2 Ekim 2025 Perşembe

Divan Otelleri İstanbul Turizm Fuarı’nda Yeni Vizyonuyla Öne Çıktı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Divan Otelleri İstanbul Turizm Fuarı’nda Yeni Vizyonuyla Öne Çıktı

Türkiye’nin ilk ve köklü otel markası olan Divan Otelleri, İstanbul Turizm Fuarı’nda yeni vizyonu ve yatırımlarıyla öne çıktı. Yıllara dayanan deneyimini modern bakış açısıyla buluşturan Divan Otelleri, 2026 senesinin ilk çeyreğinde İstanbul Akaretler’de açmayı hedeflediği yeni oteli House of Divan ve Akdeniz kıyısında merakla beklenen yatırımı olan Talya Otel hakkındaki yenilikleri sektör profesyonelleriyle paylaştı. Divan Otelleri, geçmişten geleceğe uzanan adımlarıyla fuarın dikkat çeken markalarından biri oldu.

Divan Otelleri, 25–26 Eylül 2025 tarihlerinde Yenikapı-Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleşen İstanbul Turizm Fuarı’nda (İTF) yer aldı. 

İstanbul Turizm Fuarı’nda yeni vizyonu ve yatırımlarıyla öne çıkan Divan Otelleri, fuar boyunca hem köklü mirasını hem de lüks segmentteki yeni vizyonunu öne çıkaran yenilikleri sektör profesyonelleriyle paylaştı. Fuarda misafirlerine çok yakında sunacağı yeni deneyimlerini aktaran Divan Otelleri, 2026 senesinin ilk çeyreğinde İstanbul Akaretler’de hayata geçirilmesi planlanan yeni ve lüks oteli House of Divan ile2026 senesinin ikinci çeyreğinde Antalya’da açılması hedeflenen ve güçlü mirasa sahip Talya Otel’in ve Göcek’te de marina ve otel yatırımı planlayarak, Ege’nin eşsiz doğasında Divan kalitesi ve deneyimini sunmayahazırlandığını duyurdu. 

Panelde konuşan Divan Otelleri Merkez Satış ve Pazarlama Direktörü Balcan Oğuz, şunları söyledi:

“Divan Otelleri için 2025 bir maratondu, 2026 senesi için oldukça yoğun bir hazırlık yaptık. Sırasıyla; 2026 senesinde ilk çeyrekte İstanbul Akaretler’de yer alacak olan House of Divan’ı, ikinci çeyrekte ise Antalya’da bulunan Talya Otelimizi hayata geçirmeyi hedefliyoruz. Göcek’te de marina ve otel planlamamız var. Bu yatırımlarımız için yeni bir yapılanma kurup, destinasyona yönelik pazarlama çalışmaları yaptık. 70 senedir zarafetin ve misafirperverliğin öncüsü olan bir marka olarak, rafine bir şıklık ile lüks segment otellerimizi misafirlerimizle buluşturacak olmaktan dolayı keyifli ve mutluyuz.”                                                                                    

Geçmişinden aldığı güç ve geleceğe yön veren vizyonuyla Divan Otelleri, fuar boyunca sektör temsilcilerinden yoğun ilgi gördü.


Wyndham İstanbul’da TRYP ve La Quinta Markalarıyla Büyümeye Devam Ediyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Wyndham İstanbul’da TRYP ve La Quinta Markalarıyla Büyümeye Devam Ediyor

Boğaz’ın iki yakasında açılan yeni ve şık oteller, ziyaretçilerin Türkiye’nin kültür başkentini deneyimlemesi için yeni seçenekler sunuyor

 La Quinta by Wyndham İstanbul Kartal’ın zarif lobi alanı (sol altta) ve TRYP by Wyndham İstanbul Beyoğlu’nun şık misafir odalarından biri (sağ altta)

Avrupa ve Asya kıtalarını buluşturan ve 2024 yılında yurt dışından 23 milyon ziyaretçiyle dünyanın en çok ziyaret edilen ikinci şehri olan  İstanbul, seyahat severlerin gözdesi olmaya devam ediyor.

Ülke genelindeki yaklaşık 125 oteliyle Türkiye’nin önde gelen uluslararası otel şirketi konumunda bulunan Wyndham Hotels& Resorts, La Quinta® by Wyndham İstanbul Kartal ve TRYP® by Wyndham İstanbul Beyoğlu ile İstanbul’un iki yakasında yeni açılışlara imza attı.



Şu anda İstanbul’da 40’ın üzerinde oteli bulunan Wyndham, son açılışlarla şehirdeki portföyüne toplamda yaklaşık 200 odayı daha ekleyerek ziyaretçilere daha fazla seçenek, tarz ve kolaylık sunuyor.

“İstanbul, 40’tan fazla ilinde misafirlerimizi ağırlamaktan gurur duyduğumuz Türkiye’deki yolculuğumuzun her zaman çok önemli bir parçasını oluşturuyor.  Bu yeni otellerimizin açılışıyla konaklamak için güzel yerler arayan ziyaretçilere daha da fazla seçenek sunuyoruz. Aradığınız ister şıklık ve konfor, ister yerel deneyimler veya daha da özel bir şey olsun, Wyndham sizin için doğru konaklamayı sunuyor. Türkiye global bir destinasyon olarak büyümeye devam ederken biz de onunla birlikte büyümeye devam edeceğiz.”

- Dimitris Manikis, Wyndham Hotels & Resorts EMEA Başkanı


La Quinta by Wyndham İstanbul Kartal Sakinliği Ulaşım Kolaylığıyla Buluşturuyor

Marmara Denizi manzaralarına bakan ve İstMarina’ya yalnızca birkaç dakika mesafede bulunan La Quinta by Wyndham İstanbul Kartal, İstanbul’un Anadolu yakasında ferah bir ortamda konaklama imkanı sunuyor. Otelin tam donanımlı 99 odasının yanı sıra misafirlerin kenti keşfettikten sonra dinlenebilecekleri ve hamamı, buhar odası ve masaj odaları da bulunan bir spa alanı ile sıcak bir ortama sahip olan Marmara Restoranı gibi olanakları da bulunuyor. Mülkiyeti Coyar Turizm’e ait olan ve yine aynı şirket tarafından işletilen otel, üç toplantı odası ile Sabiha Gökçen Havalimanı’na ve sanayi bölgelerine erişim kolaylığıyla iş için seyahat edenlere de hitap ediyor.



“Tempoyu ve sakinliği bir arada sunan Anadolu yakası, bu özelliğiyle İstanbul’un dengesini temsil ediyor. La Quinta markası da barındırdığı insana ait dokunuşlar ve kolaylık sunan bir konaklama anlayışıyla tam bu dengeyi yansıtıyor. İstanbul’un bu yönünü dünyaya göstermek amacıyla Wyndham ile birlikte çalışmaktan heyecan duyuyoruz. Wyndham ile ortaklığımız sayesinde bu bölgenin kendine özgü cazibesini, Wyndham Rewards’un yaklaşık 120 milyon kayıtlı üyesi de dahil olmak üzere dünyanın her yerinden ziyaretçilere daha iyi tanıtabileceğiz.”

TRYP by Wyndham İstanbul Beyoğlu Kent Kaşiflerine Hitap Ediyor

İstanbul’un en canlı ilçelerinden Beyoğlu’nda, Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’ne yürüme mesafesinde bulunan TRYP by Wyndham İstanbul Beyoğlu misafirlerini aksiyonun merkezinde ağırlıyor. Mülkiyeti Eden Port Turizm ve Ticaret Limited Şirketi’ne ait olan ve yine aynı şirket tarafından işletilen TRYP by Wyndham İstanbul Beyoğlu’nun bir engelli odası da dahil olmak üzere ses geçirmez özellikli 82 odası, misafirlerin Avrupa yakasında sakin bir ortamda dinlenmesini sağlıyor.Otelin hem iş hem de tatil amaçlı seyahat edenlere sunduğu diğer olanaklar arasında bir fitness merkezi, Türk mutfağı ve uluslararası mutfaklardan lezzetlerin sunulduğu La Bella restoranı, 100 kişinin ağırlanabildiği esnek kullanımlı bir toplantı salonu ve 15 kişinin ağırlanabildiği bir toplantı odası bulunuyor. 

“Otelimizi heyecanın içinde yer alırken konfordan ödün vermek istemeyen, meraklı ziyaretçiler için tasarladık. Wyndham’ın desteğiyle teknolojiyi, dünya çapında bir hizmeti ve harika bir konumu bir araya getiren bir deneyim sunmaktan heyecan duyuyoruz.”


Opera,ajan tarayıcısı Opera Neon’u kullanıcılarıyla buluşturuyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Opera,ajan tarayıcısı Opera Neon’u kullanıcılarıyla buluşturuyor

Opera, yapay zekâ gücünü kullanıcı deneyiminde bambaşka bir seviyeye taşıyarak, karmaşık görevleri hatta kodlamayı bile kullanıcı adına gerçekleştirebilen yeni nesil AI tarayıcısı Opera Neon’u kullanıcılarıyla buluşturuyor.

Norveç merkezli tarayıcı şirketi Opera, bugün Opera Neon’u kullanıcılarla buluşturuyor. Opera Neon, yalnızca web’de gezinmeyi sağlamakla kalmıyor; aynı zamanda kullanıcıların yanında hareket eden yapay zekâ destekli bir ajanla deneyimi ileri bir seviyeye taşıyor. Basit bir sohbet arayüzünün ötesine geçen Opera Neon, görevleri yerine getiriyor, kod yazabiliyor ve sonuçları doğrudan tarayıcı deneyimi içinde sunuyor.

Opera Neon’u yapay zekâ kullanan herkes için geliştirdiklerinin altını çizen Opera Tarayıcılar Kıdemli Başkan Yardımcısı KrystianKolondra “Opera Neon’u hem kendimiz için hem de günlük yaşamında yapay zekâyı yoğun şekilde kullanan herkes için geliştirdik. Bugün, bizimle birlikte ajan tarayıcı deneyiminin geleceğini şekillendirecek ilk kullanıcıları karşılıyoruz.” dedi

Sekmeli gezintiden yapay zekâ destekli görevlere

Web’de gerçekleştirilen birçok aktivite karmaşık olabiliyor ve aynı anda birden fazla site, döküman, yapay zekâ sohbeti ve geleneksel arama arasında gidip gelmeyi gerektiriyor. Opera Neon, bunları tek bir bağlam içinde organize etmenin ve üzerinde çalışmanın yeni yolu olarak “Görevler (Tasks)” özelliğini sunuyor.

Görevler (Tasks), bağlamı anlayan ve yapay zekâyı kullanarak aynı anda birden fazla kaynağı analiz etmeyi, karşılaştırmayı ve aksiyon almayı mümkün kılan bağımsız çalışma alanları olarak öne çıkıyor. Her bir görev için Opera Neon, kullanıcının adına küçük bir tarayıcı oluşturuyor; burada yapay zekâ tarayıcıdaki diğer içeriklere erişim olmadan, yapılan işlemleri anlıyor ve yalnızca bu bağlamda destek sağlıyor.

Opera Neon aynı zamanda “Kartlar (Cards)” özelliğini sunuyor. Bu kartlar, tekrar tekrar kullanılabilen ve birleştirilebilen prompt yönergelerinden oluşuyor. Kullanıcılar, ihtiyaç duyduklarında hazır bekleyen favori yapay zekâ davranışlarını bir deste gibi kullanabiliyor. Örneğin, sekmeler arasında ürünleri karşılaştırmak isteyen kullanıcılar, prompt’larına pull-details (detayları-al) ve comparison-table (karşılaştırma-tablosu) kartlarını ekliyor. Toplantı notu alan kullanıcılar ise key-decisions (ana-kararlar), action-items (aksiyon-maddeleri) ve follow-ups (takipler) kartlarını birleştiriyor; Opera Neon, önemli bilgileri doğru formatta yakalıyor.

Opera Neon, kullanıcıların kendi özel kartlarını oluşturmasına veya Kart Mağazası (Cardsstore)’ndaki topluluk koleksiyonundan yararlanmasına imkân tanıyor. Kartlar, her seferinde ihtiyaçları en baştan açıklamak ile önceden tanımlanmış kartlardan oluşan bir setle desteklenerek istediğini elde etmek arasındaki farkı ortaya koyuyor.



Opera Neon kullanıcı adına hareket eden bir tarayıcı

Opera Neon, tamamen ajan bir tarayıcı deneyimi sunuyor. Neon Do özelliği sayesinde, yeni sekmeler açılabiliyor, mevcut sekmeleri kapatılabiliyor ve bunlar arasında çeşitli işlemleri gerçekleştirilebiliyor. Üstelik tüm bu adımları her zaman belirli bir Görev (Task) bağlamında yerine getiriliyor. Neon Do, diğer yapay zekâ asistanlarının yapamadığını yapıyor. Yalnızca bulutta değil, tarayıcınızın içinde çalışıyor.

Bir Görev (Task) kapsamında Neon Do’yu etkinleştirdiğinizde tarayıcı oturumunuzun içinde çalışmaya başlıyor ve halihazırda giriş yapmış olduğunuz hesaplar üzerinden işlem yapıyor. Böylece bulut servisleriyle şifre paylaşmanıza ya da tekrar tekrar kimlik doğrulama adımlarını uygulamanıza gerek kalmıyor. Neon Do, sizin adınıza gerçek web üzerinde gezinir, birden fazla siteyi kontrol eder, bilgileri karşılaştırır, formları doldurur ve Görev (Task) kapsamındaki sayfalardan verileri toplar. Bazı adımlar kullanıcı etkileşimi gerektirebilir; bu noktada Neon süreci durdurur ve sizin müdahalenizi bekler. 


Tarayıcı işlemleri tamamen yerel olarak, gözle görülür ve gerçek zamanlı bir şekilde gerçekleşir. İstediğiniz anda süreci durdurabilir, yönlendirebilir veya doğrudan kontrolü üstlenebilirsiniz. Bu, uzaktan hesaplarınıza erişen bir sistemden çok, bilgisayarınızın başında sizinle birlikte çalışan bir asistana benzer.

Uzmanlar tarafından geliştirilen tarayıcı

Opera; sekmeleri, Hızlı Erişim’i, dahili ad-blocker’ı ve ilk gerçek mobil tarayıcıyı geliştiren bir şirket. Yenilikçilik, markanın DNA’sının ayrılmaz bir parçası olarak öne çıkıyor. Opera Neon ise yapay zekâ özelliklerinin ötesine geçerek, Opera’nın öne çıkan çözümlerini bir araya getiren günlük kullanım tarayıcısı olarak dikkat çekiyor. Dünya çapında milyonlarca kullanıcıya 30 yılı aşkın süredir hizmet vermenin deneyimi, bu yeni tarayıcıya da yansıyor.

Opera Neon, şirketin bir sonraki büyük adımı olarak görülüyor. Tam donanımlı bir tarayıcı altyapısını, ileri düzey yapay zekâ ile birleştirerek, çevrimiçi ortamda yaşayan ve çalışan kullanıcıların ihtiyaçlarına yanıt veriyor.


Kullanıma Sunulma


Opera Neon, ileri düzey kullanıcılar için geliştirilmiş premium ve abonelik tabanlı bir tarayıcıdır. İlk kullanıcılar bugünden itibaren erişim sağlayabiliyor; önümüzdeki günlerde yeni davetiyeler de gönderilecektir.


ajan bir tarayıcının sunduğu gerçek deneyimi keşfetmek için https://operaneon.com adresini ziyaret ederek bekleme listesine katılabilir, yerinizi şimdiden ayırtabilirsiniz.




