15 Haziran 2023 Perşembe

Türk Metal İşleme Sektörü 18 Eylül'de EMO Hannover Fuarı'nda Bir Araya Gelecek


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Türk Metal İşleme Sektörü 18 Eylül'de EMO Hannover Fuarı'nda Bir Araya Gelecek

Üretim teknolojisi alanında dünyanın lider ticaret fuarı olan EMO Hannover,18-23 Eylül 2023 tarihleri arasında Almanya'nın Hannover kentinde düzenlenecek. En son uluslararası üretim teknolojilerinin sergileneceği fuar aynı zamanda sektördeki gelişmelere de ışık tutacak. EMO Dünya Turu'nun 2023 yılı ilk yarısında uğrayacağı yaklaşık 40 etkinlik ülkesinden biri olarak öne çıkan Türkiye’de 15 Haziran 2023’te bir basın toplantısı düzenlendi. Almanya'daki EMO Hannover organizatörü ve Alman Takım Tezgâhları Üreticileri Derneği’nin (VDW) Yönetici Müdürü Dr. Wilfried Schäfer, İstanbul'da düzenlenen EMO basın toplantısında yaptığı açıklamada, “Bu önemli fuarın Türkiye'deki endüstrinin ilerlemesine önemli bir katkı sağlayabileceğine inanıyoruz” dedi.

Türkiye ekonomisi dünyanın en büyük 20 ekonomisinden biri olarak konumlanırken Germany Tradeand Invest'e (GTAI) göre Türkiye'deki şirketler artık geleceğe odaklanıyor ve yeni projeler planlıyor. Almanya, en büyük yurt dışı yatırımcı ülkeler arasında yer alırken ülkenin ulaşım altyapısı, enerji temini ve otomotiv endüstrisi alanlarında büyük projeleri bulunuyor. VDW'nin araştırma ortağı Oxford Economics, kilit müşteri sektörlerinin bu yıl Türkiye'de takım tezgahlarına 3 milyar Euro yatırım yapmasını bekliyor. Bu yatırımın büyük bir kısmının otomotiv endüstrisine gitmesi planlanıyor.

HannoverFairsTurkey’in 27 yıldır Türkiye’deki uluslararası fuarcılık pazarının önemli bir parçası olduğunu ve dünyanın her yerindeki fuarlara katılan Türk firmalarını desteklediklerini belirten Hannover Fairs Turkey Fuarcılık A.Ş. Genel Müdürü Annika Klar, “Türkiye'nin önemli firmaları yıllardır EMO Hannover'e katılım sağlıyor. Türkiye sanayisi ve üretimi her geçen gün büyürken, üreticiler dünyanın dev fuarlarında yer alarak uluslararası pazardaki paylarını artırmaya çalışıyor. EMO Hannover'a bu yıl, 60'a yakın Türk firması katılım sağlıyor ve fuar Türkiye takım tezgahları sektörünün ihracat büyümesine önemli katkı sağlıyor” dedi. Türkiye ve Almanya arasındaki ilişkilerin uzun süredir iyi olması nedeniyle ihracatta olumlu sonuçlar alındığının altını çizen Annika Klar, “Bu ilişkilerin de etkisiyle EMO Hannover, Türkiye takım tezgahı üreticilerinin geleceğe yönelik yatırım kararlarında ve atacakları yeni adımlarda önemli rol oynuyor. Fuar süresince Türkiye’den üreticiler yeni pazarlarla buluşacak ve yeni iş anlaşmaları imzalayacak. Böyle bir verimliliğe katkıda bulunmak elbette bizi çok mutlu ediyor” açıklamasında bulundu. 

Üretim teknolojisinin endüstri projelerinin gerçekleştirilmesi için büyük önem taşıdığını belirten Schäfer, "EMO Hannover'de, devlet ve yatırım teşvik kurumlarındaki yetkililer, planlanan projeleri uygulamak için hangi teknolojilerin kullanılabileceği konusunda bilgi edinebiliyorlar. EMO Hannover 2019'u, 149 ülkeden 120 binsatın almacı ziyaret etti. Bunların yüzde 51'i Almanya dışından güncel ve en son bilgilere dayanarak yatırım kararlarını vermek için geldi. İtalya ve Çin'den sonra üçüncü en büyük yurt dışı ziyaretçi grubunu Türkiye’nin temsil ettiği 2019 organizasyonuna Türkiye’den 3 bine yakın satın almacı geldi” diye belirtti. 

Üretim teknolojisi, endüstrinin dönüşümü için çözümler sunuyor

Üretim teknolojisi, endüstriyel üretimde teknik ilerlemenin sağlayıcısı ve itici gücü olarak öne çıkarken aynı zamanda müşteri tarafındaki zorluklar için çözümler yaratıp; değişen talep, daha hızlı ürün geliştirme, daha esnek üretim olarak da yer alıyor. Schäfer bu etkilerin yanı sıra EMO Hannover’in yenilikçilik odaklı olduğunu belirterek, “Endüstri değişen koşullar altında üretim yapmak zorunda. Bu nedenle fuarımızın mottosu ‘Üretimde Yenilikçilik’. Bu motto bir yandan müşterilere yeni teknolojilere yatırım yapma çağrısını tanımlarken diğer yandan da üreticileri en son yeniliklerini ve çözümlerini sunmaları için motive ediyor.”

Geleceğe yönelik içgörüler sektörün karşı karşıya olduğu güncel zorlukları ele alıyor

EMO Hannover 2023; Bağlanabilirliğin Geleceği, Endüstri 4.0, Endüstriyel Nesnelerin İnterneti (IoT), dijital iş modelleri, öngörücü bakım, makine öğrenimi, bağlanabilirlik, birlikte çalışabilirlik ve yapay zekâ, artırılmış ve sanal gerçeklik uygulamaları ile ilgili trendleri de ele alırken Üretimde Nesnelerin İnterneti üzerine yeni bir platform olmak için de gün sayıyor. Schäfer, "Bu sayede Dijital Fabrikanın tüm yönlerini bir araya getirmek istiyoruz" dedi. EMO Hannover 2023’te, çeşitli üreticiler ve sistemlerle ağın mağaza zemininden BT yapısına kadar nasıl çalıştığını canlı olarak göstermesi hedeflenirken, üretimin verilerle nasıl optimize edilebileceğinin de sunulması planlanıyor.

EMO basın toplantısında konuşan Tezmaksan A.Ş. Genel Müdürü Hakan Aydoğdu ise fuarla ilgili, “İnovasyon döngülerini bu fuardaki sunumlarında göstermeyi önceleyen katılımcıları sayesinde EMO Hannover, yeni gelişmeleri ve trendleri yakından takip etme fırsatı sağlayacak. Bu sayede de ülkemizin ekonomisine ve üretim gücüne değer katan sanayicilerin yeni iş fırsatlarıyla yüz yüze görüşmesine fırsat tanıyacak. Fuar tarihleri dışında da üretimde modernizasyon süreçlerinin arkasındaki aktif güçlerden biri olmayı görev edinen EMO Hannover’in bu minvalde kendisini her geçen gün geliştirmesi de sektörümüz adına çok büyük bir kazanım” açıklamasında bulundu. 

Fuarda, Üretimde Sürdürülebilirliğin Geleceği alanı sürdürülebilirliğin yatırım planlanmalarına entegre edilmesini ele alıyor. Schäfer,"Fuarda; kaynakları koruyan ve iklim açısından nötr üretim ve fabrika planlaması, üretimde döngüsel ekonomi, döngüsel değer yaratma, enerji tasarruflu üretim, sürdürülebilir tedarik zincirleri ve güvenli işyeri tasarımı için önleyici yaklaşımlar, çözümler ve konseptler sunulacak. Bu alanda çözümler sunan çok sayıda bireysel katılımcının yanı sıra Üretimde Sürdürülebilirliğin Geleceği Alanı da üretime daha yakından odaklanırken bilimsel yaklaşımları pratik uygulamalar ile ilişkilendirecek.”

EMO Hannover 2023 Türkiyeli müşteriler için geniş tedarikçi çeşitliliği sunuyor

Türkiye’nin kendi sanayi üretimindeki büyümesinin bir göstergesi olan takım tezgahları tüketimi 2021 yılında 1,5 milyar Euro olarak belirlenirken, üretim ise 770 milyon Euro olarak tüketim rakamının yarısında kaldı. Türkiye’de üretimin büyük bir bölümü ihraç edilirken, birçok makine ithal edilmeye devam ediyor. Türkiye üretim gücünü artırarak sektörde büyümesini sürdürüyor. Fuara Türkiye’den 58 firma katılırken; Türkiye’nin ana tedarikçileri olan Tayvan, Çin, Almanya, Japonya ve İtalya’dan 1.100'den fazla katılımcı ve 43 ülkeden toplam 1.600 katılımcının yerini alması planlanıyor.


14 Haziran 2023 Çarşamba

Anadolu Ortaçağı’nın büyülü kenti Ani’ye sanal yolculuk




Ani Mobil Uygulaması yayına girdi

Anadolu Ortaçağı’nın büyülü kenti Ani’ye sanal yolculuk

Anadolu Kültür tarafından Ani Arkeolojik Alanı’nı tüm boyutlarıyla tanıtmak üzere hazırlanan Ani Mobil Uygulaması, İstanbul’da yapılan lansmanla kamuoyuna tanıtıldı. Türkiye, Ermenistan, ABD ve Avrupa’dan farklı disiplinlerden uzmanların katkı sunduğu uygulama App Store ve Google Play Store’dan ücretsiz indirilebiliyor. Üç dilde geliştirilen proje, Türkiye’de bir kültürel miras alanı için hazırlanan ilk mobil uygulama olma özelliğini taşıyor.

Anadolu’nun ortaçağından kalma, zengin bir kültürel mirasa ev sahipliği yapan ve 2016’dan bu yana UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Ani kentinin çok katmanlı tarihini tüm boyutlarıyla ele alan Ani Mobil Uygulaması, 8 Haziran’da İstanbul, Postane’de gerçekleştirilen toplantıyla kamuoyuna tanıtıldı. 

Yaz-kış ziyaretçi akınına uğrayan Ani Arkeolojik Alanı için üç dilde hazırlanan mobil uygulama, Ani ile tanışmak isteyenler için bir sanal rehber olma özelliği taşıyor. Anadolu Kültür’ün, Ani Arkeoloji Alanı’nın korunması ve tanıtılmasına yönelik yaklaşık on yıldır yürüttüğü çalışmaların son çıktısı olan proje, dört yıllık bir zaman diliminde geliştirildi. Portekiz merkezli Calouste Gulbenkian Vakfı ve ABD merkezli Dünya Anıtlar Fonu (World Monuments Fund) tarafından desteklenen projeye katkı sunanlar arasında Kültürel Mirası Koruma Derneği’nden İsmail Yavuz Özkaya, mimarlık tarihi uzmanı Armen Kazaryan ve Norveç Kültürel Miras Araştırma Enstitüsü’nün eski direktörü̈ Carsten Paludan-Müller ile birlikte Türkiye, Ermenistan, Rusya, Makedonya, Amerika Birleşik Devletleri, Fransa ve Norveç’ten uzmanlar yer alıyor.

Proje ortaklarından, Kültürel Mirası Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yavuz Özkaya, Dünya Anıtlar Fonu program yöneticisi Hung-hsi Chao, HAYCAR Mimar ve Mühendisler Dayanışma Derneği’nden Alin Pontioğlu, proje koordinatörü Çağla Parlak ve Anadolu Kültür Direktörü Asena Günal lansmana katılarak uygulama ve süreç hakkında bilgiler paylaştı.

Kültürel mirasın yorumlanmasında en iyi örneklerden biri

Anadolu Kültür ile birlikte Ani Arkeoloji Alanı’nın önemli yapılarının korunması için çalışmalar yürüttüklerini belirten Dünya Anıtlar Fonu program yöneticisi Hung-hsi Chao,alana yönelik koruma çalışmalarınınyakın dönemde tamamlanmasının beklendiğini aktardı. Chao, koruma çalışmalarının yanı sıra kültürel mirasın yorumlanmasının da önemli olduğuna değinerek, Ani Mobil Uygulaması’nın kültürel mirası yorumlama konusunda en iyi yaklaşımlardan birine sahip olduğunu ifade etti.

“Masalsı geçmişi ile Ani, bugün bulunduğu coğrafyada hâlâ canlı bir varlık”diyen Kültürel Mirası Koruma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı İsmail Yavuz Özkaya, Ani’nin geçmişte olduğu gibi bugün de içinde bulunduğu coğrafyadaki tüm toplumları bir araya getirme ve buluşturma işlevini sürdürdüğüne dikkat çekti.

HAYCAR Mimar ve Mühendisler Dayanışma Derneği’nden Alin Pontioğlu ise, Ani Mobil Uygulama projesi kapsamında farklı tarihlerde Erivan, Kars ve İstanbul’da üç ayrı çalıştay düzenlendiğini ve her bir çalıştayda uygulamanın yazılımından yapıların mimari özellikleri ve tarihçelerine geniş bir çerçevede belirlenen başlıklarda farklı disiplinlerin iş birliğinden yararlanıldığını aktardı.



Ani’nin Dünya Mirası Listesi’ne girmesine katkıda bulunan proje

Uygulamanın tanıtıldığı toplantıda söz alan Anadolu Kültür Direktörü Asena Günal, Anadolu Kültür’ün Ani üzerine en yeni projesi olan mobil uygulama ile  Ani Arkeolojik Alanı ve çevresinin kültürel mirasını daha geniş bir çevreye tanıtmayı amaçladıklarını belirtti. Anadolu Kültür’ün kuruculuğunu ve yönetim kurulu başkanlığını üstlenen Osman Kavala’nın, Ani’nin 2016 yılında UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne girmesinde önemli bir rolü olduğunu vurgulayan Günal, 2019 Avrupa Arkeoloji Mirası Ödülü’ne layık görülen Kavala’nın Ani’deki koruma çalışmalarına katkıda bulunmak için uluslararası uzmanlarla ve uzman kuruluşlarla işbirliklerini geliştirmeye önemli bir emek sarf ettiğini ifade etti.

Türkiye’deki ilk örnek

Projede yer alan bilgi ve kaynaklara, çevrimdışıyken de uygulamadan kolayca erişim sağlanabildiğini belirten proje koordinatörü Çağla Parlak ise, Ani uygulamasının Türkiye'deki bir kültürel miras alanı için geliştirilen ilk mobil uygulama olduğunu ifade etti. Parlak, bu sayede kültürel mirasın uzun vadeli ve kolayca erişilebilir kaydının mümkün kılındığına ve bu mirasın gelecek nesiller için korunacağına işaret etti. Projenin eğitim ve farkındalık çerçevesinde de bir misyonu yerine getirmeyi amaçladığını belirtenParlak,“Mobil uygulama, farklı deneyimler sunarak Ani’nin daha iyi anlaşılmasına destek oluyor. Bir kültürel miras ve tarih eğitim aracı olarak hizmet eden uygulama, sesli rehberlik, tarihi fotoğraflar, testler gibi multimedya içerikler aracılığıyla kullanıcıları tarih, sanat, mimari ve gelenekler hakkında bilgilenmeye teşvik ediyor.”

Mobil uygulamada neler var?

Üç dilde hazırlanan uygulama, Ani ve çevresine ait bilgileri,“Tarihçe”, “Mimari”, “Sanat Tarihi” ve “Koruma Çalışmaları” başlıkları altında kullanıcıya sunuyor. Farklı yapıların Ani içindeki konumları temel alınarak oluşturulan dört ana rota ise Ani Arkeolojik Alanı’nı belli temalar üzerinden ziyaret etme ve deneyimleme olanağı sağlıyor. Kullanıcılar tercih ettikleri yapıları seçerek kendi güzergâhlarını da oluşturabiliyor.

Tarihi ve mimari metinlerin daha rahat anlaşılması için mimari terimlerin anlamlarını içeren bir sözlük, daha kapsamlı araştırmalara ışık tutacak bir kaynakça ve Ani konusunda bilgisini ölçmek isteyen kullanıcılar için hazırlanan mini bilgi yarışması bölümü de sunulan içerikler arasında yer alıyor. Sanal rehber ayrıca ziyaret saatleri, ulaşım, erişebilirlik gibi pratik bilgileri de içeriyor. 

Seslendirmeler ise gezi deneyimine farklı bir boyut daha katıyor veyine üç dilde, Türkçe, Ermenice, İngilizce olarak dinlenebiliyor. Ani’nin çok katmanlı tarihini, Türkçede Mahir Günşiray, Şenay Gürler, Tilbe Saran ve Görkem Yeltan, Ermenicede Dr. Elmon Hançer, İngilizcede ise Dr. Christina Maranci, Veronica Kalas ve Robert Dulgarian seslendirdi.

Ani Mobil Uygulaması hakkında daha fazla bilgiye Türkçe ve İngilizce olarak www.anadolukultur.org adresinden erişilebiliyor.

Uygulamayı App Store’dan indirmek için: 

https://apps.apple.com/app/ani-mobile-app/id1600767237

Uygulamayı Google Play Store’dan indirmek için: 

https://play.google.com/store/apps/details?id=com.anadolukultur.ani


Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da Yepyeni Bir Dönem Başladı


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Boğaz’daki eşsiz konumu, ihtişamlı mimarisi, zengin tarihi ve benzersiz güzelliğiyle şehrin en önemli simgelerinden biri olan Çırağan Palace Kempinski İstanbul, otel bölümünde gerçekleştirdiği kapsamlı yenilenme projesinin ardından, tarihi dokularının modern zarafetle birleşiminin hakimiyetinde yepyeni bir döneme adım attı. 

Görkemli asaleti ve benzersiz lokasyonuyla dünyanın dört bir yanından seçkin seyahat severlerin vazgeçilmez adresi olan Çırağan Palace Kempinski İstanbul; otel binasındaki yenilenme çalışmalarının ardından, misafirlerini geçmiş ve gelecek arasında heyecan verici bir yolculuğa davet ediyor. Her detayı Çırağan Sarayı’nın tarihi ve dönem mimarisinden ilham alınarak yeniden tasarlanan otel girişi, lobi, odalar, süitler ve iki yeni restoran, hayranlık uyandıran stilleriyle adeta zamana meydan okuyor.

Çırağan Palace Kempinski İstanbul, Toner Mimarlık ve Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün’ün özgün yorumuyla yeniden ışıldayarak zamansız bir kimliğe bürünüyor.

Avrupa’nın en köklü lüks otel grubu Kempinski yönetimindeki Çırağan Palace Kempinski İstanbul, otel binasının tamamında gerçekleştirdiği şiirsel bir dönüşümle daha da etkileyici bir görünüme kavuşuyor. Yenilenen otel girişi, lobisi, odalar, süitler ve iki yeni restoran ile Osmanlı sanatına dair en zarif ve ihtişamlı detaylar, tarihi dokunun çağdaş bakış açısıyla kusursuz bir birlikteliği vurguluyor. Yenilikçi bir tarzın hakimiyetindeki klasik tasarım ögeleri, otele adım atıldığı andan itibaren her köşede farklı bir hikâyeyi anımsatarak geçmişin özgün kesitlerini ölümsüzleştiriyor. Yenilenen otel bölümünün zarifçe tasarlanmış giriş kısmı; Saray bahçelerinden izler taşıyor. Kafes örgülü sütunlar, kubbe şeklindeki tavan, özel tasarım avizeler, Topkapı Sarayı’nın bahçesinden ilham alınarak podima çakıl taşlarıyla döşenmiş zemin ve mermer süs havuzu eşsiz bir bütünlük yaratıyor. Bordo tonlarının ihtişamıyla buluşan görkemli lobi; 16. ve 17. İznik çinilerinden ilhamla hazırlanan İznik seramikleri, Murano avizelerden esinlenmiş gösterişli avizeler, çok geniş saray salonlarının merkezinde sıkça görülen, üzerinde Çırağan Sarayı’nın tarihine gönderme yapan ve aynı zamanda bilgeliği ve uzun ömrü temsil eden kaplumbağa figürlerinin bulunduğu sekizgen oturma grubu ve çok daha fazla görkemli parça bir araya geliyor.

Yenilenen otel odaları ve süitlerinde Osmanlı’nın geleneksel ihtişamı dikkat çekiyor.

Osmanlı Sanatı Uzmanı Serdar Gülgün’ün yaratıcı ve estetik dokunuşlarıyla Osmanlı mirasının modernize edilmiş halini yansıtan oda ve süitlerde, nadide dekoratif objeler zarif ihtişamı ve özgün inceliğiyle öne çıkıyor. Gösterişli Osmanlı çadırlarından ilhamla tasarlanmış çizgili koridorlar, çintemani, lale ve Osmanlı sanatında kullanılan desenli kumaşlarla bezeli özel yatak başlıkları, sedef işlemeli mobilyalar, ebru sanatından esinlenmiş koltuklar, köklü Türk hamamı geleneğine atıfta bulunan mermer banyolar ve daha birçok katmanlı hikâye barındıran tasarım detayları, yenilenmiş oda ve süitlerde Çırağan Sarayı’nın benzersiz asaletini mükemmel bir şekilde tamamlıyor. Otel binasında yer alan en üst düzey süitde kendine has kumaşları, benzersiz mobilya ve aksesuarları, içerisinde hamamı olan banyosu, eski bir Boğaziçi gravüründen yapılmış özel duvar kâğıdının hareket kazandırdığı yemek odası kısmı ve Boğaz’a hâkim geniş balkonları ile benzersiz bir konaklama deneyimi sunuyor.

Yepyeni iki restoran misafirleri eşsiz bir gastronomi deneyimine davet ediyor. 

Otel binasında konumlanan iki yeni restoran, tasarımlarının yanı sıra menü ve servis stilleriyle de beğeni topluyor. 

Şef restoranı konseptinde hizmet veren Akdeniz by Esra Muslu, Akdeniz mutfağına ait özgün teması ile Çırağan Palace Kempinski İstanbul’da lezzet tutkunlarını ağırlıyor. Londra’da benzersiz Türk lezzetlerini tanıttığı restoranıyla Michelin denetçilerinin favori mekanlar listesine adını yazdıran Esra Muslu’nun başarılı kariyeri, kıtaları aşmış yeteneği ve gustosu, Akdeniz by Esra Muslu’ya has lezzetlerin ve restoran kimliğinin belirleyici faktörlerini oluşturuyor. Türkiye’nin en başarılı kadın şeflerinden Muslu; ülkesinin geleneklerini yaşatırken, bir yandan da onları Akdeniz dokunuşlarıyla Çırağan Sarayı için yorumluyor. Bir mekândan diğer bir mekâna geçme hissini yaşatan modüler sistemde kurgulanmış geniş bir oturum alanına sahip restoranda;paylaşımlı olarak hazırlanan,odun ateşinde pişirilen enfes lezzetlere Akdeniz temalı benzersiz bir dekorasyon, Çırağan Sarayı’nın yemyeşil bahçeleri ve İstanbul Boğazı’nın büyüleyici manzarası eşlik ediyor. Restoranın giriş bölümünde, yeşil tonlarının hâkim olduğu kütüphane ve bekleme bölümü sıcak ve rahat ortamıyla konukları karşılıyor. Hemen ardındaki alanda ise Akdeniz’e özgü pek çok ağacın resmedildiğiözel duvar kağıtlarıyla kaplı paravanlar, cıvıl cıvıl bir Akdeniz bahçesini andırıyor. Oturma bölümündeki mavi, beyaz ve kırmızı ağırlıklı mobilya döşemeleri ve detaylar, Osmanlı çinilerden referans almış dev küpler ve zarif vazolarla beraber Akdeniz’in canlılığını eksiksiz yansıtıyor. Göz alıcı tasarımı ve samimi konsepti ile restoran, konuklarını benzersiz bir ziyafet şölenine davet ediyor.

Gösterişli ambiyansı, servis stili ve menüsüyle şehrin en gözde lezzet duraklarından Gazebo iseyeni tasarımında Osmanlı bahçe sanatını günümüze uyarlıyor. Boğaz’a nazır harika bir bahçeye açılan mekânın içi de doğal güzellikleri barındırıyor ve Osmanlı’da bahçelerin dört simetrik parçaya ayrılmasıyla meydana gelen peyzaj planına uygun biçimde, şahane bir saray bahçesi konseptine bürünüyor. Merkezindeki süs havuzu ve üzerine asılı,
Osmanlı kemerlerinden ilhamla stilize edilmiş devasa bir kafesle tarihi dokusu pekiştirilen Gazebo’nun dört köşesini, dört ayrı kare oturma grubu dolduruyor. Oturma grupları, Osmanlı sanatının üzerine kurulu olduğu söylenen gül, lale, karanfil ve sümbül çiçeklerinin zarafetini yansıtıyor. Doğayı çağrıştıran tonlar; sandalye, koltuk ve yastıkgibi dekoratif unsurlarda kendini gösterirken, iç açıcı bir harmoniye imza atıyor. Yüksek tavanlı şık ve ferah atmosferinde leziz sandviçler, alakart kahvaltı servisi, salatalar, hafif atıştırmalıklar, enfes beş çayı lezzetleri, birbirinden özel içecekler ve çok daha fazlasını sunan Gazebo; yepyeni ambiyansında lüks, lezzet, zarafet ve konfor üçgeninin en nitelikli halini konuklarıyla buluşturmaya devam ediyor.

Ralph Radtke: “Sofistike bir stili, Çırağan Sarayı’nın tarihinden esinlenerek benzersiz bir ahenk içinde harmanladığımız yepyeni bir döneme adım attık.”

Çırağan Palace Kempinski İstanbul Genel Müdürü ve Kempinski Residences Türkiye Bölge Direktörü Ralph Radtke, “Benzersiz bir lüks deneyimine ev sahipliği yapan Çırağan Palace Kempinski’de konuklarımıza yenilenen otel odalarımız, süitlerimiz, lobimiz, otel girişimiz ve restoranlarımızla gerçek bir sarayda vakit geçirmenin hissini yaşatacağız. Türk misafirperverliğinin en sofistike halini, Çırağan Sarayı’nın tarihinden esinlenen eşsiz bir lüks ile buluşturduğumuz Çırağan Palace Kempinski’de, dünyanın dört bir yanından gelen seçkin konuklarımızı ağırlamaktan memnuniyet duyacağız,” diyor ve ekliyor: “Çırağan Palace Kempinski İstanbul, destinasyon tanıtımını her zaman önceliğinde tutmuş, Türk misafirperverliği ve İstanbul’u en iyi şekilde tanıtmış, dünya çapında bilinen, ödüllü bir otel. Burada bir tarih yazıldı. Biz de yeni dönemde geçmişin izlerini yarına taşıyor ve alışılagelmiş lüksün ötesinde bir hizmet sunuyoruz.”

  

13 Haziran 2023 Salı

Pink Martini,Türkiye’deki hayranları ile buluşmaya hazırlanıyor.





PINK MARTİNİ, AVRUPA TURNESİ KAPSAMINDA PASION TURCA ORGANİZASYONU İLE 30 HAZİRAN’DA TURKCELL VADİ İSTANBUL’DA!

“Sympathique”, “Hang on Little Tomato”, “Hey Eugene!”, “Splendor in the Grass”, “Joy to the World”, “1969”, “A Retrospective”, “Get Happy”, “Dream A Little Dream”  “Je Dis Oui” albümleriyle altın ve platin plak kazanan, Türkiye'de büyük bir hayran kitlesine sahip olan ve son olarak hazırlık çalışmaları 25 yılın üzerinde süren “Thomas Lauderdale Meets The Pilgrims” albümünü yayınlayan Pink Martini, Avrupa turnesi kapsamında Pasion Turca organizasyonu ile 30 Haziran’da Turkcell Vadi İstanbul’da Türkiye’deki hayranları ile buluşmaya hazırlanıyor. 

“Je Dis Oui” albümünde birbirinden güzel şarkıları yorumlayan grup, Türk sevenlerine de büyük bir sürpriz yaparak “Aşkım Bahardı” şarkısına yer vermişti. 

Pink Martini son olarak kariyerlerinin başında dünya çapında ses getiren ilk albümleri "Sympathique" ile eş zamanlı olarak kaydedilen ve uzun zamandır beklenen “Thomas Lauderdale Meets The Pilgrims” albümünü Heinz Records etiketiyle Mayıs 2023’te dinleyici ile buluşturdu. "Night and Day", "Malagueña" ve "Rhapsody in Blue" gibi sevilen şarkıların yorumlandığı albüm 11 şarkıdan oluşuyor. 

Kendilerini “Dünyanın değişik köşelerinden melodileri ve ritimleri bir araya getirerek modern bir formda sunan müzik arkeologları” olarak tarif eden topluluğun şarkıları, La Casa De Papel’den The West Wing’den Desperate Houseviwes’a kadar birçok dizi ve filmde de yer buldu.

Samurayların aşk şarkılarından 1930’ların Küba müziğine, Fransız şansonlarından Brezilya sokak şarkılarına kadar dinlemesi en keyifli şarkıları seslendiren topluluk, China Forbes’un sıcak vokali, zengin repertuvarları ve sürprizleri ile 30 Haziran’da Turkcell Vadi İstanbul’da hayranlarıyla buluşacak.   


Az gören çocukların işlevsel görmelerini geliştirmek için 5 öneri


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Az gören çocukların işlevsel görmelerini geliştirmek için 5 öneri

İşlevsel görme, az gören çocukların mevcut görme kalıntılarını kullanma ve geliştirebilme düzeyleridir.

Az gören çocukların işlevsel görme becerilerini geliştirebilmesinin en önemli yolunun erken yaşta işlevsel görme değerlendirmesinin yapılması ve bununla birlikte verilecek erken eğitim olduğunu kaydeden Özel Eğitim Uzmanı/Akademisyen Hasan Hüseyin Yıldırım, şunları söyledi:

“Az gören çocuklar gerekli destekler sonucunda eğitim- öğretim süreçlerinde görme duyusunu birincil öğrenme aracı olarak kullanabilirler. Bunun da en önemli yolu da erken yaş döneminde yapılacak değerlendirme ve bununla birlikte verilecek erken eğitimdir. Eğer bu eğitim doğru zamanda verilirse, az gören çocukların eğitimlerinde görme kalıntılarını en üst düzeyde kullanabilmesi mümkündür” dedi.


“Farkında Kalın Özel Eğitim Üzerine Söyleşiler” kitabının da yazarı olan Hasan Hüseyin Yıldırım, işlevsel görme değerlendirmesinin gerekliliğini vurgulayan beş öneriye ilişkin şunları kaydetti:


1-Ülkemizde, az gören öğrencilerin uygun eğitim ortamlarına yerleştirilebilmesi ve uygun eğitim programlarının geliştirilebilmesi için Rehberlik ve Araştırma Merkezi’nde (RAM)işlevsel görme değerlendirmesine tabi tutulması,


2-Az gören öğrencilerin eğitsel değerlendirmelerinde yer alan RAM'larda çalışan personelin, ülkemizde saygın bilim insanları tarafından geliştirilen Gazi İşlevsel Görme Değerlendirme Aracı (GİGDA) gibi değerlendirme araçları kullanarak işlevsel görme değerlendirmesi yapması ve sonuçlara göre yerleştirme önerisi yapması,


3- GİGDA ile yapılan ölçüm sonuçlarına göre bir görme müdahale programı hazırlanarak, az gören öğrencilerin işlevsel görme düzeylerinin mümkün olan en erken dönemde belirlenmesiyle işlevsel görme becerilerinin gelişiminin desteklenmesi,


4- GİGDA ile yapılan işlevsel görme değerlendirmesinin sonuçlarına dayanarak, öğretmenlere ve ailelere, öğrenme ortamının ve görme engelli öğrencilere uygun materyallerin uyarlanmasına yönelik düzenlemeler konusunda tavsiyelerde bulunulması,


5-Görme engelli bireylerin eğitim aldığı okullarda BEP birimlerinde çalışan ve BEP’lerin hazırlanmasından sorumlu öğretmenlerin GİGDA’nın uygulanması ve sonuçlarının yorumlanması konusunda eğitim almaları,


Özel Eğitim Uzmanı/Akademisyen Hasan Hüseyin Yıldırım, yukarıdaki maddelere ilave olarak, öğrencilerin mevcut görme kalıntılarının günlük yaşamda işlevsel kullanımını artırmak ve gelişim aşamalarında akranlarının gerisinde kalmamaları için onların işlevsel görme değerlendirmesi sonucunda ortaya çıkan mevcut becerilerini desteklemek gerektiğini sözlerine ekledi.


TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KİLİDİNİ KRUVAZİYER TURİZMİ AÇACAK


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TÜRKİYE EKONOMİSİNİN KİLİDİNİ KRUVAZİYER TURİZMİ AÇACAK

Masmavi denizleri ve tertemiz koyları ile çok özel bir turizm destinasyonunda bulunan Türkiye, kruvaziyer turizminde çıtayı yükseltti. Camelot Maritime Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, “Ülke olarak deniz turizminde çok önemli avantajlara sahibiz. Akdeniz Çanağı
ndaki en avantajlı ülkelerden biriyiz. Karadeniz gibi eşsiz ve devasa bir hinterlanda sahip bir denizimizin olması da cabası… Bütün bu bileşenlere ek olarak hizmet sektöründe de dünya standartlarının üstünde olduğumuzu rahatlıkla söyleyebiliriz. Ekonomimizin kilidinin kruvaziyer turizminde olduğunu düşünüyorum. Kruvaziyer turizmi ülkemiz ekonomisine can suyu olacak” dedi. Üç tarafı denizlerle çevrili olan Türkiye, birbirinden güzel koyları ile kruvaziyer turizminin sayılı ülkeleri arasında geliyor. Akdeniz Çanağı’ndaki en önemli deniz turizmi destinasyonlarının başında gelen Türkiye’nin Karadeniz gibi çok önemli bir denizi ve hinterlandı da bulunuyor. 



AVANTAJLARIMIZI İYİ DEĞERLENDİRMELİYİZ 

Türkiye’de yabancı sahipli bir cruise gemisini işleten ilk firma olan CamelotMaritime Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Kaptan Emrah Yılmaz Çavuşoğlu, Türkiye’nin kendine münhasır özellikleri olduğunun altını çizdi. Türkiye’nin hem jeopolitik olarak hem de tertemiz denizleri ile dünyada eşine az rastlanır avantajlara sahip olduğunu ifade eden Kaptan Çavuşoğlu, “Ülkemizin sahip olduğu coğrafi konum ve denizleri tüm dünyayı kıskandıracak türden. Akdeniz’e ek olarak bir de Karadeniz’imiz var. Rusya gibi bir dünya devinden tutun da Avrupa’nın en önemli ülkeleri Türkiye’yi tanıyor ve biliyor. Bizim ülke olarak yapmamız gereken tek şey reklamımızı daha etkili yapmak ve avantajlarımızı iyi anlatmak” dedi.

KRUVAZİYER TURİZMİ TÜRKİYE EKONOMİSİNE İLAÇ OLACAK

2021 yılında 78 kruvaziyer gemisiyle 45 bin 362 yolcunun Türkiye’ye geldiğini ifade eden Çavuşoğlu, “2022’de kruvaziyer gemi sayısı 12 katına çıkarak 991’e yükseldi. Yolcu sayısı aynı dönemde 22 katına çıkarak 1 milyon 6 bini aştı. 2023 senesinde kruvaziyer turizminin pik yapacağını düşünüyoruz.Türkiye’de kruvaziyer turizmi anlamında alınacak çok yol var. Özellikle yerel yönetimleri kruvaziyer turizmi konusunda bilgilendirmek ve yerel yönetimlerle iş birliği yapmak gerekiyor. Kruvaziyer gemileri limanladıkları ya da uğradıkları şehirlerin çehresini değiştiriyor. O şehirlerin gelişmesini sağlıyor. Kruvaziyer turizmi Türkiye ekonomisine ilaç olacak. Türkiye, deniz turizminden daha fazla kazanabilir” yorumunu kullandı.

DENİZCİLİK BAKANLIĞI DERHAL KURULMALI 

Üç tarafı denizlerle çevrili olan bir ülkede ‘Denizcilik Bakanlığı’nın olmamasının büyük bir kayıp olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, “Denizcilik Bakanlığı’nın derhal kurulması gerektiğine inanıyorum. 3 tarafınız denizlerle çevrili olacak ama denizcilik bakanlığınız olmayacak… Bizler, ülke olarak maalesef denizlerimizden istenildiği ölçüde faydalanamıyoruz. Hayatında denize hiç girmemiş insanlardan tutun da, deniz ürünleri tüketimine kadar maalesef Avrupa ortalamasının çok altındayız. Deniz, bir lüks olmamalı. Deniz, ulaşılabilir olmalı. Biz, CamelotMaritime olarak ülkemizin KAMU tarafının başta olmak üzere tüm bileşenlerin denizcilik alanında daha aktif olması gerektiğini düşünüyoruz” dedi.

HİZMET SEKTÖRÜNDE DÜNYA STANDARTLARININ ÜSTÜNDEYİZ

Türkiye’nin hizmet sektöründe dünya standartlarının üstünde olduğunun özenle altını çizen CamelotMaritime Genel Müdürü Kaptan Gürbüz Can, “Ülke olarak deniz turizminden tutun da deniz ulaşımına kadar çok ciddi avantajlarımız var. Bir de bu avantajlarımıza hizmet sektöründeki kalitemizi ve hizmet sektöründeki knowhowımızı ekleyebiliriz. Türkiye’nin kruvaziyer turizminde daha fazla gelir elde edeceğine inanıyoruz. CamelotMaritime olarak biz, ülkemize yaptığımız yatırımlarla denizcilik sektörümüzün çok daha ileri seviyelere ulaşacağına inanıyoruz. Kruvaziyer turizmindeki pastadan çok daha büyük bir dilim alacağımıza inanıyoruz” yorumunda bulundu.


12 Haziran 2023 Pazartesi

Wyndham Hotels & Resorts, İstanbul New Airport Hotel’in açıldığını duyurdu.



95’in üzerinde ülkede bulunan yaklaşık 9 bin 100 oteliyle dünyanın franchise veren en büyük otel şirketi Wyndham Hotels & Resorts, Türkiye’deki ilk Trademark Collection by Wyndham oteli olan 68 odalı İstanbul New Airport Hotel’in açıldığını duyurdu. Türkiye genelinde açık ve faal durumdaki 95’ten fazla otelinin yanı sıra 20’nin üzerinde oteli kapsayan bir proje stokuna da sahip olan Wyndham, bu yeni açılışla Türkiye’deki en büyük uluslararası otel şirketi olma konumunu güçlendirdi.

Çatısı altında her biri kendine özgü karakteristik özelliklerini koruyan otelleri bir araya getiren Trademark Collection by Wyndham markası, dünyanın gözde noktalarında seçkin konaklama seçenekleri arayan misafirler için tasarlandı. Marka, Wyndham’ın sektöre öncülük eden hacminden ve pazarlama, teknoloji ve satış becerilerinden yararlanmak isteyen, bağımsız ruhlu otel sahiplerine hitap ediyor. İlk kez 2017 yılında hayata geçen Trademark Collection by Wyndham markası altında şu anda New York, Berlin, Atina, Budapeşte, Brüksel ve dünyanın önde gelen diğer şehirlerinde 185’ten fazla otel bulunuyor.

Wyndham Hotels & Resorts Türkiye Ülke Direktörü Murat Özel, "Trademark Collection by Wyndham, dünyanın franchise veren en büyük otel şirketinin desteğini arkalarına alarak konaklama sektöründe iz bırakmak isteyen girişimcilerin kendine özgü özelliklerini ve benzersiz vizyonlarını öne çıkarıyor. Türkiye’de orta ve üst segmentteki oteller açısından çok büyük fırsatlar bulunuyor ve dünyanın en gözde şehirlerinden İstanbul’da gerçekleştirdiğimiz bu açılış, Türkiye’de büyümeye devam etme kararlılığımızın yanı sıra markanın global varlığına da güç katıyor” dedi.



İstanbul’un hızla gelişen ilçelerinden Arnavutköy’de, yeni inşa edilmiş bir binada hizmet veren İstanbul New Airport Hotel, Trademark Collection by Wyndham, İstanbul Havalimanı’na 12 kilometre mesafede yer alıyor ve Mall of İstanbul ile Vialand Tema Parkı gibi yakınlarındaki ziyaret noktalarına kolay erişim imkanı sağlıyor. Bir restoranı ve çalışma alanı da bulunan otel, konsiyerj ve diğer hizmetler de sağlıyor. Misafirler, şık ve samimi bir anlayışla tasarlanan ve modern olanaklar sunan standart, deluxe ve süit oda seçenekleri arasından tercihte bulunabiliyor.

Wyndham’ın Türkiye ve dünyanın her yerindeki otelleri, yaklaşık 101 milyon kayıtlı üyesinin kazandıkları puanları dünyanın dört bir yanındaki 50 binden fazla otel, resort tatil kulübü ve kiralık tatil evinde kullanmasına olanak tanıyan ödüllü sadakat programı Wyndham Rewards® kapsamında yer alıyor.

Trademark Collection by Wyndham markası ve Wyndham Hotels & Resorts’un franchise fırsatlarıyla ilgili daha fazla bilgi için www.whrdevelopmentemea.com adresini ziyaret ediniz.

Trademark Collection by Wyndham Hakkında

Avrupa, Asya, Amerika kıtaları ve Karayipler’den, markanın Louisville, Kentucky’deki amiral gemisi The Galt House Hotel’e kadar, Trademark Collection by Wyndham’ın dünyadaki tüm üst-orta ve üzeri segmentteki otelleri üç ortak özelliği taşıyor: Karakter, çekicilik ve kendine özgülük. 2017 yılında hayata geçen, gözde noktalarda seçkin ve ulaşılabilir konaklama seçenekleri arayan misafirler için tasarlanan Trademark Collection, otellerinin bağımsız ruhlarını muhafaza etme tutkusuna sahip üç ve dört yıldızlı otel sahiplerine hitap eden ilk Wyndham markası olma niteliği taşıyor.

Wyndham Hotels & Resorts Hakkında

Wyndham Hotels & Resorts (NYSE: WH), altı kıtada ve 95’in üzerinde ülkede bulunan yaklaşık 9 bin 100 oteliyle, tesis sayısı bazında dünyanın franchise veren en büyük otel şirketidir. Wyndham, her ziyaretçiye hitap eden ve yaklaşık 845 bin odanın bulunduğu ağıyla, konaklama sektörünün hem ekonomi, hem de orta segmentinde lider bir konuma sahiptir. Super 8®, Days Inn®, Ramada®, Microtel®, La Quinta®, Baymont®, Wingate®, AmericInn®, Hawthorn Suites®, Trademark Collection®, ve Wyndham®, şirketin portföyünde yer alan 24 otel markasından bazılarıdır. Şirketin ödüllü sadakat programı Wyndham Rewards, yaklaşık 101 milyon kayıtlı üyesinin, puanlarını dünya çapında binlerce otelde, resort tatil kulübü ve kiralık tatil evinde kullanmasına olanak sağlamaktadır. Daha fazla bilgi için lütfen wyndhamhotels.com adresini ziyaret ediniz.