9 Nisan 2021 Cuma

Alerjik Hastalığı Olanlar Pfizer Biontech Aşısı Mı Yoksa Çin Aşısı Coranavac Aşısı Mı Olsun?

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR




Koronavirüs hepimizin hayatını çok etkiledi. Şimdiye kadar koronavirüsten çok sayıda kişi hayatını kaybetti. Yeni aşıların bulunmasıyla birlikte içimizde bir umut belirdi. Ülkemizde Biontech aşısının da uygulanmaya başlanmasıyla birlikte özellikle alerjik hastalığı olan kişiler hangi aşıyı seçecekleri konusunda kafa karışıklığı yaşıyor. Aşılara karşı gelişen ciddi alerjik reaksiyon gelişen vakaların bildirilmesi ile birlikte alerjik hastalığı olanlar endişeli. Alerji ve Astım Derneği Başkanı Prof. Dr. Ahmet Akçay alerjisi olanların hangi aşıyı tercih etmesi gerektiği hakkında detaylı bilgi verdi. 

Almanya’nın Pfizer BioNTec Aşısı ve Çin’in Coronavac Aşısı Nedir?

Almanya’nın Pfizer BioNTech aşısı mRNA tabanlı COVİD 19 aşısıdır. Diğer mRNA aşısı Moderna aşısıdır. BNT162b2 aşısı için BioNTech teknolojisi, SARS-CoV-2 koronavirüsün (COVID ‑ 19) yüzeyinde bulunan diken proteininin bir kısmını kodlayan nükleositle modifiye edilmiş mRNA (modRNA) kullanımına dayanmaktadır. Bu aşıda mRNA tarafından diken proteinin bir parçası vücutta oluşur ve bu da vücutta bağışıklık oluşturur. Bu bağışıklık enfeksiyona karşı koruma sağlar. 

Çin’in Sinovac firmasının Coronavac aşısı formaldehitle inaktive edilen ve adjuvan olarak alüminyum kullanılan ölü aşıdır. Virüs parçalanıp etkisiz hale getirilerek vücudumuza ara verilmeden bağışıklığımızı uyarmaktadır. Ölü aşı olduğu için daha güvenli olduğu düşünülmektedir. 

Aşıların Etkinliği Nasıl?

BioNTech aşısı için firma yetkilileri tarafından açıklanan etkinlik oranını % 91.3 olarak bildirilmiştir. Coronavac aşısının etkinlik oranı Türkiye’deki verilere göre % 83 olarak bildirilmiştir. Aşının ciddi ve orta şiddetteki enfeksiyonlara karşı korumada %100 etkili olduğu bildirilmiştir.   Her iki aşının da etkinlik oranları birbirlerine yakın görünüyor. 

Aşıların Yan Etkileri Nelerdir?

Pfizer-Biontech COVID-19 aşısı yan etkileri diğer yetişkin aşılarına benzerdir. Klinik denemeler sırasında, çok yaygın olarak kabul edilen sıklık sırasına göre yan etkiler şunlardır:

-Enjeksiyon yerinde ağrı ve şişlik,

-Yorgunluk,

-Baş ağrısı,

-Kas ağrıları,

-Titreme,

-Eklem ağrısı ve ateş. Ateş, ikinci dozdan sonra daha sık görülmektedir.

Coronavac aşısında en sık görülen yan etkisi enjeksiyon bölgesinde ağrıdır ve  % 17 oranında görülmüştür. Bu ağrının genelde hafif derecede olup 48 saat içinde düzeldiği görülmüştür. Bunun dışında görülen yan etkiler; aşı uygulanan bölgede şişlik, kızarıklık olması, yorgunluk, hafif ateş, titreme, baş ağrısı, kas, eklem ağrısı, kusma ve ishaldir. Bu belirtiler aşı yapıldıktan sonra bir hafta içinde ortaya çıkabilmektedir. Şimdiye kadar ölümcül bir reaksiyon bildirilmemiştir.

Aşıların Alerji Riskleri Nedir?

Aşılara karşı gelişen alerjik reaksiyonlar genellikle aktif bileşenin kendisinden ziyade katkı maddelerine ve aşıdaki koruyucular ve antibiyotikler gibi bileşenlere bağlıdır. Aşılar ayrıca üretim sürecine bağlı olarak az miktarda protein içerebilir.

BioNTech aşısı için milyon doz aşı başına yaklaşık on bir vakada şiddetli alerjik reaksiyon gözlenmiştir. ABD Hastalık Kontrol ve Önleme Merkezlerinin bir raporuna göre, bu alerjik reaksiyonların % 71'i aşılamadan sonraki 15 dakika içinde gelişmiş ve çoğunlukla (% 81) bir alerji veya alerjik reaksiyon öyküsü olan kişilerde meydana geldiği bildirilmiştir. 

Aşıya karşı gelişen alerjik reaksiyonların nedeninin, BioNTech aşısındaki mRNA’nın bozulmasını engellemek, suda çözünmesini sağlamak için kullanılan polietilen glikol (PEG) maddesine bağlı olabileceği düşünülmektedir. Ayrıca mRNA’nın kendisinin de alerji yapabileceği düşünülmektedir. Alerjinin nedeni PEG maddesi veya mRNA maddesine bağlı düşünülse de bilimsel yayınlarda bu durum net olarak gösterilmemiştir. Yeni yayımlanan bir makalede alerjik şok olarak bildirilen 4 vakanın izleminde bu durumun alerjik şok olmadığı alerjik şoku taklit eden durumlar olduğu bildirilmiştir.

Coronavac aşısı için genelde önemli bir alerjik reaksiyon bildirilmemiştir. Alerjik döküntü ve alerjik şok riski her aşıda olduğu gibi nadir de olsa vardır. Almanya’nın aşısı gibi ilaç alerjilerinde riskli bir aşı olmamakla birlikte yine de alerji riski yok denilemez. Aşı yapılan sağlık kuruluşlarında alerji riskine karşı adrenalin ilacı hazır bulundurulmaktadır. Neticede elde edilen veriler az sayıda aşı uygulamalarının raporudur. BioNTech firmasının aşısında bulunan polietilen glikol maddesi bu aşıda olmadığı için alerji gelişme riski daha azdır denilebilir.  Çin aşısının İçeriğinde koruyucu madde bulunmamaktadır. Aşı içeriğinde disodyum hidrojen fosfat, alüminyum hidroksit, sodyum dihidrojen fosfat, sodyum klorür yardımcı madde olarak bulunmaktadır. Bu maddelere karşı alerji öyküsü olanlara aşı yapılmaması gerekir.

Alerjik Hastalığı Olanlar Hangi Aşıyı Olsunlar?

Alerjik astım, egzama, alerjik nezle ve diğer alerjik hastalığı olan kişilerin gerek BioNTech gerekse Çin aşısı Coronavac aşısı olmasında sakınca yoktur. Sadece alerjik hastalığı olanların aşılarını hastane ortamında yaptırmaları ve aşı sonrası 30 dakika gözetim altında beklemeleri faydalı olacaktır. 

İlaç alerjisi ve besin katkı maddelerine alerjisi olanlar için BioNTech aşısının alerji riski daha yüksektir. Bu nedenle özellikle ilaçların tablet formuna alerjik reaksiyon geçirmiş olanlar, ilaç alerjisinin nedeni tespit edilmemiş olanlar, besin katkı maddesine alerjisi olanların BioNTech aşısı yerine Çin aşısı Coronavac aşısı olması alerji riski açısından daha emniyetli olabilir. 

Aşılara alerji gelişme potansiyeli açısından düşük, orta ve yüksek olarak sınıflamak aşı seçimine karar vermede faydalı olabilir. 

Koronavirüs aşılarına alerji gelişme riski düşük alerjik hastalıklar şunlardır:

-Ailede alerjik hastalıkların olması,

-Ev tozu mite, polen, küf gibi solunumsal alerjiler nedeniyle astım, alerjik nezle ve göz alerjisi olanlar,

-Besin alerjisi olanlar,

-Egzaması (Atopik dermatit) olanlar,

-Alerji aşısı olanlar,

-Astım nedeniyle anti IgE, anti IL-5 gibi biyolojik tedavi alanlar,

-Salisilik asit, ibuprofen gibi ağrı kesici ilaçlara alerjisi olanlar, 

-Daha öncede belli ilaçlara ve arı venomlarına alerjisi olanlar,

-Daha önceki aşılarda aşı yerinde şişlik gelişmiş olanlar.

Yukarıda saydığımız alerjik hastalığı olanların her aşıyı olmasında sakınca yoktur ve aşı sonrası 15-30 dakika hastane ortamında gözetim altında beklemesi yeterli olacaktır. Aşılara karşı alerji gelişme riski düşük olanlara BioNTech ve Coronavac aşısı yapılmasında sakınca yoktur.

Koronavirüs aşılarına alerji gelişme riski orta derecede olan alerjik hastalıklar şunlardır:

-İlaçlara karşı alerjisi olan ve ilaç alerjisinin nedeni saptanamayan ancak ilaçlara karşı ciddi alerji veya alerjik şok gelişmişse  (PEG alerjisi olabilir),


-Daha önceden aşılara ve omalizumab gibi monoklonal antikorlara karşı alerjik reaksiyon gelişenler,

-Sistemik mastositoz gibi mast hücre hastalığı olanlar.

Bu durumlarda PEG alerjisi riski vardır ve PEG alerjisi açısından alerji uzmanları tarafından incelenmesi gerekir. Eğer aşı yapılacaksa aşıdan sonra 30 dakika hastane gözetiminde beklenmelidir. Tedavi öncesi alerjik reaksiyonların gelişmesini önlemek için antihistaminik kullanmanın faydalı olup olmayacağı konusunda bilgi henüz yoktur. Tedavi öncesi antihistaminik kullanımı alerjik şokun ilk belirtilerini gizleyebilir. Bu nedenle her aşı öncesi antihistaminik kullanımı hakkında karar vermek zordur. 

Alerji riski orta derecede olanların aşı seçimini Çin aşısı Coronavac yönünde kullanmaları tavsiye edilebilir. 

Koronavirüs aşılarına alerji gelişme riski yüksek derecede olan alerjik hastalıklar şunlardır:

Daha önceden mRNA aşıları olan Pfizer BioNTech aşısına veya Çin’in Coronavac aşısına alerjik reaksiyon gelişmişse aşının ikinci dozu yapılmamalıdır. 

İlaç Alerjisi Olanlar BioNTech Koronavirüs Aşısı Yaptırabilir mi?

BioNTech ve diğer mRNA aşısı olan Moderna aşısına karşı alerjik reaksiyon gelişen vakalar oldu. Bu aşılara karşı alerjinin nedeni aşı içindeki koruyucu madde olan PEG maddesine bağlı olabileceği düşünülmesinden dolayı özellikle PEG içeren ilaçlara karşı alerjisi olanların BioNTech aşısı olmaması daha emniyetli olacaktır. Eğer ilaç alerjisinin nedeni PEG içeren bir ilaca bağlı değilse o zaman alerji gelişme riski yüksek olmayacaktır. İlaç alerjiniz nedeni PEG maddesine bağlı olup olmadığını bilmiyorsanız Çin aşısı Coronavac olmanız daha doğru olabilir. 

Aşı Öncesi Alerji Testiyle, Aşıya Karşı Alerji Gelişeceği Anlaşılır MI?

Aşı öncesi alerji riskini öngörmek için PEG maddesine karşı alerji testleri yapılabilir. Ancak bu testlerin aşıya karşı alerji riskini öngörmesi açısından henüz yeterince veri yoktur. Önümüzdeki günlerde alerji testleri hakkında çalışmaların yayımlanmasıyla daha net bir bilgi söylemek daha doğru olacaktır. 

Aşıya bağlı Alerjik Şok Geliştiğini Nasıl Anlarım?

Alerjik şok en yaygın olarak deri, kalp ve dolaşım ve solunum sistemi etkilenmektedir. Alerjik şok durumunda şu belirtiler meydana gelebilir:

-Ciltte döküntü kızarıklık, kaşıntı,

-Dilde ve dudaklarında şişlik,

-Gırtlaktaki şişlik ve bronşlardaki daralma sonucunda ses kısıklığı,

-Nefes darlığı ve astım tablosu,

-Kalp dolaşımın etkilenmesi sonucunda tansiyon düşmesi,

-Kalbin hızlı atması,

-Bayılma, sindirim sisteminin tutulumu sonucunda kusma ve kramp şeklinde karın ağrısı bulguları oluşur.

Akılda tutulması gereken önemli bir bilgi deri bulguları olmadan alerjik şok gelişebileceğidir. Özellikle bu durum ileri yaşlarda daha sık karşımıza çıkmaktadır. 

Aşıdan sonra alerjik şokun erken belirtileri açısından dikkatli olunmalıdır. Özellikle boğazda gıcıklanma, öksürük, nezle, hapşırma, baş dönmesi, karın ağrısı gibi belirtiler aşıdan sonraki 30 dakika içinde gelişmişse sağlık personeline haber vermeniz faydalı olacaktır.

Alerjik Şok Belirtilerini Taklit Eden Durumlar Nelerdir?

Aşılama sonrası görülen alerjik şok belirtileri alerjik olmayan bazı reaksiyonlar sonucu görülebilmektedir. Bu reaksiyonlar Vazovagal senkop denilen otonom sinir sisteminin aktivasyonuna bağlı gelişen bayılma nedeniyle olabilmektedir. Vazovagal senkop hastalığı anksiyete, korku, ağrı, sıcak ve nemli ortam, uzun süre ayakta kalma gibi nedenlerle ortaya çıkabiliyor. Ani tansiyon düşmesiyle beraber nabız sayısının düşük olmasıyla kendini göstermektedir.

Ses teli spazmı hırıltı ve nefes darlığına neden olabilmektedir. 

Psikosomatik belirtiler de bazen alerjik şoku taklit edebilmektedir. Panik atak alerjik şoktaki gibi ani nefes sıkışması görülmesi alerjik şoku taklit edebilir. Örneğin psikolojik strese bağlı vücutta kızarıklığa neden olabilir. Bazen boğaz ve dilde şişme hissine neden olabilir Alerjik şok düşünülüyorsa adrenalin uygulamaktan kaçınılmamalıdır. 

Aşıya Karşı Alerji Gelişmişse Ne Yapmalı?

Aşıya karşı alerji gelişenlere çok hızlı bir şekilde müdahale edilmelidir. İlk olarak hayat kurtarıcı adrenalin uygulanmalıdır. Özellikle beta bloker tansiyon ilacı kullananlarda adrenalin etkili olmayacağı için glukagon ilacı kullanılması gereklidir. Bu nedenle aşı yapılan merkezlerde glukagon ilacının da hazır bulundurulması çok önemlidir. 

Alerji gelişenlerde aşılama konusunda iki uygulama yapılabilir.

-İlki ilk doz sonrası reaksiyon geçirenlerde koruyucu antikor gelişip gelişmediğine bakılması ve yeterli koruyucu antikor gelişmişse ikinci dozun yapılmaması,

-İkinci uygulama olarak da farklı bir teknoloji ile geliştirilen bir aşının yapılıp 30 dakika gözlem altında tutulması önerilmektedir. 

Ayrıca geçirilen reaksiyonun alerjik bir reaksiyon olup olmadığını değerlendirmek için ikinci dozdan önce alerji uzmanı tarafından değerlendirilmesi faydalı olabilir. 

Son olarak Prof. Dr. Ahmet AKÇAY’a hangi aşıyı yaptırdığını sorduğumuzda sağlık personellerine Coronavac aşısı yapıldığı için Çin’in Coronavac aşısını yaptırdığını bildirdi. Çocuk İmmünoloji ve Alerji Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr Ahmet Akçay, aşılama döneminde her iki aşının da yapılmasının çok önemli olduğu ve bu ölümcül hastalıktan kurtulmak için aşı olmanın çok önemli olduğu bildirdi. 


Sonuç Olarak Özetleyecek Olursak;

-Her iki aşının da etkinliği birbirine yakındır.

-BioNTech aşısının alerji geliştirme potansiyeli Çin’in Coronavac aşısına göre daha yüksektir.

-Astım, alerjik nezle, egzama, besin alerjisi gibi alerjik hastalığı olanlar her iki aşıyı da tercih edebilir.

-Özellikle içinde PEG maddesi bulunan ilaçlara karşı alerji gelişmiş olanların Çin aşısı Coronavac aşısını tercih etmeleri faydalı olabilir.

-Besin katkı maddesine alerjisi olanlar Çin aşısı Coronavac tercih edebilir.

-Aşıdan sonra gelişen reaksiyonlar genellikle ilk 15 dakika içinde gelişmesinden dolayı alerji riski olan veya alerjik hastalığı olanların aşılarını hastane şartlarında olması ve aşıdan sonra hastane ortamında 30 dakika beklenmesi faydalı olacaktır.


Beyza Gödekmerdan Kantar, JW Marriott İstanbul Bosphorus ve Sheraton İstanbul City Center'a Satış ve Pazarlama Direktörü Olarak Atandı..

 


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Beyza Gödekmerdan Kantar, JW Marriott İstanbul Bosphorus ve Sheraton İstanbul City Center'a Yeni Satış ve Pazarlama Direktörü Olarak Atandı

180 yıl önce İtalyan mimarlar tarafından inşa edilen Veli Alemdar Han’ın restore edilmesi sonucu turizme kazandırılan JW Marriott Istanbul Bosphorus ve yine Marriott International zincirinin bir parçası olan Beyoğlu’ndaki Sheraton Istanbul City Center’ın Satış ve Pazarlama Direktörlüğü’ne Nisan 2021 tarihi itibariyle Beyza Gödekmerdan Kantar atandı.

JW Marriott Istanbul Bosphorus ve
Sheraton Istanbul City Center’ın Satış ve Pazarlama Direktörlüğü görevine atanan Beyza Gödekmerdan Kantar, 2002 yılında İstanbul Üniversitesi Turizm İşletme bölümünden mezun olmuş halen aynı üniversitenin İnsan Kaynakları Yönetimi bölümüne devam etmektedir. Çok iyi derece İngilizce bilen ve yaklaşık 17 yıllık deneyimi bulunan Kantar, kariyerine 2004 yılında Renaissance Polat İstanbul otelde Rezervasyon Departmanı ile başladı.Çeşitli görevlerde yer aldıktan sonra Renaissance Polat Istanbul & Bosphorus ve Erzurum Otellerinin Satış Müdürü olarak görevini 2012 yılına kadar sürdürdü. Radisson Blu Airport Istanbul oteline 2012 yılı itibariyle Satış ve Pazarlama Direktörü olarak atanan Kantar, yine aynı pozisyonda kariyerine 2013 yılı itibariyle Radisson Blu Otel Pera’da devam etti.  2015 – 2019 yılları arasında ise Hyatt Regency Istanbul Otelinde Satış ve Pazarlama Direktörü olarak çalıştı.

Mart 2021 itibarıyla Marriott bünyesine katılan Kantar, JW Marriott İstanbul Bosphorus ve Sheraton İstanbul City Center otellerinin Satış ve Pazarlama Direktörlüğü görevine getirildi.

JW Marriott İstanbul Bosphorus hakkında:


180 yıl önce İtalyan mimarlar tarafından inşa edilen ve önemli bir liman ticaret merkezi olan Veli Alemdar Han’ın tarihi dokusu korunarak restore edilmesi sonucu turizme kazandırılan JW Marriott Istanbul Bosphorus tarihi mimari ile bütünleşmiş, zamansız ve şık bir tasarıma ve dinlendirici renklere sahip 130 lüks misafir odası ve süitlerinde yer alan eşi benzeri olmayan İstanbul manzarası, kişiselleştirilmiş hizmetleri, restoranları, barları, spor salonu ve SPA merkezi ile kentin enerjisini, kültürünü ve tarihini yansıtıyor. 

Bilgi ve rezervasyon için lütfen https://www.marriott.co.uk/hotels/travel/istjb-jw-marriott- istanbul-bosphorus/ adresini ziyaret edin veya Instagram'da @jwmarriottistanbulbosphorus hesabını takip edin.


Sheraton Istanbul City Center hakkında:

Şehrin merkezinde 254 odası, tam donanımlı ve açık hava olanağı sunan etkinlik salonlarına sahip, aynı zamanda Türkiye’nin tek padel tenis kortunun yer aldığı, fitness alanlarıyla standartların ötesinde bir hizmet veren Sheraton İstanbul City Center, 2020 yılında Travel and Hospitality Awards’ta  (THA) “Aile Dostu Otel - Family Friendly Hotel” ödülüne layık görülmüştür. Bilgi ve rezervasyon için lütfen https://www.marriott.com/hotels/hotel-deals/istsd-sheraton-istanbul-city-center/adresini ziyaret edin veya Instagram'da @sheratonistanbulcitycenter hesabını takip edin. 


THE FUTURE HEALTHCARE İSTANBUL 2021’E GERİ SAYIM BAŞLADI ....

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR 



TÜRKİYE'NİN EN BÜYÜK SAĞLIK VE SAĞLIK TEKNOLOJİLERİ KONFERANSI 


THE FUTURE HEALTHCARE İSTANBUL 2021’E GERİ SAYIM BAŞLADI  

Türkiye’den ve yurt dışından sağlık sektörünün öncü isimlerinin bir araya geleceği TheFuture Healthcareİstanbul Uluslararası Konferansı’nın programı, konuşmacıları ve diğer detayları düzenlenen bir dijital medya buluşmasıyla paylaşıldı. Tazefikir Grup Kurucusu ve Future Healthcare İstanbul CEO’su Çağlar Gözüaçık'ın sözcülüğünde 7 Nisan Çarşamba günü düzenlenen medya buluşmasında TheFuture Healthcare İstanbul Konferansı’nın2021 teması; “Bilgiden İlham Almak, Bilimin Işığıyla Yaşamak” olarak açıklandı.

Konferans hibrit bir formatta hem fiziksel katılımla hem de online olarak düzenlenecek

2019 yılında yapılan ilk TheFuture Healthcareİstanbul Konferansı’nın büyük ilgi gördüğünü belirten Future Healthcare CEO’su Çağlar Gözüaçık, pandemi nedeniyle ikinci konferansın tarihini ertelediklerini ama daha kapsamlı bir etkinlik yapabilme fırsatını bulduklarını ifade ederek sözlerine şöyle devam etti: “Pandemi döneminde online yapılan toplantılar, konferanslar yaygınlaştı ve benimsendi. Biz de bu yeni alışkanlıktan hareketle TheFuture Healthcare İstanbul 2021’i, hibrit bir formatta hem fiziksel katılımla hem de online olarak düzenlemeye karar verdik. Pandemi kuralları doğrultusunda belli bir sayıda misafirimiz etkinliği fiziksel olarak takip ederken, eş zamanlı olarak 20 binden fazla kişi online'dan canlı yayında izleyebilecek.2019'da başladığımızda 2 günlük bir etkinlik yapmıştık. Bu yıl 4 günlük bir konferansla katılımcıların karşısına çıkıyoruz. 20-21-22-23 Mayıs 2021’de tarihi Fişekhane’de yapacağımız konferansımızın günlerinin başlıklarını; Açılış Günü, İlham Günü, Start UpGünü, Hasta Dernekleri Günü olarak belirledik.12 binden fazla doktorun, 5 binden fazla eczacının, binlerce tıp öğrencisinin yanı sıra sağlık sektörü profesyonellerini ve resmi kurumların temsilcilerini ağırlayacağız.”

Türkiye’den ve dünyadan uzman isimler ilk kez gündeme gelecek konuları anlatacak

Future Healthcare İstanbul CEO’su Çağlar Gözüaçık yaptığı konuşmada TheFuture Healthcareİstanbul 2021’in Türkiye'nin en büyük sağlık ve sağlık teknolojileri konferansı olduğunu vurgulayarak, katılımcılara güçlü bir içerikle dopdolu 4 gün yaşatacaklarını söyledi. Konferansın konuşmacıları ve anlatılacak konularla ilgili de bilgiler veren Çağlar Gözüaçık, şunları ekledi: “TheFuture Healthcareİstanbul 2021’de anlatılacak pek çok konu ilk kez gündeme gelecek. Türkiye’den ve dünyadan katılacak değerli isimler, ilham verici konuşmalar hazırlıyor. Uzm. Dr. Ayça Kaya“ GenerationO”başlıklı konuşmasında günümüzde gittikçe yaygınlaşan çocuk ve ergen obezitesi konusuna dikkat çekecek. Prof. Dr. Sinan Canan, Limitlerin Ötesinde İnsan konuşmasıyla izleyenlere ilham verecek. Uzm. Dyt. veAktivist Dilara Koçak ise dünyanın en büyük sorunlarından biri olan açlıkla mücadele konusunda görüşlerini paylaşacak. Prof. Dr. Murat Başsağlıklı yaşam için anahtar olarak nitelendirilen ve Amerikan Diyetisyenler Birliği tarafından defalarca kez dünyanın en iyi diyeti seçilen Akdeniz tipi beslenmeyi anlatacak. Prof. Dr. Aytuğ Altundağ ise nefes almanın sağlığımız için önemine, ‘’Oksijen’’ konu başlığıyla yer verecek. Uzm. Dr. Bekir Çakmak ve Uzm. Dr. Enes Güler,yakın zamanda hayata geçirdikleri ve şu an 15 bin doktorun aktif olarak kullanmakta olduğu DoctorFollow mobil uygulamasından elde ettikleri verilerle bilimsel ve sosyal paylaşımlar yapan hekimleri ‘sosyal doktor’ kavramıyla ele alacak. Ve bu uygulamayı ilk kez TheFuture Healthcare İstanbul 2021’de anlatacak. Prof. Dr. Türker Kılıç,‘Bağlantısallık ve Yaşamdaşlık’ adlı kitabında da bahsetmekte olduğu ‘beyin’ kavramı üzerine konuşacak. İsveç’ten konferansa katılacak hukukçu Ersen Bethersen ise ‘Sağlık ve Yapay ZekâHukuku’gibi çok yeni bir konuda katılımcıları aydınlatacak.”

Uzay tıbbından, fütüristik şehirlere ve mega trendlere kadar dikkat çekici oturumlar yapılacak

Çağlar Gözüaçık, konferansın şu ana kadar kesinleşen yabancı konuşmacıları hakkında ise şu bilgileri paylaştı: “İsrailli bilim insanı Dr. Michael Marash, Türkiye’deki sağlık sektörü profesyonelleri ile ilk kez buluşacak. Uluslararası Hücre Ölümü Derneği’nin kurucularındandeneyimli bilim insanı Prof. Dr. Richard A. Lockshin,New York'tan online olarak konferansa katılarak genç bilim insanlarına ve bu alanda çalışmak isteyenlerebilimi sevdirmek üzerine bir konuşma yapacak. Biyoteknolojialanındaki çalışmaları ile bilinen Prof. MelvinSamson, aynı zamanda yönetim kurulunda bulunduğu Suudi Arabistan'ın kuzeybatısında kurulan ve Yapay Zeka tarafından yönetilecek olan fütüristik şehirNeomile ilgili çarpıcı bilgileri paylaşacak. İsveç Ulusal Uzay Ajansı Başkanı Dr. KatarinaBjelke, Türkiye'nin ve tüm dünyanın gözünü uzaya diktiği bu dönemde, tıp biliminin uzay tıbbından öğrenebileceklerini anlatacak. Küresel İklim Değişikliği, Salgın Hastalıklar ve Mega Trendlerin Sağlığa Etkisi konulu, pandemi gündemiyle de bağlantılı çok önemli bir oturumumuz daha olacak. Moderatörlüğünü Prof. Dr. Ersi Kalfoğlu’nun yapacağı oturumda, Avrupa Birliği’nin pek çok komisyonunda İklim Değişikliği ve Çevre konularında görev alan Georges Kremlis de konuşmacılar arasında yer alacak.”

Çevreci kampanya: “Her BileteBir Ağaç” 

Tazefikir ve Future X Events tarafından 20-21-22-23 Mayıs 2021'de tarihi Fişekhane’de düzenlenecek TheFuture Healthcare 2021’in avantajlı bilet satışı dönemi devam ediyor. Konferansın bilet satış süreci ise“Her Bilete Bir Ağaç ” söylemiyle çevreci kampanyaya dönüştürüldü. Satın alınan her bir bilet için bir ağaç dikiliyor.Konferansın katılımcıları aldıkları biletlerle, sağlığın geleceğinin konuşulacağı, ilham verici panelleri izleyebilmekle birlikte Türkiye’nin ağaçlandırılmasına katkı sağlama fırsatı buluyor.Konferansın biletleri, ön satış dönemi olan 15 Nisan’a kadar 2.500 TL yerine 2.000 TL’den alınabiliyor.

Konferans sağlık bilimleri öğrencilerine ücretsiz olacak 

TheFuture Healthcare 2021’de sağlık sektörünün geleceği olan öğrencilere ayrıcalık tanınıyor. Konferansta yapılacak tüm konuşmalar, Tıp Fakültesi, Eczacılık Fakültesi, Diş Hekimliği, Beslenme ve Diyetetik, Hemşirelik gibi sağlık bilimleri öğrencileri tarafından ücretsiz olarak izlenebilecek. Sağlık sektörüne değer katan zengin bir içerikle düzenlenecek konferansın programı ve diğer bilgiler http://futurehealthcare-istanbul.com adresinde yer alıyor.


8 Nisan 2021 Perşembe

Tırport Başkanı Dr. Akın Arslan, “Teknoloji tek başına hiçbir şey, İnsan her şeydir”

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR

  


Tırport Başkanı Dr. Akın Arslan, “Teknoloji tek başına hiçbir şey, İnsan her şeydir”

Türkiye’deki yönetim kalitesini geliştirmek için çalışan Yalın Enstitü, geleneksel yıllık zirvesini bu yıl “İnsan Kaynakları” temasıyla dijital ortamda düzenliyor. 8 Nisan’da başlayan ve 3 gün sürecek zirvede, insan kaynaklarının geleceği önde gelen sektör temsilcileri ile Yalın Enstitü organizatörlüğünde masaya yatırılıyor. 

İşimiz, hayatımız, eğitim sistemlerimiz, iletişim tarzlarımız, alışkanlıklarımız hızla dönüşüyor. İnsan olarak biz dönüşüyoruz ve teknoloji baş döndürücü bir şekilde kendini yeniliyor. Bu yıl zirvenin gündeminde, İnsanın kendiyle ve işiyle olan ilişkisi nereye gidiyor?, Dijitalleşen dünyada insan faktörü?, Yapay zekayı yaratan "insan"a ne olacak?, Teknoloji yoğun iş ortamında “insan” olarak biz ne yapacağız?, Hızla dönüşen dünyada işin içindeki insanın sürdürebilirliğini nasıl sağlayacağız?,  Yeni dünyanın yeni organizasyonları nasıl yönetilecek, nasıl liderlik yapılması bekleniyor? gibi konular yer alacak.  

Zirvede, 9 Nisan Cuma günü saat: 09.00- 10.00’da yapılacak oturumda, Türkiye’deki önde gelen teknoloji yatırımcılarından
Tırport Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Akın Arslan ve Oyak Renault Otomobil Fabrikaları AŞ İnsan Kaynakları Direktörü Tolga Görgülü konuşmacı olarak katılıyor. 

Bir teknoloji girişimi, 5-6 yıl içinde 1 milyar dolar değerlemeyi geçebiliyor

Startup ekosistemi içinde insan kaynaklarının rolünü farklı bakış açılarıyla ortaya koyacak olan Tırport Başkanı Dr. Akın Arslan, şunları anlatacak: 

“Startup dünyası hızla büyüyor. Dünyada bir milyar dolar değerlemeyi aşan ve “Unicorn” olarak tanımlanan startup sayısı 700'ü geçti. 2021 yılı ilk çeyreğinde Avrupa’da 21 startup daha Unicorn eşiğini geçmeyi başardı. Bunlardan birisi de ne mutlu ki Türkiye’den çıktı. Onlarca yıldır var olan, binlerce kişi çalıştıran geleneksel şirketlerin yerlerini sadece 3-5 yıl geçmişi olan teknoloji Startup'ları almaya başladı. Geleneksel şirketler ve iş modelleri ömürlerini hızlı adımlarla tamamlıyor. Bugünlerde baş döndürücü bir deneyim yaşanıyor. 5 yıl önce 500 bin dolar etmeyen bir teknoloji girişimi, 5-6 yıl içinde 1 milyar dolar değerlemeyi geçebiliyor. Tamamen elektrikli otomobile ve yüksek sürüş teknolojilerine odaklanmış bir otomobil şirketi, onbeş yıl içinde yaptığı atakla geleneksel tüm otomobil devlerinden çok daha büyük bir değere ulaşabiliyor.  Teknoloji çalışanlar için zaman, mekan, ırk, kültür, eğitim gibi temel ayırt edici kavramları da globalleşiyor. Dünya vatandaşlığı ve dünya pazarı kavramları ön plana çıkıyor. Aynı proje grubunda farklı ülkelerde ikamet eden insanlar görev yapabiliyor. Ortak amaçla uzaktan birlikte çalışmayı yeniden öğreniyoruz. Proje yönetimi gibi kavramlar aplikasyon teknolojilerinin verdiği iş yönetim gücüyle bambaşka bir boyuta taşındı. Artık bir çalışanınız dünyanın neresinde olursa olsun, onu ve işini anlık olarak yönetebiliyorsunuz. Onlarla toplantılar yapabiliyor, etkileşime girebiliyor, hatta bir grupla beyin fırtınası bile yapabiliyorsunuz. İşiniz aksamıyor, eş-zamanlı mühendislikle hız artıyor. Gana’daki lojistik operasyonunuzu, İstanbul’dan uzaktan uçtan uca yürütebiliyor, Paris’teki mikro dağıtımı organize edebiliyor, Türkiye’de haftaya kullanacağınız pazarlama planını Yeni Delhi ve Ukranya’da konuşlu ekiplerinizle hazırlayabiliyor, aplikasyonlarınızdaki hatalara (bug’lara) Estonya’dan hükmedebiliyorsunuz. Bunların hepsini neredeyseniz oradan yönetebiliyorsunuz. Hepsi teknoloji sayesinde ama teknolojiyi iyi kullanan takımlarınızla. Çalışan kalitesi çok ön plana çıkıyor, etkili liderlik de. Teknoloji startuplarında liderin en önemli sorumluluklarından birisi projenin proje planına uygun olarak yürümesini sağlamak. Tabi bunu yapabilmek için, ekibini iyi oluşturması, yakından tanıması, yetkinliklerine tam hakim olması ve proje kilometre taşlarını iyi yönetebilmesi gerekiyor. Nitekim hızla dijitalleşen dünyamızda değişmeyecek tek kavram var: Teknoloji tek başına hiçbir şey, insan her şeydir” diye konuştu. 


Dünyada 2025 yılına kadar “akıllı şehir” altyapısına 326 milyar dolar yatırım yapılacak...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Pandemide, akıllı şehir yatırımları dünyada yeniden masaya yatırıldı. Uzmanlar, dünya genelinde 2025 yılına kadar akıllı şehir altyapısına 326 milyar doların üzerinde yatırım yapılacağını  öngörüyor. 2025 yılına kadar dünya çapındaki IoT cihazların sayısının da 75 milyar cihazı geçeceği tahmin ediliyor.

Şehirlilerin günlük yaşamlarının ve ekonomik hayatın sürdürülebilirliği için lojistik, eğitim, sağlık,  güvenlik alanlarındaki yatırımların pandemi nedeniyle hız kazandığını kaydeden Canovate Group CMO’su Erdem Günay, şunları söyledi: 

“Son dönemlerde, toplu taşıma alanlarının girişlerine yerleştirilen termal ateş ölçerler, dijital iletişim platformlarının yaygınlaştırılması, sanal sağlık danışmanlıkları, toplu yaşam alanlarına ve yaya geçitlerine giren kişi sayısının kontrol altına alınması için yerleştirilen kontrol sensörleri gibi uygulamalar pandemi ile yoğunluğu artan akıllı şehir uygulamalarıdır. Dünyada günde 1,3 milyon kişi şehirlere göç ediyor ve 2025 yılına kadar dünya nüfusunun %65’inin şehirlerde yaşayacağı öngörülüyor. Kentlerde yaşayan nüfus sayılarının hızla arttığı günümüzde ve özellikle pandemi sırasında, trafik, kirlilik, enerji tüketimi, atık artışı gibi ciddi kentsel sorunlar, şehir yönetimleri için ‘akıllı şehir’ yatırımlarını kaçınılmaz hale getirdi. Özetle, akıllı şehir teknolojilerini destekleyen, nesnelerin interneti (IoT) cihazları, 5G teknolojisi, fiber optik altyapılar ve  mikro veri merkezleri çok yakınımızdadır ve her geçen gün hayatımıza daha da derinlemesine nüfuz edecektir. Nesnelerin interneti (IoT) için 5G teknolojisi ne kadar önem taşıyorsa, 5G teknolojisinin yaygınlaşabilmesi için de fiber optik altyapı ve mikro veri merkezleri o kadar önem taşıyor. Uzmanlar, dünya genelinde 2025 yılına kadar akıllı şehir altyapısına 326 milyar dolara yakın yatırım yapılacağını öngörüyor. 2025 yılına kadar dünya çapındaki IoT cihazların sayısının da 75 milyar cihazı geçeceği belirtiliyor” dedi. 

IoT sistemlerinin verimli çalışabilmesi için “fiber optik altyapı ve mikro veri merkezleri” kritik öneme sahip 

Teknolojinin ve dijital dönüşümün hayatımızın her noktasını etkilerken, akıllı şehir projelerini de bu büyük dönüşümün bir parçası haline getirdiğini anlatan Canovate Group CMO’su Erdem Günay, konuşmasına şöyle devam etti: 

“Teknolojinin bu kadar hızla geliştiği dünyamız, tamamen dijital hale dönüşüyor ve internetin gücü tüm bu teknolojilerin efektif bir şekilde faaliyet göstermelerinin ana kaynağı haline geliyor.  Böyle bir dünyada, akıllı şehirler ve akıllı binalar için fiber optik alt yapılar çok yakında olmazsa olmaz hale gelecektir. Günlük hayatımızda nesnelerin internete bağlanıp veri gönderip alabilmesi tamamen internet hızına, bant genişliğine ve hızlı veri iletişimine bağlıdır. Bir diğer konu, akıllı şehirler yapılandırılırken, IoT cihazlardan gelen ham veriler öyle büyüktür ki, bu verileri olduğu hali ile bir ağ üzerinden iletmek, ağ kaynaklarına büyük yük getirerek maliyetleri çok artıracaktır. Bu nedenle, akıllı şehir planlamalarında ‘sınır bilişim/uçta hesaplama’ hayatlarımıza girecektir. Sınır bilişim, ham verilerin veri kaynağına yakın bir mikro veri merkezinde işlenerek, sadece gerekli ve anlamlandırılmış bilgilerin, ana veri merkezine veya buluta aktarılması demektir. Örneğin, bir termal radardan gelen her veriyi değil, sadece sıcaklık derecesinin belli bir seviyeyi geçtiği verileri, ana merkeze iletecektir. Bu anlamda doğru bir yapılanma, aktarılan veri büyüklüğünü ve aktarımdaki gecikmeleri %95’e kadar azaltacaktır. Yapay zeka sayesinde gelinen bu noktada akıllı şehirlerdeki, IoT sistemlerin daha verimli çalışabilmesi için az yer kaplayan ve modüler mikro veri merkezleri çok kritik öneme sahiptir” şeklinde konuştu.


7 Nisan 2021 Çarşamba

Swissôtel yeni otelini Çeşme’de açıyor....

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR





Dünyanın öncü otel grubu Accor çatısı altındaki premium segment Swissôtel markasının yeni oteli Çeşme’de açılıyor. İsviçre misafirperverliği geleneğine dayanan ve beş kıtada çağdaş oteller sunan Swissôtel markası, seçkin ve ileri düzey otelcilik anlayışını Çeşme’ye taşıyacak. 

Avrupa’nın en önde gelen otel zinciri Accor Grubu çatısı altındaki Swissôtel markasının yeni oteli Dilek Holding yatırımı ile Çeşme’de açılıyor. Pandemi kurallarına uygun bir şekilde düzenlenen Swissôtel Çeşme tanıtım toplantısı ve imza töreni, Accor Dünya Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin, Accor Otel Grubu Ortadoğu, Afrika, Hindistan ve Türkiye Operasyon Direktörü Sami Nasser ve yatırımcı Dilek Holding Başkanı Adil Dilek ve Başkan Vekili İskender Dilek’in ev sahipliğinde 6 Nisan Salı günü Swissôtel The Bosphorus İstanbul’da gerçekleştirildi. 

Swissôtel Çeşme, Accor Otel Grubu ve Dilek Holding arasında imzalanan sözleşmenin ardından 15 Haziran 2022 tarihinde hizmete girecek. Ege’nin incisi, turkuaz rengi denizi ve eşsiz kumsalı ile misafirlerine Maldivler’de oldukları hissi uyandıran Çeşme, Ilıca koyunda konumlanan Swissôtel Çeşme’nin mimarisini Durmuş Dilekçi üstlendi. Otelin iç mimarisi ise Toner Mimarlık bünyesinde usta mimar Mustafa Toner’e emanet ediliyor. 

Accor Dünya Ticaret Başkanı Yiğit Sezgin önümüzdeki yıl hizmete girecek Swissôtel Çeşme ile ilgili şunları söyledi: “Accor olarak Dilek Holding ile imzaladığımız sözleşme ile Accor Otel Grubu çatısı altındaki premium segment Swissôtel markamızın yeni otelinin Çeşme’de açılacağını duyurmaktan büyük mutluluk duyuyoruz. Kökleri İsviçre misafirperverliği geleneğine dayanan ve 17 ülkede çağdaş oteller sunan Swissôtel markamız, Çeşme’ye taze bir soluk getirecek. Lüks yaşam tarzını otelin her metrekaresinde hissettirecek olan Swissôtel Çeşme, 15 Haziran 2022 tarihinde hizmete girecek.

Yatırımcı Dilek Holding Başkanı Adil Dilek Accor Gurubu ile gerçekleştirdikleri ortaklığa memnuniyetlerini belirtirken, Swissôtel Çeşme yatırımları hakkında şöyle konuştu: “Ege’nin incisi Çeşme Ilıca koyunda açılacak Swissôtel Çeşme ile Çeşme turizmine farklı bir bakış açısı ve yeni bir enerji getiriyoruz. Çeşme’yi 20 yıl önce turizme nasıl kazandırdıysak, Swissôtel Çeşme ile de turizmi daha üst seviyeye taşıyacak bir konsept kazandıracağız. Accor Otel Grubu ile anlaşmamız kapsamında grubun Swissôtel markası ile Çeşme’yi Cannes gibi daha lüks bir segmente taşımayı hedefliyoruz.” 

Accor Otel Grubu Ortadoğu, Afrika, Hindistan ve Türkiye Operasyon Direktörü Sami Nasser toplantıda Accor Otel Grubu ve Dilek Holding arasında imzalanan sözleşmeyi ve Swissôtel Çeşme yatırımını şöyle değerlendirdi:”Accor Otel Grubu olarak Türkiye’de 13 marka ve 55 otelden oluşan mevcut portföyümüzü güçlendirmeye devam ediyoruz. Bu doğrultuda Dilek Holding ile imzaladığımız anlaşmanın hayırlı olmasını diliyorum. Swissôtel markamızın Türkiye’nin en güzel destinasyonlarından biri olan Çeşme’nin turizm hayatına ileri düzeyde ve şık bir otelcilik anlayışıyla lüks segmentte güç katacağına inanıyorum.”

Çeşme’nin güzelliklerini hissettirecek

Swissôtel Çeşme, eşsiz manzara sunan, her biri 1300 metrekare genişliğindeki 2 katlı, özel havuzlu ve teraslı 2 penthouse başta olmak üzere 68 süitten oluşan 248 odayla hizmet verecek. 5 kıta, 17 ülkede uluslararası üne sahip otel markası Swissôtel, böylelikle dünyanın farklı noktalarındaki güzellikleri yaşatan otellerine Çeşme’yi de ekleyecek. Dilek Holding Başkan Vekili İskender Dilek toplantıda Swissôtel Çeşme, otel ve rezidans projesi ile Çeşme’de ileri düzey otelciliği her yönüyle hissettirecekleri bir projeye imza attıklarını ve bundan büyük mutluluk duyduklarını belirtti. 

Botanica Thermal & Spa Merkezi

Swissôtel Çeşme, 1700 metrekare kapalı havuz ve fitness salonunun yanı sıra 2500 metrekarelik “Botanica Thermal & Spa Merkezi” ile sağlıklı yaşam etkinliklerini ve hizmetlerini en üst seviyeye taşıyacak. 

Dev Balo Salonu 

700 metrekarelik balo salonuna sahip Swissôtel Çeşme, balo yemeği düzeninde 450 kişiye hizmet verebilecek. Otelde aynı zamanda 10 adet toplantı salonu ve iş merkezi alanı olacak. İleri düzey otelcilik ve lüksü hissettirecek her türlü imkanı sunacak Swissôtel Çeşme’de ayrıca bir helikopter pisti de bulunacak. 

Eşsiz Deneyimler 

Swissôtel Çeşme, plaj barı, kumsalda restoranı ve a la carte restoranıyla gün boyunca seçkin bir yeme – içme hizmeti sunacak. Swissôtel Çeşme misafirleri gündüz deniz ve güneş eşliğinde, günbatımında ve gece boyunca da farklı lezzetler tadacak ve eşsiz deneyimler yaşayacak.


ACCOR HAKKINDA

Accor, 110 destinasyonda yaklaşık 5100'den fazla otel, resort, rezidans ve 10.000 restoranda benzersiz ve anlamlı deneyimler sunan, dünya lideri bir artırılmış misafirperverlik grubudur. 50 yılı aşkın bir süredir konukseverlik uzmanlığı edinen grup, lüksten ekonomiye kadar uzanan tam entegre marka sistemlerinden oluşan rakipsiz bir portföye sahiptir. Grup ayrıca dağıtımı en üst düzeye çıkaran, otel operasyonlarını optimize eden ve müşteri deneyimini geliştiren dijital çözümler de sunmaktadır. Dünya çapında 300.000’i aşkın bir çalışan portföyü ile profesyonel arttırılmış konukseverlik hizmeti sunmaktadır.