Opera Hakkında


Opera, tüm cihazlarda en iyi internet deneyimini sunmaya odaklanan, kullanıcı merkezli ve yenilikçi bir yazılım şirketidir. Yüz milyonlarca kullanıcı, mobil cihazlarda ve masaüstü bilgisayarlarda sunduğu benzersiz ve güvenli özellikleriyle Opera web tarayıcılarını tercih etmektedir. 1995 yılında kurulan ve merkezi Oslo, Norveç’te bulunan Opera, Nasdaq borsasında OPRA sembolüyle işlem gören halka açık bir şirkettir. Opera web tarayıcılarını ve diğer Opera ürünlerini opera.com adresinden indirebilirsiniz. Opera hakkında daha fazla bilgi için investor.opera.com adresini ziyaret edin.


Presskit: https://opr.as/PRNeonAssets 

Hero film https://youtu.be/D4rar2bmCAM 

Product film https://youtu.be/MKQ98413RCI 

Shortusecase videos 

Do  https://youtu.be/PpIYK0d8O8U 

Cardshttps://youtu.be/Bxyx_dE7Zvc

Taskshttps://youtu.be/ZF45sFF1ZuA

Makehttps://youtu.be/ENlM5y0L6IY

Chat  https://youtu.be/Th_R270ze14


Her şey ihracat için dediler ihracatın kahramanlarına ödül verdiler

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Her şey ihracat için dediler ihracatın kahramanlarına ödül verdiler

 Güvenilir Ürün Platformu tarafından bu yıl dördüncüsü düzenlenen Uluslararası Güvenilir Ürün Zirvesi, “İhracatın Kahramanları” temasıyla İstanbul’da yapıldı. Çok sayıda KOBİ’nin katıldığı ve 12 farklı ülkeden kamu ve özel sektör temsilcilerini buluşturan zirve, üreticilere yeni ticaret fırsatları sundu.

Zirve teması gereği Türkiye’nin ihracat gücünü pekiştirmeye yönelik görüşmelere de ev sahipliği yaptı. Gün boyu paneller, workshoplar, ülke masası toplantıları ve kariyer buluşmaları yapılan zirvede, Türkiye’nin üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıyan isimlere’’ İhracat’ın Kahramanları’’ ödülleri verildi.

Tarım ve Orman Bakanlığı, Ticaret Bakanlığı, TBMM Tarım Komisyonu gibi kuruluşların desteği ile ve Crowne Plaza İstanbul Florya’da gerçekleştirilen zirve’nin açılışında Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, İSTİB Başkanı Ali Kopuz ve İMES Başkanı Kemal Akar konuşma yaptı.

“Hedefimiz: Türk malı imajını korumak ve ihracatı sürdürülebilir kılmak”

 Açılışta konuşan Ticaret Bakan Yardımcısı Volkan Ağar, ürün güvenliği, ihracatın gelişimi ve yeni projelere ilişkin önemli mesajlar verdi.

Ağar, ürün güvenliğinin ve kalite standartlarının sadece tüketici sağlığını korumakla kalmadığını, aynı zamanda adil rekabet ortamı, yerli üretimin güçlendirilmesi ve ekonomik büyümenin sürdürülebilirliği için de temel bir unsur olduğunu vurguladı.

“Türk malı imajına zarar veren firmalara toplam 2,4 milyon TL idari ceza uyguladık” diyen Ağar, önümüzdeki dönemde de güvensiz ürün ihracatı yapanlara yönelik caydırıcı önlemlerin süreceğini belirtti.

Ağar, Türkiye’nin ihracat performansına da değinerek, 2002’de 36,1 milyar dolar olan toplam ihracatın yaklaşık 270 milyar dolara, tarım ve gıda ürünleri ihracatının ise 3,7 milyar dolardan 32,6 milyar dolara yükseldiğini söyledi.

Yeni pazarlara erişim için yapılan çalışmalar hakkında bilgi veren Ağar, Kanada’ya su ürünleri ve Filipinler’e kanatlı et ihracatında kısıtlamaların kaldırıldığını açıkladı. Yakın zamanda Çin’e yapılacak resmi heyetle yeni pazar açılımlarının hedeflendiğini söyledi.

Ayrıca, “İhracatın Kahramanları Projesi” kapsamında, Türkiye genelinde düzenlenecek eğitim ve farkındalık etkinliklerinin ihracat kültürünün yaygınlaştırılmasına katkı sağlayacağını belirten Ağar, bakanlık olarak her türlü desteği sağlayacaklarını ifade etti.

Ağar, konuşmasını şöyle tamamladı: “İklim olarak birçok tarım ürününün üretilebildiği bereketli bir coğrafyada yaşıyoruz. Bu avantajı değerlendirerek Türk ürünlerinin kalitesini yükseltmek ve dünya çapında imajını güçlendirmek önceliğimiz. Üreticilerimizi uluslararası standartlarda üretime teşvik ediyor, tüketici güvenliğini sağlamak için mevzuatımızı güncelliyor, denetimlerimizi artırıyoruz. Bu zirve, sektör, kamu ve STK’ların iş birliğini güçlendirecek, bilgi paylaşımı ve ortak politikalar geliştirilmesi açısından büyük önem taşıyor.”

 


 “Bu çaba ticari faaliyetlerin ötesinde”

İstanbul Ticaret Borsası (İSTİB) Başkanı Ali Kopuz, tarım ve gıdanın 21. yüzyılda ekonomik bir konunun ötesine geçerek jeopolitik dengeleri belirleyen stratejik bir unsur haline geldiğini söyledi.

Türkiye’nin binlerce yıllık tarımsal birikimiyle fındık, kuru üzüm, incir ve kayısı gibi ürünlerde dünyada en üst sıralarda olduğunu hatırlatan Kopuz, bazı ürünlerin hâlâ hammadde olarak ihraç edildiğine dikkat çekerek “Küresel rekabette asıl değer, işlenmiş ve katma değerli ürünlerimizi uluslararası pazarlara taşımaktan geçiyor” diye konuştu. 

Zirvede imzalanan “İhracatın Kahramanları Projesi” protokolüne değinen Kopuz, projenin KOBİ’lerin satış ve ihracatına katkı sağlayacağını belirtti. “Marifet iltifata tabidir. Bu proje ile üreticilerimizin başarılarının artmasını temenni ediyorum. Emeği geçenleri yürekten kutluyorum” dedi.

Konuşmasında gıda sektöründe markalaşan ve başarı hikâyeleri yazan girişimcilere teşekkür eden Kopuz, “Sizler yalnızca sermaye riski almıyor, iklimle, don felaketiyle, kuraklıkla da mücadele ederek bu ürünleri sofralarımıza ulaştırıyorsunuz. Bu çaba bir ticari faaliyetin çok ötesindedir” ifadelerini kullandı.

“Proje yol açıcı olacak”

İMES Sanayi Sitesi Başkanı Kemal Akar, ise yaptığı konuşmada, zirvenin “İhracatın Kahramanları” temasıyla ülkenin üretim gücünü ortaya koyduğunu ve sanayicileri onurlandırdığını vurguladı.

Katılımcıları selamlayarak konuşmasına başlayan Akar, zirvenin yalnızca bir toplantı olmadığını ifade ederek, “Bugün burada sadece bir zirvenin açılışını yapmakla kalmıyor, aynı zamanda ülkemizin üretim gücünü, alın terini ve emeğini temsil eden kahramanlarımızı da onurlandırıyoruz” dedi.

Akar, zirvede ihracata yönelen firmaların yanı sıra İMES Sanayi Sitesi’nin uzun yıllar üretim hayatına emek vermiş sanayicilerinin de ödüllendirileceğini söyledi. “Onların emeği, fedakârlığı ve vizyonu, bizlere yol göstermeye devam edecek” ifadelerini kullandı.

Zirvede imzalanacak protokoller ve eş zamanlı etkinliklerin ülke genelinde üreticilerin ihracata yönelmesine katkı sağlayacağını belirten Akar, “Bu zirvede alınacak kararların, kurulacak iş birliklerinin ve yapılacak projelerin hem ülkemiz hem de üreticilerimiz için hayırlı sonuçlar doğuracağına inanıyorum” dedi.

İşte ödül alan kahramanlar

Geçtiğimiz yıllarda yerel üretimin geliştirilmesi ve üreticilerin desteklenmesi amacıyla hayata geçirilen projelerin, bu yıl “ihracat” odaklı bir vizyona taşındığını belirten Güvenilir Ürün Platformu Başkanı Celal Toprak, “Üç yıldır Anadolu’da üreticilerimizi destekleyen projeler yürüttük. 12 ilde 2000’e yakın üretici ve kooperatifi önemli alıcılarla buluşturduk, birçok ticari anlaşmaya vesile olduk. Bu yıl üretimden vazgeçmeyen üreticilerimizi daha ileriye taşıyarak ihracat yolculuklarına destek olmak istiyoruz. İhracatın Kahramanları projemizi bugün burada protokolünü imzalayarak başlatıyoruz” dedi.

Zirve’nin açılışı sonrası Türkiye’nin üretim gücünü uluslararası pazarlara taşıyan isimlere’’ İhracat’ın Kahramanları’’ ödülleri verildi. Bu isimler şunlar:

Günhan Ulusoy/Ulusoy Un Yönetim Kurulu Başkanı

 

Fatih Eke/Nigella Yönetim Kurulu Başkanı

 

Senur Akın Biçer/Arnica Yönetim Kurulu Başkanı

 

Celal Kadooğlu /Kadooğlu Holding Yönetim Kurulu Başkanı

 

Hulusi Oğuz /Oğuz Holding Yönetim Kurulu Başkanı

 

Çetin Tecdelioğlu /Civtec Civata Yönetim Kurulu Başkanı

 

Orhan Aydın /Askon Yönetim Kurulu Başkanı

 

Turgay Terzi/Art Desıgn Yönetim Kurulu Başkanı

 

Mustafa Kürlek/Köklü Zeytincilik Yönetim Kurulu Başkanı

 

Süleyman Orakçıoğlu/Orka Holding Yönetim Kurulu Başkanı

 

Dr.Özgür Akın-Akınsoft Yönetim Kurulu Başkanı

 

Abdullah Arslan- Sanayici

 

Kemal Bektaş- Sanayici

 


Aydın Dinçol- Sanayici

 

Şükrü Kayıkçı- Sanayici

 

Ahmet Ünlü- Sanayici

 

Cevdet Sarı-- Sanayici



İSTANBUL SANATLA ŞENLENİYOR KÜLTÜRLE NEFES ALIYOR

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



İSTANBUL SANATLA ŞENLENİYOR KÜLTÜRLE NEFES ALIYOR

İstanbul Kültür Yolu Festivali, beşinci gününde, zengin programıyla her yaştan sanatseveri buluşturdu. Konserlerden sinemaya, atölyelerden söyleşilere kadar pek çok etkinlik İstanbul’da sanatın ritmini yükseltti.

Post-minimalist müzik anlayışıyla uluslararası alanda adını duyuran İtalyan piyanist ve besteci Andrea Vanzo, Atatürk Kültür Merkezi Türk Telekom Opera Salonu’nda sanatseverlerle bir araya geldi. Modern klasik müziğin önde gelen isimlerinden Vanzo, insan ve doğa, aşk ve ifade özgürlüğü temalı eserleriyle İstanbullulara unutulmaz bir müzik şöleni yaşattı. 

İstanbul Devlet Opera ve Balesi, Atatürk Kültür Merkezi Tiyatro Salonu’nda sahnelediği “Napoliten Konseri” ile sanatseverleri İtalyan halk müziğinin eşsiz ezgileriyle buluşturdu. Eduardo di Capua, Paolo Tosti, Ernesto De Curtis gibi usta bestecilerin eserlerinin seslendirildiği konserde dinleyiciler hem neşeli hem duygusal anlar yaşadı. 

Atlas Sineması Konferans Salonu’nda gerçekleşen “Ensemble‘’ Ümit Yılmaz konseri yoğun ilgi gördü. Ümit Yılmaz’a sahnede sanatçılar Ozan Sarıboğa, Eyüpcan Açıkpazu, Murat Süngü, Sertaç Çiğdem, Ömer Arslan eşlik etti.

“Jazz to Musiki” konserinde, sanatçı Seda Düzyol, Türk Sanat Müziği repertuvarını caz standartlarıyla yeniden yorumladı. Geleneksel ve modernin harmanlandığı bu etkileyici konser, müzikseverlere unutulmaz bir gece yaşattı.

Suat Orhan yönetimindeki “Bendire Sâla” grubu mistik ritimleriyle tasavvuf müziğinin dingin ezgilerini Taksim Camii Kültür Sanat Merkezi Çok Amaçlı Salon’da İstanbullularla buluşturdu.

İstanbul Türk Halk Müziği Korosu, solist Çiğdem Elmas’ın etkileyici yorumlarıyla Darülaceze sakinlerine unutulmaz anlar yaşattı. Koro, zengin repertuvarıyla dinleyicileri Türk halk müziğinin derinliklerinde anlamlı bir yolculuğa çıkardı.

AKM Türk Telekom Açık Hava Sahnesi, “Uncharted” film gösterimiyle izleyicilere yıldızların altında açık hava sineması keyfi yaşattı. 

Fotoğrafçı Maruf Şinik, “PhotoTalks” etkinliği kapsamında Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi Sinema Salonu’nda fotoğraf tutkunlarıyla bir araya geldi. Şinik, kendi sanatsal pratiğinden yola çıkarak, fotoğrafın gündelik yaşamla kurduğu ilişkiyi ve görsel anlatının farklı katmanlarını dinleyicilerle paylaştı. 

“İstanbul'un Tarihi Alanlarının UNESCO Dünya Miras Listesi'ne Girişinin 40. Yılı: Vakıflar Genel Müdürlüğü ve İstanbul Tarihi Alanları Alan Başkanlığı Etkinlikleri” kapsamında IRCICA Toplantı Salonu’nda düzenlenen “Gelenekli Sanatların Merkezi İstanbul” söyleşisinde Prof. Uğur Derman, Prof. Dr. Çiçek Derman ve Öğr. Üyesi Efdalüddin Kılıç, geleneksel sanatların geçmişi ve İstanbul’daki yeri üzerine değerli bilgiler paylaştı. 

Rami Kütüphanesi’nde gerçekleşen “Masalların Işığında: Yol, Yoldaş ve Yolculuk” etkinliğinde, Zeynep Betül Akyıldız, masallar aracılığıyla içsel yolculuklar, sözün dönüştürücü etkisi ve hikâyelerin kurduğu yoldaşlık üzerine etkileyici bir anlatım sundu.

Hazerantik Kağıthane Sedef Atölyesi’nde ise sanatseverler sedef işleyerek el sanatlarında üretim yapmanın keyfini yaşadı.

“Aşıklar Kültür, Sanat, Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği Aşıklar Haftası” kapsamında aşıklar, tellerinden dökülen ezgileri Aşıklar Otağı Kültür Sanat Evi’nde İstanbullu sanatseverlerle buluşturdu. 

ÇOCUKLARIN SANAT VE BİLİM YOLCULUĞU DEVAM EDİYOR

Festival kapsamında çocuklara özel hazırlanan atölye çalışmaları, sahne gösterileri ve tiyatrolarla minik İstanbulluların festival coşkusu devam ediyor. Rami Kütüphanesi’nde yer alan “Gökyüzü Gözlem” etkinlik alanında çocuklar, teleskoplarla gökyüzünü inceleyerek evrenin büyüleyici sırlarını keşfetti. 

