19 Temmuz 2026 Pazar

ANADOLU DOSTLUK RALLİSİ HEYECANI TÜVTÜRK’ÜN DESTEĞİYLE BAŞLIYOR


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

ANADOLU DOSTLUK RALLİSİ HEYECANI TÜVTÜRK’ÜN DESTEĞİYLE BAŞLIYOR

İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sona erecek Anadolu Dostluk Rallisi, 11 şehri kapsayan rotasıyla kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilincini bir araya getiriyor. TÜVTÜRK’ün desteğiyle ilk kez düzenlenecek ralli, hız odaklı bir yarıştan ziyade yerel deneyimleri odağına alan; görmek, tanımak, paylaşmak ve iz bırakmak için tasarlanan bir yolculuk olarak konumlanıyor.

Türkiye genelinde araç muayene hizmetlerini yürüten TÜVTÜRK, T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın katkılarıyla Anadolu Dostluk Rallisi’nin ilkini hayata geçiriyor. İstanbul’dan başlayıp Ankara’da sona erecek ralli; kültürel keşif, sosyal fayda ve güvenli yolculuk bilincini aynı rota üzerinde buluşturmayı hedefliyor.

2-12 Ağustos tarihleri arasında gerçekleştirilecek Anadolu Dostluk Rallisi, klasik ralli anlayışından farklı olarak hız odaklı bir yarış değil; katılımcıların şehir şehir ilerlerken yerel kültürleri deneyimlediği, aynı zamanda ihtiyaç sahibi noktalara desteklerin ulaştırıldığı bir yolculuk olarak kurgulandı. 

İstanbul’dan başlayacak yolculuk; Çanakkale, Akçay, Efes, Bodrum, Pamukkale, Olimpos, Konya, Niğde, Kapadokya ve Aksaray duraklarının ardından Ankara’da tamamlanacak. Toplam 11 şehri kapsayan bu rota, katılımcılara Türkiye’nin tarihi ve doğal zenginliklerini görme fırsatı sunarken, kültürler arası bir deneyim vadedecek.

Kültür, keşif ve iyilik aynı yolculukta

TÜVTÜRK, T.C. Dışişleri Bakanlığı Avrupa Birliği Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı Türkiye Turizm Tanıtım ve Geliştirme Ajansı’nın destek verdiği Anadolu Dostluk Rallisi, “İyilik Durakları” yaklaşımıyla her şehirde sosyal fayda üretmeyi hedefliyor. Rota üzerindeki belirli duraklarda, yerel kurumlar ve yetkililerle birlikte önceden tespit edilen ihtiyaç noktalarına yönelik destekler sağlanacak. Katılımcılar yalnızca bir yolculuğun parçası olmakla kalmayacak; bu duraklarda gerçekleştirilecek çalışmalara dahil olarak iyiliğin yaygınlaşmasına katkı sunacak. Böylece rallinin seçili noktaları, aynı zamanda birer “İyilik Durağı”na dönüşecek.

Güvenli yolculuk bilinci ön planda

TÜVTÜRK’ün güvenli mobilite alanındaki uzmanlığıyla desteklenen Anadolu Dostluk Rallisi, uzun yolda güvenli sürüşün ve araç bakımının önemine de dikkat çekmeyi amaçlıyor.Katılımcıların yolculuk boyunca yapacağı paylaşımlarda; düzenli araç muayenesinin önemi, yola çıkmadan önce yapılması gereken kontroller ve trafik güvenliği konularının da gündeme taşınması hedefleniyor.


(KKTC) turizm verileri de bu yükseliş trendini destekler nitelikte.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



KKTC’DE TURİZM RÜZGARI

Turizm sektörü, küresel ekonominin en dinamik ve stratejik alanlarından biri olarak “ekonominin lokomotif sektörü” olma özelliğini sürdürüyor. Özellikle pandemi sonrası toparlanma sürecine giren sektörde, doluluk oranları ve ziyaretçi sayıları her yıl dalgalı seyretse de genel eğilim yukarı yönlü ilerliyor.

Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti (KKTC) turizm verileri de bu yükseliş trendini destekler nitelikte. 2024 yılında toplam ziyaretçi sayısı 2 milyon 208 bin 855 olarak kaydedilirken, 2025 yılında bu rakam yüzde 17’nin üzerinde artış göstererek 2 milyon 589 bin 729’a ulaştı. Bu artış, destinasyonun hem yerli hem de yabancı turistler nezdinde cazibesini giderek artırdığını ortaya koyuyor.

