25 Nisan 2017 Salı

Doğal güzelliğiniz için gülümseyin!

                   

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Güzelliğin metafiziği: Ameliyatsız da güzelleşmek sizin elinizde!

Küçük kusurlar için bıçak altına yatmadan önce, hayata daha fazla gülümseyin!

Doğal güzelliğiniz için gülümseyin!

Charlie Chaplin “Gülmek hayatın en güzel eylemidir ve her ne varsa sizi bundan alıkoyan, onları yoke edin” demiştir. Daha güzel görünmek için sık sık gülümsememiz gerekiyor, nedeni psikolojik değil, tamamen mekanik. Şöyle ki; insan içten bir şekilde gülümsediğinde tüm yüz hatları altın orana olabilecek en yakın haline geliyor. Tüm duyguları yansıtan mimikler için farklı oranlar oluşuyor ve mükemmele en yakın göründüğümüz zamanda gülümsemek. Bu sebeple, daha sık ve sıcak gülümseyen insanlar, varolduklarından daha güzel algılanıyorlar.



Leonardo Da Vinci, ömrünü ‘altın oranı’ bulmaya harcadı
Leonardo Da Vinci’nin ömrünü ‘altın oranı’ bulmaya harcadığını kaydeden Kolan International Hospital KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları söyledi:
“Louvre müzesine ilk gittiğimde, Mona Lisa’nın sergilendiği özel galeride tabloda ilk dikkatimi çeken şey gizem idi. Gidenler bilir, Louvre dünyadaki resim konusunda açık ara en zengin müzedir ve orada başka pek çok ünlü ressamın başyapıtları da vardı, ama Mona Lisa farklıydı bence, ebat olarak da emsallerinden çok daha küçük bu resmin pek çok insanı neden bu kadar etkilediğini ve ünlü olduğunu çok düşündüm. Portredeki kadına baktığınızda asla tek başına güzel diyemeyiz, ama altın oranlara göre yapıldığından beynimizde bir farkındalık uyandırdığını düşünüyorum. Matematikçiler, yıllarca güzelliğin formülünü yazmaya çalıştılar. Pek çok sanatçı mimariden, tasarıma kadar altın oran formülleri uyguladılar ve bir ideal belirlenmeye çalıştılar. Böylelikle, altın oran kriterleriyle matematik kusursuzluğa ulaşmada yol arkadaşımız haline geldi. İnsan bedeninde ve yüzünde pek çok altın oran belirlendi.  Yüz bölgesindeki altın oranların başlıcaları, burun genişliği ile burun delikleri, ağız boyu ile burun genişliği, burunun kaşlar ile birleşim yerinin saçlı deri ile çene uzaklığı, yüzün boyu ile genişliği, ön dişlerin boyu ile genişliği, ön dişler ile yanındaki dişlerin boyları gibi pek çok matematiksel oranlara altın oran uygulanmış ve bulunan değer pek çok kişi tarafından ideal güzellik olarak gösterilmiştir” dedi.

“Simetrik” yüz, genellikle güzel olarak algılanmıyor

Simetrik yüzlerin, yapay ve robot gibi algılanabileceğini ifade eden KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, konuşmasına söyle devam etti:
“Yüz güzelliği ile yapılan istatistik çalışmalarda ortaya çıkan bir ilginç noktada “simetrik” yüzlerin genellikle güzel olarak algılanmamasıdır. Başka bir deyişle, çok güzel olarak algılanan yüzlerin, genelde sağ ve sol bölgeleri tam simetrik değildir ama bu doğallık katıyor. Hatta çok simetrik yüzler, yapay ve robot gibi algılanabiliyor. Yani, altın oran ile simetri arasında herhangi bir ilişki yok, ama her iki yüz yarısını ayrı ayrı düşündüğümüzde altın orana sahip yüzleri güzel olarak algılıyoruz” diye konuştu.

Yüz estetik cerrahisi, gözlerin belirgin olmasını hedefliyor

KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları anlattı:
“Tüm yüz estetik cerrahisi ameliyatlarının amacı yüze bakıldığında gözlerden daha belirgin bir bölge olmamasıdır, ikinci dikkat çekmesini istediğimiz bölge ise çenedir. Biz burun estetiği ameliyatlarında aslında burunu dikkat çekmeyeceği bir hale getirmeye çalışıyoruz bazen de küçük çene olgularında implantlarla çeneyi biraz daha belirgin hale getirmeye çalışıyoruz. Bende ameliyatlarımda bu ideal oranları uygulamaya çalışıyorum fakat bu her zaman mümkün olmayabiliyor. Doğru hasta bilgilendirilmesi ve gerçekçi beklentilerin oluşması koşuluyla büyük çoğunlukla hastalar başta burun olmak üzere tüm yüz estetiği ameliyatlarından oldukça memnun oluyorlar ama mükemmel cerrahi diye bir şeyinde olmadığını burada içtenlikle belirtmeliyim. Dahası insanı ameliyat etmek bir mimari çizim gibi değil çünkü her bireyin cilt, kıırdak, kemik ve yumuşak dokuları vede cerrahiye verdikleri cevapda aynı değil” dedi.

Küçük kusurlar için bıçak altına yatmadan önce, hayata daha fazla gülümseyelim

Kusurlu güzelliğin dayanılmaz çekiciliği ve farklılığının da olduğunu söyleyerek, konuşmasını sürdüren KBB ve Baş Boyun Cerrahisi Uzmanı Doç. Dr. Seçkin Ulusoy, şunları kaydetti:
“Erwin Yalom kusurlu güzelliklerden hoşlandığını söylemişti ünlü “Niche ağladığında” kitabında. Bazen burun veya yüzdeki küçük bir kusur gibi görünen şey kişiye olağanüstü karekter ve çekicilik de katabiliyor. Mesela, Barbra Streisand’ın burnunu fındık burun yapın ve altın oranlara getirin hala hayran olacak mısınız? Bu örnekleri çok fazla çeşitlendirebilirim, bazı yüzleri altın orana sahip olmadıkları için ayrı ve daha çekici buluruz bunun nedeni küçük kusurların farkındalık ve karekter belirlemesidir. Evet, matematiğin ideal kabul ettiği bir altın oran var, ama güzelliğin bir metafiziği de var, yani kusurlu güzelliklerin dayanılmaz çekiciliğini ve yarattığı farkındalıkları kastediyorum. Tabiiki, yüzde belirgin bir kusur varsa ve kişide bu mutsuzluk yaratıyorsa düzeltilebilir, ama ideal yüz, çekicilik ve karekter kavramlarının arasındaki tripod mekanizmasını da bozmadan. Toparlayacak olursak, çok küçük kusurlar için bıçak altına yatmadan önce hayata biraz daha fazla gülümsemeyi deneyelim, olmuyorsa ameliyat olma seçeneği her zaman elimizin altında…” diyerek sözlerini tamamladı.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder