23 Mayıs 2026 Cumartesi

Gazipaşa-Alanya’dan Almatı ve Astana’ya direkt uçuşlar başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Gazipaşa-Alanya’dan Almatı ve Astana’ya direkt uçuşlar başladı

Gazipaşa-Alanya Havalimanı, FlyArystan’ın Kazakistan’ın Almatı kentinden gerçekleştirdiği ilk uçuşu törenle karşıladı. Havayolunun Gazipaşa-Alanya—Astana seferleri de yaz sezonuyla birlikte yeniden başladı.

TAV Havalimanları tarafından işletilen Gazipaşa-Alanya Havalimanı, FlyArystan’ın Kazakistan’ın Almatı kentinden bugün (13 Mayıs) gerçekleştirdiği ilk uçuşu düzenlenen törenle karşıladı. İlk uçuşu gerçekleştiren uçak, Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nda geleneksel su takı seremonisiyle karşılandı. Almatı’dan gelen yolcular terminalde çiçeklerle karşılandı,pasta kesimi gerçekleştirildi. Düzenlenen törene Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı DirektörüAli Özgür Pehlivan, Kazakistan Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev, Alanya Beld. Bşk. Yrd.Nazmi Zavlak, Gazipaşa Beld.Bşk. Yrd. Selçuk Özdemir, FlyArsytan Pazarlama Müdürü SayınAliya Bazhenova ile havalimanı ve havayolu çalışanları ile davetliler katıldı.

FlyArystan’ın Almatı–Gazipaşa-Alanya hattındaki seferleri 13 Mayıs–24 Ekim 2026 tarihleri arasında çarşamba ve cumartesi günleri haftada iki frekansla gerçekleştirilecek. Havayolunun Astana–Gazipaşa-Alanya uçuşları ise 11 Mayıs–22 Ekim 2026 tarihleri arasında pazartesi ve perşembe günleri gerçekleştirilecek.

TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı Direktörü Ali Özgür Pehlivan, “FlyArystan’ın Almatı’dan başlattığı direkt uçuşu karşılamaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz. Paydaşlarımızla birlikte Gazipaşa’yı daha fazla uluslararası destinasyona bağlamak ve bölgenin turizm potansiyelini güçlendirmek için çalışmayı sürdürüyoruz. Almatı ve Gazipaşa-Alanya havalimanlarının TAV Havalimanları portföyünde yer alan iki havalimanı olması bizim için ayrıca anlam taşıyor. Dünyanın farklı noktalarında yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Yeni hatların Kazakistan ile Türkiye arasındaki kültürel ve ekonomik ilişkilere katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

FlyArystan JSC Başkanı ve CEO’su Johan Eidhagen ise, “Yolcuların seyahat tercihleri değişiyor; daha planlı hareket ediyor, yeni destinasyonlar keşfetmek ve yoğun noktalara alternatifler bulmak istiyorlar. Gazipaşa, sakin yapısı, kolay ulaşımı ve popüler tatil bölgelerine yakınlığıyla bu eğilimin güçlü örneklerinden biri. Astana ve Almatı’dan başlattığımız uçuşlarla hem yolcularımıza yeni seyahat seçenekleri sunuyor hem de Kazakistan ile Türkiye arasındaki ulaşım ve turizm bağlantılarını güçlendiriyoruz” diye konuştu.

FlyArystan’ın Almatı ve Astana seferleriyle birlikte Gazipaşa-Alanya Havalimanı’ndan 10 ülkede 16 dış hat noktası olmak üzere toplam 18 destinasyona direkt uçuş gerçekleştiriliyor. 17 havayoluna hizmet veren Gazipaşa-Alanya Havalimanı, 2025 yılında toplam 1.004.377 yolcuya hizmet verdi.

TAV Havalimanları hakkında

Havalimanı finansmanı, geliştirme ve işletmeciliğinde küresel bir marka olan TAV Havalimanları, 2025’te 113 milyon yolcuya hizmet verdi. Şirket Türkiye, Kuzey Makedonya, Gürcistan, Kazakistan, Tunus, Letonya, Suudi Arabistan ve Hırvatistan’da toplam 15 havalimanında faaliyet gösteriyor. TAV Havalimanları, iştirakleriyle gümrüksüz mağazacılık, yiyecek-içecek, yer hizmetleri, bilişim, özel güvenlik ve ticari işler olmak üzere havalimanı operasyonlarının her adımında entegre hizmet sunuyor. Şirket hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görüyor ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. TAV Havalimanları, 2050’de net sıfır emisyon hedefiyle hareket ediyor.


 

Grand Hyatt İzmir İstinyePark,Travelers' Choice Awards 2026’ya aday gösterildi.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Grand Hyatt İzmir İstinyePark, Condé Nast Traveler 2026 Travelers' Choice Awards’a Aday Gösterildi

Türkiye’deki ikinci Grand Hyatt oteli olan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, etkileyici konukseverliği ve sunduğu ihtişamlı konaklama deneyimi ile Travelers' Choice Awards 2026’ya aday gösterildi. 

İzmir’de daha önce Hyatt Regency markasıyla hizmet veren ve Grand Hyatt segmentine yükselerek yeni marka kimliğiyle yeniden konumlanan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, prestijli seyahat dergisi Condé Nast Traveler tarafından düzenlenen Travelers' Choice Awards 2026’ya aday gösterildi. Her yıl, seyahat severlerin ve uzmanların oylarıyla belirlenen ödüllerin oylama süreci 30 Haziran 2026’ya kadar devam edecek ve sonuçlar, Kasım 2026’da içinde açıklanacak. 

Dünyadaki en iyi otellerin, tatil köylerinin, restoranların ve seyahat deneyimlerinin değerlendirildiği ve uluslararası seyahat dünyasında önemli bir yer tutan Condé Nast Traveler 2026 Travelers' Choice Awards’da Grand Hyatt İzmir İstinyePark’a oy vermek isteyenler linke tıklayarak destek olabilirler.

“World Hotels” kategorisinde Türkiye’nin en iyi 10 oteli arasında 6. sıraya yerleştik”

Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, “Seyahat severlerin ve uzmanların oylarıyla belirlenen Condé Nast Traveler’ın Travelers' Choice Awards 2026’ya bir kez daha aday gösterilmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Geçtiğimiz yıl otel olarak Hyatt Regency segmenti ile aynı ödüle aday gösterildik ve seyahat severlerin oylarıyla “World Hotels” kategorisinde Türkiye’nin en iyi 10 oteli arasında 6. sıraya yerleştik. Bu başarımızla ayrıca İzmir’den bu prestijli seçkiye giren ilk otel olma ünvanını da kazandık. Bu yıl Grand Hyatt segmentinin otelimize kazandırdığı lüks konaklama deneyimi, otelimizin ayrıcalıklı tasarımı, yenilenen lobi ve birçok alanın yanı sıra restoran ve sanat eserleriyle dolu alanlarımızla otelimize ve İzmir’e yeni bir ödül daha kazandıracağımızı düşünüyoruz” dedi.


MSC Cruises ile İstanbul ve Kuşadası Hareketli Rotalarda Kesintisiz Yaz Deneyimi

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


MSC Cruises ile İstanbul ve Kuşadası Hareketli Rotalarda Kesintisiz Yaz Deneyimi 

Dünyanın önde gelen kruvaziyer markalarından MSC Cruises, Türkiye’de konumlandırdığı iki gemisiyle yaz sezonunda Ege, Adriyatik ve Akdeniz’in en etkileyici rotalarını keşfetme fırsatı sunuyor. İstanbul ve Kuşadası çıkışlı programlar, erişilebilir fiyat seçenekleri ve zengin içerikleriyle kruvaziyer seyahatini daha geniş kitlelerle buluşturuyor.

İstanbul çıkışlı Ege & Adriyatik keşfi: MSC Fantasia

MSC Cruises filosunun gözde gemilerinden MSC Fantasia, yaz sezonunda İstanbul’dan gerçekleştireceği seferlerle Türk misafirlerini Akdeniz’in büyüleyici limanlarına davet ediyor. 9 gece 10 gün süren programlar, kişi başı 629€’dan başlayan fiyatlarla sunulurken; erken rezervasyon fırsatları ve kolay ulaşılabilir biniş limanlarıyla dikkat çekiyor.

İstanbul’dan hareket eden gemi; İtalya’da Bari ve Trieste/Venedik, Yunanistan’da Korfu, Katakolon ve Pire/Atina duraklarının ardından Kuşadası/Efes’e uğrayarak yeniden İstanbul’a dönüyor.

Toplam 1.637 kabini ve 4.363 yolcu kapasitesiyle MSC Fantasia, konfor ve eğlenceyi bir arada sunuyor. Gemide 6 restoran, 13 bar, 5 yüzme havuzu, 12 jakuzi, 4D sinema ve Formula 1 simülatörü gibi birçok ayrıcalık bulunuyor. MSC Aurea Spa, spor alanları ve çocuk & genç kulüpleri ise her yaş grubuna hitap eden zengin bir deneyim sağlıyor.

Estetik ve deneyim odaklı seyahat

Swarovski kristalli merdivenleri, Murano cam detayları ve zarif iç mimarisiyle MSC Fantasia, seyahati yalnızca bir ulaşım değil, başlı başına bir deneyime dönüştürüyor. Dünya mutfaklarından seçkiler, etkileyici sahne şovları ve kişiselleştirilmiş hizmet anlayışı, misafirlere unutulmaz bir yaz tatili vadediyor.

MSC Fantasia aynı zamanda, “gemi içinde gemi” konseptiyle sunulan MSC Yacht Club’ın hayata geçirildiği ilk gemi olma özelliğini taşıyor. Yenilenen Yacht Club alanı; lüks süitler, kişisel butler hizmeti ve özel alanlarıyla ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi sunuyor.

Kuşadası çıkışlı Akdeniz rotaları: MSC Divina

MSC Divina, Mayıs–Ekim ayları arasında her hafta Kuşadası çıkışlı olarak düzenlediği 7 gece 8 günlük programlarla Ege ve Akdeniz’in en popüler destinasyonlarını keşfetme imkânı sunuyor. Programlar kişi başı 659€’dan başlayan fiyatlarla satışa sunuluyor.

19 Ekim’e kadar sürecek sezon boyunca toplam 27 kez Kuşadası’nı ziyaret edecek gemi; Mikonos, Napoli/Pompeii, Civitavecchia/Roma ve Marmaris gibi ikonik limanları kapsayan zengin bir rota sunuyor.

Sophia Loren’den ilham alan zarafet

Dünyaca ünlü yıldız Sophia Loren’den ilham alınarak tasarlanan MSC Divina, kruvaziyer seyahatinin altın çağını modern dokunuşlarla yeniden yorumluyor. Swarovski kristal merdivenler, sonsuzluk havuzu, Broadway tarzı şovlar ve seçkin restoranlar geminin öne çıkan detayları arasında yer alıyor.

1.751 kabiniyle geniş konaklama seçenekleri sunan gemide; 4 havuz, 12 jakuzi, spor alanları, bowling salonu ve yürüyüş parkuru gibi birçok aktivite alanı bulunuyor. Ailelere özel kabin seçenekleri ve çocuk & genç kulüpleri sayesinde her yaştan misafir için ideal bir tatil ortamı sağlanıyor.

MSC Yacht Club konsepti, MSC Divina’da da lüksü bir üst seviyeye taşırken; Sophia Loren Royal Suite, sanatçının kişisel dokunuşlarını taşıyan en özel alanlardan biri olarak öne çıkıyor.

Açık denizde Dünya Kupası heyecanı

MSC Cruises, 11 Haziran – 19 Temmuz 2026 tarihleri arasında düzenlenecek 2026 Dünya Futbol Şampiyonası kapsamındaki tüm maçları gemilerinde canlı olarak yayınlayacak. Böylece misafirler, tatilin keyfini çıkarırken yılın en büyük spor etkinliklerinden birini uluslararası bir atmosferde deneyimleme fırsatı bulacak.

“Türk misafirlere özel ayrıcalıklar sunuyoruz”

MSC Cruises Türkiye Ülke Müdürü Işın Hekimoğlu, yaz sezonuna ilişkin değerlendirmesinde şunları söyledi:

“MSC Cruises olarak Avrupa, Güney Amerika, Orta Doğu ve Güney Afrika’da pazar lideri, globalde ise en hızlı büyüyen kruvaziyer markalarından biriyiz. Türkiye pazarında kruvaziyer seyahatinin, uygun fiyatlı ve erişilebilir bir keşif deneyimi olduğunu vurgulamaya devam ediyoruz.

Geçtiğimiz yıl ağırladığımız Türk misafirlerin önemli bir kısmının tekrarlayan yolculardan oluşması, memnuniyet seviyemizin en güçlü göstergelerinden biri. Amacımız, özellikle genç çiftleri ve çocuklu aileleri kruvaziyer seyahatiyle tanıştırarak bu deneyimi daha geniş kitlelere yaymak.

Türkiye çıkışlı gemilerimizde, Türk misafirlerimize özel olarak sunduğumuz hizmetlerimizle fark yaratıyoruz. Türk çalışanlarımızdan Türk kahvesine kadar pek çok detayla misafirlerimize kendilerini evlerinde hissettirmeyi hedefliyoruz.”


Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection Kapadokya’da Açılıyor

Bölgenin Mirasından Güç Alan Ayrıcalıklı Bir Destinasyon

Türkiye’nin merkezinde, ikonik Kapadokya bölgesinin kalbinde konumlanan Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection; eşsiz bir deneyim sunmak üzere kapılarını açmak için gün sayıyor. Tarman Grup yatırımıyla hayata geçirilen proje, Marriott Bonvoy® portföyündeki prestijli Autograph Collection Hotels markasının en yeni üyesi olarak çok yakında misafirleriyle buluşacak. Access danışmanlığında yönetilen Fortuna of Cappadocia, bölgenin zengin kültürel ve doğal mirasının rafine ve çağdaş bir yorumunu sunarak otel konaklama deneyimini yeniden tanımlamaya hazırlanıyor.

 Zamansız Mimari

Kapadokya’nın en etkileyici seyir noktalarından biri olan Uçhisar’da, tarihi alanların merkezinde yer alan tesis; mimarisiyle merak uyandırıyor. Çağdaş tasarımı bölgenin otantik ve mistik stiliyle harmanlayacak olan otel, 125 oda ve süit ile misafirlerine mahremiyet ve huzur sunacak 28 özel villadan oluşuyor. Doğal malzemeleri ve organik minimalizmi yüksek standartlarla sunan otel, misafirlere Kapadokya'nın ham güzelliğiyle iç içe kusursuz bir uyum vadediyor.


Kader Çarkı ve Dönüşüm Felsefesi

Adını Roma şans ve kader tanrıçası Fortuna'dan alan otel, tamamen dönüşüm, niyet ve anlamlı seyahat kavramları üzerine inşa edildi. Sadece bir konaklama imkanı sunmaktan ziyade; keşif, rahatlama, sosyal etkileşim ve kişisel yenilenmeyi harmanlayan bütünsel bir misafir yolculuğu sunmayı hedefliyor. Markanın temel vaadi olan "zamansız bir zarafet içinde duygusal bir mistisizme yolculuk" fikri, gelecekteki konuklarını amaç ve refah dolu derin bir içsel keşfe davet ediyor.

Birliktelik ve Kişiselliğin Kusursuz Dengesi Çok Yakında!

Otel devasa sosyalleşme alanları ile tamamen kişiye özel yaşam alanlarını aynı çatı altında ustalıkla birleştirecek. Gastronomi ve sosyal yaşamı bir araya getirecek mekanlar arasında; gün boyu hizmet verecek Fortuna Table, imza bar Le Dome, Lobby Lounge, sezonluk Fortuna Terrace ve otelin bahçesinde konumlanan özel şarap mahzeni, puro lounge’u ve tadım deneyimini bir araya getiren Le Privé bulunuyor. Ayrıca, canlı performanslara ev sahipliği yapacak Grand Cabaret ile Kapadokya'nın eğlence anlayışına yeni bir soluk getirilmesi planlanıyor.

Kendi Kaderini Çiz: Spa, Wellness ve Atölyeler

Misafirlerin hem fiziksel hem de duygusal esenliğini desteklemek amacıyla tasarlanan 1.112 metrekarelik devasa Spa & Wellness Merkezi; kapalı yüzme havuzu, geleneksel Türk hamamı ve kişiselleştirilmiş bakım alanları ile tam bir yenilenme sığınağı olarak konumlanacak. "Kendi Kaderini Çiz" mottosuyla hareket edecek tesis, konuklarına kendi potansiyellerini keşfetme fırsatı sunarak; çömlek yapımından mutfak sanatlarına kadar yerel sanat atölyelerine de ev sahipliği yapacak.

Büyük Ölçekli Etkinlikler ve Kutlamaların Yeni Adresi Geliyor

Bölgedeki kapsamlı etkinlik alanı ihtiyacını karşılamak üzere hayata geçirilen Fortuna Convention Hall; destinasyon düğünleri, görkemli kutlamalar ve kurumsal etkinlikler için kusursuz bir atmosfer sunmaya hazırlanıyor.

Fortuna of Cappadocia, Autograph Collection, Marriott International’ın dünya çapında eşsiz seyahat deneyimleri sunan ödüllü platformu Marriott Bonvoy®’un gururlu bir parçası olarak çok yakında misafirlerini büyüleyici bir serüvene davet edecek.


Air Astana, bugün ilk ticari uçuşunun 24. yıl dönümünü kutluyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Air Astana, bugün ilk ticari uçuşunun 24. yıl dönümünü kutluyor. Bu süre zarfında havayolu şirketi, üç uçakla faaliyet gösteren küçük bir havayolu şirketinden, filo büyüklüğü açısından Orta Asya ve Kafkasya’nın en büyük havayolu grubuna dönüşmüştür. Air Astana Grubu şu anda 63 uçakla hizmet vermekte olup, Asya, Avrupa ve Kazakistan’da 44 uluslararası ve 14 iç hat destinasyonuna sefer düzenlemektedir.

Air Astana, Mayıs 2002'den bu yana 94 milyondan fazla yolcu taşımış ve Kazakistan'ın en tanınmış şirketlerinden biri haline gelmiş, hizmet kalitesi ve uçuş güvenliği alanlarında sayısız uluslararası ödül kazanmıştır.

Air Astana CEO’su İbrahim Canlıel, “Son 24 yılda Air Astana, genişleyen uçuş ağı ve modern uçak filosuyla önemli ölçüde büyüme kaydetti ve aynı zamanda profesyonelhavacılardan oluşan geniş bir kadro oluşturdu. Bu yıllar boyunca bize güvenen ve sadakat gösteren yolcularımıza ve profesyonellikleri, özverileri ve havayolunun başarısına yaptıkları olağanüstü katkılarından dolayı ekibimize içtenlikle teşekkür ediyoruz” açıklamasında bulundu.


İki farklı imza, iki gecelik özel seride aynı masada buluştu


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


InariOmakase ve TheTownhouse buluşması büyük ilgi gördü

İki farklı imza, iki gecelik özel seride aynı masada buluştu

InariOmakase ve TheTownhouse’un “FromOur Side toYours” temasıyla hayata geçirdiği iki gecelik özel seri, gastronomi ve miksoloji dünyasını aynı masa etrafında bir araya getirerek sezonun dikkat çeken buluşmalarından biri oldu. 28 Nisan’da TheTownhouse’ta başlayan seri, 14 Mayıs’ta InariOmakase’de gerçekleşen ikinci geceyle tamamlandı.

İki markanın kendi imza dünyalarını karşılıklı olarak birbirlerinin atmosferine taşıdığı kurgu, her iki gecede de yoğun ilgiyle karşılandı. Serinin ilk buluşmasında InariOmakase mutfağı TheTownhouse’a konuk olurken; ikinci gecede TheTownhouse barı InariOmakase’de konumlandı. Böylece her iki marka da kendi karakteristik yaklaşımını farklı bir mekânsal deneyim içinde yeniden yorumlama fırsatı sundu.

Çağdaş Japon mutfağını modern dokunuşlarla yorumlayan InariOmakase’nin dengeli, net ve umami odaklı lezzet akışı; TheTownhouse’un aromatik katmanları güçlü, karakter sahibi kokteyl seçkileriyle bir araya geldi. Menü kurgusu boyunca yemekler ve kokteyller birbirini tamamlayan bir ritimde ilerlerken, iki farklı disiplin arasında doğal ve akıcı bir uyum oluştu.

Her iki gecede de gastronomi dünyasının yanı sıra yaratıcı sektörlerden birçok isim bir araya gelirken, buluşma yalnızca bir pop-up deneyiminin ötesine geçerek şehirde uzun süre konuşulan özel bir eşleşmeye dönüştü. Sade ama güçlü yaklaşımıyla dikkat çeken seri, farklı mutfak ve bar kültürlerinin aynı masa etrafında nasıl yeni bir anlatı kurabileceğini ortaya koydu.


Didem Nurcan, 1.05 2026 itibarıyla Divan Grubu Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak atandı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DİVAN GRUBU’NDA PAZARLAMA VE KURUMSAL İLETİŞİM DİREKTÖRLÜĞÜ GÖREVİNE DİDEM NURCAN ATANDI

Divan Grubu, pazarlama organizasyonundaki yeni dönem yapılanması kapsamında üst düzey bir atama gerçekleştirdi. Grup bünyesinde Yeme, İçme ,Perakende Pazarlama Müdürü olarak görev yapan Didem Nurcan, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Divan Grubu Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak atandı.

70 yıllık köklü geçmişiyle gastronomi, otelcilik ve yeme-içme sektörlerinde Türkiye’nin öncü markaları arasında yer alan Divan Grubu, pazarlama ve kurumsal iletişim organizasyonundaki yeni dönem yapılanması kapsamında üst düzey bir kurum içi atama gerçekleştirdi.Divan Grubu bünyesinde Yeme – İçme – Perakende Pazarlama Müdürü olarak görev yapan Didem Nurcan, 1 Mayıs 2026 itibarıyla Divan Grubu Pazarlama ve Kurumsal İletişim Direktörü olarak atandı.

Pazarlama kariyeri boyunca FMCG, e-ticaret, perakende ve hizmet sektörlerinde global ve lokal ölçekte farklı markalarla çalışan Didem Nurcan; stratejik bakış açısı, analitik yaklaşımı ve tüketici odaklı marka yönetimi deneyimiyle öne çıkıyor. Yeni görevinde Divan Grubu’nun pazarlama ve kurumsal iletişim stratejilerine liderlik edecek olan Nurcan, markanın büyüme yolculuğu ve deneyim odaklı iletişim vizyonuna katkı sağlamayı sürdürecek.


ALL Accor ve Kenya Airways uçuş, konaklama, ayrıcalıklı deneyimler ve kesintisiz ödül fırsatları için iş birliği başlattı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ALL Accor ve Kenya Airways’den iş birliği

ALL Accor ve Kenya Airways uçuş, konaklama, ayrıcalıklı deneyimler ve kesintisiz ödül fırsatları için iş birliği başlattı. 

Kenya’nın ulusal hava yolu şirketi  Kenya Airways ve küresel konaklama lideri Accor’un ödüllü rezervasyon platformu ve sadakat programı ALL Accor, müşterilerine yönelik yeni ödüller sunmak amacıyla stratejik bir iş birliğine imza attı.  Bu iş birliğiyle Kenya Airways, dünya çapında tanınan programa ortak olan ilk Afrikalı hava yolu şirketi oldu.

İş birliği kapsamında, Asante Rewards ve ALL Accor üyeleri her iki platformda da sorunsuz şekilde puan kazanıp, puanlarını uçuşlarda ve seyahat deneyimlerinde kullanabilecek. Daha fazla esneklik, avantaj ve ayrıcalıklı bir deneyim sunan iş birliği ile üyeler, çift yönlü dönüşüm sistemi sayesinde ödüllerini kolayca dönüştürebilecek; 3.000 Asante Rewards puanı, 1.000 ALL Accor Reward puanına dönüştürülebilirken, 3.000 ALL Accor puanı 1.000 Asante Rewards puanına çevrilebilecek. Bu puanlar, Accor’un dünya genelindeki 5.800’den fazla oteli ve 45’ten fazla markasında; ücretsiz konaklamalardan otel içi ayrıcalıklara ve yaşam tarzı deneyimlerine kadar birçok alanda kullanılabilecek. Aynı şekilde, ALL Accor üyeleri Kenya Airways’in uçuş ve seyahat odaklı avantajlarını kapsayan ödül programına erişim sağlayabilecek.

Accor Orta Doğu, Afrika ve Asya-Pasifik Premium, Orta Segment ve Ekonomi Markaları Ticari Direktörü Kerry Healy, iş birliğine ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadeleri kullandı:

“Kenya Airways ile gerçekleştirdiğimiz ortaklık, sadakatin önemli rol oynadığı Afrika ve Orta Doğu’daki entegre ve deneyim odaklı seyahat talebine yanıt veren önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor. Konaklama ve havacılık sektörlerini bir araya getirerek, üyelerimize lüksten ekonomiye uzanan 45’ten fazla markamız genelinde konaklama, yeme-içme ve özel etkinlikler dahil olmak üzere sorunsuz erişim sunarak ALL Accor ekosistemini önemli ölçüde güçlendiriyoruz. Bu iş birliği, üyelerimize daha fazla esneklik, daha farklı ayrıcalıklar ve puanlarını anlamlı seyahat deneyimlerine dönüştürebilecekleri fırsatlar sunuyor.”

Accor Orta Doğu, Afrika ve Türkiye Premium, Orta Ölçekli ve Ekonomi Markaları Bölge Başkanı Raki Phillips ise şu değerlendirmede bulundu: “Afrika ve Orta Doğu’nun giderek daha bağlantılı seyahat pazarları haline gelmesinin yarattığı ivmeyi yansıtan bu iş birliği, misafirlerimiz için seyahati daha kolay ve entegre bir deneyime dönüştürüyor. Kenya bizim için önemli bir pazar ve bu iş birliği sayesinde misafirlerimizin seyahati uçuştan konaklamaya kadar kesintisiz şekilde ilerliyor. Aynı zamanda misafir ve yolcuların puan kazanıp kullanabilmelerine olanak sağlıyor. Bu iş birliği, misafirlerimizin gittiği her destinasyonda gerçekten avantaj sağlayan, sade ve sezgisel deneyimler sunmayı amaçlıyor.”

Kenya Airways Ticari ve Müşteri Deneyiminden Sorumlu Direktörü Julius Thairu ise iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Bu iş birliği yalnızca Kenya Airways için değil, Afrika havacılığı açısından da önemli bir kilometre taşını temsil ediyor. Kıtada ALL Accor ile iş birliği yapan ilk hava yolu şirketi olarak, sadık müşterilerimize seyahat ve konaklama deneyimleri dünyasında ödüllerini kazanabilecekleri, dönüştürebilecekleri ve kullanabilecekleri daha fazla fırsat sunmaktan gurur duyuyoruz.”

Bu stratejik iş birliği, Kenya Airways’in büyüyen küresel uçuş ağını, Accor’un ibis, Novotel, Pullman, Swissôtel, Sofitel, Fairmont ve Raffles gibi tanınmış markaları da kapsayan, 110’dan fazla ülkedeki 5.800’den fazla tesisten oluşan küresel ağıyla bir araya getiriyor.

Üyeler iş birliği ile puanlarını, Kenya Airways ve SkyTeam partnerlerinin bölgesel ve uluslararası destinasyonlardaki uçuşlarında, lounge erişimi ve ek bagaj avantajlarında kullanabilecek. Ayrıca Accor ağı genelinde konaklama, yeme-içme, wellness ve yaşam tarzı deneyimlerinde değerlendirerek kesintisiz bir seyahat ve yaşam tarzı deneyiminin keyfini çıkarabilecek. Bu iş birliği, kullanıcılara daha fazla seyahat esnekliği ve geliştirilmiş sadakat programı avantajları sunuyor. Dünya genelinde 100 milyondan fazla üyeye sahip olan ALL Accor, büyümesini hızla sürdürürken Accor ekosistemi genelinde misafir bağlılığını güçlendirmede merkezi bir rol oynamaya devam ediyor. Her iki programın üyeleri de ilgili sadakat platformları üzerinden yeni avantajlardan yararlanmaya başlayabilecek.

22 Mayıs 2026 Cuma

Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, unutulmaz bir tatil deneyimi yaşatmaya devam ediyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

CORNELIA DIAMOND GOLF RESORT&SPA’DA LÜKS, EĞLENCE VE KONFORUN BİRLEŞTİĞİ AYRICALIKLI BAYRAM TATİLİ

Akdeniz’in büyüleyici doğası, çam ağaçlarıyla çevrili huzurlu ortamı ve zarif mimarisiyle dikkat çeken Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, bayram süresince hazırladığı özel etkinlik programı, gurme lezzetleri ve her yaşa hitap eden deneyimleriyle tatili unutulmaz bir ayrıcalığa dönüştürüyor. Diamond Her Şey Dahil konseptiyle hizmet veren Cornelia Diamond Golf Resort & Spa Otel, geniş ve konforlu yaşam alanları, 12 bin m² havuzu, deniz ve orman manzaralı odaları, suit ve villa seçenekleri, Crassula Spa Merkezi, Cornie Çocuk Dünyası ve Cornelia Golf Kulüp ile misafirlerine yüksek standartlarda bir konaklama deneyimi sunuyor.  50 m² ferah standart odaları, özellikle kalabalık ailelerin tercih ettiği havuz ve bahçe manzaralı göl aile odaları, Akdeniz manzaralı iki teraslı Blue Suitler ve özel havuzlu Diamond Suitler ile lüks ve ayrıcalıklı konaklamanın en seçkin örneklerini oluşturuyor.

Antalya’nın gözde turizm bölgelerinden Belek’te konumlanan Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, bayram günlerinde sunduğu zengin etkinlik programıyla misafirlerine unutulmaz bir tatil deneyimi yaşatmaya devam ediyor. Dans gösterileri, canlı müzik performansları ve gün boyu süren eğlenceli aktiviteler, bayram coşkusunu Akdeniz’in eşsiz atmosferiyle buluşturuyor. Akşam saatlerinde düzenlenen gösteriler ve sahne performansları, Akdeniz gecelerinin enerjisini zirveye taşırken; gündüz saatlerinde misafirler, berrak denizin ve güneşin keyfini çıkarıyor. Tesisin geniş havuz alanları ve çeşitli spor aktiviteleri ise tatil deneyimine dinamizm katıyor. Açık ve kapalı ısıtmalı havuz seçenekleriyle yılın her döneminde konfor sunan Cornelia Diamond, golf, tenis ve padel gibi spor olanaklarıyla aktif bir tatil imkânı sağlıyor. Dinlenmek ve yenilenmek isteyen misafirler için ise kapsamlı hizmetleriyle öne çıkan tesis, her beklentiye hitap eden ayrıcalıklı bir konaklama deneyimi sunuyor.

DÜNYA MUTFAKLARININ SEÇKİN LEZZETLERİ CORNELIA DIAMOND’DA

Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, Dünya mutfaklarının seçkin örneklerini sunan 5 A’la Carte restoranı, deneyimli şeflerin hazırladığı özgün menülerle misafirleri farklı kültürlerin lezzetleriyle buluşturuyor. Her damak tadına hitap eden zengin açık büfe restoran, günün her öğününde geniş seçenekler sunarken; havuz ve sahil keyfini bölmek istemeyen misafirler için hizmet veren The Dome Snack Restoranı, gün boyu devam eden tatil keyfine lezzetli molalar ekliyor. Ayrıca 24 saat hizmet veren Bubble A’la Carte restoranı, günün her saatinde kaliteli gastronomi deneyimi yaşamak isteyen misafirler için ayrıcalıklı bir alternatif sunuyor. 

CRASSULA SPA’DA HUZUR VE YENİLENME DENEYİMİ

5.000 metrekarelik geniş alana kurulu ESPA sertifikalı Crassula SPA Merkezi, organik bakım terapileri, refleksoloji uygulamaları ve farklı masaj seçenekleri ile tatili aynı zamanda bir sağlık ve huzur yolculuğuna dönüştürüyor. Geleneksel Türk hamamı, sauna ve özel terapi alanlarının bulunduğu SPA merkezinde sunulan bakım ve terapi uygulamaları, bedenin ve zihnin dengelenmesine katkı sağlıyor. Modern bakım teknikleri ile geleneksel SPA kültürünü bir araya getiren Crassula SPA, misafirlerin tatil boyunca kendilerini yenilenmiş ve enerjik hissetmelerini sağlıyor. 

CORNIE ÇOCUK DÜNYASI İLE ÇOCUKLARA ÖZEL EĞLENCE

Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, ailelerin tatil deneyimini daha konforlu hale getiren Cornie Çocuk Dünyası ile öne çıkıyor. 5000metrekare geniş bir alana yayılan bu özel konsept alan, Kapalı ve açık oyun alanları, aqua park havuzu, çocuk restoranı, sinema salonları, açık hava amfi tiyatrosu ve deneyimli animatörler eşliğinde düzenlenen aktiviteleri ile çocukların gün boyu güvenli ve eğlenceli bir ortamda vakit geçirmelerine olanak tanıyor. Bayram süresince düzenlenen mini disco etkinlikleri ve sahne gösterileri ise çocukların bayram coşkusunu doyasıya yaşamasını sağlıyor. Sihirbaz, palyaço, ve balon gösterileriyle minik misafirler için tatil adeta bir eğlence festivaline dönüşüyor. 


“AZURE VILLAS BY CORNELIA” İLE AYRICALIKLI TATİL DENEYİMİ

Azure Villalarında, daha özel ve ayrıcalıklı bir tatil deneyimi arayan misafirler için seçkin bir konaklama alternatifi sunuyor. Antalya Belek’te 32 bin metrekarelik geniş bir alanda konumlanan villalar, çam ağaçlarıyla çevrili doğa içinde huzurlu bir atmosfer sunuyor. Golf sahası manzaralı villalar modern mimarisi ve geniş yaşam alanlarıyla dikkat çekerken, villa misafirlerine özel resepsiyon, restoran ve lounge alanları ile konfor ve mahremiyet en üst seviyeye taşınıyor. Villalara özel deniz suyu havuzları ve sahil kenarında yer alan Villa Lounge alanı ise Akdeniz’in eşsiz atmosferini daha ayrıcalıklı bir şekilde deneyimleme imkânı sunuyor. 

CORNELIA GOLF KULÜBÜ İLE DÜNYA STANDARTLARINDA GOLF

Cornelia Golf Kulübü, dünyaca ünlü golf efsanesi Sir Nick Faldo imzasını taşıyan 27 delikli Cornelia Championship Golf Sahası ile uluslararası standartlarda bir golf deneyimi sunuyor. Çam ormanlarıyla çevrili doğal bir parkur üzerinde konumlanan saha, hem profesyonel golf oyuncularına hem de golf sporuna yeni başlayanlara hitap eden özellikleriyle dikkat çekiyor. Cornelia Golf Akademi’de verilen profesyonel eğitimler sayesinde misafirler tatilleri boyunca golf sporunun ayrıcalıklı dünyasıyla tanışma fırsatı buluyor. 

Cornelia Diamond Golf Resort & Spa, bayram tatilini hem dinlenme, eğlence hem de en güzel anılarını biriktirmek isteyen misafirlerini ayrıcalıklı bir dünyaya davet ediyor.


The Wings Hotels, 2026'ya Güçlü Bir Başlangıç Yaptı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


The Wings Hotels, 2026'ya Güçlü Bir Başlangıç Yaptı

Yerel lüks butik otelcilikte uluslararası misafir oranı %97'ye ulaştı; direkt rezervasyonlar üç katına çıktı.

İstanbul’un çok katmanlı kültürel dokusundan ilham alarak doğan The Wings Hotels, 2026 yılının ilk dört ayında elde ettiği operasyonel başarılar, artan uluslararası misafir oranı ve online rezervasyon performansıyla yerel ve lüks butik otelcilik alanındaki konumunu güçlendirmeye devam ediyor.

Istanbul Pera, Karaköy, Çukurcuma ve Ankara’da bulunan toplam dört otel ve 176 oda kapasitesi ile hizmet veren marka, “Farkındalık Odaklı Lüks Butik Konaklama” yaklaşımını yalnızca bir konaklama anlayışı değil; ölçülebilir performans sonuçları üreten bütünsel bir deneyim modeli olarak konumlandırıyor.

Uluslararası Misafir Oranı Rekor Seviyelerde

İstanbul otellerinde yabancı misafir oranı 2026'nın ilk dört ayında dikkat çekici bir seviyeye ulaştı:

The Wings Hotels Pera’da %85 – %95 bandı

The Wings Hotels Karaköy’de %86 – %95 bandı 

The Wings Hotels Collection’da%92 – %97 bandı

ABD, Almanya, Suudi Arabistan ve Rusya başta olmak üzere Orta Doğu ve Avrupa pazarlarından gelen deneyim odaklı şehir gezgini profilindeki misafir sayısı dengeli bir büyüme sergiledi. Ankara otelinde ise iç pazar ağırlığını korurken Çin ve Almanya kaynaklı ziyaretlerde artış gözlemlendi.

Kısa Konaklama, Yüksek Beklenti

İstanbul otellerinde ortalama kalış süresi 2,8 – 3,2 geceye geriledi; bu eğilim 2025'e kıyasla belirgin bir düşüşe işaret ediyor. Misafirler daha kısa konaklıyor, ancak deneyim beklentisi ve kişi başı harcama artıyor.


"Artık misafirler daha kısa süre konaklıyor ama beklentileri çok daha yüksek. Deneyim, detay ve his çok daha önemli hale geldi. Biz de bu yeni beklentiye, sade ama özenli bir lüks anlayışıyla cevap veriyoruz." 

Direkt Rezervasyonlarda Üç Kat Büyüme

 “Özellikle Şubat ayında başlayan savaş ortamı ve jeopolitik belirsizlikler nedeniyle İstanbul genelinde ciddi iptaller ve talep dalgalanmaları yaşandı. Ocak, Şubat ve Mart ayları sektör beklentilerinin altında seyretti.Nisan ayı itibarıyla ise yeniden bir toparlanma başladı ve Mayıs ayında bu hareketin devam ettiğini görüyoruz. ” Nur Bilgin CEO


Özellikle The Wings Hotels Collection’da (Çukurcuma)  direkt rezervasyon performansında önemli bir artış kaydedildi

Nisan ayında geçen yıla göre 3 kata yakın büyüme gerçekleşti

Marka, direkt rezervasyonlar üzerinden elde edilen rezervasyon gelirinde %225 artış kaydetti.

OTA (Online Travel Agency) bağımlılığında %12 oranında düşüş sağlandı.

Bu büyüme, markanın OTA bağımlılığını azaltma ve kendi dijital kanallarını güçlendirme stratejisinin somut bir çıktısı olarak öne çıkıyor.

Misafir Memnuniyeti Yüksek Seyrediyor

Tüm otellerde güçlü misafir memnuniyeti skorları korunuyor:

İstanbul otelleri: 8,8 – 9,02 / 10

Ankara: 9,0 / 10


Bu sonuçlar, "Wings SignatureMoments" programı kapsamında uygulanan markaya özel oluşturulan yerel dokunuşlar içeren özel ikram ritüelleri ve oda içi kişiselleştirilmiş deneyim detaylarının misafir algısındaki karşılığını yansıtıyor.

Hedef: Daha Büyük Değil, Daha Doğru Büyümek

"Bizim odağımız yalnızca büyümek değil; doğru büyümek. Her otelimizde aynı hissi veren ama bulunduğu şehre ait bir karakter taşıyan bir yapı kuruyoruz. The Wings Hotels'i yerel kökleri güçlü uluslararası bir butik zincir haline getirmek en büyük hedefimiz." — Nur Bilgin, CEO


THEGRANDTARABYA’NIN YENİ GENEL MÜDÜRÜ UĞUR TALAYHAN OLDU


 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

THEGRANDTARABYA’NIN YENİ GENEL MÜDÜRÜ UĞUR TALAYHAN OLDU

2025’te yönetimini Accor’un devraldığı ve önümüzdeki dönemde Fairmont’a dönüşecek olanThe Grand Tarabya Managed by Accor’un yeni genel müdürü Uğur Talayhan oldu.

Accor yönetimi altında devam eden renovasyon sürecinin tamamlanmasının ardından Fairmont markasına dönüşmesi planlanan otelde,Fairmont’un imza özellikleri;yapının köklü geçmişi ve yerel kültürüyle harmanlanarak hayata geçiriliyor. The Grand Tarabya Managed by Accor’un bu önemli dönüşüm sürecini yönetecek yeni Genel Müdürü ise lüks otelcilik alanındaki önemli başarılarıyla tanınan UğurTalayhan oldu. Otelciliğin gerçek anlamda mutfağından gelerek sektörün zirvesine yükselen Talayhan,30 yılı aşkın deneyimiyle TheGrandTarabya’nın yeni dönemine liderlik edecek.


UĞURTALAYHAN KİMDİR?

17 yaşında eğitimine devam ederken, mutfakta çalışmaya başlayan Talayhan, Londra’da Mutfak Şefliği ve Yiyecek&İçecek Müdürlüğü pozisyonlarında tecrübe edindikten sonra kariyerini Portekiz, Dubai ve Çin’de sürdürdü. Le Royal Meridien Beach Resort & Spa Dubai, St. Regis Beijing ve Çin’de Raffles Hotel gibi prestijli otellerde üst düzey yöneticilik yaptı; Starwood Çin bünyesinde Luxury Collection, Westin ve Sheraton markalarının yönetimini üstlendi.

2014’te RafflesHainan Genel Müdürü olarak FRHIHotels&Resorts bünyesine katılanTalayhan, 2016’da Accor’un FRHI’yi satın almasıyla Accor Grubu ile çalışmalarına devam etti. 2017’de SwissôtelTheBosphorus İstanbul Genel Müdürü ve Accor Türkiye Lüks Markalar Bölge Başkan Yardımcısı olarak göreve başlayanTalayhan,bu pozisyonu yedi yıl boyunca başarıyla yürüttü.

Talayhan SwissôtelTheBosphorus İstanbul’un genel müdürlüğünü yürütürken 2023yılında Altın Lider Ödülleri'nde Yılın En Beğenilen CEO’su olarak seçildi.

Ekim2024’ten Kasım2025’e kadar RotanaGrubuTürkiye,Doğu ve Orta Avrupa Ülke Müdürü olarak görev yapan Talayhan son olarak Kasım 2025’te Fairmont The Palm Dubai’nin genel müdürü olarak atanmıştı. 2025 Klass Ödülleri’nde “Yılın En Başarılı Turizmcisi” ödülüne layık görülen Talayhan, ayrıca TÜRYİD Yönetim Kurulu Üyeliği, Chaîne des Rôtisseurs Türkiye Yönetim Kurulu Gastronomiden Sorumlu Direktörlüğü ve TÜROB Yönetim Kurulu Üyeliği görevlerinde bulunmuştur. 

TheGrandTarabya Managedby Accor

İstanbul’un Boğaziçi kıyısındakiseçkinTarabya semtinde yer alan ve yakında Fairmont markasına dönüşecek olan, The Grand Tarabya Managed By Accor Oteli, dünya çapında 110’dan fazla ülkede 5.600’den aşkın tesisi bulunan lider konaklama grubu Accor’un İstanbul’daki38.otelidir.Boğaziçi’nin eşsiz konumunda yeralan TheGrandTarabyaManaged byAccor Oteli,İstanbul’un kültürel ve tarihi cazibe merkezlerine kısa bir mesafede bulunuyor; misafirlerine lüks ve kalite eşliğinde;her noktasından ayrı ayrı muhteşem manzaralar ve huzurlu bir sahil ortamı sunuyor.

1966’da Türkiye’nin ilk beş yıldızlı otellerinden biri olarak açılan ve 2013’te yenilenerek tekrar hizmete giren The Grand Tarabya, uzun yıllardır zarafet ve güzelliğin simgesi olarak öne çıkmaktadır.Tesis;248 oda ve suit,29 rezidans,yedi farklı yeme-içme noktası ve kapsamlı bir wellness merkezine sahiptir.TheGrandTarabyaManagedbyAccor, yeni Genel Müdürü Uğur Talayhan yönetiminde yola devam etmektedir.


‘SESSİZ LÜKS’ TRENDİNİN BODRUM’DAKİ TEMSİLCİSİ RAMMOS MANAGED BY DEDEMAN, SEZONA HAZIR!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TURİZMDE YÜKSELEN ‘SESSİZ LÜKS’ TRENDİNİN BODRUM’DAKİ TEMSİLCİSİ

RAMMOS MANAGED BY DEDEMAN, SEZONA HAZIR!

RammosManagedBy Dedeman çeşitlenen‘kişiye özel tatil deneyimleri’ ile yeni sezonu 19 Mayıs’ta açıyor!

Yeni nesil tatil anlayışının en gözde kavramlarından‘sessiz lüks’, Bodrum’da bu sezonda RammosManagedBy Dedeman ile hayat buluyor. Sezonu 19 Mayıs’ta açmaya hazırlanan RammosManagedBy Dedeman’ın Genel Müdürü Beste Küçük, “Bu yıl kişiye özel deneyimlerin konforlu ve huzurlu tatil anlayışı ile buluştuğu ‘sessiz lüks’ odağımızı artırdık.Geliştirdiğimiz GuestAssist sistemi sayesinde misafirlerimizin ihtiyaçlarını henüz onlar otele adım atmadan planlarken; transferden restoran rezervasyonlarına, yat ve tekne turlarından özel gün planlamalarına kadar kapsamını genişlettiğimizconcierge hizmetleri ile bu sezonda öne çıkıyoruz” dedi.


Turizm sektöründe yükselen ‘sessiz lüks’ trendi, yeni nesil tatil anlayışının en gözde kavramlarından biri haline geldi. Kişiselleştirilmiş hizmetlerle birlikte konforlu, sakin ve rafine bir atmosfer sunan bu anlayışın Bodrum’daki temsilcisi ise RammosManagedBy Dedeman oldu. 

Gayrimenkul ve turizm sektörlerinde faaliyet gösteren Kumova ve Mandalinci ailelerinin Dedeman kalite ve tecrübesini 4 yıl önce Bodrum’a taşıdığı RammosManagedby Dedeman, yeni sezonunaaçıldığı tarih olan 19 Mayıs’ta başlıyor.

Küçük: “Bu sezonda yeni deneyimlere, dijital altyapıya, gastronomi ve wellness’a odaklandık”

Sezona güçlü bir motivasyonla ve pek çok yenilikle hazırlandıklarını kaydeden RammosManagedBy Dedeman’ın Genel Müdürü Beste Küçük,“Artık verdiğimiz hizmet, 12 ay yerine 19 Mayıs’ta başlayıp Eylül ayı sonuna kadar sürecek. 4’üncü yaşımızı kutlayarak başladığımız bu yılki sezonda misafir deneyimimizi daha ileri taşıma hedefiyle özellikle kişiselleştirilmiş hizmet alanlarına yatırım yaptık. Geliştirdiğimiz GuestAssist sistemi sayesinde misafirlerimizin beklenti ve ihtiyaçlarını henüz onlar otele adım atmadan planlarken; transfer organizasyonlarından restoran rezervasyonlarına, yat ve tekne turlarından özel gün planlamalarına kadar kapsamlı concierge hizmetleri ile bu sezonda öne çıkıyoruz. Sürdürülebilir turizm uygulamalarına, dijital altyapılarına, gastronomi alanındaki yeniliklere, wellness ve iyi yaşam deneyimlerine odaklandık” değerlendirmesini yaptı. 

“Yeni nesil lüksü iyi hissettiren deneyimlerle şekillendiriyoruz”

Denize sıfır konumu ve bohem mimarisi ile Bodrum’un özgün ruhunu modern konfor anlayışıyla buluşturan RammosManagedby Dedeman’da misafirlere Bodrum’un ruhunu hissettiren, sıcak, rafine ve zamansız bir atmosfer sunmayı hedeflediklerini dile getiren Küçük, şöyle devam etti:


“Kişiye özel tasarlanmış deneyimlerimizi geliştirirken bu yıl teknolojik altyapı yatırımlarımızı da güçlendirdik. Çünkü sessiz lüks anlayışı, sadece konfor, sadelik ve huzur odaklı konaklamayı değil, aynı zamanda üretkenliği yükselten bir çalışma rahatlığını da gerektiriyor. Uzaktan çalışma modelinin yaygınlaşmasıyla birlikte yüksek hızlı internet altyapısı, konforlu çalışma alanları ve tatil sırasında üretkenliği destekleyen detayları da misafir deneyiminin bir parçası haline getirdik. Bu yıl ayrıca Tayland’dan gelen masözlerimiz ile SPA deneyimimize daha da güç kattık.Misafirlerimize hem dinlenebilecekleri hem de ilham alabilecekleri çok yönlü bir yaşam alanı sunuyoruz.” 

Su sporları ve Adalar’a ulaşım avantajı, yeni sezonda dikkat çekiyor

Turgutreis Marina’ya yakın konumuyla dikkat çeken RammosManagedby Dedeman; Kos, Kalimnos ve Leros gibi Yunan Adaları’na ulaşım avantajı sağlayarak misafirlerine Bodrum tatilini farklı deneyimlerle birleştirme imkânı sunuyor. RammosBeach alanında sunulan sürat teknesi turu, özel tur, jet ski, su kayağı, hava akımı, büyük mable, ringo ve kano gibi su sporları da yeni sezonun öne çıkan deneyimleri arasında yer alıyor.RammosManagedby Dedeman, yeni sezonda sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarını da genişletiyor. Otel, enerji verimliliği, su yönetimi, çevresel farkındalık ve yerel değerlerin korunmasına yönelik projelerleBodrum’un geleceğine katkı sunmayı hedefliyor. 

Ege ve dünya mutfağını yansıtan 2özel gastronomi durağı var

RammosManagedby Dedeman’ın gastronomi yaklaşımı, Ege ruhunu dünya mutfağı ile birleştiren güçlü bir deneyim sunuyor. Gün boyu dünya mutfağından seçkiler sunan RiosRestaurant, keyifli sahil yaşamı hissiyle Bodrum’un dinamizmini yansıtırken; gün batımı manzarası eşliğinde hizmet veren MareaFish Restaurant, Ege’nin paylaşım kültürünü sofralara taşıyan özel mezeleri, taze deniz ürünleri, rafine sunumları ve denizle bütünleşen ambiyansıylamisafirlerine Bodrum’un ruhunu hissettiren özel bir akşam deneyimi yaşatıyor. Otelin yarım pansiyon konsepti de klasik açık büfe yaklaşımının yerine, à la carte deneyim odaklı bir gastronomi anlayışı sunarak misafirlerine seçkin ve kişiselleştirilmiş lezzet deneyimleri sunuyor.


Geleceği Tasarlayanlar Bursa'da Buluştu: REDİN '26 Zirvesi Sona Erdi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Geleceği Tasarlayanlar Bursa'da  Buluştu: REDİN '26 Zirvesi Sona Erdi

Türkiye’nin yenilikçi gücünü ve teknolojik vizyonunu bir araya getiren Ar-Ge, Tasarım ve İnovasyon Zirvesi (REDİN '26), Bursa'da gerçekleştirilen yoğun programın ardından tamamlandı. "Geleceği Tasarlayanların Buluşma Noktası" temasıyla düzenlenen zirve, sanayicileri, araştırmacıları, teknoloji geliştiricileri ve yatırımcıları interaktif bir ekosistemde buluşturdu.

Bursa’nın güçlü endüstriyel altyapısından ilham alarak "fikirden ürüne, üründen küresel pazara" giden yolda kritik bir köprü görevini üstlenen zirvenin ilk günü, BEBKA (Bursa Eskişehir Bilecik Kalkınma Ajansı) Konferans Salonu'nda fiziki katılım ve yoğun bir ilgiyle gerçekleştirildi.

Fikirden Küresel Pazara Giden Köprü

Etkinliğin düzenleyen Bilimsel Araştırmalar ve Uygulamalar Derneği(BAUDER) adına açılışta konuşan BAUDER Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Cem Aldağ“BAUDER, 2025'te Bandırma'da kuruldu. Tamamı farklı şehirler ve üniversitelerde görev yapan akademisyenlerden oluşan, bağımsız bir sivil toplum kuruluşu. Henüz bir yıl olmadı; ama bu kısa sürede çok şey oldu.

Ve bugün, kuruluşumuzun üzerinden henüz bir yıl geçmeden, ilk uluslararası konferansımız REDin I BEBKA çatısı altında, Bursa'da gerçekleştiriyoruz.

Önümüzdeki yıldan itibaren hedefimiz net: en az beş Avrupa menşeili Ar-Ge merkezini REDin çatısı altında buluşturmak. İnovasyonumuzu ve projelerimizi Avrupa'ya taşımak, ihracatımızı artırmak. Türkiye'nin On İkinci Kalkınma Planı, Ar-Ge yatırımlarını artırmayı, inovasyon ekosistemini güçlendirmeyi ve uluslararası işbirliklerini derinleştirmeyi öncelikli hedefler arasında tanımlıyor. Bugün burada yaptığımız tam da bu. REDin, o planın satırları arasında değil, sahada yaşanan karşılığıdır.

REDin — Research, Engineeringand Design Innovation — Ar-Ge, mühendislik ve tasarım alanlarında üretilen bilgiyi sahaya taşımak için kurgulanmış bir platform. Akademiyle sektörü, araştırmacıyla uygulayıcıyı aynı güvertede buluşturan bir zirve. Bir yayın platformu değil, bir kalibrasyon zemini. Burada fikirlerinizi test edersiniz. Geri bildirim alırsınız. Yönünüzü netleştirirsiniz. Ve sonra asıl yolculuğunuza çok daha hazır çıkarsınız.

Bu yıl birçok bildiri başvurusu aldık. Kabul ettiklerimizin yanı sıra neredeyse 3'te birini reddetmek zorunda kaldık. Üç paralel tematik oturumda buluşuyoruz. Türkiye'nin dört bir yanından, farklı disiplinlerden araştırmacılar bugün aynı güverteye çıkıyor.”

2030'a Doğru Sürdürülebilirlik Odaklı İnovasyon Yol Haritaları

Zirve kapsamında düzenlenen ilk panelde sürdürülebilirlik odaklı stratejiler ele alındı. Prof. Dr. Meltem Onay’ın moderatörlüğünde gerçekleştirilen bu oturumda, küresel iklim krizi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde sanayinin dönüşüm senaryoları tartışıldı. Panelistlerden DİMES Kalite ve Sürdürülebilirlik Koordinatörü Tuğba Şimşek, üretim süreçlerinde döngüsel ekonomi modellerinin uygulanması ve karbon ayak izini azaltan eko-inovasyon yatırımlarının ticari sürdürülebilirlikteki rolünü paylaştı. Bandırma Onyedi Eylül Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Armağan Türk de sürdürülebilirliğin sadece çevresel bir zorunluluk olmadığını, akademik araştırmalarla desteklenmesi ve kurumsal yönetim stratejilerine entegre edilmesi gereken küresel bir vizyon olduğunu belirtti.

Ar-Ge Merkezlerinde Stratejik Dönüşüm

Günün bir diğer önemli oturumunda ise kurumsal yapılanma ve gelecek vizyonu masaya yatırıldı. Uludağ Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Celalettin Yanık’ın moderatörlüğünü üstlendiği panelde, geleneksel Ar-Ge yapılarından dijital dönüşüm ve yapay zeka destekli yeni nesil inovasyon sistemlerine geçiş süreçleri incelendi. Panelistlerden SER Danışmanlık'tan Dr. Ömer Özdinç, firmaların küresel pazarda rekabet avantajı elde edebilmesi için prototiplerin hızla ticarileşmesi ve fikri mülkiyet haklarının doğru yönetilmesi gerektiğine işaret etti. BEBKA Genel Sekreteri Sabri Bayram ise kalkınma ajanslarının bu dönüşüm süreçlerindeki mali destek, hibe ve rehberlik mekanizmalarını anlatarak bölgedeki teknolojik olgunluk seviyesini artırmayı hedeflediklerini vurguladı.

REDİN '26 kapsamında, yenilikçi ekosisteme değer katan ve fark yaratan projeler "2025 Ar-Ge, İnovasyon ve Tasarım Ödülleri" ile taçlandırıldı. İki ana kategoride gerçekleştirilen törenin ilk bölümünde disiplinlerarası Ar-Ge, üniversite-sanayi iş birliği, sürdürülebilir Ar-Ge ve dijital dönüşüm alanlarında ödüller sahiplerini buldu. Ödül töreninin ikinci bölümünde ise uygulamaya en yakın araştırma, en yenilikçi tasarım, sosyal etki inovasyonu ve yılın Ar-Ge projesi kategorilerinde başarı gösteren kurum ve araştırmacılara ödülleri takdim edildi.

*Güçlü İş Birlikleri* 

Dimes ve Novitopia’nın sponsorluğunda, Agronay Doğal Tarım, Güvenilir Ürün Platformu ve Elmas Patent’in partnerliğinde gerçekleştirilen organizasyonda destekçilere teşekkür plaketi takdim edildi. 


Dedeman Hospitality’den Düzce’nin Geleceğine Güçlü Adım


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Dedeman Hospitality’den Düzce’nin Geleceğine Güçlü Adım

Dedeman Düzce için imzalar atıldı; proje, Düzce’nin yükselen turizm vizyonu ve iş dünyası hareketliliğine yeni bir ivme kazandırmaya hazırlanıyor.

Türkiye’nin ilk yerli otel zinciri olarak altmış yılı aşkın süredir konaklama sektörünün gelişimine yön veren 

Bu kapsamda, yatırımcı firma sahibi Halil Uzun liderliğinde, Çağ Özel Güvenlik Eğitim Danışmanlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yatırımıyla hayata geçirilen Dedeman Düzce projesi için imzalar atıldı.

Düzce merkezde konumlanan proje, son yıllarda turizm, ticaret ve yaşam odaklı gelişimiyle dikkat çeken şehrin yükselen potansiyeline güçlü bir katkı sunmaya hazırlanıyor. Dedeman Hospitality markasını Düzce’nin büyüyen vizyonuyla buluşturan yatırım; şehrin iş dünyası hareketliliğini, bölgesel turizm gücünü ve gelişen konaklama altyapısını destekleyen önemli bir adım olarak öne çıkıyor.

İmza programına Dedeman Hospitality üst yönetiminin yanı sıra Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, Düzce Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Erdoğan Bıyık, BELTUR Yönetim Kurulu Başkanı Ayhan Cücü, Düzce TSO Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Cemal Aksan, Çağ Özel Güvenlik Eğitim Danışmanlık Hizmetleri Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi yönetim kurulu üyeleri, iş dünyası temsilcileri ve çok sayıda sivil toplum kuruluşunun üst düzey yöneticisi katıldı.

Türkiye’nin Yeni Nesil Turizm ve Yaşam Destinasyonlarından Biri: Doğanın, Tarihin ve Yükselen Yaşam Kültürünün Buluşma Noktası Düzce

İstanbul ve Ankara arasında stratejik bir geçiş noktasında konumlanan Düzce; son yıllarda artan sanayi yatırımları, gelişen ticaret hacmi ve doğal destinasyonlarıyla dikkat çeken şehirler arasında yer alıyor.

Yaylaları, şelaleleri, doğa sporları rotaları, Karadeniz’e uzanan sahil hattı ve tarihî mirasıyla öne çıkan şehir; aynı zamanda Konuralp Antik Kenti (Prusias ad Hypium) gibi kültürel değerleriyle de bölgesel turizm açısından güçlü bir potansiyel taşıyor.

Özellikle Sapanca ve Bolu gibi yoğun ziyaretçi hareketliliğine sahip destinasyonlar arasında konumlanan Düzce; gelişen ulaşım altyapısı, Kuzey Marmara bağlantıları ve artan iş seyahati trafiği ile birlikte yeni nesil şehir otelciliği açısından dikkat çeken bir merkez haline geliyor. Rafting, yayla turizmi, karavan turizmi, doğa yürüyüşleri ve hafta sonu kaçamakları açısından sunduğu çeşitlilik; Düzce’yi başlı başına güçlü bir yaşam ve deneyim destinasyonu olarak öne çıkarıyor.

Düzce’nin Güçlenen Turizm ve Şehir Altyapısı

Sanayi, tarım, ticaret ve turizm alanlarında her geçen gün yıldızı parlayan Düzce’nin gelişen konaklama ihtiyacına yanıt vermesi hedeflenen Dedeman Düzce; şehrin yükselen şehir vizyonuna güçlü bir katkı sunmaya hazırlanıyor.

Özellikle İstanbul ve Ankara arasında seyahat eden ziyaretçilerin konaklama tercihlerinde Düzce’nin daha güçlü şekilde konumlanması, hafta sonu seyahatleri ve kısa süreli kaçamaklar açısından şehrin yeni bir cazibe merkezi haline gelmesi amaçlanıyor.

Dedeman Düzce ile Şehir Otelciliğinde Yeni Bir Dönem

Toplam 72 oda kapasitesiyle planlanan Dedeman Düzce, şehir oteli konseptiyle hizmet verecek şekilde kurgulanıyor. Toplantı salonları, restoran alanı, cafe konsepti ve iş dünyasına yönelik fonksiyonel şehir otelciliği yaklaşımıyla şekillenen proje; hem iş seyahati yapan misafirlere hem de bölgesel turizm hareketliliğine hitap eden çağdaş bir konaklama deneyimi sunmayı hedefliyor. 2027 yılı içerisinde hizmete açılması planlanan otel, Düzce’nin gelişen konaklama altyapısına güçlü bir katkı sunmaya hazırlanıyor.

Dedeman Hospitality’nin kalite standartları ve operasyonel deneyimi doğrultusunda geliştirilen tesis, misafir beklentilerine hızlı, erişilebilir ve konfor odaklı çözümler sunan güçlü bir şehir oteli yatırımı olarak konumlanıyor.

Mayıs 2026

Düzce’nin Yükselen Potansiyeline Güçlü Bir Güven Mesajı

Düzce Belediye Başkanı Dr. Faruk Özlü, şehrin özellikle turizm alanında büyük bir gelişim potansiyeline sahip olduğunu vurgulayarak şu ifadeleri kullandı: “Düzce’nin güneyinde yaylalar ve şelaleler, kuzeyinde ise tarih ve deniz bulunuyor. Son yirmi yılda, özellikle deprem sonrası sağlanan teşviklerle birlikte sanayi alanında çok önemli bir gelişim gösterdi. Bugün Türkiye’nin en fazla ihracat yapan illeri arasında yer alan Düzce’nin; turizm, ticaret ve iş dünyası hareketliliği açısından da güçlü bir potansiyel taşıdığına inanıyoruz. Dedeman Hospitality gibi uluslararası ölçekte faaliyet gösteren güçlü markaların şehirde konumlanmasıyla birlikte, Düzce’nin konaklama altyapısının çok daha güçlü bir noktaya taşınacağını düşünüyoruz.”

İmza sürecine ilişkin değerlendirmede bulunan Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray ise şunları söyledi:

“Düzce, doğal zenginlikleri, stratejik konumu ve gelişen ekonomik yapısıyla Türkiye’nin dikkat çeken şehirlerinden biri haline geliyor. Dedeman Düzce ile şehrin gelişen konaklama ihtiyacına güçlü bir marka altyapısı ve sürdürülebilir bir işletme yaklaşımıyla katkı sunmayı hedefliyoruz.”

Türkiye genelinde büyüyen Dedeman Hospitality yapılanmasının önemli halkalarından biri olarak konumlanan Dedeman Düzce’nin, şehirdeki konaklama standartlarına ve bölgesel turizm hareketliliğine uzun vadeli katkı sağlaması hedefleniyor.

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Üyesi Banu Dedeman da Türkiye genelinde büyüyen Dedeman Hospitality yapılanmasının önemli halkalarından biri olarak konumlanan Dedeman Düzce’nin kendileri için özel bir yere sahip olduğunu belirterek şu ifadeleri kullandı:

“Türkiye’nin farklı şehirlerinde büyüyen Dedeman ailesi olarak hedefimiz; şehirlerimizin sahip olduğu doğal, kültürel ve turistik potansiyeli uluslararası ölçekte daha fazla misafirle buluşturmak.”

Yatırımcı firma sahibi Halil Uzun ise yatırımın şehir için taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları ifade etti:

“Bu iş birliğini yalnızca bir otel yatırımı olarak görmüyoruz. Dedeman markasının tecrübesi ve güvenini şehrimizle buluşturmak, bizim için aynı zamanda Düzce’ye duyduğumuz aidiyetin güçlü bir göstergesi. Bu yatırımın; yeni istihdam alanları oluşturacağına, şehrimizin turizm potansiyelini destekleyeceğine ve Düzce’nin marka değerine uzun vadeli katkı sağlayacağına inanıyoruz.”

Uyumsoft, IDC CIO Summit Türkiye 2026’ya katıldı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Uyumsoft, IDC CIO Summit Türkiye 2026’ya katıldı 

Dünya ekonomisine yapay zekanınetkisi 2030’a kadar 20 trilyon doları bulacak 

Yapay zeka yatırımları global ölçekte hız kazandı. Örneğin, Türkiye, Orta Doğu ve Afrika genelinde yapay zekayatırımlarınıngelecek iki yıl içinde 15 milyar dolara ulaşması öngörülüyor. Dünya ekonomisine yapay zekanın etkisinin ise, 2030 yılına kadar 20 trilyon doları bulacağı belirtiliyor. 

Ülkemizin önde gelen teknoloji liderleri ve CIO’larının katıldığı “IDC CIO Summit Türkiye 2026” etkinliği 6 ile 7 Mayıs tarihleri arasında Elite World Grand Sapanca Hotel’de gerçekleşti. Türkiye’deki işletmelerin dijital dönüşümüne 29 yıllık deneyimiyle liderlik eden Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ’nin arasında bulunduğu zirveyekatılan şirketler, etkinlik boyunca dijital dönüşüm, yapay zeka, otonom sistemler, veri odaklı stratejiler ve geleceğin iş modellerini masaya yatırdı.

Geçtiğimiz yıl açıklanan “2030 Sanayi ve Teknoloji Stratejisi”nde, ülkemizin savunma, yapay zeka, elektrikli araçlar, yenilenebilir enerji, uzay teknolojileri gibi alanlardaki yol haritası bildirilmişti. 

Yapay zekayı kullananlar değil, onunla dönüşenler kazanacak

Etkinlikte “Dijital Dönüşümün Ötesi” konulu bir konuşma yapan Uyumsoft Satış Direktörü Hasan Coşkun Güler, dijitalleşmenin artık işletmeler için tek başına yeterli olmadığını, şirketlerin rekabet gücünü artırabilmek için uyumlu, akıllı ve sürdürülebilir yapılara dönüşmesi gerektiği vurguladı. 

Dijital sistemlere sahip olmanın başlangıç noktası olduğunu ve asıl değerin bu sistemlerin entegre, veriye dayalı ve stratejik kararları destekleyen bir yapıya kavuşmasıyla oluşacağına dikkat çeken Hasan Coşkun Güler, şunları söyledi: 

“Bugün artık verinin, işletmeler için en önemli değer kaynaklarından birisi olduğunu çok net bir şekilde görüyoruz. Ancak burada asıl farkı yaratan şey, veriyi sadece toplamak ya da raporlamak değil, onu stratejik kararlara dönüştürebilmektedir. Gerçek zamanlı veri erişimi, gelişmiş karar destek sistemleri ve tahminleme analitiği sayesinde, işletmeler artık çok daha hızlı, öngörülü ve rekabetçi kararlar alabiliyorlar. Diğer taraftan yapay zeka, sadece destekleyici bir teknoloji olmaktan çıkarak, günümüzde iş süreçlerini ve yazılım geliştirme yaklaşımını dönüştüren temel unsurlardan birisi haline geldi. Uyumsoft’un vizyonunda yapay zeka, kod geliştirmeden orkestrasyona, raporlamadan veri giriş otomasyonuna kadar pek çok alanda işletmelere değer katmayı sürdürüyor. Artık, yapay zekayı kullananlar değil, onunla dönüşenler kazanacaktır.” 

Uyumsoft, yazılım üreticisi olarak değil, stratejik iş ortağı olarak konumlanıyor  

Uyumsoft’ungüçlü yanlarından birisinin yerli çözüm gücüyle birlikte işletmelere hem maliyet avantajı, hem de regülasyonlara tam uyum sağlayabilmesi olduğunun altını çizen Hasan Coşkun Güler, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Uyumsoft olarak kendimizi, bir yazılım üreticisi olarak değil, müşterilerimiz için uzun vadeli ve sürdürülebilir bir stratejik iş ortağı olarak konumlandırıyoruz. Her işletmenin farklı süreçleri ve ihtiyaçları olduğu kabul ederek, müşteriyi sisteme değil, sistemi müşteriye uyarlıyoruz. Liox ERP ürün ailemiz ve e-dönüşüm çözümlerimiz sayesinde, firmalarıniş süreçlerini uçtan uca daha entegre ve etkin bir şekilde yönetmelerine destek oluyoruz. Özetle, dijital dönüşüm artık yalnızca bir teknoloji yatırımı ya da bir yazılım projesi değildir, doğrudan işletmenin geleceğini şekillendiren bütünsel bir strateji haline gelmiştir. Bugünün ve geleceğin başarılı şirketlerini; regülasyonlara uyum sağlayabilen, verisini stratejik değere dönüştüren, yapay zekayı süreçlerine entegre eden ve sürdürülebilir değer üretebilen işletmeler oluşturacaktır.” 


Bentour Reisen, Aquapark Champions 2026’nın Kazananlarını Belirledi

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Bentour Reisen, Aquapark Champions 2026

Bentour Reisen, Aquapark Champions 2026’nın Kazananlarını Belirledi

Bentour Reisen tarafından ilk kez 12 yıl önce fikir olarak hayata geçirilen ve bu yıl ikinci Aquapark Championship organizasyonunu gerçekleştirdi.

Zürih/Belek, 14 Mayıs 2026 – Kaydıraklar, yarışlar, eğlence ve güçlü takım ruhu: Bentour Reisen, 11–14 Mayıs 2026 tarihleri arasında ikinci Aquapark Championship organizasyonunu gerçekleştirdi. Granada Luxury Belek’te düzenlenen etkinlikte toplam 30 seyahat danışmanı, on takım halinde yarışarak “Aquapark Champion 2026” unvanı için mücadele etti.

Geçtiğimiz yıl büyük ilgi gören etkinlik formatı, 2026 yılında daha da geliştirilerek yeni yarışmalarla zenginleştirildi. Organizasyonun odağında yine ailelerin tatil tercihlerinde giderek daha fazla önem verdiği unsurlar yer aldı: modern aquaparklar, etkileyici kaydırak alanları, aile dostu otel konseptleri ve deneyime dayalı müşteri danışmanlığı.

Bentour Reisen CEO’su Deniz Ugur konuyla ilgili şu açıklamada bulundu:

“Aquapark Championship, Türkiye’de aile tatilinin ne ifade ettiğini son derece eğlenceli ve etkileyici bir şekilde ortaya koyuyor: eğlence, hareket, birlikte yaşanan deneyimler ve güçlü otel ürünleri. Aynı zamanda iş ortaklarımız olan seyahat acentelerine bu ürünleri yerinde deneyimleme fırsatı sunuyoruz. Kaydırakları, aquaparkları ve aile konseptlerini bizzat test eden danışmanlar, ailelere çok daha samimi ve güvenilir öneriler sunabiliyor.”

Championship boyunca takımlar aquapark temalı çeşitli yarışmalarda mücadele etti. Program kapsamında hız kaydırağı yarışları, surfboard basketbolu, Lazy River üzerinde bot yarışları ile çeşitli beceri, kaydırak ve bilgi yarışmaları düzenlendi. Etkinlik ayrıca katılımcılar arasındaki iletişimi güçlendiren akşam organizasyonlarıyla desteklendi.

Programın dikkat çeken bölümlerinden biri de çarşamba sabahı Gloria Hotels’ in yeni aquaparkına gerçekleştirilen ziyaret oldu. Katılımcılar burada Türkiye’de aile segmentine yönelik yeni bir yatırımı yakından inceleme ve müşteri danışmanlığı açısından ek ürün bilgileri edinme fırsatı buldu.

Etkinliğin sonunda Elena, Sascha ve Kevin’ den oluşan Mor Takım birinciliği elde ederek “Aquapark Champion 2026” unvanını kazandı. Takım, şampiyonluk kupasının yanı sıra 2027 Aquapark Championship’ e katılım hakkı da elde ederek unvanını koruma şansı yakaladı.

Aquapark Championship, Bentour Reisen’ in büyüyen aile ve aquapark otelleri segmentine yönelik satış stratejisinin bir parçası olarak düzenleniyor. Bu doğrultuda Bentour Reisen, 2026 Kaydırak Kataloğu’ nu da önemli ölçüde genişletti. Güncel katalog, geçen yıla kıyasla neredeyse iki kat daha fazla otel içeriyor ve seyahat acentelerine Türkiye’deki seçkin aquaparklar, su kaydırağı alanları, güvenlik unsurları ve aile dostu otel hizmetleri hakkında kapsamlı bir genel bakış sunuyor. Kataloğa ayrıca Yunanistan ve Mısır’daki tesisler de dahil edildi.

Deniz Ugur açıklamasının devamında şunları söyledi:

“Kaydırak kataloğumuz ve Aquapark Championship sayesinde somut satış desteğini gerçek deneyimlerle bir araya getiriyoruz. Böylece seyahat acenteleri için gerçek bir katma değer oluşturuyoruz. Katılımcılar yalnızca bilgi edinmekle kalmıyor, aynı zamanda satış görüşmelerinde fark yaratabilecek kişisel deneyimler ve ikna gücü yüksek deneyimler de kazanıyor.”

Bentour Reisen, başarılı organizasyon formatını 2027 yılında da sürdürmeyi ve daha da geliştirmeyi planlıyor.

21 Mayıs 2026 Perşembe

Tourism Summit – Asia 2026 Thailand Conference & B2B Networking” etkinliği, Pattaya şehrinde gerçekleştirildi.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TravelShop Booking ve İstanbul Turizm Derneği İmzasıyla Uluslararası Turizm Zirvesi Asya 2026 Tayland’da Büyük Başarıyla Gerçekleştirildi.

Küresel Turizm Profesyonelleri Asya 2026 Zirvesi’nde Yeni İş Birlikleri Kurdu ve Türkiye, Uluslararası Turizm Arenasında Gücünü Bir Kez Daha Gösterdi.

Turizm sektörünün dünyanın dört bir yanından önemli temsilcilerini bir araya getiren “International Tourism Summit – Asia 2026 Thailand Conference & B2B Networking” etkinliği, Tayland’ın dünyaca ünlü turizm destinasyonlarından Pattaya şehrinde büyük bir başarıyla gerçekleştirildi.

Etkinlik; Travel Shop Booking, Workshop Travel Shop, Travel Shop Turkey, İstanbul Turizm Derneği ve Unique Regency Hotel Pattaya iş birliğiyle organize edildi. Organizasyona yaklaşık 100 ülkeden 500’ün üzerinde seçkin tur operatörü, turizm profesyoneli, yatırımcı ve sektörün karar verici isimleri katılım sağladı.

Uluslararası turizm dünyasının önde gelen isimlerini buluşturan zirvede; sektörün geleceği, sürdürülebilir turizm, dijital dönüşüm, yeni turizm trendleri, müşteri çeşitliliği ve yeni pazarlara açılım gibi birçok önemli konu ele alındı. Dünyaca ünlü keynote konuşmacılarının gerçekleştirdiği sunumlar, katılımcılar tarafından büyük ilgi gördü.

Etkinliğin açılış kurdelesi; Pattaya Belediye Başkanı Mr. Poramet Ngampichet, The International Ecotourism Society (TIES) İcra Direktörü Mr. Jon Bruno, United Federation of Travel Agents Associations (UFTAA) Global Başkanı ve aynı zamanda Travel Agents Association of India (TAAI) Başkanı Mr. Sunil Kumar ile turizm sektörünün önde gelen uluslararası temsilcilerinin katılımıyla kesildi.


Etkinliğin organizasyonunu gerçekleştiren Travel Shop Booking ve İstanbul Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Murtaza Kalender, zirveye ilişkin yaptığı açıklamada şu ifadelere yer verdi:

“Dünyanın birçok ülkesinde düzenlediğimiz uluslararası turizm zirveleri, konferanslar ve B2B networking etkinliklerini başarıyla tamamlamıştık. Bu kez ise Asya Pasifik’in en özel destinasyonlarından biri olan Pattaya’da böylesine güçlü bir organizasyonu başarıyla gerçekleştirmenin gururunu yaşıyoruz.

Etkinliğimize yaklaşık 100 ülkeden dünyanın önde gelen turizm firmaları, sektör liderleri ve alanında uzman konuşmacılar katıldı. Turizmde önümüzdeki 10 yılı şekillendirecek yeni trendler, değişen müşteri beklentileri ve sektörün geleceğine yönelik son derece önemli sunumlar gerçekleştirildi.

Bu zirvede yalnızca iş bağlantıları kurulmadı; aynı zamanda ülkeler arasında yeni iş birlikleri, ürün çeşitliliği ve pazar çeşitliliğini artıracak güçlü adımlar atıldı. İstanbul’un ve Türkiye’nin turizm potansiyelini uluslararası platformlarda en güçlü şekilde tanıtmaya devam ediyoruz.

Amacımız; Türkiye’yi, İstanbul’u ve ülkemizin tüm turizm değerlerini dünyanın dört bir yanında en iyi şekilde temsil etmek ve turizmi 12 aya yayacak yeni iş birlikleri oluşturmaktır. Bu tür uluslararası çalıştaylar ve networking organizasyonları sektörümüz için son derece önemlidir.”

Murtaza Kalender ayrıca, 2026, 2027 ve 2028 yıllarına yönelik uluslararası etkinlik takviminin büyük ölçüde netleştiğini belirterek şu bilgileri paylaştı:

Yaklaşan Uluslararası Etkinlikler

Ağustos 2026 – Özbekistan

Ekim 2026 – Antalya Tourism Fair

Mayıs 2027 – Yunanistan

Haziran 2027 – Tayland

Ekim 2027 – Japonya

Mart 2028 – Amerika

Kalender açıklamasının devamında, dünyanın yaklaşık 20 farklı ülkesinden aynı organizasyonların kendi ülkelerinde gerçekleştirilmesi için iş birliği talepleri aldıklarını ifade etti.

“Ekip arkadaşlarımızla birlikte hem ülkemizi hem de İstanbul’u dünyanın farklı turizm platformlarında en iyi şekilde tanıtmaya devam edeceğiz. Uluslararası turizm paydaşlarımızla güçlü iş birlikleri kurarak; yeni ürünler, yeni pazarlar ve yeni müşteri ağları oluşturmak için çalışmalarımızı sürdüreceğiz.”

Uluslararası Turizm Zirvesi Asya 2026, dünya turizm profesyonelleri arasında yeni iş bağlantılarının kurulmasına önemli katkı sağlarken, Türkiye’nin global turizm arenasındaki gücünü bir kez daha ortaya koydu.


11 Mayıs 2026 Pazartesi

İstanbul’un kalbindeki konumuyla The Ritz-Carlton, Istanbul’un terası The Roof şehrin nabzını tutuyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İSTANBUL’UN GÖZDE BULUŞMA NOKTASI: THE ROOF

İstanbul’un kalbindeki konumuyla The Ritz-Carlton, Istanbul’un terası The Roof geniş açık alanı, sonsuzluk havuzu, güneşlenme bölümleri,iddialı menüsü ve DJ performanslarıyla hem gündüz hem gece şehrin nabzını tutuyor.

Sosyal hayatın vazgeçilmez buluşma noktalarından biri olan The Roof at The Ritz-Carlton, Istanbul benzersiz lokasyonuyla şehrin kalbinde konumlanıyor. Otelden ayrı da bir girişe sahip olanThe Roof’ta, sakin dinlenme alanları, havuz keyfi ve açık havada tüm gün süren yemek deneyimi; geceleri seçkin ve modern bir restoran& bar konseptiyle aynı çatı altında sunuluyor. 

Sofistike, şık ve modern bir vaha

Dekorasyonunda botanik detayların sıkça kullanıldığı The Roof, büyülü Boğaz ve İstanbul manzarasını, yeşilliklerle bütünleştiriyor. Mimarisi, N10 Mimarlık ve İç Mimarlık Stüdyosu tarafından yapılan The Roof, gündüz güneşlenme alanları, akşam ise Akdeniz mutfağı servisi verenrestoranıyla ve Nobu tarafından ayrıca dizayn edilmiş, Işıklandırmaları ve gölge oyunlarıyla The Roof, İstanbul gecelerinde samimi ve kozmopolit ambiyansıyla yer alıyor. The Roof  haftanın farklı günlerinde sunduğu wellness buluşmalarıve DJ performansları ile misafirleri renkli bir etkinlik seçkisiile buluşturuyor.

İstanbul’da gün batımı 

360 derece manzarasıyla, eşsiz bir İstanbul silueti sunan The Roof’ta gün batımları eşsiz bir deneyim oluyor. The Roof’ta günün heyecanı ve dinamizmi yerini, geniş kokteyl menüsünün eşlik ettiği sakin bir gün batımı ve devamında hareketli yaz akşamlarına bırakıyor. 

The Roof menüsündeAkdeniz’den ilham alan çeşitli lezzetlerbulunuyor. The Roof menüsü kahvaltıdan atıştırmalıklara, leziz ve özenli bir akşam yemeğinden gün içinde alınabilecek aperatiflere kadar geniş bir yelpazede sunuluyor. Sağlıklı bowl ve avakado tost gibi sağlıklı kahvaltı tabaklarıylabaşlayan menüde;deniz ürünleri tabağı, ahtapot carpaccio, karpuz ve tuna crudo gibi deniz kıyılarından esinlenen başlangıçlar yer alıyor. Geniş bir makarna, pizza ve salata seçkisiyle devam eden ana yemeklerde; limonlu tereyağlı karides, ızgara kuzu pirzola, fener balığı buğlama gibi imza tabaklar da bulunuyor. Taze meyvelerle hazırlanan karışık berry tabağı, limon pavlova&gül ahududu limon şerbeti ve Türk kahveli&naneli krem bruléé gibi sıra dışı tatlı tabakları ise damaklarda ferahlatıcı bir bitiş sunuyor.

The Roof açık alanında; çeşitli wellness buluşmalarının yanı sıra spor aktiviteleri,film geceleri, gün batımı konserleri ve parti atmosferi İstanbul silüetiyle uyum içinde devam ediyor. 


 

“Onarıcı Tarım, Yerel Çözümler ve Gençliğin Gücü” ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde “Dirençlilik” ve “Uygulama” Vurguları Öne Çıktı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“Onarıcı Tarım, Yerel Çözümler ve Gençliğin Gücü” ÇEVKO Vakfı Söyleşisi’nde

“Dirençlilik” ve “Uygulama” Vurguları Öne Çıktı

ÇEVKO Vakfı’nın “İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlik” söyleşi serisinin 2026 yılındaki ikinci buluşmasında, Kasım ayında Antalya’da gerçekleşecek BM 31. Taraflar Konferansı (COP31) öncesinde uygulama süreçleri ve sektörel hazırlıklar değerlendirildi. Söyleşide onarıcı tarım, yerel yönetimlerin iklim dirençliliğindeki rolü, küresel finansman ihtiyacı ve gençlerin karar alma mekanizmalarına katılımı öne çıkan başlıklar oldu. 

Uzman sanayi inisiyatifi ve etkin sivil toplum kuruluşu kimliklerini bünyesinde bir araya getiren ÇEVKO Vakfı’nın, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle düzenlediği çevrim içi söyleşiler, 6. yılında da sürüyor. 

Ana odağı, Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleştirilecek COP31 süreci çerçevesinde belirlenen 2026 yılı söyleşilerinin ikincisi, 27 Nisan günü yoğun bir katılımla gerçekleşti.


Moderatörlüğünü Küresel Isınma Kurultayı Komitesi Başkanı Celal Toprak’ın üstlendiği söyleşinin konuşmacıları; ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Bahar Özay, Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu ve Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce oldular. 

Mete İmer: “Artık Gerçekleştirilebilenlerin Samimi Bir Muhasebesini Yapma ve Uygulamayı Öne Çıkarma Zamanı”

İklim krizinin etkisini artırmaya devam ettiğini ve COP31’in zor küresel koşullar altında toplanacağını vurgulayan ÇEVKO Vakfı Genel Sekreteri Mete İmer, “Dünya Meteoroloji Örgütü verilerine göre son 10 yıl, kayıtlara geçen en sıcak yıllar arasında yer aldı. Diğer taraftan dünyadaki olumsuz politik ve ekonomik gelişmeler, Amerika Birleşik Devletleri’nin Paris İklim Anlaşması’ndan çekilmesi, bölgesel savaşlar ve iklim finansmanındaki yetersizlikler devam ediyor. Antalya’da Kasım ayında gerçekleşecek 31. Taraflar Konferansı bu koşullar altında toplanacak. Bu nedenle zor bir gündemle karşı karşıyayız,” dedi.

Paris İklim Anlaşması’ndan bu yana geçen 10 yılda hedeflere ne kadar yaklaşıldığının samimi biçimde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Mete İmer, “Uygulama artık belirleyici bir aşama haline geldi. Geride kalan dönemde hedeflere ne kadar yaklaşıldığını, uygulamanın ne ölçüde başarılı olduğunu açık biçimde muhasebe etmeliyiz. Türkiye olarak da bu muhasebeyi yapmalı; yasal düzenlemelerimizi ne kadar hayata geçirdiğimizi, iklim finansmanını ne ölçüde temin edebildiğimizi ve toplumu harekete geçirmek için neler yaptığımızı sorgulamalıyız. Eksikliklerimizi gidermemiz büyük önem taşıyor” şeklinde konuştu.

Özellikle kentlerin iklim krizine karşı dirençli hale getirilmesinin giderek daha acil bir başlık haline geldiğine işaret eden Mete İmer, sözlerini şöyle sürdürdü: “Toplumu yakından ilgilendiren ve giderek daha acil hale gelen konu, kentlerin ve yaşam alanlarının iklim krizine karşı direnç kazanmasıdır. Yaşadığımız seller, afetler ve kuraklıklar; şehirlerde bundan sonra daha güvenli bir yaşam için altyapı yatırımlarını, bu alana yönelik finansman ihtiyacını ve yerel yönetimlerin rolünü öncelikli hale getirdi. Bu nedenle bu toplantıda ve bundan sonraki söyleşilerimizde belediye temsilcilerine de söz vermek, onları dinlemek istiyoruz. Çünkü burada belediyelerin sorumluluğu ve yapacakları çalışmalar çok önemli.”

Selda Susal Saatçi: “Her 5 Saniyede Bir Futbol Sahası Kadar Verimli Toprak Kaybediliyor” 

İklim krizinde “uygulama” ve “sonuç” odaklı yeni bir döneme girildiğini vurgulayan Anadolu Efes Grup Kurumsal İletişim ve İlişkiler Direktörü Selda Susal Saatçi, “Türkiye’nin ev sahipliğinde gerçekleşecek COP31’e doğru ilerlerken aslında bir kırılma noktasındayız. Yıllarca hedefleri ve taahhütleri konuştuk; artık bu hedeflerin sahadaki karşılığını, uygulamaların somut çıktılarını görmeye ihtiyaç duyuyoruz. COP31’in de bu yaklaşım üzerine kurulduğunu yakından takip ediyoruz. Bu çerçevede döngüsel ekonomi, atık yönetimi, iklim finansmanına erişim, tarım, su ve gıda güvenliği, adil dönüşüm ve gençlik katılımı öne çıkan başlıklar arasında yer alıyor,” dedi.

Sürdürülebilirliği iş modelinin merkezine alan bir yaklaşım benimsediklerini belirten Selda Susal Saatçi, “Biz Anadolu Efes olarak ‘7. nesil düşünce’ yaklaşımıyla hareket ediyoruz. Yani bugün aldığımız her kararın, yaptığımız her eylemin gelecek nesiller üzerindeki etkisini gözetiyoruz. Sürdürülebilirlik bizim için yalnızca bir başlık değil, iş yapış biçimimizin merkezinde yer alan ve uzun vadeli değer yaratma modelimizin ayrılmaz bir parçası olan dönüştürücü bir strateji. Türkiye’de sürdürülebilirlik raporlamasını ilk gerçekleştiren şirketlerden biri olarak çevresel, sosyal ve yönetişim performansımızı şeffaf şekilde paylaşıyoruz ve son iki yıldır entegre raporlama yaklaşımını benimsiyoruz,” diye konuştu.

Selda Susal Saatçi, sözlerini şöyle sürdürdü: “Tarım, iklim krizinden en çok etkilenen ve aynı zamanda krizi etkileyen alanlardan biri. Küresel ölçekte tarımsal faaliyetler emisyonların yaklaşıkyüzde 13’ünü oluştururken, su kaynaklarının yüzde 70’inden fazlasını tüketiyor. Her yıl yaklaşık 75 milyar ton verimli toprak kaybediliyor; bu, her 5 saniyede bir futbol sahası büyüklüğünde alanın yok olması anlamına geliyor. Artan nüfusla birlikte 2050’ye kadar tarımsal üretimin iki katına çıkması gerekiyor. Bu tablo, tarımda daha dayanıklı ve sürdürülebilir yöntemlere geçişi zorunlu kılıyor.Bu kapsamda biz de onarıcı tarım uygulamalarına odaklanıyoruz. Yaptığımız pilot çalışmalarda somut ve cesaret verici sonuçlar elde ettik. Toprak organik maddesinde yüzde 25’e varan artış, su tutma kapasitesinde yüzde 13 iyileşme ve hektar başına 6,7 ton karbon tutulumu sağladık. Bu sonuçlar ışığında bu yıl onarıcı tarım uyguladığımız alanları genişletme kararı aldık.  Bununla birlikte, çiftçilere sağladığımız 220 milyon TL’yi aşan teşvik paketi, gençlere yönelik sürdürülebilir tarım eğitim programları ve kadınların güçlenmesine katkı sunan döngüsel ekonomi projeleriyle bütüncül bir etki yaratmayı hedefliyoruz. Tarım, gıda güvenliği, sıfır atık, gençlik ve eğitim başlıklarında atılan adımların tek başına değil, iş birlikleriyle ilerlemesi gerektiğine inanıyoruz; COP31’in de bu anlamda güçlü bir sinerji yaratma potansiyeli taşıdığını düşünüyoruz.”

Dr. Bahar Özay: “Sürdürülebilirlik Artık Sadece Çevresel Değil, Ekonomik ve Jeopolitik Bir Mesele”

Sürdürülebilirliğin artık yalnızca çevresel bir gündem değil, ekonomik, teknolojik ve jeopolitik boyutları olan çok katmanlı bir dönüşüm alanı haline geldiğini vurgulayan BM Sürdürülebilir Kalkınma Çözümleri Ağı Türkiye Koordinatörü Dr. Bahar Özay, “Bugün içinde bulunduğumuz tablo, sürdürülebilirlik ve iklim konularının ekonomipolitikalarından enerji ve gıda güvenliğine, toplumsal refahtan küresel rekabet gücü ve dış politikaya kadar uzanan yapısal bir dönüşüm gündemi haline geldiğini açıkça gösteriyor. Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları’nın başarılması için belirlenen 2030 takvimi bağlamında yapılan değerlendirmeler, amaçların yalnızca yaklaşık yüzde 17’sinin hedeflenen hızda ilerlediğini ortaya koyuyor” şeklinde konuştu.

Küresel ölçekte sürdürülebilirlik hedeflerinin önündeki en temel engelin kalkınma ve iklim finansmanındaki açık olduğuna dikkat çeken Dr. Bahar Özay, “Bugün geldiğimiz noktada finansman konusu belirleyici bir kırılma alanı. 2015 yılında yıllık 2,5 trilyon dolar olarak hesaplanan ihtiyaç, bugün 4 trilyon dolar seviyesine ulaşmış durumda. Mevcut kaynakların adil, etkin ve verimli kullanılamaması ve çok taraflı işbirliklerinde yaşanan sorunlar, bu süreci daha da zorlaştırıyor. Aynı zamanda jeopolitik gelişmeler, çatışmalar ve küresel yönetişim mekanizmalarındaki zayıflama, sürdürülebilirlik gündeminin ilerlemesini doğrudan etkiliyor” dedi.

Dr. Bahar Özay, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bu çok katmanlı kriz ortamında Türkiye’nin ‘orta güç’ olarak farklı bölgeler, ekonomiler ve aktörler arasında köprü kurabilecek önemli bir rol üstlenme potansiyeli bulunuyor. COP31 süreci, Türkiye’nin hem yeşil dönüşüm hem de kalkınma ve iklim finansmanı ile uluslararası diyalog açısından konumunu güçlendirebileceği kritik bir fırsat sunuyor. Türkiye gibi ‘zanaatkar devlet’ olarak tanımlanabilecek ülkeler, değişen küresel koşullara daha hızlı uyum sağlayabilen, mevcut araç ve kurumları yeniden şekillendirme kapasitesine sahip aktörler olarak öne çıkıyor. Bu bağlamda hem sanayi politikalarının daha düşük karbon yoğunluklu ve yüksek katma değerli bir yapıya evrilmesi hem de eğitim ve gençlik odaklı iklim eylemlerinin güçlendirilmesi büyük önem taşıyor. Özellikle COP31 kapsamında iklim eğitimi ve gençlik katılımının değerlendirilmesi, Türkiye’nin avantajlı olduğu alanlardan biri olarak öne çıkıyor.”

Pelin Kıvrıkoğlu: “İklim Eyleminde Yerel Yönetimler Uygulamanın Doğrudan Sahasında”

Yerel yönetimlerin iklim eyleminde doğrudan uygulayıcı rol üstlendiğini vurgulayan Üsküdar Belediyesi İklim Değişikliği ve Sıfır Atık Müdürü Pelin Kıvrıkoğlu, “Yerel yönetimler olarak sürecin tam sahasındayız ve doğrudan vatandaşla temas eden bir yapı olarak iklim politikalarının uygulamadaki karşılığını üretmekle sorumluyuz. Üsküdar Belediyesi olarak 2021 yılında hazırlanan sürdürülebilir enerji ve iklim eylem planımız kapsamında 2030 yılına kadar yüzde 40 emisyon azaltım hedefiyle ilerliyoruz. Ancak eylem planlarının yalnızca raflarda kalan stratejik dokümanlar olmaması, izlenebilir ve ölçülebilir uygulamalarla desteklenmesi gerekiyor. Bu nedenle yeni dönem ihtiyaçlarını da kapsayan güncel bir iklim eylem planı çalışmasını başlatmış bulunuyoruz” dedi.

Emisyon kaynakları ve yerel yönetimlerin sınırlılıklarına da dikkat çeken Pelin Kıvrıkoğlu, “2024 yılı itibarıyla sera gazı emisyonumuzu 1.832.339 tonkarbondioksit eşdeğeri olarak hesapladık. Bunun yüzde 70’i enerji, yüzde 23’ü ulaşım veyüzde 7’si ise atık kaynaklı. Ancak enerji tüketiminin önemli bir bölümü hane ve sanayi kaynaklı olduğu için yerel yönetimlerin doğrudan müdahale alanı dışında kalıyor. Bu durum, özellikle enerji başlığında tüm ilçe belediyeleri için ortak bir zorluk yaratıyor. Buna rağmen CDP raporlamasında B skoru elde ettik ve uluslararası ağlara üyeliklerimizle birlikte iyi uygulamaların paylaşımı ve görünürlüğü açısından önemli bir ilerleme sağladık” şeklinde konuştu.

Pelin Kıvrıkoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü: “Uyum ve dirençlilik başlıkları yerel yönetimler için giderek daha kritik hale geliyor. Bu kapsamda enerji yönetimi, sıfır atık uygulamaları ve döngüsel ekonomi projelerini hayata geçiriyoruz. Avrupa Birliği destekli ‘RISE Üsküdar – RisktenHazırlığa: Üsküdar’daİklimDirencine Giden Kurumsal Yollar’ projesiyle iklim direncine yönelik doğal tabanlı çözümler geliştirirken, ‘Atıksız Üsküdar Atıksız Pazar’ projesiyle semt pazarlarında oluşan organik atıkları komposta dönüştürerek yeniden kullanıma kazandırıyoruz. Bu proje hem ödüller aldı hem de diğer belediyeler için örnek bir uygulama haline geldi. Bunun yanı sıra bitkisel atık yağların toplanması, çevre festivalleri, gıda israfını azaltmaya yönelik çalışmalar ve mahalle buluşmalarıyla vatandaşın sürece aktif katılımını sağlamaya odaklanıyoruz. Yerel ölçekte bu tür somut uygulamaların yaygınlaşmasının iklim mücadelesinde gerçek etki yarattığına inanıyoruz. Ayrıca COP sürecinde yerel yönetimlerin daha görünür olması ve özellikle kadın liderler olarak bu alanda söz söyleyebilmemiz için aktif rol almaya hazırız.”

Asya Yüce: “Gençler Sürecin İzleyicisi Değil, Aktif Katılımcısı Olmak İstiyor”

Türkiye genelinde 208 üniversiteyi kapsayan iklim elçileri ağını temsil eden Başkent Üniversitesi İklim Elçisi Asya Yüce, iklim krizinin gençler için teorik bir tartışma değil, doğrudan deneyimlenen bir gerçeklik olduğuna dikkat çekti.

Gençlerin iklim sürecinde yalnızca izleyici değil, aktif bir paydaş olduğunu vurgulayan Asya Yüce, “2021 yılından bu yana her üniversiteden seçilen temsilciler olarak kampüslerimizde sürdürülebilirlik ve iklim kriziyle mücadele alanında öncülük ediyoruz. COP31 sürecinde genç katılımının en az yüzde 10 seviyesinde hedeflenmesiyle birlikte kapasitemiz ve etki alanımız da her geçen gün artıyor,” şeklinde konuştu.

İklim elçilerinin sahadaki rolüne dikkat çeken Asya Yüce, “Bakanlığımız tarafından düzenlenen eğitim kamplarında iklim değişikliği, iklim finansmanı ve yeşil dönüşüm gibi başlıklarda yoğun eğitimler alıyor; ardından bu bilgi birikimini hem üniversitelerimizde hem de toplum genelinde yaygınlaştırmayı hedefliyoruz. Amacımız, iklim krizini teorik bir tartışma alanı olmaktan çıkararak herkesin sahiplendiği bir çevre kültürüne dönüştürmek. Bu kapsamda söyleşiler, paneller ve farkındalık etkinlikleri düzenliyor, aynı zamanda ulusal ve uluslararası platformlarda iklim diplomasisi yürütüyoruz” dedi.

Asya Yüce, sözlerini şöyle sürdürdü: “Taraflar Konferansı’nda yalnızca katılımcı değil, çözüm ortağı olarak yer alıyoruz. Birleşmiş Milletler’in gençlik yapılanmalarıyla koordineli çalışarak ulusal gençlik bildirilerini küresel karar vericilere iletiyor, gençlerin taleplerinin ulusal katkı beyanları gibi resmi politika metinlerine dahil edilmesini hedefliyoruz. COP süreci bizim için bir zirve noktası; Türk gençliğinin organize, donanımlı ve çözüm odaklı yapısını uluslararası alanda göstermek istiyoruz. Bu süreçte gençlerin karar mekanizmalarında yalnızca temsil edilmesi değil, kararları doğrudan etkileyen bir konuma gelmesi gerektiğine inanıyoruz.”

ÇEVKO Vakfı’nın Küresel Isınma Kurultayı Komitesi iş birliğiyle hazırladığı “İklim Değişikliği ve Sürdürülebilirlikteki Son Gelişmeler" başlığını taşıyan söyleşiyi, ÇEVKO Vakfı’nın YouTube kanalından da izleyebilirsiniz: