HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR
Okulların açılmasıyla birlikte çocuklarda ortopedik şikâyetler artıyor
Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Öner’den ailelere uyarı: “Gece uyandıran veya giderek artan ağrı mutlaka değerlendirilmeli”
Okulların açılmasıyla birlikte çocukların hem günlük aktiviteleri hem de uyku düzeni değişiyor. Derslerde uzun süre oturmak sırt, bel ve boyun ağrılarını artırırken, yaz tatilinin ardından daha yoğun bir tempoya hızlı dönüş diz, ayak bileği ve topuk çevresinde şikâyetlere neden olabiliyor. Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Öner, her ağrının ciddi bir soruna işaret etmediğini, ancak gece uyandıran, giderek artan veya uzun süre devam eden ağrıların mutlaka değerlendirilmesi gerektiğini belirtti. Skolyozun çoğu zaman ağrı yapmadan ilerleyebildiğine dikkat çeken Öner, ailelerin, özellikle hızlı büyüme dönemindeki çocukların, omuz ve bel simetrisini takip etmesi gerektiğini önerdi.
2026-2027 eğitim-öğretim döneminin başlamasıyla çocuklar yeniden ders sıralarına dönüyor. Okulda uzun süre oturmak, eve gelindiğinde ödev, bilgisayar, tablet ve telefonla geçirilen hareketsiz sürenin devam etmesi, çocukların kas-iskelet sistemi üzerindeki yükü artırabiliyor. Yaz tatilinin ardından gelen tempolu bir düzene dönüş, farklı ortopedik şikâyetleri beraberinde getirebiliyor.
“Belirtiler göz ardı edilmeden uzmana başvurulmalı”
Klinik pratiğinde özellikle düşük fiziksel kondisyon ve hareketsizlikle birlikte sırt, bel ve boyun ağrısı tarif eden çocuk ve ergenlerle daha sık karşılaştığını belirten Ortopedi ve Travmatoloji Uzmanı Doç. Dr. Ali Öner, okulların açılmasıyla birlikte çocukların günlük hareket düzeninin önemli ölçüde değiştiğine dikkat çekti. Uzun süre oturmaya bağlı olarak sırt, bel ve boyun bölgesinde ağrılar görülebildiğini ifade eden Öner, özellikle yaz döneminde spora ara veren çocukların aniden ve yoğun şekilde aktiviteye dönmesinin, diz, ayak bileği ve topuk çevresinde ağrılara neden olabileceğini söyledi. Çocuklarda zaman zaman kas ve eklem ağrıları görülebileceğini belirten Doç. Dr. Öner, “Özelliklebazı belirtilerin kesinlikle göz ardı edilmemesi gerekiyor. Eğer ağrı çocuğu gece uykusundan uyandırıyorsa, giderek şiddetleniyorsa veya uzun süredir devam ediyorsa ve ağrıya ateş, açıklanamayan kilo kaybı, uyuşma, güçsüzlük ya da yürüme bozukluğu eşlik ediyorsa vakit kaybetmeden bir uzmana başvurulmalıdır” diye konuştu.
Omuz, bel ve kalçadaki asimetriyi büyüme döneminde gözden kaçırmayın Çocuklarda sırt ve bel ağrısının her zaman skolyoz anlamına gelmediğini vurgulayan Doç. Dr. Öner, “Skolyoz, omurganın yalnızca yana doğru eğilmesi değil, omurların kendi eksenleri etrafında dönmesinin de eşlik ettiği üç boyutlu bir deformite durumudur. Bu nedenle özellikle skolyozun başlangıç döneminde ağrı hissedilmeyebilir. Hızlı büyüme dönemindeki çocukların belirli aralıklarla gözlemlenmesi, erken farkındalık açısından önem taşıyor. Aileler, çocuklarının omuz ve bel simetrisinievde de gözlemleyebilir. Omuz seviyelerinde belirgin eşitsizlik, bel veya kalça bölgesinde asimetri, çocuk öne eğildiğinde sırtın ya da belin bir tarafında belirgin bir yükseklik gibi belirtilerden birinin fark edilmesi doğrudan skolyoz tanısı anlamına gelmese de özellikle hızlı büyüme döneminde böyle bir farklılık görülüyorsa çocuğun ortopedik açıdan değerlendirilmesi gerekir. Skolyoz çoğu zaman ağrı yapmadığı için yalnızca çocuğun ağrıdan yakınmasını beklemek, erken tanının gecikmesine neden olabilir” ifadelerini kullandı.
“Ağır okul çantası skolyoz nedeni değil”
Okulların açılmasıyla yeniden gündeme gelen ağır çanta konusuna da değinen Doç. Dr. Ali Öner, ağır okul çantasının skolyoza neden olduğunun bilimsel olarak gösterilmediğini söyledi.
Öner, “Ağır çanta taşımak veya yanlış oturmak skolyozun nedeni olarak kabul edilmiyor. Ancak bu, çantanın ağırlığının önemsiz olduğu anlamına gelmiyor. Çocuk ağır bir çantayı taşırken yükü dengelemek için öne doğru eğilebilir. Bu durumda boyun, omuz ve sırt kasları daha fazla çalışır, yorgunluk, kas gerginliği ve ağrı görülebilir. Geçici duruş değişikliği ile kalıcı omurga deformitesini birbirinden ayırmak gerekir” dedi.
“Çantanın ağırlığı yaklaşık yüzde 10 civarında tutulmalı”
Okul çantasının mümkün olduğunca hafif, çocuğun vücut yapısına uygun ve iki geniş, yumuşak, ayarlanabilir omuz askısına sahip olması gerektiğini belirten Doç. Dr. Öner, çantanın iki omuzda ve sırta yakın taşınması gerektiğine dikkat çekti. Dolu çantanın ağırlığının çocuğun vücut ağırlığının yaklaşık yüzde 10’u civarında tutulmasının daha sağlıklı olabileceğini belirten Doç. Dr. Öner, “Örneğin 30 kilogramağırlığındaki bir çocuğunyaklaşık üç, 40 kilogram ağırlığındaki bir çocuğun ise yaklaşık dört kilogramlık bir çanta taşıması uygun olacaktır. Ancak yüzde 10’u kesin bir tıbbi sınır olarak görmemekte fayda var. Bu oran, ailelere çocuğun çantasının ağırlığını kontrol edebilmesi için yol gösterecektir. Ağır kitapların, defterlerin ve tabletlerin sırta en yakın bölmeye yerleştirilmesi gerekiyor. Yükün çanta içinde dengeli dağıtılmasıda taşıma konforunu artıracaktır. Çocuk çantasını taktığında belirgin şekilde öne eğiliyor veya çantayı taşımakta zorlanıyorsa ağırlık yeniden kontrol edilmeli” diye konuştu.
“Hareketsizlik, gözden kaçmamalı”
Çocukların omurga sağlığı söz konusu olduğunda, sadece okul çantasına odaklanılmasının daha önemli bir konunun gözden kaçmasına neden olabileceğini vurgulayan Doç. Dr. Ali Öner, şu açıklamalarda bulundu: “Çocuklar okulda saatlerce oturuyor. Eve geldiklerinde ise ödev, bilgisayar, tablet ve telefon nedeniyle hareketsiz geçirilen süre uzuyor. Sağlıklı bir kas-iskelet sisteminin gelişebilmesi için çocukların hareket etmesi, kaslarını kullanması ve kemiklerinin yük alması gerekiyor. Bu nedenle çantadan birkaç yüz gram azaltmaya çalışırken çocuğun günün geri kalanını hareketsiz geçirmemesine dikkat etmeliyiz. Dünya Sağlık Örgütü, 5-17 yaş arasındaki çocuk ve ergenler için haftaya yayılan şekilde günde ortalama en az 60 dakika orta veya yüksek şiddette fiziksel aktivite öneriyor. Çocukların hareket etmesi için mutlaka özel bir spor programına ihtiyaç yok. Yürümek, açık havada oynamak, bisiklete binmek veya yaşına uygun farklı fiziksel aktiviteler yapmak da günlük hareket süresine katkı sağlıyor. Çantayı hafifletirken çocukların hayatını hareketlendirmeyi de unutmayalım.”

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder