6 Şubat 2021 Cumartesi

Anadolu yavaşladı, Antalya ve İstanbul yatırıma doymadı

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



TÜROB’dan 2020 yılı yatırım raporu: 

Turizm durdu, yatırımlar devam etti

Pandemi döneminin ağır koşullarına rağmen otel yatırımları sürdü. 2020’de 137 yeni otel projesi teşvik belgesi aldı. Proje sayısı 2019’a göre % 19 arttı. TÜROB değerlendirmesinde, “Pandeminin sektörde olumsuz etkileri ve birçok alanda yatırımların ertelendiği bir dönemde dahi yatırımcılar, 2020 ve öncesinde başlattıkları otel yatırımlarını; duran yatırım maliyetinin daha yüksek olduğu gerçeğinden hareketle tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürmüştür. Bu durum yatırımcıların sektöre yönelik umudunun ve güveninin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir” denildi.

Konaklama sektörü 2020 yılında pandemi nedeniyle tarihinin en kötü dönemini yaşamasına rağmen yatırımlar açısından cazibesini kaybetmedi. Otel yatırımları, 2020 yılında da yatırımcıların en fazla ilgi gösterdiği alanlardan biri olmaya devam etti. Türkiye Otelciler Birliği’nin (TÜROB), Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı’nın ‘Yatırım Teşvik Belgeleri’ne ilişkin verilerinden hareketle hazırladığı 2020 yılı yatırım raporuna göre, geçen yıl toplam teşvik değeri 4 milyar 65 milyon TL olan toplam 31 bin 98 yataklı 137 otel projesi için teşvik başvurusu yapıldı. 

Geçen yıl teşvik belgesi başvurularının parasal tutarı bir önceki yıla göre yüzde 7 gerilerken, proje sayısı yüzde 19, yatak kapasitesi yüzde 1.2 artış gösterdi. 2019 yılında toplam 30 bin 727 yatak kapasiteli 115 otel projesi için 4 milyar 353 milyon TL tutarında teşvik başvurusu yapılmıştı.

Umut ve güvenin göstergesi

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından açıklanan ‘2021 Yılı Turizm Tesisleri Birim Maliyetler Listesi’ hesabına göre; bu dönemde yapılan otel yatırımlarının oda başına maliyetinin 183 bin 404 TL, toplam yatırım maliyetinin ise 5 milyar 704 milyon TL olduğu hesaplandı.

Raporda yer alan TÜROB değerlendirmesinde, “Pandeminin sektörde olumsuz etkileri ve birçok alanda yatırımların ertelendiği bir dönemde dahi yatırımcılar, 2020 ve öncesinde başlattıkları otel yatırımlarını; duran yatırım maliyetinin daha yüksek olduğu gerçeğinden hareketle tamamlamak üzere çalışmalarını sürdürmüştür. Bu durum yatırımcıların sektöre yönelik umudunun ve güveninin bir göstergesi olarak değerlendirilebilir” denildi.

Trabzon’da yatırım furyası dindi

Öte yandan TÜROB’un raporuna göre, geçen yıl 41 şehirde yeni projeler planlandı. Yeni yatırımlarda Antalya ve İstanbul’un ezici ağırlığı devam etti. Anadolu’nun ise yavaşladığı gözlendi. Özellikle son yılların gözde bölgesi Karadeniz’de yatırım furyasının yavaşlaması dikkat çekti. Hayata geçirilecek yeni yatırımlarda Antalya ve İstanbul’un ezici ağırlığı da sürüyor. Teşvik belgesi alan projelerin 24’ü Antalya’da, 18’i İstanbul’da yer aldı. En fazla başvuru yapılan Antalya’daki 24 otel projesinde 9 bin 208 yatak yer alıyor. 18 başvuru olan İstanbul’daki projelerin toplam yatak kapasitesi ise 4 bin 308. Yani yatak kapasitesine geçen yılki projelerin hemen hemen yarısı Antalya ve İstanbul’da yer aldı.

Muğla 7, Mardin 6, Nevşehir ve Balıkesir 5, İzmir, Hatay, Sakarya ve Şanlıurfa 4’er projeyle ilk 10’da yer alan diğer iller oldu. Uzun süre en fazla yatırım alan ilk üç il arasında yer alan Trabzon’da geçen yıl proje sayısı 2’de kaldı.


Kapasitede 5 yıldız, proje sayısında 3 yıldız 

2020  yılında teşvik belgesi alan oteller içerisinde kapasite bakımından 33 otelde 15.447 yatak ile 5 yıldızlılar ilk sırada yer aldı. Otel sayısında ise en fazla başvuru 49 proje ile 3 yıldızlı oteller için oldu. 


TABLO 1: 

Yatırım zirvesindeki şehirler 


Şehir Teşvik Belgesi alan proje sayısı (2020)

Antalya 24

İstanbul 18

Muğla 7

Mardin 6

Nevşehir 5

Balıkesir 5

İzmir 4

Hatay 4

Sakarya 4

Şanlıurfa 4



TABLO 2: 

Yıllara göre otel yatırımları 

Yıl Otel sayısı Yatak sayısı Teşvik  tutarı (Milyon TL) Yatak başı ortalama teşvik (TL)

2014 275 75.541 4.466 61.569

2015 203 46.169 3.310 71.699

2016 161 35.244 2.639 74.896

2017 171 30.417 2.735 89.923

2018 153 24.209 2.567 106.055

2019 115 30.727 4.353 144.072

2020 137 31.098 4.065 130.738

3 Şubat 2021 Çarşamba

Ebeveynler, ebeveyn kontrol yazılımları hakkında ne düşünüyor?

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




En çok yetişkin içerikleri filtreleniyor

Ebeveynler, çocuklarının online güvenliğini izleme konusunda nasıl bir tutuma sahip? Siber güvenlik kuruluşu ESET, Family Online Safety Institute’nün raporunu paylaştı. Buna göre genç ebeveynler, online kontrol konusunda yaşlı ebeveynlere göre kendilerini ‘daha az sorumlu‘ hissediyor. Öte yandan ebeveynler, bu yazılımlar yoluyla en çok yetişkin içeriklerini engelliyor. 

Ebeveyn kontrol yazılımları (Parental Control), ebeveynlere çocuklarını internetteki içerikler konusunda yaş ve risk durumuna göre filtreleme, izleme ve kısıtlama imkanı sunuyor. İngiltere merkezli sivil toplum kuruluşu Family Online Safety Institute (FOSI); ebeveynlerin, ebeveyn kontrol  yazılımlarının kullanımına yönelik tutumlarını ele alan bir rapor yayınladı. ESET Kıdemli Güvenlik Uzmanı Tony Anscombe, bu raporu mercek altına aldı, deneyimlerini de aktararak, raporun ayrıntılarını paylaştı.  

Genç ebeveynler kendilerini daha az sorumlu hiseddiyor

Rapora göre ebeveynlerin, kontrol yazılımlarına ilişkin tutumları yaşlarına göre değişiklik gösteriyor. Bebek Patlaması (Baby Boomers) kuşağından gelen 1946 – 1964 doğumlu ebeveynlerinin yüzde 57’si “en çok sorumluluğun” ebeveynde olduğuna inanıyor. X kuşağı (1965-1980 doğumlu) ebeveynlerinin yüzde 43’ü ebeveynlerin sorumlu olduğuna ve daha genç (milenyum kuşağı) ebeveynlerin ise yalnızca yüzde 30’u sorumluluğun ebeveynde olduğuna inanıyor. 

Neden? 

Günümüzde birçok ülkenin eğitim sistemi gizlilik, güvenlik, siber zorbalıkla mücadele gibi birçok konuya müfredatlarında yer veriyor. Bu durum bir açıdan günümüz ebeveynlerinin online güvenlik konusunda ebeveynlerin ve çocukların ortaklaşa bir sorumluluğa sahip olduğunu düşünmelerini açıklıyor. 

Sosyal medyada gizlilik konusu daha önemli hale geldi 

Milenyumun ilk yıllarında internetin popüler hale gelmesinden bu yana sosyal medya platformlarındaki güvenlik ve gizlilik özellikleri önemli ölçüde değişti. Önceleri, gizlilik bilinçli olarak karar vermeniz gereken bir seçenekti. Profilinizin kilitli olup olmamasını siz seçiyordunuz. Günümüzde ayarların hepsi olmasa da birçoğu gizlilik ön planda tutularak varsayılan olarak sunuluyor. Ayrıca kabul edilemez içerikleri veya siber zorbalığı bildirebileceğiniz prosedürler ve seçenekler bulunuyor. Sosyal medya şirketleri, hükümetlerin ve kullanıcıların baskılarına uygun olarak değişiklikler yapmak zorunda kaldı. 

Ebeveynlerin konuşmaları daha etkili 

Raporda belirtilen diğer bir ilginç noktada ise gençler, okulda dijital güvenlikle ilgili öğretilen içeriğin güncel olmadığını ve ebeveyn konuşmalarının daha etkili olduğunu düşünüyor. Ebeveynler olarak bizler günümüzde bu konular hakkında konuşabiliyoruz, ancak öğretmenlerin müfredatta yer alan konulara uyması gerekiyor ve genellikle konular onay süreç ve mekanizmalarından geçene kadar büyük ihtimalle güncelliğini kaybetmiş oluyor. Teknoloji ve popüler uygulamalar çok hızlı değiştiğinden bu konuda öne geçmemiz imkansız. Ayrıca eğitim sistemini gerçek dünyadaki kullanım yerine online güvenliğin genel ilkelerini belirleyen bir süreç olarak görmemiz daha adil olacaktır.  

En çok yetişkin içerikleri engelleniyor

Rapor, dijital ebeveyn araçları kullanımında en üst sırada yetişkin içeriğinin engellenmesi olduğunu belirtiyor. Yapılan ankete katılanların yarısından fazlası bunun gerekli olduğunu düşünüyor. Yetişkin içerik; R veya X derecelendirmesine sahip filmler, yetişkin internet siteleri ve cinsel içerikli yayınlar olarak tanımlanıyor. İkinci sırada ise gizlilik ayarları yer alıyor. Özellikle ergenlik çağında çocukları olan ebeveynler bu konuya önem veriyor.

En çok 7-11 yaş aralığında kontrol yazılımları kullanılıyor

Öte yandan çoğu ebeveyn (%71), çocuklarının online güvenliğine sahip olması için kullandığı araçtan memnun değil. Ayrıca ankette en çok 7-11 yaş arası çocukların ebeveynlerinin, çocuğunun online güvenliğini sağlamak için dijital araçları kullandığı ve aynı yaş grubu için yaşa uygun video içeriği konusunda kaygı duyduğu belirtiliyor. Ebeveynler, tek bir noktadan hizmet alarak ve tek bir kaynak kullanarak ebeveyn kontrollerini sağlamayı arzuluyor. Bu durum çocukların kullandığı birçok farklı araç olduğunu ve hizmetlerin karmaşıklığını göz önünde bulundurduğumuzda oldukça anlaşılır. 

Çocukların karşı karşıya kaldıkları online riskler ve teknolojinin nasıl yardımcı olabileceği konusunda daha fazla bilgi edinmek için Türkçe olarak hazırlanmış  https://saferkidsonline.eset.com/tr  adresini ziyaret edebilirsiniz. 


Gastronomi Turizmi Derneği ; ABD Miami’de de çalışmaya devam ediyor...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



GASTRONOMİ TURİZMİ DERNEĞİ ;MİAMİ ‘DE TÜRK MUTFAĞI’NI ve TÜRK ÜRÜNLERİ’Nİ PAZARLAYACAK

Gastronomi Turizmi Derneği ; ABD Miami’de de çalışmaya devam ediyor. GTD, Türk Mutfağı’ mızı tanıtmak ve Türk Ürünleri’nin satışı için derneği temsilen GTD Komite Başkanı Erdem İpekçi ve Tuba İpekçi Başkonsolosluğu ziyarette bulundu.

Miami ‘de de açılacak Türk restoran ve showroom planlamaları yapıldı.

Türk Mutfağı tanıtımı için 3 ayrı farklı lokasyonda Türk ürünü tanıtım merkezleri açılıyor.

TC. Dış İşleri Bakanlığı ABD Miami Başkonsolosu Burç Ceylan Türk mutfağımız ve ürünlerimiz Miami ‘de hakettiği değere ulaşacak olmasından çok mutlu. Ceylan ;GTD temsilcilerini makamında kabul etti.

Türk Gastronomisinin tanıtımı ‘’GT Anadolu ‘’markası ile Dünya’ya yayılmaya başladığını ifade eden ve Miami Başkonsolosluğu ziyaretinin önemli bir adım olduğunu belirten Türkiye Gastronomi Turizmi Derneği başkanı Gürkan Boztepe çalışmalarının farklı ülkelerde de süreceği müjdesini verdi.

Bu organizasyonda emeği geçen başta Turizm Bakanlığı,Dış İşleri Bakanlığı ,Ticaret bakanlığı kurumlarına teşekkür eden komite başkanı Erdem İpekçi misyonumuz için çalışmaya devam edeceklerini belirtti.


Gastronomi Turizmi Derneği kimdir?

Gastronomi Turizmi Derneği Türk Mutfağı’nı Dünya’ya tanıtmak amaçlı kurulmuş bir dernektir.İçinde Turizm acenteleri-oteller-restoranlar-rehberler-turizm yazarları ve kanaat önderlerini barındıran Dünya’da ve ülkemizde faaliyet gösteren bir dernektir.

Ülkemiz mutfağının Dünya’da hakettiği değeri alması için mücadele etmektedir.Bu konuda yerel yönetimler ve uluslararası kurumlarla işbirliği içinde farklı kültürleri de ülkemizde tanıtmaktadır.TC.Kültür Turizm Bakanlığı ve Türsab ile entegre çalışmaktadır.

Türkiye Lezet Haritası hazırlanması-Türkiye Gastronomi Köyü-Kanaat Önderleri Konuşuyor ‘’Gastortalks’’-Avrupa’nın en büyük Gastronomik etkinliği ‘’Gastroshow’’, Dünya Yoğurt Konferansı-GT Anadolu gibi nitelikli çalışmalar ile ülkemiz için çalışmaktadır.


Canpark AVM, TSE Covid-19 Güvenli Hizmet Belgesi ile almış olduğu önlemleri tescilledi...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Canpark AVM'de, TÜV SÜD sertifikalı temiz hava ve güvenli alışveriş

Canpark AVM, dünyanın içinde bulunduğu pandemi sürecinde bulaşma riskini en aza indirmek, çalışanlarının ve ziyaretçilerinin sağlıklı bir ortamda güvenle bulunmalarını sağlamak amacıyla “maske, mesafe ve hijyen” tedbirlerini büyük bir hassasiyetle düzenli olarak uygulamaktadır. 

TÜV SÜD tarafından sertifikalandırılan ve Canovate Group tarafından geliştirilen Hycanx Hepa + UVC Kombo Kanal Tipi Hava Temizleme Sistemi sayesinde, Canpark Alışveriş Merkezi içerisine Class 8 yani ameliyathane standartlarında temiz hava sağlanıyor. 

Sağlık ürünleri teknolojisinde kullanılan 3 kademeli filtreleme (G4,HEPA,Fotokatalitik Filtre) ve ozon üretmeyen UVC dezenfeksiyon sistemi ile, kapalı ortamlarda havanın içinde bulunan sağlığa zararlı olabilecek virüs, bakteri, mantar/küf ve diğer zararlı partikülleri etkisiz hale getiren hava temizleme sistemi sayesinde, ziyaretçiler %100 taze havada sağlıklı ve güvenli alışveriş imkanı bulunuyor. 

Canpark AVM, TSE Covid-19 Güvenli Hizmet Belgesi ile almış olduğu önlemleri tescilledi

Pandemi sürecinin başladığı Mart ayından bugüne kadar geçen sürede, ziyaretçiler başta olmak üzere mağazalar ve çalışanların güvenliği için hiç durmadan çalışan Canpark AVM, Türk Standartları Enstitüsü (TSE) tarafından belirlenen hijyen, enfeksiyon önlem ve kontrol belgelendirme kriterlerini kusursuz bir şekilde yerine getiren ve TSE Güvenli Hizmet Belgesi alan Canpark AVM, Anadolu Yakası’nın örnek AVM’si olmayı sürdürüyor.


2 Şubat 2021 Salı

Rahmi M. Koç Müzesi, 14 binin üzerinde objeye ev sahipliği yapıyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



‘En’lerin mekanı Rahmi M. Koç Müzesi

Literatüre en küçük oyuncak tren olarak giren objenin nerede olduğunu biliyor musunuz? Ya da 1383 tarihli gök kürenin kim tarafından yapıldığını? Hiç oyuncak bir bebeğe mercekle baktınız mı?

Ulaşım, endüstri ve iletişim tarihinin efsanelerine ev sahipliği yapan Rahmi M. Koç Müzesi ‘en’leriyle ziyaretçilerini hem şaşırtıyor hem de yeni bilgiler kazandırıyor  

Türkiye’nin ilk ve tek sanayi müzesi Rahmi M. Koç Müzesi, 14 binin üzerinde objeye ev sahipliği yapıyor. Büyük-küçük tüm ziyaretçilerine her adımda tarih, bilgi ve eğlence dolu bir yolculuk vaat eden müzenin ‘en’ler listesi de hayli ilgi çekici. İşte baktıkça ufuk açan o listedeki objeler:

En eski obje: Cafer İbn-i Ömer İbn Devletşah el-Kırmani tarafından yapılan 1383 tarihli gök küre. Bilinen en eski gök kürelerden biri bu objede yaklaşık 1025 yıldız içeren takımyıldızların şekilleri, her birinin merkezine kakılmış gümüş noktalarla görülüyor.

En yeni obje: İttir Kaktır teknesi. 2020 yapımı bu römorkör, müzenin denizcilik obje ve modelleri arasında yer alıyor. Hasköy Tersanesi’ndeki bölümde bir grup model, birçok gerçek boyutta tekne ve yat ve nadir rastlanan bir “Amphicar” yer alıyor.

En küçük obje:Mercekle oyuncak bebeklere bakarken literatüre en küçük oyuncak tren olarak geçen tren setini de görebilirsiniz. Minyatür sanatının günümüzdeki tek aktif temsilcisi Henry Kupjack’ın minik ama her detayı kusursuz ‘Minyatür Oda’ları da büyüleyici bir güzellik taşıyor.