Kuzey Kıbrıs'ta turizm canlanıyor

2026 yılına hızlı bir başlangıç yapan KKTC turizm sektörü, yeni sezonda da güçlü performans beklentisiyle ilerliyor. Artan talep, sezon dinamiklerine doğrudan yansıyor. Özellikle erken rezervasyon verilerindeki yükseliş, uçuş frekanslarındaki artış ve konaklama tesislerindeki yüksek ön doluluk oranları, sektör temsilcilerinin beklentilerini yukarı yönlü şekillendiriyor.

Uzmanlar, KKTC’nin sahip olduğu doğal güzellikler, dört mevsim turizme elverişli iklimi ve gelişen konaklama altyapısının yanı sıra, alternatif turizm çeşitlerine yönelik yatırımların da bu büyümede belirleyici rol oynadığına dikkat çekiyor. Sağlık turizmi, gastronomi, kültür ve doğa turizmi gibi alanlarda atılan adımlar, destinasyonun çeşitliliğini artırıyor.

2026 sezonunda hem iç pazardan hem de uluslararası pazarlardan talebin artarak devam etmesi beklenirken, turizm gelirlerinin yükseltilmesi ve sezonun 12 aya yayılması hedefi doğrultusunda atılan adımların, KKTC ekonomisine katkısının önümüzdeki dönemde daha da belirginleşeceği öngörülüyor.


18 Temmuz 2026 Cumartesi

Maserati’den Üç Yeni ModelleYeni Bir Dönem!

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Maserati’den Üç Yeni ModelleYeni Bir Dönem! Maserati’nin Yeni Üçlüsü Ekimde Türkiye Yollarında! 

Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio; yenilenen tasarımları, daha güçlü Nettuno motorları ve geliştirilen Folgore teknolojileriyle Ekim 2026’da Türkiye yollarına çıkıyor. Maserati, ikonik Üç Dişli Mızrak logosunun 100. yılını kutladığı 2026 yılında ürün gamında kapsamlı bir yenilenmeye imza atıyor. Markanın İtalyan Gran Turismo anlayışını farklı gövde tiplerinde temsil eden Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio; daha güçlü ve karakterli tasarım dili, Formula 1 teknolojisinden ilham alan V6 Nettuno motorları, geliştirilen elektrikli Folgore versiyonları ve ileri seviye kişiselleştirme seçenekleriyle Maserati’nin lüks ve performans vizyonunu yeni bir seviyeye taşıyor. Üç model de Ekim 2026 itibarıyla Türkiye’de satışa sunulacak.

Modena merkezli İtalyan lüks otomobil üreticisi Maserati, marka tarihinin en önemli sembollerinden biri olan Trident logosunun 100. yılını, ürün gamında gerçekleştirdiği güçlü bir dönüşümle kutluyor. Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio’dan oluşan model ailesi; tasarım, performans, teknoloji, üstün işçilik ve günlük kullanılabilirliği aynı potada buluşturuyor.

Gösterişten uzak lüks anlayışı ile geliştirildi

MCXtrema ile başlayan, GT2 Stradale ve MCPURA ile gelişen yeni tasarım yaklaşımı artık Maserati’nin en ikonik yol otomobillerine de taşınıyor. Daha alçak, daha yatay, daha keskin ve daha güçlü bir ön görünüm sunan yeni tasarım dili, modellerin sportif karakterini belirginleştirirken Maserati’nin zarif ve gösterişten uzak lüks anlayışını koruyor.Konu hakkında açıklama yapan Alfa Romeo CEO’su ve Maserati COO’su Santo Ficili, “Yeni Trident ürün gamımızla bizi her zaman farklı kılan temel değerimizi daha da güçlendiriyoruz: İtalyan Gran Turismo anlayışı. Tasarımın, zarafetin, performansın ve üstün işçiliğin gösterişten uzak ancak her zaman performans odaklı bir denge içinde buluştuğu bu yaklaşım, Maserati’nin özünü oluşturuyor. Ürün gamımızı genişleterek ve karakterimizi en iyi yansıtan teknolojilere yatırım yaparak lüks segmentte büyümeyi sürdüreceğiz” dedi. 

İtalyan Gran Turismo anlayışının en saf yorumu!

Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio, yenilenen dış tasarımlarının yanı sıra daha rafine iç mekânları ve geliştirilmiş sürüş dinamikleriyle dikkat çekiyor. Motor ve şanzımanın yeniden kalibre edilmesi daha canlı ve keyifli bir sürüş sunarken, yeniden tasarlanan egzoz sistemi Maserati’ye özgü güçlü ses karakterini daha da belirgin hâle getiriyor.3.0 litrelik çift turbo V6 Nettuno motor, 490 HP ve 590 HPolmak üzere iki farklı güç seçeneğiyle sunuluyor. Trofeo versiyonlarında güç 590 HP’yeulaşırken, 650 Nm tork ve standart Sportivo egzoz sistemi performans deneyimini tamamlıyor. GranTurismo Trofeo 320 km/s’nin üzerinde maksimum hıza ulaşabiliyor.Tüm versiyonlarda standart sunulan dört tekerlekten çekiş sistemi ile yüksekliği ve sertliği ayarlanabilen havalı süspansiyonsistemi, sportif sürüş ile uzun yol konforu arasında güçlü bir denge kuruyor. GranTurismo coupé gövde yapısının saf karakterini temsil ederken, GranCabrio aynı DNA’yı dört gerçek oturma koltuğu ve kumaş açılır tavanla üstü açık sürüş deneyimine taşıyor.GranCabrio Folgore, 290 km/s maksimum hızıyla dünyanın en hızlı tamamen elektrikli üstü açık otomobilleri arasında konumlanırken; GranTurismo Folgore 325 km/s maksimum hız, 760 HPsürekli güç ve 540 kilometrenin üzerinde menzil sunuyor.

Folgore ile elektrikli performansın yeni seviyesi

Maserati’nin tamamen elektrikli ürün ailesi Folgore, 800 volt mimarisi ve biri ön, ikisi arka aksta görev yapan üç bağımsız elektrik motoruyla GranTurismo karakterini elektrikli çağa taşıyor. Sistem 1.200 HP’ninüzerinde kurulu güce sahipken tekerleklere sürekli olarak 760 HP güç aktarabiliyor.92,5 kWh kapasiteli batarya, “T-bone” adı verilen özel yerleşim mimarisi sayesinde aracın yüksekliğinin yalnızca 1.353 mm seviyesinde tutulmasına katkı sağlıyor. Bağımsız çalışan arka motorlar, son derece hassas tork vektör kontrolü sunarken; AWD Disconnect sistemi ön aksı 500 milisaniye içinde devreden çıkararak gücü arka aksa aktarabiliyor.Geliştirilen enerji yönetim algoritmaları sayesinde GranTurismo Folgore 540 kilometrenin üzerinde menzil sunuyor. Sport ve Corsa modlarında standart Launch Control sistemi, elektrikli Gran Turismo’nun yüksek performans karakterini daha da güçlendiriyor.

Yeni Grecale: SUV dünyasında Gran Turismo ruhu

Yeni Grecale, Maserati’nin bugüne kadarki en kapsamlı lüks SUV ürün gamını temsil ediyor. Geniş yaşam alanı, günlük kullanım kolaylığı, rafine konforu ve kendine özgü sportif karakteri bir araya getiren model; tamamen yenilenen ön tasarımıyla daha geniş, daha alçak ve daha güçlü bir duruş sergiliyor.Model ailesine ilk kez eklenen 390 HP güç üreten V6 Nettuno motor, düşük devirlerde daha yüksek tork ve daha akıcı güç aktarımı sunmak üzere özel olarak kalibre edildi. Motor, 2.000 dev/dak’da 2.0 litrelik motora kıyasla yüzde 32 daha fazla tork üretiyor.Ürün gamının performans zirvesindeki Trofeo V6, litre başına 177 HPile sınıfının en yüksek özgül güç değerlerinden birini sunuyor. 530 HP güç üreten versiyon, 0’dan 100 km/s hıza 3,8 saniyede ulaşıyor ve 285 km/s maksimum hız sunuyor.Grecale Folgore ise 550 HPgüç, 400 volt mimari ve 580 kilometreye varan maksimum menzil değerini koruyor. Aerodinamik geliştirmeler, yeni enerji yönetim algoritmaları ve daha verimli lastikler sayesinde 21 inç jantlarla 53 kilometreye kadar ek menzil elde edilebiliyor.Yeni Grecale ürün gamı; Grecale, Modena, Grecale V6, Modena V6, Trofeo V6 ve Folgore olmak üzere altı farklı versiyondan oluşuyor. Motor seçenekleri ise 250 ve 300 HP’likdört silindirli mild hybrid, 330 HP’lik mild hybrid, 390 ve 530 HP güç üreten V6 benzinli motorlar ile 550 HP’liktamamen elektrikli Folgore alternatiflerini kapsıyor.

Teknoloji ve kişiselleştirmede yeni dönem

Yeni model ailesinin kabinlerinde 12,3 inç merkezi ekran, 8,8 inç Comfort ekranı, kişiselleştirilebilir dijital gösterge paneli ve Head-Up Display bir arada sunuluyor. Yenilenen Maserati Digital Clock, premium metal PRND seçici, yeni direksiyon simitleri ve sürücü dikkat-yorgunluk izleme sistemi, modern ve insan odaklı teknoloji yaklaşımını tamamlıyor.Fuoriserie kişiselleştirme programı; yeni gövde renkleri, özel deri ve Alcantara kombinasyonları, farklı ahşap ve karbon fiber kaplamalarla müşterilere daha geniş bir kişiselleştirme alanı sunuyor. GranCabrio’nun kumaş tavanı da ilk kez Bespoke seviyesinde tamamen kişiselleştirilebiliyor.Yeni nesil Maserati Web Configurator, fotogerçekçi görüntüleme teknolojisi ve 21:9 sinematik ekran formatıyla fiziksel ve dijital müşteri deneyimi arasındaki sınırları ortadan kaldırıyor. Böylece kullanıcılar araçlarını tüm cihazlarda gerçek zamanlı ve etkileyici bir görsel deneyimle yapılandırabiliyor.

