9 Ekim 2026 Cuma

GastroShow, yoğun ziyaretçi ilgisi ve üst düzey katılımıyla İstanbul'da başladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GASTROSHOW 2026: GASTRONOMİ TURİZMİNİN DAVOS ZİRVESİ İSTANBUL’DA BAŞLADI

Gastronomi Turizmi Derneği ve Rota Exhibitions Turkey iş birliğiyle düzenlenen GastroShow, yoğun ziyaretçi ilgisi ve üst düzey katılımıyla Taşyapı Şişli’de gerçekleşti. Gastronomi ve turizm dünyasının önemli isimlerini bir araya getiren etkinlikte salonlar gün boyunca hareketli, stant alanları ise yoğun ziyaretçi akınına sahne oldu.

Bu yılın ana teması “Sıfır Atık” olurken, sürdürülebilirlik mesajı etkinliğin tüm programına yansıdı. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Anadoludakiler ve Ressam Seval Özcan standı, yoğun ilgi gören alanların başında geldi. Ana sponsorlar arasında VakıfBank, DOKURU ve Muğla Büyükşehir Belediyesi yer alırken; kamu, özel sektör, gastronomi, turizm ve sivil toplum temsilcileri GastroShow çatısı altında buluştu. Etkinliğin catering hizmeti Tepe Gourmet tarafından gerçekleştirildi.

GastroShow 2026’da İstanbul Vali Yardımcısı Avni Kula, Samsun Valisi Orhan Tavlı,  TOGEMDER Başkanı Mihrimah Belma Sekmen, Geçmiş Dönem Sağlık ve Turizm Bakanı Bülent Akarcalı, Bodrum Belediye Başkanı Tamer Mandalinci, FIJET Dünya Başkan Yardımcısı Delal Atamdede, Afrika Şefler Birliği Başkanı Benjamin Lucien Kiswendsida Compaoré ve Sanatçı Tamer Levent yer aldı.

2 gün boyunca sürecek toplam 40 konuşmacının yer aldığı GastroShow 2026 programında, iki gün boyunca gerçekleştirilen 8 oturumda gastronomi ve turizmin geleceğine ilişkin önemli başlıkları da ele alındı. 

“Gastronomide Küresel İş Birlikleri ve Yeni Pazarlar” oturumunda sektörün uluslararası pazarlara açılımı ve yeni iş birlikleri değerlendirilirken, “Sıfır Atık ve Sürdürülebilirlik” oturumunda gastronomi sektöründe sürdürülebilir uygulamalar ve sıfır atık yaklaşımı ele alındı.

Etkinliğin dikkat çeken buluşmalarından biri de fotoğrafçı ve gazeteci Coşkun Aral ile gerçekleştirilen GastroTalks oldu. Gastronomi, kültür ve seyahat ekseninde gerçekleşen söyleşi, katılımcıların yoğun ilgisiyle takip edildi.

Gün boyunca gerçekleştirilen paneller ve söyleşiler, stant alanlarında yaşanan yoğunluk ve farklı sektörlerden temsilcilerin bir araya gelmesiyle GastroShow 2026, İstanbul’da gastronomi ve turizm dünyasının buluşma noktalarından biri oldu. Sıfır Atık teması etrafında şekillenen program, Türkiye’nin gastronomi turizmi alanındaki potansiyelini ve sektörün uluslararası ölçekteki güçlü bağlantılarını bir kez daha ortaya koydu.




8 Ekim 2026 Perşembe

CorendonAirlines, Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer aldı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


CorendonAirlines, Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer aldı

CorendonAirlines, Fortune Türkiye tarafından açıklanan “Türkiye’nin En Büyük 500 Özel Şirketi” araştırmasında 146. sırada yer alarak ülke ekonomisine katkı sağlayan önemli şirketler arasındaki konumunu güçlendirdi.

Avrupa’nın ve Türkiye’nin önde gelen havayolu markalarından CorendonAirlines, Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer alarak büyüme yolculuğunda önemli bir başarıya imza attı.CorendonAirlines’ın elde ettiği derece, şirketin havacılık sektöründeki güçlü konumunun yanı sıra Türkiye ekonomisine, turizme ve istihdama sağladığı katkının da göstergesi oldu.

CRIF Türkiye partnerliğinde gerçekleştirilen Fortune 500 Türkiye Araştırması, şirketleri büyüme performansları, ciroları, sektörlerindeki konumları ve ekonomiye sağladıkları katkılar üzerinden değerlendiriyor. Araştırma, Türkiye iş dünyasının mevcut görünümünü ortaya koyarken, farklı sektörlerde büyüme potansiyeli taşıyan ve ekonominin gelişimine katkı sağlayan şirketleri de görünür kılıyor.

Avrupa’daki operasyonlarını güçlendiriyor

CorendonAirlines’ın Fortune 500 Türkiye listesinde yer almasında, Avrupa genelindeki geniş operasyonel yapısı önemli rol oynuyor. Almanya, Birleşik Krallık ve Polonya’daki konumunu güçlendiren şirket, farklı Avrupa pazarlarında yeni destinasyonları uçuş ağına eklemeyi sürdürürken, yolcu talebinin yüksek ve operasyonel açıdan sürdürülebilir olduğu hatlara odaklanıyor. Bu strateji doğrultusunda CorendonAirlines, kapasitesini pazar dinamiklerine göre etkin şekilde yönetirken, iş ortaklarıyla uzun vadeli iş birliklerini de geliştirmeyi hedefliyor.Havayolu şirketi, spor turizmi alanındaki yatırımlarıyla da faaliyet gösterdiği destinasyonların turizm potansiyeline katkı sunmayı sürdürüyor.

“Önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için bir motivasyon kaynağı”

CorendonAirlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, konuyla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi: “Fortune 500 Türkiye listesinde 146. sırada yer almamız, CorendonAirlines’ın istikrarlı gelişim yolculuğunda önemli bir kilometre taşı. Bu başarıyı, bugün ulaştığımız ölçeğin yanı sıra önümüzdeki dönemde atacağımız adımlar için de bir motivasyon kaynağı olarak görüyoruz.Bugün 35 uçaklık filomuzla yılda 10 milyon yolcuya hizmet veriyor, faaliyet gösterdiğimiz tüm pazarlarda istikrarlı büyümemizi sürdürüyoruz. 45 ülkede 170 şehre ulaşan uçuş ağına sahibiz.

2027 yazında Almanya’dan Bulgaristan ve İstanbul’a yeni uçuşlar başlatacağız. Birleşik Krallık ve Polonya pazarlarındaki güçlü destinasyonlarımızı korurken, Aralık 2026’da başlayacak Curaçao seferlerimizle uzun menzilli uçuşlarda da yeni bir dönemin kapılarını aralayacağız.

Fortune 500 Türkiye listesinde yer almamızda emeği bulunan tüm çalışma arkadaşlarımıza ve yolculuğumuza eşlik eden iş ortaklarımıza ve paydaşlarımıza teşekkür ediyorum. Önümüzdeki dönemde de gelişmeye, verimliliğe ve uzun vadeli değer yaratmaya odaklanarak çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”


Raffles İstanbul, Condé Nast Traveler’ın okuyucu oylarıyla “Türkiye’nin En İyi Oteli”seçildi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


RAFFLES İSTANBULCONDÉNAST TRAVELER READERS’ CHOICE AWARDS’DA TÜRKİYE’NİN EN İYİ OTELİSEÇİLDİ

Lüks hizmet anlayışı ve ayrıcalıklı olanaklarıyla misafirlerine şehrin kalbinde benzersiz bir deneyim sunan Raffles İstanbul, dünyanın önde gelen seyahat yayınlarından Condé Nast Traveler’ın okuyucu oylarıyla belirlenen 2026 Readers’ Choice Awards listesinde birinci sırada yer alarak “Türkiye’nin En İyi Oteli” seçildi ve global ödüllerine bir yenisini daha ekledi.

 Açıldığı günden bu yana global çapta çok sayıda prestijli ödüle layık görülen Raffles İstanbul, dünyanın en saygın seyahat yayınlarından Condé Nast Traveler’ın okuyucu oylarıyla belirlenen Readers’ Choice Awards listesinde birinci sırada yer alarak, “Türkiye’nin En İyi Oteli” seçildi ve uluslararası başarısını bir kez daha taçlandırdı.

Her yıl düzenlenen Readers’ Choice Awards, seyahat sektöründeki en sevilen ve en değerli deneyimleri Condé Nast Traveler okuyucularının oylarıyla belirliyor. Dünyanın dört bir yanındaki otellerden şehirlere, havayollarından gemilere, tatil köylerinden spa merkezlerine ve adalara uzanan liste, seyahat tutkunlarının tercihlerini yansıtan önemli bir gösterge niteliği taşıyor.

Şehrin eşsiz panoramasına hakim Raffles İstanbul, kendineözgühizmet anlayışı ve özenle tasarlanan deneyimleriyle Raffles’ın lüks yaklaşımını İstanbul’un enerjisi ve ruhuyla buluşturuyor. Condé Nast Traveler okuyucularının oylarıyla elde edilen bu önemli başarıya ilişkin Raffles İstanbul Genel Müdürü Burak Unan, görüşlerini şu sözlerle dile getiriyor: 

“Bu ödül, ekibimizin tutkusunu ve özverisini en güzel şekilde yansıtıyor. Raffles İstanbul’da hermisafirimizin ağırlanmasını kendisine özel bir yaklaşımla ve deneyimle kurgulamamız, fark yarattığımız en önemli nokta. Bizi ayrıcalıklı kılan ise Raffles’ın zamansız ve efsanevi hizmet anlayışını İstanbul’un enerjisi, yaratıcılığı ve ruhuyla birleştirebilmemiz. Bu başarıyı mümkün kılan tüm ekip arkadaşlarımla büyükgurur duyuyorum.”

Condé Nast Traveler Readers’ Choice Awards’daki bu başarısıyla ayrıcalıklı hizmet anlayışını ve benzersiz misafir deneyimini bir kez daha ortaya koyan Raffles İstanbul, İstanbul’un kalbindeki konumu, kişiselleştirilmiş hizmet yaklaşımı ve şehre özgü deneyimleriyle misafirlerini ağırlamaya devam ediyor.


Celestyal’den yerel topluluklarla bağlantılı, otantik deneyimlere odaklı yeni kara programı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Celestyal’den yerel topluluklarla bağlantılı, otantik deneyimlere odaklı yeni kara programı

Akdeniz’de yeni kış rotasına hazırlanan Celestyal, 190 yeni kara turu programını duyurdu. Programın odağında yerel deneyimler var; El Bosque’da yerel üreticiler ile peynir yapımı, Malaga’da dağ köylülerinin evinde öğle yemeği, İstanbul’da gastronomi turu, Cadiz’de flamenko dersi, Valencia’da festival atölyeleri, Volos’ta dağ treniyle yolculuk gibi 190 farklı yeni tur geliştirildi

Celestyal, yeni kış dönemi Yunan Adaları ve Batı Akdeniz rotaları kapsamında sunduğu kara turları programını açıkladı. Misafirlerin rezervasyonuna açılan programda toplam 190 farklı deneyim yer alıyor. Program kapsamında, CelestyalDiscovery’nin 2026/27 ve 2027/28 kış sezonlarında gerçekleştireceği yeni Batı Akdeniz programı için 118, CelestyalJourney’nin 2027/28 kış sezonu Yunan Adaları programı için ise 72 kara turu programa girdi.

Programda yarım günlük, tam günlük ve iki günlük seçeneklerin yanı sıra, yerel halk ve turistik merkezlerle etkileşim imkanı sunan, daha küçük gruplar halinde gerçekleştirilen 27 yeni “OtantikDeneyim” de bulunuyor.

Bir diğer yenilik ise misafirleri geleneksel gezi deneyiminin ötesine taşıyarak, her destinasyonu benzersiz kılan yerel halk, üreticiler ve topluluklarla buluşturmayı amaçlayan yeni “Topluluk Bağlantıları ”konsepti. Celestyal, CelestyalDiscovery’nin yeni Batı Akdeniz kış programındaki tüm kara turlarında yüzde 15 indirime gideceğini de duyurdu. 

Öne çıkan deneyimler:

• ‘’MamasandTapas”: Tam günlük “Otantik Deneyimler” turunda misafirler Malaga’dan kırsal Andalucía’ya doğru yola çıkarak bir zeytinyağı değirmenini ziyaret ediyor. Ardından Alfarnate’nin dağ köyünde yerel halk tarafından evlerinde ağırlanarak geleneksel beş aşamalı bir öğle yemeğinin tadını çıkarıyor. 

