31 Ağustos 2026 Pazartesi

GIPSY KINGS BY ANDRÉ REYES, XO CAPE ARNNA’DA AKDENİZ RİTMİNİ ZİRVEYE TAŞIDI

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GIPSY KINGS BY ANDRÉ REYES, XO CAPE ARNNA’DA AKDENİZ RİTMİNİ ZİRVEYE TAŞIDI

29 Ağustos gecesi XO Cape Arnna, dünyaca ünlü Gipsy Kings by André Reyes’in enerjisiyle yaz sezonunun unutulmaz müzik deneyimlerinden birine ev sahipliği yaptı. Müzik, dans ve Akdeniz ruhunun buluştuğu gece, XO Cape Arnna’nın “Feeling Alive” dünyasını sahneye taşıdı.

XO Cape Arnna’da sahne alan Gipsy Kings by André Reyes, kendine özgü flamenko, rumba ve pop ezgileriyle geceye damgasını vurdu. Yaklaşık yarım asra uzanan müzik mirasıyla dünya sahnelerinde iz bırakan Gipsy Kings, rumba flamenca’yı uluslararası müzik dünyasına taşıyarak kendine özgü bir sound yarattı. Grubun orijinal üyelerinden André Reyes tarafından sürdürülen bu müzik mirası; “Bamboléo”, “Djobi Djoba” ve “Volare” gibi kuşakları aşan ikonik parçalarla bugün de dünyanın dört bir yanında dinleyicilerle buluşmaya devam ediyor.


Grubun güçlü sahne performansı, hareketli ritimleri ve hafızalara kazınan parçaları XO Cape Arnna misafirlerine yüksek enerjili bir müzik deneyimi yaşattı. İlk şarkılardan itibaren yükselen enerji gece boyunca devam ederken, misafirler şarkılara hep birlikte eşlik etti. Dansın hiç durmadığı gecede Gipsy Kings by André Reyes’in sahne enerjisi, XO Cape Arnna’nın dinamik atmosferiyle buluştu; anı yaşamak, ritme kapılmak ve kendini gerçekten canlı hissetmek gecenin ruhuna dönüştü.

Dünyanın dört bir yanında milyonlarca dinleyiciye ulaşan Gipsy Kings’in karakteristik sound’u, XO Cape Arnna’da Akdeniz ruhuyla buluşurken müzik, dans ve eğlence gecenin her anına yayıldı.

Gastronomiden spora, sanattan müziğe uzanan farklı deneyimleri tatilin ayrılmaz bir parçası olarak konumlandıran XO Cape Arnna, sezon boyunca uluslararası isimleri ve özel etkinlikleri misafirleriyle buluşturarak yalnızca dinlenilen değil, hayatın enerjisinin hissedildiği anlar yaratmaya devam ediyor.


 XO Cape Arnna Hakkında

Türkiye Rivierası’nın muhteşem sahil şeridinde, Fethiye’nin Çalış Koyu’nun kalbinde yer alan ve Dalaman Havalimanı’na sadece 45 dakikalık mesafede bulunan XO Cape Arnna, Melden Group bünyesindeki XO Collection’ın ilk tesisi olarak öne çıkıyor. XO Cape Arnna, nefes kesici doğal ve tarihi çevresiyle bütünleşen çağdaş zarafet ve üst düzey her şey dahil hizmet anlayışını kusursuz bir şekilde bir araya getiriyor. İki farklı deneyim sunan tesis, The Club’ta yalnızca yetişkinlere özel ayrıcalıklı bir alan ve The Resort’ta aile dostu canlı bir tatil atmosferi hem dinlenmek hem de macera arayan seçkin misafirlere hitap ediyor. Toplam 100.000 m²’lik geniş bir alana yayılan tesis; 527 oda, 18 dünya standartlarında yeme-içme noktası, aquapark, spa ve çok sayıda spor alanı gibi etkileyici deneyimler sunuyor. Bulunduğu çevrenin güzelliğinden ilham alan tasarım anlayışıyla XO Cape Arnna, Türkiye Rivierası’nda lüks konaklamada yeni bir dönemin başlangıcını temsil ediyor.


 XO Collection Hakkında

XO Collection, Liberty Hospitality Group’un onlarca yıla dayanan köklü mirasından doğmuş, Özyer Group bünyesindeki Melden Group çatısı altında yer alan yeni bir lüks konaklama markasıdır. Türkiye kökenli markanın misyonu; köklü mirası ve geleneksel değerleri modern tasarım, unutulmaz deneyimler ve zarafetle harmanlayarak her şey dahil tatil konseptini yeniden tanımlamak. Hem yetişkinlere hem de çocuklara hitap edecek şekilde tasarlanan bu yaklaşım ise markanın temelini oluşturuyor. XO Collection, Nisan 2025’te Türkiye’nin Fethiye bölgesinde açılan ilk tesisi XO Cape Arnna ile faaliyete başlamış olup, ilerleyen dönemde yeni tesislerini duyurmayı planlıyor.

The Grand Tarabya Managed by Accor’un Yeni Yiyecek & İçecek Direktörü: Melih Kayır


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


The Grand Tarabya Managed by Accor’un Yeni Yiyecek & İçecek Direktörü: Melih Kayır

2025 yılında Accor yönetimine geçen ve önümüzdeki dönemde Fairmont’a dönüşecek olan The Grand Tarabya Managed by Accor’un Yiyecek & İçecek Direktörü görevine, uluslararası lüks otelcilik sektöründe 10 yılı aşkın deneyime sahip olan Melih Kayır atandı.

 Kariyerine Amerika Birleşik Devletleri’nde JW Marriott Austin’de başlayan Kayır; ardından BVLGARI Resort and Residences Dubai, The Abu Dhabi EDITION ve The Reykjavik EDITION’da farklı görevler üstlendi. Abu Dhabi EDITION’daki dört yıllık kariyeri boyunca üç kez terfi ederek Restoran Genel Müdürü pozisyonuna yükselen Kayır, yönettiği restoranlarla önemli uluslararası başarılara imza attı.

 Uluslararası deneyiminin ardından Türkiye’ye dönerek Mandarin Oriental Bosphorus, Istanbul’da Yiyecek & İçecek Direktör Yardımcısı olarak görev yapan Kayır, otelin tüm seçkin yeme-içme operasyonlarının yönetimini yürüttü. Son olarak D Maris Bay’de Yiyecek & İçecek Direktörü pozisyonunu üstlenen Kayır, içlerinde Zuma ve La Guerite gibi dünyaca ünlü markaları barındıran 16 farklı yeme-içme noktasının operasyonunu yönetti.

 Ondokuz Mayıs Üniversitesi Turizm ve Otel İşletmeciliği Bölümü mezunu olan ve Cornell University’den Turizm ve Otelcilik Yönetimi sertifikasına sahip Melih Kayır, uluslararası lüks otelcilik ve yeme-içme operasyonlarındaki deneyimiyle The Grand Tarabya Managed by Accor ekibine Yiyecek & İçecek Direktörü olarak katıldı.

 

The Grand Tarabya Managed by Accor

İstanbul’un Boğaziçi kıyısındaki seçkin Tarabya semtinde yer alan ve yakında Fairmont markasına dönüşecek olan, The Grand Tarabya Managed By Accor Oteli, dünya çapında 110’dan fazla ülkede 5.600’den aşkın tesisi bulunan lider konaklama grubu Accor’un İstanbul’daki 38. otelidir. Boğaziçi’nin eşsiz konumunda yer alan The Grand Tarabya Managed by Accor, İstanbul’un kültürel ve tarihi cazibe merkezlerine kısa bir mesafede bulunuyor; misafirlerine lüks ve kalite eşliğinde; her noktasından ayrı ayrı muhteşem manzaralar ve huzurlu bir sahil ortamı sunuyor. 1966’da Türkiye’nin ilk beş yıldızlı otellerinden biri olarak açılan ve 2013’te yenilenerek tekrar hizmete giren The Grand Tarabya, uzun yıllardır zarafet ve güzelliğin simgesi olarak öne çıkmaktadır. Tesis; 248 oda ve suit, 29 rezidans, yedi farklı yeme-içme noktası ve kapsamlı bir wellness merkezine sahiptir. The Grand Tarabya Managed by Accor, yeni Genel Müdürü Uğur Talayhan yönetiminde yola devam etmektedir.


TROYA’NIN HİKÂYESİ ROMA’DA 2 MİLYONU AŞKIN ZİYARETÇİYLE BULUŞTU

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TROYA’NIN HİKÂYESİ ROMA’DA 2 MİLYONU AŞKIN ZİYARETÇİYLE BULUŞTU

KOLEZYUM’DAKİ TROYA VE ROMA SERGİSİ 2 MİLYON 66 BİN 178 ZİYARETÇİYE ULAŞTI

BAKAN ERSOY: “KÜLTÜREL DEĞERLERİMİZİ ULUSLARARASI ÖLÇEKTE TANITMAYA DEVAM EDİYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, İtalya ile yürütülen kültürel iş birliği kapsamında Kolezyum’da açılışı gerçekleştirilen “Troia ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri” sergisinin 2 milyon 66 bin 178 ziyaretçiye ulaştığını açıkladı. Bakanlığa bağlı müzelerden 221 eserin yer aldığı, İtalya ve Vatikan müzelerinden eserlerle birlikte 300’ün üzerinde eseri bir araya getiren sergi 18 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek.

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, Roma’daki Kolezyum’da ziyarete açılan “Troia ve Roma: Antik Akdeniz’in Mitleri, Efsaneleri ve Hikâyeleri” sergisinin ulaştığı ziyaretçi sayısını sosyal medya hesabından paylaştı.

Ersoy, “Troia’nın hikâyesi Roma’da milyonlarla buluşuyor.” ifadelerini kullanarak serginin 2 milyon 66 bin 178 ziyaretçiye ulaştığını bildirdi.

İtalya ile yürütülen kültürel iş birliği kapsamında Kolezyum’da açılışı gerçekleştirilen sergide Bakanlığa bağlı müzelerden 221 eserin yer aldığını belirten Ersoy, İtalya ve Vatikan müzelerinden eserlerle birlikte 300’ün üzerinde eserin ziyaretçilerle buluştuğunu kaydetti.

Serginin Troya Savaşı’ndan Homeros’un İlyada’sına, Aeneas’ın İtalya yolculuğundan Roma’nın kurucularının Anadolu kökenine uzanan ortak tarihî mirası dünyaya anlattığını vurgulayan Ersoy, “18 Ekim’e kadar açık kalacak sergimizle kültürel değerlerimizi uluslararası ölçekte tanıtmaya, kültürel diplomasi yoluyla Türkiye ile İtalya arasındaki bağları güçlendirmeye devam ediyoruz.” değerlendirmesinde bulundu.


Troia’dan Roma’ya Uzanan Ortak Hafıza

Kültür ve Turizm Bakanlığı ile İtalya Kültür Bakanlığı arasında yürütülen kültürel iş birliği projeleri kapsamında hazırlanan serginin açılışı, Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy ile İtalya Kültür Bakanı tarafından 11 Haziran'da özel bir törenle gerçekleştirildi. “Troia e Roma. Miti, leggende, storie del Mediterraneoantico” adıyla düzenlenen sergi 12 Haziran'da tarihinde ziyarete açıldı.

Küratörlüğü Kolezyum Arkeoloji Parkı ile Bakanlık Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürlüğünce üstlenilen sergide; Troya Savaşı, dönemin Anadolu’sunun siyasi ortamı, Homeros’un İlyada adlı eserinde geçen hikâye ve mitler, savaşın sonunda yeni bir yurt kurma amacıyla Troya’dan kaçan Aeneas’ın İtalya’ya yolculuğu ve Roma’nın kurucularının Anadolu’lu olması konu ediliyor.

300’ün Üzerinde Eser Kolezyum’da

Sergide 221’i Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı müzelerden olmak üzere İtalya ve Vatikan müzelerinden sağlanan eserlerle birlikte 300’ün üzerinde eser yer alıyor.

Troia ve Roma arasındaki tarihsel ve mitolojik bağları farklı eserler üzerinden anlatan sergi, 18 Ekim 2026 tarihine kadar gösterimde kalacak.

Kültürel Diplomaside Troya Etkisi

Sergi, Kültür ve Turizm Bakanlığının son yıllarda ivme kazanan süreli sergiler üzerinden Türkiye’nin kültürel değerlerini uluslararası ölçekte tanıtma politikası kapsamında gerçekleştirildi.

Tarihî ve arkeolojik mirasın diyalog, sürdürülebilir kalkınma ve sosyoekonomik gelişim aracı olarak değerlendirilmesini esas alan sergi, Türkiye ile İtalya arasındaki ilişkilerin güçlendirilmesini amaçlayan önemli bir kültürel diplomasi girişimi olarak öne çıkıyor.


EGE’NİN İNCİSİ, TÜRK TURİZMİNİN GÖZ BEBEĞİ MUĞLA

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


EGE’NİN İNCİSİ, TÜRK TURİZMİNİN GÖZ BEBEĞİ MUĞLA

Türkiye'nin güneybatısında, Ege Denizi’yle Akdeniz’in kucaklaştığıköşededir Muğla. Büyük kısmı Ege’de olsa da Akdeniz’e de uzanan kıyılarıyla Türkiye'nin en uzun sahil şeridine sahip olan kent, yılın dört mevsimindeki doğal güzellikleriyle ziyaretçilerini büyüler. 

Muğla adeta doğanın insanlara armağanıdır. Turkuaz renkli denizin dantel gibi ördüğü kıyılarında çok sayıda koy, körfez ve yarımada bulunur. Topraklarının yaklaşık %74'ü orman ve fundalıklarla kaplıdır. Denize kadar inen çam ağaçlarının gölgesinde, kekik, adaçayı, hayıt kokuları içinde yüzersiniz koylarında. 

Muğla, zengin biyolojik çeşitliliği, endemik türleri ve eşsiz ekosistemleri nedeniyle Türkiye'nin en fazla koruma alanına sahip illerindendir. Sınırları içerisinde milli parklardan özel çevre koruma bölgelerine, tabiatı koruma alanlarından sulak alanlara kadar pek çok farklı statüde koruma bölgesi bulunur. 

Marmaris Milli Parkı:Sulak alanlara, antik şehirlere ve yaban hayata (yaban keçisi ve kirpi gibi) ev sahipliği yapan büyük ulusal parktır.

Saklıkent Milli Parkı: Seydikemer sınırlarında yer alan, yer yer 300 metre derinliğe ulaşan ve dünyanın en dik kanyonlarından biri olan Saklıkent Kanyonu'nun bulunduğu bir doğa harikasıdır.

Köyceğiz - Dalyan Özel Koruma Alanı: Yaklaşık 461 km²'lik bir alanı kapsayan bu bölge, Türkiye’nin ilk özel çevre koruma alanıdır. Endemik sığla ormanlarını, İztuzu Plajı'ndaki Caretta caretta deniz kaplumbağası yuvalama alanlarını ve Dalyan deltasını korur.

Gökova Özel Koruma Alanı: Azmak Nehri'nin berrak sularını ve Gökova Körfezi'nin hassas deniz ekosistemini koruma altında tutar.

Datça - Bozburun Özel Koruma Alanı: Akdeniz ve Ege'nin birleştiği yarımadada, biyolojik çeşitlilik ile zeytin/badem habitatlarının korunmasını sağlar.

Kartal Gölü Tabiatı Koruma Alanı: Beyağaç yakınlarında yer alan ve Türkiye’nin, bazıları 1000 yaşın üzerinde olan en yaşlı Karaçam ormanlarına ev sahipliği yapan alpin kuşak koruma alanıdır.

Sırtlandağı Halep Çamı Tabiatı Koruma Alanı: Milas ilçesinde, Akdeniz genelinde nesli tehlikede olan saf Halep çamı (Pinus halepensis) orman yapısını korumak amacıyla ilan edilmiştir

Bafa Gölü Tabiat Parkı: Milas ile Aydın sınırında yer alan göl; her yıl binlerce göçmen kuşa ev sahipliği yapmasının yanı sıra Latmos (Beşparmak) Dağları'nın 8 bin yıllık kaya resimlerini korur.

Çubucak Tabiat Parkı: Marmaris-Datça yolu üzerinde, Hisarönü Körfezi kıyısında denizle Kızılçam ormanının birleştiği, biyoçeşitliliği yüksek bir ekosistemdir.

Girdev Gölü: Muğla'nın önemli mahalli sulak alanlarından biri olup yüksek rakımlı bir kuş cennetidir.

MUĞLA’DA TARIMSAL ÜRETİM

Muğla, elverişli Akdeniz iklimi, verimli kıyı ovaları ve zengin su kaynakları sayesinde, turizmin yanı sıra Türkiye’nin en önemli bitkisel üretim ve tarım merkezlerinden biridir. İl genelinde zeytincilik, narenciye üretimi, örtü altı seracılık ve coğrafi işaretli özel ürünler, ekonomik hayatta büyük bir paya sahiptir. 

Narenciye / Turunçgiller: Ortaca, Dalaman ve Fethiye gibi,kış aylarında don riskinin düşük olduğu ılıman kıyı ovalarında portakal, mandalina, limon ve greyfurt üretimi yoğunlaşır. Özellikle erkenci mandalina çeşitleri pazara ilk giren ürünler arasında yer alır. 

Seracılık ve Turfanda Sebzecilik: özellikle Fethiye, Seydikemer ve Ortaca’daseracılık faaliyetleri, modern naylon ve cam seralarda domates, salatalık, biber ve patlıcan gibi ürünlerle kış ve bahar döneminde iç piyasanın sebze ihtiyacına büyük katkı sağlar.

Özel ve Endemik Ürünler: Datça Yarımadası'nda Datça Nurlu Bademi, Köyceğiz-Marmaris hattında ise Sığla ağacından, kozmetik ve eczacılıkta kullanılan sığla yağı gibi nadir tarımsal değerler üretilir. 

Halk arasındaki adı “günlük ağacı”olan Anadolu sığla ağacı, milyonlarca yıllık geçmişiyle buzul çağlarından bugüne ulaşmayı başarmış çok özel, endemik bir ağaç türüdür. Dünya üzerinde sadece çok sınırlı coğrafyalarda, en yoğun olarak ise Muğla'nın Köyceğiz, Marmaris, Fethiye, Dalaman ve Ula ilçelerinin, taban suyu yüksek nemli dere kenarlarında ve bataklık ormanlarında doğal olarak yetişir. Ortalama 200 ila 300 yıl kadar yaşayabilen ağacın gövdesine bahar ve yaz aylarında kontrollü ve geleneksel yöntemlerle çizikler atılır. Ağacın kendini korumak için salgıladığı reçineden sığla yağı (balzam) elde edilir. 

Sığla yağının, Antik Mısır'da firavunların mumyalanmasında, Kleopatra'nın güzellik rutinlerinde ve Roma hamamlarında şifa/esans amaçlı kullanıldığı tarihi kayıtlarda yer alır. Günümüzde antiseptik özelliği sayesinde ülser, gastrit, reflü gibi mide rahatsızlıklarında, cilt yanıklarında, kesiklerde ve yara izi kalmamasını sağlayan merhemlerde yaygın olarak kullanılmakta, yağı damıtıldıktan sonra kalan kabuğu ayrıca tütsü (günlük buhuru) olarak değerlendirilmektedir.  


Zeytin ve Zeytinyağı üretimi: Muğla genelinde sayıları 17 milyona ulaşan zeytin ağaçlarının büyük kısmı Milas başta olmak üzere Bodrum, Datça ve Menteşe hattında yetiştirilir. Zeytinyağı üretimi, geleneksel ve modern tesislerin bir arada kullanıldığı en önemli tarımsal sanayi kollarından biridir. Bölgede hasat dönemi genellikle ekim ayında başlar ve şubat ayına kadar sürer.Milas zeytinyağı Avrupa Birliği (AB) coğrafi işaretine sahip, uluslararası düzeyde bilinen bir değerdir. 

Yatağan ilçesine bağlı Turgut (Turgutlar) Mahallesi başta olmak üzere bazı yörelerde ise zeytin, atadan kalma geleneksel bir yöntem olan insan ayağıyla çiğneme usulüyle suyundan ve posasından ayrıştırılır. Bu şekilde elde edilen zeytinyağına “ayak yağı” denilmektedir. Teknolojik fabrikaların ve modern sistemlerin yaygınlaşmasına rağmen bu kültürel mirası yaşatan yerel halk, bu yağı hem lezzeti hem de geleneksel kullanım amaçları nedeniyle özel olarak üretmeye devam etmektedir. 

MUĞLA’DA HAYVANCILIK

İl genelinde hayvancılık faaliyetleri tek bir alana sıkışmamış; arıcılık, büyükbaş ve küçükbaş hayvancılık olarak farklı alt sektörlerde rekor üretim seviyelerine ulaşmıştır. 

Arıcılık:Muğla, dünya çam balı üretiminin yaklaşık %80-90'ını tek başına karşılayan, 810 binden fazla arılı kovan varlığı ve yaklaşık 4 bin 700 kayıtlı üreticisiyle Türkiye'nin ve dünyanın arıcılık başkentidir. İlin kıyıları ve çam ormanlarıyla kaplı dağları, sadece yöre halkına değil, her mevsim dışarıdan gelen binlerce gezgin arıcıya da ev sahipliği yapar. 

Muğla'nın ılıman kış iklimi, arı kolonilerinin yıl boyu hayatta kalmasını ve gelişmesini sağlar. Ayrıca bölgedeki narenciye, badem bahçeleri ve endemik Sığla ağaçları arılara eşsiz bir nektar kaynağı sunar. Bölgedeki kızılçam ormanlarında yaşayan ve Marchalina hellenica adı verilen Basra böceğinin salgıladığı özsuyun arılar tarafından işlenmesiyle elde edilen coğrafi işaretli Muğla çam balı, kristalize olmayan yapısı ve aromasıyla dünyada benzersizdir. 

 Dünya çam balı başkenti olan Muğla’nın asırlık arıcılık mirasını korumak ve gelecek nesillere aktarmak amacıyla Menteşe’de Türkiye'nin Kültür ve Turizm Bakanlığı onaylı ilk arıcılık müzesi olan “Özel Muğla Arıcılık Müzesi” kurulmuştur.Muğla İli Arı Yetiştiricileri Birliği (MAYBİR) tarafından tamamen kendi imkanlarıyla kurulan müze 2010 yılında ziyarete açılmıştır. 

Büyükbaş Hayvancılık: Muğla'da açık ahır sistemleri ve yem bitkisi silaj üretiminin gelişmesiyle büyükbaş hayvancılık modern tesislerle büyümektedir. Büyükbaş hayvancılığın ve süt sığırcılığının en yoğun yapıldığı ilçeler Milas ve Seydikemer'dir. Bu iki ilçe, ilin et ve süt ihtiyacının çok büyük bir kısmını üstlenir. 

Küçükbaş Hayvancılık: Bölgenin maki örtüsü ve engebeli coğrafi yapısı, özellikle keçi yetiştiriciliği için doğal bir avantaj sunar.Küçükbaş hayvancılığın en yoğun kümelendiği ilçeler Milas, Menteşe, Seydikemer ve Yatağan'dır. 

Balıkçılık:Muğla, Ege ve Akdeniz'in birleştiği bin 480 kilometrelik sahil şeridiyle hem ticari balıkçılık ve su ürünleri yetiştiriciliğinde hem de kıyıdan amatör olta balıkçılığında Türkiye'nin en zengin illerindendir. Levrek, lüfer, barakuda, çipura, sargoz, mırmır, sinarit, karagöz ve lidaki önde gelen balık türleridir. 

Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça ve Akyaka bölgeleri hem profesyonel tekneler hem de hobi amaçlı oltacılar için popüler meralara ev sahipliği yapar. Akyaka ve Gökova Körfezi’ndeazmak nehrinin ağzı ve Akçapınar sahili levrek avcılığı için oldukça verimlidir.Bodrum Yarımadası’nda ise Gümüşlük koyu, Yalıkavak marina dışı ve Güvercinlik mendireği levrek, barakuda ve mırmır avı için tercih edilir.Fethiye ve Göcek’tesahil parkı, Darboğaz koyu ve Ölüdeniz lagün çevresi sargoz, levrek ve lüfer grubu balıkları barındırır.Marmaris ve Datça’da İçmeler, Turunç limanı ve Knidos antik limanı çevresi kaya balıkları, melanur ve sinarit denemeleri için el verişlidir. 

Murat Tüzel 

Yeni Parti İstanbul İl Turizm Komisyon Başkanı

Dünya Seyahat Gazetecileri ve Yazarları Federasyonu Üyesi

30 Ağustos 2026 Pazar

ÇANAKKALE BEŞİNCİ KEZ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İLE BULUŞTU


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ÇANAKKALE BEŞİNCİ KEZ KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ İLE BULUŞTU

TARİHTEN SANATA, MÜZİKTEN LEZZETE ÇANAKKALE’DE 9 GÜNLÜK FESTİVAL

Türkiye Kültür Yolu Festivali’nin 16’ncı durağı Çanakkale’de dokuz gün sürecek kültür, sanat ve gastronomi maratonu Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı’nın katılımıyla Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar Binası’nda gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. Beşinci kez festival coşkusunu yaşayan kent, Troya’dan Çanakkale Savaşları’na uzanan eşsiz tarihî mirasını konserlerden sergilere, tiyatrodan atölyelere uzanan yüzlerce etkinlikle buluşturacak. Türkiye’nin sevilen sanatçıları festival sahnelerinde müzik şöleni yaşatırken, 52 Lezzet Noktası da Çanakkale’nin zengin mutfak kültürünü ziyaretçilerin keşfine sunacak. 


Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından düzenlenen Türkiye Kültür Yolu Festivali’ne beşinci kez ev sahipliği yapan Çanakkale’de açılış programı Anadolu Hamidiye Tabyası Hangar Binası’nda gerçekleştirildi. Programa Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, Yeni Parti Çanakkale Milletvekili İsmet Güneşhan, Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Türkiye Kültür Yolu Festivali Genel Direktörü Selim Terzi, il protokolü ve çok sayıda sanatsever katıldı.

Festivalin açılışında konuşan Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, Çanakkale’nin binlerce yıl önce Troya Savaşları’yla destanlara konu olduğunu, binlerce yıl sonra ise Çanakkale Savaşları’yla dünya tarihinin en önemli mücadelelerinden birine sahne olduğunu söyledi. Çanakkale’nin, insanlık tarihinin farklı dönemlerini aynı coğrafyada ve ortak bir hafızada buluşturan eşsiz bir kültür şehri olduğunu vurgulayan Yazgı, “Bizler de bu eşsiz mirası korumayı, yaşatmayı ve dünyaya tanıtmayı en önemli sorumluluklarımızdan biri olarak görüyoruz. Bu anlayışla, 14 Haziran’da Roma’nın kalbindeki Kolezyum’da açılan ve 18 Ekim’e kadar ziyaret edilebilecek ‘Troya ve Roma: Antik Akdeniz Mitleri, Efsaneleri, Hikâyeleri’ sergisinde, 19 müzemizden 200’ü aşkın eseri uluslararası izleyiciyle buluşturuyoruz” dedi.

Yazgı, bir şehrin kültürel mirasını dünyaya tanıtmak kadar, o mirası korumanın ve gelecek nesillere aktarmanın da önemli bir sorumluluk olduğunu belirterek, bu topraklarda vatan için canlarını feda eden kahramanların aziz hatırasına sahip çıkmanın bir vefa borcu olduğunu söyledi. Yazgı, “Bu anlayışın bir tezahürü olarak kurulan Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığımız; şehitliklerden tabyalara, müzelerden anıtlara kadar bu eşsiz mirası korumak, ihya etmek ve gelecek nesillere aktarmak için çalışmalarını büyük bir özveriyle sürdürüyor. Çünkü burada yapılan her çalışma yalnızca bir tarihî mekânı korumak değil; ecdadımıza duyduğumuz vefayı yaşatmak ve Çanakkale ruhunu gelecek nesillere emanet etmektir. Bugün Tarihi Alan, bu anlayışla milletimizin hafızasında ve gönlünde müstesna bir yere sahip olan canlı bir tarih alanı hâline gelmiştir.” dedi.

“ÇANAKKALE MUTFAĞINI YAKINDAN TANIMA FIRSATI SUNUYORUZ”

Kültür ve Turizm Bakan Yardımcısı Gökhan Yazgı, festivalin Çanakkale’nin lezzetlerini keşfetmenin yanı sıra kentin gastronomi kültürünün konuşulacağı, paylaşılacağı ve geleceğe taşınacağı önemli buluşmalara da ev sahipliği yapacağını söyledi. Bir şehri tanımanın en güzel yollarından birinin o şehrin sofrasına ortak olmak olduğunu belirten Yazgı, festival kapsamında danışma kurulu tarafından belirlenen 52 Lezzet Noktası ve gastronomi etkinlikleriyle ziyaretçilere Çanakkale mutfağını yakından tanıma fırsatı sunacaklarını dile getirdi. Yazgı, ziyaretçilere Çanakkale’nin peynirini, sardalyasını, keşkeğini, peynir helvasını, zeytinyağlılarını ve eşsiz yöresel lezzetlerini tatmadan şehirden ayrılmamalarını da özellikle tavsiye etti.

“ÇANAKKALE KÜLTÜR YOLU FESTİVALİ GURUR VERİCİ BİR ETKİNLİK”

Çanakkale Valisi Doç. Dr. Ömer Toraman, festivalin kentin kültür ve sanat hayatının önemli bir parçası hâline geldiğine dikkat çekerek, “Çanakkale Kültür Yolu Festivali artık şehrimiz için önemli bir marka. Ulusal ve uluslararası alanda dikkat çeken, gurur verici bir organizasyona dönüşmesinden büyük memnuniyet duyuyoruz. Dokuz gün boyunca gerçekleştirilecek kültür, sanat ve gastronomi etkinlikleri hem Çanakkaleli hemşehrilerimiz hem de kentimizi ziyaret edecek misafirlerimiz için önemli bir fırsat sunacak. Festivalin Çanakkale’nin kültürünü, sanatını, tarihini ve gastronomisini daha geniş kitlelere tanıtmasına önemli katkı sağlayacağına inanıyoruz. Vatandaşlarımızın festivale gösterdiği ilgi ve güçlü sahiplenme de bizleri ayrıca mutlu ediyor. Bu değerli organizasyonun hayata geçirilmesinde başta Kültür ve Turizm Bakanlığımız olmak üzere Bakan Yardımcımıza, Gelibolu Tarihi Alan Başkanlığımıza, ilgili kurum ve kuruluşlarımıza ve emeği geçen herkese teşekkür ediyorum” dedi.

“ÇANAKKALE HALKI BU FESTİVALİ ÇOK SEVDİ” 

Çanakkale Savaşları Gelibolu Tarihi Alan Başkanı İsmail Kaşdemir, Çanakkalelilerin sevdiği festivalin bugün başladığını belirterek, “Gerçekten Sayın Kültür ve Turizm Bakanımız Mehmet Nuri Ersoy'un büyük desteğiyle ve Kültür ve Turizm Bakanlığımızın uygun görmesiyle uzun zamandan bu yana Çanakkale'de Kültür Yolu Festivallerini hep beraber yapıyoruz. Ve Çanakkale halkı bu festivali çok sevdi. Hem katılım anlamında hem de sahip çıkma anlamında bütün halk başta olmak üzere bütün kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, siyasi partilerimiz bir bütün olarak bu festivale sahip çıktılar. Gerçekten bu festival 3 yaşından 90 yaşına kadar herkesin kendine ait bir şey bulabildiği bir festival. Ve kültür ve sanatın bütün dalları var. Spordan, tiyatroya müzik etkinliklerinden sergilere ve insan ne arıyorsa sanat ve kültür adına gerçekten burada mutlaka bir şey buluyor." dedi

Açılış programının ardından protokol üyeleri, Anadolu Hamidiye Tabyası’nda festival boyunca ziyaretçilerini ağırlayacak “Yaşayan Miras: Çanakkale Sergisi”ni ziyaret etti.

ÇANAKKALE’DE KONSERLER MÜZİK ŞÖLENİ YAŞATACAK

Çanakkale Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenecek ücretsiz konserlerde Türkiye’nin sevilen sanatçıları dokuz gün boyunca müzikseverlerle buluşacak. Festivalin konser programında Ceza, Kıraç, Bengü, Oğuzhan Koç, Özcan Deniz, Simge, Sefo, Gökhan Türkmen ve Bayhan sahne alacak.

Festival boyunca sergiler, tiyatro gösterileri, sempozyumlar, geleneksel sanat atölyeleri, söyleşiler, FotoMaraton etkinlikleri ve çocuk programları da kentin farklı noktalarında ziyaretçilerle buluşacak.

Çanakkale Kültür Yolu Festivali, 6 Eylül’e kadar kentin tarihî mekânlarından kültür sanat merkezlerine uzanan zengin programıyla Çanakkalelileri ve kenti ziyaret eden misafirleri ağırlamaya devam edecek.

Festival programı ve etkinliklere ilişkin detaylı bilgilere Türkiye Kültür Yolu Festivali resmî internet sitesi ve Instagram hesabı @turkiye_kulturyolu üzerinden ulaşabilirsiniz.


Japonya ve Güney Kore Seyahatlerinde Yüzde 30’a Varan Artış Yaşanıyor

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Uzak Doğu'nun Yükselen Yıldızları: Japonya ve Güney Kore

ENUYGUN.com Verilerine Göre Japonya ve Güney Kore Seyahatlerinde Yüzde 30’a Varan Artış Yaşanıyor

Japonya ve Güney Kore, köklü kültürel miraslarını modern yaşamla buluşturan atmosferleriyle Uzak Doğu'nun en çok ilgi gören destinasyonları arasında yer alıyor. Her iki ülke, güvenli şehirleri, gelişmiş ulaşım altyapısı ve dört mevsim sunduğu farklı deneyimlerle her yıl daha fazla gezgini kendine çekiyor. Üstelik Japonya’nın Türk vatandaşlarına vizesiz seyahat imkanı sunması ve Güney Kore’ye yalnızca pratik bir elektronik onay formu ile girilebilmesi, bu rotaları seyahat severler için çok daha cazip kılıyor.

Türkiye'nin lider seyahat platformu ENUYGUN.com, seyahat severler için son dönemde popülerliğini hızla arttıran, Japonya ve Güney Kore’nin öne çıkan rotalarını paylaştı

Binlerce yıllık geleneklerini ileri teknolojiyle harmanlayan Japonya ve Güney Kore tarihi tapınakları, görkemli sarayları, neon ışıklı rengârenk caddeleri ve eşsiz lezzet duraklarıyla her yıl daha fazla seyahat severin gezi listesinde yerini alıyor. Türkiye'nin lider seyahat platformu ENUYGUN.com verilerine göre, bu yıl Japonya ve Güney Kore uçak bileti satışlarında geçen yıla kıyasla yaklaşık %30’luk bir artış yaşanıyor. Asya'ya yönelik bu güçlü talebin başrolünde ise bilet satışlarında %37’lik oranla büyük bir sıçrama yakalayan Japonya yer alıyor.

Türkiye'nin lider seyahat platformu ENUYGUN.com, gelenek ile teknolojinin iç içe geçtiği, hareketli şehir yaşamı ve zengin mutfak kültürüyle öne çıkan Japonya ve Güney Kore’nin en gözde rotalarını derledi.

Tokyo

Teknolojiyi gelenekle buluşturan yapısıyla Japonya'nın başkenti Tokyo, Uzak Doğu'nun en gözde şehirlerinin başında geliyor. Yılın her dönemi artan uçuş alternatifleri ve avantajlı bir Japonya uçak bileti ile kolayca ulaşabileceğiniz Tokyo'da Shibuya ve Shinjuku’nun hareketli sokaklarında modern şehir hayatını deneyimlerken, Senso-ji Tapınağı ve MeijiJingu gibi tarihi yapılarla Japon kültürünü yakından tanıma fırsatı bulabilirsiniz. İlkbaharda sakura manzaraları, sonbaharda ise renk değiştiren parklarıyla şehir, gastronomiden alışverişe kadar zengin bir deneyim vadediyor.

Kyoto

Japon kültürünü en iyi yansıtan şehirlerden bir diğeri de Kyoto. Tarihi tapınakları, geleneksel çay evleri ve bambu ormanlarıyla öne çıkan Kyoto’da, FushimiInari Tapınağı’nın SenbonTorii" (Binlerce Torii) olarak bilinen yaklaşık 10.000 adet ikonik, turuncu-kırmızı renkli ahşap kapı,  Arashiyama Bambu Ormanı ve Gion bölgesindeki tarihi sokaklar şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. Kyoto, Japonya’nın geleneksel yaşamını yakından keşfetmek isteyenler için vazgeçilmez rotalardan biri.

Osaka

Lezzet duraklarıyla öne çıkan Osaka da Japon mutfağını keşfetmek isteyenlerin favori şehirlerinden biri. Dotonbori bölgesi, sokak lezzetleri ve renkli gece hayatıyla dikkat çekerken Osaka Kalesi ve Universal Studios Japan da şehrin en popüler ziyaret noktaları arasında bulunuyor. Hareketli yapısı sayesinde şehir, kısa süreli seyahatler için de ideal alternatiflerden biri.

Seul

Güney Kore'nin başkenti Seul de tarihi sarayları, modern mimarisi ve dinamik şehir yaşamıyla Uzak Doğu’da en çok ziyaretçi çeken şehirlerin başında geliyor. 

Seyahat rotasını bu dinamik ülkeye çeviren ve bütçesine uygun bir Güney Kore uçak bileti bularak soluğu Seul'de alan gezginleri sayısız deneyim bekliyor. Gyeongbokgung Sarayı ve BukchonHanok Köyü geleneksel Kore kültürünü yansıtırken, Myeongdong ve Gangnam bölgeleri alışveriş, gastronomi ve eğlence deneyimi sunuyor. K-pop ve Kore dizilerinin küresel etkisiyle son yıllarda Seul, özellikle genç gezginlerin en çok merak ettiği destinasyonlar arasında yer alıyor.

Busan

Güney Kore'nin ikinci büyük şehri Busan da deniz kıyısındaki atmosferiyle Seul'den çok daha farklı bir deneyim sunuyor. Haeundae Plajı, Gamcheon Kültür Köyü ve Jagalchi Balık Pazarı şehrin en çok ziyaret edilen noktaları arasında yer alıyor. Deniz ürünleriyle ünlü mutfağı ve sahil yaşamıyla Busan, Uzak Doğu seyahatine farklı bir durak eklemek isteyenler için öne çıkıyor.

Jeju Adası

Güney Kore'nin doğa harikası olarak bilinen Jeju Adası, büyüleyici volkanik manzaraları ve huzurlu atmosferiyle ülkenin en popüler kaçış noktalarından biri. UNESCO Dünya Mirası listesinde yer alan görkemli Hallasan Dağı, etkileyici şelaleleri ve eşsiz lav tüpleriyle ada, doğa tutkunlarına görsel bir şölen sunuyor. Özellikle ılıman iklimi, bembeyaz plajları ve bahar aylarında sarıya boyanan kanola tarlalarıyla Jeju, hareketli Kore şehirlerinden sonra dinlenmek isteyen gezginlerin seyahat planlarında mutlaka yer almayı hak ediyor.

ENUYGUN Uçak İş Biriminden Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Orkun Özkan, Uzak Doğu rotalarındaki bu ivmeyi şu sözlerle değerlendirdi: "Uzak Doğu uçuşları, son dönemde en çok yükseliş gösteren rotaların başında geliyor. Özellikle direkt uçuş alternatiflerinin artması, Japonya'nın vizesiz oluşu ve Güney Kore'nin K-ETA (Elektronik Seyahat Onayı) kolaylığı, bu destinasyonları gezginler için eskisinden çok daha erişilebilir kıldı. Japonya ve Güney Kore özelinde bilet satışlarımızda gözlemlediğimiz yaklaşık %30’luk artış, bu bölgeye olan ilginin bir trende dönüştüğünü gösteriyor. Özellikle Japonya uçuşlarında yakaladığımız %37’lik büyüme ise vizesiz seyahat kolaylığının ve trendlerin gezginler için ne kadar belirleyici olduğunu bize net bir şekilde kanıtlıyor."

Yola çıkmadan önce 

İstanbul'dan Tokyo ve Seul'e direkt uçuşlarla ortalama 11-12 saatlik bir yolculukla ulaşılabiliyor. Uzak Doğu seyahatlerinde özellikle Japonya'nın dünyaca ünlü Sakura (Kiraz Çiçeği) dönemi olan ilkbahar ayları ile Güney Kore'nin doğa manzaraları sunan sonbahar dönemi, yılın en çok ziyaretçi ağırlanan zaman dilimleri olarak öne çıkıyor. 

Bölgede yaz aylarında görülen yüksek nem ve muson yağmurları göz önüne alındığında, daha ılıman hava şartlarının yaşandığı nisan-mayıs veya eylül-ekim ayları, her iki ülkeyi de keşfetmek için en ideal dönemler olarak kabul ediliyor. Bu eşsiz dönemlerde yaşanan yoğun ziyaretçi akını nedeniyle, seyahat severlere uçuş ve konaklama planlamalarını aylar öncesinden yapmaları tavsiye ediliyor.


DENİZ TURİZMİNDE BAŞARILI İŞ BİRLİĞİ TAKDİR GÖRDÜ


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


DENİZ TURİZMİNDE BAŞARILI İŞ BİRLİĞİ TAKDİR GÖRDÜ

Turizm sektöründe ulaşım paketlerinin farklı satış kanalları üzerinden tur operatörlerine ulaştırılması, deniz turizmine yönelik iş birliklerini de artırıyor. Türkiye’nin deniz taşımacılığındaki en büyük şirketlerinden İDO, yaklaşık üç yıldır tur operatörlerine yönelik ulaşım paketlerinin satışında iş birliği yaptığı SeaGenesisGroup’un başarılı çalışmalarını takdir etti. 49 gemi ve 34 iskelesiyle yılda yaklaşık 31,2 milyon yolcuya ve 13,2 milyon araca hizmet veren İDO’nun Ege Adaları’na yönelik seferlerinde de yoğun bir yolcu hareketliliği yaşanıyor. Şirket, 2026 yılında Ege Adaları’nda 350 binin üzerinde yolcu taşımayı hedefliyor.

Deniz turizmine yönelik talebin artması, ulaşım paketlerinin tur operatörleri üzerinden satışını da sektörün önemli başlıklarından biri haline getiriyor. Cruise gemi işletmeciliği, tur operatörlüğü, cruise hattı temsilcilikleri ve pazarlaması, feribot paketleri, brokerlik ve danışmanlık hizmetleri alanlarında faaliyet gösteren SeaGenesisGroup, yaklaşık üç yıldır İDO’nun tur operatörlerine yönelik paketlerini satış kanalları üzerinden sunuyor.

Bu iş birliği kapsamında gösterilen başarılı satış performansı, İDO tarafından da takdir edildi. İDO Genel Müdürü Dr. Murat Orhan, SeaGenesisGroup Yönetim Kurulu Başkanı Ahmet Yazıcı ile gerçekleştirdiği buluşmada, şirketin yaklaşık üç yıldır İDO paketlerinin tur operatörlerine ulaştırılmasında üstlendiği rol ve satış performansından duyduğu memnuniyeti dile getirdi. Görüşmede Ahmet Yazıcı’ya başarılı çalışmaları dolayısıyla teşekkür edilerek günün anısına hediye takdim edildi.

Deniz taşımacılığında güçlü yapı

Türkiye’nin önde gelen deniz ulaşımı şirketlerinden İDO, 49 gemi ve 34 iskeleli operasyon ağıyla yılda yaklaşık 31,2 milyon yolcu taşıyor. Özellikle İDO’nun 2026 yılında 10 gemi ile 10 hatta gerçekleştirdiği Ege Adaları’na yönelik seferlerde artan seyahat talebiyle birlikte, şirketin bu destinasyonlarda taşıdığı yolcu sayısı ağustos itibarıyla 310 bini aşmış durumda. İDO, Ege Adaları’nda 2026 yılı yaz sezonunda 350 binin üzerinde yolcu taşımayı hedeflerken Türkiye ile Yunanistan arasındaki deniz ulaşımında önemli bir köprü kurma misyonunu üstleniyor.

İDO’nun geniş destinasyon ağı, SeaGenesisGroup tarafından hazırlanan turizm paketlerinin de farklı seyahat alternatifleriyle zenginleştirilmesine imkân sağlıyor. SeaGenesisGroup, İDO’nun sefer düzenlediği destinasyonlar üzerinden Ege Adaları’na yönelik ulaşım ve konaklama paketleri sunuyor. Paketlerde Ege ve Yunan adalarındaki 2, 3 ve 4 yıldızlı farklı otel seçeneklerinin yanı sıra havalimanı ve liman transferleri ile VIP transfer alternatifleri de yer alıyor.

Bu kapsamda Bodrum-Kalymnos, Fethiye-Rodos, Çeşme-Sakız (Chios), Seferihisar-Samos, Ayvalık-Midilli, Kuşadası-Samos ve Kuşadası-Patmos gibi farklı destinasyonlara yönelik paketler sunuluyor. Böylece yolcular, deniz ulaşımının yanı sıra konaklama ve transfer hizmetlerini bir arada planlayabiliyor.

İDO ile yaklaşık üç yıldır sürdürülen iş birliğinin turizm sektöründeki farklı satış kanallarının güçlendirilmesi açısından önem taşıdığını belirten Ahmet Yazıcı, tur operatörlerine yönelik paketlerin daha geniş bir satış ağı üzerinden tüketiciyle buluşturulmasına katkı sağladıklarını ifade etti.

Ferry24 üzerinden satışlar devam ediyor

SeaGenesisGroup, İDO ile yürüttüğü iş birliğinin yanı sıra İDO’nun web sitesi içerisinde yer alan Ferry24 markası üzerinden de feribot paketlerinin satışını sürdürüyor. Ferry24 aracılığıyla farklı destinasyonlara yönelik feribot ulaşımı ve seyahat paketleri kullanıcılara sunulurken, dijital satış kanalı üzerinden deniz turizmi hizmetlerinin daha geniş kitlelere ulaştırılması hedefleniyor.


ULUSLARARASI İSTANBUL TURİZM FUARI’NDA BDT PAZARININ ÖNEMİ KONUŞULACAK

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ULUSLARARASI İSTANBUL TURİZM FUARI’NDA BDT PAZARININ ÖNEMİ KONUŞULACAK

Rusya, Belarus ve Türkiye’den turizm profesyonelleri BDT pazarındaki değişimi ve bölgenin seyahat dinamiklerini değerlendirecek.

Türkiye’nin ve dünyanın turizm profesyonellerini İstanbul’da buluşturan Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı, 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde BDT ülkelerinden Türkiye’ye yönelik turizm hareketinin geleceğinin ele alınacağı önemli bir oturuma ev sahipliği yapacak.

25 Eylül 2026 tarihinde 10.30-11.10 saatleri arasında gerçekleştirilecek “BDT Pazarı Oturumu”; Rusya Seyahat Endüstrisi Birliği Başkanı IlyaUmanskiy, Belarus Seyahat Acentaları Birliği Yönetim Kurulu Üyesi Oxana Joglidze, GlobalDMC Genel Müdürü Ali Mikailov, Fun& Sun Türkiye Genel Müdürü Oğuz Ergül ve Pegas BDT Ülkeleri Koordinatörü Orhan Sancar’ı bir araya getirecek.


BDT ülkeleri, Türkiye turizmi açısından uzun yıllardır önemli kaynak pazarlar arasında yer alırken, Rusya da Türkiye’nin en güçlü kaynak pazarlarından biri olmayı sürdürüyor. 2025 yılında İstanbul’a en fazla ziyaretçi gönderen ülke Rusya olurken, Antalya’da da yılın ilk 10 ayında Rusya Federasyonu ilk sırada yer aldı. Bu tablo, BDT coğrafyasının Türkiye turizmi açısından taşıdığı ağırlığı ortaya koyuyor.

Oturumda, BDT pazarındaki talebin gelişimi, değişen tüketici ve seyahat tercihleri, Türkiye’nin bölgedeki rekabet gücü ve yeni turizm fırsatları ele alınacak. Bölgede son yıllarda yaşanan jeopolitik gelişmelerin ve seyahat akışlarında yarattığı değişimlerin pazara etkisi de değerlendirme başlıkları arasında yer alacak.

Seyahat acenteleri ve tur operatörlerinin rolü, satış ve rezervasyon dinamiklerindeki dönüşüm, destinasyon tercihlerindeki değişim ve turist beklentilerinin farklılaşması da sektör temsilcilerinin saha deneyimleri üzerinden değerlendirilecek. Buluşmada ayrıca Türkiye’nin BDT ülkelerindeki konumunu daha da güçlendirecek iş birlikleri ve turizm ürünlerinin çeşitlendirilmesine yönelik fırsatlar konuşulacak.

Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı kapsamında gerçekleştirilecek oturum, BDT pazarının Türkiye turizmi için taşıdığı mevcut değeri ortaya koyarken, değişen koşulların yarattığı yeni fırsatlara da odaklanacak.


Zaferin İzinde Eğitime Destek İGA İstanbul Havalimanı’nın Zafer Yolu Projesi 6. Yılında


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Zaferin İzinde Eğitime Destek İGA İstanbul Havalimanı’nın Zafer Yolu Projesi 6. Yılında

Küresel bağlantı gücünde dünya lideri İGA İstanbul Havalimanı,6 yıldır sürdürdüğü “Zafer Yolu” projesiyle Kurtuluş Savaşı’nın en önemli dönüm noktası olan Büyük Taarruz’un rotasındaki köy okullarını desteklerken, şanlı tarihimizin mirasına sahip çıkıyor.

Türkiye’nin ‘zafer anıtı ’İGA İstanbul Havalimanı, tarihe duyduğu saygıyı ve geleceğe olan inancını “Zafer Yolu” projesiyle yaşatmaya devam ediyor. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütülen proje kapsamında, Türk milletinin birlik ve direnişinin en önemli sembollerinden biri olan Büyük Taarruz’un güzergâhındaki köy okullarına çeşitli destekler sağlanıyor.

Bu yıl proje kapsamında Eskişehir’deki Şehit Mustafa Özdemir Ortaokulu’nda öğrencilerin teknolojiye erişimini kolaylaştırmak ve dijital becerilerini desteklemek amacıyla bilişim teknolojileri sınıfı oluşturuldu. EskişehirNurettin Topçu İlkokulu’nda ise fiziksel gelişimi, takım çalışmasını ve sosyalleşmeyi destekleyecek çok amaçlı spor sahası tamamlandı.

Tarih bilincinin yaşatılmasının yanı sıra  toplumsal fayda yaratmayı da amaçlayan “Zafer Yolu” projesi; Afyonkarahisar, Kütahya, Uşak, Eskişehir, Balıkesir, Aydın, Manisa, İzmir, Bursa, Bandırma ve Erdek’i kapsıyor. 

2021 yılında Afyon’un Garipçe Köyü’nden başlayan proje, Afyon Sinanpaşa’daki Kınık Köy Okulu ve Karacaören İlkokulu ile sürdü. Kütahya’daki Fuat Paşa Ortaokulu’nda Bilişim Teknolojileri sınıfı kuruldu ve 3 bin kitaplık kütüphane oluşturuldu. Geçen yıl ise Uşak’taki Bozkuş İlkokulu ve Bozkuş Ortaokulu’nun eğitim altyapısını güçlendiren İGA, okullarda bilişim sınıfı ve kütüphane kurdu. İGA Sosyal Dayanışma Kulübü de öğrencilere kırtasiye, kitap ve oyuncak desteğinde bulundu. 

İGA’da 30 Ağustos Zafer Bayramı’na özel kutlama

İGA İstanbul Havalimanı, bayramların taşıdığı ortak değerleri misafirleriyle birlikte yaşatmayı sürdürüyor. 30 Ağustos Zafer Bayramı kapsamında bu yıl da Terminal’de özel kutlamalar yapılacak.İstanbul Havalimanı, Türk bayrağının renkleri olan kırmızı ve beyazla süslenecek;bando ve kortej ekipleri de yolcuları bayram coşkusuna ortak edecek.


“Sen Varsan ISG” ile havalimanı genelinde ortak hizmet kültürü güçleniyor

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


“Sen Varsan ISG” ile havalimanı genelinde ortak hizmet kültürü güçleniyor

İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, misafir deneyimini tüm temas noktalarında güçlendirmek amacıyla hayata geçirdiği “Sen Varsan ISG” Türk Misafirperverliği Eğitim Programı ile havalimanı genelinde ortak bir hizmet kültürü oluşturmayı hedefliyor. Temmuz ayında başlayan eğitimler, yolcularla doğrudan temas eden çalışanların iletişim, empati, çözüm odaklı yaklaşım ve zorlayıcı durum yönetimi yetkinliklerini geliştirmeye odaklanıyor.

İstanbul Sabiha Gökçen (ISG) Uluslararası Havalimanı, yüksek operasyonel kapasitesini güçlü bir misafir deneyimiyle desteklemek amacıyla “Sen Varsan ISG” Türk Misafirperverliği Eğitim Programını hayata geçirdi. ISG Misafir Deneyimi Ekibi tarafından uçtan uca kurgulanan bu özel program; güvenlikten bagaja, yeme-içme alanlarından pasaport ve biniş noktalarına kadar havalimanı ekosistemindeki tüm kritik temas noktalarını kapsıyor. Saha operasyonlarında karşılaşılan gerçek senaryolardan yola çıkılarak tasarlanan eğitimler; vaka analizleri ve simülasyonlar (role-play) eşliğinde yürütülüyor. Program, yolcunun misafir deneyimine dokunan ilk temas personelinin problem çözme reflekslerini güçlendirerek yolcunun seyahat stresini en aza indirmeyi ve misafir memnuniyetini sürdürülebilir kılmayı hedefliyor.

 'Sen' vurgusuyla hizmet kültürünün merkezinde çalışanın misafirperverliği sahiplenmesi var

Havalimanının dinamik operasyon yapısına özel olarak geliştirilen program; terminalde yolcularla doğrudan temas eden farklıve geniş bir paydaş sisteminin(Güvenlik veTemizlik Hizmetleri, Danışma Masaları, Kayıp Eşya Ofisi, Otopark, ISG Airport Hotel ile Duty Free ve F&B Outletler) çalışanlarınıbütüncül bir misafir deneyimi vizyonu ve ortak hizmet anlayışı etrafında bir araya getiriyor. Böylece 'Sen Varsan ISG' yaklaşımı, hizmet kalitesini bireysel sorumlulukla birleştirerek kültürün gerçek sahibini doğrudan çalışanlar kılıyor.

Eğitimin merkezinde Türk misafirperverliği anlayışı bulunuyor

Yıllık 50 milyona yaklaşan yolcu trafiğiyle Türkiye ve Avrupa’nın en kritik havalimanlarından biri olan ISG, operasyonel başarısını ekiplerin hizmet yetkinliklerini geliştirerek “Sen Varsan ISG” programı ile taçlandırıyor.

Türk misafirperverliği odağında kurgulanan eğitimler; çalışanların empati, aktif dinleme, kriz ve zor durum yönetimi ile çözüm odaklı iletişim reflekslerini artırmayı hedefliyor. Sahada yolcu deneyimine katkı sağlayan farklı ekipler programa dahil ediliyor.

“Sen Varsan ISG”, 2008 yılından bu yana ISG’nin yatırımcısı ve işletmecisi olan Malezya Havalimanları Holdings Berhad’ın (MAHB) “Neşeli Bağlantılara Ev Sahipliği Yapmak” mottosuna paralel olarak Malezya’daki havalimanlarında verilen “Host Culture” eğitimlerinden ilham alıyor.İçerik,ISG Misafir Deneyimi Ekibi tarafından Sabiha Gökçen Havalimanı’nın operasyonel yapısı ve yolcu profiline uygun şekilde yerelleştirildi.

Gerçek saha deneyiminden beslenen eğitimler

Eğitim içeriklerinde genel teorik bilgilerin ötesinde terminal operasyonlarında yaşanan gerçek olaylar, geçmiş yolcu geri bildirimleri ve karşılaşılan zorlayıcı durum senaryolarına dayanan saha deneyimleri yer alıyor. Beklenmedik aksaklıklar karşısında yolcuyla temas eden her çalışanın sorumluluk alması,doğru iletişim kurması ve çözüm odaklı yaklaşarak yolcuya güven vermesi hedefleniyor. Yolcuların havalimanındaki farklı temas noktalarında aynı güçlü hizmet ve misafirperverlik anlayışıyla karşılanması amaçlanıyor.

Bugüne kadar 500 kişiye eğitim verilen programın önümüzdeki dönemde daha da genişletilmesi ve yaklaşık 2 bin çalışanın eğitim sürecine dahil edilmesi planlanıyor. Eğitimleri tamamlayan çalışanların kendi ekipleri içinde bu yaklaşımın yaygınlaşmasına ve yeni çalışanların programa dahil edilmesine katkı sağlaması hedefleniyor. Böylece “Sen Varsan ISG” tek seferlik bir eğitim çalışmasının ötesinde, havalimanının tamamına yayılan uzun vadeli bir kurumsal kültür hareketi olarak konumlanıyor. Programı tamamlayan çalışanlara ayrıca ortak hizmet kültürünün bir parçası olduklarını simgeleyen katılım sertifikaları takdim ediliyor.

Hanita Ahmad: “‘Sen Varsan ISG’ ile Türk misafirperverliğini ortak bir hizmet kültürüne dönüştürüyoruz”

İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı Yönetici Direktörü Hanita Ahmad“Sen Varsan ISG” programıyla ilgili şunları söyledi:

“Sabiha Gökçen olarak yolcu deneyimini yalnızca operasyonel süreçlerin bir sonucu olarak görmüyor, havalimanımızdaki her temasın misafirlerimizin deneyiminde önemli bir karşılığı olduğuna inanıyoruz. Türkiye’nin en yoğun ikinci, Avrupa’nın en hızlı büyüyen havalimanıyız. Rekor yolcu trafiği ve yoğun operasyon temposunun hakim olduğu havalimanımızda, seyahat deneyiminde operasyonel kabiliyetimiz ve teknolojik altyapımızın yanı sıra sahadaki çalışma arkadaşlarımızıniletişim ve hızlı yanıt verme becerilerinin kritik bir rol oynadığına inanıyoruz. Bu anlayışla ‘Sen Varsan ISG’ ile Türk misafirperverliğini, empatiyi ve çözüm odaklı yaklaşımı havalimanımızın tüm temas noktalarında ortak bir hizmet kültürüne dönüştürmeyi hedefliyoruz. Bu kültürün en önemli taşıyıcıları ise yolcularımızla her gün doğrudan iletişim kuran çalışma arkadaşlarımız. ‘Sen’ ifadesinin merkeze yerleştirilmesi de bu kültürün sahipliğiniçalışanlaraveriyor. Onların katkısıyla yüksek operasyonel performansımızı insan odaklı bir hizmet anlayışıyla daha da güçlendirmeye devam edeceğiz.”

Yolcu deneyiminde kapsayıcı yaklaşım

“Sen Varsan ISG” programı, kapsayıcı bir hizmet anlayışını da odağına alıyor.Bu doğrultuda özel gereksinimli misafirlerin yolculukları boyunca daha kolay fark edilmesini ve ihtiyaç duydukları desteğe daha hızlı ulaşabilmesini sağlayacak görünmeyen engelliliğe karşı pembe renkli “Sevgi Rozeti” uygulaması hayata geçirildi. Özel gereksinimli bireyler havalimanındaki danışma bankolarından ücretsiz olarak temin edilebilen pinleri kıyafetlerinin görünür bir bölümüne takarak eğitimli terminal çalışanları tarafından daha kolay fark edilebiliyor vebiniş kapısına kadar ihtiyaçlarına uygun desteğe daha hızlı ulaşabiliyor.

Sevgi rozetlerinin daha küçük boyutlu pin versiyonları iseboyun ipi ve yakalarında taşınmak üzere “Sen Varsan ISG” eğitimini tamamlayan çalışanlara veriliyor. Böylece yolcu ve çalışanlar arasında etkin bir farkındalık ve iletişim mekanizması oluşturulması; eğitimli çalışanların özel gereksinimleri fark ederek uygun yönlendirme ve desteği sunabilmesi amaçlanıyor.

“Sen Varsan ISG” ile İstanbul Sabiha Gökçen Uluslararası Havalimanı, operasyonel mükemmeliyetin yanı sıra yolcuların kendilerini anlaşılmış ve güvende hissettiği bir hizmet deneyimini de sürekli geliştirmeyi amaçlıyor. Program, havalimanı ekosistemindeki farklı paydaşların ortak katkısıyla misafirperverlik ve yolcu odaklı hizmet anlayışının tüm temas noktalarında sürdürülebilir hale getirilmesini hedefliyor.

28 Ağustos 2026 Cuma

Grand Ant Hotel, OYO Grubu ile 5 Yıllık İşletme Anlaşması İmzaladı

 HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Grand Ant Hotel, OYO Grubu ile 5 Yıllık İşletme Anlaşması İmzaladı

Tarihi Yarımada’nın köklü otellerinden Grand Ant Hotel, uluslararası konaklama sektörünün önde gelen markalarından OYO Grubu tarafından işletilecek

Tarihi Yarımada’nın önemli konaklama tesislerinden Grand Ant Hotel, uluslararası otelcilik ve teknoloji şirketi OYO Grubu ile 5 yıllık işletme anlaşmasına, OYO Grubu’nun Türkiye temsilcisi ve tarafları bir araya getiren Lamir Holidays aracılığıyla imza attı.

Oldcity Otelciler Platformu Başkanı ve Grand Ant Hotel sahibi Tarkan Akyüz ve Hakan Akyüz otelin önümüzdeki 5 yıllık dönemde OYO Grubu tarafından işletilmesi konusunda, anlaşmaya vardıklarını açıkladı.

1990 yılında İstanbul’da turizm sektörüne kazandırılan ve uzun yıllardır Tarihi Yarımada’da hizmet veren Grand Ant Hotel, bu anlaşmayla birlikte uluslararası bir otelcilik markasının operasyonel gücünü, teknolojik altyapısını ve global satış kanallarını kullanarak yeni bir döneme giriyor.

OYO'nun global gücü Grand Ant Hotel'e taşınacak

Hindistan merkezli olarak büyüyen OYO, bugün 35'in üzerinde ülkede faaliyet gösteren, teknoloji odaklı küresel bir konaklama platformu konumunda bulunuyor. OYO'nun resmi platformunda 174.000'in üzerinde otel ve konaklama noktası yer alıyor. Şirket; otel sahiplerine ve işletmecilere dijital satış, gelir yönetimi, online görünürlük, müşteri erişimi ve operasyonel çözümler sunuyor.

OYO'nun kurucusu Ritesh Agarwal tarafından 2013 yılında başlatılan şirket, özellikle bağımsız ve markasız otelleri teknoloji ve dijital dağıtım kanallarıyla daha geniş bir müşteri kitlesine ulaştırmaya yönelik modeliyle uluslararası ölçekte büyüdü.

“Grand Ant Hotel için yeni bir dönem başlıyor”

Grand Ant Hotel sahibi ve Oldcity Otelciler Platformu Başkanı Tarkan Akyüz, anlaşmayla ilgili yaptığı değerlendirmede şunları söyledi:

“Grand Ant Hotel, 1990 yılından bu yana İstanbul turizmine hizmet veren, Tarihi Yarımada'nın köklü otellerinden biri. Otelimizi 1999 yılından bu yana biz işletiyoruz. Şimdi ise yeni bir döneme giriyoruz.

OYO gibi uluslararası ölçekte teknoloji ve dağıtım gücü yüksek bir grubun Grand Ant Hotel'i 5 yıl süreyle işletmesi, bizim açımızdan önemli bir stratejik adım. Bu iş birliğinin kurulmasında OYO Grubu’nun Türkiye temsilcisi Lamir Holidays’in katkısı büyük önem taşıyor. Amacımız Grand Ant Hotel'in uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü artırmak, operasyonel verimliliğini yükseltmek ve İstanbul turizmine daha güçlü şekilde hizmet vermek.

Tarihi Yarımada'nın geleceğinde teknoloji, uluslararası pazarlama ve profesyonel işletmeciliğin çok daha önemli olacağına inanıyorum. Grand Ant Hotel ile başlattığımız bu yeni dönemin hem otelimiz hem de İstanbul turizmi açısından başarılı olmasını diliyorum.”

Tarihi Yarımada için uluslararası açılım

Grand Ant Hotel'in OYO tarafından işletilmesinin, yalnızca bir otel işletme anlaşması olmadığına dikkat çeken Akyüz,OYO Grubu’nun Türkiye temsilciliğiyle hayata geçirilen anlaşmanın, Tarihi Yarımada'daki bağımsız oteller açısından da yeni bir model oluşturabileceğini belirtti.

Akyüz, “İstanbul'un en önemli turizm destinasyonu olan Tarihi Yarımada'nın dünya turizmindeki konumunu daha da güçlendirmemiz gerekiyor. Bunun yolu; kaliteli hizmet, profesyonel işletmecilik, güçlü dijital altyapı ve uluslararası satış kanallarından geçiyor.OYO ile yaptığımız anlaşmanın bu açıdan örnek bir iş birliği olacağına inanıyorum.” dedi.

5 yıllık yeni dönem

Yapılan anlaşma kapsamında Grand Ant Hotel'in işletmesi 5 yıllığına OYO Grubu'na devredilirken, otelin mülkiyeti Grand Ant Hotel'in sahibi  Tarkan Akyüz ve Hakan Akyüz’de kalacak.

Anlaşmayla birlikte Grand Ant Hotel'in OYO'nun uluslararası dijital ekosisteminden, rezervasyon kanallarından, teknoloji altyapısından ve gelir yönetimi çözümlerinden yararlanması hedefleniyor.

Bu iş birliğiyle Grand Ant Hotel'in özellikle uluslararası pazarlarda daha geniş bir müşteri kitlesine ulaşması ve İstanbul'un tarihi merkezindeki konumunun daha etkin şekilde değerlendirilmesi amaçlanıyor.

Grand Ant Hotel – OYO iş birliği, OYO Grubu’nun hayata geçirilen 5 yıllık yeni bir dönemin başlangıcı olarak İstanbul turizm sektöründe dikkat çekici bir gelişme olarak öne çıkıyor.

Hektaş F.A.R.M.Türkiye’nin ilk tarımsal inovasyon merkezinde konaklama ve etkinlik olanaklarını tanıttı.

 

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


HEKTAŞ F.A.R.M. TANITIM ORGANİZASYONU: DOĞANIN KALBİNDE TURİZMİN YENİ VİZYONU

Hektaş F.A.R.M. Otel Tanıtım Organizasyonu, Bursa Orhangazi’deki İznik Gölü kıyısında, doğa ve tarımın iç içe geçtiği bir deneyim alanında gerçekleştirildi. Etkinlik, OYAK Pazarlama Hizmet ve Turizm A.Ş. tarafından düzenlenerek turizm acentalarına ve sektör profesyonellerine Türkiye’nin ilk tarımsal inovasyon merkezinde konaklama ve etkinlik olanaklarını tanıttı.

OYAK Pazarlama Hizmet ve Turizm A.Ş. tarafından işletilen HEKTAŞ F.A.R.M. Tarımsal İnovasyon, Eğitim ve Deneyim Merkezi, İznik Gölü kıyısında düzenlenen özel tanıtım organizasyonuyla turizm profesyonellerini ağırladı. Etkinlikte, doğa ile uyumlu mimarisi ve 5 yıldızlı otel standartlarındaki konuk eviyle dikkat çeken tesisin “tarımda inovasyon ve sürdürülebilir turizm” vizyonu tanıtıldı.

Doğallık ve Konfor Bir Arada

607 dekarlık alanda kurulan HEKTAŞ F.A.R.M., Türkiye’nin ilk, dünyanın ise sayılı tarımsal Ar-Ge merkezlerinden biri olarak öne çıkıyor. Tesis; kongre, toplantı ve lansmanlara ev sahipliği yapabilecek altyapısı, 140 odalı konukevi, restoranları ve sosyal alanlarıyla doğanın içinde konforlu bir deneyim sunuyor.


Etkinlikte  OYAK Turizm Direktörü Mustafa Cengiz Aydemir ve Konaklama ve Etkinlik Hizmetleri Müdürü Rahmi Çağrı Kaya yer aldı. Katılımcılar, tesisin tarım, eğitim ve turizmi birleştiren modelini yerinde deneyimledi.

TARIMSAL İNOVASYON MERKEZİNDEN TURİZME YENİ BİR DENEYİM

HEKTAŞ F.A.R.M., mikro klima iklimi sayesinde kivi, blueberry, aronya ve fındık gibi özel ürünlerin yetiştirildiği bir üretim alanı olmanın yanı sıra, doğa turizmi ve kurumsal etkinlikler için de yeni bir destinasyon olarak konumlanıyor.


Kurumsal Etkinlikler İçin Yeni Adres

İznik Gölü kıyısındaki huzurlu atmosferiyle tesis, MICE (Meeting, Incentive, Conference, Exhibition) segmentine yönelik etkinlikler için ideal bir ortam sağlıyor. Modern kongre merkezi, seminer ve lansmanlara ev sahipliği yaparken, doğayla iç içe konaklama alanlarıyla katılımcılara benzersiz bir deneyim sunuyor.

Sürdürülebilirlik ve Sosyal Katkı

OYAK Turizm Direktörü Mustafa Cengiz Aydemir, “HEKTAŞ F.A.R.M. yalnızca bir otel değil; tarım, eğitim ve turizmi birleştiren bir vizyon projesidir. Burada doğanın içinde korunaklı, huzurlu ve sürdürülebilir bir atmosfer sunuyoruz” dedi.

HEKTAŞ F.A.R.M., Türkiye’nin tarımsal inovasyon gücünü turizmle buluşturarak yerel kalkınma ve uluslararası tanıtım açısından yeni fırsatlar yaratmayı hedefliyor. Tesis, önümüzdeki dönemde kurumsal etkinlikler, gastronomi festivalleri ve doğa temalı eğitim programları ile sektöre yön vermeye hazırlanıyor.


19. ULUSLARARASI EKOTURİZM KONFERANSI TAŞKENT’TE BAŞARIYLA TAMAMLANDI

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TRAVELSHOP BOOKING VE İSTANBUL TURİZM DERNEĞİ’NDEN ÖZBEKİSTAN’DA BİR İLK: 19. ULUSLARARASI EKOTURİZM KONFERANSI TAŞKENT’TE BAŞARIYLA TAMAMLANDI

TravelShop Booking ve İstanbul Turizm Derneği, Özbekistan’da önemli bir uluslararası turizm organizasyonuna imza attı. 19th Annual International Ecotourism Society Conference & B2B Networking Event, Özbekistan’ın başkenti Taşkent’te başarıyla gerçekleştirildi.

Dünyanın dört bir yanından turizm sektörünün önde gelen temsilcilerini bir araya getiren etkinliğe, 100’e yakın ülkeden yaklaşık 300 turizm profesyoneli, sektör temsilcisi ve karar verici katıldı.

Organizasyonu gerçekleştiren TravelShop Booking ve İstanbul Turizm Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Murtaza Kalender, etkinliğin yalnızca uluslararası iş birlikleri açısından değil, Türkiye’nin ekoturizm potansiyelinin geliştirilmesi açısından da büyük önem taşıdığını belirtti.


Etkinliğe, Özbekistan Cumhuriyeti Turizm Komitesi Başkan Yardımcısı Mr. Sandjar Tadjiyev ve Tokat Milletvekili Mr. Cüneyt Aldemir başta olmak üzere, dünyanın farklı ülkelerinden seçkin keynote konuşmacılar ve turizm profesyonelleri katıldı. Konferans kapsamında ekoturizm, sürdürülebilir turizm, yeni seyahat trendleri ve ülkeler arası turizm iş birlikleri ele alındı.

“TÜRKİYE İÇİN EKOTURİZM BÜYÜK BİR FIRSAT”

Murtaza Kalender, dünya turizminde en hızlı büyüyen alanlardan birinin ekoturizm olduğuna dikkat çekerek şu değerlendirmelerde bulundu:

“Ekoturizm, dünya genelinde yaklaşık 300 milyar dolarlık bir pazar büyüklüğüne ulaşmış durumda ve bazı değerlendirmelerde yıllık büyüme oranlarının %20 seviyelerine kadar çıkabildiğini görüyoruz. Ekoturizm ziyaretçilerinin kişi başı harcamalarının yaklaşık 2.500 USD seviyelerine ulaşabilmesi ve ortalama konaklama sürelerinin iki haftanın üzerine çıkabilmesi, bu turizm modelinin destinasyonlara sağladığı ekonomik katkının ne kadar önemli olduğunu gösteriyor.”

Kalender, Türkiye’nin sahip olduğu doğal, tarihi, kültürel ve gastronomik zenginliklerin ekoturizm açısından büyük bir potansiyel taşıdığını belirterek sözlerini şöyle sürdürdü:

“Türkiye turizmini yalnızca belirli destinasyonlara ve yaz sezonuna bağlı olmaktan çıkararak 81 ilimize ve yılın 12 ayına yaymak istiyorsak, ekoturizme çok daha fazla önem vermeliyiz. Hedefimiz sadece turist sayısını artırmak değil, aynı zamanda kişi başı turizm gelirini ve ortalama konaklama süresini yükseltmek olmalıdır.”


“ANADOLU’NUN TURİZM POTANSİYELİNİ DÜNYAYA TAŞIMALIYIZ”

Kalender, Türkiye’nin köyleri, yaylaları, dağları, yürüyüş rotaları, yerel gastronomisi, geleneksel yaşam kültürü, tarihi mirası ve doğal güzellikleriyle dünyanın önde gelen ekoturizm destinasyonlarından biri olabilecek güce sahip olduğunu vurguladı.

“İstanbul, Antalya, Kapadokya ve Ege destinasyonlarımız dünya turizminde çok güçlü markalarımızdır. Ancak Türkiye’nin turizm zenginliği bunlarla sınırlı değildir. Tokat’tan Mardin’e, Karadeniz’den Güneydoğu Anadolu’ya kadar 81 ilimizin anlatılacak bir hikâyesi ve dünyaya sunulabilecek önemli bir turizm değeri var. Ekoturizm, Anadolu’nun bu değerlerini uluslararası turizm pazarına taşıyabilecek en önemli araçlardan biridir.”

TAŞKENT’TEN DÜNYAYA TURİZM İŞ BİRLİĞİ MESAJI

19th Annual International Ecotourism Society Conference & B2B Networking Event kapsamında gerçekleştirilen B2B görüşmeler sayesinde farklı ülkelerden turizm profesyonelleri yeni iş bağlantıları kurma ve destinasyonlar arasında karşılıklı turist hareketlerini geliştirme fırsatı buldu.

Kalender, organizasyonun ardından yaptığı değerlendirmede şu mesajı verdi:

“TravelShop Booking ve İstanbul Turizm Derneği olarak temel hedefimiz; dünyanın farklı ülkelerindeki turizm profesyonellerini bir araya getirmek, yeni iş birliklerinin önünü açmak ve Türkiye’nin turizm değerlerini uluslararası pazarlarda daha güçlü şekilde tanıtmaktır. Özbekistan’da gerçekleştirdiğimiz bu önemli organizasyonun Türk turizmi, Özbekistan turizmi ve dünya turizmi adına yeni iş birliklerine vesile olacağına inanıyoruz.”


