirilmektedir.