13 Kasım 2020 Cuma

Türk lojistik pazarı, 2030 yılında 1 trilyon dolara koşabilir....

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Dünya lojistik pazarı, 2020 başı itibariyle 5 trilyon doların üzerine çıktı. 2030 yılında ise 20 trilyon doları geçmesi bekleniyor. Asya ve Avrupa’nın geçiş güzergahında olan Türkiye, coğrafi konumunun yanı sıra, Çin’in Bir Kuşak bir Yol Projesi’nin de en kritik köprülerinden birisinin üzerinde otuyor. Türkiye’den 67 ülkeye sadece 4 saatlik uçuşla ulaşılabiliyor. Türkiye, aynı zamanda dünyanın en büyük ithalatçısı pozisyonunda olan nitelikli Avrupa pazarının da yanı başında yer alıyor. 

Türkiye’nin, bulunduğu coğrafyanın uçtan uca lojistik ve üretim üssü olabileceğini kaydeden Tırport Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Kale, şunları söyledi: “Türkiye’nin önünü açabilecek çıkış noktalarından birisi de “lojistik sektörü” olacaktır. Lojistik sektörü, doğru yatırımla desteklenirse, Türk lojistik pazarı 2030 yılında 1 trilyon dolara koşabilir. Yine, gelecek 10 yıl içinde sektör, 2.5 milyon doğrudan yeni istihdam yaratma potansiyeline sahiptir” dedi. 

Tırport, 7 ayda iş hacmini %300 artırdı

Lojistik yönetimini uçtan uca dijitalleştiren Tırport, akıllı algoritmalarla desteklenen uygulamalarıyla,  geçtiğimiz 7 aylık dönemde iş hacmini %300’ün üzerinde artırdı. Hacmin bu kadar hızlı artmasında, Türk nakliye pazarında yollardaki kamyonların %95’nin şahıslara ait olması ve kontratlı taşıma yapan lojistik firmalarının da spot pazardan güvenilir kamyoncu aramasının etkisi büyük oldu. 

Tırport olarak, nakliye operasyonlarının uçtan uca mobil telefonla yönetilmesinin ve  güvenilir kamyonculara ulaşmanın dijital dönüşüm noktası olduklarını ifade eden Tırport Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Kale, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Türkiye’nin en büyük lojistik firmalarının bile günde maksimum 2.500-3.000 kamyon FTL (tam kamyon yükü) taşıma yapabildiği bugünlerde, özellikle KOBİ’lerden gelen yoğun taleple, Tırport olarak günlük taşımayı 2.800 FTL kamyona çıkardık ve 2020 yılının sonunda günlük 4 bin FTL taşımaya ulaşmayı planlıyoruz. Nitekim, KOBİ’ler coronavirüs nedeniyle alışık oldukları klasik yöntemlerle uygun kamyonlara ulaşamayınca, dijital platform olan Tırport’u keşfettiler. Aynı şekilde, kamyoncular da hızla Tırport üyesi olmayı tercih ediyorlar. Geldiğimiz noktada sistemimizdeki aktif üye sayısı, son birkaç ayda 20 binden 55 bine çıktı. Tırport olarak, 2023 sonunda, pazardan %7’lik bir pazar payı almayı ve günde 30 binin üzerinde FTL taşımayı yönetmeyi planlıyoruz. Türkiye’deki 250 bin kamyoncunun bulunduğu yerden yük bulmak ve daha yolda giderken dönüş yükü yakalamak için 1 numaralı tercihi olmayı istiyoruz. Aynı zamanda, Avrupa, Afrika ve Türki Cumhuriyetlerde lojistik ekosistemine liderlik eden teknolojilerden birisi olacağız” diye konuştu.

Türkiye’nin 100 milyar dolarlık lojistik sektörü, Tırport ile dijitalleşecek 

Geliştirdikleri yapay zeka algoritmalarıyla desteklenen iş modeliyle lojistik yönetimini uçtan uca dijitalleştirdiklerinin altını çizen Tırport Pazarlamadan Sorumlu Yönetim Kurulu Üyesi Burcu Kale, şunları anlattı: 

“Dünyada iş yapma ve yönetme tarzları, pandemi nedeniyle, kalıcı olarak değiştirmeye devam ediyor. Eğitim, lojistik, sağlık gibi birçok sektör uçtan uca dijitalleşmesini hızla sürdürüyor. Artık, günlük hayatta ihtiyaç duyduğumuz birçok hizmet, akıllı algoritmalarla desteklenen yeni nesil dijital platformlar sayesinde, konum tabanlı ve gerçek zamanlı olarak yönetilmeye başladı. Bu değişim ve dönüşümde Tırport, lojistiğin cepten yönetilerek, yükün de cepten bulunmasını sağlayan uçtan uca dijitalleşmeye imkan sağlıyor” şeklinde konuştu. 


Çözüm üretirken, sorundan uzaklaşmamak ve sonuç odaklı olmak gerekiyor ...

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



“İstanbul’un kalbindeyiz, Balkanlardan ve Rusya’dan misafirlerimizi ağırlıyoruz”

Radisson Hotel President Beyazıt ve Radisson Hotel İstanbul Sultanahmet otellerinin  Koordinatörü Nalan Güven, bu yıl kesintisiz hizmet verdiklerini anlatarak, şunları söyledi: 

“Otellerimizin lokasyonu İstanbul’un kalbinde olduğu için, kısa mesafeli uçuşların yapıldığı Bulgaristan, Romanya, Rusya gibi komşu ülkelerden misafirlerimizi ağırlıyoruz. Kapalıçarşı ve Sultanahmet Cami gibi tarihi mekanlara yakınlığımız nedeniyle, otelimize talep her dönem yüksektir. Şehrin haşmetli Osmanlı Camilerini, birinci sınıf kültürel yerlerini, baharatların ve kültürlerin harmanlandığı olağanüstü pazarlarını ve çarşılarını keşfetmek için Balkanlar ve Rusya’dan gelen turistler, bu yıl bizi besleyen ana damarlar oldu. Bu yıl Mart ayı itibariyle düşüşleri diğer oteller gibi biz de yaşadık. Ancak yaz ile beraber artış trendini yakalayarak, hedeflediğimiz doluluğa ulaşmak için çalışıyoruz. Aşı veya başka bir tedavi çözümünün bulunmasıyla, 2021 yılının turizm için toparlama yılı olacağını söyleyebiliriz” dedi. 

Çözüm üretirken, sorundan uzaklaşmamak ve sonuç odaklı olmak gerekiyor 

Çözüm üretirken, sorundan uzaklaşmamak ve sonuç odaklı olmanın başarıya giden yol olduğunun altını çizen Nalan Güven, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Bir konu hakkında önemli kararlar alınırken, tüm personelin yönetime katılmasının verimliliği arttıracağını düşünüyorum. Kişisel mesleki bilginin gelişimine vereceğimiz önem, yönetim biçiminin temelini oluşturuyor. Emeği, grup çabasına dönüştürmek de, ekip sorumluluğuna olan eğilimi artırıyor. Grup üyelerinin “şapkaları değiştirerek”, yani bir diğerinin yerini alarak, bu dengeyi sağlama yeteneği çok önemlidir. İnsanlar arası ilişkiler samimidir ve yalnız yöneticiler astlarıyla, ustabaşılar personelleriyle değil, herkes birbiriyle ilgilidir. Yönetimin işlevi de, daha iyi bir koordinasyon yoluyla verimliliği ve etkinliği artırmaktır. Yüksek kalitenin, çalışanların servis hizmetini sürekli geliştirmesinden ve servis hizmetindeki yeniliklerden kaynaklandığı görüşündeyim. İçinde bulunduğumuz süreçte, çalışanlarımız ile iletişimimizi ve toplantılarımızı arttırdık. Çalışanlarımızın üzerindeki stresi biraz olsun azaltmak amacıyla, diyaloglarımızı empatiye ve ihtiyaçlara özen göstererek sürdürüyoruz. Kısaca bu dönemde işletmelerin, hem sağlığını, hem de işini kaybetme endişesini aynı anda taşıyan bireylerin hissettiği belirsizlik duygusunun önüne geçmek için, güçlü ve şeffaf iletişim bağı kurması önemlidir. Çalışanlarıyla sık sık iletişim halinde olan yöneticiler, beklentilerini daha iyi anlatırlar ve bu süreci en az hasarla atlatacaklardır” diye konuştu. 

Turizmde değerli kaynak, “insan kaynağı”

Hizmet sektörü olan turizmde insan kaynağının önemine değinen Nalan Güven, şunları kaydetti: 

“En değerli kaynağımız, insan kaynağımızdır. Özellikle, turizm misafir memnuniyeti üzerine kurulu olduğu için eğitimli, deneyimli, empati kurma becerisi yüksek, çözüm odaklı çalışanlarımız sayesinde başarıyı yakalayabiliyoruz. Ne yazık ki, çoğu zaman  otelcilik hizmetleri yeterince önemsenmiyor olabiliyor veya verilen hizmetin kalitesini sürekli olarak artırmaya dayalı bir sistem oluşamayabiliyor. Burada sektör çalışanlarının, başkaları ile değil, kendi yetenekleriyle yarış halinde olmaları ve hedeflerini belirlemeleri önemlidir.  Artaş Grubu bünyesindeki otellerimizde, tüm çalışanlarımıza eşit haklar sağlanmıştır ve kariyer planları oluşturulmuştur. Başarılı ve vizyonu olan her çalışanımız için bünyemizde sürekli yeni fırsatlar doğmaktadır” dedi.

Platon: “Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun” 

İçinde bulunan sürecin çalışanlar kadar, yöneticileri de etkilediğini anlatan Nalan Güven, konuşmasında şunları belirtti:  

“Ünlü düşünür Platon’un dediği gibi “Kendini yönet, dünyayı yönetecek gücü bulursun”. İçinde bulunduğumuz bugünler, çalışanlarımız kadar bizleri de çok etkiledi. Gerek kendi ailemizin sorumlulukları, gerek çalışanlarımızın sorumluluğu ve işverenlerimize karşı yükümlülüklerimiz, her hareketimizi tekrar tekrar gözden geçirmemize neden oldu. Dünyaya sadece yönetici gözlüklerinden değil, çalışanlarımızın durduğu yerden bakma becerisini de bizlere hızlıca kazandırdı. Dolayısıyla önceliklerimizi belirleyip, güne küçük adımlarla başlamak, işimizi bu zamanlarda oldukça kolaylaştırabiliyor. Ben, yoğun baskı altında olduğumda, sürecin geçici olduğunu tekrarlayarak asıl hedefime odaklanıyorum ve çalışmakla beslenen bir karaktere sahip olduğum için, açıkçası çoğu zaman işyerindeki küçük başarılarım bile, beni tekrar tekrar motive ediyor. Sektördeki yöneticiler olarak, pandemi sonrası değişecek alışveriş, beslenme gibi tüketici alışkanlıklarına ve üst standartlarda hijyen beklentilerine hazırlıklı olmalıyız. Elbette, bu süreç son bulacak. Unutmamak gerekiyor ki, tatil ve yeme içme, her ne olursa olsun, insanları rahatlatan ve sosyalleştiren kriterlerdir ve vazgeçilmezdir” şeklinde konuştu. 


“Lidya Grup ile çalışmak, müşterilerimizi güvende hissettiriyor”

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Lidya Grup İzmir Bölgesi Müdürü Ertan Uzun, 

“Lidya Grup ile çalışmak, müşterilerimizi güvende hissettiriyor” 

Firma olarak dijital baskı sektöründe satış şirketi olmanın ötesinde, süreç ortağı olduklarını ifade eden Lidya Grup İzmir Bölgesi Kurumsal ve Grafik Sanatlar Satış Müdürü Ertan Uzun, şunları söyledi: 

“Dijital baskı sektöründe tedarikçiyiz ve satış şirketiyiz. Fakat bizim için satış, müşteriden hizmetin ya da ürünün parasını aldığımızda değil, müşterimiz teşekkür ettiğinde tamamlanıyor. Biz yaptığımız işin özünde, aslında bir süreç ortağıyız. Çünkü, bizim işimiz yapılan bir satış sonrasında fatura kesildiği zaman bitmiyor, aslında o zaman daha yeni başlamış oluyor. Temsil ettiğimiz markaların her bir modelinin, teknik servis hizmetini ülkemiz genelinde veriyoruz. Siz, isterseniz dünyanın en pahalı ve en yüksek teknolojiye sahip olan bir cihazını satın alın, eğer ürünün arkasında sizin ihtiyacınız olduğunda bir tedarikçi ve  süreç ortağı yoksa, yanlış bir yatırım yapmış olduğunuzu düşünürsünüz. Bunun gibi birçok artı değerler bir araya gelince, Lidya Grup ile çalışmak müşterilerimizi güvende hissettiriyor. Müşteri portföyümüzde ise, çok çeşitli alanlarda çalışan firmalar bulunuyor. Bunların içinde, yılda milyonlarca baskı yapan perakende sektörünün öncüleri veya binlerce çalışanını çok farklı lokasyonlarda içinde barındıran grup şirketleri veya yaptığı işin kalitesi yeryüzünde +50 dereceden 20.000 fit yükseklikte veya -50 dereceye kadar farklı ortamlarda, makinelerin aynı performansı vermesi zorunda olan işletmeler mevcuttur. Yine, internetten günde binlerce kişiye kargo gönderen müşterilerimiz, kendi alanında lider konumdadır ve iş sürecinde aksaklık olmaması gerekmektedir. Yine, Türkiye’nin en büyük zincir marketlerinde fiyat etiketlerini eksiksiz görüyorsanız veya internetten satın aldığınız bir baskı size hızlıca ulaşıyorsa, bunun arkasında Lidya Grup’un teknik desteği bulunmaktadır” dedi.

e-Ticaretteki artış, tüm sektörler gibi, dijital baskı sektörünü de olumlu etkiledi 

Ege Bölgesi olarak 2020 yılını genel olarak değerlendiren Ertan Uzun, şunları kaydetti:  

“Ege Bölgesi olarak, 2020’nin ilk çeyreği bizim için beklentilerimizle paralel gitti ve başarılı geçti. Özellikle, kurumsal ofis cihazlarında, çok verimliydi. Mart sonu, Nisan ve Mayıs ayları  daha tedbirli geçti. Fakat bu dönemlerde, özellikle online olarak işimizden kopmadık. Ofislerine gelemeyen müşterilerimizin, gerek bilgi birikimiz, gerekse teknik desteğimiz ile daima yanlarında olduk. Ayrıca bu dönemde, ekibimize gerek satış, gerekse teknik açıdan donanımını artırmak için eğitimler düzenledik. Özellikle, böylesine değerlendirilebilecek bir zamanı, başka dönemlerde bulamazdık. Bilindiği üzere içinde bulunduğumuz dönem, satış tekniklerini ve müşteri tercihlerini de bir şekilde değiştirdi. Bu değişimlerin bir kısmı geçici olsa da, bir kısmı kalıcı olabilir. Bu süreçte, dijital baskı merkezlerinin iş yapış şeklinden tutun da, değişen normal hayatta karşılarına çıkabilecek fırsatları da derleyip toparlıyoruz ve bu sonuçları müşterilerimiz ile de paylaşmaktayız. Yaptığımız tüm çalışmalar, başarıya imza atmamıza neden oluyor. Örneğin, geçtiğimiz aylarda Xerox’un yeni nesil ve üst düzey baskı cihazı İridesse satışını gerçekleştirdik. Bu satışın bizim için ayrı bir önemi oldu. Bu yatırım, müşterimizin pandemi döneminde, kendi iş kolundan ayrılmadan, işini farklı şekilde yaparak iş hacmini kat be kat artırabileceğini gösterdi. Özetle, işini artıran müşterimiz, hızlı bir şekilde yatırım kararını aldılar ve kısa bir süre sonra başka yatırımları da beraberinde getirdi. Bu olay bana ve tüm ekip arkadaşlarıma şunu gösterdi ki, pandemi gibi bir kriz dönemi bile, kendi fırsatını oluşturabiliyor. Neredeyse tüm dünyanın kontağını kapattığı bir dönemde bile, fırsatlar bir yerlerde duruyor. Özellikle, internetten satış yapan müşterilerimizin, önce sarf kullanımlarında, sonra da cihaz taleplerinde bir artış oldu. Evine kapanan insanların çoğu belki ilk defa internetten bir şeyler satın aldılar. Bizim sektörümüzle bağlantılı olarak da, tablo, kişiye özel kart ve çeşitli baskılı ürünlerinin satışları gerçekleşti. Bu zamanlara kadar internet satış yapmayan müşterilerimiz ise, hızlıca kendilerini e-ticarete adapte etmeye başladılar. Bu durum bizim, hem ekipman, hem de sarf malzeme satışımızda olumlu etkisi oldu. Pandeminin e-ticaret kullanımına etkisi, tüm sektörler gibi, dijital baskı sektörünü de olumlu etkiliyor ve dijital baskı makineleri satışını hızlandırıyor. Buna ek olarak, eski tedarikçilerini değiştiren yeni müşterileri kazanmaktayız. Nitekim, birçok konuda sorun yaşayabilen sektör firmaları, herhangi bir teknik ihtiyaç konusunda kendilerini daha güvende hissetmek için Lidya Grup ile işbirliği kararı aldılar. Nitekim müşteriler, sorunsuz çalışan dijital baskı makinelerini, hızlı sarf malzeme tedariğini ve hızlı teknik ekip desteğini görmeyi istiyorlar”  diye konuştu. 

Yılın son çeyreği, daha verimli geçiyor 

Yılın son çeyreğinin daha verimli ve yoğun geçmekte olduğunu anlatan Ertan Uzun, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Bilindiği üzere, İzmir Bölge olarak, 7-11 Eylül tarihleri arasında, Teknoloji Şöleni 2020 organizasyonunu düzenledik. Randevulu, tedbirli ve kişiye özel olarak yapılan teknoloji günlerimize, İzmir’in yanı sıra, Manisa, Muğla, Denizli’nin aralarında bulunduğu çevre illerden ziyaretçi katılımı oldu. Ziyaretçiler, demoları yapılan  cihazları rahatlıkla inceleme ve demo baskılarını alma fırsatı buldular. Özetle, Eylül ayı başında yaptığımız etkinlik ve katılımın yoğunluğu nedeniyle, hareketli bir döneme de girmiş olduk. Genel olarak, son çeyrek bizim için her sene hareketli geçmiştir. Bu sene ertelenen yatırımlar ve Eylül ayında yaptığımız teknoloji şöleniyle birlikte, yılın son çeyreğinin daha verimli geçeceğini düşünmekteyiz. Bizler sahadayız ve müşterilerimizi gerek bilgi, gerekse teknik destek yönünden yanlarında olduğumuzu hissettiriyoruz. Bugüne gelindiğinde, ticari hayat, pandemi dönemlerine karşı artık aşılı oldu. İnsanlar ve piyasalar, pandemi gibi bir dönemde, nasıl çalışmaları gerektiğini ve nasıl önlem almaları gerektiğini öğreniyorlar. Bu yılın son çeyreğinde ivme kazanmaya başlayan yatırımların, gelecek yıl daha cesaretli bir şekilde yapılacağını düşünmekteyiz” şeklinde konuştu. 


Sürdürülebilir şirket olmanın anahtarı, Turqualiyt iş modeli uygulamasıdır...


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sürdürülebilir bir şirket olabilmek için dünya genelindeki ekonomik, sosyal, çevresel etkileri yakından takip etmek ve bu gelişmeler ile kurumsal yönetim ilkelerini birleştirmek gerekiyor. Örneğin, günümüzde şirketlerin sadece kar elde etmek amacıyla faaliyet gösterdiği günler geride kalmıştır ve kar elde ederken toplumun çıkarlarıyla uyuşması ön plana alınmaktadır.  

Eski yöntemlerle bugünkü isteklere ve sorunlara cevap verilmeyeceğinin altını çizen Progroup Uluslararası Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Salim Çam, şunları söyledi: 

“Teknolojideki gelişmelerden, endüstri 4.0’dan, yaşanan dönüşümlerden bahsederken, iş dünyasında rekabet unsurlarının da değiştiğini söylüyorduk. Yapılması gereken önceliklerden birisi, iş modelinin güncellenmesidir. Sürdürülebilir şirket olmanın anahtarı, Turquality iş modeli uygulamalarıdır” dedi. 

Turquality iş modeli nedir? 

Progroup Uluslararası Danışmanlık olarak, “Turquality İş Modeli”ni oluşturduklarını anlatan Progroup Başkanı Dr. Salim Çam, şunları kaydetti: 

“Bu model işletmelerde; stratejik planlamadan bütçe yönetimine, satış pazarlama yönetiminden marka yönetimine, kurumsal performansın yönetiminden tedarik zincirinin yönetilmesine kadar tüm konuları kapsıyor. Nitekim, günümüzün yoğun rekabet ortamında, Turquality iş modelini hayata geçiren firmalar, işlerini doğru verilerle etkin bir şekilde yönetirken, yurtiçi ve dünya pazarlarında marka olmalarına da hız katıyorlar. Özetle, Türkiye’nin markalarını büyüterek ve potansiyel olanı markalaştırarak ilerlemeye devam etmesini hedefleyen Turquality, şirketlerin global pazarlarda rekabet edebilecek değere ve kurumsal yapıya ulaşabilmesi için yön gösterici olarak konumlanıyor” diye konuştu. 


Dijital dönüşüme geçiş hızlandı, e-ticaret yatırımı hız kazandı 


Covid-19 sürecinde birçok alışkanlıklarımızı değiştirmeyi öğrendiğimizi ifade eden Progroup Başkanı Dr. Salim Çam, şunları belirtti: 

“Bu süreçte, yeni alışkanlıklar ediniyoruz. Birçok firma, bilgisayar teknolojisini daha etkin kullanmaya başladı ve dijital dönüşüme geçiş hızlandı. Özellikle ofis çalışanlarının uzaktan çalışmasıyla ofis giderleri düşmeye başladı. Bir süre sonra ofisler ya daha küçülecek yada kaldırılacak. Özellikle uzaktan eğitimin artmasıyla, okul binaları gereksiz duruma gelebilir. Müşteri ve pazar açısından baktığımızda, birçok firma e-ticaret yatırımına girmeye başladı. Bu alanda rekabet kızışacak, çünkü müşteriler online alanında daha rekabetçi firmaları tercih etmeye başladılar. Müşteri ve yeni pazarlar için çok etkin online yazılımların ortaya çıkacağını düşünüyorum. Tüm bu gelişmelerin paralelinde işletmeler, değişimi ve dönüşümü gerçekleştirme noktasında, eski süreç alışkanlıklarından dolayı ezberlerini bozmalarında zorlanabiliyor. Bunun için dış bir göz ve uzman gerekiyor. Vizyoner işletmeler, muhakkak yönetim danışmanlığı hizmeti alıyor. Bizler, her zaman olduğu gibi tüm işletmelerin her zaman yanındayız. İşletmelerin yanında olmamız, onların, maliyetlerini düşürüyor, daha hızlı olmalarını sağlıyor ve karlılıklarını artıyor. Alanında uzman ekibimiz ile yüzlerce firmaya verdiğimiz hizmetimizle, bugüne kadar elde ettiğimiz tecrübelerin toplamı ve yaşam miktarının 200 yılı geçtiğini söyleyebilirim. Progroup Danışmanlık olarak, çalışmalarımıza teorik ve pratik olarak devam ederken, yerli ve milli sorumluluklarımızı yerine getirmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. 


Turqualiyt’nin, işletmelere sağladığı değer nedir?

- Mevcut verimlilik artışına katkısı: %17

- Mevcut ihracat artışına katkısı: %15

- Mevcut iç piyasa artışına katkısı: %10

- Mevcut karlılığın artışına katkısı: %14

- Mevcut yeni ürün geliştirmeye katkısı: %12

- Mevcut marka bilinirliğine katkısı: %7

- Müşteri memnuniyet seviyesi: %97

- İsraf ve maliyetleri azaltmaya katkısı: %14

9 Kasım 2020 Pazartesi

Eyüp Babür Elite World Otelleri’nin yeni CEO’su oldu....

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Elite World Otelleri’nde bayrak değişimi

Turizm sektöründe 30 yıldır yurt içinde ve yurt dışında deneyime sahip olan Eyüp Babür artık Elite World Otelleri’nde kariyer hayatına devam edecek.

Konfor, şıklık ve misafirperverliği bir arada sunan Türkiye’nin yerel otel zinciri Elite World Otelleri’nde önemli bir bayrak değişimi yaşandı. Elite World Otelleri’nin CEO  görevini Ünsal Şınık’tan Eyüp Babür devraldı. 

12 yıldır önemli projelere imza atan Ünsal Şınık ise icra kurulu üyesi olarak Elite World Otelleri ile deneyimlerini paylaşmaya devam edecektir. Elite World Otelleri’nde yöneticilik görevini gururla yürüttüğünü belirten Şınık, bayrağı sektörde değerli bir isme devrettiği için çok mutlu olduğunu söyledi. Şınık; “ Sayın Eyüp Babür’ün Elite World’ü bugünkü konumundan daha ileri taşıyacağı konusunda güvenim tam. Ayrıca Elite World CEO’su olarak çalıştığım dönemde sundukları destek ve güvenden dolayı Elik Ailesi’ne teşekkürlerimi sunarım.” dedi.


Elite World Otelleri’nin yeni CEO’su Eyüp Babür ise Elite World gibi sektöründe yenilikçi ve vizyoner bir kurumun yönetimini devralmaktan onur duyduğunu ifade etti. Babür sözlerine şöyle devam etti: “Tüm edindiğim birikim ve deneyimlerle şirketimizi daha ileriye taşıma görevi heyecan verici. Misafir ve çalışan memnuniyetini her zaman en üst düzeyde tutarak, üstün kalite ve hizmet anlayışından ödün vermeyen, yurt içi ve yurt dışında portföyünü genişleten uluslararası bir lüks marka yolunda ilerleyeceğiz” dedi. 

İstanbul Üniversitesi İşletme Fakültesi’nden  mezun olan Eyüp Babür, Neoma Business School’da MBA yaptı. Kariyer hayatına Hilton grubunda başlayarak, Swissotel Istanbul The Bosphorus’da satış ve pazarlama direktörü görevinde bulunan Babür, ardından yine Swissotel’in Atlanta’daki otelinde çalıştı. Babür, Türkiye’ye döndükten sonra İstanbul Kongre ve Ziyaretçi Bürosu’nda kuruluş genel müdürü olarak görev yaptı. 2001 yılından itibaren Çırağan Palace Hotel Kempinski’de otel müdürü olarak çalışmaya başlayan Eyüp Babür, 2009-2014 yılları arasında Kempinski Otelleri’nin İsviçre, Cenevre’deki genel merkezinde grubun Kempinski Residences portfolyosundan sorumlu başkan yardımcılığı görevini üstlendi. Türkiye’ye döndükten sonra ise 5 yıl süreyle, Astaş Holding’in yatırımları olan Kempinski ve Mandarin Oriental otel ve rezidanslarından oluşan portföyden sorumlu turizm ve konut işletmeleri koordinatörü, ardından da Kempinski grubunun yeni markası Shaza Hotels’de Türkiye ve Bağımsız Devletler Topluluğu direktörü olarak görev yaptı.

Elite World Hotels Hakkında

Özgün mimarisi ve dekorasyon anlayışı ile Türk misafirperverliğini sentezleyerek, misafirlerine en üstün hizmet kalitesini sunmayı amaçlayan Elite World Otelleri; konfor, şıklık, güvenlik ve modern teknolojik alt yapıyı bir arada sunuyor. 

Elite World Otelleri; Elite World Prestige, Elite World İstanbul Taksim’de, Elite World Europe Basın Ekspres’te, Elite World Business Florya’da, Elite World Asia Küçükyalı’da, Elite World Van, Van şehir merkezinde ve Elite World Marmaris Otel , Marmaris İçmeler'de konumlanmıştır.  Ayrıca son olarak Kocaeli Sapanca’da 650 milyon TL yatırım bedeliyle 44 dönüm arazi içinde yer alan bölgenin en büyük konaklama, toplantı ve spa kapasitesine sahip oteli Elite World Sapanca Convention&Wellness Resort’uhizmete açmıştır. 

Bilgi için: https://www.eliteworldhotels.com.tr/ 444 0 883

Ayakkabıya can veren sektör 63’üncü kez bir araya geliyor...

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



AYSAF Fuarı 500’ün üzerinde firmayı İstanbul arenasında buluşturuyor

Ayakkabıya can veren sektör 63’üncü kez bir araya geliyor

Dünya pazarının en önemli aktörlerini buluşturan Türkiye’nin tek ayakkabı yan sanayi fuarı AYSAF, bu yıl 63’üncü kez kapılarını açmaya hazırlanıyor. 500’ün üzerinde firmanın ayakkabı makinaları, aksesuarlar, tekstil ürünleri, kalıp, taban, topuk, küf, kimyasallar, ham deri, suni deri ve deri işleme makinelerine dair ürünlerini sergileyeceği fuarı, 4 günde 20 binin üzerinde sektör profesyonelinin ziyaret etmesi bekleniyor.

Türkiye’nin tek ayakkabı yan sanayi fuar olan AYSAF - Uluslararası Ayakkabı Yan Sanayi Fuarı, devletin ve Uluslararası Fuarlar Birliği’nin (UFI) belirlediği yeni normale dönüş kriterleri kapsamında bir dizi önlem ile kapılarını açıyor.CNR Holding kuruluşlarından Pozitif Fuarcılık tarafından Türkiye Ayakkabı Sektörü Araştırma Geliştirme Vakfı (TASEV) ve Ayakkabı Yan Sanayicileri Derneği (AYSAD) iş birliği, T.C. Ticaret Bakanlığı ve KOSGEB desteğiyle organize edilen fuar, 18 - 21 Kasım 2020 tarihleri arasında CNR Expo İstanbul Fuar Merkezi’nde ziyaretçilerini ağırlayacak. Bu yıl 63’üncü kez sektörü buluşturacak olan Türkiye’nin tek, Avrasya’nın ise en büyük ayakkabı yan sanayi fuarında, sektöre dair yeni ürün ve teknolojiler görücüye çıkarılacak.

4 günde binlerce ziyaretçi ağırlanacak

Aksesuar ve tekstil ürünlerinden kalıp, taban, topuk, küf, kimyasallar, bitmiş ve yarı mamul ham deri, suni deri ve deri işleme makinelerine kadar sektöre yönelik tüm yenilikçi ürünlerin tanıtılacağı fuar, bu yıl yerli ve yabancı 500’ün üzerindeki firmaya ev sahipliği yapacak. 60 bin metrekarelik alanda düzenlenecek Türkiye’nin tek ayakkabı yan sanayi fuarını, 4 günde binlerce sektör profesyonelinin ziyaret etmesi bekleniyor.

2 milyar dolarlık ihracat hedefine yan sanayi ile ulaşılacak

Türkiye’de 12 bine yakın işletmeyle 300 bin kişiye istihdam sağlayan sektör, fuar süresince gerçekleştireceği B2B ikili iş görüşmeleriyle, küresel arenadaki ağırlığını bir üst seviyeye taşıyacak. 150 milyar dolarlık dünya ayakkabı pazarındaki rolünü her geçen gün belirginleştiren Türk ayakkabı sektörü, ayakkabı yan sanayinin de katkısıyla 2023 yılında 2 milyar dolarlık ihracat rakamına ulaşmayı hedefliyor. 

Fuarlara katılımda HES kodu zorunluluğu

Her yıl yılda gerçekleştirdiği 40’ın üzerinde fuar ile sektöre yön veren CNR Holding, yeni normalleşme döneminde fuarlarda katılımcı ve ziyaretçilerin sağlığını güvence altına alarak, olası risklerin bertaraf edilmesi için devletin ve Uluslararası Fuarlar Birliği’nin (UFI) belirlediği yeni normale dönüş kriterleri kapsamında bir dizi önlem aldı. Buna göre; fuara giriş ve çıkış noktaları yeniden düzenlendi. Fuar girişlerinde vücut ısısı kontrolü yapılırken, aynı zamanda havalandırma sistemlerinde harici hava kullanılarak içerideki hava sürekli temiz tutuluyor. Aynı anda fuar alanında bulunan kişi sayısı sınırlandırılırken, fuara girişlerde katılımcı, ziyaretçi ve görevlilerin HES kodu sorgulaması yapılıyor.


Pandemi Döneminde Popülaritesi Artan Arı Ürünleri 18 Kasım’da Konuşulacak!


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Güvenilir Ürün Platformu ve Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) Tarafından Organize Edilen Sempozyumda Arı Ürünleri Üreticileri, Akademisyenler, Bakanlık Temsilcileri ve Sektör Paydaşları Bir araya Gelecek.

 Arı ürünlerinin kalite ve standardizasyonu, Türkiye’de ve dünyada arı ürünlerinde kodeks çalışmaları, sürdürülebilir arı ürünleri üretimi için yapılması gerekenler, Anadolu ürünlerinin farkı ve güncel çalışmalar, Tarım Bakanlığı’nın arıcılık ile ilgili çalışmaları ve arıcılara verilen destekler, sözleşmeli arıcılık, arı ürünlerinin sağlık beyanları ve daha birçok önemli konunun konuşulacağı sempozyum Türkiye’de bu konuda yapılan en geniş kapsamlı online etkinlik olacak. 18 Kasım’da tam gün olarak planlanan etkinlik “Kovandan Sofraya Arıcılık ve Arı Ürünleri” Sempozyumu başlığı ile gerçekleştirilecek.

Etkinlikte, özellikle son dönemde bağışıklık sistemine katkısı ile öne çıkan propolis, arı sütü, polen ve ham bal gibi arı ürünleri detaylı olarak ele alınacak.

Bağışıklığın güçlendirilmesinde önemli yer tutan arı ürünlerinde, dünya genelinde talep artarken, endemik çeşitliliğin yüksek olduğu ülkemizde de üretim her geçen gün artıyor. Başta Anadolu Propolisi olmak üzere yoğun ilgi gören arı ürünlerini dünyaya tanıtmak ve doğru bilinen yanlışları masaya yatırmak için yola çıkan STK’lar Türkiye’nin ilk online arı ürünleri sempozyumuna hazırlanıyor.

Sağlıklı beslenme ve tamamlayıcı tıp alanında yüz yıllardır kullanılan arı ürünlerinin önemi her geçen gün artarken, Dünya’nın 2. büyük arıcılık ülkesi olan Türkiye’de, arı ürünlerinin üretiminin ve ihracatının arttırılması için yapılması gerekenler de bu toplantıda konuşulacak.

BEE’O Propolis tarafından desteklenen, Türkiye Arı Yetiştiricileri Merkez Birliği (TAB) ve Güvenilir Ürün Platformu tarafından düzenlenecek sempozyumda konunun uzmanları, dünyadaki gelişmelerden sözleşmeli arıcılığa, arı ürünleri standardından Anadolu arı ürünlerinin farkına kadar birçok konuyu masaya yatıracaklar.

4 bin’e yakını endemik olmak üzere toplam 10 bin’den fazla doğal bitki çeşidi ile Propolis ve diğer arı ürünleri üretiminde dünya lideri olma yolunda ilerleyen ülkemizde webinar şeklinde ilk kez düzenlenecek olan “Kovandan Sofraya Arıcılık ve Arı Ürünleri” sempozyumu online olarak tam gün sürecek. 

Katılmak için kayıt olmak zorunlu. Kayıt için guvenilirurunplatformu@gmail.com mail adresine mail atabilir ya da 0536 886 3912 numaralı telefondan iletişime geçebilirsiniz.