En büyük obje: Fenerbahçe Vapuru. Fenerbahçe Vapuru, eşi Dolmabahçe Vapuru’yla birlikte 1952 yılında İskoçya Glasgow'da William Denny&Brothers Dumbarton tezgahlarında inşa edildi. “Bahçe tipi” vapurların bir üyesi olan vapur, Şirket-i Hayriye'de (bugünkü adıyla Türkiye Denizcilik İşletmeleri) 14 Mayıs 1953’te hizmete girdi. Uzun yıllar Sirkeci-Adalar-Yalova-Çınarcık arasında sefer yapan vapur, 22 Aralık 2008 tarihinde Veda Turu isimli son seferini gerçekleştirdi.

En merak edilen obje: Denizaltı. 1944 yılında Portsmouth Tersanesi'nde TENCH sınıfı USS Thornback (SS-418) adıyla 93 metre uzunluğunda 2 bin 400 ton olarak inşa edildi. 1946’da aktif görevden alınıp yedek filoya katılana kadar İkinci Dünya Savaşı süresince Japonya'ya karşı görev aldı. 1950’lerin başında en üst Guppy tadilatı görerek 1953’te tekrar hizmete girdi.2 Temmuz 1971'de Deniz Kuvvetleri Komutanlığı'na katıldı, TCG Uluçalireis adı ve S-338 borda numarası verildi.

En çok ziyaret edilen bölüm: Otomobiller ve otomobil galerisi. Müzeye ilk gelen obje olan Malden otomobilden Türkiye’nin ilk yerli otomobili Anadol’a, Ford Model T’den 1965 Rolls Royce Silver Cloud III’e kadar 100’e yakın klasik otomobil görenleri kendine hayran bırakıyor.

En uzun obje: Yatay olarak TC Uluçalireis denizaltısı (93 metre), yükseklik olarak ise Turgut Alp Vinci. 32 metre yüksekliğindeki yüzer maçuna, 85 tonluk yük kaldırma kapasitesine sahip.

En ünlü objeler: Zeki Alasya’nın dioraması, Sadun Boro’nun Kısmet teknesi, Yalvaç Ural Oyuncak koleksiyonu, Osmantan Erkır’ın bağışladığı TV koleksiyonu, Celal Şahin’in akordeonu, Cem Yılmaz’ın bir reklam filminde “Araba konuştu” repliğiyle bilinen GITT, Ahmet Ertegün’e ait Bentley ve RollsRoyce Silver Cloud III, Cem Kozlu’ya ait Miço adlı tekne.

En zor bakım yapılan obje:Müzedeki objelerin bakımı ve temizliği düzenli aralıklarla yapılıyor. Bakımı diğer objelere göre daha fazla hassasiyet isteyen objeler ise suda duran tekneler ve Greenwald. 1906 yılında ABD’de Cincinnati’de inşa edilen çapraz bileşik, yatay buhar makinesi Greenwald 62 ton ağırlığında. Volanı, 4,9 metre çapında ve 16 ton ağırlığında.


Rahmi M. Koç Müzesi hakkında:

Rahmi M. Koç Müzesi Türkiye'nin ulaşım, endüstri ve iletişim tarihindeki gelişmeleri yansıtan ilk ve tek sanayi müzesidir. 14 binin üzerinde objeden oluşan koleksiyonu, çocuklara yönelik eğitimleri ve atölyeleri ile kültür ve eğlenceyi bir arada sunabilen tek adres olan Rahmi M. Koç Müzesi Mustafa V. Koç/Lengerhane binası ve Hasköy Tersanesi olmak üzere iki tarihi bina ile hali hazırda 11 bin 250 m2'lik kapalı alana ve yaklaşık 17 bin metrekarelik açık alana sahiptir.Müzeye giriş ücreti yetişkinler için 28 TL, öğrenciler için 12 TL’dir.


www.rmk-museum.org.tr

www.facebook.com/rmk.museum

https://twitter.com/RahmiMKocMuseum

www.instagram.com/rahmi_m_koc_muzesi

www.pinterest.com/rahmimkocmuseum

www.youtube.com/rahmimkocmuzesi

1 Şubat 2021 Pazartesi

Aydın ‘yalnız kaldığını’, Aksaray ‘yatırımların kavşağı’ olacağını düşünüyor...



HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Aydın ‘yalnız kaldığını’, Aksaray ‘yatırımların kavşağı’ olacağını düşünüyor 

Ekonomi Gazetecileri Derneği üyeleri, meslek odası başkanlarını dinleyerek kentlerin ekonomi nabzını tutmaya devam ediyor. Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken son 25 yılda kentlerinin kamudan yeterli yatırımı alamadığını, Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cüneyt B. Göktaş cazip yatırım avantajı sunan şehirlerinin marka şirketlerin gözdesi olmaya devam edeceğini söyledi. 

‘Türkiye Ekonomiyi Konuşuyor’ başlıklı görüntülü platform üzerinden yayınlanan etkinliğine devam eden EGD’nin bu haftaki konukları Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cüneyt B. Göktaş ve Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken oldu. Türkiye Gazeteciler Fedarasyonu’nun destek verdiği EGD Başkanı Celal Toprak ve EGD Yönetim Kurulu Üyesi Mehmet Uluğtürkan’ın moderatörlüğündeki programa katılan Aydın Ticaret Odası Başkanı Hakan Ülken, kentlerinin ekonomisiyle ilgili değerlendirme yaptı.

25 YILDA 30 SIRA DÜŞÜŞ

Aydın’ın tarım, sanayi, turizm ve enerji sektörlerindeki yüksek potansiyeline dikkat çeken Aydın TO Başkanı Hakan Ülken, “Sosyoekonomik gelişmişlik tablolarında 1990’lı yılların ikinci yarasına kadar ilk 10’da yer alan Aydın, bugün kişi başına düşen milli gelirde 42’inci sıraya geriledi. Bunu Aydın kendi istese yapamazdı. Teşvik uygulamasıyla rekabet edemez hale getirilen Aydın’a gerekli kamu yatırımı yapılmadı. Ege’de havalimanı, fuar alanı, serbest bölgesi, şehir hastanesi ve herhangi bir bölge müdürlüğü bulunmayan bir şehir olduk. Merkezi yönetim tarafından yalnız bırakılan kentimiz yeterli kamu desteğini alsa Türkiye ekonomisine lokomotiflik yapabilir” dedi.

KUŞADASI İLE KARACASU AYNI MI?

Teşvikte gerçekleştirilen ‘ilçe bazlı’ düzenlemenin de ekonomiye yeterli katkı sağlayamayacağını belirten Ülken, “Aydın, 2’nci ilçeleri bir basamak sonrasından yani 3’üncü bölge teşviklerinden yararlanıyor. Oysa doğru olan her ilçenin değerlendirilerek sınıflandırılmasıdır. Aydın’ın Kuşadası ilçesiyle Karacasu ilçesinin aynı kategoride değerlendirmek doğru olmaz. Parametrelere baktığınızda Kuşadası 1’inci, Karacasu 6’ıncı bölge teşviklerinden yararlanmalı. Biz ilçe bazlı teşviklerin kategorize edilmesinin yanı sıra sektörel teşvik uygulamalarını bekliyoruz” diye konuştu.

GÜNEŞTEN SOĞUK HAVA DEPOSU

Tarım ürünlerinin katma değerini yükseltme ve değerinde pazarlama çerçevesinde oda ve borsalarla birlikte enerjisini güneşten elde eden soğuk hava deposu kurduklarını anlatan Ülken, “İncir başta olmak üzere tarımsal ürünlerimizi koruyacağımız, hasat döneminde çok ucuza satmadan üreticimizi koruyacağımız bir projeyi hayata geçirdik. Tarımsal gıdalarımızın ihracatını tüm yıla yayarak daha fazla gelir elde etmeye başladık. Bunun Türkiye’ye örnek olacağını düşünüyoruz” dedi.

BÜYÜK MARKALARIN YATIRIM TERCİHİ

Aksaray Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Cüneyt B. Göktaş da Türkiye’de yatırım denince ilk akla gelen şehirler arasında yer aldıklarını belirterek, “Kuzeyle güneyin, doğuyla batının merkezinde yer alan deprem riski düşük Aksaray, 5’inci bölge teşvik avantajını doğru değerlendirdi. Son düzenlemeyle teşvikte 5’ten 4’üncü bölgeye yükselen bir bölge olmamıza rağmen farklı sektörlerden büyük grupların ilgi odağı olmaya devam ediyoruz. Merkezdeki OSB’mize ilçelerle kardeş OSB’ler kazandırıyoruz. Böylece yeni kurduğumuz OSB’lerle 6’ıncı bölge teşviklerini kullanan şehir olmaya devam edeceğiz” dedi.

Aksaray’ın gelirinin yüzde 70’lik bölümünü tarım ve hayvancılıktan elde ettiğine vurgu yapan ATSO Başkanı Göktaş, “Süt işleme ağırlıklı gıda, tekstil ve otomotiv sektörlerinde aldığımız büyük yatırımlar son dönemde Aksaray sanayisini de büyüttü. İstanbul ve Ankara başta olmak üzere birçok büyük şehrin et ve süt tedarikini sağlayan bir kentiz. Kavşak noktasında olma avantajımızı yeni yatırımlarla güçlendirerek Türkiye ekonomisine daha fazla katkı sağlamayı hedefliyoruz. Türkiye ve dünyada önemli söz sahibi olan bir konfeksiyon markası 4 bin kişi istihdam sağlayacağı lojistik operasyon yatırımını Aksaray’da gerçekleştirme kararı aldı. Bu yatırım yenilerini de beraberinde getirecek. Türkiye’nin yatırım kavşağı şehri olma yolunda ilerliyoruz” diye konuştu.

AKSARAY-ULUKIŞLA TREN YOLU İSTEĞİ

Türkiye’nin en genç illerinden biri olan Aksaray’ın 100 milyon dolarlık ihracatını hızla artırabileceğini ancak en önemli engelin Mersin Limanı’na ulaşım zorluğu olduğunu anlatan Göktaş, “Tarım ve sanayinin önemli şehri Aksaray, henüz tren yoluyla tanışabilmiş değil. İhale aşamasına geldiği belirtilen Aksaray- Ulukışla tren yolu projesinin hayata geçmesini bekliyoruz. Bu proje hayata geçtiğinde ihracat rakamlarımızın hızla artacağını biliyoruz” dedi.

      

HİLMİ GÜLER’DEN KURAKLIĞA ÇÖZÜM PROJESİ: SUVER....

  HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



ENVER’DEN SONRA SUVER Mİ GELİYOR?

BAKANLIĞI DÖNEMİNDE ENERJİ VERİMLİLİĞİ (ENVER) KONUSUNDA DÜNYAYA ÖRNEK OLAN ORDU BÜYÜKŞEHİR BELEDİYE BAŞKANI HİLMİ GÜLER, ŞİMDİ DE BENZERİ BİR ÇALIŞMA OLAN SU VERİMLİLİĞİ (SUVER) İLE MODEL OLMAYA HAZIRLANIYOR

GÜLER’İN SU VE SU KAYNAKLARININ VERİMLİ KULLANILMASI İÇİN HAZIRLADIĞI YASA TASARISI UYGULAMAYA GEÇERSE GÜNLÜK HAYATIMIZDA BÜYÜK DEĞİŞİM VE DÖNÜŞÜMLER YAŞANACAK

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde, Enerji Verimliliği (ENVER) yasasını çıkararak Türkiye’nin ampul, beyaz eşya, yalıtım, otomotiv ve taşıt sektörlerinde reform yapan Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, şimdi de Su Verimliliği (SUVER) yasa taslağını hazırlıyor. 

ENVER maskotu ile enerji verimliliği konusunu halka mesajlarla başarı ile veren Hilmi Güler, şimdi de ENVER’in“kızkardeşi” SUVER maskotu ile su verimlilik ve tasarruf mesajlarını halka sunacak. 

Enerji Bakanlığı döneminde 2007 yılında başlattığı ‘Enerji Verimliliği Projesi’ ile ampullerin değişimi, beyaz eşyada da A+, A++, A+++ ve bina yalıtımı konularında adeta dönüşümün gerçekleşmesinde başrol oynayan
Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, ülke genelinde yeni bir reformun öncüsü oluyor. 

ENVER’DEN SONRA SUVER

ENVER Projesi ile Türkiye’deki elektrik ve beyaz eşya sektörünü tamamen değiştiren, tavandaki ampulden buzdolabı ve klimaya, binaların dış cephe yalıtımlarından sanayi motorlarının yeni çalışma sistemine, enerji tüketiminin düşmesine ve çevre kirliliğinin azaltılmasına kadar hemen her alanda büyük bir reforma imza atan Başkan Güler, bu kez ‘Su Verimliliği Projesi’ (SUVER) ile önemli bir çalışmayı ülke gündemine taşıyor.

Ordu Büyükşehir Belediyesi, yağmur sularından yararlanma, sarnıç uygulamaları, konutlarda ve ibadethanelerde kullanılan suyun ayrıştırılarak değişik amaçlarla kullanılması gibi konularda farkındalık projeleri başlattıktan sonra şimdi de kuraklık tehlikesine karşı ülke genelinde uygulanabilecek yeni bir proje başlatıyor. 

YAKINDA TBMM GÜNDEMİNDE 

Yakın zamanda TBMM gündemine gelmesi için sosyal sorumluluk anlayışıyla hazırlanan yasa taslağı, suyun verimli ve etkin kullanılması, israfının önlenmesi, iklim değişikliği sebebiyle oluşacak olumsuz etkilerin hafifletilmesi ve çevrenin korunması için su kaynaklarının ve suyun kullanımında sürdürülebilirliğin sağlanmasını ele alıyor. 

KURAKLIK TEHDİDİ 

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Hilmi Güler, doğal varlıklarımız arasında önemli bir yer tutan suyun, tüm canlılar için büyük bir değere sahip olduğuna dikkat çekti. Güler, “Ancak aşırı kullanım, mevzuat eksikliği, iklim değişikliği ve kirlilik gibi sebeplerle su varlıklarımız hayati bir tehdit altında bulunuyor. Şu an dünya nüfusunun % 40’ından fazlası su kıtlığından etkileniyor. 2025 yılında ise 1,8 milyar insanın su kıtlığı çekilen bölgelerde yaşayacağı öngörülüyor. Küresel su varlığımızın, iklim değişikliği, kontrolsüz su tüketimi gibi sebeplerle tehdit altında olduğu bir gelecek, özellikle su zengini olmayan Türkiye gibi ülkeleri yakından etkileyecek” dedi. 