İtalya’da geliştiriliyor, ekimde Türkiye’ye geliyor!

Yeni Grecale, yeni GranTurismo ve yeni GranCabrio, Maserati’nin Modena ve Cassino’daki tesislerinde geliştirilip üretiliyor. Bu yaklaşım, markanın İtalya ile kopmaz bağını ve yarış otomobilleri ile yol otomobilleri arasındaki güçlü ilişkiyi bir kez daha ortaya koyuyor.Üç yeni model, Ekim 2026 itibarıyla Türkiye pazarında satışa sunulacak. Türkiye’deki müşteriler, uluslararası pazarlarda sunulan donanım ve teknik özelliklerle birebir aynı ürün gamına ulaşabilecek. Sipariş ve teslimat süreci lansmanla eş zamanlı olarak başlayacak.

Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio’nun ön bölümünde gerçekleştirilen aerodinamik geliştirmeler yalnızca görsel bir değişim sunmuyor; hava akışının daha etkin yönetilmesi, ön akstaki bastırma kuvvetinin artırılması ve direksiyon hassasiyetinin geliştirilmesiyle sürüş dinamiklerine de doğrudan katkı sağlıyor. Yeniden tasarlanan hava girişleri, dış hava perdeleri ve optimize edilen merkezi splitter, iki modelin yüksek hızlardaki kararlılığını destekliyor.Kabinde yarış otomobillerinden ilham alan yeni direksiyon simidi, metal malzemeden üretilen üç boyutlu PRND seçici ve tamamen yenilenen dijital arayüz öne çıkıyor. 12,3 inç merkezi ekran, 8,8 inç Comfort ekranı, 12,2 inç dijital gösterge paneli ve Head-Up Display sistemi; sürüşle ilgili temel bilgileri sade, hızlı ve sezgisel bir yapıda sunuyor.

Grecale’de günlük kullanım ile yüksek performans bir arada

Yeni Grecale’nin yenilenen ürün gamı, farklı kullanıcı beklentilerine yanıt veren geniş bir motor ve donanım seçeneği sunuyor. Mild hybrid seçenekler günlük kullanım ve verimlilik odağını korurken, 390 HP gücündekiyeni V6 motor performans ile akıcılığı dengeliyor. Trofeo V6 ise 530 HP güç ve 3,8 saniyelik 0-100 km/s hızlanma değeriyle ürün gamının performans zirvesini oluşturuyor.Modelin sürüş karakteri; GT, Off-Road, Sport ve yalnızca Trofeo versiyonuna özel Corsa modlarıyla farklı yol ve kullanım koşullarına uyarlanabiliyor. Folgore versiyonunda bunlara Max Range modu da ekleniyor. Havalı süspansiyon, lamine camların sağladığı yüksek ses yalıtımı ve 21 hoparlörlü Sonus faber ses sistemi ise Grecale’nin uzun yol konforunu destekliyor.

Sürdürülebilir lüks ve güçlü İtalyan kimliği

Maserati, yeni model ailesinde sürdürülebilirlik yaklaşımını malzeme seçiminden üretim süreçlerine kadar geniş bir çerçevede ele alıyor. Kabinlerde kullanılan deri döşemeler, markanın aktif üyesi olduğu Leather Working Group standartlarına göre sertifikalandırılmış tedarikçilerden temin ediliyor. Bu yaklaşım, Maserati’nin performans ve lüksü daha bilinçli bir üretim anlayışıyla buluşturma hedefini ortaya koyuyor.Yeni Grecale, Yeni GranTurismo ve Yeni GranCabrio’nun Modena ve Cassino tesislerinde geliştirilip üretilmesi, markanın İtalya ile güçlü bağını koruyor. Trident logosunun 100’üncü yılına denk gelen bu yenilenme, Maserati’nin yarış mirasını modern teknoloji, elektrifikasyon ve kişiselleştirme olanaklarıyla geleceğe taşıyan önemli bir dönüm noktası niteliği taşıyor.

