9 Mart 2020 Pazartesi

Dünyaca ünlü besteci, şef ve piyanist ChristianJost, ilk kez Türkiye’de...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Dünyaca ünlü besteci, şef ve piyanist ChristianJost,
Gedik Sanat’ın Edebiyat Üçlemesi projesiyle ilk kez Türkiye’de

Gedik Sanat’ın, klasik müzikte ezber bozan yaklaşımıyla hayata geçirilen ve üç ayrı edebî akımı (Türk, Rus, Alman) ele aldığı Edebiyat Üçlemesi konserleri Zorlu PSM’de devam ediyor. Projenin ikinci konseri olan ve 2003 yılında Ernstvon Siemens Bestecilik Ödülünün sahibi ChristianJost tarafından yeniden bestelenen Dichterliebe eserinin Türkiye prömiyeri, 17 Mart akşamı Zorlu PSM Platinum Sahnesi’nde gerçekleşecek. Nisan 2019’da DeutscheGrammophone etiketiyle yayınlanan projenin Türkiye prömiyeri, dünyadaki yeni müzik akımlarını takip ederek yapılan çalışmaları Türk sanatseverlere ulaştırmayı amaç edinen Gedik Sanat’ın öncülüğünde gerçekleştirilecek. ChristianJost’unşefliğinde verilecek olan konsere Diskant Çağdaş Müzik Topluluğu eşlik ederken, Grammy ödüllü tenor Bülent Bezdüz ise solist olarak yer alacak.

Romantik Döneme farklı bir bakış
Romantik dönemin duygusal çocuğu Robert Schumann’ın, Alman edebiyatının önemli ismi HeinrichHeine’nin dizeleri üzerine yazdığı ünlü lied demedi Dichterliebe (Ozanın Aşkı) çağımızın önde gelen bestecilerinden ChristianJost tarafından yeniden bestelendi. 16 şarkılık bu şarkı dizisini, teatral bir müzikal anlatımla genişleterek yeni bir kompozisyon yaratan Jost, Robert Schumann’ın ardından bu dizeleri müziğe başkalaştırarak dönüştürüyor. Bu yolla sanatseverlere iki farklı yüzyılda HeinrichHeine’nin dizelerinin müzik yoluyla anlatım biçimlerini karşılaştırma fırsatı veriyor.

Bodrum Kaplıca suyuna kavuştu.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



BODRUM’UN ŞİFALI DOKUNUŞU KAPLICA
SİANJİ WELL-BEING RESORT KAPLICA BODRUM HOTEL’DE

Bodrum Kaplıca suyuna kavuştu. Ege’nin temiz havası, Ley enerji yolunun geçtiği konumu, 4 ayrı sağlık ve diyet programı, ödüllü SPA hizmetine tamamlayıcı tedavi unsuru olarak bilinen kaplıcayı ekleyen SianjiWell-BeingResort Kaplıca Bodrum Hotel, Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır’ın ev sahipliğinde yeni sezonuna merhaba dedi.

İnşaat ve turizm sektöründe 35 yıllık tecrübeye sahip SianjiHotels; Sianji, SianjiWell-BeingResort Kaplıca Bodrum, SianjiStay&Go, SianjiSuits&Villas&Residences, SianjiDryHotels markaları ile yatırım ve otel işletmeciliği alanlarında 28 uluslararası ödüle sahip.
SianjiWell-Being; MasterDetoks, RawFoodDetoks, Ketojenik Diyet ve AntiAgingDiyet ile misafirlerine sağlıklı yaşam paket alternatifleri sunuyor. 12 ay boyunca hizmet vermen otel,zengin mineraller ile şifa kaynağı olan kaplıcayı hizmetleri arasında ekledi.