• “ArtisanCheeseTour& Workshop”: Cádiz’den başlayan yarım günlük tur, misafirleri El Bosque adlı küçük kasabaya götürüyor. Burada yerel peynir üreticileriyle tanışan misafirler, uygulamalı bir atölyeye katılıyor ve çevredeki Sierra de Grazalema bölgesindeki hayvancılık çiftliklerinden elde edilen sütlerle üretilen peynirlerin tadına bakıyor. 

• “CarcaixentCitrusPlantation& Spirit Tasting”: Yarım günlük “Topluluk Bağlantıları’’deneyiminde Valencia’dan Carcaixent kırsalına hareket ediliyor. Misafirler, geçmişi 1870 yılına uzanan aile işletmesi bir narenciye bahçesini ziyaret ediyor. Deneyim kapsamında geleneksel portakal yetiştiriciliği hakkında bilgi alınırken taze meyve suyu, geleneksel reçeller ve portakalçiçeği balı tadılıyor; ardından bölgeye özgü narenciye likörleri deneyimleniyor.

Diğer öne çıkan deneyimler arasında Tanca’da uygulamalı Tagine yemek kursu,  Cadiz’de özel flamenko ve tapas deneyimi, Valensiya’da Fallas Festivali atölyeleri, Palma’da Mercat de l’Olivar’da gastronomi turu, İstanbul’un Lezzetleri deneyimi ve Volos’ta hareket eden tarihi dağ treniyle yolculuk sayılabilir. 

Celestyal Pazarlama, Halkla İlişkiler ve Misafir Deneyimi Başkan Yardımcısı Janet Parton şunları söyledi: “Bizim için otantik bir Akdeniz deneyimi, her zaman yalnızca bir destinasyona varırken ünlü turistik noktaları görmekten çok daha fazlası oldu. Önemli olan, orada yaşayan insanlarla tanışmak ve bölgeyi şekillendiren gelenekleri anlamak.Kış mevsimi, Akdeniz’i keşfetmek için son derece keyifli birdönem. Daha sakin bir tempo sayesinde misafirler destinasyonları deneyimlemek için daha fazla Alana ve zamana sahipoluyor. Yeni kara turlarımız ve Topluluk Bağlantıları deneyimimiz sayesinde misafirlerimizi yerel yaşam ve geleneklerle daha yakından buluştururken, turizmin ziyaret edilen bölgedeki insanlara ve işletmelere gerçek ve anlamlı bir değer sağlamasına da katkıda bulunuyoruz.”

Celestyal’in 2 Kasım 2026’ya kadar devam eden “Kalabalıktan Uzak, Unutulmaz, Otantik Akdeniz Kampanyası’’kapsamında, 7 gecelik kış Akdeniz cruise seyahatleri kişi başı 469 Euro’dan başlayan fiyatlarla sunuluyor. Fiyata yemekler, alkolsüz içecekler, Wi-Fi, liman ücretleri ve bahşişler dahil.

.

Akay Travel Group, Antalya’da En Çok Vergi Veren Seyahat Acentesi Grubu Oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Akay Travel Group, Antalya’da En Çok Vergi Veren Seyahat Acentesi Grubu Oldu

Türkiye turizm sektörünün köklü markalarından Akay Travel Group, 2025 yılı itibarıyla hem ekonomik katkısı hem de kurumsal başarısıyla dikkat çekici bir performans sergiledi. Grup bünyesindeki şirketlerin ödediği toplam vergi dikkate alındığında, Akay Travel Group bir kez daha Antalya’da en çok vergi veren seyahat acentesi grubu unvanını korudu.

Bu başarı, grubun 55. yılına yaklaşırken Türkiye turizmine sağladığı sürdürülebilir ekonomik değeri bir kez daha gözler önüne serdi.

FIT Holidays’ten Fortune 500 Listesinde Büyük Sıçrama

Akay Travel Group çatısı altında faaliyet gösteren FIT Holidays, 2025 yılı Fortune 500 Türkiye listesinde dikkat çekici bir yükseliş gerçekleştirdi. Bir önceki yılki sıralamaya göre 167 basamak birden yükselen şirket, 322. sıraya yerleşerek Türkiye’nin en büyük şirketleri arasındaki konumunu güçlendirdi.

FIT Holidays’in bu yükselişi, grubun dijitalleşme, müşteri deneyimi ve uluslararası pazarlarda büyüme stratejilerinin başarısını yansıtıyor. Şirket, özellikle outbound ve incoming turizmde geliştirdiği yeni ürünlerle Türkiye’nin turizm ihracatına önemli katkı sağlıyor.

Akay Travel Group’tan Türkiye Ekonomisine Güçlü Katkı

Akay Travel Group, 55 yıllık geçmişi boyunca Türkiye turizminin gelişimine yön veren öncü kurumlar arasında yer aldı. Grup, hem istihdam hem de vergi katkısı açısından Antalya ekonomisinin lokomotiflerinden biri olmayı sürdürüyor.

Grup yetkilileri, elde edilen başarıların yalnızca finansal göstergelerle sınırlı olmadığını, aynı zamanda yerli turizm markalarının küresel ölçekte rekabet gücünü artırma vizyonunun bir sonucu olduğunu vurguladı.

“Akay Travel Group olarak, Türkiye’nin turizm potansiyelini dünya çapında temsil eden bir marka olmanın sorumluluğunu taşıyoruz. Vergi katkımız, istihdamımız ve uluslararası başarılarımızla ülke ekonomisine değer katmaya devam edeceğiz.”

55. Yılda Yeni Hedefler

2027 yılında 55. kuruluş yılını kutlamaya hazırlanan Akay Travel Group, önümüzdeki dönemde sürdürülebilir turizm, dijital dönüşüm ve yeni destinasyon yatırımlarına odaklanmayı planlıyor. Grup, hem FIT Holidays markasıyla hem de diğer iştirakleriyle Türkiye’nin turizm gelirlerinin artmasına katkı sağlayacak yeni projeleri hayata geçirmeye hazırlanıyor.



Grand Hyatt İzmir İstinyePark, İkinci Yıl Türkiye'nin En İyi 10 Oteli Arasında

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Grand Hyatt İzmir İstinyePark, CondéNastTravelerChoiceAwards’ta Üst Üste İkinci Yıl Türkiye'nin En İyi 10 Oteli Arasında

Grand Hyatt İzmir İstinyePark, CondéNastTraveler 2026 Travelers' ChoiceAwards’ta 5. sırada yer aldı

İzmir’in çağdaş lüks anlayışını Ege’nin eşsiz atmosferiyle buluşturan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, dünyanın en prestijli seyahat yayınlarından CondéNastTraveler’ın 2026 Readers’ ChoiceAwards seçkisine adını bir kez daha başarıyla yazdırdı. CondéNastTraveler tarafından 6 Ekim 2026 tarihinde açıklanan “Top 10 Hotels in Türkiye: Readers’ ChoiceAwards 2026” listesinde otel, 98,21 puanla Türkiye’nin en iyi 5. oteli olarak yer aldı.

İkinci kez İzmir’den listeye giren tek otel oldu

İzmir'de daha önce Hyatt Regency markasıyla hizmet veren Grand Hyatt İzmir İstinyePark, geçen yıl Hyatt Regency İzmir İstinyePark adıyla aynı listede 6. sırada yer almış ve İzmir'den bu seçkin listeye giren ilk otel olmuştu. Bu yıl da CondéNastTraveler’ın 2026 Türkiye sıralamasında ilk beş içerisinde İstanbul’un dünyaca tanınan ikonik otellerinin yanında İzmir’den yalnızca Grand Hyatt İzmir İstinyePark yer aldı. Listedeki tek İzmir temsilcisi olarak dikkat çeken otel, yalnızca İzmir için değil, Türkiye’nin uluslararası lüks konaklama sektörü açısından da güçlü bir referans noktası olduğunu ortaya koydu. 

Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, “CondéNastTraveler Okuyucuların Seçimi Ödülleri’nde, Türkiye’deki En İyi 10 Otel sıralamasında üst üste ikinci kez ve 5. sırada yer almaktan onur duyuyoruz. Bu değerli takdir, yalnızca sunduğumuz hizmet kalitesinin değil, misafirlerimizle kurduğumuz güçlü bağın da bir yansıması. Grand Hyatt İzmir İstinyePark olarak, İzmir’in eşsiz ruhunu uluslararası Grand Hyatt deneyimiyle buluştururken, her misafirimize unutulmaz bir konaklama deneyimi sunmayı ve şehrimizi dünya standartlarında bir lüks destinasyon olarak daha da ileri taşımayı hedefliyorduk, aldığımız ödülle bu hedefimize ulaştığımızı kanıtladık. Bu başarıyı, bize güvenen misafirlerimiz ve özveriyle çalışan tüm ekip arkadaşlarımızla birlikte kutlarken,otelimizi Türkiye’nin en iyi otelleriyle aynı listelere sokmaya, İzmir’i ise uluslararası lüks turizm destinasyonu olarak profilini yükseltmeye devam edeceğiz” dedi. 


“Romania in Bodrum” Turizm ve Diplomasiye Damga Vurdu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Ege ve Karadeniz Köklü Dostlukta Buluştu “Romania in Bodrum” Turizm ve Diplomasiye Damga Vurdu

 Romanya Gastronomi ve Şarap Ulusal Günü’nde mutfak diplomasisi, iki ülke arasında farklı alanlarda yeni iş birliklerine zemin hazırladı

Türkiye ile Romanya arasındaki diplomatik, kültürel ve ticari bağların güçlendirilmesi amacıyla düzenlenen “Romania in Bodrum: Romanya Gastronomi Günü”, Yalıkavak Tilkicik Koyu’ndaki RUINS LuxuryResortHotel’de gerçekleştirildi.

TZL SuitesHotels’in sahibi ve Yönetim Kurulu Başkanı olan turizmci Murat Tüzel’in ev sahipliğinde düzenlenen gecede; Romanya’nın İzmir Başkonsolosu LilianZamfiroiu, Romanya’nın İstanbul Başkonsolosluğu temsilcisi Konsolos İnginurRustem, Bodrum Belediye Başkan Yardımcısı Ahmet Yıldızhan, TÜRSAB Denetim Kurulu Üyesi Dr. Yüksel Türemez, yerel yönetim temsilcileri, turizm sektörünün önde gelen isimleri ile kültür ve sanat çevreleri aynı sofrada buluştular. 


Mutfak Diplomasisinden Sektörel İş Birliğine

Gecenin açılış ve vizyon konuşmasını yapan ev sahibi Murat Tüzel, ortak sofraların halkları birbirine yakınlaştıran en samimi diplomasi alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek şunları söyledi:

“Bu gece seçkin bir menüyü tatmakla beraber yeni bir ortaklığın, güçlü bir iş birliğinin ve geleceğe dönük stratejik bir vizyonun ilk adımını atıyoruz. Karadeniz ile Akdeniz havzasının köklü dostluğunu kutlarken, kültürel yakınlığın açtığı bu kapıdan geleceği inşa edecek somut ekonomik ve sektörel adımlarla ilerlemek zorundayız.”

Gecenin öne çıkan başlıklarından biri, iki ülke arasındaki turizm ilişkilerine yönelik yeni bir kurumsal yapılanma önerisi oldu. Murat Tüzel, Romanya ile Bodrum arasındaki turizm ilişkilerini geliştirmek üzere yerel turizm kurumlarının çatısı altında kendi öncülüğünde bir konsey oluşturulması için girişimde bulunacağını açıkladı.

İki ülke arasındaki yüksek turizm ve ticaret potansiyeline rağmen mevcut operasyonel kapasitenin bu potansiyelin gerisinde kaldığına dikkat çeken Tüzel, seyahat acenteleri arasında kurumsal bir köprü oluşturacak operasyonel bir yapının kurulması gerektiğini ifade etti.Bu doğrultuda öncelikli hedefin, TÜRSAB bünyesinde Romanya’ya yönelik bir ihtisas ve ülkesel komisyon oluşturulması, ardından DEİK (Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu) nezdinde ticari diplomasi boyutunun güçlendirilmesi olduğunu belirtti.

 


Diplomatik ve Yerel Temsilcilerden İş Birliği Mesajları

Program boyunca söz alan diplomatik ve yerel temsilciler de iki ülke arasındaki dostluğun, turizm hareketliliğinin ve karşılıklı iş birliklerinin geliştirilmesine verdikleri desteği dile getirdi.Gecenin davetlilerini bir araya getiren isimlerden olan, Türkiye’deki Romanya Kültür Topluluğu Kurucusu Yıldız İbram,açılış konuşmasında Türkiye ile Romanya arasındaki kültürel bağların önemine değindi.

Romanya’nın İzmir Başkonsolosu, Sayın LilianZamfiroiu konuşmasında,Bodrum’da Romen kültürünün tanıtımına verdiği destekten dolayı ev sahibi Murat Tüzel’e teşekkür etti. Aynı zamanda, gecenin menüsünü hazırlamak üzere Romanya’dan özel olarak davet edilen ChefPetrișorTănase’nin katılımının önemine dikkat çekerek, bu vesileyle Romen gastronomisinin ve mutfak mirasının davetlilere tanıtıldığını vurguladı.

Konsolos İnginurRustem Hanımefendi ise, Romen kültürel çeşitliliğinin önemine ve bu zenginliğin Türk kültürel ortamı içinde uyumlu biçimde yer bulmasına dikkat çekti.

 

 Romanya’dan Bodrum’a Gastronomi ve Müzik Şöleni

Gecenin menüsü, Romanya’nın önde gelen şeflerinden ChefPetrișorTănase’nin imzasını taşıdı. Romen mutfağının köklü reçetelerini çağdaş dokunuşlarla yorumlayan Tănase, konuklara Romanya’nın gastronomi kültürü ve zengin lezzet mirası üzerine özel bir sunum gerçekleştirdi.

ChefPetrișorTănase’nin Bodrum’daki etkinliğe katılımına sağladığı sponsorluk desteği dolayısıyla Gepako Dondurma Ambalajları’na teşekkür edildi.

Programda, 33 yıldır Ankara’da yaşayan ve Romanya Kültür Topluluğu üyeleri arasında yer alan trompet sanatçıları Julian Lupu ve Violeta Lupu, Romen müziğinin seçkin eserlerinden oluşan akustik dinletileriyle davetlilere unutulmaz anlar yaşattı.

 Gastronomiden Turizme ve Spora Uzanan Yeni İş Birlikleri

Gecenin şarap tadımında, Tuna Nehri ile Karadeniz’in mikroklimatik etkilerini taşıyan Dobruca’dakiMurfatlar bağlarından seçilen şaraplar sunuldu. CramaTrantu imzasını taşıyan TrainicChardonnay, TrainicCabernetSauvignon, Daima PinotNoirRosé ve Daima FeteascăNeagră, davetlilerden büyük beğeni topladı.

Davetliler arasında yer alan Serdar Küçük, ADCO FineWines&Spirits yöneticisi ve Türkiye’nin, özellikle Bodrum bölgesinin önde gelen sumelyelerinden Birce Yedigüller, tadımda sunulan Romen şaraplarını yüksek kalite açısından değerlendirdi.

Konuklar, Romanya şaraplarının Türkiye’de daha güçlü bir tanıtım ve PR çalışmasıyla desteklenmesi gerektiğini belirterek Romanya’daki bağları ve üretim tesislerini ziyaret etme niyetlerini dile getirdiler. Görüşmelerde, gelecekte geliştirilebilecek ticari ve sektörel iş birlikleri de gündeme geldi.

Gecenin öne çıkan önerilerden biri de Romen mutfağının Türkiye’de daha geniş kitlelere tanıtılması yönünde oldu. ChefPetrișorTănase’nin hazırladığı özel Romen lezzetlerinin Türkiye’de yayınlanan MasterChefTV programında özel bir bölümle ele alınması ve yarışmacıların Romen yemeklerini hazırlaması fikri gündeme getirildi. Etkinliğin ev sahibi Murat Tüzel, bu önerinin hayata geçirilmesi amacıyla gerekli girişimlerde bulunacağını ifade etti.

Geceye katılan Bodrum Rotary Kulübü temsilcileri tattıkları Romen yemekleri ve şaraplarından duydukları memnuniyeti dile getirerek, bu lezzetleri Romanya’da, kendi coğrafyasında ve üretim yerlerinde deneyimlemek istediklerini belirttiler.

Gecede kurulan somut temasların dikkat çekici sonuçlarından bir diğeri, spor alanında gerçekleşti. Davetliler arasında yer alan Bodrum-Yalıkavak Kız Hentbol Takımı Kulübü Başkanı Sayın Hayrullah Kayacan’ın önerisi üzerine, Romanya’nın İzmir Başkonsolosu LilianZamfiroiu, aynı gece RâmnicuVâlcea Büyükşehir Spor Kulübü Başkanı ile telefon görüşmesi gerçekleştirdi.

Görüşmenin ardından iki kız hentbol takımı arasında biri Bodrum’da, diğeri Romanya’da olmak üzere karşılıklı müsabakaların düzenlenmesi konusunda mutabakata varıldı.

 Teşekkür ve Kapanış

Gecenin sonunda söz alan Murat Tüzel, organizasyona katkı sunan kurumlara, destekçilere ve davetlilere teşekkür etti.

Başta “Sınırların Dışında Sanat” (ArtăFărăFrontiere) Romen-Türk Derneği ve Türkiye’deki Romanya Kültür Topluluğu olmak üzere, katılımlarıyla geceyi onurlandıran Romanya’nın İzmir ve İstanbul Başkonsolosluklarına, ayrıca gastronomi ve şarap alanındaki destekleriyle geceye katkıda bulunan CramaTrantu ve Gepako Dondurma Ambalajları’na şükranlarını sundu.

Etkinlik, Türkiye ile Romanya arasındaki dostluğa, berekete ve ortak geleceğe kaldırılan kadehler eşliğinde “Şerefe! | Noroc!” sözleriyle sona erdi.


7 Ekim 2026 Çarşamba

Gülru Kınay, Fairmont Quasar Istanbul’un satış ve pazarlama direktörü olarak göreve başladı.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


FAIRMONT QUASAR ISTANBUL’UN YENİ SATIŞ VE PAZARLAMA DİREKTÖRÜ GÜLRU KINAY OLDU

Turizm ve otelcilik sektöründe uzun yıllara dayanan deneyime sahip Gülru Kınay, Fairmont Quasar Istanbul’un satış ve pazarlama direktörü olarak göreve başladı.

2009 yılından bu yana sektörün satış ve pazarlama alanında farklı görevler üstlenen Kınay, yeni pozisyonunda otelin satış ve pazarlama stratejilerine liderlik edecek. Başkent Üniversitesi Turizm Otelcilik Bölümü mezunu olan Gülru Kınay, kariyerine Bilkent Otel’de başladı ve ardından Swissôtel Ankara’da görev yaptı.

2014 yılında Wyndham Grand Istanbul Levent ekibine katılan Kınay, burada yaklaşık 12 yıl boyunca satış ve pazarlama alanında çeşitli sorumluluklar üstlendi. Kariyerinin son dokuz ayında Wyndham Grand Istanbul Levent’in Satış ve Pazarlama Direktörlüğü görevine vekâlet eden Kınay, Eylül 2026 itibarıyla kariyerine Fairmont Quasar Istanbul’un Satış ve Pazarlama Direktörü olarak devam ediyor.


500 YILLIK YAZMALARDAN ŞEYH GALİB’İN DİVAN’INA: ASIRLARIN HAZİNESİ DÜNYAYA AÇILDI!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


500 YILLIK YAZMALARDAN ŞEYH GALİB’İN DİVAN’INA: ASIRLARIN HAZİNESİ DÜNYAYA AÇILDI!

İSMAİL ERÜNSAL’IN BAĞIŞLADIĞI 525 NADİDE ESER DİJİTAL ERİŞİMDE

BAKAN ERSOY: “KÜLTÜR MİRASIMIZ İÇİN YAPILAN HER BAĞIŞ, MİLLETİMİZİN ORTAK HAFIZASINA KALICI BİR KATKIDIR”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Prof. Dr. İsmail Erünsal’ın bir ömür boyunca bir araya getirerek Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesine bağışladığı 525 eserlik koleksiyonun dijital erişime açıldığını duyurdu. Ersoy, “Hocamızın bu anlamlı bağışı da asırların ilim ve edebiyat birikimini herkesin yararlanabileceği bir hazineye dönüştürdü.” ifadelerini kullandı.

Bakan Ersoy, sosyal medya hesabından yaptığı paylaşımda, kültür mirasının korunması ve gelecek nesillere aktarılmasında bağışların önemine dikkat çekti. Erünsal’ın koleksiyonunda bulunan tek nüsha, nadir ve müellif hattı eserlerin artık dünyanın dört bir yanından incelenebildiğini belirtti.

Şeyh Galib’in henüz 18–19 yaşlarında kendi el yazısıyla kaleme aldığı Divan’ının da koleksiyonda yer aldığını vurgulayan Ersoy, bağışından dolayı Erünsal’a şu sözlerle teşekkür etti:


“Milletimize ait bir emanet olarak gördüğü bu eserlerin daha iyi korunması, gelecek nesillere ulaşması ve daha fazla insanın istifadesine sunulması gayesiyle koleksiyonunu bağışlayan kıymetli hocamız Prof. Dr. İsmail Erünsal’a gönülden teşekkür ediyorum.”

Ersoy, eserlerin korunması ve dijital ortama aktarılmasında emeği geçen Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığını ve tüm çalışma arkadaşlarını da kutladı.

Bir Ömrün Birikimi Milletin Hizmetinde

Osmanlı kitap ve kütüphane tarihi alanındaki çalışmalarıyla tanınan Prof. Dr. İsmail Erünsal, yıllar boyunca şahsi imkânlarıyla oluşturduğu koleksiyonunu 6 Ağustos’ta Süleymaniye Yazma Eser Kütüphanesine bağışladı.

Erünsal, bağış kararında Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının son dönemdeki faaliyetlerinin etkili olduğunu belirtti. Eserleri millete ait bir emanet olarak gördüğünü ifade eden Erünsal, koleksiyonunu bağışlayarak bu emaneti asıl sahibine teslim ettiğini, yazmaların daha iyi korunmasının ve daha fazla insanın eserlerden yararlanmasının kendisi için büyük bir mutluluk olduğunu dile getirdi.

Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığı, yaklaşık iki ay içinde eserlerin bakım, onarım, dijitalleştirme ve kataloglama işlemlerini tamamlayarak koleksiyonu erişime hazır hâle getirdi.

Şeyh Galib’in Gençlik Satırları Dünyaya Açıldı

Koleksiyonun en dikkat çekici eserlerinden birini, Şeyh Galib’in henüz 18–19 yaşlarında tertip ettiği ve kendi el yazısıyla kaleme aldığı Divan’ı oluşturuyor. Şairin gençlik dönemindeki edebî üretimine ışık tutan eser, koleksiyondaki 15 müellif hattı nüsha arasında yer alıyor.

İstinsah tarihi, yani kopyalandığı tarih belirlenmiş nüshaların en eskisi ise 1523 tarihli Dîvân-ı Emir Şâhî. Koleksiyon, bu 503 yıllık nüshanın yanı sıra farklı yüzyılların ilim ve edebiyat birikimini yansıtan çok sayıda yazmayı barındırıyor.

Edebiyat Tarihine Işık Tutan Nadir Eserler

II. Bayezid dönemi şairlerinden, Sâfî mahlasıyla tanınan Cezerî Kasım Paşa’nın sağlığında tertip ettiği Divan’ı, koleksiyonun öne çıkan eserleri arasında bulunuyor. Varlığı daha önce bilinmeyen bu metin, şairin edebî kişiliğinin ve dönemin şiir dünyasının araştırılması açısından önem taşıyor.

Keşfî ve Urfalı Mustafa Hattî’nin divanları da varlığı bilinmeyen veya başka nüshalarına rastlanmayan metinler arasında yer alıyor. Koleksiyondaki 15 ve 16. yüzyıl edebiyatına ait eserler, divan şiirinin dil ve üslup bakımından gelişimini takip etmeye imkân sağlıyor.

Osmanlı’nın Fiyat Kayıtlarından Elçilik Raporlarına

Koleksiyon, edebiyatın yanı sıra Osmanlı’nın ekonomik ve diplomatik geçmişine ilişkin önemli kaynaklar da içeriyor. Osmanlı fiyat tarihi açısından değer taşıyan 288 sayfalık Narh Defteri, dönemin ekonomik hayatına ilişkin araştırmalara kaynaklık ediyor.

Seyfullah Ağa’nın Sefaretnamesi ile Osmanlı ilmiye teşkilatına ilişkin Tarik Defteri de dikkat çeken eserler arasında bulunuyor. Abdurrahman el-Askerî’ninMirâtü’l-Işk adlı eseri ise 16. yüzyıl Melâmîlik tarihi için önemli bir kaynak niteliği taşıyor.

Yazılı Mirasın Nadide Örnekleri Bir Arada

Tasavvuf ve tarikatlar konulu 185, edebiyat alanında 153 eserin bulunduğu koleksiyonda toplam 55 divan ve 28 icazetname yer alıyor. Tezhip ve diğer süsleme unsurları taşıyan 43 cilt ile tarihî cilt örnekleri de koleksiyonun sanat tarihi bakımından değerini artırıyor.

Tek nüsha ve nadir yazmaları, yazarlarının kendi elinden çıkmış eserleri ve tarihî belgeleri bir araya getiren İsmail Erünsal Yazma Eser Koleksiyonu’na, Türkiye Yazma Eserler Kurumu Başkanlığının www.yek.gov.tr adresi üzerinden erişilebiliyor.


