HABER MERKEZİ-ARTİN ŞİRİNPINAR
Gençlerde,
Meslek Seçimi ve Kariyer Planlama için 5 önemli soru
Arya Akademi kurucusu, Danışman, Eğitmen ve Profesyonel Koç Gülay Savaş, 19 Mayıs’ın ve üniversite sınavının yaklaştığı şu günlerde gençlerimiz için güncel ve önemli olan “Meslek Seçimi ve Kariyer Planlama” konusuna değindi:
“Meslek, bir kimsenin hayatını kazanmak için yaptığı, kuralları toplum tarafından belirlenmiş ve belli bir eğitimle kazanılan bilgi ve becerilere dayalı faaliyetler bütünüdür. Mesleğin diğer tanımı ise, bireyin yeteneklerini , kendini geliştirme ve gerçekleştirme yoludur. Bireyin yaptığı faaliyet ilgi ve yeteneklerine hitap ediyorsa kişi mesleki açıdan doyum sağlar ve mutlu olur. Aynen Confucius’un da dediği gibi Eğer sevdiğimiz bir işte çalışıyorsak, bir gün bile çalışmak zorunda kalmayız.” dedi.
Mesleğiniz yaşam tarzınızı belirler
Bireyin, gelecekteki yaşam tarzını belirlemesinde dönüm noktası olan mesleki tercihini yaparken doğru ve isabetli karar verebilmesi için izleyebileceği basamakları anlatan Arya Akademi kurucusu, Eğitmen ve Profesyonel Koç Gülay Savaş, şu 5 önemli soruyu kişinin kendisine sorması gerektiğini vurguladı.
1-Bireyin yeteneklerinin belirlenmesi (Ben neler yapabilirim?)
2-İlgi Alanlarının Belirlenmesi (Ben neleri yapmaktan hoşlanırım? )
3-İş Değerlerinin Belirlenmesi (Ben ne istiyorum?)
Kazanç mı?; Yaratıcılığı kullanma mı?; Liderlik mi?; Yeteneği kullanma mı?; İşbirliği yapma mı?; Ün sahibi olma mı?; Sosyal statü mü?; Düzenli yaşam mı? Vb.
4-Kişilik Özelliklerinin Belirlenmesi (Karakterim nasıl? ; Bu konuda profesyonel destek alınabilir.)
5-İlgi Duyulan Mesleklerin İncelenmesi
13 Mayıs 2015 Çarşamba
Tokat ‘900 Adımda 900 Yıllık’ tarih turu.....
HABER MERKEZİ-ARTİN ŞİRİNPINAR
Tokat ‘900 Adımda 900 Yıllık’ tarih turu
Tokat; Yeşilırmak havzasının bereketli toprakları üzerinde kurulmuş olmasının verdiği avantajla 6000 yıllık tarihi boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuş, 14 Devleti ve birçok beyliği içerisinde barındırmış, önemli bir Anadolu şehridir.
Hatti, Hitit, Frig, Roma, Bizans, Danişmendli, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine kadar gelişen süreç içerisinde tarihin her dönemine ait eserleri Tokat’ın her bölgesinde bulabilmek mümkündür. Bu yönüyle Tokat bir açık hava müzesi konumundadır.
Tarih kokan şehir: Tokat
Erbaa ilçesinde; Antik Horoztepe yerleşimi, Hitit yerleşim yeri, Zile’de; Maşathöyük Örenyeri, Sulusaray’da; Roma - Bizans Dönemlerinin izlerini taşıyan Sebastapolis, Merkez ilçede, tarihi Komana Şehri, yine Roma Döneminde yol güvenliği için kurulmuş olan Tokat Kalesi, aynı zamanda Danişmend Devletine başkentlik yapmış olan Niksar’da bulunan tarihi kale, Malazgirt sonrası yapılan en eski Türk Camisi Garipler Camii, Yağıbasan Medresesi, Gökmedrese, Yeşilırmak-Hıdırlık Köprüsü, 9 adet zaviye, Osmanlı Dönemine ait Alipaşa Camii ve Hamamı, Voyvoda Han ( Taşhan), Deveciler Hanı, Arastalı Bedesten, 18. yüzyıla ait bütün Anadolu’nun en görkemli tavan göbeğine sahip Latifoğlu Konağı Müze Evi ve Anadolu’nun en güzel ahşap Mevlevihane’si, en güzel Saat Kulesi; Bey Sokağı, Bey Hamam Sokağı, Halit Sokağı ve Sulusokak’ ta bulunan sivil mimari örneği yapılarla; Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden itibaren 900 yılda mimari adına ortaya koydukları önemli eserlerin kesintisiz olarak görülebileceği tek şehirdir Tokat…
Alimler konağı, şairler yatağı…
Evliya Çelebi'nin “Alimler ve Şairler Şehri” diye övdüğü, Mevlana’nın hayatının bir kısmını Tokat ‘ta geçirmekten bahtiyar olduğu, Şeyhülislam İbn-i Kemal gibi alimlerin Gazi Osman Paşa gibi komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği, coğrafi konum itibariyle eşsiz doğal güzelliklere sahip, tarihle iç içe yaşayan bir şehirdir Tokat.
Bakırcılık, Yazmacılık, Dokumacılık, Ahşap Oymacılığı, Kuyumculuk, Demircilik, Dericilik gibi bilinen el sanatlarının yanı sıra, Tokat ili Anadolu’da 20. yy.'a kadar devam eden dört önemli özgün seramik merkezinden biridir. (İznik, Kütahya, Çanakkale)
Çeşitli el sanatlarıyla otantik güzellikler sunan, kültüründeki çeşitliliği tarihi akıştan geçirerek farklı anlayışları bu coğrafyada özümsemiş folklor dokusuna sahip insanların yaşadığı bir şehirdir Tokat.
Kadim şehrimiz Tokat
Anadolu’nun tarihi ve kültürel özelliklerini koruyan, kültür ve turizm bakımından zengin potansiyele sahip olan Tokat ilimiz, Reşadiye ilçemizdeki kaplıca ve Zinav Gölü, yeşilin tüm tonlarının sergilendiği Almus ilçemiz ve Baraj Gölü,Sulusaray ilçemizdeki şifa kaynağı kaplıcalarımız ve ikinci Efes ( Sebastapolis) Antik Kenti, Danişmend Devletine Başkent olmuş Niksar ilçemiz,Sezar’ın yaptığı savaş sonucu“ Veni-Vidi-Vici”(Geldim-Gördüm-Yendim) sözünü söylediği,üzüm bağları,sivil mimari yapıları ile meşhur Zile ilçemiz, konakları han ve hamamları, sivil mimari yapıları, yemek kültürü ile başta Tokat Kebabı olmak üzere, el sanatları, yemyeşil yaylaları, bağları,bahçeleri ve doğanın gizemli gücünün en büyük örneği olan ve gezenleri, hayrete düşürerek hayran bırakan muhteşem Ballıca Mağarası, Evliya Çelebinin alimler konağı, fazıllar yurdu, şairler yatağı diyerek tanımladığı; Mevlana'nın "Tokat'a gitmek gerek çünkü Tokat'ta iklim ve insanlar mutedildir" diyerek anlattığı, 17’nci yüzyılda Kara Gümrüklerinin burada olması sebebiyle bütün kervanların uğramak zorunda olduğu bir tekstil, ham bakır işleme, mamul bakır ve deri üretim merkezi ki, bütün bu alanlarda Rusya ve Avrupa içlerinde kalitesinden ötürü diğer üretim merkezlerinin rekabet edemedikleri, Türkiye'nin saklı bahçelerinden Tokat büyük bir kültür, tarih ve doğa şehridir. O dönem de İstanbul nüfusu 90 bin iken Tokat nüfusunun 16 bin olması bu rekabetin zorluğu anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Kültür, sanat, lezzet diyarı…
Dünyaca ünlü bağ yaprağı, damaklara unutulmaz iz bırakan elması, onlarca çeşidiyle armudu, ihracatımızın yüz akı olan kirazı, meyve suyu olarak dünya devlerine kafa tutan bir markaya dönüşen şeftalisi, vişnesi; ülkemizde kalitesiyle zirveye yerleşen domatesi, kuş burnusu, mahlebi, dünyanın en kaliteli cevizi, özellikle dünyada örneği olmayan narince üzümü ve diğer üzüm çeşidiyle Tokat bir sebze ve meyve cennetidir. Uluslararası üne sahip mutfağı ile Tokat Kebabı, keşkek, yaprak sarması, bat, pekmez,çemen, köme, gibi yüzlerce farklı çeşidiyle Tokat mutfağı oldukça zengin bir mutfaktır. Bakırcılık, yazmacılık, ahşap oymacılığı, kuyumculuk, demircilik, dericilik gibi el sanatlarıyla otantik güzellikler sunan şehrimiz farklı bir kültür dokusuna sahiptir. Şeyhükislam İbn-i Kemal gibi alimlerin, Gazi Osman Paşa gibi komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği şehrimiz tarihle iç içe yaşamaktadır.
Çeşitli kültürlere sahip şehrimizde inanışlar da zengin ve çeşitlidir. Tokat’ta Mevlevilik Alevilik – Bektaşilik (Hubyar (Tekeli Dağı/Almus), Aziz Baba (Serpin/Turhal), Keçeci Baba(Keçeci Köyü/Erbaa), Kul Himmet (Varzıl/Almus)) Meslevilik, Kadirilik Nakşibendilik ve Rufayilik bu inançlardan bazılarıdır.
Ayrıca, Alevilikte yer alan serrini verip sırrını vermeme ilkesini katı bir şekilde savunan ve uygulayan sıraç kültürü de hala varlığını sürdürmektedir.
Ekonomi gazetecileri ve işadamları, Tokat’ın potansiyelini yerinde inceledi
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nin üyeleri ve işadamları 8 ve 10 Mayıs 2015 tarihleri arasında; Tokat’ın tarım, hayvancılık, turizm alanlarındaki potansiyelini yerinde incelemek üzere; Ak Parti Tokat Milletvekili Adayı Prof.Dr. Coşkun Çakır ve Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder’in fikir babası olduğu; Tokat Valiliği, Tokat Belediyesi ve ilgili kurumlarının ev sahipliğinde düzenlenen bir organizasyona katıldı. Organizasyonda; Tokat Valisi Cevdet Can, Tokat Belediye
Başkanı Av.Eyüp Eroğlu, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Şahin ve Tokat’ın kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile; EGD Başkanı Celal Toprak, Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mahmut Ak, Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder’in aralarında bulunduğu ekonomi gazetecileri ve işadamları bir araya geldi.
Tokat ‘900 Adımda 900 Yıllık’ tarih turu
Tokat; Yeşilırmak havzasının bereketli toprakları üzerinde kurulmuş olmasının verdiği avantajla 6000 yıllık tarihi boyunca önemli bir ticaret ve kültür merkezi olmuş, 14 Devleti ve birçok beyliği içerisinde barındırmış, önemli bir Anadolu şehridir.
Hatti, Hitit, Frig, Roma, Bizans, Danişmendli, İlhanlı, Selçuklu ve Osmanlı Dönemine kadar gelişen süreç içerisinde tarihin her dönemine ait eserleri Tokat’ın her bölgesinde bulabilmek mümkündür. Bu yönüyle Tokat bir açık hava müzesi konumundadır.
Tarih kokan şehir: Tokat
Erbaa ilçesinde; Antik Horoztepe yerleşimi, Hitit yerleşim yeri, Zile’de; Maşathöyük Örenyeri, Sulusaray’da; Roma - Bizans Dönemlerinin izlerini taşıyan Sebastapolis, Merkez ilçede, tarihi Komana Şehri, yine Roma Döneminde yol güvenliği için kurulmuş olan Tokat Kalesi, aynı zamanda Danişmend Devletine başkentlik yapmış olan Niksar’da bulunan tarihi kale, Malazgirt sonrası yapılan en eski Türk Camisi Garipler Camii, Yağıbasan Medresesi, Gökmedrese, Yeşilırmak-Hıdırlık Köprüsü, 9 adet zaviye, Osmanlı Dönemine ait Alipaşa Camii ve Hamamı, Voyvoda Han ( Taşhan), Deveciler Hanı, Arastalı Bedesten, 18. yüzyıla ait bütün Anadolu’nun en görkemli tavan göbeğine sahip Latifoğlu Konağı Müze Evi ve Anadolu’nun en güzel ahşap Mevlevihane’si, en güzel Saat Kulesi; Bey Sokağı, Bey Hamam Sokağı, Halit Sokağı ve Sulusokak’ ta bulunan sivil mimari örneği yapılarla; Türklerin Anadolu’ya gelişlerinden itibaren 900 yılda mimari adına ortaya koydukları önemli eserlerin kesintisiz olarak görülebileceği tek şehirdir Tokat…
Alimler konağı, şairler yatağı…
Evliya Çelebi'nin “Alimler ve Şairler Şehri” diye övdüğü, Mevlana’nın hayatının bir kısmını Tokat ‘ta geçirmekten bahtiyar olduğu, Şeyhülislam İbn-i Kemal gibi alimlerin Gazi Osman Paşa gibi komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği, coğrafi konum itibariyle eşsiz doğal güzelliklere sahip, tarihle iç içe yaşayan bir şehirdir Tokat.
Bakırcılık, Yazmacılık, Dokumacılık, Ahşap Oymacılığı, Kuyumculuk, Demircilik, Dericilik gibi bilinen el sanatlarının yanı sıra, Tokat ili Anadolu’da 20. yy.'a kadar devam eden dört önemli özgün seramik merkezinden biridir. (İznik, Kütahya, Çanakkale)
Çeşitli el sanatlarıyla otantik güzellikler sunan, kültüründeki çeşitliliği tarihi akıştan geçirerek farklı anlayışları bu coğrafyada özümsemiş folklor dokusuna sahip insanların yaşadığı bir şehirdir Tokat.
Kadim şehrimiz Tokat
Anadolu’nun tarihi ve kültürel özelliklerini koruyan, kültür ve turizm bakımından zengin potansiyele sahip olan Tokat ilimiz, Reşadiye ilçemizdeki kaplıca ve Zinav Gölü, yeşilin tüm tonlarının sergilendiği Almus ilçemiz ve Baraj Gölü,Sulusaray ilçemizdeki şifa kaynağı kaplıcalarımız ve ikinci Efes ( Sebastapolis) Antik Kenti, Danişmend Devletine Başkent olmuş Niksar ilçemiz,Sezar’ın yaptığı savaş sonucu“ Veni-Vidi-Vici”(Geldim-Gördüm-Yendim) sözünü söylediği,üzüm bağları,sivil mimari yapıları ile meşhur Zile ilçemiz, konakları han ve hamamları, sivil mimari yapıları, yemek kültürü ile başta Tokat Kebabı olmak üzere, el sanatları, yemyeşil yaylaları, bağları,bahçeleri ve doğanın gizemli gücünün en büyük örneği olan ve gezenleri, hayrete düşürerek hayran bırakan muhteşem Ballıca Mağarası, Evliya Çelebinin alimler konağı, fazıllar yurdu, şairler yatağı diyerek tanımladığı; Mevlana'nın "Tokat'a gitmek gerek çünkü Tokat'ta iklim ve insanlar mutedildir" diyerek anlattığı, 17’nci yüzyılda Kara Gümrüklerinin burada olması sebebiyle bütün kervanların uğramak zorunda olduğu bir tekstil, ham bakır işleme, mamul bakır ve deri üretim merkezi ki, bütün bu alanlarda Rusya ve Avrupa içlerinde kalitesinden ötürü diğer üretim merkezlerinin rekabet edemedikleri, Türkiye'nin saklı bahçelerinden Tokat büyük bir kültür, tarih ve doğa şehridir. O dönem de İstanbul nüfusu 90 bin iken Tokat nüfusunun 16 bin olması bu rekabetin zorluğu anlamamıza yardımcı olmaktadır.
Kültür, sanat, lezzet diyarı…
Dünyaca ünlü bağ yaprağı, damaklara unutulmaz iz bırakan elması, onlarca çeşidiyle armudu, ihracatımızın yüz akı olan kirazı, meyve suyu olarak dünya devlerine kafa tutan bir markaya dönüşen şeftalisi, vişnesi; ülkemizde kalitesiyle zirveye yerleşen domatesi, kuş burnusu, mahlebi, dünyanın en kaliteli cevizi, özellikle dünyada örneği olmayan narince üzümü ve diğer üzüm çeşidiyle Tokat bir sebze ve meyve cennetidir. Uluslararası üne sahip mutfağı ile Tokat Kebabı, keşkek, yaprak sarması, bat, pekmez,çemen, köme, gibi yüzlerce farklı çeşidiyle Tokat mutfağı oldukça zengin bir mutfaktır. Bakırcılık, yazmacılık, ahşap oymacılığı, kuyumculuk, demircilik, dericilik gibi el sanatlarıyla otantik güzellikler sunan şehrimiz farklı bir kültür dokusuna sahiptir. Şeyhükislam İbn-i Kemal gibi alimlerin, Gazi Osman Paşa gibi komutanların, Zileli Talibi ve Ceyhuni gibi şairlerin yetiştiği şehrimiz tarihle iç içe yaşamaktadır.
Çeşitli kültürlere sahip şehrimizde inanışlar da zengin ve çeşitlidir. Tokat’ta Mevlevilik Alevilik – Bektaşilik (Hubyar (Tekeli Dağı/Almus), Aziz Baba (Serpin/Turhal), Keçeci Baba(Keçeci Köyü/Erbaa), Kul Himmet (Varzıl/Almus)) Meslevilik, Kadirilik Nakşibendilik ve Rufayilik bu inançlardan bazılarıdır.
Ayrıca, Alevilikte yer alan serrini verip sırrını vermeme ilkesini katı bir şekilde savunan ve uygulayan sıraç kültürü de hala varlığını sürdürmektedir.
Ekonomi gazetecileri ve işadamları, Tokat’ın potansiyelini yerinde inceledi
Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD)’nin üyeleri ve işadamları 8 ve 10 Mayıs 2015 tarihleri arasında; Tokat’ın tarım, hayvancılık, turizm alanlarındaki potansiyelini yerinde incelemek üzere; Ak Parti Tokat Milletvekili Adayı Prof.Dr. Coşkun Çakır ve Uyumsoft Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder’in fikir babası olduğu; Tokat Valiliği, Tokat Belediyesi ve ilgili kurumlarının ev sahipliğinde düzenlenen bir organizasyona katıldı. Organizasyonda; Tokat Valisi Cevdet Can, Tokat Belediye
Başkanı Av.Eyüp Eroğlu, Gaziosmanpaşa Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mustafa Şahin ve Tokat’ın kamu, yerel yönetimler ve sivil toplum örgütlerinin temsilcileri ile; EGD Başkanı Celal Toprak, Dünya Gazetesi Yazarı Rüştü Bozkurt, İstanbul Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Mahmut Ak, Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Önder’in aralarında bulunduğu ekonomi gazetecileri ve işadamları bir araya geldi.
Avrupalı Lider Burger Zinciri Quick artık Türkiye’de…
HABER MERKEZİ-ARTİN ŞİRİNPINAR
Avrupalı Lider Burger Zinciri Quick
artık Türkiye’de…
Avrupa’da yarım asra yakın bir zamandır kaliteli ürünlerini lezzet tutkunlarıyla buluşturan Quick, ‘Yeniliğe Acıkanlara’ sloganıyla Türkiye’ye geldi.
Quick, farklı damak tatlarına hitap eden menüsü, özel sosları ve
keyifli ortamıyla yepyeni bir burger deneyimi sunuyor.
Nisan ve Mayıs ayında açtığı 4 restoranla burger severlere hizmet vermeye başlayan Quick, 5 yıl içinde 150 Milyon ₺ yatırım ile restoran sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyor.
İlk restoranını 1971 yılında Belçika’da açan, bugün 16.000 çalışanıyla başta Fransa, Belçika, Lüksemburg olmak üzere 500 restoranda 1 milyar Euro’nun üzerinde ciro elde eden Quick, farklı damak tatlarına hitap eden menüsü, fark yaratan özel sosları ve keyifli ortamıyla yepyeni bir burger deneyimi sunuyor.
Rekabetin oldukça yoğun yaşandığı burger dünyasına, Avrupalı dokunuşuyla kaliteli bir lezzet alternatifi sunan Quick, Türkiye’de hızlı servis sektörüne iddialı bir giriş yaptı. Avrupalı lider Hızlı Servis restoran zinciri Quick, gençler ve aileler başta olmak üzere her kesime hitap eden menüsüyle ilk olarak İstanbul’daki lezzet tutkunlarıyla buluştu. Forum İstanbul, Ataşehir Bulvar 216 , Şişli Cevahir AVM ve Şişli Meydan restoranları hizmete giren Quick, Mayıs sonunda Viaport restoranında misafirlerini ağırlamaya başlayacak.
Dugardin: “Türkiye’nin yemek kültüründen çok etkilendik, burada olmak istedik”
45 yılı aşan deneyim ve ‘daha fazlası için lezzet’ iddiasıyla Türkiye’ye gelen Quick’in lansman toplantısı, Çırağan Sarayı’nda yapıldı. Quick Group CEO’su Cedric Dugardin, zengin bir mutfak kültürüne sahip Türkiye’de insanların ayrıştırıcı damak tadına büyük güven duyarak, Türkiye pazarına girdiklerini söyledi.
CEO Dugardin, “Görüyoruz ki, Türkiye’de yemek yemek bir ihtiyaçtan öte bir ritüel. Hep birlikte oturulan akşam yemekleri ve bol çeşitli yemeklerle kurulan masalar bunun en güzel kanıtı. Biz tecrübeli kadrosuna çok güvendiğimiz IFB ile birlikte, Türkiye’nin bu benzersiz yemek kültürünün bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.
Quick ürünleri Türk damak tadına daha yakın
Dugardin, burger pazarında yoğun bir rekabet yaşandığını ancak Quick’in Amerikan burger zincirlerine karşı, Avrupalı yaklaşımıyla hızlı servis restoranlarına bambaşka bir vizyon getirdiğini vurguladı. Dugardin sözlerine şöyle devam etti: “Öncelikli hedeflerimiz arasında, ailelerin her zaman çocuklarıyla birlikte gelip rahat rahat yemeklerini yiyebilecekleri güvenilir bir Hızlı Servis restoranı yaratmak var. Restoranlarımızın gerçek bir yaşam alanı olmasına özellikle önem veriyoruz. Quick’i tercih edenlerin kendilerini evlerinde hissetmesi için çalışıyoruz. Quick, bu yaklaşımı sayesinde bugün Avrupalı en büyük burger markası olmayı başarmıştır.”
Lezzet konusunda iddialı olduklarını ifade eden Dugardin, tazeliğe ve kaliteye verdikleri önem doğrultusunda malzeme tedarikinde yerli üretime başvurduklarını söyledi.
Çocuklara özel 2 farklı menü
Avrupalı bir burger zinciri olarak Türk damak tadına çok daha yakın ürünler sunduklarını kaydeden Dugardin, “Her burgerimizin kendine has özel reçeteli sosu vardır ve bu soslar da Quick markasının farklılaşmasını sağlamıştır. Bu yönüyle de ürünlerimizin Türkiye’deki lezzet tutkunları tarafından beğenileceğine inanıyoruz. Yine Türkiye’de ilk olarak, 4-7 ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklara hitap eden iki farklı çocuk menüsü sunuyoruz” dedi.
Dugardin, Quick’i, başta Türkiye olmak üzere Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde büyütmeyi hedeflediklerini açıkladı.
“2 yılda ekip olarak yüzlerce burger yedik, sonunda Quick’i seçtik”
Quick’in Türkiye master franchise’lığını alan IFB Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı Naci Topçuoğlu da 2 yıllık bir arayışın sonucunda Quick’i Türkiye’ye getirmeye karar verdiklerini söyledi.
Topçuoğlu, “Türkiye’ye kazandıracağımız ve damak tadımıza uygun yeni lezzeti bulmak için dur-durak bilmeden çalıştık. Farklı ülkeler gezdik, farklı lezzetler denedik. Bu süreçte ekip olarak yüzlerce burger yedik. Bu lezzetlere ulaşmak için 3 kıtada 10 binlerce km yol kat ettik. Geriye dönüp baktığımızda bu iki yıl bize çok şey öğretti, yepyeni deneyimler kazandık. En önemlisi de Quick’i bulduk... Quick’in lezzetinden, kalitesinden ve çalışma anlayışından çok etkilendik. Bu lezzeti ülkemize getirmek, Türk lezzet tutkunlarıyla da paylaşmak istedik.
Quick Türkiye’nin yılsonuna kadar, toplam 15 milyon TL yatırım ile 10 restorana ulaşmasını hedefliyoruz. Quick lezzeti önce İstanbul’u ve kısa süre içinde de tüm Türkiye’yi saracak. Markanın temellerini sağlam oluşturmak adına ilk beş yıl içinde açacağımız 100 restoranı kendi kaynaklarımızla açmayı hedefliyoruz. Beş sene içinde açacağımız 100 restoranın yatırım miktarı 150 Milyon TL olarak gerçekleşecektir” dedi.
Avrupalı Lider Burger Zinciri Quick
artık Türkiye’de…
Avrupa’da yarım asra yakın bir zamandır kaliteli ürünlerini lezzet tutkunlarıyla buluşturan Quick, ‘Yeniliğe Acıkanlara’ sloganıyla Türkiye’ye geldi.
Quick, farklı damak tatlarına hitap eden menüsü, özel sosları ve
keyifli ortamıyla yepyeni bir burger deneyimi sunuyor.
