31 Mayıs 2026 Pazar

(ISG) çalışanları, çarpıcı bir farkındalık hareketine imza attı.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sabiha Gökçen’den Ezber Bozan Farkındalık: İzmaritlerden Oluşturulan Akciğer,Kararan Gelecekle Yüzleştirdi

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı (ISG) çalışanları, 31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde hem çevre kirliliğine hem de tütünün hayati zararlarına dikkat çekmek amacıyla çarpıcı bir farkındalık hareketine imza attı. Havalimanı kampüsünden toplanan binlerce sigara izmariti, terminalde sergilenen şeffaf bir akciğer enstalasyonuna dökülerek simsiyah, nefes alınamaz bir kütleye dönüştürüldü ve tehlikenin boyutu somutlaştırıldı. 

Toplumsal fayda odağında gerçekleştirilen etkinliğe gönüllü olarak katılan ISG çalışanları, “Temiz çevre sağlıklı toplum” diyerek sahaya indi. Gönüllüler, havalimanı kampüsündeki açık alanlarda yürütülen çalışma kapsamında topladıkları sigara izmaritlerini akciğer şeklinde tasarlanan şeffaf bir pleksi içinde biriktirerek hem çevre temizliğine katkı sundu hem de toplumda farkındalık oluşturdu.

“Çünkü; adı üstünde AKCİĞER!” sloganıyla ezber bozan bu farkındalık kampanyası, terminalin ortasında sergilenen simsiyah bir akciğerle tütünün hem insanı hem de gezegenimizi nasıl zehirlediğini en yalın haliyle gözler önüne koyuyor.

Kelime Oyunundan Çarpıcı Gerçekliğe: "Adı Üstünde AKCİĞER!"

Kampanya, tütünün nefesimizi ve doğayı nasıl kararttığını anlatmak için güçlü bir ironiden yola çıktı: “Çünkü; adı üstünde AKCİĞER!”

“Çünkü; adı üstünde AKCİĞER!” sloganıyla sahaya inen ISG’ninfarklı departman ve kademelerinden gönüllü çalışanları, tütün tüketiminin hem insan sağlığı hem de küresel ekosistem üzerindeki yıkıcı etkilerini temiz çevre, sağlıklı toplum ve ortak sorumluluk bilinciyle gözler önüne serdi.

Gönüllülük esasıyla gerçekleştirilen bu toplumsal farkındalık hareketi hakkında ortak mesaj veren ISG ekibi, havalimanından tüm dünyaya şu net çağrıyı yaptı: “31 Mayıs Dünya Tütünsüz Günü’nde bu görünmez kirliliği, herkesin görebileceği bir yere taşıdık. Sigarayı bırak, temiz bir nefes ve ortak bir gelecek için bugün harekete geç! Dünyamıza ve geleceğimize iyi bakmak bizim elimizde.” 

Şeffaf Akciğerde Biriken Kara Zehir: Şehir Çöpünün %40'ı İzmarit!

Anglia Ruskin Üniversitesi’nin araştırmalarına göre, dünyada her yıl 4.5 trilyon sigara izmariti doğaya atılıyor ve şehir çöplerinin %40 gibi devasa bir oranını tek başına izmaritler oluşturuyor.

Bu küresel tehdide dur demek amacıyla harekete geçen ISG gönüllüleri; metro çıkışları, otopark alanları ve açık kampüs genelinde çevre temizliği gerçekleştirdi. Toplanan tüm izmaritler, özel olarak tasarlanan şeffaf akciğer formundaki pleksi bir enstalasyonun içinde bir araya getirildi. Terminalde sergilenen bu çarpıcı materyal, tütünün soluduğumuz havayı ve yaşam alanlarımızı nasıl kirlettiğini yolculara görsel bir manifestoyla sundu.

Her yıl üretilen 6 trilyon sigara izmariti,toksik çöp şeklinde deniz ve okyanuslara karışarak deniz yaşamını ağır bir şekilde tehdit ediyor. Doğada tamamen çözünmesi yaklaşık 10 yıl süren bu atıkların yarattığı görünmez kirlilik ve tehlikeye dikkat çekmek amacıyla kampüs genelinde toplanan binlerce izmarit şeffaf akciğer formundaki plekside görünür kılındı. 

Etkinliğe katılan ISG çalışanları, daha sonra beyaz kıyafetleriyle bu simsiyah akciğer enstallasyonunun arkasında poz verdi.Proje, aktif veya pasif içici olarak insanların akciğerleri ile yüzleşmesini,  sigaranın hem sağlığı hem çevreyi tehdit hatırlatmayı amaçlıyor. 

Proje için çekilen fotoğraflar, 1-7 Haziran 2026 tarihlerinde, İstanbul Valiliği ve Sıfır Atık Vakfı iş birliği ile “Sıfır Atık Haftası” etkinlikleri kapsamında terminalde sergilenecek. 

Bireysel Farkındalık Kurumsal Sorumlulukla Buluştu

Küçük ve önemsiz gibi görülen bireysel atıkların uzun vadede küresel felaketlere yol açabileceğini hatırlatan ISG, kurum kültürünün merkezine koyduğu gönüllülük ve toplumsal fayda yaklaşımıyla, havalimanlarının sadece birer ulaşım merkezi değil, aynı zamanda ortak yaşam bilincinin de kalbi olduğunu bir kez daha kanıtladı.

Sadece bir havalimanı işletmecisi olmanın ötesinde, misafirlerine benzersiz bir deneyim sunmayı hedefleyen ISG, terminallerin toplumsal fayda mesajı iletmek için benzersiz birer platform olduğunu hatırlattı. Yolcuların iç hat uçuşlarında ortalama 2, dış hat uçuşlarında ise 3 saat önce gelerek vakit geçirdiği havalimanı terminali; bu anlamlı çevre ve sağlık hareketi sayesinde milyonların hayatına dokunma, dikkatini çekme ve kalıcı davranış değişikliklerini teşvik etme potansiyeli yüksek bir sosyal inovasyon merkezine dönüştü.

Bireysel atıkların küresel etkilerine dikkat çeken proje, terminalde geçirilen süreyi toplumsal faydaya dönüştürmeyi hedefliyor. Aynı zamanda; yolcular, iş ortakları ve farklı paydaşların bir arada bulunduğu havalimanı ekosisteminde çevre duyarlılığının artırılması, ortak kullanım alanlarının korunması ve sağlıklı yaşam bilincinin güçlendirilmesi de temel mesajlar arasında yer alıyor.


SunExpress, Antalya’dan Ostrava’ya Uçuşlara Başladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress, Antalya’dan Ostrava’ya Uçuşlara Başladı

SunExpress, Antalya’dan Çek Cumhuriyeti’ninen büyük üçüncü şehri Ostrava’ya tarifeli seferlerini başlattı

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress’in bugün gerçekleştirdiği ilk uçuşla birlikte, Türkiye’nin turizm başkenti Antalya’danOstrava Leos Janacek Havalimanı’na direkt uçuşlar başladı. 

23 Mayıs itibarıyla başlayan seferler Ekim ayı sonuna kadar haftada iki kez olmak üzere Çarşamba ve Cumartesi günleri düzenlecek.Direkt bağlantı sayesinde yolcular daha konforlu ve zaman tasarrufu sağlayan bir seyahat deneyimi yaşayacak. 

SunExpress, uçuş ağına kattığı Ostrava’ya ek olarak,Antalya ve İzmir’den ülkenin başkenti Prag’ada uçuş düzenliyor.Hava yolu, Antalya’dan Prag’a haftanın her günü ve İzmir’den Prag’a ise haftada 2 kez gerçekleştirdiği uçuşlarla Çek Cumhuriyeti ile Türkiye arasındaki bağlantıyı desteklemeye devam ediyor.


 

6.İstanbul Dijital Sanat Festivali, Dünyaca Ünlü Sanatçıların Çarpıcı Eserlerini Bir Araya Getiriyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


 6.İstanbul Dijital Sanat Festivali, Dünyaca Ünlü Sanatçıların Çarpıcı Eserlerini Bir Araya Getiriyor

Bu yıl 3-7 Haziran tarihleri arasında altıncısı düzenlenecek olan İstanbul Dijital Sanat Festivali, dünyanın farklı coğrafyalarından çağdaş sanatçıları, yeni medya öncüleri ve disiplinlerarası yaratıcıları bir araya getirerek izleyicilere benzersiz bir deneyim sunmaya hazırlanıyor. Festival; yapay zekâ, nörobilim, robotik sistemler, veri ekolojisi, biyosanat, ışık enstalasyonları ve sürükleyici görsel-işitsel performanslar aracılığıyla çağımızın en önemli sorularını sanat üzerinden tartışmaya açıyor.

Festivalin öne çıkan işlerinden “Mental Garden”, ziyaretçilerin gerçek zamanlı beyin dalgalarını analiz ederek onları yaşayan dijital çiçek kompozisyonlarına dönüştürüyor. Her katılımcının zihinsel ve duygusal durumu, renkleri, hareketleri ve formları sürekli değişen benzersiz bir görsel evren yaratıyor. İnsan zihninin görünmeyen süreçleri böylece somut, organik ve şiirsel bir dile dönüşüyor.

“SYMBIONT” ise insan ve teknolojiyi birbirine bağımlı iki yaşam formu olarak ele alıyor. İzleyiciyi pasif bir gözlemci olmaktan çıkaran çalışma, dijital strüktür ile insan varlığını aynı nefes içinde buluşturarak “ontolojik tamamlanma” fikrini merkezine alıyor. Hareket, ışık ve mekânsal etkileşim aracılığıyla ziyaretçiler, yaşayan bir dijital organizmanın parçasına dönüşüyor.

Festival kapsamında yer alan “NeuralNectar”, arıcılık, robotik ve yapay zekâyı aynı potada eriterek insan bilişini dijital ekosistemde bir “nektar” metaforu üzerinden yeniden yorumluyor. Balmumu beyin heykelleri, video ve robotik sistemlerle birleşirken; insanın teknolojiyle kurduğu ilişkiye dair rahatsız edici ama büyüleyici bir atmosfer yaratıyor.

“d.memo” adlı çalışma ise REM uykusu estetiği üzerinden hafıza, kimlik ve dijital aktarım süreçlerini araştırıyor. Hipergerçekçi heykel, animatronik sistemler ve projeksiyon teknolojileriyle şekillenen eser, insan bilincinin teknoloji aracılığıyla nasıl yeniden üretildiğini sorguluyor.

İklim krizi ve ekolojik yıkım da festivalin önemli temaları arasında yer alıyor. BrenvaGlacier’ın dramatik eriyişini deneyimleten sürükleyici enstalasyon, iklim eyleminin aciliyetini fiziksel bir hisse dönüştürüyor. “ComputationalCompost” ise veri depolamanın çevresel etkilerini sorgulayarak dijital kültürün görünmeyen ekolojik maliyetlerine dikkat çekiyor.

Doğa ile teknolojinin sınırlarını bulanıklaştıran “Seedlings”, toprağa yerleştirilmiş hoparlörler ve mikrotonal ses frekansları aracılığıyla bitkiler arasında biyosonik bir iletişim ağı kurarken; “Planatorium” isimli çarpıcı yerleştirme, bitkileri bir yoğun bakım ünitesinde yaşatmaya çalışan mekanik sistemiyle insan-doğa ilişkisindeki kırılmayı sert bir yüzleşmeye dönüştürüyor.

Festivalde ayrıca artırılmış gerçeklik, holografik projeksiyon ve çok kanallı ses tasarımlarını bir araya getiren “The Pond”; yapay süper zekânın biyomekanik bir tahayyülü olan “T.A.H.I.R.A - 108”; ışık, hareket ve ses arasında yaşayan bir organizma gibi davranan “ArrayAfterglow”; ve fizik, titreşim ve kozmoloji arasında görsel bir köprü kuran MichelaPelusio’nun etkileyici performansı “SpaceTimeHelix” de izleyicilerle buluşacak.

Festivalin dikkat çeken deneyimlerinden biri de GastroDigital’in yeni eseri “Journey of Spice | 5 Sense VR Experience” olacak. Gastronomi, kültürel miras ve ileri dijital teknolojileri bir araya getiren eser, izleyicileri Anadolu’nun kadim baharat yolları boyunca çok duyulu bir keşfe çıkarıyor. Büyük ilgi gören “Journey of Wheat” deneyiminin ardından geliştirilen çalışma; baharatın yalnızca mutfak kültürünün değil, aynı zamanda medeniyetleri şekillendiren tarihsel bir güç olduğuna odaklanıyor. Dünya baharat ticaret yollarının doğuşundan Antakya’ya uzanan bu etkileyici yolculuk, ziyaretçilere tarih, ticaret, kültür ve duyular arasında sürükleyici bir deneyim sunuyor.

