7 Eylül 2021 Salı

Lidya Grup’tan SIGN İstanbul 2021’de Teknoloji Şöleni ...

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Dijital baskı sektörünün lideri Lidya Grup, 9 - 12 Eylül 2021 tarihleri arasında Tüyap Fuar ve Kongre Merkezi’nde düzenlenecek 22. Endüstriyel Reklam ve Dijital Baskı Teknolojileri - SIGN İstanbul 2021 Fuarı’nda son teknoloji dijital baskı makinelerini sergileyecek.  

Teknolojisiyle dijital baskı sektörünün dünya devleri arasında yer alan Xerox, Epson, Efı ve kendi markası Sutec makinelerini ülkemizde temsil eden Lidya Grup, fuarın buluşma noktası olacak. Fuarda, Hall-12 E10-E12 nolu standında Xerox, Epson, Efi ve Sutec markalarından sergileyeceği makineler ile adeta teknoloji şovu yapacak. Fuara özel kampanyalı fiyatları ile ses getirecek olan Lidya Grup, ülkemizin tüm illerinden ve yurtdışından ziyaretçilerini ağırlayacak. Son bir yılı aşkın süredir yaşadığımız pandemi nedeniyle uzun bir aradan sonra yapılan fuara, ziyaretçilerin yoğun ilgisi bekleniyor.   

Dijital baskı sektörünün en star makinelerini standında sergiliyor  

Katıldıkları fuarlarda standın teknoloji şölenine dönüştüğünü kaydeden Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Pandemi nedeniyle fuarlar uzun bir zaman durdu ve bu fuara iyi bir katılım olduğunu görüyoruz. İş dünyası olarak bizler, işimizi ve pazarı hareketlendirmek için elimizdeki kaynakları en iyi şekilde yönetmeye çalışıyoruz. Fuarda, dijital baskı makinelerinin en star makinelerini, herkesin görebilmesi ve deneyimlemesi için standımızda sergiliyoruz. Aynı zamanda, sadece fuarda geçerli olacak özel fiyatlar sunduğumuz cazip kampanyalar gerçekleştiriyoruz. Reklam sektöründen tekstil sektörüne, copy-centerlardan matbaalara, kobilerden sanayiye hemen hemen tüm sektörlere hizmet verecek geniş bir ürün gamına sahibiz” dedi. 

Müşterilerini destekliyor, pazar payını artırıyor  

Dijital baskı sektöründe ülkemizin yanında bulunduğumuz coğrafyanın lider teknoloji şirketleri arasında yer alan Lidya Grup, global markaları temsil eden, ciddi bilgi birikimi ve tecrübesi bulunan, güçlü insan kaynağı ve organizasyonel yapıya sahip ve güçlü finansman yapısı olan bir şirketler grubudur.  

Son bir yılı aşkın süredir içinde bulunduğumuz pandemi nedeniyle müşterilerini olabildiğince desteklediklerinin altını çizerek konuşmasını sürdüren Lidya Grup Başkanı Bekir Öz, şunları anlattı: 

“Bugüne kadar yüzlerce müşterimize 100 milyon TL’nin üzerinde proje finansmanı sağladık. Pandemi sırasında da, müşterilerimizi olabildiğince destekledik ve desteklemeye devam ediyoruz. Örneğin, bu dönemde 48 aya varan cazip kampanyalar gerçekleştirdik. Lidya Grup açısından pandemi dönemini değerlendirecek olursak, finansal olarak güçlü olduğunuz için direncimiz yüksektir. Doğal olarak bizde etkilendik, ama az etkilendik ve daima yeni projeler geliştirdik ve geliştiriyoruz. Kısaca, güçlü finansman yapımız sayesinde, müşterilerimizi desteklerken, aynı zamanda pazar payımızı artırdığımızı söyleyebiliriz. Nitekim, sektörümüzde daralmayla birlikte etkinliğini azaltan firmalar olduğundan, firma olarak pazarı domine ediyoruz ve bu da pazar payımızın büyümesini sağlıyor” diye konuştu. 

Pandeminin yarattığı daralmaya da değinen Lidya Grup Başkanı Bekir Öz, işletmelere sermayelerine ve organizasyonlarına göre iş yapmaları tavsiyesinde bulunarak, herkesin ayağını yorganına göre uzatması gerektiğini sözlerine ekledi. 

Ürün gamına yeni makineleri eklemeye devam ediyor 

İş için gerekli olan teknoloji yatırımlarının çok fazla ertelenmediğini ve yapılması gerektiğini anlatan Lidya Grup Satış Direktörü Adem Öz, şunları söyledi:

“Biliyorsunuz, Türkiye genelinde 4 markayı temsil ediyoruz. 5 bölgede bölge ofisimiz var ve buralardan 23 ilimize doğrudan satış ve servis hizmeti veriyoruz. 23 ilimizin dışında kalan illerimizde de 17 adet bayimizle hizmet vermekteyiz. Dolayısı ile fuarda ülkemiz genelinden ziyaretçilerimizi standımızda ağırlamaktan mutluluk duyuyoruz. Dijital baskı sektörümüzde, işin geliştirilmesinde ve farklılık yaratmada, son yeniliklere sahip makine parkurunun olması, işin olmazsa olmazları arasında bulunuyor. Bizler de, müşterilerimizin iş süreçlerine artı değerler katabilme noktasında, ürün gamımıza daima yeni makineleri ekliyoruz ve eklemeye devam edeceğiz. Geçtiğimiz yılın son çeyreğinden itibaren endüstriyel baskı cihazları tarafında ciddi bir talep gerçekleşiyor ve talep bu yıl artarak devam ediyor. Bu yılın son çeyreği, son dönemlerde ertelenen işlerin de sonuçlanacağı heyecan verici bir dönem olacak. Firma olarak bizler, şartlar ne olursa olsun daima işimize pozitif bakarak, yeni fırsatlar oluşturarak, hedeflerimize ulaşmaya devam edeceğiz” dedi. 

Fuara, 4 markanın modelleri ile katılıyor 

Fuara temsil ettikleri 4 markanın modelleri katıldıklarını ifade eden Lidya Grup Geniş Format Satış Müdürü Mehmet Döner, şunları kaydetti: 

“Fuarda, Xerox markamızdan V4100, B9100, C9070 ve B8170 model makineleri, Epson markamızdan SC-S80610, SC,S40610, B6000, P10000 ve T5400 model makineleri, Efi markamızdan HS 1625 model makinesi, Sutec markamızdan SC3220, St6090, ST7590, TX3910 ve yeni lansmanı yapacağımız Sutec DTG (Ped baskı makinesi) sergilediğimiz modeller arasında yer alıyor. Biliyorsunuz bizim standlarımız, fuarların en yoğun standları arasında bulunuyor. Lidya Grup olarak 21 yıllık geçmişimizde büyüttüğümüz ticaretimizin yanı sıra, bir o kadar da dost ve yol arkadaşı biriktirdik. Sağolsunlar, bu fuarda müşterilerimiz ve dostlarımız bizi yalnız bırakmıyorlar. Tabi uzun zamandır yaşanan pandemi nedeniyle, stand hazırlıklarının en başından beri önlemler üzerinde düşünerek, planlamalarımızı yaptık. Standımızdaki makinelerin diziliminden oturma düzenine ve ikramlarımıza kadar pandemi önlemlerini gözeterek hazırlıklarımızı tamamladık. Standımızda, yurtiçi ve yurtdışından gelen konuklarımızı ağırlayacağız” şeklinde konuştu.  


DoubleTree by Hilton markası bünyesindeki en yeni otelini Ataşehir’de açıyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Yeni Açılan DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Otel & Konferans Merkezi’nde Hem İş Ortamınızı Hem Kendinizi Yenilemeye Hazır Mısınız?

1955 yılından bu yana Türkiye’deki en uzun süreli konaklama hizmeti sunan otel zinciri Hilton, DoubleTree by Hilton markası bünyesindeki en yeni otelini Ataşehir’de açıyor. Ataşehir’in merkezi konumunda bulunan, altmış beşi executive, yirmi beşi süit olmak üzere toplam 316 odası bulunan ve Anadolu Yakası’nın en büyük konferans salonuna sahip, DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Otel & Konferans Merkezi’nde kendinizi ve iş ortamınızı yenilemeye hazır olun! 

DoubleTree by Hilton'un, İstanbul Ataşehir’deki yeni otel’i 1 Eylül itibarı ile kapılarını açtı. Ataşehir'in merkezinde yer alan 316 odalı otel, Hilton'un 18 markasından biri olan ve büyüyen DoubleTree by Hilton portföyüne en son eklenen oteldir.

Ataşehir’in en çok tercih edilen AVM’lerinden Brandium AVM’nin yanında ve bölgedeki diğer AVM’lerin de çok yakınında yer alan DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir, otelin lobi alanının, restoranının ve tüm odalarının yenilenmesiyle, Hilton standartlarında şık ve modern bir konsepte kavuştu. İş ve şehir oteli olmasının yanında SPA merkezi, açık ve kapalı havuz alanlarıyla misafirlere keyifli anlar yaşatırken, panoramik deniz veya şehir manzarası ile bütünleşen odalarındaki özel çalışma alanları rahat bir çalışma ortamı vaat ediyor. Sabiha Gökçen Havalimanı’na 30 dakika mesafede olmasıyla da dikkat geçen DoubleTree by Hilton İstanbul  Ataşehir Otel & Konferans Merkezi’nin birbirinden lezzetli menüsü ile yenilenmiş ana restoranı Brasserie A la Turca ve Spica 15 Lobi Bar gün boyunca sosyal etkinliklere ev sahipliği yapabileceğiniz bir ortam sunuyor. 

DoubleTree by Hilton Istanbul Ataşehir Otel & Konferans Merkezi Genel Müdür’ü Cemal Hoşgül, ‘’İstanbul’un Anadolu Yakası’nda yükselen değeri Ataşehir’de bu özel oteli açmaktan mutluluk duyuyoruz. Baştan sona yenilediğimiz genel alanlarımız, restoranımız ve lobi barımızla Anadolu Yakası’nın en büyük konferans salonuna sahibiz. Ataşehir’deki bu özel otelimizin Hilton standartlarında sunacağı hizmetlerle hem iş dünyasına hem de seyahat severlere yenilik getireceğine inanıyoruz.’’ dedi.

Anadolu Yakası’nın En Büyük Toplantı Olanakları

DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir Otel & Konferans Merkezi, küçük samimi toplantılardan büyük kurumsal toplantılara, düğünlere ve sosyal etkinliklere kadar tüm ihtiyaçlarınızı karşılamak için İstanbul Anadolu Yakası'nın en büyük toplantı olanaklarına sahiptir. 15 toplantı salonunun yanı sıra biri Anadolu Yakası'nın en büyüğü olan 2 balo salonuna sahip olan otel, toplantı salonları ile tek seferde 30 ile 1700 arası misafir ağırlayabilmektedir. 14 ila 1584 m2 arasında değişen tüm toplantı salonları en yeni teknik ve ses ekipmanlarıyla donatılmıştır.

Hilton CleanStay ile EventReady

DoubleTree by Hilton Istanbul Ataşehir Otel & Konferans Merkezi, Hilton markasının bir parçası olarak, toplantı ve etkinlik alanlarında Hilton CleanStay güvencesiyle Hilton EventReady programını sunuyor. Temiz, esnek, güvenli ve sosyal sorumluluğa sahip etkinlik deneyimleri oluşturmak için tasarlanan Hilton EventReady, yeniden tasarlanmış etkinlik alanlarından yenilikçi teknoloji kaynaklarına ve ilham veren yiyecek ve içecek seçeneklerine kadar etkinlik planlama sürecinizin her adımı için özel olarak hazırlanmış çözümler sunar. 


Açılışa Özel Misafirlere 1.000 Hilton Honors Puanı Kazanma Fırsatı

Hilton’un ödül sahibi misafir sadakat programı Hilton Honors’ın bir parçası olan DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir’de misafirler, dünyadaki tüm diğer Hilton otellerinde olduğu gibi rezervasyonlarının neredeyse tümünü puanla ya da puan ve para kombinasyonu olarak seçim yapma imkanına sahip olacaklar. 13 Eylül 2021 - 13 Mart 2022 tarihleri arasında DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir’de konaklayan misafirler, gerçekleştirdikleri her konaklama başına ilave 1.000 puan kazanma fırsatı elde edecek. Misafirler, özel üye indirimi, ücretsiz standart Wi-Fi ve Hilton Honors cep telefonu uygulaması da dahil olmak üzere çeşitli fırsatlara da erişebilecekler. 

DoubleTree by Hilton İstanbul Ataşehir hakkında ayrıntılı bilgi ve rezervasyon talepleri için https://www.hilton.com/en/hotels/istdadi-doubletree-istanbul-atasehir/adresini ziyaret edebilir veya +90-216-5707000 numaralı telefonu arayabilirsiniz. 