AKM Çocuk Sanat Merkezi’nde düzenlenen “Matisse'in Renkli Dünyası Resim Atölyesi”, “Kendi Mimari Eserini Yap”, “Küçük Kuğular Bale Atölyesi” ve “Dansla Büyüyorum Dans Atölyesi” ile çocuklar sanat ile iç içe yeni deneyimler kazandı. 


Çırağan PalaceKempinski İstanbul ve MEMEDER Meme Kanseri Farkındalığı İçin 11. Yılında El Ele

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Çırağan PalaceKempinski İstanbul ve MEMEDER Meme Kanseri Farkındalığı İçin 11. Yılında El Ele

Eşsiz konumu, göz alıcı mimarisi, zengin tarihi ve benzersiz güzelliğiyle şehrin en önemli simgelerinden biri olan Çırağan Palace Kempinski İstanbul, bu yıl da Meme Sağlığı Derneği (MEMEDER) ile birlikte meme kanseri farkındalık ayı kapsamında erken tanının önemine dikkat çekiyor. 11 yıldır aralıksız olarak sürdürülen iş birliği, toplumda meme sağlığı bilincini artırmak ve farkındalığı yaygınlaştırmak adına güçlü bir adım niteliği taşıyor.

Boğaz üzerinde Osmanlı İmparatorluğu’ndan kalma tek Saray ve otel olan, tarihi 17. yüzyıla dayanan Çırağan Palace Kempinski, farkındalığa özel #CiraganSarayiPembeOluyor ve #MemeSagligimElimde başlıkları altında, MEMEDER’e destek olmak ve erken tanının önemini vurgulamak üzere Ekim ayı süresince birbirinden anlamlı aktivitelere imza atıyor.

Çırağan Sarayı Ekim Boyunca Pembe Oluyor

Çırağan Sarayı’nın Boğaz’a bakan tarihi cephesi ve ünlü tarihi kapıları, Ekim ayı boyunca pembe ışıklarla aydınlatılıyor. Çırağan Sarayı çalışanları ay boyunca üniformalarının yakalarında pembe kurdeleler taşıyarak farkındalığa destek veriyor. MEMEDER yönetim ekibi de otel çalışanlarına yönelik farkındalık eğitimleri düzenliyor. Otelde konaklayan misafirler, ay boyunca faturalarına isteğe bağlı bağış ekleyerek MEMEDER’e katkıda bulunabiliyor. Ortak alanlar ve restoranlarda, meme kanserinde erken teşhisin önemiyle ilgili bilgilendirme materyalleri yer alıyor. Sarayın farklı noktalarında ise pembe çiçek aranjmanları misafirleri karşılıyor.

Tatlı Dokunuşlarla Farkındalık

Çırağan PalaceKempinski İstanbul, farkındalığı tatlı dokunuşlarla da hissettiriyor. Saray pastanesinin şefleri tarafından hazırlanan dev boyutlu pembe çikolatadan Çırağan Sarayı maketi, lobide misafirleri karşılıyor. Bunun yanı sıra otelin online alışveriş sitesi Çırağan PalaceShop’ta sunulan, Çırağan Sarayı ve Tarihi Kapı şeklindeki pembe ruby madlen çikolatalar ile şeker ilavesiz tatlardan oluşan “Fit Lezzetler” kategorisinde satılan tüm ürünlerin geliri, ay sonunda MEMEDER’e bağışlanıyor. Gazebo Restaurant’ta tüm masalarda farkındalığı artırıcı bilgi kartları yer alırken, ay boyunca çayın yanında pembe baklava, kahvenin yanında ise Çırağan Sarayı silüetindeki pembe madlen çikolatalar servis ediliyor.

Çırağan PalaceKempinski İstanbul Genel Müdürü ve KempinskiResidences Türkiye Bölge Direktörü RalphRadtke, bu yılki iş birliğiyle ilgili olarak,“MEMEDER ile birlikte tam 11 yıllardır yürüttüğümüz bu projede, her Ekim ayında toplumda farkındalık oluşturmak ve erken tanının önemini hatırlatmak bizim için çok değerli. Güç birliğimiz, yalnızca otelimizin dünyanın dört bir yanından gelen misafirlerine değil, tüm topluma ulaşarak farkındalık yaratma amacımıza hizmet ediyor. Çırağan Sarayı’nın pembe ışıkları altında, misafirlerimiz ve çalışanlarımızla birlikte bu anlamlı projeye destek vermekten gurur duyuyoruz” dedi.

MEMEDER Kurucusu, Onursal Başkanı ve Senologic International Society Başkanı Prof. Dr. Vahit Özmen ise hem Türkiye’de hem de dünyada kadınlarda en sık rastlanan kanser türü olan meme kanserinin erken tanı sayesinde önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık olduğunun altını çizdi. Kadınların bu konuda bilinçlenmesinin hayati önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Özmen, iş birliğine ilişkin olarakşu sözleri dile getirdi:“Meme kanseri kadınlarda en sık görülen kanser olmakla birlikte, önlenebilir ve tedavi edilebilir bir hastalık. Bunun için kadınların bilinçlenmesi ve erken tanının önemini bilmesi gerekiyor. Çırağan PalaceKempinski İstanbul ile yıllardır sürdürdüğümüz iş birliği, daha çok kadına ulaşmak ve farkındalığı artırmak için bizlere olağanüstü fırsatlar sunuyor. Sarayın pembe ışıkları, düzenlenen aktiviteler ve bilgilendirme çalışmaları sayesinde toplumda önemli bir etki yaratıyoruz. Bu değerli katkılar için Çırağan PalaceKempinski İstanbul yönetimine teşekkür ediyorum.”

MEMEDER Yönetim Kurulu Başkanı Leman Otru ise, “11 yıllık değerli iş birliğimiz boyunca, Çırağan PalaceKempinski İstanbul ile gerçekleştirdiğimiz Meme Kanseri farkındalık etkinlikleri, her yıl daha fazla kadına ulaşmamızı ve bu önemli konuda toplumsal bilinç oluşturmayı mümkün kıldı. Bu süreçte birlikte yürüdüğümüz yol, sadece etkinlikler düzenlemekle kalmadı, aynı zamanda toplumda kalıcı etkiler bırakarak, kadınların sağlığına dair farkındalığı artırmada önemli bir adım attı. Çırağan PalaceKempinski İstanbul yönetiminin ve tüm çalışanlarının bu süreçteki katkıları büyük. Kendilerine bu uzun soluklu iş birliğimize sundukları destek için teşekkür ediyorum. Birlikte daha birçok kadının hayatına dokunmak ve meme kanseri konusunda toplumsal farkındalığı daha da artırmak için çalışmalarımıza devam edeceğiz.”


Neslişah Tavukçu: “Siber güvenlik, şirket itibarının görünmeyen kalkanıdır”

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Wixiw’den uyarı: Marka değerini korumak siber güvenlikten geçiyor 

Neslişah Tavukçu: “Siber güvenlik, şirket itibarının görünmeyen kalkanıdır”

Dünya genelinde yapılan son araştırmalar, siber güvenliğin artık bilgi teknolojileriyle sınırlı bir koruma alanı olmaktan çıktığını gösteriyor. Bugün ve gelecekte, işletmelerin marka değerini koruması “siber güvenlikten” geçiyor. Dijital dönüşümün hızlanması, bulut tabanlı altyapılara geçiş ve yapay zekanın yaygınlaşmasıyla birlikte siber güvenlik, şirketlerin büyüme stratejilerinin temel bir parçası haline geldi. Özellikle, marka itibarı, müşteri deneyimi, yeni pazarlara açılım, teknoloji adaptasyonu, inovasyon gibi alanlarda siber güvenlik doğrudan süreçlerde değer katıyor. 

İşletmeler için sürdürülebilir bir marka değeri oluşturmanın temel taşlarından birisinin “siber güvenlik” olduğunun altını çizen Wixiw Yazılım ve Bilgi Güvenliği Teknoloji Şirketi Kurucusu Neslişah Tavukçu, şunları söyledi: 

“Siber güvenlik, sadece bir maliyet kalemi değil, işin sürekliliğini sağlayan stratejik bir ortak konumundadır. Siber güvenliği, stratejik öncelik olarak benimseyen kurumlar, dijital dönüşüm süreçlerinde daha sürdürülebilir başarılar elde ederken, aynı zamanda rekabette de öne çıkmaktadır. Bir zamanlar sadece BT departmanlarının gündeminde olan siber güvenlik, artık işin ve iletişim stratejilerinin merkezinde yer alıyor. Veri ihlalleri, fidye yazılımları veya sosyal mühendislik saldırıları, dijital altyapıların ötesinde kamuoyu algısını da doğrudan etkiliyor. Peki, itibarınızı hack’lenmeye karşı nasıl koruyorsunuz? Siber güvenlik, artık sadece bir dijital koruma değildir, aynı zamanda marka itibarının ve sadakatin sürekliliğini sağlayan kritik bir rol üstlenmektedir.” dedi.

Siber güvenlik altyapısı kurmayan şirketler, maddi kayıplar ve itibar erozyonu ile karşı karşıya 

Siber güvenliğin işletmedeki herkesin ortak sorumluluğu olduğuna işaret eden Wixiw Yazılım Kurucusu Neslişah Tavukçu, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Güçlü bir güvenlik altyapısı kuramayan işletmeler, hem maddi kayıplarla, hem de itibar erozyonu ile karşı karşıya kalıyor. Siber güvenlik, artık sadece teknik ekiplerin değil, tüm organizasyonun ortak sorumluluğudur. Bu nedenle, işletmelerin yalnızca teknolojik çözümlere değil, aynı zamanda çalışan farkındalığına da yatırım yapması gerekiyor. Özellikle KOBİ’lerin bu alandaki eksiklerini hızla gidermesi, rekabet gücünü korumaları açısından kritik bir önem taşıyor. Az önce belirttiğim gibi dijitalleşme sürecindeki güvenlik açıkları, markayı ve müşteri sadakatini zedeleyebilir ve bu da uzun vadeli büyüme hedeflerini riske atmak demektir. Kısaca bu tablo, siber güvenliğin; iş sürekliliği ve marka itibarı açısından vazgeçilmez bir stratejiye dönüştüğünü açıkça ortaya koymaktadır.” diye konuştu.