ALL - Accor Live Limitless ile yeni günlük yaşam tarzı dostu hizmetleri sayesinde grup müşterileri, üyeleri ve ortakları arasındaki ilişki işlem odaklılıktan duygusallığa doğru evrilmekte ve yaşama, çalışma ve eğlenme (live, work, and play) potansiyelini ortaya çıkarmaktadır. ALL, konaklamanın ötesinde, yiyecek ve içecekleri gece hayatı, sağlık ve ortak çalışma ile harmanlayarak yaşamanın, çalışmanın ve eğlenmenin yeni yollarını mümkün kılmaktadır. 

Accor, sürdürülebilir değer yaratmaya da büyük önem vermektedir. Planet 21 - Acting Here, Accor Solidarity, RiiSE ve ALL Heartist Fund girişimleri aracılığıyla grup, iş etiği, sorumlu turizm, çevresel sürdürülebilirlik, topluluk katılımı, çeşitlilik ve kapsayıcılık yoluyla pozitif eylemi teşvik etmeye odaklanmıştır.

Accor SA, Euronext Paris Menkul Kıymetler Borsası'nda (ISIN kodu: FR0000120404) ve ABD'deki OTC Piyasasında (Ticker: ACRFY) halka açık olarak listelenmiştir. Daha fazla bilgi için group.accor.com adresini ziyaret edebilir ya da bizi Twitter ve Facebook, Linkedin ve Instagram’da takip edebilirsiniz.


 

“Ticari Diplomasi Yolculuğu” buluşmalarında bu defa Bulgaristan konuşuldu...

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR



Bulgaristan dünyaya açılan kapımız...

Ekonomi Gazetecileri Derneği (EGD) ile Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu’nun (DEİK) birlikte düzenlediği  “Ticari Diplomasi Yolculuğu” buluşmalarında bu defa Bulgaristan konuşuldu.

DEİK/Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir, “Türkiye’nin ihracatının yüzde 55’i şu anda Avrupa’ya yapılıyor ve Avrupa’ya giden bizim tek önemli kapılarımız, Kapıkule, Dereköy ve Hamzabey; Bulgar sınır kapıları. Yılda bir milyon tır geçiyor. Türkiye’nin Avrupa’ya açılan kapısı ile ilişkilerimiz de çok iyi olmadı” dedi. 

Etkinliğin konuğu Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir bu ülke ile Türkiye arasındaki ticari ilişkileri, fırsatları anlattı. 

EGD Başkanı Celal Toprak’ın katkılarıyla ve Sabah Gazetesi Ekonomi Editörü Barış Ergin’in moderatörlüğünde düzenlenen çevrim içi toplantıda DEİK/Türkiye-Bulgaristan İş Konseyi Başkanı Zeki Sarıbekir, Bulgaristan’ın Türkiye’nin ihracatı için kritik öneme sahip olduğunu vurguladı. Sarıbekir, “İhracatımızın yüzde 55’i Avrupa’ya yapılıyorsa, bu ihracatın çok büyük bir kısmını yıllık bir milyon tır ile Bulgaristan üzerinden yapıyoruz” dedi.

MART AYINDA GÜNDE 2 BİN TIR

Türkiye’nin ihracatı için Bulgaristan’ın çok önemli bir ülke olduğunu anlatan Zeki Sarıbekir, “Hem komşumuz hem de Avrupa’ya açılan kapımız. Ama artık bence sadece Avrupa’ya değil, dünyaya açılan kapımız. Bulgaristan’a ilk gittiğimizde 8 milyon nüfus vardı. Bugün 5,5 milyonlara indi. 3 milyon kişisi Avrupa’da çalışıyor. Bulgaristan’da yatırım olursa bu Avrupa’da çalışan kişiler de tekrar kendi ülkelerine döner. Türkiye’nin ihracatı da azalmaz. Türkiye’den yaptığımız ürünler Bulgaristan’daki tesislerde ellenip tekrar tüm dünyaya satılabilir. Bu nedenle Bulgaristan, baktığımız zaman aynı zamanda Türkiye’nin dünyaya açılan kapısı. Avrupa kapısı dediğimizde ise, Türkiye’nin ihracatının yüzde 55’i şu anda Avrupa’ya yapılıyor ve Avrupa’ya giden bizim tek önemli kapılarımız, Kapıkule, Dereköy ve Hamzabey kapıları yani Bulgaristan sınır kapıları. Bu kapılardan yılda bir milyon tır geçiyor. Bir milyon tırı saymakla bitiremezsiniz. Mart ayında günde 2 bin tıra ulaştı ve bu cumhuriyet tarihinin rekorudur. Günde 2000 tır karşı tarafa geçti. Gelenler ile beraber 4000 tıra çıkıyor” dedi.

Toplam tır rakamının bir milyon 200 bine kadar ulaşacağını da söyleyen Zeki Sarıbekir, “Bildiğiniz üzere şu anda konteynır bulmada büyük bir sıkıntı var. Ancak bizim karayolunu, treni, demir yollarını hep gündemde tutmamız gerekiyor. Bulgaristan bizim için bir komşudan daha önemli, dünyaya, Avrupa’ya açılan kapımız ve lojistik önümüzdeki dönemlerde çok çok daha önem kazanacak.” dedi.

4,5 MİLYAR DOLARLIK DIŞ TİCARET HACMİ

Türkiye’nin Bulgaristan’la olan ticari ilişkilerindeki rakamları da belirten Zeki Sarıbekir sözlerine şöyle devam etti: “Bulgaristan ile 4,5 milyar dolarlık bir dış ticaret hacmimiz var. Bu dengeli bir dış ticaret hacmi. Türkiye’nin bu ülkeye ihracatı yaklaşık 2,4 milyar dolar. Bulgaristan’ın bize ihracatı ise 2,1 milyar dolar. Bunun 2021’de 5 milyar dolara çıkacağını öngörüyoruz.   2023’te bu rakamın 6-7 milyar dolar seviyesine çıkmasını bekliyoruz. Bulgaristan’da 70 Türk yatırımcımız var. Bunların içinde büyük çaplı sanayi yatırımcıları da mevcut. Bulgaristan’daki doğrudan Türkiye’den gelen yatırımlar resmi olarak 2,5 milyon Euro civarında.  Bulgaristan, Türkiye’den en çok yatırım çeken ülkelerin başında geliyor. Avrupa’ya açılan kapımız olması dolayısıyla Türk yatırımcılar için her zaman bir cazibe merkezi. Bir diğer önemli husus da iki ülke arasındaki turizm faaliyetleri. Bu sene Bulgaristan’dan Türkiye’ye giren turist sayısı da arttı. Sınır kapımız hiç kapanmadı. Bugün sadece 72 saatlik PCR raporu ile Bulgaristan’a gidebiliyorsunuz. Aynı şekilde onlar da Türkiye’ye gelebiliyor.” 


https://ticaret.gov.tr/data/5f11739313b87614f041ac58/Bulgaristan_profil2.pdf

https://www.kolayihracat.gov.tr/ulkeler/bulgaristan