Üst sınıf segmentindeki otel, Türkiye'deki 25, dünyadaki 615 DoubleTree by Hilton tesisinin arasına katıldı. 


DoubleTree by Hilton Hakkında:

DoubleTree by Hilton, 49 ülkede 142.000’den fazla odaya sahip, 615’ten fazla otelden oluşan, hızla büyüyen küresel bir portföydür. DoubleTree by Hilton, 50 yılı aşkın bir süredir, dünya 

çapında iş ve tatil amaçlı seyahat edenler için misafirlerini özel sıcak DoubleTree çikolatalı kurabiyesiyle karşılamaktan yerel topluma hizmet etmeye kadar konfor sembolü olmaya devam etti. DoubleTree by Hilton benzersiz yiyecek ve içecek deneyimleri, son teknoloji spor salonları, toplantı ve etkinlik alanları dahil olmak üzere modern konaklama olanakları sunmaktadır. Doubletree.com adresinden veya sektör lideri Hilton Honors uygulaması aracılığıyla rezervasyon yaparak DoubleTree by Hilton’da özel bir konaklama deneyimi yaşayın. Doğrudan tercih edilen Hilton kanalları üzerinden rezervasyon yapan Hilton Honors üyeleri anında avantajlara erişebilir. Newsroom.hilton.com/doubletree adresinde marka hakkında daha fazla bilgi edinebilir ve DoubleTree by Hilton’u Facebook, Twitter ve Instagram’dan takip edebilirsiniz.


Haliç’in tarihi sularındaki finalin kazananı NescafeXpress oldu...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

 

Şirketler Haliç’te yelken açtı

 Bu yıl 20’nci yılını kutlayan Bosphorus Cup, İstanbul Boğazı’nda her yıl yarattığı görsel şöleni Haliç’e taşıdı. ‘Bosphorus Cup Corporate’ adıyla düzenlenen ve her yıl geleneksel olarak düzenlenecek yarışın ilki tamamlandı. Vira Yatçılık iş birliğiyle hayata geçen organizasyon, 8 takımdan 50’ye yakın yelkencinin katılımıyla gerçekleşti. 

 Şirketlerin kendi iş birimlerinden oluşturduğu farklı takımlarla katılabildiği ve birbirine eşit teknelerle yarıştığı Bosphorus Cup Corporateorganizasyonunun ilki Haliç’tegerçekleşti.Nestle Türkiye, Glass House, FutureBright, ING ve Gorbon Seramik tarafından üç asil ve bir yedek kişiden oluşturulansekiz takım, haftalar önce başlayan antrenman yarışları ve eğitimleri tamamlayarak, 4-5 Eylül tarihlerinde iki gün boyunca birbirleri ile yarıştı. Haliç’in tarihi sularında gerçekleşen final, kuvvetli rüzgârın da etkisiyle yüksek rekabetin yaşandığı görsel bir şölene sahne oldu. 

Bosphorus Cup ve Vira Yatçılık iş birliğiyle, bu yıl ilki gerçekleşen Bosphorus Cup Corporate’in final yarışını kazanan, Nestle Türkiye’den NescafeXpress ekibi oldu. 

 Çalışanlarına değer veren şirketler yarıştı

İlk defa gerçekleştirilen Bosphorus Cup Corporate ilgili açılamalar yapan Vira Yatçılık Kurucusu Efe Özbil, etkinlikte yer alan şirketlerin çalışanlarını değerli hissettirdiğine değindi. Özbil sözlerine şöyle devam etti: “ING, Nestle Türkiye, Glass House, FutureBright ve Gorbon Seramik çalışanları tarafından oluşturulan farklı takımlar, Delphia 24 tipi birbirine eş teknelerle haftalar boyunca antrenmanlar gerçekleştirdi ve 4-5 Eylül tarihlerinde de kendi aralarında yarıştılar. Şirketler Bosphorus Cup Corporate sayesinde hem ekip motivasyonunu artırdı hem de tüm çalışanlarına yelken tanışma ve yelken yapabilme imkânı sağladılar.” 

 İstanbul’un tanıtımına katkı

BosphorusCup’ın 20. yılı onuruna ve İstanbul’un tanıtımına 20 yıldır yaptıkları katkıyı artırmak hedefiyle böyle bir projeyi başlattıklarına dikkat çeken Bosphorus Cup Kurucusu Orhan Gorbon, Bosphorus Cup Corporate’i geleneksel hale getireceklerini belirtti. Gorbon, yeni organizasyonları ile ilgili sözlerini şöyle sürdürüyor: “Bosphorus Cup, tüm dünyadan yelken severlerin takip ettiği bir etkinlik olmanın yanı sıra, İstanbul’un tanıtımına da büyük bir katkı sağlıyor. Bu katkıyı daha da artırabilmek için Bosphorus Cup Corporate’i hayata geçirdik. Özellikle Pandemi döneminde uzaktan çalışanların, bu etkinlik sayesinde açık havada takımlarını kurarak yarışmalarını ve moral bulmalarını hedefledik.” 

 

Bosphorus Cup hakkında:

2002 yılında Orhan Gorbon tarafından düzenlenmeye başlayan Bosphorus Cup, tüm dünyadan yelkencilerin merakla beklediği yelken organizasyonlarında birisi konumundadır. İstanbul Boğazı’ndan ismini alan etkinlik, uluslararası yarışmacıları ve her yaştan izleyicileri ile 20 yıldır düzenlenmektedir. Yarışlar ile ilgili tüm haberlere www.bosphoruscup.org sayfasından erişilebilir. 

 

Orhan Gorbon hakkında:

İstanbul Alman Lisesi ve Boğaziçi Üniversitesi mezunu olan Gorbon, genç yaşlarda yelken yarışlarına katıldı. Fastnet, Bermuda, Figarı ve Admiral’s Cup gibi dünyanın en önemli yelken yarışlarına katılarak 

Türkiye’yi yurt dışında temsil etti. New York Yacht Club ve Yacht of Greece üyesi olan Gorbon, 2018 yılından itibaren Gorbon Seramik’in de genel müdürlük görevini üstlenmektedir.

 

Vira Yatçılık hakkında:

2005 yılından beri İstanbul merkezli olarak tüm Türkiye’de; yelken okulu, yelken organizasyonları, SAIL BREAK Festivalleri, kürek kulübü ve tekne kiralama hizmetleri veren VİRA aynı zamanda dünyanın önde gelen yat üreticilerinden DelphiaYachts’ın da Türkiye distribütörüdür.


6 Eylül 2021 Pazartesi

TÜRKİYE’NİN YEREL KALKINMA MODELİNE ÖRNEK ŞEHİR: ORDU...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




TÜRKİYE’NİN YEREL KALKINMA MODELİNE ÖRNEK ŞEHİR: ORDU

Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler’in son iki yılda klasik belediyecilik dışında tarım, turizm, enerji, sosyal hizmetler, kırsal kalkınma ve hayvancılık, kültür-sanat, kent estetiği ve gastronomi alanlarında gerçekleştirdiği çalışmalar dikkat çekmeye başladı. Belediyecilik açısından yerel kalkınmaya örnek gösterilen bu çalışmalarını yerinde görmek ve incelemek amacıyla ulusal medya temsilcileri ve iş insanları Ordu’ya geldi.

Ekonomi Gazeteciler Derneği’ne bağlı ve ulusal medyanın tanınan gazeteci ve yazarları ile Türkiye’de bazı sektörlerde faaliyet gösteren firmaların yöneticileri ve iş insanlarının da katıldığı program kapsamında ‘Sürdürülebilir Turizm ve Bir Yerel Kalkınma Modeli-Ordu’ konulu bir oturum düzenlendi.

Bir otelde düzenlenen oturumda Ordu’da klasik belediyeciliğin dışında tarım, turizm, enerji, sosyal hizmetler, kırsal kalkınma ve hayvancılık, kültür-sanat, kent estetiği ve gastronomi alanlarında yapılan çalışmalar ele alındı. Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Dr. Mehmet Hilmi Güler, yerel kalkınma modeli kapsamında gerçekleştirdikleri proje ve çalışmalarla ilgili ekonomi gazetecileri ve iş insanlarına bilgiler verdi.

“DÜŞÜNEN, ÜRETİN VE YARIŞAN ORDU FELSEFESİ ANA STRATEJİMİZ OLDU”

İki yılda gerçekleştirilen çalışmalarla ilgili bir sunum gerçekleştiren Başkan Güler, projeleri uygulamaya başladıklarında bazı kesimlerin karşı çıktığını ancak zaman içerisinde eserler ortaya çıktıkça dikkat çekmeye başladığını ifade etti.

Başkan Güler, “Aradan geçen 2 yıl gibi bir süre içinde yapılan çalışmaların ne kadar doğru olduğunu özellikle bu pandemi döneminde gördük. Biz üretim ağırlıklı bir kalkınma ve belediyecilik kavramını benimsedik. Bu kapsamda faaliyete geçirdiğimiz iştirak şirketlerimiz başta olmak üzere diğer projelerimizle ne kadar doğru bir iş yaptığımızı göstermiş olduk. Yol, asfalt, kaldırım, çöp toplama bunlar zaten belediyeciliğin olmazsa olmazlarıdır. Bunların dışına çıkarak ne yapabilirsiniz önemli olan budur. Arkadaşlarımız ile yola çıkarken ana stratejimizi ‘Düşünen Ordu, Üreten Ordu, Yarışan Ordu’ üzerine oluşturduk. Bu felsefeyle hareket ettik. Ordu’nun ekonomisine ne kazandırabiliriz, vatandaşlarımıza ne kadar ek girdi ile parasal katkı sağlarız onun düşünerek çalışma gerçekleştirdik” dedi.

“KLASİK BELEDİYECİLİK ZATEN YAPILIYOR. ÖNEMLİ OLAN YEREL KALKINMAYI SAĞLAYACAK ADIMLAR ATMAK”

Ordu’yu hem ekonomik ve sosyal yönden hem de stratejik açıdan büyütmek için büyük düşündüklerini belirten Başkan Güler, açıklamalarına şöyle devam etti:

“Göreve geldiğimizde tarım, turizm, enerji ve yazılım şirketleri kurduk. Ben ve ekibim Ordu’ya geldiğimiz günden itibaren farklı bir belediyecilik modeli benimsedik. Bu model aslında üretim modeliydi. Yaptığımız bu çalışmalar ilk zamanlarda birçok tepkiye neden oldu. Kendi çevrem de dahil olmak üzere. Ama bizim yaptığımız bu çalışmaların ne kadar doğru olduğu aslında bu pandemi döneminde ortaya çıktı. Bir çok Büyükşehir Belediyesi tarım başta olmak üzere üretime yoğunlaştı. O zaman bizi eleştirenler sonra geldiler, ne kadar doğru bir iş yaptığımız konusunda bizi tebrik ettiler. Sadece tarım değil, turizm şirketimiz, yazılım şirketimiz ve enerji şirketlerimiz de bu dönemde önemli çalışmalar yaptılar. Ordu Büyükşehir Belediyesi olarak belediyeciliğin en büyük gereksinimlerini bu 2,5 yıl içinde ekonomik darboğaza rağmen yaptık. Tüm olumsuzluklara rağmen bunlar başarıldı”

“TARIMI CANLANDIRDIK VE İHRAÇ ETMEYE BAŞLADIK”

En birincil hedeflerinin gıda üretim ve enerji olduğunu altını çizen Başkan Güler, köy-kent ilişkisi sıkı olan Ordu’da tarım ve hayvancılığın önemli bir yer tuttuğunu belirtti. Doğal güzellikler açısından turizmin öne çıktığını aktaran Başkan Güler, yenilenebilir enerji açısından rüzgâr enerjisinin önemli olduğunu vurguladı.

Başkan Güler, “Göreve geldiğimizde 330 damızlık koyun dağıttık, bugün sayısı 1200 oldu. Sayı artınca yeni çiftlik ve üretim alanları ortaya çıktı. 4 bin adet damızlık kaz dağıttık, bugün sayısı 21 bine ulaştı. Kaz üreticileri yakın zamanda Ağrı’ya kaz satışı yaparak orada da bu üretimin artmasına katkıda bulunuyor. Bunların yanısıra yöresel ürünleri destekledik, satış reyonları ve pazarları açtık, kadınlarımız üretime yöneldi ve ekonomik kazanç sağlamaya başladı. Boş ve ve âtıl arazileri değerlendirerek üreticilere tohum desteği verdik, bugün o boş araziler üretim alanları oldu. Sera isteyene sera kurduk, üretilen sütün ekonomik kazanca dönüşmesi için süt evleri inşa ettik, yılda 50 bin adet yumurta üretiliyordu, verdiğimiz desteklerle bugün yılda 12 milyon yumurta üretiliyor. Yumurta üretici kooperatifimiz yakın zamanda Dubai’ye yumurta ihraç etti.  Bu tarım arazilerinde üretilen ürünler için sözleşmeli tarım uygulaması başlattık. Üreticimizden aldığımız ürünleri hem satışını yapıyor hem de aşevimizde değerlendirerek 19 ilçemizde bulunan ihtiyaç sahiplerimize ulaştırıyoruz”

