26 Ekim 2026 Pazartesi

ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), 737-10 modelini sertifikalandırdı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ABD Federal Havacılık İdaresi, 737 MAX ailesinin en büyük modeli Boeing 737-10’u sertifikalandırdı

• Yaklaşık 1.000 test uçuşunun gerçekleştirildiği sertifikasyon sürecinde kapsamlı emniyet değerlendirmeleri ve tasarım incelemeleri tamamlandı.

• FAA onayı, koltuk başına en ekonomik çözümüve gelişmiş emniyet özellikleri sunan tek koridorlu uçağın teslimatlarının önünü açtı.

ABD Federal Havacılık İdaresi (FAA), Boeing [NYSE: BA] 737 MAX ailesinin en yeni ve en büyük üyesi olan 737-10 modelini sertifikalandırdı. FAA tarafından verilen onayla birlikte Boeing’in önümüzdeki aylarda uçağın teslimatlarına başlamasının önü açıldı.

Havayolu şirketlerine yüksek verimlilik ve operasyonel esneklik sunan 737 MAX ailesi, 737-10 modelinin sertifikalandırılmasıyla tamamlandı. Ailenin ortak tasarım altyapısını temel alan en büyük model, gelişmiş özellikleriyle şu avantajları sunuyor:

• Azami koltuk düzeninde 230 yolcu taşıma kapasitesi.

• Hâlihazırda hizmette bulunan tek koridorlu uçaklara kıyasla koltuk başına en düşük maliyet.

• İlave yakıt tanklarıbulunmayan rakiplerine kıyasla 365 deniz mili daha uzun menzil.

737-10 ayrıca, 737 MAX ailesinin tamamında standart hâle gelecek geliştirilmiş hücum açısı (Angle-of-Attack – AoA) sistemi de dahil olmak üzere uçuş emniyetini artıran yeni özellikler sunuyor.

Boeing Ticari Uçaklar Başkanı ve CEO’su Stephanie Pope, “Sertifikasyon sürecinin tamamlanması, ticari havacılıkta yeni bir standart belirleyecek Boeing uçağının müşterilerimize teslim edilmesinin önünü açıyor. 737-10, daha yüksek yolcu kapasitesi, daha uzun menzili ve sınıfındaki koltuk başına en ekonomik çözümüyle dünya genelindeki havayolu şirketlerine daha fazla değer ve yeni fırsatlar sunacak. 737 MAX ailesini tamamlayarak müşterilerimize sektörün en verimli ve esnek tek koridorlu uçak portföyünü sunmaktan da büyük memnuniyet duyuyoruz.” dedi.

Bugüne kadar dünya genelinde 30’dan fazla müşteri tarafından toplam 1.555 adet 737-10 siparişi verildi. Bu rakam, 737 MAX programının mevcut sipariş portföyünün yüzde 30’undan fazlasını oluşturuyor.

737-10, 2020 yılında yürürlüğe giren Uçak Sertifikasyonu, Emniyet ve Hesap Verebilirlik Yasası’nın (Aircraft Certification, Safety, andAccountabilityAct – ACSAA) tüm gereklilikleri kapsamında sertifikalandırılan ilk ticari uçak oldu. Söz konusu yasa, emniyet değerlendirmeleri ve insan faktörleri analizlerinin daha kapsamlı biçimde belgelendirilmesini zorunlu kılıyor.

Boeing, ACSAA ve FAA sertifikasyon gereklilikleri doğrultusunda 737-10 için kapsamlı bir sertifikasyon programı yürüttü. Program kapsamında:

• 2.000 saatin üzerinde uçuş testi ve 1.000 saatlik yer testi gerçekleştirildi.

• On binlerce sayfalık teknik dokümantasyon hazırlandı ve FAA ile uzun saatler süren resmî değerlendirme toplantıları yapıldı.

Boeing Ticari Uçaklar 737 Uçak Geliştirme Programları Başkan Yardımcısı ve Genel Müdürü Chris Payne, “Uçuş test ekibimiz, uçağın tüm sistemlerini doğrulamak amacıyla disiplinli ve sistematik bir test programı yürüttü. Bu titiz süreç, teslimat aşamasına ilerlerken bize güven veriyor. Tüm ekibimizin gösterdiği kararlılık ve profesyonellikle gurur duyuyorum.” dedi.

737 MAX ailesi hakkında

737 MAX ailesi, 135 ila 230 yolcu kapasitesine sahip, yüksek verimlilik sunan uçaklardan oluşuyor. Farklı kapasite ve menzil seçenekleriyle havayolu şirketlerinin uçuş ağlarına ve filo ihtiyaçlarına uygun çözümler sağlıyor.

737 MAX ailesi için bugüne kadar toplam 7.350 uçak siparişi alındı. Eylül 2026 sonu itibarıyla bu uçakların yaklaşık 2.500 adedi müşterilere teslim edildi. 737-10 modeli, henüz teslim edilmemiş 737 MAX siparişlerinin yüzde 30’undan fazlasını oluşturuyor.

Ailenin en büyük üyesi 737-10, iki sınıflı kabin düzeninde tipik olarak 185 ila 210 yolcu taşıma kapasitesine ve 3.100 deniz miline kadar menzile sahip. Uçakta kullanılan teknolojik yenilikler, yakıt tüketimi ve karbondioksit (CO₂) emisyonlarında yüzde 20 azalma sağlıyor.

737 MAX ailesinde 737-10’un yanı sıra, farklı operasyonel ihtiyaçlara yönelik özellikler sunan 737-7, 737-8, 737-8-200 ve 737-9 modelleri bulunuyor:

• 737-7: İki sınıflı kabin düzeninde tipik olarak 135 ila 160 yolcu kapasitesi ve 3.800 deniz miline kadar menzil sunuyor. Yüksek rakımlı ve sıcak iklim koşullarına sahip havalimanlarından gerçekleştirilen operasyonlarda üstün performans sağlamak üzere tasarlanan model, Ağustos 2026’da FAA tarafından sertifikalandırıldı.

• 737-8: 160 ila 180 yolcu kapasitesi ve 3.500 deniz miline kadar menziliyle kısa ve orta menzilli uçuş ağlarının hemen her segmentinde kârlı operasyon imkânısunuyor.