NG Phaselis Bay, CondéNastJohansens Üyeliğine Kabul Edildi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


NG Phaselis Bay, CondéNastJohansens Üyeliğine Kabul Edildi

Akdeniz’in seçkin yaşam tarzı destinasyonlarından NG Phaselis Bay, lüks seyahat dünyasının prestijli referans kaynaklarından CondéNastJohansens koleksiyonuna katıldı. 

Kemer’in benzersiz doğasında, Akdeniz’in mavisi ve çam ormanlarının yeşili arasında konumlanan NG Phaselis Bay, uluslararası alandaki marka yolculuğuna önemli bir adım daha ekledi. Kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı, özgün gastronomi deneyimleri, güçlü wellness yaklaşımı ve farklı misafir profillerine hitap eden yaşam alanlarıyla lüks tatil anlayışını yeniden yorumlayan resort, bundan böyle CondéNastJohansens’in dünya çapındaki seçkin otel koleksiyonunun bir parçası olacak.

Lüks Seyahat Dünyasının Köklü Referanslarından Biri

40 yılı aşkın deneyime sahip CondéNastJohansens, dünyanın farklı destinasyonlarındaki seçkin otel, resort ve spa deneyimlerini bağımsız seyahat tutkunlarıyla buluşturan uluslararası bir referans kaynağı olarak öne çıkıyor. Vogue, CondéNastTraveller, House &Garden ve GQ gibi yayınların da aralarında bulunduğu CondéNast yayın ailesinden gelen marka; koleksiyonuna dahil ettiği tesisleri yerel uzmanlarından oluşan ekibi aracılığıyla değerlendiriyor.

Dünya genelinde 4 milyon varlıklı okuyucuya ulaşan CondéNastJohansens, yalnızca konaklama alternatiflerini bir araya getirmekle kalmıyor; karakteri, hizmet anlayışı, tasarımı, konumu ve sunduğu deneyimlerle fark yaratan tesisleri uluslararası seyahat dünyasına tanıtıyor.

NG Phaselis Bay’in koleksiyona dahil olmasıyla birlikte resort; CondéNastJohansens’in basılı rehberlerinin yanı sıra dijital platformları aracılığıyla da uluslararası lüks seyahat kitlesiyle daha güçlü bir şekilde buluşacak.


ENUYGUN, oteller için geliştirdiği yeni nesil extranet’i Wegsuite’i faaliyete geçirdi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



ENUYGUN, YAPAY ZEKA DESTEKLİ YENİ NESİL OTEL EXTRANET’İ WEGSUITE’İ HİZMETE AÇTI

ENUYGUN, oteller için geliştirdiği yapay zeka destekli yeni nesil extranet’i Wegsuite’i faaliyete geçirdi. Sektörde bir ilk olan hibrit modeli ile otelcilere aracısız tek panelden yönetim ve satışlarını geliştirme imkanı sunan Wegsuite, düzenlenen bir etkinlikle 100’ü aşkın otel temsilcisine tanıtıldı.

WingieEnuygunGroup İş Geliştirme Direktörü İbrahim Bakış: “Programa dahil olan tesisler, program dışında kalan tesislere kıyasla 5 kata kadar daha fazla satış gerçekleştiriyor. Sistemde geliştirilecek noktaları  sahadan gelen geri bildirimlerle  gerçekleştiriyoruz. Yıl sonuna kadar grup olarak iş birliği halinde olduğumuz tüm tesislerin Wegsuite’e geçmesini hedefliyoruz.”

ENUYGUN, otellerin fiyat, kontenjan, indirim, kampanya, rezervasyon, ödeme ve içerik yönetimini tek panel üzerinden gerçekleştirmelerini sağlayan yapay zeka destekli yeni nesil extranet ürünü Wegsuite’i hizmete açtı. İlk etapta 500’ü aşkın tesis tarafından kullanılan platform, lansmanının ardından tüm otellerin kullanımına sunuldu. 

Global online seyahat platformlarının (OTA) temel altyapılarından biri olan extranet’i kendi ekosistemine kazandıran WingieEnuygunGroup, Wegsuite ile otellere envanterleri üzerinde doğrudan kontrol, performanslarını takip etme ve yapay zeka destekli aksiyonlarla büyüme fırsatı sunuyor.

Sektörde bir ilk: Büyük ve küçük tesislere uygun hibrit kullanım modeli

Wegsuite’in öne çıkan özelliklerinden biri, aynı panelde iki farklı kullanım modelini bir arada sunan hibrit yapısı. Platform sayesinde gelir yönetimi ekibi bulunantesisler, oda tipi, plan ve kanal bazında çok katmanlı rate plan kurgusuyla çalışabilirken, yönetimini tek başına yürüten küçük tesisler de klasik fiyat ve kontenjan ekranı üzerinden takvim bazlı işlem yapabiliyor. Her iki model de aynı envanter üzerinde eşzamanlı çalışabiliyor. Birden fazla tesisi bulunan kullanıcılar ise tüm tesislerini tek hesap ve tek giriş üzerinden yönetebiliyor. Böylece farklı ölçeklerdeki oteller, operasyonel ihtiyaçlarına uygun bir yönetim deneyiminden yararlanabiliyor. 

Baştan sona yapay zeka ile geliştirildi

Wegsuite’in yalnızca bir yönetim paneli değil, otel yöneticilerinin günlük operasyonlarında yanında çalışan bir yapay zeka katmanı gibi tasarlandığını belirten WingieEnuygunGroup İş Geliştirme Direktörü İbrahim Bakış, platformla ilgili şunları söyledi: “Wegsuit’i baştan sona yapay zeka ile geliştirdik. Ürün kurgusu, tasarım, kod, test; döngünün her adımında AI vardı. Wegsuite bir extranet olduğu kadar, otel yöneticilerinin yanında çalışan bir yapay zeka katmanı. Adı da buradan geliyor: 'Weg' grubun kökü, 'suite' ise otelin kendi dili. Wegsuite, kontrol, görünürlük ve büyüme olmak üzere üç temel ilke üzerine kuruldu. Oteller, sistem üzerinden fiyat, kontenjan ve içeriklerini doğrudan veya kanal yöneticileri üzerinden yönetebilirken performanslarını takip edebiliyor, mevcut durumu ve olası aksiyonları da görebiliyor. Yapay zeka ajanları ise bu bilgileri somut önerilere ve hızlı aksiyonlara dönüştürmeye yardımcı oluyor. Programa dahil olan tesisler, program dışında kalan tesislere kıyasla 5 kata kadar daha fazla satış gerçekleştiriyor. Sistemde geliştirilecek noktalar da sahadan gelen geri bildirimler doğrultusunda gerçekleştiriliyor. Yıl sonuna kadar grup olarak iş birliği halinde olduğumuz tüm tesislerin Wegsuite’e geçmesini hedefliyoruz. 

AI Revenue Agent ve WhatsApp Agent ile aksiyon almak kolaylaşıyor

İbrahim Bakış sözlerini şöyle sürdürdü:“Wegsuite’in yapay zeka özellikleri arasında yer alan AI Revenue Agent, tesislerin geçmiş performansını, güncel talebi ve anonim comp set verilerini karşılaştırarak aksiyon önerileri sunuyor. “İade edilemez plan aç”, “temmuz kontenjanını artır” veya “üyelere özel fiyat tanımla” gibi öneriler, gerekçeleri ve tahmini yıllık getirileriyle birlikte otelcilerin değerlendirmesine sunuluyor. Otel partnerinin onayının ardından öneriler tek tıkla uygulamaya alınabiliyor.WhatsApp Agent ise otelcilerin panele giriş yapmadan, doğal dilde mesajlarla işlem başlatmasını sağlıyor. Örneğin bir otelci, WhatsApp üzerinden “hafta sonu fiyatı yüzde 10 düşür” talimatını ileterek ilgili aksiyonun hazırlanmasını sağlayabiliyor. Agent, işlemi oluşturduktan sonra teyit alıyor ve onaylanan değişikliği yayına alıyor. Yapay zeka özellikleri kapsamında, otel partnerinin onayı olmadan hiçbir değişiklik uygulanmıyor.”

Otel partnerlerinden gelen geri bildirimler ürün yol haritasını belirliyor

Wegsuite lansmanının dikkat çeken gelişmelerinden biri, etkinlik sırasında katılımcılardan gelen bir talebin aynı gün içinde geliştirilerek kullanıma açılması oldu.Etkinlik başında QR kod üzerinden yöneltilen “Wegsuite’ten ne isterdiniz?” sorusuna gelen öneriler arasında, tesislerin kendi misafir yorumlarını panel üzerinden görüntüleyip yanıtlayabilmesi de yer aldı. Bu özellik, lansman sona ermeden yayına alındı.

Kurulumsuz geçişle aynı gün yönetim başlıyor

Wegsuite’e geçiş için tesislerin uzun bir entegrasyon sürecinden geçmesinin gerekmediğini vurgulayan WingieEnuygunGroup İş Geliştirme Direktörü İbrahim Bakış sözlerini şöyle tamamladı: “Platform için entegrasyon projesi, kurulum ücreti veya teknik ekip ihtiyacı bulunmuyor.Grubun ekosisteminde bulunan tesis bilgileri üzerinden sahiplik doğrulaması yapıldıktan sonra panele giriş kolaylıkla sağlanabiliyor. Fiyat ve kontenjan ile kampanya yönetimine de aynı gün başlanabiliyor. Wegsuite’e dahil olan tesisler, Mobil, Üye, Paket, Kurumsal ve B2B programlarına da tek tıkla katılabiliyor. 

Wegsuite ile otel envanteri uluslararası pazarlara açılıyor

Türkiye’de 14.450 tesisi kapsayan otel ekosistemi ve 15’ten fazla envanter partneriyle çalışan WingieEnuygunGroup’un portföyünde 3.600 direkt kontratlı tesis bulunuyor. Ekosistemdeki tesislerin yüzde 25’ini oluşturan direkt kontratlı tesisler de toplam satışın yüzde 65’ini gerçekleştiriyor. 

Gurubun, İstanbul’daki otel geceleme sayısı 2024’te 38 bin, 2025’te 82 bin olarak gerçekleşti. 2026 yılı için 255 bin geceleme hedeflenirken, bu sayının 138 bini yılın ilk yedi ayında kaydedildi. Şirketin 2027 geceleme hedefi ise 600 bin. Kullanıcı davranışları da grubun dijital satış kanallarındaki büyümesini destekliyor. Otel talebinin üçte ikisi mobil uygulamalardan gelirken, gecelemelerin yüzde 74’ü giriş yapmış üyeler tarafından gerçekleştiriliyor.

Wegsuite’in faaliyete geçmesiyle birlikte grubun uluslararası markası Wingie bünyesinde de yayına alındı. Böylece Wegsuite üzerinden yönetilen otel envanteri, yurt dışından gelen talebe de açılıyor ve otel partnerleri tek panel üzerinden iki farklı pazara erişebiliyor.

2014 yılında kurulan Wingie, bugün 26 ülkede faaliyet gösteriyor. 19 dilde hizmet veren, 190’dan fazla ülkeden rezervasyon alan platform, aylık 22 milyon ziyaretçiye ulaşıyor. Wingie’nin mobil uygulamaları 18 milyondan fazla indirilirken şirket, 450’yi aşkın havayolu ve 100’ün üzerinde tedarikçiyle çalışıyor ve bugüne kadar 30’dan fazla sektör ödülü kazandı.


6 Ekim 2026 Salı

“Açılın, alemin kralı geliyor”


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Aynı mesleği yapan meslektaşlarınızla toplanıp bir dernek, bir birlik kuruyorsunuz, Dernek palazlanınca aidatlarınızla maaşı ödenmek üzere derneğe eleman alıyorsunuz.

Bir müddet sonra sizin maaşlı elemanınız, birliğin esas sahibi olan sizlere üstten bakmaya başlıyor. İstediği elemanı işe alıyor, istemediğine mobbing yaparak işten atıyor. Sahte maille, mail gruplarına girip istediğine hakaret ediyor, nemalandırdığı gazeteciler vasıtasıyla yalan yanlış haberler yaptırıyor, lehine yazanları, yandaşları ise yine bizim paramızla yani birliğin düzenlediği ücretsiz gezilere götürüyor. Seçimde desteklediği başkan kazanınca, salonda pavyon fedaisi modunda; “Açılın, alemin kralı geliyor” diye anons çekiyor..! vs

Geçenlerde yine bu maaşlı memurumuzun garip tavırlarına şahit oldum.

Değerli bir gazeteci dostum, kaza sonucu eşini kaybetti. Cenazesine gittim. Cenazede bir çok meslektaş dışında bu sosyal medyadan sorumlu çalışanımız da oradaydı. Kendisinin 60-70 bin TL maaşla birkaç milyonluk düğün yapmasına ve bu gibi cenazelere kendi adına 10-15 bin TL’lık çelenk göndermesine şaşırmıştık.