“TÜRKİYE SU STRESİNDEN KURTULMALI”

Suyu varlık olarak tanıyan, yaşam için vazgeçilmez bir hak olduğunu kabul eden ve tek elden yönetecek bir Su Verimliliği Kanunu’na her zamankinden daha çok ihtiyaç olduğunu vurgulayan Başkan Güler, “Resmi rakamlar su stresi içinde olduğumuzu belirtiyor. İklim değişikliği raporlarına göre iklim değişikliğinin etkilerini en şiddetli şekilde yaşayan ülkelerden biriyiz. Bu bilgiler ışığında hazırladığımız Su Verimliliği Kanun Tasarısı, öncelikle suyu korumayı ve geliştirmeyi hedefleyen maddeler içeriyor. Bakanlığım döneminde Enerji Verimliliği Projesi (ENVER) ile ülke genelinde enerji ve elektrik sektöründe büyük değişim ve yeniliklere imza atmıştık. Su verimliliği Projesi de (SUVER) buna uygun olarak, tasarı kabul görürse ülke genelinde topyekün bir seferberliği kapsıyor” diye konuştu. 

YASA TASARISINDA NELER VAR?

Kanun tasarısı, tıpkı enerji verimliliğinde olduğu gibi suyun kaynağından tüketimine kadar aşamalarda, endüstriyel işletmelerde, binalarda, tarımda, hayvancılıkta, yeraltı ve yerüstü kaynaklarında, su kaynaklarının arama, yeraltı ve yerüstünde depolama, akifer ve yeraltı barajlarının tespiti ve yönetimi ile isale hatlarında, şebekelerde su üretim tesislerinde, iletim ve dağıtım şebekeleri ile ulaşımda su verimliliğinin artırılmasına ve desteklenmesine, toplum genelinde su bilincinin geliştirilmesine, yenilenebilir su kaynaklarından yararlanılmasına yönelik uygulanacak usul ve esasları kapsıyor.  

Tasarı ayrıca, binalarda yaşam standardı ve hizmet kalitesinin, endüstriyel işletmelerde ise üretim kalitesi ve niteliğinin düşüşüne yol açmadan su tüketiminin azaltılmasını hedefliyor. 

Tasarıya göre, konut ve binalarda, endüstriyel işletmelerde, taşıtlarda ve günlük yaşamda suyun tasarrufu ve verimli kullanılması için topyekün bir seferberlik başlatılacak. 

Tasarı, her bina ve endüstriyel kuruma ‘su yöneticisi’ belirleme ve sertifika alma zorunluluğu da getiriyor.

Tarım ve Orman Bakanlığı bünyesinde tüm bunları organize ve reorganize edecek Su Verimliliği (SUVER) Genel Müdürlüğü kurulacak. 

Genel Müdürlük bünyesinde de Su Verimliliği Koordinasyon Kurulu oluşturulacak. Kurul, milli düzeyde su verimliliği stratejileri, planları ve programları hazırlamak, bunların etkinliğini değerlendirmek, gerektiğinde revize edilmelerini, yeni önlemlerin alınmasını ve uygulanmasını koordine etmekle görevli olacak. 

Ayrıca, Genel Müdürlük tarafından yürütülen su verimliliği çalışmalarını yönlendirmek ve su verimliliği hizmetlerinin yaygınlaştırılmasında, Genel Müdürlük tarafından meslek odalarına ve üniversitelere verilen yetki belgelerini onaylayacak. 

SUVER Genel Müdürlüğü, hizmetlerin ülke genelinde sağlıklı yürütülmesi amacıyla özel şirketlere yetki belgesi verecek. Şirketler, su yöneticisi eğitimi ve sertifikalandırma faaliyetlerini yürütecek. Her bina ve endüstriyel kurumda su verimliliği çalışmaları sürekli izlenerek suyun israf edilmesi önlenecek.

Atık suyun geri kazanımını amaçlayan yasa tasarında, konutlarda veya sanayide kullanılmış suyun işlem sonrası tekrar kullanımının sağlanması amaçlanıyor. 

Yasa tasarısı, konutlarda yağmur sularının doğrudan şehir kanalizasyon hattına yönlendirmek yerine kurulacak depolarda toplanarak geri kazanımına imkan tanıyan düzenlemeler içeriyor. Bununla ilgili uygulamalar imar kanununa ilave edilerek bu yönde yeni teknoloji geliştirilmesi sağlanacak. Tasarı ayrıca, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile yerel yönetimlerin işbirliği yaparak konutların ve diğer binaların ihtiyaçlarını giderecek çözümleri getirmesini amaçlıyor.