• 737-9: 737-8’e kıyasla üç ilave koltuk sırasına sahip olan model, 175 ila 195 yolcu kapasitesi ve 3.300 deniz miline kadar menzil sunuyor.


İGA İstanbul Havalimanı’na OAG’den “Dünyanın En Bağlantılı Havalimanı” Ödülü

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İGA İstanbul Havalimanı’na OAG’den “Dünyanın En Bağlantılı Havalimanı” Ödülü

İGA İstanbul Havalimanı, küresel havacılık veri ve analiz kuruluşu OAG’nin “Megahubs 2026” raporunda Londra Heathrow’u geride bırakarak “küresel bağlantı gücü en yüksek havalimanı”seçildi; bu başarısıyla Frankfurt’ta düzenlenen Routes World 2026 kapsamında “Megahubs Ödülü”ne layık görüldü.

Küresel bağlantı gücünde dünya lideri İGA İstanbul Havalimanı, uluslar arası alandaki başarılarına yenisini ekledi.Yaklaşık 100 yıllık geçmişiyle küresel havacılık sektörünün önde gelen veri ve analiz kuruluşları arasında yer alan OAG tarafından hazırlanan “Megahubs 2026”raporunda Londra Heathrow’u geride bırakarak “dünyanın bağlantı gücü en yüksek havalimanı” seçilen İGA İstanbul Havalimanı’nın ödülünü, Frankfurt’ta düzenlenen Routes World 2026 kapsamında İGA İstanbul Havalimanı Havacılık Geliştirme Direktörü Fırat Ocak aldı.


Dünyanın önde gelen hava yolları, havalimanları ve destinasyonlarından karar vericileri bir araya getiren etkinlikte takdim edilen ödül, İstanbul’un küresel hava ulaşımındaki stratejik konumunu ve İGA’nın uluslararası bağlantı gücünü bir kez daha tescilledi.

OAG tarafından her yıl yayımlanan “Megahubs” raporu, dünyanın önde gelen havalimanlarını uluslararası uçuş bağlantıları açısından değerlendirerek küresel ve bölgesel ölçekte sıralıyor. Yılın en yoğun gününde planlanan uluslararası uçuş bağlantıları ile havalimanlarının hizmet verdiği destinasyon sayısını esas alan bağlantı endeksi, havalimanlarının küresel hava ulaşım ağındaki konumunu ortaya koyuyor.


ATF26 Türkiye Kapılarını Açtı: Turizmin Kalbi Antalya’da Atıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

ATF26 Türkiye Kapılarını Açtı: Turizmin Kalbi Antalya’da Atıyor

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF26 Türkiye), sekizinci kez kapılarını açtı. Açılış töreninde kamu kurumları, yerel yönetimler, finans dünyası ve turizm sektörünün temsilcileri bir araya geldi. Türkiye’nin turizmdeki küresel konumu, uluslararası ticaret kapasitesi, yeni yatırımlar, destinasyonlar arası iş birliği, dijital dönüşüm ve sürdürülebilir turizm açılış konuşmalarının öne çıkan başlıkları oldu.

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı, 26 Ekim 2026 tarihinde ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi’nde düzenlenen törenle sekizinci kez kapılarını açtı. Türkiye İş Bankası ana sponsorluğunda ve Kilit Hospitality ana partnerliğinde gerçekleştirilen fuar, 26–28 Ekim tarihleri boyunca dünyanın dört bir yanından turizm profesyonellerini, sektörün karar vericilerini, yatırımcıları, seyahat acentelerini ve otel markalarını Antalya’da buluşturuyor.

"Türkiye İçin Buluşuyoruz" mottosuyla düzenlenen ATF26 Türkiye’nin açılışında, Türk turizminin mevcut konumu ve gelecek dönem hedefleri değerlendirildi. Konuşmalarda turizmde büyümenin yalnızca ziyaretçi sayılarıyla ölçülemeyeceği, katma değerin artırılması, farklı destinasyonlar arasında iş birliği kurulması ve sektörün küresel rekabete hazırlanması gerektiği vurgulandı.

Açılışta ATF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral, Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, AKTOB Başkanı ve TÜROFED Başkan Yardımcısı Kaan Kaşif Kavaloğlu, TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, KKTC Turizm Bakanlığı Antalya Temsilcisi Dr. Nazmi Pınar ve Antalya Valisi Hulusi Şahin sektörün gündemine ilişkin değerlendirmelerini paylaştı.


Selçuk Meral: “Türkiye İçin Çalıştık, Türkiye İçin Buluştuk”

ATF26 Türkiye’nin açılış konuşmasını gerçekleştiren ATF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral, organizasyonun 2019 yılında başlayan yolculuğunun sekizinci fuara ulaştığını belirterek, Antalya Turizm Fuarı’nın uluslararası ölçekteki gelişimini ve Türkiye turizmine sağladığı katkıları değerlendirdi.

Yedi yıllık süreçte sekiz fuar gerçekleştirdiklerini belirten Meral, ATF26'nın 40 bin metrekarelik alanda düzenlendiğini, 100'ün üzerinde ülkeden turizm profesyonelini bir araya getirdiğini ve 40 binin üzerinde ziyaretçinin beklendiğini ifade etti.

Antalya Turizm Fuarı’nın bugün ulaştığı noktanın uzun yıllara dayanan bir çalışmanın sonucu olduğunu vurgulayan Meral, fuarın yalnızca Antalya’nın değil, Türkiye’nin uluslararası turizm ticaretindeki konumunu güçlendirmeyi amaçlayan bir organizasyon olduğunu belirtti.

Türkiye’nin farklı şehirlerinden turizm temsilcilerinin de fuarda yer aldığını aktaran Meral, Antalya’nın uluslararası turizm deneyimiyle ülkenin diğer destinasyonlarına katkı sağlayabilecek önemli bir birikime sahip olduğunu söyledi. Rize, Konya, Manisa, Mersin, Tokat, Kapadokya, Ankara ve Bursa gibi farklı destinasyonların ATF26 çatısı altında buluşmasının önemine dikkat çekti.

Antalya’nın Türkiye’nin turizm alanındaki bilgi birikimi ve deneyim merkezi konumunda olduğunu vurgulayan Meral, bu birikimin sektörün gelişimi için değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

ATF26’nın ticari kapasitesine de değinen Meral, fuarda yer alan seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin uluslararası turizm hareketliliğinde önemli bir ekonomik büyüklüğü temsil ettiğini belirtti. Organizasyonun temel hedeflerinden birinin, Türkiye’nin turizm ticaretindeki konumunu her yıl daha da güçlendirmek olduğunu aktardı.

Fuarın içerik bakımından da sürekli geliştiğini ifade eden Meral, bu yıl yeni programlarla farklı turizm alanlarını aynı platformda buluşturduklarını söyledi.

ATF Genç kapsamında gençlerin turizm sektörüyle daha yakın ilişkiler kurmasını hedeflediklerini belirten Meral, Gençlik ve Spor Bakanlığı ve Antalya'daki teknoloji kuruluşlarıyla yürütülen çalışmalara dikkat çekti. Gençleri sektör profesyonelleriyle bir araya getirerek turizmin geleceğine yönelik yeni fırsatlar oluşturmayı amaçladıklarını ifade etti.

ATF Tourism Cities Summit programına da değinen Meral, Türkiye’nin farklı şehirlerinin aynı çatı altında buluşmasının ve destinasyonlar arasındaki bilgi paylaşımının önemini vurguladı.

Her yıl fuarın kapsamını genişletmeye ve içeriğini zenginleştirmeye çalıştıklarını belirten Meral, ATF'nin yalnızca bir buluşma noktası olarak kalmaması, sektörde yeni iş birliklerinin geliştirilmesine ve Türkiye'nin uluslararası turizmdeki konumunun güçlendirilmesine katkı sunması için çalıştıklarını söyledi.

Organizasyonun ulaştığı noktada sektörün tüm bileşenlerinin katkısı bulunduğunu ifade eden Meral, “Bu yolculukta herkesin bir payı var. Başta çalışma arkadaşlarım, ailem ve tabii ki tüm turizm sektörü. Herkesin çorbada tuzu var.” sözleriyle ortak emeğe dikkat çekti.

Başta kamu kurumları, yerel yönetimler ve turizm sektörü temsilcileri olmak üzere fuara destek veren tüm paydaşlara teşekkür eden Meral, ATF'nin gelecekte daha kapsamlı uluslararası buluşmalara ev sahipliği yapması için çalışmalarını sürdüreceklerini belirtti.

Sezgin Yılmaz: “Turizme Aktardığımız Kaynağı 2,5 Milyar Dolar Seviyesine Getirdik”

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz, turizm sektörünün değişen küresel rekabet koşullarına uyum sağlaması gerektiğini belirterek, bankanın sektöre sunduğu finansman desteğine ilişkin önemli veriler paylaştı.

Son yaklaşık iki buçuk yılda turizm sektörüne aktardıkları kaynağın 2,5 milyar dolar seviyesine ulaştığını açıklayan Yılmaz, özel sektör bankaları arasında turizme sağlanan finansmanda önemli bir paya sahip olduklarını ifade etti.

Turizmin istihdam yaratan, döviz kazandıran ve yerel ekonomileri canlandıran stratejik bir kalkınma alanı olduğunu vurgulayan Yılmaz, finansman desteklerini yalnızca kredi büyüklükleriyle değerlendirmediklerini belirtti.

Yılmaz, sağlanan kaynakların arkasında yeni yatırımlar, korunan ve oluşturulan istihdam olanakları, gelişen işletmeler ve Türkiye’nin turizm potansiyeline duyulan güven bulunduğuna dikkat çekti.

Dünya turizminin yeni bir rekabet dönemine girdiğini ifade eden Yılmaz, dijitalleşme, yapay zekâ, değişen ziyaretçi beklentileri ve artan maliyetlerin sektörün geleceğinde belirleyici olacağını söyledi. Antalya’nın güçlü konaklama kapasitesi, hizmet standartları ve uluslararası iş birlikleriyle önemli bir yatırım merkezi olduğunu vurgulayan Yılmaz, Türkiye İş Bankası’nın turizm yatırımlarına desteğini sürdüreceğini belirtti.

Kaan Kaşif Kavaloğlu: “Antalya Turizm Fuarı Dünyanın Sayılı Turizm Fuarlarından Biri Hâline Geldi”

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı ve Türkiye Otelciler Federasyonu (TÜROFED) Başkan Yardımcısı Kaan Kaşif Kavaloğlu, Antalya Turizm Fuarı'nın uluslararası ölçekte ulaştığı noktaya dikkat çekerek, dijitalleşen dünyada turizm fuarlarının önemini koruduğunu vurguladı.

ATF'nin kuruluşundan itibaren gelişimine tanıklık ettiğini belirten Kavaloğlu, organizasyonun dünyanın sayılı turizm fuarları arasında değerlendirilebilecek uluslararası bir yapıya ulaştığını ifade etti.

Antalya'nın yaklaşık 17 milyon yabancı turistin yanı sıra 7–7,5 milyon yerli turisti ağırladığını belirten Kavaloğlu, kentin sahip olduğu konaklama kapasitesi, hizmet deneyimi ve turizm altyapısıyla uluslararası ölçekte önemli bir konumda olduğunu söyledi.

Antalya Turizm Fuarı'nın en önemli avantajlarından birinin turizm profesyonellerine destinasyonu yerinde deneyimleme fırsatı sunması olduğunu belirten Kavaloğlu, katılımcıların otelleri, ulaşımı, gastronomiyi ve hizmet anlayışını doğrudan değerlendirebildiğini ifade etti.

Dijitalleşmenin fiziksel buluşmaların önemini ortadan kaldırmadığını vurgulayan Kavaloğlu, “Fuarlar ehemmiyetini yitirmiyor.” sözleriyle turizm sektöründe insan ilişkilerinin ve hizmet deneyiminin önemini koruduğuna dikkat çekti.

AKTOB ile ATF arasındaki iş birliğine de değinen Kavaloğlu, otellerin birikiminin fuarcılığın gücüyle buluşturulması ve Antalya'nın tüm imkânlarının uluslararası organizasyonların başarısı için birlikte değerlendirilmesi gerektiğini ifade etti.

Davut Günaydın: “Turizmde Yeni Bir Yol Haritası Çizmemiz Gerekiyor”

Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) Başkan Yardımcısı Davut Günaydın, Türk turizminin mevcut başarısını sürdürebilmesi için kurumlar arası koordinasyonun güçlendirilmesi, teşvik mekanizmalarının geliştirilmesi ve seyahat acentelerinin sektördeki konumunun korunması gerektiğini vurguladı.

Antalya'ya gelen turistlerin yaklaşık yüzde 80'inin seyahat acenteleri ve tur operatörleri aracılığıyla getirildiğini belirten Günaydın, bu kuruluşların Türk turizminin gelişiminde önemli bir rol üstlendiğini ifade etti.

Dijital platformlara yönelik yasal düzenlemelere değinen Günaydın, dijitalleşmeye karşı olmadıklarını ancak uluslararası platformlarla seyahat acenteleri arasında eşit rekabet koşullarının sağlanması gerektiğini söyledi.

Turizm sektöründe bakanlıklar arası bir koordinasyon mekanizmasına ihtiyaç duyulduğunu belirten Günaydın, karar alma süreçlerinin hızlandırılması ve turizm yatırımlarına yönelik teşviklerin artırılması çağrısında bulundu.

Hava yollarının seyahat acenteleriyle rekabet etmek yerine iş birliğini güçlendirmesi gerektiğini vurgulayan Günaydın, müze giriş ücretlerinin yeniden değerlendirilmesi ve turizm profesyonellerine yeşil pasaport imkânı sağlanması yönündeki taleplerini de dile getirdi.

Günaydın, “Yeni bir yol haritası çizmemiz gerekiyor. Bizim bu çıtayı daha yükseğe çıkarmamız gerekiyor.” sözleriyle sektörün gelişimi için ortak hareket edilmesi gerektiğini ifade etti.

Büşra Özdemir: “Turizmden Elde Edilen Değer Toplumun Geneline Ulaşmalı”

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir, turizmde başarının yalnızca ziyaretçi sayıları üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, kişi başı turizm gelirinin artırılması ve turizmin yılın 12 ayına yayılmasının önemini vurguladı.

Yakın coğrafyada yaşanan savaşların ve küresel belirsizliklerin turizm sektörünün karşı karşıya bulunduğu zorlukları ortaya koyduğunu ifade eden Özdemir, bu koşullarda ziyaretçi sayılarını korumanın önemli olduğunu ancak elde edilen ekonomik değerin toplumun geneline yayılması gerektiğini belirtti.

Antalya'nın turizm potansiyelinin yalnızca bilinen merkezlerle sınırlı kalmaması gerektiğini vurgulayan Özdemir, ilçelerin, köylerin, yerel üreticilerin ve kültürel değerlerin turizm faaliyetlerine daha fazla dahil edilmesinin önemine dikkat çekti.

Turizmin gelişiminin Antalya halkının refahına da katkı sağlaması gerektiğini belirten Özdemir, yerel esnafın kazandığı, çiftçilerin ürünlerini turizmle buluşturabildiği ve gençlerin istihdam olanaklarına erişebildiği bir turizm modeli için çalıştıklarını ifade etti.

İklim değişikliği, su kaynaklarının korunması, atık yönetimi ve çevresel sürdürülebilirliğin Antalya turizminin geleceğinden ayrı düşünülemeyeceğini söyleyen Özdemir, teknolojinin insan odaklı bir anlayışla kullanılması gerektiğini vurguladı.

Özdemir, Antalya'nın doğasını koruyan, kültürel mirasına sahip çıkan ve yerel halkıyla birlikte gelişen bir turizm destinasyonu olarak geleceğe taşınmasını hedeflediklerini belirtti.

Dr. Nazmi Pınar: “Antalya ile Kuzey Kıbrıs’ı Birbirine Rakip Olarak Değil, İki Güçlü Destinasyon Olarak Görüyoruz”

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti Turizm Bakanlığı Antalya Temsilcisi Dr. Nazmi Pınar, Antalya ile Kuzey Kıbrıs arasındaki turizm ilişkilerinin geliştirilmesi ve iki destinasyonun ortak tanıtım çalışmalarına ağırlık vermesi gerektiğini vurguladı.

KKTC Başbakan Yardımcısı ve Turizm Bakanı Fikri Ataoğlu'nun yoğun programı nedeniyle açılış törenine katılamadığını belirten Pınar, Bakan Ataoğlu'nun selamlarını ve iyi dileklerini iletti.

Kuzey Kıbrıs'ın turizm hedefinin yalnızca ziyaretçi sayısını artırmak olmadığını belirten Pınar, turizm gelirlerini yükselten, hizmet kalitesini geliştiren, yerel değerleri koruyan ve turizmi dört mevsime yayan sürdürülebilir bir yapının oluşturulmasının önemini ifade etti.

Pınar, “Biz Antalya ile Kuzey Kıbrıs'ı birbirine rakip iki turizm merkezi olarak değil, Akdeniz turizmine birlikte değer katabilecek iki güçlü destinasyon olarak görüyoruz.” sözleriyle ortak destinasyon yaklaşımını ortaya koydu.

Antalya'nın uluslararası turizm deneyimiyle Kuzey Kıbrıs'ın özgün destinasyon kimliğinin birbirini tamamladığını belirten Pınar, ortak tanıtım faaliyetlerinin, tur operatörleriyle ilişkilerin ve alternatif turizm ürünlerinin geliştirilmesinin önemine dikkat çekti.

Türkiye'nin Kuzey Kıbrıs'ın uluslararası turizmdeki görünürlüğüne sağladığı desteğe de değinen Pınar, ATF26'nın yeni ortaklıklar ve uzun vadeli iş birlikleri açısından stratejik bir fırsat olduğunu ifade etti.

Hulusi Şahin: “Birbirimize Rakip Değiliz, Biz Birbirimizin Destekleyicisiyiz”

Antalya Valisi Hulusi Şahin, Türk turizminin küresel ölçekte güçlü bir konuma sahip olduğunu belirterek, sektörün karşılaştığı ekonomik ve jeopolitik zorluklara rağmen uluslararası rekabet gücünü koruduğunu vurguladı.

Türkiye'nin dünyanın önde gelen beş turizm ülkesi arasında yer aldığını belirten Şahin, turizmin olumsuz gelişmelere karşı dayanıklılık gösteren bir sektör olduğunu ifade etti.

“Antalya Türk turizminin kalbi.” sözleriyle kentin sektördeki konumuna dikkat çeken Şahin, Türkiye'nin turizm potansiyelinin yalnızca tek bir destinasyon üzerinden değerlendirilmemesi gerektiğini söyledi.

Antalya'nın İstanbul, Kapadokya, Muğla ve Mersin gibi destinasyonlarla birlikte ele alınmasının önemine değinen Şahin, şehirlerin birbirini tamamlayan turizm ürünleri geliştirmesi gerektiğini vurguladı.

Şahin, “Birbirimize rakip değiliz. Biz birbirimizin destekleyicisiyiz.” sözleriyle destinasyonlar arası iş birliği çağrısında bulundu.

Türkiye'nin gastronomi, kültür, şehir ve resort turizmi açısından güçlü bir çeşitliliğe sahip olduğunu belirten Şahin, yalnızca deniz ve güneş turizmine odaklanmak yerine farklı turizm ürünlerinin birlikte geliştirilmesi gerektiğini ifade etti.

Antalya Turizm Fuarı'nın sekizinci yılında uluslararası ölçekte önemli bir konuma ulaştığını belirten Şahin, organizasyonun yalnızca Antalya ve Türkiye'nin değil, Akdeniz'in ve dünyanın turizm buluşmalarından biri hâline geldiğini söyledi.

Şahin, Antalya'nın turizm alanında yıllar içerisinde edindiği deneyimin diğer destinasyonlar açısından da önemli bir fırsat sunduğunu vurgulayarak, ATF'nin bu deneyimin paylaşılması için değerli bir platform olduğunu ifade etti.

ATF26 Türkiye Üç Gün Boyunca Turizmin Geleceğini Konuşacak

Açılış konuşmalarında turizm sektörünün uluslararası rekabet gücünün korunması, finansman olanaklarının geliştirilmesi, dijital dönüşüm, sürdürülebilirlik ve destinasyonlar arasında iş birliğinin güçlendirilmesi gerektiği öne çıktı.

ATF26 Türkiye, üç gün boyunca uluslararası turizm ticaretini ve sektörün geleceğini şekillendiren başlıkları aynı platformda buluşturmaya devam edecek.

Fuarın programında Rixos Hotels Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince'nin keynote konuşması, ATF Tourism Cities Summit, uluslararası turizm pazarlarını ele alan paneller, turizm teknolojileri buluşmaları ve ATF Genç programı yer alıyor.

"Türkiye İçin Buluşuyoruz" mottosuyla düzenlenen ATF26 Türkiye, 28 Ekim tarihine kadar ANFAŞ Antalya Fuar Merkezi'nde turizm profesyonellerini ağırlayacak.




Jolly, Antalya çağrı merkezi operasyonlarını yeni ofisine taşıdı.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


JOLLY’NİN ANTALYA ÇAĞRI MERKEZİ YENİ OFİSİNDE HİZMET VERMEYE BAŞLADI

Jolly, Antalya çağrı merkezi operasyonlarını yeni ofisine taşıdı. Tecrübeli kadrosu, yeni santral yapısı ve teknoloji yatırımlarıyla hizmetlerini sürdüren çağrı merkezi, misafirlerin tatil beklentilerini karşılamaya hazır.

Türkiye’nin önde gelen turizm markalarından Jolly, müşteri iletişiminde önemli bir rol üstlenen Antalya çağrı merkezi operasyonlarını yeni adresine taşıdı. Yeni ofisin açılışı, Jolly Yönetim Kurulu Başkanı Mete Vardar, Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı ve CEO’su Mert Vardar, Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği (AKTOB) Başkanı Kaan Kavaloğlu ve Türkiye Seyahat Acentaları Birliği (TÜRSAB) İkinci Başkanı Davut Günaydın’ın katılımıyla gerçekleştirildi. Jolly departman müdürleri ile çağrı merkezinin tüm çalışanlarının da yer aldığı açılışla birlikte, Ekim ayı itibarıyla büyüyen ve gelişen yapısına uygun olarak hazırlanan yeni ofis hizmet vermeye başladı.

Jolly, Antalya ve İzmir’deki iki merkezinde modern teknolojik altyapısıyla çağrı merkezi operasyonlarını yürütüyor. Her iki merkezde toplam 500kişi kapasiteli callcenter hizmetine yönelik istihdam sağlayan Jolly, misafirleriyle kurduğu iletişimi güçlendirirken farklı hizmet alanlarındaki operasyonlarını da bu yapı üzerinden sürdürüyor.Otellere HotelLab markası altında çağrı merkezi desteği de sunan Jolly, otellerin hizmet süreçlerine hâkim deneyimli operatörleri aracılığıyla misafir taleplerini yönetiyor. Bu alanda görev yapan ekip, otellerin ihtiyaçlarına yönelik hizmet sunarak operasyonel süreçlerin etkin biçimde yürütülmesine katkıda bulunuyor.


Modern tasarımı ve farklı ihtiyaçlara yönelik düzenlenen çalışma alanlarıyla öne çıkan yeni ofis, çalışan konforunu da ön planda tutuyor. Günlük operasyonların yürütüldüğü çalışma alanlarının yanı sıra toplantı odaları, mola alanları ve ortak kullanım alanları, çalışanlara sosyalleşebilecekleri konforlu bir ortam sunuyor. Bu alanların, ekip içi iletişimi desteklemesi ve günlük iş süreçlerinin daha verimli yürütülmesine katkı sağlaması hedefleniyor.

Jolly’nin çağrı merkezi operasyonları, misafirlerin tatil planlama sürecinden seyahatleriyle ilgili ihtiyaçlarına kadar uzanan iletişim zincirinin önemli bir parçasını oluşturuyor. Tatil öncesinde doğru bilgiye ulaşma, seçenekleri değerlendirme ve ihtiyaç duyulduğunda destek alma süreçlerinde misafirlerin yanında olan çağrı merkezi, müşteri deneyiminin şekillenmesine katkıda bulunuyor.

Turizm sektörünün önemli merkezlerinden Antalya, Jolly’nin operasyonel yapılanması açısından da değer taşıyor. Jolly, yeni ofisiyle çalışanlarının günlük iş akışını destekleyen ve ekip içi iletişimi güçlendiren bir çalışma ortamı sunmayı hedefliyor. Yeni lokasyon, Jolly’nin müşteri deneyimine ve misafir memnuniyetine verdiği önemi yansıtan yapılanmasının bir parçası olarak öne çıkıyor.


Geleceğin E Hali 2026’da Kolaysoft Teknoloji eczacılar ve sektör paydaşlarıyla buluştu

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Geleceğin E Hali 2026’da Kolaysoft Teknoloji eczacılar ve sektör paydaşlarıyla buluştu

“Havanın Yeni Kodları” mottosuyla İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Geleceğin E Hali 2026, üç gün boyunca yoğun eczacı katılımıyla gerçekleşti. Eczanelerin dijital dönüşümüne yönelik çözümlerini tanıtan Kolaysoft Teknoloji, çok sayıda sektör paydaşıyla bir araya geldi. Etkinlik boyunca,EczacıPOS’a yönelik yoğun ilgi ve talep öne çıktı.

22–24 Ekim 2026 tarihlerinde gerçekleştirilen Geleceğin E Hali 2026, eczacıları ve eczacılık sektörünün farklı alanlarında faaliyet gösteren kuruluşları İstanbul’da buluşturdu. Kolaysoft Teknoloji’yi etkinlikte KolaySağlık Direktörü Elif Demir, Kurumsal İletişim Müdürü Burcu Küçüknamlı ve Ecz. Emre Özmert temsil etti.

Üç gün süren etkinlik boyunca eczacılarla doğrudan iletişim kuran Kolaysoft temsilcileri, eczanelerin günlük işleyişini kolaylaştıran dijital çözümler hakkında bilgiler verdi. Görüşmelerde, ödeme sistemleri, e-belge uygulamaları ve dijital süreçlerin birlikte yönetilmesi gibi konular ele alınırken, eczacıların sahada karşılaştığı ihtiyaçlar ve çözüm beklentileri dinlendi.

EczacıPOS’ayoğun ilgi ve talep

Etkinlikte, Kolaysoft Teknoloji’nin eczacılık alanındaki çözümleri arasında olan EczacıPOS, gördüğü yoğun ilgiyle öne çıktı. Satış, ödeme ve e-belge süreçlerini tek cihazda bir araya getiren EczacıPOS hakkında bilgi almak isteyen eczacılarla, ürünün kullanımına ve sunduğu avantajlara ilişkin görüşmeler gerçekleştirildi.

Temassız ve QR ile ödeme seçenekleri sunan EczacıPOS’un, eczanelerde işlem adımlarının azaltılmasına ve ödeme süreçlerinin kolaylaştırılmasına yönelik özellikleri katılımcılarla paylaşıldı. Eczacıların ürüne ilişkin soruları yanıtlanırken, başvuru ve kullanım süreçleri hakkında da bilgilendirme yapıldı. EczacıPOS’a etkinlik boyunca gösterilen talep, eczanelerde birbiriyle uyumlu çalışan dijital çözümlere duyulan ihtiyacı bir kez daha ortaya koydu.

Sektör paydaşlarıyla iş birliği görüşmeleri

Kolaysoft Teknoloji, etkinlik kapsamında eczacıların yanı sıra, çok sayıda sektör paydaşıyla da bir araya geldi. Mevcut iş ortaklarıyla ilişkilerin güçlendirilmesine yönelik görüşmelerin yanı sıra, yeni iş birliği olanakları da değerlendirildi.

Eczacılık sektörünün değişen ihtiyaçlarının ele alındığı buluşmalarda, teknolojinin eczane hizmetlerine katkısı ve dijital çözümlerin daha geniş bir kullanıcı kitlesine ulaştırılması üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. Farklı alanlardan sektör temsilcileriyle kurulan temaslar, ortak çalışma alanlarının değerlendirilmesine ve karşılıklı deneyim paylaşımına olanak sağladı.

Sahadan gelen geri bildirimler değerlendirildi

Geleceğin E Hali 2026, Kolaysoft Teknoloji için ürün ve hizmetlerini tanıtmanın yanı sıra kullanıcı deneyimlerini doğrudan dinleme fırsatı da sundu. Eczacılarla gerçekleştirilen görüşmelerde, mevcut uygulamalara ilişkin geri bildirimler ve dijital hizmetlerden beklentiler ele alındı.Kolaysoft Teknoloji, eczacıların ihtiyaçlarını merkeze alan yaklaşımıyla; ödeme, e-belge ve dijital süreç yönetimi alanlarında çözümler geliştirmeyi sürdürüyor. Şirket, sektör buluşmalarında kurduğu doğrudan iletişim ve iş birlikleriyle eczanelerin dijital dönüşümüne katkı sağlamaya devam etmektedir. 



25 Ekim 2026 Pazar

Corendon Tennis Week 2026, Uluslararası Tenis Dünyasını Kemer’de Ağırladı

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Corendon Tennis Week 2026, Uluslararası Tenis Dünyasını Kemer’de Ağırladı

Corendon'un ev sahipliğinde gerçekleşen Tennis Week 2026'da Polonya Tenis Federasyonu, basın mensupları ve seyahat acenteleri Kemer'de bir araya geldi.

Corendon'un ev sahipliğinde hayata geçirilen Tennis Week 2026; Polonya Tenis Federasyonu Başkanı ve yöneticileri, Polonya ve İngiltere'den gelen basın mensupları, influencerlar ve seyahat acentesi temsilcilerinin katılımıyla Kemer'de gerçekleştirildi.

Etkinlik kapsamında katılımcılar, Corendon Airlines'ın İngiltere ve Polonya'nın farklı şehirlerinden düzenlenen uçuşlarıyla Antalya'ya ulaştı. Konukların transfer ve şehir içi ulaşım hizmetleri Corendon Touristic tarafından gerçekleştirilirken, misafirler Beldibi'nde bulunan Corendon Playa Kemer'de ağırlandı. Corendon, bu organizasyonda uçuş, transfer, konaklama ve spor faaliyetlerinin tümünü kendi entegre turizm hizmetleri ve ürünleriyle tek elden sağladı. Misafirler, serbest zamanlarının ardından 2 gün boyunca Corendon Tennis Club Kemer’de düzenlenen etkinliklerle spor dolu bir deneyim yaşadı.