Fuoriserie ile her Maserati daha kişisel

Yeni model ailesi, Maserati’nin Fuoriserie kişiselleştirme programıyla daha da geniş bir ifade alanına kavuşuyor. GranTurismo ve GranCabrio için Green Jupiter Matte, Blu Denim, Bronzo Lucido, Bronzo Matte, Grigio Mistero, Rosso Velluto ve Oro Lirico olmak üzere yedi yeni gövde rengi sunuluyor. Gövde rengiyle uyumlu amblemler, farklı renk seçeneklerine sahip radome ve egzoz çıkışları, müşterilerin otomobillerini kendi zevkleri doğrultusunda şekillendirmesine olanak tanıyor.İç mekânda Bordeaux deri ile Nude Alcantara, Black & Tan deri kombinasyonları ve yeni Mahogany ahşap kaplama seçenekleri öne çıkıyor. GranCabrio’nun kumaş tavanı da ilk kez Fuoriserie Bespoke programı kapsamında tamamen kişiselleştirilebiliyor. Böylece Maserati, lüksü yalnızca kullanılan malzemelerle değil, otomobilin müşterisiyle kurduğu özgün bağ üzerinden yeniden yorumluyor.

Her yolculuğa özel sürüş deneyimi

GranTurismo ve GranCabrio’nun içten yanmalı motorlu versiyonlarında GT, Sport ve Country sürüş modları sunulurken, Trofeo versiyonunda bunlara Corsa modu ekleniyor.Country modu, süspansiyonu 120 km/s hıza kadar 20 mm yükselterek farklı yol koşullarında daha fazla kullanım esnekliği sağlıyor. Folgore versiyonları ise Max Range seçeneğiyle enerji verimliliğine odaklanan ayrı bir sürüş karakteri sunuyor.Yeni Grecale’de GT, Off-Road ve Sport modları günlük kullanım, uzun yol ve dinamik sürüş arasında geçiş yapılmasını sağlıyor. Trofeo’ya özel Corsa modu performans sistemlerini en keskin ayarlarına taşırken, Folgore’de sunulan Max Range modu menzil yönetimini önceliklendiriyor. Böylece her üç model ailesi de sürücünün beklentisine ve yol koşullarına göre farklı karakterlere bürünebiliyor.

Dijitalden showroom’a kesintisiz kullanıcı yolculuğu

Maserati’nin yenilenen müşteri yolculuğu, çevrim içi yapılandırma sürecinden showroom deneyimine kadar kesintisiz bir bütünlük sunuyor. Yeni Web Configurator, bayilerde kullanılan sistemle aynı görsel kaliteyi sunarken, otomobili nötr bir ürün görseli olmaktan çıkarıp İtalyan yaşam tarzının parçası olan sinematik bir hikâyenin merkezine yerleştiriyor.Maserati Genuine Accessories ürün ailesi de her model için özel olarak geliştirilen çözümlerle yeni ürün gamını tamamlıyor. Tasarım, işlevsellik ve performansla uyumlu aksesuarlar; müşterilerin otomobillerini kullanım alışkanlıklarına göre kişiselleştirmesine katkı sağlıyor.


SunExpress, SunCafé menüsünü yeniledi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


SunExpress, SunCafé menüsünü yeniledi

Türk Hava Yolları ve Lufthansa’nın ortak kuruluşu SunExpress, uçak içi ikram hizmeti SunCafé’yi yeni lezzetler ve avantajlı menü alternatifleriyle zenginleştirildi.

Yaz sezonuna özel yeni tatlar 

SunCafé menüsü, hem iç hat hem de dış hat uçuşlarında farklı damak zevklerine hitap eden yeni seçeneklerle genişletildi. Tuzlu lezzetler arasında beyaz peynirli sandviç ve çift peynirli Margherita pizza öne çıkarken; tatlı atıştırmalık kategorisinde çikolata drajeleri ve granola barlar yer alıyor. Protein bar seçeneği de menüye dahil edilirken, tuzlu atıştırmalık tercih eden yolcular için salsa soslu taco cips ve glutensiz mini krakerler sunuluyor. 

İçecek menüsü de yaz aylarına özel soğuk kahve ve buzlu çay gibi ferahlatıcı seçeneklerle yenilenirken, SunCafé ürünlerinin yanı sıra ön sipariş verilebilen zengin yemek alternatifleri de yolculara sunuluyor. Batı Avrupa mutfağının lezzetlerini Türk ve Akdeniz mutfağıyla buluşturan seçkide sıcak ve soğuk kahvaltı çeşitleri, Adana Kebap ve Café de Paris Soslu Tavuk gibi ana yemeklerin yanı sıra beş çayı menüsü ve çocuklara özel öğünler de yer alıyor.

Avantajlı menü seçenekleri 

SunExpress, dış hat uçuşlarında sunduğu avantajlı menülerini de güncelledi. Böylece misafirler, günün her anında tercihlerine göre yiyecek ve içecek kombinasyonları yapabiliyor.Sabah erken saatlerde seyahat eden yolcular için kruvasan ve sıcak içecekten oluşan kahvaltı menüsü sunulurken, hafif bir atıştırmalık tercih edenler pizza gibi sıcak bir lezzeti çikolata barıyla birlikte tercih edebiliyor. Daha doyurucu bir öğün arayan yolcular için ise sıcak ana yemek ve meşrubattan oluşan set menüler yer alıyor.

SunCafé konseptine eklenen yeni ‘Ayın Ürünü’ uygulaması ile yolcular, her ay değişen özel bir ürünü avantajlı kampanya fiyatıyla deneyimleme ve yeni favori lezzetlerini keşfetme fırsatı buluyor. 

SunCafé ürünleri, uçuş sırasında kredi kartı ile ya da nakit olarak satın alınabiliyor. Kredi kartı ile ödeme yapan yolcular, nakit ödemeye kıyasla yüzde 34’e varan tasarruf sağlayabiliyor.


Ağrı Dağı, 5.137 metrelik zirvesiyle spor turizminin de yeni gözdesi haline geliyor.

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


AĞRI TURİZMDE YENİ ZİRVEYE TIRMANIYOR DOĞA, SPOR VE ŞİFA ROTASI GÜÇLENİYOR

Türkiye’nin en yüksek noktası olan Ağrı Dağı, 5.137 metrelik zirvesiyle yalnızca doğa tutkunlarının değil, spor turizminin de yeni gözdesi haline geliyor. Dağcılık ve trekking rotalarıyla uzun yıllardır uluslararası sporcuları ağırlayan bölge, 2026 itibarıyla enduro ve ATV yarışları gibi ekstrem spor organizasyonlarına ev sahipliği yaparak turizm çeşitliliğini artırdı.

Her yıl özellikle Temmuz ayında dünyanın farklı noktalarından dağcıları ağırlayan Ağrı Dağı, yeni spor etkinlikleriyle birlikte doğa turizminin yanı sıra motor sporlarında da küresel bir marka olma yolunda ilerliyor. Bu gelişmelerin, bölge ekonomisine canlılık kazandırması ve yerel halk için yeni gelir alanları oluşturması bekleniyor.

Bölgenin turizm potansiyelini dört mevsime yayma hedefi doğrultusunda, kış turizmine uygun tırmanış rotalarının geliştirilmesi ve altyapı yatırımlarının artırılması da planlanıyor.

Tarihin Zirvesinde Bir Miras İshak Paşa Sarayı

İshak Paşa Sarayı, Osmanlı’dan günümüze ulaşan en görkemli yapılardan biri olarak bölge turizminin simge noktalarından biri olmayı sürdürüyor. Doğubayazıt’ta yüksek bir tepe üzerine kurulu olan saray, stratejik konumu ve etkileyici mimarisiyle ziyaretçilerini adeta geçmişte bir yolculuğa çıkarıyor.

Selçuklu, Osmanlı ve Avrupa Barok sanatının izlerini bir arada taşıyan yapı; anıtsal taç kapısı, taş işçiliği, tek kubbeli camisi ve iki renkli taşlarla örülmüş minaresiyle dikkat çekiyor. UNESCO Dünya Mirası Geçici Listesi’nde yer alan saray, yılda ortalama 300 bin ziyaretçi ağırlarken, 2026 yılında bu sayının 500 bine ulaşması hedefleniyor.

Şifa ve Sürdürülebilirliğin Buluşma Noktası Diyadin Kaplıcaları

Diyadin Kaplıcaları, sağlık turizmi ve sürdürülebilir üretimi bir araya getiren önemli destinasyonlardan biri olarak öne çıkıyor. Murat Nehri kıyısında konumlanan ve 60-70 derece sıcaklığa ulaşan termal sular; zengin mineral içeriği sayesinde pek çok rahatsızlığa destekleyici etkiler sunuyor.

Doğal traverten oluşumlarıyla görsel açıdan da dikkat çeken kaplıcalar, özellikle yaz aylarında yoğun ilgi görürken, artan konaklama yatırımlarıyla birlikte yıl boyunca ziyaretçi ağırlama kapasitesini artırıyor.

Öte yandan bölgede jeotermal kaynaklarla ısıtılan modern seralarda yılın 12 ayı üretim yapılması, Diyadin’i yalnızca sağlık turizmiyle değil, sürdürülebilir tarım uygulamalarıyla da öne çıkarıyor. -30 dereceye kadar düşen hava sıcaklıklarına rağmen devam eden üretim modeli, bölge ekonomisine önemli katkı sağlıyor.


FEST Travel, kültürel seyahat mirasını Trans-Sibirya Ekspresi'nde yeniden hayata geçirdi.

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


FEST Travel, 1985'ten bu yana sürdürdüğü kültürel seyahat mirasını Trans-Sibirya Ekspresi'nde yeniden hayata geçirdi. 55 misafir, kurucu Faruk Pekin'in rehberliğinde 9.288 kilometrelik bir kıtasal yolculuğa çıktı.

FEST Travel'ın 9 Temmuz 2026'da Moskova'dan hareket eden özel Trans-Sibirya Ekspresi charter kompozisyonu, kültürel seyahatin Türkiye'deki en köklü markalarından birinin 40 yıllık birikimini bugün Pasifik'e taşıyor. 55 misafirine özel olarak tahsis edilmiş kompozisyonuyla yola çıkan tren, Trans-Sibirya Hattı'nın 1916'da tamamlanan asli güzergâhı olan Moskova–Vladivostok rotasını baştan sona kat edecek; ardından Pasifik kıyısından yeniden Moskova'ya dönerek 9.288 kilometrelik yolculuğu tamamlayacak. Grubun rehberliğini, Türkiye'de kültürel gezi anlayışının yaratıcısı olarak bilinen ve FEST Travel'ın kurucusu Faruk Pekin bizzat yürütüyor.

Program, misafirlere Rus, Tatar, Sibirya ve Uzak Doğu kültürlerinin iç içe geçtiği bir coğrafyada, bir kıtayı boydan boya deneyimleme fırsatı sunuyor. Rota; Moskova ve Kazan'dan başlayarak Yekaterinburg, Novosibirsk, İrkutsk, Baykal Gölü, Ulan-Ude ve Habarovsk gibi durakları içeriyor.

Programın küresel ölçekteki tekilliği de kayda değer. Rusya'ya yönelik Batı yaptırımları sonrasında pek çok Avrupa ve Amerikan operatörü Rusya güzergâhındaki programlarını askıya aldı; Trans-Sibirya Ekspresi'ni bir lüks seyahat markası olarak dünyaya tanıtan Golden Eagle Luxury Trains bile Rusya'daki operasyonlarına ara vermiş durumda. Bu tabloda Moskova–Vladivostok–Moskova rotasının tamamını kapsayan bir charter programını bugün dünyada düzenleyen tek firma FEST Travel. Şirketin Rus demiryolları ve yerel operatörlerle 2006'dan bu yana sürdürdüğü doğrudan iş birlikleri, bu operasyonel altyapının temelini oluşturuyor. FEST Travel aynı zamanda Golden Eagle Luxury Trains'in Türkiye resmi temsilciliğini de yürütüyor.

Şirket, Türkiye'den Trans-Sibirya Ekspresi'ne ilk grubu 2006 yılında götürdü ve pandemi dönemine kadar bu ikonik trene 386 misafirini taşıdı.

FEST Travel Genel Müdürü Zekeriya Şen'in sözleriyle:

"1985'ten bu yana misafirlerimize dünyayı anlamak için gezme biçimini sunuyoruz. Türkiye'den Trans-Sibirya Ekspresi'ne ilk grubumuzu 2006'da götürdük; pandemiye kadar 386 misafirimizi taşıdık. Bugünkü programın özel yanı, hattın gerçek güzergâhını bir uçtan diğerine kat ediyor olmamız. Sık karşılaşılan bir yanlış anlaşılmayı düzeltmek isterim: Moğolistan'da, Ulan Bator'da tamamlanan bir yolculuk Trans-Sibirya Ekspresi rotası değildir; o güzergâh Trans-Moğol Hattı'dır. Trans-Sibirya Ekspresi'nin asıl rotası, Moskova'yı Pasifik'e bağlayan bu 9.289 kilometrelik hattır. Bir kıtayı boydan boya geçmek, aynı zamanda coğrafi ve kültürel bir okumadır. Bu deneyimi Türkiye'den misafirlerimize yeniden sunmaktan büyük gurur duyuyoruz."

Program FEST Travel'ın 2026 sezonundaki amiral gezileri arasında yer alıyor; şirket 2027 yılı için hazırlıklarını sürdürüyor.

17 Temmuz 2026 Cuma

İstanbul Coffee Festival 12’nci Kez Kapılarını Açıyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


İstanbul’un İlk ve En Büyük Kahve Buluşması 10-13 Eylül’de İstanbul Coffee Festival 12’nci Kez Kapılarını Açıyor

Kahve kültürünün Türkiye’deki en büyük buluşması olan İstanbul Coffee Festival için geri sayım başladı. Bu yıl 12’ncisi düzenlenecek festival, 10-11-12-13 Eylül 2026 tarihlerinde Tepe Nautilus’ta gerçekleştirilecek. Kahve tutkunlarını dört gün boyunca aynı çatı altında buluşturacak organizasyon; kahve markaları, kavurmahaneler, barista şovları, atölyeler, müzik performansları ve gastronomi deneyimleriyle İstanbul’un en yoğun sosyal etkinliklerinden biri olmaya hazırlanıyor. Sosyal sorumluluk odağıyla da dikkat çeken festivalde, festival süresince toplanan bileklikler fidan bağışına dönüştürülerek doğaya katkı sağlanacak.