“TURİZMİN CAZİBESİNİ ARTTIRIYORUZ”

Turizm alanında doğal güzelliklerin cazibesini arttırmak amacıyla sıkı bir çalışma gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Güler, şu bilgileri verdi:

“Yayla turizmini geliştirmek açısından Çambaşı yaylasında bulunan kayak tesisinde 4 olan pist sayısı 15’e, 5 km olan pist uzunluğunu 17 km’ye çıkardık. Aynı zamanda Çambaşı yaylamıza 5 yıldız konforunda otel inşasına başladık. Çam ormanlarının arasına bungalov evler inşa ederek cazibesini arttırdık ve potansiyeli yüksek bir kayak merkezi oluşturduk. Yayla merkezlerimizin görsel estetiğini yeniledik. Kabadüz, Mesudiye, Akkuş ve Aybastı yaylalarında yaylalarda kış festivalleri düzenledik. Hoynat Adası, Yason Burnu, Ünye Çamlık ve Asarkaya kent ormanlarında yeni sosyal tesisler inşa ettik, Çınarsuyu tesislerini halka açtık. Yaylalarda balon turizmini başlattık. Dünyada denize, karayoluna, havaalanına ve şehir merkezine en yakın yamaç paraşüt alanı olan Boztepe’nin zirvesine paraşüt pisti inşa ettik. Denizden daha fazla yararlanmak için Şehit Temel Şimşir Gemisini turizme kazandırdık. Gençler için spor sahaları inşa ettik, su sporlarının gelişmesi için kano ve yelken kulübü kurduk. Düne kadar boş olan denizde bugün yelkenler, kanolar, gezinti gemisi tur atıyor”

“NİTELİKLİ TARIM İLE TURİZMİ BİRLEŞTİRECEĞİZ. ASIL AMACIMIZ BÖLGE İNSANININ DOĞDUĞU YERDE DOYMASIDIR”

“Nitelikli tarım ile turizmi birleştireceğiz. Geçmişte göç veren şehrimiz pandemi sonrası göç alan bir haline geldi” diyerek açıklamalarına şöyle devam etti:

“Biz uyguladığımız nitelikli tarım projelerini turizm ile birleştireceğiz. Bizim asıl amacımız bölge insanının doğduğu yerde doymasıdır. Doğduğu yerde doyan bir Karadenizli profili ortaya çıkarmak istiyoruz. Göçü önlemek istiyoruz aslında. Esas hedef budur. Yıllarca hep göç etmişiz, sonra yanık gurbet türküleri söylüyoruz. Şimdi türkülerimizi Ordu’da söyleyeceğiz. Yaptığımız çalışmalarla da bunu başardık. Özellikle bu pandemi döneminde Ordu’ya önemli göç geldi. İnsanlara üretim konusunda teşvik ettik. Bu da yetmedi. Alım garantili ürünlerin dikimini sağladık. Sonra o ürünleri satın aldık. Şimdi her ilçemizde birden fazla ürün ekiliyor. Akkuş’undan tutunda, Mesudiye’sine kadar, Gürgentepe’sinden tutunda Ünye’sine kadar her ilçemizde üretim var. Bu üretim ağırlıklı bir modeldir. Biz verimli topraklarımızın kıymeti bu üreticilerimize bir kez daha hatırlattık. Bugün sanayi tesisi kurmak istesen hiç yoksa 1,5 yıl uğraşacaksın. Ancak toprağa bir ürün diktiğinde en az 6 ay içinde ürün veriyor. Biz bunları bilerek hareket ediyoruz. Bu aslında topyekûn bir eğitimdir.  Bunu biz sadece 2 yıl içinde başardık. Aslında başarılamaz denileni başardık”

“ORDU’NUN ENERJİSİNİ YÜKSELTİYORUZ”

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı döneminde Türkiye genelinde uyguladıkları projeleri Ordu’da uygulamaya yönelik çalışmalarda bulunduklarını da kaydeden Başkan Güler, şöyle devam etti:

“Göreve geldiğimizde vahşi çöp depolama sorununun toplumsal problem haline geldiğini gördük. Bunun üzerine Ünye’de 35 yıl, Fatsa’da 24 yıl, Perşembe ilçesinde 20 yıldır denizin kenarında veya doğada bulunan çöp alanlarını kapattık. Altınordu ve Ünye ilçemizde bulunan ayrıştırma tesislerimizde yenilikler yaptık. Çaybaşı İlküvez’deki katı atık depolama tesisimizi enerji tesisine dönüştürdük. Bugün gelinen noktada çöpten enerji üretiyor ve özel şirkete satıyoruz. Aynı zamanda Ordu’nun rüzgârı serttir. Akkuş’un yaklaşık 2 bin rakımlı tepesine Rüzgâr Enerji Santralları (RES) kurulmasını sağladık. Şimdi aynı ilçede yeni bir tepeye RES’ler kuracağız. Ayrıca mini HES kurarak ürettiği elektriği kendi tesislerimizde kullanıyoruz. Yeni inşa ettiğimiz Şehirlerarası Otobüs Terminali’nin çatısına paneller kurarak kendi elektriğini kendisinin üretmesini sağladık. Özellikle yenilenebilir enerji alanlarına yönelik çalışmalarımız devam edecek”

“PROJE LİDERLERİ YETİŞTİRDİK”

Başkan Güler, bu çalışmaları yaparken yeni proje liderleri ortaya çıkardıklarını da sözlerine ekleyerek şöyle devam etti:

“Ordu Büyükşehir Belediyesi olarak birçok alanda faaliyet ve çalışma içerisindeyiz. Bunların çoğunu kendi imkanlarımız ile yaptık, yapmaya da devam ediyoruz. Aslında başarı Büyükşehir Belediyesinin teşkilat şeması ile bağlantılı değil. Biz birçok alanda proje liderleri yetiştirdik. Bu geçen süre içinde bunu da yaptık. Yani yapacağımız projeleri bu liderler ile yapıyoruz. Hem daha faydalı oluyor. Hem de verimli. Ama sonuç itibariyle biz bir takımız herkes birbirine yardımcı oluyor. Bu sayede hem işleyiş daha hızlı oluyor hem de daha ekonomik oluyor. Belediyede çalışan tüm mesai arkadaşlarımızı ben tekrar mülakata aldım ve onlarla birebir görüşme sağladım. Onların yapabileceklerini veya projelerini tek tek dinledim. Bu sayede birçok cevheri ortaya çıkazrtmış olduk. Daha fazla kaleye oynayan ve sonuç alan bir ekip oluşturduk. Yani gerçek manada işleyen bir mekanizma oluşturduk”

“FINDIĞIN TANITIMI ÜRETİMDEN DAHA ZOR”

Türkiye’nin en büyük tarım ihracat ürünlerinden biri olan fındığı ele alan Başkan Güler, ilginç noktaları göz önüne serdi. Türkiye’nin dünya fındığının yaklaşık yüzde 75’ini ürettiğini, Ordu’nun ise dünya fındık üretiminin yüzde 25’ini, Türkiye üretiminin yüzde 35’ini gerçekleştirdiğine dikkat çeken Başkan Güler, “Fındığın tanıtımı üretiminden daha zor. Öncelikle fındığın tanıtımını daha iyi yaparak üreticilerimizin kazançlarını daha da artırmamız gerekir” dedi.

Başkan Güler, şu görüşlerde bulundu: “Ülkemizin en büyük tarım ihracat ürünleri arasında fındık önemli bir yer tutuyor. Dünya fındığının yüzde 75’ini ülkemiz karşılıyor. Buna karşılık olarak ilimizde fındık üretimi yüzde 25 seviyelerinde üretim yapıyor. Aslında fındık üretmek kolay zor olan ise fındığı tanıtmaktır. Yani fındığa pazar bulmak ve onu oraya satmak üretmekten daha zordur. Ülkemiz bu konuda geçmiş yıllarda sıkıntı yaşadı. Ancak yapılan tanıtımlar ve görüşmelerle bu sıkıntı ortadan kalktı. Ancak yeni pazarların oluşturulması ekonomik açıdan çok önemlidir. Yeni pazar demek rekabet demektir. Yeni pazarlar demek alınan ürünün değerinin yukarıya doğru yükselmesi demektir. Şu anda bu konuda önemli çalışmalar yapılıyor. İnanıyoruz ki, ilimiz başta olmak üzere ülkemizde üretimi yapılan fındığın değeri her geçen gün daha da yukarıya çıkacak ve üreticilerimiz daha da gelir elde edeceklerdir”

İki gün süren programlarda Boztepe, Hoynat Adası, Yason Burnu, sahil gezisi, Sırrı Paşa caddesi, Basın Müzesi, Çikolata Park gezilirken gemi turu düzenlendi. 

5 Eylül 2021 Pazar

Fiber internete gelecek 5 yılda 5 milyar TL yatırım planlanıyor...

 




Teknolojide hızlı bir değişim ve dönüşüm yaşanıyor. 5G, nesnelerin interneti (IoT), endüstri 4.0, otonom sürüşlü arabalar, akıllı şehirler, yapay zeka, hologramlar, 3 boyutlu görüşmeler vs. kısa sürede daha yoğun hayatımıza girecek. Tabi ki hayaller de bu paralelde gelişiyor ve hedefler dünden daha hızlı bir şekilde gerçekleşiyor. Böyle bir ortamda da, hızlı olan, veri güvenliği ve siber güvenliği sağlayan, hatasız, elektriksel gürültüden etkilenmeyen “fiber optik” çözümler lokomotif rolü üstleniyor. 

Ülkemizdeki fiber internet altyapının gelecek 5 yıl içinde katlanarak artacağını kaydeden Canovate Group Satış Öncesi Destek Yöneticisi Kaan Yetişgen, şunları söyledi: 

“2016 yılı sonunda 10 milyon 500 bin olan genişbant internet abone sayısı 2020 sonunda 16 milyon 735 bine ulaştı. Bu oran içinde fiber internet, 2 milyon aboneden 4 milyon aboneye çıkarak, %100’lük bir büyüme sağladı. Bugün fiber optik altyapı, sabit genişbant içinde %25’lik bir payı temsil ediyor. Geride kalan 12 milyon abonenin de kısa zamanda fiber internete dönüşmesi hedefleniyor. Gelecek 5 yılda, İstanbul başta olmak üzere büyük şehirlerin %60-70’lik oranının fiber internet altyapısına ulaşması bekleniyor ve bu iş için yaklaşık 5 milyar TL altyapı yatırımı yapılması öngörülüyor. Bu gerçekleşir ise, önümüzdeki 5 yılın sonunda yaklaşık 55 milyon kişiye fiber internet ulaştırılmış olacaktır.” dedi. 

Gelecek, fiber üzerine inşaa ediliyor 

Fiber optik altyapının bugünü ve geleceği hakkında değerlendirmede bulunan Kaan Yetişgen, şunları belirtti: 

“Bilindiği üzere, günümüzde bakır kablolar ile 30 metre altı mesafelerde 40G hız yakalanabilmektedir, ancak hız arttıkça mesafe kısalmaktadır. Kısaca, bakır kablolar mesafeye bağımlıdır. Oysa fiber kabloda böyle bir sorun yoktur. Bugün için 80 km’ye kadar 4 Terabit/sn veri aktarımı mümkündür ve ilaveten siber saldırılara karşı da güvenlik sağlamaktadır. Bu nedenle, bu özellikleri ile rakipsiz durumda olduğundan, fiber optik cihazlar ve sistemler de bu yönde geliştirilmektedir. Örnek verecek olursak, bir yıl önce İngiltere’de 178 Terabit/sn lik rekorun üzerine, bu defa Japonya’da 3 bin km’lik fiber aracılığı ile 319 Terabit/sn (319 bin Gigabit/sn) internet hızına ulaşılması, bu konudaki çalışmaların muazzamlığını ve büyüklüğünü ortaya koymaktadır.” diye konuştu. 


Masaya kadar fiber (FTTD), veri ve siber güvenlik için en güvenli seçenek

Veri ve siber güvenlik için en güvenli seçeneğin fiber optik çözümler (masaya kadar fiber FTTD) olduğunun altını çizen Kaan Yetişgen, şunları anlattı: 

“Son yıllarda, veri güvenliği ve siber güvenlik konuları, devletlerin ve şirketlerin ana gündemlerinde yer alıyor. İnternetten çok büyük dosyaların indirildiği cihazlarda, veri güvenliği ve siber güvenliğe ihtiyaç duyulan birçok kurum ve şirketlerde (bakanlıklar, güvenlik kurumları, finansal işletmeler gibi) masaya hatta bilgisayara kadar fiber bağlantılar kullanılıyor.” dedi. 

Fiber çözümler %20- 30 oranında maliyet avantajı sağlıyor 

Yapısal kablolamada, fiber ile bakır çözümlerin finansal anlamda birbirleri ile rekabet edebilir durumda olduğunu ifade eden Kaan Yetişgen, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Günümüzde yapısal kablolamada, bakır (CAT kablolar) ile 40G olurken, fiber ile 100G Base-T LAN hızlarına ulaşılabilmektedir. Set top box, oyun konsolları, Access pointler, bilgisayarlar, akıllı cihazlar vs. hemen hemen hepsinde bakır ethernet port bağlantısı bulunmaktadır. Fiber tarafında ise, media dönüştürücüler, fiber ethernet kartları, SFP’ler günlük hayatımıza girmiştir. Fiber teknolojilerinin gelişmesi ve yaygınlaşması fiyatlara da yansımış olup, bakır ve fiber çözümlerinin birbirleri ile rekabet edebilir düzeye gelmesini sağlamıştır. Yapısal kablolamada, masaya kadar fiber çözümler (FTTD) %20- 30 oranında maliyet avantajı da sağlamaktadır. Sonuç olarak; 319 bin Gigabit/sn internet hızının yakalandığı bir dönemde, özellikle işyerlerimizde ve fabrikalarımızda, çok daha az aktif cihaz kurulumunu sağlayan fiber optik yapısal kablolama ile masaya kadar fiber (FTTD) ile gitmek; hem bakıra göre daha düşük maliyet, hem de geleceği kucaklamak adına her anlamda doğru olacaktır. Bugünün dünyasında, bakıra değil, “fibere” yatırım yapmalıyız. Canovate Group olarak bizler, 42 yıldır ar-ge ve inovasyon odaklı ileri teknoloji üretimi yapan bir şirketler grubuyuz. Fiber optik sistemler ve data centerlarda teknolojimiz ve portföyümüz ile dünyada ilk 10 global firmadan birisiyiz. Ülkemizdeki operatörlerin yanı sıra, yurtdışında aralarında Vodafone, Deutsche Telekom, Verizon gibi 40’ın üzerindeki global operatör, küresel ölçekteki fiber optik altyapı yatırımlarında, Canovate’nin fiber optik altyapı ürünleri kullanmaktadır.” diye konuştu.  


e-Dönüşüm sürecinde neden e-Uyum Portalını tercih etmelisiniz

 



? 

İşletmelerin uçtan uca tüm iş süreçlerini mekan bağımsız yönetmelerini sağlayan Uyumsoft, e-Belge (e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e-SMM, e-Defter, e-İrsaliye ve diğer tüm e-Belgeler) sürecinde, “e-Uyum Portalı” uygulaması ile hizmet veriyor. 

e-Uyum Portal sayesinde, diğer tüm e-Belgeleriniz için ilave yatırım yapmaya ihtiyaç olmadan tek bir portal üzerinden oluşturabilir ve ilgili firmalara hızlı bir şekilde başta e-Fatura olmak üzere diğer e-Belge’lerinizi ileterek ve gelen e-Fatura’larınızı alarak, dijital dönüşüm sürecinizi etkin bir şekilde yönetebilirsiniz.   

e-Uyum Portal kullanmak için 10 neden 

1-e-Uyum Portal hesabı, web tabanlı bir uygulama olduğundan, mekan bağımsız internet olan her yerden giriş yaparak kullanabilirsiniz. Kullanıcı dostu ara yüzleri sayesinde kullanımı oldukça kolaydır. e-Belge’nizi oluştururken her seferinde Uyum İmza ve mali mührünüzü takmanız gerekmez. Sınırlama olmaksızın portal üzerinden istediğiniz kadar e-Belge alıp, gönderebilirsiniz. 

2-eUyum uygulaması sayesinde, tüm e-belgelerinizi (e-Fatura, e-Arşiv Fatura, e İrsaliye, e-Defter, e-SMM, e-MM vb.) ilave yatırım yapmadan tek bir portal üzerinden oluşturabilir, ilgili muhataplara hızlıca iletebilirsiniz.

3-e-Belge’nizi oluşturduktan sonra, müşterilerinize mail veya SMS aracılığıyla otomatik olarak iletebilirsiniz. e-Belge’lerinizin alıcıya ulaştırılması, reddedilmesi, hataya düşmesi gibi durumlar için sistem üzerinden bilgilendirme e-maili alabilirsiniz.

4-“e-Uyum Portalı”na, carilerinizi kaydedebilir ve her e-Fatura için yeniden oluşturmak zorunda kalmazsınız. Portalde, çok rahatlıkla müşteri bilgilerinin girişini yaparak, e-Fatura’larınızı kesebilirsiniz. Örneğin bir defa e-Fatura düzenlenen bir firmanın bilgileri, sisteme kayıt edilmesi yeterli. Tekrar aynı firmaya e-Fatura kesilmesi gerektiğinde, firmanın vergi numarası veya unvanının bir kısmının girilmesiyle, firmanın tüm bilgileri, otomatik olarak ekrana gelir.  

5-“eUyum Portal”e mal hizmet tanımlarınızı kaydedebilir, bu bilgileri her seferinde manuel girmek zorunda kalmazsınız. Böylece e-Belge’lerinizde yanlış bir bilginin yazılmasının önüne geçersiniz.

6-e-Uyum Portalı’nda düzenlemiş olduğunuz faturaları veya gelmiş olan faturaları, belli tarih aralığı seçimi yaparak, dışarıya excel veya XML dosyası olarak aktarabilir, kullandığınız muhasebe programına rahatlıkla aktarabilirsiniz.

7-e-İrsaliyelerinizi kolaylıkla faturalaştırabilirsiniz.

8-“e-Uyum Portalı”nda, birden fazla kullanıcı tanımlanabilir, her bir kullanıcıya farklı yetkiler verebilirsiniz. Örneğin, bir kullanıcı sadece gelen e-Fatura’lara bakarken, diğer bir kullanıcı e-Fatura’ları düzenleyebilir. 

9-“e-Uyum Portalı”nın genel tanımlar alanında, kendi faturalarınızın üzerine, firma logonuzu, kaşe imzalarınızı, adresinizi ve banka bilgilerinizi kolay bir şekilde ekleyebilirsiniz. 

10-“e-Uyum Portalı”nda, e-Belge’leriniz en az 10 yıl süre ile ücretsiz arşivlenir. Bilindiği üzere, Türk Ticaret Kanunu’na göre düzenlenen faturaların 10 yıl saklanma zorunluluğu bulunuyor. 

Kesintisiz hizmet, hızlı aktivasyon, ücretsiz eğitimler ve 7/24 konusunda uzman güncel mevzuat bilgisine sahip dijital dönüşüm uzmanlarının desteği ile Uyumsoft e-Belge süreçlerinizde her zaman yanınızdadır.  


Tırport, pandemide iş hacmini 10 kattan fazla artırdı ...

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Lojistik sektörünün uçtan uca dijital dönüşümüne önderlik eden Tırport, pandemide geçen 1,5 yıl içinde iş hacmini 10 kattan fazla artırarak, günde 3,400’ün üzerinde FTL taşımayı yönetmeye ve 70 binin üzerinde kamyoncuya hizmet vermeye başladı.

Tırport’un nakliye operasyonlarının uçtan uca mobil telefonla yönetilmesinin ve güvenilir kamyonculara ulaşmanın dijital dönüşüm noktası olduğunu kaydeden Tırport Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Kale, şunları söyledi:

“Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarının günde maksimum 2.500-3.000 kamyon FTL (tam kamyon yüklü) taşıma yapabildiği bugünlerde, özellikle KOBİ’lerden gelen yoğun taleple, Tırport olarak günlük taşımayı 3.500 FTL kamyona çıkardık ve 2021 yılının sonunda günlük 4 bin FTL taşımaya ulaşmayı planlıyoruz. KOBİ’ler coronavirüs nedeniyle alışık oldukları klasik yöntemlerle uygun kamyonlara ulaşamayınca, dijital platform olan Tırport’u keşfettiler. Aynı şekilde, kamyoncular da, hızla Tırport üyesi olmayı tercih ediyorlar. Geldiğimiz noktada, sistemimizdeki aktif üye sayısı 70 binin üzerine çıktı. Tırport olarak, 2023 yılının sonunda, pazardan %7’lik bir pazar payı almayı ve günde 30 binin üzerinde taşımayı yönetmeyi planlıyoruz. Türkiye’deki 250 bin kamyoncunun bulundukları yerden yük bulabilecekleri, daha yolda giderken dönüş yükü fırsatlarından haberdar olabilecekleri, herhangi bir sorun yaşadıklarında çağrı merkezimizden 7/24 destek alabilecekleri bir numaralı tercihi olmayı istiyoruz. Aynı zamanda, Avrupa, Afrika ve Türki Cumhuriyetlerde lojistik ekosistemine liderlik eden teknolojilerden birisi olacağız’’ diye konuştu.

Tırport, lojistikte verimliliği %80 artırırken, bekleme süresini %43 azaltıyor 

Türk Lojistik Teknolojileri Startup’ı Tırport, sahip olduğu teknolojiler ile lojistik firmalarına, üreticilere ve kamyonculara değer katıyor. Avrupa’da önde gelen 3 lojistik dijital platformu arasında bulunan Tırport, lojistik operasyon yönetiminde verimliliği %80’in üzerinde artırırken, kamyoncuların dönüş yükü bekleme sürelerini %43 azaltıyor ve lojistik operasyonlarının gerçek zamanlı ve konum tabanlı izlenerek yönetilmesini sağlıyor.  

Tırport’un kamyonculara ve kurumsal firmalara sağladığı faydalar: 

A-Tırport Kamyoncu Aplikasyonu (iOS, Android) ile Kamyoncular: 

1-Diledikleri yer ve zamanda, kamyonun özelliklerine ve beklentilerine uygun yüke hızlıca ulaşabilirler. 

2-Daha yolda giderken, akıllı algoritmaların desteği ile dönüş yükü bulabilirler.  

3-Belirli yük sahiplerinin ve lojistik firmalarının “Güvenilir” portföylerinde yer alabilirler ve  onlardan çıkacak yük fırsatlarından anında haberdar olacaklardır. 

4-7/24 Tırport Akıllı Çağrı Merkezi’ne ulaşabilirler. 

5-Param Tırport Kart ile nakliye ödemelerini doğrudan Tırport kartına alabilirler, aynı zamanda indirimli akaryakıt ve diğer avantajlarda faydalanabilirler. 


B-Tırport Kurumsal Aplikasyonu (iOS, Android, i-pad) ile Yük Sahipleri ve Lojistik Firmaları: 

1-Tüm nakliye operasyonlarını 7/24 izleyebilirler ve yönetebilirler. Hangi operasyonlarında kaç kamyon açıkları olduğunu, kaçının yükleme aşamasında, kaçının yolda, kaçının teslim sürecinde olduğunu görebilirler.Herhangi bir sorun olduğunda anında müdahale edebilirler.

2-Operasyonlarını tek bir noktadan yönetebilir, operasyonlarının tüm süreçlerini gerçek zamanlı izleyerek, daha etkin kontrol edebilir, verilerini daha sağlıklı analiz edebilir ve iş akışlarını optimize edebilirler.

3-Boş dönmek zorunda kalacak filo kamyonlarına Tırport üzerinden spot yük bulabilirler. Böylece filolarındaki kamyonları daha verimli kullanarak karlılıklarını artırırken, araçlarının boş km oranını azaltarak karbon ayak izinin düşürülmesine katkı sağlayabilirler.

4-Şoförlerinin performanslarını izleyebilir, kamyon bazında karlılık ve verimliliklerini ölçebilirler.

5-Taşıma yaptırdıkları ve memnun kaldıkları kamyonculardan “güvenilir kamyoncu” havuzu oluşturabilirler ve ihtiyaçları olduğunda öncelikle onlara yük önerebilirler.

6-Belgelerini dijital olarak yönetme gücüne kavuşurlar. İrsaliye, fatura gibi tüm resmi dokümanlara dijital olarak her yerden ulaşabilirler.

7-Tüm geçmiş taşıma verilerine ve güncel kamyoncu evraklarına 7/24 dijital olarak erişebilirler.

8-Tırport web tabanlı dashboard’larından, Tırport yönetim panellerinde ihtiyaçları olan tüm raporlar, kendilerine özel gerçek-zamanlı, konum-tabanlı, istedikleri zaman dilimleri için her zaman hazırdır. 

9-Tırport mevcut erp yapılarına kolayca entegre edilebilir. Tırport’la yük girişlerini toplu olarak yapabilir, düzenli yüklerini kaydederek iş akışlarını hızlandırabilirler.

10-Gümrüğe takılan kamyonu, durmaması gereken yerde bekleme yapan şoförü, rotasını değiştireni, vaktinde boşaltma noktasına varamayacak olanı, boşaltma noktasına gelmiş ve hala boşaltma için bekletileni, önceden görebilirler ve aksaklıklardan anında haberdar olabilirler.

11-Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın Yeni Karayolları Yönetmeliği’nin 1 Ocak 2022 itibariyle zorunlu hale getireceği U-ETDS raporlama altyapısı Tırport’da hazırdır.