Corendon Tennis Club Kemer’de 2 Gün Süren Deneyim

Corendon Tennis Club Kemer etkinliğin odak noktası olarak konuklar tarafından incelendi. 14 kortluk tesiste 20-21 Ekim tarihlerinde interaktif tenis maçları ve dostluk turnuvaları düzenlendi. Katılımcılar, tesisin yeşillikler içindeki konumu ve teknik altyapısına ilişkin gözlemlerini paylaştı.

Kültürel Turlar ve Gastronomi Deneyimleri 

Etkinlik çerçevesinde konuklara bölgenin tarihi ve coğrafi yapısını tanıtan turlar düzenlendi. Phaselis Antik Kenti ve Tahtalı Dağ'a teleferik çıkışı içeren kültür turlarının yanı sıra, Corendon Playa Kemer ve Corendon Hydros Club Kemer'de düzenlenen yemek organizasyonlarında yerel ve uluslararası tatlar misafirlere sunuldu.

Polonya Tenis Federasyonu ile Görüşmeler 

20 Ekim tarihinde gerçekleştirilen toplantıda, Polonya Tenis Federasyonu Başkanı Dariusz Łukaszewski, yönetim kurulu üyeleri ve Corendon yöneticileri bir araya geldi. Görüşmelerde, Kemer’in uluslararası bir tenis destinasyonu olarak Polonya’da tanıtılması, bölgenin tenis turizmi potansiyelinin daha geniş kitlelere ulaştırılması ve bu doğrultuda federasyonla ortaklaşa yürütülebilecek tanıtım faaliyetleri üzerine fikir alışverişinde bulunuldu. 

Polonya Tenis Federasyonu Başkanı Dariusz Łukaszewski, organizasyon için Corendon ekibine teşekkürlerini iletti. Konuklar, Kemer'deki hava koşulları, tesis imkanları ve sunulan misafirperverliğe dair izlenimleriyle Corendon uçuşları eşliğinde ülkelerine döndü.

Tennis Week 2026 hakkında görüşlerini dile getiren Corendon Hotels & Resorts Türkiye Genel Koordinatörü Armağan Dayıoğlu; “Corendon olarak, uçuştan konaklamaya ve spor altyapısına kadar uçtan uca sunduğumuz hizmet zincirini uluslararası spor dünyasının önde gelen isimleriyle buluşturmaktan mutluluk duyuyoruz. Polonya Tenis Federasyonu Başkanı Dariusz Łukaszewski’yi, değerli federasyon yöneticilerini, seyahat acentelerini ve uluslararası basın mensuplarını Kemer’de ağırlamak bizim için son derece kıymetliydi. Doğa ile iç içe konumlanan 14 kortluk Corendon Tennis Club Kemer tesisimiz ve bölgenin sunduğu turizm potansiyeliyle, önümüzdeki dönemde iş ortaklarımızla çok daha güçlü projelere ve uluslararası turnuvalara imza atacağımıza inanıyoruz” dedi.

Mardin Kültür Yolu Festivali,kentin mutfak mirasını da ön plana çıkardı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




MARDİN’İN GASTRONOMİ HAZİNESİ 38 LEZZET NOKTASI’NDA KEŞFEDİLİYOR: KABURGA DOLMASINDAN SÜRYANİ ÇÖREĞİNE YÖRESEL TATLARIN HİKAYESİ

Üzümle hazırlanan harire tatlısı, çağlayla pişirilen firkiye, özel tarifle üretilen Süryani çöreği ve dört kuşaktır aynı gelenekle hazırlanan kebap… Mardin mutfağı, farklı kültürlerin izlerini taşıyan yemekleri ve kuşaktan kuşağa aktarılan üretim gelenekleriyle ziyaretçilerine zengin bir gastronomi deneyimi sunuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali kapsamında, Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen Lezzet Noktası Projesi ile Mardin’de 38 işletme belirlendi. Festival boyunca kentin yöresel yemeklerini keşfeden şefler, hem geleneksel tarifleri hem de bu lezzetleri yaşatan işletmelerin hikayelerini gündeme taşıdı.

17-25 Ekim tarihleri arasında gerçekleştirilen Mardin Kültür Yolu Festivali, kentin tarihi ve kültürel zenginliğinin yanı sıra mutfak mirasını da ön plana çıkardı. Süryani, Arap, Kürt ve Osmanlı mutfak kültürlerinin izlerini taşıyan Mardin mutfağı; et yemeklerinden meyveyle hazırlanan tariflere, yöresel tatlılardan geleneksel içeceklere uzanan çeşitliliğiyle dikkat çekti.


Festivalin gastronomi programına BigChefs kurucu ortağı Gamze Cizreli ev sahipliği yaptı. Michelin Rehberi’nde yer alan şef Ömür Akkor ve şef Erşan Yılmaz’ın yanı sıra şefler Ramazan Çakmak, Selen Mağzalcıoğlu, Gökhan Ali Çamkerten, akademisyen şef Asuman Kerkezile danışman ve eğitmen Sabiha Apaydında programın konukları arasında yer aldı. Gastronomi profesyonelleri, Lezzet Noktası belirlenen işletmeleri ziyaret ederek Mardin’in yöresel lezzetlerini yerinde deneyimledi.

MEYVEDEN YEMEK, ÜZÜMDEN TATLI: MARDİN MUTFAĞININ AYIRT EDİCİ LEZZETLERİ

Mardin mutfağının en dikkat çekici özelliklerinden biri, meyvelerin yalnızca tatlılarda değil, ana yemeklerde de kullanılması. Etle hazırlanan aluciye ve incasiye ile çağlanın kullanıldığı firkiye, bu geleneğin öne çıkan örnekleri arasında bulunuyor. Kaburga dolması, dobo, irok ve sembusek gibi yöresel yemekler de kentin gastronomi kimliğini tamamlıyor.

Michelin Rehberi’nde yer alan Şef Ömür Akkor, Mardin’deki gastronomi ziyaretlerinde esnaf lokantalarından otel restoranlarına kadar farklı işletmelerde yöresel yemekleri deneyimlediklerini belirtti. Birbirine yakın coğrafyalarda dahi şehirlerin ve ilçelerin kendilerine özgü tarifler geliştirdiğine dikkat çeken Akkor, yerel mutfakları tanımanın o bölgenin kültürel hafızasını anlamak açısından da önemli olduğunu ifade etti.

Akkor, geleneksel yemeklerin tariflerini ve hikayelerini kayıt altına alarak gelecek kuşaklara aktarmanın gastronomi çalışmalarının önemli bir parçası olduğunu vurguladı. Kültür Yolu Festivallerinin yerel işletmelere katkısına da değinen Akkor, önceki ziyaretlerinin ardından bazı esnafların kendilerini arayarak artan satışlarından söz ettiğini anlattı. Festivallerin hem yerel işletmelerin tanınmasına hem de iç turizmin gelişmesine katkı sağladığını belirtti.

SÜRYANİ ÇÖREĞİNİN KENDİNE ÖZGÜ TARİFİ KUŞAKLARDIR YAŞATILIYOR

Eski Mardin’de faaliyet gösteren Kana Shop, Süryani çöreği üretimini kendine özgü tarifle sürdüren işletmeler arasında yer alıyor. İşletmenin üçüncü kuşak temsilcisi Mathias Balcı, yaklaşık 20 yıldır aynı üretim anlayışını devam ettirdiklerini söylerken, işletmelerini farklılaştıran unsurun kendilerine ait reçete olduğunu belirtti. Balcı, Mardin’e gelen ziyaretçilere kaburga dolması ve içli köftenin yanı sıra Süryani çöreğini de tatmalarını önerdi.

Mardin mutfağında tariflerin çoğu zaman ustaların deneyimi ve göz kararıyla şekillendiğini belirten Mathias Balcı, Lezzet Noktası Projesi’nin her işletmenin kendine özgü ürününü daha geniş kitlelere tanıtmasına yardımcı olacağını söyleyerek harita üzerinden oluşturulan rotanın ziyaretçilerin farklı adresleri keşfetmesini kolaylaştırdığını vurguladı.

TARİHİ BİR AİLE EVİNDE MARDİN’İN YÖRESEL YEMEKLERİ

Lolee Restaurant & Patisserie Şefi Dilek Çelebioğlu, Mardin mutfağının farklı medeniyetlerin bir arada yaşamasından beslenen zengin bir yemek kültürüne sahip olduğunu belirtti. Kentteki tarihi yapıların yalnızca mimari özellikleriyle değil, geçmişte yaşanan aile hikayeleri ve sofralarıyla da anlam kazandığını ifade eden Çelebioğlu, geleneksel tariflerin korunması ve gelecek kuşaklara aktarılması için çalışmalar yürüttüğünü söyledi.

Mardin’e gelen ziyaretçilere kaburga dolması ve dobonun yanı sıra coğrafi işaretli aluciye ve incasiye yemeklerini öneren Çelebioğlu, çağla ile hazırlanan firkiyenin de denenmesi gereken yöresel tatlar arasında bulunduğunu anlattı. Lezzet Noktası Projesi’nin özellikle kenti ilk kez ziyaret edecekler için yol gösterici olacağını belirten Dilek Çelebioğlu, yöresel yemeklerin tanıtılmasının gastronomi turizmine katkı sağlayacağını vurguladı.

400 YILLIK MEKANDA HARİRE TATLISI VE YÖRESEL KAHVE GELENEĞİ

Harire Kahvesi’nin ikinci kuşak işletmecisi Ersan Özer, yaklaşık 400 yıllık bir yapıda hizmet verdiklerini ve Mardin’in geleneksel lezzetlerini yaşatmaya çalıştıklarını söyledi. İşletmede harire tatlısı, harire kahvesi ve reyhan şerbeti ziyaretçilerin en çok tercih ettiği ürünler arasında bulunuyor.Yöresel ürünlerin geleneksel tariflerde değerlendirilmesinin önemine değinen Özer, Mardin’e gelenlere kaburga dolması ve irok gibi yemeklerin yanı sıra harire tatlısını da önerdi.

Et yemeklerinde kullanılan malzemelerin ve tatlılara lezzet veren yöresel ürünlerin Mardin mutfağını farklılaştırdığını ifade eden Ersan Özer, Lezzet Noktası Projesi’nde yer almaktan memnuniyet duyduklarını belirtti. Projenin hem kentin tanıtımına hem de yöresel ürünler sunan işletmelerin daha fazla ziyaretçiye ulaşmasına katkı sağladığını dile getirdi.

DÖRT KUŞAKTIR SÜREN KEBAP USTALIĞI

Mardin’in köklü işletmelerinden Kebapçı Rıdo’da, 1900’lü yılların başına uzanan bir ustalık geleneği devam ediyor. İşletmenin dördüncü kuşak temsilcisi Mehmet Kesman, büyük dedeleri Rıdvan Örük’ten devraldıkları mesleği aynı reçeteye bağlı kalarak sürdürdüklerini anlattı.İşletmenin en çok tercih edilen ürünü olan Rıdo kebabında etin seçiminden hazırlanmasına kadar her aşamaya özen gösterdiklerini belirten Kesman, hayvanın cinsi, beslenme biçimi ve yağ oranının lezzet üzerinde etkili olduğunu söyledi. 

Mardin mutfağının yoğun soslar ve baharatlardan çok, ana malzemenin kendi lezzetini öne çıkardığını ifade eden Kesman, ziyaretçilere kebabın yanı sıra kaburga dolması, işkembe dolması ve sembuseyi önerdi. Lezzet Noktası Projesi’nin kentin geleneksel yemeklerini Türkiye’de ve yurt dışında tanıtmak açısından önemli olduğunu belirten Mehmet Kesman, aile işletmelerinde sürdürülen ustalığın gelecek kuşaklara aktarılmasının değerine dikkat çekti.

38 İŞLETME, MARDİN’İN MUTFAK KÜLTÜRÜNÜN İZİNİ SÜRÜYOR

Mardin Kültür Yolu Festivali kapsamında belirlenen 38 Lezzet Noktası, kentin mutfak kültürünü farklı yönleriyle tanıtan bir gastronomi rotası sunuyor. Geleneksel yemeklerden yöresel tatlılara, tarihi mekanlarda sunulan içeceklerden kuşaklardır sürdürülen üretim geleneklerine uzanan bu adresler, Mardin’in lezzet mirasını yaşatan işletmeleri bir araya getiriyor.

Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı (TGA) tarafından yürütülen Lezzet Noktası Projesi, yerel işletmelerin görünürlüğünü artırırken ziyaretçilere de yöresel tatları keşfetmek için rehberlik ediyor.