23 Ekim 2025 Perşembe

Dedeman Hospitality, Park Dedeman Elazığ’da Uzun Soluklu Yönetimi Sürdürüyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Dedeman Hospitality, Park Dedeman Elazığ’da Uzun Soluklu Yönetimi Sürdürüyor

Dedeman Hospitality, sürdürülebilir büyüme yolculuğuna güçlü bir adım daha ekledi. Marka, bölgesel kalkınmaya ve uzun vadeli iş birliklerine verdiği değerin bir göstergesi olarak, Ballıca Otelcilik ile olan başarılı iş birliğini Park Dedeman Elazığ otel yönetim anlaşmasını 15 yıl süreyle yenileyerek güçlendirdi.

Bu stratejik adım, Dedeman Hospitality’nin Türkiye’nin dört bir yanında kök salan misafirperverlik mirasını geleceğe taşırken, bölgesel yatırımlar konusundaki vizyonunu güçlü bir biçimde yansıtıyor.

Bölgesel Güç, Süreklilik ve Güven

Elazığ’ın en önemli konaklama markalarından biri olarak konumlanan Park Dedeman Elazığ, açıldığı günden bu yana şehrin iş ve turizm potansiyeline katkı sağladı. Yenilenen iş birliği kapsamında; oteldeki güçlü hizmet standartlarının sürekliliğinin sağlanması, dijitalleşme süreçlerinin desteklenmesi ve sürdürülebilirlik yaklaşımının daha da güçlendirilmesinin yanı sıra, odalar modernize edilerek konfor seviyesi ve tasarım kalitesi bir üst seviyeye taşınacak.



Dedeman Hospitality Yönetim Kurulu Başkanı Ergün Demiray, yenilenen sözleşmeye ilişkin değerlendirmesinde şu ifadeleri kullandı:

“Dedeman markası için en önemli başarı göstergesi, uzun vadeli ilişkiler ve güvene dayalı iş birlikleridir. Park Dedeman Elazığ ile 15 yıl daha devam edecek bu birliktelik, markamızın bölgesel güçlenme stratejisinin önemli bir halkasını oluşturuyor. Elazığ’daki varlığımız, sadece bir otel yatırımı değil; aynı zamanda bölgenin gelişimine duyduğumuz inancın da göstergesidir.”

Park Dedeman Elazığ yatırımcısı Ahmet Ballıca ise Dedeman Hospitality ile olan başarılı ortaklığın yeni dönemine dair şu değerlendirmede bulundu:

“Dedeman Hospitality ile yıllardır süregelen güçlü birlikteliğimizin önümüzdeki yıllarda da aynı kararlılıkla devam edecek olması, hem Elazığ hem de bölge turizmi için büyük bir motivasyon kaynağı. Bu güçlü marka ile birlikte şehrimize katma değer yaratmayı sürdüreceğiz.”

22 Ekim 2025 Çarşamba

Tatilsepeti, sonbaharda dinlendiren o rotaları sizler için derledi


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Sonbaharda ruhunuza iyi gelecek rotalar

Günlük hayatın yoğun temposundan yorulan bedenlere iyi gelecek, ruhu dinlendirecek rotaların tam mevsimi. Ülkemiz coğrafyası, doğal şifa kaynakları ile welness tatilinin önemli merkezi konumunda, gidilecek çok yer var.  Türkiye’nin tatil arama motoru olan ve en geniş otel portföyüne sahip Tatilsepeti, sonbaharda dinlendiren o rotaları sizler için derledi

Türkiye coğrafyası, sadece kültürü ve tarihi mirasıyla değil; aynı zamanda zengin termal suları, doğal şifa kaynaklarıyla da öne çıkıyor. Jeotermal kaynaklar bakımından Avrupa’da birinci, kurulu güç bakımından ise dünyada dördüncü sırada yer alıyor. Global Wellness Enstitüsü’nün verilerine göre; dünya wellness ekonomisi 7 trilyon dolarlık büyüklüğe koşuyor, 2028 yılında ise bu rakamın 9 trilyon dolara ulaşması bekleniyor. Bir başka ilginç veri ise welness ekonomisinin, dünya ilaç endüstrisinin (1,6 trilyon dolar) yaklaşık 4 katı büyüklüğüne ulaşmış olması. Dünya welness ekonomisinde pazarın önemli bir bölümünü SPA, termal kaplıcalar, bütünleyici iyi ve uzun yaşam uygulamaları ile welness turizmi oluşturuyor. 

Tatilsepeti seyahat tercihlerinde de termal tatil öne çıkıyor. Havaların soğumaya başlamasıyla birlikte artan talebin geçen yıla kıyasla yüzde 30 artış göstermesi bekleniyor.SPA ve wellness hizmeti, orta-üst ve lüks segment misafirler tarafından daha çok tercih ediliyor. Kış ve düşük talep dönemlerinde ise dinlenme amaçlı tercihler yapılıyor; özellikle detoks, yoga ve sağlıklı yaşam paketleriyle hedef kitlenin genişleyebileceği tahmin ediliyor. İşte yenilenmek ve dinlenmek isteyenlerin en çok tercih ettiğirotalar…

Şifa ve doğanın buluşma noktası Ege Bölgesi

Türkiye tanıtım görsellerinin başında gelen Pamukkale Travertenleri şifalı suyu ile sadece ülkemizden değil dünyanın dört bir yanından turistleri ağırlıyor. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan travertenler, antik dönemlerden bu yana insanlığa cömertçe hizmet etmeye devam ediyor. Termal su kaynakları bakımından oldukça zengin olan Ege bölgesinde 2700 TL’den başlayan termal kaplıca otelleri ve wellnessmerkezlerinde 3 gece kalıp 2 gece ödeyerek ruhunuzu şımartabilirsiniz. Modern SPA merkezleri, Türk hamamları, çamur banyoları ve fizik tedavi hizmetleriyle donatılmış bu tesisler, aynı zamanda 5 yıldızlı otel konforuyla misafirlerine yılın on iki ayında hizmet veriyor. Ege Bölgesi termal su kaynak ve kaplıcaları ile ülkemizin en zengin alanlarından biri. Tarihi 5bin yıl öncesine uzanan, Mısır Kraliçesi Kleopatra’nın çamur banyosu yaptığı yer olarak bilinen KarahayıtKaplıcaları zengin mineralleri ile şifa dağıtmaya devam ediyor.

Metropol şehirlere en yakın termal adresleri

Mega kentlerin negatif enerjisinden kısa süre de olsa kaçmak, yenilenmek ve hafta sonunu fırsata çevirmek için en popüler yakın bölgeler Yalova, Bursa ve Bolu sayılabilir. Tarihi Romalılar’a dayanan Cumhuriyet döneminde yıldızı parlayanYalova,geniş ormanlık alanda yer alan şifalı su kaynakları ile yüzlerce yıldır cazibesini korumaya devam ediyor. Sonbahar mevsiminin en güzel renk geçişlerine şahit olacağınız Bolu ormanlarında ise doğanın huzurunu yakalayıp bedeninizi termal suların şifasına bırakabilirsiniz. 2395 TL’den başlayan 2 gece 3 gün hafta sonu tatili sonbaharın öne çıkan rotalarından sayılabilir. Tarihi Bizans’a kadar uzanan bir başka termal kent olan Bursa kaplıcaları ise pas rengi, kırmızıya yakın suyu ile biliniyor. 

Longevity ve wellness merkezleri ile sağlıklı yaşam

Sağlıklı, uzun ve kaliteli yaşamı odağına alan ve son zamanlarda daha sık duymaya başladığımız longevity konsept tesisler ülkemizde de artmaya başladı. Yaşam kalitesini arttırmayı hedefleyen, ruhu dinlendiren, odağına bütüncül bir bakış açısını alan bu tesisler; yoga, meditasyon ve şifa kampları ile doğa içinde şehrin gürültüsünden uzak bir dinlence arayanların ilgisini çekiyor. Hamam, sauna, masaj ve yoga, meditasyon atölyeleri de bulunan beş yıldızlı otellerde 6405 TL’den başlayan fiyatlara ve yüzde 20’ye varan son dakika kampanyalarına erişmek mümkün. 

Kapadokya hem ruha hem bedene şifa 

Dünyanın en çok ziyaret edilen turizm destinasyonlarından biri olan en önemli kültür mirasımız Kapadokya’yı henüz gezip keşfetmediyseniz tam zamanı…  Kükürt oranı yüksek termal sularıyla Nevşehir kaplıcalarında dinlenmek, Kapadokya’nın büyülü atmosferini yaşamak, hem bedeni hem ruhu şifalandırmak için en doğru mevsimdeyiz. 

Ekim’de 1,5 gün izinle 5 gün tatil fırsatı 

Dinlenirken eğlendiren alternatifleri değerlendirmek için uzun hafta sonu tatili harika bir fırsat. Pasaport, vize ve yurtdışı çıkış harcı gerektirmeyen, yurtdışı hissiyatı yaşayabileceğimiz en yakın rota olan Kıbrıs’ta yaz hala devam ediyor. Gecelik kişi başı 5.750 TL’den başlayan fiyatlarla beş yıldızlı ultra her şey dahil deniz ve güneşle dinlenme fırsatına devam edebilirsiniz. Vizesi hazır olanlar için 79€’dan başlayan Yunanistan turlarında hem alışveriş hem de lezzet dolu uzun hafta sonunda kısa bir tatil geçirebilirsiniz. 

En geniş otel envanteri ve tur çeşitliliği ile her bütçeye ve her talebe uygun tatil konseptlerini bir arada sunan Tatilsepeti’nde kampanyalar da öne çıkıyor. Bedenini ve ruhunu kışa hazırlamak isteyenler için; termal konseptli tesislerde TS1000 kupon kodu ile 1000 TL ekstra indirim, 4 gece kal 3 gece öde gibi fırsatlar mümkün.


UTİKAD’dan 200 Milyar DolarSektör Büyüklüğü Hedefiyle İki Stratejik Adım


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Küresel Rekabet Gücünü Artıracak Yol Haritası, Türkiye LogisticsSummit 2025 ve Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu ile Çiziliyor

UTİKAD’dan 200 Milyar DolarSektör Büyüklüğü Hedefiyle İki Stratejik Adım

Türkiye lojistik sektörü için 200 milyar dolar pazar büyüklüğüve dünyada ilk 10 ülke arasında yer alma hedefini kamuoyuyla paylaşan UTİKAD, bu yolda inovasyon, teknoloji ve kapsayıcı sürdürülebilirlik odaklı iki stratejik adımı, düzenlendiği basın toplantısında duyurdu. Türkiye'yi lojistikte bir merkez haline getirecek dönüşümün öncülüğünü üstlenen UTİKAD’ıniki stratejik adımdan biri olan ve Turkish Cargo ana sponsorluğunda 7 Kasım’da gerçekleştirilecek Türkiye LogisticsSummit 2025’te günümüzde hızla değişen küresel lojistik dinamikleri ve sektörün geleceğine öncülük edecek konular, en güncel verilerle ve uzman görüşleriyle ele alınacak. UTİKAD’ın ikinci stratejik adımı ise, küresel lojistik sektöründe büyük önem taşıyan kadın varlığı ve temsiliyeti konusunda hazırlanan “Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu” oldu. “Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu” verileri basın toplantısında ilk kez kamuoyu ile paylaşıldı ve sektörde büyümenin ancak fırsat eşitliğiyle mümkün olacağının altı çizildi.

Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşu olan UTİKAD (Uluslararası Taşımacılık ve Lojistik Hizmet Üretenleri Derneği), düzenlediği basın toplantısıyla sektörel büyüklük hedeflerini ve bu hedeflere yönelik iki stratejik adımı duyurdu. 

Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörü, 2024 itibarıyla 100 milyar dolarlık pazar büyüklüğüne ulaşmış ve Türkiye’nin 115,2 milyar dolarlık hizmet ihracatınınyüzde 40’ını tek başına gerçekleştirmiştir. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın 2028 yılı için belirlemiş olduğu, lojistik ve taşımacılık sektöründe 78 milyar dolar hizmet ihracatı hedefini projeksiyon olarak alan UTİKAD, sektör için 200 milyar dolarlık pazar büyüklüğü hedefiyle hareket ediyor. 



Basın toplantısında, küresel jeopolitik dengelerde ve lojistik dinamiklerdeki değişimler doğrultusunda, sektörün 200 milyar dolar hedefine ulaşması için gerekli dönüşümün altı çizildi. Bu dönüşümde öncülük üstlenen UTİKAD, küresel lojistiğin en önemli buluşmalarından biri haline gelen Türkiye LogisticsSummit 2025 ile ülkemizin stratejik konumunu en iyi şekilde vurgularken, bir yandan da “Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu” yayımlayarak, fırsat eşitliği ve kapsayıcılık alanında önemli bir adım attı.

200 Milyar Dolarlık Sektör ve Türkiye’yi Küresel Lojistikte Başat Bir Merkez Haline Getirme Hedefi

UTİKAD Yönetim Kurulu Başkanı Bilgehan Engin, basın toplantısında “Türkiye’mizin lojistikte 200 milyar dolar düzeyinde pazar büyüklüğüyle bu alanda dünyanın 10 ülkesi arasında yer alan başat bir merkez haline gelmesini hedefliyoruz. Sektörümüz bu hedefi gerçekleştirebilecek ve hatta aşabilecek bilgi, deneyim, yetkinlik kalitesine ve yönetim vizyonuna sahiptir.Bununla birlikte günümüzde hem jeopolitik dengeler hem küresel lojistik dinamikleri hem de uluslararası ticaret ağlarında iş yapış şekillerinin hızlı değişimine, inovasyon, teknoloji ve kapsayıcı sürdürülebilirlik odaklı dönüşümle ayak uydurmak büyük önem taşıyor”

Türk taşımacılık ve lojistik sektörünün en geniş kapsamlı sivil toplum kuruluşu olan UTİKAD’ın, Türkiye'de lojistik kültürünün yerleşmesine ve sektörün uluslararası standartlarda sürdürülebilir gelişimine her zaman somut adımlarla öncülük etmeye odaklandığını belirten Bilgehan Engin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Bugün de iki önemli adımın bilgisini paylaşıyoruz. Bunlardan biri, 7 Kasım 2025 tarihindeTurkish Cargo ana sponsorluğunda ikincisini düzenleyeceğimiz, Türkiye LogisticsSummit etkinliğimiz, diğeri de küresel lojistik sektöründe sadece bir çeşitlilik ve kapsayıcılık konusu olarak değil, verimlilik, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik açısından da büyük önem taşıyan kadın varlığı ve temsiliyeti konusunda hazırlamış olduğumuz Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporudur.”

İnovasyonun Öncüleri Türkiye LogisticsSummit 2025’te Sahneye Çıkıyor

UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, Turkish Cargo ana sponsorluğunda düzenlenecek Türkiye LogisticsSummit 2025’in, henüz ikinci yılında sektörün en önemli uluslararası buluşmalarından biri haline geldiğini belirtti. Engin, “Küresel lojistik dünyasının liderlerini, uzmanlarını ve karar vericilerini bir araya getiren zirvemiz, stratejik iş birlikleri için önemli bir platform olarak küresel ajandada yerini aldı. Zirve, aynı zamanda teknoloji geliştiriciler ve akademisyenlerin de katılımıyla sektördeki dönüşümü hızlandıran çok paydaşlı bir yapı sunacak” şeklinde konuştu.

UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, sözlerini şöyle sürdürdü: “Günümüzde jeopolitik çerçeve ve küresel iş iklimi, çatışmalar ve riskler kadar fırsatları da içinde barındıran kaotik ve kompleks bir yapı sergiliyor. Ülkelerin çatışmalar içerisinde pragmatik kazanımlar peşindeyken, küresel şirketlerin tedarik zincirlerini çeşitlendirip, üretim faaliyetlerini çeşitlendirerek riskazaltma ve diğer bölgelerdeki fırsatlardan yararlanma arayışı sürüyor. Türkiye’nin benzersiz konumu, hem Orta Koridor gibi stratejik projelerle Doğu ve Batı arasında başat lojistik merkezi olmahem de küresel gerilimlerde alternatif kaynak ülke olarak konumlanma fırsatı sunuyor. Bu fırsatları değerlendirmek için bu küresel dinamikleri, dijital dönüşüm, yapay zeka destekli lojistik çözümleri, yeşil ve sürdürülebilir lojistik uygulamaları, tedarik zinciri güvenliği ve uluslararası ticarette yeni trendler gibi önemli konularla birlikte okumak büyük önem taşıyor. Bu fırsatları, dijital dönüşüm, yapay zeka ve yeşil lojistik gibi yeni trendlerle birlikte ele alacağımız Türkiye LogisticsSummit 2025, ‘PioneeringtheFuture of Logistics’ mottomuzla sektörün dönüşüm vizyonunu ortaya koyacak. 4 ana panel, 2 özel oturum ve deneyim alanları ile 1000’in üzerinde katılımcıyı bir araya getirmeyi hedefliyoruz.”

Bilgehan Engin ayrıca, UTİKAD’ın sürdürülebilirlik dönüşümündeki liderliğine dikkat çekerek, zirvenin karbon nötr etkinlik olarak düzenleneceğini de sözlerine ekledi.

200 Milyar Dolar Hedefiyle Geleceğe Eşitlik Odaklı Davet: UTİKAD “Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu” 

Türkiye lojistik ve taşımacılık sektörünün 200 milyar dolar büyüklük hedefi yolunda bir diğer stratejik adımın, UTİKAD Kadın Lojistikçiler Odak Grubu’nun (KLOG) katkılarıyla hazırlanan “Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu” olduğunu belirten Bilgehan Engin, “Rapor, kadınların sektöre sağladığı niceliksel ve niteliksel katkılar kadar, bu katkıların artırılması için çözüm gerektiren önemli konuların varlığını da ortaya koyuyor. Gündemimizde önemli bir yer tutan fırsat eşitliği ve kapsayıcılık kavramlarını, sektörümüzün 200 milyar dolarlık büyüme hedefi için stratejik bir zorunluluk olarak görüyoruz. ‘İş’te Eşit Kadın Sertifikası’nı alan ilk sivil toplum kuruluşu olmamız, bu konudaki kararlılığımızın somut bir göstergesidir. Kadın Lojistikçiler Odak Grubumuzun (KLOG) katkılarıyla hazırlanan ‘Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu’ ise bu yoldaki en yeni ve önemli adımımızdır” dedi.

“Kadınların Yönetime Yükselişinde Tıkanma Yaşanıyor, Raporumuz Bu Yolu Açmak İçin Bir Eylem Çağrısıdır”

UTİKAD Kadın Lojistikçiler Odak Grubu’nun (KLOG) Koordinatörü Aslı Malay Tuncer, raporun ortaya çıkış süreci ve temel bulguları hakkında şu bilgileri verdi: “UTİKAD Kadın Lojistikçiler Odak Grubu olarak en temel amacımız, sektördeki kadın emeğini ve değerini görünür kılmaktır. Bu yolda attığımız en önemli adımlardan biri, genç meslektaşlarımıza ışık tutan mentorluk programlarımız oldu; sektörel eğitimler ve görünürlük çalışmalarıyla bu misyonumuzu her zaman destekledik. Bu vizyonla hazırladığımız ‘Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu’ ise önemli bir gerçeği verilerle ortaya koyuyor: Sektörümüzde yetkin ve deneyimli kadın çalışanlar olmasına rağmen, üst düzey yönetim ve karar verici pozisyonlara geçişte yüzde 10’un altında kalan bir temsil oranıyla ciddi bir tıkanma yaşanıyor. Bu tablo, bize bir sorumluluk yüklüyor. Çünkü kadınların iletişim, kriz yönetimi ve teknolojiye uyum gibi yetkinliklerle süreçlere kattığı değer, sektörümüzün geleceği için vazgeçilmezdir. Raporumuz, bu tıkanıklığı aşmak ve gelecek nesillere ilham verecek eşitlikçi bir yol çizmek için hazırladığımız bir eylem çağrısıdır.”

Kadınların Etkisi Rakamlarla Tescillendi

Detaylarını KLOG İstanbul Bölgesi Başkan Yardımcısı Selin Obdan’ın aktardığı Lojistik Sektöründe Kadın Etki Raporu'nun bulguları, kadınların sektördeki kritik rolünü somut verilerle ortaya koyuyor.

Kadın çalışanların varlığı; hizmet kalitesi (%88), müşteri memnuniyeti (%86), operasyonel dayanıklılık (%82) ve risk yönetimi (%80) gibi alanlarda olumlu etki yapıyor. Öte yandan, raporun en çarpıcı bulgusu, kadınların bu kanıtlanmış pozitif etkisine rağmen üst yönetimde yeterince temsil edilmemesi oldu. Kadın CEO oranı %17'de kalırken, şirketlerin %47'sinde C-Level pozisyonlarda hiç kadın yönetici bulunmaması, sektörün önündeki en önemli gelişim alanı olarak öne çıkıyor.

“Tüm Kadınları Yanımızda Görmek İstiyoruz”

UTİKAD Başkanı Bilgehan Engin, raporun sonuçlarını şu sözlerle değerlendirdi: “Bu rapor, kadınların sektörümüze kattığı paha biçilmez değeri gözler önüne sererken, potansiyellerini tam olarak ortaya çıkarabilmemiz için odaklanmamız gereken alanlara da işaret eden bir yol haritası niteliğindedir. Tüm kadınları yanımızda görmek istiyoruz. Bu, eşitlik odaklı bir geleceğe davettir. Çünkü biliyoruz ki sektörde kadın varlığı sadece bir çeşitlilik meselesi değil, aynı zamanda verimlilik, sürdürülebilirlik ve yenilikçilik meselesidir.”


Turizmin geleceğini şekillendirecek buluşmalar için ATF25, bugün kapılarını açtı.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ATF25 KAPILARINI AÇTI: TURİZMİN KALBİ ANTALYA’DA ATIYOR

Turizmin geleceğini şekillendirecek buluşmalar için ATF25, bugün kapılarını açtı.

Uluslararası Antalya Turizm Fuarı (ATF), 22–23–24 Ekim 2025 tarihlerinde Antalya ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi'nde gerçekleştiriliyor.

Turizm sektörünün tüm bileşenlerini aynı çatı altında buluşturan ATF25, yedinci kez küresel ölçekte büyük bir buluşmaya ev sahipliği yapıyor. Açılış günü itibarıyla salonlar, dünyanın dört bir yanından gelen turizm profesyonelleriyle dolarken; sektörün önde gelen temsilcileri, yatırımcıları ve karar vericileri üç gün sürecek vizyon toplantıları, paneller ve özel oturumlarla turizmin geleceğini tartışmaya başladı.

Bu yıl “Sürdürülebilir Misafirperverlik” temasıyla düzenlenen ATF25, 40.000 metrekarelik alanda, yüze yakın ülkeden gelen profesyonel katılımcılar ve 1000’in üzerinde marka ile turizmin kalbi olmayı sürdürüyor.