Neyse, Bu şahıs yanımdan geçerken gayri ihtiyari selam verdim. Ani bir refleksle gözlerini kaçırıp, kafasını çevirdi ve burnunu havaya dikti. Yanımda bulunan acentacı dostum;  “Bu herb….log eleman iyice havaya girdi. O kadar ki Başkan’ın yokluğunda buralar benden sorulur havasında”.

Sonra içeriden öğreniyorum ki, maalesef söylenenler doğruymuş. Bu gazeteci eskisi birlikte her şeye burnunu sokuyormuş. İşe giriş çıkışlar dahil, lehine yazan gazetecileri, yandaşları ücretsiz gezilere kaydediyormuş vs. vs.


İyice soğuttular bizleri...

L.Cem Polatoglu

GastroShow 2026, 9-10 Ekim tarihlerinde TAŞYAPI Şişli Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirilecek.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

GASTROSHOW 2026 BAŞLIYOR, STANT VE KATILIMCI YERLERİ DOLDU

Gastronomi ve turizm sektörünün önde gelen isimlerini İstanbul’da buluşturan GastroShow 2026, 9-10 Ekim tarihlerinde TAŞYAPI Şişli Etkinlik Alanı’nda gerçekleştirilecek. Bu yıl “Sıfır Atık” temasıyla düzenlenecek GastroShow; gastronomi, turizm, üretim, sürdürülebilirlik ve iş dünyasını aynı platformda buluşturacak. Türkiye’den ve farklı ülkelerden sektör temsilcilerinin katılacağı etkinlikte iki gün boyunca önemli buluşmalar, yeni iş bağlantıları ve dikkat çeken oturumlar gerçekleştirilecek.

 

GastroShow 2026’da tüm stant alanları doldu. VakıfBank, Muğla Büyükşehir Belediyesi ,DOKURU ve Erzurum Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere çok sayıda kurum ve kuruluşun yer aldığı etkinlikte, farklı sektörlerden markalar da katılımcılarla buluşacak. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ile Anadoludakiler de stantlarıyla etkinlikte yer alarak Türkiye’nin yerel üretim, gastronomi ve kültürel değerlerini ziyaretçilerle buluşturacak. GastroShow 2026’da yoğun ilgi nedeniyle tüm stant alanları doldu.

 

Gastronomi, turizm ve finans sektöründe kanaat önderleri isimlerin bir araya geleceği GastroShow 2026’da yoğun katılım bekleniyor. Kamu temsilcileri, iş dünyası, yatırımcılar, üreticiler, devlet insanları ve sektör profesyonellerinin buluşacağı etkinlikte; gastronomi turizminin geleceği, yeni pazarlar, uluslararası iş birlikleri ve sürdürülebilirlik gündeme taşınacak. Sıfır Atık teması ise etkinliğin tüm programında önemli bir başlık olarak öne çıkacak.

 


9-10 Ekim’de TAŞYAPI Şişli Etkinlik Alanı’nda gerçekleşecek GastroShow 2026’ya giriş davetiye ve barkod sistemiyle sağlanacak. Sektörün önde gelen isimlerini, kurumlarını ve markalarını bir araya getiren etkinlik, gastronomi ve turizm dünyasının iki gün boyunca buluşma noktası olacak. Yeni iş bağlantıları kurmak, sektörün geleceğine yön veren isimleri dinlemek ve Türkiye’nin gastronomi potansiyelini yakından keşfetmek isteyenler için GastroShow 2026, İstanbul’da kaçırılmaması gereken bir buluşma olarak öne çıkıyor.

“Atıktan Sanata” projesi gastronomi manifestosuyla yeni bir boyut kazandı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“Atıktan Sanata” projesi gastronomi manifestosuyla yeni bir boyut kazandı

Barceló Hotel Group’un global sürdürülebilirlik yaklaşımı ReGen’in Türkiye’deki uygulamalarından biri olan “Atıktan Sanata”, otel tekstillerini çağdaş sanata dönüştüren yolculuğunu gastronomiye taşıdı. Projenin devamında, yeniden değerlendirilen malzemelerle hazırlanan altı aşamalı “atıksız mutfak” deneyimi iklim krizi, doğal kaynakların tükenmesi ve biyoçeşitlilik kaybına dikkat çekti. Sanat ve gastronomiyi aynı sürdürülebilirlik anlayışında birleştiren proje, kaynakların yeniden değerlendirilmesini merkezine alan bir gastronomi manifestosuna dönüştü.


Barceló Hotel Group iklim krizine ve sürdürülebilirliğe dikkat çeken projeler geliştirmeye devam ediyor. Türkiye’deki otellerinde kullanım ömrünü tamamlayan tekstilleriDevridaim Enstitüsü iş birliğiyle hayata geçirdiği “Atıktan Sanata” projesi kapsamındaçağdaş bir sanat eserine dönüştüren Grup, bu kez öncü bir gastronomi projesine imza attı.

Global sürdürülebilirlik yaklaşımı ReGen’in Türkiye’deki uygulamalarından biri olan projenin devamında BarcelóIstanbul’da sunulan “Sürdürülebilir Gastronomi ve İklim Krizi Manifestosu”, atıksız mutfak yaklaşımını bütüncül bir gastronomi deneyimine çevirdi.

İklim krizi sanat ve gastronomiyle yeniden yorumlandı 

“Atıktan Sanata”nın ilk aşamasında, grubun Kapadokya, İstanbul ve Ankara’daki otellerinde kullanım ömrünü tamamlayan çarşaf, havlu ve yastık kılıfları yeniden değerlendirildi. Kapadokya’dan toplanan bitkilerle üretilen doğal boyalar ve Barceló Cappadocia’nın mutfağındaki çay ve kahve posalarıyla renklendirilen tekstiller, Devridaim Enstitüsü tarafından bitki baskıları, el dikişleri ve nakışlarla çağdaş bir sanat eserine dönüştürüldü.

Eserdeki seyrek bitki izleri azalan bitki örtüsünü, çatlak desenleri kuraklığı, güneş formu ise yoğunlaşan sıcaklıkları temsil etti. Gastronomi aşamasında orman yangınlarını, eriyen buzulları ve biyoçeşitlilik kaybını simgeleyen sunumlar, iklim krizine ilişkin bu anlatıyı sofraya taşıyarak projenin sanat ve gastronomi aşamalarını birbirine bağladı.

‘Sürdürülebilirlik tüm yaklaşımlarımızın merkezinde’

Barceló Hotel Group Türkiye Ülke Müdürü Hasan Ekmen, grubun sürdürülebilirlik yaklaşımını ve projeyi şu sözlerle değerlendirdi:

“Bugün aldığımız kararlar, gelecek kuşaklara bırakacağımız dünyanın koşullarını belirliyor. İklim krizi karşısında şirketler olarak sorumluluğumuz, kaynakları nasıl kullandığımızdan faaliyet gösterdiğimiz alanlarda nasıl bir etki yarattığımıza kadar uzanıyor. Grubumuzun global sürdürülebilirlik yaklaşımı Barceló ReGen, bulunduğumuz destinasyonlarda ekonomik, sosyal ve çevresel değer yaratmayı esas alıyor. Yerel üretim bilgisini desteklemek, kültürel ve doğal mirası korumak bu anlayışın ayrılmaz parçaları.

Bu yaklaşımın somut bir karşılığı olan Atıktan Sanata projemizin her iki aşamasında da iklim krizinin doğa üzerindeki etkilerine dikkat çektik. Sanat ve gastronomi, projenin mesajını aktarırken, tekstilleri ve mutfak malzemelerini yeniden değerlendirmemiz, sürdürülebilirlik anlayışımızın uygulamadaki karşılığını ortaya koydu.Türkiye olarak grup içinde böyle bir çalışmaya öncülük etmeyi çok değerli buluyoruz.’’


BAĞLIKAYA: DÜZENLEME YASALAŞIRSA ÜLKE TURİZMİNİN GELECEĞİ ZARAR GÖRÜR

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRSAB BAŞKANI BAĞLIKAYA’DAN ÜLKE TURİZMİNİN GELECEĞİ İÇİN SAĞDUYU ÇAĞRISI:

YABANCI DİJİTAL PLATFORMLARA AYRICALIK TANINMASIN

TÜRSAB Başkanı Firuz Bağlıkaya, 6 Ekim 2026 tarihinde TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda görüşülecek olan “Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu”nun kabul edilmesi durumunda, yabancı dijital platformların Türkiye’de şirket kurmadan ticaret yapacaklarını ve bu durumun yerli ve milli seyahat acentalarına karşı haksız rekabet oluşturacağını açıkladı. Bağlıkaya, ülke turizminin geleceğini yabancı şirketlerin insafına terk edecek düzenlemenin geri çekilmesi çağrısında bulundu.

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Yönetim Kurulu Başkanı Firuz Bağlıkaya, İstanbul’da basın mensupları ile bir araya geldi. Bağlıkaya toplantıda, 6 Ekim 2026 tarihinde Türkiye Büyük Millet Meclisi Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu gündemine gelecek olan “Yabancı Dijital Konaklama Platformları Kanunu”nun ülke turizminin geleceği açısından oluşturacağı risklere dikkat çekti.

BAĞLIKAYA: DÜZENLEME YASALAŞIRSA ÜLKE TURİZMİNİN GELECEĞİ ZARAR GÖRÜR

Firuz Bağlıkaya, kanunun kabul edilmesi durumunda yurt içi turizm hareketlerinin kontrolünün yabancı şirketlere geçeceğini belirterek bunun ülke ekonomisi açısından orta ve uzun vadede ciddi ekonomik ve yapısal sonuçlar doğuracağını dile getirdi. TÜRSAB’ın dijitalleşmeye değil, yerli ve milli seyahat acentalarına karşı rekabet eşitliğini bozacak düzenlemelere karşı olduğunun altını çizen TÜRSAB Başkanı, “Türkiye için turizm yalnızca ekonomik değil aynı zamanda stratejik bir sektör. Bu nedenle sektörümüzün ana oyun kurucularının yerli ve milli olması gerekir. Türkiye’deki bir turizm ürününün ülkemizdeki vatandaşlarımıza yerli ve milli seyahat acentalarımız eliyle değil, haksız rekabet imkanları sağlanmış yabancı şirketler eliyle satılması, ülke turizmini bu noktaya taşıyan kurumlarımıza ve ülke turizmine zarar verir.” değerlendirmesinde bulundu.

“YERLİ VE MİLLİ SEYAHAT ACENTALARI HAKSIZ REKABETLE KARŞI KARŞIYA KALACAK”

Düzenlemenin hayata geçmesi halinde Türkiye’de yıllardır faaliyet gösteren ve mevzuatın getirdiği tüm yükümlülükleri yerine getiren seyahat acentaları ile yabancı dijital platformlar arasında eşitsiz bir rekabet ortamı oluşacağına dikkat çeken Bağlıkaya, konuyla ilgili olarak şu ifadeleri kullandı: “Yerli ve milli seyahat acentalarımızın, turist ile hizmet sağlayıcı arasında aracılık yapmanın çok ötesinde anlam ve önem taşıyan yönleri var. Türkiye’nin turizm ekosisteminin içerisinde istihdam oluşturan, vergi ödeyen, ülkemizin tanıtımına katkı sağlayan ve turizm gelirinin Anadolu’nun dört bir yanına yayılmasına önemli katkılar sunan seyahat acentalarımız hayati bir rol üstleniyorlar. Bu işletmelerin geleceğini zayıflatacak her düzenleme, aslında Türkiye’nin turizm kapasitesini ve kendi turizm politikalarını belirleme gücünü de zayıflatır.”

“YABANCILARA TÜRKİYE’DE ŞİRKET KURMADAN FAALİYET GÖSTERME AYRICALIĞI SAĞLANIYOR”

Getirilmek istenen düzenlemenin, yurt dışında kurulu dijital platformlara Türkiye’de şirket kurma zorunluluğu olmaksızın konaklama hizmetlerinin ticareti ve rezervasyon işlemlerinin yanı sıra uçak bileti satışlarını da doğrudan gerçekleştirme imkânı tanıyacağının altını çizen Firuz Bağlıkaya, söz konusu şirketlerin 1618 sayılı Seyahat Acentaları ve Seyahat Acentaları Birliği Kanunu, 7464 sayılı Konutların Turizm Amaçlı Kiralanmasına ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun, 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun, 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun ve vergi mevzuatından kaynaklanan yükümlülüklere tabi olmaksızın faaliyet gösterebileceğini ifade etti. Bağlıkaya, düzenlemenin ülke ekonomisi açısından yaratabileceği risklere de dikkat çekerek şunları söyledi:

“Yabancı dijital platformlar 2027 yılı başından itibaren uygulanacak olan %2,5 oranındaki dijital hizmet vergisi ile vergisel anlamda çok büyük bir avantaj yakalayacaklar. Bu platformların Türkiye pazarındaki ağırlığının artması, turizm gelirlerinin yurt dışına aktarılmasını hızlandırırken kamu gelirleri açısından da ciddi kayıplara zemin hazırlayacak.