SianjiWell-BeingResort Kaplıca Bodrum Hotel Yönetim Kurulu Başkanı Recai Çakır’ın ev sahipliğinde gerçekleşen lansmana,Muğla Valisi Esengül Civelek,Bodrum Belediye Başkanı Ahmet Aras, Prof. Dr. Ziya Karagülle, Ali Şen, Sevan Bıçakçı, Mahmut Duruk gibi önemli isimler katıldı. Çakır lansmanda, kaplıca suyunun detayları ve faydaları dışında turizm ve sağlık sektörü ile ilgili deneyimlerini ve yeni yatırımları da aktardı.
Lansmanda konuşan Prof. Dr. Ziya Karagülle, “Doğal Termal ve Zengin Mineralli Su” olarak yer alan kaplıca için şunları söyledi: “Bu kullanımlar öncelikle bir dizi romatizmal hastalık ve cilt hastalıklarında koruma, tedavi ve esenlik amaçlı olanaklıdır.”

7 Mart 2020 Cumartesi

Güçlü Kadın, Güçlü Ekonomi, Güçlü Toplum etkinliği yapıldı..


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Yeni dönem ‘’kadın çağı’’ olsun
Güçlü Kadın, Güçlü Ekonomi, Güçlü Toplum etkinliği yapıldı

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) tarafından düzenlenen, Güçlü Kadın - Güçlü Ekonomi - Güçlü Toplum etkinliği, 6 Mart 2020 Cuma günü, Elite World Otel Taksim gerçekleşti. Türk kadını her yerde, gazetecisinden televizyoncusuna, yazarından akademisyenine, teknoloji yöneticisinden fabrika yöneticisine, turizmcisinden sanayicisine, jenaratör üreticisinden araç ekspertizine uzanan kocaman yelpazede katılımın yoğun olduğu panel, birçok STK ve kuruluş temsilcilerinin katılımıyla gerçekleşti.


Yeni dönem “kadın çağı” olsun

EGD Yönetim Kurulu Üyesi Serpin Alparslan’ın açılış konuşmasıyla başlayan organizasyonda bir konuşma yapan EGD Başkanı Celal Toprak, “Yeni dönem kadın çağı olsun. Bugüne kadar dünyayı erkekler yönetti ve mutlu değiliz. Mutlu olmak ve daha güzel bir dünya için bu kez kadınlar görev alsınlar, kadın çağı olmasını öneriyoruz” dedi.

Bütün değişim bir kadınla başlayacak diyen Elite World Hotels Pazarlama Direktörü Fatma Bilgen, şunları söyledi: “Güçlü bir marka olmanın, güçlü bir ekonomiye sahip olmanın ya da güçlü bir toplum oluşturmanın kadınların katkısıyla olacağına inanıyoruz. Grubumuzda çalışan sayısı 1600 kişidir ve bunun %40 kadındır. İş hayatında aktif rol oynayan her kadın, hiç kuşkusuz güçlü bir toplumun da üyesi olacak. Bu da beraberinde güçlü bir ekonomiyi ve global vizyonu beraberinde getirecektir. Yani bütün değişim bir kadınla başlayacak” dedi.

Hepimizin bir hikayesi var, hikayemizde mücadele veriyoruz ve güçlüyüz

Panelin moderatörlüğünü yapan Rota Yayıncılık Yönetim Kurulu Başkanı Günseli Özen, şunları söyledi: “40 ülkede yapılan bir araştırmaya göre, bütün dünyada kadınların yüzde 58’i, kadın-erkek eşitliğine inanıyor. Evinde ve işinde çalışan kadınlar, çoğu zaman yetersiz kaldıklarını düşünüyorlar ve yaptıkları işleri layığıyla yapamadığı duygusuna kapılabiliyorlar. Önce, bizler eşit olduğumuza inanmalıyız. Yoksa kimse vermez. Daha eşit günlere diyorum” dedi.

İstanbul Kadın Akademisi Platformu Başkanı Semra Aydın Avşar, şunları söyledi: “Hepimizin bir hikayesi var, hikayemizde mücadele veriyoruz ve güçlüyüz. Bir kadın; eş, iş kadını, anne gibi hangi kimliği yaşamak istiyorsa ve o kimliği baskı olmadan yaşıyorsa, güçlü bir kadındır. Mutlu olan, kendini ifade edebilen her kadın güçlüdür” dedi.

Arnica Küçük Ev Aletleri Yönetim Kurulu Başkanı Senur Akın Biçer, şunları söyledi: “Aile şirketiyiz ve kadın çalışan oranımız %70’dir. Plastik enjeksiyon, motor üretimi gibi departmanlarda, kadınlar çalışmaktadır. Benim çalışanlarım, “-biz fabrikada kendimizi eşit hissediyoruz, ancak fabrikamızın dışına çıktığımızda eşit hissetmiyoruz ve her yerde eşit olmayı istiyoruz” diyorlar. Kadınların iş hayatında daha fazla yer alması için daha çok çalışmalıyız” dedi.

Teknolojide Kadın Derneği Başkanı Zehra Öney, şunları söyledi:
“41 OECD ülkesi kapsamında yapılan Honeyport 2018 Teknolojide Kadın Endeksi raporuna göre, ülkemizde teknolojide çalışan kişi sayısı 245 bindir, teknolojide çalışan kadın sayısı 24 bin 300’dür. Hedefimiz, Türkiye’de teknolojide çalışan kişi sayısını 245 binden 1 milyona yakın bir noktaya çıkartmak ve bunun içerisindeki kadın sayısını da 200 bine çıkartmak olmalıdır” dedi.

Teksan Jenaratör Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Ebru Ata Tuncer, şunları söyledi: “Firma olarak 400 metrekareden bugün 60 bin metrekareye ulaştık ve 130’un üzerindeki ülkeye ihracat yapıyoruz. Kadınlar, ekonominin içinde olursa, daha güçlü kadın, daha güçlü ekonomi ve daha güçlü toplum olacaktır” dedi.

Hayata karışan kadın, ekonomiye de güç katıyor

Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ Pazarlama Direktörü Sayın Yeşim Kıyamçiçek Gülşen, şunları söyledi: “Hayata erkeklerden çok sonra dahil olduk, ama hızlı adapte olduk, hatta çoğu zaman açık ara öne bile geçtik. Bugünün dünyasında, taksici, vinç operatörü, yazılım kodlayan, futbol oynayan kadınlar sıradan bir hal aldı. Artık hayata karışan kadın, ekonomiye de güç katıyor” dedi.

Süper Test Oto Ekspertiz Sahibi Delta Polat, şunları söyledi:
“Kadın, sanayide olmaz algısını yıktık. Kadın müşterilerimiz, artık rahatlıkla sanayiye gelerek arabalarıyla ilgili sorunlarını giderebiliyor. İşimde, kadınlarla çalışmaktan çok mutluyum” dedi.

Teşekkür plaketleri ve onur belgeleri verildi

Güçlü Kadın - Güçlü Ekonomi - Güçlü Toplum etkinliğini Destekleyen Kurumlar arasında, Ekonomi Gazetecileri Derneği, Turizm Yazarları ve Gazetecileri Derneği, Yeni Arayışlar Girişimi Platformu Derneği, Türkiye Otelciler Birliği, Küresel Isınma Kurultayı Komitesi, Güvenilir ürün Platformu, İstanbul Kadın Akademisi, Yenilenebilir Enerjiyi Destekleme Platformu, Kadın Girişimcileri Destekleme Zirvesi yer aldı.

Organizasyona destek veren Elite World Otel Taksim, Uyumsoft Bilgi Sistemleri ve Teknolojileri AŞ, Cihangir Güldoğan ve Mehmet Etyemez’e teşekkür plaketleri verildi. İcra kurulunda yer alan Serpin Alparslan, Gönül Yıldırım, Hatice Ünal Bilen, Çağlar Çağatay, Serap Mar, Saadet Büyük, Hediye Boztemur, Ayfer Demirel, Çetin Ünsalan, Sevda Yılgaz, Demet Kalendergil, Elif Attepe’ye teşekkür belgeleri verildi. İz bırakan panelde, yazarlar Zeynep Göğüş ve Perihan Çakıroğlu kitaplarını imzaladılar.

Toplumda kadının yeri konusunda çaba gösteren isimlere ‘’Onur Belgeleri’’ takdim edildi. Onur Belgesi alan isimler:
Aylin Sezgin Tohum Otizm Vakfı Kurucu Başkan Yardımcısı, Begüm Mutuş- Yıldız Holding, Aydan Tetik- Green Pack YK Başkanı, Nilüfer Yahyaoğlu- Zon Pazarlama Turizm Yk Başkanı, Yasemin Ataman- Unilever, Delta Polat- Süper Test Oto Ekspertiz Sahibi, Ayşegül Dede- Kidsnook Kurucusu, Filiz Öztürk- Opet YK Üyesi, Fatma Aydoğdu- Tezmaksan Yönetim Kurulu Üyesi, Tülin Yazıcı- Dress Best Uniforms YK Başkanı- , Sibel Bora Abdik- Goldmaster YK Üyesi, Gülsen Akbulak- Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği Yazmanı, Nurcan Akad- Gazeteci, Nurten Tuncer-Çeşme Bazlama Kahvaltı Kurucusu oldu.

6 Mart 2020 Cuma

6 işsizin striptizliğe uzanan trajikomik hikayesi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



6 işsizin striptizliğe uzanan trajikomik hikayesi ile
Striptiz’e değil Hikaye’ye Bak dedirten
ÇIPLAK VATANDAŞLAR
Yoğun İstek Üzerine Zorlu Sahnesi’nde
Ünlü Oyuncular Cansel Elçin ve Reha Özcan performanslarıyla dikkat çekiyor

Bugüne kadar başrolünde oynadığı TV dizileri ve filmlerle büyük beğeni kazanan ödüllü oyuncu Cansel Elçin ile son günlerde ses getiren Mucize Doktor dizisinde de yeralan usta oyuncu Reha Özcan’ın Alican Altun ile başrolünü paylaştığı ‘Çıplak Vatandaşlar’ yoğun istek üzerine tekrar Zorlu PSM Sahnesi’nde.

‘The Full Monty' filminden uyarlanan ve 90’larda geçen, 6 arkadaşın işsizlik sürecinde yaşadıkları ve striptizciliğe kadar uzanan maceralarının sevimli bir komediye dönüştüğü oyun 12 Mart Perşembe Zorlu PSM Sahnesi’nde tiyatroseverler ile buluşacak.


SimonBeaufoy’un yazdığı, dilimize Şükran Yücel’in çevirdiği, ‘Full Monty’nin tiyatroya uyarlaması olan Çıplak Vatandaşlar’da Sheffield çelik fabrikasının kapanmasıyla işsiz kalan Gaz ve arkadaşları, geçinebilmek ve ailelerine bakabilmek için hiç düşünmedikleri striptiz dünyasına adım atarlar. Ancak striptiz nasıl yapılır hiçbir fikirleri yoktur. Üstelik rekabet büyüktür ve bilmedikleri bu yolda başlarına gelmedik kalmaz.

Her yerde karşılaşılan işsizlik sorununu; seyirciye sempatik gelecek karakterlerle ve kendine özgü mizah anlayışıyla anlatan trajikomik oyun, eğlendirirken düşündürüyor ve sürprizli finali ile izleyiciyi ters köşe yapıyor.

Yönetmen Laçin Ceylan imzasıyla tiyatroya taşınan ve birbirinden yetenekli oyuncu kadrosu ile dikkat çeken Çıplak Vatandaşlar, yoğun turne takvimi kapsamında tiyatroseverlerle buluşmaya devam ediyor.


OYUNUN KÜNYESİ:
Prodüksiyon –KİPROKO Tiyatro
Yazar- SimonBeaufoy
Çeviri- Şükran Yücel
Yönetmen- Laçin Ceylan
Yönetmen Yardımcıları- Adıhan Şentürk, Ali Yıldırım, Oğuz Edis
Sahne Tasarımı-Şirin Dağtekin
Kostüm Tasarımı- Dilek Kaplan
Işık Tasarımı- Yakup Çartık
Müzik- Nejat Dimili
Koreografi- Erdal Uğurlu

OYUNCULAR:
Cansel Elçin- Reha Özcan- Erdal Uğurlu- Alican Altun- Bedir Bedir- Sedat Mert- Yusuf Vardar- Suna Yıldızoğlu- Dilşad Çelebi-Burcu Görek- Süleyman Arda Eminçe-Nur Dilara Gül-Ebru Sarıtaş-Oğuz Edis- Muharrem Fındıcak

5 Mart 2020 Perşembe

Runatolia Maratonu’nda Adımlarını Otizmli Çocukların Eğitimine Destek için Attılar!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Runatolia Maratonu’nda
Adımlarını Otizmli Çocukların Eğitimine Destek için Attılar!


Tohum Otizm Vakfı’nın, gönüllü koşucuları, 15. kez düzenlenen Runatolia Uluslararası Antalya Maratonu’nda otizmli çocukların eğitimlerine destek için koştular. Tohum Otizm Vakfı için adımlarını atan koşucular, otizme dikkat çekebilmek ve otizmli çocukların bağımsız, özgür bireyler olarak yaşayabilmeleri için destek oldular.


Türkiye’nin en önemli koşu organizasyonlarından biri olan ve bu yıl 15. kez düzenlenen Runatolia Uluslararası Antalya Maratonu, 1 Mart 2020 Pazar günü Antalya’da düzenlendi. Sivil toplum kuruluşlarının büyük ilgi gördüğü maratonda, başta Antalya olmak üzere Türkiye’nin dört bir yanından sporseverler yoğun katılım gösterdi.

Tohum Otizm Vakfı’nın bu yıl 6. kez katıldığı Runatolia Maratonu’nda; Gazi Hastanesi İzmir Koşu Gücü, Rijk Zwaan Tarım Türkiye, Otis Türkiye, SunExpress ve Vestel gibi kurumsal firmaların koşucularının yanı sıra Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer’in de aralarında olduğu bireysel koşuculardan oluşan 200’e yakın sporsever, otizmli çocukların eğitimine destek için koştu.

2014 yılından bu yana organizasyonda yer alan Tohum Otizm Vakfı, bugüne kadar farklı meslek gruplarından 3.246 gönüllü sporcu ile 40.282 bağışçıya ulaştı. Bunlardan elde edilen bağış ile 150 otizmli çocuğun eğitime ulaşması sağlandı.

“Adımlarımızı otizmli çocuklar için attık”

Otizmin bilinen tek tedavisinin erken tanı ile yoğun ve sürekli eğitim olduğuna dikkat çeken Tohum Otizm Vakfı Genel Müdürü Betül Selcen Özer, “Bugün dünyada her 59 çocuktan 1’i otizm riski ile dünyaya geliyor ve bu rakam her yıl artış eğilimi gösteriyor.  Otizme dikkat çekmek ve otizmli çocukların eğitime kavuşmaları için gönüllü koşucularımız ile adımlarımızı otizmli çocuklar için attık. Hem koşarak otizm konusunda farkındalık yaratan hem de otizmli çocuklarımızın eğitimi için bağış toplayan tüm gönüllülerimize yürekten teşekkür ediyorum. 16 Mart tarihine kadar sürecek bağış kampanyamız ile bu yıl Tohum Otizm Vakfı Okulu’nda eğitim almayı bekleyen en az 10 otizmli çocuğun bir yıllık eğitim masraflarının karşılanmasını hedefliyoruz. Herkesi otizmli çocuklara eğitim bursu için koşan gönüllü koşucularımızın kampanyalarına destek olmaya davet ediyoruz” dedi. 

Otizmin Tek Tedavisi Eğitim

Otizm, doğuştan gelen ve yaşamın ilk yıllarında ortaya çıkan nörogelişimsel bir farklılıktır. Otizmin günümüzde bilinen tek tedavisi; erken tanı ile yoğun ve sürekli özel eğitimdir. Erken tanı ve doğru bir eğitim yöntemi ile yoğun olarak eğitim alan çocukların yaklaşık yüzde 50’sinde otizmin belirtileri kontrol altına alınabilmekte, gelişim sağlanabilmekte, büyük ilerleme kaydedilmekte ve hatta bazı otizmli çocukların ergenlik yaşına geldiklerinde diğer arkadaşlarından farkı kalmayabilmektedir. Otizmde en önemli nokta olabildiğince erken dönemde (18 ay civarı) tanı koyabilmek ve haftada en az 30 saati bulan yoğun bir eğitim almalarını sağlamaktır. Özellikle 3 ile 5 yaş arasında bu yoğun eğitim çok kıymetlidir.

Bunları Biliyor musunuz?
Otizmin tek tedavisinin ERKEN TANI ile YOĞUN, SÜREKLİ EĞİTİM olduğunu BİLİYOR MUSUNUZ?
Günümüzde her 59 ÇOCUKTAN 1’inin otizm riski ile dünyaya geldiğini ve otizmin görülme sıklığının çok büyük bir hızla arttığını BİLİYOR MUSUNUZ?
Dünyada her 20 DAKİKADA 1 çocuğun otizm tanısı aldığını BİLİYOR MUSUNUZ?
Otizmin erkek çocuklarda, kızlardan 5 KAT FAZLA oranda görüldüğünü BİLİYOR MUSUNUZ?
Ülkemizde 0-19 yaş grubundaki 434.010 otizmli çocuk ve gencimizden sadece 42.461’ninEĞİTİME ERİŞEBİLDİĞİNİ BİLİYOR MUSUNUZ?
İsmi söylendiğinde bakmamak, göz kontağı kurmamak, dönen nesnelere aşırı ilgi duymak, takıntılı davranışlar göstermek gibi belirtileri olduğunu BİLİYOR MUSUNUZ?

Tohum Otizm Vakfı Hakkında:
Tohum Türkiye Otizm Erken Tanı ve Eğitim Vakfı, "Otizm Spektrum Bozukluğu" olan çocukların erken tanısının konulması, özel eğitimi ile topluma kazandırılmasına öncülük edilmesi ve bunun yurt çapında yaygınlaştırılması amacıyla, kâr amacı gütmeyen ve kamu yararını gözeten bir sağlık ve eğitim vakfı olarak 15 Nisan 2003 tarihinden bu yana çalışmalarını yürütmektedir.

ŞİRKETLERİN YÜZDE 51’İ CORONA VİRÜSÜNE HAZIRLIKSIZ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Mercer, dünyada hızla yayılan Corona Virüsü ile ilgili şirketlerin aldığı önlemleri araştırdı:


Lider küresel insan kaynakları ve yönetim danışmanlığı firması Mercer, son araştırmasında tüm dünyada hızla yayılmaya devam eden ‘Corona Virüsü’ ile ilgili şirketlerin aldığı önlemleri inceledi. Araştırmanın sonuçlarına göre, şirketlerin yüzde 51’inde coronavirüsü salgını ile mücadeleye yönelik herhangi bir iş sürekliliği planı bulunmuyor.

İstanbul, 05Mart 2020 – Firmaların değişen iş gücünün sağlık, varlık ve kariyer alanlarındaki ihtiyaçlarını yönetmeleri için çözümler sunan ve danışmanlık veren Mercer’ın son araştırmasına göre, dünyadaki şirketlerin yüzde 51’inin Coronavirüsü (COVID-19) gibi küresel bir acil durumla mücadele için herhangi bir planı veya protokolü bulunmuyor.

Küresel olarak işletmeleri etkilemeye başlayan bir siber saldırı, deprem veya Coronavirüsü gibi tıbbi bir salgının da aralarında bulunduğu bir felaketle karşı karşıya kaldığında hayata geçirilecek bir ‘iş sürekliliği planı’ kuruluşun bu durumdan en az şekilde etkilenmesine yardımcı oluyor. Çalışanlar, Coronavirüsü gibi kriz durumlarında durumu izlemesi ve değerlendirmesi ve onlarla önemli bulguları paylaşması için işverenlerine güveniyor. Mercer’ın dünya genelinde gerçekleştirdiği araştırmanın sonuçlarına göre, şirketlerin yüzde 27,2’sinin herhangi bir iş sürekliliği planı bulunmuyor. Şirketlerin yüzde 24’ü ise şu an bir plan hazırlama aşamasında olduğunu belirtiyor. Evden veya uzaktan çalışma uygulamasının şirketler için önemli bir husus olmaya devam edeceği görülürken, şirketlerin yüzde 42’si çalışanlarını, özellikle virüsten etkilenen alanlarda uzaktan çalışmaya teşvik ediyor. Şirketlerin yüzde 92 gibi ezici bir çoğunluğu ofisin kapanması durumunda evden çalışmanın tercih ettikleri seçenek olduğunu ifade ediyor. 

Virüsten etkilenen çalışana maaş ödemesine devam
Çoğu şirket, durumu Dünya Sağlık Örgütü ve yerel yönetime danışarak izlerken, çalışanları ve ailelerini virüsten etkilenen bölgelerden tahliye etme olasılığına karşı ihtiyatlı davranıyor. Tahliye durumunda, ankete katılan şirketlerin yüzde 63,4’ü çalışanların şirket içindeki görevine bağlı olarak değişen sürelerde çalışanlara ödeme yapmaya devam edeceklerini belirtiyor. İşletmeler mutlak olarak gerekmediği sürece seyahatleri büyük ölçüde azaltırken, küresel olarak virüsün çok etkili olduğu alanlarda seyahatleri yasaklamaya ağırlık veriyor. Yakın zaman önce virüsün çok etkilediği bölgelere seyahat eden çalışanların bir süre boyunca tecritte kalmasını ve bu süre zarfında evden çalışmasını zorunlu hale getiren şirketlerin yüze 80'i karantina süresince çalışanlarına ödeme yapmaya devam ediyor. Bu durum, şirketlerin çalışanlarının sağlığı ve emniyetini sağlamaya çalıştığını bir kez daha gözler önüne seriyor.

Dinçer Güleyin: “Çalışanlar, kriz durumlarında şirketine güvenmek ister”
Çalışanların mevcut durumu izlemesi ve konuyu değerlendirmesi konusunda şirketine güvendiğine dikkat çeken Mercer Türkiye CEO’su Dinçer Güleyin, ne olacağını kontrol edemesek de buna nasıl tepki verebileceğimizi kontrol edebileceğimizi ifade ederek, çalışanların kriz durumlarında şirketlerine güvenmek istediklerinin altını çizdi. Güleyin, şirketlerin yapması gerekenler hakkında şu bilgileri verdi:
“Şirketler Dünya Sağlık Örgütü ve yerel sağlık otoritelerinden gelen güncel bilgileri takip ederek risk değerlendirmesi yapmalı. Riskin durumuna göre küresel ve yerel koşulları analiz ederek iş sürekliliği planlarını gözden geçirmelidir.İş seyahatlerini ertelemeyi değerlendirmek de alınabilecek tedbirler arasında. Ayrıca teknolojinin getirdiği kolaylıklar sayesinde uzaktan çalışma olasılıklarını ele almakta yarar var. Bunların yanı sıra çalışanların kaygılarını dinleyerek, korunma veya önlemeye yönelik tavsiyelerin iletişimini yaparak bir güven ortamı sağlamalıdır. İhtiyaç halinde iletişime geçilebilecek ekibi tanımlamak ve kriz aksiyon planı hazırlamak da büyük önem taşıyor.”

ARAŞTIRMA LİNKİ: https://www.mercer.com.tr/rapor-makale-arastirma/yetenek/covid-19-global-survey-coronavirus-impact-to-global-market.html


ŞİRKETLER CORONA VİRÜS TEHDİDİNE NASIL HAZIRLANMALI
Dünya Sağlık Örgütü ve devlet kurumlarından bilgi toplayın.
İş sürekliliği planlarını gözden geçirin. Küresel ve yerel koşullar değiştikçe politikaları değerlendirmeye ve güncellemeye devam edin.
Seyahat gerektiren ve zorunlu olmayan toplantıları ertelemeyi değerlendirin.
Teknolojiden destek alarak uzaktan çalışma olasılıklarını iş sürekliliği planlarının bir parçası olarak kapsama alın.
Çalışanların kaygılarını dinleyin.
Korunma veya önlemeye yönelik tavsiyelerin iletişimini yapın.
İhtiyaç halinde iletişime geçilebilecek kriz ekibi tanımlayın ve aksiyon adımlarını hazırlayın.

Cesaretiyle İlham Veren Kadınlar Sarıyer’de Bir Araya Geldi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Değişimi kendi hayatında yaratmakla kalmamış çevresine yaymayı da görev edinmiş 5 kadın, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için Sarıyer’de bir araya geldi. ‘Cesaretiyle İlham Veren Kadınlar’ seminerinde buluşan başarılı kadınlar, hikayelerini anlatırken  ‘ Güç içinizde fark edin ve sahip çıkın’ mesajı verdi.

Sarıyer Belediyesi, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinlikleri kapsamında, Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde ‘Cesaretiyle İlham Veren Kadınlar’ semineri düzenledi. Moderatörlüğünü Tara Kitap yayınevinin kurucusu Selcen Gür’ün yaptığı etkinliğe konuşmacı olarak; Stand-up’çı Yazar Ayşe Balıbey, Psikolog Hilal Bebek, Danışman-Yazar Leyla Bilen ve Av. Tuba Torun katıldı.

“İçimizdeki Güce Sahip Çıkalım”
Konuşmasının başında erkek gibi yetiştirildiğini söyleyen yazar Leyla Bilen, “Ben bir aşiret kızıyım ve hep erkek gibi büyütüldüm. O ortamda okula gittim ve basketbol oynadım. Bizim sülalede 3. sınıftan sonra okuyan kız çocuğu yok hele eli topa değmiş kız çocuğu hiç yok. Ama ben okul yıllarımda kendi potansiyelimi fark ettim. Her turnuva dönüşü dayak yedim ama pes etmedim. İçimdeki güç bana yön verdi. En büyük tavsiyem, gerçekten kendimizi dinlemeyi bilmeliyiz. Kendimize değer verirsek dış dünya da bu noktada bizi destekliyor. Kendi içimizdeki güce sahip çıkalım” dedi.
Stand-up’çı yazar Ayşe Balıbey ise, “Ben memur bir ailenin çocuğu olduğum için ailem hep bana bir mesleğin olsun hobini sonra yaparsın şeklinde baktı. Ben otuz yaşımda yazmaya başladım. Her şeyle baş edebilmek için bulduğum tek yöntem mizahtı. 2011 yılında açtım bloğumu ve çok okundu. Hayatta başımıza ne geldiği değil onu nasıl karşıladığımız önemli” diye konuştu.

“Her Kadın Cesurdur”

Eski Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu için şikâyette bulunmasıyla ülke gündemine oturan Avukat Tuba Torun da şunları anlattı: “Bence her kadın cesurdur. Eski Trabzonspor Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu bir sözü vardı ‘ Kadın gibi yaşayacağıma erkek gibi ölürüm.’ Bunun üzerine şikâyette bulundum. Bir hafta boyunca beni halk kahramanı ilan ettiler. İnsanlar benim vermiş olduğum hukuki tepkiden çok, bu cesarete şaşırdılar. Ama bu bir cesaret değil o zaman da söyledim. Cesur olmak ekstrem bir şey değil. Bu şikayetten sonra hakkında dava açıldı ve özür dilemek zorunda kaldı. Bu mücadelenin kolektif bir şekilde yapılması gerektiği ortadaydı. Bu şekilde mücadeleye başladım. Şimdi birçok kadın örgütünün, sivil toplum kuruluşunun avukatlığını yapıyorum” .

“Kadın Kadının Yurdu da Olabilir”

Son olarak söz alan psikolog Hilal Bebek ise “Cesaret, korkuya rağmen yürüyebilmek demektir. Bedeli göze alarak ilerlemek demek. Korkuya rağmen yürümenin bedeli var ama durmanın da bir bedeli var. İçimizdeki sesi dinlemek çok önemli. Özgürleşmek demek sorumluluk almak demek, çatışmak demek, bireysellik demek. Şiddetin belki en sinsi huyu kendi kendimize uyguladığımız. Kendimize uyguladığımız şiddetin de farkına varmamız gerekiyor. Kadın kadının yurdu da olabilir. Başka bir kadınla olan ilişkimiz, kendimizle olan ilişkimiz arasında önemli bir kanal” diyerek kadın dayanışmasının önemini vurguladı.