31 Ocak 2026 Cumartesi

Murtaza Kalender Tokat Turizmini Değerlendirdi Uluslararası Tecrübenin Işığında Tokat’ın Geleceği.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Tokat Turizmde 10 Yılda 2 Milyar Dolar Kazanabilir

Murtaza Kalender Tokat Turizmini Değerlendirdi Uluslararası Tecrübenin Işığında Tokat’ın Geleceği.

Uluslararası Ekoturizm Derneği Başkan Yardımcısı ve Uluslararası Düğün Profesyonelleri Derneği Avrupa ve Asya Başkan Yardımcısı olarak görev yapan Murtaza Kalender, bugüne kadar dünyanın birçok ülkesini görme ve farklı turizm modellerini yerinde inceleme fırsatı bulmuştur. Uluslararası deneyimleri doğrultusunda Tokat’ın turizm geleceğine dair görüş ve değerlendirmelerini paylaştı.

Turizm: Bacası Olmayan En Güçlü Sanayi

Turizm günümüzde şehirlerin kalkınmasında lokomotif rol üstlenen bacasız bir sanayi konumundadır. Tokat ise sahip olduğu değerlerle önümüzdeki 10 yıl içerisinde 2 milyar dolar döviz geliri elde edebilecek potansiyele sahiptir. Bunun için en önemli unsur; Tokat’ın kendi gücüne inanması ve birlikte hareket edebilmesidir.

Tokat’ın Güçlü Turizm Potansiyeli

Tokat’ın tarihi mirası, doğal güzellikleri, kültürel değerleri ve zengin mutfağı, şehri turizmde öne çıkarabilecek temel unsurlardır. Antik kentler, kaleler, medreseler, tabiat parkları, kaplıcalar ile birlikte Gastronomi, meyve ve sebze zenginliği, Tokat’ın çok yönlü bir turizm destinasyonu olabileceğini açıkça göstermektedir.

Adeta Küçük Bir Ülke: Tokat

Tokat; ilçeleriyle birlikte düşünüldüğünde tarih, doğa, kültür ve gastronominin aynı şehirde buluştuğu nadir merkezlerden biridir. Her köşesi ayrı bir hikâye, her ilçesi ayrı bir değer taşımaktadır. Bu bütünlük, Tokat’ı benzersiz kılan en önemli unsurlardan biridir.

Tarihin Kalbinde Tokat

Yağıbasan Medresesi – Anadolu’nun ilk medreselerinden biri

Tokat Kalesi ve Tarihi Hamamlar

Horoztepe, Komana Pontika ve Sebastopolis Antik Kentleri

Danişmentlilere başkentlik yapmış Niksar

Zile Kalesi – Jül Sezar’ın “Veni Vidi Vici” sözünü söylediği yer

Ballıca Mağarası – UNESCO listesinde yer alan eşsiz doğa harikası

Tarihi konaklar, hanlar, hamamlar ve medreseler

Kısacası Tokat; kale, medrese ve antik kent zenginliği açısından Türkiye’nin önde gelen şehirlerinden biridir.

Doğanın ve Termalin Başkenti

Zinav Gölü Tabiat Parkı

Almus Barajı

Kaz Gölü

Niksar Çamiçi Yaylası

Sulusaray ve Reşadiye Kaplıcaları – Dünyanın sayılı termal sularından

Tokat, doğa turizmi ve termal turizm açısından büyük bir avantaja sahiptir.

Gastronomi ile Zirveye Yolculuk

Tokat mutfağı, Türkiye’nin en özel lezzetlerinden bazılarını barındırır:

Tokat Kebabı, Zile Pekmezi, Bat, Keşkek, Tokat Tavası, Madımak, Çökelekli Gözleme, Niksar Cevizlisi, Zile Kömesi, Yaprak Dolması, Katmer ve Bakla Dolması gibi birçok yöresel tat gastronomi turizmi için büyük bir güçtür.

Ekoturizm ve Tarımsal Zenginlik

Tokat; dalından toplanan meyve ve sebzeleriyle ekoturizmde zirveye oynayabilecek şehirlerden biridir.

Kiraz, elma, üzüm, şeftali, armut, erik, vişne, ayva, ceviz, dut ile

domates, biber, patlıcan, salatalık, fasulye, kabak, lahana, ıspanak, pırasa, soğan, sarımsak, havuç ve marul çeşitliliği Tokat’ın doğal bereketini ortaya koymaktadır.

El Sanatları ve Kültürel Üretim

Tokat Yazması, el örgüsü ürünler, kilimler, halılar, oyalı yemeniler ve düzenlenecek atölye çalışmaları Tokat’ı kültür turizminde daha ileri noktalara taşıyabilir.

Yaşayan Kültürel Miras

Zile, Almus, Reşadiye ve Artova’daki Sıraç köyleri, canlı kültürel yapılarıyla Tokat’ın sosyal ve folklorik zenginliğini yansıtmaktadır.

Planlama ve Ortak Vizyonun Önemi

Tokat’ın potansiyeli birkaç başlıkla sınırlanamayacak kadar büyüktür. Önemli olan; halkın, kamu kurumlarının, sivil toplum kuruluşlarının ve turizm paydaşlarının aynı hedef etrafında birleşmesidir. Bugünden başlanacak en az 10 yıllık stratejik turizm planı, Tokat’ı gerçek anlamda bir turizm merkezine dönüştürebilir.

Son Söz: Gelecek Tokat’ın Elinde

Tokat; doğru strateji, güçlü inanç ve ortak hareketle turizmi gerçek bir bacasız sanayiye dönüştürebilecek imkâna sahiptir. Geleceği belirleyecek olan ise bugünden atılacak kararlı adımlar ve Tokat halkının bu vizyona olan inancıdır.


Murtaza Kalender


SunExpress ve Eurowings’ten Yeni Ortak Uçuş Hatları


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress ve Eurowings’ten Yeni Ortak Uçuş Hatları

Türk Hava Yolları ile Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress ve Eurowings, ortak uçuş (codeshare) anlaşmasını genişletiyor. Bu kapsamda Düsseldorf, Stuttgart ve Berlin üzerinden 8 yeni destinasyona direkt ortak uçuş seçeneği sunulurken, iki hava yolunun ortak uçuş ağı toplamda 13 noktaya ulaşıyor.

Bu kapsamda, Eurowings tarafından gerçekleştirilen belirli seferler, SunExpress uçuş numarası (XQ) ile SunExpress web sitesi, seyahat acenteleri ve GDS (Global Dağıtım Sistemi) satış kanalları dahil olmak üzere tüm satış kanallarından rezerve edilebiliyor. Bu sayede yolcular, tek rezervasyonla Avrupa’nın pek çok noktasına SunExpress üzerinden seyahat edebiliyor. İlk uçuşlar, 3 Şubat 2026 itibarıyla başlıyor.

Ortak uçuş kapsamındaki destinasyonlar:

• Düsseldorf – Londra

• Düsseldorf – Lizbon

• Düsseldorf – Nice

• Düsseldorf – Malaga

• Düsseldorf – Palma de Mallorca 

• Düsseldorf – Valensiya

• Düsseldorf – Bologna

• Düsseldorf – Bilbao

• Stuttgart – Londra

• Stuttgart – Lizbon

• Stuttgart – Palma de Mallorca

• Berlin – Nice

• Berlin – Malaga

Düsseldorf, Stuttgart ve Berlin havalimanları iki hava yolu arasındaki ana bağlantı noktaları olarak konumlanırken, ortak uçuş anlaşması sayesinde bu merkezler üzerinden Avrupa’nın farklı şehirlerine daha esnek seyahat seçenekleri sunuluyor.

 35 ülkede 240’ın üzerinde noktaya tarifeli seferler gerçekleştiren SunExpress, yeni ortak uçuşlarla   yolcularına daha fazla uçuş seçeneği ve bağlantı imkânı sağlıyor.

30 Ocak 2026 Cuma

EMITT’ten anlamlı projeye destek! Özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenecek

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


EMITT’ten anlamlı projeye destek! Özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenecek

29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı, bu yıl anlamlı bir projeyle de ziyaretçilerini ağırlayacak. Otizmli bireylerin ve ailelerin üretime, yaratıcılığa ve toplumsal yaşama katılımını destekleyen Otizm Güçlü Aile Derneği’nin (OGAD) ağırlanacağı fuarda Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’nin derneğe bağışladığı özel alan içinde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenecek.

ICA Events tarafında 5–7 Şubat 2026 tarihlerinde İstanbul Fuar Merkezi’nde gerçekleşecek 29. EMITT – Doğu Akdeniz Uluslararası Turizm ve Seyahat Fuarı,bu yıl anlamlı bir projeye imza atacak. Yenilenen organizasyon yapısıyla toplumsal fayda ve görünürlüğü de önemseyen EMITT, bu doğrultuda otizmli bireylerin ve ailelerin üretime, yaratıcılığa ve toplumsal yaşama katılımını destekleyen Otizm Güçlü Aile Derneği’ni (OGAD) ağırlayacak. Bu kapsamda Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’nin derneğe bağışladığı özel alan içinde, Ressam Ercan Dağ’ın küratörlüğünde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserler sergilenirken çocukların yaratıcılıkları daha görünür kılınarak fuara katılan binlerce ziyaretçiyle buluşturulacak.

Sanat eserleri fuar alanına renk katacak

Yapılan iş birliğine dair açıklamalarda bulunan EMITT Fuar Direktörü Banu Keskin,“Fuarımızın köklü geçmişinden aldığı tecrübe, bu yıl yenilenen organizasyon yapısı ile daha farklı bir yapıya bürünecek. Bunlar arasında İstanbul Fuar Merkezi’nin yeni mekânımız olmasının yanında toplumsal hassasiyetlere odaklanan bir projemiz de mevcut. Bu kapsamda kurumsal sosyal sorumluluk anlayışımızı güçlendiren ve bizzat fuar alanında görünür kılan bir çalışma gerçekleştireceğiz. Bunun için de otizmli bireylerin toplumsal yaşamda tam ve eşit katılımla yer aldığı, kapsayıcı ve bilinçli bir toplumun oluşmasına katkı sunan öncü bir sivil toplum kuruluşu olan Otizm Güçlü Aile Derneği (OGAD) ile bir iş birliği yaptık. Böylelikle kendilerine ayrılan alan içinde özel gereksinimli çocukların ürettiği eserleri tüm ziyaretçilerimiz yakından görme fırsatı bulacak. İş birliğimiz sayesinde otizmli bireylerin yanı sıra aileler ve toplumun her kesimi için de farkındalık oluşturacağız. Çünkü onların da toplumda eşit, saygılı ve anlayışlı bir şekilde yer alabilmesi hepimizin sorumluluğunda.” dedi.

Yalnızca desteklenen değil, topluma katkı sunan birey olma vurgusu temsil edilecek


Otizm Güçlü Aile Derneği (OGAD) Başkanı Yasemin Dağ, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Otizmli çocukların ve ailelerinin üretimle, sanatla ve toplumsal hayatla temas ettiği her alan çok kıymetli. EMITT gibi büyük ve görünürlüğü yüksek bir platformda çocuklarımızın ürettiği eserlerin yer alması, onların yalnızca ‘desteklenen’ değil, topluma katkı sunan bireyler olarak görülmesi açısından çok anlamlı. Bu alanı OGAD’a açan ICA Events’e ve Bağımsız Sanatçılar Kolektifi’ne teşekkür ediyorum. Bu tür iş birliklerinin çoğalması, kapsayıcı bir toplum için somut ve gerçek adımlar demek.”


Türkiye, 2025’i Turizmde Yeni Rekorlarla Kapattı

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Türkiye, 2025’i Turizmde Yeni Rekorlarla Kapattı

63,9 milyon ziyaretçi – 65,2 milyar dolar gelir

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2025 yılı turizm verilerini kamuoyuyla paylaştı. Atatürk Kültür Merkezi’nde düzenlenen toplantıda açıklanan rakamlar, Türkiye’nin turizmde küresel ölçekteki yükselişini bir kez daha gözler önüne serdi.

Rekor Gelir ve Ziyaretçi Sayısı

2025 yılı turizm geliri: 65 milyar 230 milyon dolar

2024’e göre artış: %6,8

2017’ye göre artış: %109

2025 yılı ziyaretçi sayısı: 63 milyon 941 bin

2024’e göre artış: %2,7

2017’ye göre artış: %68

Bakan Ersoy, “Ülkemiz içinde bulunduğu ateş çemberine rağmen 64 milyon ziyaretçi ve 65,2 milyar dolar turizm geliriyle yılı kapatmayı başardı. Bu başarı, Türkiye’nin turizmde küresel bir oyuncu olduğunu bir kez daha ortaya koymuştur” dedi.


Türkiye’nin Küresel Konumu

Birleşmiş Milletler Dünya Turizm Örgütü verilerine göre:

Türkiye, 2017’de en çok turist çeken ülkeler listesinde 8’inci sıradayken, 2024’te 4’üncü sıraya yükseldi.

Turizm gelir sıralamasında ise 2017’de 15’inci sıradan, 2024’te 7’nci sıraya çıktı.

Bakan Ersoy, “Turizm artık sadece yeni yerleri gezmenin ötesine taşındı. Bizler de Türk turizmini dünyada değişen parametrelere uygun hale getirdik, getiriyoruz” ifadelerini kullandı.

2018’den itibaren hayata geçirilen yeni vizyonla birlikte Türkiye turizmi krizlere karşı daha dayanıklı hale getirildi.

Eskiden ağırlıklı olarak deniz, kum, güneş odaklı olan turizm sektörü, bugün 60’tan fazla ürünle çeşitlendi.

Kültür, gastronomi, sağlık, spor, kongre ve doğa turizmi gibi farklı alanlarda Türkiye artık çok daha geniş bir yelpazede hizmet sunuyor.

Bu çeşitlilik, ülkenin turizm gelirlerini artırırken, ziyaretçi profilini de daha kapsayıcı hale getirdi.

2026 Hedefi: 68 Milyar Dolar

Orta Vadeli Program kapsamında belirlenen hedeflere değinen Bakan Ersoy, “2026 yılı için hedefimiz 68 milyar dolar turizm geliri. Bu doğrultuda ürün çeşitliliğini artırmaya, yeni pazarlara açılmaya ve sektörümüzü daha da güçlendirmeye devam edeceğiz” dedi.

Türkiye, 2025 yılında elde ettiği rekor gelir ve ziyaretçi sayısıyla turizmde küresel bir güç olduğunu bir kez daha kanıtladı. Ürün çeşitliliği, stratejik vizyon ve uluslararası işbirlikleri sayesinde sektörün geleceği daha da parlak görünüyor.




Flora ile yayıncılık sektöründe dijital baskı dönemi yaşanıyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Flora ile yayıncılık sektöründe dijital baskı dönemi yaşanıyor 

Flora ile yayıncılık sektöründe dijital baskı döneminin standartları belirleniyor 

Yayıncılık sektörü, içerik çeşitliliği nedeniyle baskı süreçlerinde hassasiyet ve süreklilik gerektiren bir alan. Geleneksel yöntemlerin sınırlı kaldığı noktalarda, dijital baskı sistemleri yayıncılık sektörüne; hız, esneklik ve üretim kontrolü açısından önemli avantajlar sunuyor. Sık güncellenen içerikler, düşük tirajlar ve kısa teslim süreleri, eğitim başta olmak üzere yayıncılık alanında dijital baskıyı üretim süreçlerinin merkezine taşıyor.

Ülkemizde dijital baskı sektörünün lideri olan Lidya Grup, geçtiğimiz yıl, yayıncılık sektöründe Çin’in dijital baskı makineleri alanında sayılı markalarından olan Flora markası ile yetkili distribütörlük anlaşması imzalamıştı. Matbaa, finans, endüstriyel işletmeler gibi geniş bir yelpazede kitaplar, kullanım kılavuzu, dergi basımı dahil yayıncılık işi olan tüm işletmelere sağlam ve güvenilir dijital baskı imkanı veren Flora, sektörde dijital baskı dönemini yaşatıyor. 

Lidya Grup’tan yayıncılık sektörüne Flora ile güçlü giriş gerçekleşti

 Flora dijital baskı makineleri ile, yayıncılık alanına güçlü bir giriş yaptıklarını ifade eden Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları kaydetti: 

“Dijital baskı dünyasının öncü isimlerinden biri olarak, Flora markasıyla gerçekleştirdiğimiz stratejik iş birliği sayesinde yayıncılık sektörüne güçlü bir giriş yaptık. Bu iş birliği, geleneksel ofset baskının maliyet bariyerlerini kaldırarak, dijital sistemlerle çok daha ekonomik ve verimli bir üretim modelini sektöre kazandırmaya devam ediyor. Özellikle, düşük tirajlı kitap basımlarında sunduğu esneklik, butik yayıncılıktan seri üretime kadar her ölçekteki işletme için 50 veya 150 adet gibi kısıtlı adetleri dahi karlı hale getiriyor. Flora’nın ileri teknolojisi ve ulaşılabilir satın alma koşulları, markayı yayıncılık arenasında vazgeçilmez bir çözüm ortağı konumuna taşıyor. Yatırım ve işletme maliyetlerindeki radikal düşüş, yayıncılık sektöründe sürdürülebilir bir büyümenin kapılarını aralarken, sektör paydaşlarına rekabet avantajı sağlıyor. Flora dijital baskı makineleri; düşük maliyetli, yüksek teknolojili ve erişilebilir yapısıyla, yayıncılık dünyasında yeni bir dönemin standartlarını belirliyor.” dedi.


Flora Swift440 ile kontrollü ve esnek üretim sağlanıyor 


Flora Swift440, yayıncılık ihtiyaçlarına uyum sağlayan teknik altyapısıyla dikkatleri çekiyor.Swift440, ders kitapları, test kitapçıkları ve yardımcı kaynaklar gibi metin ağırlıklı yayınlarda yüksek çözünürlüklü baskı kalitesi sunarak, netlik ve okunabilirliği ön plana çıkarıyor. Uzun üretim sürelerinde dahi korunan baskı stabilitesi, farklı baskı partileri arasında tutarlılığı güvence altına alıyor.Kalıpsız üretim yapısı sayesinde, içerik revizyonları ve düşük adetli işler hızlıca hayata geçirilebiliyor. Bu esneklik, yayıncıların stok maliyetlerini azaltırken, zaman yönetimini kolaylaştırıyor.Farklı kâğıt türleri ve gramajlarla uyumlu çalışma kabiliyeti, Swift440’ın yalnızca kitap üretiminde değil; afiş, pano ve sınıf içi görseller gibi tamamlayıcı materyallerde de etkin kullanılmasını sağlıyor. Böylece tek bir üretim hattı üzerinden bütüncül bir baskı süreci yönetilebiliyor.İhtiyaç kadar üretim yaklaşımıyla fire oranlarını düşüren Swift440, kontrollü mürekkep kullanımı sayesinde, verimli ve sürdürülebilir bir baskı modeli sunuyor.Flora Swift440, eğitim yayıncılığında hız, kalite ve esnekliği bir araya getirerek modern baskı süreçlerinin güçlü bir parçası haline geliyor.


Flora Swift440’ün 6 maddede sağladığı artılar nelerdir? 

1-Yüksek çözünürlüklü baskı altyapısı: Metin ve çizgi detaylarında netlik sağlayarak kitap, test ve föy baskılarında okunabilirliği artırır.

2-Stabil renk yönetimi: Uzun süreli üretimlerde ve farklı baskı partilerinde renk tutarlılığını korur.

3-Kalıpsız dijital üretim: Revize içerikler, güncellemeler ve düşük adetli baskılar için hızlı ve esnek iş akışı sunar.

4-Geniş medya uyumluluğu: Farklı kağıt türleri ve gramajlarla stabil baskı performansı sağlar.

5-Geniş baskı alanı: Kitap ve föylerin yanı sıra afiş, pano ve eğitim görsellerinin tek makineyle üretimine olanak tanır.

6-Verimli ve kontrollü üretim: İhtiyaç kadar baskı yaklaşımıyla fire oranlarını düşürür, mürekkep kullanımını optimize eder.


Bentour Reisen’e Globus Awards’ta Büyük Gurur

 

HABER-TALİN ŞİRİNPINAR


Bentour Reisen’e Globus Awards’ta Büyük Gurur

Bentour Reisen’den Marina Schöbel, Globus Awards 2025/2026’da acentelerin oylarıyla “Yılın En İyi Satış Yöneticisi” seçildi.

Bentour Reisen, Globus Awards 2025/2026’da önemli bir başarıya imza attı. Şirketin deneyimli yöneticilerinden Marina Schöbel, Almanya genelindeki seyahat acentesi çalışanlarının katıldığı online oylama sonucunda “Yılın En İyi Satış Yöneticisi” ödülüne layık görüldü. Ödül, Frankfurt am Main’da düzenlenen Globus Night etkinliğinde takdim edildi.

Turizm sektörünün saygın yayınlarından touristik aktuell tarafından verilen Globus Awards, sektördeki satış gücünü ve profesyonel mükemmeliyeti öne çıkarıyor. Yaklaşık 40 yıllık satış tecrübesine sahip olan Marina Schöbel; sahaya yakınlığı, ulaşılabilirliği ve acentelerle kurduğu güvene dayalı ilişkilerle öne çıkıyor.

Bentour Reisen Genel Müdürü Songül Göktas-Rosati, Schöbel’in başarısını “seyahat tutkusunu, satış disiplinini ve kişisel bağlılığı bir arada yansıtan güçlü bir örnek” olarak değerlendirdi.

Aynı ödül kapsamında Bentour Reisen’den Davut Aman da en iyi 10 satış yöneticisi arasına girerken, şirket organizatör kategorisinde ilk 5 tur operatörü arasında yer aldı. 

Bu sonuçlar, Bentour Reisen’in seyahat acenteleriyle kurduğu güçlü, güvene dayalı ve sürdürülebilir iş birliklerinin pazardaki başarısını bir kez daha ortaya koydu.



Prontotour 2025 Turizm Raporunu Açıkladı!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Prontotour 2025 Turizm Raporunu Açıkladı!

Prontotour’un 48 bini aşkın rezervasyon üzerinden hazırladığı 2025 Turizm Raporu, yurt dışı kültür turlarının yükselişini, vizesiz destinasyonlara artan ilgiyi, gezginlerin güven, kaliteli rehberlik hizmeti ve planlı program beklentisini net biçimde ortaya koydu.

Türkiye’nin seyahat trendlerini belirleyen lider tur operatörü markası Prontotour, 2025 Turizm Raporu’nu açıkladı. 102 binden fazla yolcu ve 118 farklı destinasyon verisinin analiz edildiği rapora göre 2025 yılında yurt dışı odaklı kültür turu taleplerindeki artış dikkat çekti. Raporda kültür odaklı seyahatlerin %70’i yurt dışında yapılırken seyahat edenlerin yaş ortalamasının 42 olduğu görüldü. En güçlü gezgin profilini ise iki kişilik seyahatler oluşturdu.

Rapor, vize süreçlerinde yaşanan zorluklara rağmen seyahat talebinin azalmadığını; aksine vizesiz ve kolay vizeli destinasyonlara yönelimin hızla arttığını gösterdi. Özellikle Balkanlar, Mısır, Japonya ve Tropikal denizler 2025’te yoğun ilgi gördü. Paris, Roma ve Barselona çiftlerin yine gözdesi oldu. Budapeşte en çok ziyaret edilen şehir olarak bir önceki yılın şampiyonu Prag’ın elinden kürsüyü aldı. Kraliçelerin Gemisi olarak bilinen İngiliz Cunard Line firmasının Queen gemileri 2025’in parlayan yıldızı olarak yükselişini sürdürdü. Rakamlar 2025 yılının “yurt dışı tatil yılı” olduğunun altını çizdi.

Vizesiz coğrafyalara talep arttı

48 binin üzerinde rezervasyon verisiyle hazırlanan rapor, 2025’te Türk gezgininin yönünü yurt dışına çevirdiğini gösterdi. Raporun çıktıları Prontotour misafirinin artık sadece gezmek değil; güvenli, planlı ve rehberliği güçlü inandırıcı bir deneyim aradığını gösteriyor. Vize prosedürlerindeki zorluklara rağmen yurt dışına seyahat etme isteği azalmazken, vizesiz coğrafyalara olan talep ciddi biçimde arttı. Yurt dışına giden seyahatseverler sırasıyla Balkanlar, Mısır, İtalya ve Orta Avrupa’yı seçerken, turlarda yurt içine yönelenler GAP, Karadeniz ve Kapadokya’yı tercih etti. Otobüslü Büyük İskandinavya turu ise en fazla tekerin döndüğü rota olarak kayıtlara geçti. Venedik Karnavalı da ilginin yoğun olduğu en popüler etkinlik oldu.

İzmir ve Ankara çıkışlı turlar yükselişte

Rapora göre seyahatlerin en yoğun dönemi Kurban Bayramı olurken, satın almaların büyük bölümü çağrı merkezi üzerinden gerçekleşti. Yaz ayları en fazla yolcunun seyahat ettiği mevsim, İzmir ve Ankara çıkışlı turlar ise bir önceki yıla göre en hızlı büyüyen kategoriler arasında yer aldı. 2025 yılında özellikle çocuklu aileler vizesiz deniz rotalarını tercih etti. Gezginlerden gelen sosyal medya mesajlarında Maldivler ve Zanzibar en fazla talep gören uzak deniz paketleri olurken Sharm ve Budva uygun bütçe ile en çok talep gören diğer deniz paketleri oldu. 2025’te Fas, Dubai ve Benelüks turları da üst sıralarda yer buldu.

Yeni nesil al-götür, paket servis hız, ekonomi ve kaliteyi bir araya getiren, güçlü bir marka doğuyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Helsinki Pizza yolda!

Yeni nesil al-götür, paket servis ve yerinde yeme pizza konseptiyle hız, ekonomi ve kaliteyi bir araya getiren, güçlü bir marka doğuyor

Helsinki Group Gıda Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti., gastronomi dünyasına yepyeni bir marka kazandırmaya hazırlanıyor. Helsinki Pizza, tamamen al-götür (takeaway) formatında tasarlanan yenilikçi konseptiyle çok yakında hizmet vermeye başlayacak.Şehir yaşamının hızına uyum sağlayan Helsinki Pizza; pratik tüketim, ergonomik tasarım ve ulaşılabilir fiyat anlayışıyla pizza deneyimini yeniden yorumluyor.Klasik yuvarlak pizzanın dışına çıkılarak geliştirilen köşeli pizza formu, ayakta ya da hareket halinde kolay tüketimi mümkün kılıyor. Bu özel form sayesinde pizza, günlük hayatın temposunda daha fonksiyonel ve rahat bir alternatife dönüşüyor.

Hızlı tüketim, düşük maliyet Helsinki Pizza konsepti;

Tamamen al-götür formatı, butik ve kiosk tarzı küçük metrekareli mekânlar, düşük kurulum maliyeti, üç kişilik operasyon yapısı, daha ekonomik pizza fiyatları ile hem tüketici hem de yatırımcı açısından sürdürülebilir bir model sunuyor. Marka, kalite standartlarından ödün vermeden daha erişilebilir fiyat politikasıyla geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.

Vizyonun hikayesi

Helsinki Pizza’nın temelini oluşturan mutfak anlayışı, aslında uzun yıllara yayılan uluslararası bir gastronomi yolculuğuna dayanıyor. Bu yolculuğun merkezinde, Gaziantep’ten Finlandiya’ya uzanan bir ustalık hikâyesi bulunuyor. Pizza Rucola’nın kurucusu Levent Kerimoğlu, 2006 yılında gittiği Finlandiya’da 4,5 yıl boyunca farklı restoranlarda çalışarak pizza üzerine uzmanlaştı. Ardından Helsinki merkezde kendi restoranını açarak Gaziantep mutfak kültürü ile Avrupa pizza geleneğini aynı mutfakta buluşturdu. Yarattığı özgün lezzetler kısa sürede büyük ilgi gördü. Finlandiya’daki işletme sayısı 8 şubeye kadar ulaştı. Bu süreçte yalnızca restoran işletmeciliğiyle değil, pizza alanında uzmanlaşarak İtalyan şeflere eğitim veren sayılı ustalardan biri oldu.

10 yıl sonra dönüş

Yaklaşık 10 yıl süren Finlandiya serüveninin ardından memleket hasretiyle Türkiye’ye dönme kararı alan Kerimoğlu, Helsinki Group çatısı altında Pizza Rucola markasını hayata geçirdi.Pizza Rucola’yı benzerlerinden ayıran en önemli unsur, kullanılan malzemelerin niteliği ve üretim yaklaşımı.

Hamurda Finlandiya’dan getirilen özel unlar kullanılıyor

Hamurlar makineyle değil, tamamen elde açılıyor

Mozzarella, markaya özel reçetelerle üretiliyor

Soslar Gaziantep’ten getirilen özel baharatlarla hazırlanıyor

Enginarlı pizzalarda kullanılan enginar, Peru’dan özel olarak temin ediliyor


Levent Kerimoğlu bu yaklaşımı şöyle özetliyor:

“Pizzada hamur, sos ve mozzarella temel unsurdur. Biz her ürünü kaynağından başlayarak kontrol ediyoruz. Kolay yolu değil, doğru yolu seçiyoruz. ”Yeni ürünler menüye girmeden önce mutlaka müşterilerle demo tadımlar yapılıyor ve geri bildirimler doğrultusunda son hâlini alıyor.

6 şubede aynı kalite anlayışı

İzmir Karşıyaka Bostanlı’da açılan ilk Pizza Rucola şubesine gösterilen yoğun ilgi markayı şubeleşmeye yöneltti.

Bugün Pizza Rucola;İstanbul Kurtköy, Caddebostan, İzmir Göztepe, Bornova, Bodrum ve Manisa olmak üzere 6 şubede hizmet veriyor. Markanın mutfak operasyonlarını Levent Kerimoğlu yürütürken, mali ve operasyonel süreçlerden kardeşi Bülent Kerimoğlu sorumlu. Franchise modelinde kaliteyi öncelik alan marka, sadece isim hakkı veren bir sistem yerine; şeflerin doğrudan Levent Kerimoğlu tarafından yetiştirildiği kontrollü bir büyüme stratejisi izliyor.

“Pizza Rucola’nın her şubesinde aynı lezzeti sunmak zorundayız. Bu nedenle ustalarımızı kendimiz yetiştiriyoruz,” diyen Kerimoğlu, kalite çizgisinden taviz vermeyeceklerini vurguluyor. Helsinki Group, Pizza Rucola ile oluşturduğu güçlü mutfak altyapısını şimdi Helsinki Pizza markasıyla daha hızlı, daha ekonomik ve daha erişilebilir bir modele taşıyor.

Yeni nesil al-götür pizza anlayışıyla Helsinki Pizza, çok yakında gastronomi dünyasında yerini almaya hazırlanıyor.


GlobeMeets B2B Networking Event’in 4. edisyonunda, Azerbaycan ülke partnerimiz olmuştur.

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GlobeMeets, 10–11 Eylül 2026’da İstanbul’da!

Dünyanın en prestijli B2B networking etkinliklerinden biri haline gelen GlobeMeets, 10–11 Eylül 2026 tarihlerinde Rixos Tersane Hotel İstanbul’da 4. edisyonuyla iş dünyasının kalbini yeniden İstanbul’da attıracak.

Bu yılın en önemli gelişmelerinden biri ise Azerbaycan’ın ülke partneri olarak GlobeMeets 2026’ya katılmasıdır. Azerbaycan’ın bu stratejik işbirliği, etkinliğin bölgesel ve küresel ölçekteki etkisini daha da artıracak, yeni işbirliklerine kapı aralayacaktır.

3 Yılda Küresel Prestij

GlobeMeets, yalnızca üç yıl gibi kısa bir sürede doğru alıcıyı doğru servis sağlayıcıyla buluşturan benzersiz yapısıyla dünyanın en prestijli B2B networking etkinlikleri arasında kendine güçlü bir yer edindi. Bu güven, organizasyon ekibine büyük bir motivasyon sağlarken, her yıl daha kapsayıcı ve daha etkili bir etkinlik üretme sorumluluğunu da beraberinde getiriyor.

Katılım ve İlgi Rekoru

Etkinliğe gösterilen yoğun ilgi, GlobeMeets’in başarısını bir kez daha kanıtlıyor. Henüz aylar öncesinden, exhibitor masalarının %71’i şimdiden dolmuş durumda. Bu rakam, sektörün GlobeMeets’e duyduğu güvenin ve iş dünyasının bu platformda buluşma isteğinin somut bir göstergesi.

Katılımcı Profili

Alıcı Acentalar: Turizm, seyahat ve iş dünyasının önde gelen temsilcileri

Exhibitor Katılımcılar: Global hizmet sağlayıcılar, destinasyon temsilcileri, oteller, teknoloji firmaları

Sektör Paydaşları: Uluslararası işbirliklerini güçlendirmek isteyen tüm profesyoneller

GlobeMeets ekibi, süregelen destekleriyle bu vizyonu birlikte büyüten tüm alıcı acentalara, exhibitor katılımcılara ve değerli sektör paydaşlarına gönülden teşekkür ediyor.

Etkinliğin mottosu ise her zamanki gibi güçlü bir şekilde yankılanıyor:

“Birlikte üretiyor, birlikte büyüyor, birlikte geleceği inşa ediyoruz.”

Geleceğe Bakış

GlobeMeets 2026, yalnızca bir networking etkinliği değil; aynı zamanda geleceğin iş dünyasını şekillendiren bir buluşma noktasıdır. Azerbaycan’ın ülke partnerliğiyle birlikte, İstanbul’da gerçekleşecek bu edisyon, yeni işbirliklerine, stratejik ortaklıklara ve küresel ölçekte güçlü bağlara zemin hazırlayacak.

Organizasyon ekibi, katılımcılara sadece bir etkinlik değil, aynı zamanda geleceğe yön veren bir deneyim sunmayı hedefliyor.


📌 Etkinlik Detayları

Tarih: 10–11 Eylül 2026

Yer: Rixos Tersane Hotel İstanbul

Ülke Partneri: Azerbaycan

Katılım Durumu: Exhibitor masalarının %71’i dolmuş durumda

QM AWARDS TURİZMDE OYUNU DEĞİŞTİRENLERİ ÖDÜLLENDİRİYOR

HABER-TALİN ŞİRİNPINAR



QM AWARDS TURİZMDE OYUNU DEĞİŞTİRENLERİ ÖDÜLLENDİRİYOR

Türkiye’nin en kapsamlı ve en prestijli turizm ödülü olan Quality Management Tourism Awards - Kalite Yönetim Ödülleri, 15. yılında “QM Golden 15” temasıyla sektörün en başarılı marka ve liderlerini onurlandırmaya hazırlanıyor. Kalite odaklı yönetim anlayışını teşvik eden QM Awards, turizmde mükemmeliyet standardını belirleyen referans ödül yapısı olarak konumlanıyor.

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye) Ana Sponsorluğu, Bedbank Global Gold Sponsorluğu ve SAN TSG Exclusive Sponsorluğu ile; North Cyprus, Corendon, Sun&Fun Holidays, So Holidays ve Cyprus Royal Özel Sponsorluğu destekleriyle gerçekleştirilecek QM Awards, bu yıl 15. kez sektörün en iyilerini ödüllendirecek. 

Sektörde kalite standartlarını belirleyen, marka değerini yükselten ve turizmde fark yaratanların yarıştığı QM Awards’ta oylama süreci tamamlandı. Kazanan isimler ve markalar, 25 Mart’ta Nest Kongre Merkezi’nde düzenlenecek görkemli ödül töreninde ödüllerine kavuşacak.

15. Yılın Sloganı: “The Power of Quality”

Her yıl belirlediği sloganlarla sektöre yeni kavramlar ve perspektifler kazandıran QM Awards’ın 15. yıl sloganı “The Power of Quality” olarak açıklandı. Bu slogan, turizmin sürdürülebilir büyümesinde kalitenin bir tercih değil, stratejik bir zorunluluk ve en güçlü rekabet unsuru olduğuna dikkat çekiyor. Turizm ürününün değerinden misafir memnuniyetine, markalaşmadan küresel rekabete kadar tüm süreçlerde kalitenin belirleyici rolü vurgulanıyor. 

Game Changers Kategorisiyle Oyunu Değiştirenler Sahneye Çıkıyor

ATF Türkiye Ana Sponsorluğu, Bedbank Global Gold Sponsorluğu ile düzenlenen QM Awards, 15. yılında ilk kez duyurduğu Game Changers kategorisiyle turizm sektöründe oyunu değiştiren liderleri ve markaları onurlandırıyor.

Game Changers kapsamında sektöre yön veren profesyoneller, yeni iş modelleri geliştiren markalar, dönüşüm cesareti gösteren ekipler ve ulusal ile uluslararası düzeyde fark yaratan turizm aktörleri ödüllendirilecek. QM Awards, bu tema ile sektörün geleceğini şekillendiren vizyonerleri turizmin vitrinine taşıyacak. 

15. Yılda 3 Özel Kategoride Ödül

QM Awards, 15. yılında klasik kategori ödüllerinin yanı sıra Türk turizmine uzun vadeli değer katan kurum ve projeleri onurlandırmak üzere üç özel kategori ödülü takdim edecek.

QM Legacy Awards, QM Social Award ve QM Brand Award başlıkları altında verilecek bu özel ödüller; kültürel mirasın korunması, sürdürülebilirlik ve toplumsal fayda odaklı projeler ile Türkiye markasının küresel ölçekte temsil gücünü artıran stratejik katkıları kapsıyor.

İki Aşamalı Oylama Süreci Tamamlandı

QM Awards’ta oylama süreci iki aşamalı olarak yürütüldü. İlk turda aday listeleri www.qmawards.com ve www.gmdergi.com (www.gmtourism.com) üzerinden kamuoyuna açıklandı; sektör profesyonelleri ve kamuoyu adaylara oy verdi ve yeni aday önerileri sundu. 

İkinci turda, en çok oy alan ve önerilen isimlerden oluşan nihai liste üzerinden final oylaması gerçekleştirildi. Bu yıl ilk kez uygulanan SMS doğrulama sistemi sayesinde, oy veren her kullanıcının gerçek kişi olduğu ve her kategoride yalnızca tek oy kullanabildiği güvenli bir oylama altyapısı oluşturuldu. Oylama sürecinin sonunda, 16.423 turizm profesyonelinin katılımıyla 54 farklı kategoride 100.000’in üzerinde oy kullanıldı.

QM Awards Gala Gecesi 25 Mart’ta Nest Kongre Merkezi’nde

Turizmin önde gelen profesyonellerinin ve yatırımcıların katılımıyla gerçekleştirilecek QM Awards Gala Gecesi, 15. yılına yakışır bir törenle turizm dünyasını buluşturacak. Kazananlar, sektörün geleceğine yön veren vizyonerler olarak sahneye çıkacak ve QM Golden 15’e adlarını yazdıracak.

11 Ana Dalda 54 Kategoride Ödül

15. QM Awards kapsamında 11 ana dalda 54 farklı kategoride markalar ve turizm profesyonelleri ödüllendirilecek. QM Awards, turizmde kaliteyi yükselterek sektörde rol model olan marka ve isimleri ön plana çıkarma misyonunu 15. yılında da güçlendirerek sürdürüyor. 

15. QM Awards Ödül Kategorileri:

TÜRKİYE’S BEST QM AWARDS

Türkiye’s Best QM Destination Family Hotels

Türkiye’s Best QM Belek – Kundu Family Hotel

Türkiye’s Best QM Side – Manavgat Family Hotel

Türkiye’s Best QM Kemer Family Hotel

Türkiye’s Best QM Alanya Family Hotel

Türkiye’s Best QM Bodrum Family Hotel

Türkiye’s Best QM Marmaris Family Hotel

Türkiye’s Best QM Fethiye – Dalaman Family Hotel

Türkiye’s Best QM Kuşadası Family Hotel

Türkiye’s Best QM Didim Family Hotel

Türkiye’s Best QM Mersin Family Hotel

Türkiye’s Best QM Conservative Family Hotel

Türkiye’s Best QM Regional City Hotels

Türkiye’s Best QM Anatolia Region City Hotel

Türkiye’s Best QM Black Sea Region City Hotel

Türkiye’s Best QM Marmara Region City Hotel

Türkiye’s Best QM Aegean Region City Hotel

Türkiye’s Best QM Mediterranean Region City Hotel

Türkiye’s Best QM İstanbul Region City Hotel

Türkiye’s Best QM Hotels

Türkiye’s Best QM Luxury Hotel

Türkiye’s Best QM Resort Hotel

Türkiye’s Best QM Domestic Chain Hotel Brand

Türkiye’s Best QM Foreign Chain Hotel Brand

Türkiye’s Best QM New Hotel Brand

Türkiye’s Best QM Travel Tech

Türkiye’s Best QM Online Management Software

Türkiye’s Best QM Online Sales & Marketing Management Software

Türkiye’s Best QM Domestic Tour Operators

Türkiye’s Best QM Domestic Market Leadership

Türkiye’s Best QM Cultural Tourism Domestic Market Leadership

Türkiye’s Best QM Corporate Domestic Market Leadership

Türkiye’s Best QM Domestic Market OTA ( Online Travel Agency)

Türkiye’s Best QM Domestic Market  OTP (Online Travel Plartform)

Türkiye’s Best QM Development-Oriented Domestic Market Tour Operator Brand

Türkiye’s Best QM Tour Operators

Türkiye’s Best QM Outbound Travel Operations

Türkiye’s Best QM England Market Leadership

Türkiye’s Best QM Europe Market Leadership

Türkiye’s Best QM Middle East Market Leadership

Türkiye’s Best QM CIS Market Leadership

Türkiye’s Best QM German Market Leadership

Türkiye’s Best QM Destination Management Company

Türkiye’s Best QM Global Purchasing & Distribution Technology

GAME CHANGER

Game Changers – Hospitality

Game Changer – Resort Hotel Chains

Game Changer – City Hospitality

Game Changer – Luxury Hospitality

Game Changer – Family Hospitality

Game Changers – Sales & Marketing

Game Changer – Brand Globalization

Game Changer – Customer Loyalty

Game Changer – Integrated Tourism Group

Game Changers – Domestic Tour Operator

Game Changer – Domestic Market

Game Changers – Digitalization & Smart Tourism

Game Changer – Travel Tech Platform

Game Changers – Leadership & Personal Achievement

Game Changer – Woman Leader in Hospitality

Game Changer – Hospitality Leadership

Game Changer – Travel Leadership

Game Changer – Experiential Tourism

Game Changer – Global Turkish Tourism Professional

Game Changer – Global Turkish Leader in International Tourism Business

29 Ocak 2026 Perşembe

HANNOVER MESSE 2026, yapay zekâ ve otomasyonla geleceğin fabrikasına giden yolu gösteriyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


HANNOVER MESSE 2026, yapay zekâ ve otomasyonla geleceğin fabrikasına giden yolu gösteriyor

Küresel rekabetin, yükselen maliyetlerin ve yapay zekânın da etkisiyle, endüstri tarihi bir dönüşüm sürecinden geçiyor. Bu yıl 20-24 Nisan tarihleri arasında Hannover’de 79’uncu kez düzenlenecek olan HANNOVER MESSE 2026, şirketlerin bu zorlukları nasıl fırsatlara dönüştürebileceklerini gösterecek. Savunma sektörüne odaklanan yeni tematik yapı, iyileştirilmiş ziyaretçi yönlendirmesi, genişletilen networking olanakları ve yapay zekaya güçlü odaklanma sayesinde fuar, katılımcılara ve ziyaretçilere daha fazla değer ve daha hedef odaklı bir deneyim sağlayacak.

Küresel rekabet, artan maliyet baskısı ve yapay zekânın (AI) hızlanan etkisi, endüstriyi bugüne kadar eşi benzeri görülmemiş bir dönüşümle karşı karşıya bırakıyor. Bu dönüşüm sürecinde imalat sektöründeki şirketler, yeniliklerini sergileyebilecekleri, bilgi alışverişinde bulunabilecekleri ve en iyi uygulamaları vurgulayabilecekleri bir platforma ihtiyaç duyuyor. HANNOVER MESSE 2026, bu ihtiyaca cevap vererek; otomasyon, dijitalleşme, enerji sistemleri ve araştırmanın rekabet gücünü sağlamak için nasıl birlikte ve uyum içinde çalışabileceğini somut biçimde ortaya koyacak. Bunun yanı sıra fuarda öne çıkan yeni özel alanlardan biri, savunma sanayine yönelik üretim teknolojilerine odaklanacak. Bu özel alandaki katılımcılar, güvenlikten ödün vermeden savunma sanayi üreticilerinin, üretimi en kısa sürede ölçeklendirmelerine yardımcı olacak özel çözümlerini sergileyecekler.

Fuar, otomasyona dayalı dijital ve yapay zekâ odaklı fabrikaya giden yol haritasını gözler önüne seriyor

Yapay zekâ, fuarın tüm alanlarında ortak bir tema olarak öne çıkacak. Bu kapsam, HANNOVER MESSE tarafından düzenlenen yapay zekâ turları, masterclass’lar, forumlar ve networking etkinlikleriyle desteklenecek.


HANNOVER MESSE Istanbul Basın Toplantısında konuşan HANNOVER MESSE Küresel Direktörü Basilios Triantafillos, “Sektörden gelen katılımcılar, HANNOVER MESSE'de bu hızlı endüstriyel dönüşüm aşamasında şirketlerin nasıl başarıya ulaşabileceğine tanık olabilecekler. Makine mühendisliğinden otomotiv ve elektrik endüstrilerine kadar farklı sektörlerin üst düzey yöneticileri fuarda geniş bir yelpazede verimlilik, sürdürülebilirlik, dayanıklılık ve rekabetçiliği destekleyen çözümler bulacak. Bu kapsamda HANNOVER MESSE, otomasyona dayalı dijital ve yapay zekâ odaklı fabrikaya giden yol haritasını gözler önüne serecek. Elektrik mühendisliği, makine mühendisliği, dijital ve enerji sektörlerinden 3binden fazlaşirket, yapay zekânın önemli bir rol oynadığı günümüzün ve geleceğin üretim ve enerji tedarikine yönelik çözümlerini sergileyecek” dedi. 

Yapay zekânın, günümüzün belirleyici teknolojik itici gücü olduğunu ve her ölçekten sanayi şirketine yeni olanaklar sunduğunu belirten Triantafillos, “Fuar, katılımcılara uygulamalı yapay zekâçözümleri ve yapay zekânın üretkenliği nasıl artırabileceğine dair doğrudan bilgiler sunacak” şeklinde konuştu.

“Firmalarımıza dünya ölçeğinde yeni fırsat kapıları açıyoruz”

Dünyanın en köklü ve en etkili fuar organizatörlerinden biri olan Deutsche Messe AG’nin Türkiye’deki resmi temsilcisi olmanın sorumluluğunu taşıdıklarını söyleyen Hannover Fairs Turkey Genel Müdür Yardımcısı Sayın Belkıs Ertaşkın; sanayi, teknoloji, enerji ve endüstriyel dönüşüm alanlarında Türkiye’yi küresel platformlarla buluşturmaya devam edeceklerini söyledi. Aynı zamanda Deutsche Messe AG’nin dünyanın farklı ülkelerinde düzenlediği fuarlarda Türkiye’den katılımları organize ettiklerini ifade eden Ertaşkın, “Deutsche Messe’nin sahip olduğu uluslararası bilgi birikimi, organizasyon gücü ve vizyonunu, Türkiye sanayisinin üretim gücü ve girişimci ruhuyla bir araya getirerek, firmalarımıza dünya ölçeğinde yeni fırsat kapıları açıyoruz” dedi.

Türkiye, Çin, ABD, Meksika, Singapur, İtalya, Fas, Suudi Arabistan ve Almanya gibi dünyanın birçok ülkesinde sektörlere özel ticaret fuarları düzenleyen Deutsche Messe’nin her yıl binlerce profesyoneli bir araya getirdiğine dikkat çeken Ertaşkın, “Deutsche Messe’nin en güçlü markalarından biri olan HANNOVER MESSE’nin portföyüne, Industrial Transformation markası altında iki yeni fuar daha eklendi. Bu kapsamda HANNOVER MESSE portföyü, Industrial Transformation Africa ve Industrial Transformation Saudi Arabia ile farklı coğrafyalardaki varlığını istikrarlışekilde güçlendirmeyi sürdürüyor. Türkiye’de başarıyla hayata geçirdiğimiz WIN EURASIA ise bu yaklaşımın en güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor” diye konuştu. 

HANNOVER MESSE 2026’ya Türkiye’den 100’ü aşkın firma katılacak

Bu yıl 79’uncu kez düzenlenecek olan HANNOVER MESSE’nin, köklü geçmişiyle, sanayi dünyasının yönünü belirleyerek, vizyon oluşturduğunu ifade eden Ertaşkın, şöyle konuştu: “HANNOVER MESSE küresel ölçekte etkileşim sağlayan en önemli platformlardan biri. Türk sanayisi açısından da önemli fırsatlar sunduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda HANNOVER MESSE 2026, firmalarımız için yeni pazarlara erişim, uluslararası iş birlikleri geliştirme, yüksek katma değerli üretimi küresel ölçekte görünür kılma ve küresel tedarik zincirlerinde daha güçlü bir konum elde etme açısından stratejik bir platform. İTO’nun milli katılım organizasyonuyla birlikte Türkiye’den 100’ü aşkın firma ile fuara katılım sağlayacağız. Türk sanayisinin üretim kabiliyeti, mühendislik altyapısı ve inovasyon kapasitesi uluslararası düzeyde net bir şekilde HANNOVER MESSE’de göstermiş olacağız.”

“HANNOVER MESSE dünyanın en prestijli fuarlardan biri”

İstanbul Ticaret Odası (İTO) Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Mehmet Develioğlu ise, 33 yıldır HANNOVER MESSE’ye katıldıklarına dikkat çekti. Bu yıl da fuarda güçlü bir şekilde yer almak için hazırlıklarına güçlü bir şekilde devam ettiklerini söyleyen Develioğlu, “HANNOVER MESSE dünyanın en prestijli fuarlardan biri.  Aynı zamanda Türk iş dünyasının ve üretim gücümüzün sergilendiği bir platform olmaya devam ediyor” dedi.

“HANNOVER MESSE’yi hedeflerimizin stratejik bir parçası olarak görüyoruz”

İTO’nun 144 yıllık geçmişiyle ülke içinde ve küresel ölçekte faaliyetlerine devam ettiğini belirten Develioğlu, “800 bini aşkın üyemizin ihracat ve üretim kapasitelerini artırmak ana gündem maddelerimiz arasında yer alıyor. HANNOVER MESSE’yi de bu ideal ve hedeflerimizin stratejik bir parçası olarak görüyoruz. 2025 yılında gerçekleştirdiğimiz millî katılım organizasyonumuzda beş ayrı salonda yaklaşık 1.500 metrekarelik alanda 61 katılımcı firmamız yer alırken, 66 Türk firması da bireysel olarak katılmıştı. HANNOVER MESSE 2026’da ise, yine beş salonda yaklaşık 1.545 metrekarelik alanda yerimizi almaya hazırlanıyoruz.” diye konuştu.   

Fuarın ortak teması, yapay zekâ Yapay zekâ, fuarın tüm alanlarında ortak bir tema olarak öne çıkacak. Bu kapsam, HANNOVER MESSE tarafından düzenlenen yapay zekâ turları, masterclass’lar, forumlar ve networking etkinlikleriyle desteklenecek. Katılımcı şirketler arasında AWS, Microsoft, SAP, Schneider Electric ve Siemens gibi küresel teknoloji devlerinin yanı sıra; Beckhoff, Festo, HARTING, ifm, LAPP, Phoenix Contact, Rittal, Schaeffler ve SEW gibi KOBİ segmentinden teknoloji liderleri de yer alacak. Fraunhofer ve Karlsruhe Teknoloji Enstitüsü (KIT) gibi önde gelen araştırma enstitüleri yarının endüstriyel çözümlerini ana hatlarıyla belirlerken, çeşitli teknoloji alanlarından 200'den fazla start-up da devrim niteliğinde yeniliklerini sergileyecekler. 

Yeni tematik yapı ve optimize edilmiş ziyaretçi yönlendirmesi

En önemli yeniliklerden biri olarak, yeniden kurgulanan tematik yapı ve yeni salon düzeni dikkat çekiyor. Budüzenleme, ziyaretçiler için daha doğrudan bir yönlendirme sağlarken, katılımcı firmalara da doğru hedef kitle için daha yüksek görünürlük kazandıracak. Yeni salon yerleşiminin yanı sıra HANNOVER MESSE 2026, içerik derinliğini daha da artıran yeni bilgi paylaşımı ve networking yaklaşımları sunacak. Bu sayede uzmanlar ve kullanıcılar, belirli zorluklar ve bunlara yönelik çözümler hakkında uygulamaya dönük bir şekilde fikir alışverişinde bulunabilecekler.

Fuar alanı üçe ayrılıyor

Otomasyon ve dijitalleşme hem fiziksel alanlarda hem de içerik açısından birbirine daha yakın konumlandırılırken,bu yaklaşımyazılım ve donanımın giderek iç içe geçtiği güncel sanayi trendini yansıtıyor. Yapay zekâ kontrollü robotlardan veri odaklı üretime, dijitalleşmiş tedarik zincirlerinden akıllı fabrikalara kadar geniş bir perspektif sunuyor. Yeni tematik yapı üç ana sergi alanından oluşacak: Otomasyon & Dijitalleşme, Enerji & Endüstriyel Altyapı ve Araştırma & Teknoloji Transferi.


Konuşmalar ve paneller aracılığıyla, günümüzün en önemli sorunları ele alınıyor

Endüstri, siyaset ve bilim alanlarından önde gelen isimleri bir araya getirecek olan Center Stage;açılış konuşmaları ve paneller aracılığıyla, “Karbon nötr üretime nasıl geçebiliriz?”, “Endüstriyel değer yaratmada yapay zekâ nasıl bir rol oynuyor?”,“Avrupa ve ortakları kendi egemen teknolojik üstünlüklerini nasıl güvence altına alabilirler?” gibi günümüzün en önemli sorularını ele alacak.Sahnede otomotiv, gıda, mobilya ve kimya sektörleri başta olmak üzere birçok alandan şirket, fabrikalarına dair bilgi vererek üretim süreçlerinde otomasyonu, dijitalleşmeyi ve enerji verimliliğini nasıl tasarladıklarınıve başarıyla uyguladıklarını gösterecekler.

Yeni özel alan: “Savunma Üretim Alanı”

Modern teknolojinin güvenlik açısından kritik üretim gereksinimlerini karşılayan yeni “Savunma Üretim Özel Alanı”, aynı zamanda yüksek ölçeklenebilirliği nasıl sağladığını da gösterecek. Savunma sanayindeki şirketler, diğer sanayi sektörlerine benzer zorluklarla karşı karşıya olsa da yeni jeopolitik dönem, kapasitelerini çok kısa sürede hızla artırmalarını gerektiriyor. Bu yeni özel alanşirketlerin güvenlik ve kalitelerinden ödün vermeden bunu nasıl gerçekleştirebileceklerine odaklanacak.

Partner ülke Brezilya: Stratejik olarak önemli bir büyüme ortağı

Latin Amerika’nın en büyük ekonomisi olan Brezilya, HANNOVER MESSE 2026’nın partner ülkesi olarak fuarın merkezinde yer alacak.Yeşil enerji ve ham maddelerden hızla büyüyen endüstriyel pazara kadar geniş bir potansiyel sunan Brezilya’da, 1.500'ü aşkın Alman şirketi faaliyet gösteriyor ve endüstriyel üretiminin yaklaşık yüzde 10’unu oluşturuyor.Brezilya ile çalışmanın ticaretin ötesinde bir stratejik ortaklık olduğunun altını çizen Triantafillos,“Küresel gerginliğin yaşandığı zamanlarda, güvenilir ortaklar daha da önemli hale geliyor. HANNOVER MESSE, bu bağları güçlendirmek için ideal bir platform olarak fark yaratacak” dedi.


Air Astana, Yer Operasyonlarını Güçlendirmek İçin easie by ICRON’u Seçti

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Air Astana, Yer Operasyonlarını Güçlendirmek İçin Yapay Zekâ Destekli Kaynak Yönetimi Çözümü Sunan easie by ICRON’u Seçti

 Kazakistan’ın önde gelen hava yolu Air Astana, dijital dönüşüm yolculuğunda önemli bir adım atarak, havacılık sektörü için yapay zekâ destekli SaaS çözümlerinde global bir lider olan easie by ICRON’nun Yer Operasyonları için Kaynak Yönetimi çözümünü hayata geçirmek üzere seçti.

Bu iş birliği, Air Astana’nın ağını genişletmeye ve yolcu hacmini artırmaya devam ederken, daha akıllı, dayanıklı ve verimli yer operasyonları oluşturmasına destek olmayı amaçlıyor.

Air Astana, birden fazla istasyonda büyüyen bir yer hizmetleri ağını yönetirken, günlük yüksek sayıda uçuşu ve geniş bir ön saflarda görev yapan çalışan kitlesini koordine etmektedir. Uzun vadeli modernizasyon stratejisinin bir parçası olarak hava yolu, hem stratejik planlamayı hem de gerçek zamanlı operasyonel çevikliği destekleyebilecek ölçeklenebilir bir çözüm arayışına girdi. easie’nin Kaynak Yönetimi çözümü, bu kritik fonksiyonları tek bir akıllı sistem altında birleştirerek Air Astana’nın yer operasyonlarında operasyonel kontrolünü güçlendirecek.

easie by ICRON’un çözümü, iş gücü ve ekipman planlamasını tek bir yapay zekâ destekli karar destek platformunda bir araya getiriyor. Gerçek zamanlı verileri öngörücü algoritmalar ve senaryo bazlı optimizasyon ile birleştiren çözüm; Air Astana’nın optimize edilmiş vardiya planları oluşturmasını, çoklu istasyonlarda operasyonları daha etkin şekilde koordine etmesini ve operasyon günü boyunca meydana gelen değişimlere proaktif olarak yanıt verebilmesi için gerçek zamanlı görünürlük sağlamasını mümkün kılıyor.

Air Astana Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Filippos Siakkas, iş birliğine ilişkin şunları söyledi: “Uçuş ağımız genişledikçe ve yolcu beklentileri yükseldikçe, yer operasyonlarımızın zekâsını ve dayanıklılığını artırmak kritik önem taşıyor. easie’nin yapay zekâ destekli platformu, daha akıllı planlama yapmamıza, daha hızlı tepki vermemize ve ekiplerimizi operasyonel mükemmeliyeti sürekli kılacak gerçek zamanlı araçlarla desteklememize olanak sağlayacak.”

easie by ICRON Operasyonlardan Sorumlu Başkan Yardımcısı Esad Çakıcı ise şunları ekledi: “Yer operasyonları, havayolu ekosisteminin en karmaşık ve zaman açısından en kritik alanlarından biridir. Yapay zekâ destekli bir kaynak yönetimi yaklaşımını benimseyerek Air Astana, operasyonel netlik ve kontrol seviyesini yeni bir boyuta taşıyor. Hava yolunun bir sonraki büyüme aşaması için ihtiyaç duyduğu çeviklik ve verimliliği inşa etmesine destek olmaktan gurur duyuyoruz.”

Bu iş birliği, Air Astana’nın güvenilirliği, emniyeti ve yolcu deneyimini artıran ileri teknolojileri benimseme konusundaki kararlılığını pekiştiriyor. Aynı zamanda, easie by ICRON’un karar zekâsını havayolu operasyonlarının merkezine taşıma misyonunun da güçlü bir yansıması olarak; hava yollarının daha yüksek güven, doğruluk ve verimlilikle faaliyet göstermelerini mümkün kılıyor.

Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

 

Acıbadem Üniversitesi Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, Tartışma Yaratan “Yeni Amerikan Beslenme Piramidi”ni Değerlendirdi…

Beslenmede Büyük Değişim: Karbonhidrat Gitti, Protein Geldi

ABD Sağlık ve İnsan Hizmetleri Bakanlığı ile Tarım Bakanlığı tarafından 7 Ocak 2026 tarihinde açıklanan 2025–2030 Amerikan Beslenme Rehberi, uzun yıllardır uygulanan klasik besin piramidini önemli ölçüde değiştirerek kamuoyunun ve bilim dünyasının gündemine oturdu. Karbonhidratların geri plana çekildiği, protein ve yağ tüketiminin daha görünür hale geldiği yeni piramit modeli, obezite ve metabolik hastalıklarla mücadelede farklı bir yaklaşımı temsil ederken, beraberinde pek çok tartışmayı da gündeme getirdi.

Yeni rehber, şekerli içeceklerin, yüksek sodyum içeren ürünlerin ve ultra-işlenmiş gıdaların sınırlandırılmasını güçlü biçimde vurgularken; protein tüketiminin artırılması, doymuş yağlara yönelik söylemin yumuşatılması ve alkolle ilgili belirsiz ifadeler nedeniyle temkinli yorumlanması gereken bir çerçeve sunuyor.Acıbadem Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Dekanı ve Beslenme ve Diyetetik Bölümü Başkanı Prof. Dr. Murat Baş, yeni beslenme piramidinin beslenme biliminde yaşanan dönüşümün bir yansıması olduğunu belirterek, “Bu rehber, tek başına bir devrim değil; beslenme alanında süregelen arayışın ve değişen önceliklerin bir sonucu olarak okunmalı” değerlendirmesinde bulunuyor. 

Protein Vurgusu Güçleniyor, Kaynak Tartışması Sürüyor

Yeni rehber, günlük protein alımını artırmayı ve hayvansal protein kaynaklarını önceki dönemlere kıyasla daha olumlu bir çerçevede sunmayı öneriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın belirli risk grupları için anlamlı olduğunu ancak genel nüfus için dikkatle ele alınması gerektiğini vurguluyor: “Kas kaybı, yaşlanma ve metabolik sağlık açısından protein alımının önemi giderek artıyor. Ancak burada miktar kadar, proteinin hangi kaynaktan sağlandığı da büyük önem taşıyor. Bitkisel proteinler, deniz ürünleri ve yağsız hayvansal kaynaklar önceliklendirilmeden yapılan artışlar, uzun vadede kalp-damar sağlığı açısından risk oluşturabilir”…Prof. Dr. Murat Baş’a göre “daha fazla protein” mesajı, kişisel sağlık durumu ve yaşam tarzı dikkate alınmadan genelleştirilmemeli.

Doymuş Yağ ve Kolesterol: Sınırlar Korunuyor, Sorular Artıyor

Yeni rehber, doymuş yağlara yönelik dili yumuşatırken günlük enerjinin yüzde 10’undan fazlasının doymuş yağdan gelmemesi önerisini sürdürüyor. Bununla birlikte tam yağlı süt ürünleri ve kırmızı etin daha görünür hale gelmesi, uygulamada nasıl bir denge kurulacağı sorusunu gündeme getiriyor. Bu noktada yanlış algı riskine dikkat çeken Prof. Dr. Murat Baş, “Son yıllarda kolesterol ve yağ konusundaki bilimsel yaklaşımlar değişti. Ancak bu durum, doymuş yağın tamamen zararsız olduğu anlamına gelmiyor. Kalp-damar hastalıkları hâlâ önemli bir halk sağlığı sorunu. Yağın kaynağı, tüketim miktarı, lif alımı ve bireysel yatkınlık birlikte değerlendirilmediğinde, rehber yanlış yorumlanabilir” şeklinde konuşuyor. 

Yeni piramitte tahıl grubu alt sıralara çekilirken, özellikle rafine karbonhidratların sınırlandırılması hedefleniyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın temel olarak olumlu olduğunu ancak önemli bir ayrım yapılması gerektiğini belirtiyor: “Rafine edilmiş tahılların azaltılması, kan şekeri kontrolü ve kilo yönetimi açısından yerinde bir adım. Ancak tam tahıllar, lif ve mikro besin öğeleri bakımından önemli bir kaynaktır. Bu besinlerin gereksiz yere kısıtlanması sindirim sistemi sağlığı ve kalp-damar riski açısından sorun yaratabilir. Mesele tahılı tamamen azaltmak değil, doğru tahılı doğru miktarda tüketmektir”…

Ultra-İşlenmiş Gıdalarda Net Mesaj

Rehberin en geniş bilimsel uzlaşı sağlanan yönü, ultra-işlenmiş gıdalara karşı ortaya koyduğu net tutum oldu. Şekerli içeceklerin, aşırı sodyum içeren ürünlerin ve yüksek derecede işlenmiş gıdaların sınırlandırılması, kalp hastalığı, diyabet ve obezite ile mücadelede temel hedefler arasında yer alıyor. Prof. Dr. Murat Baş bu başlığı rehberin en güçlü yönü olarak değerlendirerek, “ABD’nin kendi yarattığı bir beslenme kültürünü yeniden sorgulaması önemli bir kırılma noktası.Ultra-işlenmiş gıdalarla kronik hastalıklar arasındaki ilişki artık açık biçimde ortaya konmuş durumda. Bu konuda verilen mesajlar bilimsel olarak son derece yerinde” ifadelerini kullanıyor. Ancak Prof. Dr. Murat Baş, her işlenmiş gıdanın aynı kategoride değerlendirilmemesi gerektiğini, bazı zenginleştirilmiş ürünlerin dezavantajlı gruplar için koruyucu rol oynayabildiğini de ekliyor. 

Yeni rehber, önceki dönemlerde yer alan net tüketim sınırlarını kaldırarak yalnızca “daha az alkol, daha iyi sağlık” ifadesine yer veriyor. Prof. Dr. Murat Baş, bu yaklaşımın halk sağlığı açısından riskli olabileceğine dikkat çekiyor:“Davranış değişikliği için net sınırlar ve açık mesajlar önemlidir. Alkol tüketimi konusunda belirsiz ifadeler, yanlış yorumlara ve rehberin etkisinin azalmasına yol açabilir”…

Genel Değerlendirme: Tek Bir Piramit Yeterli Değil

Prof. Dr. Murat Baş’a göre yeni Amerikan Beslenme Rehberi, beslenme bilimindeki temel tartışmaları yeniden gündeme taşıyor. “Ne kadar protein, hangi protein, ne kadar yağ, ne kadar işlenmişlik fazla?” sorularının hâlâ net yanıtları bulunmadığını vurgulayan Prof. Dr. Murat Baş, “Sağlıklı beslenme, tek bir piramit ya da tek bir modelle tanımlanamaz. Genel beslenme örüntüsü, yaşam tarzı, fiziksel aktivite düzeyi ve bireysel riskler birlikte ele alınmalıdır. Bu rehber, önemli mesajlar içeriyor; ancak her birey için birebir uygulanacak bir reçete olarak görülmemelidir. Sonuç olarak yeni Amerikan Beslenme Rehberi, şeker ve ultra-işlenmiş gıdaların azaltılması konusunda güçlü ve bilimsel açıdan sağlam bir çerçeve sunarken; protein, doymuş yağ ve alkol başlıklarında daha dikkatli ve kişiselleştirilmiş yorumlara ihtiyaç olduğunu gösteriyor. Sağlıklı beslenmenin anahtarı, tek bir piramitte değil; dengeli, çeşitli ve bireye özgü bir beslenme yaklaşımında yatıyor” şeklinde sözlerini tamamlıyor.


SunExpress, Ocak ayında 4 yeni Boeing 737-8 uçağını teslim aldı

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress, Ocak ayında 4 yeni Boeing 737-8 uçağını teslim aldı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, büyüme ve filo modernizasyon planları kapsamında yeni uçaklarını teslim almaya devam ediyor. Hava yolu, Ocak ayında dört adet Boeing 737-8 uçağını daha filosuna kattı. 

Seattle’daki Boeing tesislerinden teslim alınan TC-SLD, TC-SLC, TC-SLE, TC-SLF tescilli uçakların teslimatları sırasıyla 9, 13, 14 ve 27 Ocak tarihlerinde tamamlandı. Filoya katılan son uçak, yakıt ikmali için yapılan planlı duraklamanın ardından 29 Ocak’ta Antalya Havalimanı’na iniş yaptı. TC-SLF'ninŞubat ayının ilk haftası operasyona başlaması planlanıyor.

SunExpress, 2025 yılında 5 adet Boeing 737-8 teslim almıştı. Ocak ayında teslim alınan dört yeni uçakla birlikte bugüne kadar siparişlerden filoya katılan uçak sayısı 23’e ulaştı. 

Filoya katılan yeni Boeing 737-8 uçakları, önceki nesil modellere göre gelişmiş motor teknolojileri sayesinde yakıt tüketimi ve emisyonlarda azalma sağlarken, daha sessiz ve modern kabin tasarımıyla yolculara daha konforlu ve çevre dostu bir seyahat deneyimi sunuyor.


28 Ocak 2026 Çarşamba

Vakko SumahanBosphorus’ta Sevgililer Günü’ne Özel Romantik Kaçamak

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Vakko SumahanBosphorus’ta Sevgililer Günü’ne Özel Romantik Kaçamak

Vakko SumahanBosphorus Hotel, 2026 Sevgililer Günü’nü sevginin zarif bir yorumu olarak tasarladığı özel ve romantik deneyimle karşılıyor. Vakko imzasını taşıyan bu ayrıcalıklı kaçamak, Boğaz’ın büyüleyici manzarası eşliğinde konaklama, kişiselleştirilmiş dokunuşlar, yenileyici SPA ritüeli ve Caviar Kaspia Paris 1927 Istanbul’un, Sevgililer Günü için hazırladığı romantik akşam yemeğiyle tamamlanıyor.

Boğaz’ın büyüleyici manzarasında konumlanan Vakko Sumahan Bosphorus Hotel, Sevgililer Günü’ne özel olarak çiftlerin birlikte geçireceği anları anlamlı kılmak üzere tasarlanan ayrıcalıklı bir program hazırladı. 

“Just for a Moment: Valentine’s Bosphorus Escape Celebration” adıyla sunulan özel paket; Bed & Breakfast konaklama, otele varış öncesi hazırlanan kişisel karşılama mektubu, varışta sunulan iki kadeh Prosecco, odaya özel hoş geldiniz ikramları ve Vakko SumahanBosphorusHammam’da çiftlere özel hamam deneyimi ya da oda içinde uygulanan SPA terapileriyle, çiftlere şehrin yüksek ritminden uzakta, tamamen kendilerine ait bir zaman vadediyor.

Misafirler bu deneyimi; Boğaz manzaralı Room Bosphorus, Maisonette Bosphorus veya Suite Bosphorus seçeneklerinden biriyle kişiselleştirebiliyor. Her biri, Vakko’nun incelikli estetik anlayışı ve Sumahan’ın tarihi dokusuyla şekillenen, hatırlanmaya değer bir Sevgililer Günü için özenle kurgulandı.

Gecenin gastronomik anlatısını ise, uluslararası gastronominin en ikonik adreslerinden Caviar Kaspia Paris 1927 Istanbul üstleniyor. “For a moment, It’s just us!” başlığıyla sunulan Sevgililer Günü’ne özel menü; paylaşmaya davet eden başlangıçlardan, gecenin kalp atışını yansıtan ana lezzetlere ve tatlı bir hatırayla sonlanan zarif dokunuşlara uzanan bir seçki sunuyor. İstiridye, kral yengeç, ıstakoz ve fener balığı gibi seçkin tatlar; modern teknikler ve rafine lezzet dengeleriyle buluşarak, aşkın lezzetle ifade edildiği,hem ruha hem de damağa hitap eden doyurucu bir akşam tasarlıyor.

Geceye, caz müziğin tutkulu tınıları eşlik ediyor. Caviar Kaspia’da, Derya Meltem Asil’in canlı jazz performansı ile atmosfer romantik bir ritme bürünürken, Sevgililer Günü için tasarlanan dekorasyon ile mekân, çiftlere yalnızca bu geceye ait incelikli bir ambiyans sunuyor.

Bu özel menü, food-only olarak da misafirlerin tercihine sunuluyor. Caviar Kaspia Paris 1927 Istanbul’da servis edilen Sevgililer Günü’ne özel bu deneyime ait daha detaylı bilgiye www.vakkohotelsumahanbosphorus.com/trweb sitesinden veya 0 549 784 50 50telefon numarasından ulaşılabiliyor.


Turkish Travel Market 2026 İstanbul’da Turizm Profesyonellerini Buluşturuyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Turizm Sektörünün Kalbi İstanbul’da Atacak: 

Turkish Travel Market 2026 İçin Geri Sayım Başladı

Türkiye’nin dört bir yanından turizm profesyonellerini bir araya getiren Turkish Travel Market (TTM 2026), 31 Mart 2026 tarihinde İstanbul Sheraton City Center’da kapılarını açmaya hazırlanıyor. Turkish Travel Market TTM 2026’nın tanıtımını yapan Trip Now, Travel&Events Genel Müdürü Cengiz Kellekci ve Turkey Escapades Genel Direktörü Mehmet Darga turizm profesyonellerini buluşturuyor  Bir günlük yoğun bir B2B networking maratonu şeklinde kurgulanan etkinlik, yerel ve bölgesel turizm paydaşlarını "doğru alıcı, doğru masa" ilkesiyle buluşturacak.

Profesyonel İş Görüşmeleri İçin Stratejik Platform

TÜRSAB üyesi seyahat acenteleri, oteller, taşımacılık firmaları, aktivite tedarikçileri ve tekne operatörlerini bir araya getiren TTM 2026; katılımcılarına profesyonel bir iş geliştirme platformu sunuyor. Planlı randevu sistemi üzerine kurgulanan organizasyonda, her görüşme 15 dakika sürecek ve 5 dakikalık molalarla iş ağlarının en verimli şekilde genişletilmesi sağlanacak.

Dijital Randevu Sistemi ile Verimli Networking

Etkinliğin en güçlü yanlarından biri olan dijital platform sayesinde katılımcılar; hedefledikleri firmaların müsaitlik durumlarını görerek önceden randevu oluşturabiliyor. Onay mekanizmasıyla çalışan bu sistem, ziyaretçi ve katılımcıların etkinlik gününü maksimum verimlilikle planlamalarına olanak tanıyor.

Kimler Katılıyor? Geniş bir turizm ekosistemini kapsayan TTM 2026’da;

Katılımcı Segmenti: Uluslararası ve yerel seyahat acenteleri, tur operatörleri, otel zincirleri, transfer ve taşımacılık sağlayıcıları, tekne ve yat operatörleri ile deneyim/aktivite sağlayıcıları.

Ziyaretçi Profili: Inbound ve outbound yerel seyahat acenteleri, MICE & Incentive ajansları ve online seyahat platformları. Sektörün dinamiklerini yerinde takip etmek ve yeni iş birliklerine imza atmak isteyen tüm profesyoneller, etkinlik detaylarına ve kayıt formuna resmi web sitesi üzerinden ulaşabiliyor.

Etkinlik Bilgileri

Tarih: 31 Mart 2026

Yer: Sheraton City Center, İstanbul

Web: www.turkishtravelmarket.com/tr/


27 Ocak 2026 Salı

İstanbul’un Kalbinde Dedeman İmzası: Park Dedeman Şişli Misafirlerini Ağırlamaya Başladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



İstanbul’un Kalbinde Dedeman İmzası: Park Dedeman Şişli Misafirlerini Ağırlamaya Başladı

İstanbul’un merkezinde; iş dünyasının, kültürün ve gündelik yaşamın kesintisiz biçimde iç içe geçtiği Şişli, kentin en dinamik ve belirleyici akslarından biri olarak öne çıkıyor. Finans merkezlerinden kültür-sanat noktalarına, ulaşım ağlarından sosyal yaşama uzanan bu yoğunluk, Şişli’yi İstanbul’un ritmini belirleyen başlıca merkezlerden biri haline getiriyor. Dedeman Hospitality, Park Dedeman Şişli ile bu güçlü şehir dokusunun tam kalbinde, çağdaş bir şehir oteli deneyimini hayata geçiriyor.

Şişli Camii’nin hemen yanında konumlanan Park Dedeman Şişli; Dedeman’ın 60 yılı aşkın süredir inşa ettiği güven, konfor ve “Herkesin Dedeman”ı yaklaşımını, İstanbul’un merkezinde güçlü bir şehir oteli yorumu ile buluşturuyor. Park Dedeman Şişli, yalnızca bir konaklama adresi değil; İstanbul’u yaşayanlar için günün her anına eşlik eden yeni bir buluşma noktası olarak konumlanıyor.

İstanbul’un En Canlı Noktalarından Birinde, Dedeman Hospitality’den Çağdaş Bir Şehir Oteli Yorumu

Toplam 110 odasıyla hizmet veren Park Dedeman Şişli, modern tasarım anlayışı ve işlevsel mekân kurgusuyla hem iş hem de turistik seyahatler için ideal bir konfor alanı sunuyor. Gün ışığını içeri alan odalar, sade ve rafine tasarım diliyle İstanbul’un yoğun temposu içinde dingin bir konaklama deneyimi yaratıyor.

Şehrin merkezinde yer alırken dengeli bir atmosfer sunan otel; iş dünyası, kültür-sanat rotaları, alışveriş ve sosyal yaşamla iç içe bir konumda bulunuyor. Şişli’nin çok katmanlı yapısıyla uyum içinde konumlanan Park Dedeman Şişli, misafirlerine İstanbul’u zahmetsizce deneyimleme imkânı tanıyor.

Şehir Hayatına Uyumlu Bir Yaşam ve Yenilenme Alanı

Park Dedeman Şişli, konaklamayı günün tamamına yayılan bütüncül bir yaşam alanı olarak ele alıyor. Otel bünyesinde yer alan à la carte restoran, günün farklı saatlerinde misafirlerine seçkin lezzetler sunarken; tam donanımlı SPA & Wellness alanı, şehir temposunun ardından bedensel ve zihinsel yenilenmeye alan açıyor. Sauna, buhar banyosu ve Türk Hamamı gibi geleneksel uygulamalar; aromaterapi, derin doku, Bali ve sıcak taş masajlarıyla birlikte modern terapilerle destekleniyor. Fitness center ve pilates stüdyosu ise aktif yaşamı tercih eden misafirler için tamamlayıcı bir deneyim sunuyor. Kapalı yüzme havuzu, spa deneyimini şehir merkezinde nadir bulunan bir ayrıcalığa dönüştürüyor.

İş Dünyası İçin Stratejik Bir Buluşma Noktası

İstanbul’un en önemli iş akslarından birinde konumlanan Park Dedeman Şişli, profesyonel ihtiyaçlara yanıt veren altyapısıyla da öne çıkıyor. Üç adet toplantı salonu, farklı ölçeklerde toplantılar, iş buluşmaları ve organizasyonlar için esnek çözümler sunuyor. Kapalı otopark imkânı ise şehir merkezinde konforu tamamlayan önemli bir avantaj olarak öne çıkıyor.

Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, Park Dedeman Şişli’nin açılışına ilişkin değerlendirmesinde şu ifadelere yer verdi:

“Şişli, İstanbul’un en canlı ve en belirleyici merkezlerinden biri. Park Dedeman Şişli ile, Dedeman’ın şehir otelciliğindeki deneyimini İstanbul’un kalbine taşıyoruz. Bu otelin, yalnızca konaklama ihtiyacına değil; iş dünyasından sosyal yaşama uzanan geniş bir kullanım alanına karşılık veren, uzun soluklu bir şehir yatırımı olduğuna inanıyoruz. Dedeman Hospitality olarak, şehirle temas eden ve bulunduğu lokasyona gerçek değer katan projelere odaklanmaya devam ediyoruz.”

Park Dedeman Şişli, Dedeman Hospitality’nin şehir otelleri portföyünde stratejik bir konum üstlenerek; Dedeman güvencesiyle İstanbul’un merkezinde nitelikli, çağdaş ve güvenilir bir şehir oteli deneyimi sunuyor.


Sosyal medyada bir tık, hayatta büyük kayıp

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



DİJİTAL DOLANDIRICILIK BİR TIK UZAĞINIZDA

Sosyal medyada bir tık, hayatta büyük kayıp

Sosyal medya hesaplarının ele geçirilmesiyle başlayan dolandırıcılık vakaları, yalnızca hesap sahiplerini değil, onların arkadaşlarını ve yakın çevresini de mağdur edebiliyor. Hesabı ele geçirilen kişilerin adına “acil para lazım”, “hesabım kilitlendi” gibi mesajlar gönderiliyor; bu mesajlara güvenen kişiler maddi zarara uğrayabiliyor. Bir hesabın ele geçirilmesiyle başlayan süreç, zincirleme mağduriyetlere ve kişisel verilerin kontrol dışına çıkmasına yol açabiliyor.

 “BANA BİR ŞEY OLMAZ” DEMEYİN

28 Ocak Veri Koruma Günü dolayısıyla uyarılarda bulunan Kurt Gürler Partners Yönetici Ortağı Avukat Özlem Kurt, “Bana bir şey olmaz” düşüncesinin dijital dolandırıcılıkta en büyük risk olduğunu belirtti. Kurt, “Dolandırıcılık çoğu zaman hız ve güven duygusu üzerinden ilerliyor. Bir hesabın ele geçirilmesi, sadece hesap sahibini değil, o kişinin çevresini de etkileyen zincirleme bir mağduriyete dönüşebiliyor. Bu tür eylemler bilişim suçları kapsamında cezai sonuçlar doğurabileceği gibi, kişisel verilerin hukuka aykırı ele geçirilmesi ve işlenmesi riskini de beraberinde getiriyor” dedi.

 HUKUKİ SÜRECİ GECİKTİRMEYİN

Kurt’a göre en kritik adım, olay yaşanır yaşanmaz süreci resmîleştirmek ve delilleri kaybetmemek. Özlem Kurt, sosyal medya üzerinden gerçekleşen dolandırıcılık vakalarında failin her zaman tespit edilemeyebileceğine dikkat çekerek şu uyarılarda bulundu:

“Bu tür dijital dolandırıcılık vakalarında suç duyurusunda bulunmak, fail tespit edilemese dahi hem üçüncü kişilerin uğradığı zararlar bakımından hem de ileride hesap sahibine yöneltilebilecek sorumluluk iddialarına karşı koruyucu ve gerekli bir adımdır. Ekran görüntüleri, mesaj içerikleri, IBAN ve hesap bilgileri ile tarih–saat kayıtlarının saklanması ve sosyal medya platformları üzerinden resmî güvenlik ve hesap ihlali bildirimlerinin yapılması hayati önem taşır.”

 Kamera görüntüleri izinsiz paylaşılamaz

Apartman, site ve okul WhatsApp grupları ile güvenlik kamerası kayıtları, kişisel veri ihlallerinin en sık yaşandığı alanların başında geliyor. Telefon numaralarının rıza alınmadan gruplara eklenmesi, aidat borç listeleri veya öğrenci bilgilerinin paylaşılması kişisel verilerin kontrolsüz biçimde yayılmasına yol açabiliyor. Benzer şekilde, güvenlik amacıyla alınan kamera görüntülerinin “bilgilendirme” veya “ibret” gerekçesiyle WhatsApp gruplarında ya da sosyal medyada paylaşılması, özel hayatın gizliliğinin ihlali niteliği taşıyabiliyor.

Uzmanlar, WhatsApp gruplarının resmî bir iletişim alanı olmadığını; bu tür paylaşımların idari para cezaları ve bazı durumlarda cezai sorumluluk doğurabileceğini hatırlatıyor. Vatandaşların, kişisel verilerinin hangi hukuki dayanakla paylaşıldığını sorma ve verilerin silinmesini talep etme hakkı bulunuyor.

 

İş görüşmesinde medeni durum sorulamaz

Bayram veya yılbaşı tebrik mesajları, çoğu zaman fark edilmeden veri ihlaline dönüşebiliyor. Açık rıza olmadan gönderilen SMS, e-posta veya WhatsApp mesajları, hem kişisel verilerin korunması hem de ticari elektronik ileti mevzuatı açısından sorun yaratabiliyor.

Öte yandan işe alım görüşmelerinde adaylara yöneltilen yaş, medeni hâl, çocuk planı gibi sorular da işin niteliğiyle doğrudan bağlantılı olmadıkları sürece hukuka aykırı veri işleme kapsamında değerlendiriliyor. Özlem Kurt, “Sadece tebrikti” ya da “herkes soruyor” gibi gerekçelerin hukuki sorumluluğu ortadan kaldırmadığını vurguluyor. Vatandaşların, kişisel verilerinin hangi amaçla istendiğini sorma ve bu tür sorulara cevap vermeme hakkı bulunuyor.

 Tek şifre tehlikesi

Son dönemde yapay zekâ platformlarının kontrolsüz kullanımı, şirketler açısından yeni bir risk alanı oluşturuyor. Tek hesap ve tek şifreyle tüm çalışanların aynı yapay zekâ aracını kullanması; müşteri ve çalışan verilerinin izlenemez şekilde sisteme girilmesine, yetkisiz erişimlere ve veri güvenliği zafiyetlerine yol açabiliyor.

Kimin hangi veriyi, ne zaman ve hangi amaçla girdiğinin tespit edilememesi, şirketler açısından kişisel veri ihlali riskini artırıyor. Uzmanlar, bu tür uygulamaların kişisel verilerin korunması mevzuatı kapsamında ciddi yaptırımlar doğurabileceğine dikkat çekiyor. Çözüm olarak kullanıcı bazlı erişim, yazılı kullanım politikaları ve çalışanlara yönelik farkındalık eğitimleri öneriliyor.


TÜRK TURİZMİNİN EN KONFORLU YANILGISI: HER ŞEY DAHİL


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

TÜRK TURİZMİNİN EN KONFORLU YANILGISI: HER ŞEY DAHİL

Günümüz turizminde oldukça popüler olan “her şey dahil”sistemini artıları ve eksileriyle birlikte inceleyelim. 

Bu sistem, müşterilerine başta peşin ödeme yaptırarak tatil süresince başka herhangi bir ekstra ödeme istememekte, böylece finansal işlemleri minimuma indirgeyerek tatilcilerin tatilleri boyunca para ile ilgili kararlar alma zorunda kalıp mali kaygıve sorun yaşamalarının önüne geçmektir. 

İlk olarak 1950’lerin ortalarında İspanya’nın Mayorka Adası’ndaki Club Mediterranean’da başlatılan “her şey dahil” uygulaması daha sonra hızla yayılmış ve global ölçekte uygulanmaya başlanmıştır. 1960 ve 1970’li yıllarda ise “clup tatil” konsepti altında lüks şato ve saraylarda zengin turistlere yönelik, her ihtiyacı karşılayan özel bir tatil deneyimi olarak popülerlik kazanmıştır.   

Türkiye’de ise bu konseptin öncüsü Marco Polo Tatil Köyü olmuştur. 1990’ların başında Akdeniz ve Ege sahillerindeki doluluk oranlarını yükseltmek için bir pazarlama stratejisi olarak benimsenmeye başlayan “her şey dahil” sistemi zamanla Türkiye’nin her yanına yayılmıştır. Türkiye’deki hızlı yayılımının ardında yabancı tur operatörlerinin artan talepleriyle birlikte, hem Türkiye’deki hem de rakip ülkelerdeki benzer işletmelerin benzer uygulamaları bulunmaktadır. 


Ancak son yıllarda bu sistemin vardığı nokta gerçekten düşündürücü. Artan otel sayısı, kalifiye personel eksikliği ve müşteri profili, bu sisteminin sorgulanma vaktinin geldiğini gösteriyor. “Her şey dahil” konsepti altında binlerce turiste hizmet veren işletmeler adeta küçük bir şehir gibi. Turist otelden çıkmıyor; yemeğini otelde yiyor,  içeceğini otelde içiyor, eğlencesini otelde yaşıyor. Denize bile otelin sınırları içinde giriyor. 

Sonuçta sokaklar boş kalıyor, restoranlar müşteri bulamıyorlar. Müzelerin ziyaretçisi azalıyor, yerel üreticiler sisteme entegre olamıyor. Turizm varmış gibi görünüyor ama şehirde turist göremiyorsunuz. Daha da kötüsü, “her şey dahil” sisteminin bedelini doğa ve emek ödüyor. Aşırı gıda israfı, kontrolsüz su ve enerji tüketimi, personelin düşük ücretli yoğun çalışması;sürdürülebilirlik söylemleriyle süslenen broşürlerin arkasında ağır bir çevresel yük bırakıyor. 

“Ben parasını verdim, istediğim kadar alırım,” anlayışıyla hareket eden turist, inanılmaz bir israf yaratıyor. Tepeleme doldurulan tabaklar yarısı dahi yenmeden masalarda bırakılıyor, bir yudum içip bırakılan su şişeleri de öyle. Yemek zamanları ayrı izdiham, metrelerce kuyruk oluşuyor. 

Artık şunu kabul etmeliyiz: “Her şey dahil” sistemi Türkiye’yi ucuzlatıyor. Ucuzlayan tatil paketleriyle birlikte kültürümüz, mutfağımız, şehirlerimiz ve emeğimiz de ucuzluyor. Bu sistem ilk bakışta başarılı gibi görünen ama derinlemesine incelendiğinde Türk turizmini ucuzlatan, tekdüze ve tüketici bir yapıya mahkum eden bir modeldir. 

Dünya turizmi ise artık bambaşka bir yöne gidiyor. Deneyim arayan, yerel tatları keşfetmek isteyen, kültürle temas kuran, şehri yürüyerek tanımak isteyen bir ziyaretçi profili yükseliyor. Biz ise hala otel bilekliği ile turizmi ölçmeye çalışıyoruz. Otellerimizde bir sanayii anlayışıyla yapılan servisin kalitesi son derece düşük. Bunda, ekonomik şartlar yüzünden kısıtlanan personel sayısı da önemli rol oynuyor. Bakan Ersoy’a ait otellerde ise iki erkek aynı odada kalamıyor. Türk turizmine, böylesi bir çağ dışılık eşlik ediyor. 


Çözüm radikal olsa da imkansız değil. “Her şey dahil” modelini bir gecede kaldırmak gerçekçi olmaz ama bu sisteme bir standart getirilmeli ve şehir merkezli ve kültür odaklı destinasyonlar, “her şey dahil” modelinin dışına çıkarılmalıdır. “Her şey dahil” sistemi doğru yönetildiğinde ise hem misafiri hem işletmeciyi hem de bulunduğu bölgeyi memnun edecek bir model haline getirilebilir. İsrafın önlenmesi hem otellerin maliyetlerini azaltacak hem de ülkemizin kaynaklarını koruyacaktır. 

Yeni yatırımlara teşvik verilmeli, dönüşmek isteyen işletmeler desteklenmelidir. Oda-kahvaltı, yarım pansiyon, gastronomi ve deneyim odaklı turizm yaygınlaştırılmalıdır. Yerel işletmelerle entegre, bisiklet ve yaya dostu, çevreye duyarlı bir anlayış artık bir tercih değil, zorunluluktur. 

Türk turizmi uzun yıllardır rakamlarla övünüyor. Ziyaretçi sayısı artıyor, oteller doluyor, sezonlar uzuyor. Ama kimse şu soruyu sormuyor: Bu büyüme kime yarıyor? Yazık ki bu büyüme ne yerel esnafa, ne kültüre, ne de ülke ekonomisine yarıyor. Artık turizmi rakamlarla değil, katma değerle ölçmenin zamanı geldi. Aksi halde rekorlar kırmaya devam ederiz ama kazanan yine Türkiye olmaz. 

Toparlayacak olursak; 

- “Her şey dahil” sistemi turist sayısını artırır: Sabit fiyatlı paketler özellikle aileler ve bütçe odaklı turistler için caziptir.

- Doluluk oranlarını yükseltir: Sezon dışı dönemlerde otellerin ayakta kalmasını sağlar.

- Gelir öngörülebilirliği sağlar: Oteller için planlama ve maliyet kontrolü kolaylaşır.

- Uluslararası pazarda rekabet gücü kazandırır: Türkiye gibi destinasyonları cazip kılar.


Bunlara karşın;

- Yerel esnafın gelirini azaltır: Turistler otel dışına daha az çıkar.

- Turizm gelirleri otel içinde yoğunlaşır: Bölgesel kalkınma sınırlanır.

- Hizmet kalitesi düşebilir: Kitle turizmi standartlaşmaya yol açar.

- Kültürel etkileşim azalır: Turist–yerel halk teması zayıflar.

- Sürdürülebilirlik sorunları yaratır: Aşırı tüketim ve çevresel baskı artar.

Sonuç olarak, “her şey dâhil” sistemi kısa vadede turizm hacmini büyütürken, uzun vadede nitelikli, sürdürülebilir ve yerel ekonomiyi destekleyen turizm açısından dikkatli yönetilmesi gereken bir modeldir.


Murat TÜZEL

CHP İstanbul İl Başkanlığı Turizmden Sorumlu Komisyon Başkanı

Şişli Kent Konseyi Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

Hyatt Regency İzmir İstinyePark’ın marka yolculuğu Grand Hyatt segmentine geçişiyle yeni bir döneme giriyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İZMİR’İN HYATT’I, GRUBUN LÜKS SEGMENT MARKASI GRAND HYATT İLE İZMİR’İ ULUSLARARASI GRAND HYATT DESTİNASYONLARI ARASINA TAŞIYOR

İzmir’in konaklama ve misafirperverlik algısına yeni bir vizyon kazandıran Hyatt Regency İzmir İstinyePark’ın marka yolculuğu Grand Hyatt segmentine geçişiyle yeni bir döneme giriyor. Misafirlerin geri bildirimleri, otelin mükemmellik anlayışının yanı sıra Hyatt Hotels Corporation’ın değerlendirmeleriyle gerçekleştirilen stratejik marka konumlandırması kapsamında otel, premium konaklama ve hizmet anlayışını yeni ünvanı Grand Hyatt İzmir İstinyePark ile lükse taşıyor.  

Açıldığı günden bu yana Hyatt dünyasında misafir anketleriyle neredeyse her yıl “En Temiz Otel” seçilen, istikrarlı başarılarıyla markanın mükemmeliyet yaklaşımını güçlü biçimde yansıtan Hyatt Regency İzmir İstinyePark, sunduğu yüksek kalite ve erişilebilir premium konaklama yolculuğuna Grand Hyatt segmentiyle devam ediyor. Üst düzey hizmet kalitesi ve sunduğu deneyimin sonucu olarak şekillenen bu stratejik yeniden konumlanma ile birlikte yolculuğuna Grand Hyatt İzmir İstinyePark ünvanıyla devam edecek olan otel, sahip olduğu haklı prestijini lüks segmente taşıyarak İzmir’in ilk uluslararası lüks segment marka kimliği ile hizmet verecek. Yatırımcı Orjin Grup’un lüks segmentte edindiği güçlü marka yönetim deneyimi ve vizyonunun belirleyici bir rol oynadığı marka geçiş süreciyle birlikte Hyatt, Türkiye’deki lüks portföyüne bir otel daha eklerken, İzmir’i uluslararası Grand Hyatt destinasyonları arasına taşıyacak.

İlk adımda ayrıcalık: Yeni lobisi, özel girişi ve kusursuz "arrival experience" yaklaşımıyla Grand Hyatt İzmir İstinyePark, misafirlerine kapılarını açmaya hazırlanıyor.

Otelin, Grand Hyatt marka standartlarına uygun olarak, ana girişi ve lobisi, tamamen yeni bir konuma taşındı. 2026 yılının ilk çeyreğinde yeni yüzüyle konuklarını ağırlamaya hazırlanan otel, İstinyePark İzmir’in lüks mağazalarının yer aldığı açık alan courtyard kısmından giriş ile, misafirlerine bambaşka bir ‘ilk varış’ deneyimi yaşatacak. Modern mimarinin zarif çizgileriyle şekillenen yeni lobi, özel olarak kürate edilen özgün sanat eserleri ile misafirlerine sofistike lüksü ilk adımda hissettirecek.  

Işığı takip eden özgün bir gastronomi noktası: FARO7

Yeni lobiyle eş zamanlı olarak açılması planlanan ve otelin hemen girişinde konumlanacak olan FARO7; modern Akdeniz ve Ege mutfağını taze, rafine ve lezzetli bir yorumla sunan özgün bir gastronomi noktası olarak hayat bulacak.

Gün boyu hizmet konseptiyle FARO7; yaratıcı mutfağını tamamlayan imza kokteyl menüsü, geniş şarap seçenekleri ve özel viski eşleşmeleriyle, şehrin aradığı modern kokteyl bar ortamını son derece şık bir atmosferde sunacak. Hem otel misafirlerini hem de İzmirli lezzet tutkunlarını ağırlayacak olan FARO7, şehrin gastronomi sahnesinin güçlü ve karakteristik bir parçası olmaya şimdiden aday.

İspanyolca, Portekizce ve birçok Latin dilinde 'deniz feneri' anlamına gelen Faro, haftanın 7 gününün her anına ışık tutacak. 


“Bu dönüşüm yalnızca bir marka ya da isim değişikliğiyle sınırlı olmayacak”

Hyatt Regency İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, markanın yeni stratejik konumlanmasıyla ilgili şu değerlendirmelerde bulundu: "Hizmete açıldığımız ilk günden beri bir amacımız vardı; misafirlerimizin kendilerini rahat hissedecekleri, ezber bozan, sade, şık ve yerel değerleri küresel standartlarla harmanlayan bir konaklama deneyimi sunmak.

Misafirlerimizin doğrudan Hyatt’a ilettikleri geri bildirimler, kazandığımız ödüller ve markanın bize duyduğu güven; şimdiye kadar gerçekleştirdiğimiz maddi yatırımların ve insan kaynağımıza verdiğimiz değerin küresel ölçekte takdir edildiği anlamını taşıyor. Geride bıraktığımız üç yılda, marka tarafından takdir edilen 'en iyi otel' ve 'en iyi genel müdür' gibi ödüllerin yanı sıra, İzmir’den bir otel ilk kez Condé Nast listesine girmeyi başardı.

Şimdi heyecan verici bir marka evriminin arifesindeyiz. Hedefimiz sadece otelin tabelasını değiştirmek değil; mevcut başarılarımızı daha da ileriye taşıyarak daha şık ve daha özel bir deneyim sunmaktır. Dünyanın en lüks markalarının yer aldığı ‘Luxury Court’ alanından başlayan sofistike giriş deneyimi, misafirlerimize kapıdan çıktıkları son ana kadar hayalini kurdukları kişiselleştirilmiş ve kendilerini özel hissettiren bir ortam sunacak. 

İzmir’i Hyatt çatısı altındaki lüks markası Grand Hyatt’ın önemli bir destinasyonu haline getirmekten gurur duyuyor; misafirlerimize ve değerli İzmir halkına teveccühlerinden dolayı en samimi teşekkürlerimizi sunuyoruz."

Türkiye’nin en iyi 6. oteli seçildi

Türkiye’nin en dinamik şehirlerinden birinde çağdaş lüksü, modern tasarımı ve dünya standartlarında hizmeti bir araya getiren Hyatt Regency İzmir İstinyePark, 2024 ve 2025 yıllarında Tripadvisor’da misafir puanları ve yorumlarıyla “Tartışmasız En İyiler” listesine girerken, Hyatt Hotels Grup’un EMAE (Avrupa, Afrika ve Orta Doğu) bölgesindeki Hyatt otelleri arasında “2024 Yılın Oteli” ödülüne layık görüldü. 

Aynı yıl Otel Genel Müdürü Zafer Canbaz, Avrupa, Afrika ve Orta Doğu (EMEA) bölgesindeki Hyatt otelleri arasında “Yılın En İyi Genel Müdürü” seçilmesiyle liderlik alanında da önemli bir başarıya imza attı.

Otel, seyahat ve konaklama endüstrisinin en prestijli yayını kabul edilen Condé Nast Traveler 'Okuyucuların Seçimi 2025' anketinde Türkiye’nin en iyi 6. oteli seçildi. Hyatt Regency İzmir İstinyePark bu başarısıyla İzmir’den bu global listeye ilk kez seçilen otel olma ünvanını taşıyor.