26 Ağustos 2026 Çarşamba

Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) öncülüğünde GastroShow 2026 Basın Kahvaltısı Gerçekleştirildi

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


GastroShow 2026 Basın Kahvaltısı Gerçekleştirildi

Gastronomi Turizmi Derneği (GTD) öncülüğünde, Turkuvaz Medya ve Rota Fuar iş birliğiyle 9–10 Ekim 2026 tarihlerinde İstanbul Taşyapı Etkinlik Merkezi’nde gerçekleştirilecek GastroShow 2026’nın tanıtım toplantısı, Crowne Plaza Harbiye’de düzenlenen basın kahvaltısıyla gerçekleştirildi. Toplantıya GTD Başkanı Gürkan Boztepe, Rota Fuar Genel Müdürü George Panorgias, Turkuvaz Medya Genel Müdürü İsmail Arıcı ve UCLG-MWA Genel Sekreter Yardımcısı Murat Duman katıldı. Etkinliğin mekân sponsoru Taşyapı Şişli adına ise Tuğçe Çotuk toplantıda yer aldı.


Başkan Gürkan Boztepe yaptığı konuşmada Toplantıda GastroShow’un yalnızca bir gastronomi organizasyonu olmadığı; Türkiye’nin gastronomi, turizm, üretim ve ihracat potansiyelini uluslararası pazarlara taşıyan önemli bir platform olduğunu vurguladı. Türkiye’de 4., dünyada 8. kez düzenlenecek GastroShow 2026’da uluslararası satın almacılar, yatırımcılar, üreticiler, ihracatçılar, şefler ve sektör profesyonelleri bir araya gelecek. Etkinliğin ana teması “Sıfır Atık” olurken; gıda israfının azaltılması, sürdürülebilir üretim, doğal kaynakların korunması ve döngüsel ekonomi gibi başlıklar etkinliğin temel gündemini oluşturacak.


Program kapsamında, GastroShow 2026’ya katkılarından dolayı Taşyapı Şişli adına Tuğçe Çotuk’a GTD rozeti takdim edildi. Ayrıca etkinliğe katkıları ve destekleri dolayısıyla Rota Fuar Genel Müdürü George Panorgias ve Murat Duman’a teşekkür belgeleri sunuldu. Organizasyon kapsamında gerçekleştirilecek B2B görüşmeleriyle Türk üretici ve ihracatçıların uluslararası satın almacılarla buluşturulması ve yeni ticari bağlantıların geliştirilmesi hedefleniyor.


GTD’nin 2.000’i aşkın üyesi ve 10 yılı aşkın uluslararası deneyimiyle şekillenen GastroShow; Dubai, New York, Moskova, Nepal, Burkina Faso, Romanya ve Ukrayna gibi farklı ülkelerde gerçekleştirilen uluslararası organizasyonların Türkiye’deki önemli buluşma noktalarından biri olacak. GastroShow’un önümüzdeki dönemde yurt dışında da yeniden düzenlenmesi ve farklı ülkelerde uluslararası gastronomi buluşmaları gerçekleştirilmesi planlanırken, GastroShow 2026 ile Türk mutfağının küresel görünürlüğünün artırılması, Türkiye’nin gastronomi turizmi ve ihracat potansiyelinin güçlendirilmesi hedefleniyor

Martı Marina &Yacht Club Marmaris’te doğayla iç içe bir yaz deneyimi sunuyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


Ege ve Akdeniz’in buluştuğu Hisarönü Körfezi’nde yer alan Martı Hemithea Hotel, mitolojiden gelen hikâyesini deniz, gastronomi ve iyi yaşam deneyimleriyle buluşturuyor. Martı Marina &Yacht Club içerisinde konumlanan lüks butik otel, Marmaris’te doğayla iç içe bir yaz deneyimi sunuyor.

Mitolojiden İlham Alan Bir Yaz Hikayesi

Ege ve Akdeniz’in buluştuğu Hisarönü Körfezi’nde yer alan Martı Hemithea Hotel, mitolojiden gelen hikâyesini deniz, gastronomi ve iyi yaşam deneyimleriyle buluşturuyor. Martı Marina &Yacht Club içerisinde konumlanan lüks butik otel, Marmaris’te doğayla iç içe bir yaz deneyimi sunuyor.

İsmini Mitolojiden Alan Bir Hikâye

Martı Hemithea Hotel, adını su ve sesle şifa verdiğine inanılan Yunan tanrıçası Hemithea’dan alıyor. Antik mitolojinin dingin ruhundan ilham alan otel; Hisarönü Körfezi’nin doğası, zarif mimarisi ve kişiye özel hizmet anlayışıyla romantik kaçamaklardan özel kutlamalara uzanan farklı deneyimlere ev sahipliği yapıyor.

30 Odayla Butik Bir Deneyim

Tamamı deniz manzaralı 30 odası ile Martı Hemithea Hotel, butik ölçeğini koruyan bir konaklama anlayışı sunuyor. Yunan tanrıçalarından ilhamla tasarlanan oda ve suitler, Hisarönü Körfezi manzarasını konaklama deneyiminin merkezine taşıyor.

Club Mistral ileEge Sofrada

Otelin gastronomi ve sosyal yaşam deneyimini Club MistralRestaurant&Beach Club tamamlıyor. Şef Sinan Karaahmet yönetimindeki mutfak; Ege’nin mevsimsel ürünlerini, yerel malzemeleri ve çağdaş teknikleri bir araya getiriyor. Osman Pekin kürasyonundaki şarap seçkisi ise Türkiye’nin karakter sahibi üreticilerine odaklanıyor.

Gündüz deniz kenarında sakin bir öğle yemeğiyle başlayan Club Mistral deneyimi, gün batımıyla birlikte müzik ve akşam yemeğine uzanıyor.

Hisarönü’nde Denizle İç İçe Bir Yaz

Hemithea’nın hemen yanı başındaki Martı Marina &Yacht Club, 380 deniz kapasitesi ve kara park alanıyla birlikte toplam 480 yat bağlama imkânı sunuyor. Tekne turları, su sporları ve körfezin koylarını keşfetmeye uzanan alternatiflerin yanı sıra; Hemithea ve Club Mistral’da gerçekleşen sunsetsession’lar, spor etkinlikleri ve atölyeler yaz deneyimini tamamlıyor.

Otel bünyesindeki butik spa ise Hemithea’nın mitolojiden gelen su ve şifa hikâyesini wellbeing deneyimiyle buluşturuyor.

Martı Marina Yelken Okulu 

Martı Marina, denizcilik kültürünü yeni nesillere aktarmayı da önemsiyor. 2025 itibarıyla kendi sahili ve altyapısıyla yenilenen Martı Marina Yelken Okulu, bireysel katılımcılara yelken eğitimi sunarken aynı zamanda bölgedeki çocukları deniz ve yelken sporuyla buluşturan bir sosyal sorumluluk projesine ev sahipliği yapıyor. Böylece çocukların yelken sporunu keşfetmesine ve denizle erken yaşta bağ kurmasına katkı sağlıyor.

Mitolojiden aldığı ilhamı Hisarönü Körfezi’nin doğasıyla bir araya getiren Martı Hemithea Hotel; deniz, gastronomi ve iyi yaşamı buluşturan atmosferiyle Marmaris’te yazın özel adreslerinden biri olarak öne çıkıyor.


İGA İstanbul Havalimanı, Küresel Havacılığın Liderlerini Ağırlıyor


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ACI World ‘Havalimanı Deneyim Zirvesi’ İstanbul’da!

İGA İstanbul Havalimanı, Küresel Havacılığın Liderlerini Ağırlıyor

İGA İstanbul Havalimanı, 31 Ağustos - 4 Eylül tarihlerinde ACI World tarafından düzenlenen Dünya Havalimanları Deneyim Zirvesi’ne ev sahipliği yapacak. Dünyanın dört bir yanından havalimanı yöneticileri, sektör liderleri ve karar vericiler İstanbul’da buluşacak. 

Küresel bağlantı gücüyle ‘Dünyanın Buluşma Merkezi’İGA İstanbul Havalimanıev sahipliğinde İstanbul’da hayata geçecek“Havalimanı Deneyim Zirvesi 2026”, küresel havalimanı sektörünün en büyük çatı kuruluşu Uluslararası Havalimanları Konseyi (AirportsCouncil International World – ACI World) tarafından düzenleniyor.

Dünya havalimanlarının hizmet standartları ve yolcu memnuniyeti alanındaki en önemli küresel organizasyon olanZirve, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu’nun açılış konuşmasıyla başlayacak. Açılış programında ayrıca ACI World Genel Direktörü JustinErbacci, ACI World Yönetim Kurulu Başkanı JostLammers ve İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen yer alacak.

Bu yıl 8.’si düzenlenen ACI World-AirportExperienceSummit (Uluslararası Havalimanları Konseyi-Dünya Havalimanları Deneyim Zirvesi), havalimanı işletmeciliğinde yolcu odaklı yaklaşımların, dijital dönüşümün ve operasyonel mükemmelliğin ele alındığı, sektörün en prestijli buluşmalarından kabul ediliyor.

Dünya havacılığının önde gelen temsilcilerinden oluşan ve 80 ülkeden 800’ün üzerinde üst düzey profesyonelin katılımıyla, havalimanı deneyiminin geleceğine yön verecek, örnek teşkil edecek uygulama ve yaklaşımların ele alınacağı Zirve’ye İGA İstanbul Havalimanı’nın ev sahipliği yapması, İGA’nın küresel havacılık ekosistemindeki artan etkisinin ve yolcu deneyimindeki liderliğinin uluslararası alanda tescillenmesi anlamına geliyor.

İGA İstanbul Havalimanı’nın bu rolünün;İstanbul’un küresel havacılık merkezleri arasındaki güçlü konumuna katkı sağlaması ve Türkiye’nin uluslararası iş birlikleri ile yatırım ortamı açısından görünürlüğünü artırması bekleniyor. Dünyanın önde gelen havalimanı işletmecilerini, ekipman, teknoloji tedarikçilerini ve sektör düzenleyicilerini bir araya getiren Zirve, turizme ve ülke tanıtımına da olumlu katkı sunacak.


İGA İstanbul Havalimanı CEO’su Selahattin Bilgen, Zirve’ye ilişkin değerlendirmesinde şunları ifade etti: “Havacılık sektöründe yolcu deneyimine adanmış dünyanın en önde gelen etkinliği olan AirportExperienceSummit’e, ACI World iş birliğiyle ev sahipliği yapmaktan mutluluk duyuyoruz. Küresel bağlantı gücünde dünya lideri havalimanı olarak yolcu deneyimini operasyonlarımızın merkezine koyuyoruz. Bu Zirve; küresel havacılık sektörünün karar vericilerini ve profesyonellerini bir araya getirerek kendi yolculuğumuzu aktarma ve paydaşlarımızla birlikte havalimanı deneyiminin geleceğini şekillendirme fırsatını sunuyor.”


İGA İstanbul Havalimanı’ndan Zirveye Güçlü Katılım

İGA İstanbul Havalimanı, AirportExperienceSummit programında ev sahipliğinin yanı sıra başka önemli roller de üstleniyor. Havalimanı yöneticileri, Zirve boyunca çok sayıda panel ve oturumda konuşmacı olarak yer alacak:

•  Selahattin Bilgen, İGA İstanbul Havalimanı CEO’su – “İnsan Odaklı Seyahat: Havalimanlarının Geleceği”

•  Dr. Reha Çetin, İGA İstanbul Havalimanı CIO’su ve IST Systems Genel Müdürü – “Küresel Yolcu Anketi Bulguları: Kesintisiz Havalimanı Deneyiminin Yükselişi”

•  Selda Seçkinler, İGA İstanbul Havalimanı İK Genel Müdür Yardımcısı – “İnsan Kaynağı Stratejisi: Çalışan Deneyimi Havalimanı Performansını Nasıl Şekillendirir”ve “Yetenek ve Gelişim Semineri”

•  Fırat Ocak, İGA İstanbul HavalimanıHavacılık Geliştirme Direktörü – “Liderlik Taahhüdü Olarak Erişilebilirlik”

•  Server Aydın, İGA İstanbul HavalimanıDijital Hizmetler ve Ticaret Genel Müdür Yardımcısı –“Müşteri Deneyiminin Havacılık Dışı Gelirlere Etkisi”

ACI World -AirportExperienceSummitkapsamında‘Havalimanı Hizmet Kalitesi’ Forumu(Airport Service Quality -ASQ) ve ASQ Eğitimleri gibi yalnızca program üyelerine özel oturumlar da düzenlenecek. 


Janoska Ensemble, 31 Ağustos'ta Bodrum Kalesi'nde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor.


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


ULUSLARARASI MÜZİK DÜNYASININ ÖZGÜN TOPLULUĞU JANOSKA ENSEMBLE BODRUM'DA

Mozart, Bach, Vivaldi ve Piazzolla gibi klasik müziğin büyük bestecilerini kendine özgü üslubuyla yeniden yorumlayan Janoska Ensemble, 31 Ağustos'ta Bodrum Kalesi'nde müzikseverlerle buluşmaya hazırlanıyor. E.C.A. ana sponsorluğunda gerçekleşecek konser, klasik müziği yenilikçi yorumlarla buluşturan eşsiz bir performansa ev sahipliği yapacak.

 Son yıllarda kültür ve sanat alanındaki uluslararası organizasyonlarla adından söz ettiren Bodrum, bu kez dünya çapında ilgi gören Janoska Ensemble'ı ağırlamaya hazırlanıyor. Avrupa'nın önemli konser salonlarında ve prestijli festivallerinde sahne alan topluluk, Bodrum Kalesi'nin tarihi dokusunda gerçekleştireceği konserle sanatseverlere unutulmaz bir müzik deneyimi sunacak. 

Klasik müziğe getirdiği özgün yaklaşımı "Janoska Style" olarak tanımlayan topluluk, doğaçlamayı klasik eserlerle buluşturarak her konserinde benzersiz bir performans ortaya koyuyor. Cazdan tangoya, Latin ezgilerinden dünya müziğine uzanan zengin müzikal birikimiyle Janoska Ensemble, klasik müziğin sınırlarını genişleten yorumlarıyla uluslararası müzik çevrelerinden büyük takdir görüyor.

Tarihi Bodrum Kalesi'nde gerçekleşecek konserin biletleri Biletinial üzerinden satışa sunuluyor.

Tarihi Mekânda Evrensel Bir Müzik Yolculuğu

Mozart, Bach, Vivaldi ve Piazzolla gibi klasik müziğin büyük bestecilerini kendine özgü üslubuyla yeniden yorumlayan Janoska Ensemble, teknik ustalığı doğaçlama özgürlüğüyle harmanlayarak her dinleyiciye farklı bir konser deneyimi yaşatıyor. Topluluk, klasik müziğin geçmişe ait değil; yaşayan, dönüşen ve her performansla yeniden şekillenen evrensel bir sanat dili olduğunu sahneye taşıyor.

E.C.A. ana sponsorluğunda ve Bodrum Kalesi'nin tarihi atmosferinde gerçekleşecek konser, kültürel miras ile çağdaş müzik anlayışını aynı sahnede buluştururken, Bodrum'un uluslararası kültür-sanat kimliğine de önemli bir katkı sağlayacak. 31 Ağustos akşamı gerçekleştirilecek bu özel performans, yaz sezonunun en dikkat çekici sanat etkinliklerinden biri olmaya hazırlanıyor.


TURİZMİN KALBİ ATF TÜRKİYE’YE 2 AY KALDI


HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


TURİZMİN KALBİ ATF TÜRKİYE’YE 2 AY KALDI

Türkiye’nin ve Akdeniz’in en verimli turizm fuarı ATF Türkiye iki ay sonra, 26–27–28 Ekim 2026 tarihlerinde sekizinci kez Antalya’da düzenlenecek.

İş Bankası ana sponsorluğu ve Kilit Hospitality ana partnerliğinde ANFAŞ Uluslararası Fuar Merkezi’nde gerçekleştirilecek ATF26 Türkiye, bu yıl “HospitalityIntelligence” temasıyla turizm dünyasını Antalya’da buluşturacak. 100’ü aşkın ülkeden 40.000’in üzerinde profesyonel ziyaret, 1.000’den fazla turizm markası ve 2.500’ün üzerinde uluslararası seyahat acentası temsilcisinin katılımının beklendiği ATF; üç gün boyunca turizm ticaretinin, yeni iş birliklerinin ve sektörün gelecek vizyonunun merkezi olacak.

54 Milyar Euro’yu Aşan Ticaret Hacmi

ATF26 Türkiye’nin ticari gücünü bu yıl da önemli rakamlar ortaya koyuyor. Toplamda 54 milyar Euro’yu aşan ticaret hacmine ve 56 milyondan fazla yolcu kapasitesine sahip lider seyahat acenteleriATF’de bir araya gelecek.

Fuarda yer alacak otel markaları ise toplam 240.000’in üzerinde yatak kapasitesi ve yılda 6 milyondan fazla turist ağırlama potansiyeliyle küresel turizm pazarının güçlü temsilcileri arasında yer alacak. Otellerden tur operatörlerine, destinasyonlardan seyahat acentelerine ve turizm teknolojilerine kadar sektörün farklı bileşenleri yoğun B2B görüşmelerle yeni ticari bağlantılar kuracak.

HospitalityIntelligence ATF26’ya Yön Verecek

ATF26 Türkiye’nin bu yılki vizyonunun merkezinde yer alan HospitalityIntelligence; yapay zekâ, dijital dönüşüm, veri odaklı yönetim, sürdürülebilir değer üretimi ve insan odaklı liderliği bütüncül bir turizm yönetimi yaklaşımında bir araya getiriyor. Bu vizyon, fuarın içerik programından dijital altyapısına ve yeni projelerine kadar ATF26’nın farklı alanlarına yön verecek.

Fettah Tamince ATF26 Türkiye’nin KeynoteSpeaker’ı Olacak

Turizm dünyasının önde gelen isimleri de ATF26 Türkiye sahnesinde yerini alacak. Rixos Hotels Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Fettah Tamince, 26 Ekim’de gerçekleştirilecek açılış programının ardından ATF26 Türkiye’nin keynotespeaker’ı olarak sektör profesyonellerine seslenecek. Tamince; Türk turizm markalarının küresel yolculuğu, resort turizminin dönüşümü, Türkiye’nin uluslararası rekabetteki konumu ve turizmin gelecek vizyonuna ilişkin değerlendirmelerini paylaşacak.

17 Şehir ATF Tourism Cities’te Buluşacak

ATF26’nın yenilikleri bununla sınırlı kalmayacak. İlk kez hayata geçirilen ATF Tourism Cities kapsamında Türkiye’nin farklı bölgelerinden 17 şehir, yerel yönetimleri ve turizm vizyonlarıyla aynı platformda buluşacak. Tourism CitiesSummit’te şehir markalaşması, 12 ay turizm, gastronomi ve kültür rotaları, sürdürülebilir destinasyon yönetimi ve yeni yatırım alanları ele alınacak. ATF26 StartupHub ise “InnovationMeetsIndustry” mottosuyla turizm teknolojileri geliştiren girişimleri otel grupları, tur operatörleri, seyahat acenteleri, havayolları ve sektörün karar vericileriyle doğrudan buluşturacak.

ATF World ile Yeni Nesil Fuar Deneyimi

ATF Türkiye’nin dijital dönüşümünde ise resmi mobil uygulama ATF World yeni nesil fuar deneyiminin merkezinde yer alacak. Kayıt, QR kodlu dijital giriş kartı, B2B görüşmeleri, etkinlik programı, anlık duyurular ve profesyonel bağlantılar tek platform üzerinden yönetilecek. Böylece ATF26 Türkiye, fiziksel fuar deneyimini veri ve teknolojiyle desteklenen bütünleşik bir iş ağına dönüştürecek.

Sürdürülebilirlik ve Eğitime Destek

Sürdürülebilirliği de organizasyonun temel başlıklarından biri olarak konumlandıran ATF26 Türkiye, BioscoreSustainability iş birliğiyle sorumlu atık yönetimi, karbonsuzlaşma ve dijitalleşme çalışmalarını genişletirken; Türk Eğitim Vakfı (TEV) iş birliğiyle yürütülen ATF SHE – SustainableHospitalityEducationScholarship burs fonuyla turizm ve otelcilik alanında eğitim gören genç kadınların eğitimine destek vermeyi sürdürüyor.

Turizm, ticaret, teknoloji, önde gelen destinasyonlar, sürdürülebilirlik ve sektörün gelecek vizyonu 26–27–28 Ekim’de Antalya’da aynı çatı altında buluşacak.

Detaylar için antalyaturizmfuari.com adresini ziyaret edebilirsiniz.

25 Ağustos 2026 Salı

Küresel online seyahat acenteleri Türkiye’yi değerlendirecek

HABER-ARTİN ŞİRİNPINAR


KÜRESEL ONLINE SEYAHAT ACENTELERİNİN GÖZÜNDEN TÜRKİYE TURİZM PAZARI

Expedia Group, Trip.com ve Booking.com yöneticileri, Türkiye turizm pazarındaki dönüşümü, değişen seyahat alışkanlıklarını ve küresel trendleri değerlendirecek

Türkiye’nin ve dünyanın turizm profesyonellerini İstanbul’da buluşturan Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı, küresel online seyahat acentelerinin Türkiye turizm pazarına ilişkin değerlendirmelerinin ele alınacağı önemli bir oturuma ev sahipliği yapmaya hazırlanıyor. 24-25 Eylül 2026 tarihlerinde Yenikapı Avrasya Gösteri ve Sanat Merkezi’nde gerçekleştirilecek fuar kapsamında düzenlenecek “Küresel OTA Devleri Gözünden Türkiye Turizm Pazarı” başlıklı oturumda, küresel ölçekte faaliyet gösteren online seyahat acentelerinin (OTA) Türkiye pazarına ilişkin perspektifleri masaya yatırılacak.

Küresel online seyahat acenteleri Türkiye’yi değerlendirecek

25 Eylül Cuma günü saat 14.30-15.10 arasında gerçekleştirilecek oturumda; Expedia Group Türkiye Bölge Müdürü Aslı Şehirli Acarkan, Trip.com Türkiye Yunanistan ve Kıbrıs Ülke Müdürü Abdullah Kural ve Booking.com Türkiye Bölge Müdürü Bircan Kaan konuşmacı olarak yer alacak.

Küresel ölçekte seyahat planlama ve rezervasyon süreçlerinde önemli bir rol üstlenen online seyahat acentelerinin yöneticileri, Türkiye turizm pazarını farklı perspektiflerden değerlendirecek. Oturumda Türkiye’nin küresel seyahat pazarındaki konumu, değişen tüketici beklentileri, seyahat alışkanlıklarındaki dönüşüm ve online seyahat acentelerinin turizm sektöründeki rolü gibi başlıkların ele alınması bekleniyor.

Değişen seyahat alışkanlıkları ve dijital dönüşüm gündemde

Seyahat planlama ve rezervasyon süreçlerinin giderek daha fazla dijital kanallar üzerinden şekillendiği günümüzde, online seyahat acenteleri turizm ekosisteminin önemli aktörleri arasında yer alıyor. Tüketicilerin seyahat kararlarını etkileyen yeni alışkanlıklar, destinasyon seçiminde dijital kanalların rolü ve seyahat deneyiminin rezervasyon sürecinden konaklama sonrasına kadar geçirdiği dönüşüm, sektörün geleceğine ilişkin önemli göstergeler sunuyor.

“Küresel OTA Devleri Gözünden Türkiye Turizm Pazarı” oturumunda, Türkiye’nin bu dönüşüm içerisindeki konumu, küresel seyahat talebindeki değişimler ve Türkiye’nin uluslararası pazarlardaki görünürlüğünü güçlendirecek fırsatlar, dünyanın önde gelen online seyahat acentelerinin yöneticileri tarafından değerlendirilecek.

Türkiye’nin küresel turizm rekabetindeki konumu masaya yatırılacak

Türkiye’nin sahip olduğu destinasyon çeşitliliği, farklı seyahat segmentlerine hitap eden turizm ürünleri ve uluslararası pazarlardaki güçlü konumu, ülkeyi küresel seyahat ekosisteminin önemli destinasyonlarından biri haline getiriyor. Bu doğrultuda online seyahat acentelerinin Türkiye pazarına ilişkin gözlemleri, mevcut turizm talebinin değerlendirilmesi ve gelecek döneme yönelik fırsatların ortaya konulması açısından önem taşıyor.

Oturumda küresel seyahat trendlerinin Türkiye’ye yansımaları, tüketicilerin seyahat planlama ve satın alma davranışlarındaki değişimler, dijital kanalların destinasyon tercihleri üzerindeki etkisi ve Türkiye’nin küresel turizm pazarındaki rekabet gücünü artırabilecek yeni fırsatların da gündeme gelmesi bekleniyor.

Turizmin geleceği küresel perspektiften değerlendirilecek

Uluslararası İstanbul Turizm Fuarı; kamu, özel sektör, yatırımcılar, destinasyon temsilcileri ve turizm profesyonellerini aynı platformda buluşturarak sektörün geleceğine ilişkin fikir alışverişine zemin hazırlıyor. Küresel online seyahat acentelerinin yöneticilerini aynı sahnede buluşturacak bu oturum ise Türkiye turizminin, dünyanın önde gelen seyahat şirketlerinin bakış açısıyla değerlendirilmesi açısından fuarın dikkat çeken buluşmaları arasında yer alacak.

Oturum, Türkiye turizm pazarının küresel seyahat hareketleri içerisindeki yerini, dijitalleşmenin sektöre etkisini ve değişen seyahat alışkanlıklarının geleceğin turizm dinamiklerini nasıl şekillendireceğini farklı perspektiflerle ortaya koyacak.