Türkiye İş Bankası ana sponsorluğu ve Kilit Hospitality Group ana partnerliğiyle gerçekleştirilen ATF25, sürdürülebilirlik, teknoloji ve iş birliği odaklı yapısıyla turizm dünyasına yeni bir vizyon kazandırıyor.

ATF25 Açılış Konuşmaları Gerçekleşti

ATF25, sektörün önde gelen temsilcilerinin katıldığı açılış konuşmalarıyla başladı. Turizmin geleceğine yön veren isimler, sektörün gelişimi, sürdürülebilir misafirperverlik anlayışı ve Türkiye’nin uluslararası konumuna dair önemli mesajlar verdi.



ATF Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Selçuk Meral:

 “Uluslararası Antalya Turizm Fuarı'na hepiniz hoş geldiniz. Bu yedi yıl, çok başarılı bir sürecin sonunda, bugün burada uluslararası bir hüviyette buluşmamızı sağladı. Başından beri büyük bir inançla yola çıktık çünkü Türkiye'miz ve Antalya'mız turizme dair her şeye sahip ve turizmde yapabileceklerimiz şu ana kadar yaptıklarımızın çok daha ilerisinde. Türk insanında, Türkiye topraklarında bunun çok daha fazlası var. Bu yıl çok zengin bir içerik hazırladık. Her birinize bizimle olduğunuz, için ve Türk turizmini ileriye taşıyacak adımlara omuz verdiğiniz için teşekkür ederim.”

KKTC Başbakan Yardımcısı, Turizm Kültür Gençlik ve Çevre Bakanı Fikri Ataoğlu:

“Bugün yedincisi düzenlenen Uluslararası Antalya Turizm Fuarı’nda hep birlikte olmanın mutluluğunu yaşıyorum. Ada Kıbrıs ile Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'nin yanlış algısını yıkıyoruz. Ada Kıbrıs için yaptığımız tüm çekimler ve çalışmalar, ana vatan Türkiye’nin tüm kanallarında yayınlandı. Bunun için, Kültür ve Turizm Bakanı Sayın Mehmet Nuri Ersoy’a teşekkür ediyorum. Ana vatan Türkiye'den Kuzey Kıbrıs'a gelen kardeşlerimizin sayısının arttığını gördüğümüzde mutlu olduğumuzu  ifade etmek istiyorum.

Ana vatan Türkiye'deki bütün kardeşlerimize birçok kez seslenişlerimiz oldu, o seslenişlerimizde farklı adalara, farklı ülkelere değil, para birimini, aynı dini ve aynı dili paylaştığımız kendi adamız olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne gidelim. Aynı doğrultuda farklı ülkelerdeki yapılan yatırımlar değil, kendi ülkemiz olan Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti'ne yatırımların yapılması çağrısıydı. O küçücük adanın ana vatan Türkiye'deki ufak bir dokunuşuyla ne boyutlara geleceğini hayal ederek yola çıktık ve hayallerimizin gerçekleşmesi ile ilgili elbette ki birlik ve beraberlik içerisinde bunları yapıyoruz.”

Antalya Valisi Hulusi Şahin:

“Antalya çok özel bir şehir. Bunu anlatmaya gerek yok. Antalya en az 50 yıllık bir serüvenle bu noktalara geldi. Fakat, sürdürülebilirlik bu hususta bizim açımızdan kritik öneme sahip bir konu. ‘Sürdürülebilir misafirperverlik’ diyoruz. Misafirimize ne ikram ediyoruz? Öncelikle deniz, kum ve güneş. Kumsallarımızı ve  tertemiz turkuaz sularımızı korumamız lazım. Bir numaralı görev bu. Doğamızı korumamız lazım. Bizim açımızdan bir numaralı görev, sürdürülebilir bir doğayı turizmin hizmetine sunmak. 

Artık yeni şeyler söylemek lazım, skora oynamak da çok doğru olmasa gerek. Her yıl yüzde 5-10 büyüyerek nereye kadar gidebiliriz? Bizim bir istikrarımız var, bu şehrin kaldırma kapasitesi var. Ürünlerimizi ve katma değeri arttırarak, turistten alacağımız geliri ve imkanı arttırarak turizmde gideceğimiz daha çok yer var. Eminim ve inanıyorum ki bugün bunlar konuşulacak. Önümüzdeki üç gün içerisinde sadece Antalya ve Türkiye'nin turizmi de konuşulmayacak. Burası bölgesel bir turizm fuarı değil, küresel bir turizm fuarı.”

Antalya Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili Büşra Özdemir:

 “Dünyanın dört bir yanından yüze yakın ülkeden gelen paydaşların buluşacağı ATF25’te, 2025 yılının değerlendirmesi yapılacak, gelecek yılların turizm açısından nasıl şekillendirileceğine dair önemli görüşmeler gerçekleştirilecektir. Ayrıca sektöre dair yeni işbirlikler içinde önemli fırsatlar sunulacaktır. O nedenle 3 gün sürecek fuarın turizm sektörümüz ve ilgili tüm paydaşlarımız açısından başarılı geçmesini diliyorum. Fuar organizatörlerinin seçtikleri ‘Sürdürülebilir Misafirperverlik’ temasından dolayı da canı gönülden kutluyorum. Bu anlayışla medeniyetimizin köklerindeki konukseverliği geleceğe taşımaya devam edeceğiz.”

ATSO Başkanı Yusuf Hacısüleyman:

 “Antalya'nın turizm gelişim yolculuğuna birçoğumuz şahitlik ettik. Bundan tam 40 yıl önce bugün bir ifadeyle andığımız, kitle turizmi dediğimiz çalışma ve hareketlilik 1985  yılında Antalya'da başladı. Kendimi çok şanslı hissediyorum. 1987'den beri bu yolculuğa ben de şahitlik yaptım. 

Bundan sonrası için yeni bir yol haritasına ihtiyacımız var. Sanmayalım ki bu başarılarımız daimi olacak ve hiçbir şey yapmadan bütün bu ekonomimizi sağlamaya devam edeceğiz, durum öyle değil. Bu yıl bile geçen yılki pazarlarımızdan çok az bir eksilmeye rağmen bakıyoruz ki bir duraklama dönemine girmiş gibi hissediyoruz. Artık eski cazibelerimizi yenileriyle tamamlamamız gerekiyor. Eski politikalarımızı yeni politikalar ve yol haritası çizerek geliştirmemiz gerekiyor.”

Akdeniz Turistik Otelciler ve İşletmeciler Birliği Başkanı Kaan Kaşif Kavaloğlu:

 “Antalyamız sadece Türkiye'nin değil dünyanın en sayılı turizm merkezlerinden bir tanesi. Yaklaşık 17  milyon turisti, 7 buçuk milyon yerli turisti, nüfusunun 10 katı kadar turisti ağırlayabilmeyi ve onları mutlu bir şekilde kendi ülkelerine göndermeyi, evlerine göndermeyi başarabilen bir kent. Antalya şüphesiz ki dünyanın en güzel yeri ama aynı zamanda ekonomik anlamda da ülkemizin bir lokomotif kenti 

Yedincisini yaptığımız Antalya Turizm Fuarı, Avrupa'nın ve dünyanın ilgisini şehrimize tam anlamıyla çekmiştir. Çok başarılı bir fuar geçireceğimizi düşünüyorum.”

TÜRSAB Başkan Yardımcısı Davut Günaydın:

 “Biz ülkeye gelen turist sayısını yüz milyonlarla ölçmek istiyoruz. Bunun hazırlıkların yapılması için elimizden geleni yapıyoruz. Bütün stratejileri ve analizleri yakından takip ediyoruz. Sektördeki birleşenlerin en yakın zamanda birbirine entegrasyonunun bitmesini bekliyoruz. Burada özellikle  sektör temsilcilerine, mahalli idarelere ve bütün otoritelere seslenmek istiyoruz. Lütfen turizm hareketi yaparken seyahat acentesi kullanın. Rakamlar bu kadar güzel olunca rakiplerimiz  bu pastadan daha büyük pay almak istiyorlar. Biz mutlaka turizm koordinasyon kurulunun bir an önce kurulmasını istiyoruz, teşviklerin bir an önce verilmesini istiyoruz, özellikle uçak teşviği, uçaklarda akaryakıt teşviği istiyoruz. Sektördeki otelci  arkadaşlarımızın söylediği gibi, sigorta primlerinde çok ciddi destekler istiyoruz. Hava yollarına buradan seslenmek istiyorum, seyahat acentelerini üzmeyin,  birlikte çalışın. Buradan sesleniyoruz, seyahat acentelerini lütfen baypas etmeyin.”

Türkiye İş Bankası Genel Müdür Yardımcısı Sezgin Yılmaz:

 “Türkiye İş Bankası olarak, turizm sektörüne 2 yıl içerisinde  tam 1 milyar dolar ekstra kaynak ayırdık. Memnuniyetle söyleyebilirim ki, 15 Ağustos itibariyle 1 milyar dolar ayırdığımız kaynağı geçtik ve yıl sonunda da bu ayırdığımız kaynağı artırarak devam ediyoruz. Toplamda sektör payı olarak bakıldığında, özel sektör içerisinde, nakdi kredilerde yüzde 23’ün üzerinde, gayri nakdi kredilerde ise yüzde 22 civarında bir pazar payına sahip olduğumuzu söyleyebilirim. Sektördeki her beş kredinin bir tanesini Türkiye İş Bankası olarak biz veriyoruz. Peki bundan sonra devam edecek miyiz? Bu sene inişli çıkışlı bir yıl oldu ama geçen senenin çok da altında olduğunu söyleyemem. Bundan sonra 2026 yıl sonuna kadar yatırım teşvik belgeli işlerimize baktığımızda 2,38 milyar dolarlık toplamda yatırım görüyoruz.

Bu sebeple bu yatırımların hemen tamamını karşılayacak inançta ve güçte olduğumuzu, taahhütkâr olduğumuzu bütün turizm ekosistemi buradayken bir kez daha tekrarlamak isterim.”

Açılış konuşmalarında, ATF25’in yalnızca bir buluşma noktası değil, turizmin geleceğini inşa eden stratejik bir platform olduğu vurgulandı.

Katılımcılar, sürdürülebilir misafirperverliğin Türkiye’nin turizm markasına kattığı değerin altını çizerek, uluslararası iş birliklerinin güçlenmesine dikkat çekti.

Üç gün boyunca devam edecek olan Antalya Turizm Fuarı, paneller, workshoplar, özel sunumlar ve ödül programlarıyla turizmin tüm alanlarını kapsayan yoğun bir içerikle turizm profesyonellerini bir araya getiriyor.

Sektörün öncü isimleri, akademisyenler, teknoloji girişimleri ve yerel yönetim temsilcileri ATF25’te buluşarak, turizmin geleceğine dair fikir ve deneyimlerini paylaşıyor.


Global Tourism Forum 2025 Yıllık Zirvesi, Brüksel’de görkemli bir açılışla başladı.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Brüksel’de Küresel Turizm Zirvesi Royal Museum of Fine Arts’ta Başladı: Türkiye’yi Gastronomi ve Turizmde GTD Başkanı Temsil Ediyor

Dünya Turizm Forumu Enstitüsü tarafından Royal Museum of Fine Arts – Belgium'da düzenlenen Global Tourism Forum 2025 Yıllık Zirvesi, Brüksel’de görkemli bir açılışla başladı. Resmi açılış, özel törenle yapıldı. Etkinliğin ana sponsorları arasında Türk Hava Yolları (THY) da yer aldı.

Türkiye’yi zirvede, gastronomi ve turizm alanında Gastronomi Turizm Derneği (GTD) Başkanı Gürkan Boztepe temsil ediyor. Başkan, sektörün dönüşümüne yönelik oturumlarda Türkiye’nin kültürel mirasını, turizm vizyonunu ve gastronomi potansiyelini uluslararası katılımcılarla paylaşacak.

Zirve öncesi dün akşam, bakanlar, heyet başkanları ve forum üyelerinin katılımıyla Belçika’nın seçkin mekânlarından Belga Queen Restaurant’ta resmi karşılama yemeği düzenlendi. Bugün başlayan ana program ise Kraliyet Güzel Sanatlar Müzesinde devam ediyor.



“Değişen Dünyada Turizmi Yeniden Şekillendirmek” temasıyla düzenlenen zirvede; sürdürülebilirlik, yapay zekâ, havacılıkta dönüşüm, akıllı şehirler, yatırımlar ve gastronomi temelli destinasyon stratejileri öne çıkıyor. Açılış konuşmalarında uluslararası kurum ve şirketlerin üst düzey temsilcileri yer aldı.

Etkinlik boyunca paneller, kapalı oturumlar, liderler buluşmaları ve ödül törenleri gerçekleşecek. Türkiye’den katılımın, gastronomi ve turizm markalaşması açısından önemli bir görünürlük sağlayacağı belirtiliyor. GTD Genel Başkanı, özellikle yatırım, destinasyon yönetimi ve kültürel diplomasi başlıklarında Türkiye adına temaslarda bulunacak.

Üst Düzey Katılımcılar

H.E. Shaikha Al Nowais – BM Turizm Genel Sekreter adayı

Jean-Jacques Morin – Accor Group Deputy CEO

Bulut Bağcı – World Tourism Forum Institute Başkanı

Shaikha Al Nowais- BM Turizm Genel Sekreter adayı

Tania Cardoso Simoes – Eurocontrol, Havacılık Dönüşümü Direktörü

Paul Griffiths – CEO, Dubai Airports

H.E. Kuban Omuraliev – Türk Devletleri Teşkilatı Genel Sekreteri

H.E. Dimitris Avramopoulos – AB Göç ve İçişleri Komiseri (2014-2019)

Özgül Ozkan Yavuz – THY Yönetim Kurulu Üyesi, eski Türkiye Turizm Bakan Yardımcısı

21 Ekim 2025 Salı

Lidya Grup ilk dokuz ayda makine satışında 2 kat büyüdü

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Lidya Grup ilk dokuz ayda makine satışında 2 kat büyüdü

Dijital baskı sektörünün lideri Lidya Grup, Xerox, Keundo, Flora, Duplo, JWEI, Epson, EFI global markalarının Türkiye yetkili temsilcisi. Geniş ürün yelpazesi ve dijital baskı sektöründe uçtan uca sunduğu çözümler ile sektörde fark yaratmaya devam ediyor. 

Sürekli gelişen teknolojik altyapısı ve çözüm odaklı hizmet anlayışıyla Lidya Grup, sektörde yenilikçi uygulamaların öncüsü konumunda yer alıyor. Müşterilerine sunduğu hızlı ve etkili çözümlerle, hem yerel pazarda hem bölgesel düzeyde güçlü bir etki yaratıyor. Lidya Grup’un hizmet portföyü, yüksek katma değer üretme kapasitesiyle birleşerek, iş dünyasında güvenilir ve sürdürülebilir ortaklıklar kurma vizyonunu pekiştiriyor. Sektördeki değişimi aktif biçimde şekillendirerek, müşteri memnuniyetini uzun vadeli başarıya dönüştürmeye devam ediyor.

Eylül-Aralık ayında pozitif beklentiler

Lidya Grup’un ilk dokuz ayını değerlendiren Lidya Grup Yönetim Kurulu Başkanı Bekir Öz, şunları söyledi: 

“Eylül – Aralık arası sezonda pozitif beklentiler içerisindeyiz. Eylül ayımız iyi geçti. Gelecek aylarda daha yüksek bir ivme bekliyoruz. Makine satışında ilk dokuz ayda geçen senenin dolar bazında iki katına ulaştık. Bu büyümenin nedeni, ürün ailemiz ile ilgilidir. 2025’e Keundo, JWEI ve Flora’nın olduğu üç yeni global marka ile girdik. Yeni markalarımız bize ilave iş hacmi açtı. Xerox’un yeni ürünleri de derinleşmeye neden oldu. Zaten doğal olarak beklentimiz ciromuzun büyümesiydi. 2025’te makine satışında iki kat büyümenin altına düşmeyiz.” dedi. 

Dijital baskı sektöründe ilham veren çözümler

Dijital baskı makineleri alanında uçtan uca çözüm sunduklarını anlatan Lidya Grup Genel Müdür Yardımcısı Adem Öz, şunları kaydetti: 

“Sektördeki liderliğimiz, teknolojik yeniliklerin yanı sıra müşterilerimize sunduğumuz özel çözümlerle daha da güçleniyor. Uçtan uca dijital baskı çözümlerimiz, bizi pazarda ayrıcalıklı bir noktaya taşıyor ve sektöre yön veren bir aktör olmamızı sağlıyor. Mikro işletmelerden büyük sanayi kuruluşlarına kadar geniş bir müşteri kitlesine hitap ediyoruz.” diye konuştu. 

Ekim ayında SIGN İstanbul ve Avrasya Ambalaj 2025 fuarlarında gövde gösterisi yapıyor

TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde, 2-5 Ekim tarihleri arasında düzenlenen SIGN İstanbul 2025’e katılan Lidya Grup, temsil ettiği global markaların yeni ürünleri ile teknoloji şovuna imzasını attı. 22-25 Ekim tarihleri arasında TÜYAP Fuar ve Kongre Merkezi’nde Avrasya Ambalaj 2025 Fuarı’na katılacak olan Lidya Grup, temsil ettiği global markalar ile gövde gösterisi yapacak. Fuarların buluşma noktası olan standında, ülke genelinden ziyaretçilerini ağırlarken, fuara özel kampanyalı fiyatları ve uygun finansman çözümleri ile ses getirmeye devam ediyor. 


KURGAN nedir? KURGAN yazısı geldiğinde ne yapılmalıdır?


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KURGAN nedir? KURGAN yazısı geldiğinde ne yapılmalıdır? 

KURGAN sistemi, 1 Ekim 2025 tarihi itibarıyla devreye girerek, vergi denetiminde anlık kontrol ve yüksek cezalar ile yeni bir dönemi başlattı. Hazine ve Maliye Bakanlığı’na bağlı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı (VDK), KURGAN (Kuruluş Gözetimli Analiz Sistemi) adını verdiği yapay zeka destekli sistemi hayata geçirdi. Bu sistem, ticari işlemleri gerçek zamanlı analiz ederek, potansiyel riskleri tespit edip mükellefleri önceden uyaracak ve böylece vergi kayıplarının önüne geçilmesi hedefliyor. Bu kapsamda KURGAN, hem vergi dairesi hem mükellefler için yeni bir dönemin kapısını aralıyor. 

Ülkemizde uzun yıllardır büyük vergi kayıplarının kaynağını sahte belgeler de oluşturdu. Bu sorunla mücadele için devreye giren KURGAN sistemi, vergi denetiminde yeni bir dönemi ifade ediyor. Hazine ve Maliye Bakanlığı, KURGAN sistemi ile artık tüm mali işlemleri anlık olarak denetleyecektir ve riskli işlemleri tespit edebilecektir. 

Riskli mükellef olmamak için dikkat edilecek noktalar şunlardır:

KURGAN sistemi ile birlikte mükelleflerin yükümlülükleri daha da önem kazandı. Özellikle riskli işlemlerden kaçınmak ve cezai yaptırımlarla karşılaşmamak için şirketlerin kayıt düzenini titizlikle yürütmesi gerekiyor. Bu noktada, riskli mükellef olarak görünmemek için dikkat edilmesi gereken bazı temel hususlar şunlardır: 


1-e-Fatura ve e-Arşiv kayıtlarının e-Defter ile tam uyumlu olmasına dikkat edin.

2-Fiili stok ile kaydi stok arasında fark bırakmayın.

3-Beyannamelerinizin mizan ve gelir tablosuyla uyumunu mutlaka kontrol edin.

4-Belgelerinizi destekleyen sevk irsaliyesi, dekont ve depo kayıtlarını saklayın.

5-Ödemelerinizi banka veya finans kuruluşları üzerinden yapın.

6-Mali müşaviriniz ile sürekli iletişim halinde olun ve risk yönetim danışmanlığı desteği alın.


Yeni dönemin dijital denetimine e-Denetmen ile hazırlanmak mümkün 

Vergi denetiminde köklü bir dönüşüm başlatan KURGAN sisteminde, bundan sonra işlemlerinizi kayıt altına almanın yanı sıra, belgelendirmek ve şeffaf biçimde sunmak kritik bir hale geldi. Bu noktada mükellefler için en büyük ihtiyaç, risklerini önceden görerek hataları denetim aşamasına gelmeden düzeltmektir. Uyumsoft’un geliştirdiği e-Denetmen, KURGAN sürecine uyum için güçlü bir çözümdür.e-Denetmen, e-Defter kayıtlarını otomatik olarak inceler ve olası hataları önceden tespit ederek, raporlar. Bu sayede mükellefler, KURGAN kapsamında gelebilecek uyarılara karşı hazırlıklı olurlar ve böylece hem cezai yaptırımlardan korunurlar, hem de süreci mali idareyle uyum içinde yönetirler. İşletmeler,vergi denetiminde yeni döneme Uyumsoft’un e-Denetmen çözümü ile hazırlanıyorlar.  

KURGAN yazısı geldiğinde ne yapılmalıdır?

KURGAN kapsamında gönderilen yazılar, doğrudan bir suçlama niteliği taşımaz. Sistemin tespit ettiği riskli işlemler hakkında, mükelleften açıklama talep eder. Ancak bu yazılara hiç cevap vermemek veya eksik bilgiyle dönüş yapmak, Vergi Usul Kanunu kapsamında özel usulsüzlük cezasına sebep olabilir. Bu nedenle, her durumda yazıya dikkatle yanıt verilmesi gerekiyor.

Eğer kullanılan belgeler gerçeği yansıtmıyorsa, yani fiilen bir mal veya hizmet teslimi bulunmuyorsa, en doğru yaklaşım pişmanlık hükümlerinden yararlanmak olur. Bu kapsamda, hatalı kayıtların düzeltilmesi ve beyanname üzerindeki etkilerinin giderilmesi gerekiyor. Böylece, hem vergi cezası hem de bilerek sahte belge kullanıldığı yönündeki olası iddialar bertaraf edilebilir.

Belgeler, mevcut olsa da sevk irsaliyesi, ödeme belgesi veya depo kayıtları gibi evraklar eksikse, öncelikle bu eksiklerin tamamlanması gerekiyor. İşlemlerin fiilen gerçekleştiğini ispatlayacak evrakların teminiyle birlikte, beyannameler itiraz hakkını saklı tutarak verilirse, yükümlülükler yerine getiriliyor ve yargı hakkı da korunuyor.

Tüm belgeler, gerçeğe uygun ve eksiksiz ise, mükellefin yapması gereken, yazıya ekli tabloyu doldurarak işlemlerine ilişkin ayrıntılı bilgileri sunmaktır. Bu noktada açıklamaları desteklemek amacıyla sevkiyat, ödeme veya sözleşme gibi belgelerin de eklenmesi, mükellefin işlemlerinin doğruluğunu güçlü şekilde ortaya koyacaktır.