27 Ağustos 2025 Çarşamba

Latin Chef Abraham Cervantes, Executive Sous Chef Olarak Göreve Başladı

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’da Yeni Atama

Latin Chef Abraham Cervantes, Executive Sous Chef Olarak Göreve Başladı

İstanbul’un kalbinde yer alan ve lüks konaklama anlayışıyla öne çıkan CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul, mutfak ekibini güçlendirmek üzere önemli bir atama gerçekleştirdi. Uluslararası gastronomi dünyasında saygın bir kariyere sahip olan Abraham Cervantes, Haziran 2025 itibarıyla Executive Sous Chef pozisyonuna atanarak otelin mutfak ekibine katıldı.

Guadalajara, Meksika doğumlu olan Cervantes, 15 yılı aşkın profesyonel kariyeri boyunca dünyanın farklı bölgelerinde Michelin yıldızlı restoranlar ve prestijli otellerde görev almıştır. Meksika, Kanada, Suudi Arabistan, Malezya, Bahamalar ve Türkiye’de çeşitli pozisyonlarda edindiği deneyimlerle fine-dining mutfak yönetiminde kendini kanıtlamıştır.

Daha önce Four Seasons Hotel Istanbul At The Bosphorus’ta Sous-Chef, MEZKLA Restaurant İstanbul’da Executive Chef ve METT Hotel Bodrum’da Head Chef olarak görev alan Cervantes; Asya, Akdeniz, Meksika ve Arjantin mutfaklarında uzmanlaşmıştır. Yönettiği ekiplerde kalite kontrol, maliyet yönetimi, menü geliştirme ve mutfak operasyonları konularında yüksek başarılar elde etmiştir.

Cervantes’in liderliği, CVK Park Bosphorus Hotel İstanbul’un gastronomi vizyonunu daha da ileriye taşıyarak misafirlere uluslararası standartlarda seçkin bir deneyim sunacaktır.


Goga Beach, Rüzgar Sporlarının Kalbi Oluyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

Goga Beach, Rüzgar Sporlarının Kalbi Oluyor

BİLGE ÖZTÜRK KITE CLUB, KITEFOIL MASTERS DÜNYA ŞAMPİYONASI’NA HAZIR

KITEFOIL MASTERS DÜNYA ŞAMPİYONASI İLK KEZ TÜRKİYE’DE!

KITEFOIL HEYECANI İLK KEZ TÜRKİYE’DE! GOGA BEACH DÜNYA ŞAMPİYONLARINI AĞIRLAYACAK

Türkiye’de bir ilk yaşanıyor! 10 ve 14 Eylül 2025 tarihlerinde İstanbul Goga Beach’te yer alan Bilge Öztürk Kite Club, Kitefoil Masters Dünya Şampiyonası’na ev sahipliği yapacak. Uçurtma sörfü olarak da bilinen bu heyecan verici rüzgar sporu, dünyanın farklı ülkelerinden gelen başarılı sporcuları İstanbul’da buluşturacak.Karadeniz’in güçlü rüzgarları ve Kilyos’un eşsiz doğası, dört gün boyunca sürecek yarışlarda sporcuların hız, denge ve ustalıklarını sergileyeceği unutulmaz anlara sahne olacak.

Türkiye’de yıllardır kiteboard ya da kitesurf adıyla tanınan spor, artık olimpik disipliniyle sahne alıyor. Kitefoil, 2024 Paris Olimpiyatları’nda Türk sporcuların kota alarak mücadele ettiği branş olarak dikkatleri üzerine çekmişti. Şimdi ise bu heyecan, 2011’de Türkiye Şampiyonası’nda derece kazanarak milli sporcu unvanını elde eden ve 2019 ANOC World Beach Games’te Türkiye’yi temsil eden ilk kiteboard sporcusu Bilge Öztürk’ün öncülüğünde ilk kez ülkemize taşınıyor. 

İstanbul Goga Beach’te yer alan Bilge Öztürk Kite Club’ın yanı sıra Muğla’da faaliyet gösteren iki sörf okulu ile de bu sporun ülke çapında yaygınlaşmasına katkı sağlayan Öztürk, olimpik sınıf sporculara antrenörlük desteği verirken spora ilgi duyanlara da eğitim imkanı sunuyor.

Sporda Tarihi Mücadele!

Uluslararası Kiteboard Birliği (IKA) ve Türkiye Yelken Federasyonu (TYF) iş birliğiyle gerçekleşecek şampiyonada, dünyanın farklı ülkelerinden gelen başarılı sporcular Kilyos’un güçlü rüzgârları ve eşsiz doğasında kıyasıya rekabet edecek.

Türkiye’de ilk kez gerçekleştirilecek olan şampiyona, yalnızca deniz sporları için değil, aynı zamanda ülkemizin olimpik branşlara olan ilgisi açısından da tarihi bir dönüm noktası olacak.Organizasyon, genç sporculara ilham verirken, İstanbul’un turizm, spor ve kültür alanındaki marka değerine de önemli katkı sağlayacak.

Kitefoil tutkunları ve deniz sporlarına ilgi duyanlar için Goga Beach, Eylül ayında heyecanın merkezi olacak.


Lil’a, bölgenin gastronomik mirasını çağdaş yorumlarla yeniden tanımlıyor.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



LİL’A İLE KAPADOKYA’NIN KALBİNDE SÜRDÜRÜLEBİLİR BİR GASTRONOMİ FELSEFESİ

Kapadokya’nın kalbinde, Relais&Châteaux üyesi Museum Hotel bünyesinde konumlanan Lil’a, unutulmaya yüz tutmuş Anadolu tatlarını çağdaş bir mutfak vizyonuyla yeniden yorumlayarak bölgeyi dünya gastronomi sahnesinde öne çıkarıyor.

Lil’aRestaurant; yalnızca bir yemek deneyimi değil, Anadolu’nun kadim topraklarından doğan bir kültür yolculuğu sunuyor. IndigoGroup’un sürdürülebilirlik ve yerel değerleri önceliklendiren vizyonu doğrultusunda şekillenen Lil’a, bölgenin gastronomik mirasını çağdaş yorumlarla yeniden tanımlıyor.

Creative Director& Kurucu Tolga Tosun ile ExecutiveChef Saygın Sesli’nin ortak vizyonu, Lil’a’da Anadolu’nun zengin mirasını modern bir anlatıya dönüştürüyor.  Menülerin temelini; Kapadokya’nın köy pazarlarından, yerel üreticilerden ve IndigoGroup’a ait 400 dönümlük ekolojik tarım alanından gelen ürünler oluşturuyor. Sebzelerin yanı sıra bal ve yumurta gibi temel malzemelerin kendi üretimlerinden elde edilmesi, Lil’a’nın “topraktan masaya” yaklaşımını güçlü biçimde vurguluyor.

Bu bütünsel felsefe, yalnızca tabaklarda değil, içeceklerde de hayat buluyor.HeadSommelier&Mixologist Özgür Özkan’ın “farmto bar” yaklaşımıyla, alıç, badem ve lavanta gibi yöresel ürünleri yaratıcı lezzetlere dönüştürüyor. 

Relais&Châteaux üyesi olan Lil’a’nın mutfağı aynı zamanda kültürel bir hafıza niteliği taşıyor. Peravu, yahni gibi unutulmaya yüz tutmuş geleneksel yemekler, modern teknikler ve çağdaş sunumlarla yeniden hayat buluyor. Böylece Lil’a, yalnızca yenilikçi bir gastronomi anlayışını değil, aynı zamanda bölgenin kaybolmaya yüz tutmuş mutfak mirasını da geleceğe taşıyor. 

Her tabak, Kapadokya’nın teruarından doğan bir hikâyeyi yansıtırken, Lil’a; sürdürülebilir gastronominin, yerel üreticiyle kurulan bağın ve kültürel mirasın zarif bir temsilcisi olarak dikkat çekiyor.


26 Ağustos 2025 Salı

SunExpress, Kasım ortasına kadar devam eden ek uçuşlarla,turizmin yıl boyu canlı kalmasına katkı sağlıyor.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress, yaz sezonunu uzatıyor 

Türk Hava Yolları ile Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, sonbahar döneminde Almanca konuşulan ülkeler (Almanya, Avusturya, İsviçre) ile Türkiye’nin Ege ve Akdeniz kıyıları arasındaki birçok hatta sefer sıklığını artırıyor. Hava yolu, Ekim ayında bu hatlarda geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 5 artışla toplam 1,1 milyon koltuk sunuyor.

SunExpress Grup Satış Kıdemli Müdürü TobiasBracht konuyla ilgili şunları söyledi: “Yaz sezonu dışındaki dönemler için artan bir talep gözlemliyoruz. Sonbahar dönemi için oluşturduğumuz kapsamlı uçuş programı da bu talebe yanıt veriyor. Bu ilgi, Türkiye’nin yılın her döneminde tercih edilen bir seyahat destinasyonu olduğunu bir kez daha ortaya koyuyor. Sonbahar dönemi, hem golf ve doğa yürüyüşleri gibi sportif aktiviteler hem de Türkiye’nin kültürel ve gastronomik zenginliklerini keşfetmek için ideal bir zaman”dedi.

Sonbahar dönemi için kapasite artışı yapılan hatlar arasında öne çıkanlar şu şekilde:

• Dresden – Antalya: günde 2 sefer (geçen yıl: günde 1 sefer)

• Erfurt – Antalya: günde 2 sefere kadar (geçen yıl: haftada 3 sefer)

• Cenevre – Antalya: her gün (geçen yıl: haftada 4 sefer)

• Berlin– Dalaman: haftada 4 sefer (geçen yıl: haftada 3 sefer)

• Düsseldorf – Dalaman: haftada 8 sefer (geçen yıl: haftada 7 sefer)

• Köln/Bonn – Dalaman: haftada 4 sefer (geçen yıl: haftada 3 sefer)

• Stuttgart – Dalaman: haftada 4 sefer (geçen yıl: haftada 3 sefer)

Sezon, Kasım Ortasına Kadar Uzuyor

Eylül-Kasım dönemi, Türkiye’yi ziyaret eden kültür, tarih, spor ve doğa meraklıları için cazip koşullar sunuyor. Golf sezonunun açıldığı Antalya-Belek, uygun iklimi, konforlu konaklama seçenekleri ve özenle tasarlanmış sahalarıyla golf tutkunları için ideal bir tatil planı sunuyor. SunExpress, Golf Club Programı üyelerine SunPriority hizmet paketi ve ücretsiz golf ekipmanı taşıma hakkı gibi ayrıcalıklar sunarken, partner golf kulüpleri de buggy indirimlerinden ücretsiz golf oyunlarına kadar çeşitli avantajlar sağlıyor. Dalaman bölgesi ise Saklıkent Kanyonu’ndaki yürüyüş rotaları ve Köyceğiz çevresindeki termal kaynaklarıyla sonbaharda ziyaretçilere doğa içinde dinlenme ve keşif imkânı sunuyor.

SunExpress, Kasım ortasına kadar devam eden ek uçuşlarla, Türkiye’de sonbahar döneminde turizmdeki hareketliliği desteklerken, turizmin yıl boyu canlı kalmasına katkı sağlıyor.


2026’da ERP’nin geleceği: Yapay zeka destekli dönüşüm başlıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


2026’da yapay zeka ile ERP’nin geleceği yeniden tanımlanacak 

2026’da ERP’nin geleceği: Yapay zeka destekli dönüşüm başlıyor

Kurumsal Kaynak Planlama (ERP) çözümleri, 2026 yılıyla birlikte yapay zekanın gücüyle yeniden tanımlanıyor. İş süreçlerinde otomasyon, tahmine dayalı analizler ve kişiselleştirilmiş deneyimler sunan yapay zeka destekli ERP sistemleri, işletmelerin yalnızca operasyonel verimliliğini artırmakla kalmayıp, aynı zamanda stratejik karar alma süreçlerinde de güçlü bir yol arkadaşı haline gelecek.

Uyumsoft Müşteri İlişkileri ve Deneyimi Direktörü Nazmiye Güneş Bahar, ERP’nin geleceğine dair öngörülerini şu sözlerle paylaştı:

“Yapay zeka, ERP sistemlerinin merkezine yerleşiyor. Artık ERP yalnızca bir yönetim aracı değil, işletmelerin rekabet avantajı elde etmesini sağlayan stratejik bir teknoloji platformu haline geliyor. UyumsoftLioxERP ile işletmeler, akıllı otomasyon, gelişmiş analitik, gerçek zamanlı IoTentegrasyonu ve kişiselleştirilmiş kullanıcı deneyimi sayesinde geleceğe bugünden hazırlanabiliyor.”

ERP’de öne çıkacak 14 teknolojik trend nedir?