Yakın gelecekte insan ve robotların gündelik yaşamı nasıl paylaşabileceğini sorgulayan yeni medya projeleri, hipergerçekçi robot figürleriyle ziyaretçileri “başka bir akıllı varlıkla birlikte yaşamaya hazır olup olmadığımız” sorusuyla baş başa bırakırken; “TheRisingDusk” gibi gerçek zamanlı görsel-işitsel performanslar, kayıp, dönüşüm ve yeniden doğuş temalarını şiirsel bir deneyime dönüştürüyor.

6.İstanbul Dijital Sanat Festivali; yalnızca teknolojik yenilikleri sergileyen bir etkinlik değil, aynı zamanda insanlık, bilinç, doğa ve geleceğe dair derin düşünsel alanlar açan uluslararası bir buluşma noktası olmayı hedefliyor. Ziyaretçiler festival boyunca, yapay zekâdan nörobilime, ekolojik dönüşümden dijital hafızaya uzanan geniş bir spektrumda, dünyanın önde gelen sanatçılarının sıra dışı eserleriyle karşılaşacak.

Gerçek ile simülasyonun, organik ile dijitalin, insan ile makinenin sınırlarının giderek belirsizleştiği bu festival; izleyicilerini yalnızca eserleri izlemeye değil, onların bir parçası olmaya davet ediyor.

T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın desteğiyle, Türk Telekom ve PASHA Bank ana sponsorluğunda, Mezo tarafından düzenlenen 6. İstanbul Dijital Sanat Festivali 7 Haziran’a kadar ziyarete açık olacak.

Festivalin sponsorları arasında Kültür ve Turizm Bakanlığı Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü, Anadolu Ajansı, Turkish Airlines, Yıldız Teknik Üniversitesi, Onvo, Akın Robotics, Esas Holding, DİSAD (Dijital Sanat Derneği), Meta Yapı, Mayer, Monster, Sultangazi Belediyesi, Allnjoy, OmniEvent, Dewards, Adinteraction, FH İletişim, Gauss, Pakala, Node Media Lab, ArsElectronica, TODA ve Artvive yer alıyor.


Umut Kaya: “Kanye West Konseri Türkiye'nin Etkinlik Ekonomisindeki Potansiyelini Gözler Önüne Serdi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Umut Kaya: “Kanye West Konseri Türkiye'nin Etkinlik Ekonomisindeki Potansiyelini Gözler Önüne Serdi”

TEODER Yönetim Kurulu Başkanı ve Boss Event Marketing Ajans Başkanı Umut Kaya: "Büyük etkinlikler şehirler için yalnızca kültürel değil, ekonomik birer yatırım aracıdır"

Dünyaca ünlü sanatçı Kanye West'in İstanbul'da gerçekleştirdiği konser, Türkiye'nin uluslararası etkinlik pazarındaki konumunu güçlendiren önemli organizasyonlardan biri olarak öne çıktı. On binlerce yerli ve yabancı ziyaretçiyi İstanbul'da buluşturan etkinliğin, turizm ve hizmet sektörlerinde ciddi bir ekonomik hareketlilik yarattığı değerlendiriliyor.

Konuya ilişkin açıklamalarda bulunan TEODER Yönetim Kurulu Başkanı ve Boss Event Marketing Ajans Başkanı Umut Kaya, günümüzde büyük ölçekli konser ve etkinliklerin şehir ekonomileri üzerindeki etkisinin her geçen yıl arttığını belirtti.

"Etkinlik ekonomisi artık dünya genelinde trilyonlarca dolarlık bir ekosistem oluşturuyor. Büyük konserler, festivaller ve uluslararası zirveler yalnızca katılımcılara deneyim sunmuyor.Aynı zamanda şehirlerin ekonomik büyümesine, turizm gelirlerine ve uluslararası görünürlüğüne doğrudan katkı sağlıyor."

100 Milyon Dolara Yaklaşan Ekonomik Hareketlilik Oluştu

Sektör değerlendirmelerine göre konser kapsamında İstanbul'a gelen yerli ve yabancı ziyaretçilerin konaklama, ulaşım, yeme-içme, alışveriş ve eğlence harcamalarıyla birlikte şehir ekonomisinde yaklaşık 80 ila 100 milyon dolar arasında bir ekonomik hareketlilik oluşturulduğu öngörülüyordu.

Umut Kaya, etkinlik ekonomisinin etkisinin yalnızca bilet gelirleriyle ölçülemeyeceğini vurgulayarak şunları söyledi:

"Bir ziyaretçinin satın aldığı konser bileti aslında ekonomik zincirin yalnızca başlangıç noktasıdır. Konser için seyahat eden ziyaretçiler otellerde konaklıyor, restoranlarda harcama yapıyor, şehir içi ulaşım kullanıyor ve alışveriş gerçekleştiriyor. Bu durum turizm, konaklama, perakende ve hizmet sektörlerinin tamamına doğrudan katkı sağlıyor."


Otellerden Restoranlara Kadar Geniş Ekonomik Etki

Etkinlik haftası boyunca İstanbul'daki birçok otel ve konaklama tesisinde doluluk oranlarının yükseldiğine dikkat çeken Kaya, özellikle uluslararası ziyaretçilerin kişi başı harcama düzeylerinin şehir ekonomisi açısından önemli bir değer oluşturduğunu ifade etti.

"Uluslararası etkinlik ziyaretçileri klasik turistlere göre daha yüksek harcama eğilimi gösteriyor. Ortalama bir etkinlik ziyaretçisinin konaklama, ulaşım ve şehir içi harcamalarıyla birlikte kişi başı 1.500 ila 2.500 dolar arasında ekonomik değer oluşturduğu değerlendiriliyor. On binlerce ziyaretçinin katıldığı organizasyonlarda bu rakamlar şehir ekonomileri için son derece önemli sonuçlar doğuruyor."

İstanbul'un Küresel Etkinlik Destinasyonu Gücü Artıyor

Kaya, İstanbul'un sahip olduğu ulaşım altyapısı, konaklama kapasitesi ve deneyimli etkinlik sektörü sayesinde Avrupa, Orta Doğu ve Asya'nın en önemli etkinlik merkezlerinden biri olma yolunda ilerlediğini belirtti.

"Bugün Londra, Paris, Barselona ve Dubai gibi şehirler büyük etkinlikleri bir turizm yatırımı olarak görüyor. İstanbul da sahip olduğu potansiyelle bu ligde yer alabilecek kapasiteye sahip. Kanye West konseri gibi organizasyonlar, İstanbul'un küresel etkinlik haritasındaki görünürlüğünü artırıyor ve gelecekte daha fazla uluslararası organizasyonun ülkemize gelmesinin önünü açıyor."

Türkiye İçin Stratejik Bir Fırsat

Kaya, etkinlik turizminin Türkiye'nin gelecekteki büyüme alanlarından biri olduğuna dikkat çekerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Bugün dünyada insanlar sadece bir destinasyonu görmek için değil, özel bir deneyimin parçası olmak için seyahat ediyor. Büyük konserler, festivaller ve uluslararası zirveler bu kararları doğrudan etkiliyor. Türkiye olarak etkinlik turizmine stratejik bir bakış açısıyla yaklaşabilirsek, yalnızca turizm gelirlerini artırmakla kalmayacak, aynı zamanda ülkemizin uluslararası marka değerine de önemli katkılar sağlayacağız."


29 Mayıs 2026 Cuma

YılınTeknoloji Ödülü Uyumsoft’un oldu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


YılınTeknoloji Ödülü Uyumsoft’un oldu

Ülkemizdeki işletmelerin dijital dönüşümüne 29 yıllık deneyimiyle liderlik eden Uyumsoft’a “Yılın Teknoloji Ödülü” verildi. İş insanı, yerel yöneticiler ve sivil toplum önderlerinden oluşan jüri, dijital dönüşüm konusunda ülke ekonomisine verdiği katkılardan dolayı Uyumsoft’u ödüle layık gördü. Gelirinin önemli bir bölümünü ar-ge ve inovasyona ayıran Uyumsoft, her yıl geliştirdiği yeni teknolojiler ve ürünler ile işletmelerin dijital dönüşümüne katkılar sunmaya devam ediyor. 

Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği (YAPDER)’in koordine ettiği, 18.’nci Kent ve Yaşam Ödülleri töreni, 14 Mayıs 2026 Perşembe günü Büyük Kulüp’de gerçekleşti. YAPDER Başkanı Celal Toprak’ın ev sahipliğinde gerçekleşen törene, iş insanları, yerel yöneticiler, sivil toplum örgütlerinin temsilcileri yoğun ilgi gösterdi.

Dijital dönüşüm süreçlerine uçtan uca çözümler  

29 yıllık deneyimiyle işletmelerin dijital dönüşüm süreçlerine uçtan uca çözümler sunan Uyumsoft, yapay zeka destekli teknolojileri, bulut tabanlı altyapısı ve sektörel ihtiyaçlara uygun geliştirilen iş yazılımlarıyla, şirketlerin operasyonlarını daha verimli, güvenli ve yönetilebilir hale getiriyor. %100 yerli sermaye ile faaliyetlerini sürdüren Uyumsoft, İstanbul, Ankara, İzmir, Bursa, Tokat ve Bakü’deki ofisleri, 400’ün üzerindeki çalışanı ve ekosistemindeki 500’ü aşkın iş ve çözüm ortağı ile yüz binlerce yerli ve global müşteriye yazılım ve danışmanlık hizmeti sağlıyor. 

18.’nci Kent ve Yaşam Ödülleri sahiplerini buldu 


-Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ İcra Kurulu Üyesi Ahmet Faruk Önder,

-Albayrak Beton Yönetim Kurulu Başkanı Erdal Albayrak,

-İstanbul Holding Yönetim Kurulu Başkanı Murat Kalsın,

-Güvensan Yönetim Kurulu Başkanı Münteha Adalı,

-DEİK Türkiye- Çin İş Konseyi Başkanı Aydın Mıstaçoğlu,

-Arnica Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, 

-Caddem Eğitim Kurumları Kurucusu Burç Tel,

-Aslandağ Grubu Yönetim Kurulu Başkanı Cemal Aslandağ,

-İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan,

-Oğuz Gıda CEO’su Enes Örer,

-Medya Takip Merkezi (MTM) Yönetim Kurulu Başkanı Halef Vayıs,

-Kibar Holding Yönetim Kurulu Başkanı Haluk Kayabaşı,

-Seyidoğlu Gıda Genel Müdürü Mehmet Göksu,

-İzocam Genel Direktörü Kerem Kürklü,

-Limpid Home İnteriors Kurucusu Berrak Gündüz,

-Türkiye Kent Kooperatifleri Merkez Birliği Kurucusu ve Genel Başkanı Oğuz Soydan,

-Wow Hotel Genel Koordinatörü Ziya Cihan,

-PERDER Başkanı Rahmi Kartal,

-Çeşme Bazlama Kurucuları Nurten ve Sinem Tuncer, 

-Canlı Su ve Sağlık Ürünleri Yönetim Kurulu Başkanı Fazlı Koç,

-Fellah Kebap Kurucusu Biral Serttaş,

-Samsun Sivil Toplum Kuruluşları Federasyonu Başkanı Metin Şenel, 


Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Nesma Hava Yolları’nın ilk uçuşu karşılandı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sabiha Gökçen Havalimanı’nda Nesma Hava Yolları’nın ilk uçuşu karşılandı

İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı (ISG), küresel uçuş ağını genişletme ve Kuzey Afrika bağlantılarını güçlendirme çalışmaları kapsamında stratejik bir iş birliği gerçekleştirdi. Mısır’ın önde gelen havayolu şirketlerinden Nesma Airlines, Kahire ile İstanbul arasında karşılıklı doğrudan uçuşlarına resmen başladı.

Yolcu sayısı bakımından Türkiye’nin en büyük ikinci, Avrupa'nın ise en hızlı büyüyen havalimanlarından olan İstanbul Sabiha Gökçen, yeni iş birlikleriyle küresel ekosistemini çeşitlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda, Kuzey Afrika’nın öne çıkan düşük maliyetli hava yollarından Nesma Airlines, tarihi mirası ve dinamik yapısıyla bölgenin öne çıkan şehirlerinden Kahire’den, dünya turizminin ve ticaretinin kalbi İstanbul’a uçuşlar başlattı.

ISG, küresel uçuş ağını Kuzey Afrika bağlantısıyla güçlendiriyor

Nesma Airlines’ın İstanbul (SAW) – Kahire (CAI) hattındaki ilk uçuşu vesilesiyle, Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı terminalinde renkli görüntülere sahne olan bir karşılama töreni düzenlendi. Havayolu şirketi ve ISG üst düzey yönetiminin katılımıyla gerçekleşen etkinlikte yolculara özel hediyeler ve geleneksel Türk lokumu ikram edildi.

 

Kahire’den havalanan ilk uçak, apronda havacılık geleneği olan "su takı" selamlamasıyla karşılandı. Nesma Airlines’ın kokpit ve kabin ekibinin çiçeklerle ağırlanmasının ardından, ISG yönetimi ve havayolu temsilcilerinin katılımıyla kurdele ve pasta kesim seremonisi gerçekleştirildi.

Törende konuşan İstanbul Sabiha Gökçen Havalimanı Yönetici Direktörü Hanita Ahmad, bu iş birliğinin stratejik önemine değinerek şunları söyledi:

"Nesma Airlines’ı havalimanı ailemize dahil etmekten ve Kahire-İstanbul doğrudan uçuşlarının resmi başlangıcına ev sahipliği yapmaktan büyük bir mutluluk duyuyoruz. ISG olarak her yeni rotayı sadece ticari bir başarı değil; İstanbul’un küresel bir havacılık merkezi olma konumunu pekiştiren stratejik bir köprü olarak görüyoruz. Nesma Airlines ile güçlerimizi birleştirdiğimiz bu iş birliğiyle, Türkiye ve Mısır arasındaki tarihi bağlara yeni bir dinamizm kazandırıyoruz.”

“Bugün ISG olarak dünya çapında 55 ülkede 155 destinasyonu İstanbul’a bağlıyoruz. Bu geniş network ağımız, havayolu ortaklarımızın bize duyduğu güvenin ve ekiplerimizin kararlılığının bir sonucudur. İş ortaklarımıza ve yolcularımıza verdiğimiz kesintisiz, verimli ve yüksek kaliteli hizmet sözünü tutmaya, havacılıkta mükemmelliğe yatırım yapmaya devam edeceğiz. Nesma Airlines’a aramıza hoş geldiniz diyor, ortaklığımızın sürdürülebilir başarılar getirmesini diliyorum."

Uçuşlar haftada 3 gün gerçekleşecek

22 Mayıs 2026 itibarıyla başlayan Nesma Airlines uçuşları; haftada 3 frekans olarak Salı, Cuma ve Pazar günleri karşılıklı seferler halinde icra edilecek. İstanbul’un dünyaya açılan kapısı Sabiha Gökçen Havalimanı’ndan başlayan Nesma Airlines uçuşları ile birlikte, iki ülke arasındaki hava yolu trafiğinin canlanması; uçuşların turizm, ticaret, kültürel alışveriş ve karşılıklı yatırımlarda çarpan etkisi yaratması hedefleniyor.

Kahire: kadim mirasın ve modern dünyanın buluşma noktası

Mısır’ın başkenti ve en büyük şehri olan Kahire, binlerce yıllık tarihi mirası, kültürel zenginliği ve dinamik şehir yaşamıyla Afrika’nın en etkileyici metropolleri arasında yer alıyor. Nil Nehri’nin hayat verdiği şehir, geçmişin izlerini taşıyan görkemli yapıları modern mimari, ticaret ve teknolojiyle bir araya getirerek benzersiz bir atmosfer sunuyor. Tarih boyunca medeniyetlerin kesişim noktası olarak öne çıkan Kahire, bugün de finans, turizm, kültür ve ticaret alanlarında bölgesel ölçekte güçlü bir merkez olma özelliğini sürdürüyor. Şehir, stratejik konumu sayesinde uluslararası yatırımlar, küresel iş birlikleri ve yeni nesil ticari fırsatlar açısından dikkat çekici bir potansiyel barındırıyor.

Kültürel çeşitliliği, hareketli sosyal yaşamı ve gelişen iş ekosistemiyle Kahire, her yıl milyonlarca ziyaretçiyi ağırlayan küresel bir çekim merkezi olarak öne çıkıyor. Dünyaca ünlü tarihi mirası, canlı şehir hayatı ve modern altyapısıyla dikkat çeken kent, gelenek ile yeniliği aynı potada buluşturarak ziyaretçilerine eşsiz bir deneyim sunuyor. Sanattan gastronomiye, turizmden uluslararası ticarete kadar pek çok alanda güçlü bir etki yaratan Kahire, bölgesel ölçekte büyüyen ekonomik yapısı ve uluslararası bağlantılarıyla geleceğin önemli merkezlerinden biri olarak konumlanıyor.


TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İKİNCİ KEZ MANİSA’DA


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

TÜRKİYE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İKİNCİ KEZ MANİSA’DA

ŞEHZADELER ŞEHRİ MANİSA’DA FESTİVAL HEYECANI BAŞLIYOR

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne ikinci kez ev sahipliği yapacak Manisa, 30 Mayıs–7 Haziran tarihleri arasında festival coşkusunu tüm şehre yayacak. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, festivalin Manisa’nın tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliğini daha geniş kitlelerle buluşturacağını ve kültür turizmine önemli katkı sağlayacağını belirtti.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, festivalin şehir için taşıdığı öneme dikkat çekerek şunları kaydetti: “Manisa, Osmanlı şehzadelerinin izlerini taşıyan köklü tarihi, bereketli toprakları, yaşayan gelenekleri ve zengin kültürel mirasıyla ülkemizin en özel şehirlerinden biri. Türkiye Kültür Yolu Festivali’ni ikinci kez Manisa’da gerçekleştiriyor olmaktan büyük memnuniyet duyuyoruz. Geçtiğimiz yıl olduğu gibi bu yıl da festivalin şehrin kültürel hayatına yeni bir dinamizm katacağına, Manisa’nın sahip olduğu değerleri daha geniş kitlelerle buluşturacağına inanıyoruz. Konserlerden sergilere, gastronomiden çocuk etkinliklerine uzanan programla Manisa, dokuz gün boyunca kültür ve sanatın buluşma noktası olacak. Festivalin aynı zamanda şehrin turizmine, ekonomisine ve uluslararası görünürlüğüne önemli katkılar sunmasını hedefliyoruz.” 


OSMANLI’NIN MUKADDES EMANETLERİ VE YAŞAYAN MİRAS MANİSA’DA SERGİLENECEK

Geçmişin manevi mirasını taşıyan kutsal emanetler ile geleneksel el sanatlarının ince işçiliğini bir araya getiren sergiler, Manisa Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşacak. 

Asırlardır büyük bir özenle korunan kutsal emanetler, Osmanlı saray kültürünün ihtişamını yansıtan nadide eserler ve Haremeyn’e uzanan manevi yolculuğun izleri, “Osmanlı’nın Mukaddes Emanetleri” sergisinde sanatseverlerle buluşacak. Manisa Müzesi Etkinlik Salonu’nda ziyaretçilerini ağırlayacak sergide; Kâbe örtüleri, surre keseleri, hüsn-i hat eserleri, kutsal emanetler ve Osmanlı padişahlarının Haremeyn’e duyduğu bağlılığı yansıtan eserler yer alacak. İstanbul Türbeler Müzesi, Türk ve İslam Eserleri Müzesi ile İstanbul Arkeoloji Müzeleri koleksiyonlarından seçilen eserlerden oluşan sergi, ziyaretçilerine Osmanlı’dan günümüze uzanan manevi ve tarihi bir atmosfer sunacak.

İnce işçilikle şekillenen geleneksel motifler, ustaların yıllara dayanan el emeği ve kuşaktan kuşağa aktarılan üretim kültürü ise “Yaşayan Miras: Manisa Sergisi”nde sanatseverlerle buluşacak. Fatih Sergi Salonu’nda gerçekleştirilecek sergide; tezhipten minyatüre, çiniden ebruya, dokuma işlerinden bıçakçılığa uzanan geniş bir seçki ziyaretçilere sunulacak. 

Seramik, porselen, filografi, deri işleri, taş işleri, bez bebek ve enstrüman yapımı gibi pek çok sanat ve zanaat unsurunu bir araya getiren sergi, Manisa’nın somut olmayan kültürel mirasını günümüze taşıyacak.

FESTİVAL COŞKUSU MANİSA’DA ÜNLÜ SANATÇILAR İLE YAŞANACAK

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin Manisa ayağında birbirinden ünlü sanatçılar festival coşkusunu sahneye taşıyacak. Perşembe Pazarı Otopark Alanı’nda gerçekleştirilecek konserlerde, farklı müzik türlerinden sevilen isimler Manisalı müzikseverlerle buluşacak.

Festival kapsamında Bengü, Fatma Turgut, Ferhat Göçer, Haluk Levent, Kıraç, Kubat, SagopaKajmer, Sefo ve Serkan Kaya, Manisa’da sahne alarak festival akşamlarını müzikle buluşturacak.

Festivalin müzik programı kapsamında ayrıca Hava Eğitim Komutanlığı Bandosu da Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Salonu’nda gerçekleştireceği konserle sanatseverlerle buluşacak.

Festivalin sahne sanatları programında ise İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçıları, Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Sahnesi’nde izleyici karşısına çıkacak. “Anadolu Ezgileri” konserinde, Anadolu’nun kadim türkülerinden oluşan repertuvar senfonik yorumlarla sahneye taşınırken; güçlü solist performansları ve orkestranın çok sesli yapısı, geleneksel müzik mirasını sahne sanatlarıyla bir araya getirecek.

“Tango Tango” gösterisinde ise tango repertuvarının en sevilen yerli ve yabancı eserleri, canlı orkestra performansı ve dans koreografileri eşliğinde sanatseverlerle buluşacak. İzmir Devlet Opera ve Balesi sanatçılarının sahne alacağı program, romantik melodiler ve sahne enerjisiyle festival atmosferine farklı bir renk katacak.

GENÇ YETENEKLER FESTİVAL SAHNESİNDE 

Manisa İl Halk Kütüphanesi’nin kent belleğini taşıyan yapısı, festivalin en güzel notalarına ev sahipliği yapacak. Genç müzisyenlerin çok sesli koro yorumlarından oda müziği dinletilerine uzanan zengin performansları, festival kapsamında sanatseverlerin beğenisine sunulacak. Manisa Güzel Sanatlar Lisesi öğrencilerinin sahneleyeceği bu özel etkinlikler, şehrin kültür sanat iklimine dinamik bir enerji katacak.

Şef Arcan Aydınlı yönetimindeki Manisa Güzel Sanatlar Lisesi Çok Sesli Korosu, kütüphane salonunda izleyici karşısına çıkacak. Farklı dönemlere ait eserleri çok sesli düzenlemelerle yorumlayarak müziğin evrensel dilini yansıtacak olan koro, güçlü armonisiyle festival akşamlarına renk katacak.


Programın bir diğer seçkisi ise “Klasik Batı Müziği Orkestrası Konseri” olacak. Okul öğrencilerinden oluşan oda müziği toplulukları; yan flüt, viyola, çello, piyano, gitar ve keman eşliğinde, üçlü ve dörtlü gruplar halinde Batı müziğinin seçkin örneklerini seslendirecek. Yaklaşık bir saat sürecek bu performanslar, genç sanatçıların sahne deneyimlerini pekiştirirken dinleyicilere de nitelikli bir müzik deneyimi yaşatacak. 

MANİSA’DA KALPLERE DOKUNAN GÖSTERİMLER 

Duygusal sahne anlatımları ile geleneksel sanatların yaşayan hafızasını buluşturan etkinlikler, Manisa Kültür Yolu Festivali’nde sanatseverlerle buluşacak. 

Sessizliğin içinde biriken hatıralar, yılların taşıdığı kırgınlıklar ve sevginin yeniden kurduğu bağlar, “Bir Yaş Dönümü Rüyası” ile Manisa Kültür Yolu Festivali’nde sahneye taşınacak. Manisa Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatrosu Uğur Mumcu Salonu’nda sanatseverlerle buluşacak oyun; aidiyet, annelik ve kabullenme duygularını merkezine alan hikayesiyle izleyicileri duygusal bir yolculuğa çıkaracak. Anne-kız ilişkisini yalnızca kan bağı üzerinden değil, birlikte yaşanan hayat ve paylaşılan acılar üzerinden ele alan eser, insan ruhunun en kırılgan yanlarına dokunacak.

Ustaların ellerinde şekillenen geleneksel sanatlar, yılların birikimini taşıyan atölyeler ve kültürel hafızayı yaşatan yaşam hikayeleri ise “Yaşayan Miras Kısa Film Gösterimleri” ile Manisa Müzesi’nde izleyicilerle buluşacak. Çanakkale seramiğinden kemençe yapımına, İznik çinisinden kazaziye sanatına kadar pek çok yaşayan miras unsurunun yer aldığı seçki, 25 sanatçı ve zanaatkarın hikayesini kısa filmler aracılığıyla sanatseverlere aktaracak.

MANİSA KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ’NDE GASTRONOMİ ROTASI: “LEZZET NOKTASI” SEÇKİSİ

Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında hayata geçirilen “Lezzet Noktası” projesi, Manisa’nın köklü mutfak kültürünü festival ziyaretçileriyle buluşturacak. Festival rotasında yer alan şehirlerin gastronomi hafızasını görünür kılmayı amaçlayan proje kapsamında; Manisa merkez, Akhisar, Alaşehir, Kula, Salihli ve Turgutlu ekseninde oluşturulan 34 restoranlık “Lezzet Noktası” seçkisi, kentin yerel lezzet duraklarını bir araya getiriyor.

Şefler ve gastronomi alanındaki kanaat önderlerinden oluşan danışma kurulunun değerlendirmeleriyle oluşturulan seçki; Manisa’nın yalnızca geleneksel yemek kültürünü değil, aynı zamanda yaşayan esnaf mutfağını ve güçlü sokak lezzeti hafızasını da yansıtıyor.

Gediz Ovası’nın üretim zenginliği ve şehzadeler şehri kimliğinin şekillendirdiği Manisa mutfağı; Manisa kebabı, gerdan dolması, ekmek dolması, kabak sinkonta, höşmerim, Kula şekerli pidesi ve mesir macunu gibi özgün lezzetleriyle öne çıkıyor. 

Üzüm, zeytin ve sebze ağırlıklı yapısıyla dikkat çeken mutfak kültürü, ziyaretçilere çok katmanlı bir gastronomi deneyimi sunuyor.

Lezzet Noktası seçkisinin en dikkat çeken yönlerinden biri ise Manisa’nın güçlü et ve sakatat kültürünü ilçeleriyle birlikte bütüncül biçimde yansıtması. Akhisar’ın kokoreç, paça ve köfte geleneğinden Alaşehir’in kapama kültürüne, Kula’nın kaburga ve kokoreç ustalarından Salihli’nin odun köftesine, Manisa merkezin kebap, su muhallebisi ve esnaf lokantalarına uzanan rota; kentin yaşayan lezzet hafızasını ortaya koyuyor.

Helvacılar, katmerciler, bozacılar, turşucular ve sütlü tatlıcıların da dahil olduğu seçki, Manisa mutfağını yalnızca ana yemekler üzerinden değil; gündelik yaşam kültürü ve yerel ustalık geleneği üzerinden de temsil ediyor. Festival süresince ziyaretçiler, Manisa merkezden ilçelere uzanan geniş bir coğrafyada otantik bir gastronomi yolculuğuna davet edilecek.

Manisa Kültür Yolu Festivali kapsamında gerçekleştirilecek gastronomi programına ev sahipliği yapacak Şef Murat Deniz Temel de kentin gastronomi değerlerinin daha geniş kitlelere tanıtılmasına katkı sunacak.

MANİSA’NIN FESTİVAL COŞKUSU OBJEKTİFLERE YANSIYACAK 

Festivalin renkli atmosferi, Manisa Müzesi Avlu’da düzenlenecek “FotoMaraton Manisa” ve “FotoMaraton Çocuk” etkinlikleriyle objektiflere yansıyacak. Fotoğraf tutkunları festival boyunca şehrin kültürel duraklarını ve etkinlik alanlarını farklı bakış açılarıyla görüntülerken, minik katılımcılar da festivalin eğlenceli anlarını kendi kadrajlarından fotoğraflama fırsatı bulacak. Her yaştan katılımcıyı bir araya getirecek etkinliklerde, Manisa’nın festival coşkusu renkli karelere dönüşecek. 

HER GÜNE YAYILAN KÜLTÜR VE SANAT ETKİNLİKLERİ

Kuşaktan kuşağa aktarılan gelenekler, çeşitli söyleşiler ve kültürel mirasın izlerini taşıyan üretim pratikleri, Manisa Kültür Yolu Festivali kapsamında sanatseverlerle buluşacak. 

Anadolu’nun binlerce yıllık zeytincilik geleneği, toprağın bereketini kuşaktan kuşağa taşıyan üretim kültürü ve zeytin etrafında şekillenen yaşam pratikleri, “Yaşayan Miras Söyleşisi: Zeytincilik” programıyla Manisa’da ele alınacak. Manisa Müzesi’nde düzenlenecek programda; zeytinciliğin tarihsel geçmişinden geleneksel üretim yöntemlerine, hasat kültüründen UNESCO sürecine uzanan başlıklar alanında uzman isimlerin katılımıyla değerlendirilecek.

“Philadelphia’dan Alaşehir’e: Kültürel Mirasın İzinde” video gösterimi, antik çağdan günümüze uzanan Alaşehir’in tarihini, arkeolojik mirasını, yaşayan kültürünü ve sürdürülen koruma çalışmalarını görsel bir anlatımla sanatseverlerle buluşturacak.

Edebiyat, dil ve yazı dünyasına odaklanan söyleşiler, Manisa İl Halk Kütüphanesi’nde ziyaretçilerle buluşacak. Nilgün Hökenek Ürkmez, “Ben Kimim?” kitabı üzerinden kimlik arayışı, gençlik sorunları ve bireyin çevresiyle kurduğu ilişkiyi konuşacak. 

Deniz Erbulak’ın katılımıyla düzenlenecek “Roman Yazmanın Yolculuğu” programında gençlerin kitap okuma alışkanlıkları ele alınırken, “Türkçemiz Üzerine Söyleşi”nde Türkçenin kullanımı, dil bilinci ve gündelik yaşamdaki yeri değerlendirilecek. 

Türk Telekom katkılarıyla, Kültür ve Turizm Bakanlığı Sinema Genel Müdürlüğü iş birliğiyle hayata geçirilen “Sinema Yollarda” projesi, Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında Manisa’ya geliyor. Manisa’nın il merkezi ve ilçelerini dolaşacak “Sinema Yollarda” tırı, açık hava gösterimleriyle her yaştan izleyiciyi bir araya getirirken festival coşkusunu kentin farklı noktalarına taşıyacak.

Ustaların el emeğiyle şekillenen geleneksel sanatlar, ince işçilikle hayat bulan motifler ve kuşaktan kuşağa aktarılan üretim kültürü, Manisa Kültür Yolu Festivali kapsamında Manisa Müzesi’nde sanatseverlerle buluşacak. Festival boyunca düzenlenecek atölyelerde katılımcılar; bıçakçılık, çinicilik, kaligrafi/naht, filografi, katı’, minyatür, ebru, çömlek, sikke basımı ve çalgı yapımı gibi pek çok alanda geleneksel sanatların üretim süreçlerini uygulamalı olarak deneyimleme fırsatı yakalayacak. İğne oyası, tel kırma, deri yakma ve deri dövme, Manisa bezi ile folklorik taş bebek Nasreddin Hoca Atölyesi gibi geleneksel el sanatlarına odaklanan çalışmalar da festival programında yer alacak. 

ÇOCUKLAR İÇİN SANAT, OYUN VE KEŞİF DOLU BİR FESTİVAL

Renkli etkinlik alanları, eğitici aktiviteler ve yaratıcı atölyelerle Manisa Kültür Yolu Festivali’nde çocuklara özel programlar gerçekleştirilecek. 

Renkli oyun alanları, eğlenceli yarışmalar ve yaratıcı etkinliklerle Cumhuriyet Meydanı’nda düzenlenecek “Çocuk Köyü” etkinlikleri, festival coşkusunu minik ziyaretçilerle buluşturacak. Şişme oyun parkurları, dijital oyun alanları ve panayır çadırlarında doyasıya eğlenecek çocuklar; kum boyama, rüzgar gülü, bez çanta tasarımı ve çim adam yapımı gibi atölyelerde hayal güçlerini ortaya koyacak. Karagöz etkinliklerinde kendi tasvirlerini renklendirecek minikler, geleneksel kültürle tanışırken; halat çekme, çuval yarışı, limbo ve dev jenga gibi oyunlarla festival alanında eğlence dolu anlar yaşayacak. VR Balon Turu deneyimiyle ise çocuklar Kapadokya atmosferini sanal gerçeklik teknolojisiyle keşfedecek.

Aynı alanda gerçekleştirilecek “ASELSAN Çocuk Şenliği”nde ise çocuklar; interaktif deneyim alanları, teknoloji odaklı oyunlar ve bilim temalı aktivitelerle buluşacak. 

Tekno Macera Tırı içerisinde yer alan Mucitler Müzesi Sergi Alanı’nda insanlık tarihine yön veren icatlar ve mucitler tanıtılırken, artırılmış gerçeklik teknolojisiyle hazırlanan dijital deneyim alanları da çocuklara teknolojiyle iç içe bir festival deneyimi sunacak. Bilim şovları, saha aktiviteleri ve “ASEL” karakteriyle zenginleşen etkinlikler, festival atmosferine renk katacak.

Geçmişten günümüze taşınan kültürel mirasın izinde şekillenen “Kültür Koruyucuları” etkinliği, Manisa Müzesi Çocuk Etkinlik Salonu’nda minik ziyaretçileri kültürel değerlerle buluşturacak. Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğü ile Kaçakçılıkla Mücadele Dairesi Başkanlığı iş birliğiyle gerçekleştirilecek etkinlik kapsamında çocuklara; kültürel mirasın korunması, tanıtılması ve gelecek kuşaklara aktarılmasının önemi anlatılacak. 

Manisa İl Halk Kütüphanesi’nde gerçekleştirilecek Drama Atölyesi, Kaligrafi Atölyesi, Kil Hamuru Heykel Atölyesi ve Dokunulabilir Sanat Atölyesi’nde çocuklar farklı sanat disiplinlerini deneyimleme fırsatı yakalayacak. Manisa Müzesi’nde düzenlenecek Tezhip Atölyesi ve Ebru Atölyesi ise çocukları geleneksel sanatlarla buluşturacak.

Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.


“Race to Belek”turnuvası için geri sayım başladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Corendon Airlines, Kaden Group ve Gloria Hotels & Resorts işbirliğiyle düzenlenen“Race to Belek”turnuvası için geri sayım başladı

Corendon Airlines, Kaden Group ve Gloria Hotels & Resorts iş birliğiyle hayata geçirilen amatör golf turnuvası Race to Belek için heyecan giderek artıyor. İngiltere ve İskoçya’daki amatör golf oyuncularını bir araya getiren organizasyon, Corendon Airlines’ın Türkiye ve Girit uçuş ağına yakın bölgelerde düzenlenecek eleme turnuvalarıyla başlayacak; büyük final ise 6-10 Ekim tarihleri arasında Türkiye’nin golf turizmindeki önemli destinasyonlarından Belek’te gerçekleştirilecek.

20 yılı aşkın süredir milyonlarca yolcuyu hayal ettikleri tatil destinasyonlarıyla buluşturan Corendon Airlines, spor turizmine katkı sağlayan projeleri desteklemeye devam ediyor. Golf turizminin önemli merkezlerinden biri olan ve Türkiye’yi uluslararası golf topluluğuyla buluşturan Race to Belek, bu vizyonun güçlü örneklerinden biri olarak öne çıkıyor.

İngiltere ve İskoçya’da eleme heyecanı

Race to Belek kapsamında toplam 10 eleme turnuvası, 6 Haziran – 25 Temmuz tarihleri arasında İngiltere ve İskoçya’daki seçkin golf kulüplerinde gerçekleştirilecek.

Turnuva Takvimi

6 Haziran Largs Golf Club – North Ayrshire

20 Haziran Flempton Golf Club – Suffolk

4 Temmuz Donnington Grove Golf Club – Berkshire

11-12 Temmuz Newmachar Golf Club – Aberdeen

18 Temmuz Alsager Golf Club – Stoke-on-Trent

19 Temmuz Crewe Golf Club – Crewe

24 Temmuz Rookery Park Golf Club – Suffolk

25 Temmuz Swaffham Golf Club – Norfolk

Amatör golf takviminin dikkat çeken organizasyonlarından biri haline gelen Race to Belek, Birleşik Krallık’taki golf kulüpleri ile Türkiye’nin gelişen golf turizmi arasındaki bağı daha da güçlendiriyor. Finalistler, 6-10 Ekim tarihleri arasında Gloria Hotels & Resorts ev sahipliğinde Belek’te unutulmaz bir golf deneyimi yaşayacak.

Final paketi kapsamında katılımcılar; Corendon Airlines’ın Birleşik Krallık–Antalya direkt uçuşları, Gloria Golf Resort’ta konaklama, Gloria Golf Club’da iki şampiyona golf turu, özel golf hediyeleri ile KadenGroup tarafından sağlanan VIP havalimanı transferleri ve organizasyon desteğinden faydalanacak.

Geçtiğimiz yıl düzenlenen büyük finalde Birleşik Krallık’ın farklı bölgelerinden sekizamatör golf oyuncusu mücadele etmiş, turnuvanın kazananı ise Merseyside bölgesinden Carl Rushton olmuştu.

Corendon Airlines Yönetim Kurulu Başkanı Yıldıray Karaer, organizasyona ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:“Race to Belek turnuvasına desteğimizi sürdürmekten büyük mutluluk duyuyoruz. Amatör golf takviminin önemli organizasyonlarından biri haline gelen bu turnuva, spor, turizm ve havacılığı bir araya getiren yaklaşımımızın güçlü örneklerinden biri. Corendon Airlines olarak spor turizmine katkı sağlayan projeleri desteklemeye ve misafirlerimizi farklı deneyimlerle buluşturmaya devam edeceğiz.”

Kaden Group Genel Müdürü Deniz Gürlersanise; “Race to Belek, bizim için yalnızca bir golf turnuvası değil; Birleşik Krallık ile Belek arasında kurulan güçlü bir turizm köprüsüdür. Turnuvanın Antalya’ya yeni misafirler kazandırdığına ve İngiliz ile İskoç golfçülere bölgenin golf turizmi potansiyelini tanıtmak adına önemli bir rol üstlendiğine inanıyoruz”dedi. 


HİTİTLERİN BAŞKENTİ ÇORUM, GASTRONOMİYLE UNESCO YOLUNDA

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


HİTİTLERİN BAŞKENTİ ÇORUM, GASTRONOMİYLE UNESCO YOLUNDA

Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın, İstanbul’da Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen yeni yol haritasını, UNESCO Gastronomi Şehri hedefini ve uluslararası açılım planlarını paylaştı.

Bu yolculuğun ilk güçlü uluslararası adımı ise 4–6 Haziran’da Çorum’da gerçekleşecek Açık Ateş gastronomi etkinliği olacak. Farklı ülkelerden şefleri, gastronomi profesyonellerini ve fikir insanlarını ağırlayacak etkinlik, Çorum’u dünya gastronomi çevrelerinin dikkatle izleyeceği önemli bir buluşma noktasına dönüştürmeye hazırlanıyor.

Çorum, bugün tarihsel mirasını, üretim gücünü, tarımsal zenginliğini ve mutfak hafızasını yeniden yorumlayarak güçlü bir şehir markası oluşturma yolunda ilerliyor. Bu yeni vizyon, Çorum Belediye Başkanı Dr. Halil İbrahim Aşgın’ın ev sahipliğinde, Anadolu mutfağının İstanbul’daki önemli temsilcilerinden Sade Beş Denizler’de gerçekleşen özel buluşmada paylaşıldı. Zeynep Aktaş, Hatice Ünal Bilen, Dinçer Karacalar, Fatoş Karahasan, Yücel Koç, Zühre Kurt, Lale Elmacıoğlu, Aliye Gümüş, Medine İşbilir, Vahap Munyar, Adnan Şahin, Faruk Şüyün, Mehmet Tel, Reha Tartıcı, Zeynep Kakınç ve Gökhan Yılmaz’ın da aralarında bulunduğu medya, ekonomi, gastronomi ve turizm dünyasının önde gelen isimlerinin katıldığı toplantıda; Çorum’un gastronomi ekseninde şekillenen gelecek vizyonu, UNESCO Gastronomi Şehri hedefi ve uluslararası açılım planları değerlendirildi.

Toplantıda konuşan Başkan Aşgın, şehrin yalnızca geçmişiyle değil geleceğiyle de güçlü bir potansiyele sahip olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Çorum’u tek bir ürünle anlatmak mümkün değil. Bu şehir tarih, üretim, tarım, kültür ve güçlü bir mutfak hafızasını aynı anda taşıyor. Biz mutfağa yalnızca lezzet olarak değil; kültürel miras, turizm ve ekonomik kalkınmanın önemli bir bileşeni olarak bakıyoruz.”

HİTİTLERDEN BUGÜNE UZANAN SOFRA HAFIZASI

Bir dönem Hitit İmparatorluğu’na başkentlik yapan Çorum, Anadolu’nun en köklü medeniyet hafızalarından birini taşıyor.Bu miras yalnızca arkeolojik alanlarda değil; tahıl kültüründe, kolektif sofra geleneğinde, pişirme tekniklerinde, üretim alışkanlıklarında ve kuşaktan kuşağa aktarılan mutfak bilgisinde yaşamaya devam ediyor.İnsanlık tarihinin ilk yazılı barış antlaşması olan Kadeş’in mirasını taşıyan şehir, bugün geçmişini yalnızca tarihsel bir referans olarak değil; yaşayan bir kültürel değer olarak yeniden okuyor.

Tahıl ve bakliyat temelli beslenme alışkanlıkları, uzun pişirme teknikleri, saklama yöntemleri, imece kültürü, toplu sofra geleneği ve kadın emeğiyle şekillenen mutfak yapısı; Çorum’u Anadolu’daki birçok şehirden ayrıştıran temel unsurlar arasında yer alıyor.

Bugün çoğu zaman Çorum, Leblebisi ile anılsa da şehir; İskilip dolması, Kargı tulumu, Osmancık pirinci, Çorum mantısı, tandır kebabı, has baklava, Alaca boranası, hingal, yarma aşı ve geleneksel hamur işleriyle çok daha katmanlı bir gastronomik hafızaya sahip.Türk Patent ve Marka Kurumu verilerine göre Çorum’un coğrafi işaretli ürün sayısı bugün 36’ya ulaşmış durumda.

Hitit Üniversitesi iş birliğiyle yürütülen akademik çalışmalarda; Hitit tabletlerinde yer alan üretim ve pişirme izleri incelenirken, yerel üreticiler, ustalar ve mutfak hafızasını taşıyan isimlerle sözlü tarih çalışmaları gerçekleştiriliyor. Amaç, bu birikimi yalnızca anlatmak değil; kayıt altına alarak geleceğe taşımak.


UNESCO GASTRONOMİ ŞEHRİ HEDEFİ

Çorum Belediyesi öncülüğünde yürütülen UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı Gastronomi Şehri hazırlıkları kapsamında geniş katılımlı bir çalışma modeli oluşturuldu.Çorum Valiliği, Hitit Üniversitesi, Ticaret ve Sanayi Odası, Esnaf ve Sanatkârlar Odaları Birliği, kamu kurumları, turizm temsilcileri ve ilgili paydaşların dahil olduğu süreçte hedef; Çorum’un gastronomik potansiyelini kalıcı ve sürdürülebilir bir şehir modeline dönüştürmek.

Başkan Aşgın bu süreci şöyle değerlendirdi:

“Bizim meselemiz yalnızca bir listeye girmek değil. Yerel üreticiyi destekleyen, mutfak hafızasını koruyan, genç kuşaklara aktaran ve ekonomik dönüşüm yaratan kalıcı bir gastronomi ekosistemi oluşturmak istiyoruz.”

GASTRO ÇORUM: YENİ NESİL ŞEHİR ANLATISI

Çorum Belediyesi’nin geliştirdiği Gastro Çorum yaklaşımı; mutfak kültürünü restoran deneyiminin ötesine taşıyarak üretim, turizm, kültürel sürdürülebilirlik ve şehir ekonomisiyle bütünleştiriyor.

Hazırlanan yol haritasında;

gastronomi rotaları 

köy sofraları 

yerel üretim deneyimleri 

usta-çırak eğitim programları 

dijital gastronomi arşivi 

üretici odaklı projeler 

mutfak hafızasının belgelenmesi 

gibi başlıklar yer alıyor.

Restore edilerek yeniden işlevlendirilen tarihi yapılar da bu yaklaşımın somut örnekleri arasında bulunuyor. Bu kapsamda yeniden hayat bulan Veli Paşa Hanı, geleneksel Çorum mutfağının yaşatıldığı önemli gastronomi duraklarından biri haline geldi.

GÜÇLÜ TARIM, GÜÇLÜ ÜRETİM

Çorum’un bu yaklaşımının arkasında güçlü bir üretim altyapısı bulunuyor.

Türkiye’nin önemli tarım merkezlerinden biri olan şehir; tahıl, bakliyat ve farklı üretim kalemlerindeki kapasitesiyle gastronomiyi yalnızca kültürel değil, ekonomik kalkınma açısından da stratejik bir alan olarak konumluyor.

ULUSLARARASI GASTRONOMİ GÜNDEMİNDE ÇORUM

Çorum, gastronomi eksenli şehir vizyonunu uluslararası platformlara da taşımaya başladı.

EMITT, Travel Turkey ve ITB Berlin gibi önemli organizasyonlarda yer alan şehir, önümüzdeki dönemde İspanya’daki önemli gastronomi platformlarında da görünürlüğünü artırmayı hedefliyor.Bu çerçevede Açık Ateş, Çorum’un uluslararası gastronomi sahnesine güçlü çıkışlarından biri olarak öne çıkıyor.

4–6 Haziran 2026 tarihlerinde gerçekleşecek etkinlikte İspanya, Fransa, İtalya, Brezilya ve farklı ülkelerden şefler ile gastronomi profesyonelleri Çorum’da buluşacak.Açık ateş pişirme kültürü, kadim üretim teknikleri, sürdürülebilirlik, yerel ürünler ve gastronomik hafıza; paneller, deneyim alanları ve şef buluşmalarıyla farklı perspektiflerden ele alınacak.Açık Ateş, yalnızca bir etkinlik değil; Çorum’un gastronomi üzerinden dünyaya açılan yeni hikâyesinin güçlü başlangıçlarından biri olarak görülüyor.


27 Mayıs 2026 Çarşamba

25. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nde Martı Hotels &Marinas’a Teşekkür Ödülü


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


25. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’nde Martı Hotels &Marinas’a Teşekkür Ödülü

Türkiye turizminin köklü markalarından Martı Hotels &Marinas, çeyrek asırdır kesintisiz destek verdiği 25. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri’ne bu yıl da ev sahipliği yaptı. Sualtı sporlarını, çevre bilincini ve sürdürülebilir turizm anlayışını buluşturan etkinlik, Martı Myra iskelesinde düzenlenen ödül töreniyle sona erdi. 

Törende, organizasyonun ilk gününden bu yana verdiği kesintisiz destek ve deniz kültürünün korunmasına yönelik katkıları dolayısıyla Martı Hotels &Marinas Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin’e teşekkür plaketi takdim edildi.

Kemer Yöresi Tanıtım Vakfı (KETAV) ve Akdeniz Arkeoloji Derneği tarafından düzenlenen, Türkiye’nin köklü sualtı etkinliklerinden biri olan 25. Uluslararası Kemer Sualtı Günleri, 16-19 Mayıs tarihleri arasında gerçekleştirildi. Dört gün süren organizasyon boyunca sualtı fotoğrafçılığı yarışmaları, çevre temalı dalışlar, batık keşifleri, deniz temizliği çalışmaları, seminerler ve çocuklara yönelik eğitim programları büyük ilgi gördü. Martı Hotels &Marinas’ın sosyal sorumluluk vizyonu doğrultusunda bu yıl da destek verdiği etkinlik, denizlerin korunması ve sualtı kültürünün yaşatılması adına bir kez daha uluslararası bir farkındalık platformuna dönüştü.

Martı Myra’nın 25 yıllık kesintisiz desteğine anlamlı ödül

Çeyrek asırdır olduğu gibi bu yıl da yarışların startı, organizasyonun geleneksel buluşma noktası haline gelen Martı Myra iskelesinden verildi. Berrak suları ve zengin biyolojik çeşitliliğiyle öne çıkan Martı Myra, etkinlik boyunca sporcuların, dalış ekiplerinin ve deniz tutkunlarının buluşma noktası oldu.


Martı Hotels &Marinas’ın turizmle kültürü, sporla doğayı buluşturan vizyonu ise festivalin 25. yılında özel bir ödülle taçlandırıldı. Martı Hotels &Marinas Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin’e, organizasyonun ilk gününden bu yana sunduğu kesintisiz destek ve deniz kültürünün korunmasına sağladığı katkılar nedeniyle KETAV tarafından teşekkür plaketi takdim edildi.

“Mavi mirası korumak ortak sorumluluğumuz” 

Martı Hotels &Marinas Yönetim Kurulu Başkanı Oya Narin, çeyrek asırlık istikrarlı desteğe vurgu yaparak şunları söyledi:

“25 yıl önce başlayan bu yolculukta, her yıl aynı heyecanla yer almaktan ve bu değerli organizasyona destek vermekten büyük mutluluk duyuyoruz. Denizlerin korunması ve mavi mirasın gelecek nesillere aktarılması, bizim için yalnızca bir sorumluluk değil, aynı zamanda güçlü bir tutkudur. Biz de bu sorumluluk vizyonumuz doğrultusunda ilk günden bu yana bu güzel etkinliğe kesintisiz destek vermeye devam ediyoruz. 

Martı Hotels &Marinas Ailesi olarak; sanata, tarihe, kültüre, eğitime ve spor turizmine verdiğimiz destekle turizmimizi zenginleştirmeyi sürdüreceğiz. Kemer, sadece ülkemizin değil, dünyanın da en güzel tatil beldelerinden bir tanesi. Bu organizasyonun Kemer’in uluslararası tanıtımına kattığı değerin bilinciyle, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da sürdürülebilir gelecek için çalışmayı sürdüreceğiz."


İzmir’in turistik İlçesi’ Foça’ya 2026 yılının ilk yabancı turist grupları gelmeye başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İZMİRDE SEZON AÇILDI İLK YABANCI TURİST GRUPLARI GELDİ

İzmir’in turistik İlçesi’ Foça’ya 2026 yılının ilk yabancı turist grupları gelmeye başladı. İlçenin beş yıldızlı turistik tesisi (MW Phokaia Beach Resort) sezonu, yerli konukların yanı sıra, 100’e yakın İngiliz turistle açarken ilçedeki diğer oteller de çeşitli milletlere mensup daha küçük grupları ağırlıyor. Turizmciler çevresel askeri ve siyasi hareketlilikler dolayısıyla yaşadıkları durağanlığın, hareketlenmeye başladığını ve bayram rezervasyonlarının moralleri yerine getirdiğini bildirdiler.

Deniz, güneş, kum’un yanı sıra konuklarına ilçenin tarihi, doğal ve gastronomik zenginliklerini sunan, deniz sporları, yelken, bisiklet, tenis, boccia, doğa gezileri vb. sportif aktiviteler sağlayan, sakin şehir ünvanıyla yıllık yoğun çalışma temposundan yorgun gelen misafirlerini huzurlu bir ortamda dinlendirerek, yeni iş sezonuna hazırlayan Foça’lı işletmeler ve turizmciler hareketlenmenin sezon hedefleri için iyiye işaret verdiğine dikkat çektiler.

İÇ PAZARDA DIŞ PAZARDA HAREKETLENMEYE BAŞLADI

Ege Turistik İşletmeler ve Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkan yardımcısı, MW Phokaia Beach Resort Genel Müdürü Bilge Durdu İşler 19 Mayıs’ta ilk İngiliz konukları karşıladıklarını, dokuz günlük bayram tatili dolayısıyla yapılan rezervasyonlardan memnun olduklarını söyledi.  Bilge Durdu İşler; “19 Mayıs itibariyle sezonumuzu açtık. Yabancı misafirlerimizde gelmeye başladılar. İlk kafilemizde yaklaşık 100 var. Onları bir hafta boyunca ağırlayacağız. İngiliz misafirlerimizle açtığımız sezonda, iç pazarda da hareketlenmeler, kıpırdanmalar bayramla birlikte başladı. Tabii dokuz günlük tatilde bize nefes oldu. Bayram satışlarımız çok iyi gidiyor. İnşallah bundan sonraki süreçlerde de dış pazarımız iç pazarımız aynı şekilde güzel gitmeye devam edecek. İç pazarda da fiyatlarımıza dokunduk. Herkesin alabileceği ve tatil yapabileceği seviyelere getirmeye çalıştık. Maliyetler çok yüksek olsa da, yine de, özellikle daha fazla tatil yapabilen misafirlerimiz olması açısından olanakları zorladık. İnşallah iyi bir sezon geçecek diye düşünüyoruz. Tabii başlarda biraz korkmuştuk. Sezon nasıl geçecek, hareket olacak mı diye. Ama bir aydan beri kıpırtılar başladı ve şu an için rezervasyon akışları hem iç pazarda hem dış pazarda güzel gitmeye devam ediyor. İnşallah bu şekilde, güzel bir şekilde devam eder”dedi.

TATİLİMİZ MÜKEMMEL GEÇİYOR

Foça’da tatil yapan İngiliz turistlerden Sean Anderson Türkiye’de güzel günler geçirdiklerini söyledi. Sean Anderson;“Eşim ve arkadaşlarımla birlikte buradayız. Bu Türkiye’ye üçüncü gelişimiz. İstanbul üzerinden geldik ve burada şu ana kadar dört güzel gün geçirdik. Çünkü harika olanaklar var. Yürüyüş var. Boccia oynuyoruz. Otelin yanı sıra Foça’ya çıkıyoruz. Mükemmel deniz yemeği yiyoruz” dedi.  

TEKRAR GELMEYİ DÖRT GÖZLE BEKLİYORUZ

Almanya’nın Bamberg şehrinden arkadaşları ve aileleriyle geldiklerini belirten Christine Bosch tatillerini 30 yıldır Türkiye’de geçirdiklerini ve her yıl gelmeyi dört gözle beklediklerini söyledi. Christine Bosh; “Foça’ya 30 yıldır geliyorum. Bu kez de iki arkadaşımızla birlikte geldik. Buraya gelmeyi her zaman dört gözle bekliyoruz. Çünkü, çok dost canlısı insanları olan güzel bir şehir.  Hoş bir atmosfer. Yemekler ve fiyatlar iyi. Biz burada çok eğleniyoruz.  Geçen yıl Eylül ayında yine buradaydık. Geçen hafta harika bir zaman geçirdik. Kozbeyli ve Manisa’yı da gezdik” dedi.


TÜROFED ve İş Bankası’ndan konaklama sektörünü güçlendiren iş birliği

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜROFED ve İş Bankası’ndan konaklama sektörünü güçlendiren iş birliği 

İş Bankası ve konaklama sektörünün çatı örgütü TÜROFED, sektörün finansmana erişimini kolaylaştırarak ülke turizminin sürdürülebilir büyümesine katkı sağlamak amacıyla bir iş birliği protokolü imzaladı.

 Ülkemiz; iklim çeşitliliği, doğal güzellikleri, zengin tarihi ve kültürel mirası ile turizm sektöründe yüksek bir potansiyele sahip. Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) ve Türkiye İş Bankası da önemli gelir ve istihdam kaynakları arasında yer alan turizmin finansal yapısını güçlendirmek, ekosistemin uzun vadeli gelişimini desteklemek hedefiyle bir iş birliğine gitti. 

Özel kredi paketleri, esnek vadeler ve geri ödeme planları…

Marmaris’te Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz ve TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı’nın katıldığı imza töreniyle hayata geçirilen iş birliği çerçevesinde İş Bankası, turizm yatırımcılarının finansmana erişimini kolaylaştıran özel kredi paketleri, esnek vadeler, sezon nakit akışı döngüsüne duyarlı geri ödeme planları ve nakit akışına uyumlu yapılandırmalar sağlayacak. Kendi içinde turizme özel oluşturduğu yapılanmaya ve uzman ekiplere sahip Banka; sektörde otel yatırımcılarından işletmecilere uzanan geniş bir kitleye yönelik ürün ve hizmetler geliştirmeye devam edecek. 

Bütüncül bir finansal iş ortaklığı modeli

Sektörel ihtiyaçlara göre şekillenen bütüncül bir finansal iş ortaklığı modeli örneği olan iş birliği ile geliştirilen finansman çözümleri, özellikle otel yatırımlarının uzun geri dönüş süreleri ve operasyonel dalgalanmalar dikkate alınarak tasarlandı. Bu sayede risk yönetimi maksimum seviyeye çıkarılırken işletmelerin finansal planlamaları daha öngörülebilir hale gelecek.

Sezgin Yılmaz: “Sektörün rekabet gücü artacak” 

İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, ülkemizin gelişimi için kritik alanlardan ve ekonomik lokomotiflerden olan turizme stratejik önem verdiklerini belirterek, sektöre finansal çözümlerin yanı sıra ihtisaslaşmaya yönelik faaliyetleri; tarihi mirasımızı ve doğamızı korumak için gerçekleştirdikleri projelerle de destek verdiklerini söyledi. Yılmaz, sözlerini şöyle sürdürdü: “Ayrı bir uzmanlık alanı olarak konumlandırdığımız turizme yatırım danışmanlığı, fizibilite desteği ve veri analitiği gibi alanlarda da hizmet sunarak katkı sağlamayı hedefliyoruz. Bu yaklaşımımız ile turizm profesyonelleri, standart bankacılık ürünlerinin ötesinde, doğrudan kendi ihtiyaçlarına hitap eden çözümlerle buluşuyor. TÜROFED ile kurduğumuz bu güçlü iş birliği ise sektörün kurumsallaşması, küresel rekabet gücünün artması ve uluslararası ölçekte daha sürdürülebilir bir büyüme modeline geçmesine katkı sağlayacak. ”

Erkan Yağcı: “Geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek”

TÜROFED Başkanı Erkan Yağcı ise İş Bankası ile hayata geçirilen iş birliğinin Türkiye’nin dört bir yanındaki otel yatırımcıları ve işletmecilerin finansmana erişimini kolaylaştıracağını belirtti. Yerel ekonomiler için daha fazla değer yaratan bu modelin istihdamın güçlenmesine ve turizm gelirlerinin niteliğinin artırılmasına da katkı sunacağını belirten Yağcı, şöyle dedi: “Sektörün sürdürülebilir büyümesi için atılan bu adım, yalnızca bugünün ihtiyaçlarına yanıt vermekle kalmıyor; geleceğin turizm anlayışını şekillendirecek finansal altyapının da temelini oluşturuyor. Bu yeni dönem, Türkiye turizminin değer odaklı büyüme hedeflerine ulaşmasında ve küresel rekabet gücünü artırmasında önemli bir kaldıraç etkisi yaratacak.” 


TTYD 23. OLAĞAN MALİ GENEL KURUL TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



TTYD 23. OLAĞAN MALİ GENEL KURUL TOPLANTISI GERÇEKLEŞTİRİLDİ

Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği 23. Olağan Mali Genel Kurulu’nda, turizm yatırımcılarının “Sektörü daha da ileriye taşımak için birlik içinde çalışmaya ve yatırımlara devam” yaklaşımındaki kararlılığı öne çıktı. 


Türkiye turizminin çok önemli STK’larından Türkiye Turizm Yatırımcıları Derneği (TTYD) 23. Olağan Mali Genel Kurul Toplantısı, 21 Mayıs 2026 Perşembe günü Karaköy’deki Novotel İstanbul Bosphorus’da, turizm sektörünün önde gelen isimlerinden oluşan dernek üyeleri ve sektör temsilcilerinin katılımıyla gerçekleştirildi.


Genel Kurulu yönetecek Yüksek Danışma Kurulu Başkanlık Divanı Üyesi Oktay Varlıer’in başkanlığında Divan Kurulu seçimi ve yetki verilmesiyle başlayan toplantıda TTYD Başkanı Oya Narin, derneğin 2025 yılı faaliyetlerine ilişkin bilgi verdi, turizmdeki küresel ve ulusal gelişmelere değindi.   


Toplantıda, Türkiye’nin dünya turizmindeki 5’inci sıradaki güçlü konumunu daha da ileriye taşımak isteyen turizm yatırımcıları, birlik içinde çalışmaya ve yatırımlara devam etme konusundaki kararlılıklarını vurguladı. TTYD 23. Olağan Mali Genel Kurulu’nda, Başkan Oya Narin’in açıklamalarının ardından gündem maddelerinin görüşülmesine geçildi. Kararların oy birliği ile alındığı Genel Kurul’un tamamlanmasının ardından TTYD Yönetim Kurulu Üyeleri, Oya Narin başkanlığında toplanarak, yeni başlayan yaz sezonu ve sektörün geleceğine ilişkin değerlendirmelerde bulundular.

BODRUM’DA LÜKSÜN VE GASTRONOMİNİN YENİ ADRESİ: THE NORM LE CHIC KAPILARINI AÇIYOR


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ATG Hotels’in lüks segmentteki vizyoner markası The Norm, Bodrum’un en özel lokasyonlarından biri olan Le Chic bünyesinde, 27 Mayıs’ta kapılarını açıyor. Tesis, 27 Haziran’daki büyük açılış davetiyle birlikte, Michelin yıldızlı şef Theodor Falser yönetimindeki İtalyan restoranı Salicorne’u da dünya gastronomisine tanıtmaya hazırlanıyor.

Turizmin lider gruplarından ATG Hotels, butik lüksü modern bir yaşam stiliyle harmanladığı The Norm Hotels markasını Bodrum’un en prestijli noktalarından biri olan Le Chic Bodrum’a taşıdı. 27 Mayıs itibarıyla misafir kabulüne başlayacak olan tesis, hem konaklama hem de gastronomi alanında bölgenin standartlarını yükseltmeyi hedefliyor.


Michelin Yıldızlı Şef Dokunuşu: Salicorne İtalyan Restoranı

The Norm Le Chic, asıl büyük çıkışını 27 Haziran’da gerçekleşecek görkemli açılış etkinliği ile yaparken, bu özel gecede gastronomi dünyasının merakla beklediği Salicorne restoranın da resmi açılışına ev sahipliği yapacak. Michelin yıldızlı ünlü şef Theodor Falser yönetiminde hizmet verecek olan Salicorne, İtalyan mutfağının en rafine ve otantik lezzetlerini Bodrum’un yerel ürünleriyle harmanlayarak misafirlerine sunacak. Şef Falser’in sürdürülebilirlik ve doğallık odaklı mutfak felsefesi, Salicorne’u şimdiden yarımadanın en iddialı lezzet duraklarından biri konumuna taşıyor.

Özgür Akın: "Modern Lüksü Gastronomi ile Taçlandırıyoruz"

The Norm Le Chic Genel Müdürü Özgür Akın, markanın bütünsel lüks anlayışını şu sözlerle ifade ediyor:

"The Norm Le Chic olarak, misafirlerimize sunduğumuz yaşam alanlarını sadece bir konaklama deneyimi olarak değil, her detayı titizlikle işlenmiş bir kültür olarak görüyoruz. 27 Mayıs’ta başlayacak yolculuğumuzu, modern ve sessiz lüks vizyonu ile 27 Haziran’daki büyük buluşmamızda Michelin yıldızlı şefimiz Theodor Falser’in imzasını taşıyan Salicorne restoranımızla taçlandıracağız. İtalyan mutfağının zarafetini Le Chic Bodrum’un sofistike atmosferinde sunmak, Bodrum’un turizm ve gastronomi potansiyeline kattığımız değerin en önemli göstergesidir. Amacımız, konuklarımıza hem ruhlarını hem de damaklarını doyuracakları, unutulmaz bir sahil lüksü sunmak."

Estetik ve Lezzetin Kusursuz Uyumu

Asarlık Mevkii’nin dingin koyunda konumlanan The Norm Le Chic; özel tasarım süitleri, denize sıfır yaşam alanları ve "Quiet Luxury" (Sessiz Lüks) akımını yansıtan mimarisiyle dikkat çekiyor. 27 Haziran’daki açılışla birlikte Bodrum’un sosyal hayatına yeni bir soluk getirecek olan tesis, Salicorne’un eşsiz menüsü ve Theodor Falser’in mutfak sanatıyla, dünyanın dört bir yanından gelecek gastronomi tutkunlarını ağırlamaya hazır.


 

Günsu Saraçoğlu’nun “Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat” Sergisi İstanbul’da Açıldı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Günsu Saraçoğlu’nun “Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat” Sergisi İstanbul’da Açıldı

Sanatçı Günsu Saraçoğlu, kişisel sergisi “Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat” ile İstanbullu sanatseverlerle buluştu. Çağdaş sanat galerilerinden Gallery Duende’de gerçekleşen sergi, 23 Mayıs 2026 tarihinde düzenlenen özel davetle kapılarını açtı. Sergi, 18 Haziran 2026 tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

Çağdaş sanat, akrilik resim, karakalem çalışmaları ve modern sanat sergileriyle ilgilenen sanat izleyicileri için dikkat çeken koleksiyon; tuval ve kağıt üzerine üretilen eserlerden oluşuyor. Günsu Saraçoğlu’nun yeni koleksiyonu, modern yaşamın hızına karşı yavaşlamayı, sadeleşmeyi ve insanın kendi iç ritmine dönmesini merkeze alıyor.

Gallery Duende’in kurucusu ve serginin küratörü Emine Özkarslıoğlu tarafından hazırlanan seçki, doğanın döngüsü ile insanın bu döngü üzerindeki etkilerini çağdaş sanat diliyle yorumluyor. Sergide öne çıkan salyangoz metaforu; bireyin içsel dönüşümünü, kendine dönüş ihtiyacını ve kaostan uzaklaşma arzusunu simgeliyor. Sanatçı Günsu Saraçoğlu’nun eserlerinde kullanılan spiral ve kabuk formları, altın oran estetiğiyle birleşerek izleyiciyi zamana, hafızaya ve insan doğasına dair düşünmeye davet ediyor. DNA sarmalını anımsatan katmanlı yapılar ise yaşamın izlerini ve dönüşüm fikrini görünür hale getiriyor.

Günsu Saraçoğlu, “Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat” sergisini modern dünyanın hızına karşı insanın kendi özüne dönüş çağrısı olarak tanımlıyor. Saraçoğlu, yavaşlığın bir eksiklik değil; zamana, tüketime ve gürültüye karşı bilinçli bir direniş olduğunu vurgularken, eserlerinde kullandığı salyangoz metaforuyla insanın kendi iç dünyasını katman katman ördüğünü ifade ediyor. Sanatçıya göre sessizlik, dönüşümün en güçlü dili olurken; doğa, hafıza ve insanın kendine dönüşü yaşamın en değerli ve en derin yolculuğunu oluşturuyor. “Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat”, izleyiciyi yalnızca bir sergiyi gezmeye değil, kendi iç sesini yeniden duymaya davet ediyor.

İstanbul’daki çağdaş sanat etkinlikleri arasında öne çıkan “Slow Down Life / Hayatı Yavaşlat” sergisi, sanat, doğa, zaman ve içsel dönüşüm temalarını güçlü metaforlarla buluşturuyor. Sergi, 18 Haziran 2026 tarihine kadar Gallery Duende’de ziyaret edilebilir.



26 Mayıs 2026 Salı

ESKİŞEHİR KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ, SAGOPA KAJMER KONSERİYLE FİNAL YAPTI


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ESKİŞEHİR KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ, SAGOPA KAJMER KONSERİYLE FİNAL YAPTI

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin bu yılki duraklarından biri olan Eskişehir, dokuz gün boyunca konserlerden sergilere, tiyatro gösterilerinden atölyelere uzanan yüzlerce etkinlikle sanatın ve kültürün buluşma noktası oldu. Festival süresince kentin farklı noktalarında yaşanan yoğun ilgi ve kültürel hareketlilik, kapanış gününde sahne alan SagopaKajmer konseriyle zirveye ulaştı. 

Eskişehir Kültür Yolu Festivali’nin final konserinde sahne alan SagopaKajmer, güçlü sahne performansı ve sevilen eserleriyle festival coşkusunu taçlandırdı. Alanı dolduran binlerce müziksever, konser boyunca sanatçının şarkılarına hep bir ağızdan eşlik etti. 

Konser repertuvarında “Avutsun Bahaneler”, “Geceler” ve “Vesselam” gibi eserlerine yer veren sanatçı, sahnedeki enerjisi ve duygusal yoğunluğu ile Eskişehir’de unutulmaz bir festival akşamı yaşattı.


Dokuz gün boyunca Eskişehir’in kültür, sanat ve şehir yaşamına dinamizm kazandıran festival; konserlerden sergilere, çocuk etkinliklerinden söyleşilere kadar geniş bir yelpazede ziyaretçileri sanatla buluşturdu. Eskişehir Kültür Yolu Festivali, SagopaKajmer konseriyle birlikte bu yılki sanat yolculuğunu coşkulu bir finalle tamamladı.

Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere, Türkiye Kültür Yolu Festivali resmi internet sitesi (https://kulturyolufestivali.com/) ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.


Düzce’de hayata geçirilen DMall AVM, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DÜZCE’NİN YENİ ALIŞVERİŞ VE YAŞAM MERKEZİ DMALL KAPILARINI AÇTI

Düzce’de hayata geçirilen DMall AVM, ziyaretçilerini ağırlamaya başladı. Açılışın ilk saatlerinden itibaren AVM yoğun ziyaretçi ilgisiyle karşılaştı. 

DMallAVM’nin ziyaretçilerini ağırlamaya başladığı ilk gününde, AK Parti Düzce Milletvekili Ercan Öztürk, AK Parti MKYK Üyesi Düzce Milletvekili Ayşe Keşir ve AK Parti Düzce İl Başkanı Hasan Şengüloğlu’ daAVM’yi ziyaret ederek vatandaşlarla bir araya geldi. DMallAVM’nin resmi açılışının ise önümüzdeki dönemde geniş katılımlı bir organizasyonla gerçekleştirilmesi planlanıyor.

Toplam 10 milyar TL’nin üzerinde yatırım değeriyle geliştirilen D Şehir projesinin en önemli fazlarından biri olan DMall AVM, 3,5 milyar TL’lik yatırım değeriyle bölgenin yeni yaşam, alışveriş ve buluşma merkezi olarak konumlanıyor.DMall; güçlü marka karması, stratejik lokasyonu ve yüksek ziyaretçi potansiyeliyle yalnızca Düzce’ye değil, çevre illere de hitap eden yeni bir çekim merkezi olmayı hedefliyor.

DMall, Güçlü Marka Portföyüyle Kapılarını Açtı

DMall AVM; moda, teknoloji, spor, kozmetik, yeme-içme ve eğlence kategorilerinde güçlü markaları bir araya getiriyor. Başta LC Waikiki, Boyner, MediaMarkt ve Decathlon olmak üzere; Playland, Rossmann, Adidas, GS Store, Fenerium, SneaksUp,Skechers, Vault, Pandora, B&G, Suwen, Ramsey, Manuka, İpekyol, YvesRocher, Lizay Pırlanta ve Blue Diamond gibi birçok marka, ziyaretçilere geniş kapsamlı bir alışveriş deneyimi sunacak.

Restoran ve kafeler de farklı mutfaklardan seçenekleriyle DMall’u yalnızca bir alışveriş noktası değil; buluşma, sosyalleşme ve keyifli vakit geçirme merkezi haline getiriyor.

Aylık 1 Milyon Ziyaretçi Hedefi

DMall AVM, ziyaretçilerini ağırlamaya başlamasıyla birlikte yoğun ilgi gördü. İlk gün 85 bin ziyaretçiyi ağırlayan AVM, aylık 1 milyon ziyaretçi hedefiyle; güçlü marka karması ve sosyal yaşam alanlarıyla bölgenin en canlı ticaret ve buluşma merkezlerinden biri olacak.

Stratejik Konumuyla Bölgesel Çekim Merkezi

DMall, TEM Otoyolu ve D-100 Karayolu bağlantıları sayesinde İstanbul ve Ankara aksında önemli bir konumda yer alıyor. Hem şehir merkezinde hem de ana ulaşım yollarının kesişim noktasında bulunan proje, yeni bir şehir merkezi konseptiyle konumlanıyor. Yalnızca Düzce halkına değil, Karadeniz güzergâhını kullanan ziyaretçilere de hitap ediyor.

Yeni açılacak Kuzey Çevre Otoyolu bağlantısıyla birlikte İstanbul’dan şehir içi trafiğine girmeden Karadeniz Sahil Yolu’na doğrudan ulaşım sağlıyor olması, DMall’u transit geçiş güzergahında önemli bir durak ve yaşam merkezi haline getiriyor.

Bölgenin En Büyük Karma Yaşam Projelerinden Biri

İştirak Şehircilik tarafından Düzce Merkez Akınlar mevkiinde geliştirilen D Şehir projesi kapsamında yer alan DMall AVM, 51.453 metrekare kapalı alanıyla dikkat çekiyor. Ölçeği, marka karması ve ulaşım avantajıyla proje; yalnızca Düzce’ye değil, çevre illere de hitap eden yeni nesil bir yaşam ve ticaret merkezi olarak öne çıkıyor.

D Şehir bünyesinde;

* DMALL 

*667 modern rezidans

* 4 yıldızlı zincir otel

* Tam donanımlı özel hastane

* Cadde mağazaları

* Millet bahçesi

* Sosyal yaşam alanlar yer alıyor.

Düzce’ye Ekonomik ve Sosyal Katkı

D Şehir ve DMall projeleri; istihdam, ticaret hacmi, turizm hareketliliği ve sosyal yaşam açısından Düzce’ye önemli katkılar sunmayı hedefliyor. Bölgenin ekonomik gelişimine ivme kazandırması beklenen proje, aynı zamanda modern şehir yaşamına yeni bir perspektif getirecek.


AROYA Cruises, bu yaz yeniden Akdeniz’e dönüyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



AROYA CRUISES YENİDEN AKDENİZ’DE

Akdeniz’de yeni sezon yalnızca turizm hareketliliğini değil, kruvaziyer sektöründeki yeni rekabet dönemini de beraberinde getiriyor. İlk Arap kruvaziyer markası olan AROYA Cruises, 2025 yılındaki başarılı ilk sezonunun ardından bu yaz yeniden Akdeniz’e dönüyor. Galataport İstanbul ikinci kez ana liman olurken, Süveyş Kanalı geçişli özel Cidde–İstanbul rotası ve Türkiye merkezli yeni programlar dikkat çekiyor.

Kruvaziyer turizminde Akdeniz hattındaki rekabet büyürken, bölgesel oyuncular da yeni sezon yatırımlarını artırıyor. Son dönemde Doğu Akdeniz rotalarına yönelik talebin yükseldiği süreçte, ilk Arap kruvaziyer markası AROYA Cruises 2026 yaz sezonuyla birlikte Akdeniz operasyonlarını yeniden başlatma kararı aldı.

2025 yılında gerçekleştirdiği ilk Akdeniz sezonunda dikkat çeken marka, ikinci sezonunda da merkezini değiştirmedi. AROYA Cruises’ın Akdeniz operasyonlarının ana limanı bu yıl da Galataport İstanbul oldu. Böylece İstanbul, Avrupa ile Asya’yı bir araya getiren stratejik konumuyla Doğu Akdeniz kruvaziyer trafiğindeki rolünü güçlendirmeye devam etti.

Yeni sezon kapsamında AROYA, İstanbul çıkışlı yedi gecelik cruise programlarıyla Türkiye, Yunanistan ve Mısır’ın öne çıkan destinasyonlarını aynı seyahatte bir araya getirecek. Programlar, özellikle çok destinasyonlu seyahat deneyimi arayan uluslararası yolcuları hedefliyor.

Akdeniz Yolculuğunda Tarihi Süveyş Deneyimi

Yaz sezonu öncesinde AROYA Cruises, 29 Mayıs’ta Cidde’den İstanbul’a sekiz gecelik özel bir seyahat gerçekleştirecek. Şarm El-Şeyh ve Ain Sokhna limanlarının ardından Süveyş Kanalı’nı geçecek gemi; Antalya ve Bodrum durakları sonrasında İstanbul’a ulaşacak.

Programın öne çıkan deneyimlerinden biri ise dünyanın en stratejik deniz yollarından biri olarak kabul edilen Süveyş Kanalı geçişi olacak. Kızıldeniz ile Akdeniz’i birbirine bağlayan tarihi rota, yolculara farklı bir seyahat deneyimi sunacak.

Yeni sezon rotalarında Türkiye kıyıları da geniş yer buluyor. Bodrum, Marmaris ve Kaş gibi önemli destinasyonların yanı sıra Rodos, Mikonos, Pire ve Girit’in Souda Körfezi de programda yer alıyor. Bazı seferlerde ise Mısır’ın Akdeniz kıyısındaki İskenderiye limanı rotaya dahil ediliyor.

İlk Sezonun Başarısı Yeni Döneme Taşındı

Akdeniz operasyonlarının ikinci yılına ilişkin değerlendirmelerde bulunan AROYA Cruises Başkanı Sture Myrmell, ilk sezonun beklentilerin üzerinde ilgi gördüğünü belirterek, “AROYA’nın Akdeniz’e dönüşü, ilk yaz sezonumuza gösterilen güçlü ilginin devam ettiğini ortaya koyuyor. Galataport İstanbul çıkışlı rotalarımız ve Cidde–İstanbul özel seferimizle bu sezon destinasyon çeşitliliğini ve kendimize özgü Arap misafirperverliğini bir araya getiriyoruz.” ifadelerini kullandı.

Suudi Arabistan, Körfez ülkeleri, Avrupa ve BDT pazarlarından gelecek misafirlere odaklanan AROYA Cruises, yeni sezonla birlikte Akdeniz’de ürün çeşitliliğini genişletmeyi hedefliyor. Uzmanlara göre İstanbul’un yeniden ana liman olarak tercih edilmesi, Türkiye’nin kruvaziyer turizminde bölgesel merkez olma hedefi açısından da dikkat çekici bir gelişme olarak değerlendiriliyor.


23 Mayıs 2026 Cumartesi

Gazipaşa-Alanya’dan Almatı ve Astana’ya direkt uçuşlar başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Gazipaşa-Alanya’dan Almatı ve Astana’ya direkt uçuşlar başladı

Gazipaşa-Alanya Havalimanı, FlyArystan’ın Kazakistan’ın Almatı kentinden gerçekleştirdiği ilk uçuşu törenle karşıladı. Havayolunun Gazipaşa-Alanya—Astana seferleri de yaz sezonuyla birlikte yeniden başladı.

TAV Havalimanları tarafından işletilen Gazipaşa-Alanya Havalimanı, FlyArystan’ın Kazakistan’ın Almatı kentinden bugün (13 Mayıs) gerçekleştirdiği ilk uçuşu düzenlenen törenle karşıladı. İlk uçuşu gerçekleştiren uçak, Gazipaşa-Alanya Havalimanı’nda geleneksel su takı seremonisiyle karşılandı. Almatı’dan gelen yolcular terminalde çiçeklerle karşılandı,pasta kesimi gerçekleştirildi. Düzenlenen törene Alanya Kaymakamı Şakir Öner Öztürk, TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı DirektörüAli Özgür Pehlivan, Kazakistan Cumhuriyeti Antalya Başkonsolosu Kuat Kanafeyev, Alanya Beld. Bşk. Yrd.Nazmi Zavlak, Gazipaşa Beld.Bşk. Yrd. Selçuk Özdemir, FlyArsytan Pazarlama Müdürü SayınAliya Bazhenova ile havalimanı ve havayolu çalışanları ile davetliler katıldı.

FlyArystan’ın Almatı–Gazipaşa-Alanya hattındaki seferleri 13 Mayıs–24 Ekim 2026 tarihleri arasında çarşamba ve cumartesi günleri haftada iki frekansla gerçekleştirilecek. Havayolunun Astana–Gazipaşa-Alanya uçuşları ise 11 Mayıs–22 Ekim 2026 tarihleri arasında pazartesi ve perşembe günleri gerçekleştirilecek.

TAV Gazipaşa-Alanya Havalimanı Direktörü Ali Özgür Pehlivan, “FlyArystan’ın Almatı’dan başlattığı direkt uçuşu karşılamaktan dolayı memnuniyet duyuyoruz. Paydaşlarımızla birlikte Gazipaşa’yı daha fazla uluslararası destinasyona bağlamak ve bölgenin turizm potansiyelini güçlendirmek için çalışmayı sürdürüyoruz. Almatı ve Gazipaşa-Alanya havalimanlarının TAV Havalimanları portföyünde yer alan iki havalimanı olması bizim için ayrıca anlam taşıyor. Dünyanın farklı noktalarında yolcularımıza en iyi seyahat deneyimini sunmak için çalışıyoruz. Yeni hatların Kazakistan ile Türkiye arasındaki kültürel ve ekonomik ilişkilere katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

FlyArystan JSC Başkanı ve CEO’su Johan Eidhagen ise, “Yolcuların seyahat tercihleri değişiyor; daha planlı hareket ediyor, yeni destinasyonlar keşfetmek ve yoğun noktalara alternatifler bulmak istiyorlar. Gazipaşa, sakin yapısı, kolay ulaşımı ve popüler tatil bölgelerine yakınlığıyla bu eğilimin güçlü örneklerinden biri. Astana ve Almatı’dan başlattığımız uçuşlarla hem yolcularımıza yeni seyahat seçenekleri sunuyor hem de Kazakistan ile Türkiye arasındaki ulaşım ve turizm bağlantılarını güçlendiriyoruz” diye konuştu.

FlyArystan’ın Almatı ve Astana seferleriyle birlikte Gazipaşa-Alanya Havalimanı’ndan 10 ülkede 16 dış hat noktası olmak üzere toplam 18 destinasyona direkt uçuş gerçekleştiriliyor. 17 havayoluna hizmet veren Gazipaşa-Alanya Havalimanı, 2025 yılında toplam 1.004.377 yolcuya hizmet verdi.

TAV Havalimanları hakkında

Havalimanı finansmanı, geliştirme ve işletmeciliğinde küresel bir marka olan TAV Havalimanları, 2025’te 113 milyon yolcuya hizmet verdi. Şirket Türkiye, Kuzey Makedonya, Gürcistan, Kazakistan, Tunus, Letonya, Suudi Arabistan ve Hırvatistan’da toplam 15 havalimanında faaliyet gösteriyor. TAV Havalimanları, iştirakleriyle gümrüksüz mağazacılık, yiyecek-içecek, yer hizmetleri, bilişim, özel güvenlik ve ticari işler olmak üzere havalimanı operasyonlarının her adımında entegre hizmet sunuyor. Şirket hisseleri Borsa İstanbul’da işlem görüyor ve BIST Sürdürülebilirlik Endeksi’nde yer alıyor. TAV Havalimanları, 2050’de net sıfır emisyon hedefiyle hareket ediyor.


 

Grand Hyatt İzmir İstinyePark,Travelers' Choice Awards 2026’ya aday gösterildi.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Grand Hyatt İzmir İstinyePark, Condé Nast Traveler 2026 Travelers' Choice Awards’a Aday Gösterildi

Türkiye’deki ikinci Grand Hyatt oteli olan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, etkileyici konukseverliği ve sunduğu ihtişamlı konaklama deneyimi ile Travelers' Choice Awards 2026’ya aday gösterildi. 

İzmir’de daha önce Hyatt Regency markasıyla hizmet veren ve Grand Hyatt segmentine yükselerek yeni marka kimliğiyle yeniden konumlanan Grand Hyatt İzmir İstinyePark, prestijli seyahat dergisi Condé Nast Traveler tarafından düzenlenen Travelers' Choice Awards 2026’ya aday gösterildi. Her yıl, seyahat severlerin ve uzmanların oylarıyla belirlenen ödüllerin oylama süreci 30 Haziran 2026’ya kadar devam edecek ve sonuçlar, Kasım 2026’da içinde açıklanacak. 

Dünyadaki en iyi otellerin, tatil köylerinin, restoranların ve seyahat deneyimlerinin değerlendirildiği ve uluslararası seyahat dünyasında önemli bir yer tutan Condé Nast Traveler 2026 Travelers' Choice Awards’da Grand Hyatt İzmir İstinyePark’a oy vermek isteyenler linke tıklayarak destek olabilirler.

“World Hotels” kategorisinde Türkiye’nin en iyi 10 oteli arasında 6. sıraya yerleştik”

Grand Hyatt İzmir İstinyePark Genel Müdürü Zafer Canbaz, “Seyahat severlerin ve uzmanların oylarıyla belirlenen Condé Nast Traveler’ın Travelers' Choice Awards 2026’ya bir kez daha aday gösterilmekten büyük bir mutluluk duyuyoruz. Geçtiğimiz yıl otel olarak Hyatt Regency segmenti ile aynı ödüle aday gösterildik ve seyahat severlerin oylarıyla “World Hotels” kategorisinde Türkiye’nin en iyi 10 oteli arasında 6. sıraya yerleştik. Bu başarımızla ayrıca İzmir’den bu prestijli seçkiye giren ilk otel olma ünvanını da kazandık. Bu yıl Grand Hyatt segmentinin otelimize kazandırdığı lüks konaklama deneyimi, otelimizin ayrıcalıklı tasarımı, yenilenen lobi ve birçok alanın yanı sıra restoran ve sanat eserleriyle dolu alanlarımızla otelimize ve İzmir’e yeni bir ödül daha kazandıracağımızı düşünüyoruz” dedi.