İstanbul Coffee Festival Eylül’de kahve severleri bekliyor.Yıllar içinde yalnızca bir festival olmanın ötesine geçen İstanbul Coffee Festival, bugün şehir yaşamının önemli kültür buluşmalarından biri olarak görülüyor. Bu yıl 12’ncisi düzenlenecek festival, 10-11-12-13 Eylül 2026 tarihlerinde Tepe Nautilus’ta gerçekleşecek. Dört gün boyunca kahve tutkunlarını bir araya getirecek organizasyon; kahve markalarından kavurmahanelere, barista şovlarından workshop’lara, müzik performanslarından gastronomi deneyimlerine kadar zengin içeriğiyle yine şehrin en çok konuşulan etkinliklerinden biri olmaya hazırlanıyor.

“Kahve Artık Türkiye’nin En Güçlü Yaşam Kültürlerinden Biri Haline Geldi”

Festival organizasyonuna ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dream Sales Machine Başkanı Alper Sesli, Türkiye’de kahve kültürünün son yıllarda büyük bir dönüşüm yaşadığına dikkat çekerek,“Kahve artık yalnızca bir içecek değil; deneyim, sosyalleşme ve yaşam kültürünün önemli bir parçası haline geldi. Türkiye’de her geçen gün yeni kahve markalarının, butik kahvecilerin ve farklı kahve konseptlerinin ortaya çıktığını görüyoruz. Bu ilgi, kahve endüstrisinin ne kadar hızlı büyüdüğünü ve dönüşüm geçirdiğini açıkça gösteriyor. İnsanlar artık sadece kahve tüketmiyor; kahvenin hikayesini, üretim süreçlerini, demleme yöntemlerini ve sunduğu yaşam tarzını da deneyimlemek istiyor.İstanbul Coffee Festival olarak biz de yıllardır bu dönüşümün merkezinde yer alıyor, Türkiye’de kahve kültürünün gelişimine yön veren ve sektördeki büyümeye liderlik eden organizasyonlardan biri olmayı sürdürüyoruz. Festivalimiz, yalnızca ziyaretçilerin keyifli vakit geçirdiği bir etkinlik değil; aynı zamanda markaların kendilerini gösterdiği, yeni trendlerin konuşulduğu, sektör profesyonellerinin buluştuğu ve kahve endüstrisinin gelişimine katkı sağlayan önemli bir platform konumunda bulunuyor.12’nci kez gerçekleştireceğimiz festivalin gördüğü yoğun ilgi de Türkiye’de kahve kültürünün artık çok güçlü bir endüstri haline geldiğini ve bu ekosistemin her yıl daha da büyüdüğünü net biçimde ortaya koyuyor.” şeklinde konuştu.

Dünyanın Kahve Kültürü İstanbul’da Buluşacak

Festival boyunca dünyanın farklı noktalarından gelen ulusal ve uluslararası kahve markaları ziyaretçilerle buluşacak. Kahve üreticisi ülkelerden özel çekirdekler, yeni nesil demleme ekipmanları, profesyonel kahve makineleri ve kavurma teknolojileri kahve severlerin deneyimine sunulacak.Kavurmahaneler, kahve ithalatçıları, tasarım mağazaları, endüstriyel mutfak ekipman üreticileri ve sokak lezzetleri markalarının da yer alacağı festival, yalnızca sektör profesyonellerini değil; kahve kültürüne ilgi duyan geniş bir ziyaretçi kitlesini ağırlayacak. Festivalde, Antalya Coffee Festival’de de gerçekleşen sosyal sorumluluk bilinci devam edecek. Festival süresince toplanan bileklikler fidan bağışına dönüştürülerek doğaya katkı sağlanacak.

Festivalin en yoğun ilgi gören alanlarından biri olan workshop ve söyleşi bölümleri de bu yıl dikkat çeken içeriklerle ziyaretçileri karşılayacak. Demleme tekniklerinden sürdürülebilir kahve üretimine, yeni nesil tüketim trendlerinden kahve kavurma süreçlerine kadar pek çok başlıkta uzman isimler sahnede olacak.

Kahve Kokusu Müzikle Birleşecek

İstanbul Coffee Festival, yalnızca kahve deneyimiyle değil, festival atmosferiyle de öne çıkacak. Gün boyu sürecek canlı müzik performansları, sahne şovları, dinlenme alanları ve deneyim odaklı marka aktiviteleriyle ziyaretçilere şehir içinde dört günlük sosyal yaşam alanı sunulacak.