1-Yapay zeka destekli ERP: Akıllı kararlar ile verimlilik devri;

Yapay zeka ve makine öğrenimi, ERP sistemlerinin analitik karar alma mekanizmasını hızlandırarak, tahmine dayalı analizlerin doğruluğunu artıracak. Satış tahminlerinden müşteri ilişkileri yönetimine kadar birçok alanda akıllı otomatikleştirilmiş çözümler, işletmelere zaman kazandırırken stratejik rekabet avantajı sağlayacak.

2-Otonom ERP: Yapay zeka ile insan müdahalesi olmadan yönetim;

Gelişmiş otomasyon ve yapay zeka destekli robotik süreçler, ERP sistemlerini tamamen bağımsız hale getirecek. Otonom ERP, manuel veri girişlerini minimize ederek akıllı sistemlerin karar alma süreçlerini kendi başlarına yürütmesini sağlayacak. Bu devrimsel yaklaşım, işletmelere hem zaman kazandırırken, hem de insan kaynaklı hataları tamamen ortadan kaldıracak.

3-Yapay zeka destekli kişiselleştirme: Kullanıcı deneyiminde akıllı dönüşüm; 

ERP sistemleri, yapay zeka destekli kişiselleştirme ile her kullanıcının ihtiyaçlarına özel bir deneyim sunacak. Kullanıcı alışkanlıklarını analiz eden akıllı sistemler, proaktif önerilerde bulunarak iş akışlarını sürekli optimize edecek. Örneğin, bir finans yöneticisi için en sık kullanılan raporlar otomatik olarak öne çıkarılırken, bir depo çalışanı için stok yönetimi modülleri yapay zeka tarafından daha erişilebilir hale getirilecek.

4-Sesli ve konuşma tabanlı akıllı ERP: Doğal dil ile etkileşim;

Yapay zeka destekli sesli asistanlar ve konuşma tabanlı arayüzler, ERP sistemlerine entegre edilerek kullanıcı deneyimini sezgisel hale getirecek. Çalışanlar, sistemle sesli komutlar aracılığıyla etkileşime geçerek veri girişi yapabilecek, raporları sorgulayıp süreçleri yönetebilecek. Bu akıllı teknoloji, özellikle saha çalışanları ve yoğun iş temposuna sahip profesyoneller için büyük kolaylık sağlayacak.

5-Dijital ikiz teknolojisi: Yapay zeka ile gerçek zamanlı simülasyonlar;

Yapay zeka destekli dijital ikizler, ERP sistemleriyle entegre edilerek fiziksel operasyonların akıllı sanal kopyasını oluşturacak. Üretim süreçlerinden tedarik zinciri yönetimine kadar birçok alanda gerçek zamanlı simülasyonlar sayesinde işletmeler, verimliliği maksimize eden kararlar alabilecek. Bu teknoloji ile olası hatalar önceden tespit edilerek, maliyetler önemli ölçüde düşürülecek.

6-Gelişmiş analitik ve yapay zeka destekli iş zekası;

ERP sistemleri, yapay zeka tabanlı veri analitiği ve gelişmiş iş zekası araçlarıyla işletmelerin stratejik kararlarını destekleyecek. Akıllı görsel raporlama ve trend analizleri, karar alma süreçlerini hızlandırarak işletmelerin büyüme potansiyelini exponansiyel olarak artıracak.

7-Bulut tabanlı akıllı ERP: Esneklik ve güçlü erişim; 

Bulut bilişim ve yapay zeka kombinasyonu, ERP çözümlerini her yerden erişilebilir hale getirecek. Farklı lokasyonlardaki ekiplerin veriye anlık erişimi sayesinde iş süreçleri daha hızlı ve verimli yönetilirken, bakım ve güncelleme maliyetleri azalacak ve özellikle KOBİ'ler için cazip hale gelecek.

8-Mobil akıllı ERP: İş süreçlerine kesintisiz erişim;

Yapay zeka destekli mobil uyumlu ERP çözümleri, çalışanların ofis dışında da sistemlere akıllı erişim sağlamasını mümkün kılacak. Saha ekipleri ve uzaktan çalışanlar için büyük avantajlar sunan mobil ERP, kullanıcı dostu arayüzü ile işletmelerin dijital dönüşümünü destekleyecek.

9-Güçlendirilmiş siber güvenlik: Yapay zeka ile veri koruma;

Siber tehditlerin artmasıyla birlikte ERP sistemleri, yapay zeka destekli gelişmiş şifreleme ve çok faktörlü kimlik doğrulama ile güvenliği en üst seviyeye çıkaracak. İşletmelerin yasal uyumluluğunu artıran bu akıllı gelişmeler, müşteri güvenini pekiştirecek.

10-Modüler ve akıllı özelleştirilebilir ERP;

Günümüzde işletmeler, yapay zeka önerilerine dayalı olarak ihtiyaçlarına özel modüller seçerek ERP sistemlerini kendilerine özgü hale getirebiliyor. Bu yaklaşım, maliyetleri düşürerek daha etkin kullanım sağlarken, özelleştirilebilir akıllı iş akışları ile çalışan memnuniyetini artıracak.

11-IoT entegrasyonu: Yapay zeka ile veri analitiğinde devrim; 

Akıllı sensörler ve bağlı cihazlar, yapay zeka destekli ERP sistemlerine gerçek zamanlı veri akışı sağlayarak operasyonların hassas yürütülmesine olanak tanıyacak. Stok seviyelerinin akıllı takibi, üretim hatlarının AI optimizasyonu ve lojistik süreçlerinin hızlanması sağlanacak.

12-Hibrit akıllı ERP: Yerel ve bulut çözümlerinin gücü;

Bazı işletmeler, tamamen buluta geçmek yerine yapay zeka destekli hibrit ERP çözümlerini tercih ediyor. Kritik veriler yerel sunucularda saklanırken, esneklik ve erişim avantajı için akıllı bulut teknolojisi kullanılıyor. Bu yaklaşım, güvenlik endişelerini giderirken, ölçeklenebilirliği artırarak işletmelerin değişen ihtiyaçlarına hızlı uyum sağlamasına olanak tanıyacak.

13-Çevresel ve sosyal sorumluluk odaklı akıllı ERP;

İşletmeler, yapay zeka destekli sürdürülebilirlik hedeflerine ulaşmayı destekliyor. Karbon ayak izi, enerji tüketimi ve atık yönetimi gibi veriler akıllı sistemler tarafından izlenirken, sosyal kriterler de sistem içinde takip edilecek. Bu sayede işletmeler, çevresel ve toplumsal etkileri dengeleyerek hem verimlilik sağlayacak, hem de kurumsal itibarlarını güçlendirecek.

14-Gelecek nesil yapay zeka entegrasyonu: Stratejik veri kullanımı;

ERP sistemleri, gelişmiş yapay zeka algoritmaları ile işletmelerin stratejik kararlarını destekleyecek. Prediktif analizler, akıllı otomasyon ve makine öğrenimi, işletmelerin operasyonel verimliliğini artırırken, rekabet avantajı sağlayacak teknolojik yol haritasının temelini oluşturacak. 

ERP’de önümüzdeki dönemde öne çıkacak teknolojik trenleri anlatan Uyumsoft Müşteri İlişkileri ve Deneyimi Direktörü Nazmiye Güneş Bahar, yapay zeka destekli ERP sistemlerininanalitik karar alma, otomasyon ve kişiselleştirme gibi alanlarda işletmelere hız, verimlilik ve stratejik avantajlar sunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. 


Canovate Akıllı Fiber Patch panellerine yurtdışından yoğun talep

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Canovate Akıllı Fiber Patch panellerine yurtdışından yoğun talep

 Veri merkezleri ve kritik IT altyapıları, dijital çağın en stratejik noktaları arasında yer alıyor. Ancak bu yapılar, fiziksel bağlantı noktaları üzerinden gerçekleşebilecek casusluk ve veri hırsızlığı riskleriyle karşı karşıya. Özellikle endüstriyel casusluk faaliyetlerinin son yıllarda artış göstermesi, bu alandaki güvenlik çözümlerine olan ihtiyacı daha da belirgin hale getiriyor.

İşte bu noktada, Türk mühendisliği imzasını taşıyan Canovate Akıllı Fiber Patch Panel sistemleri devreye giriyor. Ortadoğu ve Türk Cumhuriyetleri başta olmak üzere birçok ülkeden yoğun talep gören bu sistemler, fiziksel katmanda siber güvenliği sağlayarak veri merkezlerinin güvenliğini üst seviyeye taşıyor. 

 Fiziksel katmanda gerçek zamanlı güvenlik

CanovateGroup CMO’su Kıvanç İlal, ürünün teknik özelliklerine dair yaptığı açıklamada, sistemin tüm bağlantı kablolarının uzaktan izlenerek, izinsiz fiziksel müdahalelerin anlık olarak tespit edildiğini açıkladı. 

Kıvanç İlal, konuşmasına şöyle devam etti:“Canovate olarak sunduğumuz sistem; bağlantılara izinsiz erişim olduğunda bu konuyu, yazılım üzerinden ağ yöneticilerine bildiriyor. Ayrıca, yetkisiz girişlere bağlanan kabloları engelleyerek, veri güvenliğini sağlıyor. Bu özellik, özellikle savunma, askeri kurumlar, istihbarat servisleri gibi hassas veri merkezlerinde kritik bir avantaj sağlıyor. Dünyada Pentagon ve MI6 gibi kurumların da benzer teknolojileri tercih etmesi, Canovate’nin küresel güvenlik sahnesindeki yerini pekiştiriyor.”

 

Akıllı takip, otomatik haritalama

 

Canovate’nin Akıllı Patch Panel çözümü, yalnızca güvenlik değil, operasyonel verimlilik açısından da fark yaratıyor. Tüm kablo bağlantıları otomatik olarak haritalanıyor, böylece binlerce bağlantının bulunduğu veri merkezlerinde, hangi cihazın nereye bağlı olduğu yazılım üzerinden kolaylıkla görülebiliyor. Bu, manuel olarak tutulan ve güncellenmeyen Excel tablolarının yarattığı karmaşayı ortadan kaldırıyor. Aynı zamanda, Canovate’nin geliştirdiği sistemde, patch kablolara RFID etiketleriyle özgün kimlikler veriliyor ve bu sayede yalnızca tanımlı kabloların belirlenen portlara bağlanmasına izin veriliyor. Canovate’de bulunan bu özellik, fiziksel erişim güvenliğinde küresel ölçekte yeni bir standart oluşturuyor.

 2026’da talep artışı bekleniyor

 Ürünün gördüğü yoğun ilgiyi değerlendiren Kıvanç İlal, şunları kaydetti: 

“Siber güvenlik, artık sadece yazılımda değil, donanım düzeyinde de ele alınmalıdır. Ürünümüz bu ihtiyaca doğrudan cevap veriyor. Özellikle, Ortadoğu’daki gelişmelerin ardından bu bölgeden gelen talepler hızla arttı. Gelecek yıl, hem yurtiçinde hem yurtdışında kurumsal satışlarımızın ciddi bir şekilde artmasını bekliyoruz.” 

Dünya genelinde, güvenlik kurumları, telekom, organize sanayi bölgeleri, büyük veri merkezi operatörleri, havaalanları gibi kurumların bu alanda yatırım yapmasının önemine dikkat çeken Kıvanç İlal, Canovate’nin yerli teknolojiyle küresel güvenlik sorunlarına ileri teknoloji çözümleri sunmaya devam edeceğini sözlerine ekledi. 


25 Ağustos 2025 Pazartesi

MW Phokaia Uluslararası Yelken Şenliği’nin ikincisi, 27-28 Eylül 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



ETİK BAŞKANI İŞLER “HEDEFİMİZ EGEYİ TURİZMDE HAK ETTİĞİ YERE TAŞIMAK”

İzmir’in Foça ilçesinde ilki geçen yıl düzenlenen MW Phokaia Uluslararası Yelken Şenliği’nin ikincisi, bu yıl Midilli Adası’ndan Yunanlı yelkencilerin de katılımıyla 27-28 Eylül 2025 tarihlerinde gerçekleştirilecek. Ege Turistik İşletmeler ve  Konaklamalar Birliği(ETİK) Başkanı, Türkiye Otelciler Federasyonu(TÜROFED) Başkan Yardımcısı Mehmet İşler şenliğin, sabırlı bir plan dahilinde Kuzey Ege’nin ve ülke denizlerinin yat ve yelken turizmine açılmasını hedeflediğini açıkladı. Şenliğin ana sponsoru MW Beach Resort Genel Müdürü Bilge Durdu İşler ise iki yaka insanının birlikte bir şeyler başarmak isteğine dikkat çekti.      

İlk şenliğin etkili bir tanıtıma imza attığını ve çok ses getirdiğini belirten ETİK Başkanı İşler bu yılın hazırlıklarının tamamlandığını ve önümüzdeki yıl için yeni hedefin belirlendiğini söyledi. ETİK Başkanı İşler; “MW Phokaia Yelken Şenliği’nin bu yıl ikincisini yapıyoruz. Birincisini geçen yıl sadece kendi bölgemizdeki yat ve yelken kulüplerimizle yaptık. Çok etkili bir tanıtım oldu ve büyük ses getirdi. Bu yıl Yunanistan’ın Midilli Adası’ndaki dostlarımızı da işin içine kattık. Uluslararası bir nitelik kazandırdık. Önümüzdeki yıl daha da genişleteceğiz. Sadece bölgesel dinamiklerin değil, ülke turizmimizin başta gelen kurum ve kuruluşlarının da maddi, manevi destekleriyle asıl amacımıza doğru yol almaya devam edeceğiz. Amacımız ve hedefimiz Ege’yi turizmde hak ettiği ve olması gereken noktalara taşırken ülkemizin turizmde rekabetçi gücüne güç katmaktır. Bütün yaptıklarımız, sabırlı bir plan dahilinde bu algıyı yerleştirmek ve kendimizi tanıtmanın basamaklarıdır. Türkiye de ve özellikle Ege’de turizm sadece deniz, kum, güneş değildir. Turizmi destekleyici unsurlardan biri de yat ve yelken turizmciliğidir. Önümüzdeki yıl şenliğimizi, katılımcı sayısı ve içerik bakımından daha da genişleterek, Kuzey Ege’nin yat ve yelken turizmi için en uygun bölgelerden biri olduğunu pekiştirirken, aslında üç tarafı denizlerle kaplı ülkemizin her denizinin yat ve yelkenle tanışmasının kapısını da aralamaya çalışacağız. Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığımız ile birçok kurum ve kuruluştan destek alarak, genişletilmiş uluslararası bir festival havasında, bölgemiz ve ülkemiz turizmine çeşit ve zenginlikler katacağız.” Dedi.

İKİ YAKANIN İNSANI BİRLİKTE BAŞARMAK İSTEMEKTEDİR

MW Beach Resort Genel Müdürü Bilge Durdu İşler’de Midilli Açık Deniz Yelken Kulübü yetkilileri ile fevkalade güzel ve uzlaşımsal bir çalışma yaptıklarını söyledi. Bilge Durdu İşler; “MW Phokaia Beach Resort olarak konseptimize çok uyan bu şenliği seçtik. İlkinde insanların bu konuya ne kadar hevesli olduğunu gördük. Katılımcılar, özellikle Türkiye’nin güneyinde bunu çok yaptıklarını ama Kuzey Ege’de bunun yapılmadığını, geçen yıl yapılanı yıllardır umut ve özlemle beklediklerini ifade ettiler. Bu sene etkinliği daha da geliştirdik. Midilli Açık Deniz Yelken Kulübü (LOIATH) yetkilileri Marianna Douka ve Nikolaos Petsis ile fevkalade uzlaşımsal bir çalışma yaptık. Onların da katılımıyla bu yıl denizlerimizde kuğular gibi süzülerek dostluk rüzgarları estirecek 100’e yakın tekneyle dünyaya etkin mesajlar vereceğiz. Bunlardan biri “Kuzey Ege bu iş için en ideal yerdir”, diğeri ise “iki yakanın insanı dosttur, kardeştir ve birlikte bir şeyleri başarmak istemektedir” olacaktır.  Komşu komşunun elinden tutmaktadır. Buna benzer etkinlikler hem Foça’mızın hem ülkemizin tanıtımına katkı sunmaktadır. Ege Denizi’nin tarihsel zenginliği, doğal güzellikleri, paha biçilmez değerleri bir kez daha gözler önüne serilmektedir. Başta, İstanbul, Çanakkale illerimiz olmak üzere, yurtiçi ve yurtdışından bu etkinliği izlemek için gelenler vardır. Bu turizmimize artı değer katmaktadır. Bazıları Foça’yı hayatlarında ilk kez görmekte ve yeniden yeniden gelmelerin hikayelerine ortak olmaktadır. Bunu denizin bereketi ve cömertliği olarak kabul ediyoruz. 27 Eylül 2025 görsel bir şölenin, el ele vermenin, dünyaya dostluk ve barış selamı göndermenin günüdür. Bu dostluğa ve selama ortak olmak isteyen herkesi Foça’ya bekliyoruz” dedi.