Nisan ve Mayıs ayında açtığı 4 restoranla burger severlere hizmet vermeye başlayan Quick, 5 yıl içinde 150 Milyon ₺ yatırım ile restoran sayısını 100’e çıkarmayı hedefliyor.
İlk restoranını 1971 yılında Belçika’da açan, bugün 16.000 çalışanıyla başta Fransa, Belçika, Lüksemburg olmak üzere 500 restoranda 1 milyar Euro’nun üzerinde ciro elde eden Quick, farklı damak tatlarına hitap eden menüsü, fark yaratan özel sosları ve keyifli ortamıyla yepyeni bir burger deneyimi sunuyor.
Rekabetin oldukça yoğun yaşandığı burger dünyasına, Avrupalı dokunuşuyla kaliteli bir lezzet alternatifi sunan Quick, Türkiye’de hızlı servis sektörüne iddialı bir giriş yaptı. Avrupalı lider Hızlı Servis restoran zinciri Quick, gençler ve aileler başta olmak üzere her kesime hitap eden menüsüyle ilk olarak İstanbul’daki lezzet tutkunlarıyla buluştu. Forum İstanbul, Ataşehir Bulvar 216 , Şişli Cevahir AVM ve Şişli Meydan restoranları hizmete giren Quick, Mayıs sonunda Viaport restoranında misafirlerini ağırlamaya başlayacak.
Dugardin: “Türkiye’nin yemek kültüründen çok etkilendik, burada olmak istedik”
45 yılı aşan deneyim ve ‘daha fazlası için lezzet’ iddiasıyla Türkiye’ye gelen Quick’in lansman toplantısı, Çırağan Sarayı’nda yapıldı. Quick Group CEO’su Cedric Dugardin, zengin bir mutfak kültürüne sahip Türkiye’de insanların ayrıştırıcı damak tadına büyük güven duyarak, Türkiye pazarına girdiklerini söyledi.
CEO Dugardin, “Görüyoruz ki, Türkiye’de yemek yemek bir ihtiyaçtan öte bir ritüel. Hep birlikte oturulan akşam yemekleri ve bol çeşitli yemeklerle kurulan masalar bunun en güzel kanıtı. Biz tecrübeli kadrosuna çok güvendiğimiz IFB ile birlikte, Türkiye’nin bu benzersiz yemek kültürünün bir parçası olmaktan büyük mutluluk duyuyoruz” dedi.
Quick ürünleri Türk damak tadına daha yakın
Dugardin, burger pazarında yoğun bir rekabet yaşandığını ancak Quick’in Amerikan burger zincirlerine karşı, Avrupalı yaklaşımıyla hızlı servis restoranlarına bambaşka bir vizyon getirdiğini vurguladı. Dugardin sözlerine şöyle devam etti: “Öncelikli hedeflerimiz arasında, ailelerin her zaman çocuklarıyla birlikte gelip rahat rahat yemeklerini yiyebilecekleri güvenilir bir Hızlı Servis restoranı yaratmak var. Restoranlarımızın gerçek bir yaşam alanı olmasına özellikle önem veriyoruz. Quick’i tercih edenlerin kendilerini evlerinde hissetmesi için çalışıyoruz. Quick, bu yaklaşımı sayesinde bugün Avrupalı en büyük burger markası olmayı başarmıştır.”
Lezzet konusunda iddialı olduklarını ifade eden Dugardin, tazeliğe ve kaliteye verdikleri önem doğrultusunda malzeme tedarikinde yerli üretime başvurduklarını söyledi.
Çocuklara özel 2 farklı menü
Avrupalı bir burger zinciri olarak Türk damak tadına çok daha yakın ürünler sunduklarını kaydeden Dugardin, “Her burgerimizin kendine has özel reçeteli sosu vardır ve bu soslar da Quick markasının farklılaşmasını sağlamıştır. Bu yönüyle de ürünlerimizin Türkiye’deki lezzet tutkunları tarafından beğenileceğine inanıyoruz. Yine Türkiye’de ilk olarak, 4-7 ve 8-12 yaş aralığındaki çocuklara hitap eden iki farklı çocuk menüsü sunuyoruz” dedi.
Dugardin, Quick’i, başta Türkiye olmak üzere Avrupa, Orta Doğu, Afrika, Asya ve Latin Amerika ülkelerinde büyütmeyi hedeflediklerini açıkladı.
“2 yılda ekip olarak yüzlerce burger yedik, sonunda Quick’i seçtik”
Quick’in Türkiye master franchise’lığını alan IFB Gıda’nın Yönetim Kurulu Başkanı Naci Topçuoğlu da 2 yıllık bir arayışın sonucunda Quick’i Türkiye’ye getirmeye karar verdiklerini söyledi.
Topçuoğlu, “Türkiye’ye kazandıracağımız ve damak tadımıza uygun yeni lezzeti bulmak için dur-durak bilmeden çalıştık. Farklı ülkeler gezdik, farklı lezzetler denedik. Bu süreçte ekip olarak yüzlerce burger yedik. Bu lezzetlere ulaşmak için 3 kıtada 10 binlerce km yol kat ettik. Geriye dönüp baktığımızda bu iki yıl bize çok şey öğretti, yepyeni deneyimler kazandık. En önemlisi de Quick’i bulduk... Quick’in lezzetinden, kalitesinden ve çalışma anlayışından çok etkilendik. Bu lezzeti ülkemize getirmek, Türk lezzet tutkunlarıyla da paylaşmak istedik.
Quick Türkiye’nin yılsonuna kadar, toplam 15 milyon TL yatırım ile 10 restorana ulaşmasını hedefliyoruz. Quick lezzeti önce İstanbul’u ve kısa süre içinde de tüm Türkiye’yi saracak. Markanın temellerini sağlam oluşturmak adına ilk beş yıl içinde açacağımız 100 restoranı kendi kaynaklarımızla açmayı hedefliyoruz. Beş sene içinde açacağımız 100 restoranın yatırım miktarı 150 Milyon TL olarak gerçekleşecektir” dedi.
12 Mayıs 2015 Salı
Yeni Türkiye Ekonomisi toplantısına ‘Tarım sektörü’ damgasını vurdu…
HABER MERKEZİ-ARTİN ŞİRİNPINAR
Yeni Türkiye
Ekonomisi toplantısına ‘Tarım sektörü’ damgasını vurdu…
Ekonomi takım oyunudur,
Yeni bir ekonomi diyorsak, yeni bir strateji
oluşturmak lazımdır
Genç Tüm Sanayici ve
İşadamları Derneği TÜMSİAD İstanbul Şubesi’nin, 25 Nisan tarihinde, İstanbul
Ticaret Üniversitesi’nde düzenlediği “Yeni Türkiye Ekonomisi” konulu panele
konuşmacı olarak katılan Reis Gıda Yönetim Kurulu Başkanı Mehmet Reis, ülkemizin
ve çocuklarımızın geleceğinin güvence altına alınması için en stratejik
sektörlerin başında tarım sektörünün geldiğini belirtti.
Sürdürülebilir bir büyüme için güçlü markalar oluşturmalıyız
Panel sırasındaki konuşmasında,
1981’de faaliyete başladıkları andan itibaren geçirdikleri markalaşma sürecinin,
girişimcilik ve inovasyon başarı öyküsü olduğunu kaydeden Reis Gıda Yönetim
Kurulu Başkanı Mehmet Reis, şunları söyledi;
“40 yıldır tarım sektörünün
içindeyim. Türkiye, 2023 hedefi olarak, 500 milyar dolar ihracat rakamını
ortaya koydu. Herkesin hemfikir olduğu bu hedefe ulaşabilme noktasında,
öncelikle şu maddeleri hayata geçirmeliyiz. Uzun vadeli iş planı
oluşturmalıyız. Girişimci sayısını arttırmalıyız. İnovasyona dayalı üretim
yapmalıyız. Üretilen ürünlerin satışı için alternatif pazarlar bulmalıyız. Sürdürülebilir
bir büyüme için güçlü markalar oluşturmalıyız. Özetle şirketlerin, ayaklarının
üzerinde durabilmesi ve sürdürülebilir olabilmeleri için, çağın gereklerine
uymaları gerekmektedir. Nitekim, Reis Gıda’nın markalaşma sürecine başladığımda,
çevreden şu şekilde tepkiler alıyordum; ‘-Fasulye, nohut, mercimeğe marka mı
olur’ diyorlardı. Ardından Avrupa Birliği’nin Tehlike Analizi ve Kritik Kontrol
Noktaları (HACCP) belgesini almaya karar verdik ve 2000 yılında HACCP belgesini
sektörümüzde ilk biz aldık. Şuan, Amerika başta olmak üzere, 20 ülkeye ihracat
yapıyoruz. Dünyadaki ünlü caddelerde Reis markalı ürünler satışa sunuluyor. Bu
bir girişimcilik ve inovasyon öyküsüdür” dedi.
2023 hedefine, tüm sektörlerin birlikte büyümesiyle ulaşılabilir
Türkiye’nin istikrarlı
büyümesi için tarım sektörüne önem verilmesi gerektiğini belirten Mehmet Reis,
konuşmasına şöyle devam etti:
“Büyüme ve hedefler
denildiğinde, hemen sanayi sektörü diyoruz. Oysa, sanayi sektörünün dışında;
tarım, turizm, madencilik gibi 26 sektör daha var. Ülke olarak hedeflerimize, tüm
sektörlerin birlikte büyümesiyle ulaşabiliriz. Türkiye’nin geleceği ve
ekonomisi için tarım son derece önemlidir. Nüfusumuzun %25’i kırsalda yaşarken,
tarımdaki istihdam %22’yi bulmaktadır. Ülkemizin 800 milyar dolar olan GSMH’nin,
yaklaşık 60 milyar dolarını tarım sektörü oluşturuyor. Tarım sektörü, sanayiye
hammadde sağlayan bir sektördür. Tarım yapılmadan, gıda sanayiye hammadde
sağlamak da mümkün değildir. Son yıllarda tarım, işsizliğe de çare oldu. Bu
arada altını çizmek istediğim bir diğer önemli konu da, Ekonomik Kalkınma ve
İşbirliği Örgütü (OECD) verilerine göre, dünya genelinde gıda üretimi düşüyor.
Bu durum, dünya nüfusunun beslenmesi açısından büyük bir risk oluşturuyor. 2050
yılında dünya nüfusunun 9,1 milyar kişiye ulaşacağı uzmanlar tarafından
belirtiliyor. Türkiye’de tarım sektörü açısından halen bir şans vardır. Bu
arada, Hükümetimizin aldığı, miras yoluyla arazilerin bölünmesinin önüne
geçilmesi, çalışmasını çok başarılı buluyoruz.” diye konuştu.
Tarımda, dünyadaki en kaliteli ürünleri üretiyoruz
Türkiye’nin tarımdaki
ihracatını son yıllarda daha da arttığını söyleyen Mehmet Reis, şunları
söyledi: “Türkiye olarak, dünyadaki en kaliteli tarım ürünlerini üretiyoruz.
Yurtdışından gelenler, fiyatı ucuz olduğu için geliyor. Örneğin Türkiye olarak,
ABD gibi gelişmiş ülkelere, pirinç başta olmak üzere Türk kuru gıda ürünlerini
ihraç ediyoruz. Türkiye’nin tarımda; 18 milyar 749 milyon dolar tarım ihracatı varken;
tarım ürünleri ithalatı, 18 milyar 58 milyon dolar olmuştur. Tarımda, dış
ticaret açığımız olmamış ve tam tersine fazlalığımız olmuştur. Ülke tarımı ile
küresel güç olabiliriz. Ülkemizin geleceği ve ekonomi istikrarı için stratejik
sektörlerimizden biri tarım sektörüdür. Tarımın, ülke ekonomisindeki payını
sizinle paylaştım. Ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği ve güvence altına
alınması için yegane sektör tarım olmalıdır. Benim burada söylemek istediğim;
canlıların yaşaması için toprağı, suyu, çevreyi koruyalım. Yerli tohumlarımızı
koruyalım. Amacımız, gençleri çiftçiliğe yönlendirmek olmalıdır. Konuşmamı bir
Kızılderili Atasözü ile bitirmek istiyorum. Son ırmak kuruduğunda, son ağaç yok
olduğunda, son balık öldüğünde beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu
anlayacak” diyerek sözlerini tamamladı.
2015, ekonomide reform yılı olacak
Türkiye’nin 2023 hedefleri
için reform hamlesi yapması gerektiğini ifade eden Türkiye Odalar ve Borsalar
Birliği (TOBB) Başkan Yardımcısı Halim Mete, şunları söyledi:
“Ülkemizde genç girişimciliğin
gelişmesi için her türlü adımı memnuniyetle karşılıyoruz. Bizler TOBB’un 1500
üyesinin görüş ve taleplerini, siyasi ve karar alıcılara aktırıyoruz. Bizim
işimiz, çözüm için yol göstermektir. Bazen yol tarif eden olacağız; bazen de
tarif yollar vereceğiz. Hepimizin bildiği üzere, dünya olmadığı kadar zor bir
süreçten geçiyor. Olaylar, bu coğrafyada kilitleniyor. Yeniden yükselmek için,
2023 hedefleri için reform hamlesi yapmalıyız. 2015 ile 2019 yılları arası reform
yılları olmalıdır. Örneğin, vergiyi tabana yayacak etkili bir süreç olmalıdır.
Nitelikli iş gücü için, yepyeni bir eğitim reformu lazımdır. Burada meslek liseleri
önemli bir unsurdur. Bir yandan işsizlik varken, diğer yandan nitelikli işgücüne
ihtiyaç vardır. Üzerinde durulması gereken diğer bir konu da, ülkemizde her 3
kişiden 1’i niteliğinin altında çalışıyor. En büyük kaynağımız olan insan
kaynağımızı yeterince değerlendiremiyoruz ve bir nevi heba ediyoruz. Türkiye’de
müthiş bir müteşebbis ruhu vardır. Girişimcilerin yetişmesi için destekte bulunmalıyız.
Yenileşmeye yatırım yapan, nitelikli
istihdam sağlayan bir Türkiye istiyoruz. Ülkemiz istediği hedefe, reformlar ile
yürüyebilecektir” diye konuştu.
Yeni Türkiye Ekonomisinde,
yeni bir stratejiye ihtiyaç olduğunu ifade eden Dünya Gazetesi Genel Yayın
Yönetmeni Hakan Güldağ, konuşmasında şunları söyledi:
“30 senedir ekonomi
gazeteciliği yapıyorum. Ekonomi, bir takım oyunudur. Birinci nokta, yeni
Türkiye, yeni ekonomi diyorsak, yeni bir strateji oluşturmamız lazımdır. Bu
stratejiler, Kobiler, şirketler, reformlarda olabilir. 2008’de ilk kez Türkiye,
kişi başı gelirde 10 bin dolara geçti. Bu rakam 2014’de 10 bin 440 dolardır.
Yeni ekonomi için bize yeni bir hikaye lazımdır. Biz, 80’lerden beri, ihracatta
bir başarı sağladık. Bizim temel sorunumuz, ileri teknoloji ürünlerini henüz
üretip, satamadık. Türkiye’nin 1 numaralı ihraç ürünü inşaat demiridir. Dünyada
inşaat sektörü piyasasının, 5’de 1’i Türkiye’dedir. Sonra tekstil geliyor. Otoyollar
yaptık, birçok şey yaptık. Her alanda, örneğin ihracattaki tarımsal ürünleri daha
da artırmalıyız. Peki şimdi, yeni hikayenin temelinde ne olmalıdır? Bizi 5 bin
dolardan 10 bin dolara getiren politikalar, 10 bin dolardan 20 bin dolara taşıyacak
seviyede değildir. Bizim, büyük projeleri seçerek, onun bunun adamı demeden
hayata geçirmemiz gerekiyor. Genetik enformasyon, nano teknoloji ve robotik
teknolojileri alanlarında çalışmalar yapmalıyız. Endüstriyel internet denilen,
bir somutluklar çağı başladı. Artık, gerçekle sanal birleşiyor. Yeni ekonomi
oluyor. Bunu Amerika 40 yılda, Güney Kore 19 yılda yaptı. Türkiye, aklını
kullanarak orta gelir tuzağı riskini çok daha hızlı aşabilir. Türkiye’de bu
potansiyelin olduğunu biliyoruz” dedi.
Dünyanın 10 büyük ekonomisinden biri olmalıyız
Albaraka Türk Kurumsal
Krediler Müdürü Hüseyin Tunç, konuşmasında şunları belirtti:
“Piyasa ve reel ekonomi ile iç
içeyiz. Bugün müteşebbis ruhu gelişsin diyoruz. Müteşebbisi; özgüven destekler,
kendine güvenmek önemlidir. Türkiye’nin 2023 ekonomi hedefi vardır. Bu, Türkiye’nin
dünyanın 10 büyük ekonomisine girme hedefidir. Bugünkü koşumuz ile bu hedefi yakalayamayız.
Markalaşmak önemlidir. Örneğin; Alman firması, Denizli’deki bir tekstil firmasından
6 Euro’ya aldığı bornozu, 60 Euro’ya satabiliyor. Bu nedenle, Türkiye’nin markalaşmaya
ihtiyacı vardır. Önemli sektörleri belirleyip, markalarımızı oluşturmalıyız. Diğer
taraftan, eğitim dünyası ile iş dünyasının kucaklaşması lazımdır. Türkiye’nin, güçlü
olduğu alanlarını belirlediği bir envanterin oluşturulması lazımdır. Bu
yaklaşım, ülkemizi başarıya taşıyacaktır.” şeklinde konuştu.
Konya’nın turistik yerleri bisikletle geziliyor…
Konya’nın turistik yerleri bisikletle geziliyor…
Mevlana Kalkınma Ajansı (MEVKA) ve Konya Valiliği İl Planlama Müdürlüğü’nün mali destekleri ile oluşturulan “Konya Turizminde Yeni Destinasyonlar” projesi kapsamında Konya’nın turizm destinasyonları artık bisikletle de görülebilecek.
Türkiye’nin önemli turizm destinasyonlarından biri olan Konya’nın turistik yerleri seyahat acentelerinin de satın alabileceği paket tur programlarına dönüştürülüyor. Böylelikle artık Konya’ya giden turistler şehrin içinde veya dışında bulunan tüm turistik yerlere bisikletle de ulaşabilecek.
“Konya Turizminde Yeni Destinasyonlar” projesi kapsamında yapılan çalışmalarla birlikte Konya’daki turizm mekanlarının bisikletle gezilmesinin mümkün hale getirileceği bilgisini veren Turizm Danışmanı Yrd.Doç.Dr. Metin Çelik, “Bütün dünyada artık bisiklet turizmi oldukça ön plandadır. Konya ise bisikletle gezilmeye oldukça müsait bir şehirdir. Konya Büyükşehir Belediyesi’nin birçok noktada kiralanabilir bisikletleri bulunuyor. Aynı şekilde bisiklet kiralayan çok sayıda özel firma da mevcut. Halihazırda faaliyette olan çok sayıda kulüp ve dernek de Konya içinde ve dışında bulunan turistik yerlere bisiklet turları düzenlemektedir. Yapılacak olan çalışmalarla birlikte paket turlar haline getirilen bisiklet turlarından seyahat acenteleri de rahatlıkla yararlanabilecek ve Konya’nın turizm değerleri bisiklet turlarıyla da rahatlıkla gezilebilecek.” Şeklinde konuştu.
Konya’daki turistik yerlere bisiklet gezileri düzenleyenlerden biri olan Kutay Canpolat, Kültür Turu, Dağ Bisikletçiliği ve Yol Bisikletçiliği adı altında turlar düzenlediklerini belirtti. Konya’da bisikletle gezilebilecek çok fazla yer olduğuna değinen Canpolat, “Sadece Konya’nın içine değil, Çatalhöyük, Sille ve Beyşehir Kuğulu Park gibi yerlere de bisiklet turları düzenliyoruz. Yurt içi veya dışından bisiklet turları için turist getirmek isteyen acentelere bu konuda yardımcı olabiliriz.” Dedi.
Oktay Öztürk
İSTANBUL, DÜNYA KONGRE TERCİHLERİNDE İLK 10’DA YERİNİ ALDI!
HABER MERKEZİ-ARTİN ŞİRİNPINAR
DÜNYA KONGRE SEKTÖRÜNÜN 2014 YILI SONUÇLARI AÇIKLANDI İSTANBUL, DÜNYA
KONGRE TERCİHLERİNDE İLK 10’DA YERİNİ ALDI!
ICCA- Uluslararası Kongre ve Konvansiyonlar Derneği istatistiklerine göre İstanbul, en çok tercih edilen kongre şehirleri sıralamasında dünya 9.su olarak ilk 10’da yerini aldı.
Uluslararası kongre sektörü birliği olan ve dünya kongre turizminin ilgiyle takip ettiği ICCA’nın her yıl Mayıs ayında yayınlanan ve bir önceki yılın istatistiki verilerinden hazırlanan ve destinasyon şehirleri arasında merakla beklenen rapor açıklandı. 2014 yılının istatistiklerine göre dünya kongre şehirleri arasında destinasyon tercihlerinde İstanbul, gerçekleştirilen 130 kongre ile dünya 9.su oldu.
“İstanbul, dünya çapında bir kongre şehridir”
Konuyla ilgili bilgi veren İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu-ICVB Başkanı İbrahim Çağlar “İstanbul´da kongre sayısı son 10 yılda % 280 arttı, bu başarının yükselerek devam edeceğine inanıyorum. İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu–ICVB olarak İstanbul’un kongre turizmi alanında tam anlamıyla tercih edilen bir varış noktası haline gelmesi ve pazar payının her büyüklükteki kongre için artırılmasına katkıda bulunmak için çalışmalarımız çok yönlü devam ediyor.İstanbul, mevcut değerlerini bir turizm potansiyeli olarak harekete geçirmek konusunda artık bir refleks kazanmıştır. Bunun oluşumunda ICVB’nin sürdürdüğü etkin tanıtım ve pazarlama çalışmalarının rolü büyüktür. Ayrıca isabetli kamu ve özel sektör yatırımları İstanbul’un sıçramasına olanak sağlamıştır. İstanbul algısı tüm dünyada yükseldi ve “Trend Destinasyon” haline geldi. İstanbul, kongre turizminde dünya 9.su oldu. Bu büyük bir başarı. İstanbul sahip olduğu ulaşılabilirlik, toplantı ve kongre merkezlerinin kalitesi ve sayısı, konaklama olanaklarındaki kalite ve alternatifler, tarih-kültür ve doğa gibi kendi öz zenginlikleri ve hizmet kalitesi ile dünya çapında bir kongre şehridir. İstanbul ayrıca Türkiye kongre sektörünün lokomotifi durumundadır” dedi.
İstanbul, ICCA istatistiklerine göre 2000’li yılların başında 40. sırada yer alırken, 2009 yılında 17. sıraya yükseldi, 2010 yılından bugüne yükselerek tercihlerde üst sıralarda yer alan İstanbul, 2014 yılı raporunda da dünya kongre turizminin destinasyon tercihlerinde parlayan yıldızı olarak 9. sırada yer aldı.
“Hedefimiz ilk 5 arasında yer almak”
Toplam ziyaretçi sayısı anlamında da İstanbul’un, Avrupa'nın en çok ziyaret edilen 3'üncü kenti konumunda olduğunu belirten İbrahim Çağlar, “İstanbul'u dünyanın en çok ziyaret edilen kenti yapma yolunda çalışmalar da devam edecek. 1997 yılında açılan İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu-ICVB, bugüne kadar çok önemli atılımlar yaptı. Tabii biz bunu aldığımızdan daha iyi bir noktada bırakmak için uğraşacağız. 2023 yılı için hedefimiz ilk 5 şehir arasında yer alabilmek” dedi.
DÜNYA KONGRE SEKTÖRÜNÜN 2014 YILI SONUÇLARI AÇIKLANDI İSTANBUL, DÜNYA
KONGRE TERCİHLERİNDE İLK 10’DA YERİNİ ALDI!
ICCA- Uluslararası Kongre ve Konvansiyonlar Derneği istatistiklerine göre İstanbul, en çok tercih edilen kongre şehirleri sıralamasında dünya 9.su olarak ilk 10’da yerini aldı.
Uluslararası kongre sektörü birliği olan ve dünya kongre turizminin ilgiyle takip ettiği ICCA’nın her yıl Mayıs ayında yayınlanan ve bir önceki yılın istatistiki verilerinden hazırlanan ve destinasyon şehirleri arasında merakla beklenen rapor açıklandı. 2014 yılının istatistiklerine göre dünya kongre şehirleri arasında destinasyon tercihlerinde İstanbul, gerçekleştirilen 130 kongre ile dünya 9.su oldu.
“İstanbul, dünya çapında bir kongre şehridir”
Konuyla ilgili bilgi veren İstanbul Ticaret Odası, İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu-ICVB Başkanı İbrahim Çağlar “İstanbul´da kongre sayısı son 10 yılda % 280 arttı, bu başarının yükselerek devam edeceğine inanıyorum. İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu–ICVB olarak İstanbul’un kongre turizmi alanında tam anlamıyla tercih edilen bir varış noktası haline gelmesi ve pazar payının her büyüklükteki kongre için artırılmasına katkıda bulunmak için çalışmalarımız çok yönlü devam ediyor.İstanbul, mevcut değerlerini bir turizm potansiyeli olarak harekete geçirmek konusunda artık bir refleks kazanmıştır. Bunun oluşumunda ICVB’nin sürdürdüğü etkin tanıtım ve pazarlama çalışmalarının rolü büyüktür. Ayrıca isabetli kamu ve özel sektör yatırımları İstanbul’un sıçramasına olanak sağlamıştır. İstanbul algısı tüm dünyada yükseldi ve “Trend Destinasyon” haline geldi. İstanbul, kongre turizminde dünya 9.su oldu. Bu büyük bir başarı. İstanbul sahip olduğu ulaşılabilirlik, toplantı ve kongre merkezlerinin kalitesi ve sayısı, konaklama olanaklarındaki kalite ve alternatifler, tarih-kültür ve doğa gibi kendi öz zenginlikleri ve hizmet kalitesi ile dünya çapında bir kongre şehridir. İstanbul ayrıca Türkiye kongre sektörünün lokomotifi durumundadır” dedi.
İstanbul, ICCA istatistiklerine göre 2000’li yılların başında 40. sırada yer alırken, 2009 yılında 17. sıraya yükseldi, 2010 yılından bugüne yükselerek tercihlerde üst sıralarda yer alan İstanbul, 2014 yılı raporunda da dünya kongre turizminin destinasyon tercihlerinde parlayan yıldızı olarak 9. sırada yer aldı.
“Hedefimiz ilk 5 arasında yer almak”
Toplam ziyaretçi sayısı anlamında da İstanbul’un, Avrupa'nın en çok ziyaret edilen 3'üncü kenti konumunda olduğunu belirten İbrahim Çağlar, “İstanbul'u dünyanın en çok ziyaret edilen kenti yapma yolunda çalışmalar da devam edecek. 1997 yılında açılan İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu-ICVB, bugüne kadar çok önemli atılımlar yaptı. Tabii biz bunu aldığımızdan daha iyi bir noktada bırakmak için uğraşacağız. 2023 yılı için hedefimiz ilk 5 şehir arasında yer alabilmek” dedi.
35. yılını kutlayan İnoksan, ‘İhracat odaklı, Ar-Ge destekli’ büyüyecek...
HABER MERKEZİ-ARTİN ŞİRİNPINAR
İnoksan, ‘İhracat odaklı,
Ar-Ge destekli’ büyüyecek
35. yılını kutlayan İnoksan’ın
Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık:
“2023’e kadar %100 büyüyerek, ciromuzun %50’sini ihracatla gerçekleştirmeyi hedefliyoruz."
Türkiye’de endüstriyel mutfak sektöründe 35’inci yılını kutlayan İnoksan, ‘İhracat ve Ar-Ge’ odaklı bir yol haritası izleyeceğini açıkladı. İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık düzenlediği basın toplantısında, “2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak hedefi olan Türkiye’nin firmaları da, kendi sektörlerinde ilk 10’da yer almayı hedeflemek durumundadır” dedi.
İnoksan, Türk ekonomisi için önemli katma değer yaratıyor
İnoksan’ın kurulduğu günden bugüne kadar sektöre yön vererek büyümeyi sürükleyen bir firma olduğunu kaydeden Varlık, “Hiçbir zaman hayallerimizin ucunu sınırlamadık. Bugün o hayallerimiz sayesinde, Bursa’da, 20.000 metrekare kapalı alanda, son teknolojiyle donanmış bir endüstri üssüne dönüşmüş fabrikamızda 400’ü aşan çalışanımızla yıllık 100 milyon TL’nin üzerinde ciro yapıyor, üretimimizin %35’ini 5 kıtada 66 ülkeye ihraç ediyoruz. 400’e yaklaşan üstün nitelikli çalışanımız için sektörümüzde bir okul görevi görüyoruz. 50 yurt içi bayimiz ve 100’den fazla yetkili servisimiz ve bunların çalışanlarıyla birlikte yaklaşık olarak 5.000 kişiye istihdam olanağı sağlıyoruz. Yaklaşık 750 tedarikçi firmasına iş veriyor ve bunları sürekli geliştiriyoruz. Turizm sektöründe donanım ve proje ihtiyaçlarını karşılayarak her yıl en az 40 milyon dolarlık döviz çıkışını engelliyoruz. Buna yıllık 10 milyon dolarlık ihracatımızı da eklediğinizde, dış ticaret açığına şirket olarak katkımız, yıllık 50 milyon dolara ulaşıyor” şeklinde konuştu.
Varlık: “Türkiye’de lider olmak yetmez, dünyada da lider olmalıyız!”
İnoksan’ın Türkiye’deki liderliğini yurt dışına da taşımayı hedeflediğini kaydeden Vehbi Varlık, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de lider olmak bizim için ‘yerel kalmak’ anlamına geliyor. Oysa bizim iki sloganımız var: ‘Yerel kalmak yetmez’ ve ‘Tüm dünya müşterimiz’ diyoruz… Hedeflerimizi de buna göre belirledik. Yurt dışı satışlara ağırlık vererek, ihracat oranımızı en az %50’ye çıkaracağız” dedi.
İnoksan’da büyüme aritmetik değil, geometrik olacak
Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, İnoksan’ın diğer hedeflerini şöyle açıkladı: “Ürünlerimizle dünyada rekabet etmek için, Ar-Ge yatırımlarımızı 3 yıl %500 artırarak ‘tescilli Ar-Ge Merkezi’ olmayı ve fark yaratan ürünlerimizle öne çıkmayı hedefliyoruz. Pişirme, Soğutma, Bulaşık yıkama sistemleri ve benzeri ürün grupları temelinde uzmanlaşmış şirketlerimiz ile etkili bir grup kurmayı ve aritmetik değil, geometrik büyümeyi hedefliyoruz. Bu şirketlerin, kendi alanlarında yüksek adetlerle, ekonomik ölçeğe uygun rekabet koşullarına ulaşmasını planlıyoruz. Bulaşık Yıkama Makinesi, Fırın, Soğutucu fabrikalarımız 2018 sonuna kadar faaliyete geçecek. Son olarak da Turquality Marka Destek programını kullanarak yoğun bir tanıtım programını başlatmayı planlıyoruz.”
2015 yılında yüzde 20 oranında büyümeyi hedeflediklerini açıklayan Vehbi Varlık, “2015 yılına, yurt dışında daha fazla ülke ve müşteriye ulaşmak, uluslararası platformlarda markamızı tanıtmak ve pazarlamak hedefiyle girdik. Bölgesel pazarlarda Rusya, Türk Cumhuriyetleri, İran, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan ön plana çıkarken, Avrupa Birliği’nde İtalya ve Almanya, Amerika’da ise ABD, Meksika, Brezilya ve Şili odaklandığımız pazarlar. Kuzey Afrika ve diğer Afrika ülkeleri de proje bazlı satışlarda odak noktamız olmaya devam edecek. 2023’e kadar %100 büyüyerek, ciromuzun %50’sini ihracatla gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
Varlık, 2023 dönemini kapsayan ikinci OVP’de ise grup konsolide cirosuyla Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasında ön sıralara yükselmeyi amaçladıklarını kaydetti.
İnoksan, Ar-Ge’sini ve tasarımını yaptığı ürünlerle sektöre yön veriyor
Vehbi Varlık’ın verdiği bilgiye göre Ar-Ge, İnoksan’ın en fazla yatırım yaptığımız alanların başında geliyor. Şirket, her yıl cirosunun yüzde 2’sini Ar-Ge ayırıyor. İnoksan Ar-Ge bölümünde 12 kişilik kadro, yeni ürünler geliştirmek için çalışıyor. Bu çalışmaların sonucunda bugüne kadar 6 adet patentli, 7 adet faydalı model ve 22 adet tasarım tescilli çalışmaya imza atıldı.
İnoksan Hakkında
Mutfak ekipmanları sektörünün öncülerinden İnoksan’ın temelleri 1980 yılında atılmıştır. Bugün 20.000 metrekare kapalı alanda son teknolojiyle donanmış bir endüstri üssüne dönüşmüş fabrikasında üretim yapmakta olan İnoksan, 4.000 çeşide varan yardımcı mutfak ürünleriyle; otel, bar, kafe, restoran, turistik tesis, fast food gibi yeme-içme alanlarının bulunduğu tüm mekanlara gereken tüm ürün ve aksesuarları üretip, gerektiğinde ithal ederek müşterilerine sayısız alternatif sunmaktadır.
6 büyük ilde bölge müdürlüğü, 40'a yakın yetkili bayisi bulunan İnoksan, Türkiye geneline yayılmış 90 yetkili servisi ve 350 servis elemanıyla koşulsuz müşteri memnuniyeti sağlamak ilkesi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Araştırma ve geliştirmeye öncelik veren ve yıllık cirosunun önemli bir bölümünü Ar-Ge çalışmalarına ayıran İnoksan, ürettiği inovatif ekipmanlarla dünya markalarıyla rekabet etmektedir. İnoksan, 5 kıtaya yaptığı ihracatla Türk pazarındaki gücünü dünyaya da taşımaktadır.
Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşları arasında yer alan İnoksan, ISO 9001 Kalite Yönetim, OHSAS 18001 İş Sağlığı Güvenliği ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemleri’ni entegre ederek, sektöründe bir ilke imza atmıştır. İnoksan, kaliteden ödün vermeden sektöründe öncü çalışmalarına devam etmektedir.
İNOKSAN, köklü geçmişinden aldığı güçle odaklanma, farklılaşma, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temelleri üzerine kurduğu çalışma anlayışını koruyarak, mutfakların mimarı olmayı ve yeni başarı hikâyeleri yazmayı sürdürecektir.
İnoksan, ‘İhracat odaklı,
Ar-Ge destekli’ büyüyecek
35. yılını kutlayan İnoksan’ın
Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık:
“2023’e kadar %100 büyüyerek, ciromuzun %50’sini ihracatla gerçekleştirmeyi hedefliyoruz."
Türkiye’de endüstriyel mutfak sektöründe 35’inci yılını kutlayan İnoksan, ‘İhracat ve Ar-Ge’ odaklı bir yol haritası izleyeceğini açıkladı. İnoksan Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık düzenlediği basın toplantısında, “2023 yılında dünyanın ilk 10 ekonomisi içinde yer almak hedefi olan Türkiye’nin firmaları da, kendi sektörlerinde ilk 10’da yer almayı hedeflemek durumundadır” dedi.
İnoksan, Türk ekonomisi için önemli katma değer yaratıyor
İnoksan’ın kurulduğu günden bugüne kadar sektöre yön vererek büyümeyi sürükleyen bir firma olduğunu kaydeden Varlık, “Hiçbir zaman hayallerimizin ucunu sınırlamadık. Bugün o hayallerimiz sayesinde, Bursa’da, 20.000 metrekare kapalı alanda, son teknolojiyle donanmış bir endüstri üssüne dönüşmüş fabrikamızda 400’ü aşan çalışanımızla yıllık 100 milyon TL’nin üzerinde ciro yapıyor, üretimimizin %35’ini 5 kıtada 66 ülkeye ihraç ediyoruz. 400’e yaklaşan üstün nitelikli çalışanımız için sektörümüzde bir okul görevi görüyoruz. 50 yurt içi bayimiz ve 100’den fazla yetkili servisimiz ve bunların çalışanlarıyla birlikte yaklaşık olarak 5.000 kişiye istihdam olanağı sağlıyoruz. Yaklaşık 750 tedarikçi firmasına iş veriyor ve bunları sürekli geliştiriyoruz. Turizm sektöründe donanım ve proje ihtiyaçlarını karşılayarak her yıl en az 40 milyon dolarlık döviz çıkışını engelliyoruz. Buna yıllık 10 milyon dolarlık ihracatımızı da eklediğinizde, dış ticaret açığına şirket olarak katkımız, yıllık 50 milyon dolara ulaşıyor” şeklinde konuştu.
Varlık: “Türkiye’de lider olmak yetmez, dünyada da lider olmalıyız!”
İnoksan’ın Türkiye’deki liderliğini yurt dışına da taşımayı hedeflediğini kaydeden Vehbi Varlık, sözlerine şöyle devam etti: “Türkiye’de lider olmak bizim için ‘yerel kalmak’ anlamına geliyor. Oysa bizim iki sloganımız var: ‘Yerel kalmak yetmez’ ve ‘Tüm dünya müşterimiz’ diyoruz… Hedeflerimizi de buna göre belirledik. Yurt dışı satışlara ağırlık vererek, ihracat oranımızı en az %50’ye çıkaracağız” dedi.
İnoksan’da büyüme aritmetik değil, geometrik olacak
Yönetim Kurulu Başkanı Vehbi Varlık, İnoksan’ın diğer hedeflerini şöyle açıkladı: “Ürünlerimizle dünyada rekabet etmek için, Ar-Ge yatırımlarımızı 3 yıl %500 artırarak ‘tescilli Ar-Ge Merkezi’ olmayı ve fark yaratan ürünlerimizle öne çıkmayı hedefliyoruz. Pişirme, Soğutma, Bulaşık yıkama sistemleri ve benzeri ürün grupları temelinde uzmanlaşmış şirketlerimiz ile etkili bir grup kurmayı ve aritmetik değil, geometrik büyümeyi hedefliyoruz. Bu şirketlerin, kendi alanlarında yüksek adetlerle, ekonomik ölçeğe uygun rekabet koşullarına ulaşmasını planlıyoruz. Bulaşık Yıkama Makinesi, Fırın, Soğutucu fabrikalarımız 2018 sonuna kadar faaliyete geçecek. Son olarak da Turquality Marka Destek programını kullanarak yoğun bir tanıtım programını başlatmayı planlıyoruz.”
2015 yılında yüzde 20 oranında büyümeyi hedeflediklerini açıklayan Vehbi Varlık, “2015 yılına, yurt dışında daha fazla ülke ve müşteriye ulaşmak, uluslararası platformlarda markamızı tanıtmak ve pazarlamak hedefiyle girdik. Bölgesel pazarlarda Rusya, Türk Cumhuriyetleri, İran, Irak, Ürdün, Suudi Arabistan ön plana çıkarken, Avrupa Birliği’nde İtalya ve Almanya, Amerika’da ise ABD, Meksika, Brezilya ve Şili odaklandığımız pazarlar. Kuzey Afrika ve diğer Afrika ülkeleri de proje bazlı satışlarda odak noktamız olmaya devam edecek. 2023’e kadar %100 büyüyerek, ciromuzun %50’sini ihracatla gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu.
Varlık, 2023 dönemini kapsayan ikinci OVP’de ise grup konsolide cirosuyla Türkiye’nin ilk 500 şirketi arasında ön sıralara yükselmeyi amaçladıklarını kaydetti.
İnoksan, Ar-Ge’sini ve tasarımını yaptığı ürünlerle sektöre yön veriyor
Vehbi Varlık’ın verdiği bilgiye göre Ar-Ge, İnoksan’ın en fazla yatırım yaptığımız alanların başında geliyor. Şirket, her yıl cirosunun yüzde 2’sini Ar-Ge ayırıyor. İnoksan Ar-Ge bölümünde 12 kişilik kadro, yeni ürünler geliştirmek için çalışıyor. Bu çalışmaların sonucunda bugüne kadar 6 adet patentli, 7 adet faydalı model ve 22 adet tasarım tescilli çalışmaya imza atıldı.
İnoksan Hakkında
Mutfak ekipmanları sektörünün öncülerinden İnoksan’ın temelleri 1980 yılında atılmıştır. Bugün 20.000 metrekare kapalı alanda son teknolojiyle donanmış bir endüstri üssüne dönüşmüş fabrikasında üretim yapmakta olan İnoksan, 4.000 çeşide varan yardımcı mutfak ürünleriyle; otel, bar, kafe, restoran, turistik tesis, fast food gibi yeme-içme alanlarının bulunduğu tüm mekanlara gereken tüm ürün ve aksesuarları üretip, gerektiğinde ithal ederek müşterilerine sayısız alternatif sunmaktadır.
6 büyük ilde bölge müdürlüğü, 40'a yakın yetkili bayisi bulunan İnoksan, Türkiye geneline yayılmış 90 yetkili servisi ve 350 servis elemanıyla koşulsuz müşteri memnuniyeti sağlamak ilkesi doğrultusunda çalışmalarını sürdürmektedir.
Araştırma ve geliştirmeye öncelik veren ve yıllık cirosunun önemli bir bölümünü Ar-Ge çalışmalarına ayıran İnoksan, ürettiği inovatif ekipmanlarla dünya markalarıyla rekabet etmektedir. İnoksan, 5 kıtaya yaptığı ihracatla Türk pazarındaki gücünü dünyaya da taşımaktadır.
Türkiye’nin önemli sanayi kuruluşları arasında yer alan İnoksan, ISO 9001 Kalite Yönetim, OHSAS 18001 İş Sağlığı Güvenliği ve ISO 14001 Çevre Yönetim Sistemleri’ni entegre ederek, sektöründe bir ilke imza atmıştır. İnoksan, kaliteden ödün vermeden sektöründe öncü çalışmalarına devam etmektedir.
İNOKSAN, köklü geçmişinden aldığı güçle odaklanma, farklılaşma, yenilikçilik ve sürdürülebilirlik temelleri üzerine kurduğu çalışma anlayışını koruyarak, mutfakların mimarı olmayı ve yeni başarı hikâyeleri yazmayı sürdürecektir.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

.jpg)
.jpg)
.jpg)