Otellerin ve diğer turizm işletmelerinin yabancı platformlara bağımlılığının artması, komisyon ve hizmet bedelleri yoluyla yurt dışına aktarılan kaynakların büyümesini de beraberinde getirecek.

Düzenleme yalnızca seyahat acentalarının geleceği açısından değil, Türkiye'nin turizm gelirlerinin korunması ve kamu gelirlerinde yaşanabilecek kayıplar bakımından da ciddi sonuçlar doğuracak.

Elde edilmesi planlanan gelirin yanında seyahat acentalarının kapanmasıyla oluşacak zarar ve vergi kayıpları çok daha büyük olacaktır. Bunun yanında getirilmek istenen kanun, sadece seyahat acentalarının ekonomik varlığını değil, sektörde çalışan on binlerce kişinin istihdamını ve ailelerinin geçimini de riske sokacak.”

“KOMİSYON ÜYELERİNİN SAĞDUYULU DAVRANARAK DÜZENLEMEYİ GERİ ÇEVİRECEKLERİNE İNANIYORUM”

Toplantıda basından gelen soruları da yanıtlayan Bağlıkaya, “Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu’nda görev yapan değerli Milletvekillerimizin sağduyulu davranarak ülkemiz turizmini yabancı dijital platformların insafına bırakacak düzenlemeyi geri çevireceğine inanıyorum” dedi.

BookingAgora,EMITT Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın Official Global AlliancePartner’ı oldu.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


BookingAgora ve EMITT’ten küresel turizm ekosistemini güçlendiren stratejik iş birliği

Küresel seyahat pazarında güçlü B2B ağı ve uluslararası iş ortaklıklarıyla faaliyet gösteren BookingAgora, dünyanın önde gelen turizm buluşmalarından EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı’nın Official Global AlliancePartner’ı oldu.

Turizm sektöründe uluslararası iş birliklerini geliştirme ve küresel erişimi genişletme vizyonuyla hayata geçirilen bu stratejik ortaklık kapsamında, BookingAgora’nın farklı pazarlarda oluşturduğu güçlü iş ağı ile EMITT’in uluslararası turizm ekosisteminin buluşturulması hedefleniyor.

BookingAgora; geniş uluslararası B2B ağı aracılığıyla farklı coğrafyalardaki seyahat acentelerini, otelleri, hava yollarını, turizm profesyonellerini ve sektörün önemli paydaşlarını EMITT platformuyla bir araya getirerek, fuarın küresel erişiminin ve uluslararası iş hacminin gelişimine katkı sağlayacak.Bu stratejik iş birliğiyle EMITT katılımcılarının yeni pazarlara erişmesi, uluslararası karar vericilerle doğrudan bağlantılar kurması ve sürdürülebilir, yüksek değerli ticari iş birlikleri geliştirmesi için yeni fırsatlar yaratılması amaçlanıyor.

EMITT ve BookingAgora’nın güçlerini birleştirdiği bu stratejik ortaklık; pazarları, markaları ve turizm profesyonellerini aynı küresel platformda buluşturarak yeni iş fırsatlarının önünü açan güçlü bir köprü oluşturuyor.


Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MEME KANSERİNDE ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR

Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında; erken tanı, zamanında tedavi ve hasta desteğinin önemine dikkat çekmek için basın toplantısı düzenledi. CVK Park Bosphorus Hotel’de gerçekleştirilen toplantıya alanında uzman doktorların yanı sıra sanatçı Betül Demir, oyuncu Perihan Ünlücan, sunucu Yağmur Kalyoncu ve çok sayıda basın mensubu katıldı. 

Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında 5 Ekim 2026 tarihinde Rent Go’nun ulaşım sponsorluğunda, CVK Park Bosphorus Hotel’de düzenlediği basın toplantısında, meme kanserinde erken farkındalığın, zamanında tanı ve tedavinin önemine dikkat çekti. Toplantıda Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman ile tıbbi onkoloji, radyasyon onkolojisi ve genel cerrahi alanlarında uzman hekimler meme kanserine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.

Dünya Sağlık Örgütü’nün 2024 yılı verilerine göre dünya genelinde yaklaşık 2,4 milyon kadına meme kanseri tanısı konuldu ve 694 bin kadın bu hastalık nedeniyle hayatını kaybetti. Meme kanseri, kadınlarda en sık görülen kanser türü olmayı sürdürüyor. 2024 yılı itibarıyla yaklaşık 8,2 milyon kadın meme kanseri tanısı ile yaşamını sürdürüyor. 

Meme kanserinde hastalığın erken fark edilmesi, zamanında tanı ve kapsamlı tedaviye erişim, hastalığın sonuçlarının iyileştirilmesinde önemli rol oynuyor. Dünya Sağlık Örgütü de meme kanseriyle mücadelede erken farkındalık, zamanında tanı ve kapsamlı tedaviyi temel başlıklar arasında değerlendiriyor. 

“Erken fark etmek ve hastayı yalnız bırakmamak hepimizin ortak sorumluluğu”

Toplantıda konuşan Türk Kanser Derneği Başkanı Burak Duruman, meme kanserinin yalnızca sağlık alanının değil, toplumun tamamının gündeminde olması gereken önemli bir konu olduğunu belirtti.

Meme kanserine ilişkin rakamların arkasında kadınların, ailelerin ve değişen yaşamların bulunduğuna dikkat çeken Duruman, mücadelenin yalnızca hastalığın tedavisiyle sınırlı tutulmaması gerektiğini vurguladı.

Türk Kanser Derneği olarak kanserle mücadeleyi bütüncül bir yaklaşımla ele aldıklarını belirten Duruman, hastaların ve ailelerinin tedavi sürecinde karşılaşabilecekleri psikolojik, sosyal ve ekonomik güçlüklerin de önem taşıdığını ifade etti.

Duruman, erken farkındalık, sağlık hizmetlerine zamanında erişim ve tedavi sürecinde hastaların yalnız bırakılmamasının meme kanseriyle mücadelede ortak bir sorumluluk olduğunu vurgulayarak, tüm kadınları sağlıklarını ertelememeye ve kendileri için önerilen sağlık kontrollerini aksatmamaya davet etti.



Uzmanlardan meme kanserinde erken tanı ve tedavi mesajı

Basın toplantısında Prof. Dr. Yeşim Eralp, Prof. Dr. Berrin Pehlivan ve Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe de meme kanserine ilişkin uzmanlık alanları doğrultusunda değerlendirmelerde bulundu.

Prof. Dr. Yeşim Eralp – Tıbbi Onkoloji

Prof. Dr. Yeşim Eralp, meme kanserinde erken tanının tedavi sürecindeki önemine ve hastalığın farklı özelliklerine göre tedavinin kişiselleştirilmesi gerektiğine dikkat çekti. Meme kanserinin tek tip bir hastalık olmadığını, hastalığın biyolojik özellikleri ve evresinin tedavi planının belirlenmesinde önemli rol oynadığını vurgulayan Eralp, günümüzde tıbbi onkoloji alanındaki gelişmelerle birlikte hastalara yönelik tedavi seçeneklerinin çeşitlendiğini belirtti.

Erken evrede tanı konulmasının tedavi planlaması açısından önemli avantajlar sağlayabildiğine dikkat çeken Eralp, kadınların sağlık kontrollerini yaş, kişisel risk ve hekim önerileri doğrultusunda sürdürmelerinin önemini vurguladı.

Prof. Dr. Berrin Pehlivan – Radyasyon Onkolojisi

Prof. Dr. Berrin Pehlivan, meme kanseri tedavisinin yalnızca tek bir yöntemden oluşmadığını, hastalığın özelliklerine ve kişinin ihtiyaçlarına göre farklı tedavi yöntemlerinin birlikte değerlendirildiğini belirtti.

Radyoterapinin, uygun hastalarda meme kanseri tedavisinin önemli bileşenlerinden biri olduğunu ifade eden Pehlivan, tedavi planının hastalığın evresi, tümörün özellikleri ve uygulanan cerrahi gibi birçok faktör dikkate alınarak oluşturulduğunu vurguladı.

Günümüzde radyasyon onkolojisindeki teknolojik gelişmeler sayesinde tedavinin daha hassas şekilde planlanabildiğine dikkat çeken Pehlivan, amaçlarının kanserli bölgeyi hedeflerken çevredeki sağlıklı dokuları mümkün olduğunca korumak olduğunu belirtti.

Pehlivan, meme kanseri tedavisinde cerrahi, tıbbi onkoloji ve radyasyon onkolojisinin bir arada değerlendirilmesinin, hastaya uygun tedavi planının oluşturulması açısından önemli olduğunu ifade ederek, tanı alan kadınların tedavi süreçlerini hekimleriyle birlikte ve bütüncül bir yaklaşımla yürütmelerinin önemine dikkat çekti.

Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe – Genel Cerrahi

Doç. Dr. Aylin Hande Gökçe ise meme kanserinde erken başvurunun ve doğru değerlendirme sürecinin önemine dikkat çekti.

Memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme cildinde veya meme başında meydana gelen değişiklikler, meme şeklinde ortaya çıkan farklılıklar gibi belirtilerin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Gökçe, her değişikliğin kanser anlamına gelmediğini ancak şüpheli bulguların mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Meme kanseri tanısı alan hastalarda cerrahi tedavinin, hastalığın evresi ve özelliklerine göre multidisipliner tedavi planının önemli bir parçası olduğunu belirten Gökçe, erken başvurunun tanı ve tedavi sürecinin zamanında başlaması açısından önem taşıdığını vurguladı.

Amaç korku yaratmak değil, doğru zamanda harekete geçmek

Türk Kanser Derneği, Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında yürüttüğü çalışmalarla meme kanserine ilişkin doğru bilginin toplumun geniş kesimlerine ulaştırılmasını ve erken tanı konusunda farkındalığın artırılmasını amaçlıyor.

Meme kanserinde memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başında ya da ciltte değişiklik ve memede şekil farklılığı gibi belirtilerin fark edilmesi halinde sağlık kuruluşuna başvurulması önem taşıyor.

Türk Kanser Derneği, meme kanseri konusunda farkındalığın yalnızca Ekim ayıyla sınırlı kalmaması gerektiğine dikkat çekerek, kadınları kendi sağlıklarını ertelememeye, kendileri için önerilen kontrolleri düzenli olarak yaptırmaya ve sağlık profesyonellerinin önerilerini takip etmeye davet ediyor.

Türk Kanser Derneği olarak mesajımız açık: Amaç korku yaratmak değil; doğru bilgiye, erken farkındalığa ve sağlık hizmetlerine zamanında erişimin önemini hatırlatmak.


MaxxRoyalMaldives, 2027 sonbaharında kapılarını açmaya hazırlanıyor.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MAXX ROYAL DÜNYAYA AÇILIYOR: MARKANIN İLK ULUSLARARASI DESTİNASYONU MALDİVLER’DE

Malé’ye özel yatla yalnızca 30 dakika mesafede, beş adaya yayılan MaxxRoyalMaldives; dünyaca ünlü şeflerin imzasını taşıyan gastronomi seçkisi ve her nesle hitap eden yaşam alanlarıyla Maldivler’de yeni bir Maxx Royal dünyası sunuyor.

Maxx Royal hikâyesinde yeni bir sayfa, Hint Okyanusu’nun turkuaz sularıyla çevrili Kaafu Atolü’nde açılıyor. MaxxRoyalResorts’un Türkiye sınırları dışındaki ilk adresi olan MaxxRoyalMaldives, 2027 sonbaharında kapılarını açmaya hazırlanıyor. Beş farklı adadan oluşan resort, Maldivler’in alışılmış tek ada düzeninin ötesine geçerek her adanın farklı bir karakter taşıdığı özgün bir dünya sunuyor. Gözlerden uzak villalardan hareketli buluşma noktalarına, gastronomiden wellbeing’e uzanan farklı yaşam alanları, adalar boyunca devam eden Maxx Royal deneyiminin birer parçasını oluşturuyor.

Malé’ye özel yat veya lüks sürat teknesiyle yalnızca 30 dakikada ulaşılabilen MaxxRoyalMaldives, deniz uçağı seferlerinin gün ışığına bağlı uçuş saatlerine ihtiyaç bırakmadan misafirlerine günün farklı saatlerinde adaya ulaşma özgürlüğü sunuyor.

Tropik bahçelerin arasına ve lagünün üzerine yerleşen villalar; sahile uzanan teraslar, restoranlar ve gün boyunca hayatın aktığı sosyal alanlarla çevreleniyor. Wolfgang Puck ve DaniGarcía gibi dünyaca ünlü şeflerin imzasını taşıyan restoranlar, Maldivler’in ada yaşamını güçlü bir gastronomi seçkisiyle tamamlıyor. Tüm bunlara MaxxRoyal’ın misafirlerin ihtiyaçlarını önceden öngören, cömert ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı eşlik ediyor. Misafirler dilediklerinde villalarının mahremiyetine çekilirken dilediklerinde adaların canlı sosyal yaşamına katılabiliyor.

Wellbeing yaklaşımı; önleyici terapileri, recovery uygulamalarını, duygusal dengeyi ve ada yaşamının yalın keyfini bütünsel bir anlayışta buluşturuyor. Sürdürülebilirlik yaklaşımının merkezinde ise Maldivler’in hassas ekosistemini korumak ve tasarımdan günlük işleyişe kadar doğayla uyumlu bir yapı oluşturmak yer alıyor.

Ada Yaşamının Maxx Hâli

MaxxRoyalMaldives, adlarını Dhivehi dilinde doğanın temel unsurlarından alan beş farklı adadan oluşuyor: Thari (yıldız), Iru (güneş), Jaavu (atmosfer), Udu (gökyüzü) ve Fen (su). Her biri farklı bir karaktere sahip bu beş ada, MaxxRoyalMaldives’in kendine özgü dünyasını birlikte şekillendiriyor.Okyanus, mimarinin her noktasında kendini hissettiriyor. Doğal malzemeler, geniş yaşam hacimleri ve iç mekânları açık havayla buluşturan tasarım sayesinde manzara, yalnızca seyredilen bir fon olmaktan çıkıp yaşam alanlarının bir parçasına dönüşüyor. Çiftlerden ailelere ve kalabalık gruplara kadar farklı ihtiyaçlara yanıt veren konaklama seçenekleri arasında çok yatak odalı geniş villaların yanı sıra Thari Island’da yer alan sınırlı sayıdaki özel villalar da bulunuyor. Kendine ait plajı, wellbeing alanları ve yalnızca buradaki misafirlere hizmet veren ekibiyle Thari Island, resort içinde başlı başına özel bir ada yaşamı sunuyor.

Kişiselleştirilmiş Hizmetlerin Zarif Dokunuşu

MaxxRoyalMaldives’te hizmet, misafirler daha adaya ulaşmadan başlıyor. Maxx Asistanlar, konaklamaya ilişkin detayları önceden planlayarak kişisel tercihlerden günlük düzenlemelere kadar her aşamayı misafirlerin beklentilerine göre koordine ediyor. Böylece tatil boyunca misafirlerin bir programa uyum sağlaması yerine, tatilin akışı onların tercihlerine göre şekilleniyor.Thari Island’da ise bu hizmet anlayışına Kiaya eşlik ediyor. Özel butler hizmeti sunan Kiaya, misafirlerin kişisel tercihlerini yakından tanıyan ve ihtiyaçlarını henüz dile getirilmeden öngören yaklaşımıyla kişiselleştirilmiş hizmeti ileri bir seviyeye taşıyor.

Gastronomide Yeni Bir Dünya

MaxxRoyalMaldives, dünyaca ünlü şefleri ve uluslararası restoran markalarını bir araya getirerek Hint Okyanusu’nda yeni bir gastronomi adresi yaratıyor. Wolfgang Puck’ın Kaliforniya’dan ilham alan ikonik finedining yaklaşımını Maldivler’e taşıyan Spagoby Wolfgang Puck, Michelin yıldızlı şef DaniGarcía’nın ateşi odağına alan steakhouse mutfağını sunan Leña ile aynı seçkide buluşuyor. Ayrıca, Paris’in havyar kültürüyle özdeşleşen CaviarKaspia daMaxxRoyalMaldives’inbu güçlü gastronomi koleksiyonunda yer alıyor. 

Resortun merkezindeki Twenty4, günün her saatine eşlik eden zarif bir lezzet anlayışıyla öne çıkıyor. Türkiye’nin zengin mutfak kültürüne odaklanan Türk restoranı ile Hint Okyanusu’nun sunduğu deniz ürünlerini öne çıkaran seafood restoranı gastronomi seçeneklerini zenginleştiriyor. Casa Sol, Latin Amerika’nın sahil mutfağından ilham alırken Japon restoranı canlı atmosferi ve kendine özgü lezzetleriyle seçkiye farklı bir karakter katıyor. Akşam saatlerinde TheCave, müziğin ritmiyle akşama yön verirkenPool Bar’lar gündüzden geceye adaların buluşma noktaları arasında yer alıyor. Le MélangebyMaxxRoyal ve ChocolatierbyMaxxRoyal ise el yapımı pastalar, çikolatalar ve leziz tatlılarla günün en keyifli anlarına eşlik ediyor.

Balayından Çok Daha Fazlası: Her Nesle Özel Ayrı Bir Deneyim

Maldivler çoğu zaman çiftler ve balayı tatilleriyle özdeşleşse de MaxxRoyalMaldives, her yaştan misafirin aynı tatili kendi dünyasında yaşayabileceği bir destinasyon sunuyor. Bu anlayışın merkezindeki Maxxi Land, 0-12 yaş arasındaki çocuklar için yaratıcılığın, keşfin ve oyunun iç içe geçtiği renkli bir dünya yaratıyor. Yaşa ve ilgi alanlarına göre hazırlanan aktiviteler, çocuklara tatilin her gününde keşfedecek yeni bir şey sunuyor.

13-17 yaş grubuna özel Young Royals Club ise gençlerin kendilerine ait bir dünyada sosyalleşebilecekleri, eğlenebilecekleri ve yeni ilgi alanları keşfedebilecekleri alanlar sunuyor. Deneyimli ekiplerin eşlik ettiği aktiviteler ve kişiselleştirilmiş programlarla gençler tatilin tadını kendi ritimlerinde çıkarırken ebeveynler de çocuklarının emin ellerde olduğunu bilmenin rahatlığını yaşıyor.

Ada Hayatında Hareket

MaxxRoyalMaldives’te aktif yaşam için ayrıca zaman yaratmaya gerek kalmıyor; hareket zaten günün içinde kendine yer buluyor. Tenis ve padel kortları, keyifli maçlardan odaklı antrenmanlara kadar misafirlere kendi tempolarında aktif kalabilecekleri farklı seçenekler sunuyor.Jaavu Island boyunca uzanan bisiklet yolları adayı sakin bir tempoda keşfetmeye davet ederken hem yetişkinler hem de çocuklar için bisiklet seçenekleri sunuluyor. Aquapark ise her yaştan misafir için eğlenceye 


farklı bir boyut katıyor. Kortta hareketli başlayan bir sabah, deniz kıyısında sakin bir bisiklet turuyla devam edebiliyor; adada günün temposunu misafirlerin tercihleri belirliyor.

JoyfulLongevity ile İyi Hissetme Sanatı

MaxxRoyalMaldives, wellbeing’i klasik SPA menülerinin ötesinde ele alarak JoyfulLongevity felsefesini Maldivler’e taşıyor.Önleyici wellbeing terapilerini, recovery uygulamalarını ve duygusal yenilenmeyi ada yaşamının yalın keyfiyle buluşturan bu bütünsel yaklaşım, iyi hissetmeyi tatilin günlük akışına dâhil ediyor. Bu yaklaşımın merkezindeki WellbeingVillage, geleneksel bir SPA’nın sınırlarını aşarak hareket, dinlenme ve sosyalleşmeyi bir araya getiren bir yaşam alanı sunuyor.RecoveryLounge ve Emotional Reset Room gibi özel alanlarda egzersiz, termal uygulamalar, farkındalık çalışmaları ve sosyal etkileşim bir arada yer alıyor.Burada önceden belirlenmiş tek bir program yerine, her misafirin hedeflerine, ihtiyaçlarına ve yaşam tarzına göre kişiselleştirilen bir yaklaşım benimseniyor. Kişiye özel wellbeing danışmanlıkları, otantik Türk ritüelleri, Ayurveda terapileri, Watsu seansları, ses terapileri ve hedefe yönelik recovery uygulamaları, kadim şifa geleneklerini çağdaş bilimsel yaklaşımlarla buluşturuyor.

Okyanusu Korumak, Adanın Geleceğini Korumak

Çevresel sorumluluk, MaxxRoyalMaldives’in vizyonunun temelini oluşturuyor. Resort bünyesindeki Deniz Biyolojisi Merkezi ve Manta Koruma Programı, Maldivler’in zengin deniz yaşamının korunmasına yönelik çalışmalara doğrudan katkıda bulunurken mimari planlamada atolün doğal yapısına mümkün olduğunca az müdahale edilmesi esas alınıyor.

Uluslararası standartlar doğrultusunda LEED Platin Sertifikası almayı hedefleyen MaxxRoyalMaldives, sürdürülebilir tasarım ve çevresel sorumluluğu daha en başından projenin temel unsurlarından biri olarak ele alıyor. Sertifika kriterlerinin ötesine geçen ve her adanın doğal koşullarına göre geliştirilen ekolojik uygulamalar ise doğal dengenin korunmasını, kimyasal uygulamalara duyulan ihtiyacın ortadan kaldırılmasını ve toprağın doğal yöntemlerle beslenmesini destekliyor.


5 Ekim 2026 Pazartesi

Ege Adaları, Türk turistler için cazip bir seçenek haline geldi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Kapı Vizesi Kolaylığıyla Ege Adaları’na İlgi Artıyor

Son yıllarda Schengen vizesi için randevu bulma ve vize alma süreçlerinin uzaması, Türk seyahat severleri alternatif çözümlere yönlendirdi. Bu noktada Kapı Vizesi uygulamasıyla ziyaret edilebilen Ege Adaları, Türk turistler için cazip bir seçenek haline geldi.

2025 yılında Türkiye limanlarından Ege Adaları’nı ziyaret eden Türk vatandaşlarının sayısı 1 milyon 119 bin 472 olarak kaydedildi. Bu rakamın büyük kısmını günübirlik feribot yolcuları oluştururken, yaklaşık 70 bin Türk turist kruvaziyer gemileriyle adaları gezdi. 2026 yılının ilk 6 ayında ise 403 bin 333 Türk, kapı vizesiyle feribot seferleri aracılığıyla Ege Adaları’nı ziyaret etti. Yıl sonuna kadar geçen yılın rakamlarının aşılması ve kruvaziyer yolcularının sayısının 90 binin üzerine çıkması öngörülüyor.

Selectum Blu Cruises’tan Erken Rezervasyon Fırsatı

Türkiye’nin ilk ve tek Türk kruvaziyer gemisi Selectum Blu Cruises, 5 Ekim 2026 itibarıyla Ege Adaları turları için Erken Rezervasyon kampanyasını başlattı.


Şirketin Satış Müdürü Ceylan Tuncer, kampanya hakkında şu bilgileri paylaştı:

“Ege Adaları kruvaziyer turlarını Kapı Vizesi kolaylığı ile yalnızca biz gerçekleştiriyoruz. Avrupa Birliği vizesi için randevu bulmanın zorlaştığı bu dönemde, misafirlerimiz basit birkaç evrak ile kapı vizesini alabiliyor.

Yunan makamları ile yaptığımız özel anlaşma sayesinde, tek bir kapı vizesi ile Rodos, Kos, Patmos ve Samos olmak üzere dört adaya kadar gezilebiliyor.

Erken rezervasyon kapsamında 349 Avro’dan başlayan fiyatlarla 3 ve 4 gecelik turlar sunuyoruz. Geminin doluluk oranına göre fiyatlar kademeli olarak artıyor. Kasım sonuna kadar devam edecek kampanyamızda en avantajlı fiyatlarla seyahat edebilmek için tüm seyahat severleri ve iş birliği yaptığımız acenteleri davet ediyoruz.”

Seyahat Acenteleri İçin Güçlü Bir Ürün

Selectum Blu Cruises’un sunduğu Yunan Adaları turları, Türkiye genelindeki seyahat acenteleri için yüksek satış potansiyeline sahip bir ürün olarak öne çıkıyor.

Ceylan Tuncer, acenteler açısından avantajları şöyle sıraladı:

Yüksek komisyon geliri ve misafir memnuniyetinin üst seviyede olması, satışları kolaylaştırıyor.

Schengen vizesi alamayan misafirlere, kapı vizesiyle alternatif sunulması acenteler için önemli bir çözüm.

Uygun fiyatlı ve kolay satılabilir olması, acentelerin portföyünde güvenle yer almasını sağlıyor.

Bazı acenteler, gemiyi komple charter ederek sıra dışı MICE organizasyonlarına imza attı. Bu da kruvaziyer turlarını yalnızca leisure değil, aynı zamanda kurumsal etkinlikler için de cazip hale getiriyor.

Selectum Blu Cruises, Türkiye genelinde MICE ve leisure satışları yapan acentelerle iş birliğini geliştirmeye ve onlara her türlü desteği sunmaya hazır olduğunu vurguluyor.

FARKLI COĞRAFYALARIN LEZZETLERİ İSTANBUL SOFRASINDA

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İSTANBUL’DA 200 LEZZET NOKTASI ÜNLÜ ŞEFLER TARAFINDAN TESCİLLENDİ

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen İstanbul Kültür Yolu Festivali, saray ve konak mutfaklarından esnaf lokantalarına, kuşaktan kuşağa aktarılan tariflerden köklü işletmelere uzanan İstanbul’un zengin gastronomi mirasını 200’den fazla Lezzet Noktası ile keşfe sunuyor. TGA’nın Lezzet Noktası Projesi kapsamında kentin unutulmaya yüz tutmuş tatları ve usta hikayeleri de gastronomi meraklılarıyla buluşuyor.

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen Lezzet Noktası projesiyle, şehrin farklı semtlerindeki bu adresler ve yemeklerin hazırlanışındaki incelikler tanıtılıyor. Peki İstanbul mutfağında hangi lezzetler var? Şefler, İstanbul Kültür Yolu Festivali’nin gastronomi programının açılışının gerçekleştiği Biz İstanbul Restoran’da şehrin lezzetlerinden bahsetti. “İstanbul mutfağını anlatmaya sofralar yetmez” diyen Vedat Başaran ve ev sahibi isimler kentin unutulmaya yüz tutmuş tariflerini de açığa çıkardı. 


FARKLI COĞRAFYALARIN LEZZETLERİ İSTANBUL SOFRASINDA

Gastronomi programının ev sahibi Michelin Bib Gourmand ödüllü Şef Vedat Başaran oldu. Michelin yıldızlı şefler Maksut Aşkar ve Emre Şen, yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, yemek kültürü yazarı Aylin Öney Tan, akademisyen ve yemek kültürü yazarı Kübra Yüzüncüyıl ile içerik üreticisi Oğuz Yenihayat da İstanbul’un gastronomi rotalarında ev sahipliği yaparak şehrin lezzet keşfine katkı sundu.

Programın Fatih semti ayağında Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran ev sahibi olurken, Şef Emre İnanır, Şef Tahir Özkorkmaz, Ekonomi Yazarı Zeynep Aktaş ile Gastronomi Yazarı İpek İzci Güloğlu konuk isimler arasında yer aldı. Beyoğlu rotası Michelin Yıldızlı Şef Maksut Aşkar ev sahipliğinde, TV Programcısı Buse Yıldırım ve Şef Esen Hünal konukluğunda gerçekleşti. Beşiktaş’tan Yeniköy’e uzanan lezzet durakları İçerik Üreticisi Oğuz Yenihayat ev sahipliğinde, şef Yaren Çapar ve Şef Aras Çetin eşliğinde keşfedildi. 

Kadıköy rotasının ev sahibi Yemek Kültürü ve Tarihçisi Prof. Özge Samancı olurken, Mutfak Kültürü Yazarı Zeynep Kakınç, Michelin Yıldızlı Şef Serkan Aksoy, Gastronomi Yazarı Reha Tartıcı ve Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan konuk isimler arasında yer aldı. Programın Kanlıca, Beykoz ve Şile ayağında Michelin Yıldızlı Şef Emre Şen ev sahibi isim oldu. Fotoğrafçı Çiler Geçici, Seyahat Yazarı Bahar Akıncı, İçecek Danışmanı Alp Açık ve Şef Kaan Kayhan ise konuk oldu. 

Tarihi Yarımada Michelin Bib Gourmand Ödüllü Şef Vedat Başaran ev sahipliğinde, Şef Vedat Demir ve Gazeteci ve Gastronomi Yazarı İpek İzci Güloğlu konukluğunda keşfedildi. İstanbul Muhallebicileri ise Akademisyen ve Yemek Kültürü Yazarı Kübra Yüzüncüyıl ve Yemek Kültürü Yazarı Aylin Öney Tan ev sahipliğinde; Michelin Tavsiye Listesinde Yer alan Şef Mevlüt Özkaya,Gazeteci ve Ekonomi Yazarı Zeynep Aktaş ve Michelin Tavsiye Listesinde Yer alan şef Sinem Özler konukluğunda keşfedildi. 

Esnaf lokantalarının tencere yemeklerinden kebap, döner ve köfteye; sakatat yemeklerinden zeytinyağlılara, börek ve mantıya kadar uzanan çeşitlilik, İstanbul sofrasının genişliğini anlattı. Kahve, turşu, boza ve yoğurt gibi gündelik hayatın lezzetleriyle sütlü tatlıların hazırlanışındaki ustalık da programın odağındaydı. Muhallebiciler ise ürünlerinin yanı sıra eski üretim araçları, dükkan düzenleri ve semt yaşamında sohbet ve buluşma mekanı olarak üstlendikleri rolle değerlendirildi.

“İSTANBUL MUTFAĞINI ANLATMAYA SOFRALAR YETMEZ”

Şef Vedat Başaran, İstanbul’u geniş bir coğrafyanın ürünlerinin, yemeklerinin ve pişirme tekniklerinin bir araya geldiği bir merkez olarak tanımladı. Kentin mutfak kültürünün zenginliğini, farklı toplulukların bir arada yaşaması ve yüzyıllar boyunca gelişen saray mutfağı geleneğiyle ilişkilendiren Başaran, “Sofralar yetmez İstanbul mutfağını anlatmaya” dedi.

İstanbul’a ilk kez gelenlere sokak aralarını keşfetmelerini ve rehberlerin önerdiği esnaf lokantalarına uğramalarını tavsiye eden Başaran, güne İstanbul simidiyle başlanabileceğini, öğle yemeğinde esnaf lokantalarının, akşam ise Boğaz’daki deniz ürünleri restoranlarının ya da et yemekleri sunan işletmelerin tercih edilebileceğini dile getirdi. Semtlerin kendine özgü yemek alışkanlıklarının da bu deneyimin bir parçası olduğunu vurguladı.

Başaran’ın İstanbul sofrasından önerileri arasında terbiyeli paça çorbası, etli yaprak sarması, fırında etli biber dolması ve kağıtta levrek yer aldı. Lezzet Noktası projesinin hem tüketiciler hem de üreticiler için farkındalık yarattığını belirten Başaran, işletmelerin ve ürünlerin kayıt altına alınmasının mutfak kültürünün korunması açısından önem taşıdığını söyledi. Projenin yeni yetişen aşçılara ve işletmecilere de katkı sunduğunu ifade ederek, “Çünkü en iyi eğitim, deneyimdir” dedi.

LÜFER, SİMİT VE SÜTLÜ TATLILAR İSTANBUL’UN TAT ÇİZGİSİNİ ANLATIYOR

Yemek kültürü tarihçisi Prof. Özge Samancı, İstanbul’a gelenlere mevsiminde lüfer ızgara, taş fırından çıkmış çıtır simit ve tavukgöğsü ile kazandibini önerdi. Lüferin İstanbul Boğazı’nı simgeleyen lezzetlerden biri olduğunu söyleyen Samancı, simidin çay ya da ayranla birlikte şehrin gündelik hayatında önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Tavukgöğsü ve kazandibinin ise İstanbul’un eski muhallebici dükkanlarını hatırlatan, kendine özgü tatlar olduğunu anlattı.

İstanbul mutfağını Osmanlı saray ve konak mutfaklarından gelişen, kentin farklı topluluklarıyla zenginleşen bir yemek kültürü olarak tanımlayan Prof. Özge Samancı, bu birikimin yazılı yemek kitaplarında ve ustaların elinde yaşamaya devam ettiğini ifade etti. İstanbul usulü zeytinyağlı dolmalardaki hafif tatlılık ve tarçın aromasına dikkat çeken Samancı; pirinç pilavı, mevsiminde kuzu eti, etli sebze yemekleri ve tatlıların da bu mutfağın karakterini oluşturduğunu söyledi.

Samancı, şehrin çok çeşitli yemeklere ev sahipliği yapmasının yanında İstanbul mutfağının özgün kimliğinin de korunması gerektiğini vurguladı. Esnaf lokantaları, muhallebiciler ve İstanbul usulü yemeklerin hem ziyaretçiler hem de İstanbullular tarafından tanınmasının önemine işaret ederek, Lezzet Noktası projesinin gastronomi turizmini destekleyen önemli bir adım olduğunu belirtti.

1941’DE BAŞLAYAN BALIKÇILIK GELENEĞİ, SOMON FÜMEYLE YAŞIYOR

Reşat Balık Market’in üçüncü kuşak işletmecisi Eyüp Ahmet Yazgüneş, 1941’de dedesi tarafından kurulan işletmenin balıkçılık geleneğini sürdürüyor. İşletmede en çok tercih edilen ürünün somon fümeli sandviç olduğunu belirten Yazgüneş, bu lezzetin hazırlanışındaki ayrıntıları anlattı.

Somonları önce fileto haline getirdiklerini, hafifçe tuzladıktan sonra kuruttuklarını söyleyen Yazgüneş, balıkların daha sonra füme ocağında meşe talaşıyla tütsülendiğini ifade etti. Ürünü mümkün olduğunca az tuzlu hazırlamaya özen gösterdiklerini belirtti.

İstanbul’a gelenlere kebap, lokum ve somon fümeli sandviç öneren Yazgüneş, kentte yaşayan Ermeni ve Rum topluluklarının da İstanbul mutfağına renk kattığını söyledi. Lezzet Noktası Projesini küçük esnaf açısından önemli bir destek olarak değerlendiren Yazgüneş, uzun yıllardır balıkçılık yapmasına rağmen işletmesini henüz keşfetmemiş kişiler bulunduğunu, proje sayesinde daha fazla ziyaretçiye ulaşmayı beklediğini anlattı.

1952’DEN BERİ MUHALLEBİCİLİK GELENEĞİNİ YAŞATAN ADRES

Kıztaşı Muhallebicisi’nin üçüncü kuşak işletmecisi Yunus Türkücü, 1952’den bu yana devam eden aile geleneğini yaklaşık 20 yıldır işletmenin başında sürdürüyor. İstanbul’a ilk kez gelenlere döner ve balık ekmeğin ardından sütlü tatlılar ile baklavayı öneren Türkücü, farklı kültürlerin bir arada yaşamasının şehrin yemeklerine ve tatlılarına yansıdığını belirtti.

İşletmenin öne çıkan tatlıları arasında tavukgöğsü ve kazandibinin yanı sıra bademli keşkül, fıstıklı muhallebi ve damla sakızlı muhallebi bulunduğunu anlatan Türkücü, son 10 yılda ürün çeşitliliğini artırarak müşterilerine hizmet vermeye devam ettiklerini söyledi.

Türkücü, Kültür ve Turizm Bakanlığının öncülüğünde gerçekleştirilen festival aracılığıyla bu lezzetlerin dünyaya tanıtılmasını değerli bulduklarını ifade etti.

EL ARABASINDAN BAKIR KAZANA DÖRT KUŞAKLIK KURU FASULYE HİKAYESİ

Kurufasulyeci Ali Baba’nın dördüncü kuşak işletmecisi Gökhan Güzel, aile işletmesinin hikayesinin 1924’te Şehzadebaşı’nda bir el arabasıyla başladığını anlattı. İşletmenin en çok bilinen yemeği kuru fasulyenin malzemelerini farklı şehirlerden temin ettiklerini belirten Güzel, fasulyenin Erzincan’dan, baharatların Gaziantep ve Şanlıurfa’dan, yemeğe lezzet katan biberin ise Bilecik’ten geldiğini anlattı. Kuru fasulyeyi bakır kazanda pişirdiklerini, ocaktaki pişirme işleminin ardından kömür ateşinde dinlendirdiklerini söyleyen Güzel, bakır kazanın yemeğin lezzetindeki önemine dikkat çekti.

İstanbul’da Anadolu’nun farklı lezzetlerine ulaşılabildiğini ifade eden Güzel, ziyaretçilere simit ve ayran eşliğinde kısa bir Boğaz turu, ardından balık ekmek ve kuru fasulye önerdi. Lezzet Noktası Projesinin, işletmelerin sosyal medya ve televizyon aracılığıyla daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sağladığını belirtti.

İSTANBUL’UN LEZZET HARİTASINDA 200’DEN FAZLA DURAK

Festivalin gastronomi rotası, İstanbul’u ziyaret edenlere kendi lezzet keşiflerini planlayabilecekleri bir rehber sunuyor. Şeflerin ve yemek kültürü araştırmacılarının değerlendirmeleriyle kuşaklar boyunca sürdürülen işletme hikayeleri, bu adreslerde yaşatılan mutfak birikimini yakından tanıma imkanı sağlıyor.